EKİM 2016MESUT
YÜKSEK LİSANS TEZİ
ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI
MEDENİ USUL VE İCRA İFLÂS HUKUKU BİLİM DALI
EKİM 2016
T.C.
GAZİ ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
MESUT KÖKSOY İCRA HUKUKUNDA HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ
ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI MEDENİ USUL VE İCRA İFLÂS HUKUKU BİLİM DALI
Mesut KÖKSOY
YÜKSEK LİSANS TEZİ ÖZEL HUKUK ANABİLİM DALI
MEDENİ USUL VE İCRA İFLÂS HUKUKU BİLİM DALI
GAZİ ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
EKİM 2016
İCRA HUKUKUNDA HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ (Yüksek Lisans Tezi)
Mesut KÖKSOY
GAZİ ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
Ekim 2016
ÖZET
Hukuki güvenlik ilkesi, bireylerin Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerle bu güven duygusunu boşa çıkarmamasını ifade etmektedir. Bu ilke, hukuk devletinin bir unsurunu oluşturmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk kurallarının belirli, öngörülebilir ve istikrarlı olmasını gerektirir. Bu şekilde, bireylerin davranış ve tutumlarını önceden ayarlamalarına imkân sağlanmaktadır.
Bu ilke, Anayasa’da açıkça yer almasa da Anayasa’nın bütün maddelerinde zımnen bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa Mahkemesi de birçok kararında, hukuki güvenlik ilkesine yer vermiştir. Her hukuk alanında geçerli olan hukuki güvenlik ilkesi, icra hukukunda da gözetilmesi gereken ilkeler arasında yer almaktadır. Zira icra hukuku, bireylerin temel hak ve özgürlüklerine müdahalelerin yoğun yaşandığı alanlardan birisidir. İcra hukukunda hukuki güvenliğin sağlanmasının önemini ortaya koyan bu tez çalışması üç temel bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, hukuki güvenlik ilkesi hakkında bazı temel tespitler yapılmıştır. Ayrıca bu ilkenin diğer bazı temel hak ve özgürlüklerle ilişkisi incelenmiştir. İkinci bölümde, İcra ve İflâs Kanunu’nda yer alan bazı müesseselerin hukuki güvenlik ilkesi açısından değerlendirilmesi yapılmıştır. Hukuki güvenlik ilkesine aykırı olup olmadığının tespiti gereken durumlar da bu bölümde ele alınmıştır. Son bölümde ise, hukuki güvenlik ilkesinin ihlâl edilmesi durumunda başvurulabilecek hukuki yollar tespit edilmeye çalışılmıştır.
Bilim Kodu :2.087
Anahtar Kelimeler : İcra hukuku, hukuki güvenlik ilkesi, hukuk devleti, temel hak ve özgürlükler
Sayfa Adedi : 227
Tez Danışmanı : Doç. Dr. İbrahim ERMENEK
PRINCIPLE OF LEGAL SECURITY IN ENFORCEMENT LAW (M.S. Thesis)
Mesut KÖKSOY
GAZİ UNIVERSITY
GRADUATE SCHOOL OF EDUCATIONAL SCIENCES October 2016
ABSTRACT
The principle of legal security states that persons must trust their government and government musn’t let down persons confidence. This principle compose a component of legal security. The principle of legal security necessiate to legal rules must be certain, predictible and stable. In this way persons can arrange their behaviour according to law. This principle is not regulated clearly in Constitution but it can be observed indirectly in all articles of Constitution. Also in many decisions of Constitutional Court could be observed principle of legal security.
Principle of legal security which is applicable in all field of law must be concerned in enforcement law as well. Because enforcement law is a field in which is encountered intensely interventions to fundamental rights and freedoms. This thesis study which reveal importance of legal security consist of three main chapters. At the first chapter, about principle of legal security is examined. Also connection between this principle and fundamental rights and freedooms is examined. At the second chapter, some concepts of Bankruptcy And Enforcement Law are assessed with regard to principle of legal security. Any circumstances which has importance whether conflict with legal security is analyzed in this chapter. At last chapter legal ways in case violation of legal security is tried to determine.
Science Code :2.087
Key Words : Enforcement law, principle of legal security, rule of law, fundamental rights of freedoms.
Page Number : 227
Supervisor : Assoc. Prof. Dr. İbrahim ERMENEK
TEŞEKKÜR
‘’İcra Hukukunda Hukuki Güvenlik İlkesi’’ isimli bu yüksek lisans tezi, hukuki güvenlik ilkesinin icra hukukundaki yerini tespit etmek, alacaklı, borçlu ve üçüncü kişilerin sahip oldukları temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin, hukuki güvenlik ilkesi açısından değerlendirilmesini sağlamak amacıyla hazırlanmıştır.
İcra takiplerinin alacaklının alacağına kavuşmasının son aşaması olması, yine bu takipler sırasında borçlunun şahsına ve malvarlığına yönelik müdahalelerin kaçınılmaz olması, hukuki güvenliğin icra hukukundaki önemini ortaya koymaktadır. Konunun taşıdığı önem ve bu konuda daha önce hazırlanmış monografik eser bulunmayışı, bu çalışmanın tez konusu olarak belirlenmesinde etkili olmuştur.
Akademik olarak gelişmem açısından büyük fayda sağlayan bu çalışma konusunu öneren, değerli görüşleriyle tezin şekillenmesini sağlayan, tavsiye ve ilgisiyle desteğini esirgemeyen değerli hocam ve tez danışmanım Doç. Dr. İbrahim Ermenek’e, yine her zaman değerli görüşleriyle yol gösteren ve yardımlarını esirgemeyen kıymetli hocam Yrd. Doç. Dr. Mustafa Göksu’ya teşekkür ederim.
Tezin her aşamasında bana moral veren ve destek olan kürsü arkadaşım, Arş. Gör. Talip Babacan’a, ve mesai arkadaşım Arş. Gör. Ahmet Baybars Özşahin’e katkı ve tavsiyelerinden dolayı müteşekkirim.
Bu tez çalışması tamamlanıncaya kadar manevi olarak yanımda olan, beni her fırsatta çalışmaya teşvik eden, bu çalışma nedeniyle kendisiyle ilgilenemediğim halde bunu sabırla karşılayan fedakâr eşim, Kübra Köksoy’a teşekkürü bir borç bilirim.
İÇİNDEKİLER
Sayfa
ÖZET ... iv
ABSTRACT ... v
TEŞEKKÜR ... vi
İÇİNDEKİLER ... vii
KISALTMALAR ... xv
GİRİŞ... 1
BİRİNCİ BÖLÜM HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ HAKKINDA BAZI TEMEL TESPİTLER VE BU İLKENİN İCRA HUKUKUNA HÂKİM OLAN BAZI İLKELERLE İLİŞKİSİ 1.1. HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ HAKKINDA BAZI TEMEL TESPİTLER ... 3
1.1.1. İlkenin Tanımı ... 3
1.1.2. Hukuki Güvenlik İlkesinin Hukuk Devleti Bağlamında Değerlendirilmesi ... 4
1.1.2.1. Hukuk Devleti Kavramı ... 4
1.1.2.2. Temel Hak ve Özgürlüklerin Tanınması ve Güvence Altına Alınması ... 5
1.1.2.3. Eşitlik İlkesinin Gözetilmesi ... 7
1.1.2.4. Anayasanın Üstünlüğünün Sağlanması ... 8
1.2. HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİNİN ALT UNSURLARI ... 9
1.2.1. Hukuki Belirlilik ... 9
1.2.1.1. Hukuk Kuralları Açısından Belirlilik ... 9
1.2.1.2. Uygulama Açısından Belirlilik ... 11
1.2.1.3. Yargı Kararları Açısından Belirlilik ... 12
1.2.2. Hukuki Öngörülebilirlik ... 13
1.2.2.1. Hukuk Kuralları Açısından Öngörülebilirlik ... 14
Sayfa
1.2.2.2. Uygulama Açısından Öngörülebilirlik ... 15
1.2.2.2.1. Kanunların Geçmişe Yürümemesi ... 15
1.2.2.2.2. Kazanılmış Hakların ve Haklı Beklentilerin Korunması ... 17
1.2.2.3. Yargı Kararları Açısından Öngörülebilirlik ... 18
1.2.3. Hukuki İstikrar ... 19
1.2.3.1. Hukuk Kuralları Açısından İstikrar ... 19
1.2.3.2. Uygulama Açısından İstikrar ... 20
1.2.3.3. Yargı Kararları Açısından İstikrar ... 21
1.3. HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİNİN İCRA HUKUKUNA HÂKİM OLAN BAZI İLKELERLE İLİŞKİSİ ... 22
1.3.1. Kanunilik İlkesi ... 22
1.3.2. Ölçülülük İlkesi ... 24
1.3.3. Paraya Çevirme İlkesi ... 26
1.3.4. Takibin İcra Organları Aracılığıyla Yürütülmesi ... 28
1.3.5. Takip Ekonomisi İlkesi ... 30
1.4. HUKUKİ GÜVENLİĞİN SAĞLANMASINDA GÖZETİLECEK TEMEL HAK VE ÖZGÜRLÜKLER ... 34
1.4.1. Adil Yargılanma Hakkı ... 34
1.4.2. Hukuki Dinlenilme Hakkı ... 38
1.4.3. Hak Arama Özgürlüğü ... 42
1.4.4. Mülkiyet Hakkı ... 47
1.4.5. Yerleşme ve Seyahat Özgürlüğü ... 51
1.4.6. Ailenin Korunması ... 53
Sayfa İKİNCİ BÖLÜM
BAZI MÜESSESELERİN HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ VE BU İLKEYE AYKIRI OLUP OLMADIĞININ TESPİTİ
GEREKEN BAZI DURUMLAR
2.1. İCRA VE İFLÂS KANUNU’NDA YER ALAN BAZI MÜESSESELERİN
HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ ... 55
2.1.1. İlâmsız İcra Müessesesi ... 55
2.1.1.1. Genel Olarak ... 55
2.1.1.2. Alacaklının Herhangi Bir Belgeye Sahip Olma Zorunluluğunun Bulunmaması ... 56
2.1.1.3. Ödeme Emrine İtiraz Edilmemesi ... 58
2.1.1.4. Değerlendirme ... 59
2.1.2. İcra Hukuku Bağlamında Yapılan Tebligatlar ... 60
2.1.2.1. Genel Olarak ... 60
2.1.2.2. Hukuk İşleriyle İlgili Tebligatlar ... 61
2.1.2.2.1. Muhatabın Adresinin Tespittindeki Zorluklar ... 61
2.1.2.2.2. Bizzat Muhataba Tebligat Yapılması Zorunluluğunun Bulunmaması ... 63
2.1.2.2.3. Tebliğ Evrakının GönderilmesininTebliğ Olarak kabul Edilmesi ... 65
2.1.2.2.4. Usulsüz Tebligatlar ... 66
2.1.2.3. Ceza İşleriyle İlgili Tebligatlar ... 68
2.1.3. İcranın İadesi ... 69
2.1.3.1. Genel Olarak ... 69
2.1.3.2. Mahkeme İlâmının Kesinleşmeden İcraya Konulabilmesi ... 71
2.1.3.3. Haczedilen Malların İstinaf veya Temyiz İncelemesi Sonuçlanmadan Önce Paraya Çevrilmesi ... 73
2.1.3.4. Alacaklının Kararın Bozulmasından Önce Malı Üçüncü Kişiye Devretmesi ... 74
2.1.3.5. Değerlendirme ... 75
Sayfa
2.1.4. Menfi Tespit Davası ve İcra Takibine Etkileri ... 76
2.1.4.1. Genel Olarak ... 76
2.1.4.2. İcra Takibinden Önce Açılan Menfi Tespit Davasının Takibe Etkisi 77 2.1.4.3. İcra Takibinden Sonra Açılan Menfi Tespit Davasının Takibe Etkisi ... 79
2.1.4.4. Senedin Sahteliği İddiasıyla Açılan Menfi Tespit Davasının İcra Takibine Etkisi ... 81
2.1.5. Borçlunun Üçüncü Kişilerdeki Mal ve Alacaklarının Haczi ... 87
2.1.5.1. Genel olarak ... 87
2.1.5.2. Haciz İhbarnameleri ... 88
2.1.5.3. Üçüncü Kişinin Gerçeğe Aykırı Şekilde Haciz İhbarnamesine İtiraz Etmesi ... 91
2.1.5.4. Menfi Tespit Davası ... 94
2.1.5.4.1. Davada Ödenmesi Gereken Harç ... 95
2.1.5.4.2. Takibin Durması ... 96
2.1.5.4.3. İspat Yükü ... 97
2.1.5.4.4. Tazminat ... 99
2.1.5.5. Üçüncü Kişinin Borçlu Olmadığı Halde Ödeme Yapması Durumunda Başvuru Hakkı ... 100
2.1.5.5.1. Alacaklıya Karşı Dava Açma Hakkı ... 101
2.1.5.5.2. Borçluya Rücu Hakkı ... 103
2.1.5.5.3. Borçlu ile Kötü Niyetli Alacaklıya Birlikte Dava Açma Hakkı .. 103
2.1.6. Üçüncü Kişinin Elindeki Mallar Açısından İstihkak Davaları ... 104
2.1.6.1. Genel Olarak ... 104
2.1.6.2. Üçüncü Kişinin İstihkak İddiasında Bulunması ... 104
2.1.6.3. Haczedilen Malların Muhafaza Altına Alınması ... 105
2.1.6.4. Değerlendirme ... 107
2.1.7. Hacizde Tasarrufun İptali Davası ... 109
Sayfa
2.1.7.1. Genel Olarak ... 109
2.1.7.2. Davanın Sonuçları Bakımından Üçüncü Kişinin Durumu ... 110
2.1.7.3. Değerlendirme ... 111
2.2. HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİNE AYKIRI OLUP OLMADIĞININ TESPİTİ GEREKEN BAZI DURUMLAR ... 113
2.2.1. İcra Mahkemesi Kararlarına Karşı Başvuru Yollarının Sınırlandırılması ve Hukuki Güvenlik İlkesi... 113
2.2.1.1. İcra Mahkemesi Kararlarına Karşı Başvuru Yolları ... 113
2.2.1.1.1. İstinaf ... 113
2.2.1.1.2. Temyiz ... 114
2.2.1.2. Dereceli Yargılama ve Hak Arama Özgürlüğü Arasındaki İlişki ... 116
2.2.1.3. Değerlendirme ... 118
2.2.2. Hukuki Güvenlik İlkesi Açısından Devlet Mallarının Haczedilmezliği Kuralı ... 120
2.2.2.1. Genel olarak ... 120
2.2.2.2. Belediye Mallarının Haczi ... 121
2.2.2.3. Devlet Mallarının Haczedilmezliğine İlişkin Kuralın Bazı Temel Hak ve Özgürlüklerle İlişkisi ... 122
2.2.2.3.1. Eşitlik İlkesi... 122
2.2.2.3.2. Mülkiyet Hakkı ... 123
2.2.2.3.3. Adil Yargılanma Hakkı ... 127
2.2.2.4. Değerlendirme ... 128
2.2.3. Hukuki Güvenlik İlkesi ve İcra ve İflâs Kanunu’nda Düzenlenen İcra Suçları ... 129
2.2.3.1. Genel Olarak ... 130
2.2.3.2. İcra Suçlarının Anayasa’ya Aykırılığı Sorunu ... 132
2.2.4. Hukuki Güvenlik İlkesi Açısından İcra Müdürünün Zor Kullanma Yetkisi .. 136
2.2.4.1. İcra Müdürünün Zorla Konuta Girme Yetkisi ... 136
Sayfa
2.2.4.2. İcra Müdürünün Borçlunun Üzerini Zorla Arama Yetkisi ... 140
2.2.5. Hukuki Güvenlik İlkesi Açısından İcra Hukukunda Şekilcilik ve İcra Takip Sisteminin Karmaşıklığı ... 143
2.2.5.1. İcra Hukukunda Şekilcilik ... 143
2.2.5.2. İcra Takip Sisteminin Karmaşıklığı ... 147
2.2.5.2.1. Genel Olarak ... 147
2.2.5.2.2. Süreler ... 148
2.2.5.2.3. İcra Tazminatı ... 150
2.2.5.2.4. Değerlendirme ... 152
2.2.6. Hukuki Güvenlik İlkesi Açısından İcra ve İflâs Kanunu’nda Yer Alan Kredi Kurumlarına İlişkin Düzenlemeler ... 152
2.2.6.1. Genel Olarak ... 152
2.2.6.2. İcra ve İflâs Kanunu’nun 68/b Maddesi ... 155
2.2.6.2.1. Hesap Özetinin Süresi İçerisinde Gönderilmesi ... 155
2.2.6.2.2. Dava Hakkının Sınırlandırılması ... 157
2.2.6.2.3. Kredi Kurumu Tarafından Düzenlenen Belgelerin İtirazın Kesin Kaldırılmasında Kullanılabilmesi ... 160
2.2.6.3. İcra ve İflâs Kanunu’nun 150/I Maddesi ... 162
2.2.6.4. Değerlendirme ... 165
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİNİN İHLÂL EDİLMESİ VE İHLÂLE KARŞI BAŞVURU YOLLARI 3.1. HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİNİN İHLÂLİ ... 167
3.1.1. Genel Olarak ... 167
3.1.2. İhlâle Sebep Olan Organlar ... 168
3.1.2.1. Yasama Organı ... 168
3.1.2.2. Yargı Organları ... 172
Sayfa
3.1.2.3. İcra Daireleri ... 174
3.2. HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİNİN İHLÂLİNE KARŞI BAŞVURU YOLLARI ... 176
3.2.1. Genel Olarak ... 176
3.2.2. İhlâle Karşı Başvuru Yolları ... 176
3.2.2.1. İhlâlin Yasama Organı Tarafından Gerçekleştirilmesi Durumunda Başvuru Yolu ... 176
3.2.2.1.1. Genel Olarak ... 176
3.2.2.1.2. Anayasaya Uygunluk Denetimi ... 177
3.2.2.2. İhlâlin Yargı Organları ve İcra Daireleri Tarafından Gerçekleştirilmesi Durumunda Başvuru Yolları ... 179
3.2.2.2.1. Genel Olarak ... 179
3.2.2.2.2. Şikâyet ... 179
3.2.2.2.3. Devlete Karşı Tazminat Davası... 184
3.2.2.2.3.1. Genel Olarak... 184
3.2.2.2.3.2. Devletin Sorumluluğunun Şartları ... 186
3.2.2.2.3.2.1. Hukuka Aykırılık ... 186
3.2.2.2.3.2.2. Kusur ... 186
3.2.2.2.3.2.3. Zarar ... 188
3.2.2.2.3.2.4. İlliyet Bağı ... 188
3.2.2.2.4. Kanun Yoluna Başvuru ... 189
3.2.2.2.5. Bireysel Başvuru Yolu ... 193
3.2.2.2.5.1. Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru Yolu... 193
3.2.2.2.5.1.1. Genel Olarak ... 193
3.2.2.2.5.1.2. Başvuru yapabilecek Kişiler ... 194
3.2.2.2.5.1.3. Diğer Olağan Kanun Yollarının Tüketilmesi ve Süre Kriteri ... 195
3.2.2.2.5.1.4. Hak İhlâli Kararı ve Sonuçlarının Ortadan Kaldırılması ... 197
Sayfa 3.2.2.2.5.2. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Bireysel Başvuru
Yolu ... 199
SONUÇ ... 203
KAYNAKLAR ... 207
ÖZGEÇMİŞ ... 227
KISALTMALAR
Bu çalışmada kullanılmış kısaltmalar, açıklamaları ile birlikte aşağıda sunulmuştur.
Kısaltmalar Açıklamalar
ABD Ankara Barosu Dergisi
AİHM Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi AİHS Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi
AÜHFD Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
AY Anayasa
AYM Anayasa Mahkemesi
B.B. Bireysel Başvuru
BATİDER Banka ve Ticaret Hukuku Dergisi BK Borçlar Kanunu
bkz. bakınız
C. cilt
CD. Ceza Dairesi CGK Ceza Genel Kurulu
CMK Ceza Muhakemesi Kanunu Cüm. Cümle
D11D. Danıştay Birinci Dairesi
DEÜHFD Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
dn. Dipnot
E Esas
E. T Erişim Tarihi
f. fıkra
GSÜHFD Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi GÜHFD Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi
HD. Hukuk Dairesi
HGK Hukuk Genel Kurulu
HMK Hukuk Muhakemeleri Kanunu
HUMK Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu İBD İstanbul Barosu Dergisi
Kısaltmalar Açıklamalar
İİK İcra ve İflâs Kanunu
İÜHFM İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası İzBD İzmir Barosu Dergisi
K Karar
m. madde
MİHDER Medeni Usul ve İcra İflâs Hukuku Dergisi No. Numara
RG Resmi Gazete
Sa. Sayı
T Tarih
TAAD Türkiye Adalet Akademisi Dergisi TBB Türkiye Barolar Birliği
TBBD Türkiye Barolar Birliği Dergisi Teb. K. Tebligat Kanunu
TMK Türk Medeni Kanunu
vd. ve devamı
Y. Yıl
YD. Yargıtay Dergisi
YİBGK Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu YKD Yargıtay Kararları Dergisi
Yön. Yönetmelik
GİRİŞ
Alacaklı ile borçlu arasındaki özel hukuk ilişkilerinden doğan alacağın tahsili, Devlet eliyle gerçekleştirilmektedir. Borcun yerine getirilmemesi halinde, alacaklının, borçluya karşı zor kullanmaya çalışması söz konusu olamaz. Bu nedenle zor kullanma yetkisi ancak Devlete aittir. Devlet, alacaklının alacağını elde etmesini sağlamak amacıyla gerekli durumlarda, borçlunun şahsına ve malvarlığına yönelik zor kullanma yetkisini kullanabilir. Bunun bir sonucu olarak, hak arama özgürlüğü, hukuki dinlenilme hakkı, kişilik hakları, konut dokunulmazlığı hakkı, mülkiyet hakkı gibi haklar, icra takipleri sırasında ihlâl edilebilmektedir. İcra faaliyetleri sırasında bu haklara yönelik müdahalelerin bulunması, icra hukukunda hukuki güvenlik ilkesinin gözetilmesinin bir gereklilik olduğunu göstermektedir. Zira bireylerin, temel haklardan ve özgürlüklerden yararlanabilmeleri ancak hukuki güvenliğin sağlandığı bir hukuk düzeninde gerçekleşebilir.
Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemelerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak bir değerdir. Hukuki güvenliğin sağlanması, temel hak ve özgürlüklerin kullanılabilmesi bakımından oldukça önemlidir. Bu hak ve özgürlüklerin tanınması kadar sınırlandırılması da hukuki güvenliğin gereğidir. Bireylerin sınırsız özgürlüklere sahip olması, belirsizliğe yol açacağı için hukuki güvenliğin sağlanmasına engel olur. Ancak belirtmek gerekir ki bu sınırlamanın özellikle Anayasa’ya ve kanunlara uygun olarak yapılması, sınırlamanın sebeplerinin ve sınırlamanın yapılacağı durumların önceden belirli olması gerekir ki, bireyler bu durumu öngörebilsin ve davranışlarını buna göre ayarlayabilsin.
Devletin zor kullanma yetkisine sahip olması, borçluya karşı her türlü müdahaleyi yapabileceği anlamına gelmez. İcra ve İflâs Kanunu, alacaklı ve borçlu arasındaki menfaat dengesini gözetmeyi, Devlete bir sorumluluk olarak yüklemiştir. Bu nedenle, bu yetkinin kullanılması sırasında temel haklara ve özgürlüklere ölçüsüz müdahaleden kaçınmak gerekir. Nitekim hukuki güvenlik ilkesi de bunu gerekli kılar. Alacaklı icra organlarına başvururken alacağına bir an önce kavuşacağına güvenir, borçlu da icra takipleri sırasında kendisine karşı
gereksiz ve ölçüsüz müdahale yapılmayacağı inancına sahiptir. Devletin bu güven duygusunu boşa çıkarmaması, hukuki güvenliğin sağlanması açısından gereklidir.
Zira aksine bir durum, bireylerin icra organlarına ve Devlete güven duygusunun zedelenmesine ve ihkak-ı hakka yönelmelerine sebep olur. Ancak belirtmek gerekir ki, Anayasa’nın açık hükmüne rağmen, temel hak ve özgürlüklere ağır müdahalelerde bulunulmaktadır. Bu müdahaleler, ya yasal düzenlemelerden ya icra organlarının işlemlerinden ya da mahkeme kararlarından kaynaklanmaktadır.
Anayasa’ya aykırı şekilde bu hakların sınırlandırılması, icra hukukunda hukuki güvenliğin önemini ortaya koymaktadır. Çalışmamızda konunun önemine binaen, alacaklı, borçlu ve üçüncü kişilerin hukuki güvenliği bakımından bazı problemli noktalar tespit edilmeye çalışılmış ve bu konuda bazı çözüm önerilerinde bulunulmuştur.
BİRİNCİ BÖLÜM
HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ HAKKINDA BAZI TEMEL TESPİTLER VE BU İLKENİN İCRA HUKUKUNA HÂKİM OLAN BAZI İLKELERLE
İLİŞKİSİ
1.1. HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ HAKKINDA BAZI TEMEL TESPİTLER
1.1.1. İlkenin Tanımı
Hukuki güvenlik, hukukun güvenilir olması olarak ifade edilmektedir1. Ancak hukukun güvenilirlik sıfatına sahip olamayacağı dikkate alındığında, bu kavramı, kanun koyucunun kuralları, hukuki güvenlik ilkesine uygun olarak oluşturması ve uygulayıcıların da hukuki güvenliğe uygun hareket etmesi olarak anlamak daha doğru olacaktır2. Doktrinde ‘’hukuki güvenlik’’ kavramının, ‘’hukuk güvenliği ilkesi’’3,
‘’hukuksal güvenlik’4 ve ‘’hukuki belirlilik’’5 olarak farklı şekillerde nitelendirildiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesi de kararlarında, ‘’hukuki güvenlik’’6, ‘’hukuksal güvenlik’’7, ve ‘’hukuk güvenliği’’8 kavramlarını kullanmıştır. Bu kavram, doktrinde ve Anayasa Mahkemesi kararlarında farklı şekillerde ifade edilmesine rağmen çalışmamızın devamında hukuki güvenlik ilkesi olarak kullanılacaktır.
Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk devleti, adalet gibi kavramlar açıklanırken, bunlarla birlikte değerlendirilmiş, bu ilkenin tanımına ise pek fazla yer verilmemiştir. Doktrinde, ‘’hukuki güvenlik, kamu otoriteleriyle ilişkilerinde kişilerin bugün ve geleceğe dönük olarak güven duygusu içinde olmaları’’ şeklinde
1 Köküsarı, İ. (2015). Anayasa Hukukunda Hukuki Güvenlik İlkesi. (1. Baskı). Ankara: Adalet Yayınevi, 9.
2 Köküsarı, (2015), 10.
3 Ayhan, T. (2010). Avrupa Topluluğu Mahkemesi Kararları Işığında AB İdare Hukuku’nda Genel Düzenleyici İşlemlerde Hukuk Güvenliği İlkesi. Amme İdaresi Dergisi, 43 (3), 155.
4 Can, O. (2005). Belirlilik İlkesine Anayasal Bakış. Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 9 (1- 2), 93.
5 Çağlar, S. (2013). Hukuk Devletinin Hukuki Belirlilik İlkesi Üzerinden Değerlendirilmesi. İstanbul: Beta Yayınevi, 181 vd.
6 AYM, T. 29.01.2009, E. 2005/85, K. 2009/15, RG. 03.04.2009, Sa. 27189. Web: http://www.kazancı.com adresinden 17 Mayıs 2015 tarihinde alınmıştır.
7 AYM, T. 18.05.2011, E. 2008/7, K. 2011/80, RG. 19.09.2013, Sa. 28770. Web: http://www.kazancı.com adresinden 17 Mayıs 2015 tarihinde alınmıştır.
8 AYM, T. 22.02.2012, E. 2011/53, K. 2012/27, RG. 06.07.2012, Sa. 28345; AYM, T. 28.01.2010, E.
2008/19, K. 2010/17, RG. 28.04.2010, Sa. 27565. Web: http://www.kazancı.com adresinden 17 Mayıs 2015 tarihinde alınmıştır.
tanımlanmıştır9. Bir başka tanımda, ‘’hukuki güvenlik ilkesi, herkesin bağlı olacağı kuralı önceden bilmesi ve tutumunu veya davranışlarını ona göre güven ile düzene sokabilmesi’’ olarak ifade edilmiştir10. Anayasa Mahkemesi de bu ilkeyi, ‘’hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılan ortak değer’’ olarak tanımlamıştır11.
1.1.2. Hukuki Güvenlik İlkesinin Hukuk Devleti Bağlamında Değerlendirilmesi
1.1.2.1. Hukuk Devleti Kavramı
Anayasa’nın 2’nci maddesine göre Türkiye Cumhuriyeti, sosyal bir hukuk devletidir. Anayasa Mahkemesi hukuk devletini, ‘’her eylem ve işlemi hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumları benimsemeyen, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, yasaların üstünde Anayasa'nın ve yasa koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlet’’ olarak ifade etmiştir12. Hukuki güvenlik ilkesi ile hukuk devleti ilkesi birbirinden ayrılmayan bir bütündür13. Hukuk devleti, yönetilenlerin hukuki güvenliğinin sağlandığı bir devlet olarak da ifade edilmektedir14. Anayasa Mahkemesi de anayasaya uygunluk denetimi yaparken hukuk devleti kavramına yer vermiş olduğu kararların çoğunda, hukuk devleti ile hukuki güvenlik ilkesini birlikte değerlendirmiştir. Mahkeme bazen hukuki güvenlik ilkesinin, hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından biri olduğunu15, bazen hukuk devletinin bir gereği olduğunu 16 , bazen de hukuk devletinin
9 Erdoğan, M. (2013). Anayasal Demokrasi. (10. Baskı). Ankara: Siyasal Kitabevi, 114.
10 Edis S. (1997). Medeni Hukuka Giriş ve Başlangıç Hükümleri. (6. Baskı). Ankara: Ankara Üniversitesi Basım Evi, 10; Öncel, M., Kumrulu, A., Çağan, N. (2012). Vergi Hukuku. (21. Baskı). Ankara: Turhan Kitabevi, 45.
11 AYM, T. 29.12.2011, E. 2010/73, K. 2011/176, RG. 17.03.2012, Sa. 28236. Web:
http://www.kazancı.com adresinden 24 Mayıs 2015 tarihinde alınmıştır.
12 AYM, T. 28.01.2004, E. 2003/86, K. 2004/6, RG. 06.11.2004, Sa. 25635. Web: http://www.kazancı.com adresinden 9 Mart 2016 tarihinde alınmıştır.
13 Altundiş, M. (2008). Hukuki Güvenlik İlkesi. Yasama Dergisi, (10), 61.
14 Gözübüyük, A. Ş. (2013). Anayasa Hukuku. (19. Baskı). Ankara: Turhan Kitabevi, 167.
15 AYM, T. 31.01.2007, E. 2005/51, K. 2007, 12, RG. 27.04.2007, Sa. 26505; AYM, T. 31.01.2008, E.
2004/3, K. 2008/47, RG. 20.03.2008, Sa. 26822. Web: http://www.kazancı.com adresinden 6 Haziran 2015 tarihinde alınmıştır.
16 AYM, T. 23.07.2003,E. 2003/48, K. 2003/76, RG. 11.09.2004, Sa. 25580. Web: http://www.kazancı.com adresinden 6 Haziran 2015 tarihinde alınmıştır.
unsurlarından biri17 olduğunu ifade etmiştir. Danıştay ise, hukuk devleti ile hukuki güvenlik arasındaki ilişkiyi şu şekilde ortaya koymuştur: ‘’Hukuk devleti anlayışı, bir ülkede yerleşmiş hukuk düzenine yalnız yönetilenlerin değil yönetiminde uymasını gerektirecek kurallar bütünüdür. Bu ilkenin bir anlam kazanabilmesi için, o ülkede egemen olan hukukun yönetilenlere, Devlete karşı da hukuk güvenliği sağlaması boyutunun da gerçekleşmesi gerektiği tartışmasızdır. Böylelikle Devlet, toplum yaşamını düzenlerken ortaya koyduğu kurallarla kişilerde tam bir güven duygusu yaratacak, onlara hukuk kurallarının tam anlamıyla geçerli olduğu ve toplumun bütün unsurlarıyla birlikte uyum içinde yürüdüğünü gösteren bir güven ortamını tesis edecektir’’18.
1.1.2.2. Temel Hak ve Özgürlüklerin Tanınması ve Güvence Altına Alınması
Temel hak ve özgürlüklerin tanınması ve güvence altına alınması hukuk devletinin olmazsa olmaz unsurlarındandır19. Anayasa’nın 12’nci maddesinin 1’inci fıkrasında, herkesin kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahip olduğu açıkça belirtilmiştir. Hukuki güvenliğin sağlanması, temel hak ve özgürlüklerin kullanılabilmesi için oldukça önemlidir. Zira bireylerin, temel hak ve özgürlüklerden yararlanabilmeleri ancak hukuki güvenliğin ve hukukun üstünlüğünün sağlandığı bir hukuk düzeninde gerçekleşebilir20. Hukuki güvenlik ilkesi, temel hak ve özgürlüklerin hem bireylere hem de siyasi otoriteye karşı korunmasını sağlamaktadır21.
Hukuki güvenlik ilkesinin bir gereği olarak bireyler toplumda bir takım hak ve özgürlüklere sahiptir. Ancak bu hak ve özgürlükler sınırsız değildir. Nitekim özgürlüklerin var olabilmesi ve bireyler için bir anlam ifade edebilmesi, bunların sınırlarının belirli olmasına bağlıdır. Özgürlüklerin düzenlenmesi ve sınırlarının
17 AYM, T. 11.06.2003, E. 2001/346, K. 2003/63, RG. 08.11. 2003, Sa. 25283. Web:
http://www.kazancı.com adresinden 6 Haziran 2015 tarihinde alınmıştır.
18 D11D. 12.06.1995, E. 1995/1838, K. 1995/1861. Web: http://www.kazancı.com adresinden 6 Haziran 2015 tarihinde alınmıştır.
19 Akyılmaz, B., Sezginer, M., Kaya, C. (2014). Türk İdare Hukuku. (5. Baskı). Ankara: Seçkin Yayıncılık, 122.
20 AYM, T. 10.07.2013, E. 2012/107, K. 2013/90, RG. 22.11.2013, Sa. 28829. Web:
http://www.kazancı.com adresinden 7 Haziran 2015 tarihinde alınmıştır.
21 Akkaya Kia, R. (2011). Moderniteden Postmoderniteye Egemenlik ve Hukuk. (2. Baskı). İstanbul: Beta Yayınevi, 84.
belirlenmesi kamu düzeninin sağlanması bakımından da gereklidir22. Anayasa Mahkemesi de bir kararında, denge ve düzen içinde uygar bir yaşamın sağlanması ve sürdürülebilmesi için, kimi zaman hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasının zorunlu olduğunu ifade etmiştir23. Ancak belirtmek gerekir ki, istisnaî olarak bu yola başvurulmalı ve böyle durumda dahi temel hak ve özgürlükler, kullanılamaz duruma getirilmemelidir24.
Temel hak ve özgürlüklerin kamu düzeni gerekçesiyle sınırlandırılabilmesi mümkündür. Bu sınırlandırma bazen de başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla yapılabilir25. Ancak bu sınırlamanın nasıl ve ne şekilde yapılacağının belirlenmesi gerekmektedir. Anayasa’nın 4709 sayılı Kanun’la değişik 13’üncü maddesine göre, ‘’temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz’’. Anayasada, temel hak ve özgürlüklerin sadece kanunla sınırlandırılabileceğinin düzenlenmesi, bireylerin Devlete güven duyması bakımından önemlidir. Zira hukuki güvenlik ilkesi, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde Devlete güven duyabilmesini, Devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerektirir26.
Anayasa’nın 13’üncü maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa’nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Ancak Anayasa’nın ilgili maddesinde herhangi bir sınırlama sebebi öngörülmemişse bu durumda, söz konusu temel hak ve özgürlüğün sınırlandırılması mümkün olamayacak mıdır? Bu soruya olumlu yanıt vermek güçtür. Zira temel hak ve özgürlüklerin tanınması ve güvence altına alınması her ne kadar hukuki güvenliğin bir gereği ise, bu hakların
22 Akyılmaz, Sezginer ve Kaya, (2014), 128.
23 AYM, T. 14.06.1988, E. 1988/14, K. 1988/18, RG. 14.07.1988, Sa. 19872. Web: http://www.kazancı.com adresinden 27 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
24 Akyılmaz, Sezginer ve Kaya, (2014), 128.
25 Tanör, B., Yüzbaşıoğlu, N. (2012). 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku. (12. Baskı). İstanbul:
Beta Yayıncılık, 137.
26 AYM, T. 31.10.2013, E. 2013/72, K. 2013/126, RG. 24.01.2014, Sa. 28892; AYM, T. 26.12.2013, E.
2013/52, K. 2013/160, RG. 09.05.2014, Sa. 28995; AYM, T. 16.01.2014, E. 2013/110, K. 2014/8, RG.
09.05.2014, Sa. 28995. Web: http://www.kazancı.com adresinden 27 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
sınırsız olmaması da hukuki güvenliğin sağlanması açısından gereklidir. Temel hak ve özgürlüklerin sınırsız olması, belirsizliğe neden olacağı için hukuki güvenlik ilkesinin bir alt unsuru olan belirlilikle çelişmektedir. Bu nedenle Anayasa’nın ilgili maddesinde bir sınırlama sebebi öngörülmemiş olsa dahi, temel hak ve özgürlüklerin sınırsız olduğunu kabul etmek yerine, özlerine dokunulmaksızın ve bireylerin hukuki güvenliğini ihlâl etmeksizin sınırlandırılabileceğinin kabulü daha uygun bir yaklaşım olur.
1.1.2.3. Eşitlik İlkesinin Gözetilmesi
Kanun önünde eşitlik, bireylerin hukuki kişilikleri itibariyle kanun karşısında eşit olmalarını ifade eder27. Kanun önünde eşitlik, 1982 Anayasa’sının 10’uncu maddesinde, ‘’Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar’’. Anayasada yer alan eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir28. Bu nedenle eşitlik ilkesinin amacına ulaşabilmesi için, bireylere hak ve özgürlüklerin tanınmasının yanı sıra, bunların kullanılmasında ayrıcalık tanınmaması da gerekir.
Örneğin, herkese alacağını elde etmek üzere icra takibi yapma imkânı verilmesi, eşitlik ilkesinin tanınması ile ilgilidir. Ancak eşit konumda olan, aynı miktarda alacak için aynı takip yolunu seçen alacaklılardan farklı miktarda harç alınması, eşitlik ilkesinin ihlâl edilmesi anlamına gelmektedir. Böyle bir durum ise hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil eder.
Anayasada yer alan eşitlik ilkesi, yasama, yürütme, yargı organları ve idari makamlar bakımından bağlayıcıdır ve bu organlara, faaliyetlerini icra ederken vatandaşlara karşı eşitlik ilkesini gözetme yükümlülüğü yüklemiştir29. İcra daireleri de Devletin yürütme organları arasında yer alır. Bu sebeple, icra müdürlerinin
27 Serim, B. (1994). Yasa Önünde Eşitlik İlkesi. Amme İdaresi Dergisi, 27 (3), 14.
28 AYM, T. 08.11.2012, E. 2012/33, K. 2012/174, RG. 21.09.2013, Sa. 28772. Web:
http://www.kazancı.com adresinden 27 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
29 Ulucan, D. (2013). Eşitlik İlkesi ve Pozitif Ayrımcılık. DEÜHFD, 15 (Özel Sayı), 371, 372.
takibin her aşamasında alacaklı ve borçlu arasındaki dengeyi gözetmesi ve eşitlik ilkesine uygun davranması gerekir. İcra müdürünün, görev ve yetkisine aykırı olarak alacaklının lehine işlem yapması veya borçluyu koruyucu davranışlarda bulunması, hem eşitlik ilkesinin hem de hukuki güvenlik ilkesinin ihlâli anlamına gelmektedir. Zira bir tarafın lehine olan ve hukuki bir dayanağı bulunmayan işlem, diğer taraf bakımından hak kaybına neden olabilmektedir.
Eşitlik, benzer durumda olanlar arasında, haklardan, ödevlerden, fırsatlardan ve hizmetlerden yararlanma konusunda ayrım yapılmaması, bu kişilere eşit davranılması anlamına gelir. Ancak Anayasanın 10’uncu maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi, mutlak olarak uygulanan bir eşitlik olmayıp, durum ve konum özelliklerine göre, haklı olan nedenlerle, farklı uygulamalara imkân veren bir ilkedir. Dolayısıyla durumun gerekleri farklı bir uygulama yapılmasını zorunlu kılıyorsa, eşitlik ilkesinin ve hukuki güvenlik ilkesinin ihlâl edildiği her zaman söylenemez30.
1.1.2.4. Anayasanın Üstünlüğünün Sağlanması
Normlar hiyerarşisinin en üstünde Anayasa yer almaktadır. Bu nedenle kanunların ve diğer hukuki düzenlemelerin Anayasaya uygun olması gerekir31. Anayasanın üstünlüğünün sağlanmasının başlıca iki yolu vardır. Bunlardan birincisi, Anayasanın değiştirilmesini zorlaştırmak, ikincisi ise, Anayasaya aykırı kanunların yürürlüğe girmesine engel olmak veya bu kanunları iptal etmektir32. Bu bağlamda anayasa uygunluk denetiminin, Anayasanın üstünlüğünün sağlanması açısından önemli bir işleve sahip olduğu söylenebilir.
Anayasanın üstünlüğü, hukuk devleti ilkesinin bir gereği olarak, bireylerin, kurum ve kuruluşların her türlü faaliyet ve işlemlerinde Anayasaya uygun bir
30 ‘’…Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlâli yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez’’. AYM, T. 08.11.2012, E. 2012/33, K. 2012/174, RG.
21.09.2013, Sa. 28772. Web: http://www.kazancı.com adresinden 27 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
31 Erdoğan, (2013), 83.
32 Erdoğan, (2013), 83.
şekilde davranmasını zorunlu kılar33. Bu noktada Anayasanın üstünlüğünün, hukuki güvenliğin sağlanmasına hizmet ettiği söylenebilir. Zira kanunların ve diğer yasal düzenlemelerin Anayasaya aykırı olamayacağı kuralı, temel hak ve özgürlüklerin Anayasaya aykırı şekilde sınırlandırılmayacağı hususunda, bireylerde bir öngörü ve haklı beklenti oluşturmaktadır. Bireylerde oluşan bu öngörü ve haklı beklentinin boşa çıkarılmaması, hukuki güvenliğin sağlanması ve bireylerin Devlete olan güven duygusunun zedelenmemesi bakımından zorunludur. Ancak hukuki güvenliğinin sağlanabilmesi için, kanunların Anayasaya uygun olmasının yanı sıra, Anayasanın kendi içinde de tutarlı olması, temel hak ve özgürlükleri hukuka aykırı şekilde sınırlandıran hükümler içermemesi gerekir.
Aksine bir durum, hukuki güvenliği ihlâl eden bir düzenlemenin Anayasa ile koruma altına alınması anlamına gelir.
1.2. HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİNİN ALT UNSURLARI
1.2.1. Hukuki Belirlilik
Hukuki belirlilik, hukuki güvenlik ilkesinin alt unsurlarından birisidir34. Belirlilik ilkesi, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir35. Hukuki belirlilik, hukuk kuralları açısından, uygulama açısından ve yargı kararları açısından belirlilik olmak üzere kendi içinde üçe ayrılmaktadır.
1.2.1.1. Hukuk Kuralları Açısından Belirlilik
Hukuk devletinde, bireylerin hukuk kurallarını önceden bilmeleri, davranış ve tutumlarını bu kurallara göre düzenleyebilmeleri gerekmektedir36. Hukuki belirliliğin amacı, bireyin özgür tercihlerinin sonucunu öngörebilmesini sağlamak,
33 Özer, A. (2012). Türk Anayasa Hukuku Türklerin Devlet Anlayışı ve Anayasal Yapılanma. Ankara:
Turhan Kitabevi, 140.
34 Hukuki belirliliğin, hukuki güvenliğin alt unsuru olduğu hakkında bkz. Köküsarı, (2015), 69.
35 AYM, T. 28.11.2013, E. 2013/64, K. 2013/142, RG. 27.03.2014, Sa. 28954. Web:
http://www.kazancı.com adresinden 27 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
36 AYM, T. 23.07.2009, E. 2005/145, K. 2009/112, RG. 31.03.2010, Sa. 27538. Web:
http://www.kazancı.com adresinden 28 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
böylece yönetimde keyfiliğin önüne geçmektir37. Kanunun, hangi eylem ve olgulara yaptırım bağladığının, bu olgu ve eylemlere karşı Devletin müdahale yetkisinin neler olduğunun bilinmesi ve bireylerin kendilerine düşen sorumlulukların öngörülebilirliği, belirlilik ilkesi sayesinde mümkün olmaktadır38.
Bireylerin yaşam alanlarına müdahale eden bütün yasal düzenlemelerin hukuk devleti ilkesi gereğince belirli olması kaçınılmazdır. Belirlilik ilkesine uygun olmayan kanunlar, birey özgürlüklerinin ihlâli olarak da nitelendirilebilirler. Hukuki belirliliğin ve dolayısıyla hukuki güvenliğin sağlanması için, kanunların ve diğer hukuk kurallarının açık ve anlaşılır olması gereklidir. Zira bunların hukuka uygun bir şekilde uygulanabilmesi, en başta anlaşılır olmalarına bağlıdır. Açık ve anlaşılır olmayan kanunlar yoruma açıktır. Uygulayıcıların kanunu farklı bir şekilde yorumlamaları ise bazı sakıncaları beraberinde getirir. Bu durum, belirsizliğe ve hukuki güvenlik ilkesinin ihlâline sebebiyet verir. Kanunların açık ve anlaşılır olması, öncelikle kanun isimlerinin ve maddelerinin açık olmasını gerektirir. Kanun isimlerinin çok uzun olmasının, mevcut kanun sayısının çokluğu dikkate alındığında bir karmaşıklığa neden olduğu söylenebilir. Hukuk kurallarının açık ve anlaşılır olmasını sağlamak için, kanun maddelerinde belirsiz ifadelere yer verilmemesi de gerekmektedir. Anlaşılması zor, belirsiz kavramlarla dolu ve değişik anlamlara gelen ifadelerin bulunduğu kanun metni, açık ve anlaşılır olma özelliğine sahip olmadığı gibi, uygulayıcıların yanlış ve hatalı uygulama yapmalarına da neden olmaktadır. Dolayısıyla bu durum, istikrarın sağlanması noktasında büyük bir engel teşkil etmektedir 39 . Hukuk kurallarının düzenlenmesinde kullanılan dilin sade olması da, açık ve anlaşılır olma kuralının bir koşuludur. Dili ağır bir kanunun anlaşılması ve sağlıklı şekilde uygulanması oldukça zordur. Bu nedenle kanun metinleri hazırlanırken kullanılan dilin sade
37 AYM, T. 02.06.2011, E. 2009/45, K. 2011/88, RG. 28.03.2013, Sa. 28601. Web: http://www.kazancı.com adresinden 28 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
38 Can, (2005), 93; Akkaya Kia, (2011), 85; ‘’Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılı olup birey, yasadan, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların idareye hangi müdahale yetkisini doğurduğunu bilmelidir. Ancak bu durumda kendisine düşen yükümlülükleri öngörebilir ve davranışlarını ayarlar’’. AYM, T. 17.04.2008, E. 2005/5, K. 2008/93, RG. 05.11.2008, Sa. 27045. Web: http://www.kazancı.com adresinden 28 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
39 Köküsarı, (2015), 73.
olmasına özen göstermek gerekir40 . Kanunların belirli olması ve önceden bilinebilmesinin yanı sıra ilan edilmeleri de gerekmektedir. Kanunların, yönetmeliklerin yürürlüğe girmeden önce resmi gazetede yayımlanmaları, belirlilik ilkesinin bir sonucudur. Belirlilik ilkesi bu yönüyle hukuki güvenliğin önemli bir parçasını oluşturmaktadır41.
Hukuk kurallarının belirli olması, hukuki güvenlik ilkesi bakımından zorunlu bir unsurdur42. Zira kanunları, uygulamaları, kanun koyucusu belirli olmayan hukuk düzeni, hukuki güvenliği sağlamakta yetersiz kalmaktadır. Ayrıca belirlilik ilkesinin gözetilmediği bir hukuk sisteminde, bireylerin kanunları önceden bilmeleri ve davranışlarını buna göre düzenlemeleri mümkün olmaz. Ancak belirliliğin sağlanması açısından düzenlemelerin her zaman kanunla yapılması zorunlu değildir. Ayrıca kanunda ayrıntılı düzenlemelerin yer almaması da belirlilik ilkesini ihlâl etmez 43 . Buna karşılık, kanunla düzenlenmesi gereken bir hususun düzenlenmemiş olması belirsizliğe neden olacağı için hukuki güvenlik ilkesine aykırıdır44.
1.2.1.2. Uygulama Açısından Belirlilik
Uygulamada belirliliğin sağlanması için, hukuki işlemlerden etkilenen bireylere, işlemin sebebi ve içeriği hakkında bilgi verilmesi gerekmektedir45. Bu bilgilendirme, tefhim veya işlemin bireylere tebliği ile gerçekleştirilmektedir.
40 Örneğin, mukavele yerine sözleşme, mamelek yerine malvarlığı, salahiyet yerine yetki gibi ifadelerin kullanıldığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na göre daha açık ve anlaşılır olduğu söylenebilir.
41 Yayımlamanın hukuki güvenlikle ilişkisi için bkz. Akkaya Kia, (2011), 84.
42 AYM, T. 15.10.2009, E. 2006/124, K. 2009/146, RG. 08.01.2010, Sa. 27456. Web:
http://www.kazancı.com adresinden 28 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
43 ‘’Hukuki belirlilik, kanunla düzenlenen her konunun tüm ayrıntıları içermesi anlamına da gelmemektedir… mayın temizleme faaliyetinin milli güvenliği ilgilendiren, teknik ve uzmanlık gerektiren bir iş olması nedeniyle kanun koyucunun dava konusu kuralda, ihale işlemi ile ilgili ayrıntılı düzenlemelere yer vermemesi, hukuki belirlilik ilkesine aykırılık oluşturmaz…’’. AYM, T. 02.06.2011, E. 2009/45, K. 2011/88, RG. 28.03.2013, Sa. 28601. Web: http://www.kazancı.com adresinden 28 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
44 ‘’Büyükşehir belediye başkanına kanunla verilen görev ve yetkilerden, mahalli müşterek ihtiyaç kapsamıyla sınırlı ve devredilebilir nitelikte olanlardan hangilerinin ilçe veya ilk kademe belediye başkanlarına devredilebileceğinin yasayla açıkça belirlenmesi gerekir. Bu Anayasal gereğe karşın, büyükşehir belediyesinin tümünü ilgilendirenler de dâhil olmak üzere büyükşehir belediye başkanının tüm görev ve yetkilerini gerektiğinde devredilebilmesine olanak sağlayan düzenlemenin belirlilik unsuru açısından hukuk güvenliği ve dolayısıyla hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmadığı açıktır…’’. AYM, T.
25.01.2007, E. 2004/79, K. 2007/6, RG. 17.01.2008, Sa. 26759. Web: http://www.kazancı.com adresinden 28 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
45 Köküsarı, (2015), 94.
Tebligatın amacı, bireylerin tebliğ edilen işlemlerle ilgili olarak zamanında haberdar edilerek haklarını koruyabilmelerini sağlamak ve hukuka aykırı işlemlerden zarar görmelerini engellemektir46. Bu nedenle hukuki güvenliğin sağlanabilmesi için tebligatın, muhataba veya kanunda belirtilen kişilere, usulüne uygun şekilde yapılması gerekir. Zira bireyler, tebligat sayesinde kendileri hakkında yapılan işlemler ve uygulanacak yaptırımlar hakkında bilgi sahibi olmaktadırlar. Bireylere herhangi bir bildirim ve tebligat yapılmaksızın, haklarında alınan kararların tebliğ edilmiş sayılması hukuki güvenlik ilkesini ihlâl etmektedir47.
1.2.1.3. Yargı Kararları Açısından Belirlilik
Hukuk kurallarının ve uygulamanın belirli olmasının yanı sıra, yargı kararlarında belirliliğin sağlanması da hukuki güvenlik ilkesinin bir gereğidir. Yargı kararlarında belirliliğin sağlanması için kararların açık ve anlaşılır olması48, ilgililere tebliğ edilmesi gerekir49. Kararların yayımlanması da belirlilik ve hukuki güvenliğin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin bütün kararlarının yayımlanması, belirliliğin gerçekleştirmesine hizmet etmektedir. Ayrıca İcra ve İflâs Kanunu’nun 14’üncü maddesinde, Yargıtay’ın icra ve iflâs işlerine ilişkin kararlarının tamamının düzenli olarak yayımlanacağının belirtilmesi de kararların belirliliğinin sağlanabilmesi açısından olumlu bir gelişmedir. Ancak kararların yayımlanması, uyuşmazlığın çözüldüğü nihai kararlar bakımından bir gereklilik olarak görülse de, ara kararlar bakımından böyle bir kuralın uygulanması söz konusu değildir50.
Yargı kararlarının yayımlanması ile birlikte gerekçeli olmaları da kararların belirliliği açısından önemlidir. Nitekim Anayasa’nın 141’inci maddesinin 3’üncü
46 Berkin, N. M. (1967). İcra Tebliğleri ve 538 Sayılı Kanunun Getirdiği Yenilikler. İÜHFM, 33 (1-2), 129;
Köküsarı, (2015), 95.
47 ‘’…Bu durum tebligatın muhatabının, kendisine izafe edilemeyen nedenlerle posta hizmetlerinde yaşanan gecikme sonucunda, tebligatın içeriğini ilgilendiren konuların esasına ilişkin iddialarını adli veya idari makamlar önünde hiçbir şekilde ortaya koyamamasına neden olacaktır. Dolayısıyla, itiraz konusu kural, kendilerinden kaynaklanmayan gecikmelere karşı kişilere yeterince koruma sağlamadığı için hukuki güvenlik ilkesine aykırılık oluşturduğu gibi kişilerin hak arama özgürlüğünün özünü de zedelemektedir…’’. AYM, T. 27.09.2012, E. 2012/20, K. 2012/132, RG. 26.07.2013, Sa. 28719. Web:
http://www.kazancı.com adresinden 28 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
48 Köküsarı, (2015), 96 vd.
49 Akkaya Kia, (2011), 84. Mahkeme kararlarında belirliliğin sağlanması açısından, kararlarının tebliğ edilmesinin önemi hakkında ayrıca bkz. Köküsarı, (2015), 98 vd.
50 Köküsarı, (2015), 99.
fıkrasında, bütün mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması gerektiği açıkça hüküm altına alınmıştır. Ayrıca Anayasanın 8’inci maddesinde Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının gerekçesi yazılmadan açıklanamayacağı ifade edilmiştir. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının da bir gereğidir51. Gerekçeli olmayan kararlar, haksızlık yapılması ihtimâlini ve temel hak ve özgürlüklere müdahale tehlikesini beraberinde getirir; keyfi davranış ve işlem yapılmasına neden olur. Bu durum ise, hukuki belirsizliğin oluşmasına neden olduğu için hukuki güvenlik ilkesini ihlâl eder. Bununla birlikte, kararların gerekçeli olması pek çok fayda sağlamaktadır. Gerekçenin olması, kararların değerlendirilmesine hizmet eder 52 . Ayrıca yargı kararlarında gerekçenin bulunması, yargı organına güveni sağlamakla birlikte hâkimi, karar verirken daha özenli hareket etmeye teşvik eder.
1.2.2. Hukuki Öngörülebilirlik
Hukuki öngörülebilirlik, bireylerin gelecek durumları önceden kestirebilmeleri, davranış ve tutumlarını ona göre şekillendirebilmeleri olarak ifade edilebilir53. Hukuki güvenlik ilkesi ise, ‘’hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, mahkeme kararlarının sürprize açık olmamasını ve bu çerçevede, bireylerin tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven duymasını devletin de yaptığı yasal düzenlemelerde bireylerin güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını’’ ifade eder 54 . Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere hukuki öngörülebilirlik, hukuki güvenlik ilkesinin bir alt unsurunu oluşturmaktadır55. Hukuki öngörülebilirlik unsuru da, hukuk kuralları açısından öngörülebilirlik, uygulama
51 ‘’…Anılan kurallar uyarınca, ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri, dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlâlinden söz edilemez’’. AYM, T. 13.06.2013, B.B. No: 2013/1235. Web: http://www.kazancı.com adresinden 22 Ağustos 2016 tarihinde alınmıştır.
52 Köküsarı, (2015), 100.
53 Erdoğan, (2013), 114.
54 Ermenek, İ. (2013). Anayasa Mahkemesinin Bireysel Başvuru Üzerine Verdiği Kararların Medeni Yargılama Hukukuna Yansımaları ve Bu Alanda Ortaya Çıkan Bazı Özel Durumlar. Medeni Usul ve İcra İflâs Hukuku Dergisi, 9 (26), 44, 45; Ermenek, İ. (2014). Medeni Usul Hukukunda Davaların Birleştirilmesi ve Ayrılması. (1. Baskı). Ankara: Yetkin Yayınları, 42; Altundiş, (2008), 61.
55 Bu konuda bkz. Köküsarı, (2015), 134 vd.
açısından öngörülebilirlik ve yargı kararları açısından öngörülebilirlik olmak üzere farklı ayrımlara tâbi tutulmaktadır.
1.2.2.1. Hukuk Kuralları Açısından Öngörülebilirlik
Bireylerin hukuk kurallarını ve bu kuralların etki ve sonuçlarını yeterli derecede öngörebilmeleri, hukuki güvenlik ilkesi bakımından bir gerekliliktir56. Hukuki öngörülebilirlik, mevcut düzenlemelerin bireylere tanımış olduğu hakların ve oluşturduğu güvenin muhafaza edilmesine katkıda bulunur57. Bu nedenle hukuki güvenliğin ve öngörülebilirliğin sağlanması için, kuralların genel olması, geçmişe yönelik uygulanmaması ve çok sık değişmemesi gerekir58. Hukuk kurallarında öngörülebilirliğin sağlanması, hukukta boşluğun en aza indirilmesiyle mümkündür59. İhtiyaç duyulan alanlarda hukuki düzenleme yapılması, diğer bireylerin davranışlarının öngörülebilirliğinin sağlanmasına katkıda bulunur 60. Ayrıca kanunların açık ve anlaşılır olması da hukuk kurallarında öngörülebilirliğin sağlanması açısından bir güvence oluşturmaktadır61.
Hukuki öngörülebilirlik, Anayasa Mahkemesinin hukuki güvenliğe ilişkin kararlarında sıkça bahsedilen unsurlardan biridir. Mahkeme, bir kararında hukuk kurallarının öngörülebilir olması gerektiğini şu şekilde ifade etmiştir: ‘’Yasa kuralı, ilgili kişilerin mevcut şartlar altında belirli bir işlemin ne tür sonuçlar doğurabileceğini makul bir düzeyde öngörmelerini mümkün kılacak şekilde düzenlenmelidir. 'Öngörülebilirlik şartı' olarak nitelendirilen bu ilkeye göre yasanın uygulanmasında takdirin kapsamı ve uygulama yöntemi bireyleri keyfi ve
56 Atalı, M. (2014). Medenî Usul Hukukunda Aleyhe Bozma Yasağı. Ankara: Yetkin Yayınları, 81;
‘’…hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını…gerekli kılar…Bu bakımdan, kanunun metni, bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır. Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanunun, muhtemel etki ve sonuçlarının yeterli derecede öngörülebilir olması gereklidir’’. AYM, T. 22.05.2013, E.
2013/39, K. 2013/65, RG. 12.07.2013, Sa. 28705. Web: http://www.kazancı.com adresinden 28 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
57 Erdoğan, (2013), 114; Ermenek, (2013), 47; Ermenek, (Ayrılma), 42.
58 Erdoğan, (2013), 114.
59 Köküsarı, (2015), 251.
60 Aktaş, S. (2001). Hayek’in Hukuk ve Adalet Teorisi. Ankara: Liberte Yayınları, 175.
61 Katoğlu, T. (2013). Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukuku Bakımından Hukuki Güvenlik İlkesi. Kamu Hukukçuları Platformu, Hukuk Güvenliği, 8-9 Kasım Ankara, 16. Web: www.kamuhukukculari.org adresinden 13 mayıs 2015 tarihinde alınmıştır.
öngöremeyecekleri müdahalelerden koruyacak düzeyde açıklıkla yazılmalıdır’’62. Ayrıca Mahkeme, başka bir kararında belirlilik ve öngörülebilirlik özelliklerini taşımayan kuralların, hukuki güvenliğin sağlanmasında etkili olamayacağını açıkça vurgulamıştır63.
1.2.2.2. Uygulama Açısından Öngörülebilirlik
Uygulama açısından öngörülebilirliğin sağlanması, genellikle kanunların geçmişe yürümemesi, kazanılmış hakların ve haklı beklentilerin korunması kavramlarıyla birlikte değerlendirilmektedir. Bu nedenle bu kavramları ayrı ayrı incelemek gerekmektedir.
1.2.2.2.1. Kanunların Geçmişe Yürümemesi
Geçmişe yürümezlik hukuk kurallarının yürürlüğe girdiği andan itibaren hüküm ve sonuç doğurması anlamına gelir. Bu ilke, hukuk kurallarının zaman bakımından uygulanmasına ilişkin temel bir ilkedir64. Geçmişe yürümezlik, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7’nci maddesinde, Anayasa’nın 38’inci maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 7’nci maddesinde düzenlenmiştir. Ancak bu hükümler sadece suç ve cezaların geçmişe yürümeyeceğine ilişkindir.
Doktrinde65 ve uygulamada66 geriye yürümezlik ilkesinin hukukun genel bir ilkesi olduğu kabul edilmekle birlikte, ceza hukuku dışındaki alanlarda, geriye yürümezliğe ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır67. Buna karşılık, bu ilkenin anayasal bir niteliğe sahip olduğunu kabul eden görüşler de vardır68.
62 AYM, T. 21.01.2010, E. 2008/94, K. 2010/13, RG. 19.03.2010, Sa. 27526. Web: http://www.kazancı.com adresinden 29 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
63 AYM T. 27.02.2014, E. 2012/87, K. 2014/41, RG. 26.07.2014, Sa. 29072. Web: http://www.kazancı.com adresinden 10 Haziran 2016 tarihinde alınmıştır.
64 Taşpınar Ayvaz, S. (2013). Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) Zaman Bakımından Uygulanması.
(1. Baskı). Ankara: Yetkin Yayınları, 58 vd; Altundiş, (2008), 62.
65 Duran, L. (1982). İdare Hukuku Ders Notları. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Yayınları, 412; Oğurlu, Y.
(2003). İdare Hukukunda Kazanılmış Haklara Saygı ve Haklı Beklentiler Sorunu. (1. Baskı). Ankara:
Seçkin Yayıncılık, 63.
66 D1D. 23.01.2004, E. 2003/176, K. 2004/8; AYM, T. 23.06.2004, E. 2004/14, K. 2004/84, RG.
22.10.2005, Sa. 25974. Web: http://www.kazancı.com adresinden 29 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
67 Akıllıoğlu, T. (1984). Yasaların (Anayasa Dâhil) Zaman İçinde Uygulanması. Anayasa Yargısı Dergisi, 1, 284.
68 Bıyıklı, H. İ. (1973). Fransız ve Türk Hukuk Sistemlerinde İdari İşlemlerin Geriye Yürümezliği İlkesi.
Danıştay Dergisi, (11), 91.
Kanunlar ve diğer düzenleyici işlemler bakımından kural, yürürlük tarihinden itibaren geçerli olma ve geçmişe yürümemedir69. Bireyler davranışlarında ve hukuki ilişkilerde mevcut düzenlemeleri dikkate aldıklarından, kanunların geçmişe etkili olmaması, eşyanın tabiatına uygundur70. Hukuki güvenlik ilkesi, kural olarak kanunların geriye yürümemesini gerektirir71. Bu nedenle, geçmişe yürümezlik ilkesi uyarınca, kanunlar yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki hukuki durumlara uygulanabilir, kanunların yürürlüğe girdiği tarihten önceki olaylara uygulanması söz konusu değildir. Geçmişe yürümezlik, bireylerin mevcut düzene göre elde etmiş oldukları hak ve menfaatleri koruyarak hukuki güvenliğin sağlanmasına hizmet etmektedir. Bu nedenle kanunların geçmişe yönelik etkiye sahip olması, hukuka güven duygusunu zedeleyeceği için hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil eder72.
Hukuki güvenlik ilkesi, kanunların geçmişe yürümemesini gerektirir. Bu kuralın uygulanması, Devlete güvenin ve istikrarın sağlanması, kazanılmış hakların korunması bakımından gereklidir. Ancak kanunların yürürlük tarihinden önceki olay ve işlemlere uygulanması her zaman hukuki güvenlik ilkesine aykırılık teşkil etmez. Diğer bir ifade ile istisnaî olarak bazı hallerde73 kanunların geriye yürümesi mümkündür74. Anayasa Mahkemesi de bazı kararlarında, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirdiği durumlarda 75 , hukuk boşluğunun doldurulması amacıyla76, kazanılmış hakların korunması ve hukuki güvenlik ilkesinin ihlâl edilmemesi koşuluyla,77 geriye yürümenin söz konusu olabileceğini ifade etmiştir.
69 Oğurlu, (2003), 46.
70 Taşpınar Ayvaz, (2013), 59.
71 Atalı, (2014), 82.
72 ‘’…mükelleflerin, zamanaşımına uğramış vergi borçlarından sorumlu tutulmaları, diğer bir anlatımla zamanaşımına uğramış borçların yeniden canlandırılması hukuka olan güven duygusunu zedeler ve hukuk güvenliği ilkesi ile de bağdaşmaz. 6009 sayılı Kanun'un 62. maddesinin (d) bendinde yer alan ibare ile getirilen düzenlemenin, mükelleflerin sorumluluklarını geçmişe dönük olarak arttırması ve zamanaşımına uğramış vergi borçlarını canlandırması hukuk kurallarının geriye yürütülmesi anlamına gelmekte ve Anayasa'da yer alan hukuk devleti kapsamındaki hukuk güvenliği ilkesi ile bağdaşmamaktadır…’’.
AYM, T. 26.01.2012, E. 2011/74, K. 2012/15, RG. 21.07.2012, Sa. 28360. Web: http://www.kazancı.com adresinden 29 Şubat 2016 tarihinde alınmıştır.
73 Bu istisnai durumlar hakkında bkz. Oğurlu, (2003), 65 vd.
74 Oğurlu, (2003), 65; Köküsarı, (2015), 159.
75 AYM. 24.06.2004, E. 2004/18, K. 2004/89; 30.09.2005, RG. 23.11.2004, Sa. 25649. Web:
http://www.kazancı.com adresinden 28 Mayıs 2015 tarihinde alınmıştır.
76 AYM, T. 24.06.1997, E. 1996/56, K. 1997/58, RG. 13.01.2005, Sa. 25699. Web: http://www.kazancı.com adresinden 28 Mayıs 2015 tarihinde alınmıştır.
77 ‘’5502 sayılı Kanun'un ek 3’üncü maddesi, bireyler ve idare yönünden açık, belirli ve öngörülebilir olduğundan, “hukuki güvenlik ilkesi”ne aykırılığından söz edilemez. Bu durum, Kanun'un geçici 9.
maddesinde yer alan düzenleme yönünden de geçerlidir. Kanunların, yayımlanmalarından sonraki olaylara ve durumlara uygulanması genel kural olmakla birlikte, bu kuralın istisnasını oluşturan geçici maddelerle, kazanılmış hak ve hukuki güvenlik ilkeleri ihlal edilmemek kaydıyla kanunun yürürlüğe