• Sonuç bulunamadı

Öğretmen adaylarının denetim odakları ve mükemmelliyetçilik tutumlarının bazı özlük niteliklerine göre karşılaştırmalı olarak incelenmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Öğretmen adaylarının denetim odakları ve mükemmelliyetçilik tutumlarının bazı özlük niteliklerine göre karşılaştırmalı olarak incelenmesi"

Copied!
58
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ EĞİTİM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI

EĞİTİMDE PSİKOLOJİK HİZMETLER BİLİM DALI

ÖĞRETMEN ADAYLARININ DENETİM ODAKLARI VE

MÜKEMMELLİYETÇİLİK TUTUMLARININ BAZI ÖZLÜK NİTELİKLERİNE GÖRE KARŞILAŞTIRMALI OLARAK İNCELENMESİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Danışman

Yrd. Doç. Dr. Şahin KESİCİ

Hazırlayan Bahri CIRCIR

(2)

Bu araştırma ile öğretmen adaylarının denetim odakları ve mükemmeliyetçilik tutumları onların bazı özlük niteliklerine göre karşılaştırmalı olarak araştırılmıştır.

Bu araştırmanın çalışma evrenini 2005-2006 öğretim yılında Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin farklı bölümlerinde öğrenim görmekte olan 4. Sınıf öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemi ise Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinde öğrenim görmekte olan 4. sınıf öğretmen adaylarından tesadüfi küme örnekleme yöntemi ile seçilmiştir.

Verilerin toplanmasında Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik ölçeği, Rotter’in İç-Dış Denetim Odağı Ölçeği ve Özlük Nitelikleri Belirlemek için Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır.

Verilerin analizinde, istatistiksel teknik olarak t testi ve Varyans Analizi (Anova) kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının cinsiyetlerine göre mükemmeliyetçi tutumlarının ve denetim odaklarının farklılaşma durumu t testi ile analiz edilmiştir. Öğretmen adaylarının baba eğitim durumu, anne eğitim durumuna göre mükemmeliyetçi tutumlarının ve denetim odaklarının farklılaşma durumu ise F testi (Anova) ile test edilmiştir. Varyans analizi sonucu farklılaşmanın kaynağını belirlemek amacıyla Tukey testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler bilgisayar ortamında SPSS. 13 programıyla yapılmıştır.

Araştırma bulgularına göre; öğretmen adaylarının cinsiyetlerine göre mükemmeliyetçilik tutumlarının alt boyutları olan, beklenti, standart, şüphe, hata alt boyutunda kız öğretmen adayları ile erkek öğretmen adaylarının ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamazken, düzen ve eleştiri alt boyutlarında, anlamlı bir fark bulunmuştur. Babanın eğitim durumunun öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumlarına etkisinde, mükemmeliyetçi tutumun düzen, hata, beklenti ve eleştiri alt boyutlarında, en yüksek ortalamanın babası ilkokul mezunu olan öğretmen adaylarına ait olduğu görülürken, şüphe ve standart alt boyutlarında ise en yüksek ortalamanın babası ortaokul-lise mezunu olan öğretmen adaylarına ait olduğu görülmektedir. Bu sonuçlara göre düzen, hata, şüphe ve beklenti boyutlarında anlamlı bir fark bulunmazken, eleştiri ve standart boyutunda gruplar arasında anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Annenin eğitim durumunun öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumlarına etkisinde, mükemmeliyetçi tutumun düzen ve şüphe

(3)

alt boyutlarında en yüksek ortalamanın annesi üniversite mezunu olan öğretmen adaylarına ait olduğu görülürken, hata, beklenti, eleştiri ve standart boyutlarında ise en yüksek ortalamanın annesi ilkokul mezunu olan öğretmen adaylarına ait olduğu görülmektedir. Bu sonuçlara göre düzen, hata, şüphe beklenti ve standart boyutlarında anlamlı bir fark bulunmazken, eleştiri boyutunda gruplar arasında anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir. Denetim odaklarının öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumlarına göre farklılaşma durumu incelendiğinde, düzen, beklenti, eleştiri ve standart alt boyutunda içten denetimli öğretmen adayları ile dıştan denetimli öğretmen adaylarının ortalamaları arasında anlamlı bir fark bulunamazken, hata ve şüphe alt boyutlarında anlamlı bir fark bulunmuştur. Öğretmen adaylarının cinsiyetlerine göre denetim odaklarında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Babanın eğitim durumunun öğretmen adaylarının denetim odaklarını farklılaştırma durumunda, denetim odaklarına göre en yüksek ortalamanın babası ortaokul-lise mezunu öğretmen adaylarına ait olduğu görülmektedir. Bu sonuca göre denetim odağına göre gruplar arasında anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir. Annenin eğitim durumunun öğretmen adaylarının denetim odaklarına etkisinde, denetim odaklarına göre en yüksek ortalamanın annesi ilkokul mezunu öğretmen adaylarına ait olduğu görülmektedir. Bu sonuca göre denetim odağına göre gruplar arasında anlamlı fark olmadığı tespit edilmiştir.

(4)

SUMMARY

With this research, candidate teachers’ orientation centre and perfectionist attitudes have been investigated in comparison with their individual qualities.

The universe of this research is composed of 4th grade university students studying at different departments of Selçuk University Faculty of Education in 2005-2006 educational term. The sampling of the research is selected with random cluster sampling method from 4th grade university students who are candidate teachers and who study at various departments of Faculty of Education.

In acquiring data, Multidimensional Perfectionism Method, Rotter's Locus of Control Scale and Individual Information Inventory to determine the individual qualities are used.

In analyzing the data, t test and Variance Analysis (Anova) are used as statistical technique. The differentiation of perfectionist attitudes and locus of Control of candidate teachers in relation with their sexes is analyzed with t test. Differentiation of perfectionist attitudes and locus of Control of candidate teachers according to their fathers’ and mothers’ educational level is tested with F test (Anova). In order to determine the cause of differentiation acquired from the Variance Analysis, Tukey test is used. Statistical analyses are carried out with SPSS. 13 program in a computerized environment.

According to the findings of the research, there is no difference between rates of male and female candidate teachers with respect to expectation, standard, doubt, mistake which are the sub-dimensions of perfectionist attitudes. But, in the sub-dimensions of tidiness and criticism, a meaningful difference has been found. Considering the influence of father’s educational degree, it is found that those candidate teachers whose fathers are graduates of primary school have the highest rate in the sub-dimensions of perfectionist attitude containing tidiness, mistake, expectation and criticism. But, it is also found that those whose fathers are graduates of secondary-high school have the highest rates in the sub-dimensions of doubt and standard. According to these results, while in the dimensions of tidiness, mistake, doubt and expectation, no meaningful difference is found, there is a remarkable difference between the groups in the dimensions of criticism and standard. Considering the influence of mothers’ educational degrees on perfectionist attitudes of candidate teachers, while it is found that those whose mothers are graduates of University have the highest rates in tidiness and doubt sub-dimensions of perfectionist attitudes, it is found those whose mothers are graduates of

(5)

primary school have the highest rates in the mistake, expectation, criticism and standard sub-dimensions. According to the results, while no meaningful difference is found in tidiness, mistake, doubt, expectation and standard dimensions, a meaningful difference between the groups is found in the criticism dimension. When the differentiation of locus of control in relation with the candidate teachers’ perfectionist attitudes is investigated, no meaningful difference has been found in tidiness, expectation, criticism and standard sub-dimensions between rates of self-oriented candidate teachers and others-oriented candidate teachers, but in the dimensions of mistake and doubt, a meaningful difference has been found. No meaningful difference has been found in the locus of control in relation with the sexes of candidate teachers. In the case of fathers’ educational degree’s differentiating the candidate teachers’ locus of control, it is found that those whose fathers are graduates of secondary-high school have the highest rates with regards to locus of control. According to this result, it is understood that there is no meaningful difference between groups as to locus of control. Considering the influence of mothers’ educational degree on candidate teachers’ locus of control, it is found that the candidate teachers whose mothers are graduates of primary school have the highest rates of locus of control. According to this result, it is understood that there is no meaningful difference between the groups with respect to locus of control.

(6)

İÇİNDEKİLER

Özet ... I Summary ...III İçindekiler... V Tablolar ... VII Önsöz...VIII BÖLÜM I ...1 Giriş...1 Problem ...2 Alt Problemler ...3 Araştırmanın Önemi...3 Sayıltılar ...4 Sınırlılıklar ...4 Tanımlar: ...5 BÖLÜM II...7

KONU İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR ...7

I. A. Denetim Odağıyla İle İlgili Kuramsal Çalışmalar ...7

Kavram Olarak Denetim Odağı ...7

I. B. Denetim Odağıyla İlgili Araştırmalar ...8

II. A. Mükemmeliyetçilik İle İlgili Kuramsal Çalışmalar...12

Kavram Olarak Mükemmeliyetçilik ...12

II. B. Mükemmeliyetçilik ile İlgili Araştırmalar ...13

BÖLÜM III ...16

Yöntem ...16

Araştırmanın Modeli ...16

Evren ve Örneklem...16

Veri Toplama Araçları ...18

Verilerin Analizi...20

BÖLÜM IV ...21

Bulgular...21

BÖLÜM V...37

(7)

BÖLÜM VI ...43 Sonuç ve Öneriler...43 KAYNAKLAR...47

(8)

TABLOLAR

Tablo1…Araştırma Kapsamına Alınan ve Hakkında Bilgi Toplanan Öğretmen Adaylarının Cinsiyet Değişkenine Göre Dağılımları………....17 Tablo2…Araştırma Kapsamına Alınan ve Hakkında Bilgi Toplanan Öğretmen Adaylarının Baba Eğitim Durumu Değişkenine Göre Dağılımları…………...………....17 Tablo3…Araştırma Kapsamına Alınan ve Hakkında Bilgi Toplanan Öğretmen Adaylarının Anne Eğitim Durumu Değişkenine Göre Dağılımları………...17 Tablo4…Öğretmen Adaylarının Cinsiyetlerine Göre Mükemmeliyetçi Puan Ortalamalarının Karşılaştırılmasına İlişkin t Testi Sonuçları………....21 Tablo5… Öğretmen Adaylarının Babalarının Eğitim Durumuna Göre Sayısal Dağılımları, Mükemmeliyetçi Tutum Puan Ortalamaları ve Standart Sapmaları………...24 Tablo6…Öğretmen Adaylarının Babalarının Eğitim Durumlarına Göre Mükemmeliyetçi Tutum Puanlarına İlişkin F Testi Sonuçları……..………....26 Tablo7…Öğretmen Adaylarının Babalarının Eğitim Durumuna göre mükemmeliyetçi puan ortalamalarınınkarşılaştırılmasına ilişkin Tukey esti sonuçları..………...27 Tablo8…Öğretmen Adaylarının Annelerinin Eğitim Durumuna Göre Sayısal Dağılımları, Mükemmeliyetçi tutum Puan ortalamaları ve standart sapmaları...………..28 Tablo9…Öğretmen Adaylarının Annelerinin Eğitim Durumlarına Göre Mükemmeliyetçi Tutum Puanlarına İlişkin F Testi Sonuçları……..………....30 Tablo10…Öğretmen Adaylarının Annelerinin eğitim durumuna göre mükemmeliyetçi puan Ortalamalarınınkarşılaştırılmasına ilişkin Tukey testi sonuçları………...31 Tablo11…Öğretmen Adaylarının Mükemmeliyetçi Tutumlarına Göre Denetim Odağı Puan Ortalamalarının karşılaştırılmasına İlişkin t Testi Sonuçları…..………...31 Tablo12…Öğretmen Adaylarının Cinsiyetlerine Göre Denetim Odağı Puan Ortalamalarının Karşılaştırılmasına İlişkin t Testi Sonuçları………..…..………...33 Tablo13…Öğretmen Adaylarının Babalarının Eğitim Durumuna Göre Sayısal Dağılımları, denetim odakları puan ortalamaları ve standart sapmaları………....34 Tablo14…Öğretmen Adaylarının Babalarının Eğitim Durumlarına Göre Denetim Odakları Puanlarına İlişkin F Testi Sonuçları………...35 Tablo15…Öğretmen Adaylarının Annelerinin Eğitim Durumuna Göre Sayısal Dağılımları, denetim odakları puan ortalamaları ve standart sapmaları………....35 Tablo16…Öğretmen Adaylarının Annelerinin Eğitim Durumlarına Göre Denetim Odakları Puanlarına ilişkin F Testi Sonuçları………...………...36

(9)

ÖNSÖZ

Bilim ve teknik alanındaki hızlı gelişmeler insanların yaşamını da olumlu veya olumsuz olarak etkilemektedir. Değişen dünyaya uyum sağlayabilme ve ayakta kalabilme çabasıyla insanlar sosyal yaşantı içerisinde bir takım tepkiler gösterirler, kendilerine has tutumlar geliştirirler. Bazı insanlar yaşamlarının kendi ellerinde olduğuna inanırken bazı insanlar ise yaşamlarının kendileri dışında yönetildiğine inanırlar. Yine bazıları kendilerine büyük hedefler koyarak küçük şeylerle uğraşmazken, bazıları ise başkalarının desteğiyle yapabileceği işlere yönelirler.

İnsanların bu tür yaşam tarzlarını, özelliklerini ve geliştirdikleri tutumlarını; ailesinin özellikleri, anne ve babanın mesleği, öğrenim durumu, kardeş sayısı, yaş, cinsiyet vb. gibi faktörlerde etkilemektedir. Bütün bunların yanında diğer önemli bir faktör ise eğitimdir. Eğitimin mimarı ise öğretmenlerdir.

Öğretmenin insanlar üzerindeki etkisi küçümsenemez, hatta çoğu zaman anne ve babanın etkisinden bile kuvvetli olabilir. Çünkü anne ve babayı da eğiten öğretmendir. İnsanı geleceğe topluma hazırlayan sanatkarlar öğretmenlerdir. Bir kaya parçasını oyarak heykel haline getiren sanatkar misali, öğrencisine okumayı öğreterek başlayan, kişiliğine, işine, ilgisine, yeteneğine yön veren yine öğretmenlerdir.

Bu denli önemli bir konumda bulunan öğretmenlerimizin hayata bakışlarını, davranış ve tutumlarını belirlerken belirtilen hususları göz önünde bulundurmaları etkilediği insanlara pozitif enerji yansıtmalarına yardımcı olabilir.

Araştırmanın gerçekleştirilmesi sırasında karşılaştığım her türlü zorlukta beni destekleyen, bilgi ve tecrübeleriyle beni yönlendiren değerli hocam, Danışmanım sayın Yrd.Doç. Dr. Şahin KESİCİ’ye sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

Çalışmamın bitirilmesinde bilgi ve tecrübeleriyle beni yönlendiren değerli hocam sayın Yrd.Doç. Dr. Erdal HAMARTA’ya teşekkürlerimi sunarım.

Çalışmanın bitirilmesinde benden yardım ve desteğini esirgemeyen değerli arkadaşım Bilim Uzmanı Hüseyin DOĞAN’a teşekkürlerimi sunarım.

Araştırma sırasında uygulanan envanterleri sabır ve içtenlikle cevaplandıran tüm öğretmen adaylarına özellikle teşekkür ederim.

Bahri CIRCIR Temmuz 2006

(10)

BÖLÜM І

GİRİŞ

İnsanlık sürekli bir gelişim içerisindedir. Ekonomi, hukuk, teknoloji, tıp, insan hakları, yönetim konularında sağlanan gelişmelerin yanında eğitim ve öğretim alanında da insanlık önemli gelişme kaydetmiştir. İnsanların ilgi ve ihtiyaçları alanındaki değişim, tutum ve davranışlarını da etkilemektedir.

Hayatımız boyunca davranışlarımızı, hareketlerimizi, algılayış biçimimizi kısacası kişiliğimizi etkileyen bir takım tutumlarımız vardır. Smith’e göre (1968) tutum; bir kişinin herhangi bir psikolojik durum karşısında gösterdiği kendisine özgü duygu, düşünce ve davranış eğilimidir (Akt:Kağıtçıbaşı, 1999). Tutumlarımız kişilik özelliklerimizi etkilemektedir. Kişilik özellikleri bireye özgüdür. Bu nedenle kişilik özellikleri, insanı diğer insanlardan ayıran önemli bir faktördür.

Köknel’e göre (1985) kişilik; geçmişten beri en çok araştırılan konulardan birisidir. Kişiliğin çok farklı yönleri vardır bu nedenle çok farklı tanımları yapılmıştır. Bu tanımlardan bir tanesine göre kişilik; bir insanı başkalarından ayıran bedensel, ruhsal ve zihinsel özelliklerin bütünüdür.

Toplumun oluşumunda, gelişiminde, yönlendirilmesinde eğitim ve öğretimin büyük bir yeri ve önemi vardır. Eğitim ve öğretimin mimarları ise öğretmenlerdir. Bu nedenle öğretmenlerin davranış, tutum ve kişilik özellikleri çok önemlidir.

Açıkgöz’e göre (1998) öğretmen sınıfta öğrencilerine sadece bilgi aktaran değil çeşitli yönleriyle onlara model olan bir insandır. Öğretmenin davranışları, tutumları, düşünceleri, hareketleri onun kişilik özelliklerini oluşturur. Kişilik özellikleri de öğrencileri etkileyen önemli bir değişkendir.

Açıkgöz’e göre (1998) öğretmenin kişiliğini oluşturan birçok faktör vardır. Bunlardan birtaneside denetim odağıdır. Rotter’e göre (1966) denetim odağı; kişinin kendisini etkileyen olayları algılama eğilimidir. Kişi kendisini etkileyen olayları ya kendi özelliklerinin sonucu olarak algılamakta ya da kendisi dışındaki güçlerin işi olarak algılamaktadır. Rotter bu düşünceye dayanarak kişileri de ikiye ayırmıştır. Kendilerini etkileyen olayların kendi denetiminde olduğunu düşünen kişileri içten denetimliler, kendilerini etkileyen olayların kendi denetimi dışındaki güçlerin etkisiyle oluştuğunu düşünen kişileri ise dıştan denetimliler olarak ayırmıştır.

(11)

Cüceloğlu’na göre (1997) içten denetimli insanlar yaşamlarının kendi ellerinde olduğuna inanırken, dıştan denetimli insanlar yaşamlarının kendi ellerinde olmadığına, yaşamlarını yönlendiremeyeceklerine inanırlar.

Yeşilyaprak’a göre (2004) öğretmen öğrenciye model olmanın yanında onun eğitim ve öğretimi için gerekli ortamı, araç ve gereçleri hazırlamada, bilgiyi aktarmada ve sonuçlarını takip etmede önemli bir unsurdur.

Yeşilyaprak’a göre (2004) öğretmenin tutum ve inançlarının öğrenciler üzerinde doğrudan ya da dolaylı etkisi eğitimciler tarafından sürekli ifade edilmiştir. Öğretmenlerin içsel ya da dışsal denetimli olmaları ile öğrencilerinin denetim odağı arasında bir ilişki olabilir mi? Sorusu araştırmalara konu olmuştur.

Davranışımızı etkileyen önemli faktörlerden bir tanesi de mükemmeliyetçi tutumlarımızdır. Çoğumuz, hayatımızın herhangi bir döneminde, şu ya da bu nedenle, ya uygun zamanı bulduğumuz için ya da birilerine bir şeyleri kanıtlamak istediğimiz için mükemmel olmayı planlamışızdır.

Potht (1984) mükemmeliyetçileri performanslarını kendi kendilerine değerlendiren ve çok fazla eleştiren, aşırı derecede yüksek standartları olan kişiler olarak tanımlar. Mükemmeliyetçilere göre sadece en üst düzeydekiler vardır. Onlar orta sınıfın varlığını onaylamazlar. Onlara göre amaçlarının %95’ ini hatta %99’ unu başarmak genellikle başarısızlık olarak kabul edilir. Çünkü onlar mükemmel değildir(Akt:Karina ve Diğ. ,2005).

Bundia, Dunker ve Slade’ göre (1997) mükemmeliyetçi insanlar işleriyle ilgili konularda çok katıdırlar. Çok iyi olduğu zaman bile, işlerini hiç yanlışı olmayıncaya kadar tekrar tekrar yaparlar. Mükemmeliyetçilerin kişisel beklentileri çok yüksek olduğu için onları; eğitimlerinde, mesleki başarılarında, sosyal etkileşimde ve yeme alışkanlıklarında kullanırlar (Akt:Karina ve Diğ. ,2005).

Yine davranış ve tutumlarımızı etkileyen bir çok etken vardır. Bunlardan bazıları şunlardır; cinsiyet, yaş, sosyo-ekonomik durum, aile yapısı, anne ve babanın mesleği, yaşı, eğitim ve öğretim durumu, kardeş sayısı vb.

Problem

Bu araştırmada, öğretmen adaylarının denetim odakları ve mükemmeliyetçilik tutumları cinsiyet, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu değişkenleri açısından incelenmiştir.

(12)

Araştırmanın bağımsız değişkenleri olarak öğretmen adaylarının özlük nitelikleri ve denetim odakları alınmıştır. Öğretmen adaylarının özlük nitelikleri olarak cinsiyet, baba eğitim durumu, anne eğitim durumu değişkenleri alınmıştır.

Araştırmanın bağımlı değişkenleri ise denetim odağı ve mükemmeliyetçilik tutumlarıdır.

Alt Problemler

Araştırmanın temel amacına uygun olarak aşağıdaki sorulara cevap aranmıştır;

1. Öğretmen adaylarının mükemmeliyetçilik tutumları cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaşmakta mıdır?

2. Öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumları baba eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmakta mıdır?

3. Öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumları anne eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmakta mıdır?

4. Öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumları denetim odağına göre anlamlı düzeyde farklılaşmakta mıdır?

5. Öğretmen adaylarının denetim odakları cinsiyet değişkenine göre anlamlı düzeyde farklılaşmakta mıdır?

6. Öğretmen adaylarının denetim odakları baba eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmakta mıdır?

7. Öğretmen adaylarının denetim odakları anne eğitim durumuna göre anlamlı düzeyde farklılaşmakta mıdır?

Araştırmanın Önemi

Bu araştırma, öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumlarının bazı değişkenlere göre farklılaşma durumunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu açıdan bakıldığında, alanda bir boşluğu dolduracağı düşünülmektedir.

Çevremizi gözlemlediğimizde hemen hemen bir çok insanın mükemmel olma çabasında olduğunu ve bunu gerçekleştirebilmek için çok çaba sarf ettiklerini görmekteyiz. Buna rağmen Mükemmeliyetçilik konusunda yapılan araştırmalar sınırlıdır. Bu araştırmayla öğretmen adaylarının mükemmeliyetçilik tutumlarıyla; cinsiyet, anne ve babanın eğitim

(13)

durumu ve denetim odağı arasındaki ilişkileri ortaya koyarak, hem bu konuda yapılacak araştırmalara destek olmak hem de öğretmen adaylarına ışık tutmak amaçlanmıştır.

Yeşilyaprak’a göre (2004) içsel ya da dışsal denetim odaklı olmak öğrencinin öğrenme şekli, bilişsel yapıları, motivasyonu, kendine güveni gibi pek çok özelliğiyle ilişkilidir. Bununla beraber, denetim odağının öğrenmeyi doğrudan sağlayan ya da başlatan bir değişken değildir, öğrenme sonuçlarına ilişkin öğrencinin başarı beklentisini, sonucun öğrenci üzerindeki etkisini ve öğrencinin motivasyonunu doğrudan etkilemekte, bu ise dolaylı yoldan performans üzerinde bir etki oluşturmaktadır.

Bu nedenle öğretmen adaylarının içten veya dıştan denetimli olmaları yönlendireceği öğrencilerinin de geleceğiyle doğrudan ilişkilidir. Yeşilyaprak’a göre (2004) araştırma sonuçları içsel denetimli olmanın "olumlu bir kişilik özelliği" olduğu vurgularken, dışsal denetimliliğin ise, insanlar için bir "engel" oluşturduğunu ortaya koymaktadır. İnsanların dışsallıktan içselliğe doğru değişimini sağlayabilme gibi pratik yararların beklenmesi bireysel açıdan olduğu kadar, toplumsal açıdan da son derece önemlidir.

Sayıltılar

Araştırmanın sayıltıları aşağıda belirtilmiştir:

Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının araştırmada kullanılan ölçme araçlarını gerçek durumlarını yansıtacak şekilde içten cevapladıkları kabul edilmiştir.

Sınırlılıklar

Bu araştırma sonuçları;

1. Bilgi toplama araçlarından “Mükemmeliyetçi Tutum” ve “Rotter Denetim Odağı” ölçeklerinden elde edilen verilerle sınırlıdır.

2. Araştırmada elde edilen veriler 2005-2006 yılında Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesinden elde edilen verilerle sınırlıdır.

(14)

Tanımlar:

Araştırmada kullanılan kavramların tanımları aşağıda verilmiştir. Denetim Odağı:

Rotter’e göre (1966) denetim odağı: kişinin kendisini etkileyen olumlu ya da olumsuz olayları kendi kişisel özelliklerinin sonuçları ya da kendisi dışındaki güçler; kader, şans olarak algılamasıdır.

Rotter'e göre "Denetim Odağı" dışsallıktan içselliğe uzanan kişilik boyutudur ve insanlar bu boyut üzerinde farklı yerlerde bulunurlar (Akt: Yeşilyaprak, 2004).

İçten Denetim: Korkut (1986) ve Kalkan (1995)’a göre başarı yada başarısızlıklarını kendi kişilik özelliklerine bağlayan, kendi özelliklerinin farkında olan, kendine güvenen ve dışa bağımlı olmayan, yaşantılarıyla ilgili düşünen, sorumluluk alan ve yaşamını düzenleyen, çevrelerinde bir takım değişiklikler yapmak için çaba gösteren, akademik yönden daha başarılı, zamanı daha iyi kullanan ve eleştirile açık kişilerin sahip olduğu bir özelliktir.

Dıştan Denetim: Korkut (1986) ve Kalkan (1995)’a göre başarı yada başarısızlıklarını iyi ya da kötü şansa bağlayan, kendini daha az kabul eden, kendine daha az güvenen, yaşamlarını kendileri dışındaki güçlere bağlı olarak düzenleyen, akademik yönden daha az başarılı olan, eleştiriden hoşlanmayan kişilerin sahip olduğu özelliktir.

Mükemmeliyetçi Tutum:

Burns’a göre (1980) mükemmeliyetçi tutuma sahip kişiler; standartları ulaşılabileceğin veya mantığın oldukça ötesinde olan kişiler, imkansız amaçlara zorlayarak ve sürekli olarak gayret ederek, kendi değerini tamamıyla üretimdeki sürelerine ve başarılarına göre ölçen kişilerdir (Akt:Karina ve Diğ. ,2005).

Potht (1984) mükemmeliyetçi tutuma sahip kişileri; performanslarını kendi kendilerine değerlendiren ve çok fazla eleştiren, aşırı derecede yüksek standartları olan kişiler olarak tanımlar. Mükemmeliyetçilere göre sadece en üst düzeydekiler vardır. Onlar orta sınıfın varlığını onaylamazlar. Onlara göre amaçlarının %95’ ini hatta %99’ unu başarmak genellikle başarısızlık olarak kabul edilir. Çünkü onlar mükemmel değildir (Akt: Karina ve Diğ., 2005).

Mükemmeliyetçiliğin Alt Boyutları:

(15)

Düzen Boyutu: Daha çok düzenli ve temiz olma eğilimini, mükemmeliyetçilikle ilgili olan düzen ve düzenliliğin önemini yansıtır.

Hata Boyutu: Hataları başarısızlıkla eşit olarak görme ve başarısızlığının sonucu diğerlerinin saygısını kaybedeceğine inanma eğilimini yansıtır.

Şüphe Boyutu: Kişinin görevlerini, işlerini tamamlama becerisinden şüphe etme eğilimini yansıtır.

Beklenti Boyutu: Kişinin ebeveynlerinin çok yüksek standartlar oluşturduğuna inanma eğilimini yansıtır.

Eleştiri Boyutu: Kişinin ebeveynlerini aşırı derecede eleştirel algılamasını yansıtır. Standart Boyutu: Çok yüksek standartlar oluşturma ve öz değerlendirmede bu standartların aşırı derecede önemli bir yeri olduğunu yansıtır.

(16)

BÖLÜM ІІ

KONU İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR

Bu bölümde araştırmanın içeriğini oluşturan denetim odağı ve mükemmeliyetçilik tutumları iki kısım halinde ele alınmıştır. Birinci kısımda; denetim odağıyla ilgili kuramsal bilgilerle yurtiçi ve yurt dışındaki çalışmalar incelenmiştir. İkinci kısımda mükemmeliyetçilik tutumları ilgili kuramsal açıklamalarla yurtiçi ve yurt dışındaki çalışmalar incelenmiştir.

I. A. Denetim Odağıyla İle İlgili Kuramsal Çalışmalar

Kavram Olarak Denetim Odağı

Denetim odağı kavramı, kişinin yaşamındaki davranış, hareket, düşünce ve çeşitli olayların sonuçlarını algılayış biçimidir. Bazı kişiler sonuçları kendisine bağlarken, kendisinin yaptığına inanırken bazı kişiler ise sonuçlardan kendilerini sorumlu tutmazlar, kendilerinin dışında gerçekleştiğine inanırlar.

Yeşilyaprak’a göre (2004) denetim odağı kavramı Rotter (1954)’ın geliştirdiği Sosyal Öğrenme Kuramı içinde tanımlanmıştır. Rotter tarafından geliştirilen Sosyal Öğrenme Kuramı, Davranışçı Kuramlar ile Bilişsel Kuramları işlevsel olarak tanımlayıp yapılandırmaya ve deneysel sınamalarla bütünleştirmeye çalışan bir kuramdır.

Rotter’e göre (1966) denetim odağı: kişinin kendisini etkileyen olumlu ya da olumsuz olayları kendi kişisel özelliklerinin sonuçları ya da kendisi dışındaki güçler; kader, şans olarak algılamasıdır.

Denetim odağı kavramını ortaya çıkaran Rotter’in Sosyal Öğrenme Kuramına göre davranışı belirleyen üç öğe vardır. Bunlar; gerçekleştirilen davranış sonucunun başarılı ya da başarısız olacağı beklentisi, gerçekleştirilen davranışın sonucu ve davranışın gerçekleştirilmesi sırasındaki koşullardır. Denetim odağı bunlardan davranış sonucunun başarılı ya da başarısız olacağı beklentisiyle ilgilidir.

Rotter’e göre (1966) bazı öğrenciler kazandıkları ödül ve pekiştireçleri kendi bilgi ve yetenekleriyle kazandıklarını kabul ederken bazı öğrenciler ise kendileri yerine başka sebeplere bağlamaktadırlar. Bu durum öğrencilerin farklı algılama biçimlerinden kaynaklanmaktadır.

Dönmez (1983) ve Özyürek’e göre (1983) sosyal öğrenme kuramı, davranışçı kuramla, bilişsel kuramı bağdaşlaştırmaya çalışan bir kuramdır. Rotter davranışın beklenti ve

(17)

pekiştireç sonucu ortaya çıktığını ve pekiştirmelerle desteklendiğini belirtmektedir. Ancak olayların algılanış biçimi kişiye göre değiştiği için olayların tepkileri de değişmektedir. Sosyal öğrenme kuramında davranışların pekiştirmelerle denetlenmesi içten ya da dıştandır.

Korkut (1986) ve Kalkan (1995)’a göre içten ve dıştan denetimli kişilerin karşılaştırmalı özellikleri şunlardır;

1. İçten denetimli kişiler: başarı yada başarısızlıklarını kendi kişilik özelliklerine bağlarken, dıştan denetimli kişiler iyi ya da kötü şansa bağlarlar.

2. İçten denetimli kişiler kendi özelliklerinin farkında olan, kendine güvenen ve dışa bağımlı olmayan kişilerken, dıştan denetimli kişiler kendini daha az kabul eden, kendine daha az güvenen kişilerdir.

3. İçten denetimli kişiler yaşantılarıyla ilgili düşünen, sorumluluk alan ve yaşamını düzenleyen kişilerken, dıştan denetimli kişiler yaşamlarını kendileri dışındaki güçlere bağlı olarak düzenleyen kişilerdir.

4. İçten denetimli kişiler çevrelerinde bir takım değişiklikler yapmak için çaba gösterirken, dıştan denetimli kişiler bu konuda daha pasiftirler.

5. İçten denetimli kişiler akademik yönden daha başarılıyken, dıştan denetimli kişiler daha az başarılıdırlar.

6. İçten denetimli kişiler zamanı daha iyi kullanıp, eleştiriye açıkken, dıştan denetimli kişiler zamanı daha fazla kullanırlar ve eleştiriden hoşlanmazlar.

7. İçten denetimli kişiler grup çalışmalarında seviyelerine uygun kişilerle çalışmaktan hoşlanırken, dıştan denetimli kişiler seviyece kendisinden düşük olan kişilerle çalışmayı severler.

8. İçten denetimli kişiler durumlara göre davranışları tutarlılık gösterirken, dıştan denetimli kişilerin davranışları durumlara göre değişir.

I. B. Denetim Odağıyla İlgili Araştırmalar

Küçükkaragöz (1998), ilkokul öğretmenlerinde kontrol odağı ve öğrencilerinin kontrol odağının oluşumuna etkilerini araştırmıştır. Bu araştırma ile ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: Öğretmenlerin kontrol odağının iç ya da dışta olması öğrencilerin kontrol odağında önemli farklılaşmaların olduğunu göstermektedir. Buna göre içten denetimli öğretmenlerin öğrencileri içten, dıştan denetimli öğretmenlerin öğrencileri ise dıştan denetimlidir. Yine araştırma sonucuna göre erkek öğretmenler bayan öğretmenlere göre, evli öğretmenler bekar ve dul öğretmenlere göre, babası düşük statülü meslekten olan öğretmenler babaları yüksek statülü meslekten olan öğretmenlere göre daha iç kontrollü bulunmuştur. Babanın öğrenim durumu yükseldikçe öğretmenlerin dış kontrollü oldukları görülmüştür. Bütün bunların

(18)

yanında yaş, annenin mesleği ve öğrenim durumu, kardeş sayısı ve sırası, okul türü gibi değişkenler kontrol odağı düzeyinde farklılaşmaya neden olmamıştır. Araştırma sonuçlarına öğrenciler açısından baktığımızda ortaya çıkan sonuçlar ise şunlardır: öğrencilerin yaş düzeyi yükseldikçe, annenin ve babanın öğrenim durumu, mesleği ve ekonomik statüsü yükseldikçe öğrencilerde iç kontrolün arttığı gözlenmiştir. Yine erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre daha iç kontrollü oldukları görülmüştür.

Uzun (2002), resmi ve özel okul öncesi eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin özsaygı ve denetim odağı arasındaki ilişkileri araştırmıştır. Bu araştırma ile ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: öğretmenlerin yaş açısından 26-30 yaş arası, 36 ve yukarı yaş arası öğretmenler karşılaştırıldığında denetim odağı açısından anlamlı bir fark bulunmuştur. Yine öğretmenlerin, medeni durum, eğitim durumu, mezun olunan bölüm, yerleşim yeri, aylık gelir bakımından özsaygı ve denetim odağı puan ortalamalarında manidar bir farklılık bulunmamıştır.

Mete (2002), yöneticilerde içten ve dıştan denetim odaklı olmanın iş hayatı nitelikleriyle ilişkisini araştırmıştır. Bu araştırma ile ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: askeri yöneticilerin iş tatminini etkileyen faktörler ile denetim odağı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre dıştan denetimli askeri yöneticiler içten denetimli askeri yöneticilere göre yapmış oldukları işten daha az zevk aldıkları ve iş hayatını zevklendirmekte daha az başarılı oldukları saptanmıştır. İçten denetimli askeri yöneticilerin ise yaptıkları işten daha çok zevk aldıkları ve iş doyumlarının daha fazla olduğu ortaya konmuştur.

Genç (2000), öğretmenlerde denetim odağının problem çözmeye yönelik yaratıcılıklarıyla ilişkisini araştırmıştır. Bu araştırma ile ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: cinsiyet, öğrenim düzeyi, medeni durum, yaş, kardeş sayısı, kaçıncı çocuk olduğu, annenin ve babanın öğrenim düzeyleri ve kıdem değişkenlerinde denetim odağı ve toplam yaratıcılık puanlarının ortalamaları arasında manidar bir farklılık çıkmamıştır.

Keleş (2000), eğitim yöneticilerinde sorun çözme ve denetim odağı ilişkisini araştırmıştır. Bu araştırma ile ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: özel liselerde görev yapan yöneticilerin çoğunluğu içten denetimli iken resmi liselerde görev yapan yöneticilerin içten ve dıştan denetimlilerin sayısı birbirlerine yakın bulunmuştur. Yine içten denetimli lise yöneticileri dıştan denetimli lise yöneticilerine, resmi lise yöneticileri de özel lise yöneticilerine göre sorun çözmede kendilerini daha yeterli görürken: yaklaşma-kaçınma ve kişisel kontrol faktörlerinde özel lise yöneticileri resmi lise yöneticilerine, içten denetimli lise yöneticileri dıştan denetimli lise yöneticilerine göre daha yeterli oldukları görülmüştür.

(19)

Tapçan (2005), ebeveyn tutumları ile ilköğretim 6-7 ve 8. sınıf öğrencilerinin denetim odağı ilişkisini araştırmıştır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: çocukların denetim odağıyla cinsiyet, yaş, ebeveynlerin hayatı ve çocuk yetiştirme tutumları arasında bir ilişki bulunamamıştır.

Sahranç (2000), lise öğrencilerinin mesleki olgunluk düzeylerini denetim odaklarına göre bazı değişkenler açısından incelemiştir. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: içsel denetimli lise öğrencilerinin dışsal denetimli öğrencilere göre mesleki olgunluk düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Yine cinsiyet, anne ve babanın yaşı ve eğitim durumu, sınıf, ailenin parçalanmışlık durumuyla denetim odağına göre mesleki olgunluk düzeyleri arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır.

Yağcı (1999), genel liselerde okuyan öğrencilerin denetim odağı ve güdülenme düzeyleri ile öğrenci seçme sınavı (ÖSS) başarıları arasındaki ilişkiyi araştırmıştır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: lise son sınıf öğrencilerinin denetim odağı algıları ile akademik başarıları arasında, öğrencilerin güdülenme düzeyleri ile denetim odağı algıları arasında anlamlı bir ilişki gözlenmiştir. Yine akademik başarısı yüksek olan öğrencilerin denetim odağı algıları ile akademik başarısı düşük olan öğrencilerin denetim odağı algıları arasında anlamlı bir farklılık ortaya çıkmıştır. Kız ve erkek öğrencilerin denetim odağı algılamaları arasında anlamlı bir farklılık bulunamamıştır.

Sarper (2001), yetiştirme yurdunda yetişen çocuklar ile anne-baba yanında yetişen çocukların denetim odaklarının karşılaştırmasını yapmıştır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuç; çocuk yuvalarında yaşayan çocukların ailesi yanında yaşayan çocuklara göre daha çok dıştan denetimli olduklarını göstermiştir.

Çakar (1997), lise son sınıf öğrencilerinin mesleki olgunluk düzeyleri ile denetim odağı düzeylerinin karşılaştırılmasını yapmıştır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: öğrencilerin mesleki olgunluk puanları ile denetim odakları arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Öğrencilerin anne ve babalarının eğitim düzeyleri, mesleki rehberlik hizmeti alıp almamaları, algıladıkları anne-baba tutumları, ailenin gelir düzeyi, bir işte çalışıp çalışmadıkları, annelerinin meslekleri ve okulda okudukları alanlar ile denetim odağı puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Öğrencilerin yaşları, çalıştıkları işteki çalışma şekilleri ve babalarının meslekleri ile denetim odağı puanları arasında anlamlı bir fark bulunamamıştır. Yine öğrencilerin denetim odağı puanlarının cinsiyete göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı bulunmuştur.

Aydın (1999), denetim odakları farklı olan ergenlerin problem çözme becerilerini karşılaştırmıştır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: kız ve erkek öğrencilerin

(20)

denetim odakları puanları arasında önemli bir fark olduğu görülmüştür. İç denetime sahip ergenlerle dış denetime sahip ergenlerin, iç denetime sahip kızlarla dış denetime sahip kızların, iç denetime sahip erkeklerle dış denetime sahip erkeklerin problem çözme beceri puanları arasında önemli bir fark bulunamamıştır.

Erol (2000), 15-16 yaşları arasında çalışan resmi lise ve endüstri meslek lisesine devam eden gençlerin özsaygı düzeyleri ve denetim odaklarını karşılaştırmıştır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: endüstri meslek lisesi öğrencilerinin çalışan ve resmi liseye devam eden öğrencilere göre daha içten denetimli oldukları ortaya çıkmıştır. Buna göre resmi lise ve endüstri meslek lisesinde okuyor ya da çalışıyor olmanın denetim odağı üzerinde etkili olduğu görülmüştür.

Biçer (1999), üstün yetenekli ve normal gelişim gösteren 10-12 yaş grubundaki çocuklarda denetim odağını incelemiştir. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: üstün yetenekli olan ve olmayan çocukların denetim odağının içten ya da dıştan olmasında yaşın ve en sevdiği dersin önemli olduğu ortaya çıkmıştır. Bunların yanında, cinsiyet, kardeş sayısı ve sırası, anne-babanın eğitim düzeyi, sinema ya da tiyatroya gitme sıklığı, spor yapıp-yapmama, ileri eğitim alınmak istenilen alan, sevilen kitap türü ve hiç sevilmeyen dersin denetim odağının içten ya da dıştan olmasında önemli olmadığı saptanmıştır.

Argun (1995), anne babaların çocuk yetiştirme tutumlarının ortaokul öğrencilerinin denetim odağı üzerine etkilerini araştırmıştır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: çocukların devam ettikleri okullar, öğrencilerin problemlerini çözümlerken karamsarlığa kapılıp kapılmamamsı,annenin çocuk yetiştirme tutumları (baskı, disiplin…v.b.), anne babanın çocuğunun bağımsız davranışlarını karşılama düzeyi, çocuğun ailesinin kendisine olan yaklaşımını algılayışı, yanlış davranışları karşısında anne-babanın çocuklarına olan tepkileri ve çocuğun anne-babasının davranışlarından memnun olma derecesi ile denetim odağı arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bütün bunların yanında; öğrencilerin cinsiyeti, yaşı, anne-babanın çocuklarının davranışlarını destekleyip desteklememesi, anne- babanın çocuğuna disiplin uygularken tutarlı davranıp davranmaması, anne- babanın öğrenim durumları ve meslekleri, anne- babanın çalışması, anne- babanın çocuğuna yeterli şefkati gösterip göstermemesi, annenin çocuğunun karalarını verirken izlediği tutum, anne- babanın aşırı koruyuculuğu, anne- babanın çocuklarının yanlış davranışlarına gösterdiği tepki, anne- babanın çocuğu ödüllendirmesi-cezalandırması ve çocuğun anne-babasından korkup korkmaması ile denetim odağı arasında anlamlı bir ilişki bulunamamıştır.

Aksoy (1992), lise son sınıf öğrencilerinin özsaygı ve denetim odağını etkileyen bazı değişkenleri incelemiştir. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: öğrencilerin

(21)

sosyal-ekonomik düzeyleri ile denetim odağı arasındaki farkın anlamlı olduğu ortaya çıkmıştır. Öğrencilerin kardeş sayıları, ailede kaçıncı çocuk oldukları, anne ve babalarının öğrenim durumları ve özsaygıları ile denetim odağı arasındaki farkın anlamlı olduğu bulunmuştur.

II. A. Mükemmeliyetçilik İle İlgili Kuramsal Çalışmalar Kavram Olarak Mükemmeliyetçilik

Mükemmeliyetçilikle ilgili tek boyutsal ve çok boyutsal iki ana bakış açısı tanımlamak mümkündür. Tek boyutsal bakış açısından Burns’ a göre (1980), mükemmeliyetçiler; standartları mantığın ve ulaşılabilirliğin oldukça ötesinde olan kişiler, imkansız amaçlara zorlayarak ve sürekli olarak gayret ederek, kendi değerini tamamıyla üretimdeki sürelerine ve başarılarına göre ölçen kişilerdir (Akt:Karina ve Diğ., 2005).

Yukarıdaki tanım tek boyutsal görüşü teşkil eder. Çünkü onlar sadece bilişe odaklanmıştır. Bu görüşte mükemmeliyetçiliği tanımlamadaki en büyük problem mükemmeliyetçileri oldukça usta ve başarılı insanlardan ayırt etmemesidir. Yüksek standartlar için çalışmak ve çaba sarf etmek elbette kendi içinde patolojik değildir. Tam tersine bazı kanıtlar gösteriyor ki mükemmeliyetçilik genellikle hayat üzerinde hoş görülen pozitif bir bakışı yansıtır. Çünkü o çeşitli ilgi alanlarında (örn; spor, iş) mükafatlarla ilişkilendirilir (Akt:Karina ve Diğ., 2005).

Tek boyutsal tanımlardaki bazı problemleri göz önünde bulundurarak, pek çok araştırmacı çok boyutsal perspektifle çalışmayı önermiştir. Bu bakış açısı tek boyutsala göre daha iyi anlama olanağı sağlar. Çünkü o bu görüşteki kişilerarası ve kendi içinde olmak üzere iki davranışı ayırt etmeyi mümkün kılarak mükemmeliyetçi davranış hakkında daha detaylı bilgi içerir. Frost, M. ve Diğerleri’ne göre (1999), mükemmeliyetçilik kişinin eleştirel değerlendirmeleriyle çalışırken yüksek standartlara ulaşma isteği olarak tanımlanır. Onlarda kişinin performansı ve başarıları hakkında tam bilgi ulaşıncaya kadar kararsızlık eğilimi vardır. Bu insanlar anne ve babalarının beklentilerini yerine getiremeyeceklerini düşünürler ve performanslarından dolayı aşırı eleştiri beklerler (Akt:Karina ve Diğ. ,2005).

Hamachek’e göre (1978), mükemmeliyetçiliğin yapısı normal veya sinirle ilgili olabilir. Normal mükemmeliyetçiler işlerinde titiz, çaba harcamaktan zevk alan ve koşullar el verdiği sürece işlerinde daha az titiz olabilen kişilerdir. Bu tip insanlar diğer insanlar kadar onay ister ve ihtiyaç duyarlar. Bu insanlar bunu kendilerininkine ek hoş bir duygu olarak yorumlarlar ve ona devam etmek hatta işlerini daha da iyileştirmek için kullanırlar. Sinirsel mükemmeliyetçiler başarabileceklerinden daha yüksek performans isterler. Onlar tatmin

(22)

olma duygusundan yoksundurlar. Çünkü onların gözünde onlar asla bu duyguyu mazur gösterecek şeyler yapacak gibi görünmemektedir (Akt:Karina ve Diğ., 2005).

Anthony ve Swinson (1998), mükemmeliyetçiliği, patolojik mükemmeliyetçilik ve patolojik olmayan mükemmeliyetçilik olarak ayırt ederler. Patolojik olmayan mükemmeliyetçiler yüksek performans standartları koyan ve onun mükemmeliyeti başarmak için gerekli olduğuna inanan kişilerdir. Ancak onlar böyle standartlar koymanın kişisel maliyetini ve faydalarını bilirler ve bu yüzden performanslarının esnek olabilmesine izin verirler. Patolojik mükemmeliyetçilik aşırı ve katı performans standartları koyan ama yinede asla bu standartlardan vazgeçmeden işini takip eden kişilerle ilgilidir (Akt:Karina ve Diğ., 2005).

Hewitt ve Flett (1989,1990,1991) Çok boyutlu bakış açısından mükemmeliyetçi davranışla ilgili üç boyut tanımladılar. Bunlar;

1. Kendine Yönelmiş Mükemmeliyetçilik: Kendi kendine titizlik isteyen yüksek standartlar koyma, katı değerlendirme ve başka birinin kendi davranışlarını kınama gibi davranışları içine alır. Ayrıca mükemmeliyetçiliği elde etmeye çabalamak kadar hatadan sakınmayı çabalamayı yansıtan güdüsel öğede dahildir.

2. Diğer İnsanlara Yönelmiş Mükemmeliyetçilik: Bu görüş diğer insanlara gerçekçi olmayan standartlar koymaya eğilimli olmak ve diğerlerinin yetenekleri hakkında inanç ve beklentileri kapsar. Bu boyut suça, güven eksikliğine ve diğerlerine karşı düşmanlık hissine yol açar. Ayrıca bu boyut liderlik yeteneği veya diğerlerinin motivasyonunu kolaylaştırma gibi cazip vasıflarla ilişkilendirilebilir.

3. Sosyal Olarak Saptanmış Mükemmeliyetçilik: Bu görüşte insanlar diğerlerini kendileri için gerçekçi olmayan standartları olan kişiler olarak kavrarlar. Diğer insanlar onları sert olarak değerlendirirler ve mükemmel olmaları için onlara güç kullanırlar. Bu insanlar diğerlerinin standartlarıyla karşılaştırılmaktan endişe duydukları için onlar daha fazla olumsuz değerlendirme korkusu gösterirler ve diğerlerinin kınamasından kaçınırlar (Akt: Karina ve Diğ., 2005).

II. A. Mükemmeliyetçilik İle İlgili Araştırmalar

Karina (2005) ve arkadaşları, mükemmeliyetçilik ile yeme bozuklukları arasındaki ilişkiyi araştırmışlardır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: anorexic ve bulimia kişilerin hasta olmayan kişilerden daha yüksek mükemmeliyetçilik seviyesi sergilediği ortaya çıkmıştır.

(23)

Preusser, Rice ve Ashby (1994), özgüvenin ve uyumsuz mükemmeliyetçiliğin kolej öğrencileri üzerindeki etkisini araştırmışlardır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: özgüvenin ve uyumsuz mükemmeliyetçiliğin depresyon üzerindeki etkilerinin özellikle kolej öğrencileri arasında yaygın olduğunu bulmuşlardır. Onlar, mükemmeliyetçilerin depresyona girebileceğini çünkü mükemmeliyetçiliğin özgüveni azalttığı sonucuna vardılar (Akt: Kenneth ve Frederick, 2004).

Rice, Ashby ve Slaney (2004), araştırmalarında mükemmeliyetçilik, özgüven ve depresyonu 400’ den fazla üniversite öğrencisi üzerinde ölçmüşlerdir. Araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: yapısal eşitlik modelini kullanarak özgüvenin meditasyonel rolü sayesinde depresyonu tahmin etmede sadece uyumsuz mükemmeliyetçiliği model olarak kullandıklarında kısmi bir destek bulmuşlardır. Uyumlu mükemmeliyetçilik ya özgüven ya da depresyonla alakalı değildir. Özellikle ılımlı araştırma analizlerinde, uyumsuz mükemmeliyetçiliğin depresyon üzerindeki etkileri yüksek özgüven tarafından önlenmektedir. Onlar bir çok uyumsuz mükemmeliyetçiliği yüksek özgüvenle ilişkilendirmişlerdir (Akt: Kenneth ve Frederick, 2004).

Kenneth ve Frederick (2004) uyumsuz mükemmeliyetçilik ve yetişkin bağlanması ile kolej öğrencilerinin özgüvenleri arasındaki ilişkiyi araştırmışlardır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: şüpheci ve güvensiz mükemmeliyetçi öğrencilerin kendi kendini eleştirme, uzun uzadıya düşünme, anlamış gibi görünen kişiler oldukları bulunmuştur.

Gwen ve Eva, (2005) Çocukların mükemmeliyetçi davranışlar geliştirmesinde annelerin kontrolü ve çocuklarda depresyon gelişiminin belirtilerini araştırmışlardır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: denetimi fazla olan annelerin mükemmel olma kaygısı taşıyan çocuklara sahip olduğu ortaya çıkmıştır. Yine kişilerin mükemmeliyetçi davranışları arasında keskin farklılıklar saptanmış, üstelik mükemmeliyetçiliğin bir çok bakımdan negatif sonuçlar doğurduğu anlaşılmıştır. Amaca ulaşmak için veya en yüksek performansı sergileyebilmek için sarf edilen kaygının depresyon belirtileriyle ilişkisi olduğu anlaşılmıştır. Yine ailelerin çocuklarına karşı baskıcı bir tutum sergilemesinin de çocuklarda mükemmeliyetçi bir davranışın ortaya çıkmasına yol açtığı sonucuna varılmıştır. Ailelerin kontrol mekanizmasını kullanmalarının çocuklar üzerinde kendisini üstün görme davranışına neden olduğu anlaşılmıştır.

(24)

Chorpita ve Barlow (1998), ailenin kontrol kullanmasının çocuğu depresyon karşısında savunmasız bırakabileceği konusunu araştırmışlardır. Bu araştırmayla ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: böyle bir davranış çocukların çevrelerini kontrol edemediklerini hissetmelerine yol açmıştır. Ailelerin kontrolü kullanışı aynı zamanda çocukta depresyon belirtilerinin görülmesine neden olmuştur ( Akt:Gwen ve Eva, 2005).

Flett ve Hewitt (2002), ailenin kontrol kullanmasının çocuğa etkileri konusunda yapmış oldukları araştırmada ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: Annelerin kontrol kullanımından ortaya çıkan mükemmeliyetçiliğin , çocukların başkalarının onlardan mükemmel olmasını beklediği inancından kaynaklandığı ortaya çıkmıştır. Annelerin kontrol kullanımı ve çocukların kendilerine yönelik mükemmeliyetçiliği arasındaki bağlantı, çocuklarda görülen depresyon belirtileriyle paralellik göstermiştir( Ak:Gwen ve Eva, 2005).

Kenny, Kashy ve Bolger (1998), ailenin kontrol kullanmasının çocuğa etkileri konusunda yapmış oldukları araştırmada ortaya çıkan sonuçlar şunlardır: anneler ne kadar kontrol kullanırsa çocukların depresyon belirtilerine karşı o kadar savunmasız hale geldikleri anlaşılmıştır (Akt: Gwen ve Eva, 2005).

(25)

BÖLÜM III YÖNTEM

Bu bölümde araştırmanın modeli, evreni ve örneklemi, veri toplama araçları ile toplanan verilerin değerlendirilmesinde kullanılan istatistiksel yöntemler üzerinde durulmuştur.

Araştırmanın Modeli

Öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumlarının ve denetim odaklarının bazı özlük nitelikleriyle ilişkini ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmada Survey (tarama) modeli kullanılmıştır. İlişkisel tarama modeline göre düzenlenmiş bu araştırmada, öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumlarını ve denetim odakları arasındaki ilişki çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir.

Evren ve Örneklem

Bu araştırmanın çalışma evrenini Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin farklı bölümlerinde öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır.

Araştırmanın çalışma evreni, Eğitim Fakültesinin çeşitli bölümlerinde öğrenim görmekte olan 4. sınıf öğretmen adaylarından tesadüfi küme örnekleme yöntemi ile seçilmiştir.

(26)

Tablo 1

Araştırma Kapsamına Alınan ve Hakkında Bilgi Toplanan Öğretmen Adaylarının Cinsiyet Değişkenine Göre Dağılımları

CINSIYET N % Bayan 161 57

Erkek 124 43

Toplam 285 100

Tablo 2

Araştırma Kapsamına Alınan ve Hakkında Bilgi Toplanan Öğretmen Adaylarının Baba Eğitim Durumu Değişkenine Göre Dağılımları

BABA EĞİTİM DURUMU N %

İlkokul 93 32,7

Ortaokul-Lise 94 33

Üniversite 98 34,4

Toplam 285 100

Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının babalarının %32,7’si ilkokul mezunu, %33’ü ortaokul-lise mezunu, %34,4’ü üniversite mezunudur.

Tablo 3

Araştırma Kapsamına Alınan ve Hakkında Bilgi Toplanan Öğretmen Adaylarının Anne Eğitim Durumu Değişkenine Göre Dağılımları

ANNE EĞİTİM DURUMU N %

İlkokul 179 62,8

Ortaokul-Lise 82 28,8

Üniversite 24 8,4

Toplam 285 100

Araştırmaya katılan öğretmen adaylarının annelerinin %62’si ilkokul mezunu, %28,8’i ortaokul-lise mezunu, %8,4’ü üniversite mezunudur.

(27)

Veri Toplama Araçları

Bu araştırmada gerekli bilgileri toplamak amacıyla, Kişisel Bilgi Formu ve Mükemmeliyetçi Tutum Ölçeği ve Rotter Denetim Odağı Ölçeği kullanılmıştır.

Rotter Denetim Odağı Ölçeği (RİDKOÖ):

Phares (1957) ve James (1957)’nin öncü çalışmalarının ardından Rotter tarafından geliştirilen bu ölçek 29 maddeden oluşmakta ve kişinin iyi ya da kötü, kendisini etkileyen olayları kendi yetenek, özellik ve davranışlarının sonuçları (içsellik) ya da şans, kader, talih ve güçlü başkaları gibi kendisi dışındaki güçlerin işi olarak algılaması (dışsallık) boyutu üzerindeki konumunu saptamayı amaçlayan ve yetişkinler için kendini değerlendirme türü bir envanterdir (Yeşilyaprak, 2004).

Denetim Odağı (RİDKOÖ) Ölçeğinin Puanlanması ve Yorumlanması:Toplam 15-20 dakikada uygulanabilen ölçek, 29 maddeden oluşmakta ve her madde zorlanık (forced choice) cevaplama türünde ikişer seçeneği kapsamaktadır. Örneğin (2.a), insanların yaşamındaki mutsuzlukların çoğu, birazda şansızlıklara bağlıdır.(2.b) insanların şansızlıkları yaptıkları hataların sonucudur. Ölçekte 23 madde değerlendirmeye alınırken 6 madde ölçeğin amacını gizlemek için dolgu maddesi olarak gizlendiğinden hesaplanmaya alınmaz. 23 maddenin dışsallık yönündeki seçenekleri 2a, 3b, 4b, 5b, 6a, 7a, 9a, 10b, 11b, 12b, 13b, 15b, 16a, 17a, 18a, 20a, 21a, 22b, 23a, 25a, 26b, 28b, 29a, seçenekleri olup bu yönde cevaplar 1 er puan alırken, içsellik yönündeki diğer seçeneklere puan verilmez. Böylece ölçek puanları 0 ile 23 arasında değişen bir sıralama izler. Uygulama sonucunda elde edilen puanların yüksek olması dış denetim odağı inancına, puanların düşük olması ise iç denetim odağı inancına sahip olunduğunu göstermektedir.Ölçek hem bireysel olarak, hem de guruplar halinde uygulanabilir. Eğer uygulama bir guruba uygulanmış ise önce gurubun tüm ortalaması ve standart sapması alınır sonra tek tek bireylerin puanları bu ortalamaya göre karşılaştırılır. Eğer bireyin puanı gurup ortalamasından büyükse dış denetim, küçükse içten denetimli olarak adlandırılır. Ölçek birden çok guruba uygulanmışsa ve guruplar bir biriyle karşılaştırılacaksa öncelikle tüm gurupların ortalaması ve standart sapması alınır, sonra tek tek gurupların ortalama ve standart sapmaları alınır. Tek tek gurupların ortalama ve standart sapmaları tüm gurubunun ortalama ve standart sapmasıyla karşılaştırılır. Gurubun puan ortalaması genel puan ortalamasından büyükse, gurup dış denetim odağı inancına, küçükse iç denetim odağı inancına sahiptir denir.

(28)

Rotter Denetim Odağı (RİDKOÖ) Ölçeğinin Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması: Rotter tarafından geliştirilen ve geçerlik ve güvenilir çalışması yapılan ölçek Türkiye’de geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılmadan bir çok araştırmacı tarafından kullanılmıştır. RİDKOÖ’ nun Türkçe’ye çevrilmesi ve bununla ilgili olarak geçerlik ve güvenirlik çalışmaları Dağ (1991) tarafından gerçekleştirilmiştir. Çalışma H.Ü ne bağlı çeşitli fakültelerden 190 ı erkek, 342 si kız olmak üzere toplam 532 öğrenci üzerinde yapılmıştır. Araştırma biri ön çalışma olmak üzere iki aşamada uygulanmış, ön çalışmada güvenirlik ve geçerlik hesaplamalarına esas oluşturan veriler toplandıktan sonra, esas araştırmada daha büyük guruptan elde edilen veriler faktör analizinde kullanılmıştır. Ölçeğin Dağ tarafından yapılan çevirisinde ikisi psikometri, biri klinik alanında çalışan üç uzman tarafından olgunlaştırılmıştır. Ölçek, Rosenbau’un Öğrenilmiş Güçlük Ölçeği ve Psikolojik Belirti Listesi (Scl-9-R9 ile birlikte uygulanmıştır. Uygulamada Öğrenilmiş Güçlük Ölçeği ile RİDKOÖ ölçeği arasında -.29 luk bir korelasyon gözlenirken, Belirti Tarama Listesinin GSI puanı ile .21 lik bir korelasyon verdiği gözlenmiştir. Esas araştırmada toplanan verilerin analizi SPSS programıyla yapılmıştır. RİDKOÖ’ bu çalışmadaki test- tekrar test güvenilir kat sayısı r=.83 tür. Ölçeğin KR-20 tekniği ile hesaplanan güvenirlik kat sayısı.68, Cronbach alfa iç tutarlılık katsayısı ise ,70 olarak bulunmuştur (Dağ, 1991).

Sonuç olarak, RİDKOÖ’ nun Türkçe formu da orijinali gibi, yeterli güvenirlik kat sayısına sahip, kabul edilebilir geçerlik göstergeleri bulunan bir ölçektir.

Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği: Geçerlik ve Güvenirlik Çalışması

Çok boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeğinin Türkçe uyarlaması Özbay ve Taşdemir (2003) tarafından yapılmıştır. Frost ve arkadaşları tarafından tanımlanan mükemmeliyetçilik eğilimleri geliştirdikleri 35 maddelik Çok Boyutlu Mükemmeliyetçilik Ölçeği’ nin alt ölçek ve toplam puanları ile değerlendirilmektedir. Ölçeğin Türkçe’ye uyarlanması çalışması değişik Fen liselerinde okuyan 489 öğrenci üzerinde gerçekleştirilmiştir. Karşıt tercüme işlemlerinden sonra, testin geçerliliğine ilişkin çalışmalar yapı geçerliliğine dayalı olarak yapılmıştır. Faktör analizi sonucunda yapı geçerliliği konusunda bulgular elde edilmiştir. Faktörlenebilirlik incelemesinden sonra, 35 maddelik mükemmeliyetçilik tutumlarına ilişkin

(29)

ölçeğin, orijinal çözümlemesine benzer olarak 6 faktör çözümlemesi içerisinde açıklanabilirliği belirlenmiştir. Orijinal ölçekten farklı olarak 4. ve 34. maddeler farklı faktör yapıları içerisinde açıklanmışlardır. Düzen/Tertip, Davranışlardan Şüphe, Ebeveynsel Eleştiri, Hatalara Aşırı İlgi, Aile Beklentileri ve Kişisel Standartlar olarak yorumlanan ve adlandırılan faktörler toplam varyansın 47.8’ ini açıkladığı belirlenmiştir. Testin güvenirliği maddeler arası iç tutarlılık yöntemiyle gerçekleştirilmiş ve alfa değerlerinin genel ve alt testler için .63 ile .87 arasında değiştiği bulunmuştur. Cronbach Alfa güvenirlik katsayısı .80 bulunmuştur. ÇBMÖ olarak kısaltılan testin bireylerin mükemmeliyetçilik tutumlarını geçerli ve güvenilir olarak ölçebileceği konusunda psikometrik sonuçlar elde edilmiş ve tartışılmıştır (Özbay ve Taşdemir, 2003)

Verilerin Analizi

Araştırmada, istatistiksel teknik olarak t testi ve varyans analizi (Anova) kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının cinsiyetlerine göre mükemmeliyetçi tutumlarının ve denetim odaklarının farklılaşma durumu t testi ile analiz edilmiştir. Öğretmen adaylarının baba eğitim durumu, anne eğitim durumuna göre mükemmeliyetçi tutumlarının ve denetim odaklarının farklılaşma durumu ise F testi (Anova) ile test edilmiştir. F testi sonucu farklılaşmanın kaynağını tespit için Turkey testi kullanılmıştır. İstatistiksel analizler bilgisayar ortamında SPSS. 13 programıyla yapılmıştır.

(30)

BÖLÜM IV BULGULAR

Bu bölümde, araştırmanın alt problemleri doğrultusunda bulgulara yer verilmiştir. Tablo 4

Öğretmen Adaylarının Cinsiyetlerine Göre Mükemmeliyetçi Puan Ortalamalarının Karşılaştırılmasına İlişkin t Testi Sonuçları

Cinsiyet N X Std. Sapma t p Kız 161 15,71 4,617 Beklenti Erkek 124 16,43 3,71 1,46 ,145 Kız 161 25,39 3,51 Düzen Erkek 124 23,70 4,30 1,68* ,000 Kız 161 20,95 3,10 Standart Erkek 124 20,35 4,24 1,31 ,190 Kız 161 7,28 2,83 Eleştiri Erkek 124 9,45 3,05 6,15* ,000 Kız 161 13,41 3,24 Şüphe Erkek 124 14,16 3,37 1,90 ,059 Kız 161 23,72 6,60 Hata Erkek 124 23,87 6,05 0,20 ,840 *p<0.05

Öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumları cinsiyetlerine göre incelendiğinde, Beklenti boyutunda kız öğretmen adaylarının ortalaması 15,71, erkek öğretmen adaylarının ortalaması 16,43 olarak bulunmuştur. Ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını test etmek için yapılan t testi sonucunda hesaplanan t değeri ise (t=1,46; p>0.05) olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan bu değer beklenti boyutunda kız öğretmen adayları ile erkek öğretmen adaylarının ortalamaları arasındaki farkın 0.05 seviyesinde anlamlı olmadığını göstermektedir.

Mükemmeliyetçi tutum düzen alt boyutunda kız öğretmen adaylarının ortalaması 25,39, erkek öğretmen adaylarının ortalaması 23,70 olarak bulunmuştur. Ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını test etmek için yapılan t testi sonucunda hesaplanan

(31)

t değeri ise (t=3,51; p<0.05) olarak hesaplanmıştır. istatistiksel olarak 0.05 seviyesinde anlamlı bir farkı ifade etmektedir. Bu sonuca göre kız öğretmen adayları ile erkek öğretmen adayları mükemmeliyetçi tutumlarının beklenti düzeyine göre anlamlı düzeyde fark bulunmuştur. Bu boyutta grupların ortalamaları incelendiğinde bu farkın kız öğretmen adaylarının lehine olduğu Tablo 4’de görülmektedir. Başka bir deyişle, kız öğretmen adaylarının, erkek öğretmenlere oranla düzen boyutunda daha fazla mükemmeliyetçi tutuma sahip oldukları söylenebilir.

Standart alt boyutunda kız öğretmen adaylarının ortalaması 20,95, erkek öğretmen adaylarının ortalaması 20,35 olarak bulunmuştur. Ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını test etmek için yapılan t testi sonucunda hesaplanan t değeri ise (t=1,31; p>0.05) olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan bu değer standart boyutunda kız öğretmen adayları ile erkek öğretmen adaylarının ortalamaları arasındaki farkın 0.05 seviyesinde anlamlı olmadığını göstermektedir.

Mükemmeliyetçi tutum eleştiri alt boyutunda kız öğretmen adaylarının ortalaması 7,28 erkek öğretmen adaylarının ortalaması 9,45 olarak bulunmuştur. Ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını test etmek için yapılan t testi sonucunda hesaplanan t değeri ise (t=6,15; p<0.05) olarak hesaplanmıştır. İstatistiksel olarak 0.05 seviyesinde anlamlı bir farkı ifade etmektedir. Bu sonuca göre kız öğretmen adayları ile erkek öğretmen adayları arasında eleştiri alt boyutuna göre anlamlı düzeyde fark bulunmuştur. Bu boyutta grupların ortalamaları incelendiğinde bu farkın erkek öğretmen adaylarının lehine olduğu Tablo 4’de görülmektedir. Başka bir deyişle, erkek öğretmen adaylarının, kız öğretmen adaylarına oranla eleştiri boyutunda daha fazla mükemmeliyetçi tutuma sahip oldukları söylenebilir.

Şüphe alt boyutunda kız öğretmen adaylarının ortalaması 13,41, erkek öğretmen adaylarının ortalaması 14,16 olarak bulunmuştur. Ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını test etmek için yapılan t testi sonucunda hesaplanan t değeri ise (t=1,31; p>0.05) olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan bu değer beklenti boyutunda kız öğretmen adayları ile erkek öğretmen adaylarının ortalamaları arasındaki farkın 0.05 seviyesinde anlamlı olmadığını göstermektedir.

(32)

Hata alt boyutunda kız öğretmen adaylarının ortalaması 23,72, erkek öğretmen adaylarının ortalaması 23,87 olarak bulunmuştur. Ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığını test etmek için yapılan t testi sonucunda hesaplanan t değeri ise (t=0,202; p>0.05) olarak hesaplanmıştır. Hesaplanan bu değer beklenti boyutunda kız öğretmen adayları ile erkek öğretmen adaylarının ortalamaları arasındaki farkın 0.05 seviyesinde anlamlı olmadığını göstermektedir.

Öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumları babalarının eğitim durumuna göre farklılaşmakta mıdır?

Öğretmen adaylarının babalarının eğitim durumuna göre mükemmeliyetçi tutumları arasında farklılaşma durumları varyans analizi (F testi) ile analiz edilmiş olup analiz sonuçları Tablo 5 ve Tablo 6’de verilmiştir.

(33)

Tablo 5

Öğretmen Adaylarının Babalarının Eğitim Durumuna Göre Sayısal Dağılımları, Mükemmeliyetçi Tutum Puan Ortalamaları ve Standart Sapmaları

Baba Eğitim N X Std. Sapma

İlkokul 93 25,35 3,83 Ortaokul-Lise 94 24,89 4,00 Üniversite 98 24,21 4,13 Düzen Toplam 285 36,18 8,44 İlkokul 88 24,45 6,55 Ortaokul-Lise 94 23,58 6,35 Üniversite 98 23,31 6,01 Hata Toplam 285 23,79 6,35 İlkokul 88 13,85 3,39 Ortaokul-Lise 94 13,88 2,96 Üniversite 98 13,64 3,60 Şüphe Toplam 285 13,74 3,31 İlkokul 88 16,43 3,90 Ortaokul-Lise 94 16,39 3,86 Üniversite 98 15,20 4,88 Beklenti Toplam 285 16,02 4,25 İlkokul 88 8,94 3,31 Ortaokul-Lise 94 8,08 2,55 Üniversite 98 7,62 3,18 Eleştiri Toplam 285 8,23 3,11 İlkokul 88 20,71 4,37 Ortaokul-Lise 94 20,90 3,23 Üniversite 98 20,31 3,20 Standart Toplam 285 20,68 3,65 *p<0.05

Öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutum düzeyi düzen boyutunda, babası ilkokul mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 25.35, babası ortaokul-lise mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 24.89 ve babası üniversite mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 24.21 olarak bulunmuştur.

Hata boyutunda, babası ilkokul mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 24.45, babası ortaokul-lise mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 23.58 ve babası üniversite mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 23.31 olarak bulunmuştur.

(34)

Şüphe boyutunda, babası ilkokul mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 13.85, babası ortaokul-lise mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 13.88 ve babası üniversite mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 13.64 olarak bulunmuştur.

Beklenti boyutunda, babası ilkokul mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 16.43, babası ortaokul-lise mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 16.39 ve babası üniversite mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 15.20 olarak bulunmuştur

Eleştiri boyutunda, babası ilkokul mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 8.94, babası ortaokul-lise mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 8.08 ve babası üniversite mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 7.62 olarak bulunmuştur

Standart boyutunda, babası ilkokul mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 20.71, babası ortaokul-lise mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 20.90 ve babası üniversite mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 20.31 olarak bulunmuştur

Ortalamalar arasındaki farkın anlamlı olup olmadığı F testi ile analiz edilmiş olup analiz sonuçları Tablo 6’de verilmiştir.

(35)

Tablo 6

Öğretmen Adaylarının Babalarının Eğitim Durumlarına Göre Mükemmeliyetçi Tutum Puanlarına İlişkin F Testi Sonuçları

Varyansın

Kaynağı Toplamı Kareler df Kareler Ort. F p Gruplar Arası 29,391 4 7,34 Düzen Grup İçi 4434,272 280 15,83 0,464 0,762 Gruplar Arası 70,422 4 17,60 Hata Grup İçi 11416,364 280 40,77 0,432 0,786 Gruplar Arası 24,878 4 6,21 Şüphe Grup İçi 3103,424 280 11,08 0,561 0,691 Gruplar Arası 104,682 4 26,17 Beklenti Grup İçi 5041,094 280 18,00 1,454 0,217 Gruplar Arası 127,656 4 31,91 Eleştiri Grup İçi 2633,060 280 9,40 *3,394 0,010 Gruplar Arası 130,689 4 32,672 Standart Grup İçi 3648,420 279 13,077 *2,499 0,043 *p<0.05

Öğretmen adaylarının, babalarının eğitim durumlarına göre düzen boyutunda hesaplanan F değeri “0,464” (p>0,05), hata boyutunda hesaplanan F değeri “0,432” (p>0,05), şüphe boyutunda hesaplanan F değeri “0,561” (p>0,05), beklenti boyutunda hesaplanan F değeri “1,454” (p>0,05), eleştiri boyutunda hesaplanan F değeri “3,394” (p<0,05) ve standart boyutunda hesaplanan F değeri “2,499” (p<0,05)’tür. Bu sonuçlara göre düzen, hata, şüphe ve beklenti boyutlarında anlamlı bir fark bulunmazken, eleştiri ve standart boyutunda gruplar arasında 0.05 düzeyinde anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir.

Bu boyutlarda temel etkinin hangi değişkenden geldiğini belirlemek amacıyla Tukey testi uygulanmış ve sonuçlar Tablo 7’de verilmiştir.

(36)

Tablo 7

Öğretmen Adaylarının Babalarının Eğitim Durumuna Göre Mükemmeliyetçi Puan Ortalamalarının Karşılaştırılmasına İlişkin Tukey Testi Sonuçları.

Bağımlı Değişken (I) BABAEĞIT (J)BABAEĞIT Ortalamalar Arası Fark (I-J) p

Eleştiri İlkokul Üniversite 1,32213* 0,03

Standart İlkokul Ortaokul-lise Üniversite 5,95076* 6,35088* 0,043 0,025

*p<0.05

Tablo 7 incelendiğinde mükemmeliyetçi tutumun eleştiri boyutunda ortaya çıkan farkın babası ilkokul mezunu olan öğretmen adayları ile babası üniversite mezunu olan öğretmen adaylarının ortalamalarından kaynaklandığı görülmektedir. Bu sonuca göre babası ilkokul mezunu olan öğretmen adaylarının, babası üniversite mezunu olan öğretmen adaylarına oranla daha fazla eleştirel mükemmeliyetçi tutuma sahip oldukları bulunmuştur.

Standart boyutunda ortaya çıkan farkın babası ilkokul, ortaokul-lise ve üniversite mezunu olan öğretmen adaylarının ortalamalarından kaynaklandığı görülmektedir. Bu sonuca göre babası ilkokul mezunu olan öğretmen adaylarının, babası ortaokul-lise ve üniversite mezunu olan öğretmen adaylarına oranla daha fazla standart mükemmeliyetçi bir tutuma sahip oldukları bulunmuştur.

Öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutumları annelerinin eğitim durumuna göre farklılaşmakta mıdır?

Öğretmen adaylarının annelerinin eğitim durumuna göre mükemmeliyetçi tutumları arasında farklılaşma durumları varyans analizi (F testi) ile analiz edilmiş olup analiz sonuçları Tablo 8 ve Tablo 9’da verilmiştir.

Şekil

Tablo 8 incelendiğinde, öğretmen adaylarının mükemmeliyetçi tutum düzeyi düzen  boyutunda, annesi  ilkokul mezunu olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 24.71,  annesi ortaokul-lise mezunu  olan öğretmen adaylarının aritmetik ortalamaları 24.21 v
Tablo 10 incelendiğinde eleştiri boyutunda ortaya çıkan farkın annesi ilkokul mezunu  olan öğretmen adayları ile annesi ortaokul-lise ve üniversite mezunu olan öğretmen  adaylarının ortalamalarından kaynaklandığı görülmektedir

Referanslar

Benzer Belgeler

Sanayi ürünlerinden dayanıksız tüketim malı tanımına giren gıda gibi ürün- lerde yıllık fiyat artışları yüzde 14’e yaklaşırken, 2014’te talebi bir hayli

Bu çalışma, Fen Bilgisi ve Sınıf öğretmen adaylarının öğretmenlik mesleğine yönelik tutumlarını çeşitli değişkenler (cinsiyet, yaş aralığı, sınıf düzeyi, bölümü

Kıdvetü’l-‘ulemâ’ü’l-muhakkikîn Edirne’de Haremeyn-i Şerîfeyn Evkâfı müfettişi vekîli olan Mevlânâ Abdullah–zîde ‘ilmihu- tevkî‘-i refî‘-i

Many of the intelligent building systems however, are derived from either building automation technologies such as Profibus(R), American Society of Heating, Refrigerating

bilim adamı ve mutasavvıf gelmiş, buralarda ayrıca bahsedilen bölgelerle kültürel ve ticârî ilişkiler de gelişmiştir. yüzyılın ortalarından itibaren Gazne’ye

AraĢtırıcılar çeĢitlerin 1000 tane ağırlıklarının 39,4-44,8 g arasında değiĢtiğini, en yüksek 1000 tane ağırlığına Panda çeĢidinin (44.8 g) sahip

Sonuçta eğitim fakültesi mezunu olan öğretmenler ile genç öğretmenlerin olumlu yönde FeTeMM farkındalığı var iken, mesleki kıdemi fazla olan öğretmenler ve

Volvo first gives high importance to all employees and sees them as the value of the company. That's why they do refer to their information and exchange ideas. Great importance