Afrika Sineması
• Sahra Altı Afrika Sinemaları
• Sahra Altı Afrika Sinemaları’nda ilk gösterilen filmler, Avrupa ve Amerika kaynaklı belgesellerdir. Daha sonra bunları kötü bir şöhrete sahip CFU: Sömürge Film Birimleri’nin çektiği yapımlar ve Bantu Film Projeleri takip etmiştir.
• Film yapım ve dağıtımının sömürgeci bir sisteme dayanmasının yerel Afrika kültürünün ve geleneklerinin parçalanmasında temel bir rol oynadığı görülebilir. Manthia Diawara’nın deyişiyle;
Sömürge Film Birimleri’nin Afrika kültürüne dair özellikleri gericilik ve hurafe olarak değerlendirmesi, Avrupa lehine geleneksel kültürün değersizleştirilmesiyle sonuçlanmıştır.
• Afrikalıların Afrika filmi çekme yönündeki ilk çabası ise Senegalli belgeselci ve araştırmacı Paulin Soumanou Vieyra’nın girişimiyle gündeme gelmiştir. İlk yıllarda çok da başarılı olmayan naif, düşük kaliteli filmler çekilmiştir.
Fransızca Konuşulan Ülkelerde Afrika Sineması
• 1960’ların başında Sahra’nın güneyindeki ülkelerde o zamana kadar ünlü bir Senegalli romancı olarak tanınan Ousmane Sembene’nin öncülüğünde güvenilir bir film endüstrisi oluşturma yönünde adımlar atılmaya başlanmıştır.
• Ousmane Sembene
• Ousmane Sembene, Rus sinemacıların eğitmenlik yaptığı 1 yıllık film okulunu tamamladıktan sonra filmler çekmeye başlamıştır.
• Filmlerinde hem Afrika geleneklerine ve kültürüne yer vermiş hem de modernleşmenin Afrika’da neden olduğu çatışmaları betimlemiştir.
• İlk filmi, Sahra Altı Afrika sinemasının da ilk filmi olarak kabul edilen, 20 dakika uzunluğundaki Arabacı (Borom Sarret, 1963)’dır. Film, önce bütün parasını Afrika’nın asaletine dair bir öyküyü dinlemek için harcayan, daha sonra bir müşterisini at arabalarına yasaklanan Dakar’ın modern kesimlerine götürürken polis tarafından durdurulan ve evine para kazanamadan dönmek zorunda kalan yoksul bir aracıyı anlatır.
• Sembene, 1966 yılında Sahra Altı Afrika’da çekilen ilk uzun metrajlı film olan Kara Kız (La Noire de...) filminin yönetmenliğini üstlenir.
Film, işverenleri tarafından Fransız Rivierası’na götürülen Dakarlı bir hizmetçinin yaşadığı yabancılaşmayı ve çatışmayı anlatır. Genç kadın kendisine kötü davranılan evde ırkçı bir bakışın muhatabı olur ve sancılı bir kültürel çatışma yaşar. Sonunda genç kadın yaşadıklarına daha fazla dayanamayarak intihar eder.
• Ousmane Sembene 1968 yılında ise Para Düzeni (Mandabi, 1968) filmini gerçekleştirir. Film yeğeninin para gönderdiği ancak kimlik belgesi olmadığı için bankadan bu parayı alamayan İbrahim’in öyküsünü konu alır.
• Sembene, 1974 yılında gerçekleştirdiği Xala filminde ise Beye’nin yükseliş ve çöküşünü ele alır. Film, 1960 yılında bağımsızlığını kazanan Senegal’de Fransızların hala sahne gerisinden ülkeyi yönettiklerini gösterir. Çok eşli kentli iş insanı Beye’nin ticaret odasından atılması, iflas etmesi ve iktidarsız hale gelmesi üzerine büyücülerden ve geleneksel doktorlardan yardım istemesi ve onların çözüm yöntemleri, geleneksel Afrika’nın, büyücü ve doktorların eleştirilmesine neden olur.
• Ancak filmde sadece geleneksel Afrika fetişizmi eleştirilmez. Zengin iş insanının ikiyüzlülüklerinden hareketle Batılı görünme arzusu ve tüketim fetişizmine dair de bir sorgulama sunulur.
• Ousmane Sembene’nin daha sonra gerçekleştirdiği belli başlı filmler ise şu şekilde sıralanabilir:
• Halk (Ceddo, 1977): Senegal hakının siyasal islamı kabul etmesini ve siyasal sistemin çürümesini anlatır.
• Camp De Thiaroye (1987): Sömürgecilik karşıtı bir filmdir. Fransız hükümetinin Afrikalı askerlere yönelik eşitlikçi olmayan muamelesini ve Afrikalı askerlerin isyanını konu alır.
• Moolade (2002): Kadın sünnetiyle ilgili bir kara komedidir. Sünnet olmak istemeyen kız çocukları bir kadının evine sığınır ve o da köylülerin tepkisine karşın çocukları korumak için evin önüne Afrika geleneklerinde yeri olan ve efsunlu olduğuna inanılan ip gerer.
• Sonuç olarak Ousmane Sembene filmlerinde; Avro-Amerikan Afrika sinemasına karşı çıkmış; Müslüman, Afrikalı ve Batılı fikirlerin etkisindeki melezleşmiş Afrika’yı sunmuştur.
• Ousmane Sembene dışında Djibril Diop Mambety ve Afrikalı ilk kadın yönetmen olan Safi Faye de Senegal’in önemli yönetmenleri arasındadır.
• 1960’lı yıllardan itibaren Senegal dışında Fransızca konuşulan Cezayir, Fas, Tunus, Burkina Faso ve Mali gibi pek çok farklı Afrika ülkesinde de film yapım faaliyetleri gelişmiştir.
• Yaaba (1989) ve Tilai (1990) filmleriyle dikkat çeken Burkina Fasolu Idrissa Ouadraogo, Moritanyalı Med Hando ve Malili Süleyman Cisse öne çıkan yönetmenler arasındadır.
• Afrika filmlerinin büyük bir kısmı Fransızca konuşan Afrika ülkelerinde çekilmiştir. Bunun en önemli nedeni, yönetmenlerin bireysel yaratıcılığı ve Senegal gibi ülkelerde devletin sinemayı desteklemesidir. Ancak bu durum aynı zamanda devletin sinemaya müdahalesini kolaylaştırmış ve istenmeyen filmlerin yapımı ve gösterimi engellenmiştir.
• Afrikalı yönetmenler Fransız okullarında eğitim almış ve yapım sonrası aşamalar için Fransız stüdyolarından yararlanmıştır. Yine Fransız Kooperasyon Bakanlığı’yla işbirliği yapan yönetmenler de söz konusudur.
İNGİLİZCE KONUŞULAN ÜLKELERDE SİNEMA
• İngilizce konuşulan ülkelerde, teknik açıdan daha fazla olanak olmasına karşın yapım faaliyetleri daha yavaş gelişmiştir. Bantu Film Projeleri Gana ve Nijerya’da stüdyolar kurmuşlardır. Nijeryalı sinemacılar folklorik bir sinemanın üreticisi olarak görülmüştür.
• İngilizce konuşulan Afrika ülkelerinde sinema endüstrisinin kurulamaması sömürgeci faaliyetlerle ilgilidir. İngilizler yerel Afrika film endüstrisinin kurulması için gayret göstermemiş, sinemacıların eğitimi hususunda herhangi bir destekleyici faaliyette bulunmamıştır.
• Etiyopya, Gana, Nijerya, Kenya ve Somali gibi ülkelerde öne çıkan bazı sinemacılara ek olarak, Güney Afrika’da da Anant Singh, uzun metrajlı filmi Sarafina’yla mali bir başarıya imza atmış ve eleştirmenlerden takdir toplamıştır.
EĞİTİM VE DAĞITIM SORUNLARI
• Afrikalı sinemacılar eğitim olanakları sınırlı olduğu ve sinemanın teknik altyapısı yeterince gelişmediği için birtakım sıkıntılarla karşı karşıya kalmışlardır. Çoğu filmde teknik kalitenin düşüklüğü dikkat çekmektedir.
• Afrika sinemasıyla ilgili bir diğer sorun, Gana Film Okulu gibi eğitim veren kurumların ekonomik koşullara bağımlılığı nedeniyle yeterince etkili olamaması ve Afrikalı yönetmenlerin yurt dışındaki Moskova Sinema Enstitüsü ve IDHEC gibi sinema okullarına bağımlı olmasıdır. Bu durum özgün Afrika sineması geliştirilmesi önündeki temel engellerden birini oluşturmuştur.
• Afrikalı sinemacılar filmlerin dağıtımı konusunda da sorunlar yaşamışlardır. Afrikalılar kendi filmlerini izleyememiş; Afrika’da ağırlıklı olarak yabancı filmler gösterilmiştir. Daha sonradan bu sorunu aşmak için yerel ve bölgesel bazı sinema örgütleri kurulmuştur.