i
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
DOKTORA TEZİ
Nazmiye DEMİR
TÜRKİYE’DE HAZIRGİYİM SANAYİNDE KADIN İŞGÜCÜNÜN DURUMU: ANKARA İLİ ÖRNEĞİ
TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI
ADANA-2017
ii
FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
TÜRKİYE’DE HAZIRGİYİM SANAYİNDE KADIN İŞGÜCÜNÜN DURUMU: ANKARA İLİ ÖRNEĞİ
Nazmiye DEMİR
DOKTORA TEZİ
TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI
Bu Tez …/…/2017 Tarihinde Aşağıdaki Jüri Üyeleri Tarafından Oybirliği ile Kabul Edilmiştir.
……… ……….. ……….
Prof. Dr. Dilek BOSTAN BUDAK Doç. Dr. Celile DÖLEKOĞLU Yrd. Doç. Dr. Ufuk GÜLTEKİN
DANIŞMAN ÜYE ÜYE
……… ……….
Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR Yrd. Doç. Dr. Nermin BAHŞİ
ÜYE ÜYE
Bu Tez Enstitümüz Tarım Ekonomisi Anabilim Dalında hazırlanmıştır.
Kod No:
Prof. Dr. Mustafa GÖK Enstitü Müdürü
Not: Bu tezde kullanılan özgün ve başka kaynaktan yapılan bildirişlerin, çizelge ve fotoğrafların kaynak gösterilmeden kullanımı, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunundaki hükümlere tabidir.
ÖZ
DOKTORA TEZİ
TÜRKİYE’DE HAZIRGİYİM SANAYİNDE KADIN İŞGÜCÜNÜN DURUMU: ANKARA İLİ ÖRNEĞİ
Nazmiye DEMİR
ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ TARIM EKONOMİSİ ANABİLİM DALI
Danışman : Prof. Dr. Dilek BOSTAN BUDAK Yıl: 2017, Sayfa: 137
Jüri : Prof. Dr. Dilek BOSTAN BUDAK : Doç. Dr. Celile DÖLEKOĞLU : Yrd. Doç. Dr. Ufuk GÜLTEKİN : Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR : Yrd. Doç. Dr. Nermin BAHŞİ
Bu çalışmada, Türkiye’de, Ankara ili örneği olarak, tekstil ve hazırgiyim sanayinde çalışan kadınların sosyo ekonomik özellikleri, sosyal normlara karşı tutum ve davranışları ile işyeri problemleri üzerine etkili olan unsurların analizi yapılmıştır. Çalışmada kullanılan veriler çalışan kadınlardan anket yoluyla elde edilmiş olup, işyeri problemleri üzerine etkili faktörlerin analizinde Logit modellerden yararlanılmıştır.
Elde edilen sonuçlara göre, kadınların ortalama yaşı 37 yıl olup, ortalama hane genişliği 3,6 kişi’dir. Kadınların % 28,2’si ilkokul, % 27,1’i ortaokul ve % 38,8’i lise mezunudur.
Çalışma hayatına yeni katılan kadınların eğitim düzeyinin yükselmekte olduğu ve daha çok lise mezunu ve üstü eğitim düzeyine sahip kadınların işgücü piyasasına katıldığı görülmektedir.
İşyeri problemleri üzerine etkili unsurlar açısından, tekstil ve hazır giyim sektöründe çalışan kadınların eğitim düzeyi, kadın sağlığına yönelik eğitim ihtiyaçları, çocuklarının geleceğine yönelik eğitim beklentileri ve aile sorumluluklarına yönelik sorunlarının çözülmesi durumunda kadınların işyeri problemlerinde azalış görüleceği varsayılmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Tekstil, Hazır giyim, Logit, Kadın İşgücü.
ABSTRACT
PhD THESIS
THE STATE OF READY-TO-WEAR INDUSTRY IN TURKEY: ANKARA PROVIENCE SAMPLE
Nazmiye DEMİR
ÇUKUROVA UNIVERSITY
INSTITUTE OF NATURAL AND APPLIED SCIENCES DEPARTMENT OF AGRICULTURAL ECONOMICS
Supervisor : Prof. Dr. Dilek BOSTAN BUDAK Year: 2017, Pages: 137
Jury : Prof. Dr. Dilek BOSTAN BUDAK : Assoc. Prof. Dr. Celile DÖLEKOĞLU : Asst. Prof. Dr. Ufuk GÜLTEKİN : Prof. Dr. Şinasi AKDEMİR : Asst. Prof. Dr. Nermin BAHŞİ
In this study; as a sample of Ankara provience in Turkey; an analysis has been done of socio-economic characteristics of women working in textile and ready-to-wear industry; attitudes and behaviors towards social norms; and elements affecting workplace problems. The data used in the study were obtained from the working women by questionnaire; and logit models were used in analyzing the factors affecting workplace problems.
According to the results obtained, the average age of the women is 37 years and the average household size is 3.6 persons. 28,2% of the women are primary school, 27,1% are middle school and 38,8% are high school graduates.
If some of the problems of women are resolved such as their family responsibilities; the level of education of whom working in textile and ready-wear sector; their training needs for women’s health; and expectations for the future of their children; it is assumed that there will be a decrease in women's workplace problems.
Anahtar Kelimeler: Tekstil, Hazır giyim, Logit, Kadın İşgücü.
GENİŞLETİLMİŞ ÖZET
Günümüzde ülkelerin kalkınmasında farklı unsurlar rol oynamaktadır. Bu unsurların başında ülkelerin sahip olduğu doğal kaynak varlığı, jeopolitik konumu, ekonomik ve beşeri sermaye kaynakları gelmektedir. Diğer faktörlere göre daha az rekabet avantajı sağlayan insan kaynakları ülkelerin kalkınmasında giderek öne çıkan faktörler arasına girmektedir. Nitekim bu kaynaklara yönelik uygulanan istihdam politikaları küresel rekabette ülkelerin daha avantajlı olmalarında önemli rol oynamaktadır. Bu kapsamda mevcut insan kaynaklarının ve işgücünün sektörel, yaş ve cinsiyete göre dağılımı istihdam politikalarının oluşturulmasında önemli bir etmen olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dünya nüfusunun ve potansiyel işgücünün yarısını kadınlar oluşturmaktadır. Ancak kadınların çalışma hayatına katılması ve erkeklerle aynı alanlarda çalışması görece yeni bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır.
Son yıllarda çalışma hayatında kadınların sayısının hızla artması olumlu bir gelişme olsa da kadınların, işe başvuru aşamasında ve çalışma hayatında bir takım engellerle karşılaştıkları bir gerçektir. Kadın geleneksel olarak yalnızca tarlada çalışan ve aile işlerini yapan işgücü olarak kullanılırken, hızlı değişen şartlarla günümüzde kırsal alanın dışına çıkarak kentlerde ve tarımsal faaliyetlerden başka hizmet ve sanayi sektörlerinde de kendine yer edinmektedir. Bütün bu gelişmelere karşın gelişmekte olan ülkelerde henüz kadının iş hayatına erkeklerle eşit koşullarda girebildiğini söylemek güçtür.
Kadınların işgücüne katılımı genelde erkeklerden daha düşük düzeydedir.
Ancak bunun ekonomik değil kültürel bir olay olduğu görülmektedir. Kadınların işgücüne katılımının en düşük olduğu ülkeler (Suriye %14, Ürdün, Gazze ve Afganistan %16, İran %17 Mısır %24 vb.) aynı bölgenin ve kültürün ülkeleridir.
Konuya ülkemiz açısından bakıldığında, TÜİK 2016 yılı (Ekim) verilerine göre ülkemizde 15 yaş ve üzeri nüfusun istihdam oranı %46,2, işsizlik oranı %11,8, işgücüne katılım oranı ise %52,4 olarak gerçekleşmiştir.
Ülkemizde kadınların en fazla istihdam edildiği sektörlerin başında tarım ve tekstil sektörü gelmektedir. Tarım en eski geleneksel faaliyet alanı olması nedeniyle kadınların ilk istihdam alanı olma özelliğini taşımaktadır. Sektörel açıdan ise kadın çalışanların hala yoğunlukla tarım sektöründe istihdam edilmelerine rağmen bu oranın son yıllarda düştüğü, sanayi ve hizmetler sektöründe ise önemli artışların meydana geldiği saptanmıştır. Bu gelişmeler paralelinde kadınların işteki durumlarının da değiştiği görülmüştür. Kadınlar ücretsiz aile işçisi olmaktan çıkmış ücretli ve yevmiyeli olarak çalışma durumuna geçmiştir (Berber ve Eser, 2008).
Tarım sektöründen sonraki en büyük kadın istihdam alanı olan tekstil ve onun içindeki hazır giyim alt sektörünün mevcut durumunun incelenmesi ülkemiz açısından önem arz eden konuların başında gelmektedir.
Türkiye’de tekstil sektörü, tarımdan sonra kadın emeğinin en yoğun şekilde istihdam edildiği ekonomik faaliyet alanını oluşturması açısından önemlidir.
Gerek gelişmiş gerekse de gelişmekte olan ülkelerde kadınların iş hayatındaki yerinin güçlendirilmesi ve erkeklerle eşit şartlarda çalışabilmesini temin etmek amacıyla mevcut çalışma koşullarının daha iyi anlaşılması, iş yeri sorunlarının tespiti ve bu sorunlara neden olan faktörler ile sorunlara yönelik çözüm yollarının tespit edilmesi gereklidir. Bu bakımdan ülkemizdeki durumu incelemek amacıyla bu çalışmada kadınların temel istihdam alanı olması nedeniyle tekstil ve hazır giyim sanayi çalışma alanı olarak seçilmiştir.
Bu çalışmada önce tekstil ve içerisinde hazır giyim sektörü ve ülkemiz için önemi, daha sonra kadın istihdamının genel işgücü piyasasındaki yeri genel hatları ve istihdamın sektörel dağılımı açıklanmaktadır. Daha sonra tekstil ve hazır giyim sanayinde çalışan kadınların sosyo-ekonomik göstergeleri, kadınlar özelinde işyeri sorunlarının tespiti ile bu sorunlar üzerine etkili faktörlerin analizi yapılmıştır.
Ayrıca söz konusu sorunlara yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi de bu araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır.
TEŞEKKÜR
Araştırma konusunun belirlenmesinden sonuçlandırılmasına kadar geçen her aşamada değerli katkılarıyla beni yönlendiren, destekleyen, bilgi ve deneyimlerinden faydalanma şansı veren danışman hocam ve Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Sayın Prof. Dr.
Dilek BOSTAN BUDAK’a, teşekkürlerimi sunarım.
Tezin yürütülmesinde ve değerlendirilmesinde katkı ve desteklerini benden esirgemeyen değerli hocalarım başta Sayın Prof. Dr. Şinasi Akdemir olmak üzere, Doç. Dr. Celile DÖLEKOĞLU, Yrd.Doç.Dr. Ufuk GÜLTEKİN, Yrd.Doç.Dr.
Nermin BAHŞİ ve Dr.Ali BERK’e teşekkür ederim.
Ayrıca eğitimimin her aşamasında maddi ve manevi destek sağlayan, fedakârlıkta bulunan aileme teşekkürü bir borç bilirim.
İÇİNDEKİLER SAYFA
ÖZ ... I ABSTRACT ... II GENİŞLETİLMİŞ ÖZET ... III TEŞEKKÜR ... V İÇİNDEKİLER ... VI ÇİZELGELER DİZİNİ ... VIII KISALTMALAR DİZİNİ ... XII
1. GİRİŞ ... 1
2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR ... 7
3. MATERYAL VE METOD ... 17
3.1. Materyal ... 17
3.2. Yöntem ... 17
3.2.1. Veri Toplamada İzlenen Yöntem ... 17
3.2.2.1. Birincil Verilerin Analizinde Kullanılan Yöntem ... 20
3.2.2.2. İşyeri Problemlerinin Analizinde Kullanılan Yöntem (Lojistik Regresyon) ... 21
4. KADIN İSTİHDAMINI DÜZENLEYİCİ GELİŞMELER ... 23
4.1. İstihdamla İlgili Kavramlar ... 23
4.2. Dünyada Kadın İstihdamının Görünümü ... 25
4.3. Türkiye’de Kadın İstihdamının Görünümü ... 28
4.4. Dünyada Türkiye’de ve Kadın İstihdamını Düzenleyici Gelişmeler... 36
4.5. Kadınların İşgücüne Katılmasının Önündeki Engeller ... 44
5. TEKSTİL SEKTÖRÜ VE KALKINMA SÜRECİ ... 49
5.1. Tekstil Sektörünün Gelişmekte Olan Ekonomilerdeki Yeri ... 49
5.2. Türkiye’de ve Dünyada Tekstil Sanayi ... 52
5.3. Tekstil ve Hazırgiyim Sanayinde Hammadde Durumu: Pamuk Sektörü .... 68
5.3.1. Küresel Pamuk Sektöründe Yaşanan Gelişmeler ... 68
5.3.2. Dünya Pamuk Ekilen Alanı, Üretimi ve Verimi ... 71
5.3.3. Türkiye Pamuk Ekim Alanı, Üretimi ve Verim ... 72
6. ARAŞTIRMA BULGULARI ... 79
6.1. Ankete Katılan Kadınların Demografik ve Sosyoekonomik Özellikleri ... 79
6.1.1. Nüfus Durumu ... 79
6.1.2. Eğitim ... 80
6.1.3. İkamet Durumu ... 82
6.1.4. Medeni Durum ... 84
6.1.5. Hane Halkı Gelir ve Harcama Durumu ... 87
6.1.6. Bireysel Gelir ve Harcamalara Karar Vericiler ... 89
6.2. Zamanın Değerlendirilmesi ... 90
6.3. Kadının Çalışmasına İlişkin Görüşler ... 91
6.4. Kadının Çalışmasının Etkileri ... 95
6.5. Çalışma Hayatına Katılım ... 97
6.6. Mesleki Eğitim Durumu ve Eğitim Beklentileri ... 106
6.7. Lojistik Regresyonla Hazır Giyim Sektöründe Çalışan Kadınların Problemleri Üzerine Etkili Faktörlerin Belirlenmesi ... 114
7. SONUÇ VE ÖNERİLER ... 121
KAYNAKLAR ... 129
ÖZGEÇMİŞ ... 137
ÇİZELGELER DİZİNİ SAYFA
Çizelge 3.1. Anket Yapılan Firmalar ve Anketlerin Dağılımı ... 19
Çizelge 3.2. Çalışma Grupları ... 20
Çizelge 4.1. Seçilmiş Ülke Gruplarında Kadın İşgücü (%) ... 25
Çizelge 4.2. Seçilmiş Ülke Gruplarında İşsizlik Oranı (%)... 26
Çizelge 4.3. Seçilmiş Ülke Gruplarında İstihdama Katılım Oranı (IGK) (%) ... 27
Çizelge 4.4. 15 Yaş ve Üstü Nüfusun Meslek Gruplarına Göre İstihdamı (1.000 Kişi) ... 29
Çizelge 4.5. İstihdamın Sektörel Dağılımı (1000 kişi) ... 30
Çizelge 4.6. Ankara İlinde Kadın İstihdamının Sektörel Dağılımı (1.000 kişi) ... 31
Çizelge 4.7. Cinsiyete Göre İşgücüne Katılım Oranı (%) ... 32
Çizelge 4.8. Eğitime Göre İşgücüne Katılım Oranları (%) ... 34
Çizelge 4.9. Eğitime Göre Kadın İşsizlik Oranı (%) ... 35
Çizelge 4.10. İstihdamın Kır ve Kent Ayrımı (%) ... 36
Çizelge 5.1. Örme Hazır Giyim Ürünleri Dünya İhracatı (Milyon Dolar)* ... 54
Çizelge 5.2. Örme Hazır Giyim Ürünleri Dünya İthalatı (Milyon Dolar)* ... 55
Çizelge 5.3. Türkiye Örme Hazır Giyim Ürünleri İhracatı (Milyon Dolar) ... 56
Çizelge 5.4. Türkiye Örme Hazır Giyim ürünleri İthalatı (Milyon Dolar) ... 57
Çizelge 5.5. Dünya Örülmemiş Hazır Giyim Ürünleri İhracatı (Milyon Dolar)* ... 58
Çizelge 5.6. Dünya Örülmemiş Tekstil Ürünleri İthalatı (Milyon Dolar)* ... 59
Çizelge 5.7. Türkiye Örülmemiş Hazır Giyim Ürünleri İhracatı (Milyon Dolar)* ... 60
Çizelge 5.8. Türkiye Örülmemiş Hazır Giyim Ürünleri İthalatı (Milyon Dolar)* ... 61
Çizelge 5.9. Dünya Hazır Giyim Ürünleri İhracatı (Milyon Dolar)* ... 62
Çizelge 5.10. İleri Teknoloji Ürünleri (İTÜ) Dış Ticaretindeki Gelişmeler
(Milyon Dolar) ... 64
Çizelge 5.11. Dünya Hazır Giyim Ürünleri İthalatı (Milyon Dolar)* ... 65
Çizelge 5.12. Türkiye Hazır Giyim Ürünleri İhracatı (Milyon Dolar)* ... 67
Çizelge 5.13. Türkiye Hazır Giyim Ürünleri İthalatı (Milyon Dolar)* ... 68
Çizelge 5.14. ICAC Denge Tablosu ... 71
Çizelge 5.15. Yıllar İtibariyle Önemli Pamuk Üreticisi Ülkeler (1000 Ton) ... 72
Çizelge 5.16. Türkiye’de Pamuk Ekim Alanı, Ürerim ve Verim ... 74
Çizelge 5.17. Türkiye Pamuk Denge Tablosu ... 75
Çizelge 6.1. Çalışma Grubuna Göre Ortalama Yaş ve Hane Halkı Genişliği ... 80
Çizelge 6.2. Eğitim Durumuna Göre Dağılım ... 81
Çizelge 6.3. İkamet Durumu ... 83
Çizelge 6.4. Son 10 Yılda İkamet Durumumu Değiştirme ... 83
Çizelge 6.5. Medeni Duruma Göre Dağılım ... 84
Çizelge 6.6. Eş Seçimi Kararları ... 86
Çizelge 6.7. Evlilik Şekli ... 86
Çizelge 6.8. Nikâh Biçimleri ... 87
Çizelge 6.9. Hane Halkı Gelir ve Harcama Durumu ... 88
Çizelge 6.10. Gelirin Harcama Gruplarına Göre Dağılımı (%) ... 88
Çizelge 6.11. Bireysel Gelirin Kontrolü ... 89
Çizelge 6.12. Harcama Kalemleri ve Harcamalara Karar Vericiler (%) ... 90
Çizelge 6.13. Zamanın Değerlendirilme Durumu (saat/gün) ... 91
Çizelge 6.14. Hafta Sonu Zamanın Değerlendirilme Durumu (*) ... 91
Çizelge 6.15. Kadının Aile İçinde Asli Görevleri (*) ... 92
Çizelge 6.16. Kadının Çalışmasına İlişkin Düşünceler ... 93
Çizelge 6.17. Kadınlar İçin İdeal İşler (*) ... 94
Çizelge 6.18. Kadınların Çalışma Talebine Karşı Eş Tutumu ... 94
Çizelge 6.19. Kadının Çalışmasının Etkileri ... 95
Çizelge 6.20. Kadının Ailede Sorumluluk Paylaşım Durumu ... 96
Çizelge 6.21. Ev İşlerinde Yardımlaşma Durumu ... 97
Çizelge 6.22. Kadınların Çalışma Yaşı, Mesleki Deneyimi, Ücret ve İzin Durumu... 98
Çizelge 6.23. Yapılan İşten Beklenti Durumu ... 98
Çizelge 6.24. Mesleki Deneyim Dağılımı ... 99
Çizelge 6.25. Hâlihazırda Çalışılan Kurumdaki Deneyim ... 99
Çizelge 6.26. Kadınların İşteki Konumu ... 100
Çizelge 6.27. Kadınların Çalışma Şekli... 100
Çizelge 6.28. Çalışanlarda Vardiya Durumu ... 101
Çizelge 6.29. Çalışanlarda Ek İş Durumu ... 101
Çizelge 6.30. Çalışanların İş Değişikliği Durumu ... 102
Çizelge 6.31. Çalışanlarda Kadınlarda İş Değişikliği Nedenleri (*) ... 102
Çizelge 6.32. Çalışma Hayatında Karşılaşılan Problemler ... 103
Çizelge 6.33. İşverence Sunulan Sosyal Hizmetler ... 104
Çizelge 6.34. Çalışma Hayatında Ödüllendirme Durumu ... 104
Çizelge 6.35. Aynı İşyerinde Devamlılık Durumu ... 106
Çizelge 6.36. Yapılan İş İle Bireysel Beceri Uyumu ... 106
Çizelge 6.37. Yapılan İş İle Alınan Eğitim Uyumu ... 107
Çizelge 6.38. İşyerinde Yapılan İşle İlgili Eğitim ve Yetiştirme Kursu Alma Durumu... 108
Çizelge 6.39. İŞKUR’un Farkındalığı ... 109
Çizelge 6.40. İŞKUR'a Başvuru Durumu ... 109
Çizelge 6.41. İstihdama Yönelik Meslek Edindirme Kurslarına Katılım ... 110
Çizelge 6.42. El Becerisi Kurslarına Katılım Durumu ... 110
Çizelge 6.43. Halk Eğitim Kurumu Kurslarına Katılım Durumu ... 111
Çizelge 6.44. Kadınların Kurslara Katıl(a)mama Nedenleri ... 112
Çizelge 6.45. Eğitim İhtiyaç Durumu (%) ... 112
Çizelge 6.46. Kitle İletişim Araçlarını Kullanım Sıklığı ... 113
Çizelge 6.47. TV’de İzlenen Program Türleri (%) ... 114
Çizelge 6.48. Lojistik Regresyon Analizinde Kullanılan Değişkenler ... 115 Çizelge 6.49. Modele Ait Uyum İstatistiklerine İlişkin Özet Veriler ... 117 Çizelge 6.50. Problem Yaşama Durumunu Etkileyen Etmenler İçin Lojistik
Regresyon Analiz Sonuçları ... 117
KISALTMALAR DİZİNİ
AB : Avrupa Birliği
ABB : Avrupa Birliği Bakanlığı
AGSD : Ankara Giyim Sanayicileri Derneği AİS : Avrupa İstihdam Stratejisi
ASPB : Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı
CEDAW : Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi
COMTRADE : Uluslararası Ticaret Merkezi ÇKS : Çiftçi Kayıt Sistemi
ÇSGB : Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı DTÖ : Dünya Ticaret Örgütü
EKK : En Küçük Kareler
FAO : Gıda ve Tarım Örgütü
GAP : Güneydoğu Anadolu Projesi
GTHB : Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı GTİP : Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu
G20 : Group of 20
İGK : İşgücüne Katılım Oranı ILO : Uluslararası Çalışma Örgütü ITC : Uluslararası Ticaret Merkezi
IPARD : AB Katılım Öncesi Yardım Aracı-Kırsal Kalkınma Bileşeni
KB : Kalkınma Bakanlığı
KEİG : Kadın Emeği İstihdamı Girişimi Platformu.
LR : Lojistik Regresyon
OECD : Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü ÖİK : Özel İhtisas Komisyonu
SSCB : Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği
TOBB : Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği TÜİK : Türkiye İstatistik Kurumu
TÜFE : Tüketici Fiyat Endeksi TSE : Türk Standartları Enstitüsü ZMO : Ziraat Mühendisler odası
WB : Dünya Bankası
1. GİRİŞ
Günümüzde ülkelerinin kalkınmasında farklı unsurlar rol oynamaktadır. Bu unsurların başında ülkelerin sahip olduğu doğal kaynak varlığı, jeopolitik konumu, ekonomik ve beşeri sermaye kaynakları gelmektedir. Diğer faktörlere göre daha az rekabet avantajı sağlayan insan kaynakları ülkelerin kalkınmasında giderek öne çıkan faktörler arasına girmektedir. Nitekim bu kaynaklara yönelik uygulanan istihdam politikaları küresel rekabette ülkelerin daha avantajlı olmalarında önemli rol oynamaktadır. Bu kapsamda mevcut insan kaynaklarının ve işgücünün sektörel, yaş ve cinsiyete göre dağılımı istihdam politikalarının oluşturulmasında önemli bir etmen olarak karşımıza çıkmaktadır.
Dünya nüfusunun ve potansiyel işgücünün yarısını kadınlar oluşturmaktadır. Ancak kadınların çalışma hayatına katılması ve erkeklerle aynı alanlarda çalışması görece yeni bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır. Kadın geleneksel olarak sadece tarlada çalışan ve aile işlerini yapan işgücü olarak kullanılırken, hızlı değişen şartlarla günümüzde kırsal alanın dışına çıkarak kentlerde ve tarımsal faaliyetlerden başka hizmet ve sanayi sektörlerinde de kendine yer edinmektedir. Bütün bu gelişmelere karşın gelişmekte olan ülkelerde henüz kadının iş hayatına erkeklerle eşit koşullarda girebildiğini söylemek güçtür.
Gelişmiş ülkelerde dahi tam bir eşitlikten bahsedilemeyecek bölgeler veya sektörler halen varlığını korumaktadır.
Son yıllarda çalışma hayatında kadınların sayısının hızla artması olumlu bir gelişme olsa da kadınların, işe başvuru aşamasında ve çalışma hayatında bir takım engellerle karşılaştıkları bir gerçektir. Kadınlar, erkeklere uygun olduğunun düşünülmesi nedeniyle bazı işlere girememektedir. Ayrıca annelik ve ev işleri kadınların doğal yükümlülükleri sayılmaktadır. Dini ve kültürel gerekçeler göstererek de kadınların özellikle kırsal kesim ve taşrada çalışmasına engeller çıkarılmaktadır. Kadınların sadece çalışmaları değil iş ortamında yükselmeleri de engellenmekte veya desteklenmemektedir.
Kadınların işgücüne katılımı genelde erkeklerden daha düşük düzeydedir.
Ancak bunun ekonomik değil kültürel bir olay olduğu görülmektedir. Kadınların işgücüne katılımının en düşük olduğu ülkeler (Suriye %14, Ürdün, Gazze ve Afganistan %16, İran %17 Mısır %24 vb.) aynı bölgenin ve kültürün ülkeleridir.
Bazı az gelişmiş Afrika ülkelerinde bu oran belirgin şekilde yüksektir (Tanzanya
%88, Ruanda ve Madagaskar %86, Mozambik ve Malavi %85 vb.) . Gelişmiş ülkelerde bu oran biraz daha düşüktür (AB ve OECD %51, Yüksek Gelirli Ülkeler
%52). Bunun nedeni kadınlar açısından bir sorun olmasından ziyade artan refah seviyesi ve sosyal güvenlik sistemlerinin sağladığı işsizlik ödemeleri nedeniyle bazı işlerin kabul edilmemesi olarak açıklanabilir.
Konuya ülkemiz açısından bakıldığında, TÜİK 2016 yılı (Ekim) verilerine göre ülkemizde 15 yaş ve üzeri nüfusun istihdam oranı %46,2, işsizlik oranı %11,8, işgücüne katılım oranı ise %52,4 olarak gerçekleşmiştir. Bir önceki yılın aynı dönemine göre istihdam oranı aynı kalırken, işgücüne katılım oranı ise %0,8 artış göstermiştir. 2016 yılında (Ekim) geçen yılın aynı dönemine göre 15-64 yaş arası kadın nüfusun istihdam oranı 0,4 puanlık artışla %31,0; kadın işgücüne katılım oranı 1,6 puanlık artışla %37,0 düzeyine yükselirken kadın işsizlik oranı 2,8 puanlık artışla %16,3 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2016 yılı (Ekim) verilerine göre kadınlara ilişkin işsizlik, istihdam ve işgücüne katılım oranları hem genel ortalamalara hem erkeklere ilişkin işgücü piyasası verilerine (erkek işsizlik oranı
%10,0; erkek işgücüne katılım oranı %77,8; erkek istihdam oranı %70,0) göre dezavantajlı durumdadır. Bu durum ülkemizde kadınların işgücü piyasalarında erkeklere nispeten daha zor yer edindiklerine ve istihdamlarının önünde kültürel, sosyal, ailevi pek çok engelin bulunduğuna işaret etmektedir. Ülkemizde kadınların işgücüne katılımı diğer faktörlerin yanında eğitim seviyesi ile de doğru orantılıdır.
TÜİK’in 2016 yılı (Ekim) verilerine göre ülkemizde yükseköğretim mezunu kadınlarda işgücüne katılım oranı %72,6 iken lise altı eğitimli kadınlarda bu oran
%27,4’e düşmektedir. Söz konusu veriler, kadınların işgücü piyasalarına girişlerini
kolaylaştırmak amacıyla üzerinde durulması gereken konulardan birinin de eğitim olduğunu açıkça ortaya koymaktadır (ÇSGB, 2015b).
Ülkemizde kadınların en fazla istihdam edildiği sektörlerin başında tarım ve tekstil sektörü gelmektedir. Tarım en eski geleneksel faaliyet alanı olması nedeniyle kadınların ilk istihdam alanı olma özelliği de taşımaktadır. Diğer yandan gerek Türkiye’nin tekstil alanındaki öncü pozisyonu, gerekse gelişmekte olan ekonomilerin hikâyelerinde her zaman karşımıza çıkması nedeniyle tekstil sektörü kadın işgücü açısından Türkiye’de ve dünyada önemli bir çalışma alanını oluşturmaktadır. Ayrıca, tekstil dâhil sanayi ve hizmet sektöründe istihdam konusunda kadınlar lehine olan her gelişme kırsal kesimde ücretsiz aile işçisi konumundaki kadınlar açısından yeni bir ekonomik ilerlemeyi de ifade etmektedir.
Tarım sektöründen sonraki en büyük kadın istihdam alanı olan tekstil ve onun içindeki hazır giyim alt sektörünün mevcut durumunun incelenmesi ülkemiz açısından önem arz eden konuların başında gelmektedir. Sözlük anlamı olarak tekstil, “dokumacılık, hayvansal, bitkisel veya kimyasal lifli kullanım ürünleri”
veya “giyilebilen her şey ve bazı dekorasyon ürünlerini de içine alan üretim sektörünü ifade ederken, hazır giyim ise “seri üretilmiş ve satışa sunulmuş standart giyim eşyası ve buna ait sektör” olarak açıklanmaktadır.
Ekonomi Bakanlığı (EB) tekstil ile ilgili konuları 7 alt başlıkta incelemektedir. Bunlar; bebe giyim, deri ve deri mamulleri, ev tekstili, halı, hazır giyim, teknik tekstiller ve tekstil ve hazır giyim yan sanayi alt başlıklarıdır (EB, 2014). Söz konusu bu başlıklardan tekstil ve hazır giyim yan sanayi sektörün kalanı için yarı mamul üretmekte, teknik tekstiller ise farklı sanayi dalları için tekstil ara ürünleri üretmekte olup, diğerleri son kullanıcıya yönelik ürünler üretmektedir.
Türkiye’de tekstil sektörü, tarımdan sonra kadın emeğinin en yoğun şekilde istihdam edildiği ekonomik faaliyet alanını oluşturması açısından önemlidir.
Yapılan araştırmalar da göstermektedir ki, hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde kadınlar başta tekstil sektörü olmak üzere, daha çok emek yoğun alanlarda ve genellikle kalifiye düzeyi ve ücreti düşük işlerde çalıştırılmaktadır
(Suğur, 2005). Ancak bu durumun değişmekte olduğu ve bunun günümüz dünyasında kabul edilemez bir yaklaşım olduğu da gerçektir. Nitekim başlangıçta sadece gelişmiş ülkelere has bir gelişme olan kadının işgücü piyasasında eşit muamele görmesi bugün çok daha yaygın bir realitedir. Her ne kadar sorunların önemli kısmı mevcudiyetini devam ettirse de en azından hukuki düzenlemelerle istihdam piyasasında kadına eşit haklar verilmiştir.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB), Ulusal İstihdam Stratejisi’nde Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü Eylem Planı’nda kadın istihdamının destekleneceği, 2016 yılında buna yönelik aktif politikaların uygulanacağı, ilk kez işgücü piyasasına girecek kadınların istihdamını kolaylaştırmaya yönelik teşviklerin bütçe imkânları dâhilinde verilmeye devam edeceği belirtilmektedir. Bu belgedeki diğer bir önemli konu da kısmi süreli çalışma imkânlarının yaygınlaştırılmasına atıfta bulunulmasıdır. Bu durum kadın istihdamı açısından ayrı bir önem taşımaktadır (ÇSGB, 2014).
Tekstil sektöründe kadın emeği üretimin her aşamasında kendini hissettirmektedir. Pamuk üretiminde kadın işgücü önemini korumaktadır.
Ülkemizde geniş üretim alanı bulunan pamuk üretimi gerek yerel gerekse de mevsimlik işgücü olarak büyük ölçüde kadın emeği ile gerçekleşmektedir. Pamuk üretimi bakımından elverişli iklim ve ekonomik şartlara sahip olan Türkiye’de pamuk yetiştirilen başlıca bölgeler, Güneydoğu Anadolu, Ege ve Akdeniz’dir.
Geleneksel olarak pamuk denince akla Ege gelse de Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin %59 ile uzun yıllardır ülkemizde en fazla pamuk üretimi yapılan bölge olduğu görülmektedir. Başta Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) olmak üzere kadın işgücü pamuk üretimi yapılan diğer bölgelerde de mevsimlik olarak çalışmaktadır. Kadınların hammaddeden son ürün elde edilinceye kadar tüm aşamalarda rolü her zaman önemini koruyacaktır.
Gerek gelişmiş gerekse de gelişmekte olan ülkelerde kadınların iş hayatındaki yerinin güçlendirilmesi ve erkeklerle eşit şartlarda çalışabilmesini temin etmek amacıyla mevcut çalışma koşullarının daha iyi anlaşılması, iş yeri
sorunlarının tespiti ve bu sorunlara neden olan faktörler ile sorunlara yönelik çözüm yollarının tespit edilmesi gereklidir. Bu bakımdan ülkemizdeki durumu incelemek amacıyla bu çalışmada kadınların temel istihdam alanı olması nedeniyle tekstil ve hazır giyim sanayi çalışma alanı olarak seçilmiştir.
Kadının işgücüne katılımı ve karşılaştığı sorunlar açısından toplumsal cinsiyet ve eğitim düzeyi belirleyici konumdadır (Önder, 2013). Türkiye’de kadınların işgücüne katılımının temel belirleyicilerine yönelik gerçekleştirilen çalışmada, Türkiye’de kadınların çalışmak istediğini fakat çalışma hayatına girişte ve çalışma hayatı süresince ciddi zorluklarla karşılaştığı tespit edilmiştir (DPT ve Dünya Bankası, 2009). Kadınların çalışırken karşılaştıkları sorunların aynı zamanda işgücüne katılmalarını engelleyen nedenler olduğu ortaya konulan diğer bir saptamadır (Önder, 2013).
Tekstil ve hazır giyim sanayinde katma değer yaratmada önemli bir halka olan kadınlara yönelik birincil veriye dayalı olarak yapılacak çalışmaların, gerek bu sektör gerekse diğer sektörler için bundan sonra uygulanacak kadın istihdam politikaları açısından önemli yararlar sağlaması düşünülmektedir.
Bu çalışmada önce tekstil ve içerisinde hazır giyim sektörü ve ülkemiz için önemi, daha sonra kadın istihdamının genel işgücü piyasasındaki yeri genel hatları ve istihdamın sektörel dağılımı açıklanmaktadır. Daha sonra tekstil ve hazır giyim sanayinde çalışan kadınlar demografik ve sosyo-ekonomik göstergeleri, eğitim ihtiyaçları, aile içindeki durumu, karar alma sürecindeki rolü, geleceğe ilişkin beklentileri, işyeri sorunlarının tespiti ile bu sorunlar üzerine etkili faktörlerin analizi Ankara ili örneğinde gerçekleştirilmiştir. İl seçiminde tekstil ve hazır giyim sanayinde faaliyet gösteren marka ve kurumsal firmalar ile fason üretim yapan firmaların bir arada bulunması ve üretimde kadın istihdamının varlığı etkili olmuştur. İlin yakın illerden göç alan konumda olması ve literatürde il özelinde ve hazır giyim sanayinde benzer çalışmaların eksikliği de seçimde önem taşıyan husus olmuştur.
Çalışmada ayrıca kadınların işyeri sorunlarına yönelik çözüm önerilerinin geliştirilmesi de araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Böylelikle kadın işgücünün çalışma hayatında yer edinmesi ve sürdürebilmesi için gerekli koşul ve düzenlemeler için bilgi sağlanması beklenmektedir.
Çalışma sonuçlarının işveren kesimi ile konu ile ilgili kişi ve kurumlar ve araştırmacılara yarar sağlaması da amaçlanmaktadır.
2. ÖNCEKİ ÇALIŞMALAR
Klemp ve Reddies (1992); “Kadın Tekstil İşçileri Adalet Talep Ediyor”
isimli çalışmalarında, Asya, Latin ve Merkez Amerika ile Afrika ülkelerinde tekstil sektöründe çalışan kadınların çalışma koşullarına yönelik incelemeler yapılmıştır.
Raporda kadın çalışanların ticaret birlik talebi ve çalışma koşulları vurgulanmıştır.
Serbest ve bağımsız ticaret birliklerinin kadınların çalışma ortamının iyileştirilmesinde önemli rol oynayabileceği, ayrıca ücret ve diğer sosyal haklar açısından da önemli yararlar sağlayacağı belirtilmiştir.
Tanır, Şaşmaz, Beyhan, Bilici (2001); “Doğankent Beldesinde Bir Tekstil Fabrikasında Çalışanların Beslenme Durumu” adlı çalışmalarında, tekstil sektöründe faaliyet gösteren işletmelerde çalışan işçilerin beslenme durumlarını açıklamışlardır. Araştırmaya gerekçe olarak farklı ülkelerdeki farklı iş kollarında yapılan çalışmaların meslek-beslenme arasında ortaya koyduğu ilişkiye değinilmektedir. Sonuç olarak eksik besin maddeleri alımına rastlanmadığı ancak beslenmede en önemli öğünün iş yerindeki öğle yemekleri olduğu, kahvaltının ise genelde atlandığı belirtilmektedir. Bu beslenme tarzının ekonomik durumla ilişkisi kurulmakta ve mevcut sistemin neden olacağı sağlık ve verimlilik sorunları açıklanmaktadır.
Suğur (2005); “Türkiye’de Tekstil Sektöründe Kadın Emeği ve Değişen Toplumsal Cinsiyet İlişkileri” adlı çalışmasında konuya değişik bir açıdan yaklaşarak büyük bir tekstil işletmesinde çalışan ve diğer sektörler ve tekstil sektöründeki küçük işletmelere göre çalışanlarına daha fazla ücret ve sosyal haklar tanıyan bir firmadaki durumu incelemiştir. Yabancı sermayeli ve 50 kadar ülkede üretim yapan bir tekstil ürünleri firmasının Türkiye’deki kolu olan aynı zamanda Bursa’nın en büyüklerinden olan işletmede çalışanların çoğu kadındır.
Sendikalaşma vardır. Bu nedenle ücretler ve sosyal haklar oldukça fazladır.
Araştırma büyük ölçekli ve sendikalaşmış işletmelerden oluşan bir sektörde cinsiyet eşitliğinin daha kolay sağlanıp sağlanamayacağını bulmayı amaçlamıştır.
Araştırma sonuçları bu işletmede ücret ve sosyal hakların diğer işletmelere göre son derece iyi olduğunu göstermiştir. Ancak, iki konu önemlidir. İlki Bursa özellikle otomotiv sektörünün başkentidir ve tekstil harici diğer sektörler de çok gelişmiştir. Bu durum işgücü piyasasını rekabete sokmaktadır. Ayrıca tekstil sektörü genelde diğer sektörlere göre daha düşük ücret ve sosyal hakların olduğu bir sektördür. Araştırmanın bu sonucu tekstil sektöründe çalışan kadınların sorunlarının hem işletme yapılarının değiştirilmesi hem de sektörel bir düzenlemenin gerektiğini göstermesi açısından önemlidir. Araştırmada düşülen bir not konunun zorluğunu açıklamaktadır. Tekstil gibi emek yoğun sektörlerde uluslararası rekabette belirleyici faktör maliyettir. Farklı ülkelerde aynı kalitede ürün üretilmesi mümkündür. Bu nedenle ülkeler rekabet politikalarını maliyetler üzerine kurmaktadır. Maalesef bu sektörlerin ortak özelliği işgücünün en önemli maliyet unsurlarından olmasıdır.
Fettah (2006); “İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunda Kadın İşçilerin Korunması” adlı çalışmasında, Uluslararası Çalışma Örgütü belgeleri, Avrupa Konseyi belgeleri, Avrupa Birliği hukukunun ikincil kaynağını teşkil eden yönergeler ve ulusal mevzuat çerçevesinde, kadın işçilerin cinsiyet ayrımcılığı yapılmadan, biyolojik ve fizyolojik farklılıkları nedeniyle, iş ve sosyal Güvenlik hukukunda korunmaları konusunu incelemiştir. Kadın işçilerin, yaradılışlarından ileri gelen zayıf bünyeleri ve çalışma yaşamında karşılaştıkları güçlükler nedeniyle, özel olarak korunmaları gerektiği, bu nedenle, ILO sözleşmelerinde, Avrupa Konseyi belgelerinde ve Avrupa Birliği hukukunda, kadın işçileri koruyan düzenlemeler getirildiği açıklanmaktadır. Kadın işçilerin, iş hukukunda eşitlik; işin düzenlenmesi; kısmi süreli çalışma; cinsel taciz ve analık durumu bakımından korundukları bildirilmekte ve korumanın, kadın ve erkek işçilere eşit davranma ve ücret eşitliği olmak üzere iki boyutu olduğu, işin düzenlenmesi bakımından korunma ise kadın biyolojisine uygun olmayan şekilde çalıştırmanın yasak olduğu açıklanmaktadır. Ayrıca, analık durumunda, gebelik nedeniyle ayrımcılığa tabi olmama, doğum öncesi muayene, doğum ve emzirme izni verilmesi gerektiği ifade
edilmektedir. Sonuç kısmında ise, kadınların aktif işgücü içerisinde yer almalarındaki artışın, çalışma yaşamında cinsiyetleri nedeniyle herhangi bir ayrımcılığa maruz kalmamaları için korunmalarına bağlı olduğu bildirilmektedir.
Chen (2008); “Afrika’da Kadın ve İstihdam: Bir Eylem Çerçevesi” adlı çalışmasında, kadınlar ve erkekler açısından Afrika’da istihdamın genel yapısını incelemiş, Kuzey Afrika ile Sahraaltı Afrika ülkeleri ile Güney Afrika arasındaki farklıkları ortaya koymuştur. Çalışmada kadın işçilerin en fazla yoğunlaştığı sektörler incelenmiş ve bu sektörlerde gelecekteki eğilimler ortaya konmuştur.
Ayrıca Afrika’da kadınların istihdam artışında rol oynayan etnisite, sınıf özellikleri de incelenmiştir.
Çelenk (2008); “Esnek Çalışmanın İşgücü Maliyetlerine ve Rekabet Gücüne Etkisi Ve Tekstil Sektöründe Uygulaması” adlı çalışmada, geleneksel çalışma piyasası düzeni olan ve kesin iş tanımları, tam günlü çalışma, yığın üretim ve homojen ve düzenli işgücü piyasası ile tanımlanan Fordist üretim anlayışı ile yeni işbölümü türleri arasındaki farkları açıklamakta ve esnek çalışma modelinin gelişme sebepleri belirtilmektedir. Özellikle kadınların aile içi sorumlulukları nedeniyle esnek çalışma şekillerinden en fazla fayda gören gruplarından birisi olduğu ve kadınların en fazla çalıştığı sektörlerden olan tekstilde de esnek çalışmanın durumunu göstermektedir. Esnek çalışma koşullarının oluşumu için gerekli şartlar olarak insan, iş yeri ve teknoloji gösterilmekte ve bir işletmenin veya sektörün esnek çalışma koşullarında faaliyet gösterebilmesi için bunların olması gerektiği bildirilmektedir. Ayrıca İstanbul’da 5 veya daha fazla şubesi olan tekstil işletmelerinde esnek çalışma şartlarının işgücü maliyetleri üzerine etkileri araştırılmıştır. Uluslararası rekabetin en önemli unsurunun maliyetler olduğu ve maliyet düşürme üzerine tüm önemli ihracatçı ülkelerin çalışmakta olduğuna dikkat çekilmektedir.
Çivitçi (2009); “Küçük ve Orta Ölçekli Hazır Giyim İşletmelerinin Bilgisayar Teknolojilerini Kullanım Düzeyleri ve Yaklaşımları” adlı çalışmasında, küçük ve orta ölçekli hazır giyim işletmelerin pazarlarda rekabet edebilmeleri için,
kaliteli ürün ve hizmetleri optimum bir maliyetle en kısa zamanda üreterek pazara sunmaları gerektiğini belirtmiştir. Bu açıdan bakıldığında, bilgisayar teknolojilerinin kullanımının son derece önemli olduğu, sektör bazında son zamanlarda hızlı gelişme gösteren küçük ve orta ölçekli hazır giyim işletmelerinde bilgisayar teknolojilerinin kullanım düzeyinin rekabet ortamında başarılı olmak için vazgeçilmez olduğunu belirtmiştir. Araştırma bilgisayar kullanımının en geniş uygulama alanının üretime yönelik bilgisayar destekli tasarım ve stok kontrol alanlarında olduğunu, bu konuda yapılan yatırımların amacı olarak daha kısa sürede ve daha kaliteli üretimin gösterildiği belirtilmiştir.
Özkan ve Özkan (2010); "Kadın Çalışanlara Yönelik Ücret Ayrımcılığı ve Kadın Ücretlerinin Belirleyicilerine Yönelik Bir Araştırma" adlı çalışmalarında ayrımcılığın ücret belirlemede bir faktör olduğunu ve cinsiyet ayrımcılığı yanında etnik ayrımcılık gibi farklı bir türünün de olduğunu iddia etmektedir. Ayrımcılık tanımlanırken, işçinin iş yapabilme kapasitesi dışındaki ölçütlerle değerlendirilmesi ve ücretlendirilmesi esas alınmaktadır. İşgücü piyasasında kadının uğradığı ayrımcılık konusu işlenirken kadının toplumsal rolü nedeniyle işe girişte hem ailesinden hem de işgücü piyasasından ayrımcılık gördüğü açıklanmakta, ancak gelişen dünyada farklı dinamiklerin etkisiyle kadının artık geleneksel ev eksenli rolünden uzaklaştığı ve çalışmanın artık kadınlar için de normal sayıldığı ancak eşitlik konusunda halen sorunlar olduğu açıklanmaktadır. Araştırmada sunulan tespitlerden birisi de sanayileşme öncesinde kadınların iş yaşamında yer aldığı üretim konuları olarak halı-kilim veya kumaş dokuma gibi işlerin zaten ev eksenli işler olduğu, sanayileşme ile birlikte değişimde de bazı işlerin kadınlara göre iş olarak yorumlandığı belirtilmektedir. Buna örnek olarak da ABD'de 1960'larda yüksek okul mezunu kadınların yarıdan fazlasının öğretmen olduğu, bu mesleğin kadınlara daha uygun görüldüğü, günümüzde ise istihdam edilen kadınların ancak
%10'unun öğretmen olduğu bildirilmektedir.
Sayın (2011); “Kadın Girişimcilerin Sorunlarının Betimleyici Analizi” adlı çalışmasında, gelecekte iş hayatındaki olası düzenlemeler için kadınların iş alanındaki durumunun analizinin yapılmasını amaçlamıştır. Çalışmada, Aydın ilindeki kadın girişimcilerin iş hayatındaki ve toplumdaki sorunları, erkek girişimcilerle karşılaştırılmaları, Aydın İş kadınları Derneğinin ne kadar tanındığı ve kadın girişimcileri desteklemek için yaptıkları faaliyetler analiz edilmiştir.
Kadın girişimcilere, çevreye, Aydın İş kadınları Derneğine, mikro ve makro seviyedeki sorunlara ilişkin betimleyici istatistik sonuçları sunulmuştur. Sonuç kısmında, istatistik sonuçlara karşılık olarak; kadın girişimcilerin sorunları tespit edilerek, gelecekteki olası iyileşmeler için bazı öneriler sunulmuştur. Kadınlara ailede verilen rol, cinsiyet ayrımcılığı ve ailenin bir kadın bireyin iş hayatına atılmasına nasıl baktığı konularındaki sorunlar da incelenmiştir.
İplik (2012); “Osmaniye İli Kırsalında Kadın Girişimciliği” adlı çalışmasında, Osmaniye ilinde kırsal alanda yaşayan ve girişimcilik faaliyetinde bulunan kadınların iş kurarken en çok iş kadını olgusuna çevrenin olumsuz bakışı ve sermaye temini konularında sorun yaşadıklarını tespit etmiştir. Ayrıca işlerini sürdürürken aşırı yorgunluk ve pazarın durgun olması gibi konularda sorun yaşadıkları belirlenmiştir. Kadınların başka bir gelire sahip olup olmamalarının iş kurma ve girişimcilik üzerine en etkili değişken olduğu saptanmıştır. Kadının çalışması durumunda aile birliğinin zayıflayacağını, kocasıyla ve çocuklarıyla daha az ilgileneceğini ailenin sosyal ilişkilerinin zayıflayacağını ve kadının gereğinden fazla yorulacağı ve yıpranacağını düşünen kadınların daha az girişimci olma eğiliminde oldukları belirtilmektedir. Ayrıca, dağ köylerinde yaşayan kadınların ova köylerinde yaşayan kadınlara göre daha fazla sorunla karşılaştıkları ve dağ köylerindeki bu kadınların uygun materyal temini ve pazarın durgun olması gibi problemlerle daha çok karşılaştıkları tespit edilmiştir.
Karabıyık (2012); “Türkiye’de Çalışma Hayatında Kadın İstihdamı” adlı çalışmasında, daha çok işsizlik sorunlarına dikkat çekmekte ve 2000’li yıllarda başlayan ekonomik değişimin işsizlik sorunlarını da beraber getirdiğini, bu
değişimlerin olumsuz etkilerinin kadın çalışanları da etkilediğini, aynı zamanda yapısal değişimlerle birlikte kadınların ekonomik hayata katılmasının önünün de açıldığını belirtmektedir. Ancak mevcut sosyal ve ekonomik yapıyla kadın istihdamının istenilen seviyeye ulaşamayacağı sonucuna varıldığını da bildirmektedir. Karabıyık, araştırmasında ücretsiz aile işgücü olarak önemli bir kaynak oluşturan kadınların tarım sektöründe en geniş istihdama katılma oranına sahip olduklarını ancak kente göç ertesinde sanayi ve hizmet sektörlerinin ihtiyaç duyduğu nitelikli eleman ihtiyacını karşılayamamaları neticesinde istihdama katılım oranının düştüğü, kent yaşamına entegrasyon ile birlikte eğitim seviyesinin artmasıyla yeniden istihdama katılım oranının arttığını bildirmektedir. Ancak, 2000 sonrası kadınlar aleyhine bu oranlarda bir düşme yaşandığını ve genel eğilime aykırı bir durum oluştuğunu belirterek bunun nedeni olarak da kadınların işgücü piyasasına katılımını destekleyecek mekanizmaların oluşturulamaması gösterilmektedir. Burada önemli saptamalardan birisi de ILO verilerine göre yapılan tablolama ile Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da yani Müslüman ülkelerin olduğu coğrafyada istihdama katılma oranının diğer bölgelere göre dramatik şekilde düşük olmasıdır.
ILO (2013); Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yapılan
“Bangladeş’te Kadınların İşgücüne Katılımı: Trendler, Engeller ve İtici Güçler”
isimli çalışmada, kadınların işgücüne katılımı ile ekonomik kalkınma arasında var olan ilişki incelenmiştir. Çalışmada, Bangladeş, Hindistan ülke örnekleri incelenmiş, kırsal alanlarda ticaretin liberilizasyonu aracılığıyla ihracat odaklı büyüme modelinde kadınların işgücüne katılımında artış görüldüğü belirlenmiştir.
Ayrıca kırsal alanda mikrofinans benzeri destekleme yöntemleri ile kadınların hayvancılık ve tavukçuluk sektörlerinde işgücüne katılımın artış gösterdiği görülmektedir.
Bakırcı (2013); “Kırsal Alanda İstihdamın Çeşitlendirilmesi: Kahta Tekstil İşçileri Örneği” adlı çalışmada Adıyaman ili Kahta ilçesinde son dönemde kurulan tekstil işletmelerinin sağladığı iş imkanları ve bunun kırsal kesimdeki
etkilerini incelemiştir. Kahta ilçesinde kurulan işletmeler ilçeden yeterli işgücü bulamayınca işçilerin yaklaşık yarısı ilçe dışı yerleşim yerlerinde yani kırsal alandan sağlanmıştır. Bu durum kırsal kesime bir istihdam alanı çeşitliliği imkânı olarak yansımıştır. Bu durumun yeni bir kırsal kalkınma modeli olabileceği düşünülmektedir. Böylece büyük sanayi merkezlerinden uzak, kırsal kesimde kendi yerleşim alanını terk etmemiş insanların olduğu bir üretim modeli olabileceği belirtilmiştir.
Borderias, (2013); “Kadınların Katalonya’da (1920-36) İşgücüne Katılımlarının Yeniden Gözden Geçirilmesi”. Borderias, sosyologlar ve tarihçilerin, kadınların 1960-70’li yıllarda İspanya işgücü piyasalarına geç girişleri için “gecikme” terimini kullandıkları ve bu durumun diğer ülkelerde kadınların sanayileşmiş piyasalara girişleri ile karşılaştırıldığını belirtmektedir. Gecikmenin, gözlemlenmiş sanayi reformunun başarısızlığı, gecikmiş ekonomik modernizasyon ve katolizmin etkisi ile politik cinsiyet muhafazakarlığını kapsayan faktörlerin bileşiminden kaynaklandığının varsayıldığını belirtmektedir.
Borderia çalışmasında, Katalonya’nın %20’ini temsil eden başat tekstil bölgelerinde, kadınların işgücü katılım oranlarını yeniden yapılandırmayı amaçlamaktadır.
Fakih (2013); “Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri İmalat Sanayinde Kadınların İşgücüne Katılımı: Firma Bağlantılı ve Ulusal Faktörlerin Etkisi” adlı çalışmasında, Logit model kullanılarak Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkelerinde kadınların işgücüne katılımı üzerine etkili olan faktörler analiz edilmiştir.
Çalışmada Dünya Bankası Girişimcilik Anketi verileri kullanılmıştır.
Kılınçarslan (2013); “Worker Resistance and Mobilization: A Comparative Analysis of Two Female-Dominated Textile Factories” adlı çalışmasında, İzmir’de faaliyet gösteren ve işletme yapısı olarak benzerlik gösteren, kadın işçilerin yoğun olduğu iki tekstil firmasında örgütlülük konusunda ortaya çıkan büyük farklılıkları incelemektedir. Fabrikalardan birinde sendikalaşma
ve ortak eylem özelliğinin çok geliştiği görülürken, diğer firmada bu özelliklerin olmadığı belirlenmiştir.
Önder (2013); “Türkiye’de Kadın İşgücünün Görünümü” adlı çalışmada kadının Sanayi Devrimi’nden itibaren her dönem ucuz işgücü kaynağı olarak görüldüğünü, bu nedenle ekonomik krizlerin her zaman kadın istihdamının artmasına neden olduğunu ancak çalışma koşullarını düzeltmediğini söylemektedir.
Önder, kadınların istihdama katılmasının önündeki engeller ile çalışma sırasında karşılaştıkları engellerin aslında aynı olduğunu ifade etmekte ve bunları ekonomik faktörler (düşük ücret, sosyal güvencenin olmaması) ve sosyal faktörler (düşük eğitim seviyesi, toplumsal cinsiyet anlayışı, ataerkil zihniyet) olarak ikiye ayırmaktadır. Çalışmada, kadınların işgücüne katılmadaki en önemli sorunlar olarak cinsiyete dayalı işbölümü (kadınlara toplumda erkeklerden farklı roller ve sorumluluklar uygun görülmesi), mobbing (herkese uygulansa da kadınların daha fazla maruz kalması), görülmektedir. Ayrıca küreselleşmenin kadınlar üzerinde daha fazla olumsuz etkisinin olduğu, özellikle göç olgusunun kentte yetersiz eğitim nedeniyle çalışma imkânı kısıtlı bir kadın nüfusu yarattığı bildirilmektedir.
Ulutaş (2013); "Türkiye’de İş ve Aile Yaşamının Uyumlaştırılması mı?
Esnek Kadın İstihdamı mı?" konulu tebliğinde iş ve aile yaşamının uyumlulaştırılmasının mümkün olup olmadığını açıklamaktadır. Kadının iş hayatına geçişini kolaylaştırmak için esnek kadın istihdamının önündeki engellerin giderilmesine yönelik çalışmaların tarihçesini anlatırken bu konunun Avrupa ülkelerinde ele alınmasının 1990'larda başladığını ve devletin bir görevi olarak ele alındığını, ABD'de konunun özel alana ait olarak görüldüğü ancak bir sorun olarak kabul edilip çözülmeye çalışıldığı, Türkiye'de ise yakın geçmişe kadar tartışılmadığını bildirmektedir. Kadın istihdamının tarım ile sınırlı olması nedeniyle tarımdaki daralmanın kadınların istihdama katılma oranını düşürdüğünü, bunun kadının doğal görevinin ev kadını ve anne olarak görülmesinden kaynaklandığını belirtmektedir. İlginç bir tespit ise kadınların çalışmaya başlaması ile geleneksel aile işleri ve özellikle de bakım işlerinin ya aile içi dayanışma ile
diğer kadınlara ya da yüksek gelire sahip kadınlarda vasıfsız göçmen kadınlara devredildiğidir.
Kadınlara yönelik esnek çalışma imkânları ile ilgili düzenlemelerin başında doğum izni, bakım hizmetleri üzerine yoğunlaştığı, ancak doğum izninin sadece kadına verilmesinin işe girişlerde sorun olması ve kadına yönelik ayrımcılığı hukuki boyuta taşıması nedeniyle ebeveyn izni olarak düzenlenmesinin pek çok Avrupa ülkesinde benimsendiği açıklanmaktadır.
Esneklikle ilgili iki farklı yöntem olduğu belirtilmekte ve Kuzey Avrupa'da İskandinav modelinde kadınların doğum sonrası maddi desteklerle ve uzun izinlerle desteklendiği belirtilmektedir. Ancak model değerlendirilirken bu bölgenin düşük doğum oranına sahip olduğu unutulmamalıdır. Anglosakson modelinde ise daha çok yarı zamanlı çalışma üzerinde durulduğu, işe giriş çıkışın kolaylaştırıldığı, yoksulluğu önleme amaçlı sosyal yardımlar verildiği belirtilmektedir.
Aldaba (2014); “Filipinler İmalat Sanayi Yol Haritası: Yeni Endüstri, Yüksek Verimlilik Meslekleri ve Kapsamlı Kalkınma” isimli çalışmasında, Filipinler imalat sanayinde gerçekleşen düşük büyüme altında, yeni endüstri politikasının uygulanmasına ve ekonomik dönüşüme yönelik öngörülerini vurgulamıştır. Söz konusu yol haritasının uygulanmasında Hükümetin kolaylaştırıcı olarak rol alacağı ve özel sektöre daha fazla rol verileceği belirtilmektedir.
Makino, (2014); “Pakistan: Kadınların İşgücüne Katılım Zorlukları”
Çalışmada, Pakistan Tekstil ve Giyim Sanayilerinin hem döviz getirisi ve hem de istihdam için önemli kaynaklar olduğu belirtilmektedir. Pakistan’ın toplam ihracatının yaklaşık % 60 ‘ını oluşturur ki bunun içinde ihracat gelirleri artmakta olan giyimin oranı artmaktadır. Pakistan’ın, bu sanayinin önemi nedeniyle, Ocak 2015’te sona eren kota faslı ile çok yakından ilgilendiği üzerinde durulmaktadır.
Özellikle, Çin’in giyim ihracatının uluslar arası pazarlara hakim olacağı endişesiyle alarma geçtiği belirlenmiştir.
Noyan Yalman ve Gündoğdu (2014); “Kadın Girişimciliği ve Bölgesel Kalkınma: TR72 (Kayseri, Sivas, Yozgat) Bölgesinde Uygulama” adlı çalışmalarında, kadın girişimciliğinin sorunları ve çözüm önerilerini yerel özellikleri göz önüne alarak, özgün verilerle ortaya koymaya çalışılmıştır. Kadın girişimcilerin profilleri verildikten sonra sorunlar ve illere göre dağılımları verilmiştir. Kaygı ve beklentileri belirlenmiştir. Girişimci kadınların sektörel dağılımı, iş kurarken ve yürütürken karşılaştıkları cinsiyet kaynaklı ve genel sorunlar tespit edilmiştir. Araştırmada tekstil ve hazır giyim sektörü kadın girişimcilerin hem fazla faaliyet gösterdikleri hem de kadınlar için en uygun çalışma alanı olarak gösterilen sektör olmuştur.
Süral (2014); “Türkiye’de Kadın İstihdamı: Fırsatlar, Engeller ve Hukuki Çerçeve” adlı çalışmasında, Avrupa Parlamentosu’nun 2012 tarihli, Türkiye’de Kadın 2020 Perspektifi Kararı’nda, Türkiye’de kadın istihdam oranının düşüklüğünü vurgulayarak, kadının işgücü piyasasına katılımını artırmayı hedefleyen bir ulusal eylem planı hazırlanmasını istediğini belirtmektedir. Ayrıca OECD ülkeleri içinde kadın istihdamının en düşük olduğu ülkenin Türkiye olduğunu bildirmektedir. Araştırma daha çok kadın istihdamının hukuki boyutu ile ilgilenmektedir. Türk hukuk sisteminin hem ulusal hedefler hem de AB entegrasyonu için kadınlara eşit muamele için attığı hukuki adımlar sayılmaktadır.
3. MATERYAL VE METOD
3.1. Materyal
Araştırmanın ana materyalini, Ankara Giyim Sanayicileri Derneği (AGSD)’ne üye olan ve bünyesinde kadın istihdam eden firmalardan anket yoluyla elde edilen birincil veriler oluşturmaktadır. Bununla birlikte konu ile ilgili ikincil verileri; Ekonomi Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, TÜİK, FAO, ILO gibi ulusal ve uluslararası kurum ve kuruluşlardan sağlanan istatistikler oluşturmaktadır. Ayrıca, konu ile ilgili ulusal ve uluslararası araştırma bulgularından da yararlanılmıştır.
3.2. Yöntem
Bu araştırmada; hazır giyim üretimi yapılan işletmelerde çalışan kadınların temel sosyoekonomik özelliklerinin belirlenmesi, eğitim ihtiyaçları, aile içindeki statüleri, karar verme sürecindeki rolleri, geleceğe yönelik beklentileri ile çalışma koşulları ve üretime katılım kararları ile ailevi tutumlarının ortaya konulması amaçlanmaktadır. İşyeri sorunlarının tespiti, bu sorunlara etki eden faktörlerin belirlenmesi ve çözüm önerilerinin belirlenmesi de araştırmanın amaçları arasında yer almaktadır. Araştırmada kullanılan yöntemler; veri toplama ve verilerin analizi olmak üzere iki başlık alında toplanmıştır.
3.2.1. Veri Toplamada İzlenen Yöntem
Araştırma kapsamında kullanılan birincil veriler, AGSD üyesi olan tekstil ve hazır giyim firmalarında çalışan kadınlardan anket yöntemiyle elde edilen birincil verilerden oluşmaktadır. Çalışmanın Ankara ilinde yürütülmesinin ana nedeni, tekstil ve hazır giyim sanayi alanında önemli aşamalar kaydetmesi ve başta triko olmak üzere günlük ve abiye giyim üretiminde marka ve kurumsallaşmış firmalara sahip olmasının yanında fason üretim yapan firmaların da bulunması itibariyle bu sanayi dalını temsil eder nitelikte olmasıdır. İlin yakın il ve ilçelerden
göç alan konumda olması, sektörün özellikleri nedeniyle, ihtiyaç duyulan kadın işgücü potansiyelinin oluşmasına imkan vermektedir. Bu bağlamda kadın istihdamı açısından önemli bir konuma sahip bulunması da alan seçiminde etkili olmuştur. Literatürde il özelinde daha önce yapılmış benzer bir çalışmaya rastlanılmamış olması, bu ilin seçiminde etkili olan diğer bir unsuru oluşturmuştur.
Ayrıca yakınlık, kolay ulaşılabilirlik ve iletişim olanaklarının varlığı da seçimde belirleyici kriterleri oluşturmuştur.
Araştırmanın evrenini, Ankara ilinde faaliyet gösteren tekstil ve hazır giyim işletmelerinde üretim aşamasında işçi statüsünde çalışan kadınlar oluşturmaktadır. Araştırmaya konu olan firmaların seçiminde gayeli örnekleme tekniği uygulanmıştır. AGSD üyesi 55 firma bulunmaktadır. Bu firmaların tamamıyla zaman ve para kısıtı nedeniyle görüşebilme şansı olmadığından, firmaların sektördeki yeri, ürettiği ürün çeşidi (triko, pijama, abiye vb.), şehir merkezine uzaklık ve anket yapılmasına kolaylık sağlayacak firmalar gayeli olarak belirlenmiştir. Belirlenen 13 firma ana popülasyonun % 24’ünü oluşturmaktadır ve temsil yeteneğine sahip olduğu düşünülmektedir.
Belirlenen firmalarda çalışan kadınların listesi, AGSD, firmaların sorumluları ve muhasebe birimleri ile oluşturulmuştur ve 335 çalışan kadın olduğu tespit edilmiştir. Gayeli olarak seçilen firmalarda tam sayım yöntemi uygulanması planlanmıştır ancak görüşme yapılmaya gidildiğinde o gün izinli, raporlu olanlar ve ankete katılmak istemeyenlerden dolayı 335 kişiden 170 kişiye ulaşılabilmiştir ve firmalara göre dağılımı Çizelge 3.1.’de verilmiştir.
Çizelge 3.1. Anket Yapılan Firmalar ve Anketlerin Dağılımı Firmalar Çalışan Sayısı
(adet)
Anket Sayısı (adet)
Temsil Oranı (%)
Wella 15 9 60,0
Gala-xi 30 11 36,7
Journey 30 16 53,3
Kayra 10 7 70,0
Parantez 27 10 37,0
Seçil 10 6 60,0
İlmiyo 30 15 50,0
Modailgi-gilda 25 23 92,0
Karton 50 27 54,0
Desen 51 15 29,4
Ftz örme 12 3 25,0
Hellklar 10 4 40,0
Tığ triko 35 24 68,6
Toplam 335 170 50,7
Firmalar Çalışan Sayısı (adet)
Anket Sayısı (adet)
Temsil Oranı (%)
2015 yılı Haziran-Ağustos döneminde, araştırma kapsamında yer alan hazır giyim firmaları kadın çalışanları ile yüzyüze anket çalışması yapılmıştır. Elde edilen veriler istatistik paket programı kullanılarak frekans ve yüzde dağılımı gibi tanımlayıcı ve ilişki arayan istatistikler aracılığıyla analize tabi tutulmuştur.
Araştırma verilerinin toplanmasında hazırlanan taslak anket formu, deneme sürecinden sonra araştırma amacına uygun bir şekilde revize edilerek yenilenmiştir.
Ankette sorularının tutarlı bir biçimde yanıtlanabilmesini sağlamak amacıyla tüm katılımcılarla yüz yüze görüşülmüştür. Bu teknikle yüz yüze iletişim kurulan deneklerin cevaplamama veya yarı cevaplama riski asgari düzeyde
tutulmaya çalışılmıştır. Kadın çalışanların eğitim düzeyleri gözetilerek ankette kullanılan dil olabildiğince basit ve sade düzeyde tutulmuştur.
Yüzyüze görüşmelerin gerçekleştirilmesinde önemli kısıtlarla karşılaşılmıştır. İşverenler ve yöneticiler tarafından işyerine giriş onayı alınamadığından, anket çalışmaları için çay ve yemek saatleri beklenmiş, görüşmeler öncelikle bu saatlerde gerçekleştirilmiştir. Ancak bu süreler yeterli olmadığında, mesai çıkışı servis araçlarında da görüşmelere devam edilmiştir. Bu kısıtların dışında, görüşme yapmak için kimi katılımcıları ikna etmek için ayrıca önemli ölçüde zaman harcanmıştır. Başta işyeri çekincesi olmak üzere aile ve çevre baskısının, katılımcıların anket çalışmasına katılım kararlarını etkilediği görülmüştür.
3.2.2.1. Birincil Verilerin Analizinde Kullanılan Yöntem
Yüzyüze görüşme yöntemiyle elde edilen birincil verilerin kontrolleri yapılarak bilgisayar ortamına girişleri tamamlanmıştır. Bununla birlikte verilerin analizinde aritmetik ortalama, frekans ve yüzde dağılımı yöntemleri kullanılmıştır.
Ayrıca verilerin analizinde çalışma grupları oluşturularak analiz sonuçları bu gruplara göre verilmiştir. Bu gruplar oluşturulurken kadınların çalışma hayatında geçirdikleri süre dikkate alınmıştır. Bu çalışma grupları 1-4,9 yıl arası birinci grup, 5-24,9 yıl arası ikinci grup ve 25 yıl ve üzeri üçüncü grup şeklindedir. Elde edilen verilerin analiz sonuçları üç gruba ayrılarak değerlendirilmiştir (Çizelge3.1).
Çizelge 3.2. Çalışma Grupları Çalışma
Grubu
Frekans (Adet)
Oran (%)
1 48 28,2
2 75 44,1
3 47 27,7
Toplam 170 100,0
3.2.2.2. İşyeri Problemlerinin Analizinde Kullanılan Yöntem (Lojistik Regresyon)
Son yıllarda bir olayın meydana gelme olasılığının tahmin edilmesi ve tahmin sürecinde kullanılacak değişkenlerin belirlenmesi, bilimsel çalışmalar ile gerçek hayatta önemli hale gelmiştir. Çalışmada kullanılan regresyon analizine konu olan bağımlı değişkenler nitel olması nedeniyle yaygın olarak kullanılan iki regresyon modelinden birisi olan Logit model kullanılmıştır. Bununla birlikte bağımlı değişkenin kategorik olduğu durumlarda sıralı (ordered) logit veya probit olasılık tahmin edicilerinin kullanılması mümkündür. Her iki yöntem maksimum en çok benzerlik fonksiyonlarını kullanmaktadır. Probit model normal olasılık dağılımına dayanır iken, logit model standardize edilmiş lojistik olasılık dağılımından türetilir (McKelvey ve Zavoina, 1975; Akın, Üçdoğruk ve Deveci, 2000). İki model arasındaki ana fark kullanmış oldukları dağılımdır. Logit modeller lojistik dağılım kullanırken, probit modeller ise normal dağılım kullanmaktadır.
Doğrusal regresyon modelinde değerlerin normal dağıldığı varsayımı kabul edilirken, bağımlı değişkenin ikili sonucu olduğunda yapılacak hipotez testleri için bu varsayım geçerliliğini yitirmiş olmaktadır. Bu durumda En Küçük Kareler (EKK) tekniği ile elde edilecek tahminler yetersiz kalacağından, verilerin analizi ve yorumlanması için doğrusal regresyon modelinden farklı bir istatistiksel analiz tekniği kullanma zorunluluğu ortaya çıkmaktadır (Çankaya ve ark, 2009).
Bağımlı bir modelde, bağımlı değişken nominal ölçekli ise, EKK tekniğine alternatif olarak kullanılabilen teknikler arasında Lojistik Regresyon (LR) modelleri ön plana çıkmaktadır (Kalaycı, 2006)
Lojistik regresyon, bağımlı değişkenin ikili veya daha fazla grup sonucu olan değişken olduğu durumlarda kullanılır. Bağımlı değişkenin 0 veya 1 gibi ikili (binary) kategorik değerler aldığı durumlarda, bu değerler ile bağımsız değişkenler arasındaki ilişki araştırılırken lojistik regresyon yöntemine başvurulur. Genel olarak lojistik regresyon modeli, p sayıda değişken için matematiksel olarak aşağıdaki şekilde yazılmaktadır.
p p
X X
P X
L P = b + b + b + + b
= - ) ...
ln( 1
0 1 1 2 2 (Albayrak ve ark., 2005).Lojistik Regresyon modelinin parametreleri, analitik olarak elde edilemediğinden, iteratif bir yöntem olan maksimum olabilirlik (Maksimum Likehood=ML) tekniği ile tahmin edilmektedir.
Modelin bağımlı değişkeni ile bağımsız değişkenleri arasında doğrusal bir ilişki olduğu halde, olasılıklarla bağımlı değişkenler arasındaki ilişki doğrusal değildir. Bağımsız değişkenlerin verilen özelliklerine göre olasılık değerleri, yani bir olayın olma ihtimali;
e
XPi ( 0 )
1
1 1
1
b b +
+ -
= eşitliği yardımıyla hesaplanır (Albayrak ve ark., 2005).
e: logaritmada kullanılan terim, 2,718