• Sonuç bulunamadı

Özdemir Asaf

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Özdemir Asaf"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

-

i t

*

î

~

j h

ı*iJ

özci emir

HOTİB

Asal

OKTAY

AKBAL

«Yalnız adı okunduğunda 7 Okulda ya da yaşam­ da / Kimse / "Burda" / diyemez / Ama / Yok da...» Yıllardır görmüyordum. Ya da uzaktan bir gölge gibi geçip gidiyordu. İçkili yerlere, hele belirli içkili yerlere az gidenler Özdemir Asaf'a pek rastlayamazlar. Nerdeyse. tüm yaşamını İçki masalarında harcadı denebilir. Bu açıdan bakınca, Özdemir Asaf'ın elli yedi yıl bu çizgide yürüyebilmiş olması inanılmaz bir başarı sayılabilir. Ni- yeydi? Nedendi? Aradığı, umduğu, bulduğu, söylediği neydi İçki kadehlerinde? İyi. güzel işler kurardı, ama yü­ rümezdi bu İşler. Kepenkler kapanır, berşey yarıda ka- lakalırdı... İçkiye adanan bir ömür mü demeli? Ne ad vermeli, bir kişinin, hele iyi bir ozan niteliklerine, evreni­ ne sahip bir kişinin sağlığını, kendini bozuk para gibi harcamasına!..

Büyük bir yalnızlık boşluğu İçindeydi sanki... Yaşa­ mın her tadını, güzelliğini duyan bir İnsan olarak anım­ sıyorum gençlik dönemini... Tanıştığımızda on dokuz — yirmi yaşlarındaydık İkimiz de.. Liseden yeni çıkmış, ya­ zın tutkunu İki genç.. Yıl 1942... Bu sarışın delikanlı değişik, kimseye benzemez bir kişilikteydi. Soğuk bir kış günü Tophane rıhtımında karşılaştık. «Servetlfünun» cu Ihsan Tokgöz’ûn oenazesl Değlrmendere'ye götürü­ lecekti. bir motor aranıyordu. O sırada bu sarışın deli­ kanlı yanımıza yaklaşmıştı. Şiirler yazıyordu, adı da Ö z- demlr özdem. «Yedigün»ün şiir bölümünde dizeleri bu adla çıkmaktaymış. Bizimle geldi, İstanbul Kız Lisesinin ardındaki sokakta, Ahmet İhsan Basımevine, yani «Ser- vetifünun» dergisinin yönetim yerine... Geliş o geliş, ya­ şantıma bir girdi bir daha çıkmadı...

38 yılın tüm anıları bir anda yaşanır mı? Hele bu zaman parçasının en az yarısı ortak geçmişse, eş duy­ guların paylaşılmasıyla, eş heyecanlar, coşkular, umut­ lar, çalışmalarla geçmişse? Birbirimizin yaşamını etkile­ yerek geçmişse!.. «Anılar kuşlar gibidir, dal İster kona­ cak» diye yazmıştı Oktay Rıfat.. Bugün hiç bir dal yok anı kuşlarının konması İçin... Koparmışım bütün anı dal­ larımı. Belleğim bomboş. Yalnızca Özdemir Asaf'ın ki­ şiliği var, o kırklı yıllardaki coşkulu haller! var, şimdi de gidişinin açtığı boşluk, korkunç bir acı var. Bir de dizeler var... Bugün de var, yorın da... Bir ozan büsbü­ tün ölmüyor, bunu hekes bilir. Okundukça, o dizelerdeki ruh halleri yandaşlar tarafından bölüşüldükçe, dillerde yinelendikçe, anı defterlerine, sevi mektuplarına yazıl­ dıkça. ozanlar ölmez...

«Gözlerimizin önünde — ■ İlginç bir yaşam sürdür­ dü — Anlattı, dinledi, güldürdü — Ölümü düşünmüyor­ duk — Düşündürdü» diye yazmış... «Sapsarı saçlarım vardı aklaştı — Anılar üstüste bindi yükleştl — Bir bü­ yük oyunun sonu yaklaştı — Tüm yanan ışıklar sönü­ yor şimdi — Kimler yoktu kimler bizim kervanda — Birer bl rer İndi hepsi bir anda — Savrulduk sap saman biz bu harmanda — Bir gidiş yoluydu, dönüyor çıktı» diye yaz­ mış... «Duyguluysan İşin zor — Yaşamda yenlkslndir.» diye yazmış...

Hep şiir, dize. döş... Yaşamı bir düş sanmak! Klm- blilr belki de öyledir? Günü gelince düş gibi gelmiyor mu geçen zaman? Arkadaşlıklar, dostluklar, anılar... Bir bir geçip gidenleri anımsamak, bir düşü anımsamak gibi değil midir kİ? Yaşamımdan geçen sanatçı dostları düşününce, hele onların çoğunun bugün bu dünyada ol­ madığını da bilince, niye düş, hatta bir karabasan say­ mamalı bu büyük oyunu?.. Bir gün sona ereceğini her­ kesin daha İlk baştan bildiği bu büyük oyunu... Hangi bûvük oyun? Belki de cok küçük minicik bir oyun, tek düze birbirinin eşi, tatsız tuzsuz bir oyun! Onu anlam­ landıran, «büyük» gibi gösteren biziz. kendi yanılgıları-, mız, yalanlarımız!

Evet, Özdemir Asaf artık yok. Günlerdir biliyorduk bu sonucu. Umut bile olmuyor kimi zamon! Belki kurtu­ lur, belki yeniden yaşama döner, belki bu bir geçici has­ talıktır diyemiyoruz artık. Bilim kesin konuşuyor, acı, tatsız, acımasız... Sonuçlar önceden belli. Olsa olsa zor­ la bir «Dünya Kaçtı Gözüme». «Sen Sen Sen», «Bir Ka­ pı Önünde». «Yuvarlağın Köşeleri». «Yumuşaklıklar De­ ğil», «Nasılsın», «¿¡çekleri Yemeyin» ve son kitabı «Yalnızlık Paylaşılmaz»...

«Bir sevgiyi anlamak — Bir yaşam harcamaktır— Harcayacaksın» diyordu. Anlamak için harcadı o da ya­ şamını! Anlatmak, duyurmak için... Anlamasını, duyma­ sını bilenlere...

DÜZELTME: Dün bu köşede yeralan «Köşe Yazışımda rumuz yanlış çıkmıştır. Yazarın rumuzu Polat Pabucu- büyük olacaktır. Düzeltir, özür dileriz.

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

ji Bakanlığı’nca yürütülen Sanayi Tezleri (SANTEZ) projeleri, Maliye Bakanlığı’nca uygulanan Ar-Ge vergi teşvikleri, Hazine Müsteşarlığı tarafından sağlanan yatı-

spatül veya kaşıkla alınmalıdır. Aynı kaşık temizlenmeden başka bir madde içine sokulmamalıdır. Şişe kapakları hiçbir zaman alt tarafları ile masa üzerine

Bilgilendirme Formu Devredilen Primler Reasürans Anlaşması Komisyon, Hasarda Reasürör Payı Teklif Brüt Prim Komisyon Sigorta Sistemi R easüran s

EHLİYETİNDEN VAZGEÇEMEZ HİÇ KİMSE TAMAMEN VEYA KISMEN FİİL EHLİYETİNDEN VAZGEÇEMEZ HİÇ KİMSE ÖZGÜRLÜĞÜNÜ HUKUKA VE AHLAKA AYKIRI OLARAK SINIRLAYAMAZ HİÇ

Çıktığı yerler faz­ la besleyici olduğu için suyu ana Dicle- den daha b o l; çıktığı yerler yüksek ve Dicleye kavuştuğu yer aşağıda olduğu için

Bir dedikodu yazarı kendine özgü yarı kapalı imalarla bu garip davranışın altında o zatın aile hayatındaki bir ahenk­ sizliği sezer gibi oluyordu.. Bir

Frequency of Palliative Care Patients in a Second Level Intensive Care Unit: Retrospective Study İkinci Seviye Yoğun Bakım Ünitesinde Takip Edilen Palyatif Bakım

Hastaların demografik verileri, ameliyatların tipi ve süresi, perioperatif dönemde kullanılan aktif ısıtma yöntemleri, sıcaklık monitörizasyonu varlığı, pre ve