• Sonuç bulunamadı

Ýzmir-Karaburun Yarýmadasý'nýn Biyosfer Rezerv Alaný Olarak Planlanmasý

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Ýzmir-Karaburun Yarýmadasý'nýn Biyosfer Rezerv Alaný Olarak Planlanmasý"

Copied!
9
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Sibel YÝÐÝTER SARIÇAM1, Ümit ERDEM2

1Ýnönü Üniversitesi, Güzel Sanatlar ve Tasarým Fakültesi, Peyzaj Mimarlýðý Bölümü, Malatya-TÜRKÝYE

2Ege Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Peyzaj Mimarlýðý Bölümü, Bornova, Ýzmir-TÜRKÝYE

*Corresponding author: [email protected]

Ýzmir-Karaburun Yarýmadasý'nýn Biyosfer Rezerv Alaný Olarak Planlanmasý

ÖzetBiyosfer Rezerv Alanlarý; insaný soyutlamadan, koruma çabasýnýn içine dahil eden özel bir kategoridir.

Doðal ve kültürel kaynaklar yönünden uluslararasý ölçekte öneme sahip alanlar, 1970 yýlýndan bu yana UNESCO'nun Ýnsan ve Biyosfer Programý tarafýndan tescillenmektedir. Dünyada 105 ülkeden 531 biyosfer rezerv alanýndan yalnýzca bir tanesi (Camili (Macahel) Köyü-Artvin) ülkemize aittir. Araþtýrma;

ülkemiz için yeni olan biyosfer rezerv kavramýný tanýtmak, küresel ölçekte önemli bir alan olan Karaburun Yarýmadasý'na dikkati çekmek ve alanýn koruma-kullaným sorununa çözüm bulmak amacýný taþýmaktadýr.

Bu amaç doðrultusunda ilk aþamada alanýn biyolojik-kültürel önemi ve alaný tehdit eden faktörler anlatýlmýþtýr. Korunmasý gereken türler, habitatlar ve alan kullanýmý temel alýnarak koruma-kullaným öncelik ve hedeflerine göre biyosfer rezerv alan bölgelemesi gerçekleþtirilmiþtir. Bölgeleme sonucunda alanýn % 8 i korumayý temel alan Çekirdek Bölge, % 48 i denetimli kullanýma izin veren ve korumaya destek olan Tampon Bölge, %44 ü Geliþme Bölgesi olarak belirlenmiþtir.

Anahtar Kelimeler: Biyosfer rezerv, doða koruma, Karaburun Yarýmadasý.

Planning of Izmir-Karaburun Peninsula as Biosphere Reserve Area Abstract

Biosphere Reserve Areas are a special category which includes the conservation attempts without alienating from human. The areas of special international interest in terms of natural and cultural resources are officially registered by the Man and The Biosphere Program of UNESCO from 1970. Only one of the 531 biosphere areas from 105 countries in the World belongs to our country (Camili (Macahel) Village - Artvin). The research aims to present the biosphere reserve concept which is new for our country, to attract attention to Karaburun Peninsula which is a significant area in global scale and to find a way for the conservation-usage problem of the area. In accordance with this purpose, in the first step the biological and cultural significance of the area and threatening factors have been described. Zoning of biosphere reserve area has been carried out in accordance with priority and targets of conservation-usage on species which are needed to be conserved, habitats and area usage basis. In consequence of zoning, 8 % of the area is determined as Core Zone which bases the conservation, 48 % as Buffer Zone which permits controlled usage and supports conservation and 44 % as Development Zone.

Keywords: Biosphere reserve, Karaburun Peninsula, nature conservation.

Sarýçam SY, Erdem Ü (2010) Ýzmir-Karaburun Yarýmadasý'nýn Biyosfer Rezerv Alaný Olarak Planlanmasý.

Ekoloji 19 (77): 42-50.

GÝRÝÞ

Biyosfer rezervler, UNESCO'nun "Ýnsan ve Biyosfer" programý altýnda koruma ve sürdürülebilir geliþmeye dönük yaklaþýmlarýn denendiði ve uygulandýðý alanlar olarak tanýmlanýr (Anonymous 2008). IUCN' in 1978 Korunan Alanlar sýnýflandýr- masýnda biyosfer rezervler bir korunan alan statüsü iken, 1994 sýnýflandýrýlmasýnda statü olmaktan çýkarýlmýþ, fakat diðer kategorileri de kapsayan uluslararasý öneme sahip bir alan durumuna dönüþtürülmüþtür (Anonymous 1994). Biyosfer rezervlerin diðer koruma alanlarýndan farklý olarak en önemli özelliði, insaný soyutlamadan koruma çalýþmalarýnýn içerisine dahil etmesidir. UNES-

CO'nun "Ýnsan ve Biyosfer" programý, insan ve doða iliþkisini hedef alan ilk çevre programýdýr (Anonymous 2005). Dyer ve Holland (1991), biyos- fer rezerv kavramýnýn çevre yönetimi için büyük bir kazaným olduðunu belirtmektedirler.

Biyosfer rezervler, günümüzde dünyanýn karþý- laþtýðý önemli sorulardan biri olan biyolojik kaynaklarýn ve çeþitliliðin sürdürülebilir kullaný- mýnýn barýþcýl yollarla nasýl saðlanabileceði sorusuna yanýt aramak amacýyla düzenlenmiþlerdir. Ýþlevsel bir biyosfer rezervi doða ve sosyal bilimcileri, koruma ve kalkýnma gruplarýný, yönetim otoritele- rini, yerel halký kapsar ve bu mozaik yapý içerisinde taraflarýn iþbirliði yapmasýný gerektirir (Anonymous Geliþ: 11.04.2009 / Kabul: 19.04.2010

(2)

1996). UNESCO, bu amacýný yerine getirebilmesi için biyosfer rezervleri, birbiriyle iliþkili, eþ merkezli üç bölgeye ayýrmýþtýr. Bu bölgelerden Çekirdek Bölge; koruma hedefiyle baðlantýlý olarak uzun dönemli korumayý saðlayan, yasal olarak koruma altýna alýnmýþ alan veya alanlardýr. Çekirdek bölgeyi çevreleyen Tampon Bölge; sadece koruma amaçlarý- na destek olabilecek faaliyetlerin yer aldýðý sýnýrlarý açýkça tanýmlanmýþ alan veya alanlardýr. Tampon bölgeyi çevreleyen Geçiþ/Geliþme Bölgesi; sürdürü- lebilir kaynak yönetim uygulamalarýnýn geliþtirildiði ve teþvik edildiði en dýþ halkayý oluþturur (Anonymous 1996).

Biyosfer rezervlerin bu bölgeleri, yüklendikleri amaca baðlý olarak oluþturulur. Örneðin; biyosfer rezervlerde koruma fonksiyonu için çekirdek bölge oldukça önemli bir alandýr. Çekirdek bölgenin oluþturulmasýnda tür zenginliði, endemizm gibi faktörler göz önünde bulundurulmalýdýr (Larios ve ark. 2006). Çetinkaya (2002), Köprülü Kanyon Milli Parký'nýn biyosfer rezerv alaný olarak planlanmasýna yönelik yapmýþ olduðu çalýþmada, çekirdek bölgenin belirlenmesinde nadirlik ve hassaslýk ölçütlerini temel almýþtýr. Li ve ark. (1999), Çin Halk Cumhuriyeti'nde nesli tehlike altýnda olan Japon turnasý'nýn (Grus japonensis) korunmasý amacýyla kurulan Yancteng Biyosfer Rezervinde, türün varlýk- yokluk tahmin analizi ve uygun habitatlarýn belirlenmesi yoluyla çekirdek bölgeyi belirlemiþler- dir. Çeþitli ölçütler, tek bir bölgenin belirlenmesi için deðil, tüm biyosfer rezerv bölgelerinin belirlenmesi için de kullanýlmaktadýr. Zal ve ark.

(2006), Aþaðý Meriç Ovasý üzerinde yaptýklarý araþtýrmada, büyüklük, doðallýk ve tehlike altýnda olma durumu gibi ölçütleri bölgeleme sisteminin oluþturmasýnda kullanmýþtýr. Altan ve ark. (2004), Çukurova Delta-sý'nýn biyosfer rezerv alaný olarak bölgelemesini yaparken biyotop haritalarýný, mülkiyet haritasýný, deniz kaplumbaðasý ve önemli kuþ habitatlarýný dikkate almýþlardýr.

Biyosfer rezerv alaný, ülkemizde yeni bir kavram olup, son yýllarda bu kavrama iliþkin çalýþmalar artmaya baþlamýþtýr. Çetinkaya (2002), Altan ve ark.

(2004), Zal ve ark.(2006), ülkemizde çeþitli alanlarýn biyosfer rezerv alaný olarak planlanmasýna iliþkin çalýþmalar yapmýþlardýr. Ülkemizin ilk biyosfer rezerv alaný 2005 yýlýnda ilan edilen Artvin Camili (Macahel) Köyü biyosfer rezerv alanýdýr.

Bu çalýþmanýn amacý; küresel ölçekte önemli bir alan olan Karaburun Yarýmadasý'nýn koruma-

kullaným sorununa biyosfer rezerv alaný yaklaþýmý ile çözüm bulmaya çalýþmaktýr. Ayrýca, ülkemiz de pek yaygýn olmayan bu kavramý tanýtmaktýr. Bu doðrultuda alandaki önemli türler, tercih ettikleri habitatlar ve alan kullanýmý temelinde Karaburun Yarýmadasý'nda biyosfer rezerv bölgelemesi gerçekleþtirilmiþtir. Önemli türlerin yaþam ve üreme alanlarý ve saðlýklý ekosistemler Çekirdek Bölge ve Tampon Bölge yoluyla korumaya alýnýrken, yerel halkýn ekonomik kalkýnmasýna katkýda bulunacak, sürdürülebilir alan kullanýmýna olanak tanýyacak aktivitelerin gerçekleþtirileceði alanlar, yoðun tarým alanlarý, yerleþim yerleri Geliþme Bölgesi kapsamýna alýnmýþtýr.

Çalýþma Alaný

Karaburun Yarýmadasý, 38º 21 N-38º 41 N enlemleri ile 26º 21 E- 26º 39 E meridyenleri arasýnda 436 km2lik bir alana sahiptir. Çalýþma alaný kapsamýna, yarýmadanýn çevresindeki adacýklar da alýnmýþtýr. Adalarla birlikte toplam çalýþma alaný 442 km2dir (Þekil 1).

Karaburun Yarýmadasý, günümüzde pek çok kýyý yerleþiminin maruz kaldýðý yoðun insan aktivite- sinden çok fazla etkilenmemiþtir. Soykan ve ark.

(1993)'na göre; yarýmadaya olan ulaþým yolunun virajlý ve dar oluþu, kýyýlarýn kayalýk olmasý bu durumun baþlýca nedenleridir. Alan, deniz ve kýyý ekosisteminin yaný sýra, dað ekosistemi, küçük de olsa orman ekosistemi ve sulak alan ekosistemini içermektedir. Yarýmada, IUCN (Dünya Doðayý Koruma Birliði) tarafýndan 1996 yýlýnda Kritik (CR) kategorisine alýnan Akdeniz foklarýnýn (Monachus monachus) ve 2004 yýlýnda Tehdite Yakýn (NT) kategorisinde olan Ada martýsýnýn (Larus audouinii) yaþama ve üreme alanýdýr. Ayný zamanda alanda bulunan adalarýn tümü ve el deðmeden kalan son kýyýlar, yýrtýcý kuþlar ve deniz kuþlarýnýn varlýðý için önemlidir (Eken ve ark. 2006).

"Yarý nemli Akdeniz iklim tipi" nin egemenliði altýnda olan Karaburun Yarýmadasý'nda bu iklimi karakterize eden orman, maki ve frigana formasyonu olmak üzere üç farklý vejetasyon formasyonu daðýlýþ gösterir (Soykan ve ark. 1993).

Bekat ve Seçmen (1982)'in Karaburun Bozdað florasý üzerine yapmýþ olduklarý araþtýrmaya göre, Endemik bitkiler; Erodium absinthoides ssp.

absinthoides, Minuartia anatolica var. anatolica, Colutea melanocalyx ssp. davisiana, Trigonella smyrnea, Aristolochia hirta, Campanula lyrata ssp. lyrata, Sideritis sipylea Endemik olmayan nadir bitkiler; Erysimum

(3)

pusillum, Cyclamen hederifolium, Globularia alypum, Stachys cretica ssp. anatolica olarak belirlenmiþtir.

Yarýmada da mevcut alan kullaným faaliyetleri, baþta tarým olmak üzere, hayvancýlýk, balýkçýlýk, turizmdir. Alanýn engebeli topografik yapýsý tarýma çok olanak tanýmazken nüfusun çoðu tarýmla uðraþmaktadýr. Karaburun Tarým Ýlçe Müdürlü- ðü'nün verilerine göre alanda önde gelen tarým faaliyeti zeytinciliktir (Anonymous 2006). Yarýma- danýn son yýllarda önem kazanan bir diðer önemli tarýmsal ürünü ise nergis ve sümbül yetiþtiriciliðidir.

Rumlar zamanýnda yaygýn olan ve yaklaþýk 35-40 yýl öncesine kadar devam eden baðcýlýk Karaburun'un en önemli gelir kaynaklarýndan biri iken ne yazýk ki, bugün çok sýnýrlý bir alanda yapýlmakta olup, bað alanlarý terk edilmiþtir.

Karaburun Yarýmadasý'nda, yerel halkýn özellikle de genç nüfusun, kentlere ve büyük þehirlere, gerek iþ gerekse yaþam olanaklarý açýsýndan kaynaklanan bir nüfus göçü söz konusudur. Bu durum, alanýn sahipsiz kalmasýna ve yerel deðerlerin kaybýna yol açmaktadýr.

Yarýmada kýyýlarýnda ki ikinci konut yapýlaþmasý, alanýn doðal yapýsý üzerindeki tehditlerin baþlýcasýdýr.

MATERYAL VE YÖNTEM

Araþtýrmada; Karaburun Yarýmadasý'na ait 1/25000 lik Topografik Harita Paftalarý, Çevre Düzeni Revizyon Planý Paftalarý, Mayýs 2005 tarihli 15 m çözünürlüklü Aster uydu görüntüsü kullanýl- mýþtýr. Ayrýca, Google Earth'den saðlanan Quickbird uydu görüntüsü, Aster uydu görüntüsünü yorumlama aþamasýnda karar vermeyi kolaylaþtýr- mak için belli noktalarda deðerlendirilmiþtir. SAD- AFAG' tan elde edilen Karaburun Yarýmadasý'na ait Fok Gözlem Kayýtlarý (1997-2002), Ege Üniversitesi Kuþ Gözlem Topluluðu tarafýndan gerçekleþtirilen ve Türkiye Ulusal Kuþ Veri Bankasý Kuþbank'tan

elde edilen Kuþ Gözlem Kayýtlarý (2003-2004) da kullanýlan materyaller arasýndadýr.

Araþtýrmada, verilerin bilgisayar ortamýna aktarýlmasý ve deðerlendirilmesi aþamasýnda; CBS yazýlýmlarýndan GeoMedia Professional 4.0, Map Info 7.0, uydu görüntülerinin iþlenmesi aþamasýnda uzaktan algýlama yazýlýmlarýndan Image-Analyst ile Microstation 95 kullanýlmýþtýr. GPS ile arazi çalýþmalarýnda yersel veriler toplanmýþtýr.

Biyosfer rezerv bölgelemesinde; Akdeniz foklarý ve Ada martýsýnýn üreme alaný, kuþ varlýðý açýsýndan tür zenginliði, vejetasyon formasyonu, vejetasyon yoðunluðu, mevcut alan kullanýmý ve korunan alanlar deðerlendirilen parametreler arasýndadýr.

Araþtýrma alanýna ait topografik harita, gerek uydu görüntüsünün gerekse diðer haritalarýn rektifikasyo- nunda altlýk harita olarak kullanýlmýþtýr. Çevre Düzeni Planýndan ise araþtýrma alanýndaki doðal sit alanlarý ve yaban hayatý koruma sahasý ayrý bir katman halinde sayýsallaþtýrýlýp bilgisayar ortamýna aktarýlmýþtýr. Araþtýrma alanýna ait alan kullaným durumu ise yine Çevre Düzeni Planýndan ve uydu görüntüsünden yararlanýlarak oluþturulmuþtur.

Araþtýrma alanýna ait fauna çalýþmalarýnda, Akdeniz foku ile kuþlara ait veriler kullanýlmýþtýr.

SAD-AFAG'dan elde edilen Akdeniz foklarýna iliþkin verilerden (fok birey sayýsý ve yapýlan kayýt sayýsý temel alýnarak) fok gözlem haritasý, Veryeri (2003)'den yararlanýlarak Akdeniz foklarýnýn yarýmadadaki üreme maðara ve kovuklarýný gösteren harita oluþturulmuþtur. Verilerin bilgisayar ortamý- na aktarýlmasýnda, araþtýrma alaný 15"x15" lik (x-y;

360m x 460m) plankarelere bölünmüþtür. Planka- relerle çalýþýlmasýnýn nedeni, fok gözlem noktala- rýnýn koordinat bilgisi yerine yer tarifleri içerme- sinden kaynaklanmaktadýr.

Araþtýrma alanýnda gözlenen kuþlara ait veriler, koordinat bilgisi içerdiðinden hangi koordinatýn hangi plankare ile eþleþtiði gözönüne alýnarak, veriler bu plankarelere noktasal obje olarak atan- mýþtýr. Karaburun Yarýmadasý Kuþ Atlas Çalýþma- sýnýn kayýtlarý SPEC'e (Avrupa'da Koruma Öncelikli Türler) göre kategorilendirilmiþtir. Bu kayýtlar temel alýnarak, küresel ölçekte önemli Spec 1 kategorisi içinde yer alan Ada martýsýnýn üreme alanlarýný gösteren harita ve kuþ varlýðý açýsýndan tür zenginliði haritasý oluþturulmuþtur.

Araþtýrma alanýnýn vejetasyonuna yönelik çalýþ- malarda Aster uydu görüntüsü ve arazi gözlemle- rinden yararlanýlmýþtýr. Vejetasyon yoðunluðu ve Þekil 1. Çalýþma alaný.

(4)

vejetasyon formasyonunun belirlenmesi amacýyla, Aster uydu görüntüsü uzaktan algýlama tekniði ile yorumlanmýþtýr. Uydu görüntülerinden tematik bilgi edinebilmek için kullanýlan bir yöntem olan sýnýflandýrma çalýþmasýnda, arazinin gerçek görünümüne en yakýn görüntüyü saðlayan 3.2.1 bant kombinasyonu kullanýlmýþtýr (Tarhan 2004).

Vejetasyon yoðunluðunun belirlenmesinde, doðada bulunan bitki yansýmalarýnýn deðerlendirilmesi olan NDVI (Normalized Difference Vegetation Index) uygulanmýþtýr. Vejetasyon yoðunluðu, öncelikle uydu görüntüsünde yansýma deðerleri birbirine yakýn renk kümelerinin bilgisayar tarafýndan belirlenmesi olan kontrolsüz sýnýflandýrma ile oluþturulmuþtur. Sonraki aþamada görüntü üzerindeki farklý renklerin bulunduðu bölgelerde arazi gözlemleri ile, vejetasyonun topraðý örtme oraný ve vejetasyon formasyon tipi belirlenmiþtir.

Analizcinin belirleyici olduðu kontrollü sýnýflandýrma ile vejetasyonun topraðý örtme oraný dikkate alýnarak Çok Yoðun (%100-%80), Yoðun (%80-%60), Az Yoðun (%60-%40), Çok Az Yoðun (%40-%20), Çýplak Kayalýk (%20-%0) olmak üzere beþ farklý sýnýfa ayýrarak vejetasyon yoðunluk haritasý çýkarýlmýþtýr. Vejetasyon formasyon haritasý ise Orman, Aðaçlandýrma alanlarý, Maki- Orman, Maki, Frigana ve Çýplak Alan olarak altý farklý sýnýf belirleyerek oluþturulmuþtur.

CBS ortamýnda oluþturulan tematik haritalardan yararlanýlarak, tek katmanlý, çok katmanlý sorgu- lamalar ve örtmeler yöntemi kullanýlarak bölgeler belirlenmiþtir.

BULGULAR

Fok gözlem verileri, yarýmada da özellikle yapýlaþmanýn artýþ gösterdiði doðu kýyýlarýnda fok gözlemlerinin daha yoðun olduðunu göstermektedir (Þekil 2). Akdeniz foklarýna yönelik tehdidin saptanmasý amacýyla üreme maðara ve kovuklarý, doðal sitler ve yerleþim yerleri ile iliþkilendirilmiþtir.

Üreme maðaralarýnýn çoðu, doðal sitler içerisinde olmasýna raðmen, fok yoðunluðunun en fazla gözlendiði ve en önemli üreme maðaralarýndan biri olan Ayýbalýðý mevkiindeki maðaranýn, yoðun insan aktivitesiyle çevrelenmiþ durumda olduðu ve herhangi bir doðal sit statüsü ile korunmadýðý belirlenmiþtir (Þekil 3). Akdeniz foklarý, IUCN'e göre günde yaklaþýk 40 km lik bir mesafe kat etmektedirler (Kaboðlu 2007). Bu veri ýþýðýnda, Akdeniz fokunun yarýmada kýyýlarýný kullanýmý ve çevreyle etkileþimi, günlük kat ettiði mesafe göz

önünde bulundurularak, kýyý maðara ve kovuklarýndan tampon bölge atýlarak ortaya çýkarýlmýþtýr (Þekil 4).

Kuþ Atlas Çalýþmasý verilerine göre Yarýmada da yine uluslararasý ölçekte önemli Ada martýsýnýn üreme alanlarý yapýlaþmadan uzaktadýr (Þekil 5).

Belirli bir alandaki tür zenginliði ve çeþitliliði, saðlýklý bir çevrenin göstergesidir. Bu alanlarý belirleyebilmek için yapýlan, kuþ varlýðý açýsýndan tür zenginliði deðerlendirme sonuçlarýna göre, 15-22 ve 10-15 türün görüldüðü alanlarýn özellikle Ýris Gölü sazlýk bataklýk alan bölgesi ile Bozköy ve çevresi olduðu ortaya çýkmýþtýr (Þekil 6). Yarýmadanýn tek sulak alan ekosistemi olma özelliðini taþýyan Ýris Gölü sazlýk bataklýk alaný ayný zamanda Avrupa ölçeðinde önemli (Spec2-Spec3) türlerinde gözlem- lendiði alandýr (Þekil 7).

Aster uydu görüntüsü kullanýlarak vejetasyon formasyonlarýnýn belirlenmesi sonuçlarýna göre alanda %5 oranýnda bulunan doðal orman alanlarýnýn parçalanmýþ alanlar olarak daðýlým gösterdiði belirlenmiþtir (Þekil 8, Tablo 1).

Karaburun Yarýmadasý'nda en geniþ yayýlýma sahip formasyon frigana dýr. Alanýn vejetasyon yoðunluk sonuçlarý (Þekil 9, Tablo 2) de görülmektedir. Arazi gözlemleri ve Aster uydu görüntüsünün yorum- lanmasý sonucu oluþturulan harita, vejetasyon yoðunluðu olarak en baskýn "yoðun (%80-%60),"

bitki örtüsü grubu, sonrasýnda ise "az yoðun %60-

%40" bitki örtüsü grubu gelmektedir.

TARTIÞMA

Bir kýyý alaný olarak, doðal yapýsýný büyük ölçüde koruyabilmiþ nadir yerlerden biri olan 436 km2 lik bir alana sahip Karaburun Yarýmadasý, doðal ve kültürel özellikleri nedeniyle biyosfer rezerv alaný olma potansiyelini taþýmaktadýr. Alanda, doðal alanlarý ve doðal yaþamý korumaya yönelik var olan koruma statülerinin uygulamada yetersiz kalmasý, yarýmadanýn biyosfer rezerv olmasý gerekliliðini güçlendirmektedir. Bu kapsamda gerçekleþtirilen biyosfer rezerv bölgeleme planýnýn, alanýn koruma- kullaným sorununa önemli çözümler getireceði düþünülmektedir (Þekil 10).

Karaburun Yarýmadasý Biyosfer Rezerv Alaný için ondört çekirdek bölge belirlenmiþtir. Biyosfer Rezervi Yasal Çerçevesine göre, biyosfer rezervleri bir veya daha fazla çekirdek bölge içerebilir (Anonymous 1996). Çoðu biyosfer rezervin çekirdek bölgesi, bir veya birkaç endemik veya nadir türün veya yok olma tehlikesinde olan türün daðýlým

(5)

gösterdiði ve çok bulunduðu alanlar temelinde belirlenir (Larios ve ark. 2006). Karaburun Yarýmadasý'nda, tek bir türün veya tek bir habitatýn korunmasýndan ziyade farklý türlerin, farklý habitat- larýn korunmasý söz konusu olduðu için belirlenen çekirdek bölge çok sayýda olmuþtur. Ayný zamanda, bu türlerin yaþam ortamlarý arasýndaki mesafenin fazla oluþu da bu sayýnýn artmasýnda bir baþka etkendir. Li ve ark. (1999), alanlar arasýnda mesafe

fazla olduðunda da birbirinden baðýmsýz çekirdek bölgelerin belirlenebileceðini belirtmiþlerdir.

Ýnsan faaliyetlerinden uzak kayalýk kýyý ve sahilleri tercih eden Akdeniz foklarýnýn ve yaný sýra Ada martýsýnýn üreme ve yaþam alanlarý, yapýlaþma ve insan aktiviteleri nedeniyle tehdit altýndadýr. Bu türlerin ve yaþam alanlarýnýn korunmasý için bu alanlarý insan aktivitesinden soyutlamak gerektiði ortaya çýkmýþtýr. Mordoðan Ayýbalýðý Mevkii'ndeki Akdeniz foku üreme maðarasý, yoðun insan kullanýmlarýyla çevrelenmiþ durumdadýr. Bu durum Þekil 3. Akdeniz foku (Monachus monachus) üreme

maðara ve kovuklarý ile doðal sit iliþkisi.

Þekil 4. Akdeniz fokunun (Monachus monachus) günlük kat ettiði mesafe ve yakýn çevre iliþkisi.

Þekil 5. Ada martýsý (Larus audouinii) üreme alanlarý.

Þekil 6. Ornitolojik açýdan tür zenginliði.

Þekil 7. Spec kategorilerine göre daðýlýmý.

Þekil 2. Akdeniz foku (Monachus monachus) gözlem haritasý.

(6)

çekirdek bölge sýnýrlarýnýn belirlenmesini zorlaþtýrsa da, maðaranýn sahip olduðu hayati önem çekirdek bölge kapsamýna alýnmasýný gerektirmiþtir. Bu bölge de, Tarým ve Köy Ýþleri Bakanlýðý Koruma Kontrol Genel Müdürlüðü'nün alan için getirdiði yasal düzenleme baz alýnarak çekirdek bölge belirlen- miþtir. Üreme kaydýnýn olmadýðý ancak Akdeniz

foklarý tarafýndan kullanýlma potansiyeli olan kýyý maðara ve kovuklarýnýn olduðu bölgelerde, maðara etrafýnda küçük çekirdek bölgelerin oluþturulmasý uygulamada yaþanacak güçlükleri önlemek amacýný taþýmaktadýr. Küçük çekirdek bölgeler oluþturmak yerine bu maðaralarýn hepsini içine alan büyük bir çekirdek bölge oluþturulabilinirdi. Ancak, bu bölgelerde çekirdek bölgeyi büyük tutmak türün korunmasý açýsýndan teoride doðru olsa da, getirilecek yasaklama özellikle balýkçýlarla bir çekiþmeye neden olabileceði için foklara yönelik bir tehdit oluþturacaktýr. 1987'de Rodos'ta yapýlan I.

Akdeniz Foku Uluslararasý Konferansý'nda, Akdeniz foku yaþamýna yönelik tehditler arasýnda, çoðunluðu balýkçýlar tarafýndan gerçekleþtirilen kasýtlý öldürmeler de yer almýþtýr (Veryeri 2003). Akdeniz foklarýnýn günlük kat ettiði mesafe göz önünde bulundurularak, fokun Foça, Çeþme ve Sakýz Adasý'ný da kullandýðý ortaya çýkmýþtýr. Bu veri, Akdeniz fokunun korunmasýna yönelik çalýþmalarýn yalnýzca yarýmada kapsamýnda kalmamasý diðer alanlarla da iþbirliði içerisinde olunmasý gerekliliðini göstermektedir.

Bir alandaki tür zenginliði ile doðru orantýlý olan habitatýn zenginliliði ve saðlýklý oluþu görüþü, kuþ varlýðý açýsýndan 15-22 ve 10-15 türün görüldüðü alanlarýn çekirdek bölge kapsamý içerisine alýnmasý yönünde adým attýrmýþtýr. Bu alanlardan Bozköy ve Þekil 8. Çalýþma alaný vejetasyon formasyonu.

Þekil 9. Çalýþma alaný vejetasyon yoðunluðu.

Þekil 10. Karaburun Yarýmadasý Biyosfer Rezerv Alaný bölgeleme planý.

Tablo 1. Vejetasyon formasyonun alansal daðýlýmý .

Tablo 2. Vejetasyon yoðunluðunun alansal daðýlýmý.

(7)

çevresi yerleþim yeri olduðundan çekirdek bölge kapsamý içerisinden çýkarýlmýþtýr. Ýnsan aktivitesinin olmadýðý Ýris Gölü ve çevresi, kuþlar tarafýndan tercih edilen öncelikli bölgelerden birisi olmasý ve alanda tek sulak alan ekosistemi olmasý dolayýsýyla çekirdek bölge sýnýrlarý içerisine dahil edilmiþtir.

Benzer düþünce ile parçalanmýþ halde bulunan doðal orman alanlarýndan, doðal orman alanýný temsil edecek nitelik ve büyüklüðe sahip Bozdað'ýn batý yamacýndaki alan çekirdek bölge içerisine alýnmýþtýr. Ormanlarýn, kara ekosistemi içinde en çok tür topluluðunu içeren alanlar olmasý (Matthews ve ark. 2000) da çekirdek bölge içerisine alýnmasýnda bir baþka etkendir. Buradaki doðal ormanla iliþkili maki ve frigana alanýndan bir bölüm yarýmadanýn bitki örtüsünü temsil etmesi amacýyla çekirdek bölge içerisine alýnmýþtýr. Bu bölümler için vejetasyonun çok yoðun ve yoðun dokulu olduðu alanlar dikkate alýnmýþtýr. Seçilen bu alana olan ulaþým güçlüðü, alanýn korunmasýna katký saðlaya- cak ve uygulamada çekirdek bölge olarak belirlen- mesi güçlük çýkarmayacaktýr.

Çekirdek bölgeler yasal olarak korunma altýna alýnmýþ alanlar olmalýdýr. Karaburun Yarýmadasý için öngörülen çekirdek bölgelerin mevcut koruma statüsüyle karþýlaþtýrýldýðýnda büyük bir kýsmýnýn I.

II. Derece Doðal Sit Alanlarýyla, Yaban Hayatý Koruma Sahasý ve Balýkçýlýða Kapalý Alan düzenlemesiyle korunmasý uygulama açýsýndan güçlük çýkarmayacaðýndan memnun edicidir. Ancak öngörülen çekirdek bölgeler arasýnda yasal olarak koruma statüsüne sahip olmayanlar da bulunmakta- dýr. Bu alanlarýn yasal olarak koruma altýna alýnmasý için gerekli çalýþmalar yapýlmalýdýr. Belirlenen çekirdek bölgeler %8 lik bir alaný kapsamaktadýr. Bu bölgelerde insan aktivitesi söz konusu deðildir.

Yalnýzca bilimsel araþtýrma ve gözlem için kullanýlabilir.

Denetimli kullanýma izin verilen Tampon bölge ise toplam alanýn %48 ini kapsamaktadýr. Tampon bölgenin rolü çekirdek bölgeye olan olumsuz ve insan kaynaklý etkileri minimize etmektir (Anonymous 2008a). Bu amaç doðrultusunda, Akdeniz foklarýnýn ve Ada martýsýnýn üreme alanlarýný içeren çekirdek bölgelerin çevresi tampon bölge ile çevrelenmiþtir. Ayrýca, yarýmadanýn tüm kýyýlarý, kýyý yapýlaþmasýný kontrol altýna almak amacýyla Kýyý Kanunu temel alýnarak karadan 100 m lik kýsmý tampon bölge içerisine alýnmýþtýr. Tampon bölgenin koruma fonksiyonuna önemli katkýsý

vardýr. Bu nedenle, çekirdek bölgeye alýnmýþ doðal orman alanýnýn dýþýnda kalan diðer parçalanmýþ doðal orman alanlarý, aðaçlandýrma ile kazanýlan orman alanlarý, maki ve frigana alanlarýndan vejetasyon yoðunluðu çok yoðun ve yoðun olan alanlar tampon bölge içerisine alýnmýþtýr. Flora açýsýndan önemli bir alan olan Bozdað, daðcýlýk, doða ve kuþ gözlemleri gibi rekreasyonel aktivitelerin de gerçekleþtirilmesi amacýyla tampon bölge içerisinde býrakýlmýþtýr. Oluþturulan tampon bölgenin; a) sürdürülebilir alan kullanýmlarýný etkinleþtirmek, b) çekirdek bölgenin kaynaklarýnýn korunmasý için uyumlu iliþkilerin saðlanmasýna katkýda bulunmak, c) doðal ormanlarýn korunmasý ve iyileþtirilmesini saðlamak, d) ornitolojik yaþamý korumak, e) sürdürülebilir turizm ve rekreasyon f) bilimsel araþtýrmalar, g) çevre eðitimi ve izleme (Zal ve ark 2006) gibi yönetim amaçlarý bulunmaktadýr.

Öngörülen Tampon Bölgede tarým, hayvancýlýk, balýkçýlýk, turizm ekolojik ilkeler göz önünde bulundurularak kontrollü bir þekilde yapýlabilir.

Yerel halka destek olabilecek sürdürülebilir alan kullanýmlarýnýn denenip geliþtirileceði alan olarak düþünülen Geliþme Bölgesi oluþturulurken, mevcut yerleþim yerleri ve ikinci konutlarýn yoðunluk kazandýðý alanlar bu bölge içerisinde býrakýlmýþtýr.

Yoðun tarýmsal aktivitelerin sürdürüldüðü alanlar geliþme bölgesine alýnmýþtýr. Yarýmadanýn kuzeyba- týsýnda Küçükbahçe ve Sarpýncýk köyleri arasýnda kalan terkedilmiþ Rum köyleri, restorasyon çalýþmalarý yapýlarak ekoturizm aktivitesi için kullanýma açýlmasý ve iþletilmeyen bað alanlarýnýn tekrar canlandýrýlmasý amacýyla geliþme bölgesi içerisine alýnmýþtýr. Önerilen geliþme bölgesi, toplam alanýn %44'ünü kapsamaktadýr.

Geliþme bölgesinin büyük tutulmasý, yöre halkýna, giriþimcilere gelir kaynaðý saðlayacak potansiyelin kýsýtlanmamasý açýsýndan önemlidir.

Biyosfer rezervler toplumun dýþýnda deðildir, toplumun bir parçasýdýr. Sosyal aktörler ve sistemler tarafýndan planlanýr, sürdürülür ve kullanýlýr. Eðer sosyal aktörler göz ardý edilirse, rezervler baþarýlý olamaz (Lass ve Reusswig 2002). Alanýn yaklaþýk yarýsýný kapsayan öngörülen geliþme bölgesi; gerek mevcut alan kullanýmlarýnýn desteklenip geliþtiril- mesine, gerekse yeni ekonomik aktivitelerin denenip geliþtirilmesine olanak saðlayacak potansi- yeldedir. Biyosfer rezervlerde yöreye özgü ürünlerin veya geleneksel tarýmsal aktivitenin geliþtirilmesi ve tanýtýlmasý oldukça önemlidir. Bu baðlamda,

(8)

Karaburun'la özdeþleþen nergis, sümbül, enginar, hurma zeytin gibi ürünlere yönelik üretim ve pazarlama projelerinin gerçekleþtirilmesi yarýmada- nýn ekonomisini canlandýracaktýr. Alanda uygulanan zeytin aðaçlandýrmasý çalýþmalarýnda, Çevre Ýl Müdürlüðü'nün denetiminde mülkiyeti hazine arazilerine ait olan alanlar, özel firmalara ve kiþilere tahsis edilmektedir. Bu uygulamanýn biyosfer rezerv anlayýþýyla örtüþmesi memnun edicidir. Biyosfer rezerv kavramýnýn Karaburun Yarýmadasý'na yapacaðý önemli katkýlarýndan biri de, þuan da atýl durumda olan Rumlardan kalma iþletilmeyen bað alanlarýnýn yeniden deðerlendirilmesi olacaktýr.

Zamanýnda yarýmadanýn en önemli gelir kaynaklarýndan birini oluþturan ve Mordoðan limanýndan ihraç edildiði bilinen "sultani çekirdeksiz üzüm" böylece yeniden yarýmada ekonomisine kazandýrýlacaktýr. Ayrýca, terkedilmiþ Rum köylerine yapýlacak restorasyon çalýþmalarý ile bu köyler ekoturizm faaliyetlerinde deðerlen- dirilebilir. Bu yönleriyle Sevile Stratejisinde' de yer aldýðý gibi " biyosfer rezervlerin insani boyutunu yansýtmak, kültürel ve biyolojik çeþitlilik arasýndaki baðlantýyý kurmak, geleneksel bilgi ve genetik kaynaklarýn korunarak sürdürülebilir kalkýnma çabalarý içindeki rollerini ve etkinliklerini arttýrmak"

(Anonymous 1996) vizyonuyla örtüþmektedir.

Geliþme bölgesinde yaþanacak aktiviteler ve ekonomik canlanma yerel halkýn özellikle de genç nüfusun yaþam koþullarý ve iþ olanaklarý açýsýndan büyük kentlere göçünün önüne geçecek ve alanýn sahiplenilmesine katký saðlayacaktýr. Bölgede sosyo- ekonomik geliþmenin desteklenmesi doðal kaynaklarýn sürdürülebilir kullanýmýný saðlayacak, biyolojik çeþitliliðin zengin olduðu bölgeler üzerine olan kontrolsüz baskýyý önleyecek ve en önemlisi doða koruma ve geliþme arasýndaki çeliþkileri azaltacaktýr (Çetinkaya ve Altan 2002).

Biyosfer rezerv bölgelemesinde, alan büyüklüklerine iliþkin standart ve yasal düzenleme yoktur. Oluþturulan bölgelerin yüklendikleri iþlevleri yerine getirebilecek büyüklükte olmasý gereklidir. Ancak bazý ülkelerin kendi oluþturduklarý standartlar vardýr. Örneðin; Almanya Ulusal MAB Komitesinin bölgelemeye yönelik; çekirdek bölgenin toplam alanýn en az %3'ünü kapsamasý, tampon bölgenin toplam alanýn en az %10'unu kapsamasý, tampon bölge ve çekirdek bölgenin birlikte toplam alanýn en az %20'sini kapsamasý ve geliþme bölgesinin toplam alanýn en az %50'sini kapsamasý gerektiði gibi kriterler oluþturmuþlardýr (Anonymous 2007). Karaburun Yarýmadasý Biyosfer Rezerv Alaný Bölgelemesi ve bölgeleme oranlarý alanýn koruma ve kullanmaya yönelik amaçlarýný karþýlayacak, koruma- kullanma arasýnda çekiþme yaratmayacak büyüklüktedir. Yarýmada'nýn biyosfer rezerv alaný olarak düzenlenmesi ve sonrasýnda UNESCO tarafýndan tescillenmesi alanýn uluslararasý boyutta önemini daha da arttýracak, alana yönelik bilimsel projelerin desteklenip geliþtirilmesinde, uluslararasý ve ulusal fonlarýn desteðini almasýný saðlayacaktýr. Ayný zamanda bu çalýþmanýn ülkemizde fazla yaygýn olmayan biyosfer rezerv anlayýþýný tanýtmasýnýn yanýsýra Þahin ve ark.

(2009)’ýn belirttiði gibi sorun ve olanaklar yönünde birbirlerine benzer alanlarda ortak çözümler üretebilmek açýsýndan bir marka olma rolü de önem kazanmaktadýr.

TEÞEKKÜR

Araþtýrmada Akdeniz foku verilerini paylaþan SAD-AFAG Derneðine ve Kuþ Atlas verilerini paylaþan Ege Doða Derneði ve Kuþbank'a teþekkür ederiz. Bu araþtýrma "Ýzmir Ýl Bütününde Biyosfer Rezerv Alanlarý ve Saptanmasý Üzerine Araþtýrmalar

"Karaburun Yarýmadasý Örneði"" baþlýklý doktora tezi çalýþmasý kapsamýnda hazýrlanmýþtýr.

KAYNAKLAR

Anonymous (1994) Guideliness for protected areas management categories, CNPPA with the assistance of WXMC. IUCN.

Anonymous (1996) Biosphere Reserves. The Sevilla Strategy and the Statuory Framework of the World Network, (Çeviren Zal N, Gül S), UNESCO, Paris.

Anonymous (2005) Full of Life: Unesco Biosphere Reserves-Model Regions for Sustainable Development. Springer Verlag, Berlin.

Anonymous (2006) Karaburun Tarým Ýlçe Müdürlüðü Tarýmsal Verileri, Ýzmir.

Anonymous (2007) Criteria for Biosphere Reserves in Germany, UNESCO Today, Journal of the German Commission for UNESCO.

(9)

Anonymous (2008) Biosphere reserves: Reconciling the conservation of biodiversity with economic development, UNESCO.

Anonymous (2008a) Madrid Action Plan for Biosphere Reserves (2008-2013) UNESCO.

Altan T, Artar M, Atik M, Çetinkaya G (2004) Çukurova Deltasý Biyosfer Rezervi Yönetim Planý, LIFE-Çukurova Deltasý Biyosfer Rezervi Planlama Projesi. Çukurova Üniversitesi Peyzaj Mimarlýðý Bölümü, Adana.

Bekat L, Seçmen Ö (1982) Karaburun Akdað Florasý. Doða Bilim Dergisi, Temel Bilimler 6 (3): 49- 66.

Çetinkaya G, Altan T (2002) Köprülü Kanyon Milli Parký'nýn Biyosfer Rezerv Alaný Olarak Yeniden Düzenlenmesi. In: Özhan E, Alparslan N (ed), Türkiye'nin Kýyý ve Deniz Alanlarý IV. Ulusal Konferansý Bildirileri, 05-08 Kasým 2002, Ýzmir, 163-170.

Çetinkaya G (2002) The Progress Report Regarding "Research for the establisment of Köprülü Kanyon National Park as a Biosphere Reserve". Saint Petersburg State University of Architecture and Civil Engineering, Saint Petersburg.

Dyer MI, Holland MM (1991) The Biosphere Reserve Concept: Needs for a Network Design.

BioScience 41 (5): 319-325.

Eken G, Bozdoðan M, Ýsfendiyaroðlu S, Kýlýç DT, Lise Y (2006) Türkiye'nin Önemli Doða Alanlarý.

Doða Derneði Yayýnlarý, Ankara.

Kaboðlu G (2007) Implementation of Protection of Endangered Species and Their Habitats to the Integrated Coastal Zone Management Concept: A Case Study For The Mediterranean Monk Seal (Monachus monachus) in Foça-Izmir. M.Sc. Thesis, Dokuz Eylül University Graduate School of Natural and Applied Sciences,Izmir.

Larios IM, Lira R, Alvarez HG, Davilla P, Ortiz E (2006) Proposal for the establisment of the core zones in the Biosphere Reserve of Thuacan-Cuicatlan, Mexico. Biosdiversity and Conservetion 15, 1627- 1659

Lass W, Reusswig F (2002) Social Monitoring: Meaning and Methods for an Integrated Management in Biosphere Reserves. Biosphere Reserve Integrrated Monitoring (BRIM) Series No. 1, UNESCO, Paris.

Li W, Zijian W, Zhijun M, Hongxiao T (1999) Designing the core zone in a biosphere reserve based on suitable habitats: Yancheng Biosphere Reserve and The Red Crowned Crane (Grus japonensis).

Biological Conservation 90, 167-173

Matthews E, Payne R, Rohweder M, Murray S (2000) Pilot Analysis of Global Ecosystems. World Resources Institute Publications, Washington DC.

Soykan F, Sezer LÝ, Iþýk Þ (1993) Karaburun Yarýmadasýnýn Doðal Özellikleri, Tarihsel Coðrafyasý ve Turizm Potansiyeli. Ege Üniversitesi Araþtýrma Fon Saymanlýðý 1989/002 No'lu Proje Raporu, Bornova, Ýzmir.

Þahin A, Atýþ E, Miran B (2008) Daha Etkin Tarým-Çevre Politikalarý Ýçin Homojen Alanlarýn Belirlenmesi: Ege Bölgesi Örneði. Ekoloji 17 (67): 15-23.

Tahran Ç (2004) Planlamada Uzaktan Algýlama ve Coðrafi Bilgi Sistemi Disiplinleri Entegrasyonu, Urla ve Balçova Örnekleri. Þehir Plancýlarý Odasý, Planlama Dergisi 3, 106-112.

Veryeri NO (2003) Küreselleþme ve Karaburun Yarýmadasý, Akdeniz Foku "Monachus monachus"

Üzerine Araþtýrmalar. Yüksek Lisans Tezi, Ege Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Çevre Bilimleri Anabilim Dalý, Ýzmir.

Zal N, Eczacýbaþý GB, Karauz Er ES (2006) Aþaðý Meriç Taþkýn Ovasýnýn Biyosfer Rezervi Olarak Planlanmasý. Çevre ve Orman Bakanlýðý Yayýnlarý, Yayýn No:289, Ankara.

Referanslar

Benzer Belgeler

Özellikle benzer düzenlemenin YÖK Kanununda yapılan bir düzenleme ile Emniyet ve Diyanet çalışanı, önlisans mezunu kamu görevlilerine (kanun değişikliği

Özellikle benzer düzenlemenin YÖK Kanununda yapılan bir düzenleme ile Emniyet ve Diyanet çalışanı, önlisans mezunu kamu görevlilerine (kanun değişikliği

• Eski Mısır’dan bu yana boya bitkisi olarak kullanılan aspir bugün daha çok tohumlarından yağ elde etmek amacı ile yetiştirilmektedir... Meyvelerinden boya elde

Anadolu’da doğaya yönelik saldırılara karşı halkların zaten mücadele ederek bakana yanıt verdiğini ifade ederek, Bakan Ero ğlu’nun açıklamalarını saldırılara

Yoğun çabalar sonucu, yangın söndürme helikopterleriyle alevlerin arasından çıkarılan işçilerden üçü ayakta tedavi edildi, durumları ciddi olan Mehmet Akıncı ile

CHP Antalya Milletvekili Arif Bulut’un Isparta ve Antalya sınırlarında Köprüçay üzerinde inşa edilecek olan Kasımlar Barajı ve HES Projesine ilişkin, Orman ve Su

fıkrasındaki "Bilim ve fen bakımından orman olarak muhafazasında yarar görülmeyen, aksine tarım alanına dönüştürülmesinde yarar olan alanlar ormancılık rejimi dışına

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, bundan böyle üreticilerin kullandığı yeraltı sularından para alacak.2011'de çıkarılan torba yasan ın bazı maddelerine yapılan ilavelerle