HALK OYUNLARININ
KORUNMASININ ÖNEMİ
Ahmet ÇAKIR
G eleneksel dansların bozulması bana göre dansların doğal ortam ından alınarak sunî olan sahneye konul masıyla başlam ıştır.
İnsanlar; doğum, nişan, evlenme, festival, panayır, mevsimlik, dinî ve millî bayram larda vb. toplantılarda dans etm işlerdir. D em ek ki dans insan ların hayatında bir dönüm noktası olan ve dans edilm esine vesile olan o rtam lar d a oluşm uştur.
D ans edilen yer; insanların bilgi ve becerisini, ustalığını gösterdiği yer dir. Burası oyunların doğup büyüdüğü, geliştiği yerdir. İnsanların birbiriyle aynı duygu ve heyecanı taşıdığı, sevinçte ve tasada b erab er olduğu yer dir. Y ine burası ata m irası halk oyun larının öğrenilip, öğretildiği yerdir.
Folklorun kadrosu içinde yer alan halk oyunları, bilimsel m etod ve teknik lerle araştırılm aya başlandıktan sonra, birçok halk oyunu tespit edilmiştir. H alk oyunlarının oynandığı yerde (köy, kasaba, şehir vb.) oyuncu ön plândadır. B urada oyuncu kendisi için oyun oynar. O yunun zam anı yoktur.O yuncu yorula na kadar, beğenilm e kaygısı olm adan, bağımsız müziğin ritm ine göre içinden geldiği gibi oynar. A tasından ve çev resinden öğrendiği oyunu kendi duygu ve düşüncesine göre zorlam a olm adan, istediği zam an oyun oynar. Kendisini seyredeni düşünm ez. Dolayısıyla oyun oynayan da ve oyunda belli bir kural yoktur. H alk oyunları bu şekilde icra
edilirken oyunların çoğunda figür tek rarı vardır. Y ani m onotondur. Bu m o notonluğa rağm en halk oyunlarını seyreden yöre insanı (oyunun oynandığı köy, kasaba, şehirdeki insan) hiç sıkıl maz. Bıkm adan usanm adan bu oyun ları seyreder. O yundaki m onotonluk müzikte de vardır. D ans uzm anlan (koreograflar) oyunu ve müziği bu m onotonluktan ve fazla figür tek rarın d an kurtarm ak, geniş kitlelere halk oyunlarını tanıtm ak, sevdirm ek amacıyla sahneye'uyarlam aya başlam ış lardır. D oğal ortam ında serbest olan halk oyunu sahnede belli kurallara ve disipline bağlanm ıştır. Sahne kuralla rına göre günüm üzde (seyirci, ışık, dekor, makyaj, sahne dengesi, sahne trafiği) ayrıca oyunları seyretm eye gelen seyircinin beğenisini kazanm ak kaygısıyla halk oyunları ve ona eşlik eden m üzikler belli bir sıraya ve belli bir sistem e konm uştur. Bunları koyan lar da, halk oyunları uzm anı, koreog raflardır. Sahneye getirilen bu halk oyunları ilk zam anlarda gerek figür lerinden, gerekse oynanış form undan, kıyafet ve m üziğinden p ek fazla bir şey kaybetm em iştir.
A ncak zam anla bazı halk oyunları uzm anlarınca (korcograflarca) seyirci nin hoşuna gidecek bazı figürler ilâve edilmiş, bazı figürler çıkartılarak sahne düzenlem esi yapılmıştır.
İşte geleneksel halk oyunları bun d an sonra unutulm aya, yozlaşmaya ve kaybolmaya başlamış, yöresindeki in
sanlar tarafından tanınm az hale gel miştir. H alk oyunlarının bu hale gel m esine halk oyunları uzm anları (k o re ograflar) neden olm uşlardır. A ncak ge leneksel oyunların form larını değiştir m eden, özünde değişm e yapılm adan korunm ası için çaba sarfeden, özen gös teren koreografların olması da sevin diricidir.
E lb ette ki birçok insanın bir araya gelerek bir oyun m eydana getirm eleri m üm kün değildir. D em ek ki oyunu yapan (besteleyen) kişidir. Kişinin b e stelediği oyun diğer kişiler tarafından taklit edilerek halkın malı olur. Ö rneğin «eğlence yerinde kendini övmek, m aha retini gösterebilm ek için aslanla nasıl boğuştuğunu ve aslanın boğuşm a esna sında yaptığı hareketleri taklit ederek anlatmış, halk bu hareketleri benim se miş ve davul zurna, tabulgalar (kudüm ) eşliğinde müziğin ritm ine uyarak oyun oynamaya başlam ışlar, çeşitli vesileler le şenliklerde, panayırlarda, festival lerde halk oynayarak gittikçe yöre halkı tarafından beğenilen bu ovun aslan oyunu olarak ortaya çıkmıştır »
İlkel insanlar duygu ve düşün celerini anlatm ak için çevresindeki görebildiği canlı varlıkları çeşitli mimik ve vücut hareketleriyle taklit etmeye çalışmıştır. Bu mimik ve hareketler za m an içinde oyuna dönüşm üştür. İlkel insanlar güneşe, aya, suya, rüzgara, ateşe, dağa, hayvanlara tapmış, bunları kutsal tanım ış onları hoşnut etm ek, gönüllerini almak için ayinler yapmış ve oyunlar oynamıştır. Y ani hayatın bütün önemli dönem lerinde (düğün, nişan vb.) ilkel toplum lar oyun oyna m ışlardır. İlkel toplum larda hayatın önem li bir parçası olan oyun dini ayin lerd en doğm uş uzun m üddet dini m ahiyette kalmış, daha sonra din dışı
. 9
oyunlar haline gelmiştir."
D em ek ki, halk oyunlarının oyna nabilmesi için belli bir sebebin olması gerekiyor. İnsanlar durup dururken oyun oynam am ışlardır. İlk çağlarda oluşan oyun, başlangıçtaki oyunun m eydana gelişi (dini ayinler ve tö ren ler) nedenlerinden uzaklaşarak bugü ne gelinceye kadar çeşitli safhalardan geçerek (çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere geçiş, savaşlar göçler, sanayileşme vb.) değişime uğram ıştır. A ncak çeşitli evrim lerden geçmiş olan bugünkü halk oyunlarında, eski oyun ları'yansıtan izlere raslam ak m üm kün dür. Örneğin; A zerbaycan’da özellikle Bakü şehri yakınlarındaki G abustan m ağaralarında on bin yıl önce kayalar üzerinde çizilen elele tutuşarak oyun oynayan insan tasvirleri ile bugün yine bu bölgede ve T ürkiye’de ki «Yallı oyunu» , mevlevi tarikatına m ensup dervişlerin sem a oyunları, alevi ve bektaşilerin sem a (Samah, Z am ah) oyunları, hayvan taklidi oyunlar, ateş kültü ile ilgili oyunlar, savaşla ilgili oyunlar sayabiliriz.
İnsanları birbirine yaklaştıran, a r kadaşlığı, dostluğu, sevgiyi, saygıyı öğreten milli birlik ve beraberlik duy gularının gelişmesini sağlayan halk oyunlarıdır ve insan hayatında önemli bir yeri vardır.
1. A lım cı Ç A K IR : « U ygur T ü rk le rin d e O y n an an H ayvan M otifli H a lk O yunları» (yayınlanm am ış m akale)
2. F u a t K Ö P R Ü L Ü : « T ü rk E d eb iy atın ın M e n şei» A n k a ra 1986. s.50
3. E k b e r Y E Ş İL Y U R T : O n b in yıl ön cesin d en b ugüne T ü rk H alk O yunları. A n ad o lu F o lk lo ru D ergisi 1990 s.6, sayfa 15-16
Oyun; neşenin, sevincin ve haya tın kaynağıdır. İnsanı kötü düşünceler den arındıran maneviyatını güçlendiren ve aydm latan bir ışık gibidir. Biraz oyun oynam ak kişiyi hayata bağlar, huzura kavuşturur, dolayısıyla ona yaşam a gücü verir.
E flatun Y asalarda İnsanın en doğr :. ru yaşayışını tanım larken «oynar gibi yaşamalı, oyunlar oynamalı, şarkı söyle meli, dans etmeli, böylece tanrıların gönlü alınır ve insan kendini düşm an larına karşı savunur, yarışm a kaza nır.4» derk en oyunun insan hayatındaki önem ini dah a iyi vurgulam aktadır.
Oyun ve müzik millî duygunun en güçlü silahı olarak yüzyıllar boyunca toplum hayatının çeşitli yönleriyle bağlantısını koruyan başlıca gelenekler d en biridir.
H alk oyunlarından yararlanam ı- yan koreograflar, kendilerine göre yeni oyun türleri yazmışlar ve sahneye koym uşlardır. Ö rneğin: Çin H alk C um huriyetinde «Eşek Dansı», T ürkm enis tan ’d a «Pilav Dansı», Türkiye’de «Se lim Sırrı T arcan Zeybeği». Bunun sebe bi de ya ülkelerinde araştırılacak gele neksel halk oyunu kalm am ıştır yahut araştırılacak kadar zengin değildir veya araştırm a zahm etine girilmemiştir. H alkın duygu ve düşüncesi, heyecanı dışında yaratılan (bestelenen) oyunlar beğenilm em ektedir. Çünkü figür yaban cı oyun yabancı müzik yabancı hatta kıyafet yabancıdır. Z o rla kültürlem e «Transkültürasyon» olm az.5 :
«Y örenin adım yapısını, oyun geleneksel form unu, müzik ve kıyafet yapısını bilm eden, dah a doğrusu oyunun oynandığı yöreyi görm eden, yörede bilimsel araştırm a, derlem e
çalışması yapm adan yapılan bu çalış m alar konuya z arar verm iştir. Öyle ki H ans N aum ann’ın belirttiği gibi taklitçi olan halk, büyük şehirlerde yoz bir hale gelen bu oyunları taklit etmeye b aşlam ışlard ır.Ğ»
«H alk oyunları yöreleriyle, büyük şehirlerdeki farklılığın bir sebebi de oyun yörelerinde, kültürün değiş m esine paralel olarak, değişen oyunları takip edem eyen büyük şehirlerdeki koreografların yani (halk oyunları uz m anlarının) giderek yöreden ve yöre oyunlarından uzaklaşm asıdır.7»
G eleneksel halk oyunlarının değiş mesi kuşkusuz kaçınılm azdır. Değişm e m utlaka olacaktır. A ncak bu değişim oyunun özünde değil biçim de olm alıdır. D oğal ortam ından sahneye aktarılan halk oyunlarının otantikliğinden b ah set m emiz tabii ki m üm kün değildir. O yu nun sahne k u ralların ^ göre icra edil mesi gerekir.
H alk oyunları yerine koreograflar- ca türetilen yeni oyunları sahnelerde,- H alk O yunları derneklerince festival lerde, şehliklerde, yarışm alarda ve T V ’de devamlı gösterilm esi sonucunda halkın oynadığı halk oyunları unutul maya başlanmış, teşvik görm eyen halk oyunları kaybolma korkusuyla b aşbaşş kalmış ve kaynak kurum aya yüz tutm uştur
4. P ıo f. D r. M e tin A N D : O yun ve Bügü İstanbul 1974, s.17
5. B ozkurt G Ü V E N Ç : İnsan ve K ü ltü r İstan b u l. 1977. s.136
6. T ü rk e r E R O Ğ L U : T ü rk H a lk O y u n larının S ah n elen m esin d e K arşılaşılan P ro b le m le r Sem pozyum u B ildirileri A n k a ra , 1988, s.128
7.T ü rk e r E R O Ğ L U : a.g.e. s.128