C
aıııı-ı A. A. •RA. lllll·I
·ı· ı:KöJtenJilli Süleyman Şeyhf
·~·
EoitôrLer
İsmail Güleç - Ömer Said Güler
Vakıf Araştırmaları Merkezi
VAKAR
Vakıf Araştırmaları Merkezi VAKAR Vakıf Araştırmaları Yayınları - 3
Cami-i Rum-ili: Köstendilli Süleyman Şeyhi
Editörler: İsmail Güleç - Ömer Said Güler
Birinci Baskı: Şubat 2020 ISBN: 978-605-80624-2-9
Baskı Hazırlık: Çelebi Şenel
Kapak: Fatih Durmuş
Kapak Görseli: "Ya Hazret-i Muhammed Bahaeddin Şah-ı Nakşibend el-Neccari"
Hattat: Mehmed Şefik Bey (ö. 1880)
Baskı
Erkam Yayın San. ve Tic. A.Ş.
Sertifika No: 19891
VAKAR
Vakıf Araştırmaları Merkezi
Adres: Lokmacıdede Sokak, No: 28, Balat Mahallesi 34087 Fatih / İstanbul - Türkiye
Tel: (212) 531 76 89 E-posta: [email protected]
Web: www.vakar.org
İKA
Bu kitap TİKA (Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı) tarafından desteklenen proje kapsamında hazırlanmış ve yayınlanmıştır.
KÖSTENDİLLİ SÜLEYMAN ŞEYHİ EFENDİ'NİN TASAVVUF ANLAYIŞINDA RÜYA
·~·
Necdet To.1lln*
Giriş
Uyku anında zihinde beliren görüntülere rüya denir. Kur' in-ı Kerim' de ve had!s-i şeriflerde rüya hakkında birçok bilgi bulunmaktadır. Hz. İbrahim rü-:
yasında oğlunu kurban ettiğini1, Hz. Yusuf da on bir yıldız ile ay ve güne-
şin kendisine secde ettiğini görmüşlerdir. 2 Yusuf (a.s) Mısır' da hapisteyken iki gencin ve Mısır kralının rüyasını yorumlamış, bu sayede hapisten kurtulmuş
tur. 3 Hz. Peygamber (s.a.v) kırk yaşına yaklaştığında kendisine vahiy gelme- den önce altı ay sadık (doğru) rüyalar görmüştü. Onun, yirmi üç yıllık va- hiy süresinden önceki altı aylık dönemi kastederek, ''Mü'minin sadık rüyası,
nübüvvetin kırk altıda biridir''4 dediği bilinmektedir. Nübüvvet, haber getir- mek demektir. Sadık rüyalar da insanlara bilgi getirdiği için hadis-i şerifte
bu ifade kullanılmıştır. Resulullah (s.a.v) bazen sabah namazından sonra as- habına, '1çinizde rüya gören var mı?" diye sorar, varsa tabir edip yorumlardı.5 Bazen de kendi rüyalarını anlatıp tabir eder veya bir sahabisine tabir ettirirdi.
İbn Sina'ya göre rüyalar sadece metafizik alemden nefse gelen etkilere da- yanmaz; ayrıca insanın fizyolojik (bedeni) durumundan kaynaklanan rüya- lar da söz konusudur. Aç kimsenin rüyada yiyecek, üşüyenin ateş veya soba görmesi bu türdendir. Rüyaların üç kısım olduğu kabul edilir: 1) Rahmani rüya: Buna sadık rüya da denir. Doğru bilgiler ve müjdeleyici haberler ihtiva
Prof. Dr., Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Saffat, 37/100-113.
2 Yılsuf, 12/4-5.
3 . Yılsuf, 12/99-100.
4 Buhari, "Ta'birn, 5; İbn Mace, "Ta'bir", l; Tirmizi, "Rü'ya~ 2-3.
5 Buhari, "Ta'bir'; 47; Ebu Davlıd, "iman'; 10; Darimi, "Rü'ya; 13.
233
ı
*
234
ı
t
cAMH RÜM-İLİ: KÖSTENDİLLİ SÜLEYMAN ŞEYHİ
~
eder. 2) Şeytani rüya: Şeytanın vesvese ve telkini ile meydana gelen karışık
hayallerdir. 3) Nefsani rüya: Nefsin hayal ve kuruntuları ile günlük olaylara
ilişkin rüyalardır.
Bazılarına göre rüya tabiri, sembollerle ifade edilen şifreleri çözme yeteneği
olup bu sahada başarılı olmak isteyenler rüyanın türünü, görülen sembolleri, kim tarafından ve ne zaman görüldüğünü bilmelidir. Ancak rüya tabirinin Allah vergisi bir kabiliyet olduğunu, kalbe doğan ilham ile yapılabileceğini ve sonradan kazanılamayacağını söyleyenler de olmuştur. 6
Rüya tabirinde en önemli konulardan biri şudur: Nefsani (veya kazib,
yalancı) rüyalar tabir edilmez. Mesela bir kişi aç olarak uyuduğu için rüya-
sında yemekler görmüşse, susuz uyuduğu için rüyasında sular görmüş ise, bir makama gelme arzusu içinde iken rüyada o makama oturduğunu görmüş ise, veya cinsel ihtiyacı olduğu dönemde rüyada ihtilam olmuş ise bunlar nefsin isteklerinin beyni etkilemesi sonucu görülmüş "nefsani" rüyalar olduğu için yorumlanmaz, tabir edilmez. Ancak misal aleminden yansıyan bazı sembol- leri ihtiva eden "sadık" (doğru) rüya ise tabir edilir. Burada en önemli zorluk da görülen rüyanın nefsani mi, yoksa sadık yani doğru rüya mı olduğunun
tespitidir. Bu tespit yapıldıktan sonra tabir edilecek sadık rüyada görülen nes- nelerin durumu ve gören kişinin manevi/psikolojik durumu yorumları etkile-
yeceği için aslında rüya tabiri karmaşık ve zor bir iştir.
Tasavvufta Kadiriyye ve Halvetiyye gibi etvar-ı seb'a, yani nefsin yedi mer- tebesiyle eğitim yapan tarikatlarda rüyalar dervişin manevi mertebesinin gös- tergesi olarak kabul edildiği için ayrı bir önem arz eder. Nakşibendiyye tari-
katında ise rüya konusuna diğer tarikatlar kadar önem verildiği söylenemez.
Çünkü bu tarikatta dervişin manevi mertebesini ve evradım belirlemede rü- yalar temel kriter değildir.
Orta Asyalı NakŞibendi şeyhlerinden Nizameddin Hamılş, Herat'a giden müridi Sa' deddin Kaşgari'ye rüyalarını oradaki Zeyniyye tarikatı şeyhi Zey- neddin Hafi'ye yorumlatmasını tavsiye etmiştir.7 Ancak bir başka Nakşibendi şeyhi olan Ya'kılb Çerhi, Zeyneddin Hafl'nin rüya tabirine fazla önem verme- sini tasvip etmiyordu. Kendisini ziyarete gelen Ubeydullah Ahrar'a Zeyneddin
Hafı'nin hangi işlerle meşgul olduğunu sormuş, ondan "Müridlerin rüyalarını
yorumlamakla meşgul" cevabını alınca şu anlamda Farsça bir şiir okumuştu:
6 İlyas Çelebi, "Rüya': Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (Ankara: TDV Yayınları, 2008), 35:
306-308.
7 Abdurrahman Cami, Nefahiitü'/- Üns, nşr. Mahmud Abid.i, Tahran, hş.1382/2004, 408.
NECDET TOSUN
~
Madem ki Güneş'in kölesiyim, her şeyi Güneş'ten söylerim
Gece ve geceye tapan (veya yarasa) değilim ki rüyadan bahsedeyim8
(Köstendilli Süleyman Şeyhi Efendi bu Farsça şiirin Bahaeddin Nakşi
bend'e ait olduğunu iddia etmiş ise de9, aslında şiir Mevlana Celaleddin-i Ruml'ye aittir.10)
Nakşibendilik'te diğer tarikatlara nisbetle rüyalara daha az önem verilmiş
ise de, eski bazı Nakşibendi metinlerinde rüya ve rüya tabiri hakkında bilgi- lere rastlanır.11 Eserlerinde rüya ve rüya yorumu konusuna genişçe yer veren
Nakşibendi mensuplarından biri de Köstendilli Süleyman Şeyhi Efendi' dir (ö. 1235/1819).12 Kendi gördüğü rüyaları da Terktbdt-ı Erba'tn isimli eserinde kaydeden Köstendilli, rüya tabiri konusuna farklı eserlerinde temas etmiştir.
Köstendilli'ye göre, aynı rüyayı gören üç kişi manevi olarak değişik mer- tebelerde iseler, yeni mürid için farklı, orta yoldaki için farklı ve kemale er-
miş kişi için farklı şekilde yorumlanır. Yeni bir mürid (mübtedt), yolun sonuna
ulaşmış (münteht) kişinin göreceği bir rüyası görse, ona "Sen kemale erdin"
denmez. Belki ileride kemale ereceğine işarettir. Rüya yorumu yaparken mü- ridin karakterine de dikkat edilmelidir. Ne fazla müjde ile şımartılmalı, ne de ümitsizliğe sevk edilmelidir.13
Köstendilli'ye göre yedi tür rüya vardır. Bunlardan dört tanesine itibar edilmez ve yorumlanmaz. Diğer üç tanesi ise yorumlanır. İtibar edilmeyecek rüyalar şunlardır:
1) Gündüz akıldan geçen bir şeyin gece rüyada görülmesi
8 Mevlana Şeyh, Menakıb-ı Hace Ubeydul/ah-i Ahrar: Havarik-ı Adat-ı Ahrar, Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Beyazıt, nr. 3624, 69b; ArifNevşahi, Ahval ve Sühanan-ı Hace Ubeydul/ah-i Ahrar, Tahran, hş.1380/2002, 669.
9 "Bu münasebetle hazret-i pir kutbü'l-mille ve'd-din, Muhammed bin Muhammed Bahaüddin-i Veli Hazretleri de; 'Şems-i hakikat bendesiyim. Ve cümle güya olduğum ondandır. Ne geceyim ve ne yarasa misillü, geceye meyi edip hayalat-ı rü'ya söylerim' buyurmuşlardır." (Bkz. Köstendilli Süleyman Şeyhi, Terkibat-ı Erba'in, Süleymaniye Kütüphanesi, Mehmed Arif -Mehmed Murad, nr. 213, 39b)
10 Mevlana Celateddin-i Riımi, Külliyat-ı Şems-i Tebrizi, nşr. B. Fürılzanfer, Tahran, hş.1376, 614 (1621. Gazel).
11 Mesela bkz. Seyyid Muhammed Nakşibendi, Meslekü'l-Envar, trc. Neş'et Süleyman, İBB Atatürk
Kitaplığı, Belediye Yazmaları, K.569, 25b-28a; Köstendilli Süleyman Şeyhi, Usulü'l-Vusul,
· İBB Atatürk Kitaplığı, Belediye Yazmaları, K.1218, 33a; Abdurrezzak Tek, Nakşiliğin Osmanlı Topraklarına Gelişi: Molla Abdullah İlahi (Bursa: Emin Yayınları, 2012), 106 v.d.
12 Hayatı ve eserleri için bkz. Semih Ceyhan, "Süleyman Şeyhf: Türkiye Diyanet Vakfı İslam
Ansiklopedisi (Ankara: TDV Yayınlan, 2010), 38: 108-109.
13 Şeyhi, Terkibat-ı Erba'ln, Süleymaniye Kütüphanesi, Mehmed Arif - Mehmed Murad, nr. 213, 42b.
235
ı
~
236
ı
t
cAMH RÜM-İLİ: KÖSTENDİLLİ SÜLEYMAN ŞEYHİ
~
2) Sevilen bir şeyin rüyada görülmesi
3) Çok yemenin mideyi ve beyni etkilemesi sonucu görülen rüyalar 4) Adğas u ahlam denen nefsani ve şeytani rüyalar
İtibar edilecek ve yorumlanacak rüyalar ise şunlardır:
1) Müride uyarı mahiyetinde olan rüyalar 2) Müride müjde mahiyetinde olan rüyalar
3) Allah'tan ilham ile manevi hal sahiplerine gösterilen rüyalar14 Bu üçüncü ve son rüya türü de kendi içinde üç gruba ayrılır:
a) Sadık rüya b) Vakıa
c) Keşf
Sadık rüya, ehli tarafından usulüne göre tabir edilirse çoğunlukla yorumda isabet edilir. Vakıa, yoruma ihtiyaç duymayan ve aynen vuku bulan rüyalar-
dır. Keşf ise levh-i mahflı.zda görevli melek tarafından salike ilham yoluyla gösterilen rüyadır. l5
Köstendilli'ye göre bazen derviş, bir şahsı hayvan şeklinde görür. Aslında gördüğü kendi nefsi ve nefsinin baskın karakteridir. Köstendilli bu konuda
şöyle der: "Bir derviş rüyasında birkaç gece şeyhini eşek şeklinde görmüş. Utana
sıkıla rüyasını şeyhine anlatmış. Şeyhi de, 'Aynı rüyayı tekrar görürsen o eşeği kulaklarından tut ve bir nara vur (haykır, bağır)' demiş. Derviş aynı rüyayı
tekrar görünce şeyhinin tavsiyesi aklına gelmiş ve eşeği kulaklarından tutup
haykırmış. Uyandığında kendi kulaklarını tutmakta olduğunu fark etmiş."16
Rüyada Bitki Görmek
Rüyada güzel meyveler ve çiçekler görmek, ibadet ve zikrin güzel semereleri- dir yani ürün ve neticelerdir.17
Köstendilli'ye göre rüyada görülen meyveler üç türlü olur:
14 Şeyhi, Lemaat-ı Nakşibendiyye, Ankara Üniversitesi DTCF Kütüphanesi, Muzaffer Ozak I, nr.
570, 136b-137b.
15 Şeyhi, Lemaat-ı Nakşibendiyye, 137b.
16 Şeyhi, Terkibat-ı Erba'in, 41a-41b; Birol Yıldırım - Rafeq Hamood Naji Qasem, "Köstendilli Süleyman Şeyhi Efendi'nin Rüya Kavramı ve Rüya Yorumu Hakkındaki Görüşleri", Gümüşhane
Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 10 (2016): 43.
17 "Güzel meyveler ve nefis taamJar ve latif şukiı.feler ve bunun emsilli her ne görür ise ibadat ve ezkar u efkarın semeresidir:' (Şeyhi, Terkibat-ı Erba'in, 4lb)
NECDET TOSUN
~
1) Yenen kısmı dışta olup, içinde çekirdeği olan erik, kiraz, kayısı gibi meyveler şeriat mertebesinde riya ve gösteriş ile ibadet edildiğine işarettir. Dı
şardan güzel görünür ama içinde faydasız bir çekirdek vardır. Bu kişinin iba- detleri de dışardan güzel görünür ama içinde riya ve gösteriş tehlikesi gizlidir.
2) İçi ve dışı karışık olan, hepsi yenebilen üzüm gibi meyvelerdir. Rüyada bunları gören kişi tarikat mertebesindedir. İbadetlerinde ihlas ile riya karışıktır.
3) Kabuğu dışarda olup içi yenen ceviz, fıstık, badem gibi meyvelerdir.
Rüyada bunları görmek marifet mertebesine ulaşmaya ve tam ihlas ile iba- det etmeye işarettir.
Yunus Emre'nin,
Çıktım erik dalına anda yedim üzümü Bostan ıssı kakıyıp der ne yersin kozumu
şiirinde kastedilen mana da budur. Henüz şeriat mertebesinde ve riya içinde (erik dalında) tarikat ehli oldum diyen (üzüm yemeğe kalkan), hatta marife- tullahtan dem vuran (ceviz yediğini iddia eden) kişileri gerçek veliler ve ka- mil insanlar: "Bizim bahçemize izinsiz girip niçin ceviz yiyorsun, yani olgun-
laşmadan niçin yüksek irfandan konuşmaya çalışıyorsun" diyerek azarlarlar.18
Rüyada Hayvan Görmek
Köstendilli'ye göre rüyada "ayı" görmek kibir ve kendini beğenme (ucb) özel-
liğine, aslan görmek yırtıcılık, pars görmek de öfke sıfatına işarettir. Ancak bu yorumlar, nefs-i emmare mertebesindeki henüz ham kişiler için geçerlidir.
Nefs-i mutmainne mertebesindeki olgun bir kişi bu hayvanları görürse cesa- retli, heybetli ve güçlü olduğu şeklinde yorumlanır19•
Rüyada "bülbül" görmek, gören kişinin ilahi aşk mertebesine giriş yap-
tığı şeklinde yorumlanır. "Kelebek" görmek ise vuslata ermeye, kemale ulaş
maya işarettir. "Tavus kuşu" görmek, kendini beğenmektir. "Leylek" görmek
mürşidlik sıfatına işarettir2°.
Köstendilli'ye göre rüyada görülen hayvanlar farklı şek.illerde yorumlana- bilir. Mesela rüyasında "tilki" gören kişide tilkinin özelliği olan kurnazlık ve
18 Şeyhi, MektUbıit-ı Erba'in, Süleymaniye Kütüphanesi, Mehmed Arif - Mehmed Murad, nr. 213 14b. Süleyman Şeyhi, Yı1nus Emre'nin şürindeki "Çıktım erik dalına .. :' ifadesini "Bindim erik
dalına .. :' şeklinde nakletmiştir.
19 Şeyhi, Lemaat-ı Nakşibendiyye, 160b.
20 Şeyhi, Lemaat-ı Nakşibendiyye, 163b-164a; Şeyhi, Mediir-ı Salikiin fi Etviir-ı Hiicegan, İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi, Türkçe Yazmalar, nr. 2242, 80b.
237
l
~
238
ı
f
cAMH RÜM-İLİ: KÖSTENDİLLİ SÜLEYMAN ŞEYHİ
~
hilekarlık sıfatı olduğu şeklinde yorumlanabileceği gibi, farklı yorumlar da ya-
pılabilir. O kişi rüyasında tilki ile dostluk kurmuş ise onun sıfatı olan hilekar- lığı taşıdığı, tilki ile mücadele etmişse bu sıfatı kendisinden temizlemeye ça-
lıştığı, tilkiyi kovalamış ise o kötü huydan kurtulduğu şeklinde yorumlanır. 21
Rüyada Süt ve Süt Ürünleri Görmek
Köstendilli'ye göre "süt ve kaymak ve yağ ve peynir ve buna dair, yani sütten terk1b et'imeler (sütten yapılan yiyecekler) cümlesi, ilm-i ledün (Allah vergisi manevi ilim, ilham) ile te'vll olunur."22
Rüyada Hz. Peygamber'i Görmek İçin
Köstendilli'nin anlattığı bir hikayeye göre, bir derviş Hz. Peygamber'i rüya-
sında görmeyi şeyhinden ister. O da "Bu gece tuzlu pastırma yeyip su içme, ya-
tıp uyu. Bakalım ne gô'resin" buyurur. Derviş sabaha kadar bütün gete çeşme
ler, dereler, desti desti sular görür. Mürşidi dervişe işin hakikatini anlatır.23
Yani içi, midesi suya yanan kişi rüyasında su gördüğü gibi, içi ve kalbi Hz.
Peygamber'in sevgisiyle yanan kişiler de onu rüyasında görebilir.
Köstendilli'nin
Gördüğü BazıRüyalar
Köstendilli Süleyman Şeyhi tasavvuf yoluna ilk girdiği dönemde kendi şeh
rindeki müderris ve şeyh Mustafa Efendi' den bir miktar kavaid ve boş zaman- larında İbnü'l-Arabl'nin el-Fütuhdtü'l-Mekkiyye isimli eserini okuduğunu, bu dönemde hocasından bu kitabı birkaç günlüğüne emanet olarak talep ettiğini,
ancak hocasının vermediğini ve o dönemde şöyle bir rüya gördüğünü anla-
tır: Hocası Fütuhat okurken bir zat gelir, hocasının elinden o kitabı alıp sayfa sayfa koparıp Köstendilli'nin ağzına verir ve sayfalarla birlikte yüksek manala-
rını yutturur. Kösteridilli bu gelen zatı tam olarak tanıyamamıştır. Fütuhdt'ın yazarı İbnü'l-Arabi, Bahaeddin Nakşibend ya da Nakşibendiyye yolundan bir şeyh efendi olabileceği tahmininde bulunmaktadır. 24
21 Şeyhi, Medar-ı Sa/ikan fi Etvar-ı Hacegan, 82a.
22 Şeyhi, Terkibat-ı Erba'in, 4lb.
23 Şeyhi, Terkibiit-ı Erba'in, 4la. Meşhurdur ki, bir derviş Hz. Peygamber'i rüyasında görmeye
şeyhinden niyaz ve iltimas eyleıniş. Buyurmuş ki: Bu gece tuzlu pastırma yeyip su içme, yatıp
uyu. Bakalım ne göresin. Biçare öyle eylemiş. Ol gece sabaha değin sular ile ülfet eyleyip, sabah
şeyh sual eyleıniş. "Bütün gece çeşmeler ve dereler ve desti desti sular ile sabaha çıkdım. Gayrı
kimse görmedim:' "Ne zaman ki, Hz. Peygamber'e hararetin galebe eder, ol vakit görürsün!"
24 Şeyhi, Terkibat-ı Erba'in, 35b.
NECDET TOSUN -e~
Köstendilli bir gece de rüyasında İsmail Hakkı Bursevl'yi görmüştür. Eser- lerini okuyup istifade ettiği dönemde rüyasında İsmail Hakkı onun evine gel-
miş ve hamamda sabun ile birbirlerini yıkayıp temizlemişlerdir. 25
Sonuç
Köstendilli'ye göre "ilm-i rü'ya, bir ilm-i müstakil ve isabet etmek keşfe müs- tenid mevhibe-i ilahidir. Mek:isib kabilinden değildir."26 Yani rüya tabiri özel bir ilimdir, doğru yorum yapmak keşf ve ilhama bağlıdır, Allah vergisidir, ça-
lışarak öğrenilecek bir ilim değildir. Rüyada görülen bitki, hayvan ve diğer
nesneler için bazı yorumlar yapılsa bile, rüyayı gören kişinin manevi duru- muna ve mertebesine göre bu yorumlar değişebilir. Üstelik hiç yorumlanma- yacak rüyalar da vardır. Köstendilli'ye göre asıl olan dervişin rüyasıyla uya-
nık halinin birbirine uyup uymadığıdır. Rüyası uyanıklık haline uygunsa o rüya, rüya-yı sadıkadır, dogru rüyadır. Rüyası uyanıklık ve gerçek haline uy- mamakla birlikte dervişin içinde bir muhabbet hissediliyorsa bu rüyada gele-
ceğe dönük bir müjde vardır. Fakat muhabbetinde gevşeklik görülüyorsa, ya
sonraları muhabbetin oluşacağı, ya da bu rüyanın karışık ve anlamsız (adğas
u ahlam) bir rüya olduğu şeklinde yorumlanır. Hasılı, bir rüya, rüyayı gören
kişinin manevi ve ahlaki durumuna göre tabir edilmelidir.27
25 Şeyhi, Terkibat-ı Erba'in, 35b.
26 Şeyhi, Usulü'l-Vusul, 33a.
27 Şeyhi, Mektubiit-ı Erba'in, 14b; Yıldırım - Qasem, "Köstendilli Süleyman Şeyhi Efendi'nin Rüya
Kavramı .. :', 57.
239
ı
t
240
ı
~
Kaynakça
c:AMH RÜM-ili: KÖSTENDİLLİ SÜLEYMAN ŞEYHİ
~
Abdurrahman Cami. Nefahdtii'l-Üns. Nşr. Mahmud Abid!. Tahran, hş.1382/2004.
Arif Nevşah!. Ahval ve Sühanan-ı Hace Ubeydullah-i Ahrar. Tahran, hş.1380/2002.
Ceyhan, Semih. "Süleyman Şeyhi". Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. 38: 108- 109. Ankara: TDV Yayınları, 2010.
Çelebi, İlyas. "Rüya", Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. 35: 306-308. Ankara:
TDV Yayınları, 2008.
Köstendilli Süleyman Şeyhi. Lema'at-ı Nakşibendiyye. Yazmalar Bölümü, Muzaffer Ozak I, 570. Ankara Üniversitesi DTCF Kütüphanesi.
---Meddr-ı Salikdn
fi
Etvar-ı Hacegan. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi TY. 2242/2.---Mektıebat-ı Erba'fn. Mehmed Arif - Mehmed Murad, 213/1: lb-3lb. Süleyma- niye Kütüphanesi.
--- Terkfbdt-ı Erba'fn. Mehmed Arif- Mehmed Murad, 213/3: 3lb-43a. Süleyma- niye Kütüphanesi.
--- Usitlii'l-VusıU. Belediye Yazmaları, K.1218. İBB Atatürk Kitaplığı.
Mevlana Celaleddin-i Rfımi. Külliyat-ı Şems-i Tebrizf. Nşr. B. Fürfızanfer. Tahran, 1376 hş.
Mevlana Şeyh. Menakıb-ı Hace Ubeydulldh-i Ahrar: Havarik-ı Adat-ı Ahrar. Beyazıt, 3624. Beyazıt Devlet Kütüphanesi.
Seyyid Muhammed Nakşibendi. Meslekii'l-Envdr. Trc. Neş'et Süleyman. Belediye Yaz- maları, K.569. İBB Atatürk Kitaplığı.
Tek, Abdurrezzak. Nakşiliğin Osmanlı Topraklarına Gelişi: Molla Abdullah İlahı. Bursa:
Emin Yayınları, 2012. ·
Yıldırım, Birol - Qasem, Rafeq Hamood Naji. "Köstendilli Süleyman Şeyhi Efendi'nin Rüya Kavramı ve Rüya Yorumu Hakkındaki Görüşleri". Giimiişhane Üniversitesi
İlahiyat Fakültesi Dergisi 10 (2016): 26-62.