• Sonuç bulunamadı

GDO gündemden hiç dü

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "GDO gündemden hiç dü"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

GDO gündemden hiç düşmüyor. Kah tartışmalı kurul kararları kah yem amaçlı GDO’lu yem ithalatına izin

verilmesiyle gündemimize giriyor. Şimdi de Mersin limanında ABD’den ithal edilen 23 bin ton pirinçte çıkmasıyla GDO gündemimizde.

Her ne kadar Afrika ve Çin’de üretilen pirincin Amerika’ya sevkinin geri çevrilmesiyle Türkiye’ye sokulduğu söylense de asıl olarak pirinç ABD’den ithal edilmiş. Zaten firma avukatı da pirinci ABD’den aldıklarını beyan ediyor. Çünkü ABD büyük bir pirinç üreticisi. Bu nedenle de 2005’te Türkiye’de uygulanan gümrük vergisinin yüksekliği nedeniyle pirinç satamadığı için Dünya Ticaret Örgütüne (DTÖ) şikâyette bulunmuştur (Bu vesileyle de DTÖ’nün kimin ticareti için çalıştığını görmüş olduk). Yani her türlü melanet gibi GDO’lu pirinç de ABD’den.

Meğer Mersin Serbest Bölgedekiler yurda giremeyen kısmıymış, girenleri ise Tekirdağ ve Manisa’ya kadar ulaşmış. Gümrük ve Ticaret Bakanı tüm gümrükleri takip ettiğini söylerken Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker “Dünyada şu ana kadar ticarete konu olan GDO’lu pirinç olmadığını” belirtirken taşımadan kaynaklı çeltiğin

kabuğuna bulaşmış olabileceğini ama pirincin kabukla yenmediğini söylüyor. Bununda yeterli olmadığını düşünmüş olacak ki, “Bakan olarak ben söylüyorum, pirinçte GDO yok, güven içerisinde tüketebilirsiniz” diyerek görevini tamamlıyor.

ŞİRKETLERE KORUMA

Mehdi Eker bu konuşmasıyla yerli pirinci mi koruyor, hayır. On binlerce çeltik üreticisi ülke köylüsünü mü koruyor, hayır. Bakan siper etmiş göğsünü ithalatçı şirketleri koruyor. 5 laboratuar testinin dördünde pirinç GDO’lu çıkmış kimin umurunda bakan garanti veriyor. Yemezsek koca bakanı dinlememiş olmak bir yana Mehdi Eker’in tarım tekellerine olan hizmeti eksik kalacak. GDO’lu pirinci ithal eden diğer bir şirketin yetkilisi de, “AB’de bile GDO testi yapılmıyor” diyor. Oysa ki, ABD’de 1998 yılından bu yana GDO’lu pirinç üretim denemesi yapıldığı ve bu

denemelerin her ne kadar durdurulduğu söylense de; 2006 ve 2007 yıllarında başta Almanya, İsveç, Fransa, Belçika, Hollanda hatta Çin olmak üzere 30 ülkede bu GDO’lu pirincin izine rastlandığı ve Türkiye’nin 31. ülke olduğu belirtiliyor.

GDO’nun her gündeme geldiğinde zararları ve faydaları da tartışılıyor. En çok konuşulanları ise üretimde verim kaybına dolayısıyla da yoksulluğa çare olduğudur. Zararlılara karşı dayanıklılığı söylenmektedir. GDO’lu ürünlerle beslenen insanlarda bir zarar ve sağlıksızlık tespit edilmedi denilse de; fareler üzerinde yapılan deneylerde GDO’lu ürünlerle beslenen farelerde tümör oluştuğu, organ yetmezliği sorunlarının ve kısırlığın baş gösterdiği gibi sonuçlar elde edildiği belirtilirken, insanlar üzerindeki etkileri ise hala belirlenebilmiş değil.

YÜKSEK VERİM HİKAYESİ

GDO’lu tohumların yüksek verim sağlayacağının yalan olduğunu yine GDO’lu tohumla üretim yapan diğer ülkelerin üretici köylüleri söylemektedir. Çünkü bu ülkelerdeki üretici köylüler verim ve kazançlarının düştüğünü söylüyorlar. Arjantin’de genetiği değiştirilmiş tohumla üretilen pamuğun verimi hektara 483 kg, ABD’de 933 kg’dır. Ülkemizde ise GDO’suz tohumla hektara 1.334 kg pamuk üretilmektedir. Dünya pamuk verim ortalaması ise 775kg/ha’dır. Demek ki GDO’lu tohumla üretim verimi artırmıyor. GDO’yu savunanlar bile GDO’lu tohumla yapılan üretimde verim artışının en fazla yüzde 3-5 olduğunu söylemektedirler.

Örneğin Arjantin’de 1996-2008 yılları arasında GDO’lu soya üretiminde kullanılan yabancı ot ilacı 14 kat artarak 200 milyon litreye ulaşmıştır. Çünkü GDO’lu üretim yapılan tarım alanlarındaki yabancı otlarda GDO nedeniyle ilaca direnç gösterdiğinden daha çok ilaç kullanımı gerekmektedir. Yani hem ilaç kullanımı hem de ilaca bağımlılık artıyor. Yani GDO’lu tohumu satan arkasından ilacı da satıyor.

İTHALATÇI ÜLKE OLDUK

Paraguay GDO’lu soya üretim alanı olarak dünyada 7. sırada olmasına rağmen, Paraguay köylülerinin yüzde 40’ı yoksulluk sınırının altında yaşadıkları belirtilmektedir. O zaman GDO’lu tohumlar yoksulluğa çare de olmuyor. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. O zaman GDO’lu tohum ve ürünleri savunmanın başka nedenleri olmalı sorusu akla

(2)

geliyor ve elbette ki başka nedenleri var. Asıl mesele tarımsal üretim ve ürünlere kimin hakim olacağıdır. Tarım stratejik bir sektördür ve bu nedenle de önem taşımaktadır. Dün buğdaydan ete bir çok tarım ürünü ihraç ettiğimiz ülkelerden bu gün etten, pamuğa, mısırdan pirince kadar bir çok ürününü ithal eder duruma getirildik. Türkiye kendine yetecek kadar pirinci, eti, mısırı üretebilir. Eğer bu gün etten süt tozuna, samandan mısıra, pirinçten diğer bakliyat ürünlerine kadar pek çok tarım ürünü ithal ediliyorsa bunun nedeni bağımlı tarım politikaları ve üretici köylü ile tarımın desteklenmemesidir. AB kendi tarımına 57 milyar avro ayırırken Türkiye tarıma 4 milyar avro ayırmaktadır. Bunlara birde ilaç, gübre ve mazot gibi girdilerin pahalı oluşu eklenince ülke köylüsünün ne Avrupa nede Amerika çiftçisiyle yada başka bir deyişle tarım tekelleriyle rekabet şansı kalmıyor. İthalatı destekleyen

politikalar sonucu tarım çökertilirken zararı ise üretici köylüler ve işçisi emekçisiyle halk görüyor. Böcekli buğdayı da, GDO’lu pirinci ve mısırı da, GDO’lu ürünlerle beslenmiş ithal hayvanların sağlıksız etini de halk yiyor.

Referanslar

Benzer Belgeler

10 yıl geçerli olacak: GDO veya ürünlerinin, ithalatı, ihracatı, deneysel amaçlı serbest bırakılması, piyasaya sürülmesi ile geneti ği değiştirilmiş

GDO ve ürünlerinin, onay almadan piyasaya sürülmesi, Biyogüvenlik Kurulu kararlar ına aykırı olarak kullanılması veya kullandırılması, genetiği değiştirilmiş bitki

GDO’lu ürünleri üreten şirketlerin, bu ürünler üzerinde araştırma yapılmasına izin vermediğini belirten Kenan Demirkol, ne gibi sakınacalarla karşı karşıya

Mersin Liman ı’nda ele geçirilen pirinçler ile ilgili Tarım Bakanı Mehdi Eker’in GDO analizinin hatalı olduğu söylemesinin ardından İTÜ Rektörlüğü daha önce

Dün yap ılan oylamada; İngiltere, Hollanda, İsviçre ve Finlandiya'nın komisyon lehinde oy kullanmasına rağmen diğer tüm ülkeler komisyon aleyhine oy kulland ılar ve

Denizli Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Gür, "Ulusal Biyogüvenlik Yasa Taslağı" adıyla görüşülen tasla ğın Meclis'te kabul edilmesi durumunda,

Daha önce de defalarca yazdığım üzere, bu verim artışı doğrudan verim artışına yönelik genetik modifikasyon sonucu değil; daha etkin böcek ve yabancı ot kontrolü sayesinde

Ancak daha önceki “Bilim, bilim insanlarına bırakılmayacak kadar önemlidir” gibi birkaç yazımdan da hatırlayabileceğiniz üzere, sadece Türkiye’de değil tüm