• Sonuç bulunamadı

T.C. DANIŞTAY. 5. Daire

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "T.C. DANIŞTAY. 5. Daire"

Copied!
9
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

www.mevzuattakip.com.tr

Yurt Dışında Özel Sağlık Sigortasını Kendisi Yaptıran Memura Sigorta

Şirketince Ödenen Tedavi Giderlerinin Ödenmemesi, Sigorta Primleri

Tutarının Devletçe Ödenmesi

T.C.

DANIŞTAY  5. Daire Esas: 1996/696

Karar: 1996/3852 Tarih: 11.12.1996

ÖZET: 657 s. Kanunun 209. maddesi uyarınca, yurt dışında özel sağlık sigortasını kendisi yaptıran davacıya sigorta şirketince ödenen tedavi giderlerinin ödenmemesinde kanuna aykırılık bulunmamaktadır. Ancak sigorta primleri tutarının devletçe ödenmesi gerekir.

(657 sayılı DMK. M. 209) KARAR METNİ:

Davacı: ...

Vekili: Av ...

(2)

Davalılar: 1- Dışişleri Bakanlığı 2- Maliye Bakanlığı

Davanın Özeti: Hannover Başkonsolosluğunda mahalli katip unvanı ile 657 s. Yasaya tabi olarak çalışmakta olan davacının, kızına ilişkin 48.555.85.-DM (Alman Markı)

tutarındaki tedavi giderinin bakanlıkça karşılanmasının mümkün olmadığı yolunda Dışişleri Bakanlığınca tesis edilen 27.2.1995 günlü, 6-33-29 s. işlem ile bu işlemin

dayanağım oluşturan ve Maliye Bakanlığının 9.2.1995 günlü, 2465 s. yazısına istinaden çıkarılan Dışişleri Bakanlığının 22.2.1995 günlü, 6/78 s. Genelgesinin iptali isteminden ibarettir.

Dışişleri Bakanlığının Savunmasının Özeti: Yürürlükteki mevzuat hükümlerine uygun olan tedavi giderlerinin devletçe karşılandığı, davacının iddia ettiği gibi bakanlığın özel sağlık sigortası yaptırılması hususunda bir talimat vermediği ve bu konuda ilgilileri özendirmediği, davacının kendisinden çıkmayan bir meblağı devletten alması halinde bunun sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı ve böyle bir uygulamanın hazinenin zararına neden olacağı, devletin her türlü tedavi giderini güvence altına almışken memurun kendi isteği ile özel sağlık sigortası yaptırması sonucu hastalanması halinde tedavi giderlerinin ilgili sigorta şirketince ödenmesi karşısında davacının ödemediği gideri devletten talep etmesinin manevi bir sorumluluğunun bulunduğunun kabulü gerektiği belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Maliye Bakanlığının Savunmasının Özeti: Davacının tedavi giderlerini ödememesi ve dolayısıyla menfaatinin haleldar olması gibi bir husus söz konusu olmadığından davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği: mevcut uygulamaya göre, yurtdışında görevli personelin tedavilerinin ilgili yönetmelikte ön görülen esas ve usuller çerçevesinde sağlandığı; bu nedenle, yurtdışında görevli olan ve kişisel tercihleri ile özel sağlık sigortası yaptırmış bulunan memurların ve bakmakla yükümlü bulundukları aile

fertlerinin tedavileri ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde yapılmadığından ve tedavi sonucu doğan giderler sigorta tarafından karşılandığından, özel sigorta şirketlerince karşılanan tedavi giderlerinin kurumlarınca ilgililere ödenmesine imkân bulunmadığı; bu sebeple kanuni dayanaktan yoksun bulunduğu iddia edilen davanın reddi gerektiği yolundadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi: Muhsin Yıldız

Düşüncesi: Yurt dışında görevli olan davacı, kızına ilişkin tedavi giderinin ödenmesi için yaptığı başvurunun reddine ait işlem ile bu işlemin dayanağı olan genelgenin iptalini

(3)

istemektedir.

657 s. Yasa ile Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin ilgili hükümlerinin incelenmesinden, sağlık sigortası uygulamasının kanun koyucu tarafından emredici bir husus olarak düzenlenmediği, idarenin takdirine bıraktığı ve davacının kendi isteği ile yaptırdığı özel sağlık sigortası şirketince kızına ilişkin tedavi giderlerinin ilgili yerlere ödendiği anlaşılmakla; davacının ödemediği bir meblağın devlet tarafından davacıya ödeneceğini kabul etmenin sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı açıktır.

Bu sebeple kanuni dayanaktan yoksun bulunan davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı: Sevil Engin

Düşüncesi: Hannover Başkonsolosluğunda mahalli kâtip unvanı ile 657 s. Kanuna tabi olarak çalışmakta olan davacı, kızına ilişkin 48.555.85 DM (Alman Markı) tutarındaki tedavi giderinin bakanlıkça karşılanmasının mümkün olmadığı yolunda Dışişleri

Bakanlığınca tesis edilen 27.2.1995 günlü, 6-33-29 s. işlemin ve bu işlemin dayanağım oluşturan Maliye Bakanlığının 9.2.1995 tarihli 2465 s. işlemi ile Dışişleri Bakanlığının 22.2.1995 tarihli 6/78 s. Genelgesinin iptalini istemektedir.

Anılan genelge ile yurtdışında kendi tercihleri ile özel firmalara sağlık sigortası yaptırmış bulunan ve giderleri bu firmalarca karşılanan memurların ve aile efradının bu giderlerinin, düzenlenen tedavi evrakının şekil yönünden mahalli usullere ve yönetmeliğe uygun

olması halinde dahi bakanlıkça ilgililere ödeme imkanı bulunmadığı açıklanmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden 1.4.1975 gününden beri Hannover

Başkonsolosluğunda mahalli katip olarak görev yapan ve 1985 gününden itibaren bir özel

"Hastalık sigortası Kurumuna" prim ödeyerek özel sigortalı olan davacının bakmakla yükümlü bulunduğu kızı için yapılan ve "Hastalık Sigortası Kurumu tarafından" ilgili yerlere ödenmiş olan tedavi giderlerinin davalı idarece ödenmemesi üzerine, geçmiş yıllarda bu tür ödemelerin yapıldığından bahisle bu davayı açtığı anlaşılmıştır.

Davacı tarafından özel sağlık sigortası yaptırmaya bakanlık tarafından özendirildiği ve teşvik edildiği, yurt dışında özel sağlık sigortası yaptırmış olan Dışişleri personeline ve yardıma müstahak aile bireylerine ilişkin tedavi giderlerinin, bu giderler sigorta

kurumunca karşılanmasına rağmen, bakanlık tarafından ayrıca personele ödenmekte olduğu ve yıllardır süren bu uygulamanın idari teamül haline geldiği, uygulamanın kanuna aykırı bir yönünün de bulunmadığı ileri sürülmektedir.

(4)

Davalı idarelerden Maliye Bakanlığının usule ait itirazı yerinde görülmemiştir.

Yurtdışında görevli 657 s. Kanuna tabi personel ile bakmakla yükümlü bulundukları aile bireylerinin tedavileri "Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze giderleri

yönetmeliği ile Maliye Bakanlığınca her yıl yayınlanan "Bütçe Uygulama Talimatı"

hükümleri esaslarına göre karşılanmaktadır.

657 s. Kanunun Tedavi Yardımı başlıklı 209. maddesinin "Yurt dışında" başlıklı 3 ve 4 üncü fıkralarında;

a)Sürekli görevde bulunan memurlarla eşlerinin, bakmakla yükümlü oldukları ana baba ve aile yardımına müstahak çocuklarının,

b)Geçici görev, bilgi ve görgülerini arttırmak veya staj yapmak üzere, yurt dışına gönderilen memurların,

Hastalanmaları ve mahalli usule göre tedavilerine lüzum gösterilmeleri halinde tedavi giderlerinin kurumlarınca karşılanacağı, ancak (a) ve (b) fıkraları kapsamına girenlerin ( geçici görevliler hariç) Dışişleri Bakanlığının görüşü alındıktan sonra Maliye Bakanlığınca tespit edilen esaslar dairesinde bulundukları ülkelerdeki uygulamalara göre kurumları tarafından sigorta ettirilmelerinin mümkün olduğu, bu takdirde, ilgililerin sigorta

primlerinin kurumlarınca karşılanacağı, kendilerine ayrıca tedavi giderleri ödenmeyeceği hükme bağlanmıştır.

Devlet Memurlarının Tedavi Yardım ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin 3 üncü maddesinin (B) bendinde ve 4 üncü maddesinde paralel düzenlemeye yer verilmiş;

anılan yönetmeliğin 12 nci maddesinin 1. fıkrasında; yönetmeliğin 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (B) bendine göre, tedavi ve yol giderlerinden yararlanacak olanların, görevleri bakımından bağlı, bulundukları misyon şefliğine, misyon şefliğinin başka bir yerde olması durumunda kendisine en yakın olan büyükelçilik, elçilik, başkonsolosluk veya konsolosluğa başvuracakları, aynı maddenin 3 üncü fıkrasından yararlanacak olanların ise bulundukları yere en yakın misyon şefliğine başvuracakları, bunun üzerine mahalli uygulamaya göre saptanan yöntem ve ilkelerle Tedavi Yönetmeliğindeki

hükümler çerçevesinde hastanın tedavisinin yapılacağı, son fıkrasında ise misyon

şefliğinin her ne biçimde olursa olsun tedavi ve yol giderlerinin ödenebilmesi için alınan rapor, reçete ve benzeri gibi belgelerin yukarıdaki esaslar çerçevesinde alınmış ve bunların yetkili Sağlık kurumları veya tabipleri tarafından düzenlenmiş olduğunu tasdik ederek memurun bağlı olduğu kuruma bildireceği açıklanmıştır.

(5)

657 s. Kanunun 209. ve yönetmeliğin 4 üncü maddesinde sözü edilen sağlık sigortası uygulamasının kanun koyucu tarafından emredici bir husus olarak düzenlenmediği, idari karara bırakıldığı ve henüz uygulamaya geçilmediği açıktır.

Davalı idarece, memurlara özel sağlık sigortası yaptırmaları konusunda bir talimat verildiğine ait herhangi bir bilgi ve belge dava dosyasına sunulmamıştır. Tedavi Yardımı ile bütün devlet memurlarının ilgili mevzuat çerçevesinde her türlü tedavi giderlerinin karşılandığı çekişmesizdir. Tedavi gideri; devlet memurlarının hastalanması halinde kendilerine tedavileri için "yardım" olarak ödenen parayı ifade etmektedir. Her türlü tedavi gideri devlet tarafından teminat altına alınmışken memurun kendi isteği ile sigorta yaptırması sebebiyle hastalanması halinde sigorta şirketince ödenen tedavi giderinin ikinci defa bir de devlet tarafından, tedavi giderini bizzat karşılamayan memura ödenmesinin haksız kazanca dönüşeceği ve sebepsiz zenginleşmeye neden olacağı kuşkusuzdur.

Sigorta tarafından ilgili sağlık kuruluşuna ödenen bir tedavi giderinin devlet bütçesinden bir de ilgiliye ödenmesinin kanuni dayanağı da bulunmamaktadır.

Davacı tarafından ödediği sigorta primlerinin karşılanması gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu hususun ayrı bir dava konusu olacağı açıktır.

Açıklanan sebeplerle dava konusu işlemlerde mevzuata aykırılık görülmediğinden davanın reddi gerektiği düşünülmüştür.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Beşinci Dairesince duruşma için önceden belirli edilen 11.12.1996 günü davacı vekili ve davalı Dışişleri Bakanlığım temsil en Hukuk Müşaviri ... ile davalı Maliye Bakanlığım temsil en Hukuk Müşaviri ... ve Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü Daire Başkanı ...''ün geldikleri görülerek Danıştay Savcısı Sevil Engin hazır olduğu

durumda açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilip

dinlendikten savcının düşüncesi alındıktan ve taraflara son olarak söz verildikten sonra duruşmaya son verildi. Dosyadaki bütün bilgi ve belgeler de incelenerek işin gereği düşünüldü:

Davalı Maliye Bakanlığının usule ait itirazı yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi:

Dava, Hannover Başkonsolosluğunda mahalli katip unvanı ile görev yapan davacının kızına ilişkin 48.555.85.-DM (Alman Markı) tutarındaki tedavi giderinin bakanlıkça karşılanmasının mümkün olmadığı yolundaki 27.2.1995 tarih ve 6-33-29 s. işlem ile bu

(6)

işlemin dayanağım oluşturan genelgenin iptali istemiyle açılmıştır.

Olayın incelenmesine geçilmeden önce davanın hukuki nitelemesinin yapılması gerekli görülmüştür. Her ne kadar davacı, bakmakla yükümlü olduğu kızına ilişkin tedavi

giderinin ödenmesi için idareye yaptığı başvurunun reddine ait işlemin ve bu işlemin dayanağı olan genelgenin iptalini istemiş ise de: davacının başvurusunun 48.555.85.- DM tutarındaki tedavi giderinin ödenmesi istemini içermesi karşısında, davanın aynı

zamanda bir "tam yargı davası" niteliğinde bulunduğuna oybirliği ile karar verilerek işin esasının incelenmesine geçildi:

Anayasanın 11. maddesinin 2. fıkrasında Kanunların Anayasaya aykırı olamayacakları, 115. maddesinin 1. fıkrasında, Bakanlar Kurulunun, yasanın uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak şartıyla tüzükler

çıkarabileceği, 124. maddesinin 1. fıkrasında ise Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişilerinin kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla yönetmelikler çıkarabilecekleri

hükme bağlanmak suretiyle Anayasa, kanun, tüzük ve daha alt hukuk kuralları arasındaki hiyerarşi ortaya konulmaktadır. Buna göre alt hukuk kuralları olan genelge ve

yönetmeliklerin tüzük, yasa ve Anayasaya aykırı hükümler taşımaması gerekmektedir.

Aksi takdirde üst norma aykırılığı söz konusu olan alt normun hukuksal dayanağı bulunduğundan söz edilemez.

1.4.1975 gününden beri Hannover Başkonsolosluğunda mahalli kâtip olarak görev yapan ve 1985 gününden itibaren bir özel sağlık sigortasına prim ödeyerek özel sigortalı olan davacının bakmakla yükümlü olduğu kızı için yapılan ve özel sağlık sigortası tarafından ilgili yerlere ödenmiş bulunan tedavi giderlerinin davalı idarece ödenmemesi üzerine;

özel sağlık sigortası yaptırmaya bakanlık tarafından özendirildiği ve teşvik edildiği, yurt dışında özel sağlık sigortası yaptırmış olan dışişleri personeline ve yardıma müstahak aile bireylerine ilişkin tedavi giderlerinin, bu giderler özel sigorta kurumunca karşılanmasına karşın, ayrıca bakanlık tarafından da ilgili personele ödenmekte olduğu ve yıllardır süren bu uygulamanın idari teamül haline geldiği, bu uygulamanın kanuna aykırı bir yönünün de bulunmadığı ileri sürülerek davacı tarafından bu davanın açıldığı dosyanın

incelenmesinden anlaşılmıştır.

657 s. Devlet Memurları Yasasının "Tedavi Yardımı" başlıklı 209. maddesinin "Yurt Dışında" başlıklı 3. fıkrasında; "a) Sürekli görevde bulunan memurlarla eşlerinin, bakmakla yükümlü oldukları ana, baba ve aile yardımına müstahak çocuklarının, b) Geçici görev, bilgi ve görgülerini arttırmak veya staj yapmak üzere, yurt dışına

(7)

gönderilen memurların.

Hastalanmaları ve mahalli usule göre tedavilerine lüzum gösterilmeleri halinde tedavi giderleri kurumlarınca karşılanır. Ancak, (a) ve (b) fıkraları kapsamına girenlerin (Geçici Görevliler hariç). Dışişleri Bakanlığının görüşü alındıktan sonra Maliye Bakanlığınca tesbit edilen esaslar dairesinde bulundukları ülkelerdeki uygulamalara göre kurumları

tarafından mahallinde sigorta ettirilmeleri mümkündür. Bu takdirde ilgililerin sigorta primleri kurumlarınca karşılanır, kendilerine ayrıca tedavi giderleri ödenmez." hükmüne yer verilmiş: Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin 3/B.

ve 4. maddelerinde de paralel düzenleme yer almış, anılan Yönetmeliğin 12. maddesinin 1. fıkrasında da; Yönetmeliğin 3. maddesinin birinci fıkrasının (B) bendine göre, tedavi ve yol giderlerinden yararlanacak olanların, görevleri bakımından bağlı bulundukları misyon şefliğine, misyon şefliğinin başka bir yerde olması durumunda kendisine en yakın olan büyükelçilik, elçilik, başkonsolosluk veya konsolosluğa başvuracakları, aynı maddenin 3.

fıkrasından yararlanacak olanların ise bulundukları yere en yakın misyon şefliğine başvuracakları, bunun üzerine mahalli uygulamaya göre saptanan yöntem ve ilkelerle Tedavi Yönetmeliğindeki hükümler çerçevesinde hastanın tedavisinin yapılacağı, son fıkrasında ise misyon şefliğinin her ne biçimde olursa olsun tedavi ve yol giderlerinin ödenebilmesi için alınan rapor, reçete ve benzeri gibi belgelerin yukarıdaki esaslar çerçevesinde alınmış ve bunların yetkili sağlık kurumları veya tabipleri tarafından düzenlenmiş olduğunu tasdik ederek memurun bağlı bulunduğu kuruma bildireceği açıklanmıştır.

Anılan hükümlerle, yurt dışında görevli bulunan memurlarla eşlerinin, bakmakla yükümlü oldukları ana baba ve aile yardımına müstahak çocuklarının tedavi giderlerinin devletçe ödeneceği kural olarak kabul edilmiş, ayrıca ilgili personelin Dışişleri Bakanlığının görüşü alındıktan sonra Maliye Bakanlığınca tespit edilen esaslar dairesinde kurumları tarafından sigorta ettirilmeleri de mümkün kılınmış ve bu durumda ilgililerin sigorta primlerinin

kurumlarınca karşılanacağı, ancak tedavi giderlerinin ödenmeyeceği belirtilmiştir.

Görüldüğü gibi madde, devletin kural olarak tedavi giderlerini ödeyeceğini kabul etmekle beraber özel sağlık sigortası yaptırılmasını da belli kurallara bağlayarak devletin bu

haldeki katkısını sigorta primi ile sınırlamaktadır.

Davacının hukuki durumunun bulunduğu statü içerisinde değerlendirilmesi gerekmekte olup, bulunduğu statü göz ardı edilerek uygulanacak maddenin geniş ya da dar

yorumlanamayacağı statü hukukunun zorunlu bir sonucudur. Olayda davalı idarece özel sağlık sigortası yaptırılması yoluna gidilmediği, ancak davacının kendi isteği ile özel sağlık sigortası yaptırarak primlerini ödediği ve kızının hastalanması üzerine yapılan

(8)

bütün tedavi giderlerinin de ilgili sigorta şirketince ödendiğinin açık olması karşısında, aynı tedavi giderlerinin ayrıca devletçe ilgiliye ödenmesinin hem kanunun açık hükmüne hem de amacına aykırı olacağı ve böyle bir uygulamanın sebepsiz zenginleşmeye yol açacağı tabii bulunduğundan, dava konusu edilen işlem ile dayanağı genelgede kanuna aykırılık görülmemiştir.

Ancak davacının belirli bir külfet karşılığında yaptırdığı özel sigortanın, devlete ilişkin olan yükümlülüğü tümüyle ortadan kaldırmayacağı da açıktır.

Her ne kadar davalı idareler, davanın davacının özel sağlık sigortasına ödediği primlerin ödenmesi talebini içermediğini ileri sürmekte iseler de, tam yargı davasının niteliği itibariyle prim tutarlarının da bu istem içerisinde yer aldığının kabulü zorunludur.

Bu durumda, 657 s. Yasanın 209. maddesinin "Yurt Dışında" başlıklı 3. fıkrasının (b) bendinden sonraki paragrafında belirtilen esaslara göre ve sigortanın senelik yapıldığı esası da göz önüne alınarak tedavi yıllarını kapsayacak biçimde (örneğin olayda 1992- 1993-1994 yılları) prim tutarının davacıya ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davanın, 27.2.1995 günlü, 6-33-29 s. işlem ile 22.2.1995 günlü, 6/78 s. Genelgenin iptali istemine ait kısmının reddine; istemle sınırlı olmak üzere tedavi giderlerinin; tedavi süresince özel sağlık sigortasına davacı tarafından ödenen prim tutarları kadar kısmının kabulüne, fazlaya ait istemin ise reddine, 11.12.1996 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

Yurtdışında sürekli görevde çalışan davacı, kızının 1992-1994 tarihleri arasındaki hastalığına ait tedavi giderlerinin ödenmesi yolundaki 11.1.1995 tarihli istemin, 22.2.1995 tarihli genelgeden bahisle reddi üzerine bu davayı açmıştır.

657 s. Kanunun 209. maddesinde ve Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze Giderleri Yönetmeliğinin 4. maddesinde, yurt dışında sürekli görevde bulunan memurlarla eşlerinin, bakmakla yükümlü oldukları ana, baba ve aile yardımına müstehak çocuklarının hastalanmaları halinde tedavi giderlerinin kurumlarınca karşılanacağı kural olarak

öngörülmüş, bu kişilerin kurumları tarafından mahallinde sigorta ettirilmeleri durumunda kurumlar, yalnız sigorta primini karşılamakla yükümlü tutulmuştur.

(9)

Ancak, Dışişleri Bakanlığınca, personeline özel sağlık sigortası yaptırılması yoluna, mali yük getireceği gerekçesiyle gidilmemiş, dava konusu genelge gününe kadar, özel sağlık sigortası yaptırmış olup olmama ayrımı gözetilmeksizin tedavi yardımları ödene gelmiştir.

Dava konusu genelge ile bu uygulamaya son verilmiş, özel sağlık sigortası yaptırmış olanlara tedavi yardımı yapılamayacağı bildirilmiştir.

Genelgenin kanun ve yönetmeliğe aykırılığı bulunmadığından davanın bu hususa ait kısmının reddi hükmüne katılmakla beraber, davacının kızının 1992-1994 yıllarına ait tedavi giderlerinin, genelgeden önce, usulüne uygun olarak 11.1.1995 gününde

başkonsoloslukça Bakanlıktan istenmiş olduğu göz önüne alındığında, 22.2.1995 tarihli genelgenin davacıya uygulanarak, tedavi giderlerinin ödenmemesi işleminde, isabet bulunmadığı ve işlemin iptaliyle tedavi giderlerinin tümünün ödenmesine karar verilmesi gerektiği görüşüyle kararın redde ait kısmına karşıyım.

Kaynak: DKD Sayı 93

Telefon: +90 (312) 473 84 23

E-Posta: [email protected]

Adres: Çetin Emeç Bulvari Hürriyet Cad. No: 2/12 Çankaya ANKARA

Referanslar

Benzer Belgeler

“Müracaat edilen sözleşmeli resmi sağlık kurum veya kuruluşlarınca kron ve protez tedavisine 90 gün, dolgu tedavisine 30 gün, diğer diş tedavilerine de 45 gün

A) Kalıtımla ilgili ilk çalışmayı yapan Mendel'dir. B) Kalıtsal özelliklerin tamamı anne babadan yavrulara aktarılır. C) Kalıtsal özellikler sonraki nesillere

sayılı parsel üzerindeki yapı nedeniyle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42.maddesi uyarınca para cezası verilmesine ilişkin 10.4.2001 günlü, 44 sayılı belediye

Yönetim Kurulu ayda bir defadan az olmamak kaydıyla Şirket işlerinin gerektirdiği zamanlarda toplanır. Yönetim Kurulu kural olarak Başkanı’nın veya

yapılmış Bakanlar Kurulu kararıyla %1 oranında Katma Değer Vergisine Tabi olacağı belirtilen “net alanı 150 m²’ye kadar konutun” içeriği bu konuda

ba enaryo:(Uyk Zemin kat pe Hol aydınlatm Diğer tüm ay Bahçe aydın Bahçe sulam Alarm sistem Kombi düşük Bahçe kızılö (Bahçe duva aydınlatmala te verilen öz unmatik renk.

Ürünün anormal kullanımından, tavsiyeleri uygulamamaktan veya malzemede tabii olarak bulunan tehlikelerden doğacak herhangi bir zarar veya yaralanma için OPET FUCHS MADENİ

Belediye Encümeni kararıyla davacının devlet memurluğundan çıkarılmasına da karar verildiği dosyanın incelenmesinden anlaşılmış olup; bu durum karşısında,