O R M A N Ç O C U K D E R G İ S İ
FİYATI: 3 TL (KD V DAHİL) • YIL: 2018 • SAYI:1
Merhaba Sevgili Çocuklar,
Dünyamız her alanda, yeni teknolojiler ve buluşlarla gelişmektedir. Bununla birlikte nüfusumuzda
artmaktadır. Tüketim alışkanlıklarımızı dünyamızın geleceğini gözeterek yapmalıyız. Yeraltı ve yerüstü
zenginliklerimizi tüketirken havamızı, suyumuzu, çevremizi kirletmemeye özen göstermeliyiz.
Özellikle ormanlarımızı sevgiyle korumalı ve çoğaltmalıyız.
Isınmak, barınmak, beslenmek ve ekonomik olarak gelişmek için kullandığımız kömür ve petrol
ürünlerinin verdiği zararı önlemek için ağaçlandırma yapmamız gerekir. “Ormanlar kirli havanın
panzehiridir” sözü ile hareket etmeliyiz. Öğretmenlerinizden duymuşsunuzdur; “Ağaçlar, çalılar ve
bitkiler havadaki karbondioksidi emer, yerine oksijen verir.” Bu nedenle biz de “Yaşanabilir Şehirler
İçin Ormanlar” diyoruz.
Hem havayı temizlemek, hem de sizin sosyal ve sportif aktivitelere katılmanızı sağlamak için “Şehir
Ormanları” kurduk. Buraya geldiğinizde piknik ve doğa yürüyüşü yapabilir, bisiklete binebilir, oyun
alanlarında spor yaparak eğlenebilirsiniz.
Sevgili çocuklar, yaşadığınız şehirlerdeki dağ yamaçlarına hiç dikkat ettiniz mi? Çoğu yerler
ormanlarla kaplı değil mi? İşte, o yamaçlardaki ağaçları ormancı abileriniz, amcalarınız diktiler. Biz
bunlara “Yeşil Kuşak” ağaçlandırması diyoruz. Yeşil kuşak ağaçlandırmaları, şehirlerinizde oluşan kirli
havayı temizlerken, orman ekosisteminin yeniden canlanması da sağlamaktadır.
Şehirlerinizdeki yerel yöneticilere de her türlü fidan ve teknik desteği veriyoruz. Yol kenarlarının,
parkların, oyun alanların ve tesis edilecek yeşil alanların ağaçlandırılmasında yardımcı oluyoruz. Bütün
bunları gelecek nesillerimiz olan sizler için yapıyoruz.
Sevgili çocuklar, uygar toplum olabilmek için yaşadığımız şehri sevelim ve koruyalım. Yeşillikler
içinde, tertemiz havası olan şehirlerde, sağlıklı yaşama dileklerimi sunuyor, gözlerinizden öpüyorum.
Editör’den...
Bekir KARACABEY Orman Genel Müdürü
Yazan ve Çizen:
Sait Kıran
“YAŞANABİLİR ŞEHİRLER İÇİN ORMANLAR”
GEYİK SAYFASI
BİLGE SİNCAP, ERİYEN KAR SULARIYLA VE YAĞAN YAĞMURLARLA
COŞKULU AKAN DERE KENARINDA GEZİNMEKTEDİR.
SOĞUK KIŞ GÜNLERİ GERİDE KALMIŞ, İLKBAHARIN RENKLİ ILIMANLIĞI YÜZÜNÜ GÖSTERMEYE
BAŞLAMIŞTI. PAMUKSU BULUTLAR RÜZGARIN ETKİSİYLE BAZEN HIZLI, BAZEN DE NAZLI
NAZLI GÖKYÜZÜNDE HAREKET HALİNDEYDİ. GÜNEŞ BULUTLARIN ARKASINDA DÜNYA İLE
ADETA SAKLAMBAÇ OYNUYORDU. AĞAÇLAR TOMURCUKLANIYOR, OTLAKLAR YEŞİLLENİP
ÇİÇEKLENİYORDU. TABİAT SANKİ YENİDEN ŞEKİLLENİYORDU.
Yaramazlar nereye
kayboldular acaba ?
PAPATYA SAYFASI
AZ YÜRÜDÜKTEN SONRA...
BİLGE SİNCAP ÇOCUKLARIN YANLARINA GELİR...
Hayret, burada da yoklar!
Oysa en sevdikleri yer burası.
Ormanı avuçlarının içi gibi bilirler;
ama, yavrularımı yine de düşünmeden
edemiyorum işte.
Şuradan
sesleri geliyor.
Birileriyle
konuşuyorlar.
Yanlarında
kimler var acaba?
Biz de arkadaşlarla
sohbet ediyorduk.
AAA! Bilge Sincap.
Hoş geldiniz
Bilge Sincap.
PALAMUT SAYFASI
Hoş buldum
yavrularım.
Siz de hoş gelmişsiniz çocuklar. Hangi rüzgar sizi buralara
attı böyle? Belli ki şehirden geliyorsunuz.
Babamla annem
şehrin gürültüsünden ve stresinden
kurtulmak için bizi her fırsatta
dayımların çiftliğine getirir.
Babamız az yukarıda
bazı bitkiler topluyor. Biz de
dolaşırken bu iki sevimli sincap
kardeşe rastladık.
Çok iyi etmişsiniz çocuklar.
Şehirlileri buralarda hep görürüz. Onlar da
stresten ve kirlilikten dert yanarlar.
Nihayet insanlar, ormanların ekonomik
değerinden daha çok sosyal değerini
NİLÜFER SAYFASI
Biliyorsunuz,
şehirlerimizde
onbinlerce
insan yaşıyor.
Hayatlarını devam
ettirebilmeleri
için ısınmaları,
barınmaları,
ve teknolojiyi
kullanmaları
gerekiyor. Bu
ihtiyaçlarını
karşılarken
petrol ve kömürden
elde ettikleri
maddeleri
kullanıyorlar.
Şehirlerimiz birer canlı varlık gibidir. Petrol ve kömürden elde edilen bu maddelerin kullanımı, ne yazık
ki şehirlerimizi ve havasını kirletiyor. Hal böyle olunca da şehirde yaşayanlar astım, kalp ve akciğer
hastalıkları gibi sağlık sorunlarıyla karşılaşıyor. Bebekler ve çocukların sağlıklı olarak yetişmeleri ve
büyümeleri de zorlaşıyor...
BİLGE SİNCAP
ANLATMAYA BAŞLAR:
Bu ne demek Bilge Sincap ?
Bize anlatır mısın?
Şuraya oturalım. Ben de
KARDELEN SAYFASI
Bu nedenle diğer ağaçlara, çalılara, bitkilere,
çiçeklere ve toprağa ihtiyaç vardır.
Bu da orman demektir.
Bazı kirli maddeler
havadan ağır olduğu
için kirlenme yere
daha yakın olmaktadır.
Kısa boylu çalıların
dikilmesi özellikle
çocuklar, yayalar,
bisikletliler ve araçlar
için havayı temizleme
açısından çok önemlidir.
Şehirlerimizde
betonlaşmayı
azaltıp yeşil alanları
artırdığımızda hem
havamız temizlenir
ve güzelleşir hem de
daha sağlıklı bir toplum
oluruz.
(*)1 hektar =10.000 metrekare
Bir hektar* ladin ormanı yılda 32 ton, kayın
ormanı 68 ton ve çam ormanı ise 30-40 ton
tozu emerek havayı temizler.
Bir ağacın havayı temizlemesi, çeşitli kuşları,
sincapları ve böcekleri tek başına barındırması
yeterli değildir.
Gözlemler ve araştırmalar
sonucunda bu felaketi, ağaçlandırma ve
dolayısıyla ormanların önleyeceği
PENGUEN SAYFASI
P
Bütün bunları gözönüne alan ormancılar ile yerel
yöneticiler şehirleri yeşillendirme planlarını
uygulamaya koymaktadır.
Şehirlerin çevresini “yeşil kuşak” ağaçlandırması
ile ormanlaştırarak hava kirliliğine panzehir
oluyorlar.
“Şehir Ormanları” kurarak ormanı insanın ayağına getiriyorlar. Şehir ormanlarında, piknik,
spor, çocuk oyun alanları, doğa yürüyüşü ve bisiklet yolları tesis ederek insanları ormanla
kaynaştırıyorlar.
Okulları, mezarlıkları, ibadethaneleri ve
hastaneleri ağaçlandırıyorlar.
Hemen
anlatayım
yavrularım.
Bunları da bize
anlatır mısın
Bilge Sincap ?
KAPLUMBAĞA SAYFASI
BİTTİ.
Şehir içi ve bağlantı yollarını, orta refüjleri, kavşakları
ağaçlandırıyorlar. Şehirlerde parklar ve yeşil alanlar
oluşturuyorlar.
Kısacası, insanların sağlıklı yaşaması
için gerekli olan ağacı ve ormanı hayatın
içine katıyorlar.
TEŞEKKÜRLER ORMANCILAR,
TEŞEKKÜRLER ORMAN DOSTLARI.
Ne güzel anlattın
Bilge Sincap.
Ağzına sağlık
Bilge Sincap.
Teşekkür ederiz
Bilge Sincap.
Bana değil, bütün bunları
sağlayan ormancılara ve
orman dostlarına teşekkür
Kaynak: Bilim Çocuk Dergisi Çi ze n : H asan Ulaş Ü NV ER D İ
.
-Peteğin Geometrisi: Petek;
arıların kovandaki bal, polen,
çiçeklerin balözü ile yumurta ve
yavrularını barındırdığı gözlerden
oluşur. Petek gözlerinin şekli altıgendir.
Altıgen gözler işçi arılar tarafından eşit
büyüklükte yapılır. Böylece petekte hiç boş yer
kalmaz. Arılar peteğin hammaddesi olan balmumunu,
karınlarının altında yer alan salgı bezlerinden yapar.
Altıgen şekli hem maksimum direnç sağlar hem de
peteğe balın fazla miktarda depolanmasına yarar.
Eğer petek daire ya da beşgen gözlerden
oluşsaydı aralarda boşluklar meydana
gelirdi. Üçgen veya dörtgen biçimli
yuvalarda boşluk kalmaz, ancak
daha fazla malzeme kullanılması
gerekirdi.
Petek Gözlerinde
Neler Var? Arılarının doğal
besin maddeleri olan nektar,
bal ve polen petek gözlerinde
depolanır. Arılar sadece bal yiyerek
hayatlarını sürdürebilir. Kolonide yavru
yetiştirilebilmesi ve genç arıların gelişmelerini
tamamlayabilmesi için polene ihtiyaç vardır.
Arı sütü olmadan ana arı; polen ve bal olmadan
da koloni etkinliğini sürdüremez. Bir çiçeğe
konan arı, onun balözünü hortumu ile emerek
alır ve balı midesinde depolar. Arı emdiği
balözünü sindirim sularıyla karıştırarak
petek gözlerinin içine püskürtür.
Petek gözlerine depolanan su,
kovanın içini serinletmede,
yavruları büyütmede ve balın
sulandırılmasında kullanılır.
AYI SAYFASI
ARIM, BALIM,
PETEGiM
Papatyalar,
genellikle yalnızca
bir yıl yaşar. Çiçeklerinin
ve yapraklarının belirgin
bir biçimi vardır. Bu sayede
onları tanımak çok kolaydır.
Yaprakları ince dallı, çiçekleri
beyaz, orta kısmı da sarı renklidir.
Üstelik papatyalar günebakan,
yani ayçiçeğiyle de akrabadır.
Papatyalar, özellikle ilk
açmaya başladıkları zaman
çok güzel kokarlar.
Gelincikler,
papatyalardan çok
daha farklı kokar. Kendine
özgü, keskin bir kokuları vardır.
Güzel kokusu ve renkleri birçok
böceği gelinciklere çeker. Gelincikleri
kırmızı renkli bilirsiniz değil mi? Doğru;
gelinciklerin çoğu kırmızıdır. Ancak
çok yaygın olmasa da beyaz, pembe,
sarı, turuncu, mavi ve eflatun renkli
gelincikler de vardır. Türkiye’de
kırmızı ve turuncu gelincik daha
çok görülür. Şanslıysanız sarı
gelincik de bulabilirsiniz!
Ohh, mis gibi
kokuyor!
Aaa!
sarı gelincik
buldum!
G E Z E L İ M
TA N I YA L I M
Çi ze n : H asan Ulaş Ü NV ER D İTAVŞAN SAYFASI
Samsun
Sehir Ormanı
.
i
o
v
l
Z
Mevki
Samsun-Sinop karayolu üzerinde 19 Mayıs ilçesi
Karaköy mevkiinde olup, 14 hektar büyüklüğündedir.
Bitki Örtüsü
Ağaç türleri; Sahil Çamı, Radyata Çamı, Ağlayan
Çam, Sedir, Mavi Servi, Japon Kriptomeryası, Doğu
Ladini, Doğu Karadeniz Göknarı, Sapsız Meşe.
Çalı türleri; Akdeniz Defnesi, Alıç (Yemişen, Geyik
Dikeni), Kuşburnu, Muşmula, Böğürtlen, Tavşan
Memesi.
Otsu türler; Kaya Sarmaşığı, Dikenucu, Orman
Asması, Sıklamen ve Noel Gülü.
Hayvan Varlığı
Yaban domuzu, tavşan, tilki, sansar ve kuş türleri
mevcuttur.
Suni Kaynaklar
Tanıtım merkezi, tanıtım levhaları, spor alanı,
oturma bankları, yağmur barınakları, çocuk oyun
alanları, gözlem kulesi, yürüyüş patikası.
Çevreye Katkısı
Samsun Şehir Ormanı ile yaklaşık olarak 60 ton
karbon depolanmakta, bu da atmosferdeki
220 ton karbondioksite karşılık gelmektedir.
LEYLEK SAYFASI
Yaşasııın!
Oyun oynamak için
Şehir Ormanı’na
geldik!
Şehir
Ormanları
artık
çocuklarla
daha neşeli
ve daha
güzel!
Kaynak: www.tubitak.gov.tr
Çize
n : Levent Kıra
n
DAL SAYFASI
Uzun süre aç kaldığımızda vücudumuzun
direnci azalır. Kandaki şeker seviyesinin düşük
olması dikkatimizi toplamamızı zorlaştırır,
hatta kimi durumlarda konuşurken sözcükleri
karıştırmamıza neden olur. Bunların yanı
sıra beynimiz, kandaki glikoz miktarını
yükseltmek amacıyla bazı
organlara hormon salgılamaları
için emir verir.
Ayrıca açlık sırasında beyine
salgılanan nöropeptid Y adlı
kimyasal da beyindeki farklı
almaçlara etki ederek açlık ve öfke durumlarının düzenlenmesinde görev alır.
Tüm bu etkenler toplumsal kabullere uygun biçimde davranmamızı zorlaştırır.
Sonuç, genellikle başkalarını terslemek, olmayacak şeylere kızmak şeklinde ortaya çıkar.
Üstelik aç kalma süremiz arttıkça bu tür duygusal tepkilerimizin yoğunluğu da yükselir.
Saçımız
ıSlandığında niçin
daha Koyu RenK
GöRünüyoR?
Saçımızın ıslakken normal rengine göre daha koyu renkli
göründüğüne hemen hemen hepimiz dikkat etmişizdir.
Kuru saça çarpan ışığın bir kısmı saçtaki pigmentler
tarafından soğurulurken bir kısmı yansıyarak gözümüze
ulaşır. Ancak ışık ıslak saça çarptığında, yansıyan ışığın
bir kısmı saçın yüzeyindeki su tabakasının iç yüzeyine
çarparak saça geri yansır. Bu, ışığın saç tarafından ikinci
kez soğurulmasına neden olur. Saçımızın ıslakken daha
koyu görünmesinin nedeni saça çarpan ışığın daha
büyük bir kısmının soğurulmasıdır.
acıKınca
neden
“Çok güzel bir rüya gördüm, ama tam olarak hatırlayamıyorum” ifadesi
birçoğumuz için hayli tanıdıktır. Rüyaları uyandıktan sonra hatırlamanın
neden zor olduğuna dair çeşitli kuramlar var, ancak bu durumun nedeni
tam olarak bilinmiyor. Freud rüyaların bastırılmış duygularımızın ifadesi
olduğunu, bu nedenle hatırlamak istemediğimizi öne sürüyor. Bazı bilim
insanları ise bu duruma, rüyaların oluştuğu ve REM uykusu olarak bilinen
uyku evresindeki nörokimyasal değişimlerin sebep olduğunu düşünüyor.
Beynin bellek oluşumu, düşünme, konuşma işlevlerinden sorumlu bölgesi
olan serebral kortekste, hafızanın gelişimine yardımcı norepinefrin
hormonunun eksik olması, rüyaların hatırlanamamasına neden olabilir.
Bazı kuramlar ise tekrar etmenin ve bir olguyu başka bir
olgu ile ilişkilendirmenin öğrenme üzerindeki etkisini
dikkate alıyor ve rüyaya geri dönüp tekrar etmenin mümkün
olmamasının rüyaların kolayca unutulmasında önemli rol
oynadığını söylüyor.
FİL SAYFASI
E
Çamaşırların arasına ya da yastıkların içine
yerleştirdiğimiz lavantaların işlevi yalnızca
çevrelerine güzel koku yaymak değildir.
Lavanta, uyku üzerindeki olumlu etkisi bilimsel
çalışmalarla da kanıtlanmış bir bitkidir. Otuzdan
fazla farklı türü olan bu çiçekli bitkiden lavanta
kolonyası ve banyo ya da masaj sırasında
kullanılan lavanta yağı gibi ürünler elde edilir.
Bir araştırmada katılımcılara yatmadan
önce lavanta esansı, ertesi gün ise saf su
koklatılmıştır. Bu kişilerin lavanta esansı
kokladıkları gece boyunca beyin dalgaları
incelenmiş ve derin uyku evrelerinin uzadığı
gözlenmiştir. Buna ek olarak katılımcılar
lavanta esansı kokladıkları gecenin sabahında
daha enerjik uyandıklarını ifade etmişlerdir.
uyandıKtan SonRa RüyalaRı
hatıRlamaK neden zoRduR?
Deneyin ve
görün!
Lavanta
UykUya İyİ
GeLİr mİ?
Lavanta
UykUya İyİ
GeLİr mİ?
YÖRELERİMİZ
Kaynak: www.kultur.gov.trÇize
n : Levent Kıra
n
GÜNEŞ SAYFASI
b
Bitlis havası, suyu, dağları, kışın beyaz, yazın yemyeşil görüntüsü ile adeta bir yeryüzü
cennetini andırır. Bitlis ili; tarihin her dönemine tanıklık eden anıtsal yapıları, Türkiye’nin
en büyük yanardağı olan eşsiz doğa harikası Nemrut Dağı ve Krater Gölü, Tatvan – Ahlat
– Adilcevaz ilçelerimizin bir hilal şeklinde kucakladığı bir yörededir. Bitlis, uçsuz bucaksız
görüntüsü ile Van Gölü, Süphan Dağı, Beş Minare’si, şifalı suları ve misafirperver insanı ile
tarih ve doğanın kucaklaşmasını en güzel şekilde sergileyen şirin bir ilimizdir. Bu potansiyeli ile
Bitlis, keşfedilmeyi bekleyen bir turizm cennetidir.
Yoruldum ama
geldiğime değdi!
KARTAL SAYFASI
f
Haydi BİTLİS’e!
Kıs
Turizmi
.
Göl
Turizmi
Turizmi
Kültür
Bitlis, Urartular’dan başlayıp, Osmanlılar’a
kadar uzanan çeşitli medeniyetlerin
uğrak yeridir. İl, tüm bu dönemlere ait
sayısız tarihi eserleri ile tam bir “Açık
Hava Müzesi” görünümündedir. Tarih
boyunca çeşitli medeniyetlere kucak
açan Bitlis’te, bu dönemlere ait pek çok
kale, camii, medrese, türbe, köprü ve
kervansaraylar bulunmaktadır.
Türkiye’nin en büyük gölü olan Van
Gölü’nün üçte ikisi Bitlis sınırları
içindedir. Gölün dışarıya akan bir ayağı
olmadığından suyu acı, tuzlu ve sodalıdır.
Vangölü; yolcu ve yük taşıyan gemileri,
iskele, ada, yarımada, koy ve körfezleri
ile adeta bir denizi andırır. 600
kilometreye varan sahillerinin büyük
bir bölümü doğal plaj niteliğindedir.
Ayrıca; Nemrut Krater Gölü, Nazik Göl,
Arin ve Aygır Gölleri su sporları ve olta
balıkçılığı için uygundur.
Bitlis’te kış mevsimi uzun sürer. Bu nedenle
kayak sporu bütün canlılığıyla yediden yetmişe
her kesimin kış eğlencesi olmuştur. Türkiye’nin
en eski kayak tesislerinden birine sahip
olan ilde, kayak sporunu doyasıya yapmak
isteyen misafirlerini ağırlayacak kapasitedeki
kayak evi, konuklarını beklemektedir. Ayrıca;
bölgenin kış sporları merkezi olmaya aday
Nemrut Kayak Merkezi’nin kısa sürede hayata
geçirilerek bu doğal potansiyelin bölgesel ve
ulusal turizm hareketlerinden hak ettiği payı
alacağı yetkililerin beyanları arasındadır.
KESTANE SAYFASI
Yaşanabilir Şehirler İçin
Hava Kirliliğinin Sebepleri
Nüfus yoğunlaşması, çar
pık şehir
leşme v
e betonlaşma şehir
lerimizde hava kirliliğini artırmaktadır
. Isınma amacıyla soba v
e kaloriferlerde genel -likle odun, kömür
, fuel-oil ve doğal gaz y
akılmaktadır
. Soba veya kalorifer bacalarından çık an gazlar a genel k irleticiler denilmekt edir. Bunlar ; karbon-monoksit , kükürtdioksit , azotdioksitler v
e partikül (is, kurum v
e toz) mad -delerdir. Ayrıca, şehir
lerin içinde v
eya yakınındak
i fabrikaların bacalar ından çıkan kimyasal gazlar
, tozlar ve dumanlar ha vayı kirletmekt edir. Her gün y ararlandığımız mot orlu taşıtlar
, havaya verdikleri kirletici gaz ve tanecik
lerle çevremizi ve soluduğumuz ha
vayı kirletmekt edir. Şehirlerimiz
de hava kirliliğinden başk
a gürültü k
irliliği de mev cuttur. Motorlu taşıtlar
, fabrikalar ile işletmeler
den yayılan sesler şehir lerin üzerinde gürültü k
ütlesi oluştur
maktadır
. Hava kirliliğinin sağlık sorunlar
ı yaratmasının y
anında gürültü k
irliliği de psikolojik hastalık
ları ortaya çıkarmaktadır .
Çize
n : M. Sait Kır
ASLAN SAYFASI
t
Yaşanabilir Şehirler İçin
Orman Genel Müdürlüğü’nün
Yaptıkları
Orman Genel Müdürlüğü doğal or
manları koruyarak işletmesinin
yanı sıra yeni ormanlar tesis etmekt
edir. Öte yandan hav
a kirliliğini önle
-mek ve yaşanabilir bir or
tam sağlamak gayesiyle şehir
lerimizin çevresini
de ağaçlandırmaktadır. Bu ağaçlandır
maya “Yeşil Kuşak” denilmekt
edir.
Ormanların sosyal, kültürel
, bilimsel, sportif ve estetik hizmetler
in-den halkın daha fazla y
ararlanmasını sağlamak amacıyla Or
man Genel
Müdürlüğü tarafından M
esire Yerleri (Şehir Ormanlar
ı ve
Orman İçi Dinlenme Yerleri) kurulmaktadır
.
Okul, üniversite, hastane
, sağlık ocağı, ibadethane
, mezarlıklar,
yol kenarları, kavşaklar ağaçlandır
ılmaktadır.
Sağlıklı nesillerin, yeşillikler
le dolu şehirlerimizde y
etişeceği gayesini
düstur edinen Orman Genel M
üdürlüğü yeni planlar
ını
uygulamaya koymuştur
.
Ormanların Şehirlerimiz
Üzerindeki Olumlu Katkıları
• Endüstri kentleri üzerinde 1 m3 havada 500.000 tane toz ve is parçacığı
bulunduğu halde bu miktar açık alanlarda 5.000, orman havasında ise 500 tanedir.
• Egzoz ve benzeri zehirli gazları emerek hava kirliliğini %50 oranında azaltır.
• Bir hektar ladin ormanı yılda 32 ton, kayın ormanı 68 ton ve
çam ormanı ise 30-40 ton tozu emer.
• Yetişkin bir kayın ağacı yılda 7 kg toz ve 300 kg zehiri emerek filtre eder. Aşırı kirlenmelerde ise
gövdesindeki bozulma ile alarm verir.
• Orman havası şehir havasına nazaran özellikle soluduğumuz hava ile akciğerlerimize giden
parçacıkların sayısı bakımından %90-99 daha temizdir.
• Kar ve yağmur biçimindeki yağışları yaprakları, dalları, gövdesi ve kökleri ile tutarak
sellerin ve taşkınların oluşmasını önler.
• Ormanlar 50 metre genişliğindeki bir otobanın trafik gürültüsünü 20-30 desibel azaltır.
• 100 yaşındaki bir kayın ağacı, saatte 40 kişinin çıkardığı karbondioksidi yok eder.
• Ormanlar; biyolojik dengeyi korur. Yapraklı ağaçlardan oluşan bir bölgede
50 kuş türü yaşayabilir.
• Ormanlar; sıcağı ve soğuğu dengeler. Yaz sıcağını
TİMSAH SAYFASI
A
Çi ze n : H asan Ulaş Ü NV ER D İDört Mevsim
Görülecek Yerler
Milli park içerisindeki farkl› büyüklük ve normlardaki saf kay›n veya kar›ş›k (kay›n-karaçam-meşe)
ormanlar›yla
çevrelenmiş üst üste dizilmiş göller, Kapankaya
manzara seyir teras›ndan farkl› renk-doku-tek
tür çeşitlili¤i içerisindeki
eşsiz peyzaj güzellikleri,
irili ufakl› şelaleler,
Karaçam An›t A¤ac›, çok
say›daki do¤al su kaynaklar›,
geyik üretme sahas›, Köyyeri
tepesindeki halen kal›nt›lar› görülen tarihi dinlenme yeri, özellikle sonbahardaki bitki çeşitlili¤inin sergiledi¤i farkl› renklerdeki
peyzaj görüntüleri görülmeye
de¤erdir. Kapankaya manzara seyir teras›ndan
gölleri ve eşsiz güzellikleri
görmek mümkündür. Yol kenar›ndaki levhan›n bulundu¤u yerden patika takip edildi¤inde
Karaçam An›t A¤ac› görülebilir.
Geyik üretim alan› da ziyaret edilebilecek yerler arasındadır.
Ulaş›m: Ankara- ‹stanbul
karayolunun 152. km’sinden Yeniça¤a ve 190. km’sindeki
Bolu il merkezinden kuzeye ayr›lan yollarla ulaş›l›r. K›ş›n Bolu-
Yedigöller güzergah› (karla) kapal› oldu¤undan ulaş›m,
Yeniça¤a-Mengen-Yaz›c›k veya Devrek-Yaz›c›k üzerinden yap›l›r. Bolu iline 42 km uzakl›ktad›r.
GERGEDAN SAYFASI
U
Konumu:
Bat› Karadeniz Bölgesi’nde, Bolu ilinin kuzeyinde ve Zonguldak ilinin güneyinde yer almaktad›r.Haydi gidelim,
güzel fotoğraflar
çekelim!
Kaynak De¤erleriBat› Karadeniz Bölgesi’nin oldukça
engebeli bir yöresinde bulunan milli parkta irili ufakl› göller,
orman denizini and›ran zengin bitki örtüsü, göllerde yaşayan
alabal›klar ve bu de¤erlerin yaratt›¤› rekreasyonel kullan›m potansiyeli
ana kaynak de¤erlerini oluşturur. Bölgedeki göller;
yer hareketleri sonucu kayan kitlelerin vadilerin önlerini
kapamas› sonucu sular›n arkada birikmesi ile oluşmuş heyelan
gölleridir. Bunlardan baz›lar› dip kaçaklar› ile birbirine ba¤lant›l›d›r.
Milli parkta hakim bitki örtüsü Kay›n a¤açlar›d›r.
Ayr›ca Meşe, Gürgen, K›z›la¤aç, Karaçam, Sar›çam, Göknar,
Karaa¤aç, Ihlamur ve Porsuk gibi de¤işik tür a¤açlar da görülmektedir.
Etkili koruma ile milli park›n içerisinde ve
yak›n çevresindeki sahalarda say›lar› artan geyik, karaca, ay›, domuz,
kurt, tilki ve sincap gibi yaban hayvan› türleri bulunmaktad›r.
Rekreasyonel aç›dan olta bal›kç›l›¤›na kaynak olmuştur.
Ayr›ca kampç›l›k, günübirlik piknik, do¤a yürüyüşü gibi u¤raşlar›n
yan›nda, foto¤rafç›l›k için de ziyaretçilerine zengin peyzaj güzellikleri sunar.
Konaklama
Bungalovlarda konaklama imkan› oldu¤u gibi, ziyaretçiler çad›r ve
karavanlarda da konaklayabilir.
Ancak, çad›r ve karavanlar için alt yap› yetersizdir.
.
-Yaza n: Hülya ŞİMŞEK Ç ize n : Zeynep SeymenAĞAÇKAKAN SAYFASI
GÖVDESİNDEN
ÇİÇEK AÇAN AĞAÇ
tı. Bütün gücüyle uğraşıyor, canını dişine
takıyor, pembe, gülkurusu, mor filizlerini
dışarı püskürtmek, yaşama kucak açmak
için, bir damlacık, bir tutamcık ışık
istiyor-du. Bu duvarı da hangi düşüncesiz buraya
örmüştü? Doğayı duvarla bölmek ne
olu-yordu? Toprak, ağaçlar, gökyüzü, bulutlar,
güneş herkesin değil miydi? Neydi bu
pay-laşım kavgası, bu bencillik?
“Guguuukçuk!...Guguuk!”
Kumrular durmaksızın ötüyor, erguvan
ağacının pembe çiçekleri arasından şarkı
söylüyorlardı. Aynı şarkı yan
bahçede-ki ağaçlardan da duyuluyordu. Aralarında
kalın bir duvar vardı ama olsun, ne fark
ederdi ki? Duvar, yalnızca ağaçları
bir-birinden ayırıyordu, kuşları ve şarkılarını
değil. Kumrular istedikleri gibi ötüşüyor,
duvarın üzerinden uçarak birbirlerine
ko-nuk oluyorlar, güneş de duvarı aşabildiği
yerlerden bahçeye ulaşıyor, kumrularla
buluşuyordu.
Bahar gelmişti. Kalın duvarların ardındaki
bahçe, bahçe olduğunun farkına varmaya
başlamıştı. Bahçenin dip tarafında,
kuytu-da, gölgelerin esiri, güneşe küskün bir
erguvan vardı. Diğer ağaçların neşesinin
aksine, bu erguvan ağacı çok mahzundu.
Güzel ötüşlü kuşlar, nedense ona pek
kon-muyordu. Diğer erguvan ağaçları
zamanın-dan önce çiçeğe kesmişti bile. Gölgedeki
erguvandan henüz hiçbir ses yoktu. Minik
tomurcukları olgunlaşmamış, yaprakları
ye-şermemişti bile. Güneş, gölgedeki erguvan
ağacı için üzülüyordu ama kalın duvarları
aşarak ona ulaşamıyordu. Üstelik erguvanın
da çiçek açmak için çok az zamanı
kalmış-ğu, pembe ve mor bir filizi dışarı atma
çabası içindeydi. Diğer erguvanlar,
leylak-lar, kirazleylak-lar, erikler çok mutluydu. Mutsuz
erguvan onlara imrenerek baktı.
Kıskanmı-yordu, biliyordu ki birazcık daha ışık
ol-saydı o da çiçeklerini açıp varlığını doğanın
kucağına ve bahara bırakacaktı.
Son bir çabayla tüm gücünü gövdesinin
ışık alan yerinde topladı. Güneşin
gövdesi-ni yalayıp geçtiği yerde migövdesi-nik bir çatlama
başladı. Küçücük, morumsu bir filiz, başını
kalın kabuklar arasından uzatmış, güneşin
tatlı sıcaklığı ile sarhoş, yumurtadan yeni
çıkan bir civcivin şaşkınlığı içinde
gülüm-süyordu.
Güneşli bahçenin gölgeli erguvanı artık
çok mutluydu. Gövdesinden açtığı
pembe-cik çiçekleriyle ne kadar gururlansa
ye-riydi. Henüz dallarında çiçek yoktu ama
olsun, her yanı tomurcuktu, bir gün o da
olacaktı nasılsa.
O ağaç senin, bu ağaç benim gezen
kum-rular, gövdesinden çiçek açan ağacı
gör-mezden gelemediler. Gölgeli erguvan,
hep-sini şaşırtmıştı. Kumrular neşe içinde
uça-rak dallarına kondular ve hep bir ağızdan;
“Guguuukçuk, guguuukçuk!” diye öterek,
yeni bir şarkıyla onu kutladılar.
Rüzgâr şimdi daha bir nazlı esiyor, güneş
coşkuyla çiçeklerin, meyvelerin
üzerin-de gezerek kuşların şarkısına eşlik ediyor,
gövdesinden çiçek açan erguvan ağacının
yaprakları ve yeni açmış çiçekleri,
mutlu-lukla dans ediyordu.
Bahçe, doğaya ve insana başkaldırmanın ve
başarmanın verdiği gururu doyasıya
yaşı-yordu, insan bunun farkında olmasa da.
PELİKAN SAYFASI
Y
Duvar, heybetle dikiliyordu ağacın önünde.
Kalın ve keskin taşlardan örülmüş gövdesi
suskun ve acımasızdı. Işığın zerresini bile
geçirmiyordu. Kalın duvarda arka tarafa
açılan küçük bir demir kapı vardı.
Kapı-nın izin verdiği kadar bir boşluktan ufak
bir ışık demeti süzülüyor, üzgün erguvanın
yalnızca gövdesinde bir yere vuruyordu.
Günlerdir bu azıcık ışık alan yerde, sancılı
bir uğraş vardı. Ağacın kalınlaşmış,
kabu-Neşe, okuldan eve dönerken her zaman yaptığı gibi yolunun üzerindeki parka uğradı. Park, üç-beş ağacın ortasına konulmuş paslı iki salıncak ile merdiveni olmayan bir kaydırak ve kırık bir tahterevalliden ibaretti. Tahterevalliye binmek için iki kişi lazımdı. Merdiveni olmayan kaydırağa tırmanabilmek için ise insanın boyunun iki metreden daha uzun olması gerekliydi. Geriye bir tek salıncaklar kalıyordu. Salıncakta sallanmayı da denedi fakat paslı demir yığını öyle gıcırdıyordu ki sallanırken çıkan ses kulaklarını tırmalıyordu.
Neşe de salıncaktan indi. Saat daha çok erkendi. Bu saatte eve gidip akşam yemeğine kadar sıkıntıdan patlamaya hiç niyeti yoktu. Okul çantasını sırtına takıp parkı çevreleyen ağaçların arasında dolaşmaya başladı.
“Offfff!” dedi Neşe, “Ne kadar sıkıcı bir gün…”
Ağaçların etrafında amaçsızca gezinirken saçına takılan bir dal parçasını öfkeyle yakalayıp çekti. Ardından avucundaki kopmuş yaprak parçalarını gökyüzüne doğru savurdu. İri kar taneleri gibi süzülerek üzerine yağan yapraklar Neşe’yi eğlendirmişti. Ellerini uzatıp ağaçtan bir tutam daha yaprak kopardı ve göğe doğru savurdu. Ardından bir daha, bir daha ve bir daha… Ta ki uzanıp erişebildiği dallarda yaprak kalmayana dek…
Neşe, parkta yeni keşfettiği bu oyun yüzünden o gün eve geç kalmıştı. Annesi ona geç kaldığı için çok kızsa da Neşe umursamamıştı. Onun aklında tek bir şey vardı; yarın okul çıkışı parka uğrayıp ağaçlardan kopardığı yaprakların rüzgârda süzülüşünü seyretmek.
Bu düşünceyle yemeğini yedi, ödevlerini yaptı, dişlerini fırçalayıp pijamasını giydikten sonra da yatağına uzandı. Yeni bulduğu oyun eğlenceliydi fakat yorucuydu da… Çok geçmeden kendini uykunun kollarına bıraktı.
***
Günışığı, teninde hissettiği sıcaklıkla uyanan Neşe’nin gözlerini kamaştırıyordu. Esneyip gözlerini ovuşturmak istedi fakat beceremedi. Saat kaç olmuştu acaba? “Anne! Anne!” diye seslenirken etrafına göz ucuyla şöyle bir bakındı.
Neşe; “Aman Allah’ım olamaz! Benim parkta ne işim var? Şimdi evimde, yatağımda olmalıydım. Ben, ben buraya nasıl geldim?” diye söylenirken derinlerden gelen gür bir ses; “Sakin ol küçük ağaççık. Galiba kâbus gördün.” dedi.
Neşe şaşırmıştı; “Küçük ağaççık mı? Kim? Ben mi?” “Evet, sen…” dedi aynı gür ses.
“Peki sen kimsin?”
“Ben senin sağındaki yaşlı gürgen ağacıyım.”
“Ne yani, şimdi de ağaçlarla mı konuşuyorum? İyi de nasıl?” Bu kez Neşe’nin sorusunu cevaplayan ses daha ince ve tizdi;
“ Ağaçlarla konuşabilmen çok doğal değil mi? Nihayetinde sen de bir ağaçsın.” “Ağaç mı? Ne ağacı?”
“Meşe” dedi aynı ses kıkırdayarak. “Meşe değilim ben! Benim adım Neşe.”
“A aaaaa!” dedi bir diğer ses; “Burada adı Neşe olan bir Meşe ağacı varmış arkadaşlar!”
Neşe, bir yandan “Ben Meşe ağacı değilim diyorum size!” diye bağırırken bir yandan da koşarak evine, annesine gitmek için çabalıyordu. Fakat bırakın koşmayı, onca çabaya rağmen yerinden bir milim Yaza n: Hatice AR DIÇ Çizen : Levent KIRA N
ÇAM SAYFASI
i
OLAN MESE
.
OLAN MESE
.
ADI NESE
.
ADI NESE
.
bile kımıldayamamıştı. Çünkü ayakları olması gereken yerde toprağa dolanmış derin kökleri vardı.
Neşenin bu nafile çabaları diğer ağaçları tedirgin ettiği kadar eğlendiriyordu da… Yeni serpilmiş bir akasya; “Hele şuna bakın! Nasıl da olduğu yerde çırpınıp duruyor.” dedi kıkırdayarak.
Biraz ilerideki iki çam ağacı; “Sanki delirmiş gibi… Ne olduğunun, nerede olduğunun bile farkında değil.” diye kendi aralarında fısıldaşıyorlardı.
Yaşlı gürgen ağacı gür sesiyle; “Dün yaşadığımız korkunç olaydan sonra bu küçük meşe fidanının böyle paniklemesi çok normal. Sizce de öyle değil mi?” tüm ağaçlar teker teker sessizliğe büründüler.
Dakikalarca süren sessizliği akasya ağacı bozdu; “Doğru söyledin yaşlı gürgen, dün yaşadıklarımız tam bir vahşetti.”
Ağaçların neden bahsettiğini merak eden Neşe; “Dün burada ne oldu ki?” diye sordu.
Çam ağaçları hep bir ağızdan cevap verdiler; “Dün buraya sarı saçlı küçük bir kız geldi. Önce biraz salıncağa bindi, sonra da yanımıza gelip alt dallarımızdaki tüm yaprakları kopardı.”
Şimdiye kadar sessizliğini koruyan leylak ağacı; “En korkuncu da biz acı içinde çığlık atarken o çocuğun neşe içinde kahkaha atmasıydı.” dedi içini çekerek. Neşe, o an kendisinden bahsettiklerini anladı. Ağaçların dalları, yaprakları koparılınca canlarının yandığını bilmiyordu. Derken parkın
ilerisinden koşarak onlara doğru gelen bir çocuk gördü. Her altından geçtiği ağacın alt dallarını çekerek koparıyordu. Dalları, yaprakları kopan ağaçlar feryat ederken çocuk, hiçbir şeyin farkında değilmiş gibi uzanabildiği her dalı koparana kadar çekiştirmeye devam ediyordu.
Sıra Neşe’ye geldiğinde, Neşe korkuyla titredi; “Lütfen yapma! Bu yaptığın hiç de eğlenceli değil. Dur! Lütfen dur!”
Çocuk Neşe’yi duymamış gibi onun dallarına doğru uzandığında Neşe, gözlerini sımsıkı kapatıp son bir umutla; “Yapma!” diye bağırdı. O anda Neşe’yi omuzlarından tutan bir çift el ve tanıdık bir ses onu teskin etmeye çalışıyordu; “Neşe, kızım uyan. Bak, korkacak hiçbir şey yok. Sadece kâbus gördün o kadar…”
Gözlerini açtığında annesinin sevecen yüzünü gördü. Evinde, yatağındaydı. Annesinin boynuna sarılıp; “Hayır anneciğim, gördüklerim kâbus değildi, sadece öğrenmem gereken bir dersti.” dedi ve yatağından çıkıp yüzünü yıkamak için banyoya doğru giderken kendi kendine bir söz verdi. Bundan böyle bitki, böcek, hayvan, ağaç fark etmez, Bir daha asla hiçbir canlıya zarar vermeyecekti.
DAĞ KEÇİSİ SAYFASI
J
ADI NESE
ADI NESE
Abdülkadir TEKİN
Gönül İhsan Tangülü İlkokulu, 3-B Sınıfı, Merkez/ELAZIĞ
Kerem Tuna ATA Orhan Cemal Fersoy İ.OAnasınıfı C Sınıfı Yenimahalle/ANK
ARA
Emre AKAT OGM Kreş 6 yaş
MANTAR SAYFASI
Fatma Gülşah ÇETİNER
Semiye Naim Vakfı Ortaokulu 7-B Sınıfı Etimesgut/ANKARA
BALIK SAYFASI
w
Özgenur AKKAYA İmam Efendi İmam Hatip
Ortaokulu 5-A Sınıfı ELAZIĞ İpekYAKAR
Orhan Cemal Fersoy İlkokulu 3-C sınıfı
EŞEK SAYFASI
z
Recep YAKIN
Kurtuluş İlkokulu 2-D Sınıfı Sındırgı/BALIKESİR Ahmet Sarp AYGÜN
Yunus Emre Anaokulu TRABZON
Öğrencilerin Adı Soyadı Ali Kağan AK Beren ŞENGÜL Efe MERİÇ Ela ÖZEN Hidayet TURHAL Masal SUAT Mehmet Ege KARAHAN
Merve KOŞAR Miray SARI Nihal YILDIRIM
Rüzgar ÇUR Yunus Emre ÇÖKELEZ
Zehra TURAN Zeynep Evra AY
OGM KREŞ
AT SAYFASI
H
Ayşe Melis PANTIK
OGM Kreş 6 Yaş Grubu
Öğrencilerin Adı Soyadı
Adem Fetih KATIRANCI Barlas KARAÇAM Duru BAYRAKTAR
Elif SAÇAKLI Furkan GÜRER Gökyay HEMŞİNDERELİ
Kaan Alp KAYA Mehmet Eşref SARIKAYA
Mehmet Kerem ÜNAL Umut Eymen ALBAYRAK
Yasin Kağan KAYABAŞI Zekeriye DEMİREL
Ahmet Eren KIŞ
FOK SAYFASI
S
Sena Nur TEKİNGönül İhsan Tangülü İlkokulu, 2-C Sınıfı, Merkez /ELAZIĞ Zeynep Su TEKİN Gönül İhsan Tangülü Anaokulu, Menekşe Sınıfı, Merkez/ELAZIĞ
Nazende ŞAHİN
Burhan Erdayı İ.O. 2-F Sınıfı Altıeylül/
BALIKESİR
OGM
Fidan Diktiler
Minik Eller
Öğrencilere
Mesleklerimizi
Tanıttık
Artvin Çocuk Hakları
İl Komitesindeki çocuklar Milli Egemenlik
Haftası’nda fidan diktiler.
Artvin Orman İşletme Müdürlüğü’nün ev sahipliği yaptığı
et-kinlikte, Orman İşletme Müdürü Yusuf Soysal, Ağaçlandırma ve
Toprak Muhafaza Şefi Mesut Bolkvazoğlu ile çocuklara, nasıl
fi-dan dikileceği anlatıldıktan sonra hep birlikte fifi-dan dikimi
ger-çekleştirildi. Artvin-Borçka Karayolu Yol Kenarı Ağaçlandırma ve
Uygulama Projesi kapsamında çocuk evlerinde kalan 30 öğrenci
125 adet Toros Sedirini toprakla buluşturdu.
MAYMUN SAYFASI
m
Balıkesir Muharrem Hasbi Anadolu Lise
si
öğrencilerine kariyer günleri kapsamın
da
mesleklerimiz hakkında bilgiler verdik.
Bölge Müdürü Metin Kırcı’nın açılış konuşma
sını
yapmasının ardından Orman Bölge Müdür
lüğümüz
personelinden sırasıyla Orman Endüstri Mühen
disi
Talat Kır, Makine Mühendisi Arif Bayram Terzio
ğlu
ve Harita Mühendisi Yunus Emre Eraslan mesl
ekle-riyle ilgili genel bilgiler verdi.
Daha sonra Bölge Müdürü Metin Kırcı, Orman
Mühendisliği mesleği hakkında sunular eşl
iğinde
HAYVANAT
BAHESİ
HAYVANAT
BAHESİ
HAYVANAT
BAHÇESİ
HAYVANAT
BAHESİ
HAYVANAT
BAHESİ
HAYVANAT
BAHÇESİ
KANGURU SAYFASI
K
Bu sayımızda “aradaki farkı bulun”
oyunu oynayalım. İki resim arasında
ne fark var, bulabildiniz mi?
2 resimdeki 5 farkı bulalım.
GEÇEN SAYIDAKİ
İnternet adresimiz: www.ogm.gov.tr
SİNCAP DERGİSİNİ OKUYUN,
OKUTUN. DERGİYE ABONE OLUN.
SAHİP ÇIKIN...
ABONE OLMAK İÇİN:
Orman Genel Müdürlüğünün Vakıflar Bankası Ankara Şubesindeki IBAN: TR04 0001 5001 5800 7302 3113 84 No’lu hesabına “Sincap Orman Çocuk Dergisi yıllık abonelik bedeli” notu ilave edilerek 7,5 TL yatırılır, yatırılan banka dekontu ile abonenin açık adresi aşağıdaki iletişim adreslerinden birine gönderilir ve abonelik başlar. ADRES:
Orman Genel Müdürlüğü
Beştepe Mah. Söğütözü Cad. No: 8/1 Yenimahalle 06560 ANKARA Tel: (0 312) 296 40 35 Faks: (0 312) 296 40 36
E-POSTA: [email protected]
SİNCAP ORMAN ÇOCUK DERGİSİ’nin OGM adına Sahibi: İsa SERTKAYA • Sorumlu Yayın Yönetmeni: Sezgin KARA
• Yazar-Çizer Ekibi: Sait Kıran, Mehmet Levent Kıran, Hülya Şimşek, Hasan Ulaş Ünverdi, Dr. Ahmet Bıyık, Suat Karabıyık, Hatice Ardıç, Dinçer Turan, Şenay Çelik, Ayten Kamacı, Orhan Yakar
• Bu dergi üç ayda bir Orman Genel Müdürlüğü’nce Basın ve Ahlak Yasasına uygun olarak yayınlanmaktadır. • Grafik Organizasyon ve Baskı: CTA LTD (0312) 222 66 77
• Haberleşme Adresi: Orman Genel Müdürlüğü Beştepe Mah. Söğütözü Cad. No: 8/1 Yenimahalle 06560 ANKARA. Tel: (0312) 296 40 35 Faks: (0312) 296 40 36
• E-Posta Adresi: [email protected] (Şiir, resim, çizim, öykü ve anılarınızı bu adrese ad, soyad, okul, sınıf ve ilinizi belirterek gönderiniz) Orman Genel Müdürlüğü mobil uygulaması, Apple
Store ve Google Play’de yayınlandı. Uygulama ile haber, duyuru, ihale ilanları, yangın durumu, fidan sorgulama, yakınımdaki türler, şehir ormanları, Sincap Çocuk ve iletişim bilgileri artık cebinizde. Kamuoyunun ihtiyaçları doğrultusunda, verilecek hizmetin kalitesi ve çeşitliliği artırılmaya devam edecektir.