• Sonuç bulunamadı

Sincap 2018-01

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Sincap 2018-01"

Copied!
36
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

O R M A N Ç O C U K D E R G İ S İ

FİYATI: 3 TL (KD V DAHİL) • YIL: 2018 • SAYI:1

(2)

Merhaba Sevgili Çocuklar,

Dünyamız her alanda, yeni teknolojiler ve buluşlarla gelişmektedir. Bununla birlikte nüfusumuzda

artmaktadır. Tüketim alışkanlıklarımızı dünyamızın geleceğini gözeterek yapmalıyız. Yeraltı ve yerüstü

zenginliklerimizi tüketirken havamızı, suyumuzu, çevremizi kirletmemeye özen göstermeliyiz.

Özellikle ormanlarımızı sevgiyle korumalı ve çoğaltmalıyız.

Isınmak, barınmak, beslenmek ve ekonomik olarak gelişmek için kullandığımız kömür ve petrol

ürünlerinin verdiği zararı önlemek için ağaçlandırma yapmamız gerekir. “Ormanlar kirli havanın

panzehiridir” sözü ile hareket etmeliyiz. Öğretmenlerinizden duymuşsunuzdur; “Ağaçlar, çalılar ve

bitkiler havadaki karbondioksidi emer, yerine oksijen verir.” Bu nedenle biz de “Yaşanabilir Şehirler

İçin Ormanlar” diyoruz.

Hem havayı temizlemek, hem de sizin sosyal ve sportif aktivitelere katılmanızı sağlamak için “Şehir

Ormanları” kurduk. Buraya geldiğinizde piknik ve doğa yürüyüşü yapabilir, bisiklete binebilir, oyun

alanlarında spor yaparak eğlenebilirsiniz.

Sevgili çocuklar, yaşadığınız şehirlerdeki dağ yamaçlarına hiç dikkat ettiniz mi? Çoğu yerler

ormanlarla kaplı değil mi? İşte, o yamaçlardaki ağaçları ormancı abileriniz, amcalarınız diktiler. Biz

bunlara “Yeşil Kuşak” ağaçlandırması diyoruz. Yeşil kuşak ağaçlandırmaları, şehirlerinizde oluşan kirli

havayı temizlerken, orman ekosisteminin yeniden canlanması da sağlamaktadır.

Şehirlerinizdeki yerel yöneticilere de her türlü fidan ve teknik desteği veriyoruz. Yol kenarlarının,

parkların, oyun alanların ve tesis edilecek yeşil alanların ağaçlandırılmasında yardımcı oluyoruz. Bütün

bunları gelecek nesillerimiz olan sizler için yapıyoruz.

Sevgili çocuklar, uygar toplum olabilmek için yaşadığımız şehri sevelim ve koruyalım. Yeşillikler

içinde, tertemiz havası olan şehirlerde, sağlıklı yaşama dileklerimi sunuyor, gözlerinizden öpüyorum.

Editör’den...

Bekir KARACABEY Orman Genel Müdürü

(3)

Yazan ve Çizen:

Sait Kıran

“YAŞANABİLİR ŞEHİRLER İÇİN ORMANLAR”

GEYİK SAYFASI

BİLGE SİNCAP, ERİYEN KAR SULARIYLA VE YAĞAN YAĞMURLARLA

COŞKULU AKAN DERE KENARINDA GEZİNMEKTEDİR.

SOĞUK KIŞ GÜNLERİ GERİDE KALMIŞ, İLKBAHARIN RENKLİ ILIMANLIĞI YÜZÜNÜ GÖSTERMEYE

BAŞLAMIŞTI. PAMUKSU BULUTLAR RÜZGARIN ETKİSİYLE BAZEN HIZLI, BAZEN DE NAZLI

NAZLI GÖKYÜZÜNDE HAREKET HALİNDEYDİ. GÜNEŞ BULUTLARIN ARKASINDA DÜNYA İLE

ADETA SAKLAMBAÇ OYNUYORDU. AĞAÇLAR TOMURCUKLANIYOR, OTLAKLAR YEŞİLLENİP

ÇİÇEKLENİYORDU. TABİAT SANKİ YENİDEN ŞEKİLLENİYORDU.

Yaramazlar nereye

kayboldular acaba ?

(4)

PAPATYA SAYFASI

AZ YÜRÜDÜKTEN SONRA...

BİLGE SİNCAP ÇOCUKLARIN YANLARINA GELİR...

Hayret, burada da yoklar!

Oysa en sevdikleri yer burası.

Ormanı avuçlarının içi gibi bilirler;

ama, yavrularımı yine de düşünmeden

edemiyorum işte.

Şuradan

sesleri geliyor.

Birileriyle

konuşuyorlar.

Yanlarında

kimler var acaba?

Biz de arkadaşlarla

sohbet ediyorduk.

AAA! Bilge Sincap.

Hoş geldiniz

Bilge Sincap.

(5)

PALAMUT SAYFASI

Hoş buldum

yavrularım.

Siz de hoş gelmişsiniz çocuklar. Hangi rüzgar sizi buralara

attı böyle? Belli ki şehirden geliyorsunuz.

Babamla annem

şehrin gürültüsünden ve stresinden

kurtulmak için bizi her fırsatta

dayımların çiftliğine getirir.

Babamız az yukarıda

bazı bitkiler topluyor. Biz de

dolaşırken bu iki sevimli sincap

kardeşe rastladık.

Çok iyi etmişsiniz çocuklar.

Şehirlileri buralarda hep görürüz. Onlar da

stresten ve kirlilikten dert yanarlar.

Nihayet insanlar, ormanların ekonomik

değerinden daha çok sosyal değerini

(6)

NİLÜFER SAYFASI

Biliyorsunuz,

şehirlerimizde

onbinlerce

insan yaşıyor.

Hayatlarını devam

ettirebilmeleri

için ısınmaları,

barınmaları,

ve teknolojiyi

kullanmaları

gerekiyor. Bu

ihtiyaçlarını

karşılarken

petrol ve kömürden

elde ettikleri

maddeleri

kullanıyorlar.

Şehirlerimiz birer canlı varlık gibidir. Petrol ve kömürden elde edilen bu maddelerin kullanımı, ne yazık

ki şehirlerimizi ve havasını kirletiyor. Hal böyle olunca da şehirde yaşayanlar astım, kalp ve akciğer

hastalıkları gibi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor. Bebekler ve çocukların sağlıklı olarak yetişmeleri ve

büyümeleri de zorlaşıyor...

BİLGE SİNCAP

ANLATMAYA BAŞLAR:

Bu ne demek Bilge Sincap ?

Bize anlatır mısın?

Şuraya oturalım. Ben de

(7)

KARDELEN SAYFASI

Bu nedenle diğer ağaçlara, çalılara, bitkilere,

çiçeklere ve toprağa ihtiyaç vardır.

Bu da orman demektir.

Bazı kirli maddeler

havadan ağır olduğu

için kirlenme yere

daha yakın olmaktadır.

Kısa boylu çalıların

dikilmesi özellikle

çocuklar, yayalar,

bisikletliler ve araçlar

için havayı temizleme

açısından çok önemlidir.

Şehirlerimizde

betonlaşmayı

azaltıp yeşil alanları

artırdığımızda hem

havamız temizlenir

ve güzelleşir hem de

daha sağlıklı bir toplum

oluruz.

(*)1 hektar =10.000 metrekare

Bir hektar* ladin ormanı yılda 32 ton, kayın

ormanı 68 ton ve çam ormanı ise 30-40 ton

tozu emerek havayı temizler.

Bir ağacın havayı temizlemesi, çeşitli kuşları,

sincapları ve böcekleri tek başına barındırması

yeterli değildir.

Gözlemler ve araştırmalar

sonucunda bu felaketi, ağaçlandırma ve

dolayısıyla ormanların önleyeceği

(8)

PENGUEN SAYFASI

P

Bütün bunları gözönüne alan ormancılar ile yerel

yöneticiler şehirleri yeşillendirme planlarını

uygulamaya koymaktadır.

Şehirlerin çevresini “yeşil kuşak” ağaçlandırması

ile ormanlaştırarak hava kirliliğine panzehir

oluyorlar.

“Şehir Ormanları” kurarak ormanı insanın ayağına getiriyorlar. Şehir ormanlarında, piknik,

spor, çocuk oyun alanları, doğa yürüyüşü ve bisiklet yolları tesis ederek insanları ormanla

kaynaştırıyorlar.

Okulları, mezarlıkları, ibadethaneleri ve

hastaneleri ağaçlandırıyorlar.

Hemen

anlatayım

yavrularım.

Bunları da bize

anlatır mısın

Bilge Sincap ?

(9)

KAPLUMBAĞA SAYFASI

BİTTİ.

Şehir içi ve bağlantı yollarını, orta refüjleri, kavşakları

ağaçlandırıyorlar. Şehirlerde parklar ve yeşil alanlar

oluşturuyorlar.

Kısacası, insanların sağlıklı yaşaması

için gerekli olan ağacı ve ormanı hayatın

içine katıyorlar.

TEŞEKKÜRLER ORMANCILAR,

TEŞEKKÜRLER ORMAN DOSTLARI.

Ne güzel anlattın

Bilge Sincap.

Ağzına sağlık

Bilge Sincap.

Teşekkür ederiz

Bilge Sincap.

Bana değil, bütün bunları

sağlayan ormancılara ve

orman dostlarına teşekkür

(10)

Kaynak: Bilim Çocuk Dergisi Çi ze n : H asan Ulaş Ü NV ER D İ

.

-Peteğin Geometrisi: Petek;

arıların kovandaki bal, polen,

çiçeklerin balözü ile yumurta ve

yavrularını barındırdığı gözlerden

oluşur. Petek gözlerinin şekli altıgendir.

Altıgen gözler işçi arılar tarafından eşit

büyüklükte yapılır. Böylece petekte hiç boş yer

kalmaz. Arılar peteğin hammaddesi olan balmumunu,

karınlarının altında yer alan salgı bezlerinden yapar.

Altıgen şekli hem maksimum direnç sağlar hem de

peteğe balın fazla miktarda depolanmasına yarar.

Eğer petek daire ya da beşgen gözlerden

oluşsaydı aralarda boşluklar meydana

gelirdi. Üçgen veya dörtgen biçimli

yuvalarda boşluk kalmaz, ancak

daha fazla malzeme kullanılması

gerekirdi.

Petek Gözlerinde

Neler Var? Arılarının doğal

besin maddeleri olan nektar,

bal ve polen petek gözlerinde

depolanır. Arılar sadece bal yiyerek

hayatlarını sürdürebilir. Kolonide yavru

yetiştirilebilmesi ve genç arıların gelişmelerini

tamamlayabilmesi için polene ihtiyaç vardır.

Arı sütü olmadan ana arı; polen ve bal olmadan

da koloni etkinliğini sürdüremez. Bir çiçeğe

konan arı, onun balözünü hortumu ile emerek

alır ve balı midesinde depolar. Arı emdiği

balözünü sindirim sularıyla karıştırarak

petek gözlerinin içine püskürtür.

Petek gözlerine depolanan su,

kovanın içini serinletmede,

yavruları büyütmede ve balın

sulandırılmasında kullanılır.

AYI SAYFASI

ARIM, BALIM,

PETEGiM

(11)

Papatyalar,

genellikle yalnızca

bir yıl yaşar. Çiçeklerinin

ve yapraklarının belirgin

bir biçimi vardır. Bu sayede

onları tanımak çok kolaydır.

Yaprakları ince dallı, çiçekleri

beyaz, orta kısmı da sarı renklidir.

Üstelik papatyalar günebakan,

yani ayçiçeğiyle de akrabadır.

Papatyalar, özellikle ilk

açmaya başladıkları zaman

çok güzel kokarlar.

Gelincikler,

papatyalardan çok

daha farklı kokar. Kendine

özgü, keskin bir kokuları vardır.

Güzel kokusu ve renkleri birçok

böceği gelinciklere çeker. Gelincikleri

kırmızı renkli bilirsiniz değil mi? Doğru;

gelinciklerin çoğu kırmızıdır. Ancak

çok yaygın olmasa da beyaz, pembe,

sarı, turuncu, mavi ve eflatun renkli

gelincikler de vardır. Türkiye’de

kırmızı ve turuncu gelincik daha

çok görülür. Şanslıysanız sarı

gelincik de bulabilirsiniz!

Ohh, mis gibi

kokuyor!

Aaa!

sarı gelincik

buldum!

(12)

G E Z E L İ M

TA N I YA L I M

Çi ze n : H asan Ulaş Ü NV ER D İ

TAVŞAN SAYFASI

Samsun

Sehir Ormanı

.

i

o

v

l

Z

Mevki

Samsun-Sinop karayolu üzerinde 19 Mayıs ilçesi

Karaköy mevkiinde olup, 14 hektar büyüklüğündedir.

Bitki Örtüsü

Ağaç türleri; Sahil Çamı, Radyata Çamı, Ağlayan

Çam, Sedir, Mavi Servi, Japon Kriptomeryası, Doğu

Ladini, Doğu Karadeniz Göknarı, Sapsız Meşe.

Çalı türleri; Akdeniz Defnesi, Alıç (Yemişen, Geyik

Dikeni), Kuşburnu, Muşmula, Böğürtlen, Tavşan

Memesi.

Otsu türler; Kaya Sarmaşığı, Dikenucu, Orman

Asması, Sıklamen ve Noel Gülü.

Hayvan Varlığı

Yaban domuzu, tavşan, tilki, sansar ve kuş türleri

mevcuttur.

Suni Kaynaklar

Tanıtım merkezi, tanıtım levhaları, spor alanı,

oturma bankları, yağmur barınakları, çocuk oyun

alanları, gözlem kulesi, yürüyüş patikası.

Çevreye Katkısı

Samsun Şehir Ormanı ile yaklaşık olarak 60 ton

karbon depolanmakta, bu da atmosferdeki

220 ton karbondioksite karşılık gelmektedir.

(13)

LEYLEK SAYFASI

Yaşasııın!

Oyun oynamak için

Şehir Ormanı’na

geldik!

Şehir

Ormanları

artık

çocuklarla

daha neşeli

ve daha

güzel!

(14)

Kaynak: www.tubitak.gov.tr

Çize

n : Levent Kıra

n

DAL SAYFASI

Uzun süre aç kaldığımızda vücudumuzun

direnci azalır. Kandaki şeker seviyesinin düşük

olması dikkatimizi toplamamızı zorlaştırır,

hatta kimi durumlarda konuşurken sözcükleri

karıştırmamıza neden olur. Bunların yanı

sıra beynimiz, kandaki glikoz miktarını

yükseltmek amacıyla bazı

organlara hormon salgılamaları

için emir verir.

Ayrıca açlık sırasında beyine

salgılanan nöropeptid Y adlı

kimyasal da beyindeki farklı

almaçlara etki ederek açlık ve öfke durumlarının düzenlenmesinde görev alır.

Tüm bu etkenler toplumsal kabullere uygun biçimde davranmamızı zorlaştırır.

Sonuç, genellikle başkalarını terslemek, olmayacak şeylere kızmak şeklinde ortaya çıkar.

Üstelik aç kalma süremiz arttıkça bu tür duygusal tepkilerimizin yoğunluğu da yükselir.

Saçımız

ıSlandığında niçin

daha Koyu RenK

GöRünüyoR?

Saçımızın ıslakken normal rengine göre daha koyu renkli

göründüğüne hemen hemen hepimiz dikkat etmişizdir.

Kuru saça çarpan ışığın bir kısmı saçtaki pigmentler

tarafından soğurulurken bir kısmı yansıyarak gözümüze

ulaşır. Ancak ışık ıslak saça çarptığında, yansıyan ışığın

bir kısmı saçın yüzeyindeki su tabakasının iç yüzeyine

çarparak saça geri yansır. Bu, ışığın saç tarafından ikinci

kez soğurulmasına neden olur. Saçımızın ıslakken daha

koyu görünmesinin nedeni saça çarpan ışığın daha

büyük bir kısmının soğurulmasıdır.

acıKınca

neden

(15)

“Çok güzel bir rüya gördüm, ama tam olarak hatırlayamıyorum” ifadesi

birçoğumuz için hayli tanıdıktır. Rüyaları uyandıktan sonra hatırlamanın

neden zor olduğuna dair çeşitli kuramlar var, ancak bu durumun nedeni

tam olarak bilinmiyor. Freud rüyaların bastırılmış duygularımızın ifadesi

olduğunu, bu nedenle hatırlamak istemediğimizi öne sürüyor. Bazı bilim

insanları ise bu duruma, rüyaların oluştuğu ve REM uykusu olarak bilinen

uyku evresindeki nörokimyasal değişimlerin sebep olduğunu düşünüyor.

Beynin bellek oluşumu, düşünme, konuşma işlevlerinden sorumlu bölgesi

olan serebral kortekste, hafızanın gelişimine yardımcı norepinefrin

hormonunun eksik olması, rüyaların hatırlanamamasına neden olabilir.

Bazı kuramlar ise tekrar etmenin ve bir olguyu başka bir

olgu ile ilişkilendirmenin öğrenme üzerindeki etkisini

dikkate alıyor ve rüyaya geri dönüp tekrar etmenin mümkün

olmamasının rüyaların kolayca unutulmasında önemli rol

oynadığını söylüyor.

FİL SAYFASI

E

Çamaşırların arasına ya da yastıkların içine

yerleştirdiğimiz lavantaların işlevi yalnızca

çevrelerine güzel koku yaymak değildir.

Lavanta, uyku üzerindeki olumlu etkisi bilimsel

çalışmalarla da kanıtlanmış bir bitkidir. Otuzdan

fazla farklı türü olan bu çiçekli bitkiden lavanta

kolonyası ve banyo ya da masaj sırasında

kullanılan lavanta yağı gibi ürünler elde edilir.

Bir araştırmada katılımcılara yatmadan

önce lavanta esansı, ertesi gün ise saf su

koklatılmıştır. Bu kişilerin lavanta esansı

kokladıkları gece boyunca beyin dalgaları

incelenmiş ve derin uyku evrelerinin uzadığı

gözlenmiştir. Buna ek olarak katılımcılar

lavanta esansı kokladıkları gecenin sabahında

daha enerjik uyandıklarını ifade etmişlerdir.

uyandıKtan SonRa RüyalaRı

hatıRlamaK neden zoRduR?

Deneyin ve

görün!

Lavanta

UykUya İyİ

GeLİr mİ?

Lavanta

UykUya İyİ

GeLİr mİ?

(16)

YÖRELERİMİZ

Kaynak: www.kultur.gov.tr

Çize

n : Levent Kıra

n

GÜNEŞ SAYFASI

b

Bitlis havası, suyu, dağları, kışın beyaz, yazın yemyeşil görüntüsü ile adeta bir yeryüzü

cennetini andırır. Bitlis ili; tarihin her dönemine tanıklık eden anıtsal yapıları, Türkiye’nin

en büyük yanardağı olan eşsiz doğa harikası Nemrut Dağı ve Krater Gölü, Tatvan – Ahlat

– Adilcevaz ilçelerimizin bir hilal şeklinde kucakladığı bir yörededir. Bitlis, uçsuz bucaksız

görüntüsü ile Van Gölü, Süphan Dağı, Beş Minare’si, şifalı suları ve misafirperver insanı ile

tarih ve doğanın kucaklaşmasını en güzel şekilde sergileyen şirin bir ilimizdir. Bu potansiyeli ile

Bitlis, keşfedilmeyi bekleyen bir turizm cennetidir.

(17)

Yoruldum ama

geldiğime değdi!

KARTAL SAYFASI

f

Haydi BİTLİS’e!

Kıs

Turizmi

.

Göl

Turizmi

Turizmi

Kültür

Bitlis, Urartular’dan başlayıp, Osmanlılar’a

kadar uzanan çeşitli medeniyetlerin

uğrak yeridir. İl, tüm bu dönemlere ait

sayısız tarihi eserleri ile tam bir “Açık

Hava Müzesi” görünümündedir. Tarih

boyunca çeşitli medeniyetlere kucak

açan Bitlis’te, bu dönemlere ait pek çok

kale, camii, medrese, türbe, köprü ve

kervansaraylar bulunmaktadır.

Türkiye’nin en büyük gölü olan Van

Gölü’nün üçte ikisi Bitlis sınırları

içindedir. Gölün dışarıya akan bir ayağı

olmadığından suyu acı, tuzlu ve sodalıdır.

Vangölü; yolcu ve yük taşıyan gemileri,

iskele, ada, yarımada, koy ve körfezleri

ile adeta bir denizi andırır. 600

kilometreye varan sahillerinin büyük

bir bölümü doğal plaj niteliğindedir.

Ayrıca; Nemrut Krater Gölü, Nazik Göl,

Arin ve Aygır Gölleri su sporları ve olta

balıkçılığı için uygundur.

Bitlis’te kış mevsimi uzun sürer. Bu nedenle

kayak sporu bütün canlılığıyla yediden yetmişe

her kesimin kış eğlencesi olmuştur. Türkiye’nin

en eski kayak tesislerinden birine sahip

olan ilde, kayak sporunu doyasıya yapmak

isteyen misafirlerini ağırlayacak kapasitedeki

kayak evi, konuklarını beklemektedir. Ayrıca;

bölgenin kış sporları merkezi olmaya aday

Nemrut Kayak Merkezi’nin kısa sürede hayata

geçirilerek bu doğal potansiyelin bölgesel ve

ulusal turizm hareketlerinden hak ettiği payı

alacağı yetkililerin beyanları arasındadır.

(18)

KESTANE SAYFASI

Yaşanabilir Şehirler İçin

Hava Kirliliğinin Sebepleri

Nüfus yoğunlaşması, çar

pık şehir

leşme v

e betonlaşma şehir

lerimizde hava kirliliğini artırmaktadır

. Isınma amacıyla soba v

e kaloriferlerde genel -likle odun, kömür

, fuel-oil ve doğal gaz y

akılmaktadır

. Soba veya kalorifer bacalarından çık an gazlar a genel k irleticiler denilmekt edir. Bunlar ; karbon-monoksit , kükürtdioksit , azotdioksitler v

e partikül (is, kurum v

e toz) mad -delerdir. Ayrıca, şehir

lerin içinde v

eya yakınındak

i fabrikaların bacalar ından çıkan kimyasal gazlar

, tozlar ve dumanlar ha vayı kirletmekt edir. Her gün y ararlandığımız mot orlu taşıtlar

, havaya verdikleri kirletici gaz ve tanecik

lerle çevremizi ve soluduğumuz ha

vayı kirletmekt edir. Şehirlerimiz

de hava kirliliğinden başk

a gürültü k

irliliği de mev cuttur. Motorlu taşıtlar

, fabrikalar ile işletmeler

den yayılan sesler şehir lerin üzerinde gürültü k

ütlesi oluştur

maktadır

. Hava kirliliğinin sağlık sorunlar

ı yaratmasının y

anında gürültü k

irliliği de psikolojik hastalık

ları ortaya çıkarmaktadır .

Çize

n : M. Sait Kır

(19)

ASLAN SAYFASI

t

Yaşanabilir Şehirler İçin

Orman Genel Müdürlüğü’nün

Yaptıkları

Orman Genel Müdürlüğü doğal or

manları koruyarak işletmesinin

yanı sıra yeni ormanlar tesis etmekt

edir. Öte yandan hav

a kirliliğini önle

-mek ve yaşanabilir bir or

tam sağlamak gayesiyle şehir

lerimizin çevresini

de ağaçlandırmaktadır. Bu ağaçlandır

maya “Yeşil Kuşak” denilmekt

edir.

Ormanların sosyal, kültürel

, bilimsel, sportif ve estetik hizmetler

in-den halkın daha fazla y

ararlanmasını sağlamak amacıyla Or

man Genel

Müdürlüğü tarafından M

esire Yerleri (Şehir Ormanlar

ı ve

Orman İçi Dinlenme Yerleri) kurulmaktadır

.

Okul, üniversite, hastane

, sağlık ocağı, ibadethane

, mezarlıklar,

yol kenarları, kavşaklar ağaçlandır

ılmaktadır.

Sağlıklı nesillerin, yeşillikler

le dolu şehirlerimizde y

etişeceği gayesini

düstur edinen Orman Genel M

üdürlüğü yeni planlar

ını

uygulamaya koymuştur

.

Ormanların Şehirlerimiz

Üzerindeki Olumlu Katkıları

• Endüstri kentleri üzerinde 1 m3 havada 500.000 tane toz ve is parçacığı

bulunduğu halde bu miktar açık alanlarda 5.000, orman havasında ise 500 tanedir.

• Egzoz ve benzeri zehirli gazları emerek hava kirliliğini %50 oranında azaltır.

• Bir hektar ladin ormanı yılda 32 ton, kayın ormanı 68 ton ve

çam ormanı ise 30-40 ton tozu emer.

• Yetişkin bir kayın ağacı yılda 7 kg toz ve 300 kg zehiri emerek filtre eder. Aşırı kirlenmelerde ise

gövdesindeki bozulma ile alarm verir.

• Orman havası şehir havasına nazaran özellikle soluduğumuz hava ile akciğerlerimize giden

parçacıkların sayısı bakımından %90-99 daha temizdir.

• Kar ve yağmur biçimindeki yağışları yaprakları, dalları, gövdesi ve kökleri ile tutarak

sellerin ve taşkınların oluşmasını önler.

• Ormanlar 50 metre genişliğindeki bir otobanın trafik gürültüsünü 20-30 desibel azaltır.

• 100 yaşındaki bir kayın ağacı, saatte 40 kişinin çıkardığı karbondioksidi yok eder.

• Ormanlar; biyolojik dengeyi korur. Yapraklı ağaçlardan oluşan bir bölgede

50 kuş türü yaşayabilir.

• Ormanlar; sıcağı ve soğuğu dengeler. Yaz sıcağını

(20)

TİMSAH SAYFASI

A

Çi ze n : H asan Ulaş Ü NV ER D İ

Dört Mevsim

Görülecek Yerler

Milli park içerisindeki farkl› büyüklük ve normlardaki saf kay›n veya kar›ş›k (kay›n-karaçam-meşe)

ormanlar›yla

çevrelenmiş üst üste dizilmiş göller, Kapankaya

manzara seyir teras›ndan farkl› renk-doku-tek

tür çeşitlili¤i içerisindeki

eşsiz peyzaj güzellikleri,

irili ufakl› şelaleler,

Karaçam An›t A¤ac›, çok

say›daki do¤al su kaynaklar›,

geyik üretme sahas›, Köyyeri

tepesindeki halen kal›nt›lar› görülen tarihi dinlenme yeri, özellikle sonbahardaki bitki çeşitlili¤inin sergiledi¤i farkl› renklerdeki

peyzaj görüntüleri görülmeye

de¤erdir. Kapankaya manzara seyir teras›ndan

gölleri ve eşsiz güzellikleri

görmek mümkündür. Yol kenar›ndaki levhan›n bulundu¤u yerden patika takip edildi¤inde

Karaçam An›t A¤ac› görülebilir.

Geyik üretim alan› da ziyaret edilebilecek yerler arasındadır.

(21)

Ulaş›m: Ankara- ‹stanbul

karayolunun 152. km’sinden Yeniça¤a ve 190. km’sindeki

Bolu il merkezinden kuzeye ayr›lan yollarla ulaş›l›r. K›ş›n Bolu-

Yedigöller güzergah› (karla) kapal› oldu¤undan ulaş›m,

Yeniça¤a-Mengen-Yaz›c›k veya Devrek-Yaz›c›k üzerinden yap›l›r. Bolu iline 42 km uzakl›ktad›r.

GERGEDAN SAYFASI

U

Konumu:

Bat› Karadeniz Bölgesi’nde, Bolu ilinin kuzeyinde ve Zonguldak ilinin güneyinde yer almaktad›r.

Haydi gidelim,

güzel fotoğraflar

çekelim!

Kaynak De¤erleri

Bat› Karadeniz Bölgesi’nin oldukça

engebeli bir yöresinde bulunan milli parkta irili ufakl› göller,

orman denizini and›ran zengin bitki örtüsü, göllerde yaşayan

alabal›klar ve bu de¤erlerin yaratt›¤› rekreasyonel kullan›m potansiyeli

ana kaynak de¤erlerini oluşturur. Bölgedeki göller;

yer hareketleri sonucu kayan kitlelerin vadilerin önlerini

kapamas› sonucu sular›n arkada birikmesi ile oluşmuş heyelan

gölleridir. Bunlardan baz›lar› dip kaçaklar› ile birbirine ba¤lant›l›d›r.

Milli parkta hakim bitki örtüsü Kay›n a¤açlar›d›r.

Ayr›ca Meşe, Gürgen, K›z›la¤aç, Karaçam, Sar›çam, Göknar,

Karaa¤aç, Ihlamur ve Porsuk gibi de¤işik tür a¤açlar da görülmektedir.

Etkili koruma ile milli park›n içerisinde ve

yak›n çevresindeki sahalarda say›lar› artan geyik, karaca, ay›, domuz,

kurt, tilki ve sincap gibi yaban hayvan› türleri bulunmaktad›r.

Rekreasyonel aç›dan olta bal›kç›l›¤›na kaynak olmuştur.

Ayr›ca kampç›l›k, günübirlik piknik, do¤a yürüyüşü gibi u¤raşlar›n

yan›nda, foto¤rafç›l›k için de ziyaretçilerine zengin peyzaj güzellikleri sunar.

Konaklama

Bungalovlarda konaklama imkan› oldu¤u gibi, ziyaretçiler çad›r ve

karavanlarda da konaklayabilir.

Ancak, çad›r ve karavanlar için alt yap› yetersizdir.

(22)

.

-Yaza n: Hülya ŞİMŞEK Ç ize n : Zeynep Seymen

AĞAÇKAKAN SAYFASI

GÖVDESİNDEN

ÇİÇEK AÇAN AĞAÇ

tı. Bütün gücüyle uğraşıyor, canını dişine

takıyor, pembe, gülkurusu, mor filizlerini

dışarı püskürtmek, yaşama kucak açmak

için, bir damlacık, bir tutamcık ışık

istiyor-du. Bu duvarı da hangi düşüncesiz buraya

örmüştü? Doğayı duvarla bölmek ne

olu-yordu? Toprak, ağaçlar, gökyüzü, bulutlar,

güneş herkesin değil miydi? Neydi bu

pay-laşım kavgası, bu bencillik?

“Guguuukçuk!...Guguuk!”

Kumrular durmaksızın ötüyor, erguvan

ağacının pembe çiçekleri arasından şarkı

söylüyorlardı. Aynı şarkı yan

bahçede-ki ağaçlardan da duyuluyordu. Aralarında

kalın bir duvar vardı ama olsun, ne fark

ederdi ki? Duvar, yalnızca ağaçları

bir-birinden ayırıyordu, kuşları ve şarkılarını

değil. Kumrular istedikleri gibi ötüşüyor,

duvarın üzerinden uçarak birbirlerine

ko-nuk oluyorlar, güneş de duvarı aşabildiği

yerlerden bahçeye ulaşıyor, kumrularla

buluşuyordu.

Bahar gelmişti. Kalın duvarların ardındaki

bahçe, bahçe olduğunun farkına varmaya

başlamıştı. Bahçenin dip tarafında,

kuytu-da, gölgelerin esiri, güneşe küskün bir

erguvan vardı. Diğer ağaçların neşesinin

aksine, bu erguvan ağacı çok mahzundu.

Güzel ötüşlü kuşlar, nedense ona pek

kon-muyordu. Diğer erguvan ağaçları

zamanın-dan önce çiçeğe kesmişti bile. Gölgedeki

erguvandan henüz hiçbir ses yoktu. Minik

tomurcukları olgunlaşmamış, yaprakları

ye-şermemişti bile. Güneş, gölgedeki erguvan

ağacı için üzülüyordu ama kalın duvarları

aşarak ona ulaşamıyordu. Üstelik erguvanın

da çiçek açmak için çok az zamanı

(23)

kalmış-ğu, pembe ve mor bir filizi dışarı atma

çabası içindeydi. Diğer erguvanlar,

leylak-lar, kirazleylak-lar, erikler çok mutluydu. Mutsuz

erguvan onlara imrenerek baktı.

Kıskanmı-yordu, biliyordu ki birazcık daha ışık

ol-saydı o da çiçeklerini açıp varlığını doğanın

kucağına ve bahara bırakacaktı.

Son bir çabayla tüm gücünü gövdesinin

ışık alan yerinde topladı. Güneşin

gövdesi-ni yalayıp geçtiği yerde migövdesi-nik bir çatlama

başladı. Küçücük, morumsu bir filiz, başını

kalın kabuklar arasından uzatmış, güneşin

tatlı sıcaklığı ile sarhoş, yumurtadan yeni

çıkan bir civcivin şaşkınlığı içinde

gülüm-süyordu.

Güneşli bahçenin gölgeli erguvanı artık

çok mutluydu. Gövdesinden açtığı

pembe-cik çiçekleriyle ne kadar gururlansa

ye-riydi. Henüz dallarında çiçek yoktu ama

olsun, her yanı tomurcuktu, bir gün o da

olacaktı nasılsa.

O ağaç senin, bu ağaç benim gezen

kum-rular, gövdesinden çiçek açan ağacı

gör-mezden gelemediler. Gölgeli erguvan,

hep-sini şaşırtmıştı. Kumrular neşe içinde

uça-rak dallarına kondular ve hep bir ağızdan;

“Guguuukçuk, guguuukçuk!” diye öterek,

yeni bir şarkıyla onu kutladılar.

Rüzgâr şimdi daha bir nazlı esiyor, güneş

coşkuyla çiçeklerin, meyvelerin

üzerin-de gezerek kuşların şarkısına eşlik ediyor,

gövdesinden çiçek açan erguvan ağacının

yaprakları ve yeni açmış çiçekleri,

mutlu-lukla dans ediyordu.

Bahçe, doğaya ve insana başkaldırmanın ve

başarmanın verdiği gururu doyasıya

yaşı-yordu, insan bunun farkında olmasa da.

PELİKAN SAYFASI

Y

Duvar, heybetle dikiliyordu ağacın önünde.

Kalın ve keskin taşlardan örülmüş gövdesi

suskun ve acımasızdı. Işığın zerresini bile

geçirmiyordu. Kalın duvarda arka tarafa

açılan küçük bir demir kapı vardı.

Kapı-nın izin verdiği kadar bir boşluktan ufak

bir ışık demeti süzülüyor, üzgün erguvanın

yalnızca gövdesinde bir yere vuruyordu.

Günlerdir bu azıcık ışık alan yerde, sancılı

bir uğraş vardı. Ağacın kalınlaşmış,

(24)

kabu-Neşe, okuldan eve dönerken her zaman yaptığı gibi yolunun üzerindeki parka uğradı. Park, üç-beş ağacın ortasına konulmuş paslı iki salıncak ile merdiveni olmayan bir kaydırak ve kırık bir tahterevalliden ibaretti. Tahterevalliye binmek için iki kişi lazımdı. Merdiveni olmayan kaydırağa tırmanabilmek için ise insanın boyunun iki metreden daha uzun olması gerekliydi. Geriye bir tek salıncaklar kalıyordu. Salıncakta sallanmayı da denedi fakat paslı demir yığını öyle gıcırdıyordu ki sallanırken çıkan ses kulaklarını tırmalıyordu.

Neşe de salıncaktan indi. Saat daha çok erkendi. Bu saatte eve gidip akşam yemeğine kadar sıkıntıdan patlamaya hiç niyeti yoktu. Okul çantasını sırtına takıp parkı çevreleyen ağaçların arasında dolaşmaya başladı.

“Offfff!” dedi Neşe, “Ne kadar sıkıcı bir gün…”

Ağaçların etrafında amaçsızca gezinirken saçına takılan bir dal parçasını öfkeyle yakalayıp çekti. Ardından avucundaki kopmuş yaprak parçalarını gökyüzüne doğru savurdu. İri kar taneleri gibi süzülerek üzerine yağan yapraklar Neşe’yi eğlendirmişti. Ellerini uzatıp ağaçtan bir tutam daha yaprak kopardı ve göğe doğru savurdu. Ardından bir daha, bir daha ve bir daha… Ta ki uzanıp erişebildiği dallarda yaprak kalmayana dek…

Neşe, parkta yeni keşfettiği bu oyun yüzünden o gün eve geç kalmıştı. Annesi ona geç kaldığı için çok kızsa da Neşe umursamamıştı. Onun aklında tek bir şey vardı; yarın okul çıkışı parka uğrayıp ağaçlardan kopardığı yaprakların rüzgârda süzülüşünü seyretmek.

Bu düşünceyle yemeğini yedi, ödevlerini yaptı, dişlerini fırçalayıp pijamasını giydikten sonra da yatağına uzandı. Yeni bulduğu oyun eğlenceliydi fakat yorucuydu da… Çok geçmeden kendini uykunun kollarına bıraktı.

***

Günışığı, teninde hissettiği sıcaklıkla uyanan Neşe’nin gözlerini kamaştırıyordu. Esneyip gözlerini ovuşturmak istedi fakat beceremedi. Saat kaç olmuştu acaba? “Anne! Anne!” diye seslenirken etrafına göz ucuyla şöyle bir bakındı.

Neşe; “Aman Allah’ım olamaz! Benim parkta ne işim var? Şimdi evimde, yatağımda olmalıydım. Ben, ben buraya nasıl geldim?” diye söylenirken derinlerden gelen gür bir ses; “Sakin ol küçük ağaççık. Galiba kâbus gördün.” dedi.

Neşe şaşırmıştı; “Küçük ağaççık mı? Kim? Ben mi?” “Evet, sen…” dedi aynı gür ses.

“Peki sen kimsin?”

“Ben senin sağındaki yaşlı gürgen ağacıyım.”

“Ne yani, şimdi de ağaçlarla mı konuşuyorum? İyi de nasıl?” Bu kez Neşe’nin sorusunu cevaplayan ses daha ince ve tizdi;

“ Ağaçlarla konuşabilmen çok doğal değil mi? Nihayetinde sen de bir ağaçsın.” “Ağaç mı? Ne ağacı?”

“Meşe” dedi aynı ses kıkırdayarak. “Meşe değilim ben! Benim adım Neşe.”

“A aaaaa!” dedi bir diğer ses; “Burada adı Neşe olan bir Meşe ağacı varmış arkadaşlar!”

Neşe, bir yandan “Ben Meşe ağacı değilim diyorum size!” diye bağırırken bir yandan da koşarak evine, annesine gitmek için çabalıyordu. Fakat bırakın koşmayı, onca çabaya rağmen yerinden bir milim Yaza n: Hatice AR DIÇ Çizen : Levent KIRA N

ÇAM SAYFASI

i

OLAN MESE

.

OLAN MESE

.

ADI NESE

.

ADI NESE

.

(25)

bile kımıldayamamıştı. Çünkü ayakları olması gereken yerde toprağa dolanmış derin kökleri vardı.

Neşenin bu nafile çabaları diğer ağaçları tedirgin ettiği kadar eğlendiriyordu da… Yeni serpilmiş bir akasya; “Hele şuna bakın! Nasıl da olduğu yerde çırpınıp duruyor.” dedi kıkırdayarak.

Biraz ilerideki iki çam ağacı; “Sanki delirmiş gibi… Ne olduğunun, nerede olduğunun bile farkında değil.” diye kendi aralarında fısıldaşıyorlardı.

Yaşlı gürgen ağacı gür sesiyle; “Dün yaşadığımız korkunç olaydan sonra bu küçük meşe fidanının böyle paniklemesi çok normal. Sizce de öyle değil mi?” tüm ağaçlar teker teker sessizliğe büründüler.

Dakikalarca süren sessizliği akasya ağacı bozdu; “Doğru söyledin yaşlı gürgen, dün yaşadıklarımız tam bir vahşetti.”

Ağaçların neden bahsettiğini merak eden Neşe; “Dün burada ne oldu ki?” diye sordu.

Çam ağaçları hep bir ağızdan cevap verdiler; “Dün buraya sarı saçlı küçük bir kız geldi. Önce biraz salıncağa bindi, sonra da yanımıza gelip alt dallarımızdaki tüm yaprakları kopardı.”

Şimdiye kadar sessizliğini koruyan leylak ağacı; “En korkuncu da biz acı içinde çığlık atarken o çocuğun neşe içinde kahkaha atmasıydı.” dedi içini çekerek. Neşe, o an kendisinden bahsettiklerini anladı. Ağaçların dalları, yaprakları koparılınca canlarının yandığını bilmiyordu. Derken parkın

ilerisinden koşarak onlara doğru gelen bir çocuk gördü. Her altından geçtiği ağacın alt dallarını çekerek koparıyordu. Dalları, yaprakları kopan ağaçlar feryat ederken çocuk, hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi uzanabildiği her dalı koparana kadar çekiştirmeye devam ediyordu.

Sıra Neşe’ye geldiğinde, Neşe korkuyla titredi; “Lütfen yapma! Bu yaptığın hiç de eğlenceli değil. Dur! Lütfen dur!”

Çocuk Neşe’yi duymamış gibi onun dallarına doğru uzandığında Neşe, gözlerini sımsıkı kapatıp son bir umutla; “Yapma!” diye bağırdı. O anda Neşe’yi omuzlarından tutan bir çift el ve tanıdık bir ses onu teskin etmeye çalışıyordu; “Neşe, kızım uyan. Bak, korkacak hiçbir şey yok. Sadece kâbus gördün o kadar…”

Gözlerini açtığında annesinin sevecen yüzünü gördü. Evinde, yatağındaydı. Annesinin boynuna sarılıp; “Hayır anneciğim, gördüklerim kâbus değildi, sadece öğrenmem gereken bir dersti.” dedi ve yatağından çıkıp yüzünü yıkamak için banyoya doğru giderken kendi kendine bir söz verdi. Bundan böyle bitki, böcek, hayvan, ağaç fark etmez, Bir daha asla hiçbir canlıya zarar vermeyecekti.

DAĞ KEÇİSİ SAYFASI

J

ADI NESE

ADI NESE

(26)

Abdülkadir TEKİN

Gönül İhsan Tangülü İlkokulu, 3-B Sınıfı, Merkez/ELAZIĞ

Kerem Tuna ATA Orhan Cemal Fersoy İ.OAnasınıfı C Sınıfı Yenimahalle/ANK

ARA

(27)

Emre AKAT OGM Kreş 6 yaş

MANTAR SAYFASI

Fatma Gülşah ÇETİNER

Semiye Naim Vakfı Ortaokulu 7-B Sınıfı Etimesgut/ANKARA

(28)

BALIK SAYFASI

w

Özgenur AKKAYA İmam Efendi İmam Hatip

Ortaokulu 5-A Sınıfı ELAZIĞ İpekYAKAR

Orhan Cemal Fersoy İlkokulu 3-C sınıfı

(29)

EŞEK SAYFASI

z

Recep YAKIN

Kurtuluş İlkokulu 2-D Sınıfı Sındırgı/BALIKESİR Ahmet Sarp AYGÜN

Yunus Emre Anaokulu TRABZON

(30)

Öğrencilerin Adı Soyadı Ali Kağan AK Beren ŞENGÜL Efe MERİÇ Ela ÖZEN Hidayet TURHAL Masal SUAT Mehmet Ege KARAHAN

Merve KOŞAR Miray SARI Nihal YILDIRIM

Rüzgar ÇUR Yunus Emre ÇÖKELEZ

Zehra TURAN Zeynep Evra AY

OGM KREŞ

(31)

AT SAYFASI

H

Ayşe Melis PANTIK

OGM Kreş 6 Yaş Grubu

Öğrencilerin Adı Soyadı

Adem Fetih KATIRANCI Barlas KARAÇAM Duru BAYRAKTAR

Elif SAÇAKLI Furkan GÜRER Gökyay HEMŞİNDERELİ

Kaan Alp KAYA Mehmet Eşref SARIKAYA

Mehmet Kerem ÜNAL Umut Eymen ALBAYRAK

Yasin Kağan KAYABAŞI Zekeriye DEMİREL

Ahmet Eren KIŞ

(32)

FOK SAYFASI

S

Sena Nur TEKİN

Gönül İhsan Tangülü İlkokulu, 2-C Sınıfı, Merkez /ELAZIĞ Zeynep Su TEKİN Gönül İhsan Tangülü Anaokulu, Menekşe Sınıfı, Merkez/ELAZIĞ

(33)

Nazende ŞAHİN

Burhan Erdayı İ.O. 2-F Sınıfı Altıeylül/

BALIKESİR

(34)

OGM

Fidan Diktiler

Minik Eller

Öğrencilere

Mesleklerimizi

Tanıttık

Artvin Çocuk Hakları

İl Komitesindeki çocuklar Milli Egemenlik

Haftası’nda fidan diktiler.

Artvin Orman İşletme Müdürlüğü’nün ev sahipliği yaptığı

et-kinlikte, Orman İşletme Müdürü Yusuf Soysal, Ağaçlandırma ve

Toprak Muhafaza Şefi Mesut Bolkvazoğlu ile çocuklara, nasıl

fi-dan dikileceği anlatıldıktan sonra hep birlikte fifi-dan dikimi

ger-çekleştirildi. Artvin-Borçka Karayolu Yol Kenarı Ağaçlandırma ve

Uygulama Projesi kapsamında çocuk evlerinde kalan 30 öğrenci

125 adet Toros Sedirini toprakla buluşturdu.

MAYMUN SAYFASI

m

Balıkesir Muharrem Hasbi Anadolu Lise

si

öğrencilerine kariyer günleri kapsamın

da

mesleklerimiz hakkında bilgiler verdik.

Bölge Müdürü Metin Kırcı’nın açılış konuşma

sını

yapmasının ardından Orman Bölge Müdür

lüğümüz

personelinden sırasıyla Orman Endüstri Mühen

disi

Talat Kır, Makine Mühendisi Arif Bayram Terzio

ğlu

ve Harita Mühendisi Yunus Emre Eraslan mesl

ekle-riyle ilgili genel bilgiler verdi.

Daha sonra Bölge Müdürü Metin Kırcı, Orman

Mühendisliği mesleği hakkında sunular eşl

iğinde

(35)

HAYVANAT

BAHESİ

HAYVANAT

BAHESİ

HAYVANAT

BAHÇESİ

HAYVANAT

BAHESİ

HAYVANAT

BAHESİ

HAYVANAT

BAHÇESİ

KANGURU SAYFASI

K

Bu sayımızda “aradaki farkı bulun”

oyunu oynayalım. İki resim arasında

ne fark var, bulabildiniz mi?

2 resimdeki 5 farkı bulalım.

GEÇEN SAYIDAKİ

(36)

İnternet adresimiz: www.ogm.gov.tr

SİNCAP DERGİSİNİ OKUYUN,

OKUTUN. DERGİYE ABONE OLUN.

SAHİP ÇIKIN...

ABONE OLMAK İÇİN:

Orman Genel Müdürlüğünün Vakıflar Bankası Ankara Şubesindeki IBAN: TR04 0001 5001 5800 7302 3113 84 No’lu hesabına “Sincap Orman Çocuk Dergisi yıllık abonelik bedeli” notu ilave edilerek 7,5 TL yatırılır, yatırılan banka dekontu ile abonenin açık adresi aşağıdaki iletişim adreslerinden birine gönderilir ve abonelik başlar. ADRES:

Orman Genel Müdürlüğü

Beştepe Mah. Söğütözü Cad. No: 8/1 Yenimahalle 06560 ANKARA Tel: (0 312) 296 40 35 Faks: (0 312) 296 40 36

E-POSTA: [email protected]

SİNCAP ORMAN ÇOCUK DERGİSİ’nin OGM adına Sahibi: İsa SERTKAYA • Sorumlu Yayın Yönetmeni: Sezgin KARA

• Yazar-Çizer Ekibi: Sait Kıran, Mehmet Levent Kıran, Hülya Şimşek, Hasan Ulaş Ünverdi, Dr. Ahmet Bıyık, Suat Karabıyık, Hatice Ardıç, Dinçer Turan, Şenay Çelik, Ayten Kamacı, Orhan Yakar

• Bu dergi üç ayda bir Orman Genel Müdürlüğü’nce Basın ve Ahlak Yasasına uygun olarak yayınlanmaktadır. • Grafik Organizasyon ve Baskı: CTA LTD (0312) 222 66 77

• Haberleşme Adresi: Orman Genel Müdürlüğü Beştepe Mah. Söğütözü Cad. No: 8/1 Yenimahalle 06560 ANKARA. Tel: (0312) 296 40 35 Faks: (0312) 296 40 36

• E-Posta Adresi: [email protected] (Şiir, resim, çizim, öykü ve anılarınızı bu adrese ad, soyad, okul, sınıf ve ilinizi belirterek gönderiniz) Orman Genel Müdürlüğü mobil uygulaması, Apple

Store ve Google Play’de yayınlandı. Uygulama ile haber, duyuru, ihale ilanları, yangın durumu, fidan sorgulama, yakınımdaki türler, şehir ormanları, Sincap Çocuk ve iletişim bilgileri artık cebinizde. Kamuoyunun ihtiyaçları doğrultusunda, verilecek hizmetin kalitesi ve çeşitliliği artırılmaya devam edecektir.

Referanslar

Benzer Belgeler

• Alçak gövdeli dutlarda (gövde yüksekliği 0.5 m ya da daha kısa) sıralar arası uzaklık 1.5-2 m, aynı sıradaki fidanlar arası uzaklık 0.6-1.2 m olmalıdır. • Orta

usûlün ilk dörtlüğü olan (Düm) 1/4’lük darbını da içine alarak 5/8’lik değeri kaplayacak şekilde yerleştirilmiştir.. usûlün (ölçünün) ilk dörtlüğü olan

Örgüt iklimi açısından tanımlanan boyutlar örgütün eğilimini gösterebilmektedir.” 1 Çalışanları zorlayan ve kötü olan çalışma alanlarında mevcut olan

Tablo 2, 3 ve 4’te sırasıyla, yapı kabuğunda ve iç bölme elemanlarında hava doğuşlu sesler için sağlanması gereken en düşük ses yalıtım değerleri

– Solid(mikrokistik)görünümlüden kompleks kistik kitle (makrokistik), Pulmoner arterden beslenir.

kadınlarda oral antihiperglisemik ajan kullanımı, daha iyi hasta uyumu nedeniyle glisemik kontrolü daha iyi sağlayabilir ?;Ancak bu hipotez henüz klinik olarak test

Isparta’nın Sütçüler ilçesinde, Yukarı Köprüçay Havzası’nda inşa edilecek olan Kasımlar Barajı ve HES Projesi’nin suları altında kalacak olan

Birçok primat göreceli olarak iri bir beyine, stereoskopik görüşe, diğer parmakları karşılayabilen başparmaklara, özelleşmiş kol ve bacak diğer parmakları