• Sonuç bulunamadı

Milletten destek alan sadece millete hesap verir

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Milletten destek alan sadece millete hesap verir"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Milletten destek alan sadece millete hesap verir

Aralık 25, 2013 - 6:52:16

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Milletten desteğini alan sadece millete hesap verir. Bu üslup yerleştiği zaman ve her şey şeffaf olarak sistemin kendisi tarafından organize edildiği zaman, o ülke güç kazanır" dedi.

Davutoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Genişletilmiş Başkanlar Kurulu Toplantısı'na katıldı.

Toplantının açılışında konuşan Davutoğlu, Türkiye'nin, coğrafyası ve tarihi itibarıyla uluslararası ekonomi politikteki her gelişimi derinden hissedebilecek bir yerde bulunduğunu ve bu alandaki her gelişimi yönlendirebilecek imkanlara sahip olduğunu dile getirdi.

Davutoğlu, dünya ekonomisi büyürken, 1991-2001 döneminde Türk ekonomisinin performansına bakıldığında kişi başına düşen gayrisafi milli hasılanın 2 bin 700 dolar civarından 3 bin dolar civarına çıktığını aktararak, "Dünya ekonomisi büyürken, biz o büyümeden payımızı almadığımız gibi kaybeden tarafta değil, kazanan tarafta yani NATO safhında, liberal ekonomilerin ve batı bloğunun içinde

olmamıza rağmen, bu kazancın ekonomik yansımalarını neredeyse hiç görmedik" diye konuştu.

İş adamlarının, entellektüellerin, nereden nereye gelindiğinin anlaşılması için son 10 yıla derinlikli bakması gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, "Yüzeysel olarak bugün karşı karşıya kaldığımız sorunların resmini çekip süreci anlayamazsak, her gün karamsar bir tablo çizmek çok kolay. Nereden nereye geldiğimizi, nereye doğru bir ok gibi yürümekte olduğumuzu anlayabilirsek, o küçük konjonktürel günlük krizlerle çok daha kolay mücadele ederiz" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, hiçbir krizden korkulmaması gerektiğinin altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Krizi doğru okuyorsanız, bir sonraki dönemde mutlaka sizi haklı çıkaracak gelişmeleri yönetebilirsiniz.

Ama krizi doğru okumuyorsanız, hatta istikrarlı dönemlerde istikrarı dahi doğru okuyamazsanız, bir

(2)

müddet sonra sonraki aşamadaki dinamik faktörleri değerlendiremeyebilirsiniz. Türkiye'nin 10 yıl içinde sağladığı başarının ana sütunları nedir? Üç tane ana sütun vardır; demokrasi, dinamik bir ekonomi, etkin bir dış politika. Bu üçü birbiriyle paralel, iç içe geçmiş ve birbirini destekleyen sac ayaklarıdır. Birini çektiğinizde diğerinin durması mümkün değildir ama üçü de sağlamsa üzerine tonlarca yük yükleyebilirsiniz. Bunların içinde en önemlisi demokrasidir."

"Demokratik reformların milletin güç kapasitesini artırma etkisi herkes tarafından görüldü"

Davutoğlu, demokrasi ile yönetilen ülkelerde halkın tercihinin belirleyici olduğunu belirterek, şeffaflığın ve hesapverebilirliğin, demokrasinin önemli güçlerinden biri olduğunu söyledi.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Milletten desteğini alan sadece millete hesap verir. Bu üslup yerleştiği zaman ve her şey şeffaf olarak sistemin kendisi tarafından organize edildiği zaman o ülke güç kazanır. Hesap verilemeyecek bir gücü kullanmaya başlarsa bazı aktörler, geçmişte olduğu gibi, vesayet dediğimiz şey budur, halkın önüne geçip hesap verenler bu hesabın dışında kalıp da güç kullananlar arasındaki açı açıldığı zaman, demokrasi de ülke de güç kaybetmeye başlıyor. Nihai hesabı vereceksiniz halk nezdinde, bunun da ölçüleri, kriterleri var. Demokrasi bu ölçü ve kriterleri en sağlam şekilde koyduğu için, objektif kriterler koyduğu için erdem ağırlıklı bir siyasal sistem öngörür. Bu demokrasiyi güçlü kıldığınız zaman, insan hak ve hürriyetlerini ve şeffaflığı, işleyişte, ekonomimizde ve siyasetimizde egemen kıldığımız zaman aslında ülke önündeki en önemli engelleri de aşmışsınız demektir."

Hukuk devleti, temel hak ve hürriyetler, hele hele ekonomi ve siyasal kültür özgürlük alanları olmadıkça bir milletin harekete geçemeyeceğini ifade eden Davutoğlu, "Hukuk devletinin kuralları belli olacak, şirketler de vatandaşlar da memurlar da siyasiler de bu kurallar içinde hareket edecek ama hesap verilebilirlik anlamında nihai olarak alınan hesap mercii ve hesap sorulacak makamların belli olması gerekir. Demokrasi bu imkanı sunar bize. 10 yıl içinde yapılan demokratik reformların milletin güç kapasitesini artırma etkisi herkes tarafından görüldü. Türkiye demokratikleşme yönünde ne kadar sağlam adımlar atarsa, sistem işleyiş bakımından ne kadar objektif kurallar üzerine oturursa bunun ekonomik ve dış politika sonuçları o derece bariz şekilde görülür" değerlendirmesindebulundu.

Davutoğlu, Türkiye'nin son 10 yılda ekonomi ve diplomasi alanındaki kazanımlarına değindi.

Türkiye'nin şu anda 37 ülkede TİKA aracılığıyla insani yardım operasyonları yürüttüğünü, THY'nin de Afrika'ya en fazla uçan ikinci hava yolu şirketi olduğunu anlatan Davutoğlu, ekonomik ve stratejik planlamayı dünyadaki gelişmeler paralelinde yaptıklarını kaydetti.

Davutoğlu, Avrupa'daki ekonomik kriz sonrası komşu ülkelerin ön plana çıkarıldığını, yakın bölgede sıkıntı öngörüldüğünde ise Afrika, Latin Amerika ve Doğu Asya'ya açılım politikaları yürütüldüğünü dile getirdi.

Diplomaside statükoya ve durağanlığa yer olmadığının vurgulayan Davutoğlu, "Sürekli hareket halinde olacaksınız. Sürekli hareket halinde, dünyadaki ekonomik, politik dalgalanmaları takip edip

bulunmanız gereken yerde bulunacaksınız. Eğer bulunmanız gereken yerde vaktinde bulunamazsanız, bir sonraki dönemde o pazarı, o alanı, o coğrafyayı kaybedersiniz" ifadelerini kullandı.

Davutoğlu, hükümetin tam bir ekip olarak sürekli hareket halinde olduğunu belirterek, "Ekonomi planlaması ile diplomasi planlaması aynı zihinden çıktığı zaman başarılı olur" dedi.

Bakanlıkların ekonomi ve diplomasi başta olmak üzere birçok alandaki gelişmeler konusunda istişare ettiğini aktaran Davutoğlu, demokrasinin harekete geçirdiği insan unsurunun önünü açmak için

(3)

çalıştıklarını ifade etti.

Türkiye'nin kendine özgü politikalarıyla, 2009'dan itibaren Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyleri mekanizması ile 15 ülkeyle yakın iş birliği yapıldığına işaret eden Davutoğlu, bazen yıllarca teknik düzeyde yürütülecek bir konunun bu mekanizmayla kısa sürede halledildiğini bildirdi.

Rusya ile vizelerin kaldırılması sürecini örnek gösteren Davutoğlu, "Bu mekanizmalarla, 16 ülkeyle 355 anlaşma imzaladık. Bu anlaşmaların yüzde 90'ı, ekonomik içerikli anlaşmalar" diye konuştu.

Bürokrasinin neden olduğu yavaşlamanın bu mekanizmayla aşılabildiğine değinen Davutoğlu, son yıllarda komşu ülkeler başta olmak üzere çok sayıda ülkeyle karşılıklı üst düzey ziyaretler yapıldığını anımsattı.

"Ekonomide sınır tanımayacaksınız"

Bakan Davutoğlu, ikili ilişkilerin geliştirilmesinde vize uygulamasına son vermenin önemli olduğunu belirterek, göreve geldiğinde "Vizeler nerede varsa kaldırılacak" talimatını verdiğini söyledi.

Eskiden devletin yurt dışına giden vatandaşından "Ola ki devlete karşı iş mi yapar?" diye korktuğunu, Mısır, İran ve Rusya gibi ülkelere gidenlerin fişlendiğini aktaran Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Şimdi ise öyle bir devlet anlayışımız var ki; kendi vatandaşımıza güvendiğimiz için, 'bizim vatandaşımız nereye giderse gitsin, değer üretir' diye düşündüğümüz için vizeleri kaldırıyoruz."

Davutoğlu, vize muafiyeti olan ülke sayısının 69'a çıktığına dikkati çekerek, tarih ve coğrafyanın yanı sıra insan gücünün de bir ülkenin gücünde değişmez parametre olduğunu vurguladı.

Cumhuriyetin 100. yılında en büyük 10 ekonomiden biri olma hedefine değinen Davutoğlu, ilk 9'daki Japonya ve Almanya dışındaki ülkelerin nüfus ve coğrafi alan bakımından Türkiye'den 7 ila 10 kat büyük olduklarına işaret etti.

Davutoğlu, bu hedefin gerçekleşebilmesiyle ilgili olarak, şunları kaydetti:

"O zaman yapacağız şey çok basit; sınırlarınızı esneteceksiniz. Yani ülke ölçeğinde siyasal sınırları muhafaza edeceksiniz, koruyacaksınız, tahkim edeceksiniz ama ekonomide sınır tanımayacaksınız.

Sizin iş adamlarınız, sizin insanınız, çevre bölgelerde ve dünyanın her yerinde hareket halinde olacak.

Ekonomik sınırlarınız, siyasi sınırlarınızın ötesine taşınacak. Başka türlü başarılı olma şansınız yok. Bunun da en öncü grubu ihracatçılardır."

Davutoğlu, diplomasinin gösterdiği alana hareket edebilmesi için ekonominin oldukça dinamik olması gerektiğini ifade ederek, bu kapsamda çok daha fazla ülkeyle vizelerin kaldırılacağını bildirdi.

"Avrupa'nın her köşesine vizesiz gideceksiniz"

Bakan Davutoğlu, vize muafiyeti konusuna değinirken, "En geç 3,5 yıl sonra, ama şartlar iyi giderse;

Başbakanımız talimat verdi, inşallah çok daha kısa sürede de belki 2 yılda, Türkiye hazır olduğunda, siz de Avrupa'nın her köşesine vizesiz gideceksiniz" dedi.

"Tarihe vize muafiyeti almadan geri kabul anlaşması imzalamış bir bakan olarak geçmek istemem"

ifadesini kullanan Davutoğlu, anamuhalefet partisi sözcüsünün Meclis'teki "Avrupa ile vize anlaşması yapılınca, diğer ülkelerle olan vize anlaşmalarının iptal edileceği" yönündeki söylemlerini hatırlatarak, böyle bir şeyin söz konusu olmadığını aktardı.

(4)

Davutoğlu, Türkiye AB'ye tam üye olana kadar diğer ülkelerle uyguladığı vize muafiyetinde herhangi bir değişiklik olmayacağına vurgu yaparak, bunun insanlara duydukları güven ve saygının doğal bir sonucu olduğunu dile getirdi.

Türkiye'nin 2002 yılında 2 ülke ile serbest ticaret anlaşması olduğunu ve şu an bu rakamın 17 olduğu bilgisini veren Davutoğlu, 15 ülke ile de müzakere yürüttüklerini, 13 ülkeye de bu konuda teklifte bulunduklarını kaydetti.

ABD ile AB arasında yürütülen Transatlantik anlaşmasının da yakın takipçisi olduklarını ifade eden Davutoğlu, "ABD ile bu konuda özel bir müzakere mekanizması kurmak için de görüşmelerimiz sürüyor" dedi.

Davutoğlu, Afrika'da, Latin Amerika'da ve Doğu Asya'da hukuki alt yapı eksiklerini tamamladıklarını bildirerek, Kosta Rika Dışişleri Bakanı ile görüştüğünü ve görüşmede ekiplere verilen ilk talimatın, iş adamlarının rahatlıkla çalışabilmesi için hangi anlaşmalar eksikse onların tamamlanması olduğunun altını çizdi.

Türkiye'nin 2002 yılında komşularına ihracatı 5 milyar dolar iken, şimdi bu rakamın 43,8 milyar dolar olduğunu anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Toplam ticaret hacmimiz 13 milyar dolardı, şimdi 93 milyar dolar. Komşularla sıfır problem politikası var ya onun ürettiği sonuç budur. Komşularla ticaretimiz neredeyse 10 misli artmıştır. Rusya ile 5 milyar dolar ile başlamış, şimdi 37 milyar dolar. Yunanistan ile 9 milyon dolardan, 5 milyar dolara çıkmış. Irak ile 1 milyar dolardan 22 milyar dolara çıkmış. İran ile, Irak ile sürekli bir trend. Yani son 3 yıldır büyük savaşlarla, iç gerilimlerle büyük bir sıkıntı yaşayan Orta Doğu ve Kuzey Afrika havzası ile ihracatımız 2002'de 5 milyar dolarmış, şimdi 48 milyar dolar. Ve son 3 yıldaki kriz esnasında,

'komşularla ilişkilerle sıkıntılar yaşanıyor' dendiği dönemde 43 milyar dolardan 72 milyar dolara çıkmış.

Herhalde yeni bir anlayış getirilmemiş olsa, herhalde komşularla sıfır sorun ilişkisi, Suriye'deki barbar yönetim dışında yürüyor olmamış olsaydı, bu noktaya gelinmezdi."

"Nabzını tutmadığımız hiçbir bölge kalmayacak"

Ahmet Davutoğlu, çevre havzalara nüfuz ettiklerini, Latin Amerika'da 6 yeni büyükelçilik açtıklarını, Panama Büyükelçiliği'nin göreve başlayacağını söyledi.

Coğrafi uzaklığa rağmen Brezilya ile olan ilişkilerin dünyada az görülen bir diplomatik güce sahip olduğunu vurgulayan Davutoğlu, "Şimdi aynı ilişkiyi Meksika talep etti" dedi.

Bir Japon başbakanın bir ülkeye yılda 2 kez gitmesinin görülür bir durum olmadığını anlatan Davutoğlu, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın ocak ayında Japonya'ya gideceğini dile getirdi.

Türkiye'nin dünyadaki her uluslararası ve bölgesel örgüte ya üye, ya da stratejik ortak olduğunun altını çizen Davutoğlu, şimdi Kuzey Kutbu Örgütü'ne de üye olmak için çaba sarf ettiklerini ifade etti.

Türkiye merkezi bir coğrafyada olduğu için dünyanın neresinde ne trend varsa hepsini takip etmek zorunda olduğunu bildiren Davutoğlu, "Nabzını tutmadığımız hiçbir bölge kalmayacak. Nihai hedefimiz bu. BM Güvenlik Konseyi üyeliğine girerken de bunun için harekete geçtik, Medeniyetler İttifakı'nda da, Arabulucular Girişiminde de… İstanbul, şu anda New York'tan sonra en fazla dış temsilciliğin

bulunduğu şehir ve bir BM şehri olmaya adaydır. BM ofislerini buraya topluyoruz. Öyle bir perspektife bakıyoruz ki, İstanbul ulaşımda hub olsun. Marmaray bunun için inşa edildi. Eskiden şu vardı: Su akar, Türk bakar. Bundan sonra 'enerji akar, Türk bakar' demeyeceğiz. Bütün enerjinin bu coğrafyadan akmasını istiyoruz. İpek Yolu'nda nasıl burası merkez coğrafya ise bundan sonra ulaşımın, ticaretin aktığı coğrafya bu coğrafya olacak" diye konuştu.

(5)

"Bugün birileri bizim üzerimizde bir takım hesaplar yapıyorsa, birilerinin husumetini çekmişsek, birilerini rahatsız etmişsek, emin olunuz ki bizim bu coğrafyada yaptığımız devrim dolayısıyladır"

ifadesini kullanan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin dünyadaki yükselen trendi, kim ne derse desin, devam edecektir. Bizim ve sizin, çocuklarımızın, torunlarımızın gönlündeki Türkiye, kendi içinde huzurlu, halk iradesine dayanan ve sadece halka hesap veren; çevre komşularla ve bölgelerle kaynaşmış, bütünleşmiş, yeni bütün

havzalara açılmış ve dünyanın her yerinde ekonomisiyle, kültürüyle ve siyasetiyle adından söz ettiren bir Türkiye. Bunda da en önemli gücümüz iş adamlarımız olacak. Ufak tefek, bütün demokratik

ülkelerde yaşanabilecek türden gelişmeler, türbülanslar yaşayabiliriz. Önemli olan toplumsal mayamızın sağlam olması, birliğimizin beraberliğimizin korunması. Ne olursa olsun aramızda ihtilaf bile olsa, bunların muhabbetle akılla, erdemle, vicdanla çözebilecek olgunlukta olmamız, sonra da sistemimizi tahkim etmemiz, demokratik sisteme dayalı olarak halk iradesine dayalı ve halkın güvenen bir siyasi yönetim zihniyetini egemen kılmamız ve daha sonrasında da Tevekkeltü Allah diyerek bütün bir dünyaya açılan büyük bir gücü harekete geçirmemiz lazım."

Toplantı, konuşmaların ardından basına kapalı devam etti.

Referanslar

Benzer Belgeler

Trabzon'un Tonya ilçesine altın aramaya giden Koza'ya yine AKP'li Belediye Başkanı Ahmet Kurt ve AKP İlçe Başkanı ev sahipliği yaptı.. Tonya halkı da siyanürlü

Sigara içen kadınlarda yumurtalıkların uyarıl- ması için daha yüksek dozda ilaç kullanılmakta, gebelik başarısı daha düşük olmakta ve sigara içmeyenlere kıyasla daha

Yurtiçi gelişmeleri incelediğimizde, TÜİK tarafından yayımlanan rapora göre, 2017 yılı Haziran ayında Sanayi Üretimi aylık bazda yüzde 0,4 oranında

Şubat ayında ise Merkez Bankası’nın yüksek faiz artışları sonrasında konut kredisi aylık ortalama faiz oranları da ortalama yüzde 1,04

TÜBİTAK çalısı altında kuruluş çalışmaları yürütülen Ulusal Aka- demik Ağ ve Bilgi Merkezi (ULAKBİM) ile ilgili olarak başlatınlan ıa­. nıum seminerleri

TÜİK tarafından yayımlanan Sanayi Üretim Endeksi verilerine göre, Sanayi Üretimi 2018 yılı Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0,2 azalırken bir önceki yılın

TÜRKİYE’YE İHRACATI : Kimyasal ürünler, petrol ve bitümenli minerallerden üretilen yağlar, sentetik lifler, kalaylı demir-çelik, enjeksiyon kalıpları, muslukçu eşyası,

Teknik olarak baktığımızda yukarıda 1740 direncinin kırılması halinde önce 1753 ve arkasından 1765 seviyesine kadar yükseliş yaşanabilir. Aşağıda ise 1727 desteğin