• Sonuç bulunamadı

5.1. Evlat Edinme Kurumu, Benzer İlişkiler, Evlat Edinmenin Hukuki Niteliği ve İşlevi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "5.1. Evlat Edinme Kurumu, Benzer İlişkiler, Evlat Edinmenin Hukuki Niteliği ve İşlevi"

Copied!
108
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

ÇOCUK HAKLARI VE HUKUKU 5-8 ÜNİTE ARASI FINAL KONULARI

3. SINIF ÇOCUK GELİŞİMİ BÖLÜMÜ ASPİRİN FACEBOOK GRUBU

TUĞBA COŞKUN &NESRİN YAĞMUR

5.1. Evlat Edinme Kurumu, Benzer İlişkiler, Evlat Edinmenin Hukuki Niteliği ve İşlevi

●☆Medeni kanunumuz evlat edinmeyi soybağını kuran yollardan birisi olarak kabul etmiştir.

Soybağının kurulmasını sağlayan diğer yollardan farklı olarak evlat edinme kan bağı esasına

dayanmaz. Eski Medeni Kanun döneminde noterde tanzim edilen bir özel hukuk sözleşmesi niteliğinde

(2)

olan evlat edinme, yeni medeni kanunda mahkeme kararı ile meydana gelen bir ilişki olarak kabul edilmiştir

●☆Evlat edinme kurulunun başlıca iki amacı bulunmaktadır. Bunlardan ilki çocuk sahibi olmayan kişilerin çocuk sevgisini tadarak ana-baba olma sevincini yaşamaları, böylece soylarını devam ettirerek miraslarına kendi soylarına bırakabilmeleridir.

●☆ Evlat edinmenin diğer amacı ise özellikle evlilik dışı çocukların aile ilişkisi içerisinde yetişmelerinin sağlanması ve böylece kendilerine destek olunmasıdır.

●☆Bunlara ek olarak eşin çocuğunun evlat edinilmesi durumunda çocuğa karşı zaten var olan sosyal ilişkinin resmileştirilmesi ve hukuki bir zemine kavuşturulması da zikredilebilir .

●☆4721 sayılı Türk Medeni Kanunu açısından çocuğun bir aile ortamına kavuşturulmasına ilişkin amacın diğerine nazaran daha ön planda tutulduğunu ifade etmek gerekir

●☆Hukuki anlamdaki evlatlık ilişkisini halk dilinde yer alan evlatlık alma kavramından ayırt etmek gerekir.

●☆Halk arasındaki evlatlık alma tabiri evlat edinmeye ilişkin hukuki süreç takip edilmeden gerçekleşen fiili bir bakım ilişkisini ifade etmektedir. Bu fiili bakım ilişkisinin çeşitli görünümleri bulunmaktadır.

●☆ Bunlardan ilki büyük kentlerde fakir ailelerin kız çocuklarının zengin aileler tarafından alınarak ev işlerinin görülmesi amacıyla boğaz tokluğuna çalıştırılması şeklinde gerçekleşir. Bu şekilde alınarak beslenip büyütülen ve iş gücünden yararlanılan bu çocuklara besleme tabiri de kullanılmaktadır.

Böylece çocuğun ana babası çocuğun bakım ve yetiştirme giderlerinden kurtulur. Buna karşın çocuğun emeğinin sömürülmesi olarak nitelenebilecek bu durumda çocuğu alan aile, ucuz iş gücü elde etmiş olmaktadır

●☆Evlatlık olarak ifade edilen diğer bir durum ise akrabalar arasında çocuğuna bakamayacak durumda olan bir aileden çocuğun alınarak çocuğu olmayan birisine verilmesi ve onun tarafından yetiştirilmesini ifade eder.

●☆Hukuki anlamdaki evlatlık ilişkisini halk dilinde yer alan evlatlık alma kavramından ayırt etmek gerekir.

●☆Halk arasındaki evlatlık alma tabiri evlat edinmeye ilişkin hukuki süreç takip edilmeden gerçekleşen fiili bir bakım ilişkisini ifade etmektedir.

●☆☆ Bu fiili bakım ilişkisinin çeşitli görünümleri bulunmaktadır. Bunlardan ilki büyük kentlerde fakir ailelerin kız çocuklarının zengin aileler tarafından alınarak ev işlerinin görülmesi amacıyla boğaz

(3)

tokluğuna çalıştırılması şeklinde gerçekleşir. Bu şekilde alınarak beslenip büyütülen ve iş gücünden yararlanılan bu çocuklara besleme tabiri de kullanılmaktadır. Böylece çocuğun ana babası çocuğun bakım ve yetiştirme giderlerinden kurtulur. Buna karşın çocuğun emeğinin sömürülmesi olarak nitelenebilecek bu durumda çocuğu alan aile, ucuz iş gücü elde etmiş olmaktadır

●☆Evlatlık olarak ifade edilen diğer bir durum ise akrabalar arasında çocuğuna bakamayacak durumda olan bir aileden çocuğun alınarak çocuğu olmayan birisine verilmesi ve onun tarafından yetiştirilmesini ifade eder. Hatta bazı örneklerde çocuk, nüfus kütüğüne anne ve baba olarak çocuğu alan kişilerin adları yazılmakta ve sanki evlilik içerisinde kurulmuş bir soybağı görüntüsü ortaya çıkmaktadır.

●☆☆ Hukuki, psikolojik, sosyolojik ve genetik açıdan oldukça sıkıntılı sonuçların ortaya çıkmasına sebep olan bu uygulamanın maalesef ülkemizde hala yaygın olduğunu ifade etmek gerekir. Özellikle küçük yerlerde kendi anne ve babasını hala/teyze ya da amca/dayı olarak tanıması ve kardeşlerini de kuzen olarak bilmesi durumunda evlenmesi yasak olan kişilerin evlenmeleri ile sonuçlanan durumlarla karşılaşılabilmektir. Çünkü bu durum nüfus kütüğünden anlaşılamamakta ve bir evlenme engeli olarak görünmemektedir.

●☆☆Yine toplumda evlatlık olarak bilinen diğer bir uygulama da koruyucu aile yanına yerleştirmedir.

●☆☆2828 sayılı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu çerçevesinde korunmaya ihtiyacı olan çocuk; beden, ruh ve ahlak gelişimleri veya şahsi güvenlikleri tehlikede olup; ana veya babası veya her ikisi de olmayan ya da belli olmayan, ana ve babası veya her ikisi tarafından terkedilen, ana veya babası tarafından ihmal edilip; fuhuş, dilencilik, alkollü içkileri veya uyuşturucu maddeleri kullanma gibi her türlü sosyal tehlikelere ve kötü alışkanlıklara karşı savunmasız bırakılan ve başıboşluğa sürüklenen çocuktur.

●☆☆Mahkemece korunma kararı alınan korunmaya ihtiyacı olan çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununa göre kurulmuş kuruluşlarda olduğu kadar Kurumun denetim ve gözetiminde bir "Koruyucu Aile" tarafından da yerine getirilebilir. Bu konuda 14 Aralık 2012 tarihli 28497 sayılı resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren koruyucu aile yönetmeliği ayrıntılı düzenlemeler içermektedir.

●☆☆▪Koruyucu aile bu bakım ve gözetim işini, kendisine verilecek maddi bir bedel karşılığında yapabileceği gibi gönüllü olarak da yapabilir. Ancak uygulamada koruyucu ailelerin, yanlarına

yerleştirilen çocukları besleme gibi çalıştırdıklarına ilişkin kötü örneklere rastlanmaktadır. Bu sebeple kurumun bu durumlarda denetleme görevini eksiksiz bir şekilde yerine getirmesi gerekmektedir.

Evlat edinmenin yukarıda sayılan yararları ve olumlu amaçlarının yanında bazı olumsuz tarafları da bulunmaktadır.

●Çocuğun ebeveyninden adeta satın alınarak işgücü ve cinsellik başta olmak üzere değişik amaçlarla sömürülmesi,

(4)

●yasal mirasçıların devre dışı bırakılması,

● vergi muafiyeti, oturma hakkı ya da çalışma izni elde etme gibi gizli düşünceler en sık karşılaşılan uygunsuz amaçlardandır. Özellikle küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin prosedür çok sıkı işletilerek ve araştırmalar çok hassas yapılarak bu gibi gizli amaçların önüne geçilmelidir. ●☆☆☆Eşin çocuğunun evlat edinilmesi durumunda da kendine özgü sorunlar ortaya çıkmaktadır. Özellikle evliliğin boşanma ile çözülmesinden sonra eş hatırına evlat edinilen bu çocuktan da kurtulmanın yolu aranmaya

başlanmaktadır.

●☆☆ Hukuken artık evlatlık ilişkisini ortadan kaldırmak mümkün olmayınca da çocuğa eziyet edilmektedir. Bu gibi sebeplerle üvey çocukların (eşin önceki evliliğinden olan çocukların) evlat

edinilmesine karşı çıkanlar olduğu gibi bazı ülkelerde bu çocukların evlat edinilmesi yasaklanmaktadır 5.2. Evlat Edinmenin Tarihi Gelişimi ve Türleri

5.2.1. Evlat Edinmenin Tarihi Gelişimi

●☆☆☆Evlat edinme kurumunun tam olarak ne zaman ortaya çıktığı bilinmemekle birlikte çok eski zamanlardan itibaren siyasi dini psikolojik ve iktisadi amaçlarla evlat edinme kurumana müracaat edildiği bilinmektedir.

●☆☆▪ Yine ölülerin arkasından dua etmeleri, ölümden sonraki hayatta gereli eşyaları temin etmeleri ya da dini vecibeleri yerine getirme gibi sebepler de evlat edinmenin sebepleri olarak dikkati

çekmektedir

●☆☆☆Eski Çin, Hint, Yunan, Asur, Babil, Sümer, İran, Mısır ve Roma hukuklarında evlat edinme kurumunun kabul edildiği görülmektedir.

●☆☆▪ İslamiyet öncesi dönemlerde Türklerde ve Cermenlerde de evlat edinme kurumunun varlığı bilinmektedir. İslam hukukunun evlat edinme kurumuna izin vermemiş olması sebebi ile İslamiyet sonrası Türk toplumunda ve hukukunda evlat edinme kurumuna resmi olarak rastlanmaz.

●☆☆☆ Bununla birlikte yukarıda da açıklandığı üzere hukuki olarak işletilmese de sosyolojik olarak besleme tarzında ya da benzer şekillerde evlatlık ilişkisine benzer kurumların oltaya çıktığı

görülmektedir.

●☆☆☆Roma hukukunda evlat edinmenin adrogatio ve adoptio olarak isimlendirilen iki farklı uygulamasının olduğu bilinmektedir.

●☆☆☆Roma toplumunda saygın bir ailenin mensubu olmak çok önemli bir statü olarak görülmekteydi. Bu sebeple çocukların evlat edinilmesinden başka yetişkinlerin tek olarak evlat edinilmesi ve bir aile babasının başka bir aile babası tarafından evlat edinilerek, evlat edinilen kişinin sorumluluğu altındaki tüm aile fertleri ile birlikte evlat edinen aile babasının hâkimiyeti altına girmesi de oldukça yaygın bir durumdu

(5)

●☆☆☆Dinin toplum üzerindeki etkisinin azalması ile birlikte evlat edinme de dini kimlikten soyutlanmış ve duygusal, iktisadi ve sosyal amaçlar evlat edinmede ön plana çıkmıştır.

• Gelişen zaman içerisinde dönem dönem evlat edinme kurumu ortadan kalkmış ya da zayıflamıştır.

• 20. Yüzyılın başlarından itibaren tekrar gündeme gelen evlat edinme kurumu özellikle birinci dünya savaşından sonra öksüz kalan çocukların korunması ve gözetim altına alınması amacı ile Fransa’da yaygınlaşmış, diğer Avrupa ülkeleri de evlat edinme kurumuna hukuklarında yer vermişlerdir

5.2.2. Evlat Edinmenin Türleri

●☆☆☆Evlat edinme kurumu incelendiğinde çeşitli ayırımlar yapılabilir.

●☆☆ Bununla birlikte kurumunu işleyişi, amacı ve sonuçları göz önünde tutulduğunda evlat edinmenin tam evlat edinme ve sınırlı evlat edinme olarak ikiye ayrıldığı görülmektedir.

●☆☆☆Buna karşın evlat edinilen kişi açısından bakıldığında ise küçüklerin evlat edinilmesi ve erginlerin evlat edinilmesi olarak da yine iki başlık altında incelenmesinin mümkün olduğu görülmektedir.

●☆☆☆

●☆☆Hukuk sistemleri incelendiğinde evlat edinmenin genel olarak iki türünün bulunduğu görülmektedir.

● Bunlardan ilki tam evlat edinme olarak isimlendirilmektedir. Bu tür evlat edinmede, evlatlık ile evlat edinen arasında, evlilik içerisinde meydana gelen kan bağına dayanan soybağı ilişkisinin tamamen aynısı meydana gelir. Dolayısıyla evlatlık sanki evlat edinenden doğmuş gibi kabul edilir. Evlatlık, sadece evlat edinen ile değil onun hısımları ile de hısım olur. Kendi ana babası ile arasındaki hısımlık ilişkisi ise çok küçük bazı istisnaların dışında sona erer. Roma hukukundaki adoptio olarak

isimlendirilen evlat edinme işlemine benzeyen bu tür evlat edinme ile çocuğun kendi ailesinden koparılarak tamamen evlat edinenin ailesini benimsemesi hedeflenmektedir

Sınırlı evlat edinme olarak isimlendirilen diğer evlat edinme türünde ise bir taraftan evlatlık ile asıl ailesi arasındaki ilişki sınırlı da olsa devam ederken diğer taraftan evlatlık ile evlat edinen arasında sınırlı bir hısımlık ilişkisi meydana gelir. Evlat edinilen çocuğun asıl ana babası istedikleri takdirde evlatlık olarak verdikleri çocukları ile sınırlı da olsa ilişki kurulmasını talep edebilirler.

●☆☆☆Çocukların korunmasına yönelik sistem değerlendirildiğinde ve çocuğun üstün yararı ilkesi göz önünde bulundurulduğunda, tam evlat edinme sisteminin arzu edilen sonucu gerçekleştirmeye daha uygun olduğu görülmektedir. Çünkü çocuğun bir aileye mensup olmasının sağlayacağı tüm yararların ancak tam evlat edinme sistemi ile mümkün olacağı ifade edilmektedir. Sınırlı evlat edinme sistemi ise

(6)

çocuğun iki aile arasında kalacağı, ikilem yaşayacağı ve bu sebeple psikolojisinin bozulacağı gerekçesi ile doktrinde eleştirilmektedir

●☆☆☆☆Türk Medeni Kanununda kabul edilen evlat edinme türü “sınırlı evlat edinme” sistemine daha yakın olmakla birlikte tam evlat edinme sisteminden de bazı hükümler alınmıştır. Dolayısıyla Türk Hukukundaki sistemin karma bir sistem olduğu söylenebilir .

●☆☆Ayrıca evlat edinmenin şartları evlat edinilecek kişinin küçük ya da ergin olup olmamasına göre farklı düzenlenmiştir. Küçüklerin evlat edinilmesi, erginlerin evlat edinilmesine göre daha kolay şartlara ve prosedüre tabi kılınmıştır.

5.2.3. Küçüklerin Evlat Edinilmesi

●☆☆Küçüklerin evlat edinilmesi, Türk Medeni Kanununun 305. Maddesinden itibaren sekiz madde olarak düzenlenmiş ve bir takım genel ve özel şartlara bağlanmıştır. Ergin ve kısıtlıların evlat

edinilmesi ise sadece 313. Maddede ele alınmış ve küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin kurallara atıf yapılmakla yetinilmiştir.

5.2.3.1. Genel Şartlar

Küçüklerin evlat edinilmesi için kanun koyucu bir takım genel şartlar getirmekle birlikte evlat edinmenin türüne göre ayrıca bazı özel şartlar da getirmiştir.

●☆Evlat edinmeye karar verecek olan hakim, evlat edinmenin türüne göre aranan özel şartların gerçekleşmesinin yanında bu genel şartların gerçekleşip gerçekleşmediğini de tespit etmeli, gerçekleşmediğini anlarsa evlat edinme talebini reddetmelidir.

●☆ Bu genel şartlar medeni kanunda evlat edinilecek küçüğe belirli bir süre bakılması ve eğitilmesi, evlat edinmenin her durumda küçüğün yararına olması ve varsa evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarının hakkaniyete aykırı bir şekilde zedelenmemesidir.

●☆Kurumun niteliği gereği bu genel şartlara ek olarak evlat edinilecek kişinin küçük olması ve evlat edinmenin ancak bir kere yapılabileceği şartları eklenebilir.

a) Küçük Olma

●☆☆☆Kurumunu adından da anlaşılacağı üzere genel şartların ilki ve tabii olanı evlat edinilecek kişinin küçük olmasıdır.

●☆ Küçük olma tabirinin ergin olmama şeklinde anlaşılması gerekmektedir. On sekiz yaşını doldurmamış herkesin çocuk olması kuralı, burada tam olarak uygulanmaz. Bu itibarla küçük olma kapsamına on sekiz yaşını doldurmamış olmakla birlikte evlenme ya da mahkeme kararı ile ergin olmayanlar girmektedir

(7)

●☆☆ Dolayısıyla on yedi yaşını tamamlamış bir çocuk kanuni temsilcisinin izni ile evlenmişse, ya da on beş yaşını tamamlamış bir çocuk mahkemeye müracaat ederek ergin kılınmışsa artık evlat edinme açısından küçük olarak kabul edilemezler. Evlat edinilecek kişinin küçük olup olmadığı, başvuru sırasındaki duruma göre tespit edilir. Başvurudan sonra evlat edinilecek küçük ergin olursa, şartları daha önceden yerine getirilmiş olmak kaydıyla küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin hükümler uygulanır

b) Bakma ve Eğitme

●☆☆TMK m. 305, küçüklerin evlat edinilmesini bir yıl süre ile bakılmış ve eğitilmiş olma şartına bağlamıştır. Önceki Medeni Kanunda olmayan ve yeni getirilen bu hükmün amacı, bir kişinin bakmadığı ve eğitimine hiçbir katkısının olmadığı bir küçüğü evlat edinmesini engellemek ve bir tür deneme süresi ile tarafların birbirlerini tanımaları ve alışmalarına imkan sağlamaktır. Evlat edinilecek olan küçüğün bakılması ve eğitilmesi için emek harcamak tarafların iç dünyasında olumlu izler bırakır.

İnsan gelişmesi ve yetişmesi için emek harcadığı bir varlığı sever.

●☆▪Ayrıca bu süre içerisinde evlat edinen tarafından yapılanlar ileride yapacaklarına karine teşkil eder

●☆☆☆ Bu Şartın yerine getirilmesinde koruyucu aile sisteminden yararlanılmaktadır.

●☆☆Evlat edinilecek çocuk önce evlat edinmek isteyen aileye koruyucu aile statüsü ile verilmekte, bu süre içerisinde hem tarafların birbirlerini tanımalarına imkan sağlanmakta hem de aile

denetlenmektedir.

●☆☆Bakım ilişkisi, evlat edinmenin çocuğun yararına uygun olup olmadığının değerlendirilmesine de yardımcı olan bir süreçtir.

●☆☆Özellikle evlat edinme işleminin daha sonra, beğenmeme, uyum sağlayamama, imtizaçsızlık, alışamama gibi sebeplerle ortadan kaldırılamaması sebebiyle bu bir yıllık bakım ve eğitim süresi önemini daha da arttırmaktadır.

●☆☆Evlat edinme işlemi uyumsuzluğun anlaşılması ile gerçekleşmez ve taraflar bu süreci en az zararla atlatırlar.

●☆☆☆Evlat edinilecek olan küçüğün bakılması ve eğitilmesi süreklilik arz etmelidir. Bu bir yıllık süre birer aylık ya da on beşer günlük sürelerin toplamından oluşan bir süre şeklinde algılanmamalıdır.

Küçüğün evlat edinen tarafından sadece boş zamanlarda, tatillerde hafta sonlarında bakılmış olması bu bir yıllık süreden beklenen yararı göstermez. Buna karşın küçüğün eğitimi veya sağlık sorunları sebebiyle kısa süreli ayrılıklar sürekli bakım şartının gerçekleşmesine engel olmaz.

c) Küçüğün Üstün Yararına Uygun Olması

Çocuk hukukunun en temel ilkesi çocuğun üstün yararı ilkesidir. Dolayısıyla çocuk ile ilgili diğer tüm konularda olduğu gibi evlat edinme işleminde de çocuğun üstün yararı gözetilecek amaçların başında

(8)

gelir. Pek çok ulusal ve uluslararası düzenleme, çocuğun üstün yararı ilkesi göz önünde bulundurularak düzenlenmiştir.

●☆☆☆Evlat edinme işlemi, çocuğun maddi ve manevi tüm açılardan güvenliğinin sağlanmış olması durumunda gerçekleşebilir. Bu sebeple evlat edinecek kişilerin, çocuk ile aralarında soybağı ilişkisi kurulmasının çocuğun yararına olacağı yönündeki beklentiyi karşılaması gerekmektedir.

●☆☆Çünkü evlat edinme, aralarında biyolojik bir ilişki bulunmayan taraflar için yeni bir başlangıçtır.

Ayrıca evlat edinme çocuğun anne ve babasını seçmesinin yegâne yolu olduğu için, evlat edinecek kişilerde çocuğun üstün yararını etkileyecek olumsuzlukların bulunmaması gerekir

●☆☆☆Çocuğun küçük olması, bu araştırma ve değerlendirmeyi kendisinin yapamayacak olması sebebi ile bu araştırma ve tespitler, ilgililer aracılığı ile gerçekleşir. Bu sebeple ilgililerin sorumluluğu bir kat daha artmaktadır.

●☆☆☆Evlat edinmede çocuğun yararı, çocuğun beden ve ruh gelişimi açısından asgari yeterliliğe sahip ancak eskisine oranla daha iyi bir aile çevresine girmesi ile sağlanabilir.

●☆☆☆ Bu çevrenin oluşturulması için kanun bazı objektif şartlar öngörmüştür. Ancak sadece bu şartların gerçekleşmesi yeterli değildir.

●☆☆☆ Hakimin, bu konuda uzman kişiler aracılığı ile evlat edinme işleminin çocuğun zararına

olmayacağının yanında onun yararına da olacağını da tespit etmesi gerekir. Bu hususta evlat edinmek isteyen kişileri buna sevk eden nedenler de evlat edinmenin çocuğun yararına olup olmayacağı hakkında bilgi verebilir.

●☆☆☆Evlat edinecek kişilerin varlıklı olmaları ve dolayısıyla çocuğun ekonomik yararı çok önemli değildir. Önemli olan çocuğun bakımını, eğitimini, bedensel ve ruhsal gelişimini karşılayacak bir düzeyde olmalarıdır. Bununla birlikte çocuğun hali hazırdaki ekonomik durumuna göre çok geri olmayan bir aile olmasına da dikkat etmek çocuğun üstün yararı ilkesi gereğidir.

d) Evlat Edinenin Diğer Çocuklarının Haklarının Zedelenmemesi

●☆☆Eski Medeni Kanunumuzda evlat edinmenin şartlarından birisi de evlat edinenlerin çocuklarının olmamasıydı.

●☆☆Bu şart evlat edinme işleminin çocuğun yararından daha çok evlat edinen çocuksuz ailelerini yararları gözetilerek getirilmişti.

●☆▪Yaklaşık yüz yıl öncesinin düşünce yapısına ve o günün sorunlarının çözümüne uygun olan bu anlayış pek çok modern dönem düzenlemelerinde olduğu gibi yeni Türk Medeni Kanununda da terkedilmiştir.

●☆☆ Evlat edinilen çocuğun üstün yararının gözetildiği yeni anlayış, çocuk için en ideal olanı tespit etmeyi hedeflemektedir.

(9)

●☆☆ Çocuk için tabii bir aile ortamının gerçekleştirilmesi amaçlandığına göre çocuğun kişisel ve psikolojik gelişimi için anne babanın yanı sıra kardeşlerden de oluşan bir aile ortamının varlığı çocuğun yararına en uygun olandır. Çünkü çocuk psikolojisinde tek çocuklu aile ortamının çocuğun duygusal, zihinsel ve sosyal gelişimini sağlıklı bir şekilde gerçekleştiremeyeceği konusunda görüş birliği vardır ●☆☆☆Böylece tek çocuklu ailelerin çocuklarına bir kardeş bulmayı arzusunu da gerçekleştirmelerine imkan tanınmış olmaktadır.

●☆☆☆Diğer açıdan bu durum evlat edinilen çocuğun da yararına olacağı, onunda kardeşlerinin olduğu bir ortamda daha iyi yetişeceği tartışmasızdır.

• Çocuklar arasında bir rekabetin olması, birbirlerini reddedici bir seviyeye ulaşmadığı sürece onların eğitimini ve gelişimini olumlu etkiler. Tek çocuk açısından bir kardeşin gelmesi bu tatlı rekabet ortamını hazırlayacağı gibi evlat edinilen açısından da tek çocuk olmanın sakıncaları ile karşılaşılmamış olunur.

●☆☆☆Kanun koyucu, bir taraftan çocuksuzluk şartını kaldırarak çocuğu olan ailelere de evlat edinmenin kapısını açarken diğer taraftan mevcut çocukların da haklarını korumayı arzulamıştır

●☆☆☆Bu amaca yönelik olarak da TMK m. 305/II c.2 düzenlemesi getirilmiştir. Buna göre evlât edinme her hâlde küçüğün yararına olmalıdır ve evlât edinenin diğer çocuklarının yararları da hakkaniyete aykırı bir biçimde zedelenmemelidir. Evlat edinme, ister istemez mevcut çocukların durumunu etkiler.

●☆☆☆Anne ve baba eskiden bir çocukla ilgilenirken şimdi iki çocukla ilgilenmek durumunda kalacaktır. Bu durum mevcut çocukların maddi ve manevi yararlarını kısmen de olsa olumsuz etkileyebilir. Ancak kanun koyucu hayatın olağan akışına uygun olan bu olumsuzlukları dikkate almamıştır. Çünkü tek çocuklu bir ailede, yeni bir çocuğun doğması ile de aynı durum gerçekleşebilir.

Bu ise tabii bir durumdur. İşte kanun koyucu bu durumda mevcut çocukların yararlarınız hakkaniyete aykırı bir şekilde etkilememsini aramıştır.

●☆☆☆Ailede bir ya da birkaç çocuk varken aileye yeni bir çocuğun gelmesi, mevcut çocukların bakım, beslenme ya da özel eğitim gibi ihtiyaçlarının giderilmesini tehlikeye düşürecekse evlat edinmeye izin verilmemelidir. Buna karşın aileye yeni bir çocuğun evlat edinme yoluyla da olsa katılması mevcut çocukların miras haklarını ve paylarını etkileyecektir. Ancak bu etkilenme hakkaniyete aykırı olarak kabul edilmez ve yapılan değerlendirmede göz önünde tutulmaz.

●☆☆☆

●☆☆☆☆Türk Medeni Kanununda evlat edinilen bir çocuğun tekrar bir başkası tarafından evlat edinilemeyeceğine ilişkin açık bir yasak bulunmamakla birlikte kurumun niteliğinden ve düzenlenme şeklinden evlat edinmenin sadece bir kere yapılabileceği sonucu çıkmaktadır.(dikkat ünite sorusu )

●☆☆☆ Bu durunun istisnası olarak ise eşlerden birisinin daha önce tek başına evlat edindiği bir çocuğun, evlat edinenin evlenmesinden sonra eşi tarafından da evlat edinilmesidir

(10)

●☆☆☆Daha önce tek kişi tarafından evlat edinilmiş bir çocuğun, evlat edinen kişinin ölmesi durumunda başkası tarafından tekrar evlat edinilmesi tartışmalı olmakla birlikte kurumun amacına aykırı değildir.

●☆☆☆ Aynı şekilde evli kişiler birlikte evlat edindikleri çocuğun, eşlerin ölümünden sonra bir başkası tarafından tekrar evlat edinilmesi mümkündür. Buna karşın eşlerin birlikte evlat edinmelerinden sonra eşlerden birinin ölmesi durumumda evlatlık ilişkisi sona ermeyeceği için çocuk başkası tarafından evlat edinilemez (Baygın, 2003, .

5.2.3.2. Özel Şartlar

《》Yukarıda açıklananlardan başka bir kişinin evlat edinilebilmesi için bir takım özel şartlan da gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu özel şartlar, evli olan kişiler ve evli olmayan kişiler için farklılık arz etmektedir. Bu açıdan Medeni Kanunumuz evlat edinmeyi birlikte evlat edinme ve tek başına evlat edinme şeklinde iki ayrı başlık halinde düzenlemiştir.

5.2.3.2.1. Birlikte Evlat Edinme

●☆☆Eski Medeni Kanunumuz, evli olan kişilerin tek başına evlat edinmelerine izin vermekle birlikte evlat edinme işlemine katılmayan eşin buna rıza göstermesini şart koşmaktaydı. Hatta eşin ayırt etme gücünden yoksun bulunması durumunda bile, eşin menfaatini koruyan bu düzenlemenin özüne uygun olarak rızadan vazgeçmek yerine eşe kayyım atanarak bu rızanın alınması gerektiği ifade edilmekteydi

●☆☆ Yeni Türk Medeni Kanunu, m. 306/I’de eşlerin ancak birlikte evlat edinebilecekleri kuralını getirerek rızayı daha da ileri taşımıştır. Söz konusu hükme göre eşler, ancak birlikte evlât edinebilirler;

evli olmayan kişiler ise birlikte evlât edinemezler. (Onemli)

●☆☆Bu düzenleme sonucunda evli kişilerin evlat edinme işlemini ancak eşleri ile birlikte

yapabilecekleri, dolayısıyla tek başlarına evlat edinemeyecekleri ortaya çıkmaktadır. Bu düzenlemenin amacı, evlat edinmeyi mümkün olduğu kadar doğal soybağı ilişkisine yaklaştırmak ve sonradan ortaya sıkması muhtemel sorunları mümkün olduğunca önlemektir. Eşlerin birlikte evlat edinmesi sonucunda sorumluluğu da eşit olarak paylaşmış olacaklardır.

●☆☆Diğer taraftan evlat edinmenin, evlat edinenlere yüklediği velayet, çocuğun bakımı ve mallarının idaresi gibi bazı sorumlulukların da birbiri ile alakası olmayan kişiler arasında paylaştırılmasına uygun olmaması sebebi ile ancak evli kişilerin birlikte evlat edinebilecekleri kabul edilmiş, evli olmayan kişilerin birlikte evlat edinmelerine imkan tanınmamıştır

●☆☆Eşlerin birlikte evlat edinmelerinde birbirine alternatif olarak getirilen iki şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.

(11)

●☆☆Bu şartlardan ilki eşlerin en az beş yıldan beri evli olmalarıdır.

●☆☆ Eşler eğer beş yıldan beri evli iseler evlat edinebilmeleri için ayrıca belli bir yaşı doldurma şartı aranmaz.

●☆☆Bu beş yıllık süre, eşlerin birbirlerini daha iyi tanıyıp evliliğe devam edip etmeyeceklerinin genellikle ortaya çıktığı süreye denk gelmektedir. Çünkü boşanmaların büyük bir çoğunluğu ilk beş yıllık sürede gerçekleşmektedir. Yine evlat edinme kurumuna daha çok çocuğu olmayan aileler müracaat ettiği için, ailelerin çocuk sahibi olabilmeleri açsından beklenebilecek makul bir süreyi de ifade etmektedir.

●☆☆Eşlerin birlikte evlat edinebilmeleri için aranan alternatif şartlardan diğeri ise eşlerin her ikisinin de otuz yaşını doldurmuş olmalarıdır. Eşler otuz yaşını doldurmuşlarsa, kısa bir süre önce evlenmiş olmalarına rağmen birlikte evlat edinebilirler. [DİKKAT ÜNİTE SORUSU ]

●☆☆Eski medeni kanunda evlat edinme yaşı kırk olarak belirlenmişken daha sonra bir kanun ile bu yaş otuz beşe düşürüldü. Yeni kanunda da otuz yaş olarak belirlenerek çocuk sahibi olamayan ya da doğum yoluyla çocuk sahibi olmak istemeyen ailelere daha erken yaşta evlat edinme yoluyla çocuk sahibi olma imkanı tanınmıştır.

5.2.3.2.2. Birlikte Evlat Edinmenin İstisnaları

●☆☆Türk Medeni Kanununa göre evli olan kişiler ancak birlikte evlat edinebilirler. Bazı durumlarda eşlerden birinin tek başına evlat edinebilmesine izin verilmiştir.

●☆☆Bu istisnalardan ilki eşlerden birisinin daha önceki evliliğinden bir çocuğunun olması ve sonraki evlilikteki eşin bu çocuğu evlat edinmek istemesidir. Bu durumda eşler eğer iki yıldan beri evli iseler ya da evlat edinecek olan eş otuz yaşını doldurmuş ise, eşin çocuğunu tek başına evlat edinebilir. Aslında bu hüküm bazı eleştirilere açıktır.

●☆☆Örneğin otuz yaşını dolduran bir eş birkaç ay önce evlenmiş olduğu eşinin önceki evliliğinden olan çocuğunu evlat edinmek istemesi durumunda bir yıllık bakım ve eğitim şartı aranıp aranmayacağı gündeme gelecektir. Hukukumuz açısından bu sürenin aranmasın evlat edinilen çocuğun üstün yararı gereği olduğu söylenebilir. Çünkü eşlerin birbirlerini iyi tanımadan sadece hatır için diğerinin çocuğunu evlat edinmesi durumunda, evliliğin boşanma ile sona ermesinde evlatlık ilişkisi ortadan

kaldırılamadığı için çocuk açısından sakıncalı sonuçlar ortaya çıkmaktadır. Bir yıllık sürenin aranması bu sakıncaları nispeten azaltır.

●☆☆Türk Medeni Kanununun kaynağını teşkil eden İsviçre Medeni Kanununda 1998 yılında yapılan ve 2000 yılında yürürlüğe giren bir değişiklikle eşin çocuğunu evlat edinmede, yaş şartı kaldırılarak eşlerin beş yıldan beri evli olmaları şartı getirilmiştir. Bu beş yıllık süre hem evliliğin devam edeceği

(12)

yönünde olumlu bir kanaat vermekte hem de çocuk ile evlat edinmek isteyen eş arasında kurulması beklenen manevi bağın kurulup kurulmayacağı ortaya çıkmaktadır. Türk hukuku açısından da benzer bir düzenlenenin yapılmasının evlat edinilecek çocuğun üstün yararının bir gereği olduğu söylenebilir.

Birlikte evlat edinmenin diğer bir istisnası TMK m. 307/II’de düzenlenmiştir. Buna göre otuz yaşını doldurmuş olan eş, diğer eşin ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksunluğu veya iki yılı aşkın süreden beri nerede olduğunun bilinmemesi ya da mahkeme kararıyla iki yılı aşkın süreden beri eşinden ayrı yaşamakta olması yüzünden birlikte evlât edinmesinin mümkün olmadığını ispat etmesi hâlinde, tek başına evlât edinebilir.

5.2.3.2.3. Tek Başına Evlat Edinme

●☆☆Tek başına evlat edinme kenar başlığını taşıyan TMK m. 307’ye göre evli olmayan kişi otuz yaşını doldurmuş ise tek başına evlât edinebilir. Bu madde ile evli olmayan kişilerin diğer şartların yanısıra otuz yaşını tamamlamış olmaları durumunda tek başlarına evlat edinmelerine imkan tanınmıştır.

●☆☆Yukarıda da belirtildiği üzere eski Medine Kanunda kırk olan sonra otuz beşe indirilmiş olan evlat edinme yaşı Yeni Türk Medeni Kanununda otuza düşürülmek suretiyle erken yaşta evlat edinmenin yolu açılmıştır. Çünkü asgari kırk olan evlat edinme yaşı sebebi ile evlatlık ile evlat edinen kişiler arasındaki yaş sınırı açılmakta ve ilişkiler ana baba ilişkisinden çok büyük ana baba ve çocuk arasındaki ilişkilere yaklaşmaktaydı.

●☆☆Yaş sınırının otuz olması ve hatta eşin çocuğunu evlat edinmek için iki yıl evli olma, birlikte evlat edinmek için beş yıl evli olma şartları yerine geldiğinde daha da aşağıya çekilebilecek olması evlat edinme kurumunun kendisinden beklene yararı gerçekleştirmesine daha da katkı sağlayacaktır.

5.2.3.3. Evlat Edinen İle Evlatlık Arasındaki Yaş Farkı

●☆☆Evlat edinme ile taraflar arasında her ne kadar yapay bir ilişki kurulmuş olsa da hukuk sistemi bu ilişkiyi mümkün olduğunca doğal duruma uydurmaya çalışmaktadır. Yüzyıllardır devam edegelen bu durumu açıklamak üzere evlat edinme doğayı taklit eder özdeyişi vücut bulmuştur. Bu özdeyiş ile asıl anlatılmak istenen husus evlat edinmenin doğal olanı izlemesi gerektiğidir

●☆☆. Bu sebeple evlat edinen ile evlatlık arasında belli bir yaş farkının olması gerekir. Bu yaş farkı hem evlat edinenin evlatlık üzerinde kurması gereken otorite açısından hem de evlat edinenin edinmesi gereken tecrübe açısından zorunludur.

●☆☆Türk Medeni Kanunu bu yaş farkının on sekiz olmasını hükme bağlamıştır (TMK m. 308/I). Kanuni temsilcilerin izni ile en erken evlenme yaşının on yedi olduğu ve bir yıl sonra da çocuk sahibi olunduğu düşünüldüğünde, Medeni Kanunumuzun on sekiz yaş farkı ile gerçek ana baba ile çocuk arasındaki farkı hedeflediği anlaşılmaktadır.

(13)

●☆☆Medeni Kanunumuz asgari bir yaş farkı öngörmekle birlikte azami bir yaş farkı getirmemiştir.

Dolayısıyla Medeni Kanunun aradığı diğer şartların yerine getirilmiş olması durumunda yaş farkı ne olursa olsun evlat edinmeye engel olmaz (Dural/Öğüz/Gümüş, 308). Bununla birlikte evlat edinecek kişinin çok yaşlı olması, buna karşın evlatlığın çok küçük olması durumunda, hakimin bu durumun çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığını daha hassas bir şekilde incelemesi tavsiye edilebilir.

5.2.3.4. Çocuğun Rızası

●☆☆Türk Medeni Kanununun m. 308/II’ye göre ayırt etme gücüne sahip olan küçük, rızası olmadıkça evlât edinilemez. Evlat edinme işlemine rıza gösterme kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu için küçük tarafından bizzat kullanılır. Kanuni temsilcinin devreye girmesine gerek yoktur. ●☆☆Kanun koyucu onların rızalarını ayrıca aramaktadır.

●☆☆Evlat edinme açısından ayırt etme gücünün ne zaman kazanıldığına ilişkin kanunda bir açıklık bulunmamaktadır. Evlat edinme açısından ayırt etme gücü, evlat edinmenin anlamını ve küçüğün kendisi üzerinde doğuracağı sonuçları kavrayabilecek zihni olgunluğa ulaşmış olmayı ifade eder

●☆☆Rıza evlat edinmeye karar verecek hakim huzurunda evlat edinmeye katılan yetişkinler ve varsa çocuğun gözetiminden sorumlu kurum yetkililerinin de katılımıyla verilmelidir.

●☆☆ Hakim evlat edinilecek küçüğün yaşına ve anlama gücüne uygun bir şekilde evlat edinmenin sonuçları hakkında bilgilendirmelidir

●☆☆. Çocuk kişisel statüsü ile ilgili olarak meydana gelecek tüm değişiklikler hakkında tamamen bilgilendirildikten sonra rızasını açıklayabilir .

●☆☆ Başta çocuk olmak üzere rızası alınması gereken kişilerin rızalarının alınmaması evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına imkân veren sınırlı gerekçelerden birisidir.

●☆☆Kanun koyucunun çocuğun rızasının alınmasına verdiği önem karşısında hâkim, çocuğun ayırt etme gücüne sahip olmaması durumunda bile evlat edinilmesine ve evlat edinecek olan kişiye karşı tutum ve davranışlarını uzmanlar aracılığı ile araştırmalı ve kararını verirken bu durumun çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığına karara vermelidir.

●☆☆Küçük vesayet altındaysa, ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet dairelerinin izniyle evlat edinilebilir.

●☆☆Türk Medeni Kanununun 463. Maddesinde sayılan halleden birisi olarak vesayet altındaki kişinin evlat edinilmesi durumunda vesayet makamının izninden sonra denetim makamının da izni gereklidir:

Vesayet makamının kararına karşı ilgililer TMK m. 488 gereğince, kararın kendilerine tebliğinden itibaren on gün içerisinde denetim makamına itiraz edebilirler.

(14)

●☆☆Denetim makamı gerekli görürse duruşma da yaparak bu itirazı karara bağlar. Vesayet daireleri izin verip vermeme konusunda ilgili kişileri dinlemeli ve çocuğun üstün yararını göz önünde

tutmalıdırlar

5.2.3.5. Çocuğun Ana Babasının Rızası

●☆☆Hukukumuzda sınırlı evlat edinme sisteminin ağırlıklı olarak kabul edilmekle birlikte tam evlat edinme sistemine ait düzenlememelere de yer verildiğine ve bunun sonucunda karma bir sistemin ortaya çıktığına yukarıda işaret edilmişti.

●☆☆ Evlat edinme ile birlikte evlatlığın kendi ailesi ile soybağı ilişkisi sona ermez. Bununla birlikte ana ve babaya ait olan haklar ve ödevler evlat edinenlere geçer. Gerçek ana ve babanın söz konusu hakları kaybetmeleri, kişilik hakları ile yakından ilgilidir. Bu sebeple kanunda sayılan istisnai durumlar dışında küçüğün ana ve babasının rızası olmaksızın evlat edinilmeleri mümkün değildir.

●☆☆Ana ve babanın evlat edinmeye ilişkin vermeleri gereken rıza, doğrudan ana ve baba olmaları ile ilgilidir. Bu rızanın alınmasının velayet hakkı ile de ilgisi yoktur. Ana ve baba velayet hakkına sahip olmasalar dahi evlat edinme işleminin gerçekleşebilmesi için rızaları gereklidir . ●☆☆Rızanın hem ana hem de baba tarafından verilmesi gerekir. Sadece birinden alınacak olan rıza yeterli değildir.

●☆☆ Ana, çocuğu doğuran kadın olduğuna göre tespitinde sorun yaşanmaz. Buna karşın evlilik dışı bir çocuk, babası tarafından tanınmamışsa ya da babalık davası ile soybağı ilişkisi kurulmamışsa babanın rızasına gerek yoktur

. ●☆☆☆Aynı şekilde evlat edinme işlemi tamamlanmış ise, evlatlık ile biyolojik baba arasında soybağının sonradan kurulması, gerçekleşen evlat edinmenin geçerliliğini etkilemez

●☆☆ . Kanun ana ve baba dışında başkalarının rızasını aramamaktadır. Bununla birlikte çocuk ile yakından ilişkili olan kişilerin an azından dinlenmelerinin, çocuğun üstün yararı ilkesi gereği, isabetli olacağını belirtmek gerekir.

●☆☆Ana ve babanın çocuklarının evlat edinilmesine rıza göstermemeleri hakkın kötüye kullanılması anlamına geliyorsa bu rıza aranmaksızın evlat edinmeye karar verilebilir.

●☆☆Ana ve babanın evlat edinmeye ilişkin rızalarının, konunun içeriği ve sonuçları hakkında

bilgilendirilmelerinden sonra verilmesi oldukça önemlidir. Rızaların açık ve net olarak verilmiş olması gerekir.

●☆☆ Ana ve babanın söz ve davranışlarının yorumlanarak örtülü rıza anlamına geldiği iddiası ile rıza verilmiş sayılmaz. Yine rızanın ilgili kurum yetkilileri tarafından kaleme alınmış bir metnin ana ve baba tarafından imzalanması suretiyle verildiği durumlarda da beyanların rıza anlamına gelip gelmediği ve ana babanın bilgilendirilip bilgilendirilmedikleri mahkemece araştırılmalıdır. Rızanın verilmesi için

(15)

belirlenen sürede ana ve babanın sessiz kalmaları rıza anlamına gelmez. Halk arasındaki sükut ikrardan gelir sözünün, istisnai durumlar dışında, hukukta çok fazla değeri yoktur.

●☆☆Rızalar, ana ve babanın oturdukları yer mahkemesinde sözlü ya da yazılı olarak açıklanarak tutanağa geçirilir ve imzalanır.

●☆☆Ana ve babanın küçüğün evlat edinilmesine yönelik rızaları kesin olmalıdır. Bu sebeple evlat edinme kurumunun niteliği ile bağdaşmayacak içerikteki bir şarta bağlanamaz.

●☆☆Örneğin ana babanın yeniden çocuk sahibi olmaları şartına veya çocuğun gelecekteki dini eğitiminin belirli bir biçimde yapılması şartına bağlanan rıza geçersizdir. Böyle bir rızaya dayanılarak gerçekleşen evlat edinmenin kaldırılması gerekecektir. Buna karşın, özellikle evlat edinen kişiler ile hısımlık ilişkisi bulunuyorsa, evlatlık ile evlat edinmenin gerçekleşmesinden sonra da makul şartlarda kişisel ilişki kurulması şartı, kurumun bünyesine aykırı olmadığından evlat edinmenin geçerliliğine etki etmeyecektir.

●☆☆Ana ve babanın rızası, çocuğun doğumundan itibaren altı hafta geçmeden verilemez. Bu süre geçmeden verilen rıza geçersizdir.

●☆☆Sürenin dolması ile de kendiliğinden geçerli hale gelmez. Rızanın sürenin dolmasından sonra tekrar verilmesi gerekir.

●☆☆Kanun koyucunun böyle bir süre getirmesi aslında rızaya verdiği önemi göstermesi açısından dikkat çekicidir.

●☆☆ Bu altı haftalık süre ile ana ve babanın çocuklarını kucaklamaları, doğumun sıkıntılı sürecinin geçmesinden sonra sakin ve huzurlu bir ortamda rızanın verilmesinin amaçlandığı söylenebilir.

●☆☆Altı haftalık sürenin geçmesinden sonra usulüne uygun olarak verilen rıza, tutanağa geçirildiği tarihten başlayarak altı hafta içerisinde aynı usulle geri alınabilir. Verilen rızanın geri alınması için herhangi bir gerekçe göstermek zorunluluğu yoktur. Bu düzenleme ile de kanun koyucunun, ana ve babanın rıza verdikten sonra çocukları ile ilgili kararlarını gözden geçirmelerini, çocuklarının yokluğuna alışıp alışamayacaklarını değerlendirmelerini arzu ettiği söylenebilir. Rızanın geri alınmasından sonra tekrar verilmesi durumunda artık bu rıza kesindir ve geri alınamaz.

●☆☆Ana ve baba, rızanın geri alınmasına ilişkin imkandan başka yanılma, aldatma veya korkutma gibi irade sakatlıklarından birine dayanarak da verdikleri rızayı iptal edebilirler.

●☆☆Kanun koyucu evlat edinme işlemi için ana ve babanın rızasına büyük önem vermekle birlikte bazı durumlarda bu rızanın aranmayacağını da düzenlemiştir. TMK m. 311’e göre ana ve babanın kim olduğu veya uzun süreden beri nerede oturduğu bilinmiyorsa veya ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun bulunuyorsa rızaları aranmayacağı gibi küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yeterince yerine getirmiyorlarsa da rızaları aranmaz.

(16)

●☆☆Ana ve babanın bilinmemesi durumu çoğunlukla bulunmuş ya da terkedilmiş çocuklar açısından söz konusu olur. Bununla birlikte özellikle baba ile soybağı kurulmamış çocukların babaları da bu kapsamda değerlendirilir. Biyolojik babanın bilinmesine rağmen hukuken soybağının kurulmamış olduğu durumlarda, babanın bilinmediği kabul edilir.

●☆☆Ana ve babanın küçüğe karşı özen yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğinin belirlenmesinde, velayetin kaldırılmasına ilişkin TMK m. 348/II’de yer alan “ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi

göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması” kıstasından yararlanılabilir.

❖ ●☆☆Buna ise ana ve baba ile çocuk arasındaki ilişkini tamamı dikkate alınarak karar verilmesi gerekir.

❖ Karar verilirken yine göz önünde tutulacak ilke çocuğun üstün yararı ilkesidir.

❖ Ana ve baba çocuğa karşı özen yükümlülüğünü yerine getirmemekle birlikte evlat edinilmesine de rıza vermemeleri durumunda hakkın kötüye kullanılmasından bahsedilebilir.

❖ Böyle bir durumla karşılaşıldığında ana ve babanın çocuk üzerindeki hakları ile çocuğun beden ve ruh sağlığı bakımından uygun bir ortamda yaşayabilmesine ilişkin kişilik hakkı birbiri ile yarışır.

❖ Bu durumda çocuk hukukuna hâkim olan çocuğun üstün yararı ilkesi gereği ana ve babanın rızası aranmayabilecektir.

❖ Evlat edinmede ana ve babanın çocuklarına karşı özen yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesi ile rızalarının aranmaması için ihlalin ağır, ciddi ve sürekli olması gerekir. Buna karar verecek olan makam ise mahkemedir. İhlalin ağır olup olmadığı her somut olaya göre ayrı ayrı değerlendirilir.

●☆☆Küçük, gelecekte evlât edinilmesi amacıyla bir kuruma yerleştirilmiş olup da ana ve babadan birinin evlat edinilmesine ilişkin rızası eksikse, evlât edinenin veya evlât edinmede aracılık yapan kurumun istemi üzerine çocuğun oturduğu yer mahkemesi bu rızanın aranıp aranmamasına karar verir.

❖ Bu karar kural olarak çocuğun söz konusu kuruma yerleştirilmesinden önce verilir. Bunun dışındaki hallerde rızanın aranıp aranmayacağına ilişkin karar evlat edinme işlemi sırasında verilir.

●☆☆Ana veya babanın çocuğa karşı özen yükümlülüklerini yerine getirmedikleri gerekçesi ile rızalarının aranmayacağına karar verilmişse bu karar, ilgili kişiye yazılı olarak bildirilir. Kararın tebliği tarihinden itibaren kanun yollarına başvurmak mümkündür.

●☆☆Evlat edinilecek çocuk vesayet altında ise ayırt etme gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın vesayet makamı olarak sulh hukuk mahkemesi, denetim makamı olarak da asliye hukuk mahkemesinden oluşan vesayet dairelerinin izni ile evlat edinilebilir. Ayrıca çocuğun evlat edinilebilmesi için vasinin de rızası gereklidir.

❖ Çocuk vasi tarafından evlat edinilecekse çocuğa bir kayyım atanması gerekir .

❖ Vesayet dairelerinin izni ile çocuğun ayırt etme gücüne sahip olması durumunda vermesi gererken izin birbirinden bağımsızdır. Vesayet daireleri izin verse bile ayırt etme gücüne sahip olan çocuk izin vermezse evlat edinmeye karar verilemez.

(17)

5.2.4. Evlat Edinmeye İlişkin Kayıtların Gizliliği

●☆☆Evlat edinme işlemi ile ilgili tüm belge ve kayıtlar mahkeme kararı olmadığı sürece ya da evlatlık istemedikçe açıklanamaz. Söz konusu bilgiler özellikle ana ve babanın kimlikleri, evlat edinenlerin kimlikleri ve adresleridir. Evlatlık, talepte bulunması durumunda asıl ana ve babası ile ilgili bilgileri öğrenme hakkına sahiptir. Bu bilgilerin gizliliği daha çok üçüncü kişiler açısından uygulama alanı bulur

●☆☆Evlat edinme işlemine ilişkin söz konusu gizlilikten amaç, evlatlık ile evlat edinenler arasında kurulan hukuki ilişkinin yanında çocuğun aileyi benimsemesini ve onlarla bütünleşmesini sağlamaktır.

●☆☆Evlat edinenler çocuğa evlat edinilmiş olduğunu uygun bir zamanda ve uygun bir dilde açıklamalıdır.

5.2.5. Evlat Edinmenin Sonuçları 5.2.5.1. Genel Olarak

●☆☆Evlat edinme işleminin evlat edinilen çocuk, evlatlığın ana ve babası ve evlat edinenler açısından çeşitli sonuçları ortaya çıkmaktadır. Yukarıda açıklanan tam evlat edinme ve sınırlı evlat edinme türleri arasındaki asıl fark da evlat edinmenin sonuçları açısından yapılan bir ayırımdır.

●☆☆Tam evlat edinmede evlatlığın kendi ana ve babası ile olan ilişkisi tamamen kesilir. Sadece evlenme engellerine ilişkin olan bazı yasaklar varlığını devam ettirir.

●☆☆ İsviçre hukukunda uygulanan tam evlat edinme sistemi, çocuk ile evlat edinenler arasındaki ilişkinin evlilik içerisinde doğmuş bir çocuk gibi kurulmasını ve gelişmesini hedefler. ●☆☆Sınırlı evlat edinme sistemine yakın olan Türk hukukunda ise evlatlık ile evlat edineneler ve onların hısımları arasındaki ilişkiler tam evlat edinmeye göre daha dar ve sınırlı sonuçlar doğurur. Bu sonuçların bir kısmı evlatlığın kişisel durumuna ilişkindir. Diğer bazı sonuçlar ise ana babaya ait olan hakların kullanılmasına ve evlat edinenlere ne ölçüde geçtiğine ilişkindir.

5.2.5.2. Evlatlığın Kişisel Durumuna İlişkin Sonuçlar

5.2.5.2.1. Evlatlığın Adı

●☆☆☆Evlat edinilen küçük ise evlat edinen isterse küçüğe yeni bir isim verebilir. Evlatlık ergin ise kendi ismin korur. Bununla birlikte adın çocuğun kişiliğinin bir parçası olması sebebi ile yeni isim verilmesi konusunda hassas davranılmalıdır. Özellikle çocuğun ayırt etme gücüne sahip olması durumunda, kendisine verilecek yeni ismi benimseyip benimsemeyeceği araştırılmalı, her halde zorunlu olmadıkça bu yola başvurulmamalıdır.

(18)

5.2.5.2.2. Evlatlığın Soyadı

●☆☆☆Evlat edinilen çocuk, evlat edinenin soyadını alır. TMK. m. 314/III hükmü gereği bu sonuç evlat edinme işlemleri tamamlanır tamamlanmaz kendiliğinden gerçekleşir. Evlat edinenin soyadını taşımak çocuk için hem bir hak hem de bir yükümlülüktür. Bununla birlikte evlatlığın eski soyadını taşımasında bir yararı varsa TMK m. 27/I gereği soyadının değiştirilmesini isteyebilir.

●☆☆☆Evlat edinilen erginse kendi soyadını taşımaya devam eder. Bununla birlikte isterse evlat edinenin soyadını alabilir. Bu durum ergin evlatlık için bir yükümlülük olmayıp sadece bir haktır 5.2.5.2.3. Evlatlığın Ana ve Baba Adı

●☆☆Evlat edinme işlemi eşler tarafından birlikte evlat edinme şeklinde gerçekleştirilmişse, ayırt etme gücüne sahip olmayan çocuğun nüfus kaydına ana ve baba adı olarak evlat edinen eşlerin adı ve soyadı yazılır .

●☆☆ Kanunun açık lafzı karşısında bu hüküm sadece eşlerin birlikte evlat edinmeleri durumunda uygulanır. İstisnai durumlarda eşlerden birinin tek başına evlat edinmesi durumunda bu hüküm uygulanmaz ve evlatlık kendi soyadını taşımaya devam eder

5.2.5.2.4. Evlatlığın Vatandaşlığı

●☆☆Evlatlığın vatandaşlığına ilişkin Medeni Kanunumuzda herhangi bir düzenleme mevcut değildir.

●☆☆5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 17. Maddesine göre, ergin olmayan bir kişinin, bir Türk vatandaşı tarafından evlat edinilmesi durumunda, millî güvenlik ve kamu düzeni bakımından Türk vatandaşlığını kazanmasına engel teşkil edecek bir hali bulunmamak şartıyla, karar tarihinden itibaren Türk vatandaşlığını kazanabilir.

5.2.5.2.5. Hısımlık

●☆☆Yukarıda da açıklandığı üzere evlat edinme evlatlık ile evlat edinen arasında bir soybağı ilişkisi kurar.

●☆☆Kan bağına dayanmayan ve yapay soybağı olarak da isimlendirilen bu soybağı sadece evlatlık ile evlat edinen arasında bir hısımlık meydana getirir.

(19)

●☆☆ Bu nedenle, evlatlık ile evlat edinenin kan hısımları ve kayın hısımları arasında bir hısımlık ilişkisi kurulmayacağı gibi, evlat edinenin ile evlatlığın kan ve kayın hısımları arasında da herhangi bir hısımlık ilişkisi kurulmaz

●☆☆. Evlat edinen eşlerin evlat edinme işleminden sonra bir çocukları olsa, bu çocuk ile evlatlık arasında bir kardeşlik dolayısıyla bir hısımlık ilişkisi meydana gelmeyeceği gibi eşler iki kişiyi evlat edinseler, evlatlıklar arasında da kardeşlik ilişkisi kurulmaz.

5.2.5.2.6. Evlenme Yasağı

Eski Medeni Kanunumuzda evlatlık ilişkisi kesin olmayan bir evlenme yasağı meydana getirmekteydi.

Tarafların her nasılsa evlenmiş olmaları durumunda evlatlık ilişkisinin ortadan kalkacağı ve evlilik ilişkisinin devam edeceği düzenlenmişti (Velidedeoğlu, 1950, 318). Buna karşılık yeni Türk Medeni Kanunu, evlatlık ilişkisini tabii soybağı ilişkisine yaklaştırmayı amaçlamış ve evlatlık ile evlat edinen arasında kesin bir evlenme engeli olarak kabul etmiştir. Mahkemece evlat edinmeye karar

verilmesiyle birlikte TMK m. 129/III’e göre evlat edinen ile evlatlık veya onlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında kesin evlenme engeli doğar. Eski kanundan farklı olarak bu yasağı aykırı olarak bir evlenme meydana gelirse bu evlilik mutlak butlanla malul olup kesin hükümsüzdür

5.2.5.3. Ana ve Babaya Ait Hak ve Yükümlülüklere İlişkin Sonuçlar

5.2.5.3.1. Velayet Hakkı

●☆☆Evlat edinme kararının kesinleşmesi ile birlikte, asıl ana babaya ait olan velayet hakkı sona erer ve bu hak evlat edinene geçer (TMK m. 314/I). Bu hakkın evlat edinene geçmesi velayetin devri ya da intikali şeklinde değil, kişiye sıkı sıkıya bağlı olan velayet hakkının asıl ana ve baba açısından sona ermesi ve evlat edinenler açısından yeniden doğması şeklinde gerçekleşir ●☆☆Evlatlık vesayet altında ise evlat edinme işlemi ile vesayet kendiliğinden sona erer ve evlatlık evlat edinenlerin velayeti altına girer. Birlikte evlat edinme durumunda velayet hakkına her iki eş de birlikte sahip olur. Eşlerden birinin diğerinin çocuğunu evlat edinmesi durumunda da velayet her iki eşe ait olur. Eşlerden birinin ölmesi durumunda velayet sağ kalan eşe, boşanma durumunda ise çocuk kendisine bırakılan eşe ait olur. Birlikte evlat edinen eşlerin ölmesi ya da tek başına evlat edinmede evlat edinenin ölmesi durumunda velayet kendiliğinden çocuğun asıl ana babasına geçmez.

●☆☆Bu durumda çocuğa vasi atanır Velayet hakkını sonucu olarak evlat edinen evlatlığın mallarını kullanma ve onları idare etme hakkını elde eder. Çocuğun yetiştirilmesi, mesleki ve dini eğitimi, temsil edilmesi gibi velayete bağlı tüm haklar ve yükümlülükler evlat edinene geçer.

●☆☆Evlat edinenin velayet hakkından kısmen veya tamamen feragat etmesi mümkün değildir

(20)

5.2.5.3.2. Bakım Yükümlülüğü

●☆☆☆Evlat edinme ile birlikte çocuğun bakım, giyim, besleme, sağlık ve eğitim gibi giderlerini karşılama yükümlülüğü de evlat edinene geçer. Evlat edinenin mali gücü bakım yükümlülüğünü karşılamaya tek başına yetecek düzeyde değilse çocuğun asıl ana ve babasının bakım yükümlülüğü ikinci derecede de olsa devam eder (Feyzioğlu, 1979, 559).

5.2.5.3.3. Evlatlığın Asıl Ana ve Babası İle Kişisel İlişkisi

●☆☆Türk Medeni Kanununda kabul edilen sistem kaynak kanun olan İsviçre Medeni Kanunundakinin aksine tam evlat edinme sistemi değildir.

●☆☆Tam evlat edinme sisteminde evlat edinme ile birlikte evlatlığın kendi ana ve babası ile olan tüm ilişkisi kesilir.

●☆☆Buna karşılık Türk Medeni Kanununda sınırlı evlat edinme sistemine daha yakın bir sistemin kabul edildiği ifade edilebilir. Bu sistemde ise evlatlığın kendi asıl ana babası ile soybağı ilişkisi tamamen kesilmez. Buna ilişkin olarak getirilen TMK m. 314/V’e göre “evlâtlığın, miras ve başka haklarının zedelenmemesi, aile bağlarının devam etmesi için evlâtlığın naklen geldiği aile kütüğü ile evlât edinenin aile kütüğü arasında her türlü bağ kurulur. Ayrıca evlâtlıkla ilgili kesinleşmiş mahkeme kararı her iki nüfus kütüğüne işlenir.”

●☆☆Çocuğun evlatlık olarak verilmesi ve asıl ana babanın velayet hakkının sona ermesi çocukları ile kişisel ilişki kurmalarına engel değildir.

●☆☆Çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı velayete bağlı bir hak olmayıp mutlak olarak ana baba olma durumuna yani soybağı ilişkisine bağlıdır.

●☆☆Bununla birlikte ana ve baba çocuklarını evlatlık olarak verirken kişisel ilişki kurma hakkından tamamen vazgeçmiş olabilirler.

●☆☆Aslında çocuğun evlat edinilmesinden sonra asıl ana ve babası ile kişisel ilişkisinin devam etmesi çocuğun evlat edinenlerle bütünleşmesini güçleştirir. Bu da çocuğun gelişimine ve psikolojisine zarar verebilir.

□☆☆ Bu sebeple çocuğun asıl ana ve babası ile ilişkilerinin devam etmesi çok arzu edilen bir durum değildir. Ancak çocuğun yararının gerektirmesi durumunda mahkemece, çocuğun asıl ana ve babası ile kişisel ilişki kurmasına izin verilebilir. Çocuğun ana ve babası ile kişisel ilişki kurması, eğitimini

engelleyecek veya gelişimini tehlikeye atacak olursa kişisel ilişki kurma talebi reddedilir ya da sınırlandırılır (TMK m. 324).

(21)

●☆☆Aynı şekilde ana baba kişisel ilişki kurma hakkını evlat edinenleri rahatsız etmek veya onlardan maddi çıkar elde etmek amacı ile kullanmaları durumunda kişisel ilişki kurmaya izin verilmemeli, izin verilmişse bu sonlandırılmalıdır.

5.2.5.3.4. Nafaka Yükümlülüğü

●☆☆Evlatlık ve evlat edinen, aralarında kurulan soybağının bir sonucu olarak birbirlerine yardım nafakası vermekle yükümlüdürler. Ancak bu yükümlülük, sadece evlatlık ile evlat edinen arasında söz konusu olur. Evlat edinen, evlatlığın alt soyuna nafaka ödeme yükümlülüğü olmadığı gibi evlatlığın alt soyu da evlat edinene karşı nafaka ödeme yükümlülüğü altında değildir. Aynı şekilde evlatlığın, evlat edinenin alt soyuna ve diğer evlatlıklarına karşı da nafaka yükümlülüğü bulunmamaktadır.

●☆☆Evlat edinme ile birlikte ana babaya ait olan hak ve yükümlülükler evlat edinene geçtiği için evlatlık, nafaka yükümlülüğünde ilk önce evlat edinene müracaat edecektir. Evlat edinenden bir sonuç elde edemez ise ya da aldığı miktar yetmezse kendi ana babasına da nafaka için müracaat edebilir 5.2.5.3.5. Mirasçılık

Evlat edinme ile birlikte evlatlık evlat edinenin mirasçısı haline gelir (TMK m. 314/II). Aynı şekilde evlatlığın alt soyu da evlat edinene kan hısımı gibi mirasçı olur. Buna karşılık ne evlat edinen ne de hısımları evlatlığa mirasçı olamazlar. Evlatlık ilişkisinde evlat edinenden evlatlığa miras kalması şeklinde tek yönlü bir mirasçılık ilişkisi söz konusudur.

Türk hukukunda kabul edilen sınırlı evlat edinme sisteminin sonucu olarak evlatlık ile asıl ana babası arasındaki soybağı ilişkisi devam etmektedir. Buna bağlı olarak da evlatlık ile asıl ana babası arasındaki mirasçılık ilişkisi devam etmektedir. Böylece evlatlığın birisi kendi ana babasından olmak üzere diğeri de evlat edinenden olmak üzere iki mirasçılık hakkı bulunmaktadır.

5.2.6. Evlatlık İlişkisinin Kaldırılması

Yeni Türk Medeni Kanununda kabul edilen evlat edinme kurumu eski kanundakine kıyasla daha güçlü ve kalıcıdır. Bununla birlikte kanun koyucu bazı durumların gerçekleşmesi durumunda evlat edinme işleminin kaldırılmasına imkân tanımaktadır. Evlat ilişkisinin sona erdirilmesi TMK m. 317 ve 318.

maddelerinde düzenlenen sebeplerle ve ancak mahkeme kararı ile mümkün olabilir. Evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına imkan veren sebepler rızanın bulunmaması ve diğer eksiklikler olmak üzere iki ana başlıkta düzenlenmiştir.

5.2.6.1. İlgililerin Rızalarının Bulunmaması

(22)

●☆☆Evlat edinmeye karar verilebilmesi için ayırt etme gücüne sahip olan küçüğün rızası gereklidir Aynı şekilde çocuğun ana babasının rızası ve çocuk vesayet altına ise vesayet dairelerinin izni ve vasinin de rızası ile evlat edinilebilir.

●☆☆Evlat edinme işlemi sırasında burada belirtilen kişilerden rızaları alınması gerekenler olup da rızaları alınmamış olanlar mahkemeden, çocuğun yararı bunun sonucunda ağır biçimde

zedelenmeyecekse evlat edinme işleminin kaldırılmasına karar verilmesini talep edebilirler. Çocuğun üstün yararı ilkesi gereği, ilgililerin rızalarının bulunmamasını tek başına evlatlık ilişkisinin kaldırılması için yeterli görmemiştir.

●☆☆Çocuğun evlat edinenlerle bütünleşmesi, aralarında derin bir duygusal ilişkinin kurulmuş olması durumunda, evlatlık ilişkisinin kaldırılarak çocuğun bu aileden alınması, onun duygusal ve psikolojik gelişimine zarar verebilir ya da tehlikeye düşürebilir. Bu durumunda evlatlık ilişkisinin kaldırılması talebi mahkemece reddedilmelidir.

●☆☆Evlat edinmeye rıza verilmiş olmakla birlikte verilen rıza geçersiz ise yine evlat edinme işlemi iptal edilebilir. Ancak bu durumda da çocuğun üstün yararının göz önünde bulundurulması ve iptal işlemi çocuk açısından ağır sonuçlar meydana getirecekse iptal talebinin reddedilmesi gerekir.

5.2.6.2. Diğer Eksiklikler

●☆☆☆Evlat edinme işlemi esasa ilişkin diğer eksikliklerden biri ya da birkaçı sebebi ile sakatsa Cumhuriyet Savcısı veya her ilgili evlatlık ilişkisinin kaldırılması için dava açabilir

●☆☆Evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına neden olabilecek esasa ilişkin eksiklikler;

~evlatlığın en az bir yıl süre ile bakılmış ve eğitilmiş olması,

~ evlat edinmenin evlatlığın yararına aykırı olmaması,

~evlat edinme için gereken asgari yaş ve evli olmaya ilişkin sürelerin tamamlanmış olması,

~evlat edinmenin evlat edinenin diğer çocuklarının yararlarını hakkaniyete aykırı şekilde zedelememesi

~ ve evlat edinenin evlatlıktan en az on sekiz yaş büyük olması gibi şartlara riayet edilmemesi durumlarında söz konusu olur.

~Aynı şekilde evli olmayan kişilerin birlikte evlat edinmesi, evlatlığın zaten başkası tarafından evlat edinilmiş bulunması, kanunda sayılan istisnai durumlar dışında evli bir kişinin tek başına evlat edinmesi de yine evlat edinmenin kaldırılmasına imkan veren aykırılıklardandır.

●☆☆☆Esasa ilişkin olmayıp yetkili olmayan bir mahkemece karar verilmiş olma gibi sadece usule ilişkin olan eksiklikler ile esas ilişkin olmakla birlikte evlat edinme ilişkisinin iptaline karar verilmeden

(23)

ortadan kalkan eksiklikler sebebi ile evlatlık ilişkisinin kaldırılmasına karar verilemez. Örneğin, birlikte evlat edinmede eşlerin evli kalma süreleri karar verilmeden dolmuşsa, evli olmakla birlikte tek başına evlat edinen kişi karardan önce boşanmışsa evlat edinmenin iptaline karar verilemez.

5.2.6.3. Hak Düşürücü Süre

●☆☆TMK m. 319’a göre dava hakkı, evlâtlık ilişkisinin kaldırılması sebebinin öğrenilmesinden

başlayarak bir yıl geçmekle düşer. Bu maddenin ilk halinde iptal sebebinin öğrenilmesinden başka her halükarda evlat edinme işleminin üzerinden beş yıl geçmekle de dava hakkının düşeceği

düzenlenmişti. Ancak ilgili kısım Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

5.2.6.4. Evlat Edinme İşlemlerinde Aracılık

●☆☆TMK m. 320’ye göre Küçüklerin evlât edinilmesine ilişkin aracılık faaliyetleri, ancak Cumhurbaşkanınca yetki verilen kurum ve kuruluşlarca yapılır.

●☆☆ Aracılık faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.

●☆☆Cumhurbaşkanlığınca bu konuda henüz bir yönetmelik düzenlenmemiştir. Bu sebeple 2009 tarihli Küçüklerin Evlat Edinilmesinde Aracılık Faaliyetlerinin Yürütülmesine İlişkin Tüzük halen yürürlüktedir. Bu tüzüğün 3. maddesinde evlat edinme işlemlerinde aracılık yapma görevi Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğünü’ne verilmiştir. TMK m. 320’nin

gerekçesinden de devletin küçüklerin evlat edinilmesine ilişkin işlemlerin yürütülmesini bizzat kendi kurumları aracılığı ile yürütülmesini istediği anlaşılmaktadır.

ÜNİTE SORULARI

1. I. Çocuk ile ana arasında soybağı sadece doğum yoluyla kurulabilir.

II. Çocuk ile ana arasında soybağının kurulabilmesi için ananın evli olması gerekir.

III. Babalık karinesi aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.

IV. Kocanın baba olarak kabul edilebilmesi için evliliğin geçerli bir evlilik olması gerekir.

Yukarıda verilen ifadelerden hangisi veya hangileri doğrudur?

II ve III III ve IV

(24)

Yalnız I

D)Yalnız III☆☆☆

I, II ve III

2. Evliliklerinde bazı anlaşmazlıklar yaşayan A ve B, 25.08.2011 tarihinde mahkeme kararıyla boşanırlar. 14.09.2011 tarihinde C ile tanışan A, 03.11.2011 tarihinde C ile nikah masasına oturur.

08.12.2011 tarihinde A hamile olduğunu öğrenir ve kocası C’ye hamile olduğunu söyler. Hamile olduğunu öğrendikten 4 ay sonra doğum sancıları gelen A, çocuğunu sağlıklı bir şekilde kucağına alır.

A’nın doğum yaptığını öğrenen B, çocuğun boşandıkları tarihten itibaren 300 gün geçmeden önce doğduğunu, çocuğun 4 ay içinde tıbben bu kadar gelişim gösteremeyeceğini bu yüzden çocuğun babasının C olmadığını, kendisinin baba olduğunu iddia eder.

Yukarıda verilen olay Türk Medeni Kanununda yer alan hangi kenar başlığında anlatılmıştır?

Babalık karinesi

Küçüklerin evlat edinilmesi C)Karinelerin çakışması☆☆☆

Evlilik içinde ana rahmine düşme Sonradan evlenme

3. A ile B evlidir. B, karısı A’yı, C ile aldatmıştır ve C hamile kalmıştır. 9 ay sonra doğum yapan C’nin çocuğunu koca B, karısı A’nın üzerine kaydettirmiştir. Bu durumu fark eden A dava açmak

istemektedir.

A’nın açması gereken davanın adı nedir?

A)Nüfus kütüğündeki yanlış kaydın düzeltilmesi davası☆☆☆

Soybağının reddi davası Boşanma davası

Analık davası Babalık davası

4. Aşağıdakilerden hangisi yanlış bir bilgidir?

A)Soybağının reddi hakkı, mevcut olan bir hukuki ilişkiyi sona erdirdiği için bozucu yenilik doğuran bir hak niteliğindedir ve ancak dava yoluyla kullanılabilir.

B)Soybağının reddi davası açma hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan biri değildir.☆☆☆☆

(25)

C)Koca kısıtlı olsa bile ayırt etme gücüne sahip ise yasal temsilcisinin iznini almadan da soybağının reddi davasını açabilir.

D)Kocanın ayırt etme gücünden tamamen yoksun olması sebebi ile tam ehliyetsiz olması durumunda yasal temsilcinin koca adına soybağının reddi davasını açma hakkı yoktur.

E)Çocuğun kocanın cinsel ilişkisinden olmasının imkânsız olduğunun ispatlanması ile kocanın baba olmadığı ispatlanabilir.

5. I. Tanıma, babanın nüfus memuruna veya mahkemeye yazılı başvurusu ya da resmi senette veya vasiyetnamesinde yapacağı beyanla olur.

II. Tanıma vasiyetname ile yapılamaz.

III. Tanıma, miras sözleşmesi şeklinde yapılan bir ölüme bağlı tasarruf ile yapılıyorsa yapan kişinin tam fiil ehliyetine sahip olması gerekir.

Yukarıdakilerden hangisi tanımanın şekline ilişkin şartlar arasında yer almaz?

A)I ve II

B)Yalnız II☆☆☆☆

C)Yalnız III D)II ve III E) I ve III

6. I. Soybağının reddi, dava açmak suretiyle gerçekleşen bir hukuki sonuçtur.

II. Soybağının reddi davasını kocanın açması durumunda davalı olarak sadece anne yer alır.

III. Türk Medeni Kanunu, soybağının reddi davasını istenildiği zaman açılabilecek bir dava olarak görmüştür, bu yüzden herhangi bir hak düşürücü süreye tabi tutmamıştır.

Yukarıda soybağının reddi davası ile ilgili verilen bilgilerden hangisi veya hangileri yanlıştır?

A)Yalnız I

B)II ve III☆☆☆☆

C)Yalnız III D)Yalnız II E) I ve III

7. Aşağıdaki şıklardan hangisi soybağının reddi davasında davacı olabilecek kişilerden birisi değildir?

(26)

Koca Çocuk

Baba olduğu iddia edilen kişi D)Kocanın altsoyu

E)Çocuğun teyzesi☆☆☆

8. I. Babalık davasında, iddiaların ispatlanması ile mahkeme babalığa hükmeder.

II. Babanın ölmüş olması sebebiyle babalık davasının mirasçılara karşı açılması durumunda, mirasçılardan çocuk adına bakım nafakası istenmesi mümkün değildir.

III. Baba olduğu iddia edilen kişiye karşı açılan dava olumlu sonuçlandıktan sonra, ana babadan kanunda belirlenen bazı giderlerini talep edebilir.

Babalık davasının sonuçları ile ilgili yukarıda verilen ifadelerden hangisi yanlıştır?

A)Hiçbiri☆☆☆☆

B)I ve II C)II ve III D)Yalnız III E)I ve III

9. I. Tanıyan baba olmalıdır.

II. Kanun tanıma hakkını anneye ve biyolojik babaya vermiştir.

III. Çocuğun başka bir erkek ile soybağı ilişkisi olmamalıdır.

Yukarıda tanımanın esasına ilişkin verilen şartlardan hangisi yanlıştır?

I ve II II ve III

C)Yalnız II☆☆☆☆

I ve III Yalnız III

(27)

10. I. Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüzbeş gün içerisinde doğan çocuğun babası kocadır.

II. Doğal soybağı, çocuk ile anne ve babası arasındaki biyolojik olarak kendiliğinden kurulan ve kan bağı olarak ortaya çıkan soybağını ifade eder.

III. Yapay soybağı, kan bağı esasına ve biyolojik-genetik temellere dayalı olmadan iki kişi arasında mahkeme kararı ile ortaya çıkan yapay bir bağdır.

Yukarıda verilen bilgilerden hangisi veya hangileri doğrudur?

I ve II

B)II ve III ☆☆☆

I ve III Yalnız II Yalnız I 10 / 10 6.UNITE 👇👇

6. VELAYET, VESAYET VE NAFAKA

Referanslar

Benzer Belgeler

[r]

[r]

Literatürde; örgütsel politika ve prosedürlerin, örgütteki iletişim şeklinin, algılanan yönetim ve liderlik tarzı gibi örgütsel faktörlerin çalışanların iş

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası genel endekslerinden olan İMKB Ulusal 100 Endeksi için egzojen faktörlerden faiz oranları, döviz kuru ve para arzı kullanılarak bu

Omental torsion is a rare cause of acute abdomen and is often confused with appendicitis because of physical examination findings that suggest appendicitis.. Here we present a case

• Excluding the labor inspectors who are engineers, architects or technical staff inspecting in OHS, inspectors with at least 10 years of experience including the period as

In this study, we present a patient who underwent PET/CT to seek a primary focus with the presumed diagnosis of multiple bone metastasis, and Brown tumor

Biz burada, potasyumun renal yolla kaybedilmesi ile karakterize, Gitelman Sendromu iki (erkek kardeş) vakayı sunuyoruz.. Anahtar kelimeler: Gitelman sendromu,