Aralık 2015 December 2015 Yıl 8, Sayı XXIV, ss. 539-559. Year 8, Issue XXIV, pp. 539-559.
DOI No: http://dx.doi.org/10.14225/Joh820
SOSYAL HİZMET VE HEMŞİRELİK BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNİN YAŞLILARA YÖNELİK TUTUMLARI
M. Zafer DANIŞ* H. Zahid KARA**
Fazilet ÇOLAK***
Sena KIRPIK***
Asilay AYYILDIZ***
Özet
Mesleki formasyonları gereği; yaşlı bireylerin sağlık, refah ve yaşam kalitelerinin korunması ve geliştirilmesi amacıyla; geriatrik ve gerontolojik uygulama alanlarında, yaşlılarla birebir çalışan sosyal hizmet ve hemşirelik bölümü öğrencilerinin sınıf düzeyleri, aile yapıları, yaşadıkları bölgeler gibi etmenler de dikkate alınarak yaşlılara karşı olan tutum ve algılarının belirlenmesi amacıyla; 2014-2015 akademik yılı bahar döneminde, Sakarya Üniversitesi Sosyal Hizmet ve Hemşirelik bölümlerinde öğrenimlerine devam eden 219 sosyal hizmet bölümü, 181 hemşirelik bölümü öğrencisi olmak üzere, toplam 400 katılımcıyla gerçekleştirilen bu araştırmada; her iki bölüm öğrencilerinin Kogan’ın geliştirdiği Yaşlılara Yönelik Tutum Ölçeğinin toplam 34 maddesinden aldıkları puanlar; yaşlılarla ilişkiler, düzenli olma, birlikte yaşama, ayrıcalık, uzlaşma ve birbirine benzeme boyutlarından oluşan toplam 6 farklı alana ilişkin ayrı ayrı hesaplanarak, yapılan faktör analizi sonucunda; genel olarak iki bölüm öğrencilerinin yaşlılara ilişkin tutumlarının benzer olduğu, yalnızca düzenli olma boyutunda hemşirelik bölümü öğrencilerinin Yaşlılara Yönelik Tutum Ölçeğinden aldıkları puan ortalamasının ( x : 3,94, :1,01), sosyal hizmet bölümü öğrencilerinin Yaşlılara Yönelik Tutum Ölçeğinden aldıkları puan ortalamasından ( x : 3,72, :0.94)
* Doç. Dr., Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü.
** Arş. Gör., Sakarya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Hizmet Bölümü.
*** Sakarya Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü 4. Sınıf Öğrencisi.
daha yüksek olduğu, buna göre her iki grup arasındaki farkın istatiksel olarak anlamlı olduğu bulgularına ulaşılmıştır ( t : -2.190; p <0.05).
Anahtar kelimeler: Yaşlı, tutum, sosyal hizmet, hemşirelik, öğrenciler.
Departments Of Social Work And Nursing Students’ Attitudes Towards Elderlies
Abstract
Because of social work and nursing professions’ vacational formation to protect and improve health, welfare and life quailites of elderly people, by working with them one by one in the geriatric and gerontologic implementation fields; for the determination of social work and nursing students’ attitudes towards elderly considering their grade levels, family structures, the regions where they live; this study has conducted in the spring term of 2014-2015 academic year in Sakarya University with 219 of social work and 181 of nursing at the total 400 students. Both departments students’ points of Kogan’s developed ‘Attitudes Toward Elderly Scale”s form 34 items are calculated considering 6 different factors such as; relations with elderly, regularity, living together, privilege, compromise and similarity of each other. As a result of factor analysis;
generally both departments’ students attitudes about elderly found similar, but only in regularity factor, nursing students average score from Attitudes Toward Elderly Scale ( x : 3,94, :1,01) is higher than social work students average score from Attitudes Towards Elderly Scale, according to this differance of both departments scores are statically found meaningful ( x : 3,72, :0.94).
Keywords: Elderly, attitude, social work, nursing, students.
GİRİŞ
Yaşlılık; bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve mental anlamda güçlerini bir daha geri gelmeyecek şekilde kaybetmesidir (Hablemitoğlu ve Özmete, 2010: 17). Özellikle gelişen teknoloji ve sosyal refah politikaları sayesinde bireylerin yaşam süresi uzamış, aynı zamanda doğum oranlarında azalmalar meydana gelmiş ve toplumlarda hatırı sayılır düzeyde yaşlı nüfus ortaya çıkmıştır. Küreselleşme, sanayileşme ve çeşitli etmenlere bağlı olarak, aile yapısında meydana gelen değişimler ve artan bireyselleşme akımı ile birlikte, yaşlının otoritesi, bilgeliği ve değerine atfedilen önem önemli derecede erozyona uğramıştır. Tüm bu değişimler genel olarak yaşlının statü ve rol kaybına uğramasına sebep olmuş veya bu süreci desteklemiştir. Bu sebeple, yaşlı nüfusun topluma entegre edilmesi, aile ve akrabalık ilişkilerinin güçlendirilmesi, yaşlı bireylerin tekrar topluma kazandırılması gibi amaçlarla
gerontoloji ve geriatri alanlarında giderek artan çalışmalar yapılmaktadır (Bayraktar, 2002)
Yaşlı refahının arttırılmasına yönelik olumlu çabalara rağmen, bazı bireyler sosyo-kültürel değişimleri de içeren benzer sebeplerle yaşlıların yaşadığı statü, rol ve işlev kaybı, artan iletişimsizlik, kopukluk ve uzaklıklar neticesinde, yaşlılara karşı olumsuz tutum ve davranışlar geliştirebilmektedirler.
Bu nedenle, dünya ve Türkiye özelinde yaşlı bireylere yönelik olumsuz tutum ve davranışların saptanmasına yönelik bilimsel araştırma sonuçlarına giderek daha fazla gereksinim duyulmaktadır. Bu noktada, Duyan ve Gelbal (2013:
213)’ın da belirttiği gibi “yaşlılara yönelik insanların tutumlarının açığa çıkarılması ve insanların yaşlılara yönelik tutumlarının nasıl belirleneceği önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır”.
Bu çalışmanın amacı; yaşlı refahı alanındaki politikaların geliştirilmesine katkıda bulunacak, geriatrik ve gerontolojik uygulama alanlarındaki hizmet ve programlarda görev alacak profesyoneller yetiştirme misyonuna sahip, sosyal hizmet ve hemşirelik bölümlerinde, okuyan üniversite öğrencilerinin yaşlılara yönelik tutumlarının belirlenmesidir.
GEREÇ ve YÖNTEM
Nicel araştırma metodolojisi takip edilerek, dizayn edilen bu çalışmada, tarama modellerinden “genel tarama” modeli kullanılmıştır. Araştırma, üretilen bilginin işlevi açısından betimsel bir çalışmadır. Genel tarama modelleri, kullanım amaçlarına göre tekil tarama ve ilişkisel tarama modelleri olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu çalışmada, bağımlı ve bağımsız değişkenler arasındaki ilişki derecesini belirlemek amacıyla ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır (Reid ve Smith 1989: 91-93; Rubin ve Babbie 1997: 346; Karasar 1991: 81-88).
Araştırmanın evreni, Sakarya Üniversitesi Sosyal Hizmet Bölümü’nde öğrenim gören 491 ve aynı üniversitenin Hemşirelik Bölümü’nde öğrenim gören 795 öğrenci olmak üzere, 1286 kişidir. Araştırmada olasılıklı örnekleme türlerinden sistematik örnekleme tekniği kullanılmıştır (Henry, 1990).
Araştırma için gerekli izinler alındıktan sonra, araştırmacılar tarafından hazırlanan 26 soruluk görüşme formunun işlerliğini değerlendirmek amacıyla, sosyal hizmet bölümünde öğrenim gören 5, hemşirelik bölümünde öğrenim gören
5 öğrenci olmak üzere, toplam 10 öğrenci ile ön deneme yapılmış ve soruların öğrenciler tarafından kolaylıkla anlaşılabildiği saptanmıştır.
Yaşlılara Yönelik Tutum Ölçeği
Yaşlılara Yönelik Tutum Ölçeği, Kogan tarafından 1961 yılında geliştirilmiştir. 17 olumsuz ve 17 olumlu olmak üzere toplam 34 maddeden oluşmaktadır. Ölçek, insanların yaşlılara yönelik tutumlarını değerlendirmek için düzenlenen kendi kendini bildirim tarzında bir değerlendirme aracıdır.
Ölçekte yer alan ilk 17 madde olumsuz tutum alt ölçeğine aittir. Ölçeğin 18-34 arasında yer alan maddeleri ise olumlu tutum alt ölçeğine aittir. Yaşlılara yönelik olumlu tutumlar alt ölçeğinden alınan yüksek ve yaşlılara yönelik olumsuz tutumlar alt ölçeğinden alınan düşük puanlar, yaşlılara yönelik olumlu tutuma sahip olunduğunu göstermektedir. Ölçek kesinlikle katılmıyorum, katılmıyorum, biraz katılmıyorum, biraz katılıyorum, katılıyorum ve kesinlikle katılıyorum şeklinde 6’lı Likert tipindedir ve sıralanan kategoriler 1, 2, 3, 5, 6 ve 7 olarak puanlanmaktadır. Olumsuz tutumları gösteren ifadelerin puanlaması tersten hesaplanmaktadır. Dolayısıyla her bir alt ölçekten alınabilecek puanlar 17-119 ve Yaşlılara Yönelik Tutum Ölçeği’nden 34-238 arasında değişmektedir. Araştırmada, ölçeğin Duyan ve Gelbal tarafından 2013 yılında Türkçeye uyarlanan versiyonu kullanılmıştır (Kogan 1961, Duyan ve Gelbal 2013: 203, Özcan ve ark. 2013: 212, Uğurlu ve ark. 2011: 146).
Verilerin Toplanması
Veriler her iki bölümdeki öğrencilerden ders öncesi veya ders sonrası gruplar halinde sınıf ortamında anket tekniği ile toplanmıştır. Uygulama öncesi, araştırmanın ne amaçla yapıldığı ve önemi hakkında bilgilendirmeler yapılmış olup, veri toplama sürecinde kimlik bilgilerine gereksinim duyulmadığı, verilerin işlenip çözümlenmesi sürecinde bilimsel araştırma etiği ve gizlilik esasına uygun hareket edileceği açıklanmıştır. Gönüllü katılım ilkesine uygun olarak katılımcılardan sözel onay alınmıştır. Veriler sınıf ortamında tesadüfi olarak belirlenen sabit bir adım aralığından hareketle, öğrencilerin sınıf numaralarının son iki numarasına göre, rastgele seçilen öğrencilerden toplanmıştır. Veri toplama aşamasında araştırmaya katılmak istemeyen, anketin uygulanması sürecinde ulaşılabilir olmayan öğrenciler araştırma grubunun sayısını azaltmış, daha sonraki süreçte ise hatalı veya eksik doldurulan anketler elenmiş ve sonuç olarak, araştırma verileri, Sosyal Hizmet Bölümü’nden 219, Hemşirelik Bölümü’nden 181 öğrenci olmak üzere, toplam 400 katılımcıdan elde edilmiştir. Sosyal hizmet ve hemşirelik bölümü öğrencileri sekizinci yarıyılda okul dışında, staj uygulamalarında oldukları için veri toplama aşamasında dördüncü sınıflardan sadece 8 kişiye ulaşılabilmiştir.
Verilerin Çözümlenmesi
Veriler, IBM “SPSS (Statistical Package for the Social Sciences) Statistics 22.0” yazılımı ile bilgisayar ortamında işlenip, çözümlenmiştir.
İstatistiksel analizlere geçilmeden önce veri denetimi yapılmıştır. Verilerin istatistiksel çözümlemesinde tanımlayıcı (descriptive) istatistiklerin yanı sıra, veri kaynağını oluşturan öğrencilerin yaşlılara yönelik tutumlarının oluşumunda etkili olduğu düşünülen faktörlerin tespit edilmesinde parametrik testlerden; iki grubun ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını analiz etmek için t testi, ölçeğin alt boyutlarına dair frekansların iç tutarlılığını analiz etmek için Cronbach Alfa Güvenirlik Kat Sayısı testi, ikiden fazla grubun ortalamaları arasındaki farkın anlamlılığını analiz etmek için Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), varyans analizi sonucu gruplar arasında farklılığı belirlemek için
“çoklu karşılaştırmalar” dan Tukey testi kullanılmıştır (Weiers, 2008).
BULGULAR ve YORUM
Araştırma bulguları katılımcıların; bölümleri, demografik özellikleri, eğitim durumları, yaşlılara ilişkin tutumları gibi başlıklar altında incelenmekte olup bu başlıklar özelinde ayrıca bölümler arası ve bölümün kendi içinde sınıfları arasındaki farklılıklarda incelenmiş ve yorumlanmıştır.
Öğrenim Görülen Bölüm
Cinsiyet Sayı %
Sosyal Hizmet Kız Erkek 160 59
40.0 14.8 Hemşirelik
Toplam
Kız Erkek 158 23 400
39.4 5.80 100.0
Sınıf Düzeyi Sayı %
1 119 29.8
2 220 55.0
3 53 13.2
4 8 2.0
Toplam 400 100.0
Cinsiyet Durumu Sayı %
Kadın 318 79.5
Erkek 82 20.5
Toplam 400 100.0
Medeni Durumu Sayı %
Hiç Evlenmemiş 398 99,5
Evli 2 0.5
Boşanmış 0 0
Toplam 400 100.0
Ailenin Aylık Geliri Sayı %
0-499 TL 5 1.3
500-999 TL 36 9.1
1000-1499 TL 119 30.2
1500-1999 TL 96 24.4
2000+ TL 138 35
Toplam 394 100.0
Yaşanılan Bölge Durumu Sayı %
Marmara 189 47,7
Karadeniz 76 19,2
Ege 28 7.1
İç Anadolu 37 9.3
Akdeniz 32 8.1
Güneydoğu Anadolu 17 4.3
Doğu Anadolu 17 4.3
Toplam 396 100.0
Aile Tipi Sayı %
Çekirdek 324 82.0
Geniş 71 18.0
Toplam 395 100.0
Araştırmaya katılan öğrencilerin %54.8’ini sosyal hizmet, %45.2’sini hemşirelik bölümü öğrencileri oluşturmaktadır. Elde edilen verilere göre
%79,5’lik orana sahip kız öğrencilerin, %40’ı sosyal hizmet, %39.4’ü ise hemşirelik bölümü öğrencisidir. % 20,5’lik orana sahip erkek öğrencilerin ise
%14.8’i sosyal hizmet, %5.8’i hemşirelik bölümü öğrencisidir.
Araştırmaya katılanların %29.8’inin 1.sınıf öğrencisi, %55’inin 2.sınıf öğrencisi, %13.2’sinin 3.sınıf öğrencisi, %2’sinin ise 4.sınıf öğrencisi olduğu saptanmıştır. Bu veriler, akademik müfredata göre elde edilmiştir. Dördüncü sınıflar staj uygulamasında olmaları bu sebeple okulda bulunmamaları dolayısıyla en az yüzdelik dilime sahip gruptur. Buna göre, katılımcıarın büyük çoğunluğunu birinci ve ikinci sınıf öğrencileri oluşturmaktadır.
Araştırma grubunu oluşturan öğrencilerin büyük çoğunluğu (%79.5) kızdır. Bunun nedeni, seçilen bölümlerde öğrenci profilinin çoğunu kızların oluşturmasıdır. Ayrıca öğrencilerin neredeyse tamamı hiç evlenmemiştir (%99.5). Halihazırda evli olan öğrenciler ise (%0.5) hiç boşanmamıştır.
Araştırmaya katılan öğrencilerin ailelerinin üçte birinden biraz fazlası (%35.0) aylık 2000 TL’nin üzerinde gelire sahiptir ve öğrencilerin %47.7’si
Marmara bölgesinde yaşamaktadır. Sakarya Üniversitesinin coğrafi konumu göz önüne alındığında, Marmara Bölgesinden üniversiteye gelen öğrenciler ülkemizin diğer bölgeleri içerisinde yoğunluk olarak birinci sırada yer almaktadır. Öğrencilerin aile yapıları ise ağırlıklı olarak (%82.0) çekirdek aile modelinden oluşmaktadır.
Araştırmaya katılan öğrencilerin beşte dördünden biraz fazlası (%83.6) hanelerinde yaşlı birey veya bireylerle yaşamamaktadır. Buna karşın öğrencilerin %16.4’ü hanelerinde en az bir yaşlı birey ile birlikte yaşamlarını sürdürmektedir.
Tablo3: Araştırmaya Katılanların Yaşlı Aile Üyelerini Ziyaret Etme Sıklığı
Ziyaret Etme Sıklığı Sayı %
Haftada bir kez 83 21.1
Haftada birkaç kez 68 17.3
Ayda bir kez 50 12.7
Ayda birkaç kez 70 17.8
Yılda bir kez 28 7.1
Yılda birkaç kez 77 19.5
Sadece bir kez gittim 6 1.5
Daha önce hiç ziyarette
bulunmadım 12 3.0
Toplam 394 100.0
Hane Durumu Sayı %
Evet 65 16.4
Hayır 331 83.6
Toplam 396 100.0
Araştırmaya katılan öğrencilerin %21.1’i haftada bir kez, %17.3’ü haftada birkaç kez, %12.7’si ayda bir kez ,%17.8’i ayda birkaç kez %7.1’i yılda bir kez, %19.5’i yılda birkaç kez yaşlı aile büyüklerini ziyaret etmektedirler.
Tablodan öğrencilerin yaşlı aile üyelerini ziyaret etme sıklıklarının birbirne yakın dağılım gösterdiği anlaşılmaktadır. Elde edilen verilere göre, yaşlı aile üyelerine ziyaret sıklığının çoğunluğunu haftalık ve aylık periyotlarda yapılan ziyaretler oluşturmaktadır.
Ziyaret kavramı anlam olarak bakıldığında ‘birini görmeye gitme’
durumunu ifade eder. Kelimenin anlamından da çıkarılabileceği gibi yaşlıyı ziyaret etme tabiri aslında yaşlıdan ayrı ve uzakta olmayı açıklayıcı niteliktedir.
Bu sorunun temelinde sanayileşmeyle beraber toplumsal ve teknolojik anlamda meydana gelen değişikler yatmaktadır. Bu değişikliklerin yaşayış ve değerleri önemli ölçüde etkileyerek, bireyselleşme, akrabalık bağlarının zayıflaması, yalnız yaşamada artış gibi çeşitli noktalarda yaşlının dışlanması, kurumda bakımın ön plana çıkması gibi sonuçları olmuştur (Ersanlı ve Kalkan, 2008).
Kendi evinde kalan yaşlıların ise kurum bakımında kalan yaşlılara kıyasla çocuklarıyla çok daha sık görüştükleri ve bu durumun onların yaşam kalitesini iyileştirici rol oynadığı bildirilmektedir (Danış, 2015a: 94).
Tablo4: Araştırmaya Katılanların Aile Büyüklerinin Yaşamlarını Sürdürmek için Uygun Gördükleri Yer
Uygun Görülen Yer Sayı %
Çocukları ve Ailesiyle 348 87.2
Yalnız 24 6.0
Huzurevi ve Kurumlarda 6 1.5
Akrabalarıyla 14 3.5
Diğer 7 1.8
Toplam 399 100.0
Araştırmaya katılan öğrencilerin %87.2’si aile büyüklerinin çocukları ve ailesiyle, %6’sı yalnız, %1.5’i huzurevi ve kurumlarda, %3.5’i akrabalarıyla,
%1.8’i ise diğer ortamlarda yaşamasının uygun olduğunu belirtmiştir. Büyük çoğunluğu aile büyüklerinin çocukları ve ailesiyle yaşaması gerektiği görüşündedir. Elde edilen veriler, öğrencilerin duyarlılığını yansıtmaktadır.
Fakat Anket grubunu oluşturan her iki bölüm öğrencilerinin aldığı eğitim ve çalışma sahalarının yaşlılarla doğrudan ilişkili olmasına ve Türkiye’nin sosyo-
kültürel yapısı ve değerlerinin her ne kadar değişmekte bile olsa hali hazırda yaşlılara yönelik pozitif olmasına rağmen yaşlıların yaşamalarını uygun gördükleri yerlere verilen yalnız (%6) ve huzurevinde (%1.5) cevaplarının oranları oldukça anlamlıdır. Bu noktada modern toplumlarda yaşlıların statüsünün geleneksel toplumlara veya geleneksel değerlere sahip toplumlara kıyasla daha düşük olduğunu (Kalınkara, 2011: 66) söylemek yanlış olmaz.
Tablo5: Araştırmaya Katılanların Yaşlanınca Yaşamayı Tercih Ettikleri Yer
Tercih Edilen Yer Sayı %
Çocukları ve Ailesiyle 297 78.0
Yalnız 54 14.2
Huzurevi ve Kurumlarda 13 3.4
Akrabalarıyla 4 1.0
Diğer 13 3.4
Toplam 381 100.0
Araştırmaya katılan öğrencilerin yaşlanınca %78.0’i çocukları ve ailesiyle, %14.2’si yalnız, %3.4’ü huzurevi ve kurumlarda, %1.0’i akrabalarıyla, %3.4’ü ise diğer ortamlarda yaşamayı tercih etmektedir. Büyük çoğunluğu yaşlanınca yaşamak istedikleri yeri, çocukları ve ailesiyle paylaşacakları yaşam alanı olarak belirtmiştir. Ülkemizde, ailelerin daha çok yaşlanınca “Annemizi ne yapacağız?” sorusuyla ifade edilen tutumu (Tufan 2003: 130) ve yaşlanmayla beraber bireyde oluşabilecek sağlık sorunları nedeniyle, bireylerin yakın ilgi ve bakıma gereksinim duyması (Danış, 2015b:
195) gibi nedenlerle, araştırma grubundaki öğrencilerin önemli bir çoğunluğunun yaşlılık dönemini yakın ilişkiler ağı içerisinde geçirmeyi istedikleri düşünülmektedir.
Tablo6: Araştırmaya Katılanların Günümüzde Yaşlılara Verilen Değer Hakkındaki Görüşleri
Görüşler Sayı %
Artmaktadır 26 6.8
Azalmaktadır 313 81.7
Değişmemiştir 15 3.9
Fikrim yok 29 7.6
Toplam 383 100
Araştırmaya katılan öğrencilerin %81.7’si yaşlılara verilen değerin azaldığı, %6.8’i ise yaşlılara verilen değerin arttığı görüşündedir. Zaman içinde yaşlılara verilen değerde her hangi bir değişimin olmadığı inancına sahip öğrencilerin oranı %3.9’dur. Bu konuda herhangi bir fikir sahibi olmadığını beyan edenlerin oranı ise %7.6’dır. Tablo 6’dan, öğrencilerin büyük çoğunluğunun, günümüzde yaşlılara verilen değerin azalmakta olduğunu düşündüğü anlaşılmaktadır.
Özellikle sanayileşmeyle beraber ortaya çıkan modern toplum yapısında yaşlı bireylere verilen değer giderek azalmaktadır. Gerek teknolojik gelişmelerle beraber yaşlının bilgi ve tecrübesinin önemini kaybetmesi, gerekse bireyselleşme ve aile tipinde meydana gelen değişimlerle yaşlı bireylerin hem otorite hem de aile içindeki yerini kaybetmesi bu durumu doğrudan etkilemektedir (Baran, 2004: 50)
Tablo7: Araştırmaya Katılanların Günümüzde Yaşlıların Söz Hakkıyla İlgili Görüşleri
Görüşler Sayı %
Eskiden alınan kararlarda çok etkiliydi simdi değil, yaşlının söz hakkı gittikçe azalmaktadır.
348 91.1
Eskiden de ailede yaşlılar alınan kararlara karışmazdı
şimdi de karışmazlar 20 5.2
Eskiden alınan kararlara etki edemezdi simdi edebiliyor,
yaşlının söz hakkı artmaktadır. 13 3.4
Eskiden de kararlara etki edemezdi şimdi de edemezler.
Toplam
1 382
0.3 100.0 Araştırmaya katılan öğrencilerin %91.1’i günümüzde yaşlıların söz hakkıyla ilgili “Eskiden alınan kararlarda çok etkiliydi simdi değil, yaşlının söz hakkı gittikçe azalmaktadır” cevabını, %5.2’si “Eskiden de ailede yaşlılar alınan kararlara karışmazdı şimdi de karışmazlar” cevabını, %3.4’ü “Eskiden alınan
kararlara etki edemezdi simdi edebiliyor, yaşlının söz hakkı artmaktadır”
cevabını vermiştir.
Bu noktada, toplumda sosyo-kültürel anlamda hızlı bir değişimin yaşandığı, buna bağlı olarak, ailenin işlevi ve yaşam tarzında yaşlının geleneksel otoritesini giderek yitirdiği, bu dinamiklere bağlı olarak yaşlı bireylerin aile içindeki yerinin sarsıldığı ve söz hakkının diğer kuşaklara geçmekte olduğu söylenebilir (Danış, 2005: 25).
Araştırmanın devamında araştırma grubuna yöneltilen ölçekteki sorular yapılan faktör analizi sonucunda 6 boyutta dağıtılmış olup;
- Yaşlılarla ilişkiler - Düzenli olma - Birlikte yaşama - Ayrıcalık - Uzlaşma
- Birbirine benzeme şeklinde isimlendirilerek genel bir değerlendirme yapılmıştır.
Tablo8: Öğrenim Görülen Bölüme İlişkin Karşılaştırmalar
Boyutlar N Ort. SS t p
Yaşlılarla
ilişkiler Sosyal Hizmet 211 4,3504 ,84240 -,100 ,920 Hemşirelik 180 4,3599 1,01010
Düzenli olma Sosyal Hizmet 211 3,7276 ,94652 -2,190 ,029 Hemşirelik 180 3,9450 1,01412
Birlikte yaşama Sosyal Hizmet 211 4,1769 1,06073 -1,345 ,179 Hemşirelik 180 4,3204 1,03889
Ayrıcalık Sosyal Hizmet 211 3,5900 1,10257 -,133 ,894 Hemşirelik 180 3,6056 1,20635
Uzlaşma Sosyal Hizmet 211 3,5545 ,90402 -1,692 ,092 Hemşirelik 180 3,7278 1,09126
Birbirine benzemek
Sosyal Hizmet 211 4,0758 1,06746 -,443 ,658 Hemşirelik 178 4,1264 1,18227
Ölçek toplamı Sosyal Hizmet 211 4,0136 ,66104 -1,579 ,115 Hemşirelik 180 4,1207 ,67724
Yapılan bağımsız örneklem t testi sonucunda; sosyal hizmet ve hemşirelik bölümlerinde öğrenim gören katılımcılar arasında ölçek geneli yaşlılık algısı, yaşlılarla ilişkiler, birlikte yaşama, ayrıcalık, birbirine benzeme ve uzlaşma algıları bakımından anlamlı bir fark olmadığı
belirlenmiştir (p> 0,05). Bunun yanında düzenli olma boyutuna ilişkin katılım düzeyleri bölüme göre farklılık göstermiştir (p< 0,05).
Hemşirelik bölümünde öğrenim gören katılımcıların düzenli olma yargılarına ilişkin görüşleri sosyal hizmet bölümünde öğrenim görenlere göre daha olumludur. Hemşirelik bölümü öğrencilerinin düzenli olma boyutuna ilişkin toplam puan ortalaması 3,94 iken sosyal hizmet öğrencilerinin toplam puan ortalaması 3,72 olarak ortaya çıkmıştır.
Tablo9: Bölüm ve Cinsiyetin Skorlarının Karşılaştırılması
N Ort. SS t p
Sosyal Hizmet
Yaşlılarla
ilişkiler Kadın 154 2,5780 ,82847 -2,047 ,042 Erkek 57 2,8433 ,85651
Düzenli olma Kadın 154 3,8355 ,91803 2,763 ,006 Erkek 57 3,4363 ,96880
Birlikte yaşama Kadın 154 4,2857 1,00791 2,478 ,014 Erkek 57 3,8830 1,15038
Ayrıcalık Kadın 154 3,6494 1,05893 1,286 ,200 Erkek 57 3,4298 1,20800
Uzlaşma Kadın 154 3,4643 1,07270 -0,374 ,709 Erkek 57 3,5263 1,06243
Birbirine benzeme
Kadın 154 3,6331 ,88754 -0,483 ,629 Erkek 57 3,7018 ,99040
Ölçek toplamı Kadın 154 3,3586 ,46359 0,746 ,457 Erkek 57 3,3025 ,54039
Hemşirelik
Yaşlılarla
ilişkiler Kadın 158 2,6016 1,02666 -1,376 ,171 Erkek 22 2,9170 ,85155
Düzenli olma Kadın 158 3,9637 1,01392 0,662 ,509 Erkek 22 3,8106 1,02907
Birlikte yaşama Kadın 158 4,3460 1,02336 0,886 ,377 Erkek 22 4,1364 1,15314
Ayrıcalık Kadın 158 3,6139 1,17958 0,249 ,804 Erkek 22 3,5455 1,41345
Uzlaşma Kadın 158 3,6899 1,08641 -0,703 ,483 Erkek 22 3,8636 1,08213
Birbirine benzeme
Kadın 158 3,7184 0,86037 0,208 ,836 Erkek 20 3,6750 1,02950
Ölçek toplamı Kadın 158 3,4339 0,55098 -0,452 ,042 Erkek 22 3,4909 ,57744
Kadın ve erkek katılımcılar arasında ayrıcalık, birbirine benzeme ve uzlaşma boyutlarına ilişkin algıları bakımından anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p> 0,05). Bunun yanında ölçek geneline ilişkin toplam puan ortalaması (genel yaşlılık algısı), yaşlılarla ilişkiler, düzenli olma ve birlikte yaşama boyutlarına ilişkin katılım düzeyleri cinsiyete göre farklılık göstermiştir (p< 0,05).
Kadın katılımcıların ölçek geneline ilişkin toplam puan ortalaması (genel yaşlılık algısı), yaşlılarla ilişkiler, düzenli olma ve birlikte yaşama boyutlarına ilişkin katılım düzeyleri erkeklere göre daha olumludur. Kadınların erkeklere oranla yaşlı bakımında daha istekli oldukları (Türel, 2004: 83) göz önünde bulundurularak, bu durumun doğal bir sonuç olduğu düşünülmektedir.
Tablo10: Sınıf Düzeylerine İlişkin Karşılaştırmalar
N Ort. SS F p
Yaşlılarla ilişkiler 1 118 4,4701 ,91988 1,115 ,343
2 214 4,2861 ,91697
3 51 4,3477 ,91285
4 8 4,5347 1,13775
Toplam 391 4,3547 ,92219
Düzenli olma 1 118 3,9494 1,07113 2,543 ,056
2 214 3,7095 ,95607
3 51 3,9758 ,82384
4 8 4,2500 ,97590
Toplam 391 3,8277 ,98296
Birlikte yaşama 1 118 4,3051 1,11672 3,490 ,016
2 214 4,1121 1,03808
3 51 4,5882 ,86304
4 8 4,6250 1,03030
Toplam 391 4,2430 1,05183
Ayrıcalık 1 118 3,6144 1,11977 2,466 ,062
2 214 3,5117 1,15312
3 51 3,9706 1,10640
4 8 3,2500 1,46385
Toplam 391 3,5972 1,15004
Uzlaşma 1 118 3,7542 1,01431 1,478 ,220
2 214 3,6005 ,98959
3 51 3,4510 ,92334
4 8 3,9375 1,29387
Toplam 391 3,6343 ,99705
Birbirine benzeme 1 118 4,0551 1,22785 ,486 ,692
2 212 4,0896 1,09132
3 51 4,1765 1,01894
4 8 4,5000 ,88641
Toplam 389 4,0990 1,12027
Ölçek toplamı 1 118 4,1458 ,72962 2,396 ,068
2 214 3,9827 ,63920
3 51 4,1726 ,58361
4 8 4,2836 ,88223
Toplam 391 4,0629 ,66982
Yapılan tek yönlü varyans analizi sonucunda farklı sınıflarda öğrenim gören katılımcılar arasında ölçek geneli yaşlılık algısı, yaşlılarla ilişkiler, düzenli olma, ayrıcalık, birbirine benzeme ve uzlaşma algıları bakımından anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p> 0,05). Birlikte yaşama boyutuna ilişkin katılım düzeyleri ise öğrenim görülen sınıf düzeyine göre farklılık göstermiştir (p< 0,05). Farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla çoklu karşılaştırma analizerinden Tukey testi yapılmış, analiz sonucunda ikinci ve üçüncü sınıfta öğrenim gören katılımcılar arasında yaşlılarla birlikte yaşama konusuna ilişkin görüşler bakımından istatiksel olarak anlamlı bir farklılık olduğu ortaya çıkmıştır (p< 0,05). Buna göre; üçüncü sınıftaki katılımcıların görüşlerinin ikinci sınıfta öğrenim görenlere göre daha olumlu olduğu saptanmıştır.
Araştırma için seçilen sosyal hizmet ve hemşirelik bölümleri, gerontoloji ve geriatri sahalarında faaliyet göstermektedirler. Bu sebeple, her iki bölüm öğrencilerinin yaşlılarla ilgili sözü geçen iki alanda eğitim alması ve bu eğitimle alakalı olarak belli bir farkındalık düzeyine ulaşmaları beklenen bir durumdur.
Keza yaşlılarla ilgili herhangi bir sebeple ilişki içerisinde olan gençlerin veya öğrencilerin yaşlılara karşı tutum ve görüşlerinin daha olumlu olduğu (Tufan, 2002: 173 ) gerçeği göz önüne alındığında öğrencilere verilen eğitimin içeriğinin ve eğitim süresinin bu olumlu tutumu dahada geliştireceği söylenebilir. Özellikle eğitim içeriği konusunda Ferrario ve arkadaşları (2007) hemşirelik bölümü bazında 117 hemşirelik bölümü öğrencisiyle yapmış oldukları araştırmada, hemşirelik ders müfredatının yaşlı bakımı konusunda zenginleştirilmesiyle öğrencilerin yaşlılara karşı pozitif tutumlarının geliştiğini gözlemlemişlerdir. Benzer şekilde Özcan ve arkadaşlarının (2013) üçüncü sınıf tıp öğrencilerinin yaşlılara karşı tutumlarıyla ilgili yapmış oldukları araştırmada
belli bir programdan geçirilen öğrencilerin çoğunun tutumlarında program öncesi verilere göre pozitif yönde ilerlemeler olmuş, fakat az sayıda öğrencide de tutumların negatife yöneldiği saptanmıştır. Bunun sebebinin ise bu öğrencilerin iletişimde olduğu yaşlıların tutum ve davranışlarıyla ilgili olabileceği düşünülmüştür. Yinede eğitimin yaşlılık, yaşlılarla çalışma ve yaşlı bakımı gibi konularda kişilerin tutumlarını olumluya çevirme noktasında oldukça önemli olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Buradan hareketle, öğrencilerin üniversite eğitiminde geçirdikleri süre arttıkça, aldıkları eğitim formasyonundan kaynaklı, yaşlanma süreci ve yaşlılık dönemiyle ilgili bilgi düzeyleri ve farkındalıklarının gelişmekte olduğu ve bu durumun yaşlılara yönelik tutumlarını olumlu yönde etkilediği söylenebilir.
Tablo11: Bölgeye İlişkin Karşılaştırmalar
N Ort. SS F p
Yaşlılarla ilişkiler
Marmara 187 4,4741 ,93709 2,554 ,019 Karadeniz 74 4,3674 ,86008
Ege 28 3,9008 ,94200
İç Anadolu 34 4,4028 ,94396 Akdeniz 32 4,4026 ,81891 Güneydoğu
Anadolu
17 3,9023 ,94326 Doğu Anadolu 16 4,1806 ,63099 Toplam 388 4,3631 ,91531
Düzenli olma Marmara 187 3,8954 ,98626 ,608 ,724 Karadeniz 74 3,8851 ,97245
Ege 28 3,7976 ,99211
İç Anadolu 34 3,6961 1,02286 Akdeniz 32 3,6615 ,98781 Güneydoğu
Anadolu
17 3,9373 1,04322 Doğu Anadolu 16 3,6146 ,50081
Toplam 388 3,8399 ,97243
Birlikte yaşama Marmara 187 4,3601 1,03285 1,410 ,209 Karadeniz 74 4,3153 ,91809
Ege 28 4,2500 1,00462
İç Anadolu 34 3,9510 1,27428
Akdeniz 32 3,9375 1,19868 Güneydoğu
Anadolu
17 4,1373 1,04123 Doğu Anadolu 16 4,1250 ,89339
Toplam 388 4,2534 1,04654
Ayrıcalık Marmara 187 3,6150 1,15302 ,670 ,674 Karadeniz 74 3,6824 1,18082
Ege 28 3,4286 1,23764
İç Anadolu 34 3,4853 1,20909 Akdeniz 32 3,7656 1,01588 Güneydoğu
Anadolu
17 3,2059 1,13273
Doğu Anadolu 16 3,6250 ,99163 Toplam 388 3,5979 1,14941
Uzlaşma Marmara 187 3,6872 1,07250 1,648 ,133 Karadeniz 74 3,7027 ,91382
Ege 28 3,1071 ,99403
İç Anadolu 34 3,7059 1,13563 Akdeniz 32 3,4844 ,70120 Güneydoğu
Anadolu
17 3,7353 ,64026 Doğu Anadolu 16 3,6563 ,76852 Toplam 388 3,6340 ,99680 Birbirine
benzeme
Marmara 187 4,0668 1,21906 ,235 ,965 Karadeniz 74 4,1351 1,11741
Ege 28 4,2857 ,94701
İç Anadolu 34 4,1765 1,14734 Akdeniz 32 4,0313 ,91526 Güneydoğu
Anadolu
15 4,1333 ,76687 Doğu Anadolu 16 4,0000 ,83666 Toplam 386 4,1023 1,11857
Ölçek toplamı Marmara 187 4,1464 ,67493 1,318 ,248 Karadeniz 74 4,0991 ,66067
Ege 28 3,8799 ,56451
İç Anadolu 34 3,9839 ,81958 Akdeniz 32 3,9763 ,53653 Güneydoğu
Anadolu
17 3,9284 ,53665 Doğu Anadolu 16 3,9141 ,54230 Toplam 388 4,0708 ,66031
Tablo 11’de görüldüğü gibi farklı bölgelerde ikamet eden katılımcılar arasında ölçek geneli yaşlılık algısı, birlikte yaşama, düzenli olma, ayrıcalık, birbirine benzeme ve uzlaşma algıları bakımından anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p> 0,05). Yaşlılarla ilişkiler boyutuna ilişkin katılım düzeyleri bölgeye göre farklılık göstermiştir (p< 0,05). Farklılığın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla, Tukey testi yapılmış ve bahsedilen farklılığın Marmara ve Ege bölgelerinde ikamet eden katılımcılar arasında, istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptanmıştır (p< 0,05). Marmara bölgesinde ikamet edenlerin yaşlılarla ilişkiler konusuna ilişkin görüşleri Ege bölgesinde ikamet edenlere göre daha olumludur.
Tablo 12: Aile Tipine İlişkin Karşılaştırmalar
N Ort. SS t p
Yaşlılarla ilişkiler
Çekirdek aile 317 4,3209 ,92563 -
1,819 ,070 Geniş Aile 70 4,5410 ,87166
Düzenli olma Çekirdek aile 317 3,8119 ,95934
-,982 ,327 Geniş Aile 70 3,9395 1,08895
Birlikte yaşama Çekirdek aile 317 4,2629 1,07012
,589 ,556 Geniş Aile 70 4,1810 ,96923
Ayrıcalık Çekirdek aile 317 3,5804 1,11193
-,655 ,514 Geniş Aile 70 3,6929 1,33865
Uzlaşma Çekirdek aile 317 3,6356 ,98190
-,655 ,514 Geniş Aile 70 3,6643 1,07919
Birbirine benzemek
Çekirdek aile 317 4,0300 1,13205 -
2,660 ,008 Geniş Aile 68 4,4265 1,03399
Ölçek toplamı Çekirdek aile 317 4,0424 ,65118 -
1,624 ,105 Geniş Aile 70 4,1854 ,73591
Bağımsız örneklem t testi sonucunda çekirdek ve geniş aileye mensup olan katılımcılar arasında ölçek geneli yaşlılık algısı, yaşlılarla ilişkiler, düzenli
olma, birlikte yaşama, ayrıcalık, birbirine benzeme ve uzlaşma algıları bakımından anlamlı bir fark olmadığı belirlenmiştir (p> 0,05). Birbirine benzeme boyutuna ilişkin katılım düzeyleri, aile tipine göre farklılık göstermiştir (p< 0,05). Buna göre; geniş aileye mensup olan katılımcıların yaşlıların birbirine benzemesi yargılarına ilişkin görüşleri çekirdek aileye mensup olanlara göre daha olumludur.
Türkiye’de gerçekleşen sosyo-kültürel yapıdaki hızlı dönüşüm, ailenin işlevi ve yaşam tarzında önemli değişmeler yaratmıştır. Buna paralel olarak, yaşlının aile içindeki yeri, önemi, gücü ve otoritesi geniş ölçüde azaltmıştır.
Geleneksel geniş aileden çekirdek aileye geçiş sürecinde, yaşlı yalnızlaşmış, neredeyse aile içinde söz hakkını çocuklarına bırakmıştır (Danış, 2009). Daha çok, çekirdek aile modeliyle beraber, ortaya çıkan yaşlıların dışlanması süreci, günümüzde hala geleneksel aile kültürünün devam ettiği bölgelerde nispeten daha az yaşanmaktadır. Çekirdek aile kültüründe, yaşlı bireyin bulunmaması, yaşlılarla iletişimin geniş aileye kıyasla az olması gibi nedenlerle, bu aile tipindeki bireyler yaşlıları gözlemleme ve tanıma fırsatı bulamamaktadırlar. Bu nedenle, yaşlı bireylerle birincil paylaşım süreçlerinden uzak kalmaktadırlar. Bu nedenle, yaşlıyı tanımamaktan, yaşlı motifinin eksikliğinden kaynaklanan bazı ön yargıların oluştuğu düşünülmektedir.
Aynı şekilde Strattner ve Mayers’in (1983) yaşlılara karşı tutumlarla ilgili yaptığı araştırmada geniş aile modelinde olan veya aile büyükleriyle (büyükanne, büyük baba vs.) haftada birkaç kez görüşmekte olan çocukların yaşlılara karşı tutumlarının diğer araştırma grubu üyelerine kıyasla daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Bu nedenle, geniş aile; aile büyükleriyle ilişkiler ve yaşlılara karşı olumlu tutum geliştirilmesi noktasında önemli bir etkiye sahiptir.
SONUÇ
Her ikisi de sahaya çıktıklarında, gerek gerontolojik, gerekse geriatrik alanlarda faaliyetlerde bulunan sosyal hizmet ve hemşirelik bölümü öğrencilerinin yaşlılara karşı tutumlarının ölçülmesi amacıyla gerçekleştirilen bu çalışmada; genel olarak iki bölüm öğrencilerinin yaşlılara ilişkin tutumlarının benzer olduğu saptanmıştır. Öte yandan, cinsiyet, sınıf düzeyi, yaşanılan bölge, yaşanılan aile tipi gibi bağımsız değişkenlerin yaşlılara yönelik tutumların şekillenmesinde etkili olduğu tespit edilmiştir.
Kız öğrencilerin erkek öğrencilere kıyasla yaşlılara karşı tutumlarında yaşlılarla ilişkiler, yaşlıların düzenli oldukları düşüncesi ve yaşlılarla birlikte
yaşama gibi konularda daha olumlu olduğu ortaya çıkmıştır. Bu farklılıklar özellikle ülkemizdeki sosyo-kültürel unsurlar göz önüne alındığında kadınların yaşlılarla ilgilenen kisi olma rolü ve/veya erkeklere kıyasla yaşlılık, yaşlanma ve yaşlılarla ilgili konulara daha duyarlı yaklaşmasıyla açıklanabilir. Kız öğrencilerin yaşlılara karşı tutumları erkek öğrencilere göre daha olumlu olsa da, erkek öğrencilerin de yaşlılar konusundaki görüş ve tutumları pozitif yöndedir. Bu noktada, her iki cinsiyetin pozitif tutumlarının temelinde, halihazırda eğitim gördükleri bölümleri bilinçli olarak tercih etme durumlarının yattığı düşünülmektedir. İkinci olarak, sosyal gruplar ve sosyal problemler ile bağlantılı bir biçimde, aldıkları lisans eğitiminin onlara, yaşlılar ve yaşlılık dönemine ilişkin kuram ve bilgiler sunması nedeniyle, sosyal hizmet ve hemşirelik bölümü öğrencilerinin yaşlı bireylere ilişkin farkındalık ve duyarlılık kazandıkları düşünülmektedir. Anlamlı farklılık yaratan bulgulara bakıldığında sınıf düzeyinin ve dolayısıyla alınan eğitimin artması ve içeriğinin araştırmayla ilgili olarak yaşlılık konusunda zenginleşmesi/derinleşmesi sebebiyle üst sınıf öğrencilerinin tutumlarının alt sınıf öğrencilerine kıyasla daha olumlu olduğu saptanmıştır.
Daha önce de bahsedildiği gibi; modernleşme, sanayileşme ve küreselleşme süreçleriyle beraber toplumda gerek işlevsel, gerekse sosyo- kültürel anlamda oldukça önemli değişimler meydana gelmiştir. Özellikle, ekonomik, sosyal, eğitsel ve tıbbi kaygılarla bireyler kırdan yani geleneksel kültür ve toplum yapısından koparak, kent yaşamına yönelmiş, bu noktada yaşlı bireyler oluşan bu yeni aile yapısı içerisinde daha güçsüz konuma gelmiştir.
Yaşanan bu sosyolojik değişim sürecinde, yaşlı birey, geleneksel ailede sahip olduğu otorite ve değeri çekirdek aile de giderek yitirmiş, eş zamanlı olarak yerel tecrübesini küresel bilgiye kaptırmış, böylelikle, aile de olduğu gibi toplumsal ve ekonomik yaşamda da eski gücünü kaybetmiştir. Bu araştırma sonucunda; öğrencilerin beşte dördünden biraz fazlası (%81.7, n: 313)’nın günümüzde yaşlılara verilen değerin ve büyük bir çoğunluğu (%91.1, n:
348)’nun ise yaşlı bireylerin söz hakkının gittikçe azaldığını düşündüğü saptanmıştır. Bu araştırma bulguları, her ne kadar, yaşlılara yönelik toplumsal algılar ülkemizde kültürel, geleneksel ve dini sebeplerle, daha yavaş değişiyor olsa da, gerekli sosyal müdahaleler yapılmadığı taktirde, yakın gelecekte konuyla ilgili ayrımcılık, izolasyon, dışlanma, bakıma muhtaçlık vb. gibi farklı sosyal sorunların yaşanabileceğini düşündürmektedir.
Araştırma sonucunda elde edilen bu bulgulardan hareketle; yaşlı bireylere karşı olumsuz görüş ve tutumların değiştirilmesi ve yaşlı bireylerin bilgelik ve değerine olan inancın geliştirilmesi için yaşlılara yönelik sosyal içerme politikalarının acilen oluşturulması ve uygulamaya aktarılması büyük önem taşımaktadır.
KAYNAKÇA
Baran, A. G. (2004). “Yaşlılık sosyolojisi”, Kalınkara, V. (Ed.), Yaşlılık:
Disiplinler Arası Yaklaşım, Sorunlar, Çözümler, (35-57). Ankara: Odak Yayınevi.
Bayraktar, R. (2002).”Yaşamın ikinci yarısına farklı bakış açıları”, Y.
Gökçe Kutsal (ed.),Geriatri içinde (s. 123-131). Hacettepe Üniversitesi Geriatrik Bilimler Araştırma ve Uygulama Merkezi, İstanbul: Turgut Yayıncılık.
Danış, M. Z. (2005). Yaşama derinden bir kucak. Ankara: Türk Geriatri Vakfı Yayınları.
Danış, M. Z. (2009). “Türkiye’de yaşlı nüfusun yalnızlık ve yoksulluk durumları ve sosyal hizmet uygulamaları açısından bazı çıkarımlar”, Toplum ve Sosyal Hizmet, 20 (1): 67-84.
Danış, M. Z. (2015a). Yaşlıların evde bakım gereksinimleri ve evde bakıma ilişkin düşünceleri: başarılı yaşlanma ve yaşlı bakım modelleri, (Gözden geçirilmiş ikinci baskı). İstanbul: Nar Yayınevi
Danış, M. Z. (2015b). Kurumlarda kalan yaşlıların yaşam kalitesi ve bunu etkileyen faktörler (Ankara örneğinde bir alan araştırması, (Gözden geçirilmiş ikinci baskı). İstanbul: Nar Yayınevi
Duyan, V.,Gelbal, S. (2013). “Yaşlılara yönelik tutum ölçeği'nin bir grup üniversite öğrencisi üzerinde Türkçeye uyarlama çalışması”, Turkish Journal of Geriatrics, 16 (2), 202-209.
Ferrario, C. G.,Freeman, F. J., Nellett, G., ve Scheel, J. (2007).
“Changing nursing students' attitudes about aging: An argument for the successful aging paradigm”, Journal of Educational Gerontology, 34 (1): 51-66.
Hablemitoğlu, Ş.,Özmete, E. (2010). Yaşlı refahı: Yaşlılar için sosyal hizmet. Ankara: Kilit Yayınları.
Henry, T. G. (1990). Practical sampling, USA: Sage Publications, Applied Social Research Methods Series.
İlgar, L. (2008). “Yaşlılık dönemi sosyal özellikleri ve serbest zaman etkinlikleri”, Ersanlı, K. ve Kalkan, M. (Ed.), Psikolojik, sosyal ve bedensel açıdan yaşlılık içinde (63-96). Ankara: PegemA.
Kalınkara, V. (2011). Temel gerontoloji yaşlılık bilimi. Ankara: Nobel Yayınları.
Karasar, N. (1991). Bilimsel araştırma yöntemi: kavramalar, ilkeler, teknikler, Ankara: 3A Araştırma Eğitim Danışmanlık Ltd.
Kogan, N. (1961). “Attitudes toward old people: The development of a scaleand an examination of correlations”, Journal of Abnormal Social Psychology, 62 (1): 44-54.
Nishi-Strattner, M. ve Myers, J. E. (1983). “Attitudes toward the elderly:
An intergenerational examination”,
Journal of Educational Gerontology. 9(5/6):389-397.
Özcan, S., Duyan, V., Koç, F. ve Bozdemir, N. (2013). “Üçüncü sınıf tıp öğrencilerinin yaşlılara yönelik tutumları: Bir eğitim programının etkisinin değerlendirilmesi”,.Turkish Journal of Geriatrics. 16 (2), 210-215.
Reid, W. J. ve Smith, A. D. (1989). Research in Social Work. New York:
Columbia University Press.
Rubin, A. ve Babbie, E. (1997). Research methods for social work.
California: Wadsworth Publishing Company.
Tufan, İ. (2002). Antik çaǧdan günümüze yaşlılık: sosyolojik yaşlanma.
İstanbul: Aykırı Yayıncılık.
Tufan, İ. (2003). Modernleşen Türkiye'de yaşlılık ve yaşlanmak:
yaşlanmanın sosyolojisi. İstanbul: Anahtar Kitaplar Yayınevi.
Türel, G. (2004). “Yaşlılar için sunulan kentsel servisler”. Kalınkara, V.
(Ed.), Yaşlılık Disiplinlerarası Yaklaşım, Sorunlar, Çözümleriçinde (81-100).
Ankara: Odak Yayınevi.
Uğurlu, N., Karakaya, M. G., Karakaya, I. C., Baybuga, M. S., Uysal, D.
D., Acer, N., Yakın, B. ve Kogan, N. (2011). Turkish version of Kogan's old people scale: a validity and reliability study. Turkish Journal of Geriatrics, 14(2), 145-153.
Weiers, R. M. (2008). Introduction to Business Statistics. Pennsylvania:
Indiana University Press.