• Sonuç bulunamadı

FELAKETİN SONRASINDA YENİLENEN JAPONYA, GLOBAL EKONOMİK DÜZENİ DEĞİŞTİREBİLİR

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "FELAKETİN SONRASINDA YENİLENEN JAPONYA, GLOBAL EKONOMİK DÜZENİ DEĞİŞTİREBİLİR"

Copied!
5
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Okan Üniversitesi Finansal Riskleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Tuzla Kampüsü Tuzla / İstanbul Tel: 0 216 677 1630/1996

www.okfram.okan.edu.tr, [email protected] FELAKETİN SONRASINDA YENİLENEN JAPONYA,

GLOBAL EKONOMİK DÜZENİ DEĞİŞTİREBİLİR

Japonya’da, 11 Mart’ta meydana gelen deprem, ülkeyi; dünyanın odak noktası haline getirmiştir.

Japonya’da meydana gelen deprem, tsunami ve son olarak nükleer tehlike sonrasında, dünya borsalarında da önemli gerilemeler yaşanmıştır. Japonya; 2009 yılına göre dünyanın 2. büyük ekonomisi, 2010 yılı verilerine göre ise dünyanın 3. büyük ekonomisi olarak finansal piyasalarda önemli bir yere sahiptir. Global ekonomi üzerinde ciddi ağırlığa sahip olan bu ülkede meydana gelen deprem ve arkasından oluşan tsunaminin bu nedenle finansal piyasalar için de bir risk faktörü olarak irdelenmesi gerekmektedir. Yaşanan deprem felaketine temkinli yaklaşan piyasaların ardından gelen tsunamiye tepkisi sert olmuştur. Buna göre depremin merkez üssü Japonya, piyasalardaki gerilimin de merkezi olurken, Nikkei endeksi ve Yende sert hareketler meydana gelmiştir. Depremin bir gün öncesinde 83 seviyesinden kapanan Yen, 5 günde 76.4 seviyesini görmüştür. Yani 5 günde Yen %8 değerlenmiştir. Yenin bu oranda değerlenmesinde hedge fonların Yen bazlı kredileri kapatma eğilimine girmesi etkili olmuştur. Diğer yandan Japonya’nın borsa endeksi Nikkei 3 günde %21 değer kaybederek 10,434’ten 8,227 seviyesine kadar gerilemiştir. Aynı dilimde diğer gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde %3’e varan kayıplar yaşanmıştır. İlk aşamada bu gelişmelere sınırlı tepki veren piyasaların önümüzdeki dönemde makro görünümündeki dalgalanmalara paralel olarak deprem ve tsunamiye yönelik duyarlılığının artması beklenmelidir.

Japonya’nın mevcut siyasal yapısı ele alındığında, 1947 yılında, anayasanın kabulünden beri parlamenter cumhuriyet ile yönetildiği görülmektedir. Devletin başı Japon imparatoru, hükümetin başı ise başbakandır. Seçimle işbaşına gelen bir parlamentosu vardır. 127 milyon ile dünyanın 10. büyük nüfusuna sahip olan ülkede, işsizlik oranı %4.9 düzeyindedir. 5.47 trilyon dolarlık bir ekonomiye sahip olan ülkede, kişi başına gelir ise 42.9 bin dolar seviyesindedir. Uzun yıllardır ekonomik durgunlukla mücadele eden Japonya’nın enflasyon oranı ise 2010 yılında %0 düzeyinde gerçekleşmiştir. Uzun yıllardır iç tüketiminde canlılık yakalayamayan bu ülke, ekonomisini başarılı ihracat politikaları ile ayakta tutmaktadır.Japonya özellikle teknoloji ürünleri ve otomotiv sektöründe ihracat lideri konumundayken; ülkenin başlıca ithalat kalemleri hammadde malları ve petroldür.

Yönetim Biçimi Anayasal Monarşi ile Parlamenter Demokrasi

Başkent Tokyo

Nüfus 127,370,000

GSYH $5.47 trilyon

Kişi Başına Gelir $42,866

İşsizlik Oranı %4.90

Enflasyon %0.00

Para Birimi (Yen) 1 TL = 51 Yen 1 $ = 81 Yen

(2)

Okan Üniversitesi Finansal Riskleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Tuzla Kampüsü Tuzla / İstanbul Tel: 0 216 677 1630/1996

www.okfram.okan.edu.tr, [email protected]

JAPONYA’YA MAKROEKONOMİK BAKIŞ İkinciliği Çin’e kaptırdı…

Japonya ekonomisinin yarım asırlık gelişimine baktığımızda, büyüme verilerinin gerilediği görülmektedir.

1960’larda ortalama %10 büyüyen Japonya ekonomisi, 1970’lerde %5, 1980’lerde %4, 1990’larda %1.7, 2000’lerde ise %1’in altında büyüme kaydetmiştir. Yani son 50 yıldır büyüme hızı önemli ölçüde yavaşlamıştır. Yıllık bazda baktığımızda ise, Japonya’nın uzun bir süredir sürdürdüğü ekonomideki 2.’liğini 2010 yılında Çin’e kaptırdığı görülmektedir. 2010 yılı verilerine göre, Japonya, %2.53’lük büyüme ile GSYH’sini 5.47 trilyon dolara yükseltirken; Çin

%10.33’lük büyüme kaydederek

GSYH’sini 5.98 trilyon dolara taşımış ve Japonya’yı geride bırakmıştır. Dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nin 14.66 trilyon dolar ile liderlik ettiği listede, Almanya 3.3 trilyon dolar ile 4. sırada yer almaktadır. Japonya ekonomisinde lider ana sektör ise, hizmet sektörüdür. Buna göre GSYH’nin

%75.9’u hizmet sektörü, %23’ü sanayi sektörü, %1.1’i ise tarım sektöründen oluşmaktadır.

949 1,042 1,135 1,274 1,490 1,731 2,070 2,652 3,412 3,744

36,724 32,150 30,746 33,109 36,041 35,653 34,126 34,262 38,210 39,457 42,866

35,237 36,049 36,935 38,310 40,435 42,664 44,805 46,558 47,138 45,918 47,274

23,108 22,967 24,486 29,623 33,299 33,790 35,446 40,478 44,214 40,688 40,510

0 5,000 10,000 15,000 20,000 25,000 30,000 35,000 40,000 45,000 50,000

2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010

Çin Japonya ABD Almanya

KİŞİ BAŞINA GELİR (DOLAR)

Kaynak: CEIC

3.10 3.60 4.00 4.30 4.20 4.20 4.10 4.00 4.20 4.30 4.104.80 5.40 5.40 4.90 4.50 4.40 4.00 3.80 4.40 5.20 4.90

3.90 5.70 6.00 5.70 5.40 4.90 4.40 5.00 7.30 9.90 9.40

9.30 9.60 10.20 10.50 10.90 11.30 9.90 8.40 7.70 8.10 7.50

0 2 4 6 8 10 12

2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010

Çin Japonya ABD Almanya

İŞSİZLİK ORANI

Kaynak: CEIC

Deprem ve tsunami işsizlik oranlarını etkilemez…

Kişi başına geliri dikkate aldığımızda ise; büyüklük olarak 2.’liği ele alan Çin’in çok üzerinde bir rakamın oluştuğu görülmektedir. Buna göre dünyanın en büyük ekonomisine sahip 4 ülkesi olan ABD, Çin, Japonya ve Almanya’da kişi başına gelir sırasıyla 47,274$, 3,744$, 42,866$ ve 40,510$’dır. Kişi başına gelirin yüksek seyrettiği Japonya’da işsizlik oranı %4.9 düzeyindedir ve 4 büyük ekonomi arasında en iyi konumda yer alan Çin’den (%4.1) sonra gelmektedir. Sosyal güvenlik yapısının katı olduğu Japonya, buna karşın düşük bir işsizlik oranı ile seyretmektedir.

İç tüketimin zayıf olduğu ekonomiyi ihracat taşıyor…

İşsizlik oranının düşük bir düzeyde seyretmesine karşın, iç tüketim 1990’lardan beri hız kesmiştir. Yaklaşık 20 yıldır Japonya’nın iç tüketiminde artışı düzeyi

%2’nin altında seyretmektedir. Bu nedenle ekonomisinde ihracata bağımlılık artmıştır.

2010 yılındaki verileri dikkate alındığında iç tüketim bir önceki yıla göre %1.85 artarken, ihracat %24’lük yükseliş kaydetmiştir. Yani Japonya ekonomisinin güçlü bir konumda bulunmasını, son 20 yıldır ihracat sağlamıştır. 1990’lardan önce %5’lik artışlar kaydeden iç tüketimdeki gerileme enflasyon rakamlarında da gözlemlenebilmektedir.

8.40 8.30 9.10 10.00 10.10 11.30 12.70 14.20 9.60 9.21 10.33

3.14 -1.72 1.99 2.39 1.06 2.93 2.12 1.81 -4.61 -1.75 2.532.91 0.40 1.92 3.83 3.05 2.73 2.45 2.32 -2.77 0.19 2.70

2.32 1.17 0.02 0.17 0.20 1.65 4.51 1.76 -1.97 -2.00 3.99

-10 -5 0 5 10 15 20

2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010

Çin Japonya ABD Almanya

BÜYÜME ORANI

Kaynak: CEIC

5.15% 4.83% 5.19% 2.19% 2.11% 1.01% 2.28% 1.88% 2.48% 0.74% -0.87% 1.00% 0.74% 1.63% 1.10% 0.41% 1.61% 1.33% 1.52% 1.60% -0.72% -1.94% 1.85%6.70% 9.47% 7.18% 5.24% 4.38% 0.36% 3.88% 4.20% 5.88% 11.11% -2.71% 1.89% 12.70% -6.93% 7.51% 9.21% 13.93% 6.96% 9.67% 8.42% 1.58% -23.93% 24.00%

-30%

-20%

-10%

0%

10%

20%

30%

1988 1989 1990 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010

İç Tüketim İhracat İÇ TÜKETİM-İHRACAT DEĞİŞİMİ

Kaynak: CEIC

(3)

Okan Üniversitesi Finansal Riskleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Tuzla Kampüsü Tuzla / İstanbul Tel: 0 216 677 1630/1996

www.okfram.okan.edu.tr, [email protected]

2.16 2.97 2.97 2.97 3.24 3.24 3.24 3.24 1.80 1.80 2.25

0.20 0.00 0.00 0.00 0.00 0.00 0.28 0.46 0.10 0.09 0.08

5.41 1.52 1.16 0.94 1.97 4.09 5.17 3.06 0.14 0.05 0.13

4.75 3.25 2.75 2.00 2.00 2.25 3.50 4.00 2.50 1.00 1.00

0 1 2 3 4 5 6

2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010

Çin Japonya ABD Almanya

POLİTİKA FAİZ ORANI

Kaynak: CEIC

-0.30 -0.40 3.20 2.40 1.60 2.80 6.50 1.20 1.90 4.60

-1.27 -0.30 -0.40 0.20 -0.70 0.30 0.80 0.40 -1.58 0.00

1.60 2.48 2.04 3.34 3.34 2.52 4.09 -0.04 2.76 1.391.60 1.05 1.04 2.06 1.61 1.49 3.13 1.14 0.75 1.77

-2 -1 0 1 2 3 4 5 6 7

2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010

Çin Japonya ABD Almanya

ENFLASYON

Kaynak: CEIC

Faizler sıfıra yakın…

İç tüketimdeki daralmaya bağlı olarak, uzun bir süredir Japonya’da fiyatlar düşüş eğilimi göstermiştir.

Deflasyon sürecindeki Japonya’daki fiyatların düşmesinde tüketimin yetersiz bir düzeyde olması etkili olmuştur. Fiyat düzeyinin bu düşüş eğilimini kesmek isteyen Japonya Merkez Bankası, politika faizi uzun bir süredir %0’a yakın düzeyde korumaktadır. Buna paralel olarak, uzun yıllar düşük seyreden piyasa faizleri, yatırımcıların, özellikle hedge fonların dikkatini çekmiş, birçok yatırımcı Yen bazlı borçlanarak diğer ülkelerde yatırım yapmaya yönelmişlerdir. Bunun doğal bir sonucu olarak Japonya’nın para birimi Yende sert dalgalanmalar yaratmıştır.

2.81 4.43 1.78 1.83 4.62

0.54 0.86 0.74 0.46 0.34

4.89 3.29 0.11 0.06 0.12

3.73 4.68 2.89 0.70 1.01

0 1 2 3 4 5 6

2006 2007 2008 2009 2010

Çin Japonya ABD Almanya

KISA VADELİ FAİZ ORANI

Kaynak: CEIC

8.28 8.28 8.28 8.28 8.28 8.08 7.82 7.37 6.85 6.83 6.65

112.21 127.59 121.89 107.74 103.81 118.46 117.32 112.45 91.28 89.95 83.34

1.11 1.12 0.98 0.81 0.75 0.84 0.76 0.69 0.74 0.69 0.76

0 20 40 60 80 100 120 140

2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010

Çin Japonya Almanya

DOLAR KURU

Kaynak: CEIC

4 büyük ekonomi arasında en düşük faizlere sahip…

İlk 4 büyük ekonomi arasında enflasyon oranı ve gösterge faizi en düşük ülke Japonya’dır. Dolar kuru bazında ise en yüksek ülke konumundadır. Uzun yıllar kısa vadeli faizlerin en düşük olduğu ülke konumunda bulunan Japonya 2008 krizinde ABD Merkez Bankası’nın aldığı sert önlemler ile bu ünvanını, ABD’ye kaptırmıştır.

Dış dengede görünüm pozitif…

İhracat ve ithalat dengesine bakıldığında, belirgin bir şekilde dış ticaret fazlası verildiği görülmektedir. 2008 yılndaki kriz öncesinde, yıllık ortalama 10 trilyon Yen dış ticaret fazlası veren Japonya ekonomisi, kriz döneminde global talebin zayıflaması ile 2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla 2.1 ve 2.7 trilyon Yen fazla vermiştir. 2010 yılında ise 60.8 trilyon Yen ithalata karşılık 67.4 trilyon Yen ihracat yapan Japonya, 6.6 trilyon Yenlik dış ticaret fazlası üretmiştir.

51.7 49.0 52.1 54.5 61.2 65.7 75.2 83.9 81.0 54.2 67.4

40.9 42.4 42.2 44.4 49.2 56.9 67.3 73.1 79.0 51.5 60.8

0%

1000%

2000%

3000%

4000%

5000%

6000%

7000%

8000%

9000%

2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009 2010

İhracat İthalat

İTHALAT-İHRACAT (TRİLYON YEN)

Kaynak: CEIC

(4)

Okan Üniversitesi Finansal Riskleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Tuzla Kampüsü Tuzla / İstanbul Tel: 0 216 677 1630/1996

www.okfram.okan.edu.tr, [email protected] İki sektörde zirvede: Elektronik cihazlar ve motorlu araçlar…

Japonya’nın sektörel bazda durumunu incelediğimizde ise yüksek teknoloji içeren elektronik ve motorlu araç sanayinin ön plana çıktığı görülmektedir. İleri teknoloji ürünlerinin üretiminde uzmanlaşan Japonya, elektronik mallarda Sony, Fujitsu ve Toshiba gibi markalarla ön plana çıkarken, otomotiv sektöründe ise Toyota, Suzuki, Nissan, Mazda ve Honda gibi markalarla global pazarlara açılmaktadır.

2006 2007 2008 2009 2010

Toyota 4,194,188 4,226,137 4,012,388 2,792,274 3,282,855 Suzuki 1,206,805 1,218,297 1,218,235 908,302 1,078,242 Nissan 1,234,400 1,179,080 1,293,082 894,575 1,133,667 Mazda 966,547 995,511 1,078,690 717,175 912,836 Honda 1,332,866 1,331,845 1,264,381 840,924 992,502

İLK BEŞ ÜRETİCİNİN ARAÇ ÜRETİM MİKTARI

ABD’deki General Motors’un arkasından liderliğe oynayan Japonya firmaları arasında 2010 yılı rakamlarına bakıldığında Toyota’nın 3.28 milyon adetlik üretimi ile liderliği aldığını gözlemlemekteyiz. Bunu 1.13 milyon adet ile Nissan, 1.08 milyon adet ile Suzuki takip etmektedir. 2010 yılında motorlu araç üretim miktarının 9.63 adet milyon olduğu Japonya’da üretimin, son meydana gelen felaketler sonrasında düşmesi beklenmelidir.

Ancak küresel talebe bağlı olarak, bu durumun geçici olacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Buna göre, 2008’in son çeyreğinde gerçekleşen küresel krizin etkisini, 2009 yılında hisseden Japonya’da, motorlu araç sanayinin üretim hızı, 2009 yılında %31.5 oranında gerileyerek, 7.93 milyon adet olarak gerçekleşmiştir. Sonrasında global ekonomide meydana gelen büyüme, motorlu araç satışlarının yeniden yükselmesine neden olmuştur. Bunun sonucunda 9.63 milyon adete yükselen motorlu araç üretiminin, 2010 yılında yeniden güç kaybettiği görülebilecektir. Ancak bu güç kaybının 2011 yılının ilk çeyreği ile sınırlı kalması beklenmelidir.

2006 2007 2008 2009 2010 2006 2007 2008 2009 2010 Çin 10,794 12,839 12,950 10,236 13,086 Çin 13,784 15,035 14,830 11,436 13,413 ABD 16,934 16,896 14,214 8,733 10,374 ABD 7,911 8,349 8,040 5,512 5,911 Almanya 2,376 2,660 2,484 1,553 1,777 Almanya 2,146 2,284 2,159 1,563 1,689 Ortadoğu 2,233 3,078 3,508 2,013 2,216 Ortadoğu 12,692 13,370 17,351 8,640 10,387

İHRACAT (MİLYAR YEN) İTHALAT (MİLYAR YEN)

Japonya’da yaşanan doğal afetin küresel ekonomiye etkisi . . .

Japonya ekonomisinde meydana 2. çeyrekte meydana gelebilecek olan daralmanın etkileyebileceği ülkelerde ise Çin, ABD ve Almanya başı çekmektedir. 2010 yılı rakamları dikkate alındığında bu ülkeler arasında ithalatta 13.4 trilyon yen ile Çin birinci sırada yer alırken, 5.9 trilyon yen ile ABD ikinci, 1.7 trilyon yen ile Almanya üçüncü sırada bulunmaktadır. İhracat tarafından bakıldığında ise 13.09 trilyon yen ile Çin birinci, 10.4 trilyon yen ile ABD ikinci, 1.8 trilyon yen ile Almanya üçüncü sıradadır.

Dünyanın ilk 4 ekonomisinin bu kadar iç içe olması nedeniyle Japonya’da meydana gelen deprem ve tsunaminin global ekonomiyi yılın 2. çeyreğinde olumsuz etkileme olasılığının güçlü bir ihtimal olduğunu vurgulamak gerekmektedir. İthalat rakamlarında dikkat çeken ülke grubu ise Ortadoğu’dur.

Yüksek miktarda petrol ihracı yapan Japonya’nın bu nedenle Ortadoğu ülkeleri ile yaptığı ticarette ithalat kaleminin 10.4 trilyon yen gibi yüksek bir rakam olduğu görülmektedir.

10,799,659 11,484,233 11,596,327 11,575,644 7,934,057 9,628,920

0 2,000,000 4,000,000 6,000,000 8,000,000 10,000,000 12,000,000 14,000,000

2005 2006 2007 2008 2009 2010

MOTORLU ARAÇ ÜRETİMİ

Kaynak: CEIC

(5)

Okan Üniversitesi Finansal Riskleri Araştırma ve Uygulama Merkezi Tuzla Kampüsü Tuzla / İstanbul Tel: 0 216 677 1630/1996

www.okfram.okan.edu.tr, [email protected]

Yüksek borç yükü, Japon hükümetinin yardım etme gücünü zayıflatabilir…

Japonya’nın zorlanacağı konulardan biri de, yeniden inşaa süreci için kaynak bulunması olacaktır.

Nitekim GSYH’nin %200’ü aşan kadar borç yükü bulunan Japonya’nın yeniden inşaa sürecinin maliyetini karşılarken zorlanabileceğini düşünüyoruz. Bu nokta uluslararası kuruluşların vereceği destek önemli olacaktır.

Türkiye Japonya’daki gelişmelerden etkilenir…

Türkiye’nin Japonya ile yaptığı ticaret oldukça düşük bir düzeydedir. Dolayısıyla Japonya’daki gelişmelerin Türkiye’nin ticaretine doğrudan bir bir etkisi bulunmayacaktır. Bununla birlikte Japonya’nın ileri teknoloji üreten bir ülke olduğu düşünüldüğünde elektronik cihazların fiyatlarında meydana gelebilecek olan bir yükseliş cari açığı olumsuz etkileyebilecektir.

Kısa vadeli etkileri 4 başlıkta toplamak mümkün…

Japonya’da mevcut ekonomik durum ve son dönemde yaşanan felaketlerin yaratabileceği kısa vadeli etkileri 4 başlıkta toplamak mümkündür. Buna göre;

1- Japonya ekonomisinin 2010 yılının 2. çeyreğinde daralması beklenmelidir. Bu daralmanın, Çin ve ABD’yi de olumsuz etkileyeceği, buna paralel olarak global ekonomide yılın 2. çeyreğinde negatif bir görünümün yaşanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

2- Motorlu araç üretiminde kısa vadeli üretim sıkıntısı, fiyatların kısa vadeli olarak yukarı yönlü seyretmesine neden olabilir. Ancak bu dalgalanmanın uzun vadeli olması beklenmemelidir.

3- İleri teknoloji içeren ürünlerin fiyatlarında da üretim sıkıntısına bağlı olarak artış yaşandığı görülebilecektir. Ancak bunun da kısa vadeli olması beklenmelidir.

4- Motorlu araç sektörünün lider ülkelerinden olan Japonya’da üretimin zayıflaması petrol talebinin güç kaybetmesine neden olabilir. Ancak talepteki zayıflamaya karşın, Libya’daki savaş geriliminin fiyatların aşağı yönlü seyrine izin vermeyeceğini düşünmekteyiz.

Son felaket Japonya ekonomisi için yeni bir başlangıç olabilir…

Her felaket sonrasında olduğu gibi, son yaşananların Japonya ekonomisi için de yeni bir dönem başlatması beklenebilir. Uzun yıllardır gerileme eğiliminde olan Japonya ekonomisinin en önemli sorunlarından biri olan iç tüketimdeki darboğazın, önümüzdeki dönemde aşılacağı görülebilecektir.

2010 yılının ikinci çeyreğinde daralma yaşayabilecek olan Japonya ekonomisi sonrasındaki dönemde ise özellikle inşaat sektörünün liderliğinde pozitif bir görünüm sergileyebilecektir. 2010 yılında ekonomide 2.’liği Çin’e kaptıran Japonya’nın yeniden 2. sıraya yerleşmesi ise olası görünmemektedir.

Bunun nedeni, Japonya’nın yüksek işgücü maliyeti nedeniyle, Çin ile rekabet etme gücünün zayıf olmasıdır. Bununla birlikte, Japonya ekonomisinde 2010 yılının 2. yarısı itibariyle meydana gelebilecek hareketlenmenin, global ekonomiyi de pozitif yönde etkileyeceği göz önünde bulundurulmalıdır. Bu gelişmeleri de dikkate alarak Japonya ekonomisi için orta vadede olasılıkları yine 4 başlıkta toplamak mümkündür.

1- Yeniden inşaa çalışmalarına paralel olarak, Japonya ekonomisinin 2011 yılının üçüncü çeyreğinden itibaren çıkışa geçmesi beklenmelidir. Bunun küresel talep yaratarak, global ekonominin büyümesini de olumlu etkilemesi beklenmelidir.

2- İç talepteki olası artışa paralel olarak, fiyat düzeylerinin artması ve uzun süredir düşük seyreden enflasyonda yukarı yönlü harekete neden olması beklenmelidir.

3- Enflasyonda meydana gelecek artış ile, uzun süredir faizleri 0’a yakın bir düzeyde tutan Japon Merkez Bankası faiz artırımına yönelebilir.

4- Faiz artırımının oluşması durumunda, yen bazlı kredileri kapatma eğilimine girebilecek olan hedge fonların varlık fiyatlarını aşağı yönelttiği görülebilecektir. Bu durumda finansal piyasalarda sert geri çekilmeler yaşanabilir.

Kısa ve orta vadede birbirinin zıt yönünde global ekonomiye etkileyeceğini düşündüğümüz bu felaketin yaratabileceği riskler ve fırsatlar iyi izlenmelidir. Özellikle yeni inşaa sürecine girecek olan Japonya’ya müteahhitlik sektörünün ilgi göstermesi yerinde olacaktır.

Referanslar

Benzer Belgeler

Kurdaki güncel teknik seviyelere bakacak olursak: Bu sabah saatleri itibariyle 3,7036 seviyesinden işlem görmekte olan USDTRY paritesinde 3,7076 seviyesi direnç, 3,70 seviyesi

Bugün ABD’den gelecek olan Şubat Ayı Ticaret Dengesi, ABD Ocak Ayı S&P CS Arındırılmış Yıllık Konut Fiyat Endeksi ve ABD Mart Ayı Conference Board Tüketici

ABD’de, Cumhuriyetçilerin 216 oyu toplayamayacaklarına yönelik endişe duymaları ile birlikte Cuma gününe ertelenen sağlık hizmetleri yasa tasarısı oylamasının geri

ABD Ağustos ayı TÜFE verilerinin Fed’in hedefine yaklaşması ile birlikte 92,60 seviyesi üzerine çıkan dolar endeksi, USDTRY paritesinin de 3,48 seviyesine

Kurdaki güncel teknik seviyelere bakacak olursak: Bu sabah saatleri itibariyle 3,5247 seviyesinden işlem görmekte olan USDTRY paritesinde 3,5296 seviyesi direnç, 3,5191 seviyesi

USDJPY paritesindeki güncel teknik görünüme bakacak olursa: Bu sabah saatlerinde 113,54 seviyesinden işlem görmekte olan paritede yukarı yönlü hareketlerde 113,84 ve

1260 direncinin yukarı yönlü kırılması durumunda bir sonraki direnç seviyemiz 121260, 1255 desteğinin aşağı yönlü kırılması durumunda ise bir sonraki destek

Dolar endeksi, Donald Trump’ın Fed başkanlığı için John Taylor’ıa daha yakın duruyor oluğu yönündeki haberlerin ardından piyasalarda hâkim olan “Fed'in bir