• Sonuç bulunamadı

İÇİNDEKİLER Görüş, Edebî tahlil

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "İÇİNDEKİLER Görüş, Edebî tahlil "

Copied!
12
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

t

i djj t i|H a | d

Öm er K h ayyam

İÇİNDEKİLER Görüş, Edebî tahlil

Beşşar Bin Burd

Büyük Milletlerin Ruhları Kıt’a (şi‘ir)

Bir Edebî inkişaf Örümcekler Siyasî Düsturlar Yüksek Duygular Ömer Khayyam dan Halk edebiyyatı Himaye’i eşcar

Dr. AB. Djevdet Zeki Magamez Prof. Boutmy Dr. AB. Dj

İçtihad

Ebubekir Hazim Dr. G. Le Bon y Filorinalı Nazım Morali zade Rif’at

M. Seyranî r

Cem’iyyeti r

Orhaniye Matbaası

(2)

Kuruş Akli selim(Eski harflerle) 527sahifeli 100 Aklı selim ( yeni Türk harflerile )

548 sahifeli 135

Ruhulekvam(eski harflerle)274 sahife 100 Dün ve Yarın ( » » )254 » 50 İlmi ruhi içtimaî(» » )287 » 50 Adabı müaşeret rehberi (Resimli, eski harflerle) 509 sahifeli 150 Dilmestî’î Mevlana (Eski harflerle) 50 Bir zekâyi feyyaz(Eski harf ve resimli)25 Mekârimi ahlakiyye ve din (Eski harf­

lerle 74 sahifelik 25

Harb ve sözde eyilikleri(Eski harf­

lerle) 219 sahifelik 75

Asırların panoramsi'( Eski harflerle,

resim li) sahifelik 50

Felsefe’i istibdad (Eski harf) Alfierinin,

resmile 272 sahifeli 50

Ruba.iyyatı Khayyam ve Türkceye - tercümeleri. ( Eski harflerle, resimli,

453 sahifeli 100

Avrupa harbinin psikolocyası ( Eski haillerle, resim li)708 sahifelik 100 Bankalar ve mu’amelatı (Eski harf­

lerle ) 89 sahifelik 50

Yollar ve İzler Dr. Kaya Beyin şiirleri 69 sahifelik 5o Bir filosofun şi’irleri (Yeni Türk harflerile) [ Posta parasile | 100 Dimağ ve Melekâti akliyye ( Resimli 478 sahifelik) nushasi çok az kaldı 200

Ingiliz kavm i ( 3 kitap ) 150 Antoine ve Cleopatra

« Shakespeare » den tercüme 75

« İctihad » in bulunduğu yerler:

Kadı k ö y ü n d e Muvekkithane caddesinde Tütüncü C afer E fen d i,

K öprü üzerinde M. K em a l E fen d i,

Büyük Ada da iskele başında Tütüncü N ik o E fen d i

Dükkanları.

FİSlOLOGlE MÜESSESESl

FA‘ALİYYET VE NEŞRİYYAT VE

TEKAMÜL PROJESİ

Aziz ve fazıl meslekdaşımız Prof. Dr. Kemal Cenab bey bu iııvanla büyük 71 sahifeli bir yeni kitab neşr etd i. Meslekinin derin ve sönmez bir muhabbetle aşıkı olan « Physiolojiste » imiz bu eserile Türk üniversitesinin kıymetini Avrupaya göstermeye yardım edecek. Bu me­

sai eseri çok tebrik ve teşci olunmıya şayandır.

F e n v e ik tisa d bu aylık mecmuanın 7 inci nüshası çıktı. Tavsiye ederiz .

D em iryollaı* M ecm u a sı son nüshası kıymetli ıııaMumat ile çıkdı. okuyun.

P o s ta k u tu su :

Karelerimizden M. Subhi Beye :

İstediğiniz ictihad numrularından bu - lunanları, mahza Kolleksionunuzu ikmal edebilmeniz için , dediğiniz fiatla ve­

receğiz .

TASHİH

Geçen nüshamızda münderic ( Ateş b ö c e ğ i) ünvanlı manzumenin beşinci mısra'ında « Kandilli sineği » yazılacak iken sehven ( Kandilli böceği) dizilmiş olduğundan tashih olunur.

Bayi‘lerimize

Şartlarımız şunlardır: İctihad bay’ileri

% 25 bey'iye alırlar; 2 lira depo gön -

derirler, her iki ayda bir, ya‘ni 4 nus -

ha da bir hisab gönderirler İ‘ade kabul

olunur ve i‘ade posta parası hisabımız-

dan indirilir.

(3)

A B O N N E M E N T

Pays étrangers

Pour un an: 2Dolars Edition spéciale: 3 Dolars.

A D R E S S É

"ldjtihad,, Constantinople Téiéph: St. 865 xxvème ANNÉE

1 Août 1930

İCTİHAD

Türkçe ve Fransızca

İLMİ, EDEBİ, İKTİSADİ

No : 302

Edebî tahlil

GÖRÜŞ

Harf tebdilinden sönra çıkan mecmualar içinde en güzeli ve en vekur şimali bu mec­

muadır. Fransanın M ercu re d e F r«ince ini hayli andıran G ö rü ş onun bir az ruh sıkıcı kesifliğinden münezzehdir . Baş tarafında, çok nazik ve nafiz olduğunu ve bu meziyyetlerde emsalsiz bir ça'irimiz olduğunu söylemekde tereddüd etmek şöyle dursun büyük ve müs­

tacel bir haz duyduğumuz Ahmed Kudsi Beyin S a rk v e G arb adlı bir mekalesi var.

Bu kelimelerin Geoğrafianın C ihat! A rha a- sile bir nisbeti olmayıb bunun bir zihniyyet ve ruh i‘tiyadı murad etmesi lâzım geldiğini, ve bu ruhun ve müstenıir zihniyyetin bize nüfuz etmiş olduğunu izaha uğraşıyor.

Terbiye müderrisi aziz dostumuz İsmail Hakkı Bey N e ta fiz ik sernameli mekalesinde veciz ve süratli, bir belâğetle K a illi, B cry- so ıı u, J . J . R o u s s e a u yu kendi mekamla- rma oturtuyor. J . J . R o u s s e a u için şu pek keniş ve yüksek ve İlâhî sözü söyliyor .

«J. J. Rousseau ne Alman, ne İngi­

liz, hatta İsviçreli, ne Fransızdı; sadece insandi . Vatanı gokdu çüııki vatan yerine kiirre‘iarzı iskân etm işd i. »

Ben şu mütalaadayım ki içinden böyle bir vatandaş çıkmak bir millet veya vatan için asla bir ziyan değildir. İçinden böyle insanlar çıkan bir millet diğer milletlere karşı bir iftihar ve imtiyaz hissi duymalıdır.

Bir Eransız şairi şu harikuLadde güzel ilhamı terennüm etmişdir :

« Je tiens de ma partie un coeur qui la déborde, Et plus je suis Français, plus je me sens humain.»

Ahmed Hamdi imzalı, Ş i ‘ir h a k k ın d a adlı mekale de özlüdür.

Ş e y h z a d e B u r h a n imzalı ve B e d i‘iy y a t

ÂfeoNEMA^i:

Seneliği [24Nushâ] Türki­

ye için 2 1/2, Âlâ kâğîd- lısı 5 Liradır İDAREHANESİ Cığaloğlunda İçtihad Evi

Tarihi Tesisi:

1904 — Genève.

Yirmi beşinci sene 1 Âğustus 1930 tlediı*? sernameli mekale edebî bir tebahhur eseridir. E m e r so n un « Nothîngis mors rare in any man than an act of his own», ya‘ni «in­

sanda, kendi öz fi‘linden daha hadir olan hiç bir şey yokdur» sözünü zikr etmesi nazarı nü­

fuzu eseridir.

Şa‘irlerde de en nadir olan öz ibda‘ıdır de - mek için bunu sövlemişdir.

Bundan sonra Cevad Memduh Beyin resim sergileri hakkında mutala‘ası, kitabiyyat,musiki tenkidi ve saire ile hitam buluyor Mecmu‘anm en zengin mücevherini en sonra ya bırakdım Ahmed Kudsi Beyin üç manzumesi üç güzellik pırlantasıdır; bunlardan yalnız birini almak mümkin olmadı çünki her üçü de ayni derecede cezb ve hulûl kudretine malikdir. Bu üç nefis kevseri ruhaniyi okuyucularımızın ruhlarına sonuyorum:

BESBELLİ

Besbelli ölümüm sabahleyindir, tik ışık korkuyla girerken camdan, Uzan, baş ucumda perdeyi indir, Mum olduğu gibi kalsın akşamdan, Sonra koş terlikle haber vermeye,

« Kiracım bu sabah can verdi » diye, Üç, beş kişi duysun ve Belediye,

Beni kaldırmaya gelsin, odamdan.

Evden çıkar çıkmaz omuzda tabut, Sen de eller gibi adımı unut, Kapımı bir kaç gün için açık tut, Eşyam baka halsin diye arkamdan.

MEZAR TAŞLARI Sevmeliyiz mezartaşlarmı biz, Çünkü yalnız onlar bizi yad eder.

Şüphesiz onlardır en saf ve temiz, Ardımızdan varsa duyanlar keder.

Her sevginin artık çözüldüğü gün,

Almlarda matem, gözlerde hüzün,

(4)

Bizi yalnız onlar tanır gündüzün, Geceleyin onlar kalır beraber.

Bütün derdimizi alıp bağrına, Bizden yalnız onlar kalır yarma;

Ay ışığı düşse omuzlarına, Bir öksüzün ruhu gibi üşürler.

NERDESİN?

Geceleyin bir ses böler uykumu, içim ürpermeyle dolar: — Nerdesin?

Arıyorum yıllar var ki ben onu, Aşıkıyım beni çağran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgârlara karışır gider;

Güu olur peşimden yürür beıaber Ansısın haykırır bana : — Merdesin?

Bütün sevgileri ""atıp İçimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben, Elverir ki bir ğün bana derinden, Ta derinden bir gün bana «Gel» deskı . Âhmed Kudsî Bey oğlumuzu yürekdeıı tebrik etmeliyiz. Şimdiden büyük ve her halde çeu ince ve hassas şairdir.

Dr. AB. Djevdet

BEŞŞAR BİN BURD

Arabm büyük bir şairini bu küçük mekale ile Türk karilerine tanıttırmak isterim: Beşşar bini Burd .

Bu şairin aslı Acemdir. Arabların Acem sal­

tanatını hâk ile yeksan eden tarihi »kınlarının birinde Beşşar’ın babası olan Bürd Arabların eline esir düşerek « Basra » ya getirilmiş, bil­

ahare azad edilmiş idi. İşte Beşşar Basrada bu babadan doğdu. Hem büsbütün â‘mâ doğdu..

Arab şiir ve edebiyatında büyük bir inkılâb vücude getirmiş olan bu büyük şairin çocuk­

luğu âkıbeti gibi garib ve hazindir. Gözleri kör, yüzü çirkin alelâcaib uzun boylu bir mah­

luk idi - Hicıvkârları onu bilâhara ( kör bir maymun ) a benzetmişlerdi. Fakirdi. Fakir ve terbiyece düşgiin bir mahallede otururdu.Biçare çocuk sokağa çıktıkça hal ve kıyafetini garib gören halk ona taarruzda bulunurlardı. Mas­

karalığa alırlardı. Söğerlerdi. Ona küfürler yağ­

dırırlardı. Son derece zeki ve ta küçükden ate­

şin dilli olan bu â‘mâ çocuk kendisine küfr edenlere onların küfründen daha büyük ve

daha acı küfürler ile mukabelede bulunurdu, başa çıkamazlardı . Babasına gelip şikâyetde bulunurlardı; babası onu düğerdi. Anası işe karışır, çocuğunu kurtarırdı. Be-şar bir gün dayak acısı altında iken babasına :

— Babacığım! Kur'anda « â‘mimn küsurları­

na bakılmaz » deniliyor. Heriflere niçün bunu söyleyip susdurmiyorsun ? demişdi.

Babası cocuğun sözünü haklı buldu. Bir da­

ha şikâyet dinlemedi ve çocuğunu döğmedi.

Bundan »nlaşılıyorki Beş*şar da diğer büyük şa‘ir âma Ebull‘alael Ma'arri gibi ta küçük yaşında Küranı ezber etmişdi. Kuran hafızlığı â‘mâlar için te‘mini ma'işete yegâne vesile idi.

Fakat ne bu ateşzeban şa‘ir, ne de EbulHalael Ma' arri hafızlıkla geçinmeğe tenezzül etmedi­

ler. Bilâkis ikisi de ilhad ile , akidesizlikle iştihar etdiler. Beşşar’m çocukluğundan fartı zekâdan başka nazarı dikkate alınacak şey en ufak bir «ebepden âlem ile uğraşmakda, küfür- bazlıkla vakit geçirmekde hasıl etdiği meleke ve itiyadın dokıan sene «üren müddeti hayatı­

nın «onuna kadar ueanç getirmeksizin devam etmeeridir. Herkes ona dokunmak dan, hücum

«tmekflen haz etmiş, kendisi de dokunanların -cümlesine küfürler savurmakdan çekinmemişdi.

Denilebilir ki Aarab şa‘irleri içinde Beşşar ka­

dar h;icu olunmuş, Beşşar kadar hiciv söylemiş şa‘ir yok gibidir.

Beşşar Emevilerin son zamanlarıle Abbasile- rin ilk devirlerinde yetişmiş idi. Arablar o sı­

rada Yunan ve Acem medeııiyyetlerinin te‘siri altında bedavetden medeniyete intikal ediyor­

lardı. Arab şı‘ır ve edebiyatı da aynı intikal devrini geçiriyordu. Beşşar intikal devrinin en büyük şa‘iri sayılır. Üsluba başka inkişaf, şı‘ı- re başka bir tarz, ifadeye başka bir sadeliği vermişdir. Alel‘eks.er çöllerden, develerden, bir takım ibtidaî hissiyatdan bahseden eski Arab sihrine bedel daha ince, daha medeni şı‘ır ve edebiyyat getirmişdir.

Beşşar pek çok şı‘ır »öylemiş şuaradandır.

Kendili bizzat diyor :

— Hayatımda on iki bin kaside söyledim, her kasidede bir tek güzel beytim bulunduğu­

nu farz etsem on iki bin güzel beyitim vardır neticeeine varılır.

Fakat ma'alesef Beşşarııı eş’arının kıemı aza­

mi — aşağıda göstereceğimiz esbabdan dolayı —

zayi olmuşdur . Bu büyük şairin elde bulunan

eşarım başdan başa okudum, tedkik etdim. öyle

(5)

İÇTİHAT şiirleri vardırki »ehli mümteni'dir , büyült bir

dehâye, büyk bir kudreti fikr re beyane delâlet eder; tanziri kabil değildir. Kâ’bına yetişilemez bir şairin karihasının mahsulü olduğunu gösterir zaten Beşşarm dehâ va kudretini kösteren, kıymetini ilan eden bu şiirlerdir, Fakat diğer bir takım şiirleri de vardırki hâyide mevzu ve küfürlerden müteşekkil olmakla beraber lisan, ifade ve terkip itibarilede hiç bir kıymeti haiz değildir . İnsan Beşşar gibi büyük bir .şairin bu derece adi şiirlere nasıl tenezzül etdiğine hayret eder. Hıilaseten deııile bilirki Beşşarm eş'armdan yüzde yirmisi parlak şiirden sayılır.

Mütebaki yüzde sekseni ise şiirden sayılmak şöyle dursun ele, kale bile alınamaz .

Beşşarm Garamıyata dair nasmettiği eş’arın ekseri pek parlaktır. Pek ruhnüvaz ve pek ca - zibelidir . Cahiliyet ve İslamiyet devirlerinin bedeviyet hissi ve şivesinden oldukça âzâdedir.

Onun için bu yoldaki eş’arı dimağı nazmından çıkar çıkmaz hemen halk arasında intişar eder, bestelenir , şarkı olur , dilden dile dolaşır hatta sokaklarda bile herkesin ağzında teren - nüm olunurdu.O zamanın sofulukla iştihar eden din uleması bu hale pek ziyade kızarlardı ve bu aşıkane gazelleri nâhak yere fuhşun intişa­

rına yegâne vasıta ad ederlerdi.

Beşşar — zamanın şairleri gibi — halifeleri medh etmiş, ihsanlarını almışdır. O zamanlarda bir şair için başka türlü kazanç yolu yokdu.

C asırda gazetelr yoktu . Şairlerin söyledikleri şiirler dilden dile tedavül ederdi. Şairler za - inanlarının gazetecileri idiler.Fakat Beşşar ha - lifeleri medh etdiği gibi zem dahi etmisdi.

Cür’etkâr şair bu hatasını hayatı ile ödedi.Zalim ve müstebid ellerde, bu sebeble, feci* bir şekilde telef oldu, gitti.

Meşhur rivayete göre Beşşar abbasilerden ( Mehdi ) nin veziri Yakub bin Davud ile hoş geçinememiş di . İki beyt ile vezire hücum et - mek istedi. Fakat hücum vezirdem ziyade hali­

fenin şahBina fahiş bir hücum tazammun etdi . Hücumun nekadar şiddetli olduğunu göstermek için tercümesini naklediyorum :

« Ey «neviler! Uyanınız, uykunuz uzadı. Bugün halife Yakub bin Davuddur. Ey müslümanlar ! Hilafetiniz elden gitdi. Allahın halifesini artık ney ve ud nağmeleri arasında arayınız»

Beşşar bununlada iktifa etmedi. Pek fâhiş ve dile alınmaz sözlerle halifeye , halifenin teyzelerine- halifenin zevcesinede hücumetdi. Bu cür'et te‘vili kabil olmayan bir cinnet idi.Beşşarm

durup dururken bila sebeb öyle cinnete uğra - dığına insan bir türlü ihtimal veremiyor. Halife şahsi bir garezden dolayı Beşşarı öldürdüğünü göstermemek için zahiren dahi şairi bu eş‘ar ile muahaza ve te’dib etmek istemedi, ihtimalki bu eş‘ar Beşşarın değildi . Onu mahv ve itlaf için düşmanları tarfmdan uydurularak ena ısnad olunmuşdu . Çünkü onun olduğuna dair kâfi deliller yokdur.

Bu şiirler yalan olsun, doğru olsun ehemmi - yeti yoktu . Halife Mehdi ve veziri , Beşşarı bîrahmane öldürmeğe karar vermişlerdi, itlaf ve i‘dam için dinden daha keskin bir kılmç yokdu.

Arayıp taramışlar . Zaten beşşar akidesizlikle maruf idi. Bir beytini bulmuşlar. Ondan Beşşı- rın kâfir ve zındık olduğunu anlamışlar! küfür ile , zındıklıkla itham olunanların bir hocalar meclisi tarafından muhakeme ve mahkum edil­

meleri adeti vardı . [1] Buna mürrcaata bile lutium görmemişler, Bir gün halife devre çıkmış.

İşte o esnada bila sual vela cevab emretmiş.

Koca dahiyi dayak altında öldürmüşler. Zavallı Beşşarm bu suretle katli pek feci olmuşdu.

Cenazesinde halifenin ve vezirin korkusundan cariyesinden başka hiç bir kimse bulunamadı . Kendisine isnad olunan zındıklık yüzünden müte- assıblar ondan yüz çevirdiler . Asarının bir ço­

ğunun zayi4 olmasına bu şaibe sebeb oldu . bununla beraber Beşşar arab edebiyatında dâhiî müceddid namını ve lâyemut bir mevki almışdır.

Onu öldürenler ise ebedi la‘netler ile yâd edil - mekdedirler.

Z ek i M a g a m ez 5429

BÜYÜK MİLLETLERİN RUHLARI

VI

G u r u p la r : İrk

Ferdin fa’aliyetinin sarf olunduğu,artdığı ve hükümete karşı bir noktai istinad bulduğu ye­

gâne grup aile değildir . Bu fa’aliyet daha vasi4 tabii gruplarda da mttnkeşif olur . Bu gruplan tabi‘i tesmiye ediyorum çiinki «K a­

nun bunları mevcud b u lu r, vücude getirmez . Filhakika bu grupları ferdler teşkil etmişler­

dir; fakat bu gruplar ferdî iradelerin fevkinde olan âlî icabat ve zaruriyatdan sudur ederler

[1] D em ekti müslümanlıkda İnguisition yokdur demek doğru değilmiş. [İçtihad]

(6)

ve hükümetlerin bütün şevket ve kudretleri bu icabatm hüküm ve revacına mani‘ olamaz.

Mahallî , vilâvi [ Provincial ] , millî gruplar, ayrıca bir tedkik ve tetebbua lâyıkdırlar;

burada bunlara bir mevkii tedkik vermek için yerim vokdur. Irkı, İçtimaî sınıfları ve dinî mezhebleri nazardan geçirmekle iktifa ediyorum..

Son iki grup bizi iki i4tibar ile alâkadar eder:

Hükümet ile münasebatı, ferd üzerine tesiri itibarlarile . Hükümet bu zümreleri önünde, müteşekkil müstekil, tuvana ve tasmimkâr bir mukavemete müsteid kuvvetler olarak bulur.

Hükümet bunları hisaba katmaya mecburdur;

bunlar hükümete kendilerini saydırırlar , onu, tahdid ederler, mecbur ederler, onun za­

hiri yahud kaimmakamı olurlar. Diğer cihetden, insan orada, hayatı umumiden ayrı ma‘şeri bir hayat ile dolar; orada tebea ve vatandaş vazi­

fesi hissinden ayrı bir hissi vazife iktisab eder; orada gayri şahsî başka gayeler fark ve tsmyiz ed er. Hükü­

metin muddeiyatma karşı hep kudret ve kuvvetle, hüccet ve delildirler . Bunlar - dan biri hükümete vaz‘ıyed ve kanunu istediği gibi istimâl edecek kadar kuv - vetli olduğu za -

man bu gruplar Istibdad amilleri olabilir - ler . Bunlar arasında muvazene paydar oldukça iki suretle hürriyet amilleridirler : Hükümeti merkeziyeyi edeb ve itdal haddinde tutan maddî ve manevî mukavemet merkezleri vücude getirirler. Hikmeti hükümetin ihtarla­

rına serfıiru etmekden imtina4 eden necib ihti­

raslar uyandırırlar.

Bu iki kadronun fevkinde bir üçdncü bulu­

nur, bizzat milletden daha ziyade cami‘dir, bu kadro Irkdır. İngiltere yalnız bir millet bir kişver değildir, bütün berri Avrupa üzerine saçılmış, tesisatın, menfaatin tefrik ettirdiği ma‘ahaza menşe4 vahdeti,kanın ve lisanın ayniy- yeti bir fikirler ve temayüller müşterek mebu- nası ile yekdiğerine merbut ayri ayrı memnu­

lardan müteşekkil bir « yekûnı kavmî «Somme ethnique » dir. Vaktile ( Hiikûmati miittehidei Amerika) böyle idi, bu gün C a n a d u , k a p ,

A u s t r lia böyledir . Hava ve hürriyete muh­

taç olan Fransız, uzaklaşmak istodiği ayni hükümeti, nadir Fransız müstemlikelerinde, muamelelerinde daha ziyade müstebidane olarak tekrar bulur ve diğer her tarafda hiç bir yeride

« Evet — Oui » kelimesi taninsaz olmıyan vasi alemin burudetinden başka bir şey his etmez..

Halinden memnun olmıyan yahud siyasî idare­

yi hoş görmiyen B r i t a n i a lı îngilizin, muh­

telif vilâyetleri hür idarenin bütün dereca- tmı ve en mütenevvi4 ahvali iktisadiye arz eden bir ikinci ve daha vasi' bir vatanı vardır.

Britanya toprağını terk ve hiç bir tarafda kendisini ecnebi his etmeksizin her iki nısıf kürrenin miitaaddid noktalarında ihtiyarı ikamet edebilir. Sekenesi muhtariyeti haiz müstem- likelere malik memleketlere has bu savuşmak, kurtulmak iktidarı, ferdî istiklâl hissiyatım kavi bir suretde inkişaf etdirir. Bu iktidar, âdet her vatandaşla hükümeti arasında, serbest

mukavelei içtimai - yeye tekaddüm eden şeraiti yeniden te4- sis eder. İdarei siya- siyye ister istemez kabul ettirilmiş de­

ğil, teklif edilmiş - dir . [* ]

Herkes onu ihtiyari- Ie, kabul yahud red edebilir ; zira diğer akidler yani [ Diğer siyasi idareler ] önünde hazırdır; asla garib kalmaya - cağı kıttalarda diğer bir enmuzecde şerait kendisine arz olunmuştur . Binaen’aleyh gayrı memnun vatandaş, memleketini terk etdiği takdirde, meçhul yahut her halde ecnebi bir diyar için terk edeceğinden, memleketini hemen hiç terk edemeyen memleketler efradına has bu mütevekkilane teslimiyet Ptiyadına burada tesadüf etmeyiz. Irkın intişarı da bir hürriyyet garantisidir .

Prof. Emil Boutmy

[*] Bu son cümlenin aslı şudur :

Le régime politique n’est pas imposé, mais proposé.

Bundan murad olunan şudur: hakikî bir idarei siyasiyye nin te’sisi için ferdler hükümete karşı serbest ve müsta­

kil bir halde bulunmalıdır, tâki hükümet serbest bir ic- ma‘i mukavele mahsulü olsun. Aksi takdirde siyasî ida­

re diğer tâbirle idari siyaset, teklif ve kabul «seri değil icbar ve ınkıyad mahsulü olur ve bundan hiç iyi ve müs- temir bir netice çıkmaz. Bir galib ile bir mağlub arasın­

da yapılan ve mağlubun ziyanına olarak birçok ahkâmı havi bulunan bir sulh nekadar kin ve intikam zehir ve yılanile dolu olursa böyle bir idarei aiyasiyye de melhuz ve gayrı melhuz o kadar afat ve fesad ile dolu bulunur.

Ab. Dj.

ŞA‘İR UNUTULAN ALTUN UD

Elli yıl oldu ki bir kerrecik olsun demsdim Ah bilsen şu dakika ne kadar mes'udum;

Bekledim beyhude bir söyleteni, dinleyeni, Telleri nağme dolu bir unutulmuş udum.

16 Nisan 1930

(7)

İÇTİHAT 5431

ÖRÜMCEKLER

Tabiî tarihde, akrepleri de ihtiva etmek üzre

« Araknid » umumî nâmı verilerek birçok ııe- vilere, fırkalara, kabilelere ayrılan örümcekle­

rin, evlerimizde, bahçelerimizde muhtelif şekil­

lerde yuvalar ve sinekleri, böcekleri avlamak için hayrete lâyık bir derecede muntazam şekil­

de ağlar yapdıklarını az çok hepimiz biliriz.

« Bir başa bir göz yetişir » derler; Halbuki -belki de eğirdikleri ipeklerin,dokudukları ku­

maşların pek inceliğinden dolayı - örümceklere iki gözde kifayet etmeyerek, dâima mütenazır gruplara ayrılmak şartile, nevilerine göre, dörtden sekize kadar gözleri vardır.

Erkeklerin ayrıca tenasül âletleri yokdur ; çeneye merbut olan lems âleti indelhace tena­

sül âletine tehavvül ediyor, yahut izdivaç çağı gelince lems âletinde ilkaha mahsus bir cehaz peyda oluyor.

örümcek dişilerinin sadâları yokdur ; yalınız erkeklerin böceklere hâs olan sadalardan bir sesleri bulunduğu son asırda keşf olunmuşdur.

Bilhassa tanzifi mühmel binalar dahilinde ehlî hayvanlar gibi dâima bizimle beraber ya­

şayan örümceklerin Piyano, harp, keman, hasılı hava dolu tuluma iifletdirilerek çalınan ve el- yevm en ziyade Bulgaristanda isti mal edilen gayda ( Musette ) ya varıncaya kadar mûsikî aletlerinin her nevinden, daha doğrusu âhenkli savtlann kâffesinden mütehassis ve mütelezziz oldukları bir çok tecrübe ve müşahedelerle kâti suretde anlaşılmışdır.

Bir evde her gün çalınan bir kemanın sadâsına meclup olarak günden güne daha ziyâde yak - laşıp nihayet kemanın yayını tahrik eden ko­

lun üstüne kadar gelip pek yakından ve istiğrak hâlinde dinleniği bile görülmüşdiir.

Mârûf Fransız ediplerinden Paul Pelisson Bastille zindanlarında mahbus iken kendisini daha ziyâ­

de tâzip etmek maksadıla kitapdan , yazı için lâzım olan her şeyden mahrûm edilmesinden dolayı vakit geçirecek bir eğlence olmak üzre, zinanın havâ menfezinde yuva ve ağ yapmış olan bir örümceği te’nis etmeye teşebbüs eder ve hergün muayyen saat de birer sinek ihdâ etmek suretile aylarca devae eden ihtimam sa - yesinde örüceği kendisine temamile alışdırır.Bu ünsiyette paul pelissonın uşağı tarafından çalınan

gaydada hayli yardım eder . Sineği Pelissonın parmakları arasından alup yemek için sinek

zemânı hülûl edince mahbmsın dizi üstüne ka - dar gelirmirmiş .

Zindan me’mûru zavallı mahbûsun bu suretle biraz eğlendiğini görünce hayvanı çiyneyerek ölldürmüş olduğundan Pelisson :

« örümceğimi ezeceğinize kolumu kırsanız daha eyi olurdu » deye bağırmışdır .

Maksada nazaran habis zindancının gaydanın tulumunu patlatmayupda zavallı örümceği öl - dürmesi bir az tiihaf oluyor; her ne ise bu vahşî zindancının Paul Pelissona şahsan bir düşmanlığı yokdur ; zindana gelmeden evvel belki ismini bile eşitmemişdir . 10 Sene evvel bizzât ben de tecrübe etim , zindancı zindancıdır , tâzip için şahsî düşmanlık lâzım değil :

« Köpekdir kâm alan sayyâdı bi iıısâfa hiz - metden »

Meşhûr şâir Leconte de Lisle bu vakayı benim seyerek manzûmelerinin birinde şu mısraları yazmışdır :

« Un geôlier au cour dur, au visage sinistre, indingé du plaisir que goûte un malheureux, Foule aux pieds son amie et l’écrase à ses yeux.»

« Katı yürekli, korkunç suratlı zindancı bir bedbahtın ( mahbusun ) eğlendiğini görmekden münfeil olarak mühibbesinin ( örümceği ) onun gözleri önünde çiğner ve ezer. » Demekdir.

Örümceklerin beyaz ve parlak ipeklerinden istifade için bir çok tecrübeler icrâ ve külfetler

. » ı t , .

ihtiyar olunmuşsada tellerinin pek inceliğinden ve sair müşküllerden dılayı muvaffakıyyet hâsıl olmamışdır .

Vaktile Fransa ve İspanyada örümcek yu - valarıııdan , ağlarından ve yumurta koymak için yaptıkları keselerden bir çok ipek toplanıp eğrildiği halde ancak birer çift çorap ve eldi - ven yapılabilip vaktin hüknmdarlarına ve fen akademisine ihdâ olunmuşdur. Bu bir çift çora­

bın sikleti ancak 60 gıram gelmişdir.

Yapılan lecrube ve hesaba göre 500 G. ipek vücude getirmek için 22000 örümcek beslemek lâzım gelirmiş, halbuki bu kadar ipeği 35000 ipek bceği imal edebilirmiş.

Bir yerde iki örümcek tesadüf ederee ekse­

riyetle ölümle neticelenen bir mücadeleye tu- tuşduklarına nazaran bu binlerce kavgacı hay­

vanların bir mahalde geçindirilmesi pek müş­

küldür; bu müşkilâta rağmen meraklı bir Fransız 400000 ! örümcek iaşe etdiği halde istifade edememişdir.

[Bitmedi]

Ebubekir Hazım

(8)

BİR EDEBİ İNKİŞAF

FEVZİYE ABDULLAH HANIM Sahralarda bir yudum su arayarak dolaşanlar gibi nazarlar sahifelerin üzerinde gezerken, ba‘zen ve nadiren bir kaç satır, bir iki mısra1 kendi üzerlerine nazarları âdeta perçinler, gözü ruhanî bir telezzuz durdurur. Karanlık içinde mağmum ve mütereddid yürüyen bir adamın ansızın bir maş‘al önüne çıkmasına benzer bir hal olur. Şi'riıı manzum veya mensur sözler arasında zuhuru böyledir. Birkaç gün evvel U y a n ış ın 82 inci nüshasını gözden geçirirken Fevziye Abdullah Hanımın Y e ter adlı manzu­

mesi bana bu te‘siri yapdı, diğer bir sahifede D ağ g ü lle r i adlı manzume de, O scar W il­

de in B ü lb ü l v e G ül Hikâyesinden fazla mülhem olmakla beraber [1] bu cazibeden mah­

rum değil. Okuyalım : „ D a ğ g ü lle r i

Kalbi yıllardanberi hep bu gül için vurdu, Gece her yer susunca dallarında uyurdu, Bir akşam gün batarken yaralanınca bu kuş, Çığlıkları ıssız dağ başlarını doldurdu...

Karşıda taş yürekli dağlar erirken yer yer, Son nefesile solan vahşi yabani güller, Ölen bu içli kuşa bir kefen olsun diye Beyaz yapraklarını döktüler birer birer...

Diyordum ki, bir daha artık bu güller açmaz, Onlara hayat vermez ne ilkbahar ne de yaz ; Bağrına bastırınca seni yaralı kuşum,

Gör ne çiçekler açdı eskiden daha beyaz...

Bir yıl evvel uğrunda can verdiğin bu fidan Yaprağında kurudu kalbinden damlıyan kan ; Yarana batırdıkça bugün dikenlerini,

Bak kuşum ! dağ gülünde bile vefa yok inan !..

Şimdi şu nazik ve nazenin Y e te r manzu­

mesine bakın :

Y eter

Sinsi bir karanlık... gözüm yaş dolu, Dikenlik sag yanı, uçurum solu.

Önümde açılan bu ıssız yolu Seçmeye kırılmış bir kandil yeter ! Gönlümde bahardan ziyade kar var, Ne güneş eritir, ne alır rüzgâr, Her geçen gün verdi derin sızılar, Dindirmeye bir az tatlı dil yeter !

[i] Bu hikâyenin tercümesini 120 numrolu « İçtihad»

da bulursunuz.

Beni ümidimle, derdimle brak , Ne olur düşerse saçlarıma ak, Yolum gölgesile aydınlanacak, Gözümde durmayan yaşı sil yetar ! Ümidim elimde kırık bir kandil , Derdimi dindirir biraz tatlı dil, Gözümün yaşını ellerinle sil, Beni sen olduğum gibi bil yeter !

Leylâ Hanımdan sonraki neslin Hanım şa­

irleri :

Sarı bir güldün ey adem çiçeği istemezdim sana verem demeyi

beyitile hitam bulan nefis manzumenin yara­

tıcısı Abdül Hak Mihrünnisa, Ni gür, H a y ri­

ye M elek H ın ç , Ş ü k û ie N ih a l, H a lid e N u sret, F e v z iy e M uhiddin, ve bu satır­

ları tahrik etmiş olan F e v z iy e A b d ü lia h Hanımlar şı‘ırın dilile söylemeyi ve bu dili pek âlâ anlamayı bilmişlerdir. Fevziye hanımın :

Beni sen olduğum gibi bil yeter mısraile ifade etmiş pek mükemmel ifade et­

miş olduğu derdi ben 20 sene evvel : ölen tuyuri hayalatı bekleyen İanem, Yanar tebessümü, bir gülsitanı la‘netdir;

Bu ma'neviyyeti mechule‘i yetimanem Okunmadan yakılan name‘i muhabbetdir, kıt’asile ifade etmeye uğraşıyordum. Tekâmül ilerliyor Türk’ün dili ve dini berrak ve seyyal olmakda devam ediyor. Şı‘ır bir ruhî tecelli­

dir, diğer ruhî tecelliler yükselmeden şi'ir de yükselmez. Vüzuhsuzluğun bir güzellik teşkil etmesi bir davadır ki tedkike mühtacdır.Vakı‘a P. V e r la in e , A rt p oétiq ue inde :

İl faut aussi que tu n’ailles point Choisir tes mots sans qulque méperiie : Rien de plus cher que la chanson grise Oû l’indécis au Précia se joint.

diyor , fakat bu vazıhlığm ve mübhemliğin dere cesini hakkile kim ölçebilir ? asıl şa‘irlik ve hüner galiba buradadır.

AB. DJ.

« Khayyam » dan manzum tercümeler :

Esrara yazık olmadı gönlüm muharrem , Ağlatdı benim ruhumu bin türlü sitem , Mâdâmki bensizde dönermiş âlem Dünyaya ne halt etmeye geldim bilmem Al câmi, sürâhiyi, şarap iç cânân , Bir çay başı bul, tâze çimenlerde uzan , Yüzkere kadeh yapdı, sürahi dökdü , Pek çok güzelin körpe teninden deveran .

MORALİ ZADE RİE’AT AHMED

(9)

İÇTİHAT 5433

FELSEFE

A m elî R u h iy y a t

LES INCERTITUDES DE L’HEURE PRÉSENTE

Dr. G u sta v e L e B on

6

Zaif bir hükümetin nihayeti ister istemez anarchıyaî hükûmetdir.Anarchıyaî bir hükümeti de aradan çok geçmeksizin, müstebid bir hükü­

met istihlâf eder.

Politikada bi taraflık gayrı mümkindir . Çün- 0

ki bî taraf olan adam, derakab mensub olduğu fırka dahi dahil olduğu halde bütün fırkaların kendi aleyhine döndüğünü görür.

0

Democrat şı’ar idarede reisler emretmekden ziyade ita‘at etmeye meyaldirler. Bu suretle ni­

hayet bütün şükûhlarmı gaib ederler.

Daima kitlei nasın saiki olan içtihadı tâkib 0

etmek., hiçbir şeyi kablelhudus derpiş etmeme­

ye, hiç bir şeyin önüne geçmemeye, biçbir şeye muktedir olmamaya razı olmakdır.

Politikada ziraatte olduğu gibi ekilen biçilir. 0

( Ingiliz ) 1er ( Türkiye ) ye teshilâtda bulun­

duğundan dolayı ( Fransa ) yı müaheze eder - ken dört sene aleddevam Türklerin birer parça her tarafda Fransa ya da’vet etmiş oldukları gaileleri unutuyorlardı.

Psichologiat hatalar zihnî sirayet tarikile tah- 0

ribkâr « E p id e m y a » 1ar [ marazi istilâlar ] doğurabilir . Bolşevikliğin sirayeti birçok mey­

dan muharebelerinden daha ziyade adam itlaf etdi ve ( Rusya ) yı kablettarih zamanların vahşî devirlerine ircâ’ etdi.

Vak’alara istikamet vermeyi bilmeyen devlet 0

adamını, aradan çok geçmeden, vekayi gark eder, batırır.

0

Politika hiç şübhe yok ki icrası en ziyade muhakeme [ J u g e m e n t ] istilzam eden san’at olmakla beraber en az muhakeme sarf olunan san’at da odur.

Psychologia silâhanesi eyi kullanıldığı tak­

dirde topların kuvvetini geride bırakabilen silâh­

ları muhtevidir. Kitablarm tâlim etmediği bu

« eyi kullanma » uzun bir tecrübe istilzam eder.

YÜKSEK DUYGULAR Şa‘ir şöyliyor : Asayı kudreti çarptıkça yere , Zeminden âhenin sesler akseder ! Vurdukça o ra‘dî sesler göklere , Allaha bir enin hâlinde gider !..

*

Ateşe el atsam gıilzara döner , Hilkatim mazhardır sırrı i’caza ! Gülşenler pek hazin mezara döner , Hakikat yolundan geçsem mecaza !..

*

Rebabı şi'rim ki bin bir tellidir , Ahenkle çalkanan meşcere benzer ! Aşıklar âhile inler : bellidir ..

Nazenin dillere verir ra’şeler !..

a

Sarayı vahdetin meş’alkeşiyim , Gölgemdir fer veren sahrayı aşka ! Kudretle berk uran bir er kişiyim , Ziya iklimlerim var başka, başka !..

a

Libasi ademden sıyrıldığım gün , Nûri mahzolacak benliğim vardır ! ömrümde hayata olmadım düşkün -, Bu cihan gözümde ne kadar dardır !..

a

Dehalar : ( ebedî seyyareler ) dir , Eyvanı şi’rimin âvizesinde !

ilişlerim : - billûrin fevvareleridir - , Cevherler ışıldar taşkın sesinde !..

Filorinalı Nâzım

HALK EDEBİ YY ATI

« SEYRANÎ » den : Bilmediğin nase olursan kefil;

Sancını kesemez., tarçın, zencefil ! Düşer itibardan olursun sefil!

Ceraimin süd kardeşi kefalet.

Misafir bulursan hanene götür!

Bir içim su ile keyfini yitir !

Bir mümkün haceti olursa bitir !

Sen tîgi emrine eyle itâ a t,!

(10)

İÇTİHAT Örtülmüşü açma!, açığı örtme!,

Er isen Seyrani bir can ürkütm e!

Hasisin , bahilin gayretin gütme!

Sonradan görmiişden alma emanet!

Yere çakan iki çatal kazığı İkiden birine eyler yazığı Seyrani çobanın belde azığı Olmasa sayılmaz çoban kurt dan yâd Aadam tabiatlı, melek sıfatlı

Şah olursan sana geda bulunur . Her kimki güler yüzlü tatlı dilli Olsa anda lütfi hüda bulunur.

Pehlivanlık edip nefsin yıkarsan İmanın nurunda şem’in yakarsan ; Musâ gibi tu n aşka çıkarsan ; Sana gökden inen nida bulunur .!

İkrar kapısında taşrada durdun , Seyrani sen andan ne haber duydun;

Denizde mermer taş içinde kurdun ; Yeşil ot ağzında ğıda bulunur.

«HİMAYE‘İ EŞCAR CEM'İYYETİ»

Geçen nüshadan ma'bad

çıkarılıp nakledebilmesine ve derhal dikilme­

sine ve ileride yaprak ve meyvesinden veya ahşabından istifade edilecek nevilerin tercih edilmesine çalışmalıdır. Meselâ dut, badem, ceviz, kestane, fındık, antep şiştiği, çam fıstığı kavak, söğüt, akasya ve sıcak mmtakalar için okaliptüs v. s. gibi

7 — Fidanlar dikilmeden evel dikilmeğe salih olup olmadıkları birinci maddede göste­

rilen zevat tarafından muayene edilmelidir.

8 — Ağaçların nasıl dikileceği bayram ye­

rinde bulunan halka mutahassıslar tarafından anlatılır ve gösterilir. Bundan sonra fidanlar yukarıda yazılan mütehassısların nezaret ve talimatı altında dikilir ve her fidanın yanına evvelce tedarik edilmiş kazıklar konup çukur­

lar kapatılır. Çukurlara birer teneke su dökül­

dükten sonra fidanlar kazıklara bağlanır.

9 — Ağaç bayramlarından matlup gayeye erişe bilmek için ağaçlanan yerin insan ve hay - van tecavüzünden kat’i surette ıııühafaza edil - inesi şartı aslî olduğuna göre ağanan yer , mahallin vesaitine göre çaltı , ç ı t , duvar , ve

5434

dikenli tel gibi manialarla çevrilmeli ve korü - cular veya mümkin ise istihdam edilecek hususi bir bekçi tarafından daimi nezaret ve muhafaza altında bulundurulmasına bilhassa dikkat ve itina edilmelidir .

10 — Fidanlar ilk dikildiği sene sık sık, mü­

teakip senenin yaz aylarında ve hassaten kurak senelerde ihtiyaç niebetinde sulanmalıdır.

11 — Ağaçlanan yerin bütün ihtiyacatıni daimi plarak temin için cemiyet; azasından birini mes’ul ve murahhas olarak tavzif etmelidir *

12 — Şubelerimiz senelik bütçesinde bu proğ - ramın tatbiki için bir fasıl açarak lâzımgelen tahsisatı temin etmelidir. Merkezi umumî; ağaç bayramları için münasip mikdarda nakdî yar - dımda bulunmağa çalışacaktır.

13 — Halka ağaç muhabbetinin telkini ve ağaç dikim ve bakımının öğretilmesi, hastalık - Iardan ve tecavüzlerden vikayes ve ağaç cins - . , lerinin ıslahi ve çoğaltılması gibi gayelerle teşekkül

eden cemiyetimiz; ağaç umumi alâkayı azami dereceye çıkarmak istediğinden mekteb muallim ve şakirdlerinin ve asker ve memurların ve bütün memleket ahalisinin iştirakleri, her dürlü ilân ve yardım vesaitinden istifade edilerek temin edilmeli ve bilhassa matbuatda neşriyat yapılmalı ve icabeden yerlerde konferanslar verilmelidir .

14 — Bayram günü ağaç dikilen yerlerde ağaç mazuu üzerinde ümessir hitabeler irad ettiri­

lmelidir.

15 — Cemiyet şubeleri ağaç bayramlarında bu programın tatbiki ve umumi faaliyetin temini için mahallinin en büyük milkiye memurunun riyaseti altında çalışmalıdır.

19 — Ağaç bayramlarında cemiyetin neşri­

yatı , halka meccaneıı tevzi olunur .

17 — Ağaç bayramları her sene yabılacağına göre; teşcir sahası için sahanın vus’atine ve şu­

benin kudretine'göre senelere ayrılmış bir pro­

gram ve bir plan hazırnmalıdır .

18 — Ağaç bayramları cemiyetin yevmi mahsusu olduğundan biigün; hazırlanan rozetler mektep talebeleri tarafından tevzi olunur .

19 — Bu esaslar üzerine mahallince yapıla - cak ağaç bayramları program cemiyet umumi merkezine bildirir .

20 Bayram gününde dikilen ağaçların cins ve miktarlarına ve talimat ahkâmının tatbikına müteallik bîr rapor payramından sonra umumi merkeze göderilir .

29 haziran 930 (Mes’ul Müdürü Dr. Abdil Hüsnü Orhaniye Matbaası )

(11)

Diş Tabibi Mehmet Rifat B.

Cağaloğlu kapalı Furun karşısında her gün hasta kabul eder.

Telefon: İstanbul 264 M. ÜTÜCİYÂN

Çinkoğrafhanesi

Fincancılarda Kalifidi Hanında

Hayat

Aylık ilmi mecmuadır, çok mükemmel ve müte’kâmil olarak çıkıyor. Her nüshası 80 sahifelik güzel ve ict’ma’i edebî malûmat ile dolu bir kitap halinde çıkar. Celâl Nuri Beyin idaresindedir Telefon: Beyoğlu 3932______

Kephalgine

Kaşeleri baş ağrısı ve her nevi ağrı için müessirdir.

19. Avenue de V illiers

U r *sê(

pTlHE

ROGIER I“

Mesane ve böbrek rahatsızlıklarında müessir ilâçtır. Ta’mı hoştur ilk istimalinde tebevvlde, idrar yollarında rahatlık hissolunur.

Glisero fosfatlı Şark Malt Hulâsası

Eczacı Ekrem Beyin nezareti altında sureti hususiyede imâl edilmektedir.

Deposu Ekrem Necip ecza deposu Telefon : İstanbul, 78

Apraham Ekşiyan

Kerestecilerde No. 412

Dépôt de bois de construction en tous genres

Telefon: Stanboul, 2827 Öksürük ve boğaz hastalıkları

Oxymenthol Perraudin

Pastillerini alınız.

Endocrisine Foıırrnier

Hasta ve yorgun uzuvları aynı cins a’za- nın cevherde tâmir etmek esasına müs­

tenit opotherapia devalarındandır. Kaşe, pudra ve kompirime halinde kullanılır.

Dr. SEMİRAMİS HANIM . Çocuk Hastalıkları

D r. EK REM B E H Ç E T

Etfal hastahanesi kulak, bürün, boğaz mütahassısı

Beyoğlu caddesi Tokatliyan hizasında, Mektek sokak No. 1 Telefon: Pera 2496______

“îçtihat„m 23 ve 24 üncü sene­

lerinin kolleksiyonları Birkaç tam kolleksiyon var, her senenin kolleksiyonu için 2 S lira gönderenlere taahud- lu olarak gönderiyoruz.

23 iincii sene kolleksiyonu 16 sahifeli 24 nüshadır; 24 üncü senenin kolleksiyonu 21 nüs­

ha olarak tamdır ] ____________________

BILEYL

Safra ifrazı azalan hastalıklarda, sarılıkta, yarım baş ağrılarında, uykusuzlukta, zihin tembelli­

ğinde, kanın ve bağırsakların bozukluğunda, karaciğer kum sancılarında 1 kapsül alınır.

BİLOLACTYL

Ferment lactipue sélectionne

Mide ve bağırsaklardaki tahammür ve tesemmümün maniidir. Çocuk ishalle­

rinde eyi ilâçdır. Yemeklerden evvel 3 — 5 kapsül alınmalıdır.

Kimosine Rogier

Çocukların hazımsızlıklarında, süte tahammül etmeyenher mid’e için müessir deva. 200 gram süte bir ölçü kaşığı KIMOSİN kâfidir._______

44ÛNDE 10 PARA

Anadolunun, her köşesinde birer Çocuk sarayının yükselmesi için Himayei Etfa- lin hepimizden beklediği yardım.

Cumhuriyet Mücellidhanesi

BabIâli caddesinde « karagöz » ittisalin­

de. Kitaplarını hem metin bir suretde, hem mutedil fiatla cildletmek isteyenle­

rin mücellidhanesidir.

(12)

İsta n h u ld a B e y o ğ lu İsiiklA) c a d d esi n d e , numrııda :

La Grande Librairie Mondiale

Miiessesesine müracaat ediniz.

Ş a r k ı k a r ib in en bü yük v e ç e şid le r i en e v i in tib ah ed ilm iş k itald ıan esid ir.

Telefon: Beyoğlu: 2710

Osıııanlı Bankası

Banque Ottomane

Sermayesi 10 Milyon İngiliz lirası Umumî merkez : Galata Telefon : B. 36

Turkiyenin her şehrinde' şubeleri vardir.

Akşehir Bankası

Sermayesi 1 Milyon lira

Bilumum Banka muamelesile İştigal eder

Merkezi : AKŞEHİR

Şubeleri : İSTANBUL ve İZMİR Telefon : İstanbul 3341

Veremin her devrinde en müessir deva

Tarif de publicité dans F «Idjtihad»

Ltq 1 pour chaOue 3 centimètre de hauteur dans les colonnes de 1’ "Idjtihad,,. soit 3 X 8 centimètre cariés, par insertion .

Le prix des avis et annonces est encaissé après leur insertion, contre reçu dûment établi.

Les numéros de 1' "Idjtihad,, dan lesquels les avis et annonces ont paru sont envoyés aux intéressés, À titre gratuit.

Le prix des avis et annonces est de 1 LtO au minimum, par insertinon.

Türkiye Sanayi ve Maadin Bankasına Merbut

YERLİ MA L L A R P AZARI H e r e k e , B e y k o z , B a k ır k ö y

F a b r ik a la r ı

İstanbul, Bahçe kapu Birinci Vakıf han Telefon: İstanbul, 517

Mağazada münhasiren bankaya merbut fabrikalar mamulatından ipeklikr ve döşeme­

likler, yünlüler, battaniyeler, kostümlük ku­

maşlar, şallar, ipekli mendiller, ince ve kalın bezler, metin ve zarif bavul, çanta, kunduralar vesaire topdan ve perakende olarak satılır.

Diş tabibi

Muallim H. HAMIT B.

Muayenehanesi

Beyoğlunda Liorarire Mondiale karşısında Telefon B. 725

Dr Yorgi Folaki Mavromatis

Emrazı dahiliye

Beyoylıı Venedik Sokağı No. 5 Cuma ve cumartesinden başka hergün

2,5 dan 7 ye kadar.

Çarşanba günleri parasızdır.

___________ Telefon: p. 4707

Adabı Muaşeret rehberi

( S A YO İR Y İV R E )

Dr. Abdullah Djevdet Beyin im yeni kitabı mühim bir ihtiyacı tatmin ediyor. 500 küsür sahifa 1

1

ve resimlidir.Li. 150 kuruş cildlisi 175

Müderris İsmail Hakkı Beyin kitapları

Kuruş İçtimaiyat ııoktai nazarıııdan terbiye 20

Kalbin gözü 20

İzmir konferansları 50

Terbiye ve iman 25

Bu eserlerin nüshaları tükenmek üzeredir, idarehanemizde ve kitapçılarda bulunur.

Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

resime karşı büyük bir sevgisi ve isdidadı olan Şevket Dağ, lâyık ol­ duğu dereceye yükselmek için Sanayi Nefise Mektebi.. Genç ressamı, millî

konular~~ üzerinde durmu~, bu sempozyumun yeni Milli Kütüphane binas ~ndaki ilk büyük bilim toplant~s~~ oldu~unu belirtmi~, Ibn Sina Haftalar~n~n /bn Sina'!. ve eserleri

Klasik bilgi olarak, skuamöz hücreli karsinom ve küçük hücreli akci¤er kanserinin (KHAK) santral yerleflimli oldu¤u, s›kl›kla direkt tümör bulgular› verdi¤i;

Ġzmir ilinin Bayındır ilçesinde selekte edilen bazı ümitvar ceviz tiplerinde meyve özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülen bir çalıĢmada, 2003-2004 yılında 40 adet

Uygulamada kullanılacak kriterler iş değerlemesi metodu ile belirlenmiş ve kriterlerin birbirleri ile karşılaştırılması Bulanık SWARA ve Bulanık Analitik Hiyerarşi

E ğer küresel petrol, doğalgaz ve kömür rezervleri şu anki hızda yakılmaya devam ederse, atmosferdeki karbon dioksit eşleniği konsantrasyonu 500 ppm (milyonda parçacık)

uygulaması koşullarını ve okulun uygulama  konusundaki isteklerini belirlemek üzere  görüşme yapılmalıdır....

• Denenecek programın başarıya ulaşabilmesi için programla ilgili materyallerin yönetici ve öğretmenlere tanıtılması ve bunları.. kullanabilmeleri için