• Sonuç bulunamadı

GÜMRÜK BİRLİĞİNİN TÜRK OTOMOTİV SEKTÖRÜ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "GÜMRÜK BİRLİĞİNİN TÜRK OTOMOTİV SEKTÖRÜ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ"

Copied!
158
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER (EKONOMİ MALİYE) ANABİLİM DALI

GÜMRÜK BİRLİĞİNİN TÜRK OTOMOTİV SEKTÖRÜ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Yüksek Lisans Tezi

Ezgi AKBULUT

Ankara-2007

(2)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

AVRUPA BİRLİĞİ VE ULUSLARARASI EKONOMİK İLİŞKİLER (EKONOMİ MALİYE) ANABİLİM DALI

GÜMRÜK BİRLİĞİNİN TÜRK OTOMOTİV SEKTÖRÜ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Yüksek Lisans Tezi

Ezgi AKBULUT

Tez Danışmanı Prof.Dr. Belgin AKÇAY

Ankara-2007

(3)

İÇİNDEKİLER

KISALTMALAR ...iii

TABLOLAR ... iv

ŞEKİLLER ... v

EKLER... vi

GİRİŞ ... 1

BİRİNCİ BÖLÜM TÜRKİYE-AVRUPA BİRLİĞİ GÜMRÜK BİRLİĞİNİN GELİŞİMİ I. GÜMRÜK BİRLİĞİ TEORİSİ ... 4

A. Gümrük Birliği Teorisinin Gelişimi ... 5

B. Gümrük Birliğinin Statik Etkileri ... 8

1. Üretim Etkisi ... 8

2. Tüketim Etkisi ... 10

C. Gümrük Birliğinin Dinamik Etkileri ... 10

1. Dış Rekabetin Artması... 10

2. Ölçek Ekonomileri ... 11

3. Teknolojik İlerleme... 11

4. Yatırımları Özendirme ... 12

5. Kaynak Hareketliliği... 12

6. Döviz Rezervlerinin Artması... 12

7. Sanayileşme Hızının Artması... 12

II. TÜRKİYE-AVRUPA BİRLİĞİ GÜMRÜK BİRLİĞİ ... 13

İKİNCİ BÖLÜM GÜMRÜK BİRLİĞİ ÖNCESİ TÜRKİYE’DE OTOMOTİV SEKTÖRÜ (1990-1995) I. OTOMOTİV SEKTÖRÜ VE ÖNEMİ ... 26

II. OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN YAPISI ... 31

A. Faaliyette Bulunan Firmalar ve Ortaklık Yapıları... 31

B. Üretim Hacmi ve Üretimin Kompozisyonu... 32

C. Büyüme Hızı ... 33

Ç. Kapasite Kullanım Oranları ... 34

D. İstihdam ... 34

E. Verimlilik ... 35

F. Teşvikler ... 35

G. Satışlar ... 36

III. OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN DIŞ TİCARETTE YERİ... 37

A. İhracat ... 37

B. İthalat ... 40

C. Dış Ticaret Dengesi ... 42

Ç. Dış Ticaretin Ülkelere Göre Dağılımı... 44

(4)

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

GÜMRÜK BİRLİĞİ SONRASI TÜRKİYE’DE OTOMOTİV SEKTÖRÜ (1996-2005)

I. OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN YAPISI ... 51

A. Faaliyette Bulunan Firmalar ve Ortaklık Yapıları... 51

B. Üretim Hacmi ve Üretimin Kompozisyonu... 54

C. Sektörün Büyüme Hızı... 57

Ç. Kapasite Kullanım Oranları ... 57

D. İstihdam ... 57

E. Verimlilik ... 58

F. Teşvikler ... 58

G. Satışlar ... 59

II. OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN DIŞ TİCARETTE YERİ ... 60

A. İhracat ... 60

B. İthalat ... 64

C. Dış Ticaret Dengesi ... 66

Ç. Dış Ticaretin Ülkelere Göre Dağılımı... 68

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM GÜMRÜK BİRLİĞİNİN TÜRK OTOMOTİV SEKTÖRÜ ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ I. GÜMRÜK BİRLİĞİNİN TÜRK OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN YAPISINA ETKİLERİ... 75

A. Faaliyette Bulunan Firmalar ve Ortaklık Yapıları... 75

B. Üretim Hacmi ve Üretim Kompozisyonu ... 78

C. Büyüme Hızı ... 82

Ç. Kapasite Kullanım Oranları ... 84

D. İstihdam ... 86

E. Verimlilik ... 89

F. Teşvikler ... 90

G. Satışlar ... 92

II. OTOMOTİV SEKTÖRÜNÜN DIŞ TİCARETİNE ETKİLERİ... 95

A. Gümrük Birliğinin Otomotiv Sektörü İhracatı Üzerindeki Etkileri .. 98

B. Gümrük Birliğinin Otomotiv Sektörü İthalatı Üzerindeki Etkileri . 101 C. Otomotiv Dış Ticaretinin Ülkelere Göre Dağılımı ... 105

SONUÇ... 114

KAYNAKÇA ... 119

EKLER... 125 ÖZET...Hata! Yer işareti tanımlanmamış.

ABSTRACT...Hata! Yer işareti tanımlanmamış.

(5)

KISALTMALAR

AA Ankara Antlaşması

AB Avrupa Birliği

ABD Amerika Birleşik Devletleri

AET Avrupa Ekonomik Topluluğu

AKÇT Avrupa Kömür Çelik Topluluğu

AR-GE Araştırma ve Geliştirme

AT Avrupa Topluluğu

DPT T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı EU Avrupa Birliği (“European Union”)

ECU Avrupa Para Birimi (“European Currency Unit”) EEC Avrupa Ekonomik Topluluğu (“European Economic

Community”)

EFTA Avrupa Ekonomik Alanı (“European Free Trade Area”) GATT Ticaret ve Gümrük Tarifeleri Genel Anlaşması (“General

Agreement on Tariffs and Trade”)

KDV Katma Değer Vergisi

OGT Ortak Gümrük Tarifesi

OKK Ortaklık Konseyi Kararı

ÖTV Özel Tüketim Vergisi

(6)

TABLOLAR

TABLO 1 : TÜRKİYE'DEKİ OTOMOTİV FİRMALARI – 1988... 32 TABLO 2 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE TEŞVİK BELGELİ YATIRIMLAR

(1990-1995)... 36 TABLO 3 : ARAÇ SATIŞLARI VE ARAÇ PARKI (1990-1995) ... 37 TABLO 4 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE DIŞ TİCARET (1992-1995)... 38 TABLO 5 : OTOMOTİV SEKTÖRÜ DIŞ TİCARETİNDE DENGE

(1992-1995)... 43 TABLO 6 : TÜRKİYE'DEKİ OTOMOTİV FİRMALARI - 1998... 52 TABLO 7 : OTOMOTİV ANA SANAYİNDE İSTİHDAM ... 58 TABLO 8 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE TEŞVİK BELGELİ YATIRIMLAR

(1996-2003)... 59 TABLO 9 : ARAÇ SATIŞLARI VE ARAÇ PARKI (1996-2006) ... 60 TABLO 10 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE DIŞ TİCARET (1996-2005)... 61 TABLO 11 : OTOMOTİV SEKTÖRÜ DIŞ TİCARETİNDE DENGE (1996-

2005) ... 67 TABLO 12 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNE İLİŞKİN BAZI GÖSTERGELER . 81 TABLO 13 : AB VE TÜRKİYE’DE OTOMOTİV SEKTÖRÜ (2003)... 87 TABLO 14 : DÜNYA’DA OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE ÜCRETLER (2004) 88 TABLO 15 : TÜRKİYE VE BAZI AB ÜLKELERİNDE OTOMOBİL ALIMI

ÜZERİNDEN ALINAN VERGİLER ... 94 TABLO 16 : TÜRKİYE VE AB ARASINDAKİ DIŞ TİCARET ... 96 TABLO 17 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE İHRACATIN İTHALATI

KARŞILAMA ORANLARI ... 100

(7)

ŞEKİLLER

ŞEKİL 1 : OTOMOTİV SANAYİİ VE DİĞER SEKTÖRLERLE İLİŞKİSİ ... 31

ŞEKİL 2 : TÜRKİYE’DE OTOMOTİV SANAYİİNİN BÖLGESEL DAĞILIMI... 53

ŞEKİL 3 : OTOMOTİV SEKÖRÜNDE TOPLAM ÜRETİM KAPASİTESİ... 76

ŞEKİL 4 : ÜRETİM HACMİ (OTOMOBİL, KAMYON VE KAMYONET) ... 78

ŞEKİL 5 : ÜRETİM HACMİ (MİNİBÜS, MİDİBÜS, OTOBÜS VE TRAKTÖR) ... 79

ŞEKİL 6 : OTOMOTİV SEKTÖRÜ BÜYÜME HIZI ... 82

ŞEKİL 7 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE KATMA DEĞER... 84

ŞEKİL 8 : OTOMOTİV SEKTÖRÜ KAPASİTE KULLANIM ORANLARI .. 86

ŞEKİL 9 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE İSTİHDAM... 88

ŞEKİL 10 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE KISMİ VERİMLİLİK... 89

ŞEKİL 11 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNE TEŞVİK BELGELERİ ÇERÇEVESİNDE YAPILAN TOPLAM YATIRIM... 91

ŞEKİL 12 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE SATIŞLAR ... 92

ŞEKİL 13 : YERLİ/İTHAL ARAÇ SATIŞLARI ... 93

ŞEKİL 14 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE İHRACAT ... 98

ŞEKİL 15 : AB’NİN OTOMOTİV İTHALATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI (2005) ... 101

ŞEKİL 16 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE İTHALAT... 103

ŞEKİL 17 : OTOMOTİV SEKTÖRÜ DIŞ TİCARETİNİN TOPLAM DIŞ TİCARET İÇİNDEKİ PAYI... 103

ŞEKİL 18 : AB’NİN OTOMOTİV İHRACATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI (2005) ... 104

ŞEKİL 19 : OTOMOBİL DIŞ TİCARETİ ... 105

ŞEKİL 20 : TÜRKİYE’NİN AB-15’E VE AB-10’A OTOMOTİV İHRACATI ... 106

ŞEKİL 21 : TÜRKİYE’NİN AB-15’DEN VE AB-10’DAN OTOMOTİV İTHALATI... 107

ŞEKİL 22 : TÜRKİYE’NİN SERBEST TİCARET ANLAŞMASI İMZALADIĞI ÜLKELERE OTOMOTİV TİCARETİ ... 107

ŞEKİL 23 : OTOMOBİL İHRACATI YAPILAN ÜLKELER ... 108

ŞEKİL 24 : OTOMOBİL İTHALATI YAPILAN ÜLKELER... 109

(8)

EKLER

EK 1 : TÜRKİYE'DEKİ OTOMOTİV FİRMALARI - 1988... 126

EK 2 : ÜRETİM HACMİ VE ÜRETİMİN KOMPOZİSYONU... 127

EK 3 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE DIŞ TİCARET ... 128

EK 4 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE DIŞ TİCARETE KONU OLAN ÜRÜNLER... 129

EK 5 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE İHRACAT... 130

EK 6 : OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE İTHALAT ... 131

EK 7 : OTOMOBİL İHRACATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI ... 132

EK 8 : OTOMOBİL İTHALATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI... 132

EK 9 : MİNİBÜS İHRACATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI ... 133

EK 10 : MİNİBÜS İTHALATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI... 133

EK 11 : MİDİBÜS İHRACATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI ... 134

EK 12 : MİDİBÜS İTHALATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI... 134

EK 13 : OTOBÜS İHRACATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI ... 135

EK 14 : OTOBÜS İTHALATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI... 135

EK 15 : KAMYONET İHRACATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI... 136

EK 16 : KAMYONET İTHALATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI ... 136

EK 17 : KAMYON İHRACATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI ... 137

EK 18 : KAMYON İTHALATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI... 137

EK 19 : TRAKTÖR İHRACATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI... 138

EK 20 : TRAKTÖR İTHALATININ ÜLKELERE GÖRE DAĞILIMI (1992-1995)... 138

EK 21 : TÜRKİYE'DEKİ OTOMOTİV FİRMALARI - 1998... 139

EK 22 : TÜRKİYE'DEKİ OTOMOTİV FİRMALARI - 2005... 140

EK 23 : MİNİBÜS DIŞ TİCARETİ... 141

EK 24 : MİDİBÜS DIŞ TİCARETİ... 141

EK 25 : OTOBÜS DIŞ TİCARETİ ... 142

EK 26 : KAMYONET DIŞ TİCARETİ ... 142

EK 27 : KAMYON DIŞ TİCARETİ ... 143

EK 28 : TRAKTÖR DIŞ TİCARETİ... 143

EK 29 : MİNİBÜS İHRACATI YAPILAN ÜLKELER... 144

EK 30 : MİNİBÜS İTHALATI YAPILAN ÜLKELER ... 144

EK 31 : MİDİBÜS İHRACATI YAPILAN ÜLKELER... 145

EK 32 : MİDİBÜS İTHALATI YAPILAN ÜLKELER ... 145

EK 33 : OTOBÜS İHRACATI YAPILAN ÜLKELER... 146

EK 34 : OTOBÜS İTHALATI YAPILAN ÜLKELER ... 146

EK 35 : KAMYONET İHRACATI YAPILAN ÜLKELER ... 147

EK 36 : KAMYONET İTHALATI YAPILAN ÜLKELER... 147

EK 37 : KAMYON İHRACATI YAPILAN ÜLKELER... 148

EK 38 : KAMYON İTHALATI YAPILAN ÜLKELER ... 148

EK 39 : TRAKTÖR İHRACATI YAPILAN ÜLKELER ... 149

EK 40 : TRAKTÖR İTHALATI YAPILAN ÜLKELER... 149

(9)

GİRİŞ

Türkiye ve Avrupa Ekonomik Topluluğu1 (AET) arasında bir gümrük birliği kurma kararı, 12 Eylül 1963 yılında imzalanan Ortaklık Antlaşması ile alınmıştır. O günden bu güne geçen 44 yıllık süre içerisinde, Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) ilişkileri gelişmiş, gümrük birliği tamamlanmış, gümrük birliğinin daha iyi işleyebilmesi için Türk mevzuatı AB mevzuatına yakınlaştırılmaya başlanmış ve nihai olarak 3 Ekim 2005’de Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne üyelik müzakere süreci açılmıştır. Bu süreç boyunca, özellikle ve çoğunlukla, gümrük birliği ile ilgili alanlarda ticaret politikası, vergi politikası, rekabet kuralları, devlet yardımları gibi konularda Türkiye, hem AB mevzuatının üstlenilmesi hem de etkili işlemesinin sağlanması amacıyla bir çok önemli adım atmıştır. Böylece, Türkiye’de hem ekonomik hem de sosyal alanda dönüşümler yaşanmaya başlanmıştır. Gümrük birliğinin sonucu olarak, Türkiye’de imalat sanayinin yapısı değişmiş, bazı imalat sanayi kollarının rekabet gücü artarken bazılarının ise, rekabet gücü azalmıştır.

Gümrük birliğinden imalat sanayi kollarının ne yönde etkilendiğinin araştırılması büyük önem arz etmektedir. Böylece, hem gümrük birliği alanında yapılan teorik çalışmaları gözden geçirme, hem de gümrük birliği sonucu ortaya çıkan iyi örneklerdeki deneyim diğer sektörlere aktarma imkanı elde edilebilmektedir.

Gümrük birliği öncesinde, gümrük birliğinden olumsuz yönde etkileneceği düşünülen otomotiv sektörü, gümrük birliği ile yükselen sektörlerden biri olmuştur.

Gümrük birliği ile otomotiv sektörü hem üretimini hem de ihracatını artırmış, rekabet gücü yüksek bir sektör haline gelmiştir. Bu nedenle, gümrük birliğinin etkileri incelenirken otomotiv sektörü bağlamında, değerlendirme yapmanın faydalı olacağı düşünülmüştür.

1 Avrupa Ekonomik Topluluğu 25 Mart 1957 tarihinde imzalanan Roma Antlaşması ile kurulmuştur.

18 Nisan 1992 tarihinde imzalanan Avrupa Birliği’ni Kuran Antlaşma’nın “Avrupa Ekonomik Topluluğuna İlişkin Hükümler” başlığı altında yer alan 8. madde, Avrupa Ekonomik Topluluğu ifadesinin, “Avrupa Topluluğu (AT)” olarak değiştirilmesini karara bağlamıştır. Bu Antlaşma ile aynı zamanda Avrupa Birliği (AB) kurulmuştur. Çalışmada, Avrupa Birliği ifadesinin kullanılması tercih edilmiştir.

(10)

Otomotiv sektörü, ileriye ve geriye doğru bağlantıları nedeniyle Türkiye ekonomisi açısından önemli bir sektördür. Kendisi dışında, ham madde ve yan sanayii ile otomotiv ürünlerinin tüketiciye ulaşmasını sağlayan ve bunu destekleyen pazarlama, bayi, servis, akaryakıt, finans ve sigorta sektörlerinde, geniş iş hacmi ve istihdam yaratan bir sektördür. Otomotiv sektörü, ülkedeki savunma sanayiinin gelişmesinde ve teknolojik seviyenin yükselmesinde temel rol oynamaktadır.

Türkiye’de otomotiv sektörünün önemi, sadece istihdam ya da milli gelir içerisindeki payından kaynaklanmamaktadır. 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde, otomotiv sektöründe yaşanan hızlı gelişme, üretim hacminde artış, üretimin organizasyonunda gelişmeler (örneğin, Fordist üretim sistemi) ve endüstri ilişkileri sisteminin oluşması sayesinde olmuştur. Otomobil üretimi o dönemde, demir-çelik sektörünün kalbi haline gelmiştir. Her ne kadar günümüzde, imalat sanayi ve demir- çelik sektörü eskiden taşıdığı önemini kaybetmiş gibi gözükse de, otomotiv sektörü ekonominin dönüşümü, organizasyon modelleri ve endüstri ilişkileri açısından halen önemli bir konuma sahiptir. Üretimin yeniden organizasyonu, küresel üretim ağlarının yaratılması, çokuluslu firmalarda organizasyon modelinde yenilikler yaratılması ve insan kaynakları yönetimi konusunda önemli ilerlemelerin kaydedildiği otomotiv sektörü, imalat sanayii içerisinde bu özelliğe sahip muhtemelen tek sektördür. Dünyada, otomotiv sektörü, zamanla yaygınlaşan üretim tekniklerindeki yeniliklerin uygulanmasında öncü olmuştur.2

Gümrük birliğinin Türk otomotiv sanayi üzerindeki etkileri ile ilgili olarak çeşitli kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları tarafından çok sayıda çalışma yapılmıştır.3 Bu çalışmada, daha önce yürütülen çalışmalardan farklı olarak, otomotiv ana sanayi kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Diğer taraftan, gümrük birlikleri teorisi bağlamında, Türk otomotiv sektöründe son on yılda yaşanan

2 European Industrial Relations Observatory On Line, Industrial Relations in the Automotive Sector, 2003, < http://www.eurofound.europa.eu/eiro/2003/12/study/tn0312101s.html>, (23/06/2006).

3 Örneğin, Otomotiv Sanayicileri Derneği (OSD) ve T.C. Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı tarafından hazırlanan bazı çalışmalar mevcuttur. Yüksek Öğretim Kurumu Tez Merkezinde ise, 2003 yılında Fatih İlkus tarafından hazırlanmış, “Gümrük Birliğinin Türk Otomobil Pazarına Etkisi”

başlıklı yüksek lisans tezi bulunmaktadır.

(11)

gelişmeler değerlendirilmiştir. Ayrıca, otomotiv sektöründe üretilen taşıtların dış ticaretinde, gümrük birliği sonucu meydana gelen ticaret yaratıcı ve saptırıcı etkiler, ülke ve ülke grupları bazında incelenerek saptanmaya çalışılmıştır.

Bu çalışmanın, birinci bölümünde, Türkiye-AT arasında kurulan gümrük birliğinin tarihsel gelişimi üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, gümrük birliği öncesi dönemde otomotiv sektörünün yapısı ve dış ticaretteki yeri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde, gümrük birliğinin tamamlanmasından sonra otomotiv sektöründeki gelişmeler incelenerek, son bölümde, gümrük birliğinin Türk otomotiv sektörü üzerindeki etkileri gümrük birliği teorisi bağlamında analiz edilmiştir.

(12)

BİRİNCİ BÖLÜM

TÜRKİYE – AVRUPA BİRLİĞİ GÜMRÜK BİRLİĞİNİN GELİŞİMİ

I. GÜMRÜK BİRLİĞİ TEORİSİ

II. Dünya Savaşından sonra dünya ticaretini serbestleştirme çabaları başlamıştır ve serbestleşme arayışları iki farklı yönde gelişmiştir. Bunlardan birincisi, Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) çerçevesinde tarife oranlarının tüm üye ülkelerde indirilmesidir. Bu evrensel yaklaşım” olarak bilinmektedir. İkincisi ise, bazı ülkeler arasında oluşturulan iktisadi birleşmelerdir.

Ülkelerin iktisadi birlikler kurarak aralarındaki ticareti serbestleştirme çabaları

“bölgesel yaklaşım” olarak adlandırılmaktadır.4 Gümrük birlikleri ise, bölgesel yaklaşımın bir parçası olan iktisadi bütünleşmeler teorisinin bir aşaması olarak adlandırılmaktadır. Ekonomik bütünleşme türleri çeşitli şekillerde ortaya çıkmıştır.

Bu bütünleşmeler, entegrasyon dereceleri açısından farklılıklar göstermektedir.

Literatürde bilinen sekiz çeşit bütünleşme aşaması bulunmaktadır:5 1) Tercihli Ticaret Bölgeleri

2) Serbest Ticaret Bölgeleri 3) Gümrük Birlikleri 4) Tek Pazar Bölgeleri 5) Ortak Pazarlar 6) Parasal Birlikler 7) İktisadi Birlikler 8) Siyasi Entegrasyon

Tercihli ticaret bölgeleri bütünleşmenin en alt düzeyini temsil ederler.

Tercihli ticaret bölgesi söz konusu olduğunda, üye ülkeler birbirlerine, üye olmayan diğer ülkelere göre daha düşük gümrük tarifesi uygularlar. Serbest ticaret bölgesinde

4 Cihan Dura ve Hayriye Atik, Avrupa Birliği Gümrük Birliği ve Türkiye, Kayseri, Nobel, 2000. s.

7. 5 Athina Zervoyianni, “Trade Flows and Economic Integration,” European Integration, der.

ZERVOYIANNI, Athina, ARGIROS, George ve AGIOMIRGIANAKIS, George, 1. Baskı, New York, Palgrave Macmillan, 2006, ss. 57-92.

(13)

ise üye ülkeler birbirlerine karşı gümrük tariflerini tamamen kaldırırlar, üçüncü ülkelere karşı ise istedikleri tarifeyi uygulama konusunda serbesttirler. Gümrük birliklerinde, üye ülkeler serbest ticaret alanı oluşturdukları gibi, tüm üçüncü ülkelere karşı ortak bir tarife uygularlar. Ortak pazarlarda, gümrük birliğinin yanı sıra, üye ülkeler arasında üretim faktörlerinin serbest dolaşımı vardır. Tek pazar bölgelerinde, ortak pazara ek olarak, üye ülkeler arasında, tüm idari ve mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı önündeki tüm tarife dışı engellerin kaldırılmasıyla ürün piyasalarının entegrasyonu sağlanır. Parasal birlikler ise, tek pazar ya da ortak pazar üyesi ülkelerin para politikasında ve döviz kurunda işbirliği yapmaları ya da ortak bir para birimi ve birlik için tek elden para politikasını yürütecek merkezi bir otoritenin varlığı ile gerçekleştirilir. Ekonomik birliklerde, para politikasındaki işbirliğinin yanı sıra, maliye politikası, istihdam ve sosyal güvenlik politikası gibi ekonomi politikasının diğer alanlarında da işbirliği sağlanır. Son olarak, siyasi birliklerde ülkelerin neredeyse tek bir piyasaymış gibi hareket etmeleri söz konusudur.

Ekonomik birlikte görülen yakın işbirliğinin yanı sıra, ulusal bütçelerin merkezileştirilmesi ve merkezi parlamentoya karşı sorumlu bir maliye otoritesinin varlığı gerekmektedir.6

A. Gümrük Birliği Teorisinin Gelişimi7

Gümrük birlikleri teorisi ilk olarak iktisatçı Jacob Viner tarafından yapılan çalışmalar ile ortaya çıkmıştır. Ancak bunun öncesinde Adam Smith, Robert Taussing ve Frank William Torrens tarafından da ele alınmıştır. “Ulusların Zenginliği” isimli kitabında Adam Smith, gümrük birliğinin yararlarından söz etmiştir. İki ülkenin aralarında gümrük vergilerini kaldırması ve üçüncü ülkelere karşı gümrük vergisi uygulamaları sonucunda, iki ülkedeki üretici ve satıcıların bundan fayda elde edeceğinden bahsetmiştir. Karşılıklı tarife indirimlerini ele alan

6 Ibid., ss. 57-92.

7 Daha fazla bilgi için bakınız. Arzu S. Akkoyunlu, “Geleneksel Gümrük Birliği Teorisi,” Hacettepe Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 16, Sayı 1-2, Ankara, Siyasal Yayıncılık, 1998, ss. 171-190. Ardian Harri, Theoritical and Emprical Aspects of the Economic Integration and Trade Liberalization, 1998, s. 5,< http://acit- al.org/publications/Research_papers/dec_2003_A_Harri.pdf >, (23/05/2006). Dura ve Atik, op.cit., s.

8. Alfred Tovias, The Theory Of Economic Integratıon : Past And Future,

<http://www.ecsanet.org/conferences/ecsaworld2/tovias.htm>, (03/05/2006).

(14)

Robert Taussing, tarife indirimlerinin fayda ve maliyetinin bu ülkelerin dış ticaretteki paylarına bağlı olduğunu ileri sürmüştür. Frank William Torrens ise, iki ülke arasındaki tarife indirimlerinin faydasının, birkaç ülkenin tarife indirimi uygulamasından elde edeceği faydadan daha fazla olduğundan ve serbest ticaretin politik bağımlılık yaratacağından bahsetmiştir.

1954’de Tinbergen pozitif ve negatif bütünleşme kavramlarını ortaya atmıştır.

Balassa ise, 1961 yılında serbest ticaret alanı, gümrük birliği, ortak pazar, ekonomik birlik ve tam ekonomik entegrasyon olmak üzere iktisadi bütünleşmelerin safhalarından bahsetmiştir.

Gümrük birliği ile ilgili olarak yapılan ilk bağımsız çalışma iktisatçı Jacob Viner tarafından yapılmıştır. 1950 tarihli “Gümrük Birliği Yaklaşımı” (“The Customs Union Issue”) adlı makalesinde gümrük birliğini ayrıntılı bir şekilde ele almıştır. Viner’in bu çalışmasıyla, ekonomik bütünleşmeler, iktisat teorisinin ayrı bir dalı haline gelmiştir. Viner, gümrük birliğinin üretim etkilerini incelemiş; “ticaret yaratma” ve “ticaret saptırma” kavramlarını geliştirmiş; gümrük birliklerinin dünya refahı üzerindeki etkilerini bu kavramlar yardımıyla açıklamıştır.

Viner’ın çalışmasını J. E. Meade’in “Gümrük Birlikleri Teorisi” (“The Theory of Customs Union”) makalesi izlemiştir. Meade, Viner’ın analizlerine tüketim etkilerinin analizini de eklemiştir. Ayrıca, standart dış ticaret modellerinden farklı olarak, üretimde her zaman sabit maliyetlerin söz konusu olmayacağından bahsetmiştir. Meade’in ortaya koyduğu tüketim etkisi daha sonra 1960 yılında Lipsey ve 1965 yılında Corden tarafından da ortaya konmuş, Viner’ın talebin fiyat esnekliğini sıfır olarak alması nedeniyle tüketim etkisini ihmal ettiği savunulmuştur.

Bu görüş daha sonraları 1972’de Krauss ve 1976’da Michealy tarafından da desteklenmiştir.

1960’lı yılların ikinci yarısında ise, iktisatçılar, gümrük birliğinin kuruluş nedenlerini sorgulamışlardır. 1965 yılında Cooper ve Massel tarafından, tek taraflı gümrük vergisi indiriminin gümrük birliğine gidilmesinden, daha üstün olduğu

(15)

ortaya atılmıştır. Johnson ise, 1965 yılında, Cooper ve Massel’den farklı olarak aynı sonuçlara ulaşmıştır. Aynı şekilde, 1979 yılında Berglas ülkelerin tercihli ticaret anlaşmaları ile elde edecekleri kazancın, tek taraflı gümrük vergisi indirimi ile elde edilebileceğini ortaya atmıştır.

1981 yılında Wonnacutt ve Wonnacutt, Cooper ve Massel ile Berglas tarafından yapılan bu çalışmaları eleştirmiştir. Cooper ve Massel’in üçüncü ülkelerdeki gümrük vergilerinin dikkate almadıklarını, bu nedenle analizlerinin yanlış olduğunu ileri sürmüştür.

Diğer taraftan, Vanek-Kemp tarafından 1965 ve 1969 yıllarında yapılan analizlerle, üç ülke ve iki mallı bir model çerçevesinde, gümrük birliğinin refah etkisinin açıklanmasına yönelik çalışmalar yapılmıştır. Sonuç olarak, Vanek, gümrük birliği öncesi dönemde, birlik dışı ülke ile ticaret yapan birlik üyesi ülkenin refahında azalma olacağını ortaya koymuştur. Kemp de aynı sonuca ulaşmıştır. Vanek, birlik dışı ülkelerin bu refah kaybının tazmin edilmesi için bir tazmin edici gümrük tarifesi önermiştir. Bu önerme, Kemp (1969), Ohayama (1972), Kemp ve Wan (1976) tarafından da incelendiği için, Vanek-Kemp-Ohayama- Wan olarak adlandırılmıştır.

Reizman gümrük birliğinin refah etkilerini, üç ülkeli ve üç mallı bir model çerçevesinde incelenmiştir. Bu 3x3 modelini, Corden (1976) ve Lipsey (1960) benimsemişlerdir. Bu çalışmalardan Corden, gümrük birliği öncesinde, birlik üyesi ülke ile birlik dışı ülkeden ithal edilen malların ikame edildiği ve bu mallara uygulanan gümrük vergilerinin farklılaştığı durumda gümrük birliği sonrası ithalat kalıbındaki değişmenin refah artışına yol açtığını göstermektedir. Buna “ithalat kalıbı etkisi” adını verilmektedir. Ethier ve Horn ise, 1989 yılındaki çalışmaları ile, ticaret yaratıcı ve ticaret saptırıcı etkilerinin, “ticaret değiştirme etkisi” ile desteklenmesi gerektiğini ortaya koymuşlardır.

Gümrük birliğinin dış ticaret hadleri üzerindeki etkileri konusunda ise, Viner sonrasında, 1955’de Meade, 1968 yılında Arnt çalışmalarda bulunmuştur ve birliğe üye ülkelerin pazarlık güçlerini artırdıklarını ortaya koymuştur. Ayrıca, 1964’de

(16)

Mundell, 1962’de Johnson, 1972’de Blackhurst ve 1979’da Reizman, gümrük birliği ile kurulması sonucu birlik dışı ülkeye karşı dış ticaret hadlerinde iyileşme olacağını göstermişlerdir.

B. Gümrük Birliğinin Statik Etkileri8

Gümrük birliklerinin statik etkileri, teknoloji seviyesinin ve ekonomik yapının sabit kalması varsayımı altında, üretim faktörlerinin yeniden dağıtılması sonucunda ortaya çıkacak etkilerdir. Statik etkiler genel olarak, ekonomik yapının ve teknoloji seviyesinin uzun süre sabit kalmaması nedeniyle, bir defada ortaya çıkan etkilerdir.

1. Üretim Etkisi

Viner üretim etkilerini “ticaret yaratıcı” ve “ticaret saptırıcı olarak ele almaktadır. Bu etkileri ele alırken bazı basitleştirici varsayımlarda bulunmak gerekmektedir. Bu varsayımlar şunlardır:

i. Mal ve faktör piyasalarında tam rekabet şartlarının varlığı ii. Ekonomideki tüm faktörlerin tam istihdam edilmesi

iii. Ülke içerisinde tüm faktörlerin tam hareketli, ülkeler arasında ise hareketsiz olması

iv. Fiyatların maliyetler tarafından belirlenmesi

v. Analizlerde “ev sahibi”, “diğer ülke” ve “dış dünya” olmak üzere üçlü bir yapının kullanılması.

Bir bölge içinde ticaret engelleri kaldırılınca, bu bölgeyi oluşturan ülkeler arasında dış ticaret hacmi genişler ve üretim daha etkin ellerde toplanır. Buna gümrük birliklerinin ticaret yaratıcı etkisi adı verilir. Ticaret yaratıcı etki gümrük birliklerinin dünya refahı üzerindeki olumlu yönüdür. Ticaret yaratıcı etki, gümrük birliği dolayısıyla üye ülkelerdeki yüksek maliyetli üretimin yerine, birlik içerisindeki daha verimli ülkenin üretiminin geçmesi sonucu oluşur. Bu birlik içerisindeki karşılaştırmalı üstünlüklere uygun uzmanlaşmanın sonucudur. Ticaret

8 Daha fazla bilgi için bakınız. A. M. El-Agraa, The European Union: History, Institutions, Economics and Policies, 5. Baskı, Great Britain, Prentice Hall Europe, 1998. Halil Seyidoğlu, Uluslararası İktisat Teori ve Uygulama, 15. Baskı, İstanbul, Kurtiş Matbaası, 2002, ss. 206-208.

Ramazan Kılıç, Türkiye-AB İlişkileri ve Gümrük Birliği, Ankara, Siyasal Kitabevi, 2002, s. 33.

(17)

yaratıcı etkinin büyüklüğü, gümrük birliğine üye ülkelerdeki refah artışına bakılarak tespit edilebilir. Ancak, gümrük birliğine üye ülkelerdeki net refah artışını görebilmek için, gümrük birliklerinin ticaret saptırıcı etkisi de dikkate alınmalıdır.

Bölge içerisinde gümrüklerin kaldırılması ve dışarıya karşı ortak bir gümrük tarifesinin uygulanması bölge içi ticareti geliştirirken, bölge dışı ticareti olumsuz bir şekilde etkileyebilir. Böylece bölge içi ticaret, bölge dışı ticaret aleyhine genişlemiş olur. Buna gümrük birliklerinin ticaret saptırıcı etkisi adı verilir. Gümrük birliğinin kurulması ile en verimli üreticinin dışarıda kalması ve birlik ülkelerinin bu ülkeden yapmakta olduğu ithalatın sona ermesi ile ortaya çıkan ticaret saptırıcı etki sonucunda, kaynakların verimliliği görece azalır ve dünya refahında olumsuz bir etkide bulunur.

Bu durumda gümrük birliklerinin net refah etkisinin hangi yönde olacağı bazı koşulların gerçekleşmesine bağlı olmaktadır. Bu koşullar şu şekilde sıralanabilir:

i. En düşük maliyetli ülkenin birliğe katılması durumunda ticaret saptırıcı etki ortaya çıkmaz.

ii. En düşük maliyetli ülkenin birlik içerisinde yer alma olasılığı ise, birlik üyesi ülke sayısı arttıkça artar.

iii. En az maliyetli ülkenin birlik dışında kalması durumunda, eğer ortak gümrük tarifesi yeterince düşük tutulursa, ticaret saptırıcı etki önlenebilir.

iv. Gümrük birliğinin kurulmasından önce bir mal, üye ülkelerin hiçbiri tarafından üretilmiyorsa, ne ticaret yaratıcı ne de ticaret saptırıcı etki ortaya çıkar.

v. Birlik üyesi ülkeler coğrafi olarak birbirlerine ne kadar yakınlarsa, ulaşım maliyetlerinin düşük olması nedeniyle, ticaret yaratıcı etki artar.

vi. Üye ülkelerin ekonomilerinin, birleşme öncesinde tamamlayıcı ya da rekabetçi olmaları önem taşımaktadır. Eğer iki ülkede gümrüklerle korunan endüstriler birbirlerinin benzeri ise, bu ekonomiler rekabetçi sayılırlar. Eğer korunan endüstriler, birbirlerinden farklı ise, bu ekonomiler tamamlayıcıdırlar. Bu durumda, gümrük birliği üyesi

(18)

ülkeler ne kadar rekabetçilerse, sağlanacak fayda o kadar fazla olur.

Çünkü, tarifeler kaldırınca, birlik içerisinde üretim düşük maliyetli ülkeye kayar. Tamamlayıcı ekonomilerde ise, gümrük birliği ticaret yaratıcı bir etkide bulunmazlar.

2. Tüketim Etkisi

Tüketim etkisinin olumlu yönde oluşması, ticaret yaratıcı etkinin varlığına bağlıdır. Eğer birlik üyesi bir ülke, bir malı birlik üyesi olmadan önce kendisi üretirken, gümrük birliği üyeliği sonucu tarifelerin kalkması ve daha düşük maliyetle üreten ülkeden o malı ithal ederse, olumlu tüketim etkisi ortaya çıkar. Bu durumda, ülkede o malın fiyatı, gümrük birliği öncesi döneme göre ucuzlamış olur ve böylece tüketim miktarı artar.

Ticaret saptırıcı etkinin varlığı durumunda ise, olumsuz tüketim etkisi ortaya çıkar. Eğer ülke, gümrük birliği kurulmadan önce ilgili malı en ucuz üreten ülkeden ithal ediyorsa, gümrük birliği kurulduktan sonra ilgili malı daha yüksek maliyetle üreten birlik üyesi bir ülkeden yapmaya başlarsa, malın fiyatı görece artmış olur. Bu durumda, tüketim azalır.

C. Gümrük Birliğinin Dinamik Etkileri9

Gümrük birliklerinin statik etkileri, tarifelerin kaldırılması sonucunda ortaya çıkan dış ticaret hacmi ve refah seviyesinde meydana gelen değişimlerle ilgilidir.

Küçük ülke piyasalarının yerine, gümrük birliği ile birlikte daha geniş piyasaların oluşması, bazı dinamik etkiler doğurabilir. Gümrük birliğine giden ekonomilerde, üretim kapasitesi ve kaynakların dağılımı değişime uğrar. Zaman içerisinde kişi başına gelir artar; istihdamın ve dış ticaretin yapısı değişir.

1. Dış Rekabetin Artması

Dış ticarete konan gümrük tarifeleri, kotalar ve eş etkili uygulamalar, tekelleşmeyi ve verimliliği düşük işletmeleri özendirir. Birlik içerisinde dış ticaret

9 Daha fazla bilgi için bakınız. Dura,op. cit, ss. 1-18. Seyidoğlu, op. cit., ss. 206-208.

(19)

kısıtlamalarının kaldırılması, yerli üreticileri dış piyasa rekabetiyle karşı karşıya getirir. Böylece verimliliği düşük üreticiler endüstriyi terk eder ve ancak rekabete dayanacak kadar verimli çalışanlar faaliyetlerini sürdürebilirler.

2. Ölçek Ekonomileri

Üretim hacminin geniş bir piyasanın ihtiyaçlarını karşılayacak biçimde artırılması, ölçek ekonomilerinden yararlanılmasına yol açar. Büyük ölçekli üretimin doğurduğu maliyetleri düşürücü etkenler içsel ölçek ekonomileri ve dışsal ölçek ekonomileri olarak ikiye ayrılır. İçsel ölçek ekonomileri, işletmenin kendisinden kaynaklanmaktadır. Örneğin, geniş bir piyasa, işletmenin daha ileri teknolojik yöntemler uygulamasına olanak sağlar. Kitlesel üretim yapılması nedeniyle pazarlama fonksiyonları daha büyük hacimlerde gerçekleştirilir; daha az stok bulundurulur. Ayrıca üretim, planlama, yönetim, araştırma ve geliştirme gibi faaliyetler için ileri derecede kalifiye eleman çalıştırma olanağı elde edilir. Tüm bunlar, işletme maliyetlerinde tasarrufa yol açar.

Dışsal ölçek ekonomileri ise, piyasa hacminin genişlemesi sonucu işletme dışı tasarrufların oluşmasıdır. Bunlar, işletmenin bağlı bulunduğu endüstri dalının genişlemesinden kaynaklanır. Hızla gelişen bir sanayi karşısında eğitim kurumları, çeşitli endüstri dallarının ihtiyacı olan teknik eleman ve yöneticiler yetiştirirler.

Böylece firmalar, teknik işgücünü kendileri eğitmekle yapacakları masraftan kurtulurlar. Bir sanayinin gelişmesi, o alandaki teknik bilgilerin ilerlemesine ve hızla yayılmasına yol açar. Bunun yanı sıra, kitlesel üretim karşısında endüstriye hammadde sağlayan işletmeler de ileri teknoloji ve büyük ölçekli üretim yöntemlerini kullanmaya başlarlar. Bu ise, hammadde ve ara-mallarının, bollaşmasına, kalitesinin yükselmesine ve fiyatlarının ucuzlamasına neden olur.

Ayrıca, ulaşım, enerji, mali kurumlar gibi alt yapı hizmetlerinde gelişme sağlanır.

3. Teknolojik İlerleme

Gümrük birlikleri, üye ülkelerin teknolojik ilerleme hızlarını yükseltir. Geniş bir piyasa, büyük işletmelerin kurulmasına yol açar. Bu da, bir yandan yurtdışından

(20)

ileri tekniklerin aktarılmasına, öte yandan da işletmelerin araştırma ve geliştirme faaliyetlerine daha fazla kaynak aktarmalarına olanak verir.

4. Yatırımları Özendirme

Gümrük birlikleri, kaynakların etkinliğini, dolayısıyla milli geliri yükseltir.

Milli gelirdeki büyüme de tasarrufları ve yatırımları artırır. Gümrük birlikleri tarifelerin yeniden yükselmeyeceği konusunda işadamlarına güven sağlayarak yatırımların riskini azaltır ve karlılığı yükseltir. Bunun dışında, piyasa hacminin genişlemesi, birlik içerisinde üretimin daha etkin ellerde toplanmasına ve bölgeye önemli ölçüde yabancı sermaye yatırımının çekilmesine neden olabilir.

5. Kaynak Hareketliliği

Birlik çapında emek ve sermayenin hareketliliğindeki artış, bölge içerisinde kaynakların daha etkin kullanılmasına yol açar. Bu da, verimliliği ve refahı yükseltici bir etkide bulunur.

6. Döviz Rezervlerinin Artması

Gümrük birliğine giden ülkelerin pazarlık gücünün artması sonucunda, ticaret hadleri, gümrük birliğine giden bu ülkelerin lehine çevrilir. Bu, ithalat fiyatlarının düşmesi ve ihracat fiyatlarının artması anlamına gelmektedir. Bunun bir sonucu olarak, ithalat yapılan ülkelere ödenen döviz miktarı azalırken, ihracat sonucunda ülkeye girecek olan döviz miktarı artmış olur.

7. Sanayileşme Hızının Artması

Gümrük birliğinin üye ülkelerin sanayileşmesine katkısı iki şekilde olmaktadır. Bunlardan birincisi, gümrük birliğinin mevcut sanayilerin gelişmesini sağlamasıdır. Gümrük birliğine giden ekonomilerde gümrük tarifelerinin kaldırılması, bu ülkelerdeki sanayilerin daha rekabetçi bir ortamda bulunmalarına yol

(21)

açar. Bunun sonucu olarak, yerli sanayinin birlik içerisindeki diğer sanayiler ile rekabet edebilmek için kalitelerini artırır.

Gümrük birliğinin sanayileşme üzerindeki ikinci etkisi, yeni sanayilerin kurulmasını teşvik etmesidir. Gümrük birliğine giden ülkelerin mukayeseli üstünlüğe sahip oldukları malların üretiminde uzmanlaşmaları, ileriye ve geriye bağlantı etkileri nedeniyle yeni sanayi dallarının kurulmasını teşvik edecektir.

II. TÜRKİYE-AVRUPA BİRLİĞİ GÜMRÜK BİRLİĞİ

Bilindiği üzere, Türkiye – AB ilişkileri, Türkiye’nin 31 Temmuz 1959 tarihinde, tam üyelik başvurusu ile başlamıştır. Bu başvuru üzerine, 1963 yılında imzalanan Ankara Antlaşması ile, üç aşamalı bir entegrasyon modeli öngörülmüştür.

1970 yılında imzalanan Katma Protokol, gümrük birliğinin geçiş aşamasını düzenlemiştir. Bu Protokolün yürürlüğe girmesi ile, AB tarafından sanayi ürünleri ile işlenmiş tarım ürünleri üzerindeki gümrük vergileri ve kotalar indirilmiştir.

Türkiye’nin ise gümrük vergilerinde yapacağı indirimler, takvime bağlanmıştır.

Ancak, 1982 yılında AB’nin Türkiye ile ilişkilerini dondurma kararı alması, entegrasyon sürecini aksatmıştır. 1987 yılında, Türkiye’nin ikinci üyelik müracaatı ile, AB ile ilişkiler yeniden başlamıştır. Nihai olarak, Ortaklık Komitesinin 1995 yılında gerçekleştirdiği toplantıyla, 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı (OKK) ile gümrük birliği tamamlanmıştır. 1999 yılı Aralık ayında gerçekleştirilen Avrupa Konseyi Zirve Toplantısında ise Türkiye’ye adaylık statüsü tanınmıştır. Bu gelişmeleri takiben, 3 Ekim 2005 tarihi itibariyle Türkiye AB müzakere süreci başlamıştır. Nihai durumda, tarama süreci tamamlanmış, Bilim ve Araştırma müktesebat başlığında, müzakereler açılıp geçici olarak kapatılmıştır (1 Ocak 2007 itbariyle).

Türkiye ile AB arasında oluşturulan gümrük birliğinin gelişimi, Türkiye’nin 31 Temmuz 1959 tarihinde AB’ye katılmak için müracaat etmesiyle başlamıştır. Dört yıl boyunca gerçekleştirilen görüşmeler sonucu, “Türkiye ile AET Arasında Bir Ortaklık Yaratan Antlaşma” 12 Eylül 1963 tarihinde imzalanarak, 1 Aralık 1964

(22)

tarihinde yürürlüğe girmiştir. İmzalandığı yer itibariyle söz konusu antlaşma, Ankara Antlaşması (AA) olarak anılmaktadır.

Ankara Antlaşması, şu kısımlardan oluşmaktadır: 10

• Başlangıç

• Kısım I: İlkeler

• Kısım II: Geçiş Döneminin Uygulanmaya Konması o Bölüm 1: Gümrük Birliği

o Bölüm 2: Tarım

o Bölüm 3: Ekonomik Nitelikteki Sair Hükümler

• Kısım III: Genel ve Son Hükümler

• Protokol No 1: Geçici Protokol

• Protokol No 2: Mali Protokol

• Son Senet

• Niyet Bildirisi (1 Adet)

• Yorum Bildirisi (2 Adet)

• Federal Almanya Cumhuriyeti Hükümetinin Bildirileri (2 Adet)

• Antlaşmanın İmzası Sırasında İki Heyet Başkanı Arasında Teati Edilen Mektuplar

Başlangıç, birinci, ikinci ve üçüncü kısımlardan oluşan Esas Antlaşma 33 madde, Geçici Protokol 9 madde ve Mali Protokol ise 11 maddeden oluşmaktadır.

Esas Antlaşma, ilgili protokoller, bildiriler ve adı geçen mektuplar Ankara Antlaşmasının bir parçası olarak kabul edilmiş ve Son Senet imzalanmıştır.

Antlaşmanın amacı, Kısım I’de “İlkeler” bölümünde ikinci maddenin ilk paragrafında ifade edilmiştir. Buna göre: “Antlaşmanın amacı, Türkiye ekonomisinin hızlandırılmış kalkınmasını ve Türk halkının çalıştırılma seviyesinin ve yaşama şartlarının yükseltilmesini sağlama gereğini tümü ile göz önünde bulundurularak,

10 T.C Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı, Ankara Anlaşması ve Katma Protokol - Avrupa Topluluklarına İlişkin Temel Belgeler, Cilt 2, 1993, ss. 9-56,

<http://www.dpt.gov.tr/abigm/tabi/oakp/Ankara%20Anlasmasi%20ve%20Katma%20Protokol.pdf>, (25/12/2005).

(23)

Taraflar arasındaki ticari ve ekonomik ilişkileri aralıksız ve dengeli olarak güçlendirmeyi teşvik etmektir.”

Antlaşma’nın ilkeleri ise, giriş bölümünde sıralanmaktadır. Buna göre:

- Hızlandırılmış bir ekonomik kalkınma ve uyumlu bir biçimde ticaretin artırılması ile Türk ekonomisi ve Topluluk üyesi devletler ekonomileri arasındaki açığı kapatmak,

- Türk halkı ile AT üyesi ülke vatandaşları arasında sıkı bağlar kurmak, - Türk halkının yaşam seviyesinin yükseltilmesi çabasına destek vermek

suretiyle, Türkiye’nin ileride Topluluğa “tam üye” olmasını kolaylaştırmak,

- Roma Antlaşması’nın esinlendiği ülküyü birlikte izleyerek, barış ve hürriyet güvencesini pekiştirmektir.

Madde 2’nin üçüncü fıkrası, ortaklığın aşamalarını “hazırlık dönemi”, “geçiş dönemi” ve “son dönemi” olarak sınıflandırmıştır. Hazırlık dönemine ilişkin esaslar, Antlaşmanın üçüncü maddesi, geçici protokol ve mali protokolde yer almaktadır.

Türkiye’nin geçiş döneminde ve son dönemde kendisine düşecek yükümlülükleri üstlenebilmesi için, Topluluğun yardımı ile ekonomisini güçlendireceği hazırlık döneminin, geçici protokolde öngörülen usullere uygun uzatmalar dışında, en az beş yıl en çok da on yıl sürmesi hedeflenmiştir. (AA md.3)

Hazırlık döneminde, Topluluk üyesi devletleri, Türkiye’nin ihraç ettiği mallar arasında ilk dört sırayı oluşturmaları nedeniyle, Türkiye kaynaklı ve Türkiye çıkışlı ham ve mamul olmayan tütün, kuru üzüm, kuru incir ve fındık ithalatları için, yıllık tarife kontenjanları açmaları kararlaştırılmıştır. Geçici protokolde, bu ürünlere uygulanacak vergilere ilişkin hükümler yer almıştır. Ayrıca, söz konusu ürünlere uygulanacak tavizler ortak tarım politikası açısından ele alınmıştır. Hazırlık dönemi ile birlikte, akit taraflara yerleşme hakkı, hizmet edimi, ulaştırma ve rekabet ile ilgili her çeşit güçlüğün Ortaklık Konseyi’ne getirilmesi dile getirilmiştir. (AA Geçici Protokol Md.1-10)

(24)

Hazırlık dönemi içerisinde, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkıda bulunacak çeşitli yatırım projeleri için 175 milyon ECU’luk kredi kullanma imkanı Mali Protokol ile sağlanmıştır. Avrupa Yatırım Bankası’na sunulacak bu projelerin, Türk ekonomisinin verimliliğini artırıcı, Antlaşmanın amaçlarının gerçekleştirilmesine faydalı ve Türk kalkınma planı çerçevesinde yer alacak şekilde olması hedeflenmiştir. (Mali Protokol Md. 1-8)

Antlaşmanın yürürlüğe girmesini izleyen dördüncü yılın sonunda, Ortaklık Konseyi11, Türkiye’nin ekonomik durumunu göz önünde bulundurarak, geçiş döneminin gerçekleşme şartları, usulleri, sıra ve süreleri ile hükümlerinin bir Katma Protokol ile tespit edip edemeyeceğini incelemesi Geçici Protokol’ün birinci maddesinde karara bağlanmıştır. Bu maddede aynı şekilde, Katma Protokolün tespit edilememesi durumunda izlenecek usul belirlenmiştir.

Katma Protokolün, hazırlık döneminin dördüncü yılının sonunda belirlenememesi üzerine, hazırlık dönemi üç yıl uzatılmıştır. Bu uzatılan süre içerisinde, Topluluk ile yeniden müzakerelere başlanmış ve 23 Kasım 1970 tarihinde Katma Protokol imzalanmıştır.12 Üye ülkelerin Parlamentoları tarafından onaylanması gereken Katma Protokolün ticari hükümleri, onay işlemlerinin zaman alacağı düşüncesiyle ayrıca akdedilen Geçici Anlaşma ile 1 Eylül 1971 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu anlaşmayla, hazırlık dönemi sona ermiş ve geçiş dönemi fiilen başlamıştır. Geçiş döneminin hukuken başlaması ise, Katma Protokolün 1 Ocak 1973 tarihinde imzalanması ile gerçekleşmiştir. Bir başka ifadeyle, gümrük indirimlerinin gerçekleştirilmesine yönelik Topluluk yükümlülükleri 1971’de, Türkiye’nin bu alandaki yükümlülükleri ise 1973’de başlamıştır.13

11 Ortaklık organlarından biri olan Ortaklık Konseyi, Ankara Anlaşmasının altıncı maddesine göre kurulmuştur. Buna göre, Ortaklık rejiminin uygulanmasını ve gittikçe gelişmesini sağlamak için akit taraflar, anlaşma ile verilen görevlerin sınırları içinde eylemde bulunan bir Ortaklık Konseyinde toplanırlar. Ortaklık Konseyinin esas ve işleyişine ilişkin hükümler, anlaşmanın “Genel ve Son Hükümler” kısmında karara bağlanmıştır.

12 T.C Başbakanlık Devlet Planlama Teşkilatı, “Ankara Anlaşması ve Katma Protokol,” Avrupa Topluluklarına İlişkin Temel Belgeler, Cilt 2, 1993, ss. 57-172,

<http://www.dpt.gov.tr/abigm/tabi/oakp/Ankara%20Anlasmasi%20ve%20Katma%20Protokol.pdf>, (25/12/2005).

13 DTM ve TOBB, Avrupa Birliği ve Türkiye, Beşinci Baskı, Ankara, Doğuşum Matbaacılık, 2002, ss. 333-335.

(25)

Geçiş dönemine ilişkin temel amaçları ve süresi Ankara Antlaşmasının dördüncü maddesinde sayılmıştır. Buna göre; istisnalar saklı kalmak üzere en fazla 12 yıl sürmesi hedeflenen geçiş döneminde akit taraflar, karşılıklı ve dengeli yükümlülükler esası üzerinden,

- Türkiye ile Topluluk arasında bir gümrük birliğinin gittikçe gelişen şekilde yerleşmesini,

- Ortaklığın iyi işlemesini sağlamak için, Türkiye’nin ekonomik politikalarının Topluluğun politikalarına yaklaştırılmasını, bunun için de gerekli ortak eylemlerin gerçekleştirilmesini sağlayacaklardır.

Ankara Antlaşmasının ikinci kısmında ise, geçiş döneminin uygulanmaya konması ile ilgili hükümler yer almaktadır. İkinci kısmın birinci bölümü gümrük birliğinin kapsamını belirlemiştir. Buna göre, mal alışverişlerinin tümünü kapsayan gümrük birliği, Topluluk üyesi devletlerle Türkiye arasında, ithalatta olduğu gibi ihracat gümrük vergileri ve eş etkili resimlerin ve miktar kısıtlamalarının, milli üretime, Antlaşmanın hedeflerine aykırı bir koruma sağlamayı gözeten her türlü eşit etkili başka her türlü tedbirin yasaklanmasını; Türkiye’nin üçüncü memleketlerle ilişkilerinde, Topluluğun Ortak Gümrük Tarifesinin kabulünü ve Toplulukça dış ticaret konusunda uygulanan sair mevzuata yaklaşmayı kapsar. İkinci bölümde ise, ortaklık rejiminin, Topluluğun ortak tarım politikasını göz önünde bulunduran özel usullere göre, tarım ve tarım ürünleri alışverişini de kapsadığı belirtilmiştir. Üçüncü bölümde yer alan ekonomik nitelikteki sair hükümler doğrultusunda, serbest işçi akımı, yerleşme serbestisi, hizmet edimi serbestisi, rekabet, vergileme ve mevzuat yaklaştırmasının gerçekleştirilmesi, kambiyo kurları konusunda Ortaklık amaçlarına elverişli bir politikanın uygulanması, fiyat istikrarı içerisinde sürekli büyüme sağlanması için gerekli ekonomi politikalarının uygulanması, sermaye hareketlerinin kolaylaştırılması ve üçüncü ülkelere karşı ticaret politikalarının uyumlaştırması konuları karara bağlanmıştır.

(26)

Geçiş dönemine ilişkin olarak hazırlanan ve geçiş döneminin gerçekleşme şartları, usulleri, sıra ve süreleri ile hükümlerinin yer aldığı Katma Protokol şu bölümlerden oluşmaktadır:

• Başlangıç

• Kısım I: Malların Serbest Dolaşımı o Bölüm I: Gümrük Birliği

Kesim I: Türkiye ve Topluluk Arasında Gümrük Vergilerinin Kaldırılması

Kesim II: Ortak Gümrük Tarifesinin Türkiye Tarafından Kabulü

o Bölüm II: Akit Taraflar Arasında Miktar Kısıtlamalarının Kaldırılması

o Bölüm III: Ortak Tarım Politikasının Uygulama Alanına Konulması Sonucu Olarak Topluluğa İthali Özel Düzene Bağlı Ürünler

• Kısım II: Kişilerin ve Hizmetlerin Serbest Dolaşımı o Bölüm I: İşçiler

o Bölüm II: Yerleşme Hakkı, Hizmetler ve Ulaştırma

• Kısım III: Ekonomi Politikalarının Yakınlaştırılması

o Bölüm I: Rekabet, Vergileme ve Mevzuatın Yakınlaştırılması o Bölüm II: Ekonomi Politikası

o Bölüm III: Ticaret Politikası

• Kısım IV: Genel ve Son Hükümler

• Ekler (6 Adet)

Ankara Antlaşmasının dördüncü maddesine dayanarak hazırlanan Katma Protokol ile, başlangıç bölümünde de arz edildiği gibi, geçiş dönemi süresince akit tarafların, karşılıklı ve dengeli yükümlülükler esası üzerinden, Türkiye ile Topluluk arasında gümrük birliğinin gitgide yerleşmesini ve Ortaklığın iyi işlemesini sağlamak amacıyla, Türkiye’nin ekonomik politikalarının Topluluğunkine yaklaştırılması ve bunun için gerekli ortak eylemlerin gerçekleştirilmesi amaçlanmıştır.

(27)

Katma Protokol, malların serbest dolaşımı başlığı altında gümrük birliğine ilişkin esasları ortaya koyar. Protokolün yürürlüğe girmesi ile akit taraflar karşılıklı ticari ilişkilerinde uyguladıkları gümrük vergileri ile eş etkili vergi veya resimleri artırmaktan sakınmaları öngörülmüştür. Protokolün sekizinci maddesi, Türkiye ve Topluluk arasında yürürlükte olan ithalat gümrük vergileri ile eş etkili vergi veya resimlerin giderek kaldırılmasını karara bağlamıştır. Dokuzuncu ve on birinci maddelerde ise, gümrük vergileri ile eş etkili vergi ya da resimlerin kaldırılmasına ilişkin şartlar yer almaktadır. Buna göre, Topluluk Protokolün yürürlüğe girmesi ile Türkiye çıkışlı ithalata uyguladığı gümrük vergileri ile eş etkili vergi ya da resimleri kaldırması; Türkiye’nin ise Protokolün 3 sayılı ekinde yer alan ürünler dışında, belli aralıklarla belirtilen sürelerde her indirimde %10 olacak şekilde indirimlerin yapılması ifade edilmiştir. Bu ekte sayılan ürünler için, yirmi iki yıllık bir dönem içerisinde, dört seferde yapılacak %5’lik, sekiz seferde yapılacak olan %10’luk indirimlerle vergilerin kademeli olarak kaldırılması öngörülmüştür.

Türkiye’nin Ortak Gümrük Tarifesine (OGT) uyumunda izlenecek usul Protokolün 17 ila 20’nci maddeleri arasında sayılmıştır. Buna göre, Türkiye’nin üçüncü ülkelerle olan ticari ilişkilerinde uyguladığı fiili vergileri yirmi iki yıllık süre sonunda OGT seviyesine kademeli olarak indirmesi hedeflenmiştir.

Geçiş dönemine ilişkin olarak, Katma Protokol ile birlikte Türkiye’ye 195 milyon ECU’luk kredi sağlayan II. Mali Protokol; “Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) Yetki Alanına Giren Maddelerle İlgili Anlaşma” ve “Son Senet”

imzalanmıştır. İngiltere, Danimarka ve İrlanda’nın AET’ye tam üyeliklerinin 1 Ocak 1973 tarihinde başlaması üzerine, 30 Haziran 1973 tarihinde “Tamamlayıcı Protokol”, “AKÇT Yetki Alanına Giren Maddelere İlişkin Tamamlayıcı Protokol” ve Tamamlayıcı Protokol’ün ticari hükümlerinin önceden yürürlüğe konmasını sağlayacak bir “Geçici Anlaşma” imzalanmıştır. Diğer taraftan, Yunanistan’ın Topluluğa katılmasıyla, Türkiye ile Yunanistan arasında 20 Nisan 1988 tarihinde

“Uyum Protokolü” imzalanmıştır. İspanya ve Portekiz’in 1986 yılında Topluluğa

(28)

katılmaları sonucu 23 Temmuz 1987 tarihinde Türkiye ile AET arasında Ortaklık yaratan anlaşmaya uyum amaçlı protokoller imzalanmıştır.

Türkiye Katma Protokolde öngörülen yükümlülüklerine uygun olarak, 1 Ocak 1973 ve 1 Ocak 1976 tarihlerinde gümrük vergileri 12 yılda kaldırılacak olan ürünlerde %10’arlık (toplam %20), 22 yılda kaldırılacak olan ürünlerde ise %5’erlik (toplam %10) gümrük indirimlerini uygulamaya koymuştur. Ocak 1978’de yapılması gereken indirimler ise, Katma Protokolün 60. maddesine dayanılarak ertelenmiştir.

Türkiye, 1988 yılından itibaren, ertelemiş olduğu gümrük vergisi indirimlerini uygulamaya yeniden başlamıştır, bu erteleme nedeniyle gümrük vergileri uyumunda 12 yılda uyum sağlanması hedeflenen ürün grubunun indirim takviminde 10 yıllık bir gecikme yaşanmıştır.14

Katma Protokolün yürürlüğe girdiği tarihte AB’nin OGT ortalaması %7, Türkiye’nin gümrük tarifeleri ortalaması ise %40-50 düzeyinde idi. Türkiye bu alandaki yükümlülüklerini de, gümrük indirimlerinde olduğu gibi ertelemiş ve OGT’ye uyum takvimini işletememiştir.15

Türkiye’nin 14 Nisan 1987 tarihinde tam üyelik başvurusunda bulunmuştur.

Üyelik başvurusundan sonra 1988 yılı Kasım ve Aralık aylarında yapılan görüşmeler sonucu, gümrük birliğinin tamamlanması için indirim ve uyum takvimi hızlandırılmış bir şekilde işletilmeye başlanmıştır. Üyelik başvurusunu müteakip, Komisyon tarafından, Türkiye ile işbirliğinin geliştirilmesine yönelik bir öneri paketi hazırlanmış ve bir bildiri ekinde 6 Haziran 1990 tarihinde Konseye sunulmuştur.

“Matutes Paketi” olarak da bilinen ve bir işbirliği programı öngören bu pakette, 1995 yılının sonuna kadar gümrük birliğinin gerçekleştirilmesi; gümrük birliği işbirliğine doğrudan ve dolaylı şekilde bağlı alanların bütününde işbirliğinin yoğunlaştırılması;

Mali işbirliğinin yeniden başlatılması ve siyasi işbirliğinin geliştirilmesi üzerinde öneriler yer almıştır.

14 İbid., ss. 333-335.

15 İbid..

(29)

Taraflar arasında teknik ve siyasi platformlarda yürütülen çeşitli görüşmeler sonucunda, 8 Kasım 1993’de alınan ortak kararla, Ankara Antlaşmasının beşinci maddesinde öngörülen “Son Döneme” geçilmesi kararına varılmıştır. Bu doğrultuda, Ortaklık Konseyinin 6 Mart 1995 tarihli toplantısında 1/95 sayılı Karar kabul edilmiştir. 1/95 sayılı OKK, 16 koşulları Katma Protokolde belirlenmiş geçiş dönemini sona erdirmekte, gümrük birliğinin henüz tamamlanmamış unsurları ile bu unsurların uygulanmasında etkinliğin artırılmasına yönelik tedbir ve takvimi içermektedir. 1/95 sayılı OKK, 1 Ocak 1996 yılında yürürlüğe girmiştir.

Türkiye ile AB arasında gümrük birliği oluşturulmuştur. 1 Ocak 1996’da yürürlüğe giren 1/95 sayılı OKK ile gümrük birliği başlamıştır. Bu karar, Ankara Antlaşması’na dayanmaktadır.17 Kararın başında, Ankara Antlaşmasına ve özellikle, Türkiye’ye tam üyelik perspektifi veren 28. maddeye gönderme yapılmıştır. Gümrük birliğinin tamamlanmasına ilişkin olarak alınan, 1/95 sayılı OKK, 66 madde, bazı maddelere ilişkin tek taraflı ya da ortak 17 adet bildiri, 10 ek ve iki mektuptan oluşmaktadır. Bu Kararda gümrük birliğinin son dönemine ilişkin olarak şu bölümler yer almaktadır:

• Başlangıç

• Kısım I: Malların Serbest Dolaşımı ve Ticaret Politikası

o Bölüm I: Gümrük Vergileri ve Eş Etkili Vergilerin Kaldırılması o Bölüm II: Miktar Kısıtlamalarının ve Eş Etkili Tedbirlerin

Kaldırılması

o Bölüm III: Ticaret Politikası

o Bölüm IV: Ortak Gümrük Tarifesi ve Tercihli Tarife Politikası o Bölüm V: Avrupa Topluluğunu Kuran Antlaşmanın II Sayılı

Ekinde Yer Almayan İşlenmiş Tarım Ürünleri

• Kısım II: Tarım Ürünleri

• Kısım III: Gümrük Hükümleri

16 Decision No 1/95 Of The EC-Turkey Association Council of 22 December 1995 on Implementing the Final Phase of the Customs Union (96/142/EC),

<http://www.deltur.cec.eu.int/_webpub/documents/gb%20ortakl%C4%B1k%20konseyi%20karar%C 4%B1.pdf>, (06/05/2006).

17 Sanem Baykal ve Tuğrul Arat, “AB’yle İlişkiler,” Türk Dış Politikası Kurtuluş Savaşından Bugüne Olgular, Belgeler, Yorumlar, der. Baskın Oran, Cilt II, 7. Baskı, İstanbul, İletişim Yayınları, 2004, s.340.

(30)

• Kısım IV: Mevzuatın Yakınlaştırılması

o Bölüm I: Fikri, Sınai ve Ticari Mülkiyetin Korunması o Bölüm II: Rekabet

A. Gümrük Birliğinin Rekabet Kuralları B. Mevzuatın Yakınlaştırılması

o Bölüm III: Ticari Koruma Araçları o Bölüm IV: Kamu Alımları

o Bölüm V: Doğrudan ve Dolaylı Vergilendirme

• Kısım V: Kurumsal Hükümler

o Bölüm I: AT-Türkiye Gümrük Birliği Ortaklık Komitesi o Bölüm II: Danışma ve Karar Usulleri

o Bölüm III: Uyuşmazlıkların Çözümü o Bölüm IV: Korunma Tedbirleri

• Kısım VI: Genel ve Nihai Hükümler

1/95 sayılı OKK’nın alındığı toplantıda ayrıca, taraflar arasındaki ilişkilerin Ortaklık Antlaşmasının öngörmediği alanlarda da güçlendirilmesini amaçlayan bir Tavsiye Kararı; Türkiye’nin üçüncü ülkelere karşı, 1 Ocak 2001 tarihine kadar OGT üzerinde vergi uygulayacağı hassas ürünleri içeren 2/95 sayılı OKK18 ve Türk ekonomisinin gümrük birliğine bağlı olarak geçireceği değişiklikler esnasında ihtiyaç duyacağı mali yardım ve işbirliğinin çerçevesini belirleyen Topluluk Deklarasyonu kabul edilmiştir.

2/95 sayılı OKK kapsamında, ağırlıklı olarak otomotiv sanayi ürünleri, deri ve köseleden bazı eşyalar, ayakkabı ve aksamı, porselen ve seramikten bazı sofra ve mutfak eşyası ve mobilya için, Türkiye’nin 1 Ocak 2001 tarihine kadar OGT üzerinde bir vergi uygulayabilmesine imkan tanınmıştır. Bu istisna ile, Türkiye’nin gümrük birliği yükümlülüklerinden bazı hassas sektörlerinin etkilenmemesi amaçlanmıştır.

18 Decision No 2/95 of The EC-Turkey Association Council on Temporary

Exceptions to Turkey's Application of the Common Customs Tariff in Respect of Third Countries, ss. 261-263, <http://ekutup.dpt.gov.tr/ab/okk2.pdf>, (04/03/2006).

(31)

Daha sonraları gümrük birliğine ilişkin olarak “Ticarette Teknik Engellerin Kaldırılmasına İlişkin Topluluk Mevzuatının Listesi ile Bu Mevzuatın Türkiye Tarafından Uygulanma Koşul ve Kurallarını Belirleyen 2/97 Sayılı OKK” ve “Tarım Ürünlerine İlişkin Ticaret Rejimine ilişkin 1/98 Sayılı OKK” kabul edilmiştir.

Gümrük birliği ile Türkiye’de hem ekonomik hem de sosyal anlamda bir dizi değişim yaşanmıştır. Gümrük birliği ile, malın niteliği açısından her iki taraftan gelecek sanayi ürünleri ve işlenmiş tarım ürünlerinin ticaretinde gümrük vergileri, kotalar ve eş etkili uygulamalar kaldırılmıştır. Malın menşei açısından ise, Türkiye ve Toplulukta üretilen mallar (1/95 sayılı OKK md. 3/1) ile üçüncü ülke çıkışlı ithal işlemleri tamamlanmış mallar (1/95 sayılı OKK md. 3/2) Türkiye’de veya Toplulukta serbest dolaşımda sayılmıştır. Ayrıca, ithalatta ve ihracatta uygulanan bu gümrük vergileri ve eş etkili vergilerin kaldırılmasıyla, tarafların yerlerine yeni ithalat ve ihracat vergileri ile eş etkili vergileri koymaktan kaçınacakları da karara bağlanmıştır (1/95 sayılı OKK md.4).

Gümrük birliğinin tamamlanması ile Türkiye’nin kendi gümrük tarifesini, Topluluğun Ortak Gümrük Tarifesine indirmesi de karara bağlanmıştır. Buna göre Türkiye’nin, hem üçüncü ülkelere karşı uyguladığı gümrük tarifesini Topluluğun düzeyine indirmesi, hem de Topluluğun ortak gümrük tarifesinde meydana gelecek her türlü değişikliği yansıtacak biçimde bir tarife uygulaması öngörülmüştür (1/95 sayılı OKK md. 13/1 ve md. 13/2).

Ortak Ticaret Politikasına uyum bağlamında ise, Topluluğun üçüncü ülkelerle olan ticaretini düzenleyen mevzuatın Türk mevzuatına aktarılması gerektiği hükme bağlanmıştır (1/95 sayılı OKK md. 12/1).

Gümrük birliği, Türkiye’nin üçüncü ülkelerle olan ticari ilişkilerini de etkilemiştir. Öncelikle, AB’den gelen ürünlerde ithalat vergilerinin kaldırılması ile ucuzlayan ürünlere yurt içi talepte bir artış olmuştur. Diğer taraftan, Türkiye’nin AB’nin ortak ticaret politikasını da üstlenmesi zorunluluğu sebebiyle, AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına da taraf olması söz konusu

(32)

olmuştur. Türkiye’nin, AB’nin ortak dış ticaret politikasını üstlenmesi sonucu, Serbest Ticaret Anlaşması imzaladığı ülkeler şunlardır: EFTA Ülkeleri (1992);

Bulgaristan (1999); Romanya (1998); Macaristan (1998); Çek Cumhuriyeti (1998);

Estonya (1998); İsrail (1997); Letonya (1998); Litvanya (1998); Makedonya (1999);

Polonya (2000); Romanya (1998); Slovakya (1998); Slovenya (1998); Hırvatistan (2003); Bosna Hersek (2006); Fas (2006); Filistin (2004); Mısır (2005); Arnavutluk (2006); Tunus (2005) ve Suriye (2007). Bu ülkelerden, bir kısmı ile ticari ilişkiler, AB’nin 1 Mayıs 2004 ve 1 Ocak 2007’deki genişleme dalgası sonucunda, AB’ye tam üye olmaları nedeniyle, gümrük birliği çerçevesinde yürütülmeye başlanmıştır.

Bunların da ötesinde, 1/95 sayılı OKK ile, Türkiye malların serbest dolaşımının sağlanmasının yanı sıra, teknik mevzuat uyumu, AB’nin tercihli gümrük rejimlerinin üstlenilmesi, Türkiye’nin Topluluk ortak tarım politikasına uyumu ve tarım ürünleri ticaretinde tercihli rejim uygulanması, Gümrük Kodu’na uyum ve karşılıklı idari işbirliği, mevzuatın yakınlaştırılması (Fikri, sınai ve ticari mülkiyetin korunması; gümrük birliğinin rekabet kuralları; ticari korunma araçları; kamu alımları; vergilendirme), kurumsal düzenlemelerin yapılması (Gümrük Birliği Ortak Komitesi; danışma ve karar usulleri; uyuşmazlıkların çözümü; korunma tedbirleri) alanlarında uyum yoluna gitmiştir. AB pazarı ve Türkiye pazarının tam anlamıyla entegrasyonu ve haksız rekabetin önüne geçirilmesi amacıyla, 1994 yılında çıkarılan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun kuruluş esaslarını belirlediği bağımsız yapıdaki Rekabet Kurumu faaliyete başlamıştır. Hukuki yükümlülüklerle birlikte, gümrük birliği ile ortaya çıkan yüksek rekabet ortamı, özellikle imalat sanayi açısından değişimler yaşanmasına neden olmuştur.

AB üyesi ülkeler ve AB’ye aday ülkeler arasında, AB’ye tam üye olmadan gümrük birliğine giden tek ülke Türkiye’dir. Ticaret açığının önemli ölçüde büyümesine rağmen, Türkiye gümrük birliğinden doğan sorumluluklarının büyük çoğunluğunu yerine getirmiştir. Türkiye ile AB arasında sanayi ürünleri ticaretinde gümrük vergileri 1 Ocak 1996 itibariyle sıfırlanmış ve üçüncü ülkelere karşı Ortak Gümrük Tarifesini uygulamaya başlamıştır. Ayrıca, 2/95 sayılı OKK ile sayılan hassas ürünlerin ithalatında OGT hadleri üzerinde uygulanan gümrük vergileri, 2001

(33)

yılı itibariyle OGT seviyesine indirilmiştir. 1 Ocak 2007 tarihi itibariyle yürürlüğe giren İthalat Rejimi de aynı çerçevede ve gümrük birliği yükümlülüklerin yanı sıra, Dünya Ticaret Örgütü bağlamındaki taahhütler ve üçüncü ülkelerle imzalanan serbest ticaret anlaşmalarının hükümleri dikkate alınarak hazırlanmıştır.19

Türkiye gümrük birliği kapsamında, AB tarafından üçüncü ülkelerden ithalatı düzenleyen kurallar ile ilgili çalışmalar yürütmektedir. Bu bağlamda, AB tarafından üçüncü ülkelere uygulanan miktar kısıtlamaları ve gözetim önlemleri, Türkiye tarafından da uygulanmaya başlanmıştır. Diğer taraftan, AB’nin en az gelişmiş ülkelere uyguladığı otonom tarife tavizlerinden oluşan “Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi Rejimi” üstlenilmiş, AB ile ticarette teknik engellerin kaldırılması, test ve belgelendirme alanında alt yapı düzenlemelerin yapılması için gerekli çalışmalar yapılmıştır. Teknik mevzuat uyumu kapsamında, tüketicin korunması ve ithalatın uluslararası kabul görmüş normlar çerçevesinde kontrol edilmesi konusunda hedefler belirlenmiştir. Bütün bunlara ek olarak, malların serbest dolaşımını güvence altına almak ve AB iç pazarına entegre olmak amacıyla devlet yardımları, fikri ve sınai mülkiyet hakları, vergilendirme gibi rekabeti doğrudan ilgilendiren hususlarda uluslararası normlara ve standartlara uyumluluk açısından ihtiyaç duyulan düzenlemeler hayata geçirilmiştir.20

19 DTM, Gümrük Birliği Ertesinde Gerçekleştirilen Uyum Çalışmaları, 2007,

<http://www.dtm.gov.tr/dtmweb/index.cfm?action=detay&yayinID=211&icerikID=313&dil=TR>, (04/07/2007).

20 İbid..

(34)

İKİNCİ BÖLÜM

GÜMRÜK BİRLİĞİ ÖNCESİ TÜRKİYE’DE OTOMOTİV SEKTÖRÜ (1990-1995)

I. OTOMOTİV SEKTÖRÜ VE ÖNEMİ

Dünyada otomotiv sanayinin oluşumu, 20. yüzyılın başlarına dayanmaktadır.

Seri imalata geçilmesi ile artan üretim ve talep, otomotiv üretiminin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile birlikte Avrupa kıtasına da yayılmasını sağlamış, ancak, otomotiv sektörünün Avrupa’daki gelişimi, II. Dünya Savaşı’nın başlaması ile duraklama dönemine girmiştir. Savaş sonrasında Avrupa’daki hızlı kalkınma süreci ile ulaştırma altyapısındaki gelişmeler, otomotiv sektörünün de gelişmesine yol açmış ve 1960’lı yıllarda Avrupa’nın üretimi ABD’dekine yaklaşmıştır. 1970’lerde ise, Japonya “yalın üretim” tekniği olarak adlandırılan yeni bir teknikle otomotiv piyasalarına girmeye başlamıştır. Bu dönemlerde, AET hızla gelişmiş ve otomotiv sektöründe önemli bir paya sahip olmuştur. Güney Kore firmaları ise, özellikle 1990’lı yıllarda dünya otomotiv piyasasına girmeye başlamışlardır. 21

Türkiye’de, otomotiv sanayinin gelişimi, büyük ölçüde Türk ekonomisinde yaşanan gelişmelerle bağlantılı olarak gelişmiştir. Bu nedenle, öncelikle Türk ekonomisinin son 25 yılına ilişkin kısa bir değerlendirme yapmak gerekmektedir.

1980 yılından sonra, Türkiye’de, ihracata yönelik sanayileşme politikaları, uygulanmaya başlanmıştır. Bu amaçla, gümrük duvarlarının indirilmesi, devalüasyonlarla paranın değerinin düşürülmesi, iç talebin ve işgücü maliyetlerinin düşürülmesi, ihracata doğrudan parasal destekler gibi uygulamalarda bulunulmuştur.

Bu dönemde, Türkiye’nin özellikle imalat sanayi ürünleri ihracatında artış yaşanmıştır. 1989 yılına gelindiğinde, sermaye hareketleri serbestleştirilmiştir.

Sermaye hareketlerinde serbestleşme sonucu, 1990 yılından sonra, spekülatif sermaye akımları, gelişmekte olan ülkelere doğru yönelmesi ile Türkiye’ye aşırı spekülatif sermaye girişi yaşanmıştır. Bu yönelim, yerli paranın yabancı para karşısında değerlenmesi, faiz oranının yükselmesi ve iç talebin artmasının dış açığı

21 İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), Gümrük Birliği Çerçevesinde Avrupa Birliği ve Türkiye’de Otomotiv Sektörü, Yayın No: İKV 154, İstanbul, 1999, s.1.

Referanslar

Benzer Belgeler

Şirket yetkililerinin mağdur olmamasını teminen anonim şirketlerde nama veya hamiline yazılı pay senedi ihraç edilmemiş ise imzaları noter tarafından tasdik edilmiş

GEÇİCİ MADDE 2 – (1) Bölgesi değiştirilen hizmet birimlerinde, yer değiştirme suretiyle atamaya tabi unvanlarda görev yapanlardan, halen görev yaptığı hizmet

(a) Yolluklu çalışma yapılan Gümrük Müdürlüklerinde Yolluk Programının kullanılması için, Gümrük Müdürlüğü bir personel görevlendirecektir.Ayrıca yolluklu

4- Tasfiye işletme müdürlüklerince işletilen ambarlarda tasfiyelik hale gelen eşyaya ilişkin tasfiye listelerinin TYS üzerinden ilgili gümrük

2- Gümrük veya tasfiye işletme müdürlüklerine ait ambarlardaki (geçici depolama yeri ve antrepolar hariç) ambar kayıtlarının ve diğer işlemlerin TYS üzerinden

Gümrükler Muhafaza Genel Müdürlüğünün görevleri; gümrüklü yer ve sahalarda kamu düzeninin bozulmasını önleyecek tedbirleri almak, buraların takip ve muhafazasını

 1996 Dahilde İşleme Rejimi (DİR) uygulanmaya başlamıştır.  D.T.M tarafından “İhracat Stratejisi” hazırlanmıştır.  1997 Uzakdoğu ülkelerindeki mali

&gt; Excel tablosundaki sipariş numaralarınızdan eşya kodları oluşturularak daha sonraki siparişlerinizde, sizden tekrar tekrar eşyanın özellikleri sorulmayacak, sıfır hata