• Sonuç bulunamadı

Annaguli Nurmemmet'in "ark- Felek" Adl yksnde Sosyal Eletiri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Annaguli Nurmemmet'in "ark- Felek" Adl yksnde Sosyal Eletiri"

Copied!
11
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T ürk D ünyası

D i l v e E d e b i y a t D e r g i s i t * / Güz2009/28

Gülnare Fahrettin Kızı ALİYEVA • Abdolrahman DİEJİ • Lena GAYNANOVA • Reyhan HABİBLİ M. Fatih KANTER • Erdal KARAMAN • Gatibe MAHMUDOVA • M ehm et Mehdi BAYATOĞLU • M esut ÇETİNTAŞ

(2)

Türk Dil Kurumu Yayınları

TÜRK DÜNYASI

Dil ve Edebiyat Dergisi / Sayı: 28 / Güz 2009 / 2

(3)

'jh ib i ve Sorumlu Yazı İşleri Müdürü

7 ürk Dil Kurumu adına Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi yılda iki sayı olarak yayımlanmaktadır. İlk sayı 1996’da

y ayımlanmıştır.

72rk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi, uluslararası hakemli dergi özelliğine sahiptir, ta z ı kurulu

Prof. Dr. Şükrü Halûk AKALIN Prof Dr. Yavuz AKPINAR

Prof. Dr. Hülya KASAPOĞLU ÇENGEL r- : f. Dr. Ramazan KORKMAZ ?r f. Dr. Emine GÜRSOY NASKALİ Prof. Dr. Mustafa ÖNER

Pro£ Dr. Recep TOPARLI Prof. Dr. Sadık TURAL Yiyin Danışma Kurulu V ırt İçi

. f. Dr. Ahmet BURAN • Prof. Dr. Fatih KİRİŞÇİOĞLU

l Dr. Zeynep KORKMAZ • Prof. Dr. Öcal OĞUZ

: f. Dr. Mustafa ÖZKAN • Prof. Dr. Saim SAKAOĞLU Prot Dr. Osman Fikri SERTKAYA • Prof. Dr. Nevzat ÖZKAN ? r :: Dr. Çetin PEKACAR • Prof. Dr. Fikret TÜRKMEN Prc t Dr. Emine YILMAZ

Yart Dışı

? r :: Dr. Ağamusa AHUNDOV (Azerbaycan) • Prof. Dr. Abdıldacan AKMATALİYEV (Kırgızistan) -- : Dr. Evangelia BALTA (Yunanistan) • Prof. Dr. Imre BASKI (Macaristan)

?r: f Dr. Bemt BRENDEMOEN (Almanya) • Prof. Dr. Hamidulla DADABAYEV (Özbekistan) —:: Dr. Fuat GANİYEV (Tataristan) • Prof. Dr. Erica GILSON (ABD)

: t Dr Vıktor GUZEV (Rusya) • Prof. Dr. Tevfik HACIYEV (Azerbaycan)

i Dr György HAZAI (Macaristan) • Prof. Dr. Nurmuhammet HİSAMOV (Tataristan) t Dr Şakir İBRAYEV (Kazakistan) • Prof. Dr. Lars JOHANSON (İsveç)

: Dr. Mark KIRSCHNER (Almanya) • Prof. Dr. Kadıralı KONKOBAYEV (Kırgızistan) : Dr Murat PENÇİYEV (Türkmenistan) • Prof. Dr. Mitjana TEODOSİYEVİÇ (Sırbistan) t Dr. Çoban Hıdır ULUHAN (Irak)

“ ı n Dil Kurumu Yayınları: 1034/11

; ı - .a Sorumluları: Âdem TERZİ-Abdullah DURKUN T t u n a : Mart Güzel Sanatlar Reklam Ajansı

Tcfcfaa: .0312) 236 63 69 Belgegeçer: (0312) 236 63 69 - ftem Ofset Basın Yayın San. ve Ticaret Ltd. Şti.

I r i j . »rganıze Sanayi Ağaç İşleri Yapı Kooperatif 521. Sokak No: 32/34 Yenimahalle / ANKARA Td : :f) 395 81 12 • Belgegeçer: (0312) 395 81 14

iic ü m e ' i Sorum lusu: Mehmet TUNÇEL '* m etim Yeri: Türk Dil Kurumu

Telefon: (0312) 457 52 00 • Belgegeçer: (0312) 468 07 83

Ağ: http://tdk.org.tr [email protected] S im c i Baskı: Ankara, Temmuz 2011

Sayısı: 1.000 adet ISS?i:1301-077

(4)

TÜRK DÜNYASI DİL VE EDEBİYAT D ERG İSİ YAYIN İL K EL E R İ

Türk Dünyası D il ve Edebiyat Dergisi'nde Türk lehçelerinin tarihi, günümüzdeki durumu, dil bilgisi ve güncel sorunlarını ele alan bilimsel yazıların yanı sıra bu lehçelerden edebî metinlere de yer verilmektedir.

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi'nde yayımlanmak üzere gönderilen yazılar hiçbir

yerde yayımlanmamış olmalıdır. Kongrelerde sunulan bildiriler ve konferans metinleri bildiri kitaplarında yayımlanmamış olmak kaydıyla yayımlanabilir.

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi'ne gönderilecek yazıların Türkçe ve İngilizce 50

kelimelik özetleri ile her iki dilde anahtar kelimeleri yazının ilk sayfasında verilmelidir.

Türk Dünyası Dil ve Edebiyat Dergisi’negelen yazılar gerekli incelemeler yapıldıktan sonra yayımlanır. Gönderilen yazılar yayımlansın yayımlanmasın geri verilmez.

Dergide yayımlanan yazılarda ileri sürülen görüşler yazarlarına aittir.

Türk Dünyası D il ve Edebiyat Dergisi'ne gönderilen yazılarda TDK Yazım Kılavuzu'na (kısaltmalar dâhil) uyulmalıdır. Yazı Kurulunca, yazının bütünlüğünü bozmayacak küçük düzeltmeler yapılabilir.

Türk Dünyası D il ve Edebiyat Dergisi'nde yer alan yazı, fotoğraf, tablo ve şekillerden kaynak

gösterilmeden alıntı yapılamaz.

TÜ R K DÜNYASI DİL VE EDEBİYAT D ER G İSİ’NE G Ö N D E R İL EC E K YAZILARIN SAYFA DÜZENİ İL K E L E R İ

Türk Dünyası D il ve Edebiyat Dergisi'ndeyayımlanması istenen yazılar bilgisayar ortamında Word yazım programı ile hazırlanarak YD (Yoğun Disk: CD) ve bir çıktısı ile gönderilmelidir. Yazılar e-posta ([email protected]) ile de gönderilebilir. Yazılarla birlikte özel işaretlerin kullanıldığı fontlar da gönderilmelidir.

Makalenin yazarı adını, soyadını, görev yerini ve akademik unvanını tam ve açık olarak belirtmeli, kendisiyle doğrudan iletişim kurulabilecek açık adres, telefon numarası ve e-posta adresini vermelidir.

Yazı karakteri Times (Times New Roman) olmalı ve yazılar 11 punto büyüklüğünde, tek satır aralığı ile yazılmalıdır. Paragraf başlarında sekme (tab) tuşu, paragraf aralarında gir (enter) tuşu kullanılmalıdır. Söz aralarında, nokta ve virgül işaretlerinden sonra bir harflik boşluk bırakılmalıdır.

Yazılara bilgisayarda sayfa numarası verilmemelidir. (Çıktı üzerine kurşun kalemle verilebilir.) Metin içindeki göndermelerde soyadı, basım yılı ve sayfa numarası parantez içinde belirtilmelidir. Örnek (K orkm az 1997: 619). Beş satırdan kısa alıntılar satır arasında ve tırnak içinde; beş satırdan uzun alıntılar ise satırın sağından ve solundan bir buçuk santimetre içeride, blok hâlinde, 10 punto büyüklüğünde, eğik yazı ve tek satır aralığı ile verilmelidir.

Dipnotlar sadece açıklamalar için kullanılmalı, sayfa altında ve numaralandırılarak verilmelidir. Yararlanılan kaynaklar, metin sonunda yer alacak olan Kaynakça bölümünde 10 punto büyüklüğünde ve alfabetik olarak verilmelidir.

(5)

I(, İ M H K İ I I ' U

ılıleı ıııııı Şiirlerimle İstanbul... 7

* . İ l l i mm- I ıı lıı I'l tlı ı Kı/.ı A I . İ Y I C V A

lı,ııı vv link TUrkmenlcrMn Şı/ahi Edebiyatına Mukayesefi Bir Bakış...15

A ImIi iIi « l ı ı n a n l ) l l .ll

V i ı i ı A f t.ıitfıitnv ...27

I « i m ( J A V N A N O V A

A k i m m ı ş M ı l ı ı m l V a s i n K A Y A

Aıl lllllm el Birimler v » Sosyal Etmenler...33

M r v h ı ı n I I A R İ I I I J

lıııı.niıll Nurmemmet 'İn "Çark-ı Felek " Adlı Öyküsünde Sosyal Eleştiri....39

M I »İlli K A N I KK

iıeı hıiyı un ila Türkiye Türkçesi Öğretiminde Karşılaşılan Problemler...45

I "İK İ K A H A M A N

11ıılıı Kın Şairi Mcksandr Sergeyeviç Puşkin in Şiirlerindeki İstanbul...59

« . n i l l ı r M A H M I J D O V A

Ilımı I ı ı inledim Türkistan a Doğru (Şiir)...69

M r l ı ı n c l M e h d i H A Y A T O Ğ L U

Kıi/ku.syıi da Kültürel Etkileşim /Sosyo-Linguistik Bir Araştırma...73

Mm uI (. K T İ N T A Ş

Kanık Edebiyatı Tarihi...S İ

K ı ı m ı y t h İ K ' k K E N Z I I A L İ N I l ı m l ı l ı ı ı Y I I . I H K I M

I I A I 1 K K İ . K K

KKT< d» 2 i Ulusal Dilbilim Kurultayı" ...87

M.ıkeılııııytı Si l' Üniversitesi/Trakya Üniversitesi İş Birliği \l,inlin ile T Klasik Türk Edebiyatı Bilgi Şöleni "

Mn'nİMuıt dıı TUrkoloJI Çalışmaları

I \ki), lııı ile Uluslararası Talar Türkçesi Araştırmaları Bilgi Şöleni" iliklim ilil II Uluslararası Türkçenin Eğitimi-Öğretimi Kurultayı" hnııı ile K ibate k 26 Uluslararası Türk Edebiyatı Şöleni" Ihııl Onlverulte,tinde

lilı klllk Anıştırmalarının Bugünkü Durumu ve Sorunları I Bilgi Şöleni " Hıiııiıiııvıı dıı "15 Uluslararası Türk llıılk Oyunları Festivali"

(6)

M. Fatih KANTER

ANNAGULİ NURMEMMET'İN "ÇARK I FELEK" ADLI ÖYKÜSÜNDE SOSYAL ELEŞTİRİ

M. Fatih K AN TER*

Özet

Türkmen edebiyatında 21. yüzyılın önde gelen yazarlarından birisi de Annaguli N urm em m et 'tir. Annaguli N urm em m et özellikle roman ve öykü alanında eserler vermiştir. Bu makalede yazarın “Çark-ı F e le k ” adlı öyküsü içerik yönünden ele alınmıştır.

“Çark-ı F e le k ” öyküsü başkişi Kepban aracılığıyla bireylerden topluma yönelen bir eleştirel bakış açısı ile dikkatlere sunulur. Anlatıda sosyal eleştiri de bu biçimde kendini gösterir. Başkişi Kepban evine gelen konuklan gözlem leyerek evden evrene doğru bir eleştirel tutum geliştirir. Sonuçta insanların kendi özlerinden uzaklaştıkça yanılgıya düştükleri kanaatine varır.

A nahtar sözcükler: A nnaguli Nurmemmet, “Çark-ı F elek", devir, sosyal eleştiri, kopuş,

uyanış, öykü.

Socıal C rıtısısm in Annaguli N urm em m et’s Story Named “Çark-ı Felek” (Fate)

A bstract

One o f the prom inent writers in Türkmen Literatüre is Annaguli Nurmemmet. H e has com posed Works especially in the fıe ld s o f novel an d story. In this article, his story nam ed

“Cark-ı F elek" has been approached in terms o f theme.

The story is presented by a critical viewpoint fro n tin g fro m individuals towards society by the agency o f K epban who is the protagonist o f the story. In the narrative social criticism also shows its e lf in the sam e way. The protagonist, Kepban, develops a critical attitude fro m house to universe by observing his guests. Hereby, he realizes that human beings stum ble in when they become distant fro m their essences.

Key words: A nnaguli Nurmemmet, “Çark-ı F e le k ” (Fate), era, social criticism, break,

awakening, story.

* Yrd. Doç. Dr., A rd a h a n Ü niversitesi İn sa n i B ilim ler v e E d eb iya t F a kü ltesi T ürk D ili ve E debiyatı B ölüm ü

(7)

Annaguli Nurmemmet'in "Çark-ı Felek" Adlı öyküsünde Sosyal Eleştiri

Giriş

Son dönem Türkmen edebiyatı yazarlarından olan Annaguli Nurmmemet’in “Çark-ı Felek” adlı öyküsü ilk olarak üç ayrı bölüm hâlinde Edebiyat ve Sungat Gazetesi’nde tefrika edilmiştir. Türkiye Türkçesine ise 2001 yılında Salim Çonoğlu tarafından aktarılarak yayımlanmıştır.

Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerinin, Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarım kazanmalarıyla, edebiyat anlayışları da yeni bir süreç içerisine girer. Marksist rejimin baskısı altında, yıllarca kültürel değerlerine yabancılaştırılan, edebî eserleri/değerleri hiçe sayılan Türkler, yeni bir arayış sonucunda değişime uğrar. Marksist rejimin baskısı altında yazılan edebî eserlerde, sadece sembolik ifadelerle kültürel değerlerine ait izleri ön plana çıkarabilenler artık ifadelerini daha özgürce söyleme şansını yakalamışlardır.

1991’de bağımsızlığını kazanan Türkmenistan edebiyatında da değişimler yaşanmıştır. Türkmenistan’ın bağımsızlığa hazırlandığı yıllarda Petersburg’da üniversitede okuyan Annaguli Nurmemmet, o yıllarda oluşan “Yeni NesiP’in temsilcileri arasındadır. “Yeni Nesil”in amacı, edebiyatı halka yaklaştırmak, yıllar önce onlan geçmişlerinden koparan değerleri yeniden kazandırmaktır.

İçerik Düzlemi

“Çark-ı Felek” adlı öyküde bireysel çıkarlarını düşünen insanların toplumsal çıkarları nasıl hiçe saydıkları üzerinde sembolik bir anlatımla durulur. Ben (kahraman)- anlatıcı bakış açısı ile kaleme alman öykü, olayların merkezi konumundaki Kepban’ın yazma arzusunun sonucu olarak çerçeve vakalı bir anlatımla okura sunulur. Eserin dış çerçevesi vakanın anlatıcısı ve başkişisi konumundaki Kepban’ın eserinde nelere yer vereceği üzerinde gelişirken iç çerçevede evinde yaşadığı olaylar aktarılır.

Eserini yazmaya nereden ve nasıl başlayacağını düşünen anlatıcı için en uygun gözlem alanı kendi evidir. Bachelard’ın deyimiyle, “Evimiz bizim dünya köşemizidir. Bizim ilk evrenimizdir.” (Bachelard 1996: 32) Bu nedenle içsel dünyasıyla bütünleştirdiği evinden tüm evrene doğru bir akış serüveni oluşturmak isteyen başkişi, bireyden topluma giden eleştirel yol izler.

Başkişi Kepban’ın evine gelen ziyaretçilerden hareketle oluşturduğu öykü/kurgu; - Kepban’ın çocuğunun bayan öğretmeninin kocasının eziyetinden kaçıp onlara sığınması,

- Bahçe komşuları ile aralarında çıkan arazi kavgası,

- Evlerine misafir gelen dört kişinin “söyün yüzükçü” adlı oyunu oynadıkları sırada misafirleri hakkında yorumlar yapması,

vaka birimlerinin sıralanmasıyla biçimlendirilir. Evden evrene yönelirken yazdıklarıyla kendilik değerlerini de sorgulayan başkişi, yaşamın neresinde durmak/

(8)

M. Fatih KANTER

olmak gerektiği sorunsalını eleştirel bir tutumla ortaya koyar. Zira sorunlara çözüm bulma endişesi onu kendi yaşamı ile dış dünyadaki yaşam arasındaki çelişik durumla baş başa bırakır. Öykünün ilk vaka birimini oluşturan bayan öğretmenin başkişinin evine sığındığı gece, eli bıçaklı ve sarhoş kocanın evlerinin kapısına dayanmasıyla başlar. İki üç yaşlarındaki çocuğu ile eşinden kaçan bayan öğretmenin kocasının çıkardığı rezaleti sakinleştirmek ve karı kocanın arasını düzeltmek isteyen Kepban, olayların görünürdeki yüzünün ardındaki gerçekler ile yüzleşmek zorunda kalır. Görünenin ardındaki gerçek aslında yanıltıcı olmaya adaydır. Olayların dışa yansıyan boyutundan hareketle bayan öğretmenin kocası Delibaş yiğidi ilk anda suçlayan ve onu sakinleştirmeye çalışan Kepban, onu dinledikten sonra farklı bir dünya içerisine girer. Kumar oynayıp içki içerek evini ve çocuğunu ihmal etme görüngüsünün ardında hapiste yatmış bir adamın iş bulamama çaresizliği okunmaktadır. Bu durum aslında toplumsal baskının ve sorgulanması gereken değer yargılarının benden bize gidiş çizgisindeki yerini de sorgulamaktadır;

“Elim bereketli de ondan. Az önce hepsini mahvedip kazanarak döndüm. Yenilmelerinden ben mi suçluyum? Çalışmadığım için ben suçlu değilim. Nereye varsam, sen hapiste yattın diye işe almıyorlar. Hapse kendi keyfimden mi girdim sanki? Sebze satardım, aylığınla çoluk çocuk geçindirecek gücün var mı? Üç beş kuruştan damla damla arttırıp çok da bereketli günler gören yoktur. İşte kim çocuğunun geçimi için koşturursa, hapishanenin de kapısı açık kavganın da... Gün esnasında kapıdan malını, arabanı alıp giden, ya da cebine fazlasıyla zarar veren hırsızlara yaptığın iyi değil diyen yok. Baksana her yer haksızlıkla dolu öyle değil mi?” (Nurmemmet 2001:

150-151)

Haklı ile haksız kavramlarının insanların kendi çıkarları doğrultusunda geliştirildiğini ima eden yukarıdaki alıntıda toplumsal düzen içerisindeki çifte standarda da gönderme yapılmaktadır. Hırsızlığın herkes için aynı cezayı içermemesi toplumsal düzenin bozukluğunu ortaya çıkarmaktadır. Böylelikle Kepban, Delibaş yiğidin sözlerini dinledikten sonra gerçek anlamda kendilik değerlerini de sorgulamaya başlar:

“Hani senin hakikat dediğin? Yoksa o, senin şu kitaplarının arasında uyuklayıp yatıyor mu?” (Nurmemmet 2001: 151)

“Kitaplar arasında uyukla(yan)” hakikat, olan ile olması gereken arasındaki diyalektik bağıntıyı başkişinin yaşam algısına doğru yönlendirir. Hakikat tek olsa da uygulamadaki çoğulluğu, toplumsal bunalımın habercisi olacaktır. Görünenin arkasına ya da olması gerekenin ardına sığınan salt gerçeklik, bireyler arasındaki ilişkileri toplumsal düzlemde bu uygulama standardının değişkenliği yüzünden karşı karşıya getirecektir.

Bireysel yanlışların toplum düzenindeki okunuş biçimindeki değişik yorumlar, ben ile öteki ya da ben ile biz arasındaki farkı da düşünmeyi sağlar. Başkişinin eşi ile komşusunun eşi arasında çıkan arazi kavgası, olayların kişiler arasındaki farklı okunuş biçimini örneklendirir. İki aile arasındaki arazi kavgasının komşuluk ilişkilerini nasıl bozacağı başkişi Kcpban’ın ağzından Rusya’nın Afganistan’a haksız yere girmesi

(9)

Anmı^ııll Nurmemmet'in "Çark-ı Felek" Adlı öyküsünde Sosyal Eleştiri

ttrııck verilerek eleştirel bir çıkarım yapılır. Dolaylı bir anlatım ile evlerinin yanındaki araziyi sahiplenmek üzere baskına gelen komşusunu alt eden Kepban, bu durumu yine kendi eleştirel dünyasında sorgu altına alır:

‘“ Kendini Tanrı ilan edenler’ ve ‘yalancı peygamberlerin’ dünyasına ayak bastığımdan sonra da, onların hangisinin gönlü gerçekten de Huda, hangisinin gönlü beyhude olduğunu öğrenmeye çabaladım. Gözlerine bakıp, sözlerine kulak verirken kaynağı bulanık göründü. Huda hangisi, bunu bilebilmek için helak oldum. Eh, ne yaparsın, gönül hırsızlarının hepsi birbirine benzer şekilde kemik kemiriyor.” (Nurmemmet 2001: 161-162)

Dünya düzeni içerisinde aldatanlar ile aldatılanlar arasındaki süreğen ilişkinin bir “gönül hırsızlığı” olduğunu vurgularken, bireylerin sorgulamadan yaşadıkları düzen ve düzeni sahiplenen yalancı tanrılar ve peygamberler karşısındaki duyarsızlıkları da Kepban tarafından eleştirilir. Bu duyarsızlık aslında bireysel anlamda var oluşunu tamamlayamayan, ait olma arzusu ile özgür olma arzusu arasında yaşamını sürdüren insanın trajik sorunudur. Başkalarının emri altında ya da başkalarına bağlı olarak yaşayan birey, kendi sorumluluk alanım azalttığı yanılgısına düşer. “Kendi köklerini yitirmenin çaresizliği, insanda, her şey üzerinde mülkiyet ve iktidar sahibi olmaya yönelik bir iç baskı oluşturur. Fakat bu da insanı, kendine yabancılaşmaya götürür.” (Gruen 2005: 69) Bu nedenle de başkalarının (yalancı peygamberlerin ve kendini tanrı ilan edenlerin) boyunduruğu altında yaşamayı kabullenirler. Kendini ifade etmek yerine kendini başkalarının doğrularına göre biçimlendirmek, kendi varlığını ve kendi hayatını yaşa(ya)mamak anlamını taşır.

Öyküde başkişi Kepban, evine misafir gelenler ile ilgili yazarken yaşam ve yaşam içerisindeki yanlışlıklar hakkında da iç beniyle konuşur. Bu iç muhasebe sırasında benden hareketle sistemi özellikle de üstü kapalı bir biçiminde Sovyet rejimini eleştirir. Yıllarca Türk devletlerini sindirme politikası uygulayarak onların gelenek ve göreneklerini kısacası benliklerini oluşturan bütün değerleri yok etme çabası karşısında ayakta durmak gerekliliğinden bahseder. Sistemin kendi benliğinden koparıp kendileştirdiği yöneticilerin Sovyet hâkimiyetine girişi de bu vesile ile gözler önüne serilir:

“Yıllar ağır gelmedi, günahı onların boynunda değil. Boynu hamut gibi yöneticiler dinimizi, imanımızı, şeker dilimizi yumuşak koltuklara değiştirdiler. Kaynağımız kuruyup bitmemişken, onlara baş kaldırmak gerek. Onlar el ulusunun büyük sözünü türkülerden uzak tuttular, yarı yolda kanadım kırdılar. İmanımız kızıletene, yani daha yeni dünyaya gelmiş kuş yavrusu gibi ayağımızın altma düştü, onu acımasız çizmelerin altına alıp tepelediler... (...) Kartal gibi olmaya çalışın, kartalların leşe konmadığım da aklınızdan çıkarmayın. Dilimizi, dinimizi koruyun...” (Nurmemmet 2001:166)

Koltuk sevdası uğruna kendilik değerlerinden koparılarak sistemin kölesi hâline getirilen bireyler, ötekileşerek yaşamaya ve yok olmaya mahkûmdurlar, “insanın, kendini yokluğa götüren bu süreci onaması ve celladını kutsayarak yüceltmesi, belli bir bilinç yıkımı ve beyin yıkama etkinliğinin talihsiz ürünü olarak ortaya çıkar. Yaşadığı zorunlu ötekileştirme sürecinde sloganik söyleme tutuklanan birey, bir yığın kopuş'tan sonra yaşamın pratik yararı için ‘bir defalık işlerde kullanılacak’

(10)

M. Fatih KANTER

nesnel bir değere dönüştürülür.” (Korkmaz 2008: 19) “Çark-ı Felek” öyküsünde de sistemin kurbanı olarak seçilenler kendilik değerlerini yok edecek süreci onamaktadır. Dolayısıyla bireyin var oluşunu tamamlayan dil, din, gelenek, görenek gibi kendilik değerlerinden “kopuş” başlar. Bu kopuş, öyküde çift yönlü bir eleştirel tutumla sergilenir. Başkişi Kepban, değer yitimine uğrayan insanların durumuna önderlik ederken içinde bulunulan durumdan çıkar sağlamak isteyenleri de eleştirir:

“Keşke ben onun yine insanlara kurnazlık edip, el ulusunu öncüsüne karşı koyup kendini korumak isteyişini bilmemiş olsaydım...

-Böyle devletli işlere kemik hırsızları baş olacaksa, bana onun gereği yok! diyerek kızdığımın da farkına varmadım.” (Nurmemmet 2001: 167)

Kendilik değerlerini yitirenleri düzen karşısında harekete geçirecek liderlerin kimliğinin önemi yukarıdaki alıntıda vurgulanır. Zira, haklı bir davayı sahiplenen bireylerin sahiplendikleri davanın adını lekelemeleri bu değer yitiminden daha vahim sonuçlar doğurur. Bu noktadan hareketle kendini dava uğruna adamış insanlar, öykünün üçüncü vaka biriminde boy gösterir. Öykünün üçüncü vaka biriminde başkişi Kepban’ın evine gelen misafirleri ile yüzleşme sahnesi bu bakımdan önem taşır. /İra “söyün yüzükçü” adlı oyun sayesinde evindeki dört misafirin gerçek yüzleri orlaya konur. “Söyün yüzükçü” oyununda amaç, seçilen kişinin yüzüğü gizleyeni kalbinin üzerine elini koyarak bulmaya çalışmasıdır. Başkişi Kepban *ın evine gelen misalirlcı m oyununa ortak olarak yüzüğü gizleyeni bulmaya çalışır. Avukat, yürük, haşkaıı ve hiı öğrenciden oluşan bu dört misafirin özellikleri başkişi Kepban'ın zihninden geçen düşüncelerle ayrı ayrı sıralanır.

Parçadan bütüne giden toplumsal eleştiri, öyküde bireylerden topluma doğru yönelen bir noktada ele alınır. Özellikle “devir”in bedbahtlığı ve kötülüğü de bu bağıntıdan hareketle gözler önüne serilir:

“Ey bedbaht devir, yine sana yüreğim acıdı. Gerçekten de sen nasıl bedbahtmışsın, seni nasıl göz önüne getireceğimi de bilmiyorum. Ey alnı kara devir, sonunda onun da bir çaresi bulundu. Eve gelen insanların birinin gözünü, birinin burnunu, birinin yüreğini birinin saçını sana verip, seni gözümün önüne getirmeye çalıştım. Sen öyle bir şeye benzedin ki: Elin hırsız başkanın eliydi, aklın elin-günün beynini kemiren ala köpeğin aklıydı, okumuşluğun çokbilmiş komşunundu, yüreğin külde küle seğirtip helal rızkını arayan eniğin yüreğiydi, ayakların subay komşunun ayaklarıydı, sesin kocasını şikâyet etmek için gelen sonra da birbiriyle sarmaş dolaş giden kadmınkiydi. Sadeliğin Yörük akrabanın sadeliği gibiydi...” (Nurmemmet 2001: 174-175)

Anlatıcı, toplumsal yapıdaki bozuklukları ve yozlaşan değer yargılarını birey(ler) den hareketle toplumun tüm noktalarına nasıl bulaştığını sorgular. Ben ile biz arasındaki bağıntının ne denli önemli olduğu da böylelikle gösterilmiş olur. Bizi biz yapan değerlerin aslında kendi benlik algımızdan geçtiği düşünülürse toplumu ya da başkişinin deyimiyle devri de her birimiz kendi özelliklerimizi yükleyerek “kara devir” hâline getiririz.

Anlatı kurgusunu oluşturan temel felsefe kendini ve etrafını gözlemleyerek olayların bilincine varma düşüncesidir. Benden yola çıkarak bize ulaşan ve aksaklıkların temelindeki sorun önce kendisinde arayan insan kendini

(11)

Annaguli Nurmemmet'in "Çark-ı Felek" Adlı Öyküsünde Sosyal Eleştiri

gözlemlemelidir. Zira, “Kendini gözlemleme, insanın, dünyanın yürüyen bantlarına kendisine nelerin bağladığını görmesini sağlar; eskimiş fikirler, suçluluk duygusu, önyargılar, gerginlikler, felaket beklentileri... Bu bir kopma, sahte uykudan çıkma ve yeniden uyanış eylemidir...” (D’Anna, 2009: 39) Bu uyanış eylemi, dışarıdaki yaşam ile içerdeki yaşam algısı arasındaki farklılığı ortaya koyar. Anlatıcı Kepban’m evine yani kendi varlık alanına ziyarete gelenleri gözlemleyerek uyanışa geçmesi de bu sayededir.

Kopuş ve uyanış süreci anlatının başkişisi Kepban’m bilincinde yaşanmaktadır. Bununla birlikte yaşananlar aslında tüm toplumu kapsamaktadır. Bilincin uyanışı ile birlikte dış dünyaya ve bedbaht devre karşı yaklaşım da yeni bir boyut kazanmış olacaktır. İnsanlığın var oluş süreci içerisinde yaşanan sürekli kopmalar, uykudan uyanmalar ve yeniden uyanışlar, hem anlatı başkişisi Kepban’ın hem de var oluşunu kendi sahip olduğu değerler dizgesi ile sürdürme arzusundaki bireyin ortak kaderidir.

Çıkarım

Anlatının temelinde yatan çatışma, kendilik değerlerinin bilincinde olmanın zorunluluğu ve bizleri kendilik değerlerimize sahip çıkmaya çağıranların ikiyüzlü davranışlarıdır. Bu ikilem arasında sıkışan ve özünü bulmak ile kaybetmek arasında bocalayan bireyin çıkış noktası “kendi olmak” felsefesini içinde barındırır.

Bireysel anlamda var oluşun özünü oluşturan değerlerin başkaları tarafından tahrip edilmesine seyirci kalmak ya da sürecin bir parçası olmak “kendine ihanet” olarak görülmektedir. Dolayısıyla Nurmemmet, “Çark-ı Felek” öyküsünde devri kötüleyip kendini yaşanılanlardan soyutlayanları simgesel bir anlatımın içine kurguladığı ihanetle suçlamaktadır.

Bizi biz yapan değerler ve onları sahiplenenlerin ikiyüzlülüğü, yaşanılan devri istenil(mey)en hâle getirir. “Çark-ı Felek” öyküsü de adıyla uyumlu bir biçimde, devir ve insan arasındaki bağıntıyı okura sunar.

Kaynaklar

B a c h e l a r d , G a s t o n ( 1 9 9 6 ) , M ekânın Poetikası, K e s i t Y a y . , ( Ç e v . A y k u t D e r m a n ) , İ s t a n b u l . D ’ A n n a , S t e f a n o E . ( 2 0 0 9 ) , Tanrılar Okulu, ( Ç e v . Y e l d a G ü r l e k ) , C e l a l A r a s E ğ i t i m v e K ü l t ü r

V a k f ı Y a y . , İ s t a n b u l .

G r u e n , Am o ( 2 0 0 5 ) , İçim izdeki Yabancı, ( Ç e v . İ l k n u r İ g a n ) , Ç i t l e m b i k Y a y . , İ s t a n b u l .

K o r k m a z , R a m a z a n ( 2 0 0 8 ) , Aytm atov Anlatılarında Ötekileşme Sorunu ve D önüş İzlekleri, G r a f ı k e r Y a y . , A n k a r a .

N u r me m m e t , A n n a g u l i ( 2 0 0 1 ) , Çark-ı Felek, ( A k t a r a n S a l i m Ç o n o ğ l u ) , D e v r a n M a t b a a c ı l ı k , A n k a r a .

Referanslar

Benzer Belgeler

Bu çalışmada, selektif α1-A adrenoseptör antagonisti silodosin ve serotonin 3 reseptör antagonisti olan palonosetronun, in vitro sıçan mesane düz kas

Ressam Jose Ruiz Blasco'nun oğlu Picasso, 1900'lerde Paris'e yaptığı ilk inceleme gezisi sıralarında annesinin adım - Picasso - aldı, Barcelona’da eğitim gören ressam,

K›z›l hastal›¤›, A gurubu Beta Hemolitik Streptokok’lar›n baz› alt gruplar›n›n salg›la- d›¤› maddelere karfl› vücutta oluflan hassasi- yet sonucu ortaya

Birkaç yıl önce, biri borsa­ cı, biri avukat, adları Cengiz olan iki arkadaş Kallavi So­ kak 20 numarada adını adre­ sinden alan meyhaneyi açtı­ lar ve

Genel bir çerçeve ile sinema sanatı içerisinde Méliès ve Lumiére gibi iki sinema öncüsünün sinemada yarattığı yol ayrımına ve daha sonra ise bu iki türün

Bu tez çalışmasında, tek kullanımlık perde baskılı karbon elektrot ve kalem grafit elektrot üzerine çağın malzemelerinden biri olarak kabul edilen grafen modifiye

Cenaze töreni • • Ömer Asım Aksoy, Ankara’dan uğurlandı ANKARA (Cumhuriyet Bü­ rosu) - Ankara’da 95 yaşında.. ölen Türk Dil

Samsun ili Çarşamba ilçesinde bakımlı ve bakımsız fındık bahçelerinde yetiştirilen Çakıldak çeşidinin verim ve meyve özelliklerini belirlemeye yönelik