i
YARATICI DÜŞÜNCE KURAMLARI
Ayşe Merve YAMAK
191199201
MEZUNİYET PROJESİ PSİKOLOJİ ANABİLİMDALI
KLİNİK PSİKOLOJİ TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI Dr. Öğretim Üyesi Gülçin KARADENİZ
İstanbul
T.C. Maltepe Üniversitesi Lisansüstü Enstitüsü
Haziran, 2020
ii
YARATICI DÜŞÜNCE KURAMLARI
Ayşe Merve YAMAK 191199201
MEZUNİYET PROJESİ PSİKOLOJİ ANABİLİMDALI
KİLİNİK PSİKOLOJİ TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI Dr. Öğretim Üyesi Gülçin KARADENİZ
İstanbul
T.C. Maltepe Üniversitesi Lisansüstü Enstitüsü
Haziran, 2020
iii ÖNSÖZ
Bu çalışmada, yaratıcılık kavramına ait modeller farklı bakış açıları ve psikoloji kuramlarında yaratıcılığın nasıl ele alındığına değinilmiştir.
Mezuniyet projesi olarak hazırlamış olduğum “Yaratıcı Düşünce Kuramları” adlı çalışmada danışmanlığımı üstlenen ve yardımlarını benden esirgemeyen sevgili Dr.
Öğretim Üyesi Gülçin KARADENİZ‟e sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Ayşe Merve YAMAK Haziran, 2020
iv ÖZ
YARATICI DÜŞÜNCE KURAMLARI
Ayşe Merve YAMAK Mezuniyet Projesi Psikoloji Anabilim Dalı
Klinik Psikoloji Tezsiz Yüksek Lisans Programı Dr. Öğretim Üyesi Gülçin KARADENİZ Maltepe Üniversitesi Lisansüstü Enstitüsü, 2020
Yaratıcılık kavramı günlük yaşamdan, iş hayatına, bilimsel ve sanatsal birçok alanda kullanılmaktadır. Yaratıcılık, aynı bilim dalı içerisinde dahi birden çok bakış açısı ile yorumlanmaktadır. Psikoloji biliminde yaratıcılık, kuramlar arasında ve içerisinde farklı tanımlarla ve yaratıcı düşünmenin ortaya çıkışını ele alan modellerle açıklanmaya çalışılmıştır. Bu modeller yaratıcılığı temel olarak birey, ürün, çevre ve süreç bazında ele almaktadır.
Mezuniyet projesi olarak hazırlanan bu çalışma, yaratıcılık modelleri ve yaratıcılığın psikoloji kuramları içerisindeki yeri ve farklı bakış açılarından oluşmaktadır.
Anahtar Sözcükler: 1yaratıcılık kavramı ; 2yaratıcı düşünce;
v ABSTRACT
THEORIES OF CREATIVE THOUGHT
Ayşe Merve YAMAK Graduation Project Departman of Psychology
Clinical Psychology Non-Thesis Master Program Dr. FacultyMember Gülçin KARADENİZ Maltepe University Graduate School, 2020
The concept of creativity is used in many fields, from daily life, to business life, scientific and artistic. Creativity is interpreted from multiple points of view, even within the same discipline of science. In psychological science, creativity has been tried to be explained by different definitions between and within theories, and by models that deal with the of creative thought. These models discuss creativity fundamentally on the basis of person, product, press and process.
This study, which is prepared as a graduation project, consists of creativity models and the place of creativity in psychology theories and different perspectives.
Keywords: 1creativity concept; 2creative thought
vi
İÇİNDEKİLER
Önsöz ... iii
ÖZ ... iv
ABSTRACT ... v
İÇİNDEKİLER ... vi
GİRİŞ ... 1
1. Yaratıcılık ... 1
2. Yaratıcılık Modelleri ... 3
4 P Modeli, 5A Modeli ve 4C Modeli ... 4
Parnes Modeli ... 7
İki Tabakalı Model ... 7
Zeka ve Problem Çözme İle İlgili Yaratıcılık Modelleri ... 8
Keşif Modeli ve Sezgisel Model ... 10
3. Yaratıcı Düşünce İle İlgili Teoriler ... 11
3.1. Geleneksel Yaklaşımlar ... 11
Çağrışımsal Yaklaşım ... 11
Psikanalitik Kuram ... 12
Hümanist (İnsancıl) Kuram ... 15
Gestalt Yaklaşımı ... 16
Bilişsel Kuram ... 17
3.2. Güncel Yaklaşımlar... 19
Gelişimsel Yaklaşım ... 19
Sistemler Yaklaşımları ... 20
4. SONUÇ ... 21
KAYNAKÇA ... 23
1 GİRİŞ
1. Yaratıcılık
İlk olarak felsefe bilimiyle hayatımıza giren yaratıcılık kavramı, daha sonra psikoloji, güzel sanatlar ve eğitim gibi birçok alana yayılarak bilimin ve sanatın vazgeçilmez bir fenomeni olmuştur (Simenton, 2000). Birçok bilim dalının ilgisini çekmesinden kaynaklı net bir tanım sahibi değildir. Disiplinler arası farklı anlamlara geldiği gibi, aynı disiplin içerisinde görüş farklılıkları da vardır. Bu tanımlamalarda yaratıcılık özellikle kişi, nesne ve süreç ile ilgili olarak değerlendirilmiştir (Onur, 2016).
Yaratıcılığı süreç ile bağlantılı açıklayan araştırmacılara baktığımızda 1920‟lerde Le Corbusier‟ün tanımıyla, sabırla yapılan bir araştırma olarak karşımıza çıkmaktadır (akt. Onur, 2016). Wallas (1926) ise yaratıcılığı bir problem çözme süreci olarak nitelendirmiş ve bu süreci, “hazırlık, kuluçka, düşüncenin aydınlanması ve sonuçların doğrulanması” gibi adımlara ayırmıştır (akt. Aslan, 2001). Yaratıcılığı süreç ve nesne olarak ele alan MacKinnon (1962) ise hedefe ulaşmak tanımını yapmıştır.
Ausubel (1964), yaratıcılığın kişilerle ilgili olduğunu savunmuş, çoğu kişinin sahip olmadığı bir özellik olduğuna vurgu yaparak yapılmamışı yapmak olarak ifade etmiştir (akt: Onur, 2016).
Yaratıcılığı bireye vurgu yaparak ele alan araştırmalarda, kişilik özelliklerine vurgu yapıldığı ve bu bağlamda tanımların geliştirildiği görülmektedir. Maslow (1968) yaratıcılık kavramını birey bazında ele almış, temel ve ikincil yaratıcılık olarak
2
ayırmıştır. Ona göre temel yaratıcılık, bir çaba göstermeksizin ortaya çıkarken, ikincil yaratıcılık, kişinin daha kontrollü ve bilinçli olarak ortaya çıkardığı bir yaratıcılık şeklidir. Taylor (1998) yaratıcılık kavramını birey boyutunda ele alan diğer bir isimdir.
Ona göre yaratıcılık; içtenlik ve özgürlükten oluşan bir yetenektir. Bu konuda birçok tanımı araştıran Taylor, anlatımsal, buluşçu, yenilikçi, üretici ve temel prensiplere bağlı olmak üzere yaratıcılığı beş düzeyde açıklamıştır (akt. Rouquette, 1994).
Yaratıcılığı bireysel farklılıklara bağlayan Turgut ve Baykul (2010) yaratıcılığı, üretmek, üretileni yaşatmak ve meydana getirmek olarak tanımlamıştır. Yaratıcılık akla gelebilecek her alanda vardır, sanat, bilim, felsefe bir bakıma üretmek, meydana getirmektir.
Chien ve Hui (2010), yaratıcılık kavramını kişilik özellikleri ve bu özelliklere bağlı, kişinin farklı ortam ve durumlarda sergilediği davranımlar ve ürünler olarak tanımlamışlardır.
Yaratıcılık ile ilgili çalışmalarıyla adından bahsedilen Torrance (1968), yaratıcılığı mekanik, artistik ya da teorik olabilecek fiiller olarak açıklamaktadır (akt.
Aslan, 2001).
Guilford (1968), yaratıcılık ile ilgili araştırmaları sonucunda yaratıcı düşünce için akıcı, esnek, alışılmışın dışında ve sürekleyici düşünce tanımını yapmıştır (akt.
Chien ve Hui, 2010).
Yaratıcılık kavramının tanımlarının beş kaynak olarak toplayabiliriz. Bunlar;
1. Akılcı Yaklaşım; yaratıcılık bilişsel ve zihinsel faaliyetlerdir, fikrini savunmaktadır.
3
2. Kişilik ve Bireysel Özellikler; yaratıcılığın bir kişilik özelliği olduğunu vurgulamaktadır.
3. Sosyal Kişilerarası Faktörler; bu yaklaşım yaratıcılığın ortaya çıkışında çevrenin rolünün etkisini anlatmaktadır.
4. Yaşam Şekli; yaratıcılık kişinin benlik algısı, kişisel gelişim ve kendini gerçekleştirmesi ile ilgili olduğunu savunmaktadır.
5. Mantıki Olmayan Yön; farklı bilim dallarının birbirleriyle etkileşimini inceler ve yaratıcılığın orijinal bir bakış açısında bulunma hali olarak tanımlanmaktadır (akt. Aslan, 2001; akt Treffinger, 1996).
Yaratıcılığın ortaya çıkması hakkında geliştirilen modellerden bazıları yaratıcılığın altında yatan yapıyı ortaya çıkarmayı amaçlarken, diğerleri yaratıcılığın ne şekilde incelendiği ve kavramsallaştırıldığı ya da insanların yaratıcılığı nasıl geliştirdiği yönünde öne sürülen modellerdir. Bu parametreler içinde dahi farklı yaklaşımlar bulunmaktadır (Kaufman ve Glăveanu, 2019).
2. Yaratıcılık Modelleri
Genellikle ölçülü olmak, yaratıcılığın birçok yönü için geçerli görülmektedir.
Örneğin, özerk oluş yaratıcılık ve gelişimi açısından oldukça faydalı olmakla beraber, gereğinden fazla özerklik, bir yöne ve odağa sahip olmayı engellemektedir. Benzer şeyler rekabet, zorluklar ve kısıtlamalar hakkındada söylenmektedir. Dikkat ve deneyim, yaratıcılık üzerinde birçok etkiye sahiptir. Örneğin, yaratıcı düşünceler genellikle farklı fikirlerden kaynaklanır, ancak çok fazla farklılaştırmaya çalışmak, hem orijinal hem de yararlı olma anlamında yaratıcı olmayan alakasız düşüncelere sebep
4
olacağı düşünülmektedir. Yaratıcılıkta ölçülülüğün rolü, orijinal anlayışa katkıda sağlayabilecek şekilde bakış açısını değiştirmektedir. Perspektifteki değişikliklerin, düşüncelerin ya da çözümlerin eldeki sorun ile bağlantısı noktasında oldukça yararlı olacağı saptanmıştır. Ölçülülüğü düşünmenin diğer yolu çoğulculuğu vurgulamaktır. Bu sayede teorik bakış açısı, farklı varsayımlar, yöntemler ve analizler hakkında çalışılarak yaratıcığın anlaşılmasında daha sağlam katkılarda bulunulacağı düşünülmektedir. Diğer taraftan yaratıcılık kavramı araştırılırken karşılaştırmalar yapılmaktadır. Bu durumun, bir modelin bazı yönlerini basitleştirme ya da aşırı vurgulama gibi değerlendirilmesi yapılırken önemli bir role sahip olduğu düşünülmektedir (akt. Kaufman ve Sternberg, 2010).
Yaratıcılık kavramınnın ele alınmasında farklılıklar olduğu gibi benzerliklerde vardır. Bu bölümde yaratıcılık modellerinin farklılıkları ve benzerliklerinden bahsedilmiştir.
4 P Modeli, 5A Modeli ve 4C Modeli
Graham Wallas (1926) yaratıcılığı dört aşamada incelediği 4P modeli;
hazırlanma, kuluçka dönemi, aydınlanma ve kanıtlama/değerlendirme aşamasıdır.
Hazırlanma aşamasında fikir zihinde belirir, kuluçka sürecinde zihin fikir ile meşgul olmaz, aydınlanma aşamasında fikirle ilgili zihinde önceden edinilmiş olan düşünce ile ilişkilendirmesi ve yeni fikirlerin bulunması, değerlendirme aşamasında zihinsel filtreleme uygulanıp konu ve düşünce arasındaki uygunluk irdelenmektedir.
Yaratıcılığın değerlendirilmesi; birey, süreç, ürün ve çevre ilişkisi ekseninde incelenmektedir. 4P modelinde yaratıcılığın ortaya çıkması, bireyin kişisel özelliklerinin uygun çevre koşulları ile ürüne dönüşmesi esasına dayanır.
5
Wallas‟ın (1926) 4P modeli; kişi (person), ürün (product), süreç (process) ve çevreyi (press) temsil etmektedir.
Kişi (Person), yaratıcı bireylerin sahip olduğu nitelikleri ifade etmektedir.
Yaratıcı kişilerin özelliklerinin ne olduğuna dair düşünceler arasında yanlış bilinen özelliklerde vardı. Bunlardan biri IQ seviyesi yükseldikçe, yaratıcılık yeteneğininde yükseleceği düşüncesiydi. Yapılan araştırmalarca zeka seviyesi ve yaratıcılık arasında çarpıcı bir ilişki olmadığı yönünde sonuçlar elde edilmektedir. Kısaca yaratıcılık, IQ seviyesinin yüksekliğiyle ya da özel bir insan olmakla ilişkisi bulunmamaktadır. Normal zeka seviyesine sahip kişilerde yaptıkları işe karşı duyulan hazzın boyutunda yaratıcı olabilecekleri düşünülmektedir (Özaşkın, 2016). 1992 yılında Brolin tarafından yapılan, yaratıcı kişilerin özellikleri ile ilgili özette, bu bireylerin; kuvvetli motivasyon, sağlamlılık, entelektüel merak, yoğun bağlılık, düşünce ve eylemde özgürlük, kendini gerçekleştirmeye karşı yüksek isteklilik, güçlü benlik bilinci, içerden ve dışardan gelen etkilere karşı açık görüşlü olma, kompleks ve bilinmezlik durumları aracılığıyla cezp edilme, yüksek hassasiyet ve yapılan işte duygusal olarak yüksek kapasite gibi özelliklere sahip olması beklenmektedir.
4P Modelinin diğer bir başlığı olan süreç (process) kavramı ise, yaratıcı düşünce meydana gelirken zihinsel sistematiği anlamaya yöneliktir. Bu sistem zihnin bilgiyi işleme sürecinden farklı olarak bilinçaltı, çevre, klavuzluk ederek duruma bakılması ve psikolojik unsurlar gibi çok fazla dış faktör tarafından müdahaleye uğramaktadır (akt.
Özaşkın, 2016).
Süreç kavramı; hazırlık, kuluçka, aydınlanma ve doğrulama olmak üzere 4 basamaktan oluşmaktadır. Hazırlık basamağında, birey sorunu belirler ve hakkında bilgi
6
edinir. Kuluçka basamağı, uzun zaman sürebilen ve sorun hakkında farkındalıklar çerçevesinde yapılan çalışmalarla bilinçaltındaki durumun birleşmesiyle tekrar meydana gelir. Aydınlanma evresinde birey problemin çözümüne ilişkin düşüncelere sahip olmaktadır, doğrulama evresinde bu düşünceleri gerçekleştirmekte ve son olarak işe yarayıp yaramadığı denenmiş olmaktadır (Wallas, 1926).
4P modelinin diğer başlıkları çevre (press) ve ürünün (product) birbirini etkilediğini söyleyebiliriz. Yaratıcılığın gelişmesinde çevrenin değer yargıları, manevi, politik, sosyal ve kültürel görüşleri ortaya çıkan yaratıcı ürünü etkilemektedir. Ayrıca kişinin yaracıtılığı ile düşüncelerini diğer insanlara aktarmak amaçlı ortaya çıkan yaratıcı ürün, kişinin yaratıcılık potansiyeli açısından oldukça bilgi vericidir (akt.
Özaşkın, 2016).
4P Modeline, 1990 yılında ikna (persuasion) ve 2003 yılında potansiyel (potential) olarak iki yeni kavram daha eklenmiştir. Bunlara göre ortaya çıkan yaratıcı ürün insanların bakış açısının değiştirebilecek bir iknaya sahip olmalıdır. Ayrıca kişinin günlük olarak yaratıcılık alanında bir gizil gücü olduğu ve bunun göz önünde bulundurularak kişinin yaratıcılığının değerlendirilmesinde fayda olduğu düşünüşmektedir (akt. Özaşkın, 2016).
Daha yakın zamanda yapılan benzer bir çalışmada, aktörler, kitleler, eylemler, eserler ve sağlarlık kavramlarını temsil eden 5A teorisi ortaya atılmıştır. Bu çerçeve hem sosyal hem de materyal olarak çevre unsurunu tanımasının yanı sıra, yaratıcılığın farklı unsurları arasındaki ilişki hakkında da yeni araştırmalar yapılmasına zemin oluşturduğu saptanmıştır (Glaveanu, 2013).
7
4P ve 5A yaratıcılığın işleme mantığına odaklanırken, 4C modeli daha çok bireye yönelik bir teoridir. Geleneksel 4C modeli büyük-C ve küçük-C‟den oluşmaktaydı; bunun üzerine mini-C ve pro-C olarak adlandırılan iki yaratıcılık stili daha eklenmiştir. Büyük-C, kişinin dikkat çeken yaratıcı yönü ve şüphesiz olan yaratıcılığı temsil ederken, küçük-C günlük yaşantıda kullanılan ve tüm bireylerde olduğu düşünülen daha kullanışlı yaratıcılık boyutunu temsil etmektedir. Modele sonradan eklenen, mini-C öğrenmenin temelinde bulunan yatarıcılık, ve pro-C herhangi bir alanda uzmanlık derecesinde yaratıcılık şeklinde tanımlanmaktadır (Kaufman ve Beghetto, 2009).
Parnes Modeli
Parnes (1981), yaratıcılığı önceki yaşanmışlıklardan yola çıkarak uyaranlara karşı bir tepki verme ve bir noktada birleşen düşünme ve aksettirme süreci olarak tanımlamış ve problemleri belirleme, yeni fikirler üretme ve farklı çözümler geliştirmek ve uygulmak için bir model geliştirmiştir. Model; 1. Karışıklık bulma, 2. Gerçeği bulma, 3. Sorunu bulma, 4. Düşünceyi bulma, 5. Çözüm bulma, 6. Kabul edileni bulma olmak üzere altı adımdan oluşmaktadır (akt. Atakan, 2019).
İki Tabakalı Model
Yaratıcı Düşünmenin İki Tabakalı Modeli olarak adlandırılan Runco ve Chand‟a ait modelde süreç iki katmandan oluşmaktadır. İlkinde bilgi işleme ve motivasyon, ikincisinde ise sorun bulma, ideasyon ve değerlendirme yer almaktadır. Bilgi işleme;
prosedürel (ne sorusunun cevabıdır) ve deklaratif (nasıl sorusunun cevabıdır) bilgi olmak üzere ayrılmaktadır ve sorun bulma aşamasına katkıda sağladığı düşünülmektedir. Motivasyon kesiti ise içsel ve dışsal olmak üzere ayrılır ve
8
değerlendirme aşamasını destekler. Bu aşamaların sonunda sorunun çözümüne dair bazı düşüncelere ulaşılmakta ve bu da ikinci katmanda yer alan ideasyon aşamasını oluşturmaktadır (akt. Özaşkın, 2016).
Zeka ve Problem Çözme İle İlgili Yaratıcılık Modelleri
Yaratıcılık ile ilgili bir diğer teori Guilford (1965) tarafından yaratıcılığın zeka ile ilişkili olduğu düşüncesidir. Guilford göre problem çözme becerisi yüksek bireyler, yaratıcı düşünce daha eğilimli bireyler şeklinde tanımlanmaktadır. Yaratıcı düşüncenin esasları; yenilikçilik, esneklik, orjinallik ve akıcılık şeklinde söylenmektedir.
Yartıcılığın bileşenlerinin ürün, süreç ve içerik olduğu bu çalışmada zekanın yaratıcılığı etkilediği kanıtlanmıştır (Sawyer,2006). Bu çalışma sonucunda psikometrik ölçümler geliştirilip katılımcılardan ölçüm alınırken SOİ Bataryası ve Torrance Yaratıcı Düşünce Testi (TYDT) kullanılmıştır.
Yaratıcılığı etkileyen diğer unsurlar (Meng, 2007); bilişsel, çevresel ve kişisel farklılıklardır. Zeka, bilgi, teknik yetenekler ve özel yetenekler bilişsel olarak yaratıcılığı etkileyen unsurlardır.
9
Zeka yaratıcılıkla doğrudan ilişkili bir unsur olmakla beraber yaratıcılığın tek ölçütü zeka değildir. Yaratıcılığın değerlendirildiği alt başlıklar tabloda gösterilmiştir.
Yaratıcılığı Etkileyen Faktörler (Meng, 2007)
Yaratıcılığı etkileyen faktörler çoklu olarak incelendiği bir çalışmada yaratıcılık sürecinde bireyin kişisel çevresel ve bilişsel özellikleri farklılılık gösterdiği için yaratıcılık düzeyi kompleks bir çerçevede farklılaşmaktadır. Yaratıcılık ile problem çözme becerisi direkt bir ilişki içerisindedir. Diğer çalışmalar da problem çözme becerisi ve düşünce şemalarının çeşitliliğini destekler niteliktedir (Meng, 2007).
Yaratıcılığı etkileyen unsurlar
Bilişsel Unsurlar
Zeka Bilgi Yetenek
Teknik
Özel
Çevresel Unsurlar
Politik-Dinsel
Sosyoekonomik
Kültürel
Kişisel Unsurlar
İçsel Motivasyon
İnanç
Yaratıcılık
Kuralara uyum
10 Keşif Modeli ve Sezgisel Model
Smith ve ark.(1995) ürün üretim aşamaları ve yaratıcılığı daha detaylı bir ölçüde konu alıp ürün keşif modelini oluşturdular. Kişinin gruptan etkilenimi ve yaratıcılığının şekillenmesini göz önünde bulunudrmuşlar çevre ve birey etkileşimine odaklanmışlardır. Yaraytıcılığı iki aşamaya indirgemişlerdir. Ürün aşaması; zihinsel geri alım, düşüncelerin bir araya gelmesi , mental sentez, mental dönüşüm, analojik dönüşüm ve kategorik azaltma süreçlerinden meydana gelmaktedir. Keşif aşaması;
niteliklerin incelemesi, içeriksel yorum, fonksiyonel yorumlama, içeriksel sentez, hipotez kontrolü ve sınırlılıkların saptanması süreçlerinden oluşmaktadır.
O‟Neill ve Shallcross (1994) ürün oluşumunda ve yaratıcılıkta sezgisel modeli üretmişlerdir. Sezgisel model 5 aşamalı bir süreçten geçerek ürünün oluştuğu bir modellemedir. İlk aşamada hazırlanma sürecinde birey hayal gücü ve mental becerileriyle fikri bulur. İkinci aşamada birey fikrin kabulünü duyu organları ve sezgisel yöntemlerle gerçekleştirir. Üçüncü aşamada yansıtma sürecinde fikrin gelişimi imgelem yoluyla yapılır. Dördüncü aşamada fikir açığa çıkar ve zihinde şekilenen düşüncenin basit versiyonu zihinsel şemalarda var olmaktadır. Beşinci aşamada dinlenme bölümünde çizimler ve tasarımlarla fikir ürüne dönüşür.
11
3. Yaratıcı Düşünce İle İlgili Teoriler
Bu çalışma kapsamında psikoloji kuramlarından; Psikoanalitikkuram , İnsancıl kuram, Bilişsel kuram ve Gestalt kuramı çerçevesinde yaratıcılığın değerlendirilmesi yapılacaktır.
3.1. Geleneksel Yaklaşımlar
Çağrışımsal Yaklaşım
Yaratıcı biliş teorilerinin çoğu çağrışımsal süreçlere dayanmaktadır. İlişkisel teoriler fikirlerin nasıl üretildiğine ve ilişkilendirildiğine odaklanmaktadır. Psikoloji tarihinde, çağrışımsal görüş yıllar öncesinde Locke, Bain, Hume ve arkadaşlarının çalışmalarıyla bağlantılı olduğu bilinmektedir, fakat bu görüş modern psikolojiye, Mednick‟in (1962) yaratıcı sürecin birleştirici teorisi ile katılmaktadır. Burada önemli noktalardan biri; insan zihninin orijinal fikirlerden uzak olma eğiliminde olduğu görüşü üzerindendir, bireylerin fikirleri genellikle bilinen, orijinallikten uzak kavramlar olarak nitelendirilmektedir. Yaratıcı düşünmenin ortaya çıkışı, sıradan olan fikirlerin tükenmesiyle olacağı düşünülmektedir (akt. Runco, 2014).
Özgün fikirlerin çağrışım zincirine geç gelmesi, uzak fikirlerin daha önce çağrışım yaptığı anlamına geldiği düşünülmektedir. Mednick (1962) yaratıcı düşüncenin ölçümü için Uzak İlişkiler Testini (RAT) kullanmaktadır. Bu çalışma yaratıcı biliş hakkında test edilebilir tahminler sunduğundan, övgüye değer bir çalışma olduğu düşünülmektedir. Mednick (1962) yaratıcılık ve düşüncenin bilişsel süreçlerine ilişkin yaptığı çalışmasında birlikte gerçekleşen iki fikrin insan zihninde eş zamanlı olarak anımsandığını savunmaktadır. Bu fikrini benzerlik ve süreklilik yasası ile
12
açıklamaktadır. Ona göre yaratıcı düşünce; birey ve toplum için yararlı fikirler kombinasyonunun sonucu olarak nitelendirilmektedir. Fikirler insan zihninde kavramlar ile yakın ve uzak ilişkili olarak konumlandırılmaktadır. Bu teoride yaratıcı düşünce üretme methodları serendiplik (olumlu rastlantı), benzerlik ve meditasyon ile ilişkilendirilmektedir.
Psikanalitik Kuram
Psikoanalatik kuramda yaratıcılık savunma mekanizmaları üzerinden ele alınmaktadır. İnsan davranışlarını kişinin içindeki dinamiklere dayandıran bu akım, yaratıcılığında bahsedilen dinamiklerle harekete geçtiğini savunmaktadır (Ülgen, 1990).
Kuramın kurucusu olan Freud, yaratıcılığı kişinin bilinçaltıyla yani id‟i ile bağlantılı olan ve karşı koyulamaz bir enerjinin (libido) bilinçli bir şekilde dışa aktarımı olarak açıklamıştır. Bir nevi bilinçaltı ve bilincin dengelenmesi olarak düşünülmektedir (akt.
Cüceloğlu, 2005). Kişinin, cinsellik ve saldırganlık gibi toplumsal olarak kabul görmeyecek isteklerinin toplumda kabul görebilecek şekilde yansıtması olarak özetlenebilir.
Freud‟a (1915) yaratıcılığı bir savunma mekanizması olarak tanımlamaktadır.
Yaratıcılık, bilinç düzeyine çıkaramadığımız libido enerjisine karşı kişinin oluşturduğu bir mekanizmadır. Yüceltme olarak adlandırdığı savunma mekanizmasının arkasından yaratıcı düşüncenin gelmekte olduğunu ve ortaya çıkan durumun yani yaratıcı düşüncenin eserinin toplumca kabul gören, işlenmiş bir haz duygusu olduğunu savunmaktadır. Ayrıca Freud, savunma mekanizları farklı olsada psikolojik sorunlar ile yaratıcılık arasında bir ilişki olduğunu vurgulamaktadır. (akt. Toprakçı, 2001).
13
Freud (1995) hayal edebilme becerisinin bir bireyde çocukluk döneminden oyunu bırakmadan sonra kazanılmış bir yeti olduğunu vurgu yapmaktadır. Freud bu bağlamda sanatçıların düş kurma kabiliyeti gelişmiş yaratıcı bireyler olduğunu düşünmektedir. Sanatçı topluma bilgi aktarma çabasıyla düş kurma becerisini sanatla somutlaştırır. Yaratıcılık ve ruhsal hastalıklar incelendiğinde hastalar nevroz döneminde toplumdan kopma ve bireysel sınırlarını zorlamakta ve bunun sonucu olarak yaratıcı eserler ortaya çıkmaktadır.
Kris (1952), psikanalitik yaklaşımda yaratıcılık ile ilgili fikirleriyle dikkat çeken diğer isimdir. Ona göre yaratıcılık, savunma mekanizmalarının ortadan kalkmasıyla başlayan iki aşamalı bir süreçtir. Esinlenme ve işleme aşamaları olarak bilinmektedir.
Kris‟in görüşündeki temel mantık, rasyonel olmayan dürtünün durmasıyla (savunma mekanizmasının ortadan kalkması) kişinin enerjisinin serbest kaldığı yönündedir.
Ardından bu enerji işlevsel bir hale gelir ve kişinin yaratıcılığı ortaya çıkar (akt. Güney, 2006). Kris‟in savunduğu süreçlere ek olarak, Arieti üçüncü bir aşama olduğunu söylemektedir. Arieti‟ ye göre anlatılan iki sürecin birleşimi ile yaratıcılık ortaya çıkar;
bu da üçüncü aşama olarak tanımlanmaktadır. Bu sürecin yaratıcı kişilik özelliklerine sahip olan bireylerde özel olduğunu savunmaktadır (Arietti, 1967).
Freud, Kris ve Arieti‟ye benzer olarak Kubie bilinçaltının etkisini kabul etmekle birliktedir, fakat yaratıcılığı bilinçaltı ve bilincin arasındaki bir sistem olarak görmemektedir. Ona göre yaratıcılık kavramı, bilginin toplaması, toplanan bilginin tümünleştirilmesi, kıyaslanması ve tekrar ortaya çıkarılmasındaki hürriyettir. Kubie, yaratıcılık ve nörotik tutumlar arasındaki ilişkiyi araştırmış ve kaygı, suçluluk gibi
14
bilinçaltı temelli nörotik tutumların yaratıcılığı olumsuz yönde etkilediğini savunmaktadır (Kubie, 1958).
Psikanalitik akımın önemli isimlerinden Jung (1906) ise yaratıcılığın kaynağını toplumsal bilinç altı (arketipler) olarak görmektedir. Ona göre arketiplerin kişinin bilinçaltında kıpırdanmasıyla yaratıcı bir sürecin başladığını göstermektedir. Ayrıca yaratıcı kişileri „kollektif insan‟ olarak nitelendirmekte ve bilinçaltında olan biteni şekillendirebildikleri düşünmektedir (akt. Argun, 2004). Jung (1906) bu düşüncesini insanların bilinçaltını anlamak için resim çizdirerek kullanmıştır. Bireylerin sözlü olarak tabir etmekte zorlandığı, belki edemediği haz ve tehlike içerikli düşüncelerini, yaratıcılıklarını kullanarak sembollerle ifade edebileceklerini iddia etmektedir. Jung bunu „içteki resmin yapılması ve seyredilmesi‟ olarak adlandırmıştır. Psikanalizde ortaya çıkan güdüler, güçlü libidonun ve kolektif bilincin ürünü olarak karşımıza çıkmaktadır. Jung, psikanalizi yaratıcılık ve bu imgelemin keşfedilmesi için bir yöntem olarak görmektedir (akt. Güney, 2006).
Adler‟de (1912) yaratıcılık kuramıyla ilgilenmiş yaratıcılığın gelişmesinde bebeklik döneminin önemine vurgu yapmıştır. Ona göre birey, bebeklik döneminde yaşamsal faliyetleri ile birlikte yaşamsal programlarını yapmaya başlamaktadır. Adler çocukluk dönemindeki bireysel çıkarımların yaratıcılığı özgün bir hale getirdiğini düşünmektedir. Ayrıca Adler (1912), yaratıcılığı kişinin çocukluktan gelen yoksunluğunu olarak da düşünmektedir. Ona göre temelde aşağılık duygusunun bastırılması sonucu ortaya çıkan bu durum bir savunma mekanizması olarak ele alınabilmektedir. Adler‟e göre bireyin eksik olan yönünü tamamlamak için yaratıcı düşünmeye eğilimli olduğu düşünülmektedir (akt.Onur, 2018).
15 Hümanist (İnsancıl) Kuram
Öncülüğünü Rogers, Maslow ve Fromm‟un yaptığı insancıl kuram; temellerini Adler‟in ortaya attığı insanın iyiye ulaşma çabası fikrinden almaktadır. Analitik kuramcıların aksine hümanist kuramı savunanlar, bireyin iyi iç güdülere sahip olduğunu ve geçmişte takılı kalmadığını vurgulamaktadır (Akt: Onur, 2016).
İnsancıl yaklaşım, yaratıcılığı birey bazında ele almaktadır. Yaratıcılık doğuştan her insanda olan bir özellik olarak tanımlanmaktadır (Parsıl, 2012). İnsanı merkezi alan bu kuram, insanın özgür olduğu durum ve ortamlarda yaratıcılığını dışa vurabileceğini savunmaktadır. Kaygı ve korku içeren ortamların yaratıcılığı olumsuz yönde etkilediği düşünülmektedir (Yavuzer, 1989). Ayrıca hümanistler için yaratıcılık iyi ya da kötü olarak ayrılmamaktadır. Kişiden kişiye farklılık gösteren bir durumdur, biri insanlık yararına yaratıcı ürünler ortaya çıkarırken diğeri yaratıcılığını insanlığın zararına kullanılabilmektedir. Fakat yaratıcılık bu alanlarda kişiye özgüdür ve sınırlandırılamaz.
Sonuç olarak hepsi yaratıcı ürünler ortaya çıkarmaktadır. İnsancıl yaklaşım için yaratıcı düşüncenin eseri olan ürünün hangi amaçla kullanıldığı değil, kişinin yaratıcılığını kullanmasının önemli olduğu düşünülmektedir (akt. Adıgüzel, 2004).
Maslow (1968), yaratıcılığın kendiliğinden ve sabit olarak ortaya çıktığını vurgulamaktadır. Ayrıca insanın yaşamı boyunca ihtiyaç duyduğu durumları açıklamak amaçlı ortaya attığı hiyerarşisinde, yaratıcılığı en üst sıraya koymuştur ve bu aşamayı
“kendini gerçekleştirme” olarak adlandırılmaktadır.
İnsancıl kuramın önemli isimlerinden bir diğeri olan Fromm (1959) ise yaratıcılığı bir ihtiyaç olarak tanımlamaktadır. Fromm, bireyin yaratma ihtiyacı duyan bir varlık olduğunu ve yaratıcılığn bu içgüdünün eseri olarak ortaya çıktığını
16
savunmaktadır. Ayrıca, bir yaratıcı kişilik tipi ortaya atmıştır. Buna göre; yaratıcı kişiler kendi çıkarları kadar diğer insanların çıkarlarını da gözeten kişiler olduğu düşünülmektedir. Yaratıcı olmayan kişilikleri ise daha bireysel, ben merkezli ve almayı seven kişiler olarak tanımlamıştır. Ona göre yaratıcılık, bireyin öznelliğinden gelmektedir. İnsan davranışları ve mizahı yaratıcı ürün doğrultusunda değerlendirilebilir. Birey toplum içindeki uyumu ve davranış geliştirme yöntemlerine göre bir kişilik özelliklerini kazanmaktadır. Bu noktada yaratıcılık bireyin toplumdan farklılaşması ve topluma ürün kazandırması ile ilişkili olduğu vurgulanmaktadır (akt.
Altıntaş ve Gültekin, 2005).
Hümanist yaklaşım insanı ve onun iyi oluşunu merkeze almaktadır. Doğuştan gelen bir iyilik halini, yaşamı boyunca devam ettirmek kişinin iradesine bağlı olduğunu savunmaktadır.
Gestalt Yaklaşımı
Gestalt kuramının temelindeki düşünce, davranışın parçalardan oluşmadığı, bir bütün olduğu yönündedir. Kuram, davranış elementlere ayrılmak istendiğinde, bu elementlerin kaynağının bütünden gelen yapısıyla ilgili olduğunuda savunmaktadır (akt.Schultz ve Schultz, 2007). Gestaltçılar, bu düşünce çerçevesinde yaratıcılık kavramını; çözümlenmesi gerekli olan durumların ya da problemlerin işlevsellik kazandırılması, yani o durumu veya sorunu bütünleşmemiş olarak görmüşlerdir ve farklı bir bütünlükte tekrar bulmak olarak açıklamışlardır. Yaratıcılık yerine “üretken düşünce” ve “sorun çözme” kavramlarını kullanmayı tercih etmişlerdir (akt. Çelebi, 2015). Bu kuramın savunucuları yaratıcılığı diğer kuramlardan farklı şekilde ele
17
almalarına rağmen yaratıcılık sürecine dair bir açıklama getirmemişlerdir (akt. Yavuzer, 1989).
Gestalt kuramının önde gelen isimlerinden Wertheimer‟ in (1945) ölümünden sonra basılan “Üretken Düşünce” isimli kitabında sorun çözme için iki tür düşünce çeşidi olduğunu öne sürmüştür. Bunlar; A türü ve B türü problem çözmedir. A türü problem çözme, bireyin kendine ait, uzun süreli kalıcılığa sahip, sorunun temelini anlama ve içgörüye dayalı bir problem çözme biçimidir. B türü problem çözme ise, ezbere dayalı, sorunun temelini anlamaktan uzak olan problem çözme şeklidir. Ayrıca, Wertheimer, B türü problem çözmeyi eleştirmiş; tekrarlamaların belli zamanlarda işlevsel olduğunu fakat devamlı olarak kullanılmasının, üretken düşünceyi yani bireyin yaratıcılığını körülteceğini savunmaktadır (akt. Senemoğlu, 2012).
Gestalt kuramı için yaratıcılık, bir sorunu çözmek için kullanılan düşünce biçimi olarak düşünülmektedir. Problem bütün olarak ele alınmalı, parçalara ayırarak kaynağı belirlenmeli ve tekrar yapılandırarak yeni bir bütün oluşturulmalıdır. Gestaltçılar için yeniden yapılandırma bireyin yaratıcı olan yanını ortaya çıkarmaktadır.
Bilişsel Kuram
Piaget‟ nin (1931) bilişsel alanda yapmış olduğu çalışmaları temel alarak, bilişsel kuram; bilginin alınması, işlenmesi ve geri çağrılması gibi zihinsel süreçlerle ilgilenmiştir. Kurama göre zihinsel süreçler ışığında insan davranışının temelinin, kişinin kendisi ile ilgili düşünceleri, öğrenmeye dayalı deneyimleri ve çevresel etkenler oluşturmaktadır (akt. Morris, 2002). Bilişsel kuramın savunucuları, insanın bilişsel süreçlerinden ötürü diğer varlıklardan daha nitelikli olduğuna vurgu yapmaktadırlar.
18
Bireyin bu sayede dış dünyada yaşananları içselleştirebileceği ve anlamlandırabileceği düşünülmektedir (akt. Cüceloğlu, 2005).
Feldman (1999) davranışın temelinde yer alan biliş, çevresel faktörler, eğitim süreçleri, geçmiş deneyimler ve öğrenmelerin kişinin yaratıcılığını da etkilediğine deyinerek, Piaget‟nin gelişim aşamaları ve yaratıcı başarma arasında bazı benzerlikler olduğunu vurgulamaktadır. Bunlar; sorunun çözümüne verilen reaksiyonun zaman zaman beklenmedik olduğu, bir problem üzerinde çalışılırken çözümü yaklaşıldıkça çekilme duygusunun ortaya çıktığı, bir kez çözüme ulaşıldıktan sonra durumun daha net olacağı ve ulaşılan çözümün önemini yitireceği düşüncesidir. Ayrıca kurama göre probleme çözüm arama sürecinin sonunda yaratıcı bir ürün ortaya çıkmalıdır (akt.
Çelebi, 2015).
Kuramın önde gelen isimlerinden Galton, zeka ve yaratıcılık arasında bir ilişki olduğunu; yüksek zekaya sahip bireylerin yaratıcı düşüncelerininde yüksek olacağını savunmuştur (akt. Onur, 2016). Zeka ve yaratıcılık arasındaki ilişkisi araştıran Feist ve Barron (2003), Galton‟un aksine, yüksek zeka seviyesine sahip her bireyin bunun yanıında yüksek yaratıcılığa sahip olmadığını sonucuna ulaşmışlardır. Yapılan diğer araştırmalarda Feist ve Barron‟un sonucunu desteklemekte, yaratıcılığın gelişebilen bir yetenek olduğunu ortaya koymaktadır (akt. Onur, 2016).
Bilişsel kuram, yaratıcılık kavramını, ürünü değerlendirerek problem çözme süreci olarak ele almaktadır.
19
3.2. Güncel Yaklaşımlar
Gelişimsel Yaklaşım
Gelişimsel yaklaşımın, kontrollü kalkınma çalışmalarına ve aile yapısına odaklandığı saptanmıştır. Aile yapısı üzerine yapılan araştırmalar doğum sırasının kişilikte önemli olduğunu kanıtlamaktadır. Örneğin, ortanca çocukların belirli gelişimsel avantajları olduğunu kanıtlayan veriler mevcuttur. Araştırmalar ortanca çocukların genellikle asi olduklarını göstermektedir, bu etkinin ebeveynin yaşı ve uygunluğundan kaynaklandığı düşünülmektedir. Gelişimsel kuramın, yaratıcılık hakkındaki çalışmaları kalıtımsal özelliklerin etkili olduğunu göstermektedir..
Yaratıcılığın kökenlerinin incelendiği bir çalışmada, çocukların yaratıcı düşüncelerinin ortaya çıkmasında bulunulan bağlam mekan tasarımınında önemli olduğu vurgulanmıştır. Goertzel'in (1976), özel gelişim deneyimlerinin yaratıcılıkla ilişkili olduğunu savunmuştur. Örneğin, yaratıcı çocukların ebeveynleri çocuklarını farklı deneyimlere maruz bırakmış ve çocukların yaratıcılığı olumlu ölçüde etkilenmiştir (akt.
Kaufman ve Sternberg, 2010).
Bir başka önemli araştırma alanı da oyun ve yaratıcılığı içermaktedir (Ayman- Nolley, 1999). Aileler ılımlı bir karaktere sahip ise çocuğun yaratıcı becerileri artmaktadır (Schafer, 2006). Çevrenin etkilerini (ör. İzin veren ortamlar keşif ve yaratıcı oyuna izin verir) ve yaratıcı süreç teorilerine (örn. gevşeme ve keyif) en güçlü ve odaklanan geçerlilik ve güvenilirliği olan boylamsal bir araştırmada, ebeveynler ve çocukların bağımsızlıklarını kazandığı dönem incelenmiş, bunun yaratıcılıkla işlevsel bağlantısı olmayan bir gözlem olmadığı fark edilmiştir, bağımsızlık mantıksal olarak yaratıcı süreçle ve ailelerin çalışmalarında açıkça görülmektedir. Optimal bağımsızlık çocukların o zamanki özerkliklerini geliştirmelerine olanak olduğu görülmektedir.
Çocukların bu dönemde orijinal fikir üretme ve bağımsız oyun oynamalarına izin verilmelidir (Runco, 2014).
20 Sistemler Yaklaşımları
Sistemler teorisi, yaratıcılığın en iyi şekilde tek bir varlık olarak değil etkileşimli alt bileşenlere sahip, karmaşık bir sistemden ortaya çıktığını görüşünü temel almaktadır.
Yaklaşım, yaratıcılığın çok geniş ve genellikle niteliksel bir bağlamda olduğunu savunmaktadır (akt. Kaufman ve Sternberg, 2010).
Sistemler yaklaşımlarının vurgusu, farklı zamanlarda karmaşık şekillerde ve bağlamlarda oynayan dinamik, gelişimsel süreçler üzerinden gerçekleşmektedir. Gruber (1981), bu karmaşıklığı çözebilmek, yapısal bir çerçeve de inceleyebilmek adına bir dizi temel kavram ortaya çıkarmıştır. Bunlardan biri, büyük yaratıcıların, düşüncelerinde, ne yazık ki, birçok araştırmacının bu sorunları anlamaya çalışırken yaptığı gibi, yalnızca bir baskın metafora güvenmek yerine, yaratıcı anlam yaratmaya yol açan gelişimsel bir süreci karakterize eden bir metafor topluluğu kullandıkları düşüncesini içermektedir (akt. Kaufman ve Sternberg, 2010).
Csikszentmihalyi, modeli oldukça dikkat çeken diğer bir sistemler teorisyeni olarak bilinmektedir. Yaratıcı kişiye, gelişen sistem kuramından daha az odaklanmıştır.
Buna rağmen yaratıcılık olgusunu birden fazla faktörü ele alarak geniş kapsamda incelemektedir. Csikszentrnihalyi‟nin sistem görüşü, günlük hayattaki yaratıcılığın ötesinde, uzun yıllar kullanılan yaratıcı buluşların başarılarının altında çevrenin rolünü vurgulamaktır. Diğer bir deyişle, onun için bireyin yaratıcılık serüveninde, kişisel özelliklerinin yanında, başkalarının bu sürece olan katsısını detaylandırmak büyük önem taşımaktadır (Csikszentmihalyi, 2014).
Diğer bir modelde Albert (1980), yaratıcı düşüncenin ortaya çıkışında aile, okul ve kültür arasındaki sistemin önemini vurgulamaktadır. Ona göre birey-çevre ilişkisi yaratıcılık bağlamında dikkat edilmesi gereken durumdur. Aile, okul ve kültür sisteminde, yaratıcı duygu ve düşüncenin ortaya çıkışı, bu üç kaynağın bilgilerini birleştirerek irdelenmektedir. Edinilen bilgiler sonucunda yaratıcı düşünce ve davranış için bireyin özgürlük sınırlarının yeterli olup olmadığı üzerinde düşünülmektedir. Ona göre yaratıcı düşüncenin ortaya çıkışında bireyin algıladığı özgürlük seviyesi oldukça vurgulanması gereken bir nokta olarak görülmektedir (Albert, 1980).
21
4. SONUÇ
Yaratıcılık kavramı, insanın günlük hayatından, iş hayatına her alanda kullandığı ve vazgeçemediği kavramlardan biridir. Bilim ve sanat dallarından oldukça popüler olan bu kavram, birçok düşünür tarafından tanımlanmış, hakkında teoriler yazılmış ve modeller geliştirilmiştir.
Yaratıcılığın yapı taşlarının araştırıldığı çalışmalar bize yaratıcılığın bireysel özelliklerine bağlı olarak yaşadığı bilişsel bir süreç, sonrasında ortaya çıkan yaratıcı ürün olduğunu göstermektedir. Bu süreci ve ürün çevresel faktörleri kişilik özellikleri gibi çevresel faktörlerinde etkilediği düşünülmektedir.
Yaratıcılık çalışma alanları içerisinde farklılık göstermektedir. Yaratıcılık alanları; performans, matematik/bilim, problem çözme, sözel, sosyal, görsel, iş alanında yaratıcılık olarak sınıflandırılmaktadır.
Bireyin motivasyonu ile bilgisini kullanımı yaratıcı düşünce ve ürün oluşturma sürecinde sentezlenmektedir. Motivasyonun kaynağı bireyin güdülenmesinden ve isteğinden gelmektedir. Alan yazınında yer alan çalışmalar iç motivasyonları yüksek olan bireylerin yaratıcılık seviyesinin daha yüksek olduğunu göstermektedir.
Yaratıcılığa psikolojik kuramlar içinde incelediğimizde; psikanalitik kuram, yaratıcılığın bilinçdışı aktiviteler ve güdülerden kaynaklı olduğunu vurgulamaktadır.
Ego bütünlüğü ve katarsizin yaşandığı psikanaliz aşamasında bilinçaltının zenginliği ortaya çıkmaktadır. Freud‟un çocukluk çağı fantezileri kolektif bilinçle sentezlenmektedir. Piaget‟in gelişimsel basamaklarına baktığımızda yaratıcılığın çocukluk döneminde geliştiğini ve hayal kurma becerisi kazanan birey akıl yürütme ve problem çözme yetisiyle yaratıcılığı artar. Gestalt yaklaşımında parça bütün ilişkisi içersinde özgün düşünebilme becerisi yaratıcılık olarak karşımıza çıkar. Fromm, kişilik yapılarna göre yaratıcılığımız, hayal gücümüz ve problem çözme biçimimizin değişmekte olduğunu saptamıştır. 4P modeli ile yaratıcılık süreci ilişkilendirilerek, bireyin zihisel şemaları ve çevreye göre değişmekte olduğu saptanmaktadır.
22
Yapılan bu çalışmada yaratıcılık kavramı hakkında alan yazındaki tanımlar, modeller ve teoriler açısından ele alınmış ve psikoloji tarihindeki çalışmalar gözden geçirilmiştir.
23 KAYNAKÇA
Adıgüzel, Ö. (2004). Yaratıcılık kuramları. İçinde A. Öztürk, (Edt.), Çocukta Yaratıcılık ve Drama (sayfalar:16-26). Eskişehir: Anadolu Üniversite Yayınları.
Albert, R.S. (1980). The family position and the attainment of eminence: A study of special family positions and special family ezperiences. Gifted Child Quarterly, 24,87- 95.
Altıntaş, E. ve Gültekin, M. (2005). Psikolojik danışma kuramlar. İstanbul: Alfa Aktüel Yayıncılık.
Argun, Y. (2004). Okul öncesi dönemde yaratıcılık ve eğitimi. Ankara: Anı Yayıncılık.
Arieti, S. (1964). The rise of creativity: From primary to tertiary process.
ContemporaryPsychoanalysis, 1(1), 51-68.
Arieti, S. (1967). Intrapsychic self. New York: Basic Books.
Aslan, A.E. (2001). Torrance yaratıcı düşünce testinin Türkçe versiyonu. M.Ü. Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri Dergisi, 14, 19-40.
Atakan, G. (2019). Mekan tasarımda konsept geliştirilmesi aşaması için yaratıcı düşünme eğitim model (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Ankara.
Ayman-Nolley, (1999). A Piagetian perspective on the dialectic process of creativity.
Creativity Research Journal, 12,267-275.
Chien, C. ve Hui, A.N.N. (2010). Creativity in early childhood education: Teacher‟s perception in three Chinese societies, Thinking Skills and Creativity. 5(2), 49-60.
Csilszenthihalyi, M. (2014). The systems model of creativity. Berlin: Springer Science and Business Media.
Cüceloğlu, D. (2005). İnsan ve davranışı, Psikolojinin temel kavramları. İstanbul:
Remzi Kitapevi.
24
Çelebi, E. (Ed.). (2015). Erken çocukluk döneminde yaratıcılık ve geliştirilmesi.
Ankara: Pegem Akademi.
De Bono, E. (1995). Serious creativity. The Journal for Quality and Participation, 18(5), 12.
Feist, G. J. ve Barron, F. X. (2003). Predicting creativity from early to late adulthood:
İntellect, potentialand Personality. Journal of Research in Personality, 37, 62-68.
Freud, S. (1995). Sanat ve sanatçılar üzerine, çev: Kamuran Şipal, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları.
Gruber, H.E. (1988). The evolving systems approach to creative work. Creativity Research Journal, 1, 27-51.
Güney, M.(2006). Sanat ve psikiyatri. İstanbul: GoldenPrint.
Kaufman, J. C., ve Beghetto, R. A. (2009). Beyond big and little: The four c model of creativity. Review of General Psychology, 13 (1), 1-12.
Kaufman, J. C., ve Glăveanu, V. P. (2019). A review of creativity theories: What questions are we trying to answer? İçinde J.C. Kaufman & R. J. Sternberg (Edt.), Cambridge handbook of creativity (2.Ed) (sayfalar: 27-43). Cambridge: Cambridge University Press.
Kaufman, J.C., ve Sternberg, R.J. (2010). The Cambridge handbook of creavity.
Cambridge: Cambridge University Press.
Kılıç, A.F. (2017). Öğretmenlerin yaratıcı düşünceyi destekleme davranışlarının incelenmesi. Adıyaman Üniversitesi Eğitim Bilimleri Dergisi,7(1), 87-118.
Kubie, L.S. (1958). Neuroticdistortion of the creative process. Lawrence, Kansas:
University of Kansas Press.
Maslow, A.H. (1968). Toward a Psychology of being. Princeton. NJ: Van Nostrand.
25
Mednick, S. (1962). Yaratıcı sürecin çağrışımsal temeli. Psikolojik İnceleme, 69 (3), 220-232.
Meng, L. (2007). A left-brain exploration of consumer creativity: Creative thinking, product evalution and cultural differencess, (Doktora Tezi). University of Minnesota, Graduate School, Minnesota.
Morris, G.C. (2002). Psikolojiyi anlamak psikolojiye giriş, çev: H. Belgin Ayvaşık ve Melike Sayıl, Ankara:Türk Psikologlar Derneği Yayınları.
Onur, D. (2016). Tasarım eğitiminde farkındalık ve yaratıcılık gelişimine yönelik bir öneri (Yayımlanmamış Doktora Tezi). Karadeniz Teknik Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Trabzon.
Onur, D. (2018). Psikoloji kuramları ve yaratıcılık ilişkisi. KırıkkaleÜniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 1(8), 145-156.
O‟Neill, S. ve Shallcross, D. (1994). Sensational Thinking: A teaching/learning model for creativity. Journal of Creative Behavior, 28(2), 75-88.
Özaşkın, A.G. ve Bacanak, A. (2016). Eğitimde yaratıcılık çalışmaları: Neler biliyoruz?
Eğitim ve Öğretim Araştırmaları Dergisi,5, 212-226.
Parsıl, Ü. (2012). Sanatta yaratıcılık, İstanbul: An Kitap.
Rhodes, M. (1961). An analysis of creativity. Phi Delta Kappan, 42, 305–311.
Rogers, C. R. (1961). On becoming a person: A therapist’s view of psychotherapy.
Boston: Houghton Mifflin.
Rouquette, M., (1992). Yaratıcılık, çev: Işın Gürbüz, İstanbul: İletişim Yayıncılık.
Runco, M.A., (2014). Creativity: Theories and themes: Research, development, and practice. Massahusettes: Academic Press.
Schafer, C. (2006). Ömür Törpüsü mü? Bal Küpü mü? çev: Ceyda Aydın, İstanbul:
Sistem Yayıncılık.
26
Schultz, P.D. ve Schultz, S.E. (2007). Modern psikoloji tarihi, çev: Yasemin Aslay, İstanbul: Kaknüs Yayınları.
Senemoğlu, N. (2012). Gelişim, öğrenme ve öğrenim. kuramdan uygulamaya. (21.
Baskı). Ankara: Pegem Akademi.
Smith S.M., Ward T.B. ve Finke R.A. (1995). Creative cognition approach. London:
MIT Press.
Sternberg, R. J. (Ed.). (1999). Handbook of creativity. Cambridge: Cambridge University Press.
Simonton, D. K., 2000. Creativity: Cognitive, personal, developmental and social aspects. American Psychologist, 55, 1, 151.
Toprakçı, E. (2001). Yaratıcı okul. Erişim Tarihi:15.04.2020, Zara İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, http://www.erdaltoprakci.com.tr/wp-content/uploads/2018/04/yaratici- okul.pdf
Turgut, M.F. ve Baykul, Y. (2010). Eğitimde ölçme ve değerlendirme metotları.
Ankara: Pegem Akademi.
Ülgen, G. (1990). Yaratıcılık ve eğitim. Yaşadıkça Eğitim Dergisi, 13,11-16.
Wallas, G. (1926). The art of thought. London: J. Cape.
Yavuzer, H.S. (1989). Yaratıcılık. İstanbul: Boğaziçi Üniversitesi Yayınları.