• Sonuç bulunamadı

P01 Dr. Onur Özalp. Başlık: İmmünkompromize Hastalarda Görülen Bakteriyemilerden İzole Edilen Etkenler ve Antibiyotik Duyarlılık Profilleri

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "P01 Dr. Onur Özalp. Başlık: İmmünkompromize Hastalarda Görülen Bakteriyemilerden İzole Edilen Etkenler ve Antibiyotik Duyarlılık Profilleri"

Copied!
53
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

P01 Dr. Onur Özalp

Başlık:

İmmünkompromize Hastalarda Görülen Bakteriyemilerden İzole Edilen Etkenler ve Antibiyotik Duyarlılık Profilleri

Yazarlar:

Melike Hamiyet Demirkaya - Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi, Özlem Azap - Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi, Ayşegül Yeşilkaya - Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi, Hande Arslan - Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi, Mehtap Akçık Ok - Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi, Onur Özalp - Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi - (BSA)

Amaç:

Çalışmamızda Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara Hastanesi’nde 1 Ocak 2012 ve 30 Temmuz 2013 tarihleri arasında izlenen immünkompromize hastalarda gelişen bakteriyemiler, etken dağılımı ve antibiyotik duyarlılık oranlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.

Materyal ve Metod:

Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Ankara Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarı’nda BACTEC 9240 (Becton Dickinson) otomatize kan kültürü sistemi ile kan kültüründe “anlamlı” üreme saptanan hastalardan

immünkompromize olanlar çalışmaya dahil edildi. Bu çalışmada immünkompromize olarak tanımlanan hasta grubunu, solid organ nakil hastaları (böbrek-karaciğer) ve bakteriyemiden önceki bir ay içinde kemoterapi almış malignite hastaları (hematoloji-onkoloji) oluşturdu. Her bakteriyemi atağı, hastanın demografik verileri, laboratuvar sonuçları, bakteriyemi türü ve kaynağı, etken bakteri ve antibiyotik duyarlılıkları açısından bir forma kaydedildi. Bakteriyemiler kaynağına göre ve ortaya çıkış şekline göre iki farklı şekilde sınıflandırıldı.

Kaynağına göre yapılan sınıflamada bakteriyemiler öncelikle primer ve sekonder olmak üzere ikiye ayrıldı.

Primer bakteriyemiler ise kendi içinde kateter ilişkili ve kateter ilişkisiz olmak üzere ikiye ayrıldı. Ortaya çıkış şekline göre bakteriyemiler ilk bakteriyemi, konkomitant, persistan ve polimikrobiyal olarak gruplandırıldı.

Bakteriyemiler immünkompromize hasta grupları dikkate alınarak karşılaştırıldı. İstatistiksel analiz için SPSS 11 programı kullanıldı, istatistiksel anlamlılık düzeyi p<0.05 olarak kabul edildi.

Bulgular:

Bu prospektif çalışma 130 immünkompromize hastada görülen 167 bakteriyemi atağından oluştu. Hastaların 76’sı (%58.4) kadın, 54’ü (%41.6) erkek idi. Yaş ortalaması 58.5 ± 15.17 olarak saptandı. Atakların 49’u (%29.3) nakil hastalarında, 118’i (%70.7) malignite hastalarında görüldü. Yirmidokuz hastada birden fazla bakteriyemi görüldü. Yüzaltmışyedi bakteriyemi atağının dağılımı, 145 (%86.8) ilk bakteriyemi, 9 (%5.4) konkomitant, 8 (%4.8) persistan ve 5 (%3) polimikrobiyal şeklindeydi. Kaynağa göre yapılan sınıflamada 87 primer bakteriyemi (%30 kateter ilişkili, %70 kateter ilişkisiz) ve 80 sekonder bakteriyemi saptandı. Primer kateter ilişkisiz bakteriyemiler hematolojik malignite hastalarında en sık görülen bakteriyemi türü iken diğer immünsupresyon gruplarının hepsinde (böbrek-karaciğer nakil, onkolojik malignite) en sık görülen tür sekonder bakteriyemi idi (p=0.016). Gram negatif bakteriler sekonder bakteriyemilerde primer

bakteriyemilerden daha sık görüldü (p=0.000) ayrıca hem nakil hem malignite hasta grubunda en sık görülen etkenler gram negatif bakterilerdi. Çalışmada en sık izole edilen bakteri E.coli (%46.1) idi. E.coli suşlarındaki GSBL pozitifliği %51 idi. İkinci en sık gram negatif etken olan Acinetobacter baumannii suşlarında XDR oranı

%73 idi.

(2)

P02

Dr. Gülden Yılmaz

Başlık:

Bir Hematoloji Ünitesinde 8 Yıllık Dönemde Kandidemi Etkenlerinin Değerlendirilmesi Yazarlar:

GÜLDEN YILMAZ - AÜTF İBNİ SİNA HASTANESİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ AD, (BSA) AYŞE ÇİFTÇİOĞLU - AÜTF İBNİ SİNA HASTANESİ HEMATOLOJİ AD, MEHMET GÜNDÜZ - AÜTF İBNİ SİNA HASTANESİ HEMATOLOJİ AD, MEHMET ÖZEN - AÜTF İBNİ SİNA HASTANESİ HEMATOLOJİ AD, HAMDİ AKAN - AÜTF İBNİ SİNA HASTANESİ HEMATOLOJİ AD

Amaç:

Kandidemiler; kan akımı infeksiyonları arasında giderek artan sıklıkta görülmektedir. ABD’de nozokomiyal kan akımı infeksiyonları arasında dördüncü sırada yer almaktadır. Bu çalışmada; bir hematoloji ünitesinde 8 yıllık dönemdeki kandidemi verileri sunulmuştur.

Materyal ve Metod:

Ankara Üniversitesi Cebeci Hastanesi Hematoloji ünitesinde yatarak tedavi gören hematolojik maligniteli hastaların, 2006-2013 yılları arasındaki pozitif kan kültürleri retrospektif olarak taranmış ve fungal etkenler değerlendirilmiştir.

Bulgular:

Sekiz yıllık dönemde 1379 pozitif kan kültürünün 67’sinde (%4.9) fungal etken saptanmıştır. Etkenlerin 57’sinde (%85.1) kandida, 3’ünde aspergillus türleri saptanırken 3 etken Trichosporon spp, 2’si Geotrichum spp ve 3 etken de Saccharomyces olarak raporlanmıştır. 57 kandida türünün 49’u (%86) Candida

nonalbicanstır. Nonalbicans candida türleri arasında en sık olarak; Candida tropicalis (25), Candida kefyr (8) ve Candida krusei (7) saptanmıştır. Şekil 1’de kandida türlerinin yıllara göre dağılımı, Tablo 1’de ise albicans ve nonalbicans candida türlerinin karşılaştırılması sunulmuştur.

SONUÇ: Hematolojik maligniteli olgularda kandidemiler önemli mortalite nedenlerinden biridir. İncelenen olgularda nonalbicans candida oranının yüksek olması (%85) bu hasta grubunda ampirik antifungal seçiminde dikkat edilmesi gereken noktalardan biridir.

Şekil 1: Kandidemi etkenlerinin yıllara göre dağılımı

(3)

Tablo 1: Albicans ve nonalbicans kandidemili vakaların karşılaştırılması

Albicans Nonalbicans p

Cinsiyet

N (%) N (%)

0,284

Erkek 4 (%50,0) 33 (%67,3)

Kadın 4 (%50,0) 16 (%32,7)

Mevsim

N (%) N (%)

0,110

Sonbahar 1 (%12,5) 8 (%16,3)

Kış 3 (%37,5) 5 (%10,2)

İlkbahar 0 (%0,0) 14 (%28,6)

Yaz 4 (%50,0) 22 (%44,9)

Tanı

N (%) N (%)

0,154

AML 1 (%12,5) 27 (%55,1)

NHL 1 (%12,5) 5 (%10,2)

ALL 2 (%25,0) 7 (%14,3)

HL 1 (%12,5) 2 (%4,1)

MDS 0 (%0,0) 1 (%2,0)

ITP 1 (%12,5) 0 (%0,0)

AA 0 (%0,0) 2 (%4,1)

MM 1 (%12,5) 3 (%6,1)

KML 1 (%12,5) 2 (%4,1)

Yıl

N (%) N (%)

0,027

2006 1 (%12,5) 11 (%22,4)

2007 1 (%12,5) 7 (%14,3)

2008 0 (%0,0) 5 (%10,2)

2009 0 (%0,0) 1 (%2,0)

2010 1 (%12,5) 7 (%14,3)

2011 3 (%37,5) 10 (%20,4)

2012 2(%25,0) 0 (%0,0)

2013 0 (%0,0) 8 (%16,3)

Katater

N (%) N (%)

0,634

Var 3 (%37,5) 17 (%37,0)

Yok 5 (%62,5) 29 (%63,0)

Mortalite

N (%) N (%)

0,161

Yaşıyor 3 (%37,5) 31 (%63,3)

Exitus 5 (%62,5) 18 (%36,7)

(N=8) (N=49)

0,747

Yaş 44,50±24,934 47,53±14,674

(4)

P03

Dr. Gülden Yılmaz

Başlık:

Bir Hematoloji Ünitesinde 2013 Yılı Hastane İnfeksiyonları Değerlendirilmesi Yazarlar:

GÜLDEN YILMAZ - AÜTF İBNİ SİNA HASTANESİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ AD, (BSA) SİBEL KAYMAKCI - AÜTF İBNİ SİNA HASTANESİ EKK, MEHMET ÖZEN - AÜTF İBNİ SİNA HASTANESİ HEMATOLOJİ AD, MEHMET GÜNDÜZ - AÜTF İBNİ SİNA HASTANESİ HEMATOLOJİ AD, HAMDİ AKAN - AÜTF İBNİ SİNA HASTANESİ HEMATOLOJİ AD, HALİL KURT - AÜTF İBNİ SİNA HASTANESİ İNFEKSİYON HASTALIKLARI VE KLİNİK MİKROBİYOLOJİ AD

Amaç:

Hastane infeksiyonları alınan kontrol önlemlerine rağmen hala önemli bir sağlık sorunudur. Özellikle

immünsuprese hastaların izlendiği hematoloji üniteleri hastane infeksiyonları takibinin çok daha fazla önem kazandığı birimlerden biridir. Burada; bir hematoloji ünitesinde 2013 yılında görülen hastane infeksiyonları ve etkenleri değerlendirilmiştir.

Materyal ve Metod:

Ankara Üniversitesi Cebeci Hastanesi Hematoloji servisi 45 yataklı bir ünitedir. Bu birimde; Enfeksiyon Kontrol Komitesi tarafından hem hastaya dayalı hem de laboratuara dayalı aktif sürveyans yapılmaktadır.

Ayrıca invazif fungal infeksiyon ve bakteriyemiler de takip edilmektedir. Hastane infeksiyonu tanımları Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) kriterlerine göre yapılmıştır. Etkenler ise Mikrobiyoloji

laboratuvarında Phoenix otomatize sistem (BD; Becton, Dickinson and Company, Amerika)) ile belirlenmiştir.

Bulgular:

Hastanemiz hematoloji ünitesinde 2013 yılında; hastane infeksiyon oranı %16.3 insidans hızı ise 7.8 olarak saptanmıştır. En sık hastane infeksiyonu olarak; kan dolaşımı infeksiyonu (%67) ve pnömoni (%16)

görülmüştür (Şekil 1). En sık görülen hastane infeksiyon etkenleri sırasıyla; E.coli (%23.5), Klebsiella spp (%15.1), Staphylococcus spp (%15.1), Pseudomonas spp (%5.3) ve Acinetobacter spp (%4.5)’dir. Yüzde %8.3 oranında ise infeksiyondan sorumlu mikroorganizma saptanamamıştır. Kan dolaşımı infeksiyon etkenleri arasında en sık olarak E.coli (%29.3), Klebsiella spp (%20.7) ve Staphylococcus spp (%19.5) yer almaktadır (Şekil 2). Kan dolaşımına neden olan E.coli suşlarının %52’si, Klebsiella spp suşlarının %36.8’inde ESBL direnci saptanmıştır. E.coli suşlarında karbapenemaz direnci görülmemiş iken Klebsiella spp suşlarında %21 oranında karbapenemaz pozitifliği bildirilmiştir. Acinetobacter spp suşlarının %80’i çoklu ilaca dirençli (ÇİD) izolatlardır.

MRSA’ya bağlı kan dolaşımı görülmemekle birlikte sadece MRSA’ya bağlı bir alt solunum yolu infeksiyonu rapor edilmiştir. Kan dolaşımı etkeni olan Enterokoklar arasında ise %33.3 oranında vankomisin direnci saptanmıştır (Tablo 1).

Hematoloji ünitemizde yıllar içinde MRSA infeksiyonları azalmış 2013 yılında ise MRSA’ya bağlı kan dolaşımı infeksiyonu gözlenmemiştir. Bunun yanında E.coli suşlarında ESBL, Acinetobacter izolatlarında ise ÇİD oranları artmaktadır.

(5)

Şekil 1: 2013 Yılı hematoloji ünitesi nozokomiyal infeksiyonları

Şekil 2: 2013 Yılı hematoloji ünitesinde nozokomiyal bakteriyemi etkenleri

KDE % 66,94 Nonfungal

Pnömoni % 16,1O Fungal Akc. İnf.

%10,16

ÜSE % 4,23 Dİğer %2,54

İnfeksiyonların Sistemlere Göre Dağılımı

Acinetobacter spp

%5.43

Pseudomonas spp

%5.43

E.coli

%29.34

Klebsiella spp

%20.65 S.aureus

%5.43 S.epidermidis

%14.13 Candida

%7.60

Diğer

%6.52 Enterobacter spp

%2.17

Enterecoccus spp

%3.26

Kan Dolaşım İnfeksiyonları Etkenleri

(6)

Tablo 1: Hastane infeksiyonu etkenleri direnç oranları Nozokomiyal İnfeksiyon

Etkenleri (Toplam) (%)

Nozokomiyal Kan Dolaşımı İnfeksiyonu Etkenleri

(%) E.coli

ESBL

Karbapenemaz

56.3 0

52 0 Klebsiella spp

ESBL

Karbapenemaz

40 20

36.8 21 Acinetobacter spp

ÇİD 83.3 80

Stapylococcus aureus

MRSA 16,7 0

Staphylococcus epidermidis MRSE

76.9 76.9

Enterococcus spp

VRE 40 33.3

P04 Dr. Onur Özalp

Başlık:

2013 Başkent Üniversitesi İnvazif Fungal Enfeksiyon Deneyimi Yazarlar:

Hande Arslan - Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi, Onur Özalp - Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi - (BSA), Özlem Azap - Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi, Ayşegül Yeşilkaya - Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi

Amaç:

Çalışmamızda 2013 yılında hastanemizde görülen invazif fungal enfeksiyonların (IFE) dağılımı, risk faktörleri ve uygulanan tedavi yaklaşımları irdelenmiştir.

Materyal ve Metod:

01 Aralık 2012 ile 15 Kasım 2013 tarihleri arasında saptanan 39 IFE hastası çalışmamıza dahil edilmiştir.

Vakaların tanımlanması ve sınıflandırılması EORTC/MSG konsensusunda belirlenen kriterlere göre yapılmıştır.

Tüm hastalar yatışları süresince ve gereği görülmüşse taburculuk sonrası takip edilmiştir.

Bulgular:

Hastaların üçte ikisi kadındı. Dağılımı 22 ile 88 arası olan hasta yaşlarının ortalaması 62 olarak saptandı.

Olguların 28’i (%72.7) “proven” (kanıtlanmış), dokuzu (%23) “probable” (olası), ikisi (%5.1) possible (muhtemel) vaka idi. Sıklık sırasına göre altta yatan hastalıklar, 20 (%51.2) hastada malignite ( sekiz jinekolojik, yedi hematolojik, dört solid organ, bir mezenkimal), sekiz (%20.5) hastada solid organ

transplantasyonu alıcısı (üç böbrek, üç karaciğer, iki kalp), üç (%7.6) hastada kronik böbrek yetmezliği, iki

(7)

(%5.1) hastada romatoid artrit, altı (%15.3) hastada diğer atta yatan hastalıklar şeklinde gözlendi. Kandidemi en sık, pulmoner aspergilloz ikinci en sık enfeksiyon tipi olarak saptandı. Tüm enfeksiyon tipleri Grafik 1’de sunulmuştur. Kandidemili 23 hastanın 14’ünde (%60.8) etken non-albicans Candida spp. tespit edildi (dokuz hastada C.glabrata saptandı). Ortalaması 30.6 gün ile tüm hastaların yakın dönemde hospitalize edildiği, 19 gün ortalama ile 20 (%51.2) hastanın yakın dönemde yoğun bakımda yattığı saptandı. IFE gelişimi öncesi 28 (%71.7) hastada kemoterapi veya immünsüpresif ilaç alımı, 35 (%89.7) hastada antibiyotik tedavi alımı tespit edildi. Pulmoner aspergillozlu 11 olgunun sekizinde galaktomannan antijeni pozitifliği saptandı. Bu olguların üçü nötropenik değildi. Kandidemi tedavisi için en sık kaspofungin, pulmoner aspergilloz için en sık

vorikanazol kullanıldı. 39 hastada kaba mortalite hızı %43.5 bulundu.

P05

Dr. Yasemin Çağ

Başlık:

Hastanemizde Kan Kültürlerinden İzole Candida Türlerinin Değerlendirilmesi Yazarlar:

Yasemin Çağ - Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği İstanbul - (BSA), Serap Gençer - Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği İstanbul, Demet Hacıseyitoğlu - Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarı İstanbul, Serdar Özer - Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği İstanbul

Amaç:

İmmun yetmezlikli hastalarda ve yoğun bakım ünitelerinde görülme sıklığı artan Candida’lar artan antifungal direnç oranlarıyla giderek daha da önem kazanmaktadır. Bu çalışmada merkezimizde kan dolaşım infeksiyonu etkeni olan Candida suşlarının tür düzeyinde dağılımının, yıllar içinde değişiminin ve antifungal duyarlılık oranlarının belirlenmesi amaçlandı.

Materyal ve Metod:

Ocak 2010- Aralık 2011 tarihleri arasında hastanemizde yatan hastaların kan kültürlerinden izole edilen 32 Candida izolatına ait mikrobiyolojik veriler retrospektif olarak incelendi. Aynı hastaya ait tekrar izolatlar çalışma dışı bırakıldı. İzolatların tanımlanması ve antifungal duyarlılıkları Vitek 2 (bioMerieux, France)

9

14

12 1 1

1 1

39 Invazif Fungal Enfeksiyon

C.albicans kandidemi %23.07 Non-albicans kandidemi %35.89 Pulmoner aspergilloz %30.76 Mediastinit %2.56

Nazofaringeal tutulum %2.56 Kolon tutulumu %2.56

(8)

otomatize sistemle belirlendi. Elde edilen veriler merkezimizin Ocak 2007-Aralık 2009 aralığındaki mevcut verileri ile karşılaştırıldı.

Bulgular:

Ocak 2010- Aralık 2011 tarihleri arasında incelenen toplam 32 izolatın 6 (%19)’sı Candida albicans, 26 (%81)’sı non-albicans Candida’lar ( 22 C.parapsilosis, 2 C.glabrata ve 1’er C.dublinensis ve C.kefyr ) idi. Ocak 2007-Aralık 2009 tarihleri arasında toplam 31 hastanın kan kültüründe Candida spp. izole edilmişti. Bu hastaların 10 (% 32)’u C.albicans, 21 (%68)’i C.non-albicans (17 C.parapsilosis, 2 C.famata, 1’er C.glabrata ve C.kefyr) idi. 2010-2011 izolatlarımızın antifungal duyarlılık oranlarına baktığımızda C.albicans izolatlarımızın tamamının flukonazol, caspofungin, vorikonazol, amfoterisin B ve flusitozin'e duyarlı olduğu; C.non-albicans izolatlarımızın tamamının caspofungin, vorikonazol ve amfoterisin B'ye duyarlı olduğu, flokonazol'e %8, flusitozin'e %4 oranında direnç olduğu tespit edildi. 2007-2009 C.albicans izolatlarımızın tamamı flukonazol, vorikonazol ve amfoterisin B'ye hassas; C.non-albicans izolatlarımızın tamamı flukonazol ve vorikonazol'e hassas iken amfoterisin B'ye %10 oranında dirençli idi.

İncelenen zaman aralığında son iki yılda, önceki 3 yıllık döneme göre C.non-albicans oranlarında belirgin artış olduğu görüldü. C.parapsilosis’in %85 oranla non-albicans Candida’lar içinde ilk sırayı aldığı tespit edildi.

P06

Dr. Sebahat Çeken

Başlık:

Kemik iliği Transplantasyon Ünitesinde Hastane Enfeksiyonu Etkenlerinin Dört Yıllık Antimikrobiyal Direncinin Değerlendirilmesi

Yazarlar:

Gülşen İskender - Dr A. Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği - (BSA), Sabahat Çeken - Dr A. Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği, M. Cihat Oğan - Dr A. Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği, A.İ.Emre Tekgündüz - Dr A. Y.

Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hematoloji Kliniği, Fevzi Altuntaş - Dr A. Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hematoloji Kliniği, Mustafa Ertek - Dr A. Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği

Amaç:

Kemik İliği Transplantasyon (KİT) ünitesinde takip edilen hastaların dört yıllık( 2010-2013)süreçte hastane enfeksiyonlarından en sık izole edilen mikroorganizmalar antimikrobiyal direnç oranları yıllar içinde değişim açısından incelendi

Materyal ve Metod:

Ocak 2010- Aralık 2013 tarihleri arasında hastanemiz KİT ünitesinde takip edilen hastalarda hastane enfeksiyonu etkeni olarak en sık izole edilen mikroorganizmalar çalışmaya dahil edildi. Etkenler kan, idrar, abse, vücut sıvısı gibi materyallerden üretildi. İzole edilen mikroorganizmaların tanımlamasında ve duyarlılık testlerinde konvansiyonel yöntemler ve Vitek-2 tam otomatize (Biomerieux.Fransa) sistemi kullanıldı

Bulgular:

(9)

KİT ünitesinde dört yıllık süreçte Gram negatif bakterilerden en sık E. coli, Klebsiella spp., Acinetobacter spp., Gram pozitiflerden en sık koagülaz negatif stafilokoklar, enterokoklar ve S. aureus izole edilmiştir. KİT

ünitesinde en sık izlole edilen Gram negatif etken her 4 yıl için de E. Coli iken son 2 yılda Klebsiella spp sayısı artış göstermektedir. E. Coli ve Klebsiella spp. suşlarında genişlemiş spektrumlu beta laktamaz (ESBL)

oranları yıllar içinde hafif bir artış göstermekle beraber % 50 leri geçmemiştir. E.coli suşlarında 2011’de % 6.6 oranında karbapenemaz direnci saptanırken diğer yıllarda bu direnç görülmemiştir.Bu süreçte klebsiellalarda karbapenemaz direnci saptanmamıştır. E.coli ve klebsiella suşlarında Piperasilin- tazobaktamın direnci yıllar içinde fazla değişkenlik göstermemiştir ( en fazla %41.6). Siprofloksasin direnci ise özellikle E. Coli’de oldukça yüksek bulunmuştur.Az sayıda olan Acinetobacter suşlarımızda kolistin ve tigesiklin direnci saptanmamıştır.

Gram pozitif etkenlerin büyük bir çoğunluğunu oluşturan koagülaz negatif stafilokokların oxasisilin direncinin 2010’da %88 iken 2013’te %64.2’ye düşmüş olduğu dikkat çekmiştir. Enterokok suşlarında vankomisin direnci saptanmamıştır. Etken mikroorganizmaların antimikrobiyal direnç oranlarının yıllara göre dağılımı Tablo-1 ve Tablo-2’de gösterilmiştir.

Hastanemiz KİT ünitesinde izole edilen hastane enfeksiyonu etkenlerinin direnç oranlarında yıllar içinde değişiklikler olmakla beraber MRKNS sayısının azalmış olması, son 2 yılda karbapenemaz pozitif Gram negatif etkenlerin görülmemesi ve enterokok suşlarında vankomisin direncinin olmaması sevindiricidir.

(10)

P07

Dr. Sebahat Çeken

Başlık:

Hematoloji Servisinde Hastane Enfeksiyonu Etkenlerinin Dört Yıllık Antimikrobiyal Direncinin Değerlendirilmesi

Yazarlar:

Sabahat Çeken - Dr A. Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği, Gülşen İskender - Dr A. Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği - (BSA), M. Cihat Oğan - Dr A. Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği, Sinem Civriz Bozdağ - Dr A. Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hematoloji Kliniği, Fevzi Altuntaş - Dr A. Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Hematoloji Kliniği, Mustafa Ertek - Dr A. Y. Onkoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Enfeksiyon Hastalıkları Kliniği

Amaç:

Hematoloji servisinde takip edilen hastaların hastane enfeksiyonlarından en sık izole edilen

mikroorganizmalar dört yıllık( 2010-2013)süreçte antimikrobiyal direnç oranları açısından incelendi.

Materyal ve Metod:

Ocak 2010- Aralık 2013 tarihleri arasında hastanemiz Hematoloji servisinde hastane enfeksiyonu tanısı konan (CDC kriterlerine göre) hastalardan en sık izole edilen mikroorganizmalar çalışmaya dahil edildi.

Etkenler hastalardan alınan klinik örneklerden üretildi. İzole edilen mikroorganizmaların tanımlamasında konvansiyonel yöntemler ve Vitek-2 tam otomatize (Biomerieux.Fransa) sistemi kullanıldı. Duyarlılık testleri CLSI kriterlerine uygun olarak yapıldı.

Bulgular:

Hematoloji servisinde dört yıllık süreçte etken dağılımına baktığımızda 2011 yılı dışında Gram negatif etkenlerin ön planda olduğu görülmektedir. Gram negatif bakterilerden en sık E. coli, Acinetobacter spp ve Klebsiella spp., Gram pozitiflerden en sık koagülaz negatif stafilokoklar, enterokoklar ve S. aureus izole edilmiştir.

ESBL oranları yıllar içinde artarak 2013 yılında E. Coli’de %51,5, Klebsiella spp.’de %81,8 oranına ulaşmıştır.

Karbapenemaz direnci E. Coli suşlarında saptanmazken, klebsiella suşlarında az sayıda olsa da tespit edilmiştir. Acinetobacter suşlarında karbapenemaz pozitif olanların oranı son iki yılda azalmışt, kolistin direnci ise saptanmamıştır. Piperasilin- tazobaktamın direnci E.coli’de bu süreçte %40’ın altında seyretmiştir.

Gram pozitif etkenlerin büyük bir çoğunluğunu oluşturan koagülaz negatif stafilokokların oxasisilin direncinin 2010’da %96,7 iken 2013’te %73,3’e düşmüştür. Enterokok suşlarında vankomisin direnci saptanmamıştır.

Etken mikroorganizmaların antimikrobiyal direnç oranlarının yıllara göre dağılımı Tablo-1 ve Tablo-2’de gösterilmiştir.

Hastanemiz Hematoloji servisinde izole edilen hastane enfeksiyonu etkenlerinin direnç oranlarında yıllar içinde değişiklikler olmakla beraber MRKNS sayısının azalmış olması, karbapenemaz pozitif Gram negatif etkenlerin az sayıda olması ve enterokok suşlarında vankomisin direncinin saptanmaması olumlu sonuçlar olarak değerlendirilmiştir.

(11)
(12)

P08 Dr. Burcu Deniz

Başlık:

HEMATOLOJİK HASTALARI BEKLEYEN RİSK: TRANSFÜZYONLA BULAŞAN ENFEKSİYONLAR Yazarlar:

BİRSEN MUTLU - Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Kl.Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları AD - (BSA), BURCU DENİZ - Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Kl.Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları AD, SEDA KABUKCU - Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Kl.Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları AD

Amaç:

Bilinen ilk kan transfüzyonu 300 yıl kadar önce yapılmış olup, yaklaşık 70 yıldır destek tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Kan ve kan ürünü transfüzyonuna bağlı başta hepatit virüsleri ile HIV1/2 olmak üzere viral, parazitik, bakteriyel ve fungal birçok enfeksiyon etkeni bulaşı olabilmektedir. Bu çalışmada hastanemiz erişkin hematoloji kliniğinde yatan hastalar, transfüzyon ile sık bulaşabilecek etkenler açısından incelendi.

Çok sayıda kan ve kan ürünü alan hastalarda posttransfüzyonel enfeksiyonlara ve korunma yollarına dikkat çekmek amaçlandı.

Materyal ve Metod:

Çalışmaya Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi erişkin hematoloji kliniğinde Ocak – Aralık 2013 tarihlerinde yatırılarak izlenen 334 hasta alındı. Dosya kayıtları ve tetkik sonuçları retrospektif olarak değerlendirildi.

Hastaların demografik özellikleri, altta yatan hastalıkları, yatış süreleri, yatışının ilk günü ve kan

transfüzyonları sonrasında istenen Hbs Ag, Anti Hbs, Anti-HCV, Anti-HIV 1/2, sifiliz test sonuçları incelenerek kaydedildi.

Bulgular:

Çalışmaya alınan 334 hastanın 199‘u (%59.5) kadın, 135’i (%40.5) erkekti.

Hastaların primer tanıları sırasıyla 135’i (%40.4) AML, 44 ‘ü (%13.1), Multıple Myeloma, 36’sı (%10.7) ALL, 13’ü (%13.1) Non Hodgkın Lenfoma, 13’ ü (%13.1) T Hücreli Lenfoma, ,11’i(%3.2) Diffüz Büyük B Hücreli Lenfoma , 82 ‘si (%24.5) diğer tanılarla( KML,KLL, B Hücreli Lenfoma, anemi tetkik) idi.

Hastaların hastanede ortalama yatış süreleri 32.6 gün (bir - 150 gün) idi.

275 (%82.3) hastaya en az bir kez kan ve kan ürünü transfüzyonu yapılmıştı.

Hastalara 1517 ‘si (%35.2) eritrosit süspansiyonu, 1611 ‘i (%37.4),aferez trombosit süspansiyonu, 984

‘ü(%22.8) taze donmuş plazma, 188 ‘i (%4.36) trombosit süspansiyonu, beşi (%0.1) tam kan olmak üzere toplamda 4305 ünite kan ve kan ürünü transfüzyonu yapılmış olduğu görüldü.

Hastanemiz kan bankasına başvuran 16 640 kan bağışçısının Hbs Ag pozitiflik oranı %0.57 (n:96), Anti-HCV pozitiflik oranı %0.25 (n:43) idi. Anti-HIV 1/2 pozitifliği ve RPR pozitifliği saptanmadı.

(13)

Hastaların yapılan kan transfüzyonları öncesi bakılan Hbs Ag testinde pozitiflik oranı % 3.8 (n:13), Anti Hbs testinde pozitiflik oranı %41.3 (n:138), Anti-HCV pozitiflik oranı %0.8 (n:3) idi. Anti-HIV 1/2 ve RPR pozitifliği saptanmadı.

Kan transfüzyonları sonrasında Hbs Ag pozitiflik oranı % 3.8 (n:13), Anti HBs pozitiflik oranı %45.5 (n:152), Anti-HCV pozitiflik oranı %0.8 (n:3) idi. Anti-HIV1/2 pozitifliği ve RPR pozitifliği saptanmadı.

Tüm HBV serolojik testleri negatif olan hastalara yatış süreleri içinde HBV aşı şemasının uygun dozlarının yapılması sağlandığı görüldü.

Posttransfüzyonel akut bakteriyel ve viral enfeksiyon olgusunun bildirilmediği saptandı.

Sonuç:

Çok sayıda mikroorganizma; özellikle de HBV, HCV ve HIV1/2 hastaya kan ve kan ürünleri ile bulaşabilir.

Transfüzyonlara bağlı enfeksiyöz komplikasyonlardan korunma önlemleri; uygun bağışçı seçimini, tarama test işlemlerini ve alınan kan ürünlerinin hazırlanması sırasında kontaminasyonunun engellenmesini ve duyarlı olduğu etkene karşı aktif bağişıklamayı kapsar.

Hastanemiz kan bankasından bağışçı sorgulanması, yüksek duyarlılıklı serolojik testlerin kullanılması, kan ürünlerinin işlenmesinin, saklanmasının, hastaya transfüzyonunun optimizasyonu ile güvenli kan ve kan ürünü sağlanmaktadır. Ek olarak klinikte lökosit filtrelerinin kullanılması ile posttransfüzyonel enfeksiyonlara son bir yılda hematoloji servisinde yatan hastalarda rastlanmamıştır.

Bu tip bulaşma risklerini minumuma indirgemek ve transfüzyonun enfeksiyöz komplikasyonlarından kaçınmak için sözü geçen aşamalar uygulanmalıdır

Bu çalışmada gösterilmiştir ki güvenli kan ve kan ürünlerinin temini ile hastalar transfüzyonla bulaşan enfeksiyonlardan korunarak primer tedavilerine destek sağlanabilmektedirler.

HEMATOLOJİK HASTALARI BEKLEYEN RİSK: TRANSFÜZYONLA BULAŞAN ENFEKSİYONLAR Amaç:

Bilinen ilk kan transfüzyonu 300 yıl kadar önce yapılmış olup, yaklaşık 70 yıldır destek tedavi yöntemi olarak kullanılmaktadır. Kan ve kan ürünü transfüzyonuna bağlı başta hepatit virüsleri ile HIV1/2 olmak üzere viral, parazitik, bakteriyel ve fungal birçok enfeksiyon etkeni bulaşı olabilmektedir. Bu çalışmada hastanemiz erişkin hematoloji kliniğinde yatan hastalar, transfüzyon ile sık bulaşabilecek etkenler açısından incelendi.

Çok sayıda kan ve kan ürünü alan hastalarda posttransfüzyonel enfeksiyonlara ve korunma yollarına dikkat çekmek amaçlandı.

Yöntem:

Çalışmaya Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi erişkin hematoloji kliniğinde Ocak – Aralık 2013 tarihlerinde yatırılarak izlenen 334 hasta alındı. Dosya kayıtları ve tetkik sonuçları retrospektif olarak değerlendirildi.

Hastaların demografik özellikleri, altta yatan hastalıkları, yatış süreleri, yatışının ilk günü ve kan

transfüzyonları sonrasında istenen Hbs Ag, Anti Hbs, Anti-HCV, Anti-HIV 1/2, sifiliz test sonuçları incelenerek kaydedildi.

(14)

Bulgular:

Çalışmaya alınan 334 hastanın 199‘u (%59.5) kadın, 135’i (%40.5) erkekti.

Hastaların primer tanıları sırasıyla 135’i (%40.4) AML, 44 ‘ü (%13.1), Multıple Myeloma, 36’sı (%10.7) ALL, 13’ü (%13.1) Non Hodgkın Lenfoma, 13’ ü (%13.1) T Hücreli Lenfoma, ,11’i(%3.2) Diffüz Büyük B Hücreli Lenfoma , 82 ‘si (%24.5) diğer tanılarla( KML,KLL, B Hücreli Lenfoma, anemi tetkik) idi.

Hastaların hastanede ortalama yatış süreleri 32.6 gün (bir - 150 gün) idi.

275 (%82.3) hastaya en az bir kez kan ve kan ürünü transfüzyonu yapılmıştı.

Hastalara 1517 ‘si (%35.2) eritrosit süspansiyonu, 1611 ‘i (%37.4),aferez trombosit süspansiyonu, 984

‘ü(%22.8) taze donmuş plazma, 188 ‘i (%4.36) trombosit süspansiyonu, beşi (%0.1) tam kan olmak üzere toplamda 4305 ünite kan ve kan ürünü transfüzyonu yapılmış olduğu görüldü.

Hastanemiz kan bankasına 2013 yılında başvuran 16 640 kan bağışçısının Hbs Ag pozitiflik oranı %0.57 (n:96), Anti-HCV pozitiflik oranı %0.25 (n:43) idi. Anti-HIV 1/2 pozitifliği ve RPR pozitifliği saptanmamıştı.

Hastaların yapılan kan transfüzyonları öncesi bakılan Hbs Ag testinde pozitiflik oranı % 3.8 (n:13), Anti Hbs testinde pozitiflik oranı %41.3 (n:138), Anti-HCV pozitiflik oranı %0.8 (n:3) idi. Anti-HIV 1/2 ve RPR pozitifliği saptanmadı.

Kan transfüzyonları sonrasında Hbs Ag pozitiflik oranı % 3.8 (n:13), Anti HBs pozitiflik oranı %45.5 (n:152), Anti-HCV pozitiflik oranı %0.8 (n:3) idi. Anti-HIV1/2 pozitifliği ve RPR pozitifliği saptanmadı.

Tüm HBV serolojik testleri negatif olan hastalara yatış süreleri içinde HBV aşı şemasının uygun dozlarının yapılması sağlandığı görüldü.

Posttransfüzyonel akut bakteriyel ve viral enfeksiyon olgusunun bildirilmediği saptandı.

Sonuç:

Çok sayıda mikroorganizma; özellikle de HBV, HCV ve HIV1/2 hastaya kan ve kan ürünleri ile bulaşabilir.

Transfüzyonlara bağlı enfeksiyöz komplikasyonlardan korunma önlemleri; uygun bağışçı seçimini, tarama test işlemlerini ve alınan kan ürünlerinin hazırlanması sırasında kontaminasyonunun engellenmesini ve duyarlı olduğu etkene karşı aktif bağişıklamayı kapsar.

Bağışçı seçilirken sorgulamanın gizlilik esasına dayanarak,açık ve anlaşılır şekilde yapılması bazı enfeksiyonları edinme açısından risk taşıyan kişilerin saptanmasında önemli rol oynamaktadır.

Tarama testleri;bahsedilen mikroorganizmaların çoğunu belirleyecek nitelikte olmakla birlikte bu testlerin klinik kullanımında bazı yetersizlikler vardır. HIV1/2, HBV, HCV gibi enfeksiyon etkenlerinin pencere döneminde antikor titrelerinin serumda saptanması mümkün olmadığından, bulaş riski bu dönem için söz konusudur. Bu nedenle tarama testleri ile birlikte bağışçıdan alınacak anamnez en uygun korunma

yöntemidir.

Hastanemiz kan bankasından bağışçı sorgulanması, yüksek duyarlılıklı serolojik testlerin kullanılması, kan ürünlerinin işlenmesinin, saklanmasının, hastaya transfüzyonunun optimizasyonu ile güvenli kan ve kan

(15)

ürünü sağlanmaktadır. Ek olarak klinikte lökosit filtrelerinin kullanılması ile posttransfüzyonel enfeksiyonlara son bir yılda hematoloji servisinde yatan hastalarda rastlanmamıştır.

Bu tip bulaşma risklerini minumuma indirgemek ve transfüzyonun enfeksiyöz komplikasyonlarından kaçınmak için sözü geçen aşamalar uygulanmalıdır

Bu çalışmada gösterilmiştir ki güvenli kan ve kan ürünlerinin temini ile hastalara transfüzyonla bulaşan enfeksiyonlardan korunarak primer tedavilerine destek sağlanabilmektedirler.

P09 Dr. Yasemin Çağ

Başlık:

Hematolojik Maligniteli Hastada Gelişen Primer Kutanöz Aspergillus Niger İnfeksiyonu Yazarlar:

Yasemin Çağ - Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği İstanbul - (BSA), Güven Yılmaz - Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği İstanbul, Emine Gültürk - Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği İstanbul, Demet Hacıseyitoğlu - Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik

Mikrobiyoloji Laboratuvarı İstanbul, Şeymanur Sağlam - Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği İstanbul, Serdar Özer - Dr.Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği İstanbul

Amaç:

Kutanöz Aspergillus infeksiyonları sıklıkla disssemine infeksiyona sekonder ortaya çıkmakla beraber nadiren primer olarak da ortaya çıkabilmektedir. Primer kütanöz aspergilloziste en sık etken A.fumigatus ve

A.flavus'dur, ancak nadiren Aspergillus niger ile infeksiyon olguları da bildirilmiştir. Bu çalışmada hematolojik maligniteli bir hastada gelişen primer kutanöz Aspergillus niger infeksiyonu sunulmuştur.

Materyal ve Metod:

64 yaşında kadın hasta. 8 yıl önce KLL tanısı almış. 6 kür FCR tedavisi sonrası remisyonda izlenen hastada 2013 yılında İmmun Trombositopeni nedeni ile siklosporin, mıkofenalat mofetil ve aralıklı prednizolon tedavilerini almış. Takiplerinde KLL’den Transforme Diffüz Büyük B Hücreli Non hodgkin Lenfoma tanısı alan hasta ilk kür kemoterapi(KT) uygulanması için yatırıldı. KT (R-CHOP) sonrası 5. günde 38.3 C ateşi olan hastanın fizik muayenesinde burun sağ kanadı vestibül girişinde siyah renkli kurutlu etrafı eritematöz granülasyon dokusuyla çevrili 1x1 cm çaplı lezyon dışında özellik yoktu. Laboratuvar incelemesinde

WBC:200/mm3 Nötrofil:0/mm3 CRP:271mg/L PCT:34.51ng/ml olan hastaya kan ve idrar kültürleri alındıktan sonra febril nötropeni ve olası fungal enfeksiyon açısından empirik olarak piperasilin-tazobactam(PTZ) 4x4,5 gr iv lipozomal amfoterisin B 1x3mg/kg iv tedavi başlandı. Yapılan kulak burun boğaz muayenesinde lezyonun intranasal uzanım göstermediği görüldü. Bilateral gözlerde ağrı tarif eden hastanın çekilen rinoorbital

(16)

MR’ında ve torax HRCT’de özellik saptanmadı. Lezyondan exizyonel biyopsi ile örnek alınarak non spesifik ve fungal kültürleri yapıldı. (Resim'de lezyonun eksizyonel biyopsi sonrası görüntüsü görülmektedir) Ateşleri devam eden hastanın tedavisinin üçüncü gününde iki kan kültüründe Pseudomonas Aeruginosa (PTZ orta duyarlı) üremesi üzerine PTZ stoplanarak imipenem 4x500mm iv tedaviye geçildi. Tedavinin 5. gününde ateşleri normale dönen hastanın burun kanadında ki lezyonunundan alınan doku örneği kültüründe 3. günde Aspergillus niger üredi, direk mikroskopik incelemede mantar hifleri görüldü. Yumuşak dokuda Aspergillus enfeksiyonu tanısıyla hastanın antifungal tedavisi vorikanazol 2x6 mg/kg iv yükleme sonrası 2x4 mg iv idame tedavi olarak değiştirildi. Takiplerinde ateş yüksekliği olmayan hasta 10. günde nötropeniden çıktı. CRP (75mg/L) ve PCT (0.8ng/ml) değerleri gerileyen hasta İmipenem ve iv antifungal tedavisi 14. güne

tamamlanarak, vorikonazol tb 2x1 tedavisi ile taburcu edildi. Poliklinik takibinde olan hastanın antifungal tedavinin 21. gününde burundaki lezyonunun kısmi doku kaybı ile tama yakın gerilediği gözlemlendi. İnvazif fungal enfeksiyon tespit edilmedi. Takibinin 1. ayında 2. kür KT sonrası gelişen solunum yetmezliği nedeniyle, yoğun bakım ünitesine yatırılan hasta, 3. gününde kaybedildi.

Bulgular:

İmmun yetmezlikli hastalarda ciltte siyah eskarı çevreleyen eritematöz lezyon varlığında Aspergillus enfeksiyonları mutlaka akla getirilmelidir.

P010 Dr. Hande Berk

Başlık:

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniğindeki Enfeksiyonların Değerlendirilmesi Yazarlar:

Hande Berk - Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği - (BSA), Nefise Öztoprak - Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği, Filiz Kızılateş - Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği,Derya Seyman - Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği,Erdal Kurtoğlu - Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniği

Amaç:

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (AEAH) erişkin hematoloji kliniğinde takip edilen hastalarda gelişen enfeksiyon tipleri, izole edilen patojenlerin dağılımı ve antimikrobiyal direnç profilleri irdelendi.

Materyal ve Metod:

AEAH erişkin hematoloji kliniğindeki hematolojik maligniteli hastalarda, Ocak 2012-Aralık 2013 tarihleri arasında gelişen enfeksiyon atakları Ulusal Hastane Enfeksiyonları Ağı verileri doğrultusunda retrospektif incelendi.

Bulgular:

Hematolojik malignite tanısı olan 41 hastada 69 enfeksiyon atağı gözlendi. Hastaların yaş ortalaması 54.65

±35 yıl ve %75.6’sı erkekti. 2012 ve 2013 yıllarında en sık gözlenen enfeksiyonlar primer bakteremi ve

pnömoni idi (Tablo1). 2012 yılında toplam 24, 2013 yılında ise 45 etken saptandı. Her iki yılda da en sık izole

(17)

edilen enfeksiyon etkenleri Gram-negatif bakterilerdi (Tablo2). Gram-negatif bakteriler arasında 2012 yılında en sık gözlenen etken Escherichia coli (9/15) iken, 2013 yılında Klebsiella sp. (16/33) oldu. Ayrıca 2012 yılında Klebsiella sp. izolatlarında karbapenem direnci, Genişlemiş spektrumlu beta laktamaz (GSBL) üretimi ve kinolon direnci gözlenmezken, 2013 yılında 4 izolatta karbapenem direnci, 1 izolatta GSBL üretimi ve 1 izolatta kinolon direnci saptandı (p<0.05). E.coli izolatlarında GSBL üreten bakteri sayısı 2012 ve 2013 yıllarında sırasıyla 2 ve 4, kinolona dirençli bakteri sayısı 1 idi. Pseudomonas aeruginosa suş sayısı 2013 yılında 1’den 3’e yükselirken tüm izolatlar karbapeneme duyarlıydı. Her iki yılda da Acinetobacter sp. yalnız birer adet izole edildi ve tüm izolatlar karbapeneme dirençliydi.

Çalışmamızda Gram-negatif bakterilere benzer şekilde Gram-pozitif bakteri sayılarında da yıllar içerisinde artış oldu (sırasıyla 7/24, 11/45). En sık izole edilen Gram-pozitif bakteriler; 2012 yılında koagülaz negatif stafilokok (KNS) (3/7), 2013 yılında ise KNS (5/11) ve Staphylococcus aures (5/11) idi. 2012 yılında KNS’lerde metisilin direnci gözlenmezken, 2013 yılında KNS izolatlarının 3’ünde metisilin direnci tespit edildi (p<0.05). 2013 yılında S.aureus izolat sayısı 1’den 5’e yükseldi ve tüm izolatlar metisiline duyarlıydı. Gram- pozitif bakterilerde enterokoklar dahil olmak üzere her iki yılda da vankomisin direnci saptanmadı.

Çalışmamızda Candida sp. sadece primer bakteremilerde etken olarak saptandı. 2012 yılında 2, 2013 yılında 1 Candida sp. izole edildi.

Sonuç: Enfeksiyonlar hematolojik maligniteli hastalarda mortalite ve morbiditenin en önemli nedenidir.

Sürekli ve aktif sürveyans ile bakteriyel epidemiyolojik verilerin takibi empirik antibiyotik seçimine yön veren hayat kurtarıcı bir yaklaşımdır. Sonuç olarak çalışma verilerimiz incelendiğinde yıllar içinde direnç

profillerinde artış olduğu görülmektedir. Özellikle K. pneumoniae izolatlarındaki karbapenem direnci dikkat çekicidir.

Anahtar Sözcükler: Enfeksiyon etkenleri, bakteriyel direnç, hematolojik malignite

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Kliniğindeki Enfeksiyonların Değerlendirilmesi Hande Berk, Nefise Öztoprak, Filiz Kızılateş, Derya Seyman

Amaç:

Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (AEAH) erişkin hematoloji kliniğinde takip edilen hastalarda gelişen enfeksiyon tipleri, izole edilen patojenlerin dağılımı ve antimikrobiyal direnç profilleri irdelendi.

Yöntem:

AEAH erişkin hematoloji kliniğindeki hematolojik maligniteli hastalarda, Ocak 2012-Aralık 2013 tarihleri arasında gelişen enfeksiyon atakları Ulusal Hastane Enfeksiyonları Ağı verileri doğrultusunda retrospektif incelendi.

Bulgular:

Hematolojik malignite tanısı olan 41 hastada 69 enfeksiyon atağı gözlendi. Hastaların yaş ortalaması 54.65

±35 yıl ve %75.6’sı erkekti. 2012 ve 2013 yıllarında en sık gözlenen enfeksiyonlar primer bakteremi ve pnömoni idi (Tablo1). 2012 yılında toplam 24, 2013 yılında ise 45 etken saptandı. Her iki yılda da en sık izole edilen enfeksiyon etkenleri Gram-negatif bakterilerdi (Tablo2). Gram-negatif bakteriler arasında 2012 yılında en sık gözlenen etken Escherichia coli (9/15) iken, 2013 yılında Klebsiella sp. (16/33) oldu. Ayrıca 2012 yılında Klebsiella sp. izolatlarında karbapenem direnci, Genişlemiş spektrumlu beta laktamaz (GSBL) üretimi ve kinolon direnci gözlenmezken, 2013 yılında 4 izolatta karbapenem direnci, 1 izolatta GSBL üretimi ve 1 izolatta kinolon direnci saptandı (p<0.05). E.coli izolatlarında GSBL üreten bakteri sayısı 2012 ve 2013 yıllarında sırasıyla 2 ve 4, kinolona dirençli bakteri sayısı 1 idi. Pseudomonas aeruginosa suş sayısı 2013 yılında 1’den 3’e yükselirken tüm izolatlar karbapeneme duyarlıydı. Her iki yılda da Acinetobacter sp. yalnız birer adet izole edildi ve tüm izolatlar karbapeneme dirençliydi.

(18)

Çalışmamızda Gram-negatif bakterilere benzer şekilde Gram-pozitif bakteri sayılarında da yıllar içerisinde artış oldu (sırasıyla 7/24, 11/45). En sık izole edilen Gram-pozitif bakteriler; 2012 yılında koagülaz negatif stafilokok (KNS) (3/7), 2013 yılında ise KNS (5/11) ve Staphylococcus aures (5/11) idi. 2012 yılında KNS’lerde metisilin direnci gözlenmezken, 2013 yılında KNS izolatlarının 3’ünde metisilin direnci tespit edildi (p<0.05). 2013 yılında S.aureus izolat sayısı 1’den 5’e yükseldi ve tüm izolatlar metisiline duyarlıydı. Gram- pozitif bakterilerde enterokoklar dahil olmak üzere her iki yılda da vankomisin direnci saptanmadı.

Çalışmamızda Candida sp. sadece primer bakteremilerde etken olarak saptandı. 2012 yılında 2, 2013 yılında 1 Candida sp. izole edildi.

Sonuç:

Enfeksiyonlar hematolojik maligniteli hastalarda mortalite ve morbiditenin en önemli nedenidir. Sürekli ve aktif sürveyans ile bakteriyel epidemiyolojik verilerin takibi empirik antibiyotik seçimine yön veren hayat kurtarıcı bir yaklaşımdır. Sonuç olarak çalışma verilerimiz incelendiğinde yıllar içinde direnç profillerinde artış olduğu görülmektedir. Özellikle K. pneumoniae izolatlarındaki karbapenem direnci dikkat çekicidir.

Anahtar Sözcükler: Enfeksiyon etkenleri, bakteriyel direnç, hematolojik malignite Tablo 1: Enfeksiyonlara göre etkenlerin yıllara göre dağılımı

Enfeksiyon Etken 2012 2013

ÜSE E. coli - 2

Enterococcus sp. 1 -

Klebsiella sp. 1 -

Toplam 2 (%8.3)* 2 (%4.4)*

Pnömoni

Acinetobacter sp. 1 1

E. coli 1 1

Klebsiella sp. 1 6

Pseudomonas sp. 1 1

Diğer Gram-negatifler 1 1

Toplam 5(%20.8)* 10 (%22.2)*

Sekonder bakteremi

K.pneumoniae 0 1 (%2.2)*

Primer bakteremi

E. coli 8 5

Klebsiella sp. 1 9

(19)

Enterobacter sp. - 2

Pseudomonas sp. - 2

Diğer Gram-negatifler - 2

Gram-negatif Toplam 9(%37.5)* 20(%44.4)*

KNS 3 5

S. aureus 1 5

Diğer Gram-pozitifler 2 -

Enterococcus sp. - 1

Gram-pozitif Toplam 6(%25)* 11(%24.4)*

Candida sp. 2(%8.3)* 1 (%2.2)*

Toplam 17(%70.8)* 32(%71.1)*

Toplam etken sayısı 24 45

*Toplam etken sayısına göre yüzdesi

Tablo 2: Tüm enfeksiyon etkenlerinin yıllara göre dağılımı

2012 2013 P değeri

Gram-negatif bakteriler 15 (%62.5) 33(%73)

Klebsiella sp. 3 (%12.0) 16 (%35.6)

Karbapeneme dirençli 0 4 (%40)٭ <0.05

GSBL pozitif 0 1 (%6.2) ٭ <0.05

Kinolona dirençli 0 1 (%6.2) ٭ <0.05

E. coli 9 (%36.0) 8 (%17.8)

GSBL pozitif 2 (%11.1)٭ 4 ( %50)٭

Kinolona dirençli 1 (%11.1) ٭ 1 (%12.5)٭

Pseudomonas sp. 1 (%4.1) 3(%6.6)

Karbapeneme dirençli 1 (%100)٭ 0

Acinetobacter sp. 1 (%4.0) 1 (%2.2)

(20)

Karbapeneme dirençli 1(%100)٭ 1(%100)٭

Enterobacter sp. 0 2 (%4.4)

Diğer Gram-negatifler 1 (%4.1) 3 (%6.6)

Gram-pozitif bakteriler 7 (%29.1) 11 (%24.4)

KNS 3 (%12.5) 5 (%11.1)

Metisiline dirençli KNS 0 3 (%60)٭ <0.05

S. aureus 1 (%4.1) 5 (%11.2)

Enterococcus sp. 1 (%4.1) 1 (%2.2)

Diğer Gram-pozitifler 2 (%8.3) 0

Candida sp. 2 (%8.3) 1 (%2.2)

Toplam 24 45

٭Etkenlerin kendi içindeki yüzdesi

P011

Dr. İlker İnanç Balkan

Başlık:

Hematolojik Onkoloji Birimlerinde Karbapenem dirençli Klebsiella kolonizasyonu taraması ve sağ-kalıma katkısı

Yazarlar:

İlker İnanç Balkan - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Gökhan Aygün - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Halis Mustafayev - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD - (BSA), Mücahit Yemişen - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Mert Kuşkucu - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji AD, Bilgül Mete - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon

Hastalıkları AD, Ayşe Salihoğlu - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD Hematoloji BD, Şeniz Öngören - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD Hematoloji BD, Teoman Soysal - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD Hematoloji BD, Tuğrul Elverdi - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD Hematoloji BD, Neşe Saltoğlu - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Reşat Özaras - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Fehmi Tabak - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD Recep Öztürk - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD

(21)

Amaç:

Karbapenem dirençli Klebsiella pneumoniae (KDKp) kökenleri, bağışıklığı baskılanmış hastalarda yüksek mortalite ile seyreden kan dolaşımı enfeksiyonlarına neden olmakta, kısıtlı tedavi seçenekleri ve yüksek salgın potansiyeli nedeniyle riskli hasta grubunda kolonizasyonunun rutin tarama protokolü içinde yer alması güncel rehberlerde önerilmektedir. Bu çalışmada rektal KDKp taramasının KDKp sepsislerinin sıklığı ve

fatalitesi üzerindeki etkisini ortaya koymak amaçlanmıştır.

Materyal ve Metod:

Merkezimizde, 10 yıldır devam eden rektal VRE sürveyansının yanısıra Mayıs 2012'den itibaren erişkin hematolojik onkoloji birimlerinde yatan her hasta için haftalık rektal sürüntü ile KDKp kolonizasyonu taraması başlatılmıştır. Yatan her hastadan yattığı ilk 48 saat içinde alınan ve haftalık olarak tekrarlanan rektal sürüntü örneklerinin incelenmesi klinik mikrobiyoloji enfeksiyon kontrol laboratuvarında kromojenik bazlı seçici besiyeri (HiCrome UTI Agar + 4 mg/L ertapenem, Himedia Laboratories, India) kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

Bulgular:

Mayıs 2012 - Kasım 2013 tarihleri arasında toplam 167 hasta taranmış, 24(%14) hastada KDKp kolonizasyonu saptanmıştır. Hastaların %5.7'si yatışta kolonize iken %8.3'ü yattığı süre içinde kolonize hale gelmiştir.

Kolonize hastalardan 5(%20.8)'inde KDKp sepsisi gelişmiş, 2'si kaybedilmiştir. Kolonizasyon taraması

başlatılmadan önceki 18 ay içerisinde KDKp sepsisi tanısı alan 6 hastadan 5'i (%83) 28 gün içinde kaybedilmiş iken, bu oran rutin taramanın başladığı tarihten sonra 2/5(%40)'a gerilemiştir. Sağ kalımı etkileyen en önemli faktör nötrofil sayısının kaybedilen olgulara göre daha erken artış göstermesi olmuştur. Bununla birlikte KDKp ilişkili sepsise atfedilebilecek 28 günlük mortalitede gözlenen bu düşüşte, kolonize hastalarda gelişen febril nötropeni atağında etkili tedavinin (kolistinli kombinasyonların) ampirik olarak daha erken (ateşin ilk 4 saati içinde) başlanmasının da katkısının bulunduğu düşünülmektedir. Rutin rektal tarama uygulamasından sonraki 22 aylık dönemde karbapenem dirençli enterik çomak salgını görülmemiştir. Hematolojik onkoloji ve kemik iliği nakli birimlerinde rutin rektal KDKp taraması, temas izolasyonu önlemlerinin etkin olarak

alınmasının yanısıra etkili ampirik tedavinin daha erken başlatılmasına da olanak tanıyarak ciddi enfeksiyonlarda mortalitenin azaltılmasına katkıda bulunabilmektedir.

Hematolojik Onkoloji Birimlerinde Karbapenem Direnci Taraması ve Sağ-Kalıma Katkısı

Bağışıklığı baskılanmış hastalarda karbapenem dirençli gram negatif bakteriler ile gelişen enfeksiyonlar önemli bir mortalite nedeni olmaya devam etmektedir. Klebsiella türleri, ülkemizde yaygın görülen OXA-48 tipi karbapenemaz üretimi yolu ile gittikçe artan sıklıkta karbapenem dirençli olarak izole edilmektedir.

Yüksek mortalite, kısıtlı tedavi seçenekleri ve salgın potansiyeli nedeniyle karbapenem dirençli Klebsiella pneumoniae (KDKp) kökenlerinin hematolojik onkoloji hasta grubunda kolonizasyonunun rutin tarama protokolü içinde yer alması güncel rehberlerde önerilmektedir.

Merkezimizde, 10 yıldır devam eden rektal VRE sürveyansının yanısıra Mayıs 2012'den itibaren erişkin hematolojik onkoloji birimlerinde yatan her hasta için haftalık rektal sürüntü ile KDKp kolonizasyonu taraması başlatılmıştır. Yatan her hastadan yattığı ilk 48 saat içinde alınan ve haftalık olarak tekrarlanan rektal sürüntü örneklerinin incelenmesi klinik mikrobiyoloji enfeksiyon kontrol laboratuvarında kromojenik bazlı seçici besiyeri (HiCrome UTI Agar + 4 mg/L ertapenem, Himedia Laboratories, India) kullanılarak gerçekleştirilmiştir.

Toplam 167 hasta taranmış, 24(%14) hastada KDKp kolonizasyonu saptanmıştır. Hastaların %5.7'si yatışta kolonize iken %8.3'ü yattığı süre içinde kolonize hale gelmiştir. Kolonize hastalardan 5(%20.8)'inde KDKp sepsisi gelişmiş, 2'si kaybedilmiştir. Kolonizasyon taraması başlatılmadan önceki 18 ay içerisinde KDKp sepsisi

(22)

tanısı alan 6 hastadan 5'i (%83) 28 gün içinde kaybedilmiş iken, bu oran rutin taramanın başladığı tarihten sonra 2/5(%40)'a gerilemiştir. Sağ kalımı etkileyen en önemli faktör nötrofil sayısının kaybedilen olgulara göre daha erken artış göstermesi olmuştur. Bununla birlikte KDKp ilişkili sepsise atfedilebilecek 28 günlük mortalitede gözlenen bu düşüşte, kolonize hastalarda gelişen febril nötropeni atağında etkili tedavinin (kolistinli kombinasyonların) ampirik olarak daha erken (ateşin ilk 4 saati içinde) başlanmasının da katkısının bulunduğu düşünülmektedir. Rutin rektal tarama uygulamasından sonraki 22 aylık dönemde karbapenem dirençli enterik çomak salgını görülmemiştir. Hematolojik onkoloji ve kemik iliği nakli birimlerinde rutin rektal KDKp taraması, temas izolasyonu önlemlerinin etkin olarak alınmasının yanısıra etkili ampirik tedavinin daha erken başlatılmasına da olanak tanıyarak ciddi enfeksiyonlarda mortalitenin azaltılmasına katkıda

bulunabilmektedir.

P012

Dr. Mücahit Yemişen

Başlık:

Bir üniversite hastanesinde Hematoloji-Onkoloji ve Yoğun Bakım Ünitelerinde takip edilen hastaların kan kültürlerinden elde edilen GSBL (+) E. coli ve Klebsiella, karbapenem dirençli Gram-negatif bakteri ve Candida türlerinde yıllar içinde ki değişiklikler

Yazarlar:

Nese Saltoğlu - İÜ, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Mustafa Alkan - İÜ, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Serkan Sürme - İÜ, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD - (BSA), Hatice Yasar Arsu - İÜ, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Mücahit Yemisen - İÜ, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Ilker Inanc Balkan - İÜ, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Enfeksiyon Hastalıkları AD, Birgul Mete - İÜ, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Resat Ozaras - İÜ, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Fehmi Tabak - İÜ, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Enfeksiyon Hastalıkları AD, Nur Hondur - İÜ, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Recep Ozturk - İÜ, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD

Amaç:

Hematoloji-Onkoloji ve yoğun bakım (YBÜ) hastaları için çoklu ilaca dirençli bakteriyemi ve kandidemilerde erken tanımlama ve uygun antimikrobiyal tedavi başlanması önemli bir prognostik faktördür. Bu çalışmada, Hematoloji-Onkoloji kliniklerinde ve yoğun bakımda takip edilen genişlemiş spektrumlu beta laktamaz (GSBL) (+) E. coli ve K. pneumoniae, karbapenem dirençli Klebsiella, Pseudomonas, Acinetobacter ve Candida

kaynaklı kan dolaşımı enfeksiyonlarını değerlendirildi.

Materyal ve Metod:

Fakültemizde, Hematoloji-Onkoloji Birimi ve YBÜ hastaları, enfeksiyon hastalıkları tarafından hergün konsülte edilmektedir. Bu çalışmada, kan kültürlerinden elde edilen GSBL (+) E. coli, K. pneumoniae,

karbapenem dirençli Klebsiella, Pseudomonas ve Acinetobacter spp. ve tüm Candida türleri analiz edilmiştir.

Kan kültürlerinden elde edilen tüm mikroorganizmalar Ocak 2010-Ocak 2013 tarihleri arasında Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Laboratuvarında izole edilmiştir.

(23)

Bulgular:

Hastanemizde, son 3 yıl içinde 488 hastada Gram-negatif bakteriyemi gelişmiştir. Yıllar içinde, E.coli hızının azaldığı, Klebsiella ve Acinetobacter hızının arttığı, ve Pseudomonas hızının değişmediği tespit edilmiştir.

GSBL (+) E. coli'de ki düşüşün yanı sıra, GSBL (+) Klebsiella'da da bir artış gözlenmiştir. Bununla birlikte, Karbapenem dirençli Acinetobacter ve Klebsiella spp oranları artarken, Pseudomonas oranları yıllar içinde yüksek sabit kalmıştır.Kandidemisi olan 101 hasta tespit edilmiştir. Yıllar içinde, C. albicans oranları azalmış, C.parapsilosis ve C.tropicalis gibi non-albicans türleri artmıştır. İzole edilen patojenler, GSBL ve

karbapenemaz oranları ve Candida spp. yıllık değişimi tablo 1 'de gösterilmiştir.Çok ilaca dirençli kökenler tüm dünyada artmaktadır. Hematoloji-Onkoloji ve yoğun bakım hastalarında çok ilaca dirençli

mikroorganizmaların neden olduğu enfeksiyonların sürveyansı, uygun antimikrobiyal tedavi ve hasta

izolasyonu açısından önemlidir. Hastane enfeksiyonlarını azaltmak amacıyla maksimum çaba gösterilmelidir.

Birimlerden izole edilen candida türlerinin dikkate alınması, uygun antifungal tedaviye erken başlanması açısından hayat kurtarıcı.

İzole edilen mikroorganizm, yıl 2010 n (%)

2011 n (%)

2012 n (%)

Toplam n(%)

E.coli 52 47 32 131

E. coli ESBL (+) 23 22 5 50

Klebsiella 31 48 43 122

Klebsiella ESBL (+) 14 37 27 78

Karbapenemaz üreten Klebsiella 4 9 11 24

Acinetobacter 30 53 42 125

Karbapenemaz üreten Acinetobacter

26 44 37 107

Pseudomonas aeruginosa 35 39 36 110

Karbapenemaz üreten P. aeruginosa

21 22 18 61

Toplam Gram negatif mikroorganizma

488

Candida albicans 17 6 7 30

Candida non-albicans 32 25 14 71

Candida glabrata Candida tropicalis Candida parapsilosis Candida kefyr Candida crusei Candida sake

Candida guillimondii Candida famata Candida sp

7 9 12 1 - 2 1 - -

4 8 8 - 1 1 - 1 2

4 4 5 1 - - - - -

15 21 25 2 1 2 1 1 2

Tüm Candida izolatları 49 31 21 101

P013

Dr. Fahir Özkalemkaş

(24)

Başlık:

Akut miyeloid lösemili hastalarda primer posakonazol profilaksisi: Antifungal kullanımı ve BAL gereksinimi ile ilgili tek merkez deneyimi

Yazarlar:

Fahir Özkalemkaş - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Ana Bilimbilim Dalı Hematoloji Bilim Dalı Bursa - (BSA), Vildan Özkocaman - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilimbilim Dalı

Hematoloji Bilim Dalı Bursa, Beyza Ener - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bursa, Halis Akalın - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon

Hastalıkları Bursa, Ahmet Ursavaş - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Bursa, Reşit Mıstık - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bursa, Serdar Seyhan - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilimbilim Dalı Hematoloji Bilim Dalı Bursa, Esra Kazak - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Mikrobiyoloji ve Enfeksiyon Hastalıkları Bursa, Ezgi

Demirdöğen - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Bursa, Tuba Ersal - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilimbilim Dalı Hematoloji Bilim Dalı Bursa, Hilmi Erdem Gözden - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilimbilim Dalı Hematoloji Bilim Dalı Bursa, Rıdvan Ali - Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilimbilim Dalı Hematoloji Bilim Dalı Bursa

Amaç:

Bu çalışmada, AML' li olgularda rutin olarak posakonazol ile primer antifungal profilaksinin preempitif antifungal tedavi yaklaşımının benimsendiği koşullarda bronkoalveoler lavaj (BAL) gereksinimini ve tedavi amaçlı antifungal kullanımını etkileyip etkilemediği araştırıldı. Nötropenik hastalarda fungal enfeksiyonlar en önemli mortalite ve morbidite sebepleri arasındadır. Akut lösemiler ve kemik iliği nakil hastalarında uzun nötropeni süresi, mukozit, GVHD, organ hasarı ve yetmezliklerinin varlığı bu yüksek riskli grupta invazif fungal enfeksiyon riskini %15-25'lere çıkarmaktadır. Bir çok çalışmada, fungal enfeksiyon tedavisi ne kadar erken başlanırsa sonuçların o kadar iyi olduğu görülmektedir. Galaktomannan (GM) aspergillus üremesi sırasında salınan hücre duvar komponentidir. Serum, BAL, BOS'da çalışılabilmektedir. Serum GM duyarlılığı: %67-

%100, özgüllüğü: %81-99 olup, serum eşik değeri 0.5'dir (0.7 ‘nin üzeri tek değer anlamlı). BAL örneklerinde eşik değer yüksek tutulduğunda duyarlık değişmeden özgüllük artmaktadır (bu çalışmada BAL GM pozitifliği için sınır değer 1.5 alınmıştır). Son yıllarda yüksek riskli hastalarda oral posakonazol ile primer antifungal profilaksi uygulamaları giderek yaygınlaşmaktadır.

Materyal ve Metod:

Kliniğimizde antifungal tedavi, genel bir strateji olarak seri galaktomannan izlemi, akciğer HRCT çekimleri, BAL ve BAL GM ile kanıt elde edilmeye çalışılarak mümkün olduğunca preemptif olarak yönlendirilmektedir.

Bu çalışmada Haziran 2006 ile Ocak 2009 arası antifungal profilaksi yapmadığımız dönem (kontrol grubu) ile Aralık 2010-Mayıs 2012 tarihleri arasında yeni tanı ve nüks AML olgularında primer posakonazol profilaksisi yaptığımız (3x200mg Noxafil ile) dönemi retrospektif olarak karşılaştırdık.

Bulgular:

Hastaların tanıları, antifungal kullanımları Tablo 1 de özetlendi. Profilaksi döneminden önce 281 olgunun 104’ünde antifungal tedavi kullanılmıştı. Bu hastalar içerisinden yeni tanı veya nüks akut lösemili 47 olgu kontrol olarak alındı. Primer posakonazol ile antifungal profilaksi grubunda 112 akut lösemili hasta mevcuttu.

Bu hastaların 84'ü AML idi ve tamamı posakonazol almıştı (aynı dönemdeki 28 ALL olgusu ise flukonazol almıştı). AML'li 84 olgunun 75 (%90)’inde bu profilaksi yeterli bulundu ve ek antifungal kullanılmadı, 9’unda

(25)

ise (grade IV GİS mukozit nedeniyle oral posakonazolün yeterli absorbe edilemeyeceğinden şüphe

edilenlerde ve dirençli ateşi olanlarda) başka antifungale geçildi. Kontrol grubunda antifungal kullanma oranı

%37 iken, primer posakonazol profilaksi döneminde bu oran %13.3 ‘e düştü (p<0.001).

Serum ve BAL galaktomannan izlemleri Tablo 2 de gösterildi.

Kontrol grubunda serumda 8/47 (%17) GM pozitifliği saptandı. Profilaksi grubunda ise 14/112 (%12,5) GM pozitifliği mevcuttu. Her iki dönem arasında serum GM pozitifliği açısından P=0,615 ile anlamlı fark yoktu.

BAL GM pozitifliği kontrol grubunda 7/20 (%35) iken, posakonazol döneminde BAL GM pozitifliği oranı 8/14 (%57) idi ve p=0,352 ile anlamlı fark yoktu. Ancak kontrol grubu döneminde BAL endikasyonu konan hasta 20/47 (%43) iken, posakonazol döneminde bu oran 14/112 (%12,5) bulundu ve bu düşüş istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0,001). Sonuç olarak, posakonazol ile primer profilaksi döneminde tedavi amaçlı antifungal kullanım oranımızda belirgin azalma oldu; bronkoskopi ve BAL yapılma gereksiniminde belirgin azalma izlendi. Bu veriler, kendi merkezimizde tanımladığımız yaklaşımla, yeni tanı/nüks AML olgularında

posakonazol ile primer antifungal profilaksinin emniyetli ve etkili olduğunu göstermektedir. Tedavi amaçlı antifungal kullanımı ve BAL gereksinimindeki azalma dikkate alındığında bundan sonraki basamakta yanıtlanması gereken sorular: "maliyet/etkinlik nasıldır?", "mevcut verilerle seri GM izlemi eskisi kadar gerekli midir?" gibi görülmektedir.

(26)

P014

Dr. İlker İnanç Balkan

Başlık:

Febril Nötropenik Hastalarda Daptomisin Kullanımı Yazarlar:

Mücahit Yemişen - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Ümran Şümeyse Ertürk - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, İlker İnanç Balkan - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi

Enfeksiyon Hastalıkları AD - (BSA), Bilgül Mete - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Şeniz Öngören - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD Hematoloji BD, Reşat Özaras - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Emine Gültürk - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD Hematoloji BD, Neşe Saltoğlu - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Tuğrul Elverdi - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD Hematoloji BD, Fehmi Tabak - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD, Ayşe Salihoğlu - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD Hematoloji BD, Teoman Soysal - İÜ

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi İç Hastalıkları AD Hematoloji BD, Recep Öztürk - İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları AD

Amaç:

Daptomisin (DAP) kullanılan febril nötropeni (FEN) olgularında klinik özelliklerin ve tedavi sonuçlarının irdelenmesi

Materyal ve Metod:

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hematolojik Onkoloji ve Kemik İliği Transplantasyon Birimi'nde Ocak 2010 - Haziran 2013 tarihleri arasında FEN tanısıyla izlenen ve tedavisinde DAP kullanılan olgulara ait kayıtlar retrospektif olarak incelendi.

Bulgular:

Toplam 27 olguda gelişen FEN atağında stnadart dozlarda DAP kullanıldı. Olguların 14'ü (%51.9) erkek, ortalama yaş ise 40 (17-65) idi. Altta yatan hastalıklar arasında; AML (44,4%), ALL (33.3%), NHL(11,1%), aplastik anemi(7,4%) ve HL (3,7%) yer almaktaydı. FEN atağı başlangıcında median nötrofil sayısı 20/mm³ (0- 460) idi. Başlangıç antimikrobiyal tedavileri piperasilin/tazobaktam (48,1%), meropenem(%18,5), imipenem (14,8%), sefaperazon/sulbaktam (14,8%) ve seftazidim(3,7%) oluşturuyordu. DAP tedavisi öncesi 22 hasta gram pozitif etkinliği olan antibiyotik (20 olgu teikoplanin, 1 olgu vakomisin ve 1 olgu linezolid) almakta idi.

Beş hastaya ise garm pozitif etkinlik için doğrudan DAP başlandı. FEN atağının median 15. gününde (2-74) DAP başlanan hastalarda DAP endikasyonlarını 9 olguda (%33.3) bakteremi, 7 olguda(%25.9) peri-anal apse, 6 olguda(%22.2) genel durum bozukluğu ve 5 olguda (%18.5) yumuşak doku enfeksiyonu oluşturmuştur.

DAP başlanan hastalardan 15'inde kan kültürlerinde üreme olmuş, 9 hastada MRKNS, 3 hastada VRE, 1 hastada Corynebacterium jeikeum, 1 hastada Staphylococcus haemolyticus ve 1 hastada da MRKNS ve Enterococcus sp birlikte izole edilmiştir. Ortalama DAP kullanım süresi 14.33 (±8.2) gün olarak

hesaplanmıştır. DAP kullanılan hastalardan yalnızca 1'inde ellerde karıncalanma görülmüş, tedavi kesilmesine neden olabilecek her hangi bir yan etki görülmemiştir. Çalışmaya dahil edilen 27 hastanın 13 (48,1%) tanesi kaybedilmiş, kalan 14 (51,9%) hasta FEN atağından iyileşmiştir. Kaybedilen olgular cinsiyet, altta yatan hastalık, nötrofil sayısı, FEN atağı başlangıcında başlanan tedavi ve DAP başlama endikasyonu açısından karşılaştırıldığında iki grup arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p>0.05).

Referanslar

Benzer Belgeler

pH'daki çözü ürlüğü, ATLS'de idrarı pH'ı ı 7- 7.5 hedefle esi gerektiği i gösterir.. • Genel olarak, ksantin en az çözünen purin metabolitiyken, ürik asit alkalik

PAP tedavisi konusunda yeterli eğitimi olmayan, gece boyunca hastayı sağlıklı bir şekilde takip etmeyen, hastanın alkol, sedatif-hipnotik ilaç aldığından haberi

(11 Ağustos 2005, 25903 sayılı Resmi Gazete).. a) Sürveyans verilerini değerlendirmek ve sorunları saptayarak, üretilen çözüm önerilerini enfeksiyon kontrol komitesine

Hedef enzim genlerinin aşırı ekspresyonu b.. Hedef enzim genlerinde

Çalışma süresi içinde izole edilen toplam dokuz adet S.boydii suşunun nalidiksik asit ve siprofloksasine duyarlı olduğu görülmüş; ampisilin direnci %62.5, TMP-SMZ direnci

Uygun olmayan antibiyotik oranı %25.8 Profilakside uygun olmayan kullanım %69..

 Yeterli olmayan antibiyotik tedavisi için en önemli risk faktörü-Önceden AB kullanımı..  En sık

değerle diril iş ve eyi to ografisi çekil iş. • Beyin tomografisinde patolojik bulgu izlenmeyen hasta ı davra ış ozukluğu metpamid yan etkisi, ateşi dehidratasyon