• Sonuç bulunamadı

SEVİNÇ ÇOKUM’UN TARİHÎ ROMANLARINDA SÖZ VARLIĞI

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2023

Share "SEVİNÇ ÇOKUM’UN TARİHÎ ROMANLARINDA SÖZ VARLIĞI"

Copied!
574
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANA BİLİM DALI

SEVİNÇ ÇOKUM’UN TARİHÎ ROMANLARINDA SÖZ VARLIĞI

OĞUZ KILINÇ

DOKTORA TEZİ

DR. ÖĞR. ÜYESİ M. MALİK BANKIR

EYLÜL - 2021

KASTAMONU

(2)

TAAHHÜTNAME

Bu tezin tasarımı, hazırlanması, yürütülmesi, araştırmalarının yapılması ve bulgularının analizlerinde bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu; ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada bana ait olmayan her türlü ifade ve bilginin kaynağına eksiksiz atıf yapıldığını, bilimsel etiğe uygun olarak kaynak gösterildiğini bildirir ve taahhüt ederim.

Oğuz KILINÇ İmza

(3)

ÖZET

DOKTORA TEZİ

SEVİNÇ ÇOKUM’UN TARİHÎ ROMANLARINDA SÖZ VARLIĞI OĞUZ KILINÇ

KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI ANA BİLİM DALI

DANIŞMAN:DR. ÖĞR. ÜYESİ M. MALİK BANKIR

Eserlerindeki dil ve anlatım özellikleri bakımından pek çok araştırmacı tarafından dikkat çekilen, 2000 yılında TDK tarafından Türkçeyi en iyi kullanan yazar seçilen, eserleri birçok dile çevrilen, pek çok ödül alan, vermiş olduğu röportajlarında Türkçenin söz varlığının korunması ve geliştirilmesine vurgu yapan yazarımız Sevinç Çokum’un tarihî romanlarındaki söz varlığının kelime sıklığıyla birlikte ortaya konması, isimlerin kavramsal yönden sınıflandırılması Türkçenin söz varlığının ortaya konması bakımından önemli veriler içermekte midir, bu romanlar atasözü, deyim, ikileme, kalıp söz kullanımı açısından zengin midir?” sorunsalından hareketle Sevinç Çokum’un “Bizim Diyar, Hilal Görününce, Ağustos Başağı, Lacivert Taşı, Gözyaşı Çeşmesi” romanları söz varlığı, kelime sıklığı ve kavram analizi yönleriyle incelenmiştir. Bu çalışmayla Sevinç Çokum’un söz varlığının ortaya konması, Türkçe üzerine yapılan söz varlığı çalışmalarına katkı sağlanması, Türkçenin söz varlığının tespiti ve geliştirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada nitel ve nicel araştırma teknikleri kullanılarak her bir roman ayrı ayrı incelenmiştir. Bu çalışmada Sevinç Çokum’un tarihî romanlarının söz varlığı, sıklık sözlükleriyle birlikte ortaya konmuştur. Bu romanlarda geçen en sık kullanılan 50 sözcük, 50 isim ve 50 fiil ayrı ayrı listelenmiştir.

Romanlarda geçen sözcükler yine sıklıklarıyla birlikte 21 başlık altında kavramsal yönden tasnif edilmiş ve incelenmiştir. Çalışmamızda, “Bizim Diyar ”da 5391; “Hilal Görününce” de 5503; “Ağustos Başağı”nda 6786; Gözyaşı Çeşmesi’nde 9368;

“Lacivert Taşı”nda 8016 sözcük belirlenmiştir. Romanlarda yer alan sözcüklerin sıklık sözlükleri ve kavramsal tasnifleri dikkate alındığında Sevinç Çokum’un tarihî romanlarının, söz varlığı yönüyle zengin olduğu görülmüştür. Tarihselliği yansıtmada özel isimlerin belirleyici olduğu, kültürel yapıya uygun kelime seçimine gidildiği, Türkçenin eski ve yeni kelimelerinin; konuşma ve yazı diline ait özelliklerin yan yana bulunduğu, Türkçenin lehçelerine ait söyleyişlere yer verildiği, yazarın Türkçenin söz varlığının korunması ve geliştirilmesi yönünde özel bir çaba içerisinde olduğu tespit edilmiştir.

ANAHTAR KELİMELER:Sevinç Çokum, tarihî roman, söz varlığı, kelime sıklığı, kavram Eylül 2021, ... Sayfa

(4)

ABSTRACT

PH.D THESIS

VOCABULARY IN SEVİNC COKUM’S HISTORICAL NOVELS OĞUZ KILINÇ

KASTAMONU UNIVERSITY INSTITUTE OF SOCIAL SCIENCE DEPARTMENT OF TURKISH LANGUAGE AND LITERATURE

SUPERVISOR:ASST. PROF. M. MALIK BANKIR

Our writer Sevinç Çokum, who draws the attention of many researchers in terms of language and expression features in her works, was selected by TDK in 2000 as the author who uses Turkish the best, and her works have been translated into many languages and received many awards.

This study is based on the problem sentences of whether Sevinç Çokum's historical novels reveal the vocabulary of Turkish, whether they are rich in proverbs, idioms, reduplications and clichés, and which concepts the names in the novels focus on.

In this study, it is aimed to determine the vocabulary in Sevinç Çokum's historical novels. For this purpose, the author's novels "Bizim Diyar", "Hilal Görününce",

"Ağustos Başağı", "Lacivert Taşı", " Gözyaşı Çeşmesi " were examined in terms of vocabulary, word frequency and concept analysis. In this way, it is aimed to reveal the vocabulary of Sevinç Çokum, to contribute to vocabulary studies on Turkish, to identify and improve the vocabulary of Turkish.

In the study, each novel was examined separately by using qualitative and quantitative research techniques. The vocabulary in the historical novels of Sevinç Çokum's has been revealed together with the frequency dictionaries. The most frequently used 50 words, 50 nouns and 50 verbs in the analyzed novels were listed separately. The words in the novels have been conceptually classified and analyzed under 21 titles.

5391 words in the novel “Bizim Diyar”; 5503 words in the novel "Hilal Görününce";

6786 words in the novel "Ağustos Başağı"; 9368 words in the novel "Gözyaşı Çeşmesi"; 8016 words in the novel "Lacivert Taşı" were determined.

It has been observed that the vocabulary of Sevinç Çokum's historical novels is rich.

It has been determined that special names are decisive in terms of reflecting the historicity, and words suitable for the historical and cultural structure are chosen. It has been determined that the old and new words of Turkish, spoken and written language features are side by side, utterances of Turkish dialects are also included, and the author’s special effort to protect and improve the vocabulary of Turkish.

KEYWORDS:Sevinç Çokum, historical novel, vocabulary, word frequency, concept analysis September 2021, ... Page

(5)

TEŞEKKÜR

Tezimi hazırlama sürecinde benden yardımını esirgemeyen danışman hocam Dr.

Öğr. Üye. Malik BANKIR’a, tez izleme komitemde yer alarak her konuda bana destek olan değerli hocalarım Prof. Dr. Şahmurat ARIK ve Doç. Dr. Celalettin DURAN’a, ve yine fikirleriyle yol gösteren Prof. Dr. Abdullah AYDIN’a ve Prof.

Dr. Fevzi KARADEMİR’e teşekkür ederim.

OĞUZ KILINÇ Kastamonu, 2021

(6)

İÇİNDEKİLER

Sayfa

TEZ ONAYI ... ii

TAAHHÜTNAME ... iii

ÖZET ... iv

ABSTRACT ... v

TEŞEKKÜR ... vi

İÇİNDEKİLER ... vii

TABLOLAR DİZİNİ ... xii

KISALTMALAR DİZİNİ ... xiii

1. GİRİŞ ... 14

1.1 Problem Durum ... 15

1.2 Araştırmanın Amacı ... 16

1.3 Araştırmanın Önemi ... 16

1.4 Sınırlılıklar ... 19

1.5 Tanımlamalar ... 20

2. KURAMSAL ÇERÇEVE ... 22

2.1 Dil ... 22

2.2 Söz, Sözcük, Söz Varlığı ... 24

2.2.1 Söz ... 24

2.2.2 Sözcük, Kelime ... 26

2.2.3 Söz Varlığı ve Söz Varlığı Unsurları ... 29

2.3 Kelime Sıklığı ... 31

2.3.1 Kelime Sıklığı Çalışmalarındaki Ölçütler ... 33

2.4 Söz Varlığının Kavramsal (Tematik) Sınıflandırılması ... 34

2.4.1 Tematik (Kavramsal) Olarak Hazırlanmış Sözlükler ... 35

2.5 Söz Varlığı Üzerine Yapılan Çalışmalar ... 38

2.6 Sevinç Çokum’un Hayatı ... 41

2.7 Sevinç Çokum’un Edebî Şahsiyeti ... 43

2.8 Eserleri ... 46

2.8.1 Romanları ... 48

2.8.1.1 Tarihî Romanları ... 50

2.9 Sevinç Çokum ve Söz Varlığı ... 55

3. YÖNTEM ... 57

3.1 Araştırmanın Modeli ... 57

3.2 Araştırmanın Evren ve Örneklemi... 57

3.3 Verilerin Toplanması/ Veri Toplama Aracı ... 58

3.4 Verilerin Analizi ve Çözümlenmesi ... 58

4. ARAŞTIRMA BULGULARI VE TARTIŞMA ... 62

4.1 Sevinç Çokum’un Tarihî Romanlarında Söz Varlığı ... 62

4.1.1 “Bizim Diyar” Romanında Söz Varlığı ve Kelime Sıklığı ... 62

4.1.1.1 Romanda en çok kullanılan ilk 50 sözcük ... 64

4.1.1.2 Romanda en çok kullanılan 50 fiil ... 66

4.1.1.3 Romanda en çok kullanılan 50 “isim, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem” 68 4.1.1.4 Atasözleri ve sıklıkları ... 69

(7)

4.1.1.5 Deyimler ve sıklıkları ... 70

4.1.1.6 İkileme sözcükler ve sıklıkları ... 74

4.1.1.7 Kalıp Sözler ve Sıklıkları ... 76

4.1.1.8 “Bizim Diyar” Romanındaki sözcüklerin sıklık analizli listesi78 4.1.2 “Hilal Görününce” Romanında Söz Varlığı ve Kelime Sıklığı . 134 4.1.2.1 Romanda en çok kullanılan ilk 50 sözcük ... 135

4.1.2.2 Romanda en çok kullanılan 50 fiil ... 137

4.1.2.3 Romanda en çok kullanılan 50 “isim, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem” 139 4.1.2.4 Atasözleri ve sıklıkları ... 140

4.1.2.5 Deyimler ve Sıklıkları ... 140

4.1.2.6 İkileme sözcükler ve sıklıkları ... 147

4.1.2.7 Kalıp sözler ve sıklıkları ... 150

4.1.2.8 “Hilal Görününce” Romanındaki sözcüklerin sıklık analizli listesi 151 4.1.3 “Ağustos Başağı” Romanında Söz Varlığı ve Kelime Sıklığı ... 208

4.1.3.1 Romanda en çok kullanılan ilk 50 sözcük ... 209

4.1.3.2 Romanda en çok kullanılan 50 fiil ... 210

4.1.3.3 Romanda en çok kullanılan 50 “isim, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem” 212 4.1.3.4 Atasözleri ve sıklıkları ... 213

4.1.3.5 Deyimler ve sıklıkları ... 213

4.1.3.6 İkileme sözcükler ve sıklıkları ... 219

4.1.3.7 Kalıp Sözler ve Sıklıkları ... 223

4.1.3.8 “Ağustos Başağı” romanındaki sözcüklerin sıklık analizli listesi 225 4.1.4 “Lacivert Taşı” Romanında Söz Varlığı ve Kelime Sıklığı ... 294

4.1.4.1 Romanda en çok kullanılan ilk 50 sözcük ... 295

4.1.4.2 Romanda en çok kullanılan 50 fiil ... 297

4.1.4.3 Romanda en çok kullanılan 50 “isim, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem” 298 4.1.4.4 Atasözleri ve sıklıkları ... 299

4.1.4.5 Deyimler ve sıklıkları ... 300

4.1.4.6 İkileme sözcükler ve sıklıkları ... 305

4.1.4.7 Kalıp sözler ve sıklıkları ... 308

4.1.4.8 “Lacivert Taşı” Romanındaki sözcüklerin sıklık analizli listesi308 4.1.5 “Gözyaşı Çeşmesi” Romanında Söz Varlığı ve Kelime Sıklığı 391 4.1.5.1 Romanda en çok kullanılan ilk 50 sözcük ... 391

4.1.5.2 Romanda en çok kullanılan 50 fiil ... 393

4.1.5.3 Romanda en çok kullanılan 50 “isim, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem” 394 4.1.5.4 Atasözleri ve sıklıkları ... 395

4.1.5.5 Deyimler ve sıklıkları ... 395

4.1.5.6 İkileme sözcükler ve sıklıkları ... 401

4.1.5.7 Kalıp sözler ve sıklıkları ... 405

4.1.5.8 “Gözyaşı Çeşmesi- Kırım’da Son Düğün” Romanındaki sözcüklerin sıklık analizli listesi ... 406

4.2 Sevinç Çokum’un Tarihî Romanlarında Kavram Analizi ... 502

4.2.1 “Bizim Diyar” Romanında Kavram Analizi ve Kelime Sıklığı . 502 4.2.1.1 Akrabalık adları ve sıklığı ... 502

(8)

4.2.1.2 Yer, mekân adları ve sıklığı ... 502

4.2.1.3 Meslek adları ve sıklığı ... 503

4.2.1.4 Araç, alet, edevat adları ve sıklığı ... 503

4.2.1.5 Bitki, meyve ve sebze adları ve sıklığı ... 504

4.2.1.6 Dil, lehçe, şive adları ve sıklığı ... 505

4.2.1.7 Giyim kuşam adları ve sıklığı ... 505

4.2.1.8 Hayvan adları ve sıklığı ... 506

4.2.1.9 İnsanî vasıf, duygu adları ve sıklığı ... 506

4.2.1.10 Maden adları ve sıklığı... 507

4.2.1.11 Müzik, müzisyenlik adları ve sıklığı ... 507

4.2.1.12 İnsanla ilgili organ uzuv adları ve sıklığı ... 508

4.2.1.13 Ölçü adları ve sıklığı ... 508

4.2.1.14 Renk adları ve sıklığı ... 509

4.2.1.15 Sayı adları ve sıklığı ... 509

4.2.1.16 Tabiat adları ve sıklığı ... 509

4.2.1.17 Yiyecek, içecek adları ve sıklığı ... 510

4.2.1.18 Yön adları ve sıklığı ... 510

4.2.1.19 Zaman adları ve sıklığı ... 510

4.2.1.20 Boy, kavim, millet adları ve sıklığı ... 511

4.2.1.21 Dinî adlar ve sıklığı ... 511

4.2.2 “Hilal Görününce” Romanında Kavram Analizi ve Kelime Sıklığı512 4.2.2.1 Akrabalık adları ve sıklığı ... 512

4.2.2.2 Yer, mekân adları ve sıklığı ... 512

4.2.2.3 Meslek adları ve sıklığı ... 513

4.2.2.4 Araç, alet, edevat adları ve sıklığı ... 514

4.2.2.5 Bitki, meyve ve sebze adları ve sıklığı ... 515

4.2.2.6 Dil, lehçe, şive adları ve sıklığı ... 515

4.2.2.7 Giyim kuşam adları ve sıklığı ... 515

4.2.2.8 Hayvan adları ve sıklığı ... 515

4.2.2.9 İnsanî vasıf, duygu adları ve sıklığı ... 516

4.2.2.10 Maden adları ve sıklığı... 517

4.2.2.11 Müzik, müzisyenlik adları ve sıklığı ... 517

4.2.2.12 İnsanla ilgili organ, uzuv adları ve sıklığı ... 518

4.2.2.13 Ölçü adları ve sıklığı ... 518

4.2.2.14 Renk adları ve sıklığı ... 518

4.2.2.15 Sayı adları ve sıklığı ... 519

4.2.2.16 Tabiat adları ve sıklığı ... 519

4.2.2.17 Yiyecek, içecek adları ve sıklığı ... 520

4.2.2.18 Yön adları ve sıklığı ... 520

4.2.2.19 Zaman adları ve sıklığı ... 520

4.2.2.20 Boy, kavim, millet adları ve sıklığı ... 521

4.2.2.21 Dinî adlar ve sıklığı ... 521

4.2.3 “Ağustos Başağı” Romanında Kavram Analizi ve Kelime Sıklığı522 4.2.3.1 Akrabalık adları ve sıklığı ... 522

4.2.3.2 Yer, mekân adları ve sıklığı ... 523

4.2.3.3 Meslek adları ve sıklığı ... 523

4.2.3.4 Araç, alet, edevat adları ve sıklığı ... 524

4.2.3.5 Bitki, meyve ve sebze adları ve sıklığı ... 526

4.2.3.6 Dil, lehçe, şive adları ve sıklığı ... 526

(9)

4.2.3.7 Giyim kuşam adları ve sıklığı ... 526

4.2.3.8 Hayvan adları ve sıklığı ... 527

4.2.3.9 İnsanî vasıf, duygu adları ve sıklığı ... 527

4.2.3.10 Maden adları ve sıklığı... 529

4.2.3.11 Müzik, müzisyenlik adları ve sıklığı ... 530

4.2.3.12 İnsanla ilgili organ, uzuv adları ve sıklığı ... 530

4.2.3.13 Ölçü adları ve sıklığı ... 530

4.2.3.14 Renk adları ve sıklığı ... 531

4.2.3.15 Sayı adları ve sıklığı ... 532

4.2.3.16 Tabiat adları ve sıklığı ... 532

4.2.3.17 Yiyecek, içecek adları ve sıklığı ... 533

4.2.3.18 Yön adları ve sıklığı ... 533

4.2.3.19 Zaman adları ve sıklığı ... 534

4.2.3.20 Boy, kavim, millet adları ve sıklığı ... 534

4.2.3.21 Dinî adlar ve sıklığı ... 534

4.2.4 “Lacivert Taşı” Romanında Kavram Analizi ve Kelime Sıklığı 536 4.2.4.1 Akrabalık adları ve sıklığı ... 536

4.2.4.2 Yer, mekân adları ve sıklığı ... 536

4.2.4.3 Meslek adları ve sıklığı ... 537

4.2.4.4 Araç, alet, edevat adları ve sıklığı ... 538

4.2.4.5 Bitki, meyve ve sebze adları ve sıklığı ... 539

4.2.4.6 Dil, lehçe, şive adları ve sıklığı ... 540

4.2.4.7 Giyim kuşam adları ve sıklığı ... 540

4.2.4.8 Hayvan adları ve sıklığı ... 541

4.2.4.9 İnsanî vasıf, duygu adları ve sıklığı ... 541

4.2.4.10 Maden adları ve sıklığı... 542

4.2.4.11 Müzik, müzisyenlik adları ve sıklığı ... 543

4.2.4.12 İnsanla ilgili organ, uzuv adları ve sıklığı ... 543

4.2.4.13 Ölçü adları ve sıklığı ... 544

4.2.4.14 Renk adları ve sıklığı ... 544

4.2.4.15 Sayı adları ve sıklığı ... 544

4.2.4.16 Tabiat adları ve sıklığı ... 545

4.2.4.17 Yiyecek, içecek adları ve sıklığı ... 546

4.2.4.18 Yön adları ve sıklığı ... 546

4.2.4.19 Zaman adları ve sıklığı ... 547

4.2.4.20 Boy, kavim, millet adları ve sıklığı ... 547

4.2.4.21 Dinî adlar ve sıklığı ... 547

4.2.5 “Gözyaşı Çeşmesi” Romanında Kavram Analizi ve Kelime Sıklığı 548 4.2.5.1 Akrabalık adları ve sıklığı ... 548

4.2.5.2 Yer, mekân adları ve sıklığı ... 549

4.2.5.3 Meslek adları ve sıklığı ... 550

4.2.5.4 Araç, alet, edevat adları ve sıklığı ... 551

4.2.5.5 Bitki, meyve ve sebze adları ve sıklığı ... 552

4.2.5.6 Dil, lehçe, şive adları ve sıklığı ... 553

4.2.5.7 Giyim kuşam adları ve sıklığı ... 553

4.2.5.8 Hayvan adları ve sıklığı ... 554

4.2.5.9 İnsanî vasıf, duygu adları ve sıklığı ... 554

4.2.5.10 Maden adları ve sıklığı... 555

4.2.5.11 Müzik, müzisyenlik adları ve sıklığı ... 556

(10)

4.2.5.12 İnsanla ilgili organ, uzuv adları ve sıklığı ... 556

4.2.5.13 Ölçü adları ve sıklığı ... 557

4.2.5.14 Renk adları ve sıklığı ... 557

4.2.5.15 Sayı adları ve sıklığı ... 557

4.2.5.16 Tabiat adları ve sıklığı ... 558

4.2.5.17 Yiyecek, içecek adları ve sıklığı ... 558

4.2.5.18 Yön adları ve sıklığı ... 559

4.2.5.19 Zaman adları ve sıklığı ... 559

4.2.5.20 Boy, kavim, millet adları ve sıklığı ... 560

4.2.5.21 Dinî adlar ve sıklığı ... 560

5. SONUÇ ... 562

6. ÖNERİLER ... 566

ÖZGEÇMİŞ ... 576

(11)

TABLOLAR DİZİNİ

Sayfa Tablo 4.1.“Bizim Diyar”da en çok kullanılan ilk 50 sözcük ... 64 Tablo 4.2.“Bizim Diyar”da en çok kullanılan ilk 50 fiil ... 66 Tablo 4.3.“Bizim Diyar”da en çok kullanılan 50 “isim, sıfat, zarf, zamir, edat,

bağlaç, ünlem” ... 68 Tablo 4.4.“Hilal Görününce” romanında en çok kullanılan 50 sözcük ... 135 Tablo 4.5. “Hilal Görününce”de en çok kullanılan 50 fiil ... 137 Tablo 4.6.“Hilal Görününce”de en çok kullanılan 50 “isim, sıfat, zarf, zamir, edat,

bağlaç, ünlem” ... 139 Tablo 4.7.“Ağustos Başağı”nda en çok kullanılan 50 sözcük ... 209 Tablo 4.8“Ağustos Başağı”nda en çok kullanılan 50 fiil ... 210 Tablo 4.9.“Ağustos Başağı”nda en çok kullanılan 50 “isim, sıfat, zarf, zamir, edat,

bağlaç, ünlem.” ... 212 Tablo 4.10.“Lacivert Taşı”nda en çok kullanılan 50 sözcük ... 295 Tablo 4.11.“Lacivert Taşı”nda en çok kullanılan 50 fiil ... 297 Tablo 4.12.“Lacivert Taşı”nda en çok kullanılan 50 “isim, sıfat, zarf, zamir, edat,

bağlaç, ünlem.” ... 298 Tablo 4.13.“Gözyaşı Çeşmesi’nde en çok kullanılan 50 sözcük ... 391 Tablo 4.14.“Gözyaşı Çeşmesi’nde en çok kullanılan 50 fiil ... 393 Tablo 4.15.“Gözyaşı Çeşmesi’nde en çok kullanılan 50 “isim, sıfat, zarf, zamir, edat,

bağlaç, ünlem.” ... 394

(12)

KISALTMALAR DİZİNİ

Kısaltmalar

Alm. : Almanca

C. : Cilt

Çev. : Çeviren İng. : İngilizce Fr. : Fransızca

MEB : Millî Eğitim Bakanlığı Rus. : Rusça

s. : Sayfa

TDK : Türk Dil Kurumu Yay. : Yayınları

yy. : Yüzyıl

(13)

Sevinç Çokum’un söz varlığı üzerine yapılmış olan bu çalışma “Giriş, Kavramsal Çerçeve, Yöntem, Bulgular ve Tartışma, Sonuç, Öneriler” olmak üzere altı ana bölümden oluşmaktadır.

“Giriş” bölümünde problem durum, araştırmanın amacı, araştırmanın önemi, sınırlılıklar ve tanımlara yer verilmiştir.

İkinci Bölümün başlığı “Kavramsal Çerçeve”dir. Bu bölümde dil, söz, sözcük, söz varlığı, kelime sıklığı, kavramsal (tematik) sınıflandırma, tarihî roman, Sevinç Çokum’un hayatı, tarihî romanları konularına ve söz varlığı çalışmalarına değinilmiştir.

Üçüncü Bölümün başlığı “Yöntem”dir. Bu bölümde araştırmanın modeli, kapsamı, verilerin toplanması ve çözümlenmesine yer verilmiştir.

Dördüncü Bölümün başlığı “Araştırma Bulguları ve Tartışma”dır. Bu bölüm iki ana başlık altında incelenmiştir. “Sevinç Çokum’un Tarihî Romanlarında Söz Varlığı”

başlığı altında yazarın “Bizim Diyar, Hilal Görününce, Ağustos Başağı, Lacivert Taşı, Gözyaşı Çeşmesi” romanlarının içerikleriyle ilgili bilgiler verilmiş, romanlarda geçen en çok kullanılan ilk 50 sözcük, fiil, isim soylu sözcük (isim, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem) alt başlıkları altında listelenmiş en çok kullanılan ilk on sözcükle ilgili romanların içeriğinden de yola çıkılarak açıklamalarda bulunulmuş, yine bu romanlarda geçen “atasözü, deyim, ikileme ve kalıp sözler” sıklık kullanımlarıyla birlikte verilmiştir. Romanlarda geçen deyimler ayrı ayrı listelendikten sonra bu deyimleri oluşturan sözcüklere göre açıklamalar ve çıkarımlarda bulunulmuştur. Her bir roman için ayrı ayrı kelime sıklık sözlükleri hazırlanmış ve ilgili romanın sonunda verilmiştir.

İkinci ana başlık “Sevinç Çokum’un Tarihî Romanlarında Kavram Analizi”dir. Bu başlık altında isimler, her bir roman için ayrı ayrı kavramsal (tematik) yönden

“Akrabalık Adları, Yer-Mekân Adları, Meslek Adları, Araç-Alet-Edevat Adları, Bitki-

(14)

Meyve Adları, Dil-Lehçe-Şive Adları, Giyim-Kuşam Adları, Hayvan Adları, İnsanî Vasıf Adları, Maden Adları, Müzik-Müzisyenlik Adları, İnsanla İlgili Organ-Uzuv Adları, Ölçü Adları, Renk Adları, Sayı Adları, Tabiat Adları, Yiyecek-İçecek Adları, Yön Adları, Zaman Adları, Boy-Kavim-Millet Adları, Dinî Adlar” şeklinde 21 başlık altında tasnif edilmiş ve kelime sıklıklarıyla birlikte verilmiştir.

“Sonuç ve Tartışma” bölümünde çalışmada elde edilen sonuçlar ve çıkarımlar toplanmış “Öneriler” bölümünde söz varlığı konusunda yapılacak olan çalışmalara yol göstermesi amacıyla bazı öneriler sıralanmıştır.

1.1 Problem Durum

Dil insanoğlunun yaşamının önemli bir parçasıdır. Canlı bir birey olarak iletişimini dil sayesinde gerçekleştiren insanoğlu, dili anlama ve anlamlandırmaya yönelik arayışlarını en başta felsefî temellerde sürdürmüş, dilin ne olduğu, nasıl ortaya çıktığı, eşyalarla isimlerin birbirleriyle olan ilişkilerinin yaratılıştan mı yoksa daha sonradan mı ortaya çıktığı konularında varsayımlar ortaya atmış, daha sonrasında dili oluşturan unsurlara yönelik daha somut çalışmalara yönelmiştir. Bütün bu çalışmalar sayesinde dilin genel yapısı, dünya üzerinde konuşulan diller, bunların ortaklık ve farklılıkları gibi pek çok konu açıklığa kavuşmuştur. Özellikle dilcilerin, dili ele alış yöntem ve tarzlarından kaynaklı bazı terim adlandırmalarında farklılıkların olması, bütünsel açıdan bazı araştırmalarda geleneksel bir tarzın oluşmaması, bu çalışmalardan elde edilebilecek verimliliği olumsuz etkilemiştir. Ülkelere göre farklılık göstermiş olsa da bizim ülkemizde son yıllarda önem kazanmış olan söz varlığı çalışmaları bunlardan biridir.

Sözcüğün ne olduğu, hangi sözcüklerin madde başı olarak seçilmesi gerektiği, söz varlığı sözlüklerine konuşma ve yazma dilinin dâhil edilip edilmemesi, sözlüklerin bir dilin söz varlığını ortaya koymadaki yeterlilik durumu, değişen ve gelişen şartlara göre dildeki söz varlığının kayıt altına nasıl alınabileceği, edebî eserlerde kullanılan söz varlığının durumu gibi pek çok konu dilcileri söz varlığı konusunda çalışmaya sevk etmiştir.

(15)

Bununla birlikte bir dilin söz varlığının tespitine yönelik çalışmalar, dilin geleceği açısından tercihten çok bir gerekliliktir. Söz varlığı çalışmaları; bir dilin söz varlığıyla ilgili çıkarımların yapılabilmesi, dildeki sözcüklerin kayıt altına alınabilmesi ve dilin geliştirilebilmesi için önem arz etmektedir.

Çalışmamızda “Eserlerindeki dil ve anlatım özellikleri bakımından pek çok çalışmacı tarafından dikkat çekilen, 2000 yılında TDK tarafından Türkçeyi en iyi kullanan yazar seçilen, eserleri birçok dile çevrilen, pek çok ödül alan, vermiş olduğu röportajlarında Türkçenin söz varlığının korunması ve geliştirilmesine vurgu yapan yazarımız Sevinç Çokum’un tarihî romanlarındaki söz varlığı unsurları nelerdir, bu söz varlığı unsurlarının kullanım sıklığı nedir, bunların ortaya konması, isimlerin kavramsal yönden sınıflandırılması Türkçenin söz varlığı bakımından önemli veriler içermekte midir, bu romanlar atasözü, deyim, ikileme, kalıp söz kullanımı açısından zengin midir?” problem cümlesinden yola çıkarak gelişecek ve ilgili soruların yanıtları bulunmaya çalışılacaktır.

1.2 Araştırmanın Amacı

Bu araştırmanın temel amacı Sevinç Çokum’un “Bizim Diyar, Hilal Görününce, Ağustos Başağı, Lacivert Taşı, Gözyaşı Çeşmesi” adlı tarihî romanlarının söz varlığı unsurlarını (İsimler, fiiller, isim soylu sözcükler, deyimler, ikilemeler, atasözleri, kalıp sözler) ortaya koymak, bunların kelime sıklık sözlüklerini hazırlamak, isimleri kavramsal yönden sınıflandırmak, bu sayede Sevinç Çokum’un bu romanları özelinde Türkçenin söz varlığının ortaya konmasına yönelik yapılan çalışmalara katkı sağlamak ve özellikle kelime sıklık sözlükleri sayesinde yabancılara Türkçe öğretimi materyal geliştirme çalışmalarına veri sunmaktır.

1.3 Araştırmanın Önemi

Dil, kendine has hususiyetleri olan canlı bir varlıktır. “İnsan, dilini kullanabildiği ölçüde insandır” (Bilgin, 2002, s. 1). Dili meydana getiren en önemli olgu sözcüklerdir. Evrendeki tüm varlık ve kavramlar sözcükler sayesinde dilde karşılık bulmuştur (Eker, 2009).

(16)

Sözcüğün ne olduğu konusunda pek çok tanım yapılmıştır. Bu tanımlamalarda sözcük, anlamsal, biçimsel özellikleriyle ele alınmış ve sözcüğün dil için önemi vurgulanmıştır.

Söz varlığı, bir dilin örgüsünü oluşturan sözcüklerle ilgilenmektedir. Dilbilimciler, sözcük yerine “gösterge, söz öğesi, belirti, simge” gibi faklı terimler de kullanmışlardır. Sözcükler dilin öteki ögeleriyle sıkı ilişki içerisindedir. Bununla birlikte sözcükler hem ilişkili oldukları ekler ve diğer dil ögeleriyle bir kavramı aktardıkları gibi tek başlarına da belli bir kavramı yansıtabilecek güçte ve yeterliliktedirler. Dilin söz varlığını inceleyen bir dilbilim dalı olarak sözcükbilimin ortaya çıkmış olması konunun önemini ayrıca ifade etmektedir (Aksan, 2015).

Söz varlığı, bir dildeki bütün söz ve söz gruplarını içerisine alan geniş bir anlam alanına sahiptir. Söz varlığı, dil kullanıcılarının sosyo-kültürel yapısını, hayata bakışını, tecrübelerini yansıtmaktadır (Aksan, 2015). Bu anlamda üzerinde durulması gereken hassas bir konudur.

Her dilin kendine has söz varlığı bulunmaktadır. Bu söz varlığı onun gelişmişliği ile doğru orantılıdır. Söz varlığı aynı zamanda bir milletin hafızası konumundadır. Bu hafızada o milletle ilgili sosyal ve kültürel birikimler yer almaktadır. Bu açıdan bakıldığında söz varlığı üzerine çalışmalar yapmak dilbilim açısından oldukça önemlidir.

Bir dilin söz varlığının her yönüyle tespiti ve kayıt altına alınması mümkün gözükmemektedir. Hem konuşma dili hem de yazı dili göz önünde bulundurulduğunda art zamanlı ve eş zamanlı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bir dilin söz varlığı konusunda önemli bir veri konumunda olan sözlükler bile bu konuda yetersiz kalmakta sürekli güncellenme ihtiyacı doğmaktadır. Bununla birlikte bir dilin söz varlığının tespitine yönelik çalışmalar, dilin geleceği açısından tercihten çok bir gerekliliktir. Söz varlığı çalışmaları; bir dilin söz varlığıyla ilgili çıkarımların yapılabilmesi, dildeki sözcüklerin kayıt altına alınabilmesi ve dilin geliştirilebilmesi için önem arz etmektedir.

(17)

“Türkçenin söz varlığının sınırlarını çizen, zenginliğini ortaya koyan önemli kaynakların başında edebî eserler gelir. Edebî eserlerin söz varlığını belirleyen çalışmalar, bir dilin söz varlığına ait özelliklerinin tespitini sağladığı için büyük önem taşımaktadır” (Yıldırım, 2018, s. 303).

Bir dilin söz varlığının tespitinde ve geliştirilmesinde de edebî eserler ayrı bir öneme sahiptir. Dil kullanımı bakımından belli bir yetkinliğe ulaşmış yazarların söz varlığı oldukça zengindir. Yazarlar bu zenginliği yapıtlarıyla okuyucularına sunmaktadır.

Bunlar günlük hayatta duyduğumuz ve kullandığımız söz varlığının yanında belki de ilk defa duyduğumuz sözcüklerle de bizleri tanıştırmaktadır. Bu tür çalışmaların önemi son yıllarda daha da anlaşıldığı için belli yazarlar ve şairlerin söz varlığı üzerine yapılan çalışmalar artmıştır.

“Eğer dilin bir dünya tasarımının ve kültürün unsurlarını içinde barındırdığı doğruysa, herhangi bir kimsenin kullandığı dilden, o kimsenin dünya algısının anlaşılabileceği de doğrudur. Yalnızca lehçe ile konuşan ya da standart dili eksikli bir biçimde anlayan bir kimse, zorunlu olarak, aşağı yukarı sınırlı ve dünya tarihini domino eden büyük düşünce akımları bakımından fosilleşmiş ve anakronik bir biçimde dar görüşlü bir dünya kavrayışına sahip olacaktır” (Ives, 2011, s. 135).

Bizim çalışmamız son dönem hikâye ve romancılığının önemli isimlerinden Sevinç Çokum’un söz varlığı üzerinedir. Yazar bir dil milliyetçisidir. Eserlerindeki söz varlığı hem genişlik hem de derinlik arz etmektedir. Yazar, dili; yaşanan, okumayla, görgülerle, dinletilerle, gezginlikle büyüyen, bir olgu, şeklinde tanımlamaktadır. Dilin halkın ağzından öğrenilmesi gerektiğini ifade etmektedir. Yapıtlarındaki kişileri;

yaşlarına, ruh hallerine, kültürlerine ve şivelerine göre konuşturmaktadır (Altıntaş, 2015).

Eserlerindeki dil ve anlatım özellikleri bakımından pek çok çalışmacı tarafından dikkat çekilen, 2000 yılında TDK tarafından Türkçeyi en iyi kullanan yazar seçilen, eserleri birçok dile çevrilen, pek çok ödül alan, vermiş olduğu röportajlarında Türkçenin söz varlığının korunması ve geliştirilmesine vurgu yapan yazarımız Sevinç Çokum’un söz varlığı ve kelime sıklığı üzerine daha önce çalışılmamıştır.

(18)

Türkçenin söz varlığının ortaya konması bakımından önemli veriler içeren, Sevinç Çokum’un “Bizim Diyar, Hilal Görününce, Ağustos Başağı, Lacivert Taşı, Gözyaşı Çeşmesi” romanlarının söz varlığı, kelime sıklığı ve kavram analizi yönleriyle incelenmesi ve Sevinç Çokum’un söz varlığının ortaya konması, Türkçe üzerine yapılan ve yapılacak olan söz varlığı çalışmalarına katkı sağlayacaktır. Sıklık sözlükleri ve en sık kullanılan sözcük tabloları sayesinde genel anlamda Türkçede en çok kullanılan sözcüklerin tespitine katkı sunacak, önceki çalışmalarla karşılaştırılmasına imkân sağlayacak ve yabancılara Türkçe öğretimi materyallerinin hazırlanmasında özellikle söz varlığı bölümleri için kaynaklık edecektir. Yazarlar toplumların dil temsilcisi durumundadır. Bu gerçekten hareketle yazarın söz varlığının ortaya konması hem yazarın daha iyi anlaşılmasına imkân verecek hem de toplumsal çözümlemelere yönelik sosyo-kültürel ya da psikolojik çalışmalara da veri sunacaktır.

1.4 Sınırlılıklar

Araştırma zeminimizi Sevinç Çokum’un “Bizim Diyar, Hilal Görününce, Ağustos Başağı, Lacivert Taşı, Gözyaşı Çeşmesi” adlı tarihî romanları oluşturmaktadır.

Çalışmamızda “Bizim Diyar” romanının 2018 yılındaki Kapı yayınlarına ait 3. baskısı (280 sayfa), “Hilal Görününce” romanının 2017 yılındaki Kapı yayınlarına ait 4.

baskısı (373 sayfa) , “Ağustos Başağı” romanının 2009 yılındaki Ötüken neşriyat baskısı (396 sayfa), “Lacivert Taşı” romanının 2019 yılındaki Kapı yayınlarına ait 3.

baskısı (373 sayfa), “Gözyaşı Çeşmesi” romanının 2016 yılındaki Kapı yayınlarına ait 1. baskısı (464 sayfa) esas alınmıştır.

Çalışmamızda bu romanların sıklık sözlükleri hazırlanmıştır. Bu eserlerde geçen en sık kullanılan 50 sözcük, fiil, isim soylu sözcük (isim, sıfat, zarf, zamir, edat, bağlaç, ünlem) ayrı ayrı belirlenmiştir. En çok kullanılan 10 sözcükle ilgili yorumlamalar ve çıkarımlarda bulunulmuştur. Atasözleri, deyimler, ikilemeler, kalıp sözcüklerin tamamı ayrı başlıklar halinde kullanım sıklıklarıyla birlikte sıralanmıştır. Her bir roman için isimler kavramsal yönden 21 başlık altında sıralanmış ve bunların romanlarda geçme sıklıkları ayrı ayrı verilmiştir. Çalışmamızda dil bilgisel açıklamalara yer verilmemiştir. Yazarın üslubunu bozmamak adına kelime

(19)

kullanımları ve yazımları romanlarda geçtiği şekliyle alınmıştır. Her bir kelimenin açıklamasına yer verilmemiştir.

1.5 Tanımlamalar

Dil: “İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan tabii bir vasıta, kendisine mahsus kanunları olan ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişen canlı bir varlık, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış gizli antlaşmalar sistemi, seslerden örülmüş içtimaî bir müessesedir” (Ergin, 2009, s. 3).

Kültür: “Bir milletin uzun bir tarih içerisinde ortaya koyduğu, geliştirdiği ve tecrübe ile sağlamlaştırıp kesinleştirdiği maddi ve manevi değerler bütünüdür” ( Koca, 2016, s. 8).

İletişim: “Semboller vasıtasıyla hislerin, düşüncelerin, bilgi ve tutumların ulaştırılması veya iletilmesidir. Mesajlar aracılığıyla kurulan sosyal bir etkileşimdir” ( Yavuz, 2014, s. 5).

Kelime Sıklığı: Bir dildeki kelimelerin birbirlerine oranla kullanımıdır. Sözcüğün bir metin içerisinde yer alma sayısıdır ( Ölker, 2011).

Sözcük: “Bir ya da birden çok sesbirimin oluşturduğu, yazıda iki boşluk arasında yer alan, çoğu zaman anlamsal bir birim oluşturan, söylemde belli bir birlik sunan, çeşitli dizimsel kullanımlarında biçimce hiç değişmeyen ya da bükümlerde olduğu gibi, bir bölümüyle değişim gösteren eklemeli ses ya da sesler öbeğidir” ( Vardar, 2002, s. 181).

Söz Varlığı: “Bir bireyin kullandığı dil birimlerinin tümü” (Vardar, 2002, s. 182).

“Bir dilin bütün kelimeleri; bir kişinin veya bir topluluğun söz dağarcığında yer alan kelimeler toplamıdır” (Korkmaz, 1992, s. 140).

Sözcükbilim: “Dilin söz varlığını, yani sözcüklerini, türetmede görev alan biçimbirimlerini, bileşik sözcük, deyim, atasözü, kalıplaşmış söz gibi öğelerini incelemeye yönelen, bu öğelerin kökenlerini, oluşumlarını araştırarak biçim ve anlam açısından gelişimlerini saptamaya çalışan bir dilbilim birimidir” (Aksan, 2015, s. 13).

(20)

Veri Tabanı: Bilgisayar kullanımında çözüme erişmek için işlenebilir duruma getirilmiş bilgi ortamıdır (TDK, 2011, s. 2481).

Tarihî Roman: Konusu ve malzemesi tarih olan ve bunların kurguyla işlendiği roman türüdür (Argunşah, 1990).

Kavram: “Ortak özellikler taşıyan bir dizi olgu, varlık ya da nesneye ilişkin genel nitelikli bir anlam içeren, değişik deneyimlere uygun düşen, dilsel kökenli her türlü tasarım, düşünü, imge; bir nesne, varlık ya da oluşun anlıksal imgesi; gösterilendir”(

Vardar, 2002, s. 132).

Kavramsal Alan: İmer, Kocaman, Özsoy (2011) “Bir dilin söz varlığında anlam açısından birbiriyle bağıntılı sözcüklerin kümeler oluşturarak içinde yer aldıkları varsayılan alandır” (İmer, Kocaman, Özsoy, 2011, s. 171).

(21)

2. KURAMSAL ÇERÇEVE

2.1 Dil

Söz varlığı incelemeleri aslında dili anlamaya, anlamlandırmaya ve çözümlemeye yönelik çalışmalardır. Söz varlığını oluşturan ve ortaya çıkaran, canlı bir iletişim aracı olan dildir. Dil insanla bütünleşmiş, insanın duygu, düşünce ve hayallerinin vücut bulduğu iletişimsel bir alan haline gelmiştir (Özkan, 2008).

“İnsan türünün doğal tarihinde dil, insan soyunun temel özelliği olarak ortaya çıkar”

(Pınker, 2020, s. 12).

“Dil, bir anda düşünemeyeceğimiz kadar çok yönlü, değişik açılardan bakınca başka başka nitelikleri beliren, kimi sırlarını bugün de çözemediğimiz büyülü bir varlıktır”

(Aksan, 2015, s. 11).

Dil, kendine has hususiyetleri olan canlı bir varlıktır. “İnsan, dilini kullanabildiği ölçüde insandır” (Bilgin, 2002, s. 1).

Muharrem Ergin (Ergin, 2009, s. 4) ise dili şu şekilde tanımlar: “Dil, gizli bir anlaşmalar sistemidir. Dil mensupları, canlı ve cansız varlıkları, mefhumları, hareketleri karşılayan kelimeler üzerinde, kelimelerin birbiri ile münasebetlerini ve fikirlerini anlatmak için gizli anlaşmalar yapmış durumdadırlar.” Yani bir milletin bütün fertleri bir varlığı aynı sözcük ile karşılamaktadırlar. Aynı zamanda dilin de kendi içerisinde belirli kuralları, anlaşmaları vardır. Çünkü dil kendi kuralları içinde değişme gösteren canlı bir varlıktır.

Korkmaz (1992) dilin ses, şekil ve anlam özelliklerine vurgu yapmış ve dili toplumun değer yargılarına göre şekillenmiş çok yönlü bir sistem olarak tanımlamıştır.

Dil, sadece düşünceyi ifade etmekle kalmaz aynı zamanda bu ifadedeki dizgeyi de oluşturur (Aksan, 2015).

(22)

“İletişim, bilgi edinme, haberleşme, anlaşma, düşünme ve davranış aracı olan dil çok yönlüdür. Dil, insanı öteki yaratıklardan ayıran konuşma yeteneğinin, düşünüleni, duyulanı ayrıntılı bir biçimde açığa vurabilme gücüdür” (Aksan, 2011, s. 10).

Dilin belli başlı dört işlevini Erkman-Akerson (2007, s. 31) “Dile Genel Bir Bakış”

adlı kitabında şöyle sıralar: 1. Bilincimizin bilincine varma, 2. Düşünceyi geliştirme (hatta mümkün kılma), 3. İletişim kurma, 4. Bilgiyi koruma, saklama, tutma.

“Bir ulusun yaşayış biçimi, inançları, gelenekleri, dünya görüşü, çeşitli nitelikleri ve hatta tarih boyunca bu toplumda meydana gelen çeşitli olaylar üzerinde hiçbir bilgimiz olmasa, yalnızca dilbilim incelemeleriyle, bu dilin söz varlığının, söz hazinesinin derinliğine inerek bütün bu konularda çok değerli bilgiler ve güvenilir ipuçları edinebiliriz” (Aksan, 2015, s. 65 ).

Saussure’e göre dil, “Hem dil yetisinin toplumsal bir ürünüdür, hem de bu yetinin bireylerce kullanılabilmesi için toplumun benimsediği zorunlu bir uzlaşımlar bütünüdür” (Saussure, 1985, s. 12).

İnsanın hayatında, aklında ve dünyasında var olan kavramlar dilinin sınırlarını çizer.

Dolayısıyla dil, kişisel ve toplumsal yaşamın görüntüsü niteliğindedir (Buran, 2008, s.

270).

Dilin sosyal süreçlerle ilgisine vurgu yapan tanımlamalarda dil ve sosyal bağlam arasında karşılıklı ilişkiler bulunduğu, dil kullanımının birçok sosyal psikoloji olgusunun son derece önemli bir bileşenini oluşturduğu, kişi algısının, belleğin, izlenim yönetiminin, atıf, ilişki gelişiminin doğaları gereği birer dilsel olgular olduğu kabul edilmektedir (Holtgraves, 2001/2019).

Gerçek dünya insanın konuştuğu dildir. “Dilin dışına çıkmadığım için bu ‘gerçek’

dünyayı dilin dışından idrak etmem mümkün değil. Dolayısıyla yegâne gerçekliğim, konuştuğum dilde oluşturduğum anlamlar, ifadeler ve açıklamalardır. Bu sebeple sabitlenmiş bir gerçeklik yoktur, sadece dilde tekrar üretilen açıklamalar vardır”

(Arkonaç, 2017, s. 16).

(23)

“Eğer dilin bir dünya tasarımının ve bir kültürün unsurlarını içinde barındırdığı doğruysa, herhangi bir kimsenin kullandığı dilden o kimsenin dünya algısının anlaşılabileceği de doğrudur” (Ives, 2011, s. 135).

2.2 Söz, Sözcük, Söz Varlığı

Söz, sözcük, kelime, gösterge gibi terimlerle ifade ettiğimiz dili oluşturan anlamlı en küçük birlik diye nitelendirdiğimiz unsurlar hem anlamsal hem de yapısal olarak dikkat çekmiştir ve çekmeye de devam etmektedir.

Birçok konuda araştırmacıların bazı terimleri farklı kullanmaları ya da birbirinin yerine geçecek şekilde ifade etmeleri ister istemez beraberinde bazı sorunları da getirmektedir. Söz varlığı çalışmaları için de bu durum geçerlidir. Bunun için öncelikle

“söz, sözcük, söz varlığı” terimleriyle ilgili yapılmış olan tanımlamaları vermenin konunun daha anlaşılır olmasına katkı sunacağını düşünmekteyiz.

2.2.1 Söz

“Söz varlığı” sözcük bilimi (leksikoloji) içerisinde bulunan, dilbilimin diğer pek çok dalıyla da ilişkili olan bir çalışma alanıdır.

Sözcük bilimi; bir dilin söz varlığını biçimsel, anlamsal olarak ele alan, birleşik kelimelerini, kalıplaşmış şekillerini, deyimlerini, atasözlerini, alıntı kelime vb.

ögelerini inceleyen, bir bilimdir (Korkmaz, 2007 ).

Bu alanla ilgili yapılan çalışmalarda “söz” ve “sözcük” terimlerinin birbirinin yerine kullanıldığını görmekteyiz.

“Söz” ve “sözcük” terimlerinin kullanımı ile ilgili soruna dikkat çeken Karademir,

“TDK Güncel Türkçe Sözlük”, “Kubbealtı Lügatı (Misalli Büyük Türkçe Sözlük)”,

“Ötüken Türkçe Sözlük” esasında “söz” için en az 5, en fazla 15 anlam belirlendiğine ve yine bu sözlüklerde söz ile eşdeğer fakat kendi içerisinde anlamca nüanslı 20’den fazla ifade (cümle, kelime, kelime dizisi, ses birliği, mesaj…) kullanıldığına dikkat çekmiştir (Karademir, 2019).

(24)

Bu sözlüklerde “söz” teriminin anlamsal yönden farklı tanımlamalarının olduğu bunda da farklı anlamsal yaklaşımların neden olduğu görülmektedir. “Söz” terimi dar anlamda “kelime” şeklinde tanımlanırken geniş anlamda “cümleler dizisi, sözcük dizisi” gibi açıklamalarla ifade edilmiştir.

Korkmaz (1992, s. 139) “söz” terimini: “Bir maksadı anlatmak üzere söylenen kelime veya kelimelerden oluşan dizi; toplumsal bir kurum olan dilin kişi tarafından özel olarak kullanılması” şeklinde tanımlamıştır.

Saussure (1985, s. 22-23) “Toplum içinde dil, her beyinde bulunan bir izler bütünü olarak yaşar ve birbirinin eşi tüm örnekleri bireylere dağıtılmış bir sözlüğü andırır. Dil, herkesin ortak malı ve kişisel istenç dışı olmakla birlikte, ayrı ayrı her bireyde de bulunur. Söz ise, bireylerin söylediklerinin toplamıdır. Söz, toplumsal hiçbir şey içermez; sözün tüm gerçekleşmeleri bireysel ve bir anlıktır. Özel durumların toplamından başka bir şey yoktur bu düzlemde. Bu nedenlerden ötürü, dille sözü aynı görüş açısı altında toplamak olacak şey değildir” demektedir.

Vardar (2002, s. 180) “Dil yetisinin kişisel bir istenç ve anlak eylemiyle özdeşleşen bireysel yanı. F. De Saussure’ün yaptığı ve birçok dilbilimcinin benimsediği ayrıma göre, toplumsal nitelikli dilden ayrı olan söz, konuşan bireyin, kişisel düşüncesini anlatmak için dil dizgesini kullanmasını sağlayan birleşimleri ve bunların dışa iletilmesini olanaklı kılan anlıksal-fiziksel düzeneği kapsar.”

Banguoğlu (2015, s. 144) “Söz varlığı denilince akla bir dilin sahip olduğu bütün sözleri gelir. Söz ise bir veya birkaç heceden meydana gelmiş, her dile göre ayrı anlam birlikleridir.”

Dilbilgisi terimleri sözlükleri “söz” terimini kelime veya kelime öbeği şeklinde tanımlarken dilbilim terimleri sözlükleri bu terimi dilin bireysel yönü olarak ele almışlardır.

Karademir ve Karaağaç, “söz” teriminin dildeki anlam değeri taşıyan bütün unsurları içerisine alan çatı bir kavram olarak değerlendirilmesi gerektiği düşüncesindedirler.

(Karaağaç, 2013; Karademir, 2019).

(25)

Bize göre “söz” sadece dil bilgisel sözlüklerde ifade edilen “sözcük/kelime”nin eş anlamlısı olarak algılanmamalıdır. Sözcük/kelimeyle ilgili yapılan sınırlayıcı tanımlamalar “söz”ün anlam çerçevesini daraltmaktadır. Yine aynı şekilde dilbilim sözlüklerinde ifade edilen “dilin bireysel yönü” şeklinde yapılan tanımlamalar da

“söz” kavramının belirleyici niteliklerini ortaya koyamamaktadır. Bundan dolayıdır ki

“söz” kavramını ifade edecek uzlaşmacı tanımlamalara ihtiyaç duyulmaktadır.

2.2.2 Sözcük, Kelime

Eker (2009) dili meydana getiren en önemli olguların sözcükler olduğunu, evrendeki tüm varlık ve kavramların sözcüklerle dilde karşılık bulduğunu ifade etmektedir.

Banguoğlu ( 1990, s. 10) sözcüğü “Bir dilde bir anlamı (sens) olan tek veya çok heceli ses öbeklerine kelime (mot) deriz: kuş, görmek, umutsuz gibi” şeklinde tanımlanmıştır.

“Sözcük” terimi “kelime” terimine karşılık olarak türetilmiştir. "Tükçe Sözlük"te

‘sözcük’ün karşılığı ‘kelime’ olarak verilir ve ‘kelime’ şu şekilde tanımlanır: “Anlamlı ses veya ses birliği, söz, sözcük” (TDK, 2011, s. 1381).

Vardar ( 2002, s. 181) sözcüğü “Bir ya da birden çok sesbirimin oluşturduğu, yazıda iki boşluk arasında yer alan, çoğu kez anlamsal bir birim oluşturan, söylemde belli bir biçimsel birlik sunan, çeşitli dizimsel kullanımlarında biçimce ya hiç değişmeyen ya da – bükünlerde olduğu gibi- bir bölümüyle değişim gösteren eklemli ses ya da sesler öbeği” şeklinde tanımlamaktadır.

Karademir (2019), sözcük, kelimenin eşdeğeri olarak üretilmiş olsa da onun imgesel değerini tam olarak karşılayamadığını ifade etmektedir.

Aksan (1976, s. 50) “sözcük” göstergesinin konuşma ve yazı dilinde bazen bütün bir cümlenin yerini tutabildiğini ifade etmiş, “sözcük” teriminin söz’ün küçüğü olarak algılanmamasını, dilin birimlerinden biri olarak görülmesi gerektiğini belirtmiştir.

Korkmaz (2007, s. 144) sözcüğü: “ Bir veya birden çok heceli ses öbeklerinden oluşan, aynı dili konuşan kişiler arasında zihinde tek başına kullanıldığında somut veya soyut

(26)

bir kavrama karşılık olan yahut da somut veya soyut kavramlar arasında geçici ilişkiler kurmaya yarayan dil birimi” şeklinde tanımlamaktadır.

Ergin (2009, s. 29) “Kelime, manalı veya vazifeli ses veya sesler topluluğudur”

demektedir.

Banguoğlu (1974, s. 144) “Bir veya birkaç heceden meydana gelmiş, her dile göre ayrı anlam birlikleridir” şeklinde tanımlamaktadır.

Gencan (2001, s. 78) “Anlamı olan ya da tümce kuruluşuna yarayan anlatım aracıdır”

diye ifade etmektedir.

Uzun (2004, s. 47) “Sözcük, iki ucuna birer boşluk verilerek yazılan dil birimdir”

şeklinde şekilsel olarak vurgulamaktadır.

Pınker (2020, s. 144) “Sözdizim gibi biçimbilim de zekice tasarlanmıştır ve sözcüklerin görünen tuhaflıklarının çoğu sistemin iç mantığının tahmin edilebilir ürünleridir. Sözcüklerin çeşitli yöntemlerle bir araya gelen, morfem yani anlambirim denilen parçacıklardan oluşan hassas bir anatomisi vardır” demekte ve sözcüğün sistematik durumuna vurgu yapmaktadır.

Tanımlamalarda sözcüğün anlamlı olma özelliğinin ve yapısal olarak da seslerden oluşma yönünün ortak olarak vurgulandığı görülmektedir.

Genel olarak yukarıdaki tanımlamalardaki farklılığın nedeni “sözcük/kelime” terimine bakış açısından kaynaklanmaktadır.

Şekli esas alan otografik tanımlamalarda iki boşluk arasındaki her dil birimi kelime olarak kabul edilmektedir (Carter, 1987; Uzun, 2004).

Bu tanımlama yazı dili için uygulamada kolaylık sağlamaktadır. Yazılı metinlerdeki söz varlığı unsurlarını tespit eden bilgisayar programları bu mantık üzerinden çalışmaktadır. Fakat genel anlamda konuşma dili için düşünüldüğünde bu tanımlama yetersiz kalmaktadır.

(27)

Başka bir sorun da birleşik kelimeler ve eş sesli kelimelerin yazımından ve algılanmasından kaynaklanmaktadır. Birleşik kelimelerin hepsi birleşik yazılmamaktadır. İki boşluk arası bir kelime olarak kabul edildiğinde bu kelimeler ayrı birer kelime olarak algılanmaktadır. Yine eş sesli sözcükler de aynı kelime gibi kabul edilmektedir. Bu ve benzeri durumlar kelimeyi şekilsel açıdan tanımlamanın sorunlu yanlarını oluşturmaktadır.

Dildeki anlamlı ve bağımsız her birimi kelime olarak kabul eden sadece anlamı esas alan kelime tanımlamaları da bulunmaktadır. Bunlar da kelime tanımlamaları açısından bazı sorunları beraberinde getirmektedir. Örneğin eş anlamlı sözcüklerin, çok anlamlı sözcüklerin ya da mecaz anlamlarıyla kullanılan deyimlerin ne şekilde algılanması gerektiği hususu buradaki sorunun temelini oluşturmaktadır. Yine dildeki

“edat, bağlaç, ünlem” gibi görevsel sözcüklerin tek başına bir kavrama karşılık gelmediği ama bununla birlikte bağlam içerisinde çeşitli anlam özelliklerini gösterdikleri bilinmektedir. Bu durumda bu sözcüklerin anlamsal açıdan kelime şeklinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği konusu da başka bir sorunu oluşturmaktadır.

Kelimenin sınırlarını şekilsel ve anlamsal yönlerden belirlemeye çalışan tanımlamalardan sonra bir diğer bakış açısı da bunları uzlaştırma yönündedir. Bu tanımlamalara göre kelime hem anlamlı hem de görevli şekilde bulunabilmektedir.

(Martinet, 1985; Korkmaz, 1992; Ergin, 2009).

Kurudayıoğlu ve Karadağ (2005, s. 295-305) sözcük/kelime teriminin ele alınışı yönündeki tartışmalara ve sorunlara değindikten sonra “sözcük/kelime” teriminin sınırlarını şu şekilde belirlemişlerdir: “Çekim unsurları çıkarıldığında, anlam ile biçimin kesiştiği ilk nokta. Kesişme bazen kelime kökünde, bazen kelime gövdesinde bazen de birleşik kelime tabanında gerçekleşebilmektedir. Bu açıdan kelime, anlamı veya görevi bulunan, çekim ekleri ile işlenmeye hazır tabandır. Taban, kök ya da gövde olabileceği gibi birleşik yapılar şeklinde de karşımıza çıkabilir. Taban kavramı kelimenin biçim ve anlam yapısını da birlikte ortaya koymaktadır. Sonuç olarak kelime, zihinde belli bir kavramı karşılayan veya kavramlar arasındaki ilişkiyi sağlayan ve bağlam içerisinde kullanılmaya hazır –çekimlenmemiş- birimlerdir.”

(28)

2.2.3 Söz Varlığı ve Söz Varlığı Unsurları

Söz varlığı terimini ilk kez Doğan Aksan, Almancadaki “Wortbestand” terimine karşılık olarak kullanmış ve bu terim içerisine deyimleri, kalıp sözleri, atasözlerini, terimleri ve farklı anlatım kalıplarını almış, dili oluşturan bütün dil birliklerini bu terimle karşılamıştır (Aksan, 2004). Bu terimle eş değer olarak kullanılan “sözcük hazinesi, söz dağarcığı, kelime hazinesi, söz hazinesi” sözcükleri de aynı şeye işaret etmektedir (TDK, 2011, s. 2158), (Türkben, 2018, s. 216).

Gökdayı (2008, s. 90) “Bir dilin söz varlığı, çeşitli öğelerden oluşur. Bu öğelerin bir kısmı, konuşan kişinin her kullanımda özgürce seçebildiği, bağımlı ve bağımsız kullanılabilen, sözlüklerde madde başı olan sözcüklerdir (elma, uzay, cam, söz, ile, gibi, koş(mak), ara- (mak), vb.). Bunların yanında bir başka grup da her zaman belirli bir biçimde kullanılan atasözleri, deyimler, ikilemeler ve kalıp sözlerden oluşan kalıplaşmış öğeleri içerir” demektedir.

Korkmaz (1992, s. 100) “Kelime hazinesi (Alm.Wortshatz; Fr. Vocabulaire; İng.

Vacabulary): Bir dilin bütün kelimeleri; bir kişinin veya bir topluluğun söz dağarcığında yer alan kelimeler toplamı” demektedir.

Çotuksöken (2012, s. 195-196) söz varlığının bir bilim dalına ait terimsel özellikler barındıran sözcükleri de bir yazara ait özel ve genel kullanımları ifade eden bütün sözcükleri de kapsadığını belirtmektedir.

Yusuf Çotuksöken (1989, s. 11) söz varlığının kapsam alanını “sözcük dağarcığı, terim dağarcığı, kalıp kullanım (kalıp sözler) dağarcığı, deyim dağarcığı, atasözü dağarcığı, özel deyişler dağarcığı( telmihler, dualar, beddualar gibi) şeklinde ayırmaktadır.

Banguoğlu (1974, s. 141) “kelime dağarcığı” terimini şu şekilde tanımlamaktadır:

“Her dilde anadilden gelen bir temel kelime varlığı bulunur. Daha yeni zamanlarda üretim ve birleşim yolları ile yapılmış veya yabancı dillerden gelmiş kelimelerle birlikte bu varlık dilin kelime dağarcığını meydana getirir. Deyimler, atasözleri vb. de dilin varlıklarındandır.”

(29)

Söz varlığı bir dilde mevcut olan görevsel ve anlamsal yönden bir kavrama karşılık gelen göstergeler bütünüdür.

Karaağaç (2005) söz varlığının iki kaynağı olduğunu belirtmekte ve bunları dilde mevcut olan sözcüklerin çeşitli şekillerde şekilsel ve anlamsal değişikliklere uğraması ve diğeri başka dillerden sözcük alınması olarak açıklamaktadır. Bunlardan dilin iç ögelerini yerli unsurların oluşturduğunu; dış ögelerini yabancı unsurların oluşturduğunu ifade etmektedir.

Ergüzel (2007) söz varlığını dilin yüzyıllar içinde işlenerek kazandığı zenginlik olarak tanımlamakta ve bu zenginliğin sözlüklere ve örneklendirilmiş kaynaklara aktarılmadıkça yok olabileceğini, bu durumun da gelecek nesillerin sadece kendi zamanlarındaki sınırlı anlatım imkânlarına mahkûm kalmalarına yol açacağını vurgulamaktadır.

Hengirmen (2009, s. 342) söz varlığını “Bir dilde yer alan yerli ve yabancı bütün sözcüklerin oluşturduğu bütünlük” olarak tanımlamaktadır.

Söz varlığı, “kelime hazinesi, sözcük hazinesi” şeklinde tanımlandığından “söz varlığı” çalışmalarında “söz” teriminden kastedilenin ne olduğunun başka bir ifade ile söz varlığı unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Söz varlığı araştırmaları bir dildeki bütün söz ve sözcükleri içerisine alan geniş kapsamlı çalışmalardır.

Baş ( 2010, s. 140) “Kelime hazinesi, kelime serveti, kelime dağarcığı, sözcük serveti, sözcük gömüsü, vokabüler, kelime kadrosu” gibi adlar alan söz varlığı, bir dilin “söz”

değeri taşıyan unsurların tamamını ifade etmektedir” demektedir.

Baş (2011, s. 53) söz varlığının kapsamıyla ilgili olarak kelime hazinesinin, bir metinde yer alan kelimeleri temsil ettiğini, söz varlığının ise kelime hazinesini kapsadığını ve bunun yanında diğer söz varlığı unsurlarına dair hazineyi de içerdiğini ifade etmektedir.

(30)

Baş (2011, s. 52) “Söz Varlığı Çalışmalarında Kullanılacak Ölçütler” adlı çalışmasında, “sözcük” tanımlamalarıyla ilgili sorunlara değindikten sonra, “söz varlığı öğelerinin” kapsamı ile ilgili olarak “Terimler, yabancı sözcükler ve kalıp sözler, her söz varlığı araştırmasında belirlenmek durumunda değildir. Çalışmanın amaçları doğrultusunda değerlendirilmeye alınabilirler. Kelimeler, deyimler, atasözleri ve ikilemeler ise söz varlığı araştırmalarında değerlendirilmeye alınmak durumundadır. Çünkü bunlar konuşma ya da yazının temel unsurlarıdır” demektedir.

Genel anlamda söz varlığı çalışmalarında bir dile ait söz varlığının ortaya konması ve incelenmesi hedeflenmektedir. Burada söz, sözcük, kelime tartışmalarına girilmeden Aksan’ın çalışmalarından hareketle belli sınırlandırmalar dahilinde söz varlığı unsurları ortaya konmakta genel anlamda “Temel söz varlığı, deyim varlığı, atasözü varlığı, kalıp söz varlığı, ikileme söz varlığı” tespit edilmeye ve listelenmeye çalışılmaktadır.

2.3 Kelime Sıklığı

Son yıllarda söz varlığıyla ilgili yapılan çalışmalarda kelime sıklıklarının da verildiği görülmektedir. Bizim de tercih ettiğimiz bu yol aslında söz varlığının tespiti ve sıklık sözlüğünün hazırlanmasıdır.

Aksan (2015, s. 20) “Sıklık sorunu, bugün dilbilimde, değişik amaçlı çalışmalarda söz konusu olan bir kavramdır. Sözcükbilimde sıklık, bir dilin sözcüklerinin öteki sözcüklere oranla daha çok ya da daha seyrek kullanılması anlamına gelir” demektedir.

Söz varlığı bir dilin gelişmişliğini gösterebildiği gibi bir kişinin kullanmış olduğu sözcük sayısı da onun kültürel düzeyini ifade etmektedir. “Konuşmacıların kullandıkları sözcük çeşitliliği farklılık gösterebilmektedir. Bazıları az kelime kullanmakta bazılarıysa çok sayıda farklı kelime kullanmaktadır. Genel olarak sözcük çeşitliliği, sözcük/gösterge oranıyla ölçülmektedir” (Holtgraves, 2001/2019, s. 72).

Dil bilimi çalışmalarından psikolojiye kadar birçok alanda veriler sunan kelime sıklığı çalışmaları Batı’da daha önce başlamıştır: İngilizce için çeşitli eserlerin taranmasıyla yapılan çalışmada 30.000 kelime tespit edilmiştir (Göz, 2003, s. 1).

(31)

Aydın (2015) sözcük sıklığının bir sözcüğün kullanılma oranı, frekansı olduğunu ifade etmektedir.

Türkçe için bu konuda yapılan ilk çalışma Mr. Birdge’nin çalışmasıdır. Bridge incelemiş olduğu üç eserde toplam 15000 kelime tespit etmiştir. Aksoy “Bir Dili Öğrenmek İçin En Lüzumlu Kelimeler ve Bu Kelimelerin Belirtme Usulü” adlı çalışmasında Bridge’nin verilerinden faydalanmıştır. Aksoy yapmış olduğu çalışmada Yakup Kadri’nin “Yaban”, Reşat Nuri Güntekin’in “Kızılcık Dalları” romanlarıyla Türk Tarih Kurumunun tarih kitabını malzeme olarak kullanmıştır (Aksoy, 1936, s.

106).

Joe. E. Pierce’nin yapmış olduğu çalışmalar oldukça kayda değerdir. Türkçenin konuşma ve yazı dilindeki kelimelerin sıklığına yönelik tespitlerde bulunmuştur.

(Pierce, 1963, s. 96-106). 1960 yılında Türk Ordusu Temel Okuma-Yazma Programı’nda kullanılacak kitapların hazırlanmasına yönelik gerçekleştirilen araştırma, “Türkçe Kelime Sayımı (A Frequency Count of Turkish Words)” adıyla basılmıştır (Pierce, 1960).

Türkiye’de kelime sıklığı ile ilgili en yetkin çalışmayı İlyas Göz yapmıştır. Göz, 1995- 2000 yılları arasındaki Türkçenin yazılı materyalini esas almıştır. Toplamda 975.141 kelime değerlendirilmiştir. Daha sonraki yıllarda da kelime sıklığı çalışmaları devam etmiştir (Harıt, 1971; Çiftçi, 1991; Koçak, 1999; Göz, 2003; Karadağ, 2005;

Kurudayıoğlu, 2005, Baş, 2006; Demir, 2006; Avkapan, 2006; Pilav, 2008; İpek Eğilmez, 2010; Ölker, 2011).

Demir (2006, s. 207) kullanılan sözcük oranında kişinin eğitim seviyesi, yaşı, tecrübesi, kitap okuma oranı ve kişisel becerilerinin etkili olduğunu; ancak yapılan araştırmaya göre ünlü yazarların bile sözcük dağarcığının beş bin civarında olduğunu, yazarın işlediği konuya ve yazarların niteliklerine göre sözcük sayısını değiştiğini ifade etmektedir.

(32)

2.3.1 Kelime Sıklığı Çalışmalarındaki Ölçütler

Kelime sıklığı çalışmalarında madde başı kelime seçimi hususunda belli başlı ölçütler belirlenmiştir. Bu ölçütlerden bir kısmı çalışmacının amacı ve yöntemine göre değişiklik göstermektedir. Çalışmacılar arasında daha çok sorun teşkil eden “birleşik sözcüklerin, sesteş sözcüklerin, özel isimlerin, sayı isimlerinin “kelime sıklığı”

sözlüklerinde yer alma durumudur. Bunlarla ilgili olarak yazılı dil ya da konuşma dili esasında yapılmış olan kelime sıklığı çalışmalarında şu hususular dikkate alınmıştır:

Özön (1954, s. 5-7) “kürek çekmek, ebe olmak, denize girmek, denize düşmek, eve yapmak, ev yaptırmak” gibi bugün İmla Kılavuzu’nda yer almayan kelimeleri ayrı yazılan kelimeler olarak göstermiştir.

Pierce’nin (1960, s. 5-9) çalışmasında kelime listeleri hazırlanırken, kelime sayımları morfem sayımına dayandırılmıştır. Bu sebepten dolayı kök, gövde ve ekler sayılmış ve kelime listeleri kök ve gövdelerden oluşturulmuştur.

Aksoy (1936, s. 10-11) “vasıl olmak” ve “müdafaa etmek” gibi birleşik kelimeleri

“vasıl, olmak, müdafaa, etmek” şeklinde listelemiştir. Yani ayrı yazılan birleşik kelimelerin bağımsız olan her birimini farklı bir kelime olarak kabul etmiştir.

Harıt’ın (1971) kelime listesinde bulunan kelimeler içinde ayrı yazılan birleşik kelime bulunmamaktadır. Söz konusu çalışmada kelime sınırları, ayrı yazılan kök, gövde veya bitişik yazılan birleşik kelimelerden oluşturulmuştur.

Çiftçi’nin (1991) çalışmasında, kelime kavramı sözlük maddesi olarak düşünülmüştür.

Bazı kelimeler listeye dâhil edilmemiştir. Bunlar; rakam ve rakam adları, özel isimler, gün ve ay adlarıdır. Arzu et- ve hayal et- gibi hem yardımcı fiille hem de fiil yapım ekiyle kullanılabilen kelimeler ayrı kelime olarak sayılmıştır. Kelimelerin zarf fiil ve sıfat-fiil şekilleri “okur, yazar” gibi kalıcı isim yapanlar hariç ayrı bir kelime olarak kabul edilmemiştir. Deyimler tek bir kelime gibi işleme tabi tutulmuştur. “Ne…ne, hem…hem” gibi yapılar beraber değerlendirilmiştir.

(33)

Koçak (1999) da yaptığı araştırmada Çiftçi’nin (1991) yöntemini kullanmış ve kelime listelerini o şekilde oluşturmuştur.

Kırca’nın (1992, s. 106-107) çalışmasında kelime sayımında kelime olarak kabul ettiği dil birimlerinden dikkat çekici olanlarından bazıları şunlardır: eşitlik hâli eki (-ca/-ce), vasıta hali eki (-la/-le) ile birlikte cümle içinde zarf görevi üstlenen kelimeler ekleriyle beraber kelime olarak alınmış, deyimler hem bir bütün olarak tek kelime kabul edilmiş hem de deyimi oluşturan bütün kelimeler ayrı ayrı kelime sayılmıştır. Bütün fiillere istisnasız olarak gelen olumsuzluk ekinin (-ma, -me, mı, -mi, -mu, -mü) yer aldığı şekiller ayrı bir kelime olarak sayılmıştır.

Tosunoğlu’nun (1998) çalışmasında kelime sınırlarının nasıl alındığına dair bilgi verilmemektedir. Çalışmadan hareketle zarf fiil, sıfat fiil ve olumsuzluk eki almış şekillerin ayrı kelime olarak kabul edildiği ve aynı kelimenin farklı imlâlarının da ayrı kelime olarak sayıldığı görülmektedir.

2.4 Söz Varlığının Kavramsal (Tematik) Sınıflandırılması

Söz varlığı çalışmalarında özellikle “Temel Sözcükler” ya da “Çekirdek Sözcükler” in belirlenmesinde kullanılan ve daha sonra yapılacak çalışmalara önemli veriler sunan kavram analizi çalışmaları, sözcüklerin ilgili oldukları diğer sözcüklerle birlikte gruplandırılmasıdır. Bu çalışmalarda sözcükler kendi aralarında oluşturdukları kavramsal bağlar çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Anlam ekseni içerisinde hareket eden ve temelde, anlamdan söze doğru ilerleyen sözlükler için Türk sözlük biliminde “kavram sözlükleri, tematik sözlükler, sistematik sözlükler, dizinsel sözlük, konu sözlükleri, konusal sözlükler, konu tasnifli sözlükler”

adlandırmaları kullanılır. Bu sözlüklerin adlandırılmasında yaşanan farklılık Batı literatüründe de kendini göstermektedir (Kocapınar, 2014, s. 747).

Kavram “Ortak özellikler taşıyan bir dizi olgu, varlık ya da nesneye ilişkin genel nitelikli bir anlam içeren, değişik deneyimlere uygun düşen, dilsel kökenli her türlü tasarım, düşünü, imge; bir nesne, varlık ya da oluşun anlıksal imgesi; gösterilendir”

(Vardar, 2002, s. 132).

(34)

Fransız dilbilimci Pierre Guiraud (1999) da kavram alanı kuramı konusunda araştırmalar yapmıştır. Guiraud’a göre kültür ve dil çalışmalarında kavram alanının önemi büyüktür. Çünkü kelimeler, bir kavram alanı içerisinde “dilsel alan” meydana getirirler, bir hayat felsefesini ifade ederler.

Kavram alanı ya da anlam alanı olarak nitelendirdiğimiz olgu, sözcüklerin anlamsal olarak birbiriyle bağlantılarına göre bir arada toplanmasıdır (İmer, Kocaman, Özsoy, 2011).

Z. Korkmaz (1992, s. 99) “Kavram dünyadaki nesnelerin, durumların, hareketlerin ve tasavvurların dildeki ifadesidir. Kavramın değeri, niteliği aynı dili konuşan kimselerce aşağı yukarı aynıdır.”

G. Karaağaç (2013, s. 531) “Kavram gerçekler dünyasındaki varlıkların, durumların, hareketlerin ve tasavvurların dildeki ifadesidir. Kavramlaştırma, varlığı eş ve benzer özellikler ekseninde öbeklendirme eylemidir. Varlık ve eylem adlarından oluşan sözlük birimleri, varlık ve eylemlerin özelliklerine inmeksizin, onları kavramlar hâlinde bildirirler. Bu bildirimler, sosyal birer genellemedirler ve nesiller arası aktarılan bir sosyal mirası temsil ederler. Bütün sözlük birimleri, genelleştirilip kavramlaştırılarak elde edilmiş yapılardır; sözlük maddeleri, aynı türden olan varlık ve eylemlerin ortak adlarıdır” şeklinde açıklamaktadır.

Bu tanımlamalardan hareketle dildeki bazı sözlerin temel anlam bakımından ortak bir anlam dairesi içerisinde yer aldığını, bu tür sözlerin anlam açısından kesiştiği ortak anlam dairesinin aynı çatı altında toplandığını ve bunun dildeki semantik genellemeyi meydana getirdiğini anlayabiliriz. Bu çatı çeşitli alanlarda ya da aynı alan içerisinde bazı alt kategorilere ayrılabilmektedir.

2.4.1 Tematik (Kavramsal) Olarak Hazırlanmış Sözlükler

Sözlük hazırlamada kullanılmış olan yöntemlerden biri de sözcükleri tematik (kavramsal) yönden sınıflandırmaktır. Sözcüklerin tematik olarak sınıflandırılmasını

Referanslar

Benzer Belgeler

Türkiye Türkçesi bölümündeki kelimelerin Kazak Türkçesindeki karşılıkları için Kazak Türkçesi ile ilgili çeşitli sözlükler taranmış ve bulunan karşılıklar; afet

A) Yazarın edebiyat dünyasında kalıcı olması için ideallerini eserlerinde yansıtması gerekir. B) Kişiler romanda; acıları ve yalnızlığıyla, yazarın

Bu küçük örnekte ortaya çıktığı üzere, alıntı türleri bile Tatarca ile ortak olan ve ancak belli ses denklikleri ile Tatarcadan farklanan Başkurt yazı dilinin

- Yabancı öğrenciler için ise Külliyetu’ş- Şeri’a, Dirasatu’l-İslamiyye, Usulu’d-Din veya bunlara eşdeğer en az dört yıllık örgün eğitim veren

Vasiliy Uzunov; sadece Ukrayna Gagauz edebiyatında değil, Moldova’daki Gagauz edebiyatında görülmeyen şiirleriyle öne çıkmış bir kişiliktir. Onun kullandığı dil

Anahtar Kelimeler: Karahanlı Türkçesi, Türk dili, söz varlığı, Kâşgarlı Mahmut, Kutadgu

dedi. Onlar, <<Biz de seninle geliyoruz>> dediler. Dışarı çıkıp tekneye bindiler. Ama o gece bir şey tutamadılar. 4 Sabah olurken İsa kıyıda duruyordu. Ne var

Söz varlığı tespit edildikten sonra konusal (tematik) olarak sınıflandırılmıştır. yüzyıl Türk toplumunun kültürel, sosyal ve iktisadi hayatında nasıl bir hayat tarzına