• Sonuç bulunamadı

Yard. Doç. Dr. Aybala SARIÇİÇEK İzmir Katip Çelebi Üniversitesi 2012

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Yard. Doç. Dr. Aybala SARIÇİÇEK İzmir Katip Çelebi Üniversitesi 2012"

Copied!
36
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Yard. Doç. Dr. Aybala SARIÇİÇEK İzmir Katip Çelebi Üniversitesi

2012

(2)

`

İnsanda ruhsal gelişim olgunlaşma (maturation) ve  bireyleşme ve toplumsallaşma süreçlerinin birbirini  etkilemesi ile olur. 

`

Olgunlaşma: Organizma içinde doğuştan varolan gelişmemiş yetilerin öğrenme olmaksızın 

kendiliklerinden gelişmesi 

`

Bireyleşme‐toplumsallaşma: Öğrenme ile bireysel  davranışların biçimlenmesi, toplumsal davranış 

örüntülerinin oluşması 

(3)

“…Çocuklara özenle bakım verilmeli, davranışların aşırılığa kaçmaması için özen gösterilmelidir. Saldırgan öfke patlamaları, korku ve bunaltı yatıştırılmalıdır. Bu önlemlerin en iyi biçimde sağlanması, çocuğun doğal istek ve eğilimlerini tanıma;

hoşlanmadığı durumları göz önünde tutmakla olur. Çocuğun doğal

yetenekleri desteklenmeli, tedirginlik kaynakları giderilmelidir. Böyle bir çocuk yetiştirme,hem beden,ruh için iyidir.Erken eğitimle alışkanlıklar ve tutumlar kişiliğe yerleşir…”

İbn-i Sina (Avicenna), 980-1037, Kanun’dan alıntı

(4)

`

Tepkisel (reaktif): 

Çocuğun zihni “tabula rasa” (=bir şablon) olarak kabul  edilir. Yeniden öğrenme ile davranışlar değiştirilebilir.

`

Yapısal (strüktürel)

ƒ

Çocuk doğarken genetik olarak bir kapasiteyi  beraberinde getirir. 

ƒ

Bowlby, Freud, Erikson ve Piaget’nin gelişim  kuramlarını buna örnek verebiliriz. 

ƒ

Yapısal gelişim kuramının bir diğer önemli kavramı ise 

dönemlerdir.

(5)

Cinsel:

` Cinsel (seksüel) ve eşeysel (genital) kavramları birbirinden  ayrılmalıdır.

` Cinsel kavramı yalnızca eşeysel organların birleşme‐üremeye  dönük duygu ve eylemlerini içermez.

` Organizmanın haz veren herhangi bir nesne ya da uyarana  yönelişi anlamındadır. 

` Sevilen, haz veren, doyum sağlayan her nesnenin cinsel niteliği  vardır. 

` Freud cinsel yaşamın çocukluğun ilk çağlarından itibaren  başladığı görüşündedir. 

(Cinsel sapıklıkların incelemelerine, genital organlar dışında bir çok beden 

parçasının haz kaynağı olabilmesine ve çocukluk çağında da cinsel uyarılışların  olabilmesine dayanır)

(6)

Libido kuramı: 

`

Her dürtünün bir amacı, bir nesnesi, bir kaynağı var. 

`

Amacı boşalma ve doyum. 

`

Nesnesi boşalma ya da doyum sağlayacak herhangi bir  şey.

`

Kaynağı erotojen zonlar‐cinsel haz bölgeleri: oral, anal,  genital bölgeler.

`

Psikoseksüel gelişim kuramında her dönem dürtülerin 

kaynaklandıkları bölgelere göre isim alır. Örneğin oral 

dönem. 

(7)

Psikoseksüel gelişim dönemleri:

`

Freud her dönemi dürtülerin kaynağı, düzenlenişi,  yönelişi, dışa vuruluşu, karşılaştıkları engeller ve  çatışmalar bakımından tanımlamaya çalışmıştır.

`

Bu kurama göre belli bir dönemin özelliklerini yetişkin  çağda da belirgin biçimde taşımak o döneme 

saplanmayı (fiksasyonu) gösterir, o dönemle 

adlandırılan kişilik yapısını belirler: oral kişilik, anal 

kişilik gibi.. 

(8)

`

Erikson’un kuramı psikoseksüel kuramla toplumsal  gelişim arasında köprü kurmuştur. 

Özel kavram ve terimler:

`

Aşamalı oluşum ilkesi (epigenetic principle)

`

Organ işlev biçimi (organ mode)

`

Toplumsal işlev örüntüsü (social modality)

`

Ruhsal toplumsal dönemler (psycho‐social stages)

(9)

` Gelişen organizmanın bir taban planı vardır.

` Organizmanın parçaları bu plana göre belli bir zaman ve sıra  ile gelişir.

` Sonuçta işlev gören bir bütün ortaya çıkar.

` Her dönem kendisinden sonraki döneme hazırlayan bir  basamak. 

` Her dönemin kendine özgü 

Gereksinimleri

Tamamlanacak görevleri

Çözülecek sorunları

Duyarlı yönleri

Özgül çatışma ve bunalımı (crisis) vardır.

(10)

`

Belli bir dönemin ağırlık noktası olan bölgeye ait 

işlevler tüm organizmaya yayılarak egemen bir işlev  biçimi oluşturur. 

(örn: oral dönemde ağız bölgesinin temel işlevi içe alma)

`

Bu dönemde organizma bütün yüzeyi, bütün duyu  organları ile bu işlevi kullanır. 

(örn: yalnızca ağız yolu ile değil, görme, işitme, koklama,  dokunma, solunum yolu ile de içe alma. Oral‐

respiratory‐sensory dönem)

(11)

`

Her dönemin kendine özgü organ işlev biçimi, çevre  ile sürekli bir etkileşim içindedir.

`

Örneğin süt çocukluğu döneminde alıcı bir organizma  ile verici bir çevre sürekli etkileşim içinde. Toplumsal  bir alışveriş sözkonusu.

`

Bu dönemde kazanılan yetiler: başkalarından verileni  alma‐alabilme, isteyerek alma‐alabilme, uğraşarak  alma‐alabilme, giderek verme‐verebilme...

`

İçe alma bir organ işlev biçimi, alma verme ise bir 

toplumsal işlev örüntüsüdür, bir benlik yetisidir.

(12)

Her dönem için organ işlev biçimleri  ve toplumsal etkileşimlerle oluşan 

işlev örüntüleri gelişir. 

Benlik o döneme özgü bir  bunalımdan (kriz) geçer

O döneme özgü bir benlik sorununu çözer Bir gelişmeyi tamamlar

Özel bir benlik ögesinin temel taşını kazanır. 

(13)

`

Her dönem birbirine karşıt iki temel öge ile adlandırılır.

`

Örneğin ilk dönem temel güvene karşı temel  güvensizlik.

`

Her iki öge de çekirdek halinde bulunur.

`

Önemli olan dengenin olumlu öge yönünde gelişmesi. 

`

Her döneme özgü iki karşıt benlik ögesi ile tanımlanan 

sekiz evre bulunur.

(14)

` Süt çocukluğu çağı, 0‐1 yaş. 

` Biyolojik ve ruhsal gereksinimler arasında sınır yok.

` Haz ilkesi temel ilkedir (hemen şimdi ister‐erteleyemez).

` Çocuk dışarıdan verilecek bakıma tümden bağımlı ve  çaresizdir.

` Haz ve acı veren uyaranlara bütün bedenle tepki verir.

` Erotojen bölge ağız ve dudaklar.

` Organ işlev biçimi: içe alma (yalnız ağızla değil tüm  organizmayla)

` Toplumsal işlev örüntü: çevreyle etkileşim sonucunda almak  ve vermek yetisi kazanılır.

(15)

` Almayı becerebilen rahat, sağlıklı bir organizma‐ rahat 

verebilen anne ve toplum gerekli. Karşılıklı işleyen bir bütün. 

` Bebeğin ilk toplumsal başarısı:  büyük kaygı ya da öfkeye  kapılmadan , annesinin gözünün önünden kaybolmasına, bir  süre uzak kalmasına dayanabilmesi.  

` Çocuk kendisine sürekli bakım veren kişiye bağlanır  (attachment). 

` Bakımverende de karşılıklı bir bağlanma oluşur (simbiyotik  ilişki).

` Anne çocuk ilişkisinin niteliği çocuktaki güven duygusunun  temelini oluşturur.

Süreklilik

Tutarlılık

Aynılık

TEMEL GÜVEN

“Çevremdekiler bana bakıyor, veriyor. Ben

verilmeye,bakılmaya değer bir varlığım. “

(16)

`

Sorun kaynakları bakımverenle ya da bebekle ilişkili  olabilir (bedensel hastalıklar, doğumla ilişkili 

komplikasyonlar, anne yitimi, anne yoksunluğu vb.)Æ uzun sürerse temel güvensizlik hakim olur.

Oral dönemde saplanma ve oral bağımlı kişilik: 

`

En belirgin davranış biçimi bağımlılık, edilginlik

`

Oral dönemde aşırı doyurulma ya da aşırı doyumsuzluk  neden olabilir.

`

Oral dönem özelliklerine aşırı tutunur (oburluk, sigara‐

alkol‐madde bağımlılığı vb.)

`

Başkalarından almaya alışmış, aşırı isteyici, bağımlı kişi.

(17)

` 2‐3 yaş. (Terrible twos)

` Yürür, konuşur, kendisini çevresinden ayrı bir varlık olarak  algılamaya başlar, bağımsızca isteme ve davranma yetilerinin  yapıtaşları gelişir.

` Dışkılama ve işeme büzgeç kasları (sfinkter fonksiyonu)gelişir.

` Erotojen zone: Anal ve üretral bölgeler

` Yeni kazanılan yeti: idrarı/dışkıyı tutma bırakma

` Anal işlevle ilgili yetilerini çevreyle etkileşim aracı gibi kullanır. 

Kızınca dışkısını tutma, yapmama ya da olmadık yerde  bırakıverme gibi..

` Toplumun iyi, kötü, doğru, yanlış gibi yargıları ile karşılaşır. 

` Duygu ve davranışlarda iki‐değerlilik (ambivalans)  belirgindir.

` Bu dönemde çocuk inatçı, ters, pasaklı, dağınıktır. Severken    tırmalar. 

(18)

` Organ işlev biçimi: Tutma, bırakma

` Toplumsal işlev örüntüsü: İnsanları, eşyayı, parayı, 

alışkanlıkları, sevgiyi vb tutmak, bunlara tutunmak ya da  bunları bırakmak, bırakabilmek.

` Olumlu benlik özelliği: Özerklik duygusu

` Özerklik duygusu birbirine karşıt istek ve eğilimler arasında  seçim yapabilme gücüdür.

` Olumsuz benlik özelliği: Utanç ve şüphe

(19)

` Katı tuvalet eğitimi, 

` aşırı cezalandırıcı, müphem korkular aşılayıcı tutumlar, 

` çocuğun özerklik eğilimlerini köstekleyen, bağımlılığı destekleyen aşırı  koruyucu, denetleyici tutumlar, 

` aşırı düzenlilik, titizlik eğitimi, 

` çocuğa ayıp günah kavramlarının fazla aşılanması bu dönemde fiksasyona  neden olabilir. 

` Anal kişilik: aşırı titiz, tuvalet işlemleri ile aşırı uğraşma, cimri, inatçı, aşırı  düzenli, kararsız. Obsesif kompulsif kişilik türü. 

(20)

` 3‐7 yaş arasını kapsar.

` 2,5‐3 yaştan itibaren eşeylik ayrılıkları ile ilgili düşünceler.

` Erotojen zon: Eşeysel organlar

` Freud’a göre erkek eşeysel organı hem kız, hem erkek çocuk  zihninde üstün kabul edilir: Fallusun üstünlüğü ilkesi

` Psikanalize göre  bu dönemde en önemli iki sorun: 

İğdişlik korkusu

Oedipus Karmaşası

` Araştırma ve öğrenme tutkusu temel niteliktir. Kendi 

bedenine, cinsel ayrılıklara, çevrede olup biten her şeye karşı  derin bir merak. 

` Egosantrik durumdan sosyosantrik duruma ilerler (Piaget)

(21)

`

Cinsel ayrılıkların öğrenilmesi, cinsel benlik 

duygusunun başlaması, cinsiyete uygun rollerin  benimsenmesi

`

Cinsel yasakların ve değerlerin öğrenilmesi

`

Cinsel rollerin benimsendiği oyunlar

`

3‐4 yaştan itibaren giricilik, atılganlık, merak, büyüme 

isteği, girişim duygusu

(22)

`

Organ işlev biçimi: Giricilik (intrusive mode), girişme

`

Toplumsal işlev örüntüsü: Becerme

`

Oedipus Karmaşası ve anne ya da baba ile özdeşim

`

Toplumun rollerine, işlevlerine, kurallarına göre  davranma, sorumluluk duygusu. 

`

Üstbenlik gelişimi

`

Yasak sevi (incest kuralı)

`

Olumlu benlik öğesi: Girişim duygusu

`

Olumsuz benlik öğesi: Suçluluk duygusu

(23)

` Erkek çocuk için penis, çocuğun bütün benliği, varlığı ile  eşdeğer bir anlam kazanır. 

` Kız çocukta olmadığını farketmesiyle birlikte bunun kendisinde  de yok edilebileceği kaygısı doğar.

` Bazen yaramazlık yaptığında, gece işediğinde ya da penisi ile  oynadığında ceza olarak penisin kesileceği söylenir. Sünnetle  korkutulabilir.

` Bu korkuya iğdişlik korkusu (castration anxiety) adı verilir.

` Kız çocukta ise iğdişlik korkusunun karşılığı penise 

imrenme’dir.  Kız çocuk, penisinin olmadığını keşfetmesi ile  derin bir eksiklik duygusu yaşar.. vs..

` Bir çok yazar bu görüşü eleştirmiş. 

` Bu duygunun erkek çocuktaki biyolojik fazlalığın farkına  varmayla değil erkek çocuğa toplumda verilen önem  nedeniyle ortaya çıktığı öne sürülmüştür. 

(24)

`

Kız çocukta ise iğdişlik korkusunun karşılığı penise  imrenme’dir.  

`

Buna göre kız çocuk, penisinin olmadığını keşfetmesi  ile derin bir eksiklik duygusu yaşar. Kendisinde de 

penis olması isteği belirir. 

`

Bir çok yazar bu görüşü eleştirmiş. 

`

Bu duygunun erkek çocuktaki biyolojik fazlalığın 

farkına varmayla değil erkek çocuğa toplumda verilen 

önem nedeniyle ortaya çıktığı öne sürülmüştür. 

(25)

`

Fallik dönemin önemli bir aşaması Oedipus karmaşası  ve bunun çözülmesi.

`

İlk sevgi nesnesi doğal olarak herkes için annedir.

`

Fallik dönemde anne erkek çocuk için cinsel bir  anlam da kazanır. Karşı cinsten sevgi nesnesi.

`

Erkek çocuk anneye özel bir sevgiyle yönelir. 

`

Bir yandan babayı rakip olarak görür, kıskanır. Bir  yandan babayı sever, onun gibi olmak ister.

`

Bu durum oedipus karmaşası olarak bilinir.

`

Erkek çocuk bu durumda baba ile özdeşim yaparak 

sorunu çözer.

(26)

`

Kız çocukta olay daha karışık.

`

Kurama göre penise imrenme kız çocuğu babaya  yaklaştırır. 

`

Anneye bağımlılık da sürmektedir. 

`

Anneyle özdeşim yaparak sorunu çözer.

`

Kızlardaki Oedipus Karmaşası bazı bilim adamlarınca  Electra karmaşası olarak da adlandırılmaktadır.

`

Süperego gelişimi, vicdan ve ahlak duygusu özdeşimin 

güçlenmesi ile gelişmektedir.

(27)

`

İğdişlik kaygısının yoğun olduğu 3‐7 yaş uygun bir yaş  dönemi değil.

`

Ya doğumdan hemen sonra, ya da olup biteni daha 

gerçekçi şekilde anlayabileceği 7‐10 yaş arasında olması  önerilir.

`

Aldatılarak, zorla tutularak, hazırlanmadan olmamalı.

`

Geleneksel ritüeller kaygıyı azaltmada etkili.

`

Cinsel organlarla ilgili korkutmalar kaygıyı artırabileceği 

için yapılmamalı. 

(28)

` Kız ya da erkeğin yetişkin yaşamda ana‐babadan kopamaması,  bir eş seçemeyişi

` Ana‐babadan ayrılma girişimleri olunca aşırı suçluluk duyma

` Evlilik yaşamında eşi ile bir türlü rahat edememe, ana‐babaya  karşı suçluluk duyguları nedeniyle aşırı düşkünlük

` Aşırı çekingenlik, çabuk suçlanma eğilimleri

` Cinsel ilişkiden korkma, kaçınma, cinsel güçsüzlük korkuları,  cinsel güçsüzlük, cinsel soğukluk

` Hipokondriak eğilimler

` Karşı cinse alırı eleştirici, olumsuz tutumlar, aşırı imrenme

` Cinsel kimlikte güvensizlikler, cinsel kimlik sapmaları

(29)

` 6‐7 ile 12‐15 yaş arasını kapsar.

` Bilişsel yetileri giderek gerçeğe daha uygun değerlendirmeler  yapacak düzeye gelir. 

` Gerçeklik ilkesi egemen olmaya başlar. Duygusal tepkiler  gerçeklere, toplumsal koşullara uygun. Daha denetimli.

` Bu dönemde cinsel uğraşların yerini ilgiler, değişik uğraşlar  (okul, oyun, spor vb.) alır. 

` Özdeşimler yoğunlaşır ve pekişir. Süperego gelişir.

` Çocuğun enerjisi sublimasyon (yüceleştirme) için kullanılır.

` Dürtüler cinsel ve saldırgan amaçlarını bırakır. 

` Olumlu benlik özelliği: Çalışma ve yapıcılık

` Olumsuz benlik özelliği: Yetersizlik ve aşağılık duygusu

(30)

`

12‐15 yaş ile 20 yaş arasıdır.

`

Fiziksel ve hormonal değişim

`

Ana‐babaya bağımlılıktan kurtulma

`

Cinsel kimliğini kabullenme

`

Toplumsal yerini araştırma

`

İş ve meslek seçimi

`

Kendini kanıtlama

`

Artan cinsel ve saldırgan dürtülerle başetme

(31)

` Daha önceki gelişim basamaklarındaki çatışmaların  alevlenmesi,

` Özdeşimlerin yeniden kurulması

` Kimlik bunalımı: Kimlik duygusunun kazanılması  X kimlik  kargaşası

` Kimlik duygusunun cinsel, toplumsal ve mesleksel ögeleri  vardır. 

` Grup kimliği önemli.

` Çocukluk ve yetişkinlik arasında bir geçiş. Çocuklukta 

öğrenilen ahlaki değerlerin yetişkin yaşamın değerleri ile  yeniden karşılaştırıldığı dönem.

` Kimlik kargaşası ruhsal çökkünlük, aşırı taşkınlık, antisosyal 

davranışlar hatta şizofreniye benzer belirtilerle ortaya çıkabilir. 

(32)

` Ergenlik sonrasıdır.

` Birey kendi kimliğini bir başkasının kimliği ile birleştirebilmeye  hazırlar.

` Yakın ilişkiler kurma

` Yakınlaşma: bireyin somut birleşmelere, eşleşmelere kendini  bırakabilmesi, özveride bulunabilmesi, ödünler verebilmesi

` Kendi kimliğini bir başkası ile birleştirirken kimliğini yitirme  kaygısı yoktur. 

` Cinsel uyum

` Yakın ilişkiler kurabilme X Yalnızlık duygusu

(33)

`

Orta yaşı kapsar

`

Benliğin en önemli işlevi: Üretkenlik (yeni bir kuşağı  oluşturmak, ona rehberlik etmek, üretim yapabilme),  yaratıcılık, üretilen, yaratılan şeylere sevgiyle 

bağlanabilme

`

Bunun karşıtı: Duraganlık ve benliğin yoksullaşması

`

Orta yaş depresyonu

(34)

`

En önemli görev: Daha önce kazanılmış benlik  özelliklerinin olgunlaşması ve bütünleşmesi

`

Benlik bütünlüğü: Benliğin kendi içinde bir düzen ve  anlamının olması, yalnızca kendini değil tüm insan  benliğini özseverliğin ötesinde sevmek, olumlu 

olumsuz, acı tatlı yönleri ile bütün bir yaşamı olduğu  gibi kabul etmek, yeniden yaşamak için pişmanlıklarla  dolu bir özlemin olmayışı.

`

Karşıtı umut yitimi ve ölüm korkusu

(35)
(36)

Bağlanma (attachment) (Bowlby, 1958)

Bu kavram çocuğun özel olarak annesine duyduğu bağı tanımlar.

Doğuştan getirilen biyolojik belirleyiciler tarafından yönlendirilir.

Bu ilişki biçimi sosyal ilişkilerin başlangıç noktasını oluşturur.

Bu davranış emme, ağlama, gülümseme, izleme, çağırma, arama, bekleme gibi davranışlarla kendini gösterdiği, anne ile çocuk arasında dinamik, birbirini besleyici bir sistem tarafından denetlenmektedir.

Annenin çocuğuna yönelik duygusal bağı "annelik duygusu" diyebileceğimiz "bonding", sözcükleriyle karşılanmaktadır.

Referanslar

Benzer Belgeler

Çarpımlar toplamı olarak elde edilmiş bir lojik ifadeyi standart çarpımlar toplamı biçiminde yazmak istiyorsak, lojik ifadedeki her terimin, tüm değişkenleri içerecek

 Kateterlerde enfeksiyon sıralaması Tunelli olmayan – periferal yerleştirilen santral kateter-tünelli kateter- implente port.. fortuitum tünelli kateter ve kateter

 ERKEN BÜYÜYEN VE SEÇİLEBİLİR FOLLİKÜL SAYISINDA

Sponsorluğu yapılan takımlar, bireysel sporcuların desteklenmesi gibi sponsor firmayı veya kuruluşu üzerinde..

55 Said Öztürk, “Katip Çelebi'nin Hayatı ve Eserleri”, Bekir Karlıağa and Mustafa Kaçar, Doğumunun 400.Yıl Dönümünde Katip Çelebi, (Ankara, T.C. Kültür ve

Şan İçin Piyano Eşlikli Düzenlenen Bursa Türkülerinin Müzik Eğitimi Ana Bilim Dallarında Kullanılması, Yaşam Boyu Eğitim Dünya Kongresi,

Gaziantep Üniversitesi Rektörlüğüne Gebze Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Giresun Üniversitesi Rektörlüğüne Gümüşhane Üniversitesi Rektörlüğüne Hacettepe

[r]