• Sonuç bulunamadı

İSMAİL BEY (GASPIRALI)

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "İSMAİL BEY (GASPIRALI)"

Copied!
147
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

B I KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YAYINLARI : 962

İSMAİL BEY (GASPIRALI)

Doç. Dr. Nâdir DEVLET

(2)
(3)

f i — KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI YAYINLARI ; 962

tSMAİL BEY GASPIRALI

(1851 — 1914)

Doç. Dr. Nâdir DEVLET

TÜRK BÜYÜKLERİ DlZİSÎ : 99

(4)

Kapak Düzeni : Ahmet SINAV

ISBN 975 - 17 - 0270 — 4

© Külliir ve Turizm Bakanlığı, 1988

Onay ; 8.7.1988 tarih ve 928.1<2866 sayı Birinci baskı

Baskı Sayısı : 15.000

Başbakanbk Basımevi - ANKARA

(5)

ÖNSÖZ ... V

GİRtŞ ... 1

GASPIRALI- VE ÇEVRESİ ... 4

USÛL-Ü CEDÎD HAREKETİ VE GASPIRALI ... 12

USÛL-Ü CEDİD VE TATAR ZENGİNLERİ ... 14

AİLESİ VE EĞİTİMİ ... 15

Gaspırah dış ülkelerde ... 17

Tekrar Kırım’da ... 18

TERCÜMAN GAZETESİ (1883-1918) ... 23

Ruslarla Uzlaşma ... 31

Tercüman’ın Muhtevası ... 32

ALEM-İ NİSVAN ... 43

Tercüman’ın gayesi ... 46

Tercüman ve Diğer Türk gazeteleri ... 51

Gaspıralı’mn görüşleri ... 54

Tercüman’m dili ... 56

USÛL-Ü CEDİD (Eğitimde yeni metod) ... 59

ORTA ASYAYA SEYAHAT ... 63

USÛL-Ü CEDİD MEKTEPLERİNİN YAYILMASI ... 67

GASPIRALI SİYASÎ SAHNEDE ... 73 i ç 1 ND E K t L E R

III

(6)

GASPIRALİ’NİN KATILDIĞI GENEL TOPLANTILAR 77 Rusya MUslümanlan’nın birinci toplantısı (İS Ağustos 1905) 78 Rusya Müslünıanlan’nın ikinci toplantısı (13-23 Ocak 1905) 82 Rusya müslümanlan’nm üçüncü toplantısı (16-21 Ağustos

1906) ... 87

MİLLETLERARASI MÜSLÜMAN KONGRESİ ... 110

HİNDİSTAN’A SEYAHAT ... 122

GASPIRALI’NIN TÜRKİYE İLE BAĞLARI ... 124

GASPIRALI’NIN SON AYLARI ... 128

* NOTLAR GASPIRALI’NIN YAZDIĞI VE YAYINLADIĞI ESERLER ... 132

GASPIRALI HAKKINDA ARAŞTIRMA VE MAKALELER .... 134

BİBLİYOGRAFYA ... 137

IV

(7)

Ö N S Ö Z

Rusya Türklerinin siyasî, İktisadî, sosyal ve kültürel yön­

lerden geri kalmışlığından ızdırap duyan her Türk aydını gi­

bi İsmail Gaspıralı da halkı aydınlatmak, kalkındırmak için çareler aramış ve bu yönde çeşitli faaliyetlere girişmiş bir şa­

hıstı. Faaliyetlerinin ekserisi başarıya ulaştığı için Rusya Türk- leri arasında göze çarpan bir lider durumuna yükselmişti. O başarılı bir eğitimci, gazeteci, yazar, yayımcı, cemiyetçi, f i ­ kir ve siyaset adamı idi. Gaspıralı sadece mensup olduğu Kı­

rım Tatarlarına değil, Rusya imparatorluğunun hakimiyeti altında bulunan bütün Türk boylarına hizmet etmesi yanın­

da, "Dilde, fikirde, işte birlik” şiarı ile onlarda birlik şuuru­

nu canlandırmaya çalışmış müstesna bir şahsiyetti.

Son çağ Türk büyükleri arasında bilhassa kültür saha­

sında oynadığı rol bakımından adı bilinmesi gerekli şahıstır.

Rusya Türklerinin aydınlanma dönemi olan X IX . yy sonu ve X X . y y başlarında faaliyet gösteren'aydınların ön safla­

rında gelen İsmail Bey ülkemizde az tanınan şahıslardan bi­

ridir. Hakkında Türkçe olarak şimdiye kadar ancak iki müstakil eser yayınlanmıştır. (Cafer Seyahmet Kırımer, İs- m a itS ey Gaspıralı, İstanbul 1934, 248 s. ve Mehmet Saray, Türk Dünyasında Eğitim Reformu ve Gaspıralı İsmail Bey (1851 - 1914), TK AE Yayınları: 77, Ankara 1987. 146 s.)

II. Dünya harbinden sonra Sovyet literatüründen adı tamamen silinen Gaspırah ancak 1987 yılının son aylarında aklanmaya başlamıştır. Bu aklanmada SBKP Genel Sekre­

teri Gorbaçev’in "Glasnost” (açıklık) politikasının mı veya I944’tesürülen Kırım Tatarlarının 1987yılında vatan Kırım’a dönm ek için başlattıkları yoğun kampanyaların mı etkisi ol­

muştur, bunu kestirmek hayli güçtür. Fakat her nasılsa Öz-

(8)

bekistan’da yayınlanan Pravda Vostova gazetesi Rusça, gene Taşkent’te yayınlanan Lenin Bayrağı gazeteside Kırım Türk- çesinde Gaspırah hakkında yayında bulundular. Aynı şekil­

de Kırım Türkçesindeyayınlanan Yıldız dergisi de, konulmuş tabuyu yıkarak Gaspıralı’nm da bahsi geçen bir makale ya­

yınladı. Böylece bundan sonra Gaspırah sadece Türkiye ve Batıda değil belki Sovyetler Birliğinde de incelenecek, hak­

kında araştırmalar yapılacak, makale ve eserler yayınlana­

caktır diyebiliriz.

İsmail Gaspırah hakkında en ciddi araştırma ise New Orleans üniversitesi Profesörü Edward J, Lazzerini’nin dok­

tora çalışmasıdır. (E.J. Lazzerini, İsmail Bey Gaspirinskii and Müslim Modernism in Russia, 1978-1914, Washington Üni­

versitesi 1973) (basılmamış doktora tezi). Yayınlanmamış ol­

masına rağmen bu araştırmaya ulaşacak seviyede bir çalışmanın ülkemizde yapılmamış olmasının sebepleri düşü- nvimesi gerekli bir kültür sorunudur. Kültür Bakanlığımız bu gibi eksikliklerimizi gidermek için Türk Büyükleri Serisi ile müsbet bir çalışmaya girmiş bulunmaktadır. İşte elinizde bu­

lunan mütevazı inceleme de bu serinin bir ürünüdür. Zaman ve imkânların elverdiği nisbetle hazırlanan bu deneme İsma­

il Gaspırah ’yı bütün yönleri ile aydınlatmaya kafi gelmiye- cektir. Fakat en azından okuyucularımıza o b jektif bilgi vereceği kanaatındayım.

Bana bu zevkli görevi veren Kültür Bakanlığına, do k­

torasının kopyasını yollamak lütfunda bulunan Prof. Dr. E.J.

Lazzerini’ye ve müsvettelerin derlenerek temize çekilmesin­

de yardımcı olan M. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü Araştırma Görevlileri Nermin Eren ve Nesrin Sariahmetoğlu’na içten te­

şekkürlerimi sunarım.

Doç.Dr. Nâdir D E V LE T İstanbul 1988

VI

(9)

G İ R İ Ş

Bu incelemede İsm ail G aspırah’m n b ü tü n yönlerini o k u­

yucuya tanıtm aya çalıştım. Bir insanın yetişmesinde aldığı eği­

tim in ve çevresinin o şahıs üstünde yaptığı etkinin m ühim rolü olduğu m u h a k k a k tır. B unun için b aşta kısaca K ırım ’ın geç­

mişini izah etmeyi gerekh buldum . (G aspırah ve çevresi). Gas- p ıra h ’n m en m ühim ve belki de reel o lara k en tesirU olduğu saha R usya M ü slüm an ların ın eğitim m üesseselerini m o d ern ­ leştirme konusundaki katkısıydı. Dolayısıyla “ U sûl-u cedîd”

hareketi diye de bilinen b u hareket içinde oynadığı rolü GJsül- ü cedîd ve G aspırah) ve b u faaüyete katkıda bulunanları (Usûl- ü cedîd ve T a ta r Zenginleri) kısaca b elirttik ten so n ra geliş­

m esinde etk ih o la n aldığı eğitim i ve d ış d ü n y a d a n edindiği intib aları izah ettim (Ailesi ve Eğitim i). B undan so n ra G as- p ıra h ’n m gözle görülebilen faah yeti, ö lü m ü nden so n ra bir m üdd et yayınlanan, 35 yıl süreyle arah k sız (1883-1918) çıkan T ercüm an gazetesine yer verdim . G aspıralı b u n u n dışında k a­

dın h aklarına da büyük b ir ehemmiyet verdiği ve T ercüm an ’m dışın d a A lem -i N isvan (K adm lar D ünyası)’m yayınlanm ası­

n a d a ö n ay ak olduğu için b u gazeteyi ta n ıtm a d a n geçem e­

dim . T abii ki G asp ıralı’nm yayınları a rasın d a T e rcü m a n ’ın m üstesna b ir yeri vard ı ve o n u n fikirlerini, görüşlerini yay­

m ad a en m ühim organdı. T ercüm an R usya’daki değişik halk ­ lara basın-yaym hürriyeti getiren I. Rus ihtilâhne (1905) kad ar bu görevini b aşarıy la y ü rütm üşse de, b u n d an sonraki ro lü , diğer T ü rk gazetelerinin n eşriyata başlam ası neticesinde azalm ıştı.

(10)

F a k a t b u n a rağm en Tercüman en azınd an 1905 yılına k ad ar olan yayın faaliyetlerinde G aspıralı’nın an a gayesi olan T ü rk leri ay d ınlatm a fikrini geniş ç a p ta yaydı. Tercüman’ın neşriyatı ile U sûl-ü cedîd yâni eğitim de yeni m eto d kullanm a faaliyetleri paralel gitti. D olayısıyla d a U sûl-ü cedîd h arek e­

tin i ayrı bir b ölüm de izaha çahştım (U sûl-ü cedîd). Bu yeni m eto d u n başarısını görm ek G a sp ıra h ’ya nasip old u (Usûl-ü cedîd m ekteplerinin yayılm ası).

G aspırah eğitim ve neşriyat faaliyetlerinin dışında R us­

y a ’daki T ü rk lerin politik hayatı ile de y ak ın d an ilgilenen bir şahıstı. Bu ilgisini o n u n R usya T ü rk lerin in belh başlı faa li­

yetlerinde a k tif rol o y n am asın d an an lam ak tay ız. O , R usya T ü rk lerin in I., II., ve III. T o p lan tıların ın (1905-1906) çahş- m aların a k atılm ış, M üslü m an ların siyâsi organı o lan “ M üs­

lü m an İttifakı** a d h p a rtin in k u ru lm asın a d a k a tk ıd a b u lu n m u ştu . Tabii ki G a sp ıra h ’n ın R usya T ü rklerinin siyâsi h ay atın d a oynadığı rolü ve k atk ıların ı an lam ak an cak bu si­

yâsi gelişmeleri bir b ü tü n o lara k ele alm akla m üm kü n ola­

caktı. D olayısıyla bu sah ad ak i çalışm alarm ı devrin siyâsi faaliyetlerini inceleyerek verdim .

1907’den sonra R usya’da rejim in katılaşm ası sebebiyle T ü rk ­ lerin siyâsi faaliyetlerine büyük sekte vurulunca, G aspırah bel­

ki de Rusya içinde herhangi bir faaliyete im kân kalmadığı için d ü n y a M üslüm anların ın b ir kongresini to p la m a k gayesiyle faaliyete girişti. G aspırah böyJece R usya M üslüm anlarının da problem lerini dü ny a p la tfo rm u n a getirm eyi düşünm ekte idi.

G erçi o n u n m illetlerarası İslâm kongresi to p lam a gayretleri neticesiz o ldu, gene de o , belki de bu harek etin ilk fikir b a ­ b a la rın d a n biri oldu (M illetlerarası M üslüm an kongresi).

B u b aşan sızh k G a s p ıra h ’yı yıldırm adı. Bu sefer H in ­ d ista n ’a giderek eğitim deki yeni m eto d u n u tan ıtm a faaliye­

(11)

tine girişti (H in d istan ’a seyahat). Bu a ra d a G aspıralı T ürkiye ile de devam lı tem as halinde idi, zaten o n u n fikren gelişm e­

sinde T ü rk iy e ’deki k ü ltü r çevresinin de etkisi vardı (G aspı- ra h ’nın T ürkiye ile bağları).

İncelememizin sonunda araştırm acılara, bu konuyu m e­

rak edenlere yardım cı olm ak m aksadıyla h a k k ın d a yayınla­

n an m ak ale ve eserlerin bir listesini verdim . B unu yapark en de P ro f. D r. E . J . Lazzeri’nin eserinden yararlandım ve onun çalışm asına m evcut olm ayan bazı araştırm aları ekledim . Gas- p ıra h ’nm İsta n b u l’d a b u lu n an a k ra b a la rı ile tem asa geçerek bazı yeni bilgiler edinm eye çahştım .

G a sp ıra lı’n ın fikir ve faaliyetleri hiç şüphesiz b a şta Kı­

rım ’da o lm ak üzere R usya T ürkleri a ra sın d a etkili olm uş, o n u n fikirleri ile yoğurulm uş b ir ay d ın lar to p luluğu m ey d a­

n a getirm işti. T ercü m an gazetesinin yalnız R usya içinde d e ­ ğil, b a şta T ü rklerin yaşadığı O sm anh Devleti o lm ak üzere diğer ülkelerde de yayılm ası o n u n görüşlerinin genelde b ü ­ tü n T ü rk le r ta ra fın d a n tan ın m asın a sebep o lm uştu diyebili­

riz. A n cak o n u n vefatı ve 1914’te I. D ünya savaşının p atlak verm esi neticesinde T ürkiye ile R u sy a’d ak i T ü rkler a ra sın ­ daki kültürel bağlar ister istemez zayıflam ış ve R usya’d a Ç a r­

lık rejim inin yıkılm ası ve b u ülkenin dış d ü n y ad an kendisini uzun yıllar tecrit etmesi neticesinde de tam am en kopm uş oldu.

H iç şüphesiz X IX . yy. sonu ve X X . yy. b a şın d a faali­

yet gösteren İsm ail G aspırah R usya T ü rk lerin in c a n la n m a ­ sında en etkili şahıslardan biri olarak tarihe geçmiş ve “ Dilde, fik ird e, işte b irlik ” şiarı ile o rta y a attığı fikir T ü rk d ü n y a ­ sında yan k ılar yapm ıştır.

(12)

G ASPIR ALI VE ÇEVRESt

İsm ail G aspıralı “ T e rcü m a n ” gazetesini yaym lam aya b a şla d ık ta n bir kaç yıl so n ra “ X IX . y y ’m en büyük M üslü­

m an refo rm cu su ” ve “ T ü rk d ünyasını u y a n d ıra n ” şahıs di­

ye hem en h er yerde k u tla n m a y a başlam ıştı. G aspırah ve gazetesi R u sy a’d ak i T ü rk aydınlarını güçlü ve kalıcı bir şe­

kilde etkilem işti. B unun sebeplerini anlayabilm ek için Gaspı- ralı’nın bulun d uğu ta rih î çevreyi incelem ek gerekm ekte- d ir.(')

1774 K üçük K ay n arca antlaşması" ile Kırım H anlığı Os- m anlı İm paratorluğunun himayesinden çıkarılmış ve yaşaması R usya’nın insafına bırakılm ış oldu. Ç ok da geçm edi, 1783’te K ırım H anlığı R usya ta ra fın d a n işgâl edildi. 1784’te ise b u yeni işgâl edilen bölge N ovorossıysk eyâletine b ağ land ı. Be- sarab ya, H erso n, Y ekaterinaslov, S tav ro p o l ve D on vilâyet- lerirü içine alan bu eyâlet Kırım H anlığım n aşağı-yukan tarih î sınırlarm ı içine a lm a k ta id i.O

K ırım ’ı to p ra k la rın a k a ta n II. K aterina (1762-1796) iki asır önce T a ta r ve B aşk u rtların ülkesini (K azan H anlığı 1473-1552) ele geçiren (K orkunç) IV. İvan (1553-1584)’dan d a h a dik katli ve d a h a liberal b ir p o litik a g ü d ü y o rd u . IV.

İv an ’ın K azan’d a yaptığı h a ta lard a n sakınm ayı üm it ederek, K aterin a K ırım lıları siyasî y önden tam am en asim ile (eritm e) etm e fikrini desteklem em iş ve aynı z a m a n d a O rto d o k s kili­

sesine de b u ra d a herhan g i b ir m isyonerlik hareketi yapm ası-

(1) A . Bennigsen, “ Ismail Bey Gasprinski (Gaspraly) and theO rigins o f the Jadid M ovem ent in R u ssia ", İsm ail Bey Gasprinskiy Russkoe M usulm anstvo, 2.bsk. O xford 1985, s.5,

(2) N. Devlet, Rusya T ürklerinin Mile M ücâdele T arihi (190S-1917), A nkara 1985, s. 14.

Fazla bilgi için bic. E. K ırımal, D er nalionale K am pf der K rim iürken, Ems- detten 1952; M. Bata, “ K ırım ” , İslâm A nsiklopedisi, VI, s .741-746.

(13)

na m üsaade etm em işti. Kısacası b u rad ak i M üslüm anlara tam an la m d a ibad et hürriy eti verilm işti. H a n lık dönem ind eki di­

nî teşk ilât m u h a fa z a edilm iş, 1794’de B ahçesaray m ü ftüsü M üslüm an to p lu lu ğ u n d in î lideri o lara k resm en tan ın m ıştı.

A ncak m ü ftü ve diğer im am , m üezzin vb. gibi d in erbabı Rus h ü k ü m etin in k o n tro lü a ltın a alınm ıştı. Bu yeni uygulam aya göre, m ü ftü ve diğer M üslüm an ileri gelenler-kazasker ve k ad ıla r-h a lk ta ra fın d a n seçilmeyecek, “ güvenilir” b u lu n a n ­ lar a ra sın d an Ç ariçe ta ra fın d a n tay in edilecekti. II. K aterina aym zam anda IV. İvan’ın yaptığı gibi yapm am ış ve vakıf m al- la n m n b ü y ü k b ir kısm ına el atm am ış, gelirlerini M üslüm an d in a d a m ların a b ırakm ıştı. K a te rin a ’nm b u liberal politikası d a din adam ların ın K ırım to p lu lu ğ u n d a güçlü ve varhklı ola­

rak kalm alarım sağlamıştı. Böylece onlar içgüdüsel olarak m u­

h a fa z a k â r, h akim iyetteki R o m o n o v ’lar sülalesine bağlı ve kendi m en faatlerine z a ra r getirm esi m uhtem el her tü rlü re ­ fo rm a karşı çıkan bir to p lu lu k hâline dönüşm üştür.C )

1831’de m üftülüğ e K ırım ve Batı R usya M üslüm anla- rını tem sil h a k k ı verilm işse de, selahiyetleri hayli kısıtlı idi.

M ü ftü içişleri b akan lığın ın tavsiyesiyle Ç a r ta ra fın d a n seçi­

liyordu. V akıfların gelirleri çok azaldığı için m aaşları m ahalle halkı ta ra fın d a n sağlanıyordu. H ıristiyan ruh anilere tam nan özel h a k la rd a n M ü slüm an din ad am ları m ah ru m edilm işti.

H a tta a ra la rın d a n çoğu din adam ı olarak tan ınm ıyord u. M e­

sela, 1910’d a 1500 din a d am ın ın an cak 300-400’ü resm î o la­

rak din adam ı statüsüne sahipti. (•*) Kısacası din adam ları II.

K aterina dönem indeki özel statülerini kaybetm işler b ü tü n Kı­

rım halkı gibi b ü y ü k sıkıntı içine düşm üşlerdi.

II. K aterin a, K ırım T a ta r asillerine de, kısa öm ürlü o l­

m akla birlikte, aym m ülayim politikayı uyguladı. Böylece baş-

(3) A. Bennigsen, ay n .ıu k l., s.6.

(4) N. Devlet, #yn.esr., S.241.

(14)

ta yerli asillere de, R us asillerine verilen h ak ve im tiyazlar ta n ın d ı. X IX . yy’ın b aşın d an h alk ın an cak 5 ’ini teşkil et­

m esine rağm en b u sınıfm elinde işlenm iş to p ra k la rın *^0 60’ı b u lu n u y o rd u . A ncak K ırım T a ta r asilleri kısa b ir m ü d d etten so n ra R us asilleri ile eşit şa rtla rd a y a n şam ay acak ların ı a n la ­ dılar. Ç ü n k ü K aterin a her ne k a d a r T a ta r asillerine eşit h a k ­ lar verm iş gibi g ö zü k ü y o rsa d a , gözdelerine ve Rus subaylarına ülkenin kuzeyi, merkezi kısmı ve güneyindeki sahil k ısım ların da geniş araziler tahsis etm işti. II. K a te rin a ’dan sonra gelen çarlar ise K ınm asillerinin aleyhine ve başta Ruslar o lm ak üzere diğer h a lk la ra d a , özel h a k la r tam m ay a devam ettiler.

1789’d an so nra ise K ırım T a ta r cemiyeti ve k ü ltü rü d i­

ğer b ir tehditle karşı karşıya kaldı. Bu d a R usya’m n değişik bölgelerinden Kırım ’a R usların dışında çok sayıda ırk ve m en­

şe b a k ım ın d an değişik o lan Y u n a n h la rm , E rm enilerin, M ol- dovyalıların, U krayn ah K o zakların , A lm an ların , P o lo n y a Y ahudilerinin ve B u lg arlan n gelip yerleşm esi idi. (O

K ırım ’ın T ü rk h alk ın ın k ü ltü rü n ü tehdit eden başk a bir husus ise I. A le k san d r’ın (1801-1825) tu tu m u idi. K lâsik Y u­

nan eserlerinin büyük hayrara o lan Ç ar K ınm ı bir Y unan böl­

gesine çevirmeyi planlam ıştı. O n u n em ri ile yöneticiler Kırım H a n h ğ ın a ait h e rtü rlü izi o rta d a n k ald ırm ay a giriştiler. (*) 1802’de ülkenini tarih i adı olan Kırım “ T a v rid a ” adı ile d e­

ğiştirildi. C) Eski T ü rk ad ları Y u n a n adları ile değiştirildi.

M esela, A km escit S im feropol, Eski K ırım L evkopol, Gözle- .ve E v p o to riy a, Kefe F edosiya gibi isim ler aldılar.

l?) A . Bennigsen, ay n .m k l., s.7.

(6) M. Bala, ayn.m kl., s.756.

(7) ayn.m k!., s.756.

(15)

Bu bask ın ların şim diye k a d a r bir ta k ’m h ak ların ı m u ­ h a fa z a eden T a ta r asillerinin de zenginliklerini kaybetm ele­

rine ve çoğ un un fakirleşm esine yol açtı. İşte b u , a ra la rın d a İsm ail G a sp ıra h ’m n d a b u lun d uğ u züm reden refo rm cular ve T ü rk Birliği h arek etin in ideologları o rtay a çıktı.

Yeni Rus po litik ası ve uygulam asından en fazla sıkıntı çeken züm reyi ise şüphesiz T ürk çiftçi ve köylüleri idi. O nlar R uslara karşı silahlı m ücadeleye giremeyecekleri için en m an ­ tıklı ve m ü m k ü n o la n yolu, göç etm eyi seçtiler. (*) X V III.

yy’da K ırım H an h ğ m m to p la m n ü fu su (T am an yarım ad ası, K ub an ve N ogay b ozk ırları) 3,5 m ilyondu. 1897’de yapılan nüfus sayım ına göre, K ırım ’ın (Tavrida eyletinin) toplam nü ­ fusu 664.592 olup, bun u n ancak 3 5 ,T ini (takriben 190 bin) T ü rk ler teşkil ediyordu. H an h ğ ın düşm esi ile bilhassa T ü rk i­

ye’ye göç b aşlam ıştı. E n büyük göç dalgaları 1785-1800, 1828-1829 ve 1860-1863 yılları a ra sın d a g ö rü ld ü . İlk büyük göç dalgasına k a tıla n la rm sayısı fazla değildi ve a n c ak 8 b in kişi T ü rk iy e ’ye sığınabildi. İkinci göç dalgası ise Yaş an tlaş­

m asın d an (6 O cak 1792) so n ra başlad ı. Bu a n tla şm a T ürkle- re b ir gün bağım sızhk k azan m a u m u d u n u k aybettirm iş ve neticede ekseriyetini ülkenini m erkezi kısm ı ve kuzey bozkır­

ların d a b u lu n an N ogaylarm teşkil ettiği b ir göç dalgası baş­

lam ıştı. Bu dalga ile 100 ile 300 bin T a ta r T ürkiye’ye sığınmış o ldu . T abii ki, o n la rd a n bo şalan yerler R us kolonistleri ta ­ ra fın d a n d o ld u ru ld u . 1812’deki diğer b ir O sm anh-R u s h a r­

b in d en son ra bu sefer P e ro k o p ’ta k i N ogay O rd ası T ü rk i­

y e’ye göç etti.

Tabii ki, göç edenlerin hepsi istedikleri yerlere vasıl ola­

m ıy o rlardı. A çhk, susuzluk, h a sta h k lar ve diğer sebeplerden y o lla rd a ö lü y o rlard ı. K ırım Savaşını (1854-1856) m ü teakip

(8) A . Bennigsen, ayn.m kl., s.7,

(16)

r

gerçekleşen üçüncü büyük göç d alg asın a resm î Rus istatis­

tiklerine göre, 141.667 kişi k atılm ış, b u n u n 60 bini yo llard a ö lm ü ştü . X IX . y y ’m n iki to plu göçü sebebiyle Kırım T a ta r topluluğu dah a da azaldı. 1874-75 yıllarında zorla askere abn- m a ve hnstiyanlaştu-ılm a korkusu ile 60 bin T ürk ülkesini terk etti. 1891-1902 y ıllan a ra sın d a ise bu sefer ekonom ik şa rtla ­ rın çok kötüleşm esi sebebiyle 20 b in Kırım lı d ah a m em leke­

tind en ayrıldı. X X , yy’nın b aşın a k a d a r to p la m o lara k aşağı yukarı 1.200.000 T ü rk ’ü n K ırım ’d a n göç ettiği an laşılm ak ­ tad ır. 1870’te yalnız O r k azasın d a 320 köyden 287’si b o şal­

m ıştı. Kırım T ü rk lerin in te rk ettikleri köylerin to p la m sayısı ise 700 civarında idi. 1805’te K ırım ’da 1.558 cam i m evcut­

ken 1914’te cem aatlerinin kalm am ası sebebiyle b u n ların sa­

yısı 700’e inm işti. Bu d u ru m eğitim m üesseselerine de tesir etm iş ve 1900’lerde an cak 10 k a d a r m edrese kalm ıştı. C)

1897 yıh n ü fu s sayım ında “ T a v rid a eyâletinde” to p ­ lam n ü fu su n 525 bin o lduğu tesbit edilm iş ve b u n u n an cak

188 bininin veya % 36’sının K ırım T ü rk ü olduğu anlaşılm ış­

tı. E kserisi köylerde yaşayan ve fak ir b ir azınhğı teşkil eden K ırım T atarları o n lara n azaran d ah a dinam ik olan R uslar t a ­ rafın d an asimile edilme tehlikesi ile karşı karşıya kalm ışlardı.

O devrin R us gözlem cileri Kırım y arım ad asın d a k alan T a tar bakiyesinin ya asim ile olacağını veya zam an içinde R us, ve A v ru p a kökenli diğer h ırıstiy an göçm enler ta ra fın d a n Kı­

rım ’d an sürüleceğini tah m in ediyorlardı.

B ütün bu b askılara ve o ldu k ça üm itsiz d u ru m a rağm en K ırım T a tarla rı tam am en izole edilm em işlerdi. Ç ü n k ü on lar aslın da a ra la rın d a çok sayıda aydınları ve siyasî liderleri b a ­ rındıran İdil (Volga) boyu T atarlarının bir parçasını teşkil edi-

(9) ayn.m kl., s.7 v.d .; N. Devlet, aynı.esr., s .l5

(17)

yo rlard ı. K azan ve Kırım T a tar to p lu lu k la n n ı p ekiştiren co ğ rafî, tarih î, kültü rel ve d in î b ağ lar diğer T ü rk b oy ların a n a z ara n (T ürkiye T ü rk leri hariç) çok sıkı idi.

1878’de D oğu A n ad o lu ve E rz u ru m , Rus o rd u la rı ta ­ ra fın d a n işgâl edilip, O sm anlı İm p a rato rlu ğ u n d a n herhangi bir yard ım görm e ihtim ali azahnca bilhassa R u sy a’daki Ka- zanh ve Kırım lı aydınlar teknik, askerî, siyasî ve kültürel yön ­ den ü stü n olan R u slard an gelen tehlikenin d a h a d a arttığım id ra k ettiler. N eticede T ü rk ler a ra sın d a ne şekilde o lu rsa o l­

sun b ir ittifa k , birlik kurulm adığı tak d ird e tam bir köleliğe ve asim ilasyona m ah k u m edileceklerini an lad ılar. (“*)

“ C edidcilik ” (U sul-ü C edid) adı verilen refo rm h a re ­ keti işte bu id rak m neticesi idi. X IX . y y ’run ikinci yarısının b a şla rın d a dil, eğitim -Öğretim ve d in î m eselelerde ıslah h a re ­ keti îd il boyu T a ta r ay d ınların d an Ş ihâbeddin M ercanı (1815-1889), A bdulkayyum N asırî (1824-1907) ve H üseyin Fe- yizhanî (1826-1866) ve b aşk aları ta ra fın d a n başlatıldı. (")

Bu h a re k e t genelde R u sy a’d a T ü rk d ü n y asın d a m eyda­

n a gelen İktisadî değişikliklerin neticesinde ve b u n ların tesiri ile canlan an bir uyanış, yenilik, “ cedidcilik” hareketi idi. Bu h a re k e t X IX , y y ’nın son çeyreği içinde iyice gelişmiş (büyü­

m üş), genişlem iş idi. “ U sul-ü C ed id ” h arek eti T ü rk d ü n y a­

sının değişik köşelerine dağılm a, dağıtılm a yollarını arıyord u.

(10) A. Bennigsen, ay n .m k l., s.8.

(11) N. Devlet, ayn.esr., s.9-14; M ercanı için bk, N. Devlet, “ Kazanlı Tarihçi ve I^ahatçı Din Adamı Şlhabeddin Mercarû” , Kazan, sayı 5.6 ve 7 /8 , s.33.46, s.8-19 ve s.64-79; N asırî için bk. A . B. T ayraas, Kazan T ürkleri, A nkara 1966; C , Lem ercier-Q uelquejay, "A b d u l Kayyum AI-Nasyri : A T ata r Re- form er o f tlıe 19 th C en tu ry " C entral Asian Survey, I, sayı 4 (1983), s. 109-132; Feyizhanî için bk. A. N. K urat, “ Kazan T ürklerinde “ M edenî U yanış” D evri” , D ll-Tarih ve C oğrafya Fakültesi Dergisi, X X IV , sayı 3 /4 , s.64-79.

(18)

Bu d a T a tar ilkokuU anna “ Usul-ü Savtiye” (sesli m etod ı Fo- n e tik )’n in so k u lm ası, hece m e to d u n a k arşı m ücadele açılm asıyla güç bulm uştu. Ç ü n k ü bu m etod henü z T ü rk d ü n y asın d a yepyeni b ir şeydi. B una k a d a rk i dönem de Kay- yum N asırî’Ier m ekteplerde m ate m a tik , geom etri, coğrafya, ta rih gibi ilimler o ku tm ay a başlam ışlardı veya bu dersler okul p ro g ra m la rın a dahil edilm ek üzereydi fa k a t, alfabe-ok um a- yazm a öğretim inde, savtiye m eto d u değil de, belki h a rf ok u t­

m a veya heceleme m etod u k u llam h y o rd u .

Dolayısıyla Savtiye m etodu T ürk ler için çok yeni bir şey­

di. Bu yeni m etod hece usûlüne karşı güçlü b ir m ücadeleye başladı. A ynı zam and a bu yeni m eto d a bağlı olarak Kayyum N a sırî'le r ta ra fın d a n o k u tu lm ay a b aşlanılan derslerin m ek­

te p p ro g ram ların a alınm ası ile birleştirildi. S o n u n d a bu ge­

nel b ir akım haline d ö n ü ştü . Eski m etod ta ra fta rla rı ile yeni m eto t ta ra fta rla rı “ K adim cilik” , “ CedidciU k” arasın d a ta r ­ tışm alar a rttı. Çeşitli şehirlerde usul-ü savtiye adıyla, d ah a önce de belirtilen derslerin o k u tu ld u ğ u m ektepler açılm aya başlandı. H alk arasında tam am en yeni olan bu okum a-yazm a öğrenm e m eto d u (usul-ü savtiye) dolayısıyla bu o k u llara da

“ usul-ü cedid o k u lla rı” denilm eye başland ı. Bu harek et de

“ usul-ü cedid h a re k e ti” adını aldı. A sh nda A v ru p a ’da ok u l­

la rd a o k u tu la n fenlerin T ü rk o k u lla rın d a d a ok u tu lm asın a başlanm ası m ân âsın a gelen cedidcilik ve um u m en öğretim - eğitim faaliyetlerini A v ru p ai m â n â d a ta tb ik etm ek, X IX . yy’nın son çeyreğinde değil, X IX . y y ’ın ikinci y a n sın d a b aş­

lam ıştı. A n cak o devirde bu h are k e t belli başlı iki fa k tö r se­

bebiyle yaygınlaşam am ıştı : İlk o lara k o devirdeki cedidcilik tam an lam d a yaygm laşm am ıştı ve ikinci olarak d a alfabe o k u tm a d a hece m eto du k u lla n ıla ra k , öğrenm esi çok kolay o lan savtiye usulüne henü z geçilm em iştir.

(19)

O kum a-yazm a öğretm ede “ usul-ü savtiye” nin uygulan­

m aya başlanm ası ve N asırîlerin başlattığı A vrupai ders p ro g ­ ram larının d a b u nevî m ekteplerde tatb ik edilmesi neticesinde

“ cedidcilik” h areketi b üyük güç kazandı.

Kısacası “ usul-ü cedid” h arek eti egitim -öğretim faa li­

yetlerinde geniş b ir refo rm harek eti o lara k X IX . yy’nın ik in ­ ci yansırım başlarında Kayyum N asırî, Hüseyin Feyizhanî’lerle başlam ıştı. F a k a t bu h arek etin d a h a d a yaygın şekli oku m a- y azm ad a Savtiye m eto d u n u n kullanılm aya başlanm asıyla, X IX , y y ’m son çeyreğinde başlam ış oldu.

(20)

U SÛ L -Ü C E D İD H A R E K E T İ V E G A S P IR A L I İşte T ü rk dün y asın dak i reform faaliyetlerinde ifadesi­

ni bulan d a h a geniş a n lam d ak i h are k e tte “ usul-ü savtiye harek etind e” en önde gelen şahıs K ırım m irzalarından İsmail G aspıralı idi. O T ü rk -T ata r d ünyasm da ilk olarak usul-ü sav­

tiye ile eğitim g ören o k u lu n ilk örneğini verdi. O n u n 1883 yı­

lında çıkarm aya başladığı T ercüm an gazetesi de bu m etodu halk arasm d a yay m ad a en güçlü v asıta o ld u . O , bu k o n u d a devamlı fikirlerini bildirdi ve tavsiyelerde bulundu. Genel ola­

ra k ise, usuI-ü cedid harek etin i de yaym aya güç verdi. K ısa­

cası halkın kendi dilinde ve A v rup a fenlerini o k u tm ay a girişm e ve b u dersler için gerekli o la n ders k itaplarını yaz­

m aya başlam ası yön ü n den T ü rk d ü n y asın d a ilk “ usul-ü ced id ” m uallim i o lan K ayyum N asırî, m eselelerinin am eli ve nazari yönlerini çözmek için büyük m ücadele verildiğinde he­

nüz G aspırah düny ay a bile gelm em işti. A n cak G aspıralı 1883’te Tercüm an gazetesi vasıtasıyla bu hareketi bütün Rusya M ü slü m an ları arasm d a yayan şahıs o ldu . N eticede o usulü cedid, yânî usul-ü savtiye hareketini b ü tü n T ü rk dünyasınd a bü y ük, kuvvetli b ir ak ım haline çeviren b a şk o m u ta n gibi h a ­ reket etti. Bu gazete K azan T a ta rla rın ın o devirdeki aydınla­

rı ve din ad am ları a ra sm d a d a geniş b ir şekilde yayılm aya başlayınca, bu h areket o n lar a ra sın d a d a güçlendi ve derin k ök saldı.

G aspıralı gazetesi ile fikir dağ ıtm ak la yetinm edi; Bah- çesaray’da usul-ü savtiye ile o kum a-yazm ayı öğretm ek için m ek tepte p ratik o lara k gösterdi. İd il-U ra l’d a n b u ra y a gelen T a ta rla r b u yeni usul-ü öğrenerek kendi ülkelerine d ö n d ü ­ ler. H adi M aksudî gibi pedagog m u h arrirler bu cüm leden idi.

12

(21)

F a k a t bu pedagog ü sta d usul-ü savtiye’sini k u llan m ad ı, hece

“ M eddiye” u su lü n ü kullandı.

G a sp ıra h h er yıl M ekerce p anayırına {Nijni N ovgorod) gelerek b u ray a to p la n a n M üslüm anlar arasın d a da kendi fik­

rini yaydı. H a tta “ B ah çesaray’daki ilk ö rnek o k u lu n ö ğ ret­

m enini J887’de H a n K irm an (Kasım) şehrine yollayarak^

b u rad a ikinci usul*ü savtiye mektebini açtırdı. Böylece bu me- to d N ijni N o v g o ro d , T o m b o v , P en za T a tarla rı a rasın d a da yayılm aya başladı.

G aspırah 1893’te Sem erkand’a gitti (gayr-i resmî), “ tatar ticaretinin liderleri” sayılan A bdülgani Hüseyin (ov)ların evin­

de usul-ü savtiye m ektebi açtı. Bu m ektep O rta A sy a’d a Öz- bekler a rasın d a “ M aşina (m akina) m ek tep ” diye ad kazanır.

13

(22)

U SÜ L -Ü CEDİD VE TA TA R ZENGİNLERİ 1890-1900 y ıllan usul-ü cedid h areketinin en can lan d ı­

ğı dönem oldu. İktisad î h a y a tta A vrupalılaşan, yenileşen (ce- didleşen) T a ta r b u rju v a ları b u h arek eti kuvvetlendirm ekle kendilerine İktisadî ve sosyal fay d alar sağlayacaklarm ı a n la ­ dılar. Neticede onlar sosyal meselelere d ah a fazla eğilerek hal­

kı kendi tesirleri altına aldılar. Sosyal sahadaki hizm etleri o n ların ticarî h ay atın a da m üsbet tesir y ap m a k ta ve o nlara o lan inancı kuvvetlendirm ekte idi. S ib ir’de N im etullah H a ­ cı, K azan ’d a A hm et Bay, O re n b u rg ’ta G ani Bay, Şakir ve Z ak ir Rem i(ev)ler, S im bir’de A kçur(in)ler ve U f a ’daki bazı zenginler bu meselede güçlü faaliyet gösterdiler.

Cedidcilik hareketinde T a ta r b u rju v a larm m faaliyeti, kendi ellerine alm aları, bilhassa o n ların m uallim ler hazırla­

m ak üzere kurs açm alarında da kendini gösterdi. 1899’da Gani Bay, K argalı’da ilk “ m uallim k u rsu ” nu (D ar ül-m uallim ) açtı, b u m üessese 1 9 0 r e k a d a r faahyet gösterdi. F a tih K eri­

m î (1870-1937) bu k u rsta ilk fen hocası idi. Bu k u rsta üç yıK da 200’den fazla ilkokul öğretm eni yetiştirdi.... Bunun dışmda tek bir G ani Bay ta ra fm d a n 1897-1902 yılları a ra sın d a beş yıl içinde yüzden fazla erkek ve kız m ektepleri açıldı. Aynı zam an da K azan ’da M uham m ediye, O re n b u rg ’ta H üseyniye, T royski’de M uham m ediye, Resuluyi, U fa ’da O sm aniye m ed­

reseleri de “ usul-ü cedid” le eğitim veriyordu. ('^)

(12) A. Saadi, T atar Edebiyatı T arihi, Kazan 1926, s,69-74.

14

(23)

AİLESİ VE EĞİTİMİ

M u sta fa A ğa ve F a tm a S ultan H a m m ’m ilk oğlu olan İsm ail, 8 M art 1851’de K ırım ’d a dünyaya geldi. (‘^) İsm ail’

in G aspırah (R u sy a’d a bilinen şekli ile G asprinski) soyadını doğduğu veya bab asın ın d o ğduğu yere izafeten alm ıştır. İs­

m ail’in babası M u stafa A ğa 1844 ile 1854 yılları arasında K af­

kasya G enel valiliği yapm ış olan prens M .S .V a ro n tso v ’u n him ayesine girm iş ve O dessa’da D ük dö Rişelyö Lisesinde (D uc de R icheliue Lycee) eğitim görm üş ve terc ü m a n olarak prensin hizm etine girm işti. Bize m alum olm ayan sebeplerden 1848’de bu görevinden istifa ederek K ırım ’a d ö n m ü ş, ilk k a ­ rısı 1845’te öldüğü için b u sefer 1849’d a K ırım asillerinden İlyas M irza K aytaz(ov)’u n kızı F atm a S ultan H an ım la evlen­

m iştir. İsm ail’in d o ğ u m u n d an so n ra ise âile K ırım H arb i (1854-1856) esnasında B ahçesaray’a yerleşm işti.

İsm ail hayatının ilk o n yılını işte b u rad a geçirdi. Bir ta h ­ m ine göre b u rad a k i m eşhu r Zincirü m edresesinde hocası İs­

m ail E fe n d i’den b ir iki yıl ders aldı. O n yaşların da iken Akm escit (Sim feropol)’deki Rus okulu n a yollanan İsm ail b u ­ rad a iki yıl o k u d u k tan sonra başta V orononej d a h a so nra ise M oskova A skerî O k u lu n a devam etti. 1865-1867 yıllarında M oskova A skerî O k u lu n d a o k uy an İsm ail, tah m in en burayı tam am lay am ad an terk etti.

(13) C . V alidov, O çerk istorii obrazovannosti i lite ratu n T alar, 2. bks. O xford 1986, s.81. C . S, K ınm er, tsm ail Bey G aspırah, İstanbul 1934, s . 12.

G enelde bütün eserler G aspıralı’mn doğum yeri olarak Avcıköy’ünü ver­

mekle beraber, bu ad bir kaynakta “ A cıkoy” (L. Klimoviç, “ M aarif H iz­

m etinde. T urkiy tilde çıkkan ilk gazete- “ T ercüm an” ve onung naşiri G asprinskiy A k m d a” , Lenin Bayrağı, 12 Eylül 1987, no, 109, s.4) şeklinde geçmektedir. Bazı kaynaklarada ise G aspırah’nın doğum yeri ‘ ‘G aspra” köyü olarak belirtilm ektedir (C. Validov, ayn.esr., s.81) Bu ifadeler yüzünden en doğrusunun hangisi olduğunu belirlemek hayli zordur.

15

(24)

Genel olarak M oskova’d a ve özel o larak akadem ide h ü ­ küm süren Büyük R us m illiyetçiğinin o n d a y arattığı ü zün tü ve kızgınlık İsm ail’in akadem iyi terkine sebep o lm u ştur (“).

G asp ıralı, M o sk o v a ’d a iken Slavofil (aşırı Slavcj) h arek etin ileri gelen şahsiyetlerinden K atkov ile d o st olm uş, o n u n sa ­ yesinde Rus m illiyetçiliği, liberal ve aşırı p olitik akım larını tanım ıştı. O , ayrıca H erzen (1812-1870), Çernişevskiy (1828-1889), Belinski (1811-1848) ve P isarev (1849-1868) gi­

bi ileri gelen fikir adam larım n eserlerini o k u m u ştu r (‘*).

1867’de G irit ad asında T ürkiye aleyhinde b ir isyan p a t­

lak verm işti. O k uld a kendi sınıf ark ad aşları arasın da hüküm süren G iritliler lehinde ve T ü rkler aleyhindeki aşırı hava İs­

m a il’i ziyadesiyle huzu rsuz ve rah atsız etm işti. O k u l yaz ta- tih n e girince İsm ail, aslen L itvanya T atarı o la n arkad aşı M u sta fa M irza D avud (oviç) ile T ü rk iy e ’ye giderek G irit’te savaşan T ü rk o rd u su n a katılm ayı d ü şü n ü y o rla rd ı. İki m ace­

rap erest genç, b ir b uharlı gemi ile İsta n b u l’a u laşm ak gaye­

siyle O dessa Um anına gittiler. F a k a t lim an d a ülkeyi terk edebilm ek için gerekh o lan p a sa p o rta havi o lm a d ık la rı anla- şıhnca ailelerine teslim edilirler.

Bu o layd an so n ra G aspıralı M o sk o va A skerî O k u lun a dönm ed i. B u ndan so nrak i birb u çu k yıl B ahçesaray’d a Zin- cirh m edresesinde 400 rubleUk ücret k arşıh ğ ın d a R usça m u ­ allimliği yaptı. 1869 yıhnda ise, b u sefer yıllık 600 ruble m aaşla Y a lta ’da D ereköy m ektebinde aynı görevi üstlendi. Bu köy medresesindeki eğitimini iki yıl sürdürdükten sonra tekrar Zin- cirh m edresesine d ö n d ü . F ak at b u rad a k i görevini m edrese nin eski eğitim m etodunu tenkit ettiği için fazla m uhafaza ede-

(14) E. J. Lazzerini, İsmail Bey G asprinskii and M üslim M odernism in Russia, 1*78-1913, University o f W asiıinton 1973 (basılm amış doktora teri), s.3.

(15) A. Bennigsen, ayn.mici., s . 15.

16

(25)

m edi. O n u n tenkitleri gerek talebeler a ra sın d a, gerekse m ed ­ rese yöneticileri a ra sın d a hoşn u tsu zlu k y aratm ıştı. Kendisi istifaya zorlaranca h a tta ölüm le teh d it edilince IS T l’de m ed­

reseden ayrıldı (“ )•

Gaspıralı Dış Ülkelerde : H âlâ O sm anlı zabiti veya m e­

m u ru olm a h ayallerinden vazgeçm eyen G aspıralı İsta n b u l’a göç etm ek için p lan lar k u ru y o rd u . A n cak O sm anlı D evleti­

nin başşehrinde bulunan a k ra b a ve d ostlarından böyle bir ka­

riyere b aşlam ak için F ran sızca bilm enin ön şart old u ğ u n u d a öğrenm işti. D olayısıyla d a G aspırah , M oskova A skerî O k u ­ lu n d a öğrenm eye başladığı Fransızcayı öğretm enlik yaptığı esn ad a kendi kendine ilerletm eye çahşm ıştı. F a k a t Fransız- casını F ra n s a ’d a m ükem m elleştirm enin d a h a y ararh o laca­

ğını d ü şü n ü y o rd u (” )• N eticede, 1872'de K ırm ı'd a n ayrıldı ve V iyana, M ünih ve S tu ttg a rt üzerin d en P a ris ’e ulaştı.

F ransız başkenti o n u n iki yılhk evi oldu. P a ris ’teki Rus m uh acirlerinin yardım ı ile İsm ail G asp ırah , değişik işler b u ­ larak kendi geçim ini sağlayabildi. Bir a ra , o devirde m u h a ­ cerette b u lu n an tan ın m ış Rus yazarı İvan Turgenyev (1818-1883)’in y a n ın d a çahştı. Fransızcası ilerleyince G aspı- ralı b ir reklam şirketi için tercüm eler de yaptı. Bu faaliyetle­

rin in dışın da G aspıralı, A v rup a k ü ltü rü ve cem iyetini de inceliyor, in tib aları h a k k ın d a n o tla r ah y o rd u . D ahe son ra G a s p ır a h bu intib aların ı İsta n b u l’da yayınladı ('*).

(16) E. J. Lazzerini, ay n .esr., s.4.

(17) S. C. K ınm er, ay n .esr., s . 19.

(18) A vrupa M edeniyetinde Bir Nazar-ı M uvazene, İstanbul 1302 (1885), s.29.

Bu eser G aspıralı’nın en uzun denemesi olması bakınundan en mühim ese­

ridir denilebilir. Bu eserde onun A vrupa medeniyeti hakkındaki görüşlerini ve aynı zam anda sosyalizme karşı aldığı tutum u görmekteyiz.

17

(26)

1874 yılının so n u n d a İsm ail G aspıralı, M arsilya lim a- nm dan hareketle İstanbul’a vasıl oldu. İstanb u l’da m ütercim ­ lik yapan am cası H alil E fe n d i’nin y a n ın d a kaldı. G aspıralı am casının d a yardım ı ile çeşitli k a p ıla ra b a şv u ra rak askerî okula kaydolm ak istemişse de, devrin sadrâzam ı M ahm ud Ne­

dim P aşa d u ru m u R usya elçisi b a ro n N ikolay P . İgnatiyev’e bildirince G aspıralı’nın m üracaatı geri çevrildi. G aspıralı m ü­

racaatına cevap beklerken A n a d o lu ’n u n çeşitli köylerini, İs­

tan b u l’d ak i ok ulları incelem iş, O sm anlıcasını ilerletm iş, St.Petersburg ile M oskova’da yayınlanan Rus gazetelerine do­

ğu hayatı h ak k ın d a siyasî olm ayan yarı hayali m akaleler yol­

lamıştı. Bir yıl kadar İstanbul’da kalan Gaspırah mür&caatımn red edilm esi üzerine 1876 yıhnın kışın d a K ırım ’a geri d ö n d ü («»).

T e k ra r K ırım ’da : İsm ail G a sp ıra h ’nm K ırım ’a d ö r a ş tarihi o lan 1875’in sonları ile B ahçesaray Belediye Reisi se­

çildiği 1878 yılında k a d a r olan faaliyetleri h a k k ın d a elim iz­

de pek az bilgi b u lu nm ak tadır. Y usuf A k ç u ra ’n m ifadesine göre “ o , bu yıllarda fiilen çahşm adı, fak a t m illî hay atı d e­

rinlemesine tetk ik e tti” (“ ). B aşka b ir kay n ağa göre ise, bir mektepte Rusça dersler verdi. F ak at ilerici görüşleri onun 1878 başlarında b u rad an da istifa etm esine sebep oldu. Bu dönem ­ lerde o kahvehanelerde Rus gazetelerinden sözlü o lara k yap­

tığı tercüm elerle çevresinde insanlar to p la m a alışkanlığı edinmişti.

1878 ile 1883 yılları aı asında İsm ail Bey, Bahçesaray Be­

lediye Reisi olarak vazife yaptı. O n u n bu resm î görevindeki faaUyetleri h ak k ın d a fazla bilgim iz yok. A ncak o n u n şehir-

(19) S. C . Kırımer, ay n .csr., s.21; E. J. Lazzerini, ayn.esr., s.5.

(20) Y. A kçura, Türkçülüğün T arihi Gelişimi, (yeni yazı l.b sk ), İstanbul 1978, s.93.

18

(27)

de bir h astah an e inşaası ve şehir yollarını ışıklandırm ak h u ­ su su n d a k i te k lifle rin in m a d d î k ay n a k b u lu n a m a m a sı dolayısıyla reddedildiğini biliyoruz. G aspıralı b u n u n dışın­

d a , o k u m a yazm a bilm eyen yetişkinlere açtığı gece kursları d a parasızh k nedeniyle çok kısa öm ü rlü oldu O').

G azete Ç ık arm a F i k r i : G asp ıralı’nın en m ühim faa li­

yeti hiç şüphesiz çıkardığı gazete o ld u . Bu gazete olm ad an ne, G a sp ıra lı’nın T ü rk D ünyasında tanınm ası ne de, fikirle­

rinin yayılm ası m ü m k ü n olacak tı. G asp ıralı, gazete çık arm a ko n usunda çeşitli şahıslara danıştı. Belediye Reisliği esnasında N ijni N ovgorod ve K azan ’a giderek b u ran ın ileri gelenleri ile g ö rü ştü . G ö rüştüğü şahıslar arasın d a tan ınm ış din âlim i ve tarih çi Ş ihabeddin M ercanı de vardı, o G aspıralı’nın bu fik ­ rini c a n d an desteklem iş idi. B unun d ışında altın m adeni sa­

hipleri olan Z akir ve Şakir Remi (ev) kardeşler T ercüm an’dan çok d ah a so n ra yayınlanm aya b aşlayan R usya T ürklerinin neşr ettikleri en tesirli gazetelerden V akit ve Ş ura dergisinin naşirleri o lm u şlard ır. H er iki kard eş de, Rusya T ürkleri a ra ­ sında neşriyat faaliyetlerinin ne kadar trtiyük ehemmiyete haiz old u ğ u n u gayet iyi anlam ışlar ve aşırı m u h afa za k a rla rın dinî bahanelerle bu nevî faaliyeti engelleme çalışm alarından da çok rahatsız oluyorlardı. Mesela, Şakir, ağabeyine yazdığı bir m ek­

tu p ta böyle dem ekte idi. “ Bazı a d a m lar G a sp rin sk i’nin ga­

zete yayınlam aya hazırlandığını duyarak, korktular ve uzaklan tehdit e d e r e k ... G azete, g a z e te ...âlem in bozul­

m asına sebep oluyor, d iy o rla r” p ) .

(21) E. J. Lazzerini, ayn.esr., s .I I .

(22) Z akir Remi (ev) (malılası : Derdm end) (1859-1921) O renburg vilayeti Ister- litam ak ilçesi Cırgen köyünde bir tüccar üleşinde dünyaya gelmiştir. A rap ­ ça. Farsça ve Rusça öğrenm iş, 1880’de İstanbul’a gelerek dil ve edebiyat tetkiklerinde bulunmuşrur. Talar edebiyatında kendine mahsus mektep (ekol) kurm uş “ D erdm end” m ahlası ile jiirler yazmıştır. Tafsilen bk. N. Devlet,

“ ö lü m ü n ü n 50. Yılı Dolayısıyla Zakir Remi (D erdm end)” , Kazan, 1, sayı 4 (1972), 5.32-36.

(23) L. Klimoviç, ayn.m kl., s.4.

(28)

G a sp ıra h ’n ın gazete çık arm a fikri R usya T ü rk leri a ra ­ sında o rijin al b ir fikir değildi. Ç ü n k ü b u n d a n önce de, bu k o n u d a teşebbüsler olm uş, h a tta gazete bile çıkm ıştı. Bilinen ilk teşebbüs yarısı T ü rk çe, yarısı R usça o lm ak üzere K azans- kie İzvestiya (K azan H aberleri) ad lı b ir gazete çıkarm ak için yapılm ıştı. F a k a t resm î m ak a m la r b u n a izin verm em işlerdi (^). B u n d an so n rak i B a h rü l-A h b a r, Yıldız ve T an ğ Yıldızı adlı gazeteleri çık arm a teşebbüsleri de ak a m e te uğratılm ıştı.

A n c a k 1870’te T ü rk istan G enel Valisi K a u fm a n n ’ın em ir ve yardım ları ile T aşk en t’te T ü rk istan V ilâyetinin Geziti adlı ya­

yın organı neşr edilmeye başlanm ıştı. F a k a t bu gazeteye T ü rk gazetesi dem ek m üm k ün değildir. İlk T ü rk gazetesi ise, A zer­

baycanlI H a şa n Z erd ab î (1837-1907)’n in kısa ö m ü rlü Ekinci (1875-1877) gazetesi idi (^0-

E k in ci’n in k a p a n m a sın d a n so n ra ise 1879’d a G aspıralı gazete çık arm ak için ilk m ü ra c aa tın ı su n d u , fa k a t reddedil­

di. O , yılm adı ve üç yıl b o y u n ca değişik vali ve b a n k a la ra giderek b u ricasını te k ra rla d ı. A n cak d ö rd ü n cü yılda Peters- b u rg ’d a n gerekli izni alabildi (^‘).

G asp ırab , gazete çıkarm ak teşeb b ü sü n ü n y anın da d i­

ğer yayın faaliyetlerini sürdürm eyi de ihm al etm edi. G azete yerine geçebilecek sekizinin adı tespit edilen (T onguç, Ş afak, K am er, A y, Yıldız, G ün eş, H a k ik a t, ve L atail) oniki adet, her b iri bir-iki sahifeden ib are t, b ro şü rler y ayınladı. Bu b ro ­ şürler genel k o nularla birlik te dil m eselesini de inceliyorlardı (^’). A km escit’te oldukça kö tü taşbasm a ile yayınlanan T on- guç’ta dil hususun d a aşağıdaki sa tırla ra rastlam aktayız;

(24) A . Bennigsen-C. Lem ercier-Q uelquejay, L a Presse el le m ouvem enl chez les musulmııns de Russie avsni 1920, P aris 1964, s.22.

(25) N. Devlet, ayn.esr., s .32 v.d.

(26) C. Validov, ayn.esr., s .82.

(27) E. J. Lazzerini, ay n .esr., s . 12.

20

(29)

“ M illetimizin eseri olan dilimiz, edebiyatta işlemnemişse de, eğitim e ve k avaide (k u rallara) gelecek dildir. G ayet n a ­ zik T a tar türkülerinden, Nogay cönklerinden, Kırgız ve T ü rk ­ m en cırların d a n anlaşılır ki, eğer dilim iz u sta b u lu p , kalem alınıp işlenirse, şim dikine göre çok dereceli p a rla k ve kulla­

nışlı o lu r ...M uradım ız dilimizi ilerletm ektir” (“ ). Gas- pıralı 1881-1882 yılların d a yuk arıd aki b ro şü rlerin dışında üç eser d a h a kalem e aldı. B unların ilk ikisi T ü rk çe {M irat-ı Ce- did) ve (Salnam e-i T ü rk î) ile b ir R usça (R usskoe m usulm ans- tvo) idi. İlk ikisi İsm ail Bey’in k arak teristik u slû b u n a uygun o lup , d id ak tik oku y ucuy a, bilhassa yarı cahil T ü rk ’e basit şeyler h a k k ın d a bilgi verm eye yönelikti.

M irat-ı C edid (Yenilik aynası) ad h b u 14 sahifelik b ro ­ şü r hay v an lar âlem i, R usya M üslüm an ları için M ekke (hac) yolu, çay yetiştirm e, İsta n b u l’un kısa b ir tarihçesi gibi k o ­ nuları ihtiva ediyordu. O , bu broşürüne, İslâm yasalarının y o ­ ru m u na göre yasak olm asına rağm en konuların bazılarını izah için resim ler de ko y m u ştu . G a sp ıra h 1901’de yayınladığı Beden-i İn san adlı b ro şü rü n d e de, inskn an ato m isin i göste­

ren resim ler basm ış ve ilim öğrenm ek için M üslü m anlar da her tü rlü resm i ku llan m ah lard ır diye fikir yürütm üştü(^’).

1882’de B ah çesaray ’d a y ayınlanan Salnaroe-i T ü rk î (T ü rk yılhğı) adlı eserini ise a lm a n ak la rd a n , coğrafya ve ik ­ tisat k ita p la rın d a n , R usça, O sm an hca ve F ransızca k a y n a k ­ lard an y ararlan arak hazırlanm ış ve b u eserinde tarihî, coğrafî olay ları, değişik ülkelerdeki eğitim sistem lerini, basını, sağ- hk k o n u ların ı ve h a tta tre n seferlerini de izah etm işti. G aspı- r a h ’nın her iki araştırm ası da M ü slü m an lara dünyayı d ah a iyi k a v ra tm a k gayesi ile kalem e alınmıştı(^®).

(28) Y. A kçura, ay n .esr., s.96 v.d.

(29) E. J. Lazzerini. ay n .esr., s. 12 v.d ve not 15 (s.42).

(30) a y n .esr., s. 13.

21

(30)

M irat-ı C edid ve Salnam e-i T ü rk î M üslüm an o k u y u cu ­ lar için yazılm ış ise R usskoe m usulm an stvo ülkenin y ö n e ti­

m ini ellerinde tu ta n R uslara h itap eden bir e s e rd iO - Bu eser o n u n ad m m ve fikirlerinin R uslar ta ra fm d a n da tanm m ası- n a yol açtı. 1881 yılında T a v rid a adlı R us gazetesm in 43, 44, 45, 46 ve 47. say ılarında te frik a edilen bu eser d a h a so nra ayrı b ir k itap halinde basıldı. G asp ıralı bu eserinde R u sy a’

d ak i İslâm cem iyetinin d u ru m u n u incelem iş ve m odernleşm e ko n u su n u ele alm ıştı. Bu eserde değişik k o n u lara d a el atm ış olan G aspıralı, M üslüm an o k u lla n n eğitim sistemini m od ern ­ leştirm e, T atarcam n o ku llard a ders o lara k okutulm ası, M üs­

lüm an yayına ve basınına k o n u lan k ısıtlam alann gevşetilmesi gibi k o n u lar y an ın d a R uslarla M ü slü m an lar a rasın d a y ak ın ­ laşm anın gerektiği husu su n u vurgulam ıştı. A ncak bu y a k ın ­ laşm anın birbirin e h ü rm et, belli başlı h ak ve h u k u k ların tan ın m ası esasına göre, yani eşit şa rtla rd a olm ası gerektiği­

ne de işaret etm işti(” ). G aspıralı, “ R usya M üslüm anları, R us v atan ın ın m enfaatlerin i b ilm iy o rlar ve o n ların h issettik ­ lerini h issetm iy orlar” diyerek T ü rk lerin m enfaatlerin in ayrı o ldu ğu nu d a ifad e etm işti(” ).

A ynı şekilde asim ilasyon (eritm e) ve R u slaştırm a p o li­

tik asın a da karşı old u ğ u n u açık ve seçik o larak ifade etm iş- tiO*). Kısacası G asp ırah , R uslarla eşit şa rtla rla o rtak lık işbirliği yapabileceğine işaret ed iy ord u. O , b u n u n la geri k al­

m ış o lan T ü rk leri R usya k an ah ile b a tıd a n (A vrupa) ah n a- cak ilim ile kalkındırm ayı planlıyordu. B unun için ise Ruslarla işbirhği yapm ak gerekiyordu.

(31) Society for C entral A sian Studies (O xford) 1986 yılında tıpkı basımını yap­

m ıştır.

(32) E . J. Lazzerini, ayn.esr., s. 14.

(33) C. Validov, ayn.esr., s.29.

(34) ay n .esr., s.29 v.d.

(31)

T E R C Ü M A N G A Z E T E S İ (1883 - 1918)

G aspırah 1882 yıhnda Petersburg’a yaptığı son ziyaretten sonra nihayet T ercüm an gazetesini çık arm ak için gerekli izi­

ni alabildi. G azete T ü rk çe ve R usça (T ercü m an /P erev o tçik ) o lm ak üzere iki kısım dan m üteşekkil olacaktı.

C .S. K ın m er’in ifadesine göre G aspıralı’ya bu izinin ve­

rilmesinde aşağıdaki faktörler rol oynam ıştı. Kırım ’ın Rus h a ­ kimiyeti altına girmesinin 100. yıü Nisan 1883’te kutlanacaktı.

Bu tarih î k utlam a dolayısıyla Rus hüküm etinin anadilde (Tür- çe) bir n eşriyata m üsaade etm iş olm ası m uhtem eldir. Kırım H an h ğ ı, O sm anh İm p a ra to rlu ğ u ’n u n him ayesinden k o p a rı­

lıp a h n d ık ta n so n ra d a , iki ülke arasın d ak i d ü şm a n h k son a erm em işti (En son çatışm a 1877-78’de olm uştu). H ü k ü m etin T e rc ü m a n /P e re v o tç ik adlı gazetenin neşrine m ü saade etm e­

si yerli M üslüm anların R usya’ya karşı sem pati duym alarını sağlam ak gayesi ile de izah olunabilir. Bu ihtim allerden m i, veya b aşk a sebeplerden m i, yaym a ndden m üsaade edildiği h akk ın d a kesin bilgimiz y ok. Fak at T ercüm an/P erevotçik g a­

zetesinin K ırım ’ın R uslar ta ra fın d a n işgal yıldönüm ünden iki gün so n ra yaym a başlam ası (10 N isan 1883) ve G a s p ıra h ’nın gazetesinin ilk sayısında (R usça bölü m ü nd e) yazdığı aşağı­

d ak i satırlar bu ihtim alleri destekler m ahiyettedir. (M akale­

de şu satırlar m evcuttu) : “ T am yüz yıl önce 8 N isan 1783’te düzensizhk ve k an h olaylar dolayısıyla tam am en m ah vo lan k ü çü k h a n h k (Kırım H anlığı) d ün y ad ak i en b ü y ü k im p a ra ­ to rlu ğ u n bir parçası oldu ve bu gücün hakim iyeti ve adil k a ­ nunlarının himayesi altında barışa k a v u ş tu ...Diğer halklarla bugünü kutlay an Kırımlı M üslüm anlar yüz yıldan beri y a ra r­

lan d ıkları b u iyi davranışları in k âr edem ezler” (^^).

(35) E. J. Lazzerini, ayn.esr., s. 17. .<\yncabk. Perevolçik no. 1, 10 Nisan 1883, s.l.

(32)

Bu ifadeleri kullanm adığı tak d ird e G a sp ıra h ’ya gaze­

teyi neşr etmesine m üsaade edilmeyeceği anlaşılm aktadır. Gas- p ıralı T e rcü m a n ’] yaym layabilm ek için rejim e karşı m ülte- fid d a v ran m ak zo ru nda idi. Bu şekilde d av ran m asa o, gaze­

te ç ık arm ak için gerekli izini alam az ve yaym a b aşlad ık tan so n ra d a , tu tu m u n u değiştirdiği tak d ird e kısa z a m a n d a sa n ­ sü rü n k u rb am olu r ve gazetesi k a p a n ırd ı. D olayısıyla o, fi­

kirlerini m üm kün olduğu kad ar yum uşak ve örtülü anlatm ak, R us hük üm etini k ızdırm am ak z o ru n d a idi. A ncak bu sayede gazetesi uzun öm ürlü olabildi. G aspırah, şartlar elverince daha açık ve kesin yazm aya b aşlam ak la asıl görüşlerini, b u uzlaşı­

cı tu tu m u , b ask ıd an k u rtu lm a k için aldığını o rta y a koym uş oldu. Z a ten , nispeten h ü rriy et getiren 1905 I. R us İhtilâline kad ar R usya T ürkleri to p la m olarak a n c ak 11 gazete çıka- rabilm işlerdir. Y aym a izin verilenlerin b ü y ü k çoğ unluğunun resm en yasaklanm ası d a , ağır sansü r şartların ı gösterm ek te­

dir. T ercü m an , T ü rk gazeteleri a ra sın d a en uzu n yayın h a ­ y atında kalm ayı becerebilmişse (1883 - 1918) işte bu tem kinli siyasetinden dolayı idi(“ ).

T e rcü m a n ’ın T ürkçe bölüm ü de, R usça bölüm ü nü n ay­

nısı idi. G azete h ak k ın d a d a h a geniş bilgi sahibi olabilm em iz için T ü rkçe b ö lüm ü nü de incelem ek y a ra rh olacak tır. G aze­

tenin sağ üst köşesindeki sütunda şu ifadeler bulunm akta idi :

“ G azete idaresi B ahçesaray’d a d ır. Dere ve neşir o lu n ­ m ak içün ciberilen (yollanan) kâğıt v a ra k yazıcının adresi ve im zası ile olm ah. B unlar gerek hald e k ısk alan u r (kısaltılır) ve neşr olunm ayan halde p o ç ta (posta) ileri geri ciberilm ez (yollanm az)” .

Sol köşedeki sü tu n d a ise gazetenin neşir tarihi hicri ta k ­ vime göre (15 Cem azielahir 1300) verildiğini görm ekteyiz. Bu sü tû n d a ise aşağıdaki ifadeler b u lu n m a k ta d ır :

(36) N. Devlet, ayn.esr., s .33 v.d.

24

(33)

“ G azetenin bir yıllığı p o çta hak kı (posta ücreti) ile d ö rt R ubledir. A ltı aybğı iki R uble elli K opeyktir. S atu d a (p era­

kende) bir n om eri (sayısı) on kopeyktir. İlânın her sa tırın ­ d an bir lisan üzere o ld u k ta d ö rt, iki lisan üzere altı Kopeyk alın ır. Sırt (?) a ltın d a olu r ise fiyatı iki k a tıd ır” .

İlk sayının m uhteviyatı (m ü n d ericat)’ında şu bölüm ler olduğunu görm ekteyiz ; İdareden; yüz yıl başı; R u sy a’da M atbuat-ı İslâmiye; M ü nacaat (İdareye M ektuptan); A hbar-ı M ahalliye; A hbar-ı D ahiliye; A h b ar-ı H ariciye; ilanat.

Bu bölüm leri sırasıyla incelersek T e rcü m a n ’ın tu ttu ğ u yolu d a h a iyi an lam ak m ü m k ü n o lacaktır. G azetenin T ü rk ­ çe bö lüm ü o lan T ercüm an ile R usça b ö lü m ü olan P erevo t- çik tıpatıp birbirlerinin tercüm eleridir, ancak çok az m izanpaj (yazı düzeni) farklılığı gösterm ek tedir. T ürkçe b ölüm ün b i­

rinci sahifesindeki “ M ü n a c a a t” kısm ı yok iken R usça kıs­

m ın d a b u lu n m a k ta d ır. G azetenin ilk sahifesinin en m ühim bölüm leri “ İd are d e n ” , “ Y üzyıl” ve “ R usya’d a M atb u at-ı İslâm iye” adlı bölüm lerdir. Kısaca incelersek şu aşağıdaki sa­

tırla r d ik k ati çekm ektedir :

“ İd are d e n ”

G azetem izin neşrine başladığım ızdan okuyucularım ıza ifadem iz o ld u r ki, R usçasında kullandığım ız lisan T ü rk lisa­

nının şivesine ve İslam ların m atb u a t h ak k ın d a olan itik a t­

larına m üm kün k a d a r uyguncadır. Bunun ile beraber maişet-i m edeniyeden faydalı a h b a r (haberler) ve efkâr-ı beyanı (k a­

m u oy u) ve levazım at-ı m illiyem izden (millî ihtiyaçlarım ız) cem iyet-i R usu h a b e rd a r etm ek “ T ercü m an ’m ” başlıca hiz­

m eti olacağı m alûm e d iliy o r... A km escit ve G orki şehir­

lerinin D arül-m uallim in nazırının ve K azan Ç ernyavskiy hazretleri- m alum atlı islâm lardır.

25

(34)

M üftü -zad e ve Y ahya O ğlan (ov)- ve ulem a-i k iram dan bazı m üderrisler m uavenat kılm aya d a b ulu n m ay a söz v er­

dikleri kem al-i m em nuniyet ile ih taz ediyoruz. Bu halde

“ b ism illah” ile işe tu tu n u p h a k ik a t ve m aarifet içün kalem e yapıştık. “ T e rcü m an ” ın derece-i faydası ve m atlu b u n a m u- afık yolda olup olam adığı h u su su n d a m uhakem e ileride olup ol m ahkem enin kadısı d ah i biz olm ayacağım a şik â rd ır” Bu satırlardan T ercüm an’m M üslüm anların ihtiyacını Ruslara d u ­ y urm ak gibi m ühim bir görevi üstlenm ek istediği anlaşılm ak­

ta d ır. B unu yap arken de ça rh k yönetim i ile herhangi bir çatışm aya girm ek istem ediği, resm î politik a ile uyum göste­

receği aşağıda bir b ö lü m ü n ü vereceğim iz “ Y üzyıl” başhklı yazıdan d a anlaşılm ak tad ır:

“ Y üzyıl”

A p ril (N isan) sekizde-K ırım ’ın R usya devletine koşul- d u ğ u n a (katılm asına) yüz yıl o lu y o r... Tam yüz yıl b urun (evvel)- 1783 senesi A pril sekizde k an d öküm ler ile naçarla- nıp (kötüleşip) nizam sızlık ve b askınlar ile perişanlanm ış u fa ­ cık hanlık âlem in en b üyük devletine koşulup güçlü hüküm et ve adil kan un lar ile kurcalanıp (çevrilerek) rah atı bulm uştur.

O gün cüm le R usyalIların kıvançh ve ferahlı günü olm uştur ki, Kırım Rusya’ya koşulm asıyla m emalik-i cenubiyede ve şar- kiyede n üfusça çok tera k k i e y le m iştir...”

G aspırah d a , b u g ü n Sovyetler Birliği genel ta rih a n la ­ yışına göre, eser veren tarihçiler gibi, K ırım ’ın ve o n u n T ü rk halk ın ın R usya’ya katıldığı ifadesini k u lla n a ra k , b u n u n san ­ ki halkın arzusu ile gerçekleştiğini ve b u n d a n h alk ın y a ra r­

landığını belirtm ek z o ru n d a k alm ıştır. Bu ifadelerin gerçeği yansıtm adığı apaçık bellidir. Ç ü n k ü hiçbir m illet veya devlet kendi arzu su ile bağım sızhğından vaz geçerek b a şk a b ir dev ­

(35)

letin hüküm ranlığını kab u l etm ez, b u n u d üşün m ek m antık dışı bir görüş o lu r. F a k a t G aspıralı, çarlık d önem inin tarih î g örü şü ne sadık kalm adığı tak dird e bu gazeteyi yayınlayam a- yacağı için K ırım ’ın işgalini “ k a tılm a ” şeklinde y o rum laya­

rak ifade etm ek zorunda kalm ıştı. Bu uzlaşıcı tutum da, yuka­

rıd a ifad e ettiğim iz gibi gazetenin uzun öm ürlü olm asına hiz­

m et etm işti. T e rcü m a n ’ın ilk nüshasının ilk sahifesinde d ik ­ kati çeken diğer bir bölüm ise “ R usya’d a m atbuat-ı islâmiye”

adlı m akale idi. Bu m akalede T e rcü m a n ’d a n önce de T ürk çe o lara k değişik gazete ve dergilerin yayınlanm ış olduğu bildi­

rilm ektedir. M akalede ilk olarak h üküm etin katkısı ile 15 yıl­

d an beri T aşk en t’te “ T ürkistan G azetesi” (asıl adı: T ürkistan Vilayetinin Gazetesi) yayınlandığı, b un u n dışında H aşan Bek M elik (ov) ta ra fın d a n 1875’te B ak u ’d a E kinci a d h b ir gaze­

tenin çıkarıldığı fakat b unun kısa öm ürlü olduğu, bundan son­

ra ise 1879’d a T iflis’te Ü nsi-zade ta ra fın d a n Ziya-i K afkasî adlı gazete ile Keşkül adlı b ir derginin yayınlandığı belirtil­

m ektedir. G azete verdiği bu m alu m a tla r ile R usya İm p a ra ­ torluğu dahilinde Türkçe neşriyata ihtiyaç olduğunu ve bunun örnekleri olduğuna işaret etm ektedir. Gazetenin “ Ahbar-ı m a­

halliye (M ahallî h a b e rler)” b ö lü m ü n d e ise en m ühim hab er, belki de K ırım m ü ftü sü Knez Ali Bek H u n k a l (o f)’u n im p a­

rato rlu ğ u n M o sk o v a’d a düzenlenecek taç giym e m erasim ine katılacağı h ususun d ak i h a b erd ir (^**).

G asp ıralı, gazete çık arm ak için gerekli izini alınca hem gazetesini tan ıtm a k , hem de m ad d î destek sağlam ak m ak sa­

dıyla ab o n e kaydetm e işine girişti. Bu m ak sa tla o , S t.P eters- b u rg ’ta n d o ğ ru d an doğruya N ijni N o v g o ro d ’a gitti ve

(36“) T ercü m an /P erev o lçik ’in ilk nüshasının birinci sahifesini A . Bennigsen- C . L em ercier-Q ulguejay’nin (L a Presse et le M ouvem ent N ational chez Ics M usulm ans d e Russie avant 1920, P aris, Paris 1964) eserinde basılan kop­

yasından (s.38-39) yararlanarak inceleyebildim.

27

(36)

buradaki panayırda toplanan Türklere Tonguç adlı broşürünü d a ğ ıta ra k çıkacak olan gazetesi için ilgi to p lam ay a çalıştı. İlk yılda 51 nüsha yayınlamaya söz veren G aspırab, üç ruble yıllık ücret karşılığı 100 kad ar ab on e to p la m a k başarısın a erişti.

N ijni N o v g o ro d ’tak i bu başarısı üzerine K azan’a gittiyse de, b u ra d a ilgi görm edi. A ncak Z akir ve Şakir Rem i (ev) k a r­

deşler ve K afkasyalI A llah y ar Beyle faydalı fik ir teatisinde bu lunabildi (’l .

G aspıralı, gazetesini çıkarm ak için izin alm aya, izin al­

d ıktan sonra da abone toplam aya başladığı sıralarda Simbirsk vilayetinden zengin bir tüccar olan İsfendiyar A k ç u ra ’nm kızı Z ü h re ile evlenmeye k a ra r verdi. O , Z ü h re h a n ım la d ah a ö n ­ ce Y alta’d a tanışm ış ve her ikisi b irb irin d en h o şla n a rak ev­

lenm eye k a ra r verm işlerdi. F a k a t, Z ü h re hanım ın b ab ası İsfendiyar Bey bu izdivaca k arşı o lu n ca, G aspıralı bir hileye başvurdu. Z ü h re ’den evUliğe m u v afak at verdiğini belirten ya- zıh bir belge a la rak , b u n u n la U fa ’d aki m üftülüğe m ü racaat etti ve bu belgeyle m üstak b el eşi olm aksızın gıyaben nikah kıydırdı. Aldığı nik ah belgesiyle te k ra r İsfendiyar Bey’e gi­

den G aspıralı, bu sefer Z ü h re ’nin k a n u n î eşi o ldu ğu nu be­

lirtti. B aba, başta itiraz ettiyse de, b u evliliğe m u v ak afatin i verdi. İsm ail Bey’in Z ü h re h anım la evliliği çok başarıh oldu.

K azan T atarcası ile iyi bir eğitim görm ü ş ve aynı z am an d a Rusçayı da iyi bilen eşi, G a sp ıra lı’n ın her tü rlü yazışm ala­

rında, gazete yayınlama işinde ve diğer faaliyetlerinde çok bü­

yük yardım cı o ld u . O , k o casın ı h er tü rlü z o rlu k ta d estekliyordu. B unun dışında Z ü hre h an ım evhhğe çok m ü ­ him bir şey getirmişti; o d a kıym etli çeyizi ile şahsî varhğı idi.

Şayet Z ühre hanım ın belli b ir serveti olm asa idi, G asp ırah ne b ir m atb aa açabilir, ne de gazetesini yayınlayabilirdi. Ç ü n ­ kü gazete için abonelerden toplanan p a ra çok yetersizdi. Zühre

(37) E. J. Lazzereni, ay n .esr., s . 18.

(37)

han ım ın sağladığı m ad d î im kân o derecede olm alı ki, G aspı- ralı İsta n b u l’dan özel b ir m ü rettip de getirtebilm işti.

İlk yıllarda Tercüman/Perevotçik’e abone bulm ak hayli güç o lm u ştu . 1888 y ıh n da ab onelerinin sayısı 300’den biraz fazla idi. Bu p ro blem e rağm en G asp ırah , eşinden gördüğü destek sayesinde gazetesini yaşatab ildi(” ).

Tercüm an/Perevotçik d ö rt sahifeden ibaret o lup , y arı­

sı T ü rk çe, yarısı da R usça y ayınlanıyordu. îlk y ıllard a R u s­

ça yazılan m etinleri T ü rk ç e ’ye H a şa n N uri Bey tercüm e ediyordu. 1905 yıhnın sonuna doğru, yani I. Rus ihtilâlini m ü­

teak ip , G asp ırah gazetenin R usça b ö lü m ü n ü n neşriden v az­

geçti. D a h a do ğru su a rtık b u n a ihtiyaç kalm am ıştı. G ene de G a sp ıra h m akalelerini R usça yazm aya devam etti. T abii ki, bu m akaleler T ürkçeye tercü m e ettirilerek yayınlanıy ordu.

T ercüm an/P erevotçik 1904’e k a d a r h a fta d a iki, 1906’d a n so n ra h a fta d a üç, 1912’den so n ra ise g ü nlü k o la ­ rak yayınlandı. 1905 yıhnın sonlarında* gazete b iraz isim d e­

ğişikliğine u ğ radı ve Tercüman'i Ahvâl-i Zaman diye ad lan d ırıld ı. B una rağm en gazetenin m izan p ajı ve m u htev i­

yatı hem en hem en hiç bir değişikliğe u ğ ram ad ı. H e r sayıda ilk b a şta G asp ıralı’nın bir veya iki m akalesi, R usya iç h a b e r­

leri, dış h a b e rler, seri m akaleler, seyrek o larak fo to ğ ra fla r, resm î bildiriler (bilhassa M ü slü m anlarla ilgili o lan ları), R us basınından, dah a sonraları R usya’daki T ürk basını güçlenince o n la r d a n seçm eler, k ita p ta n ıtm a la rı ve ilâ n la r bu - lu n u rd u P ) .

G azetenin neşr edildiği ilk yıllarda yalnız m ad d î p ro b ­ lem leri çözm ek değil, halk a gazete fikrini yaym ak d a, Gas-

(38) a y n .e s r , s.19-21.

(39) ay n .esr., s.21 v.d.

Referanslar

Benzer Belgeler

Buna göre Clebsch- Gordon katsayıları bu iki baz arasındaki geçiş

Türk kamusal sorumluluk hukuku da, tüm bu kalıntıların sarmalında sıkışmakta; kutsal ve dizgilenemeyen otorite kullanma geleneğinin bireyleri ve hukuk devleti

Süreklilik gösteren ve göstermeyen gelir ve giderler; olağan gelir ve kârlar, olağan gider ve zararlar; olağan dışı gelir ve kârlar ve olağan dışı gider ve zararlar

Yılında Namık Kemal içinde (İstanbul: Marmara Üniversitesi Yayınları, 1988), 60... tabiata ve hakikate ters

Meşrutiyet döneminde, 1908 seçimlerinde İzmir’den milletvekili seçilmekle bilfiil siyasetin içinde de yer almış ve daha sonra 1912 ve 1914 seçimlerinde de İzmir mebusu

Çünkü yalan; bilinen şeyler hakkındaki tasavvur ve düşünceni ifsad eder.Buna ilâve olarak; bu bilinen şeylerin insanlara karşı şeklini de ifsad eder.. Çünkü yalan;

Bu titreşim dalgalarının yeni öğrenilenlerin ya da deneyimlerin uzun süreli hafızada depolanması için gerekli olduğunu düşünen bilim insanları olsa da diğer bilim

Aralarında kırkbirbuçuk yaş fark vardır Hâmit ona hayrandı... te'tijgvvtîr ett\_ cjLeıfirm/ Çeşmim kapanınca