www.mevzuattakip.com.tr
Devlet Memuru Olma Niteliğini Kaybetmemiş Olan Memurun
Yargılandığı Suçtan Mahkûmiyeti Gerekçe Gösterilerek Hakkındaki Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Kaldırılmasında Hukuka Uyarlık
Bulunmadığı
T.C.
DANIŞTAY 5. Daire Esas: 1996/2946
Karar: 1997/2239 Tarih: 23.10.1997
ÖZET: Devlet memuru olma niteliğini kaybetmemiş olan davacının yargılandığı suçtan mahkûmiyeti gerekçe gösterilerek hakkındaki görevden uzaklaştırma tedbirinin
kaldırılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
(765 sayılı TCK. M. 325) (657 sayılı DMK. M. 48, 143)
KARAR METNİ:
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : ... Belediye Başkanlığı Vekili: Av....
Karşı Taraf : ...
Vekili: Av ...
İsteğin Özeti: ... Belediyesi Hesap İşleri Müdür Vekili olarak görev yapmakta iken zimmet suçlamasıyla görevden uzaklaştırılan davacı, söz konusu suçtan dolayı yapılan yargılaması sonucu ... Ağır Ceza Mahkemesinin 12.9.1990 günlü, K:1990/53 s. kararıyla T.C.K.'nun 325. maddesi uyarınca "10.000.- TL. ağır para cezasına mahkum edilip, bu cezasının da ertelendiğinden bahisle yeniden göreve döndürülmesi için yaptığı
başvurunun reddine ait 8.4.1991 günlü, 1991/02 s. işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.
Danıştay Beşinci Dairesinin 20.9.1994 günlü, E:1992/2749, K:1994/4051 s. bozma kararına uyularak verilen ... İdare Mahkemesinin 14.2.1995 günlü, E: 1995/98, K:1995/204 s. kararıyla: 657 s. Devlet Memurları Yasasının devlet memurlarına
alınacaklarda aranılan genel ve özel şartları düzenleyen 48. maddesinin A/5. fıkrasında, bu fıkrada sayılan suçlardan hükümlü bulunmamanın devlet memurluğuna alınma şartları arasında sayıldığı: anılan fıkrada 18.1.1991 gününde yürürlüğe giren 10.1.1991 günlü, 3697 s. Kanun ile yapılan değişiklikle, sahtecilik suçundan hükümlü bulunmanın, tecil edilmiş ya da affa uğramış olsa bile devlet memurluğuna girmeye engel nedenler
arasında sayıldığı; ancak, 3697 s. Kanun 18.1.1991 gününde yürürlüğe girdiğinden, 657 s. Kanunun 48/A-5. maddesinde yapılan değişikliğin bu tarihten sonra işlenecek suçlara uygulanmasının mümkün olduğu: 657 s. Yasanın 48. maddesinin 3409 s. Kanun ile değişik ve davacının mahkûmiyetine neden teşkil eden fiili işlediği tarihte yürürlükte bulunan A/5. fıkrasında sayılan suçlardan hükümlü bulunan, ancak hükümlülüğü ertelenmiş olan kişilerin memuriyete atanma niteliklerini kaybetmiş olup olmadıkları konusunda anılan fıkrada açık bir düzenleme yer almamış olduğundan, bu konudaki belirsizliğin Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 15.11.1990 günlü, E:1990/2, K:1990/2 s. kararıyla giderildiği ve tecil müessesesinin anlam ve kapsamı tartışılarak,
"tecilde suç ayrımı yapılamayacağı, "tecilin mahkûmiyete bağlı ehliyetsizlikleri de kapsamına aldığı ve tecil edilmiş mahkûmiyete bağlı ehliyetsizliğin deneme süresi içerisinde uygulanmasının mümkün olmadığı, yeni bir suç işlemeden geçirilen deneme süresi sonunda mahkûmiyet esasen vaki olmamış sayılacağından, buna bağlı
ehliyetsizliğin uygulanmasının da hiçbir zaman söz konusu olmayacağı, bu sebeple tecil
edilmiş mahkûmiyet esas alınarak memurların görevine son verilemeyeceğinin" hükme bağlandığı; öte yandan, aynı Kanunun "Memurun Göreve Tekrar Başlatılması Zorunlu Olan Haller" başlıklı 143. maddesinde soruşturma veya yargılama sonucuna göre tekrar başlatılmayı gerektiren hallerin sayıldığı ve maddenin (ç), fıkrasında, görevlerine ve memurluklarına ait olsun veya olmasın, memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenlerin, bu kararların kesinleşmesi üzerine göreve
başlatılacaklarının öngörüldüğü: dava dosyasının incelenmesinden, ... Belediyesinde Hesap İşleri Müdür Vekili olarak görev yapan davacının, 1988 yılında belediye
otobüslerine ilişkin biletleri taklit ederek sahte bilet bastırıp satması üzerine 4,4.1989 gününde görevden uzaklaştırıldığı; bu fiilinden dolayı yapılan yargılaması sonucunda ...
Ağır Ceza Mahkemesinin 12.9.1990 günlü, E:1990/32, K:1990/53 s. kararıyla T.C.K.'nun 325. maddesi uyarınca 10.000.- TL. ağır para cezası ile cezalandırılmasına ve bu
cezasının ertelenmesine karar verildiği; bu kararın Yargıtay'ca onanarak kesinleşmesi üzerine, davacının, 18-19.3.1991 gününde davalı idareye başvurarak görevine iade edilmesini istediği; adı geçenin 8.4.1991 günlü, 150 s. Belediye Encümeni kararıyla memuriyetten çıkarılmasına karar verildiği; göreve iade isteminin ise, yine aynı tarihli belediye başkanlığı yazısıyla ve "sahtecilik suçundan mahkum olanların devlet memuru olamayacaklarından" bahisle reddedildiği ve bu ret işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı; 657 s. Kanunun 48. maddesinin A-5. fıkrasında 3697 s.
Kanun ile yapılan değişikliğin 18.1.1991 gününde yürürlüğe girmesi sebebiyle bu değişik fıkra hükmünün ancak yürürlük gününden sonraki suçlara uygulanabileceği ve davacının anılan suçu 1988 yılında işlediği açık olup; mahkumiyete esas teşkil eden suçun işlendiği tarihte yürürlükte olan 48/A-5. maddede, bu maddede sayılan suçlardan hükümlü
bulunan ve hükümlülüğü ertelenmiş olan kişilerin memuriyete atanma niteliklerini -
kaybetmiş olup olmadıkları konusunda açık bir düzenleme yer almadığından ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun yukarda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, tecil edilmiş mahkumiyet esas alınarak memurların görevlerine son verilemeyeceği hükme
bağlandığından, yukarda anılan mevzuat hükümleri ve Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu Kararı karşısında devlet memuru olma niteliğini kaybetmemiş olan davacının göreve iade isteminin, "sahtecilik suçundan mahkum olduğu için 657 s. Kanunun 48/A-5.
maddesi uyarınca devlet memuru olamayacağından bahisle yeniden göreve iadesinin mümkün bulunmadığı" belirtilerek reddedilmesinde hukuka uyarlık görülmediği
gerekçesiyle dava konusu işlem iptal edilmiştir.
Davalı idare, 657 s. Kanunun 48. maddesinin A-5. fıkrasının gerek 3409, gerekse 3697 s.
Kanunla değişik hallerinde, davacının işlediği suçun niteliğinin, memuriyete alınmama ve memuriyetten çıkarma nedeni olarak kabul edildiğini; dava konusu olayda "tecil"
müessesesinin uygulanamayacağım: öte yandan, kanun hükümlerinin yorumu Türkiye
Büyük Millet Meclisine ilişkin olduğundan, mahkemelerin ve Danıştay''ın yorum kararı veremeyeceklerini öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizin incelenerek bozulmasını istemektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hâkimi: Mehmet Aydın
Düşüncesi: Davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen hususlar, dava konusu işlemin iptali yolundaki mahkeme kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte
görülmediğinden, temyiz isteminin reddiyle anılan kararın onanması gerektiği düşünülmüştür.
Danıştay Savcısı: Salih Er
Düşüncesi: Yasa, karar ve her türlü sözleşmelerdeki deyimlerin anlamlarını açıklama ve belirlemek için başvurulan yorum yolu, yasaların yorumu bakımından yasama yorumu yargısal yorum ve bilimsel yorum olarak kendini gösterir. Bunlardan yasama yorumu yetkili organ tarafından nesnel ve genel olarak yapılan yorumdur.
491 s. 1924 Anayasasının 26. maddesiyle yasaların yorumu görevi Büyük Millet Meclisine verilmiş ve 1926 yılından 1957 yılına kadar 257 yorum kararı alınmışken, 334 s. 1961 Anayasasının Türkiye Büyük Millet Meclisinin görev ve yetkilerini sayan 87. maddesinde artık yasaların yorumu konusu Türkiye Büyük Millet Meclisinin görevleri arasından
çıkmıştır. Duraksamaya yol açan kanun hükümlerinin gerektiğinde yeni ve açıklayıcı bir yasayla açıklığa kavuşturulması yolu seçilmiştir.
Belirli bir olayın yargısal tetkiki sırasında kanunun belirsiz, örtülü bir hükmünü anlamlandırmayı içeren yargısal yorumda bulunma işlevine yargı organları sahip olduğundan, davalı yönetimin bu anayasal değişikliğin çok gerisinde kalarak yasaların yorum yetkisinin yalnızca Büyük Millet Meclisinde olduğu, mahkemeler ve Danıştay'ın yorum kararı veremeyeceği savının, anayasal düzenlemeler çerçevesinde tutarlı bir yanı bulunmamaktadır.
Ertelemede suç aynını yapılamayacağından hareketle ertelenmiş mahkumiyet esas alınarak memurların görevine son verilemeyeceği Danıştay İçtihatları Birleştirme
Kurulunun 15.11.1990 ve 1990/2 s. kararıyla hükme bağlanmış olup, uyulması zorunlu bu karar ışığında davacının göreve döndürülmesinin olası olduğu ortadadır.
Açıklanan nedenlerle, davalı yönetimin temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanması gerekeceği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Beşinci ve On ikinci Dairelerince 2575 s. Danıştay Kanununa 3619 s. Yasanın 10. maddesiyle eklenen Ek-1. madde gereğince yapılan müşterek toplantıda işin gereği düşünüldü:
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 s. İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinde belirtilen
sebeplerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davalı idarece ileri sürülen hususlar bunların hiçbirisine uymamaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; işlemiş olduğu ihtilasken zimmet suçundan dolayı 4.4.1989 gününde görevden uzaklaştırılan davacının; yeniden görevine iade edilmesi için 18-19.3.1991 gününde yaptığı başvurusunun 8.4.1991 günlü, 1991/02 s. Belediye
Başkanlığı işlemiyle reddedildiği ve bakılan davanın da bu işlemin iptali istemiyle açıldığı;
ancak Danıştay Beşinci Dairesinin yukarda tarih ve sayısı belirtilen bozma kararına uyularak idare mahkemesince verilen 24.1.1995 günlü, E.-1995/98 s. ara kararı üzerine davalı idarece gönderilen 2.2.1995 günlü, 50 s. yazı ekindeki belgelerden, belediye encümeninin (bu davada iptali istenilen işlemle aynı tarihi taşıyan) 8.4.1991 günlü, 150 s. kararıyla davacının bu kez devlet memurluğundan çıkarılmasına da karar verildiğinin anlaşıldığı; ancak, gerek dava dilekçesinde, gerekse davalı idarenin savunma
dilekçesinde belediye encümeninin anılan kararıyla ilgili olarak herhangi bir bilgi veya belgenin mahkemeye sunulmadığının görüldüğü; bütün bu hususların birlikte
değerlendirilmesinden, davalı belediyece, önce 8.4.1991 günlü, 1991/02 s. başkanlık işleminin, sonra da 8.4.1991 günlü, 150 s. Encümen kararının tesis edildiğinin, söz konusu belediye encümeni kararının davacıya tebliğ edilmediğinin ve davacının bu konuda bilgi sahibi olmadığının açık olduğu; buna göre, davacı isteminin, "kendisinin devlet memurluğundan çıkarılması yolundaki belediye encümeni kararının da
kaldırılmasını" içerdiğinin ve idare mahkemesinin temyize konu iptal kararının, davacının devlet memurluğundan çıkarılması işleminin hukuki sonuçlarını da kapsayacak biçimde hüküm ifade edeceğinin kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin reddiyle, Zonguldak İdare Mahkemesinin 14.2.1995 günlü, E:1995/98, K:1995/204 s. kararının yukarda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle onanmasına, temyiz giderlerinin istemde bulunan davalı üzerinde bırakılmasına, 23.10.1997 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
AZLIK OYU
Dava konusu olayda, işlemiş olduğu ihtilasken zimmet suçundan dolayı yapılan
yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince davacıya verilen ve mahkemece tecil edilmiş bulunan cezanın; 657 s. Devlet Memurları Yasasının 48. maddesinin olay
gününde yürürlükte bulunan 3409 s. Kanunla değişik A-5. fıkra hükmü karşısında adı geçenin devlet memurluğuna atanmasına engel oluşturmadığı açık ise de; bu davaya konu işlem ile aynı tarihte tesis edilen 8.4.1991 günlü, 150 s. Belediye Encümeni kararıyla davacının devlet memurluğundan çıkarılmasına da karar verildiği dosyanın incelenmesinden anlaşılmış olup; bu durum karşısında, davacının göreve iade isteminin açıktan atama koşulları içeririnde değerlendirilmesi gerektiğinden ve açıktan atama konusunda idare geniş bir takdir yetkisine sahip bulunduğundan, davacının bu yöndeki istemini olumlu sonuçlandırmak konusunda idarenin yargı kararıyla zorlanamayacağı kuşkusuzdur. Belirtilen nedenlerle, idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.
Kaynak: DKD. Sayı 95 s: 301
Telefon: +90 (312) 473 84 23
E-Posta: [email protected]
Adres: Çetin Emeç Bulvari Hürriyet Cad. No: 2/12 Çankaya ANKARA