AVRUPA BİRLİĞİ TEMSİLCİLİĞİ BRÜKSEL
TUSIAD BUSINESSEUROPE ÜYESİ Dİ R AVRUPAİ ŞDÜNYASIKONFEDERASYONU ISTANBUL [email protected]
ANKARA [email protected] BRUSSELS [email protected]
BERLIN [email protected] PARIS [email protected] BEIJING [email protected] WASHINGTON DC [email protected]
www.tusiad.org
13, AVENUE DES GAULOIS B-1040 BRUXELLES T: +32 2 736 4047
HAZIRLAYANLAR : Dilek İ ştar Ateş – Dilek Aydı n “
1 - 15 Ocak
- Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Türkiye’yi mültecilere koruma sağlanması alanında desteklemek ve sunulan hizmetlere mülteci ve sığınmacıların erişimini artırmak üzere yeni bir proje başlattı. 21 ay sürecek olan proje, Avrupa Birliği (AB) tarafından Türkiye’deki Mülteciler için Mali Yardım Programı çerçevesinde 25 milyon Euro’luk bütçeyle desteklenecek. Bu proje ile Türkiye’de yaşayan mülteci ve sığınmacılara koruma sağlanmasına katkı sunmak üzere kayıt işlemleri, sağlanan korumanın izlenmesi ve desteklenmesine ilişkin faaliyetler, topluluklarla iletişimin arttırılması ve ilgili aktörler arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gibi çalışmalar gerçekleştirilecek. Projenin temel bileşenlerinden biri de adli yardıma odaklanacak.
Bu kapsamda, Türkiye Barolar Birliği (TBB) ile işbirliği yapılarak, Türkiye’nin 18 ilinde mültecilerin ve sığınmacıların adli yardım hizmetlerine erişimi kolaylaştırılacak ve güçlendirilecek. TBB tarafından
sunulan adli yardım hizmetlerine erişimin desteklenmesine yönelik faaliyetler arasında, dosyaların tespiti ve takibi için bir otomasyon sisteminin geliştirilmesi ve avukatlara özel hazırlanacak bir müfredat ile eğitimler verilmesi de yer alıyor. İnternet bağlantısı için
15 - 29 Ocak
- Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, resmi temaslarda bulunmak üzere 25 Ocak 2018 tarihinde Brüksel’i ziyaret etti. Ömer Çelik Brüksel’de AB Komisyonu Birinci Başkan Yardımcısı Frans Timmermans ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi/AB Komisyonu Başkan Yardımcısı Federica Mogherini
ile görüşmeler
gerçekleştirdi. Görüşmeler sonrasında basın toplantısı gerçekleştiren Ömer Çelik,
Timmermans ve
Mogherini’yle
T Ü R K İ Y E – A B İ L İ Ş K İ L E R İ N D E B R Ü K S E L G Ü N D E M İ
1 O c a k – 3 1 T e m m u z 2 0 1 8
B r ü k s e l
görüşmesinde terörle mücadele ve bu kapsamda Zeytin Dalı Harekatı'na dair Türkiye’nin pozisyon ve görüşlerine ilişkin bilgi verdiğini ve Türkiye’nin operasyon kapsamında insani meselelere duyarlı bir ülke olarak gerekli tedbirleri aldığını ve Türkiye’nin DEAŞ’la mücadele konusunda da sahada en güçlü mücadeleyi verdiğini bildirdiğini belirtti. Bakan Ömer Çelik, Brüksel temaslarında muhataplarına AB-Türkiye Zirvesi’nin bir an evvel yapılması gerektiğini ifade ettiğini aktararak, önümüzdeki Mart ayı gibi bir tarihin konuşulmaya başlandığını belirtti. İnternet bağlantısı için
29 Ocak - 12 Şubat
- AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı AB Dönem Başkanı Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov evsahipliğinde Varna’da gerçekleştirilecek olan AB-Türkiye Zirvesi’ne davet etti.
Donald Tusk davet mektubunda AB ve Türkiye’nin ortak ilgi alanında olan konular ve hukukun üstünlüğü, temel özgürlükler gibi alanlardaki son gelişmelerin yanı sıra bölgesel ve uluslararası konuların zirve kapsamında ele alınmasının öngörüldüğünü belirtti. AB-Türkiye Zirvesi Bulgaristan’ın Varna şehrinde akşam yemeği formatında düzenlenecek. İnternet bağlantısı için
- Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda 8 Şubat’ta yapılan oylamada “Türkiye’de Mevcut İnsan Haklarının Durumu” başlıklı karar kabul edildi.
Kararda “Türkiye'de temel hak ve özgürlüklerde ve hukukun üstünlüğü alanında geriye doğru bir gidiş bulunduğu, yargı bağımsızlığı alanındaki eksikliklerin endişe verici olduğu” ifadelerine yer veriliyor.
Dışişleri Bakanlığı’nın konuya ilişkin açıklamasında AP kararı “güvenlik koşulları bakımından hayati sınamaları barındıran bir coğrafyada yer alan ve bu coğrafyada istikrar unsuru olarak kalabilmesini teminen YPG/PYD, PKK, DEAŞ, FETÖ ve benzeri terör örgütlerine karşı mücadelesini kararlılıkla sürdüren Türkiye’nin içinde bulunduğu koşulları anlamaktan uzak bir karar” olarak nitelendirildi.
İnternet bağlantısı için
- Türkiye vize serbestleştirilmesi süreci kapsamında geriye kalan 7 kriterin tamamlanması üzerine önerilerini AB Komisyonu’na sundu. Avrupa Birliği Nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi Faruk Kaymakcı tarafından AB Komisyonu Birinci Başkan Yarımcısı Frans Timmermans’a iletilen belge ile vize sürecinin yeniden canlandırılmasına yönelik önemli bir adım atılmış oldu.
Önümüzdeki dönemde önerilerin AB Komisyonu tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. AB Komisyonu’nun 4 Mayıs 2016 tarihli vize serbestleştirilmesi yol haritasında sağlanan ilerlemeye ilişkin son değerlendirmesinde sürecin tamamlanması için terörle mücadele, kişisel verilerin korunması, yolsuzlukla mücadele, Europol ile operasyonel işbirliği, adli işbirliği gibi alanlarda ek adımlar atılması öngörülüyordu. AB Komisyonu ayrıca 4 Mayıs 2016’da geriye kalan kriterlerin tamamlanması önkoşulu ile Türk vatandaşlarına kısa süreli kalışlar için Schengen Alanı’na seyahatlerinde vize muafiyeti uygulanması için 539/2001 sayılı Konsey Tüzüğü üzerinde değişiklik önerisini AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu’na iletmişti.
AB Komisyonu’nun teknik açıdan kriterlerin tamamlandığını değerlendirmesi halinde kararın AB Konseyi ve Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanması gerekiyor. 4 Mayıs tarihli Vize Serbestleştirilmesi Yol Haritası Bilgi Notu için
12 - 19 Şubat
- TÜSİAD, EconomieSuisse (İsviçre İş Federasyonu) ve NHO (Norveç İş Konfederasyonu) desteğiyle, Washington’daki Johns Hopkins Üniversitesi’ne bağlı School of Advanced International Studies (SAIS), Transatlantik İlişkiler Merkezi (CTR) tarafından hazırlanan “İstihdam ve Büyüme için Kuzey Atlantik Pazarı’nın Kurulması”
başlıklı kitabının Brüksel’deki sunumu Prof. Daniel S. Hamilton tarafından gerçekleştirildi. Ekonomi alanındaki çalışmalarıyla tanınan düşünce kuruluşu Bruegel’deki “Is There Life After TTIP? The Future of Transatlantic Economic Relations” başlığı ile düzenlenen etkinliğe Prof. Daniel S. Hamilton, BusinessEurope Uluslararası İlişkiler Direktörü Luisa Santos, Prof. André
Sapir ve
Bruegel Direktör Yardımcısı Maria Demertzis panelist olarak katıldı. Etkinlikte Transatlantik ekonomik ilişkilerin mevcut durumu ve halen mevcut tıkanıklıkların aşılması için öneriler, AB ve ABD arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTYO) anlaşması müzakerelerine ilişkin Trump yönetiminden beklentiler, Türkiye ve AB ekonomisiyle entegre olmuş diğer Avrupa ülkelerinin Transatlantik ekonomi içerisinde ne şekilde konumlandırılması gerektiği gibi konu başlıkları ele alındı. Prof. Daniel S. Hamilton, ABD’deki yönetim değişikliğine karşılık AB’nin de Brexit nedeniyle kurumsal bir değişim süreci içerisinde olduğunu belirtti ve Transatlantik ekonomi ve ticaret ilişkileri çerçevesinde dört senaryodan bahsetmenin mümkün olduğunu söyledi:
1-Ekonomi ve ticaret ilişkilerini halen bulunduğu
“derin dondurucu” içerisinde muhafaza etmek.
2-TTIP müzakereleri süresince sonuca ulaştırılmış konuların bir anlaşma çerçevesinde toparlanarak, hayata geçirilmesi.
3-TTIP müzakerelerinin kaldığı yerden yeniden başlatılması.
4-Türkiye ve İsviçre, Norveç gibi ülkeleri de dahil edecek şekilde bir “Kuzey Atlantik Pazar”
oluşturulması ve bu pazarın AB ve ABD’de büyüme ve istihdama sunacağı katkının iyi düşünülmüş bir iletişim stratejisiyle tanıtılması. Raporun tamamı için
- Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi’nin (EESC) 14 Şubat tarihinde gerçekleştirilen genel kurul toplantısında, Türkiye'nin sığınmacı krizindeki rolünü değerlendiren bir görüş kabul edildi.
Türkiye’nin üç milyondan fazla sığınmacı barındırma konusundaki çabalarını değerlendiren görüşte Türkiye ve AB’nin 2016 yılı AB – Türkiye Bildirisi’ne uyumunu denetleyecek bağımsız bir mekanizma oluşturulması çağrısında bulunuldu.
Söz konusu mekanizmanın Türk resmi makamları, uluslararası sivil toplum kuruluşları ve insani yardım alanında uzmanlaşmış kuruluşlarla işbirliği içinde oluşturulması gerektiği belirtildi. Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi görüşünde ayrıca AB üye ülkelerinin sığınmacıların yeniden yerleştirilmesi ve başka üye ülkeye yerleştirilmesi konularındaki performanslarının hayal kırıklığına sebep olduğunun altı çizildi ve bazı üye ülkelerin sığınmacı krizi ile ilişkili olarak sergilediği yabancı düşmanı tutumları şiddetle kınandı; bu ülkelerin izlediği tutumun AB'nin temel değerlerine aykırı olduğu belirtildi. İnternet bağlantısı için
- Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, 15-16 Şubat’ta AB
Dönem Başkanı
Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da gerçekleştirilen ve AB Gayrıresmi Dışişleri Bakanları Toplantısı’na (Gymnich) katıldı. İnternet bağlantısı için
19 Şubat – 26 Mart
- AB ile Türkiye arasındaki ikili zirve, AB Dönem Başkanlığı’nı yürütmekte olan Bulgaristan’ın Varna şehrinde 26 Mart’ta gerçekleştirilecek. Türkiye saati ile 19:00’da başlayacak olan zirvede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB
Başkanı Jean-Claude Juncker, Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov bir araya gelerek, Gümrük Birliği'nin güncellenmesi, vize serbestisi, Suriyelilere yönelik mali yardımın hızlandırılması ve terörle mücadeleye yönelik somut adımlar atılması gibi konular ele alınacak. Bir önceki zirve 25 Mayıs 2017’de gerçekleştirilmişti. İnternet bağlantısı için
- 22-23 Mart’ta Brüksel’de gerçekleştirilen AB Liderler Zirvesi sonuç bildirgesinde Ege ve Doğu Akdeniz’deki gelişmeler değerlendirildi. Zirve karar bildirgesinde AB Liderleri Yunanistan ve G. Kıbrıs ile dayanışma içinde olduklarını ifade ederek, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege’deki eylemlerine son vermesi çağrısında bulundu. Kararda ayrıca, Türkiye’nin AB üyeleriyle ilişkilerini normalleştirmesi ve iyi komşuluk ilişkileri içinde bulunması gerektiği hatırlatıldı; Türkiye’de gözaltında bulunan bazı AB vatandaşlarının tutukluluk sürelerinin devam etmesinin endişe verici olduğu belirtildi. Tüm konuların üye ülkelerle yapıcı diyalog içerisinde çözümlenmesi çağrısı yapıldı. İnternet bağlantısı için
26 Mart – 3 Nisan
- AB ile Türkiye arasındaki ikili zirve, AB Dönem Başkanlığı’nı yürütmekte olan Bulgaristan’ın Varna şehrinde 26 Mart’ta gerçekleştirildi. Zirvede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk, AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ve Bulgaristan Başbakanı Boyko Borissov bir araya gelerek, Türkiye’nin AB’ye üyelik müzakereleri çerçevesinde ortak gündem başlıklarını ele aldı. Zirve sonrasında bir basın toplantısı gerçekleştiren liderler şu açıklamaları yaptı:
AB Konseyi Başkanı Donald Tusk:
• Bugünkü AB-Türkiye görüşmeleri her iki tarafın ilişkilere verdiği önemi bir kez daha gösterdi.
• Geçtiğimiz yıl Brüksel’deki son zirvede taraflar arası diyaloğun artırılması kararı alınmıştı.
Geçen süre içerisinde AB ile Türkiye arasında sayısız önemli görüşmeler yapıldı.
• Göç ve sığınmacılara yönelik destek konusunda AB ve Türkiye
ortaklığı sıkı bir şekilde devam etmektedir.
• AB üyeliğine aday bir ülke olarak
Türkiye, demokrasinin gelişmesi ve en yüksek standartta sürdürülmesi yönünde taahhüdü bulunmaktadır.
• Darbe teşebbüsü ve terör saldırılarının ardından Türkiye’nin güvenliğini sağlamak için atması gereken adımların AB olarak farkında olmakla birlikte, başvurulan bazı yöntemlerin Türkiye’de temel özgürlükler ve hukukun üstünlüğünü göz ardı etmesinden endişe duymaktayız.
• Terör örgütlerine karşı verdiğimiz ortak mücadelede özellikle “yabancı terörist savaşçılar” alanında Türkiye ile işbirliğini derinleştirmek istiyoruz. İnternet bağlantısı için
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan:
• Türkiye-AB ilişkilerinde zorlu bir dönemi geride bırakmış olmayı umuyoruz.
• Türkiye vize serbestisi konusunda üzerine düşeni yapmış ve AB’li muhataplarından geri dönüş beklemektedir. Şubat ayı başında AB Komisyonu’na sunulan bu konuyla ilgili çalışma belgesi üzerindeki değerlendirmelerini AB bir an önce tamamlamalıdır.
• Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmalarına başlanmalıdır. Bu tür teknik konular siyasetin meselesi hâline getirilmemelidir. Her iki tarafın da faydasına olan başlıklarda süratle mesafe alınmalıdır.
• AB, serbest ticaret anlaşmaları ile ilgili sorunlar ve karayolu taşımacılığı konusunda
yaşanan sıkıntıların çözümüne katkıda bulunmalıdır.
• Türkiye’nin teröre karşı operasyonları Avrupa’nın da güvenliğine katkı sağlamaktadır.
• Avrupa’yla tarihî, kültürel ve insani bağlara ilave olarak; ekonomi, enerji, ulaştırma ve göçle mücadele gibi kritik başlıklarda Türkiye ve AB’nin ortak çıkarları bulunmaktadır. İnternet bağlantısı için
AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker:
• AB ve Türkiye arasındaki güveni tazeledik ve bu nedenden ötürü mutluyum.
• AB ve Türkiye aralarındaki anlaşmazlıkları kamuoyu önünde tartışmakla büyük bir hata yapmaktadır; öte yandan ortak konuları ve ortak hedeflerimizi kamuoyu önünde hiçbir zaman konuşmamaktayız.
• Biz gerçekten Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin gerçek ve stratejik partneri olmasını istiyoruz.
Stratejik partner olarak bizler samimi ve dürüst bir diyalog tesis etmeli ve devam ettirmeliyiz.
Ancak bu şekilde bizi yakınlaştıran konuları geliştireceğiz ve bizi ayıran konulara da çözüm bulacağız.
• Enerji kaynaklarımızın güvenliğinin sağlanması da dahil olmak üzere Türkiye ile pek çok alanda ortak çıkarımız bulunmaktadır.
• Avrupa Yatırım Bankası’nın da 1,5 milyar Euro’luk kredi ile desteklediği Güney Gaz Koridoru Projesi’ndeki ilerleme büyük memnuniyet vermektedir; bu proje sayesinde Azeri gazı
2018 yazına kadar
Türkiye’ye, 2020 yılına kadar da Avrupa’ya ulaşacak.
• Terör hem Türkiye’yi hem de AB’yi aynı önem derecesinde ilgilendiren ortak bir mücadele alanıdır. Ancak güçlerimizi birleştirirsek teröre karşı verdiğimiz savaşı kazanabiliriz.
• Türkiye’deki mülteci kampları AB-Türkiye dayanışmasının ve Avrupa’nın Türk topraklarındaki mültecilerle dayanışmasının somut bir örneğidir.
• Zaman zaman dile getirilen Türkiye’yle üyelik müzakerelerinin durdurulması gerektiğini iddia eden, hiçbir derinliği olmayan, demagojik ve popülist fikirlere katılmıyorum.
• Türkiye ve AB gerekli adımları atmalı; Türkiye AB ülkeleriyle ilişkilerini iyileştirmeli.
• Avrupa Birliği, Türkiye’nin kurumlarını koruması gerektiğini anlamaktadır. Türk kurumlarının güvenliği Türk ve Avrupa kurumlarının güvenliğidir. Alınan önlemler sayesinde bugün Türk kurumlarının daha da güçlendiğini ve olağanüstü hal durumunun artık kalkabileceğini düşünüyoruz.
• Türkiye ve Avrupa Birliği’nin beraber hareket etmeleri gerektiğine yürekten inanıyorum.
İnternet bağlantısı için
- Avrupa Birliği Sayıştayı, AB’nin Türkiye’ye Suriyeli sığınmacılar için yaptığı mali yardım paketini, nasıl yönetildiği, koordinasyonu, işlevi ve gözetimi ve yapılan insani yardımların ne kadar başarılı olduğu açılarından değerlendirecek. AB Konseyi’nin Türkiye’deki mülteciler için ek mali yardımda bulunulması çağrısından sonra 1 Ocak 2016’da yardım paketi oluşturulmuştu. 3 milyar Euro’luk yardım paketinin 1 milyar Euro’luk bölümü AB bütçesinden, 2 milyar Euro’luk bölümü ise üye devletlerden karşılanmıştı. AB Sayıştayı, yardım paketinin hedeflediği gibi etkin bir destek sağlayıp sağlamadığını inceleyecek. Paketle ilgili daha fazla bilgi almak isteyenler için de Sayıştay ayrı bir belge yayımladı.
Mali yardım paketi hem insani hem de diğer yardımları kapsamakta. Türkiye’deki mülteciler için verilen AB desteğinin hızlı, etkili ve eşgüdüm içinde harekete geçirilmesini sağlamayı amaçlayan mali yardım paketi AB’nin mülteci krizine yönelik en önemli araçlarından biri olma özelliği taşıyor. AB Sayıştayı yapacağı incelemeyle yardım paketinin kullanım ve işlevini değerlendirecek. Sayıştay raporunun 2018 yılı sonuna doğru yayımlanması bekleniyor. İnternet bağlantısı için
3 – 23 Nisan
- AB Komisyonu bir yıl aranın ardından Türkiye ve Batı Balkan ülkelerini içeren Genişleme Paketi’ni 17 Nisan’da açıkladı. AB’ye aday ülkelerin üyelik müzakereleri çerçevesinde sağladığı ilerlemeyi yıllık olarak değerlendiren ülke raporları 2017 yılında yayımlanmamıştı. Dolayısıyla AB Komisyonu 2018 Türkiye Raporu kapsamında Kasım 2016 tarihinde yayımlanan son rapordan bu yana kaydedilen gelişmeler değerlendirilmektedir.
Raporun giriş bölümünün resmi olmayan özet çevirisi için
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Ömer Çelik, AB Komisyonunun Türkiye Raporu hakkında yaptığı açıklamada "objektif dille yazılmış, hakkaniyete dayalı, olumlu ajanda içeren, gelecek perspektifi sunan bir eleştiri görülmediği"
eleştirisinde bulundu. Raporun İngilizce tam metni için 23 Nisan – 7 Mayıs
- 77. Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu (KPK) toplantısı 26 Nisan 2018 tarihinde Brüksel’de yapıldı. Eşbaşkanlar İsmail Emrah Karayel ve Manolis Kefalogiannis başkanlığında Brüksel’de gerçekleştirilen 77. Türkiye-AB KPK toplantısının ilk oturumunda, AB nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi Büyükelçi Faruk Kaymakcı, AB Dönem Başkanlığı adına Bulgaristan Dışişleri Bakan Yardımcısı Emilia Kraleva, AB Komisyonu Komşuluk ve Genişleme Müzakereleri Genel Müdür Yardımcısı Maciej Popowski ve AB Dış Eylemler Dairesi adına Javier Nino Perez
“Türkiye-AB ilişkileri ve katılım müzakerelerinde mevcut durum” hakkında görüşlerini KPK üyeleriyle paylaştı. Toplantının ikinci ve üçüncü oturumlarında ise “Türkiye-AB ekonomik işbirliği” ve “güvenlik”
konuları görüşüldü. İnternet bağlantısı için
7 – 14 Mayıs
- TÜSİAD, 9 Mayıs Avrupa Günü dolayısıyla bir basın açıklaması
yayımladı. 25 Mart 1957’de altı ülkenin katılımıyla bugünkü Avrupa Birliği’nin temeli olan Avrupa Ekonomik
Topluluğu’nun kurulmuş olduğu hatırlatılan
açıklamada, bugün yarım milyarı aşan nüfusu, yirmi sekiz üye ülkesi ve küresel ekonomik ve teknolojik gücü ile tarihin en önemli siyasal proje başarısı olduğu belirtiliyor ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinin de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları için birçok artı değer yarattığına işaret ediliyor:
• Transatlantik dünyanın sahip olduğu Batılı ve çoğulcu bir demokrasi,
• Modern, dinamik, düzenlenmiş rekabetçi ve kapsayıcı bir piyasa ekonomisi,
• Öngörülebilir bir hukuk sistemi,
• Sosyal refah, sağlık ve iş standartları,
• Avrupa eğitim, teknoloji ve sosyal kalkınma programlarına katılım,
• Avrupa ve dünyadan daha çok yatırım ve turist,
• Gümrük Birliği sayesinde daha çok kalemde çok daha fazla ihracat, standartları yüksek gıda ve sanayi ürünleri, tüketici hakları, çevreyi koruma kuralları…
AB üyeliğinin bir dış politika konusu değil, Türkiye’nin tüm politika alanlarında dönüşüm yaratacak, partiler üstü temel politika hedefi olduğu, üyelik sürecindeki siyasal koşulluluk ilkesinin Türkiye’nin reformlarla dönüşümünün itici gücünü oluşturduğu, AB üyelik sürecinin Türkiye’nin dünyanın diğer bölgeleriyle ilişkileri için de olumlu bir işlev gördüğü vurgulanıyor.
İnternet bağlantısı için
14 - 22 Mayıs
- Türkiye’den TÜSİAD ve TİSK’in tam üye olduğu Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu BusinessEurope Başkanlar Konseyi toplantısı AB Dönem Başkanlığı görevini yürüten Bulgaristan’da 17 – 18 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirildi. Avrupa iş dünyasının güçlü temsil kuruluşu BusinessEurope Türkiye’nin AB üyelik süreci ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesine destek veriyor. AB Dönem Başkanı Bulgaristan'ın başkenti Sofya’da gerçekleştirilen toplantıya TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen, TÜSİAD ve TİSK Avrupa Birliği Temsilcisi Dilek Aydın katıldı.
Başkanlar Konseyi programı BusinessEurope üye kuruluşları Başkanlarının Avrupa’daki siyasi ve ekonomik gelişmeler konusunda görüş alışverişinde bulunmak üzere Bulgaristan Cumhurbaşkanı Rujmen Radev ziyareti ile başladı. İş dünyası Sofya Zirvesi’nde aynı zamanda Bulgaristan AB Dönem Başkanlığından sorumlu Bakan Lilyana Pavlova’nın katılımıyla AB Bulgaristan Dönem Başkanlığı ve Avrupa’nın geleceği konularını ele aldı. 2019 Avrupa Parlamentosu seçimleri ve 2019-2024 dönemi için işdünyasının stratejik yaklaşımı ve öncelikleri görüşüldü. Dijitalleşme, AB tek pazarı, Euro Alanı mimarisinin yanı sıra küreselleşme, AB ticaret politikasının evrimi, çok taraflı ticaret gündemi, çevre, enerji ve iklim politikaları bu kapsamda öne çıkan alanlar arasındaydı. Göç ve güvenlik politikası da Avrupa’nın geleceğinde merkezi unsurlar olarak belirlendi. Ayrıca Brexit süreci, ABD ve Çin ile ilişkiler dahil olmak üzere küresel ekonomi alanında belirleyici gündem maddeleri üzerine görüş alışverişi gerçekleştirildi.
TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik Sofya Zirvesi'nde yaptığı konuşmada iş dünyasının Türkiye’nin AB üyelik sürecinin sürdürülmesi kararlılığını teyit etti.
Belirsizliklerle tanımlanan küresel gündemde Avrupa’nın istikrar ve öngörülebilirliğin merkezi
olarak yükselmesini desteklemek üzere Türkiye’nin AB entegrasyon sürecinde vakit kaybetmeden somut ilerleme sağlanması gerektiğini belirtti. Bu yönde Avrupa iş dünyasının dijital ekonomi boyutu dahil olmak üzere Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinin önümüzdeki dönemde hızla başlatılması çağrısını yineledi. Bilecik, AB-Türkiye entegrasyon sürecinde atılacak somut adımların AB’nin sürdürülebilir, kural temelli ekonomik ve sosyal düzenin temsilcisi olarak küresel etki alanını genişletmesi için de bir gereklilik olduğunu vurguladı.
BusinessEurope Avrupa'nın geleceği üzerine Eylül 2017'de yayımlanan ve AB Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ile paylaşılan tutum belgesinde, Türkiye'nin AB sürecinin koşulluluk ilkesi korunarak, tarafların Gümrük Birliği'nin güncellenmesi sürecine odaklanması gerektiğini kaydetmiştir. Tutum belgesinde ayrıca, dijital ekonomi, güvenlik ve enerji alanlarında ilerlemenin altı çizilmiş; hukukun üstünlüğü ve demokrasinin önemi vurgulanmıştır. BusinessEurope 1995 yılında AB-Türkiye Gümrük Birliği'nin oluşturulmasına, 1999 yılında Türkiye'nin AB Konseyi tarafından resmen “aday ülke” olarak tanınmasına, 2004 yılında AB üyelik müzakereleri sürecinin başlatılmasına, Türkiye'de demokratik reform sürecine ve Türkiye'nin Transatlantik ekonomiye dahil edilmesine destek vermiştir. İnternet bağlantısı için
22 – 28 Mayıs
AB - Türkiye
- AB ülkeleri, Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye resmi temsilcileri ile AB Komisyonu, Avrupa Merkez Bankası, Batı Balkan ülkeleri ile Türkiye’den merkez bankalarının temsilcileri yıllık ekonomi politikaları diyaloğu için bir araya geldi. Toplantıda Bosna Hersek dışındaki Batı Balkan ülkeleri ve Türkiye orta vadede rekabet gücünü artırmak için yürütülmesi gereken yapısal reformlara (işgücü piyasası ve eğitim, enerji, yenilik ve iş ortamı gibi alanları etkileyerek) ilişkin çalışmaların ana hatlarını
çizen 2018-2020 Dönemi Ekonomik Reform Programını sundu.
Katılımcıların Kopenhag ekonomik kriterlerine bağlılık taahhütlerini yeniden teyit ettiği toplantıda Türkiye ile ilgili olarak şu konulara vurgu yapıldı:
• Dış kaynak bağlılığı Türk ekonomisi açısından potansiyel risk kaynağıdır. Özel sektör tasarruflarının orta vadede teşvik edilmesi gerekmektedir.
• Para politikasının fiyat istikrarı arayışına odaklanması ve enflasyonu hedeflenen oranlara getirmek üzere sıkı bir duruş sergilemesi gerekmektedir. Enflasyon beklentilerinin bir çapaya bağlanması ve yerel para birimine yönelik güvenin artmasının sağlanması öncelik olarak belirlenmelidir.
• İş yapış ortamının iyileştirilmesi amacıyla yargı ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi gereklidir. İflas prosedürlerinin maliyetinin ve süresinin azaltılması amacıyla üzerinde değişiklikler yapılmış olan iflas yasası uygulamaya konulmalıdır.
• Ar-ge desteğine yönelik strateji yürürlüğe konulmalıdır. Özel sektörün yenilikçi üretim tekniklerine yoğunlaşması teşvik edilmelidir.
• Güvenceli esneklik sunan bir istihdam piyasasının oluşturulması sağlanmalı, kıdem tazminatı sistemi reformu dahil olmak üzere, kayıt dışı istihdamı azaltmak amacıyla özellikle tarım dışı faaliyetlere odaklanan denetim kapasitesinin genişletilmesi gerekmektedir.
• Gençler ve kadınlara yönelik istihdam olanakları yaratmak üzere destek sağlanmalıdır.
• Büyüme potansiyeline sahip ve beceri ihtiyaçları olan sektörlere yönelik mesleki eğitim yaygınlaştırılmalıdır. İnternet bağlantısı için
28 Mayıs – 4 Haziran
- Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki vize serbestisi diyaloğu toplantısı, Dışişleri Bakanlığı ile AB Komisyonu yetkilileri arasında 31 Mayıs’ta Ankara'da düzenlendi. Toplantıda, AB ile vize serbestisi diyaloğu kapsamında henüz
karşılanmayan kriterlere ilişkin, Şubat ayında AB Komisyonu'na sunulan çalışma planı hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. AB Komisyonu, vize
serbestisi diyaloğunun yeniden
canlandırılmasından duyduğu memnuniyeti ifade etmesinin yanı sıra çalışma planını kalan kriterlerin karşılanmasına yönelik olumlu bir adım olarak gördüklerini, 2016'dan bu yana geçen sürede yaşanan gelişmelerin yarattığı zorlukları bildiklerini vurguladı. Komisyonla teknik çalışmaların gelecek dönemde sürdürülmesi konusunda mutabakata varıldı. İnternet bağlantısı için
4 Haziran – 2 Temmuz
- 28 Haziran’da gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nde AB devlet başkanları ve başbakanları Türkiye'deki Sığınmacılara Yönelik Yardım’ın 3 milyar Euro’luk ikinci diliminin aktarılmasını onayladı. Brüksel’de 28 Haziran Perşembe günü toplanan AB liderlerinin ele aldığı en önemli başlıklardan biri olan “göç”
konusuna dair tartışmalar akşam saatlerine ulaşılmasına karşın İtalya Başbakanı Giuseppe Conte’nin vetosu nedeniyle karara bağlanamamıştı.
Gece boyunca süren müzakereler sonucunda uzlaşıya ulaşıldığı AB Konseyi Başkanı Donald Tusk tarafından 29 Haziran Cuma sabahı saat 04.36’da duyuruldu.
Türkiye'deki Sığınmacılara Yönelik Yardım’ın 3 milyar €’luk ikinci diliminin aktarılmasını da onaylayan AB liderlerinin aldığı kararlarda Türkiye’ye ilişkin bölümler:
• Doğu Akdeniz göç rotası ile ilgili olarak AB- Türkiye Bildirisi’nin tam olarak uygulanması için ek çaba gösterilmesi, Türkiye'den yeni geçişlerin engellenmesi ve sığınmacı akışının durma noktasına getirilmesi gerekmektedir.
• AB-Türkiye geri kabul anlaşması ve ikili geri kabul anlaşmaları tüm AB ülkeleri ile ayrımcılığa yer verilmeden uygulanmalıdır.
• Sığınmacıların geriye dönüşlerini hızlandırmak ve yeni deniz veya kara rotalarının oluşturulmasını engellemek için daha fazla çaba gösterilmesine acilen ihtiyaç vardır.
• Batı Balkanlar bölgesindeki ortaklar ile sığınmacı akımlarına dair bilgi alışverişinde bulunulması, bilgi paylaşımı ve işbirliği, yasadışı göçün önlenmesinde anahtar öneme sahiptir.
• AB Konseyi, Türkiye'deki Sığınmacılara Yönelik Yardım’ın 3 milyar €’luk ikinci dilimini aktarmaya karar verdi.
Liderler ayrıca, son dönemde Batı Akdeniz’deki sığınmacı akışındaki artışlar değerlendirildiğinde yasadışı göçü önlemek amacıyla, İspanya ön sırada yer almakla birlikte tüm üye ülkelerin, başta Fas olmak üzere diğer sığınmacı geçiş ve menşe ülkelerinin gösterdiği çabaların AB tarafından maddi ve ayni olarak desteklenmesine de karar verdi.
İnternet toplantısı için
- AB liderlerinin ulaştığı siyasi uzlaşı sonrasında Türkiye’ye aktarılacak olan 3 milyar Euro’luk katkının ne şekilde düzenleneceğine dair ayrıntılar belirlendi. Maddi kaynağın 2 milyar Euro’luk bölümü doğrudan AB bütçesinden aktarılacak.
Kalan 1 milyar Euro’luk bölüm ise AB üye ülkelerince sağlanacak. Üye ülkelerin 1 milyar Euro’luk destek için kendi paylarına düşen bölüm her bir üye ülkenin gayri safi milli hasılasının AB toplamına olan oranına göre belirlenecek.
AB’nin sağladığı maddi katkı ile Türkiye’deki Suriyeli sığınmacılara verilen eğitim, sağlık, barınma hizmetleri destekleniyor ve sığınmacılara sosyo- ekonomik katkı sağlanıyor.
AB Konseyi, 2016 yılına kıyasla, mevcut durumda maddi yardımın aktarılması için bir acil durum olmadığını ileri sürerek, üye ülkelerin sağlayacağı katkı olan 1 milyar Euro’luk tutarın 2 yıllık bir süreye (2018-2019) yayılabileceğini, yardımın kontrata bağlanması için öngörülen sürenin 2020 yılını da kapsayabileceğini ve böylece AB bütçesi üzerindeki baskının da azaltılabileceğini belirtiyor. İnternet bağlantısı için
- 26 Haziran’da toplanan AB Genel İşler Konseyi, AB’nin Genişleme Politikası ile ilgili gündem maddelerini ele aldı. Aday ülke ve kilit ortak
konumunda olduğu belirtilen Türkiye ile ilgili yapılan değerlendirmeler sonucunda Konsey karar belgesinde şu ifadelere yer verildi:
• Türkiye’nin AB’nin önemli bir ortağı olduğu ve Türkiye ile AB arasındaki ilişkilere verilen önem yeniden teyit edildi.
• Göç, terörle mücadele, enerji, ulaşım, ekonomi ve ticaret gibi ortak güçlüklerin üstesinden gelinmesi ve AB ile Türkiye’nin ortak ilgi alanlarında işbirliğine devam edilmesi yönündeki taahhüt yinelendi.
• Türkiye'nin 3,5 milyondan fazla sığınmacının ihtiyaçlarını karşılama ve ele alma konusundaki önemli çabaları takdir edildiği ifadesine yer verildi.
• Ege Denizi'nde hayat kurtarıcı olan, sığınmacıların düzensiz ve tehlikeli bir şekilde geçişlerini azaltan AB-Türkiye Bildirgesi'nin uygulanmaya devam edilmesinin her iki tarafın da yararına olduğu vurgulandı.
• AB-Türkiye Geri Kabul Anlaşması'nın tüm üye ülkelerle karşılıklı olarak tam ve etkin bir şekilde uygulamaya geçirilmesinin beklendiği, halihazırda mevcut ikili geri kabul anlaşmalarının uygulanmasına devam edilmesi ve bütün AB ülkeleri ile adalet ve içişleri alanlarında işbirliğinin elzem olduğu ifade edildi.
• Hukukun üstünlüğü ve ifade özgürlüğü de dahil olmak üzere temel haklar alanında geriye gidiş olduğu, yargının bağımsızlığı ve işleyişindeki bozulmanın yanı sıra gazeteciler, akademisyenler, parlamenterler, insan hakları savunucuları, sosyal medya kullanıcıları, siyasi partilerin üyeleri ve temel hak ve özgürlüklerini kullanan diğer bireyleri hedef aldığı ileri sürülen kısıtlamalar, tutuklamalar, hapis cezaları ve diğer tedbirlerin kabul edilemez olduğu iddia edildi.
• Türkiye’nin AB Komisyonu’nun raporunda eksiklik olarak belirtilen konuları acil ve etkili bir şekilde ele alması gerektiği ileri sürüldü.
Türkiye’ye Avrupa Konseyi ve ilgili kurumlarıyla işbirliğini hızlandırması, bu kurumların kilit önerilerini ele alması, AİHS'nin 46. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin
tüm kararlarını uygulamaya koyması çağrısı yapıldı.
• Türkiye’nin tüm AB ülkelerini tanımasının elzem olduğu hatırlatıldı.
• Türkiye'nin, Kıbrıs sorunun çözümüne yönelik taahhüdünü sürdürmesinin elzem olmaya devam ettiği belirtildi.
• Türkiye’nin AB Ortak Dış ve Güvenlik Politikası ile kademeli olarak uyumlaşması çağrısı yapıldı. İnternet bağlantısı için
2 – 9 Temmuz
- Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda Europol ile Türkiye’nin de dahil olduğu sekiz ülke ile işbirliği kapsamında kişisel verilerin transferi üzerine anlaşmaya ilişkin müzakerelerin başlatılmasına yönelik AP görüşü onaylandı. Avrupa Parlamentosu’nun Strazburg’daki Genel Kurulu’nda yapılan oylamada Türkiye, Ürdün, İsrail, Tunus, Fas, Lübnan, Mısır ve Cezayir ile Europol arasındaki işbirliği anlaşması müzakereleri öncesinde bu ülkelerde kişisel bilgilerin güvenliği, temel hak ve özgürlükler konularının güvence altına alınması gerektiğine dikkat çekildi. Türkiye ile müzakerelerin başlatılmasının ön koşulu olarak
“Türkiye'nin G. Kıbrıs Rum Yönetimi de dahil olmak üzere adalet ve içişleri konularında tüm AB ülkeleri ile tam, etkili ve ayrımcı olmayan işbirliği konusundaki yatay yükümlülüğünü yerine getirmesi”
gerektiği ileri sürüldü. Avrupa Parlamentosu kararının yasal açıdan bir bağlayıcılığı bulunmuyor.
Öte yandan AB Komisyonu’nun müzakere edeceği anlaşmanın tamamlanması aşamasından sonra Avrupa Parlamentosu’nda oylanması gerekiyor.
İnternet bağlantısı için
9 – 19 Temmuz
- Avrupa Birliği Dış Eylemler Dairesi’nden yapılan açıklamada 2016 yılında yaşanan darbe girişiminden bu yana Türkiye’de devam eden olağanüstü halin (OHAL) sona ermesinin memnuniyetle karşılandığı ifade edildi. Türkiye’nin Avrupa Konseyi, Venedik Komisyonu ve ilgili diğer kurumların kilit önerilerini uyguladığına ve yürütme ile yargı arasındaki yetkilerin ayrılmasına saygı
göstereceğine dair beklenti yinelendi. İnternet bağlantısı için
***