H A B E R İ N B A Ş K E N T İ
4 ŞUBAT 2021 Perşembe
www.ankhaber.com
DOST dedik POST ettik!
Son yıllarda artan bir şekilde kedi ve köpek başta olmak üzere birçok hayvanı
evimize aldık, kimlik çıkardık.
İyi de yaptık!
Ancak bu iyilik bazen öylesine kötülüklerle çirkinleşiyor ki izahı da kabulü de mümkün değil
Salim Taşçı isyan etti!
Biden aşağı, Biden yukarı! Nedir bu? Bir Türk evladı olarak utandım, hicap duy- dum. Biz ABD’nin peyki miyiz, müstem- lekesi miyiz? Aklınızı başınıza alın. n 4’te
Allah hüzünlü kalbi severmiş
Bir iyilik ve merhamet yazısı ASKİ Genel Müdür- lüğü, Ankara’yı besle- yen barajlarda suların azalmasıyla birlikte gün yüzüne çıkan çöpleri temizliyor. n 20’de
Yenimahalle Belediyesi, İnsani Ge- lişme Vakfı tarafından düzenlenen
İnsani Gelişme Endek- si-İlçeler çalışmasında ödül aldı. n 4’te
Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, mahalle-
lere mobese kamera- ları yerleştirdiklerini söyledi. n 7’de
Başkent kıyılarında
temizlik!
Mahalleler gözlenecek
Ödüllü ilçe Yenimahalle
“İNSANIMSILAR” TÜREDİ!
Sokakta ya da evde ayırt etmeden tümüne ‘dost’
dediğimiz, evlerimize aldığımız, özel köşeler hazırladığımız, hastalanınca hemen veterinere götürdüğümüz hayvanlara zulmeden, elini/ayağını kesen ‘insanımsılar’ türedi…
UMARIZ YASAYLA ÇÖZÜLÜR
Hayvan hakları konusu yasamanın da gündeminde… Siz bu yazıları okurken belki de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından kamuoyu ile paylaşılacak gelişmeler olmuş olacak. Yasa ile çözülecekse eyvallah! Umarız çözülür…
Dursun ERKILIÇ’ın yazısı 3’te / Hasan YILMAZ’ın yazısı 7’de
Ayşe Eren yazdı:
Anıtkabir nasıl gezilir?
Buket Nizamoğlu’na
“Yıldızların Fısıltısı”
Kuvay Sanlı yazdı:
Kitap Fetişizmi
n Sayfa 17’de n Sayfa 16’da
n Sayfa 6’da
Ahmet TEK yazdı:
“Kızılırmak Sokak, bavul ve bebek” n 13’te
2 kültür&sanat
Ulucanlar Cezaevi Müzesi Sanat Sokağı Koordinatörü Hakan Atasoy da pandemi sonrasına dönük büyük umutlar taşıyor. Dedi ki:
“Sanat sokağımızda pandemiden sonra da Milli Eğitim Bakanlığı ve birçok dernekle geleneksel sanatları, gelecek nesillere aktaracak, bunları çocuklara, gençlere sevdirecek projelerde yer alacağız.”
Altındağ Belediye Başkanı Doç Dr. Asım Balcı’ya da sanata
katkıları ve desteklerinden ötürü teşekkür eden Hakan Atasoy, Ulucanlar’ın özelliklerine vurgu yaparken şu ifadeleri kullandı:
“Ulucanlar aynı zamanda bir kongre merkezidir. Tüm
kurumların yıllık faaliyetlerini, eğitimlerini gerçekleştirdiği, konferansların, etkinliklerin yapıldığı bir merkez
konumundadır. Bu bakımdan da işlevi çok önemli.”
Mahpushane içinde SANAT SOKAĞI!
Pandemi sonrası ziyaretçi akınına uğraması beklenen Ulucanlar Cezaevi Müzesi Sanat Sokağı’nın Koordinatörü Hakan Atasoy ile sohbet hem mekanı hem yapılanları hem de yapılabilecekleri içeriyor
. SELMA BORA
U
lucanlar Cezaevi Müzesi, dünya ça- pında özelliklere sahip bir mekân…Sadece Başkentlilerin değil Anka- ra’yı ziyaret edenlerin de uğrak yerlerinden olan bu benzersiz müze, içinde yer alan sokak isimleri ve bu sokakların işlevi ile de meşhur.
Örnek: Cezaevi müştemilatı olarak müzenin bir parçası durumundaki sokak;
yani, ‘Sanat Sokağı’. Geleneksel kültürümüzün, el sanatlarımızın yaşatıldığı, öğretildiği atölyeler ve bu atölyelerde muhteşem sanat eserlerine imza atan sanatçılarla dolu bu sokakta bendeniz de naçizane hizmet
sunuyorum. Pandemi sonrası ziyaretçi akınına uğrayacağına inandığım Sanat Sokağı’mızın koordinatörlüğünü yapan Hakan Atasoy ile
sohbet ederek sizlerle paylaşmak istedim.
Önemli, anlamlı…
1987 yılında Ankara, Altındağ’da dünya- ya gözlerini açan Hakan Atasoy’un doğduğu yerde doğduğu kente ve ilçeye hizmet ediyor olması anlamlı bir tesadüf. Hakan Atasoy, kendisini anlatırken, “İlk ve orta ve lise eğiti- mimi Ankara’da tamamladıktan sonra tarihe, sanat tarihine ve sanata olan ilgimden ötürü İstanbul Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi ve Müzecilik alanında Yüksek Lisansı- mı da tamamlayarak uzmanlaştım.” diyor. Son yılların moda deyimi ile: Liyakat sahibi…
Altındağ: Sanatın kalbi
Eğitim sürecini tamamladıktan sonraki
süreci de şöyle anlattı:
“Daha sonra İstanbul’da özel müzelerde ve çeşitli restorasyonlarda görev aldıktan sonra 2014 yılında Ankara Altındağ Belediyesine Uzman Sanat Tarihçisi olarak göreve başladım.
Altındağ, Ankara’da sanatın kalbi konumundadır. Kurtuluş mücadelesi veren ve yöneten İlk meclis binamız, tüm önemli müzelerimiz ve Ankara Kalemiz Altındağ’dadır.
İki adet sanat sokağı
Altındağ aynı zamanda kültür sanatın da kalbidir. Öyle ki Hamamönü ve Ulucanlar olmak üzere iki adet sanat sokağımız mevcut. Toplam 100’e yakın önemli
sanatçımız ile geleneksel ve modern sanatlar birarada icra ediliyor. Yine Ulucanlar Sanat Sokağımızda birçok faaliyet gerçekleşiyor.
Yılda 50’nin üzerinde etkinlik, 100’den fazla sergi oluyor. Çünkü Ankara’nın en büyük sanat galerisine sahibiz. Türkiye’nin her yerinden gelen sanatçıların eserlerini sergi salonunda sergiliyoruz. Salonlarımızda.
Birçok sanatsal faaliyet, konferans ve eğitim veriliyor.
Ulucanlar’ın işlevi
Ulucanlar sanat Sokağımızda geleneksel el sanatlarını yaşatarak günümüz nesline aktarıyoruz. Resimden tezhibe, çiniden keçeye, mozaikten seramiğe her dalda sanatsal faaliyet devam etmektedir.”
Başkan Balcı’ya teşekkür…
Hakan Atasoy
4 Şubat 2021 Perşembe
* İLETİŞİM:
. [email protected]
% 0532 799 73 82 www.ankhaber.com
HABERİN BAŞKENTİ
Y
azarımız Hasan Yılmaz’ın “Vicdan, Merhamet Yoksa…” başlıklı yazısını okurken şu satırlarla karşılaştım:Hayvanları Koruma Kanunu TBMM gündemine geldi. Kültürle yapamadığımızı yasayla yapmaya çalışacağız. Videolarını izlerken mutlu olduğumuz, sezgilerini, duyarlılıklarını, maharetlerini görünce
“Vay be! Aslında bu hayvanlar çok akıllı”
diye övgüler dizdiğimiz hayvanları kanunla koruyacağız.
İnsanımsı işler…
Bunun üzerine kalemimdeki, kelamım- daki bazı duygu ve düşünceleri paylaşma- nın tam zamanı diyerek başladım klavyeyi dövmeye!
Yabancı kanalların çektiği belgeselleri izlerken insanların hayvanlar için yaptığı
‘hizmeti’ görünce, insanın ‘o hayvan’ olası geliyor! Hayatında doktor yüzü görmemiş insanların varlığını bilerek izleyince, bir köpeğin bağırsağına, bir kedinin poposu- na, bir aslanın dişlerine cerrahi müdahale- de bulunuyor olmak takdire şayan. Ancak aynı insanların oluşturduğu sebeplerle karaya vuran balinalar, bin bir türlü bitki ve hayvanın soyunu kurutan orman yan- gınları da bir gerçek.
TDK’ye zor sorular!
‘İnsan’ nedir diye TDK’ye sorunca,
“Toplum hâlinde bir kültür çevresinde ya- şayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendire-
bilen canlı.” cevabını aldım. İyi!
‘Hocam, bitki nedir’ dedim, dedi ki:
-Bulunduğu yere kök vb. organlarıyla tutunan, çoğunlukla fotosentez sonucu yaşam için gerekli bileşenleri oluşturan, birçoğu spor veya tohum aracılığıyla döl vererek çoğalan bir veya çok yıllık, otsu, odunsu canlıların genel adı, nebat…
Oldu olacak ‘hayvan’ı da tarif etsin istedim, dedi ki:
-Duygu ve hareket yeteneği olan, içgü- düleriyle hareket eden canlı yaratık…
Birine ‘hayvan’ diye hakaret etmek iste- yen ‘insan’ farklı imalarda bulunuyor ama o tipleri ‘Boncuk, Boncuk’ terletecek biri çıkıyor ortaya!
‘Boncuk’ sadakati
Evet, hatırladınız, Boncuk adlı köpeği…
Dünya çapında hepimizden daha meş- hur olduğu için sadece hatırlatıp mevzuya gireyim.
‘Boncuk’, hastane kapısında günlerce sahibini beklemek gibi bir büyük sadakat örneği göstermiş ve haklı olarak dünya medyasının bile ilgi odağı olmuştu.
‘Olabilir, eee ne olmuş’ diyebilirsiniz ama olmaz!
Biraz hassa olun lütfen.
Virüs öncesi kalabalık dost sohbetleri buluşmalarımızdan birinde bir dostum dedi ki:
-Oğlumu evlendirdim, düğünden sonra bir daha bizi ne aradı ne sordu. Arıyoruz açmıyor, dönmüyor, aramıyor, gelmiyor…
Şimdi…
Bir yanda Boncuk isimli köpeğin rahatsızlanan sahibini tedavi gördüğü has- tanenin giriş kapısında beş gün boyunca beklemesi, öte yanda, kendisini evlenecek yaşa kadar doğuran, doyuran, yetiştiren ailesine sırtını dönen bir insanoğlu…
Hâlâ ‘Olabilir, eee ne olmuş’ diyorsanız sizi Boncuk’a havale ediyorum!
Kim kimdir belli değil
Hayvanları balkondan atan, elini, aya- ğını kesen, arabasının arkasına bağlayarak sürükleyen insanoğlu insanlara büyük ozan Neşet Ertaş gibi “Kadınlar insan, biz insanoğlu” demek isterdim ama hak et- miyorlar! Haydi kişileri ‘insanlığına’ verip geçelim ama kamu kurumları da aynı ilkel- liğe imza atınca dil susuyor, yürek kanıyor.
Haber şöyle başlıyordu:
“… sokaklardan toplanan köpekler barınakta aç bırakılınca birbirlerini parça- ladı…”
İnsan kim, hayvan kim, bitki kim, vahşi kim bilemiyorum. Siz söyleyin…
Bu ahval ve şerait içinde yasa çıkarsan ne, ceza kessen ne? Yine de yasama işi yeri- ne getirilmeli…
HAYVANLAR hayvanımsılar hayvan hakları
DURSUN ERKILIÇ
a POLİTİK a
Oldum MU?
Kurban idim Adak oldum Yürek idim Dudak oldum Ağaç idim Budak oldum Yaprak, çiçek Açamadım
Bir celep, hayvan satın almak için pazara gider. Hayvan pazarının bir köşesinde birkaç ayağı tahta olan koyunları, keçileri görünce şaşırır, sorar:
-Bu hayvanların ayaklarına neden tahta bağladınız?
Cevap daha da şaşırtıcıdır:
-Paça yemek istediğimizde hayvanın tamamını mı kesecektik yani?
FIKRA
PAÇA
Hiç mi utanma yok?
Biden kazandı… Ortalıkta bir değil bin terane: Biden aşağı, Biden yukarı, Biden şunu dedi, Biden bunu diyecek, Biden’in bakanı bize neler söyleyecek, Biden bizim için ne düşünüyor vs. Adının önünde
‘uzman’ yazanlar, anlı şanlı yazarlar, politikacılar Biden ile yatıp kalkıyor.
Beyler, kendinize gelin
Bir Türk evladı olarak, utandım, hicap duydum. Biz ABD Coni’sinin peyki miyiz, müstemlekesi miyiz? Aklınızı başınıza alın. Biz bağımsız Türkiye Cumhuriyetiyiz.
Elin Coni’sine bel bağlamak, geleceğimizi onların söylemlerine göre dizayn etmek bize yakışıyor mu?
Derin derin düşünmeli
Türkiye’ye Conilerin arzusuna uygun ayar ve yön vermek hangi akla, hangi mantığa uygundur? Hangi vicdana sığar?
Bunu Türkiye’yi bu hale getirenler düşünsün diyeceğim ama aynı gemideyiz… Bir ulusun geleceği, Conilerin alacağı kararlara göre olacaksa vay halimize, vah halimize…
Şapkayı önümüze koyup “Biz bu hallere nasıl düştük” diye derin derin düşünmemiz gerekmez mi?
İsmet İnönü ne demişti?
Amerika için, sanırım rahmetli İsmet İnönü söylediği bir söz vardı. O söz, “ABD
gece kurtla sürüye dalar, sabah çobanla oturur ağlar” diyor. Bu sözün üstüne daha söz olur mu?
Ey sorumlular bir devletin onurunun devamı emperyal güçlerin alacağı kararlarla sürdürülmez…
Atatürk’ü anlamak…
“Bağımsızlık benim karakterimdir.” diyen Atatürk’ü hatırlama ve ona göre davranma zamanıdır.
Salim TAŞÇI
İ
nternet ortamından gerçekleştirilen ve sosyal medyadan canlı yayınlanan ödül töreninde, çok yüksek insani gelişme gösteren ilk 10 belediye arasına girerek yeşil grupta yer almayı başaran Yenimahalle Belediyesi; İNGEV tarafından 30 büyükşehirde nüfusu 150 binigeçen 138 ilçede yapılan geniş kapsamlı çalışmanın sonrasında, çok yüksek insani gelişme gösteren 34 belediye arasındaki yerini korudu. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) çerçevesinde İNGEV tarafından 2017 yılından beri her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen araştırma,
günlük hayata etki yapabilecek değişkenleri esas alarak yerel düzeyde insani gelişmenin ölçümlenmesi, uygulanacak programlar ve çalışmalarla yerel yönetimlerin insani gelişim konusunda performanslarının artırılması amacıyla yapılıyor.
Belediye faaliyet raporları,
istatistiki veriler, belediyelerin internet siteleri, sosyal
medya paylaşımları ve gizli vatandaş aramaları gibi 81 değişken ve 121 gösterge değerlendirilerek yapılan çalışmada ilçe belediyeleri yeşil, mavi, sarı ve kırmızı olarak değerlendirmelere tabii tutuldu.
Ayrıca maske ve dezenfektan alabilir miyim, sosyal
yardımlardan yararlanabilir miyim, engellilere yönelik hizmetleri öğrenebilir miyim gibi 21 farklı senaryo ile 4 bin 56 gizli vatandaş aramaları gerçekleştirilerek belediye- halk ilişkisi değerlendirildi.
Yenimahalle Belediyesi, Yönetişim ve Saydamlık ve Sosyal Yaşam Endeksi
kategorilerinde yeşil bölgede yer alan 10 ilçe belediyeleri arasına girmeye hak kazandı.
İlçe genelinde yaptığı sosyal projeler ve insan odaklı hizmet anlayışı ile öne çıkan Yenimahalle Belediyesi, İnsani Gelişme Vakfı (İNGEV) tarafından düzenlenen 2020 İnsani Gelişme
Endeksi-İlçeler (İGE-İ) çalışmasında ödüle layık görüldü
Ödüllü Yenimahalle
Ödül törenine katılarak İnsani Gelişme En- deksi-İlçeler çalışmasının gelişim gösteren ilçe belediyelerine yaptığı katkıyı belirten Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar, şunları söyledi:
“Bizim belediyemiz adı üstünde yeni bir belediye tarihi bir belediye değil. Yenimahalle 1950 yıllarında kurulan bir ilçeyiz ancak Ankara’nın en önemli be- lediyelerinden biriyiz. Türkiye’de en güçlü belediye- ler arasındaki yerimizi koruyoruz. İNGEV tarafın-
dan yapılan bu çalışmanın kriterlerini benimsiyoruz ve bu yönde kaynakları verimli kullanarak halkın yaşamaktan mutlu olduğu bir ilçe yaratmak için çalışmalarımızı yürütüyoruz. Yenimahalle sos- yal hayatta, yeşil alan konusunda, alt yapı ve üst yapı çalışmalarında, sağlık, eğitim, kültür ve sanat alanlarında ses getiren bir belediye haline gelmiş konumdadır. Bu seviyeyi daha yukarılara taşımak için emekçi kardeşlerimizle çalışıyoruz.”
Kardeşlerimizle çalışıyoruz
4 Şubat 2021 Perşembe
5
Vicdan, Merhamet Yoksa…
Hayvanları, Koruma Kanunuyla Koruyabilir miyiz?
Lafa gelince mangalda kül bırakmayız.
Üç kıta yedi denize hükmetmiş bir ecdadın torunu olmakla övünürüz. Fethe giden er- lerin geçtikleri bağdan yedikleri üzümün parasını dalına astıklarını dilden dile nak- lederiz. Medeniyetimizi tarif ederken şefkat ve merhamet sıfatlarını kullanırız. Ama konu Allah’ın sessiz kullarından açılınca yutkunmaya başlarız.
Hayvanları Koruma Kanunu TBMM gündemine geldi. Kül-
türle yapamadığımızı yasayla yapmaya ça- lışacağız. Videolarını izlerken mutlu olduğu- muz, sezgilerini, du- yarlılıklarını, maharet- lerini görünce “Vay be!
Aslında bu hayvanlar
çok akıllı” diye övgüler dizdiğimiz hayvanla- rı kanunla koruyacağız.
Gündeme getirilen bir konunun içine koruma, korunma eylemi giriyorsa orada bir arıza var demektir. Öncesine ve sürece dair bütün övgüler silinmelidir. Çünkü koruma, korunma, saldırı, yok etme fiillerine karşı alınan bir önlem. Ve biz Hayvanları Koruma Kanunu çıkartıyor, çıkarmak zorunda ka-
lıyorsak, ülkemizde hayvanları korunmaya muhtaç hale getirmişiz demektir. Bu da kültürümüz, medeniyetimiz, mensubiyet duyduğumuz inancımız, değerlerimiz adına utanç verici bir durumdur.
İnsan-kedi-köpek ilişkisi yazının bu- lunmasından çok önce başladı. Ancak bu ilişki insan doğaya hükmetmeye başladıkça sorunlu bir mahiyete büründü. İnsan, kent- lere yerleşip dikey yapılara yerleştikçe yatay
yerleşim kültürünü de terk etti. Daha önce yardımcısı gibi gördü- ğü hayvanları sokağa saldı. Aslında sadece hayvanları sokağa salmadı, onları koru- ma kanunu çıkarma ihtiyacı hissettirecek kadar vicdanını, merhametini de sokakta bıraktı. Şimdi geçmişiyle övünerek avunan insanımızın modernleşme ile medenileşme arasında bağlantı kuramayışından kaynaklı sorunlara çözüm arıyoruz.
Esasında toplumun ve kurumların örgütlü ve organize çalışmasıyla çözülebilecek naif bir sorun. Toplumsal örgütlenmemizde, şehir planlamamızda, konut mimarimizde yapaca-
ğımız küçük değişikliklerle sorunu çözebiliriz.
Bunun için de önceliğimiz her şeyi tüketmeye ve yok etmeye odaklı insanı küçük rötuşlarla eğitmemiz gerekiyor. “Yaratılmış her şeyin sahibi Allah’tır” diyen insana, bütün canlılar üzerinde sınırsız ve sorumsuz bir tasarruf hakkı olmadığını anlatmamız, öğretmemiz ge- rekiyor. Böyle yaparak insana içine gömdüğü vicdanı, merhameti hatırlatabilir ve kötülüğü görünür olmaktan çıkartabiliriz.
İnsanlığın sorunu vicdan ve merhametin yitirilmesinden kaynaklı. İnsanın insanla, insanın çevreyle ve bütün canlılarla sorunu vicdan ve merhametin sindirilip saklanma- sından kaynaklı. Eğer vicdan ve merhameti görünür hale getirip yeniden kültürleştir- mezsek çıkartacağımız yasaların hiçbir hük- mü olmaz. Nitekim bu durumu “Aileyi Ko- ruma ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun” da bize gösterdi. Polis her gün bir vahşiyi yakalar, mahkemelerde her gün bir cani yargılanır, sosyologlar, psikologlar, hukukçular her gün ekranlarda konuşur. Biz de homurdandığımızla kalırız.
Hasan YILMAZ
Kursa gittiler patron oldular
Mamak Belediyesi’nin
Aile Merkezlerinde
meslek edindirme
kurslarına katılan iki kadın, ortak işyeri açarak kendi işinin
patronu oldu M
amak Belediyesi’nin, ilçeliler için mesleki ve sosyal gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla oluştur- duğu Aile Merkezleri bünyesinde hizmet veren Meslek Edindirme Kursları’na katılan kursiyerler, çalışmalarının meyvelerini top- lamaya başladı. İlknur Akdoğan ve Burcu Yaman, kurs eğitimle- rinin ardından hem ortak hem de patron oldular. 3 çocuk annesi İlknur Akdoğan, kursu tamamla- dıktan sonra aldığı sertifikalarla hayallerini gerçekleştirdi. Bostan- cık Mahallesi’nde Güzellik Salonu açan Akdoğan, “Yıllarca eleman olarak çeşitli işlerde çalıştım. Hep hayalim kadınları güzelleştirmek üzerine kuruluydu. Başak AileMerkezi’ne gelerek 1 yıl cilt bakı- mı eğitimi aldım. Aile ortamında, güler yüzlü hizmetleriyle tüm ka- dınların gitmelerini tavsiye ede- rim. Başarmak inanmakla başlar.
İnandım ve başardım” dedi.
“Çok faydası oldu”
Burcu Yaman ise küçük yaştan itibaren cildindeki sorunlardan dolayı sürekli güzellik merkez- lerine gittiğini belirterek, şöyle konuştu: “Kursların bana büyük katkısı oldu. Arkadaşlarım oldu, kaynaşmayı öğrendim, birlikte eğlendim. Umarım pandemi bir an önce biter yine farklı kurs- lardan faydalanarak, arkadaşla- rımızla doyasıya vakit geçiririz”
diye konuştu.
Kitap Fetişizmi
Büyüdüğüm evde sayıca en fazla kitabın olduğunu düşünürdüm; Rasih Nuri İle- ri’nin Doğan Apartmanı’ndaki evini görün- ceye kadar.
“Yazarından imzalı kitap” toplayıcılığın- da Guinness dünya rekorunu bir dönem elinde tutan yabancı bir tanıdığımı, bizim Prof. Dr. Haluk Oral ile buluşturunca, o da benimkine benzer bir hayal kırıklığı tatmış olmalı. Çünkü Haluk Oral’ın imzalı belge koleksiyonunun on binden fazlası kitaptır.
Ve koleksiyon değeri olan bu kitaplarla, top- layıcılığın konusu olanları karşılaştırırsanız, aradaki birkaç misli nicelik farkına bir de nitelik farkı eklemeniz gerekir.
Kitaba merak, farklı şekillerde olabil- mektedir. Salgınla birlikte, televizyon prog- ramlarına evden katılmak ve internet üze- rinden yayın yapmak yaygınlaştı. Bu yaygın duruma eşlik eden bir de dekoratif öge göze çarpar oldu: Arka planda bir kitaplık.
Bu özenli seçim, “Bilgi bende…” mesajı içerir gibi. Bu “arka planın” bir anlamda benzeri olarak “Guinness’e başvurmak” gibi şeyler, Haluk Oral’ın eminim aklının ucun- dan geçmemiştir. Çünkü onun kitapla ilişki- si görüntüde, sayıda değildir. Kitap gibi imza üzerinden de iz sürer o; bilginin izini...
Zaman zaman Herakleitos’a benzer şekil- de “Yanlış aramaya eğilimliyim galiba” diye düşünmüyor değilim. Ama onun şu sözü, önemli bir ayrım ortaya koyar: ‘‘Pek çok şeyin öğrenilmesi, ‘anlamayı’ öğretmez.
Yoksa Hesiodos ve Pisagoras’a ve ayrıca Ksenofanes ve Hekataeus’a öğretirdi.”
Sözün bir diğer tercüme- sinden yararlanarak anlattığına bakalım: “Çok bilme, anlağı eğitmez!” der Herakleitos. En iyisinden “veri” ile ilişki içindeki o isimlerin, akıl yürütme, düşün- me, anlama yetilerinin sanıldığı
kadar gelişmiş olmadığını ileri sürer. Herak- leitos haklıdır. Veri ile ilişki, akla ve kavrayı- şa katkı sağlar mı?
Verinin “bilgi” olmadığını biliyoruz ve bu ayrım, koleksiyonculuk ile toplayıcılık ara- sındaki fark gibi çoğu zaman gözden kaçar.
Gözden kaçan bu ayrımlar içinde toplumu- muzda yazılı olana, özellikle kitaba saygı var- dır ama. Biraz peşinen saygıdır bu; yazanın bilgi içerdiği, doğru olduğu kabulünün getir- diği… Oysa “yazın”, epeyce kirli bir alandır.
Haluk Oral’ın koleksiyonunda rastlama şansınızın olmadığı ama bir kitapçıya gir- diğinizde karşınıza çıkacak olan “Beynini Temizle, Sırların Sırrı, Yeter ki İste” düzeyin- deki basılı şeyler değil bu kirliliğin nedeni.
Bu gibiler zaten…
“3000 yıllık” diyelim, düşünce tarihinin tüm birikimi değerli değildir. Yanlışlar, çeliş- kiler, saçma ve çürütülmüş olanlar nicedir ve nice otorite isim, ünlü yazar, şanlı düşünür, kirliliğin nedenidir. Bilgili olmak adına tüm bu çöplüğü öğütmek gerekmez. Üstelik tam
tersi, ayırt etmek bir gerekliliktir ve akıl buna olanaklıdır.
Anlı şanlı yazarların bir son- raki paragrafta ya da sonraki kitapta söylediğini reddettiği ya da kendisiyle çeliştiği örnekler çoktur. Bu kirlilik içinde bir diğer örnek olarak, felsefe rafından elinize alacağınız nice kitap, fel- sefe değil de edebi manzume ya da keyfi çıkarımların ardı ardına dizildiği bir derleme olabilecek- tir. Dikkatsiz okur anlamadan, sözü yüceltme, eseri yüceltme işini üstlenir ama. Bu olumsuzluk içinde sıkılıkla insanı- mızdan, okuduğunu öne çıkaran paylaşım- lar gelir. Arka plandaki görüntü öne geçer ve
“Okuyorum ben” mesajı, aforizmalar, kitap fotoğrafları eşliğinde sergilenir.
Özgür düşünme ve eleştirel akılla bir ki- tabı ele almak; yani akıl süzgeci dediğimiz şey, bizi bu hataya düşürmez. Diğer türlüsü tutsaklıktır: İsme, otoriteye, çoğunluğun onayladığına, ünlü olana ve bir de tüm bunlarla ilişki içinde olduğumuz görüntüsü verme ihtiyacına...
Toplumda yaygın olan bu mutlak ve peşin olumlama, olumlu olanı olumlama, beğenileni beğenme tutsaklığı, prosaik düzeyde kavrayışla aslında tekrarın belirlediği bizdeki kimi yazarçizerin dayanağıdır. Ve onlardan olumlanmış olmanın özgüveni içinde, formel mantığın ilerisine geçemeyen çıkarımlar ve düalist ayrıştırmalar işitiriz: “Entelektüel elit” ve
“Biz aydınlar” gibi.
Kuvay SANLI
A
nkara Ticaret Odası (ATO) Başkan Yardım- cısı Temel Aktay ve aynı zamanda Ankara Kent Konseyi (AKK) Yürütme Kurulu Başkan- lığı görevini de yürüten ATO Başkan Yardımcısı Halil İbrahim Yılmaz "Pandemide Yiyecek-İ- çecek Sektörü ve Etkilenenler"toplantısına katıldı.
Ankara Kent Konseyi'nin (AKK) öncülüğünde AKK'nın Gençlik Parkı içinde yer alan merkezinde gerçekleştirilen toplantıya Ankara Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Mete Çağla- yan, Ankara Lokantacılar Kebap- çılar ve Köfteciler Esnaf Odası
Başkanı Mehmet Aztekin, Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sek- reter Yardımcısı Mustafa Kemal Çokakoğlu, Çankaya Belediyesi Başkan Yardımcısı Sinan Çinar, Altındağ Belediyesi Kültür Mü- dürü Ali Rıza Yarar, Müzik-Sen Genel Başkanı İpek Koçyiğit ile ATO'nun ilgili Komite ve Meclis üyeleri katıldı. Kovid-19 salgınına karşı alından tedbirler nedeniyle faaliyetleri sınırlandırılan ye- me-içme sektörü ile etkilenen diğer sektörlerin durumunun masaya yatırıldığı toplantıda sektör temsilcilerinin yanı sıra sektörün çalışanları, müzisyenler, garsonlar, şefler, valeler, motosik-
letli kuryeler de bulundu. Toplan- tıda söz alan konuşmacılar talep, görüş ve önerilerini dile getirdi.
AKK Başkanı ve ATO Başkan Yardımcısı Halil İbrahim Yılmaz ise toplantıda yaptığı konuş- mada, pandemi sürecinin uzamasıyla yeni çözüm- lerin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Tür- kiye ekonomisinin yüzde 70'ini oluşturan hizmet
sektörünün pandemi sürecindeki durumunu değerlendirmek için büyük fotoğrafa bakmak gerek- tiğini belirten Yılmaz, "Pandemi döneminde yeme- içme sektörüne
getirilen sınırlama tedarikçi işlet- melerde de iş kaybına neden oldu.
Tarladaki üreticiden organizas- yon firmasına, kuryesine kadar çok geniş bir alan etkilendi" dedi. Sektörün faaliyetlerine yeniden başlaması halinde vaka sayılarında artışa neden olmayacak önlemlerin hayata geçirilmesi gerek- tiğini kaydeden Yılmaz,
"Ekonomide her bir sek- tör birbirine bağlı. Her biri için çok hassas tavır içerisinde hareket ederek elimizden geleni yapmak bizim asli görevimiz. İş birliği içinde yol alabiliriz" dedi.
Koronavirüs salgını kapsamında uygulanan kısıtlama nedeniyle bir süredir kapalı olan yiyecek-içecek
sektörü temsilcileri tedbirlerle açılmayı bekliyor
Açılma planı
Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, mahalle giriş çıkışlarına otuz üç mobese kamerasının yerleştirildiğini söyledi. Başkan Şimşek, online olarak giriş çıkışların izleneceği sistemin bütün mahallelerde uygulanacağını kaydetti.
Muhtarlarla toplantısın- da dile getirdiği kameraları 3 mahallede kurduklarını belirten Şimşek, şunları söyledi: “Topaklı Mahallesi giriş çıkışına güvenlik
amacıyla 8, Gölbaşı Hallaçlı Ma- hallesi giriş çıkışına 10, Bezirha- ne Mahallesi giriş çıkışına ise 15 güvenlik kamerası kurulmuştur.
Güvenlik amacıyla kurmuş olduğumuz sistemimiz diğer mahallelerimize de yerleştirile- cektir. Mahalle giriş çıkışlarımız artık mobese kameraları ile 7/24 izlenecek. Güvenlik kalitesini arttıracak olan kameralarımız ile her türlü olaya karşı hızlı tedbir almış olacağız. Ayrıca ka-
mera sistemi ile Gölbaşı Beledi- yesi web sitesinden de ilerleyen günlerde online olarak mahalle- lerimizi izleyebileceğiz.”
4 Şubat 2021 Perşembe
7
Ülke demir ağlarla örülüyor
ANKARA;
İstanbul, Eskişehir ve Konya’nın
ardından Kırıkkale, Yozgat, Sivas, İzmir ve Bursa’ya da
yüksek hızlı tren ile bağlanıyor
T
ürkiye'nin en önemli yatırımlarından olan yüksek hızlı tren (YHT) projeleri tamamlandığında iller arasında ulaştır- ma süreleri önemli ölçüde azalacak.laştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndan edinilen bilgilere göre, Türkiye 2009'da hizmete aldığı Ankara-Eskişehir Hattı'yla YHT işletmeciliği- ne başladı ve böylece dünyada 8. Avrupa'da 6.
YHT işleticisi konumuna geldi. Ankara-Konya Hattı 2011'de, Konya-İstanbul ve Ankara-İs- tanbul hatları da 2014'te faaliyete geçerken konforlu, hızlı ve modern seyahat hizmetinde doğrudan 7 il, ülke nüfusunun yüzde 33'üne (doğrudan ve dolaylı 13 il yüzde 43) ulaşıldı.
Geride kalan dönemde YHT hat uzunluğu ise 1213 kilometreye yükselirken, bugüne kadar YHT konforu ve hızıyla 56,1 milyon seyahat gerçekleştirildi. YHT'lerle Ankara-Eskişehir arası seyahat süresi 4 saatten 1 saat 30 daki- kaya, Ankara-İstanbul arası 8 saatten 4 saate, Ankara-Konya arasında 10 saat 30 dakikadan 1 saat 45 dakikaya, Konya-İstanbul arasında 11 saatten 4,5 saate düştü.
Mevcut hatların dışında 1889 kilometrelik Ankara-Sivas ve Ankara-İzmir YHT hatlarında yapım çalışmaları devam ediyor. Performans testlerine başlanan Ankara-Sivas YHT Hattı’nın ilk etapta Balışeyh-Yerköy-Sivas kesiminin hiz- mete alınması için yoğun çalışma yürütülüyor.
Proje sona erdiğinde 2 il arasındaki mesafe 603 kilometreden 405 kilometreye, seyahat süreside 12 saatten 2 saate düşecek.
Projelerde çalışmalar sürüyor
Yapımı devam eden Ankara (Polatlı)-İz- mir arasında devam eden demir yolu projesi tamamlandığında Ankara-İzmir arasındaki mesafe 824 kilometreden 624 kilometreye ve yaklaşık 14 saat olan seyahat süresi ise 3 saat 30 dakikaya düşecek. Ankara-İstanbul YHT Hattı’yla bağlantılı olarak 106 kilometre uzun- luğundaki Bursa-Bilecik (Osmaneli) Hattı Projesi tamamlandığında hem Ankara-Bursa hem de İstanbul-Bursa arası seyahat süresi 2 saat 15 dakika olacak.
SÜRE 12 SAATTEN 2 SAATE İNECEK
Gölbaşı’nda kameralı takip
4 Şubat 2021 Perşembe YIL: 1 / SAYI: 15 (İnternet gazeteciliğinde 10. yıl)
Fiyatı: 10 TL Yayının Adı: ANKHABER İmtiyaz Sahibi ve Yazı İşleri Müdürü
DURSUN ERKILIÇ Yayın Türü: Yerel, Süreli, Haftalık Gazete
İdare Yeri: Gökkuşağı Mah.
1164. Cadde 16 / 3 Çankaya / ANKARA Hukuk Danışmanı:
Av. Emin ERKILIÇ HABER - REKLAM İRTİBAT:
GSM: 0532 799 73 82 [email protected]
[email protected] Baskıya Hazırlık: ANKHABER Medya
Baskı Tarihi: 4 Şubat 2021 Perşembe ANKHABER, Anadolu Ajansı abonesidir
BASKI:
Bizim Dijital Matbaacılık Ostim, Uzay Çağı Cad, 1128. Sokak No: 6,
Yenimahalle / ANKARA Telefon: (0312) 341 00 02
Gazetemiz Basın Ahlak Yasası’na ve Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. Yazarların görüşleri kişiseldir ve kendilerini bağlar. İnternet Sitemiz bu görüşlerden sorumlu tutulamaz. (Bkz. Kullanım Şartları ve Gizlilik İlkeleri) Sitedeki
tüm harici linkler ayrı bir sayfada açılır. Sözleşmesi olmayan yazar, muhabir ve foto muhabirlerine ücret ödenmez.
Haber, köşe yazıları ve fotoğraflar izin alınarak ve kaynak gösterilerek yayımlanabilir.
Dünyadaki Yozgatlılar
-9-Sivil toplum alanında öncü Yozgatlılar olarak dünya çapında bir örgütlenmeyi ger- çekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz.
Dünyanın faklı yerlerinde faaliyet gös- teren tüm Yozgatlı federasyon ve dernekler bir araya gelerek ülkemizin bu alandaki en büyük oluşumu ve Yozgat’ın en büyük sivil toplum hareketi olan Dünya Yozgatlılar Konfederasyonu DUYKON’u kurduk.
Genel Başkanlık görevini bir yıl yürütme onurunu yaşadım ve bu büyük görevi İstan- bul Yozgatlılar Federasyonu Başkanı Ahmet Yılmaz kardeşimize devrettim.
Dünya Yozgatlılar Konfederasyonu’nu oluşturan federasyonlarımız şöyle:
. Ankara Yozgatlı Dernekler Federasyonu,
.İstanbul Yozgatlılar Federas- yonu,
.Trakya Yozgatlılar Federas- yonu,
.Yozgat Demokrat Dernekler Federasyonu,
.Bursa Yozgatlılar Federasyo- nu,
.Kayseri Yozgatlılar Federasyonu, .Avrupa Yozgatlılar Federasyonu, .Fransa Yozgatlılar Birliği
.Belçika Yozgatlılar Birliği .Almanya Yozgatlılar Platformu, .Avusturya Yozgatlılar Birliği
Yozgatlılar Birlik ve Dayanış- ma Vakfı ile
Balıkesir, Bolu, İzmir, Aydın, Tekirdağ, Kocaeli, Antalya, Adana ve Yalova il dernekleri ile dünya çapında toplamda 11 Federasyon 1 Vakıf ve 350 Türkiye ve yurt dışında faaliyet gösteren dernek- lerden oluşan “Büyük Yozgat Sivil İnisiyatifi”, 2018 yılının Temmuz ayında Ankara merkezli olarak kurularak hayata geçirilmiştir.
Amacımız, yurt içindeki ve yurt dışın- daki tüm Yozgatlı sivil toplum örgütlerimizi tek çatı altında toplayarak gücümüze güç katmak, ortak projeler üretmek, iletişimi sağlamak, tek ses, tek yürek olarak ülkemize, Yozgat’ımıza ve Yozgatlımıza hizmet etmek- tir. (Son)
Ahmet KOÇ
Hamza Akça ve Nurettin
Nebati’ye
hemşehri ziyareti
. ANKHABER
Y
ozgatlı Dernekler Federasyonu Genel Başkanı ve Dünya Yozgatlılar Konfede- rasyonu (DUYKON) Kurucu Başkanı Ahmet Koç ile beraberindeki heyet OSTİM Dış İlişkiler Koordinatörü Hamza Akça’yı ziyaret etti.Başarı temennisi
Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Solmaz ve Kadın Kolları Başkanı
Gülümser Gürsu’nun da hazır bulunduğu ziyaret sırasında Yozgatlı Dernekler Federasyonu’nun çalışmaları hakkında bilgi veren Ahmet Koç, Hamza Akça’ya başarı dileyerek, misafirperverliği ve faydalı sohbeti için teşekkür etti.
Plaket takdimi
OSTİM Dış İlişkiler Koordinatörü Hamza Akça da ziyaretten duyduğu memnuniyeti belirterek yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgilendirmede bulundu.
Hamza Akça’nın makamında gerçekleşen görüşme sonrası Yozgatlı Dernekler
Federasyonu Genel Başkanı Ahmet Koç plaket takdiminde bulundu.
Nurettin Nebati’ye tebrik ziyareti…
DUYKON Kurucu Başkanı ve Yozgatlı Der- nekler Federasyonu Genel Başkanı Ahmet Koç ile Başkan Yardımcısı Mustafa Solmaz, Maliye ve Hazine Bakan Yardımcısı Nurettin Nebati’yi ziyaret etti. Ziyarette Koç ve Solmaz hayırlı ol- sun dileklerini, başarı temennilerini sunarken, Nurettin Nebati de teşekkürlerini iletti.
Hamza Akça’yı ziyaret.
Hamza Akça’ya plaket verildi.
Ahmet Koç’tan Nurettin Nebati’ye plaket.
GAZETESİ ÖZEL SAYFASI 4 ŞUBAT PERŞEMBE 2021
H aberin B aşkenti
58 YIL önceki felaket
Günlerden 1 Şubat, yıllardan 1963 idi. Yolcu uçağından Esenboğa’daki kuleye gelen son mesaj şuydu:
“Normal uçuyoruz, Ankara üzerine temas ettik ve alçalıyoruz...”
ULUS’A DÜŞEN UÇAK
Oysa normal olmayın bir şeyler vardı ve kimse bunun farkında değildi. Altındağ üzerinde ölüm- cül bir çarpışmaya ve düşüşe ra- mak vardı. Bu düşüş bir facianın habercisiydi. Uçaklardan Lübnan Air’e ait olanı Ankara’nın en mer- kezi yerine Ulus’a düşüyordu.
BÜYÜK CAN KAYBI…
Korkunç kazada Türk askeri uçağı Bentderesi üzerinde bir binaya çakıldı. Paraşütle atlamaya çalışanlar olsa da kimse kurtulamadı. Uçaklar yere çakıldığında, mürettebat da dahil 120 civarı can
kaybı olmuştu.
www.ankhaber.com
>> Yazısı internet sitemizde
n Hazırlayan:
ANKHABER Araştırma Servisi
Fotoğraflar için
#AntolojiAnkara twitter hesabına teşekkür ederiz.
. DURSUN ERKILIÇ
Y
ozgat’tan Ankara’ya göçeli 57 yıl olmuş. Hatıralarıma temel oluşturan dünün Ankara’sına dair zihin arşivimin ilk sayfasında Yenidoğan - Çin- çin arasına sıkışmış çok farklı bir mahalle ortamı vardı. Şimdi düşünüyorum da o sayfa gerçek Ankara’ya ait değildi…Sokağa çıktığımızda yamaç yamaca geldiğimiz, Ulus’a doğru yürürken elimizi şapka yapıp bak- tığımızda gökyüzünden Bentde- resi’ne akan bir şelaleye benzeyen eteklerinden geçtiğimiz Ankara Kalesi, tüm heybeti ile bizi se- lamlıyor ve “Ankara benim, ben Ankara’yım” diye sesleniyordu.
Büyüdük… Gazeteci olarak sayısız defa gittiğim ve hakkında pek çok haber/yazı kaleme aldı- ğım Ankara Kalesi ve civarı, sade- ce bir meskûn mahal değil, aynı zamanda eşi benzeri az bulunur bir yaşam tarzının, gündelik hayat kültürünün, inançların, insanların kaynaştığı sihirli bir dünya idi.
Mahalle isimleri, sokak adları, mimari yapısı ve görünen, gö- rünmeyen her şeyiyle muhteşem bir mekân olan Kale ve civarı ile ilçelere kadar yayılmış Ankaralılık özellikleri, güzellikleri kimi olum- suz şeylerle bozulmaya çalışılsa da, o varlığını hep korumuş ve
birilerinin gelip bulmasını, keş- fetmesini beklemişti… Bulundu, keşfedildi! Bulanlar, keşfedenler gereğini yaptı, yapıyor.
Takdir ve tebrik
Bu onur, Türkiye’nin en büyük sivil toplum çatı kuruluşlarından olan Başkent Ankara Meclisi’ne, Başkanı Nevzat Ceylan ve ekibi- ne ile paydaş kişi ve kuruluşlara nasip oldu.
Projenin adı, “Bir Zamanlar Ankara-Sözlü Tarih Çalışması”ydı ve başarıyla tamamlandı. Bir vefa borcu olarak hemen isimlerini anmak gerekirse; Başkent Ankara Meclisi, Kültür ve Turizm Bakan- lığının katkıları; Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası,
Ankara Kent Konseyi ve Ankara Kulübü Derneğinin destekleri kayıt altına alınmalı. Proje Koor- dinatörü Sanem Arıkan’ın gayreti de unutulacak gibi değildi ve takdire şayandı.
Yaşayan ve yaşatanlar
Belgesele bilgileri, gözlemleri, hatıralarıyla katkıda bulunan isim- ler de şöyle: Abdülkerim Erdoğan, Ali Osman Renklibay, Aliye Öz- tan, Ayhan Sümer, Birten Gökyay, Bülent Kalıpçı, Gazi Yaşargil, Güven Dinçer, Haluk Balaban, İdris Yamantürk, Mehmet Habe- ral, Nebahat Taşkın, Özden Toker, Rengim Gökmen, Ruşen Keleş, Şevket Bülend Yahnici, Şükran Pekmezci, Hasan Pekmezci, Yunus
Ensari ve Yüksel Erimtan.
Geniş bir katılım oldu
“Bir Zamanlar Ankara Sözlü Tarih Çalışması” belgeselinin ilk gösterimi için düzenlenen galaya genmiş bir katılım oldu. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Özgül Özkan Yavuz, Ankara Milletve- kili Nevzat Ceylan, Ankara Valisi Vasip Şahin, ATO Başkanı Gürsel Baran, ASO Başkanı Nurettin Özdebir, Ankara Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Ankara Kent Konseyi Kale Mecli- si Sözcüsü Şevket Bülend Yah- nici, Proje Koordinatörü Sanem Arıkan ve Ankara Kulübü Başka- nı Metin Özaslan ile çok sayıda davetli salonda yerini aldı.
“Bir Zamanlar Ankara-Sözlü Tarih Çalışması”
Proje: Bir ilk, bir inci
Amaç: Ankara bilinci
4 Şubat 2021 Perşembe
11
Ankara’ya değer katacak sözler
Başkent Ankara Meclisi tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı katkılarıyla, Ankara Tica- ret Odası, Ankara Sanayi Odası, Ankara Kent Konseyi ve Ankara Kulübü Derneği destekle- riyle yürütülen “Bir Zamanlar Ankara-Sözlü Tarih Çalışması”nın tanıtımı görkemli bir gala gecesiyle yapıldı.
Büyük ilgi gören etkinliğe katılanların yüzlerinde, sözlerinde Ankara vardı. Gecede kürsüye gelerek konuşanların hepsi Başkent Ankara üzerine ‘özlü söz’ denilecek türden ifa- deler kullandı. Ortak noktalardan biri de “Bir Zamanlar- Ankara Sözlü Tarih Çalışması”nın yaratacağı etki ve sonuçlardı.
n NEVZAT CEYLAN
(Ankara Milletvekili ve Başkent Ankara Meclisi Başkanı)
-Başkentte yaşamak bir ayrıcalıktır…
-Bu kentte yaşayan siyasetçiler, bü- rokratlar Ankara’yı sahiplenmelidir…
-Ankara’yı tanımıyoruz. Tanımadı- ğınız zaman da sevmezsiniz. Ankara’nın tarihini bilmiyorsunuz, bilmezseniz sevemezsiniz
-Benzer projeleri devam ettirerek Başkentte yaşayan insanlarda Ankara bilinci oluşturacağız.
-Ankara’yı sahiplenmek, sahiplendir- mek zorundayız.
n ÖZGÜL ÖZKAN YAVUZ
(Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı)
-Başkentin tarihi, kültürü ve kimliğinin önce Ankaralılara sonra da Türkiye ve dünyaya anlatılması gerekir…
n Dr. METİN ÖZASLAN
(Ankara Kulübü Derneği Başkanı) -Çağımız bir işbirliği çağı ve yerelde bir araya gelmek çok önemli. Ankara bunu çok tecrübe etmedi, yeni yeni bir araya geliniyor.
-İleride bu projenin daha da gelişece- ğini düşünüyoruz…
n HALİL İBRAHİM YILMAZ (Ankara Kent Konseyi Başkanı) -Ankara bulunduğu konum itiba- riyle; kültürel havza veya medeniyet aidiyeti özelliklerini taşımakla birlikte aynı zamanda insanlık birikimini haiz bir kenttir.
-Ankara’nın tarihsel gelişimi içinde pek çok medeniyetin izlerini görmekte- yiz. Hititlerden Roma’ya, Selçuklulardan Osmanlı’ya kadar…
-Bir diğer vasfı ise siyasi güç kayması ve medeniyet dönüşümüyle önemini/
ruhunu yenilemesidir.
n SANEM ARIKAN (Proje Koordinatörü) -Proje bizi çok heyecanlan- dıran, zevkle, şevkle hatta aşkla çalıştığımız bir proje oldu.
-Bu projede Ankara’nın önde gelen, değer katan sanatçıları, siyasetçileri, iş insanları, kanaat önderlerinin yaşamlarından, anlatımlarından yola çıkarak çek- tiğimiz filmler ve hazırladığımız belgeseller ile yapılan görüşme- leri topladığımız prestij kitapla, geçmişin ışığı ile günümüzü ve hatta geleceğimizi aydınlatmayı,
gelecek nesillere kültürel sanatsal milli ve manevi değerlerini tanıt- mayı, yaşatmayı ve başkentli olma kültürünü aşılamayı hedefliyoruz.
-Gelecek nesiller Ankara’nın, Türkiye Cumhuriyeti’nden önce de 5 kez başkent olduğunu, 1292-1362 yılları arasında Ahi Cumhuriyeti’nin başkenti oldu- ğunu, başkentimizin en önemli kültür unsurlarından seğmenlik kültürünü, müzik kültürünü, bir zamanlar Ankara’daki sosyal kül- türel yaşamı bu kitap ve filmler- den öğrenecek.
n NURETTİN ÖZDEBİR (Ankara Sanayi Odası Başkanı) -Türkiye’nin en önem-
li üretim merkezlerinden biri olmasıyla Ankara artık dünyanın önemli başkentlerinden birisidir.
-Ankaralılık bilincini
yerleştirmede sorunlar yaşıyoruz.
-Bu çalışmanın Ankaralılık bilinci- nin oluşmasına, kent kültürüne katkı sağlayacağına inanıyorum.
-Ankara, 13 organize sanayi bölgesi ve Türkiye’nin en değerli üniversite- leriyle potansiyeli çok yüksek, üretim kabiliyeti olan, teknolojinin yoğunlaş- tığı, yüksek katma değerli ürünlerin üretildiği ve ihraç edildiği önemli bir cazibe merkezi.
n GÜRSEL BARAN
(ATO Yönetim Kurulu Başkanı) -Milli Mücadele’ye ev sahipliği yapan Ankara, Başkent olarak da Türkiye’nin ekono- miden siyasete, kentleşmeden sosyalleşmeye kadar tüm evrelerine şahitlik yaptı…
-Ankara ülkemizin tüm özelliklerini içinde barındıran bir şehir olması dolayısıy- la yalnızca Türkiye’nin başkenti değil aynı zamanda özetidir.
-Bu projede yer alan çok değerli büyük- lerimizin anıları ve eski Ankara anlatımları bizler ve gelecek kuşaklar için çok büyük bir değer ve bilgi birikimdir.
H ABER H eybesi
GAZETESİ ÖZEL SAYFASI 4 ŞUBAT PERŞEMBE 2021
‘BARIŞ’
ADLI ÇOCUK
Ona “Barış adlı çocuk”
demem boşuna değil.
Çocuklara olan büyük
sevgisi, kendisinin bir yanı ile çocuk kalmasını sağladı.
O yüzdendir ki, 40 yıllık sanat hayatında hep genç ve diri kaldı Barış Manço...
DÜNYA İNSANIYDI
Tam bir dünya insanıydı. 1962’den 1970 yılına kadar geçen 8 yıllık süre içinde Barış Manço’nun Türkiye’de üç plağı vardı... Belçi- ka’ya gitti... Sıkıntılarına rağmen Kraliyet Aka- demisi’nde okumaya başladı, birincilikle bitirdi.
1964 yılında Paris’te iki 45’lik çıkardı.
‘DAĞLAR DAĞLAR’
Barış Manço “ Dağlar Dağlar” ile büyük sükse yaptı. 1970 yılında bu plak 700.000 satışa ulaşıyordu. İşte onun asıl patlamayı yaptığı ve on yıllar sonra bile dillerden düşmeyecek olan parçası o “Dağlar Dağlar”dı. Bu plağın, Barış’ın 15. plağı olduğunu da bilen pek yoktu.
PROJELERİ VARDI
Aramızdan ayrıldığında kendisi için çok önem- li olan birkaç proje üzerinde çalışıyordu. Bu projelerinden biri, ölümünden sonra yayım- lanan ve 2.5 milyon satışa ulaşan Mançoloji’yi çıkarmaktı... Diğer bir projesi de “Türklerin 4000 Yılı” adlı belgeseli gerçekleştirmekti.
www.ankhaber.com
>> Soner Aykaç’ın yazısı internet sitemizde4 Şubat 2021 Perşembe
13
Nezih Allıoğlu UMUT VERDİ
DESTEK ÇIKTI
Başkanı olduğu GGYD tarafından 50’nci kez (bu defa online) düzenlenen İş’te Fırsat Toplantısı’nda konuşan Nezih Allıoğlu,
“Bugünler geçecek ve motivasyonumuz, iş hacmimiz yeniden ivme kazanacak.” dedi. Allıoğlu, kafe-restoran işletmecilerinin HES kodu şartıyla hizmet verme talebini önemsediğini söyledi
. ANKHABER
G
enç Girişim ve Yönetişim Derneği’nin 50’nci kez organize ettiği, pande- mi nedeniyle online gerçekleşen İş’te Fırsat Toplantısı’nın açılış konuşmasını, GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu yaptı. Allıoğlu,
ülkemizin en uzun soluklu iş ve tecrübe paylaşım toplantıların- dan biri olan, Covid-19 sürecinde dahi ara verilmeyen İş’te Fırsat Toplantıları’nın 50’ncisini gerçek- leştirdiklerini söyledi, “Onlarca farklı sektörden, 550 üyemizle enerjimiz çok yüksek. Diliyorum
ki bugünler geçecek ve motivasyo- numuz, iş hacmimiz yeniden ivme kazanacak. Aramızda pandemiden çok fazla etkilenen arkadaşları- mız var. Durumlarını bir raporla ilgili kurumlara ilettik. Özellikle kafe-restoran işletmecisi arkadaş- ların, HES kodu şartıyla hizmet
verme talebini çok önemsiyoruz.
Yine salgından etkilenen işletme- lere sağlanan kira yardımı ve hibe desteğinin miktarının mutlaka art- tırılmasını, finansmana erişimin bu kadar zor ve maliyetli olmama- sı için kredi koşullarının gözden geçirilmesini bekliyoruz” dedi.
Genç Girişim ve Yönetişim Derneği’nin online düzenlediği İş’te Fırsat Toplantısı’nda konuşan Prof. Dr. Alpay Azap çok önemli açıklamalarda, uyarılarda bulundu. Azap, salgındaki dalganın ülke ülke, hatta il il değiş- tiğini bildirdi. Ankara örneğiyle bu farklılığı anlatan Prof. Azap, “Örneğin Ankara’da nisan, haziran ağustos ve kasım aylarında olmak üzere 4 dalga yaşadık, beşincisini bekliyoruz.
Maalesef şu anda olgu sayısında kıpırdanma var. Ankara’da beklediğimiz 5’nci dalga muh- temelen şubat ayı ortasında başlayacak, mart ortasına kadar sürecek” diye konuştu. Dünya genelinde bugüne kadar Covid-19 kaynaklı 100 milyon vaka, 2 milyon ölüm olduğunu anımsatan Prof. Dr. Azap, şunları dile getirdi:
“Hem olgu hem ölüm sayısında ABD başı çekiyor. Türkiye 9’ncu sırada. Ama bunlar
kesin tanı alınan sayılar. Tanı koyduğunuz her bir olguya karşılık tanı koymadığınız 9 olgu va r. 100 milyon olgu diyoruz ama 1 milyar kişiyi buldu. Yani dünya nüfusunun 1 milyarı enfekte oldu. Ölüm sayısı da 2 milyon diyo- ruz ama tanı koyamadıklarınızla 5 milyona yakın kaybımız oldu. Salgın bitecek ama virüs kaybolmayacak. Covid-19’un mevsimsel bir enfeksiyon olarak kışın artan yazın azalan, grip gibi bir hastalık olmasını bekliyoruz. En iyimser tahminle bağışıklık 2 yıl sürerse, bu 2 yılda bir yine özellikle kış aylarında artan sonra azalan bir hastalık yapacak.
İlaç ve aşı konusu
“Virüse doğrudan etkili ilaç, önümüzdeki yılın ocak, şubat aylarında geliştirilmiş olacak.
En iyimser tahmin; bu yılın kasım, aralık
ayı gibi bu ilaçlar yaygın şekilde kullanılıyor olacak” diyen Prof. Alpay Azap, “Şu an uygu- lanan bütün aşıların ağır ve öldürücü enfek- siyon gelişimi önleme kapasitesi birbirine benzer. Son 6 ay içinde hastalığı geçirenlerin aşılanmasına veya antikora baktırmasına ge- rek yok. Antikorlara güvenemiyoruz. Antikor testleri yasaklanmalı, çünkü bilimsel faydası yok. Kandaki antikorun solunum yollarındaki virüse ne kadar etkili olacağını kestirmeniz mümkün değil. Önemli olan bağışıklık. Eğer Covid-19 geçirdiyseniz kanınızdaki antikor- dan bağımsız olarak en az 6 ila 8 ay bu hasta- lıktan korunuyorsunuz.” diye konuştu.
SALGINDA
şubat kabusu
Prof. Dr.
Alpay Azap
Salgın raporu
Türkiye’de ko- ronavirüs salgını kontrol altına alınırken, bu sal- gının yansımaları illere göre fark- lılık gösteriyor.
Bu bakımdan Yozgat’ta ‘fatu- rayı’ inceleyecek olursak karşımı- za şöyle bir tablo çıkıyor. 2020’in Mart ayından bugüne şehirde koronavirüs salgını yüzünden kaybettiğimiz insan sayısı yaklaşık 700.
Koronavirüse yakalanan hasta sayımız nüfusumuzun yaklaşık yüzde 10’una tekabül ediyor. Yani,40 bin kişi.
İl genelinde evlerde karantina altında tutulan insan sayımız ne kadardır, tahmin edebiliyor musunuz? Hemen söyleyeyim: Yaklaşık 100 bin kişi.
* * *
Koronavirüsle mücadelede Yozgat’ta gelinen aşama da şöyle: Birinci dalga sürecinde 2020 yılı Mart ayı başlangı- cından Temmuz sonuna kadar, Türkiye ortalamasının altında ve kontrollü seyir vardı. Bu süreçte sadece 11 kişi vefat etmişti. Ağustos ayından itibaren artan salgın ile vaka sayısı tavan yaptı. Şehir hastanesinde yoğun bakımda ve pande- mi servisinde neredeyse bütün yataklar dolmuştu. Hadisenin vahametini Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın Yozgat’ı ağır hasta bakımından en yoğun 5 şehir ara- sında saymasından anlamak mümkün.
Salgın Ekim başında inişe, Kasım ayında tekrar yükselişe geçti.
* * *
Sağlık Bakanlığının aldığı sıkı tedbir ve kısıtlamaların yanı sıra Yozgat Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğü Filyaslon ve İzolasyon ekipleri kontrolü sağladı. Bu çalışmaya Yozgat Emniyet Müdürlüğü ile İl Jandarma Komutanlığı ekipleri de etkili destek verdi. Vatandaşların ‘mas- ke, mesafe, temizlik’ kurallarına uyması da önemliydi. Yaşanan bu süreç ile bir- likte virüs salgın hız kesti. Son dönemde Şehir hastanesinde tedavi görmekte olan hasta sayısı 350’den 80’lere indi. Ayrıca 2 gün içerisinde merkez ve ilçelerdeki 3700 sağlık çalışanı aşılandı.
* * *
Özetle Koronavirüsle mücadelede 'tünelin ucundaki ışık gözüktü ' diyebi- liriz. Üçüncü dalganın oluşmaması için rehavete kapılmamak gerekiyor. Demem o ki; aşının yanı sıra tedbirler de sürme- li. Aşıya rağmen kısıtlamalara uymaz ve tedbirleri elden bırakırsak vay halimize.
Gerisini söylemeye dilim varmıyor.
Osman Hakan KİRACI
EMEKÇİNİN ADRESİ
HAK-İŞ Konfederasyonu Yönetim Kurulu tarafından 2021 yılı birinci dönemi sendikal istatistiklere ilişkin olarak yapılan değerlendirmede, “HAK-İŞ Konfederas- yonu olarak işçilerin takdirini kazanmaya devam ediyoruz. Bize inanan, güvenen, bi- zimle birlikte yol yürüyen emekçi kardeşle- rimize teşekkür ediyoruz. Sendikasız bütün işçileri HAK-İŞ çatısı altındaki sendikalarda örgütlenmeye davet ediyoruz” denildi.
HİZMET-İŞ BİRİNCİ…
“HAK-İŞ Konfederasyonu, işçilerin güve- nini kazanmaya devam etmekte ve istikrarlı büyümesini sürdürmektedir. HAK-İŞ Kon- federasyonu, 2020 yılı Temmuz döneminde 687 bin 790 olan üye sayısını 23 bin 505 artırarak 711 bin 295’e yükseltti. HAK-İŞ’in üye sayısı KKTC Kamu-Sen’in üye sayısı (2 Bin 643) da eklendiğinde 713 bin 938 oldu.
Hizmet-İş Sendikamız Türkiye Birinciliğini Koruyor” Haberi www.ankhaber.com’da
ÜYE SAYISINI ARTIRDI
Öz İplik-İş Sendikası, hem işkolunda sendikalılığın yükselmesi, hem de işko- lundaki en fazla üyeye sahip olan sendika olma hedefiyle yürüttüğü örgütlenme çalışmalarını salgına rağmen sürdürdü.
Kesintisiz olarak üye sayısını her yıl artıran Öz İplik-İş’e üye işçi sayısı 2020’de 2 bin 971 kişi arttı.
SENDİKALILIK ORANI
Böylece Öz İplik-İş Sendikası 37 bin 688 üyeye ulaştı. Sendikanın faaliyet gös- terdiği 5 numaralı Dokuma, Hazır Giyim ve Deri sektöründe çalışan işçi sayısı 1 milyon 219 bin 957 kişi olarak belirlendi.
İşkolunda sendikalılık oranı yüzde 8,6 ola- rak gerçekleşti. Haberi internet sitemizde www.ankhaber.com
HAK-İŞ’ten büyüme ve mücadele mesajı
Öz İplik-İş’in sendikalaşmaya katkısı, iş kolunda liderlik yarışı
Ankara Büyükşehir Bele- diyesi, Başkent’in tarihi do- kusunu korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla çalışmalarını sürdürüyor.
Büyükşehir Belediyesi şimdi de Kurtuluş Savaşı sırasında konakta kurulan fırın sayesin- de askerlerin ekmek ihtiyacını karşılayan Gölbaşı’ndaki Hal- laçlı Mehmet Ağa Konağını restore edecek.
Konağın kırsalda çok nitelikli bir yapıya sahip ol- duğunu ve o bölgede yaşayan köylüler için de bir kırsal kalkınma modeli olabileceği- ni söyleyen Kültür ve Tabiat Varlıkları Daire Başkanı Bekir Ödemiş, “Konağı ailenin güveneceği bir kuruluşa tes- lim etmek isteyerek Büyük- şehir Belediyesini seçmesi bizi memnun etti. Konağı o
bölgedeki köylüler için bir kırsal kalkınma modeli olarak projelendirmeyi istiyoruz.
Sadece fiziksel yapısını değil tarihini ve kırsaldaki ruhunu da yaşatmak istiyoruz. En önemlisi biz bir tarihi devralı- yoruz” dedi.
Büyükşehir Belediyesi, Kurtuluş Savaşı sırasında konakta kurulan fırın sayesinde askerlerin ekmek ihtiyacını karşılayan Gölbaşı’ndaki Hallaçlı Mehmet Ağa Konağı’nı restore edecek
Mehmet Ağa Konağı
restore
ediliyor
4 Şubat 2021 Perşembe
15
“Gri şehir: Başkent” tanımla- masını değiştirmek için harekete geçen Büyükşehir Belediyesi hem sanata hem de sanatçıya olan desteğini şehri güzelleştirerek sürdürüyor. Ankara’nın simgesi haline gelen Botanik Park’ta ye- nileme çalışmaları gerçekleştiren Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı, grafitti sanatçısı Atio- ne’nin 3 boyutlu sualtı çalışmasıy- la başkentlilere sürpriz yaptı.
Kızılay’dan başlamıştı
İlk olarak Kızılay’da sokak sa- natçılarıyla iş birliği yaparak du- varlara grafitti çalışması yaptıran Büyükşehir Belediyesi, Ankara’yı renklendiriyor.
Grafiti sanatçısı Atione, Bo- tanik Park’ta uyguladığı çalışma hakkında şu bilgileri verdi:
“Bizi Ankara Büyükşehir Be- lediyesinden ilk fark eden Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı
Hasan Muhammet Güldaş oldu.
Kendisi yaptığımız işe bir sanat olarak baktı. Arkamızda durdu, destek oldu. Kızılay’daki çalışma- mızdan sonra şimdi de Botanik Park için Büyükşehir Belediyesi ile birlikte çalışmaya başladık.
Ankara’daki sosyal ve kültürel
yapıyı gözeterek sualtı konsepti düşündük, herkesin sevebileceği bir konsept hazırladık. Anka- ra’ya renk katmak istedik. Hava şartlarından dolayı projemiz 1,5 ay sürdü. Sprey boya malzemeleri kullandık. Üç boyutlu bir çalışma yaptık.” . ANKHABER
Başkent parkları
renklendi
Ankara Büyükşehir Belediyesi, başkentin cadde ve sokaklarından sonra park ve rekreasyon alanlarının kapılarını da grafitti sanatçılarına açtı
Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı İç Mimar- larından Onur Saraçel ise şöyle konuştu: “Botanik Parkı, Ankara’nın en eski ve en güzel parklarından biri. Yıllar geçtikçe parkımız deforme oldu ve bakımsız kaldı. Ankara Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı ola- rak parkımızı baştan aşağı yenileme kararı aldık. Parka sadece yapısal olarak değil sanatsal anlamda da değer katmak istedik. Parkımızın çeşitli bölgelerine grafitti sanatçımız Atione ile birlikte bir çalışma yürüttük. Güzel bir eser ortaya çıktı, Baş- kentlileri bekliyoruz.”
Sanat dolu BOTANiK
Ankara
Minibüsçüler Esnaf Odası Başkanı Murat Yılmazer ve yönetim kurulu üyeleri, Güngör Taksi Durak
Başkanı Mehmet Güngör ve
durak şoförleri, Pursaklar
Belediye
Başkanı Ertuğrul Çetin’e nezaket ziyaretinde bulundu
Pandemi sürecinde esnaflara sağlanan destekler ve diğer konu- ların istişare edildiği görüşmede Başkan Ertuğrul Çetin, hizmet sek- törlerinin temsilcilerinin talep ve önerilerini dinledi. Pandemi süre- cinde en çok mağdur olan kesimin esnaf olduğunu belirten Başkan Çetin, “Koronavirüs sürecinin en büyük mağduru esnaflarımız oldu.
Farklı alanlarda da olsa taksici
esnafı, minibüsçü esnafı ve farklı sektördeki esnaflarımız bu süreç- ten olumsuz olarak etkilendi. Bele- diye olarak her zaman esnafımızın yanındayız. Onların gelişip büyü- yebilmesi için elimizden gelen her türlü çalışmayı yapıyoruz. İnşallah en kısa sürede bu sıkıntılı günleri de hep beraber aşacağız. Birliğin, beraberliğin, yardımlaşmanın elin- den hiçbir şey kurtulmaz” dedi.
Pursaklar’da ‘esnaf’ sohbeti
YILDIZLARIN FISILTISI
Haftanın genel etkilerine baktığımızda aşk ve paranın gezegeni Venüs’ün, Satürn ve Uranüs ile olan kontakları oldukça çarpıcı etkiler veriyor. Disiplin ve düzenden sorumlu Satürn’ün Venüs ile kavuşumu aşk ve parada uzun soluklu ya da ileriye dönük adımların artabileceğini göstermekte. Lakin aniliklerden sorumlu olan Uranüs’ün Venüs ile olan kare açısı bu sağlamcı bakış açılarına bir elektrik şoku yapabilir. Dolayısıyla bu temalarda ol- dukça inişli ve çıkışlı dönemlerde olduğumuzu belirtmek isterim.
Kalbi boş olanlar açısından belki de yeni bir aşk habercisi olan bu enerjiler; bazı mev- cut ilişkileri de testten geçirecek gibi… Hafta,
ani ayrılıklar, boşanmalar, küsmeler, barışma- lar ya da tanışmalar gibi temaları içinde ba- rındırıyor diyebilirim. Özellikle bu yorumlar Kova, Boğa, Aslan ve Akrep burçları için biraz daha aktif olacak gibi…
H H H
“Yorma kendini bırak hayatına eşlik etmek isteyenler seninle gelsin.”
(Charles Bukowski) H H H
Para ile ilgili alanlarda büyük risk alma- mak gereken süreçlerdeyiz. Bu açıdan, sağ- lamcı olmanın ve maddi güvenliğimizi koru- maya çabalamanın önemi oldukça büyük…
Merkür’ün retro harekette olduğu bu sü-
reçte aşk ve ilişkilerde hatta parasal konularda geçmiş ile bağlantılar daha fazla olacaktır.
Aynı zamanda sert açıların aktif olacağı dö- nemlerde iletişimde yanlış anlaşılmalara da çok açık olabiliriz.
Sakarlıklara, kazalara ve sakatlıklara dikkat!
Özellikle 4 Şubat ile 10 Şubat 2021 tarihleri arasında zaman zaman sert açılar yapacak olan retro Merkür’ün bu tip etkiler yaratabi- leceğinin farkında olmamız da gerekiyor. Bu bağlamda acelecilikten uzak kalarak belki biraz daha sakin ve güvenli adımlar atmaya gayret etmekte fayda görüyorum.
Mutlu günler diliyorum.
Buket Nizamoğlu
İleriye dönük ilişkilerin temelleri mi atılıyor?
Parasal konularda temkinli olma zamanı mı?
Aşk ve parada SARSICI GÜNDEMLER
Sanat atölyesi gibi konak
K
eçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, 2019 yılında restore edilerek sanatsal atölye çalışmalarına ev sahipliği yapan Gülistan Konağı’nın Türk-İslam Kültürünü yaşatan önemli bir sanat merkezi olduğunu söyledi. Altınok,“7 branşta sanatsal atölye çalışmaları yaptığımız Gülistan Konağımızda alanında uzman öğretmenlerimiz tezhip sanatı, minyatür sanatı, kaat’ı sanatı, çini sanatı, gubari hat sanatı, hat ve tuğra sanatı olmak üzere toplam 7 branşta eserler ortaya çıkarıyorlar.
Bu eserlerimiz hediyelik eşya niteliğine sahip olduğundan e-ticaret platformumuz olan Keçikoop’ta satışa sunuyoruz”
dedi. . ANKHABER
A
tatürk’ün mozo- lesine çıkmadan önce nasıl bir gezi yapılmalıdır sizlerle bir rehber olarak bunu pay- laşmak isterim… Anıt- kabir’in ziyaretçi girişi için iki kapısı mevcuttur.Anıtkabir’in tarihini tam anlamak, Atatürk’e manevi olarak hazırlanmak ister- seniz tavsiyem Tandoğan kapısından yürüyerek gi-
riniz. Diğer kapıdan girdiğinizde bütünü göremezsiniz. Aracınızla gelirseniz içeride park alanları da mevcut arabanızı dışarı bırakmak zorunda kalmıyorsunuz. Tando- ğan kapısından yürüyerek girdiği- nizde Barış Parkı ile Aslanlı yola kadar yürürsünüz. Barış Parkı Anıtkabir’in etrafını saran ağaçlık alandır. Atatürk’ün ölümü üzerine bir çok devlet liderinin Anıtka- bir’in etrafına dikilmesi için ağaç fidanları gönderdiğini de ayrıca
ifade etmek isterim. Barış Parkı ismi buradan gelir. Aslanlı yolun başına gelindiğinde sizi merdi- venler karşılar, merdivenlerin hemen sağında İstiklal, solunda ise Hürriyet Kulelerini görürüz.
Merdivenlerin çıktığınızda bir de sizi, kadın ve erkek heykel grup- ları karşılayacaktır. Hüseyin Öz- kan’a ait olan bu heykel grupları dönemi ve dönemin insanlarının Atatürk’ün ölümüne olan üzüntü- sünü yansıtır. Heykellerden hiçbi- rinin suratı gülmez. Kadın heykel
grubunun içinde bir kadın elinde rahmet kasesi tutar. Eminim defa- larca gittiniz ama birçoğunuz bu kaseyi görmediniz. Anıtkabir’de hiçbir şey boşa yapılmamıştır.
Manaya dikkat ediniz. Bu rahmet kasesi, Şamanizm’e inanan Türkle- rin Anadolu’ya gelirken getirdik- leri kültürlerinden biridir. Şuan hala bir çok mezar yapılırken ayak ucuna küçük bir kase yapılır, işte bu eski Türk inanışıdır. Biz su koyarız içine kuşlar su içsin diye ama çoğumuz bu inanışın temelinde ne olduğunu unutmu- şuzdur. Bu rahmet kasesi, rahman kabı diye de bilinir, mezar başına yapılır ki gökten Tanrının rahmeti yağarken bu kaba biriksin ve kim yatıyorsa o mezarda onun üzerine olsun diyedir. Kadın heykeller- den önde olan ikisinin ellerinde aşağıda birleşen buğday başağı demeti vardır. Bu kompozisyon- la, birliği beraberliği ve Anadolu topraklarının bolluk ve bereketini
anlatılmak istenmiştir. Anıtka- bir’in mimarları Emin Onat ve Orhan Arda Anıtkabir’e Atamızı ziyarete gelenleri bu kompozisyo- nun içinden geçerek hazırlamak istemiş gibiler. Heykel grubunun içerisinde kadınlardan biri yüzü- nü kapatmış şekilde verilmiştir, bunun sebebi ise Anadolu kadını- nın Atatürk’ün ölümünden dolayı üzüntü duyduğunun anlatılmaya çalışılmasıdır. Erkek Heykel gru- buna geçtiğimizde ise önde bir öğretmen ki bu Türkiye Cumhu- riyeti’nin geleceği olan gençlerin öğretmenlere emanet edildiğini anlatır, diğeri ise bir askerdir, bu vatanın her karışını kanları ile sulayan ve al bayrağımıza rengi- ni veren şehitlerimizi simgeler.
Ruhları şâd olsun… Heykel gru- bunun içerisinde arkada bir de çoban vardır, Atatürk’ün, Köylü Milletin Efendisidir sözüne itha- fen yapılmıştır o da.
(SÜRECEK)
4 Şubat 2021 Perşembe
17
Anıtkabir ‘rastgele’ gezilmez…
Mozoleye çıkmadan
1
Anıtkabir’in ziyaretçi girişi için iki kapısı mevcuttur. Anıtkabir’in tarihini tam anlamak, Atatürk’e manevi olarak hazırlanmak isterseniz tavsiyem Tandoğan kapısından yürüyerek giriniz...
Ayşe Eren
Seyahat Notları
Bolu’nun doğal güzellikleriyle ünlü Gölcük ve Abant tabiat parkları tatilcilerin gözde mekanı oldu.
Bolu kent merkezine 13 kilometre uzaklıkta bulunan ve
“tabiatın kalbi” olarak adlandırı- lan Gölcük Tabiat Parkı, tatilci- lerin uğrak noktası haline geldi.
Günübirlik tatil için gelenler, kar kalınlığının 25 santimetre olduğu Gölcük’te manzaranın tadını çı-
kartıp fotoğraf çektirerek, karto- pu oynayarak, kısmen yüzeyi buz tutan göl çevresinde yürüyerek ve kayarak keyifli vakit geçiriyor.
Kar yağışıyla ayrı bir güzelliğe bürünen Abant Tabiat Parkı’nda ise ziyaretçiler, ata ve faytona binerek, göl çevresinde yürü- yüş yaparak, iskelede fotoğraf çektirerek ve belirlenen alanlarda piknik yaparak yarı yıl tatilinin tadını çıkarıyor. . AA