Sanatçılarla
sohbet
Şahit Kayra
l * g
Cihat Burak:
Ben aslında cahil adamım
Konuşmayı yöneten: Cemal SüreyaGençlik Kitabevi 26 Nisan 1987
S
İNEKLİ Bakkal’da doğdum. 1915 ’de doğmuşum. Pazar gü nü. Dinienme günü. Olur mu? Doğduğumu natıriamıyorum. Dokuz aylık çocuk elbette hatırlamaz. Çocuklar dört yaşında doğmak. Doğunca kalkar annemin eiini öperdim mesela.•Hangi okullara g ittin iz ?
-Galatasaray'a. Okulu sevmedim. Hep ikmaie kaldım. Rekor kırdım. On dersten. O zamanlar Beşiktaş'ta Rum doktora gidip rapor alırdık. Bir kez yine rapor aldık. Sonra ne yapalım? Adli- yede Ağır Ceza da dava var. Gittik. Müdür yardımcısı yakala dı. işte rapor dedik. O da gazetede resmimizi gösterdi. O gün en ön sırada bizim resmimizi çekip gazeteye basmışlar.
-Resme nasıl, ne zaman başladınız?
-Aksaray'da. Güzel mahalleydi. Haşlanmış mısır, netva, ko nak, bahçe, sarmaşıklar. Özendirirdi ihsanı. Cihangir de olma dı. Bir gün Üsküdar'a Tunus Bağı'na gittim. Karacaahmet’e karşı. Şövaleyi kurdum. Önüme biri gelir. Git birader. Gitmez. Arkada polis. Buyur karakola dedi. Bevetendi. neden? Bende de hersey usulsüz. Askerlik yoklaması, filan yok. Kimsin? Mi mar? Neden harita yapıyorsun diye soruyorlar. Kafam kanştı. Bir daha gelmediler. Resimleri yırttık. Kırkaltı yıldır oraya gitme dim. Söz verdim. Ben söz verdim mi tutarım.
-Mimarlığı resme tercih etmeniz rastlantı mı?
-Evet. Deli Orhan gidelim dedi, gittik. Daha iyi. Akademiye gitseydim, şimdi bilgili ressam olacaktım. Bilgili mimar oidum s ma şimdi öyleleri var ki makine ile prole çiziyor. Bizi niye o kadar okuttular. O kadar çok ıztırap çektim.
-Sınıfta kaldınız mı?
-Kalmamazlık olur mu? Hakkım elbette.
-Paris’e gittiniz değil mi?
19531de Paris’e gittim. 1956’da döndüm. İlk resim sergim. 125 iiraya 50 kişilik kokteyl. Bütün sanat sevicileri.
-Sonra Sanat Kurumu oldu.
Ben bilmiyorum. Orhan Veli sevici derdi. Devlet gönaerme- d i Umurunda mı? Defterdarlık binasının duvarına resim yap- :ım. Ortalık ayağa kalktı, üanklem. işaret!... Az kaldı gürültüye gidiyordum.
-Öyküleriniz.
Edremit’te 35 liraya bir daktilo makinası aldım. Yazdığım öy küyü İstanbul’a gönderdim. Benim hikayemle Sevim Burak'ın hikayesi kazanmış. Birbirimizi tanımıyoruz. Sevim beş yıi, ön ce hakkı olmadan öldü.
-Resim hayat kazandırır mı?
Kazandırsa bile iş işten geçmiş. Zaten paraya da ihtiyacım yok. Ama galerilerin çoğalması iyi. Eskiden ne alan ne satan vardı.
-Müzik? Hangi kitapian okuyorsunuz?
-Arabesk müzikten iğreniyorum. Çalışırken müzik dinlemem. Aklım dağılıyor. Eskiden daha entelektüel kitaplar okurdum. Mal- iarme filan. Sonra baktım okuduğumu bir ay sonra anlıyorum. Şimdi tarih okuyorum. Evliya Çelebi. Benim entellektüel zekam daha ötesine gidemiyor. Baudelaire. Çok güzel. Ben aslında ca hil adamım. Cahil kaimak istiyorum. Kalabilirim. Fakat bırakmı
yorlar.
-İlk gençlik çağlannda gönül bağlan?
Olmaz olur mu? Neler çekmedik canım. Sınıflarda kaldım. Komşu kızlan. Rosalie, Betina... hâlâ Beyoğlu nda görüyorum zavallıları ama görmemezlikten geliyorum. Yoksa ayıp olur.
-Salt Faik’la anılannızdan söz eder misiniz?
-Sait Faik bizi emniyetten kurtardı. Komiser onun hikayeleri ni okurmuş.
-Günümüzde resim ekolu var mı?
Günümüzde ekol, grup yok. Dağınık. Eskiden mesela Çallı bir yaşam kültürünü aksettiriyordu. Ada’da şemsiyen hanımlar. Resim budur diyorlardı. Bence değil. Paris’te kalmadığıma bu nun için memnunum. Oriiinal şey gerek. Kanuni sergisi mese la. Batılı kendisinin kopyasını istemiyor. Orijinal kendi çağında yapılan şeydir. Ama resim bir beceri değildir.
-Nalf ressamlar?
Naif ressam kendini büyük ressam sanır. Gümrükçü Rous- seau gibi.
-Siz nasıl ressamsınız?
Ben kaçak ressamım. Öykülerim de öyle, Arabeskten nefret ederim ama ararsanız benim resimlerimde de bulunabilir. Ma reşal bere giydi. Üniforma ile. Ben de resmini yaptım. Görevimi yaptım. Boyuna nature-mort yapacak değiliz ya! Ben resmim de eğilime heves etmedim. Expresyonıst m i denir bilmem ki. Kendime göre bir şeyler yaptım. Resim eğitimim yok. İstediği m i yapanm. Kimse karışamaz.
-Müslümanlıkta resim var mı, yok mu?
Maide suresi var. Muhammet Kâbe deki Hıristiyan resimleri ne dokunmamış. Ötekileri kaldırmış. Potlan. Eğer Müslüman- lar resim yapsalardı an büyük resimleri çıkarırlardı
Akşam yavaş yavaş kararıyor. Biraz sonra herkes kalkacak. Cihat Burak da, kendi deyimi ile üçüncü sınıf meyhanelerden birine gidip bir tabak mantı yiyecek, bir küçük rakı içecek. Fe nerbahçe’deki evine dönecek. Düşünde renkli kuşlar, kocaman yuvarlak gözlü ve posbıyıklı kediler. .. ve güzel yaşanmış güzel değerlendirilmiş bir hayatın anılarıyla...
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi