• Sonuç bulunamadı

Başa Çıkmak ve Psikoloji

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Başa Çıkmak ve Psikoloji"

Copied!
4
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

Depremlerle

Başa Çıkmak ve Psikoloji

Deprem

sonrası dönemler

bilinçlenmenin

ve risk

algısının en

yüksek olduğu

zamanlardır.

Bu

dönemleri

bir

fırsat

olarak

kullanıp

ileriye

yönelik çalışmaların hızlandırılması

gerekir.

A. Nuray Karana ODTÜ, PsikolojiBölümü karanci @ metil .edu.tr

fetler,belirli bir coğrafi bölgede nispeten aniden orta- Ayaçıkan, kollektif stres ve belli ölçüde de kayıp yara­

tan toplumun yaşantısını sekteyeuğratanolaylardır. Bu tanım çerçevesinde, depremler doğa olaylarıdır ve afet olarak nitelenebilmeleri için kayıp yaratmaları ve toplumun yaşantısını sekteye uğratmaları gerekir. Dolayısıyla, depremlerin afetlere dönüşmemesi için etkin ve sürdürülebilir riskve afet yöneti­ mi uygulanması gereklidir. Afet yönetimi genelde birbiri ile iç içe geçen dört ana evreden oluşur. Bunlar zarar azaltma, hazırlıklı ol­ ma,afete müdahale ve iyileştirme olarak kavramsallaştırılmaktadır.

Afet yönetiminin her evresinde halk bilinçlenmesi vekatılımının ge­ rekli olduğuvurgulanmaktadır.

Depremlerin Psikolojik Etkileri

Depremlerin yol açtığı maddi ve manevi kayıpların, yaşam dü­ zenini sekteye uğratmakgibi stres yaratan ve uyum gerektiren yön­

leri ile depremzedelerde aşağıda sıralanan duygusal, bilişsel ve davranışsal sorunlara yol açtıkları belirlenmiştir.

• Üzüntü,acı, yas: Bu duygular bireylerin sevdiklerini, mallarını ve yaşam alışkanlıklarını yitirmeleri ileilişkilidir.

• Güçsüzlük ve çaresizlik:Olanları kontrol edememe, içeçekilme ve tepkisizlik.

Suçluluk ve utanma duyguları: Yapması gerekenleri yapmadığı­

na inanmak.

Sinirlilik ve öfke: Normal yaşamdüzeninin bozulması, sosyal des­

teğin azalması ve yeterli yardım alamama gibi olaylarıngetirdi­

ği gerginlikten kaynaklanabilmektedir.

• Şüpheve suçlayıcılık: Tüm olanlardan birini sorumlututabilme ve olanları anlamlandırma veaçıklamaisteği ile ortayaçıkabilir.

• Kaygı ve korku: Artçı depremlerin yarattığıkorku, bina güvenli­ ğindenkuşkuvegelecek belirsizliğine bağlı olarak yaşanabilir.

Fiziksel şikayetler: Yorgunluk, uykusorunları, iştahsızlık, çeşitli ağ­ rılar gibi.

(2)

Bilişselolarak: Dikkat ve hafızasorunları, deprem ile ilgili anıların canlanması,karar vermekte veproblem çözmede güçlük.

Davranışsal olarak:Depremi hatırlatan uyaranlardan kaçınma, alkol,sigara, ilaç kullanımında artış.

Bu duygu ve sorunların normal olmayanbir duruma verilen normal tepkilerolduğunuve geçici olduğunu bil­

mek afet geçirenleri büyük ölçüde rahatlatmaktadır.

Normalleştirme olarak kavramsallaştırılabilecek bu yak­ laşım,afetler sonrası uygulanan anlamlandırmatoplan­

tılarında vurgulanmaktadır. Afetzedelerin büyükbirbö­

lümübu bilgilendirmeden yararlanabilmektedir.

1992 Erzincan depremindenyaklaşık 16ay sonra ya­ pılan bir çalışmada, Kısa Semptom Envanteri (SCL-Reviz- yon) ile değerlendiren psikolojik sıkıntılarınErzincan örnek grubunda Ankara kontrolgrubundan daha fazla oldu­

ğu, özellikle sinirlilik-gerginlik boyutunun yüksek olduğu vekadınların sıkıntılarının erkeklerden dahafazla olduğu tesbit edilmiştir. (Karancıve Rüstemli, 1995). Dinar depre­

misonrasıyapılan bir çalışmada ise yine SCL puanlarının kadınlarda erkeklerden daha yüksek olduğu ve belli ba­

şa çıkma stratejilerinin yaşanan stresi azalttığı bulunmuş­

tur. Çaresizlik yaklaşımının stresi arttırdığı, buna karşın problemodaklı başa çıkmanın stresi azalttığıgörülmüştür (Karancı vd. 1999). Marmara depremi sonrası yürütülen bir çalışmada, psikolojik belirtilerin erkeklere kıyasla ka­

dınlarda daha fazla olduğu, çaresiz başa çıkmanın ve deprem sırasındakendinin veya yakınlarının ölebileceği- ni düşünmenin psikolojik sıkıntıları arttırdığı ortaya kon­

muştur (Sümer vd. 2000).Bu çalışmalardan, deprem son­ rası psikolojik destekçalışmalarında kadınlara eğilmenin önemli olduğunu ve depremzedelere depremle başa çıkabileceklerini, çaresiz olmadıklarını göstermenin olumlu etkileriolabileceği sonucunu çıkarabiliriz. Dolayı­

sıyla, deprem sonrası halkın mümkünolduğuncakısa bir sürede normal yaşantısına döndürülmesi önemlidir. Bu konuda deprem yaşayanları, yardım edilmesi gereken çaresiz depremzede konumundan çıkararak, yapılan günlükişlerde ve alınan kararlarda onlara da aktif rol ve­

rilmesi önemli görünmektedir. Örneğin, çadır kentlerde yemeklerin, oçadır kentte yaşayankadınlartarafından pişirilmesi ve alınacak kararlarda aktif katılımın sağlan­

ması gibi.

Afetler sonrası ortaya çıkan en yoğun psikolojiktab­ lo, "travma sonrası stres bozukluğu" (TSSB/PTSD) olarak adlandırılmaktadır. Afetler sonrası yapılan çalışmalarda en çok travma sonrası stres bozukluğunun incelendiği görülmektedir. McFarlane ve Potts(1999), çeşitli afetle­ rin psikolojik etkilerinin araştırıldığı onaltı çalışmada TSSB yaygınlık oranlarının%2 ile %66 arası değişim gösterdiği­ ni bulmuşlardır. Bu farklılıkların afettiplerine, afetzedele­ rin afet etkilerine ne derece maruz kaldıklarına, afetin hangi ülkede meydana geldiğine, örnek grubu seçimi ve araştırma verilerinintoplanma zamanlarına bağlı ola­

bileceği vurgulanmıştır. Ancak, vurgulanması gereken, travmatik olay yaşayan kişilerin büyük bir kısmının TSSB geliştirmedikleridir. Bu bakımdan, TSSB gelişmesi ile ilgili olabilecek bireysel farklılıkların (bilişsel ve nörobiyolojik yatkınlıklar, olayın meydana geldiği çevresel faktörler, sosyal destek, olay öncesi mevcut olan psikolojik sorun­

lar, başa çıkma becerileri, öz güvengibi) ve sosyal fak­

törlerin(mevcut kaynaklar, sunulan hizmetler, gelişmişlik düzeyi gibi) incelenmesi önem kazanmaktadır. Önemli olan, deprem sonrası ortaya çıkan vedepremzedelerde yaygın olarak görülen psikolojik tepkilerle bu tablonun karıştırılmamasıvedaha şiddetli ve kalıcı tepkigösteren­

lerinprofesyonel hizmet içinyönlendirilebilmeleridir.

Afet yaşayan bireylerde ve topluluklarda sadece stres tepkileri ve uyum zorluklarına odaklanmak bazı araştırıcılar tarafından "anormallik yanlılığı" olarak eleşti­ rilmiştir (Salzer ve Bickman, 1999; Van den Eynde veVe­ na, 1999). Afet ve/veya travma yaşayanlarda bireysel ve toplumsal gelişimin-güçlenmenin de gözlendiği, afetler sonrası topluluklarda kenetlenme, sosyal yardım­ laşma ve desteğinarttığı saptanmıştır.Marmarave Düz­

ce depremlerin ardından travma sonrası gelişim üzerine yürütülen çalışmalarda, bireylerin hayatın anlamını anla­ dıklarını, aile ve arkadaşları ile dahaolumlu ilişkilere gir­

(3)

diklerini vebir birey olarakgeliştiklerini hissettiklerigöz­

lenmiştir. Toplum düzeyinde Marmara-Düzce depre­

mi sonrasıçok sayıdasiviltoplum örgütünün vegönül­

lülerinin bölgede büyük çabalarla çalışmış olmaları, deprem bölgelerinde yenisivil toplum örgütlenmele­

rinin olması bu olumlugelişmelere örnek olarak verile­ bilir.

Zarar Azaltma ve Hazırlıklı Olma:

Halk Katılımının Güçlendirilmesi

Uzun vadede deprem zararlarının azaltılması için önlemler almanın ve olası depremlere hazırlıklı olma­ nın gereği ortadadır. Amerika Birleşik Devletleri'nde afet zararlarının azaltılması ve hazırlıklı olma davranış­

larının geliştirilmesi ve pekiştirilmesinde yereltoplumun katılımı son yıllardaüzerindeönemle durulanbir konu­

dur.

Psikoloji bilimi açısından başa çıkma davranışını in­ celerken Lazarus (1993)'un bilişsel kuramı doğrultu­ sunda iki türdeğerlendirme önemlidir. Birincil değer­ lendirme, bireyin belli bir durumda "tehlike var mı ?” sorusunusorması ve bunaverdiği yanıttır. Ancak bu soruyaolumlu yanıt verildiği, yani tehlikeninalgılandı­

ğıdurumlarda, ikincil değerlendirme yapılır, ikincilde­

ğerlendirmede kişi "tehlike ile başa çıkmak için kay­ naklarım yeterli mi ? Neler ?" sorusunusorar. Bu kay­ naklar başa çıkma becerileri, sosyal destek, kontrol inancı,öz yeterlilik vb. olabilir, ikincisoruya da olum­

lu cevap veren kişi başa çıkma çabalarını aktive eder. Bu bakış açısını afete uyarladığımız zaman, bi­ reylerin afet tehlikesini algılamaları ve bununla başa çıkabilmek için bir şeyler yapılabileceğineinanmaları ve yeterli kaynaklarının olmasının afetlerle başa çık­ mak için gereklizarar azaltmave hazırlıklı olma dav­

ranışlarınıyapmaları için gerekli olduğudur.

Erzincan ve Dinar'da yapılan iki çalışma bu konu­

larda ilginç bulgularortaya çıkarmıştır (Karancı, 1997;

KarancıveAkşit, 2000;Rüstemlive Karancı, 1999). Er­

zincan ve Dinar depremini yaşayan yetişkinlerden oluşanörnek gruplarında,önlem alınması ve deprem zararlarını azaltma konusunda öz yeterlilik ile ilgili ver­ dikleri değerlendirmeler incelendiğinde, her iki örnek grupta da çoğunluğun (%71-%82) genel olarak dep­ remzararlarının azaltılabileceğine inandıkları belirlen­ miştir. Ancak, zararları azaltmak için kendilerinin (öz yeterlik) bir şeyler yapabileceğine inananlar daha az­

dır (%45-%47). Ayrıca, çalışma sonuçları birincil değer­ lendirme olarak ele alabileceğimiz,yaşadıkları bölge­

nin deprem riski altında olduğunu ve yakın birgele­

cekte tekrardan bir deprem tehlikesi olabileceğini düşündüklerini göstermiştir. Dolayısıyla bilişsel kuram çerçevesinde birincil değerlendirme olarak tehlikeyi algılamakta, ikincil değerlendirme olarak da zarar azaltmak için bir şeyler yapılabileceğine inanmakta­

dırlar. Bu durumda büyük çoğunluğun bazı hazırlıklar yapmış olması beklenebilecekken, bulgulardurumun böyle olmadığını göstermiştir. Erzincan depreminden yaklaşıkbir buçukyıl sonra, çalışmanın örnek grupla­ rında herhangi bir hazırlık yapmış olanların sadece

%30 olduğu, Dinar'daisedepremdenon altı ay son­

ra hazırlık yapanların %13.1 olduğu görülmüştür. Bu çelişkiyi açıklayan bulgu ise depremzedelerin “zarar azaltma vehazırlık yapmak kimin/kimlerin sorumlulu­ ğudur?"sorusuna verdikleri yanıtlarda ortaya çıkmıştır.

Verilen yanıtlarda, devlet, başbakan, belediye, sivil savunma, bilim adamları gibi kendi dışlarındaki ku- rum-kuruluş ve kişiler sorumlu olarak gösterilmiştir. Bu durum, deprem yaşayanlarda dışsallaştırılmış bir so­ rumluluk anlayışı olduğunugöstermektedir.

Hazırlıklı olma davranışı göstermenin, korku-kaygı ve kontrol algısı ile açıklanabildiği bulunmuştur. Dola­

yısıyla, uzun vadede halk katılımını sağlayabilmek için korku ve kaygınınbelirlibir düzeydekalabilmesini sağ­

lamak, bununiçinisemedyanın bukonuyu gündem­

de tutması ve çeşitli halk bilinçlendirmeprogramları­

nın sürekliliğinin sağlanması gerekmektedir. Kontrol duygusunun geliştirilmesinin bir diğer yolu da dep­ remlere hazırlıkkonusunda verilecek eğitim program­ larıdır. Deprem öncesi,deprem sırasında ve sonrasın­ da yapılması gerekenlerkatılımcı yetişkineğitimi ilke­ leri kullanılarak geliştirilecek eğitim modelleri ile yay- gınlaştırılmalıdır. Bu varsayımlar ile Bursa'da 1998 yılın­ da yürütülen"afetlerehazırlıklı olmakiçin halkkatılımı­ nı güçlendirme" çalışması, kamusektörü, belediye ve sivil toplum örgütlerinin bir arada çalışmasında sorun­

lar olabileceğini göstermiştir (Karancı ve Akşit, 2000).

Bursa'da 1998 yılında başlatılan program, 1999 dep­

remleri ve halk bilinçlenmesinden önce olduğu için, deprem kaygısı bulunmayan BursalIlarda programa katılım motivasyonu da düşük olmuştur. Ancak 1999 sonrası,Bursa'da programın önemikabul edilipçeşit­ li eğitim ve kurumsallaşma uygulamalarıyapılmıştır.

(4)

Uygulanacak halk katılımı programlarının hangi ku­ rum ve kuruluşların sorumluluğunda yürütüleceği, sürdü­ rülebilirlik ve yerel sahiplenmenin nasıl sağlanacağıüze­

rinde düşünülmesi gereken konulardır. Mevcutafet yö­

netimi mevzuatıfarklı sektörlerden kuruluşların afet ön­

cesi zarar azaltma ve hazırlıklı olma konularındabirara­

daçalışmalarına göre düzenlenmemiştir. Yasal düzenle­ meler yapılmadan halk katılımınınsağlanması ve sürdü­

rülmesi güçgörünmektedir. Üzerinde özellikle durulması gereken kavramlar gönüllülüğün, yerel sahiplenmenin ve sürdürülebilirliğin nasılsağlanacağıdır.

Sonuçta ne yapılmalı?

Deprem sonrası afet yaşayanlarda yaygın olarakgö­ rülen psikolojik sıkıntılarayönelikruh sağlığı hizmetlerinin verilmesiönemlidir. Bu hizmetlerin yaygınlığıve ulaşılabi­

lirliğinin afet yönetimi planlarındayeralması gerekmek­ tedir. Yaşanan sıkıntılarınnormal tepkiler olduğunu vur­ gulamak gerekir. Ancak, bunu yaparken ciddidüzeyde psikolojik sıkıntıları olanların (TSSB/PTSD; depresyon; akut stres bozukluğu gibi) profesyonel yardımayönlendirilme­

leri veafet alanında çalışanlarınve halkınbu semptom­

ları tanımalarına yönelik önceden eğitim verilmesi önemlidir.

Afetlerle başaçıkmak ancakzarar azaltma ve hazır­

lıklı olmak ile mümkündür. Bununiçin yaygın olarak halk eğitimi ve örgütlenmesininsağlanması gerekir. Deprem- zedelerde bulunan dışsallaştırılmış sorumluluk anlayışını içselleştirmekve afetlerle başa çıkma becerilerinin yay­ gın olarak çocuk,ergenve yetişkinlereverilmesi etkin ve sürdürülebilir bir afet yönetimi sağlayabilmek için gerek­ lidir. Kadınların, erkeklere kıyasla dahafazla psikolojiksı­

kıntı yaşadıkları göz önünde tutularakuygulanacakpsi­

kolojik destek ve eğitim çalışmalarının onlara da ulaş­ masınadikkat edilmelidir. Bu, onlara kontrol algısıvere­

cek ve çaresiz başaçıkma yaklaşımını azaltacaktır.

Deprem sonrası dönemler bilinçlenmenin ve risk al­ gısının en yüksek olduğu zamanlardır. Bu dönemleri bir fırsat penceresi olarak kullanıp ileriye yönelik çalış­ maların hızlandırılması gerekir. Marmaradepremi sonrası oluşan bilinçlenme vesivil toplum örgütlerinin çalışmaları

ile başlayan ilginin, eşgüdümsağlanarak deprem ön­

cesi evrelere odaklanması ileride benzer kayıplar yaşamamamız içinçokgerekligörünmektedir.

Kaynaklar

Karanci, N. A., 1997.Erzincanlıann Afet Yönetimi ile İlgili Değer­ lendirmeleri ve Beklentileri. (Evaluations and Reactions of the Sur­

vivorsof the Erzincan Earthquake).Fourth National Earthquake En­

gineering Conference Book, 691-698, EarthquakeEngineering. Tur­ kish NationalCommittee, Ankara.

Karanci, N. A. and Aksit, B., 2000. Building Disaster-Resistant Communities: Lessons Learned from Past Earthquakesin Turkey and Suggestions forthe Future.International Journal of Mass Emergen­ cies and Disasters. 18(3), 403-416.

Karanci, N.A., Alkan, N., Aksit, B.,Sucuoglu, H.,veBalta,E., 1999.

Gender DifferencesinPsychologicalDistress,Coping,Social Support and Related Variables Following the 1995 Dinar (Turkey) Earthquake.

North American Journal of Psychology, 1(2), 189-204.

Karanci, N. A., & Rustemli, A., 1995. Psychological Consequen­ cesof the 1992 Erzincan (Turkey) Earthquake. (1992Erzincan dep­

remininpsikolojik etkileri). Disasters, 19(1). 8-18.

Lazarus, R. S., 1993.FromPsychological Stress toEmotions:AHis­

tory of ChangingOutlooks. AnnualReviewofPsychology,44,1-21.

McFarlane, A. C., & Potts, N., 1999. PosttraumaticStress Disor­

der: Prevalence andRisk Factors Relative to Disasters. (Saigh, P.A., &

Bremmer, J.D. Eds),PosttraumaticStressdisorder. Boston: Allyn &

Bacon

Rustemli, A., & Karanci, N. A., 1999. Correlates of Earthquake Cognitions and Preparedness Behavior in a Victimised Population.

TheJournal ofSocial Psychology. 139(1), 91-101.

Salzer, M. S., & Bickman, L, 1999. The Short- and Long-Term Psychological Impactof Disasters: Implications for Mental HealthIn­

terventions andPolicy.(Gist. R., & Lubin, B:Eds). Response to Disaster : Psychosocial, Communityand EcologicalApproaches, (pp. 63-82).

AnnArbor: Braun-Brumfield.

Sümer, N., Karanci, N., Güneş, H., Kazak-Berüment, S„ 2000.

DepreminOlumsuz Etkileri ile başa Çıkmayıve Uyumu Yordayan PsikolojikEtmenler. XI'inci Ulusal Psikoloji Kongresi, Eylül, İzmir.

Van den Eynde, J., & Veno, A., 1999. Coping withDisasterous Events: An Empowerment Model of CommunityHealing. In Gist, R.,

&Lubin. B. (Eds.). Response to Disaster: Psychosocial, Community and Ecological Approaches(pp. 167-192). Ann Arbor:Braun-Brum­

field.

Referanslar

Benzer Belgeler

More than these, patients had the trend to reduce antioxidative enzymes activity and plasma malondialdehyde, to prolong the lag-time of LDL oxidation and to increase total

İdare ettiği her biri birer iistad olan arka­ daşları, talebeleri de onun kudretine inanmış insanlar­ dı.. Mübarek ruhuna

Sivil savunma örgütüde yine üyelerini seeerken mükellef rolünü iyi yapacak üyeelr seernek zorundadır. Memurlar özellikle ilçe teşkilatlarında mükellef olarak

İncelenen hasta sayısı az olmakla birlikte cerrahi tam rezeksiyon yapılan evre I ve II hastalarda prognoz rezidüel hastalığı kalanlara göre daha iyi bulunmuştur (5)..

Ayrıca stresle başa çıkmanın alt boyutlarından sosyal destek arama başa çıkma stili ile manevi deneyim (r=.069, p>.01) ve aranan anlam (r=.069, p>.05) arasında anlamlı

Participants with higher team identity had higher affective (emotional) empathy and lower cognitive empathy when their relationships between team identity, empathy and

Sana yakamozlardan kamaşan gözlerimi bırakacağım Mutlaka söylemeliyim güzelim aklımın keyfi kaçtı Keyfi kaçtı akıp giden zamanın; yıldızlara bakmanın Birden

Bu araştırmada, bilişsel esneklik ve psikolojik dayanıklılık ile stresle başa çıkma arasındaki ilişki incelenmiş ve ayrıca bu üç değişken bazı demografik