• Sonuç bulunamadı

Turkish Studies Volume 14 Issue 1, 2019, p DOI: /TurkishStudies ISSN: Skopje/MACEDONIA-Ankara/TURKEY

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Turkish Studies Volume 14 Issue 1, 2019, p DOI: /TurkishStudies ISSN: Skopje/MACEDONIA-Ankara/TURKEY"

Copied!
10
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Volume 14 Issue 1, 2019, p. 13-22 DOI: 10.7827/TurkishStudies.14848

ISSN: 1308-2140

Skopje/MACEDONIA-Ankara/TURKEY

Research Article / Araştırma Makalesi A r t i c l e I n f o / M a k a l e B i l g i s i

Received/Geliş: Ocak 2019 Accepted/Kabul: Şubat 2019

Referees/Hakemler: Doç. Dr. Gökçe Yükselen ABDURRAZAK PELER – Doç. Dr. Nuh DOĞAN – Dr. Öğr. Üyesi Muharrem ÖZDEN – Dr. Öğr. Üyesi Ferdi GÜZEL

This article was checked by iThenticate.

HIZIR BEY ÇELEBİ'YE AİT YENİ BİR TÜRKÇE YĀSİN-İ ŞERİF TEFSİRİ ÜZERİNE

(KASTAMONU NÜSHASI) Ergün ACAR*

ÖZET

Bu çalışma Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesinde tespit ettiğimiz 4226 kayıt numaralı Hızır Bey Çelebi’ye ait Yāsin-i Şerif tefsiri üzerine yapılmıştır. Hızır Bey Çelebi, XV. yüzyıl Fatih Sultan Mehmet döneminin önde gelen âlimlerinden birisidir. Ayrıca İstanbul fethedildikten sonra buranın ilk kadılığını ve belediye başkanlığını yapmıştır. Çalıştığımız nüsha XV. yüzyılda telif edilmiş daha önce hiçbir araştırmacı tarafından incelenmemiş ve tefsir bibliyografyalarında kayıtlı olmayan yeni bir nüshadır. İncelemeye konu olan tefsir, iki eserin bir arada bulunduğu bir mecmuanın 33b-83b varakları arasında yer almaktadır. Yāsin-i Şerif, Hz. Muhammed tarafından Kur'ān-ı Kerim’in kalbi olarak nitelendirilmiştir. Bundan dolayı Yāsin-i Şerif’in bu tefsiri Türkçe tefsir kültürü için oldukça önem kazanacaktır. Halkın okuyup anlaması için yazılan bu tür eserler yazıldığı dönem için oldukça zengin dil unsurları barındırmaktadır. Eserin Millet Yazma Eser Kütüphanesi Ali Emiri Bölümünde 58/A ile 59 numaralara kayıtlı ve Süleymaniye Kütüphanesi İbrahim Efendi Bölümü 140 numaraya kayıtlı üç nüshası daha mevcuttur. Çalışmamızda öncelikle eserin içerik ve şekil özelliklerine değinildikten sonra müellifi ve diğer nüshaları hakkında bilgiler verilmiştir. Yazıldığı dönemin dil özelliklerini vermesi bakımından eserin imla, ses ve şekil özelliklerine değinilmiştir. Son olarak eserin söz varlığına değinilerek örnekler verilmiştir. Makalemizde Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait bu eserin bir nüshası daha ortaya çıkarılarak dil araştırmaları için katkı sunulmak istenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Eski Anadolu Türkçesi, Hızır Bey Çelebi, Yāsin-i Şerif, Tefsir, Dil Özellikleri.

(2)

ON A NEW INTERPRETATION OF THE YASIN SURAH IN TURKISH BY HIZIR BEG CHELEBI

(KASTAMONU EDITION)

ABSTRACT

This study was carried out on the interpretation of Surah Yasin belonging to Hızır Beg Chelebi that was found in the Kastamonu Manuscript Library with the archive number 4226. Hızır Beg Chelebi is one of the leading scholars of Sultan Mehmet II period in the 15th century. After the conquest of Istanbul, he was the first kadi [Islamic judge] and a mayor of Istanbul. This is a copy written in the 15th century which was not investigated by researchers so far and was not mentioned in the interpretation bibliographies. The interpretation of the Yasin, which is the subject of the examination here, is included in the pages 33b-83b of a magazine with two works. The Yasin Surah was described by Prophet Muhammad as the heart of the Quran. In this respect, this interpretation of Yasin will become very important for the Turkish interpretation culture. The language of such works written for the public to read and understand contains very rich language elements for the period in which they were written. In addition to the two copies of the work in the Millet Manuscript Library, Ali Emiri Department, 58/A and 59, there ise one more copy which is registered with the number 140 in İbrahim Efendi Department of Süleymaniye Library. In this study, firstly, the content and method features of the work are mentioned, and then, information about the author and other copies are given. Next, spelling, sound, and shape characteristics of the work are mentioned as they reflect the language characteristics of the period.

Finally, examples of the vocabulary of the work were given and the state of Turkish moral concepts was determined. In this study, with revealing this work belonging to Old Anatolian Turkish period, it was aimed to contribute to language research.

STRUCTURED ABSTRACT

This study is conducted on the Turkish interpretation of Surah Yasin written by Hızır Beg Chelebi, a prominent scholar and the first kadi and a major of Istanbul during Sultan Mehmed II in the 15th century. The copy numbered 4226 in the Kastamonu Manuscripts Library is a new copy which has not been examined by any researcher before and is not registered in the bibliographies of Interpretation.

After accepting Islam, Turks have revealed many religious content books, especially Quran translation and interpretations. Although the first Quranic translation and interpretation works by the Turks were made in the 11th century, their number has been continuously increasing with the new translation and interpretations. The translations of the Quran, which are continuing in the Anatolian area, have been made by translating word by word using the interlinear method. These works, which constitute a very rich source for the language in terms of finding the Turkish equivalents of Arabic words, have almost served as a dictionary for these periods. Apart from the

(3)

translations of the Quran as a whole, there have also been some surahs [chapter] translated separately. One of them is the 36th surah of the Quran, i.e., Yasin, which is the basis of our work.

The interpretation of the Yasin, which is the subject of the examination here, is included in the pages 33b-83b of a magazine with two works. The vocabulary of the work is quite rich. In addition to the words that will contribute to the dictionary searching, there are different phonetic variant words. The names of the religious, mystic, and historical people, prophets, and places, as well as their phonetically transformed forms in the work, have formed a rich language material.

Hızır Beg Chelebi was born in 1407 in Sivrihisar district of Eskişehir. In some sources, it is written that he was the grandson of Nasreddin Hodja, but there is no definite information. The meeting with Sultan Mehmet II was a result of his outstanding debate success established against an Egyptian scholar at a scientific meeting in Edirne. Hızır Beg, attracted the attention of Sultan Mehmet II in this regard, later was appointed as the kadi to Istanbul after the conquest (Elmas and Yılmaz 2018: 570). Hızır Beg, one of the scholars who learn Arabic perfectly without going to Arab countries, was also a good mudarris [teacher]. Hızır Beg, who died in Istanbul in 1459, penned many original and translated works in many areas.

Language features of Old Anatolian Turkish have been discussed in detail in many studies done so far. Since the sound and shape structure of this work is not different from them, only general characteristics are given here.

As a result, this work written by Hızır Beg Chelebi is significant in terms of revealing the voice, shape, and vocabulary of 15th century Anatolian Turkish. It is certain that it will contribute to the studies of language, culture, and Interpretation with future investigations to be done in detail on the work.

Keywords: Old Anatolian Turkish, Hızır Beg Chelebi, Yasin Surah, Interpretation, Language Characteristics.

1.Giriş

Türkler İslamiyet’i kabul ettikten sonra başta Kur'an tercüme ve tefsirleri olmak üzere pek çok dinî içerikli eserler ortaya koymuştur. Türkler tarafından yapılan ilk Kur'an tercüme ve tefsirleri XI.

yüzyıla kadar uzanmaktadır. Ayrıca sürekli yeni tercüme ve tefsirlerle bu alandaki çalışmaların sayısı giderek artmıştır. Anadolu sahasında süregelen Kur'an tercümelerinde daha çok satır arası kelime kelime çeviri yöntemi uygulanmıştır. Arapça kelimelerin Türkçe karşılıklarını bulabilmemiz açısından dil için oldukça zengin bir kaynak oluşturan bu eserler dönemleri için âdeta bir sözlük özelliği taşımışlardır. Kur'an’ın baştan sona yapılan çevirileri vardır. Ayrıca müstakil olarak çevrilen sureler de mevcuttur. Bunlardan biri de çalışmamıza temel olan Kur'an’ın 36. suresi Yāsin-i Şerif’tir. Bu çalışma Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesinde tespit ettiğimiz 4226 kayıt numaralı Hızır Bey Çelebi’ye ait Yāsin-i Şerif tefsiri üzerine yapılmıştır. Üzerinde çalıştığımız bu nüsha XV. yüzyılda telif edilmiş daha önce hiçbir araştırmacı tarafından incelenmemiş ve tefsir bibliyografyalarında kayıtlı olmayan yeni bir nüshadır. Yāsin-i Şerif, Hz. Muhammed tarafından Kur'an’ın kalbi olarak vasıflandırılmıştır.

Bu bakımdan Yāsin-i Şerif tefsirleri ayrıca önem kazanmıştır. Eserin ikisi Millet Yazma Eser Kütüphanesi (Ali Emirî Bölümü 58/A ve 59) biri Süleymaniye Kütüphanesi’nde (İbrahim Efendi Bölümü 140) olmak üzere bilinen üç nüshası daha vardır. Çalışmamızda öncelikle yazmanın içerik ve

(4)

fiziksel özelliklerine değinildikten sonra müellifi ve diğer nüshaları hakkında bilgiler verilmiştir.

Yazıldığı dönemin dil özelliklerini vermesi bakımından eserin imla, ses ve şekil özelliklerine değinilmiştir. Son olarak eserin Türkçe söz varlığından örnekler verilmiştir. Çalışmamızda Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait bu eser ilim âlemine tanıtılarak dil araştırmalarına katkı sunulmak istenmiştir.

İncelemeye konu olan Yāsin-i Şerif tefsiri, iki eserin bir arada bulunduğu bir mecmuanın 33b- 83b varakları arasında yer almaktadır. Cilt içindeki diğer eser ise 1b-33a varakları arasında kalan Molla Arab’a ait Mukaddime adlı eserdir. Yazmanın cildi 210x160 mm boyutlarında olup kalınlığı 20 mm’dir. Deri siyah bir cilt ile kaplanan yazmanın ortasında bulunan gömme şemsesi kahverengidir.

Eserin sırtı bez olup, mıklebi bulunmamaktadır. Aharlı kalın bir kâğıda yazılmıştır. Yazı okunaklı ve harekeli bir nesih ile kaleme alınmıştır. Ünlüler bazen sadece hareke ile gösterilirken bazen de harf ve hareke ile gösterilmiştir. Eser, krem renkli filigranlı bir kâğıda siyah mürekkeple imla edilmiştir.

Yazma genelde iyi bir durumdadır. Fakat bazı sayfalar nemden veya rutubetten sararmıştır. Mecmuada yer alan iki eserin ilk sayfaları tezhipli ve yazı kenarları yaldızlıdır. Eser adlarının yazıldığı sayfalar 10, diğer sayfalar 13 satırdan oluşmaktadır. Eserin iç yazı çerçeve ölçüsü 165x95 mm’dir. Bazı başlıklar, ayetler ve özel adlar kırmızı mürekkeple yazılırken bazı ayet ve özel adlar ise siyah mürekkeple yazılıp altı kırmızı mürekkeple çizilmiştir. Eserin istinsah tarihi ve müstensihi ise belli değildir. Mecmuanın sonunda Medhî’ye ait bir İlahi ve Şerh-i Duʿā-i Büzrük başlığını taşıyan bir nesir parçası yer almaktadır.

Müstensih, tefsirin giriş kısmında Hızır Bey Çelebi’nin eseri hangi amaç doğrultusunda yazdığını şöyle anlatmaktadır: ṣadaḳa resūla'l-lāh emīre'l-müʾminīn (35a/8) ʿalā kerema'l-lāhu vechehu çün bu feżāʾili işitdi hergün (35a/9) oḳumasına kendüye vird eyledi daḫı maḫdūm-ı muʿaẓẓama ṣāḥibü's- (35a/10)- seyf ve'l-ḳalem el-Ḥācı Ḥıżır Beg Çelebi bu duʿācı żaʿīfden (35a/11) iltimās ḳıldı ki bunı Türkīye tercüme idem-ki fāʾidesi ʿām ola (35a/12) işidenler bu sūreyi oḳumaġa raġbet ideler bu żaʿīf duʿācı daḫı (35a/13) ol maḫdūmuñ emrine muvāfaḳat ḳılup ḥaḳ subḥānehū teʿālā (35b/1) Tañrıdan celle ve ʿalā istiʿānet dileyüp bu sūrenüñ taḥrīrine sebeb (35b/2) olana ve müellifine ve oḳuyanlara ve işidenlere raḥmet eyleye... (35b/3)

Bu çerçevede Kur'an’da 83 ayetten oluşan Yāsin-i Şerif tefsirini Türkçeye çevirerek herkesin okuyup anlamasıyla Allah’ın teveccühüne ve sevgisine nail olunmak hedeflenmiştir. Hızır Bey eseri Türkçeye çevirirken önce ayeti vermiş sonra açıklamıştır. Açıklamayı yaparken bunları bazı hadisler ve sahabe sözleri ile desteklemiştir. Bazen de Kur'an’dan başka sure ayetleri ile tahkikini beslemiştir.

Ayrıca tefsir ettiği bazı ayetlerin daha iyi anlaşılması için ayet içinde geçen kimi kelimelerin kökenlerini açıklamıştır.

Eserin söz varlığı oldukça zengindir. Eserde Tarama Sözlüğü’ne katkı sağlayacak sözcükler bulunmaktadır. Eserde geçen dinî, menkıbevi, tarihî şahıs adları, peygamber adları, yer adları ve bunların fonetik değişimlere uğramış biçimleri zengin bir dil malzemesi oluşturmaktadır.

2.Eserin Müellifi

Hızır Bey Çelebi, Eskişehir’e bağlı Sivrihisar kazasında 1407 yılında doğmuştur. Bazı kaynaklarda Nasrettin Hoca’nın torunu olduğu kayıtlıysa da kesin bir bilgi yoktur. Fatih Sultan Mehmet ile tanışması Edirne’deki bir ilmî toplantıda Mısırlı bir âlime karşı sağladığı üstün başarı neticesinde olmuştur. Böylece Fatih’in dikkatini çeken Hızır Bey, daha sonra İstanbul fethedilince, kadı olarak tayin edilmiştir (Elmas ve Yılmaz, 2018: 570). Arap ülkelerine gitmeden Arapçayı mükemmel öğrenen âlimlerden biri olan Hızır Bey ayrıca iyi bir müderristir. 1459 yılında İstanbul’da vefat eden Hızır Bey pek çok alanda telif ve tercüme eser vermiştir. Ele aldığımız Yāsin-i Şerif tefsirinden başka eserleri şunlardır: el-Kasîdetü’n-nûniyye, ʿUcāletü leyle ev leyleteyn, Terceme-i Külliyāt-ı Hoca Ubeydullah, Terceme-i Metāliʿu’l-envār, Tuhfe-i Sultān Murād Han (Yazıcıoğlu, 1998: 414).

(5)

3.Eserin Diğer Nüshaları ve Eser Üzerinde Yapılan Çalışmalar

Hızır Bey Çelebi’ye ait Yāsin-i Şerif tefsirinin Kastamonu nüshasından başka üç nüshası daha vardır. Ayşe Hümeyra Aslantürk bu nüshaları Süleymaniye nüshasını temel alarak karşılaştırmalı olarak incelemiştir. Aslantürk, çalışmasında metni günümüz okuyucusunun anlayabileceği şekilde sadeleştirmiştir. Daha sonra transkripsiyon harfleri kullanmadan Latin harfleriyle aktarmıştır. Ancak çalışma dil araştırmaları için uygun olmayıp transkripsiyonlu metne ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca çalışmanın sonuna eklenen sözlüğe tüm sözcükler alınmamıştır.

a) Süleymaniye Kütüphanesi İbrahim Efendi Bl. no:140

Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesi İbrahim Efendi Bölümü 140 numarada kayıtlı olan nüsha, ferağ kaydına göre 1205/1790 yılında Hafız Abdullah Rākım b. Ebi Bekr Eğinli tarafından istinsah edilmiştir (Aslantürk, 2007: 35). 1b-52a varakları arasına nesih yazıyla yazılan eser 23 satırdan oluşmaktadır. Yazmanın 26b varağında Hızır Bey’in bu tefsiri önce Arapça yazdığı sonra Türkçeye çevirdiği kayıt edilmiştir (Aslantürk, 2007: 35).

b) Millet Kütüphanesi Ali Emirî Bl., no: 59

Millet Yazma Eser Kütüphanesi, Ali Emirî Bölümünde 59 numara ile kayıtlı olan nüsha, 1b- 56a varakları arasındadır. 19 satırlı nüsha, ince bir nesihle imla edilmiştir (Aslantürk, 2007: 36).

Tefsirin müstensihi ve istinsah tarihi kayıtlı değildir.

c) Millet Kütüphanesi Ali Emirî Bl., no: 58/A

Eserin bir diğer nüshası Millet Yazma Eser Kütüphanesi, Ali Emirî Bölümünde 58/A demirbaş numarası ile kayıtlıdır. 1b-59a varakları arasında 11 satırdan oluşan eser harekeli nesih yazıyla yazılmıştır (Aslantürk, 2007: 36).

4. Dil Özellikleri

Nüshanın ses ve şekil yapısı Eski Anadolu Türkçesinin özelliklerini yansıtmaktadır. Dönemin dil özellikleri şimdiye kadar yapılan pek çok çalışma ile ayrıntılı olarak ele alındığı için yazmayı yalnızca genel hatlarıyla değerlendirdik.

Ses Özellikleri

1. Eserde, kapalı /e/ sesi için bize veri sağlayabilecek imla özellikleri bulunmamaktadır. e/i sesleri Türkçenin her döneminde bir arada kullanılmıştır. Genellikle tek heceli sözcüklerde ve sözcüklerin ilk hecelerinde görülen bu ses, Eski Anadolu Türkçesinde /i/ olarak yazılmış olup Osmanlı Türkçesinin son dönemlerinde yerini e sesine bırakmıştır (Ergin, 2000: 80).

Tespit ettiğimiz örneklerden bazıları şunlardır: yirlü (59a/2) yir (50b/5), gice (73b/9), irken (57a/13); yi- (76a/11), di- (36a/9), vir- (35b/13), it- (41b/13), yit- (79b/4), …

Ayrıca /i/ sesinin yanında /e/ sesiyle yazılan biçimler bu konudaki kararsızlığı/tutarsızlığı göstermektedir: yerlü (57a/13), gece (35a/6), beş (35b/5), ey (36b/6); de- (80a/4), et- (44b/2), … 2. Nüsha, ünlü uyumu bakımından değerlendirildiğinde kalınlık-incelik uyumu birkaç istisna dışında tamdır. Uyumsuzluk yalnızca birkaç ekte görülmektedir: yanmışken (50a/11), taḳṣīrlıḳ (66a/3), …

Dudak uyumu bazı kelime tabanı ile eklerde yuvarlaklaşma ve düzleşme yoluyla bozulmaktadır. Metinde tespit ettiğimiz örneklerin bazıları şunlardır:

a) Kelime tabanında uyumsuzluk: ṣaru (51b/9), eyü (42a/13), ḳapu (58a/7), gendü (43a/12), ...

b)Eklerde görülen uyumsuzluk:

Yuvarlak yapıdaki ekler:

(6)

-Up Gerundium eki: baġlayup (34b/11), ḳılup (35b/1), … -vUz Tekil 1. şahıs eki: ḳılavuz (42a/8), eyleyevüz (60a/4), … -Ur Geniş zaman eki: virür (40a/5), yazılur (41b/7), …

-Um Teklik 1. şahıs ekinin yardımcı ünlüsü: Allāhum (47a/13), … +Uñ Teklik 2. şahıs ekinin yardımcı ünlüsü: elüñden (56a/8), … +lU İsimden isim yapım eki: maḳāmlu (59a/11), yirlü (59a/2), … -AlUm Çokluk 1.şahıs emir eki: ḳılalum (74a/11), virelüm (60b/5), … +dUr Bildirme eki: delildür (61b/8), adıdur (37a/1), …

+Uñ, +nUñ Genitif eki: anuñ (34b/2), ḫalḳınuñ (59b/9), ayuñ (73b/9), … Düz yapıdaki ekler:

-mIş Öğrenilen geçmiş zaman eki: ḳurulmış (66a/11), … -dı Görülen geçmiş zaman eki: urdı (80a/5), oldı (80b/6), … -IsAr Gelecek zaman eki: ḳılısar (49a/7), olısar (49a/9), … +I Akkuzatif eki: üzümi (82b/1), …

3. Vurgusuz orta heceden ve kelimelerin birleşmesinden kaynaklanan ünlü düşmeleri görülür. Metin içinde tespit edebildiğimiz örnekler şunlardır: eyde (73a/3), ayru (67a/3), göñli (53a/13), uyḳudan (63a/13); şöyleki (59a/4), şol (58b/1), …

4. Eski Türkçede söz başı /t-/ sesi Eski Anadolu Türkçesinde /d-/ olmaktadır. Fakat genel olarak ötümlüleşen bu sesin eski biçimlerini devam ettirdiği örnekler de az değildir: ṭurur (76a/10), ṭoġraduġı (83a/4), ṭuṭaḳlarını (79a/2), ṭoġardı (82b/2), ṭaġılmış (82b/3), ṭoḳsan ṭoḳuz (66b/7), ṭaġlar (53a/3), ṭoluyıdı (59b/3), …

Bugün Türkiye Türkçesindeki /t-/ ile başlayan kimi sözcüklerin ötümlüleşen örnekleri de mevcuttur: dutar (72b/2), depelerinde (73a/10), derle- (65a/7), …

5. Bazı eklerin sürekli ötümlü biçimlerinin kullanılması nedeniyle ünsüz uyumu yoktur. Eser bu yönüyle Eski Anadolu Türkçesinin diğer eserleriyle aynı özelliği taşır: ḳılıçdan (67a/12), ḳarışdı (80b/4), …

Şekil Özellikleri

1. Zamir kökenli 1. şahıs ekinin ara basamağı olan –vAn, -vUz biçimli bazı örnekler şunlardır:

çıḳar eger girü maʿṣiyet ḳılursavuz ẓālimlerden olavuz deyeler (76b/9) fermānın irişdürevüz (45a/12)

anları ġarḳ eyleyevüz (60a/4)

2. Belirtme hâl eki, isimler ile I ve II. şahıs iyelik ekleri üzerine +(y)I şeklinde gelmektedir. Belirtme hâlinin III. şahıs iyelik +(s)I(n)+ ekinden sonra kullanımı ise eksiz +Ø biçimlidir (Gülsevin, 2017: 24).

Tespit ettiğimiz bazı örnekler şunlardır:

avāzları kelb avāzı gibi ola (76b/11) ölüyi diri ḳılsunlar (44b/12)

bunları dökdiler ve saḳalların yoldılar (42b/8)

(7)

ol iki yārınuñ ḳatına vardı ḥallerin ṣordı (43a/4) gözsüzlerüñ gözin açaruz (44a/3)

3. –IsAr biçimli bazı gelecek zaman örnekleri şunlardır:

hem-ān iki söz söyleyiser (49a/6)

ebedā birbiriñüzi ayruḳ görmeyisersiz (74a/13) muḫtaṣar su'āl olısar (49a/9)

4. İstek kipi için tespit edebildiğimiz örnekler:

varam seni öldürem (80a/13) putlar kendülere yardım vire (79b/3)

çıḳar eger girü maʿṣiyet ḳılursavuz ẓālimlerden olavuz deyeler (76b/9) ḳıyāmetde ne cevāb viresiz (61a/4)

aġlaşalar ṭaʿām dileyeler zebānilerden (76a/9)

5. Emir kipi için metinde geçen örneklerden bazıları şunlardır:

kime şikāyet ideyin (64b/6) oḳuġıl ya Muḥammed (38b/8) yil girüp aġacı ḳurıtmasun (58b/4)

ṭutalum Ebū Kubays ṭaġına iledelüm (40a/4) virür olsa ḳoyalum virmeseler olduralum (40a/5) bāri bir zamān mühlet virüñ (74a/11)

ol münkirler işitsünler (38b/13)

6. Zarf-fiil ekleri için metinde tespit ettiğimiz örneklerden bazıları şunlardır:

bir kişi elindeki loḳmayı aġzına almadın ḳıyāmet ḳopa (61b/4) gerek olduḳca getürürüz (53b/10)

ḫurma ṣalḳımunı kesicek tamām kesmezler bir pāre ḳorlar (58b/3) dostluḳ ḳıldısa ḳamusı aña düşmen olalar (75a/12)

7. –dAn öñdin, –dAn girü, -A degin çekim edatlarıyla kurulan örnekler mevcuttur:

yiri ve gögi yaratmazdan öñdin biñ yıl ilerü oḳudı (34a/13) gice oḳuyan irteye deġin Allāh emānında ola (35a/7)

kimi ṭopuġına degin derleye ve kimi beline degin derleye (65a/7) şimden girü şarābı ṭahūr içesiz (73b/5)

8. Eserde geçen bir üslup özelliği olarak karşılıklı konuşmalar için “eyitdüm-eyitdi/eyitdiler” biçimi kullanılmıştır. Halk ve divan şiirinde karşılıklı konuşmalar için kullanılan “dedim-dedi” şeklinin benzeri olan bu yapı metne iyi bir hareket ve canlılık katmıştır.

…eyitdüm sizüñ ṭavaruñuz olur mı (53b/9) eyitdiler olur yabānda yörür gerek olduḳca getürürüz girü (53b/10) yabāna ṣalaruz gördüm beglerinüñ beñzini ṣaru eyitdüm niçün (53b/11) böyledir eyitdiler

(8)

ölüm ḳorḳusından eyitdüm sizde ölüm (53b/12) çoḳ olur mı eyitdiler biñde birimüz ölür yā ölmez…(53b/13)

…eyitdüm ne ḳavimsiz eyitdiler Benī İsrāʾil ḳavmindenüz (52b/11) 5. Eserin Söz Varlığı

Eser Yāsin-i Şerif tefsiri olunca hâliyle içindeki sözcükler dinî ağırlıklı olacaktır. Bu bağlamda Arapça kelimelerin Türkçe karşılıkları oldukça çeşitlidir. Yazıldığı dönem için bir sözlük niteliği taşıyan bu eserler söz varlığı için oldukça önemlidir. Eserde geçen Türkçe sözcüklerden bazıları şunlardır: ḳarañu “karanlık” (65b/3), beñiz “beniz, ten” (53b/11), ıssı “sıcak” (65b/2), biti “mektup, yazı” (66a/4), viribi- “göndermek” (80a/8), süñük “kemik” (82b/3), ṣındu “makas” (79a/3), ur-

“vurmak” (36a/2), eyit- “söylemek” (53b/9), … SONUÇ

Çalışmamızda, XV. yüzyıl Osmanlı âlimlerinden Hızır Bey Çelebi'ye ait Türkçe Yāsin-i Şerif tefsiri tanıtılarak araştırmacıların dikkatine ve bilgisine sunulmuştur. Ele aldığımız nüsha daha önce hiçbir araştırmacı tarafından incelenmemiş ve tefsir bibliyografyalarında kayıtlı olmayan yeni bir nüshadır. Kastamonu Yazma Eser Kütüphanesine kayıtlı bu nüsha XV. yy. Anadolu Türkçesinin ses, şekil bilgisi özelliklerini ve söz varlığını güzel bir şekilde yansıtmaktadır. Şekil ve içerik özelliklerine kısaca değindiğimiz bu eser üzerinde yapılacak ayrıntılı bir çalışmanın alana katkı sağlayacağı şüphesizdir. Ayrıca halk ve divan şiirinde karşılıklı konuşmalar için kullanılan dedim-dedi şeklinin bir başka versiyonu olarak eyitdüm-eyitdi/eyitdiler biçimi incelediğimiz eserde önemli bir üslup özelliği olarak öne çıkmıştır.

EKLER

(34a vr.) (33b vr.)

(9)

(84a vr.) (83b vr.) KAYNAKÇA

Aslantürk, A. H. (2007). Hızır Bey Çelebi ve Yâsin-i Şerif Tefsiri, Isparta: Fakülte Kitabevi.

Demirci, M. (2011). Tefsir Tarihi, İstanbul: İFAV.

Elmas, A. ve Yılmaz, H. (2018). İstanbul’un İlk Belediye Başkanı Hızır Bey Çelebi, Social Sciences Studies Journal, S.4/14, s.569-576 .

Ercilasun, A. B. (2005). Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla Türk Dili Tarihi, Ankara: Akçağ Kitabevi.

Ergin, M. (2000). Türk Dil Bilgisi, İstanbul: Bayrak Yayınları.

Gülsevin, G. (2017). Eski Anadolu Türkçesinde Ekler, Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Küçük, M. (2014). Eski Anadolu Türkçesi Dönemine Ait Satır Arası İlk Kur'an Tercümesi (Giriş- İnceleme-Metin-Dizin), Ankara: Türk Dil Kurumu Yayınları.

Nurbaki, H. (2007). Yâsîn Sûresi Yorumu, İstanbul: Damla Yayınevi.

Şahin, H. (2009). Eski Anadolu Türkçesi, Ankara: Akçağ Yayınları.

Timurtaş, F. K. (1981). Eski Türkiye Türkçesi, İstanbul: Edebiyat Fakültesi Basımevi.

Ünal, A. (1986). Kur'an’da Temel Kavramlar, İstanbul: Beyan Yayınları.

Ünver, A. S. (1953). Fatih Devri İlim, San’at ve İçtimai Tekâmül Hamlelerine Umumî Nazar, İstanbul:

İstanbul Fetih Derneği Neşriyatı.

Yazıcıoğlu, M. S. (1993). Hızır Bey ve Kaside-i Nûniyesi, AÜİF Dergisi, C.XXVI, s.549-588.

(10)

Yazıcıoğlu, M.S. (1998). Hızır Bey, İslâm Ansiklopedisi, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul, C.17, s.413-415.

Ziyaoğlu, R. (1971). İstanbul Kadıları-Şehreminleri-Belediye Reisleri ve Partiler Tarihi, İstanbul:

Akgün Kitabevi.

Ziyaoğlu, R. (1992). İstanbul’un İlk Belediye Başkanı Hızır Bey Çelebi, İstanbul: Aksüt Matbaası.

Referanslar

Benzer Belgeler

Aileye dair metaforik algıların belirlenmesi çalışmasının sonucuna göre Ceylan (2016), sınıf öğretmenleri ve aile üyelerinin en fazla ağaç ve güneş

İki savaş arası dönemde Oniki Ada’nın ve genel olarak da Ege Denizi’nin Türk dış politikasındaki yeri, yukarıda bahsedilen İtalyan askerî

Küreselleşme toplumların sabitelerini, kültürel yapılarını ve elbette dini anlayış ve uygulamalarını yeniden sorgulamayı zorunlu hale getiren bir süreçtir. Küreselleşme

67 Onun bu açıklamasını destekler tarzda, İbn Âşûr (1879-1973) bu sıfatın kullanılmasının nedenini zaman itibariyle cahiliyenin İslam’dan önce yer alması

Sonuç olarak Polat’ın Türk – Arap İlişkileri Eski Eyaletler Yeni Komşulara Dönüşürken (1914-1923) başlıklı eserinde, sınırlandırılmış dokuz yıllık bir

Alexandre Bida’nın, Doğu’ya seyahat eden pek çok sanatçı gibi, özellikle Filistin gezisinin izlenimlerini yansıtan çalışmaları da mevcuttur.. Yahudilerle ilgili ağaç

Kâfirlerin duası daima boşa çıkar.” (er-Ra’d 13/14) Ayette, kim Allah’a çağırıyorsa, onun çağrısının hakka yönelik olduğu ve her sözü işiten, dualara

Döviz Kuru ve Turist Sayısı verilerini kullandıkları çalışmalarında uzun dönemde döviz kuru şoku ile turizm talebi şoku arasında negatif bir ilişki tespit