Derleme / Review FTR Bil Der J PMR Sci 2006;9(3):108-113
JEOTERMAL ENERJÝ VE BALNEOTERAPÝ UYGULAMALARI
Haluk Mergen1, Berna Erdoðmuþ Mergen2, A.Berkan Erdoðmuþ3
1 Celal Bayar Üniversitesi Eðitim Fakültesi Mediko Sosyal Polikliniði, Uzm.Dr., Manisa 2 Hürriyet 2.no'lu AÇSAP Merkezi, Uzm.Dr., Bursa
3 Ýzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Makina Mühendisliði Bölümü, Ýzmir ÖZET
Yeraltý sularý uzun yýllardýr kullanýlmasýna raðmen klinik sonuçlarýnýn bilimsel olarak araþtýrýlmasý yeni baþlamýþtýr. Termal sularýn banyo, içme veya inhalasyon yoluyla tedavi þekline balneoterapi (týbbi hidroloji, ter-mal tedavi veya spa) denmektedir. Balneoterapi, sýklýkla romatoloji ve fizik tedavide kullanýlmaktadýr. Kronik dejeneratif diz eklem osteoartriti, ankilozan spondilit, fibromyalji ve alt taraf felçlerinde yangýyý azaltma, pro-prioseptif duyu giriþini artýrma, aðrýyý ve hareket kýsýt-lamasýný azaltma, dengeyi saðlama açýsýndan yararlar saðlamaktadýr. Ayrýca bu hastalýðý çekenlerde yaþam kalitesi, fonksiyonel kapasiteyi ve morali arttýrmaktadýr. Termal sular sedatif etkileri nedeniyle de, fibromyalji ve psikosomatik hastalýklarýn tedavisinde baþarýyla kul-lanýlmaktadýr. Termal sularýn içilme yoluyla sindirim sistemi hastalýklarý ve böbrek taþlarýna iyi geldiði sap-tanmýþtýr. Balneoterapiye eklenmiþ diyet danýþmanlýðý, fizik tedavi, fitness, masaj, manipülasyon, su altýnda traksiyon, ultrasonik tedavi, kýzýlötesi veya kýsa dalga tedavisi, egzersiz, saðlýk eðitimi, regülasyon, stres azalt-ma, relaksasyon, rekreasyon ve eðlence aktiviteleri tedavinin etkinliðini arttýrmaktadýr. Balneoterapinin ciddi olarak antioksidan etkisi ve plazma homosistein düzeylerini arttýrdýðý gösterilmiþtir. Termal sularýn küratif ve tamamlayýcý tedavide kullanýlmasý hastalara binlerce yýldýr olduðu gibi yarar saðlayacaktýr. Termal sular birçok alanda olduðu gibi týpta da tedavi amaçlý kullanýlmaktadýr.
Anahtar Kelimeler: Jeotermal enerji, balneoterapi
SUMMARY
Geothermal waters have been using for a long time. Nevertheless, scientifically investigation of their clinical results started recently. Treatment by ways of baths, drinking and inhalation of thermal waters is called bal-neotherapy (also called medical hydrology, thermal therapy or spa). Balneotherapy is usually exerted in rheumatology and physical therapy. Usage of thermal waters in chronic degenerative knee osteoarthritis, anky-losing spondylitis, fibromyalgia and in lower extremity paralysis, decreases inflammation, pain, limitation of movement, increases proprioceptive entry and provides balance of the movement. Life quality, functional capac-ity and morale increased too. By means of its sedative effects, thermal waters are implemented in fibromyalgia and psychosomatic diseases. Thermal waters improved some gastrointestinal system disorders and renal stones by drinking it. Diet counseling, physical therapy, fit-ness, massage, manipulation, traction under water, ultrasonic, infrared or short wave therapy, exercise, health education, regulation, stress diminution, relax-ation, recreation and leisure activities added to bal-neotherapy increase its effectiveness. Its antioxidant and increasing plasma homocystein level are observed seri-ously. Usage of thermal waters in curative and comple-mentary therapy improves many patients as it does for thousands of years. Thermal water is used in various areas as in medicine for treatment.
Key Words: Geothermal energy, balneotherapy
Yazýþma Adresi / Correspondence Address:
Uzm.Dr.Haluk MERGEN, 153.Sok No:19/3 Ata Apt. 35040 Bornova-Ýzmir e-mail: [email protected]
GÝRÝÞ
Jeotermal enerji, yerin derinliklerinden gelen ýsý olarak tanýmlanabilir. Isý, yerkürenin merkezindeki sýcak bölgeden yeryüzüne doðru yayýlýr. Isý geçiþi derinlerde iletimle ve yeryüzüne yakýn yerlerde ise taþýnýmla gerçekleþir. Isý iletiminde kayaç ortam, ýsý taþýnýmýnda ise jeotermal akýþkan enerjinin aktarýl-masýnda önemli rol oynar. Beslenme havzalarýndan derine inen yaðmur sularýnýn derindeki sýcak kayaçlarla temasý ile ýsýnmasý ve daha sonra akifer-lerde toplanmasý sonucu jeotermal rezervuar oluþur. Rezervuarlar, çoðunlukla, geçirimsiz kayaç içeren tabakalarla örtülmüþtür. Geçirimsiz örtü tabakasý jeotermal akýþkanýn yeryüzüne kolayca ulaþmasýný engeller ve ayný zamanda rezervuar basýncýnýn korun-masýný saðlar (1).
Jeotermal akýþkan, bazý bölgelerde doðal kaçaklar-la taþýnýmkaçaklar-la yeryüzüne ukaçaklar-laþmaktadýr. Genelde sýcak jeotermal akýþkan kuyu ve üretim/enjeksiyon yön-temleri aracýlýðýyla yeryüzüne çýkarýlýr. Jeotermal akýþkan, sýcaklýðýna baðlý olarak, elektrik üretimi ve konut ýsýtmasý baþta olmak üzere, çeþitli endüstriyel ve tarýmsal uygulamalarýn dýþýnda kaplýca tedavisinde yaygýn olarak kullanýlmaktadýr.
Literatürde tabii sýcaklýklarý 20°C'nin üzerinde olan sular termal, sýcaklýklarý 20°C'nin üzerinde olup litrelerinde 1 gramýnýn üzerinde çözünmüþ mineral içeren sular ise termomineral olarak adlandýrýlmaktadýr. Bazý mineralleri en az deðerlerin üzerinde içeren özel balneolojik sular Tablo-1'de tanýmlanmýþtýr (2).
Herhangi bir özel su grubuna girmeyen ter-momineral sular, mikst sular diye sýnýflandýrýlýrlar ve bu sularda en sýk klorür (Cl-), sülfat (SO4-) ve bikar-bonat (HCO3-) anyonlarý, sodyum (Na+), kalsiyum (Ca+2) ve magnezyum (Mg+2) katyonlarý bulunur.
Mikst balneolojik sular içerdikleri iyonlardan baskýn olanlarýna göre isimlendirilirler. %20 milivalin üzerindeki düzeylerde taþýdýðý anyon ve katyonlar, o suya adýný verir. Toplam mineralizasyonu 1 g/L altýn-da, ancak doðal sýcaklýklarý 20°C'nin üzerinde olan balneolojik sular akratotermal, toplam mineralizasy-onu 1 g/L altýnda ve doðal sýcaklýklarý 20°C'nin altýnda olan sular akratopegal sular olarak isim-lendirilir. Termal, mineralli ve termomineralli sularýn bulunduðu yerlere bu sulardan yararlanmak amacýyla yapýlan hamamlara kaplýca denilir (3). Bu çalýþmada düþük sýcaklýktaki (30 - 40oC) jeotermal sularýn, fizik tedavi ve rehabilitasyon, romatoloji ve ortopedi bilim dallarýnda kullanýmýnýn insan saðlýðý üzerinde yarattýðý olumlu etkiler literatür taramasýy-la desteklenerek ortaya konmuþtur.
TERMAL SULARIN TARÝHÇESÝ
Termal sulardan eski çaðlardan beri yararlanýldýðý bil-inmektedir. Ýlk çaðlarda sularýn kutsallýk taþýdýðý, insanlara saðlýk, esenlik baðýþlayan gizli güçlerin sularý ýsýttýðý düþünülürdü. Koruyucu güçlerin yöne-timinde olduðu sanýlan termal sulara karþý ise özel bir saygý gösterilirdi. Bu sebeple termal sularýn bulunduðu alanlar korunur, yýlýn belli zamanlarýnda buralarda törenler, þölenler düzenlenirdi. Termal sular ile ilgili ilk eserde M.Ö. 5. yüzyýlda yaþayan Hippokrates tarafýndan yazýlmýþtý. Eski Yunan ve Roma dönemlerinde de termal sularýn önemini koruduðu, gizli güçleri olduðu inancýnýn devam ettiði görülür. Roma lejyonlarýnýn savaþ öncesi güçlenmek için kaplýcaya gitmeleri, savaþ sonrasýnda yaralarýný bu kaplýcalarda tedavi etmeleri bunun önemli bir kanýtýdýr. Ortaçað'da kýsa bir süre gözden düþen termal sular, 17. yüzyýldan itibaren Avrupa'da giderek yaygýnlaþmýþ, saðlýklý yaþamýn vazgeçilmez
Tablo-I
Özel balneolojik sulardaki mineraller için eþik deðerler(2).
Özel balneolojik sular Mineraller için en az ( eþik ) deðerleri
Karbondioksitli 1 gr/L üzerinde çözünmüþ serbest CO2 içerir.
Tuzlu 1 gr/L üzerinde tuz ( NaCl ) içerir. Tuzlalar 14 gr/L üzerinde tuz ( NaCl ) içerir.
Radonlu 666 Bg/L veya 18 nanocurie/L üzerinde radon ýþýnýmý içerir. Radyumlu 107 mg/L üzerinde radyum ýþýnýmý içerir.
Kükürtlü 1 mg/L üzerinde -2 deðerlikli kükürt içerir. Ýyotlu 1 mg/L üzerinde iyot içeren içerir. Florürlü 1 mg/L üzerinde florür içeren içerir. Demirli 20 mg/L üzerinde +2 deðerlikli demir içerir.
110 JEOTERMAL ENERJÝ VE BALNEOTERAPÝ, Mergen
bir parçasý haline gelmiþlerdir. Akla gelebilecek her türlü hastalýðýn termal sularla tedavi edilebileceðine inanýlmaktadýr. Ýçerdikleri minerallere göre sular sýnýflandýrýlmýþ, hangi hastalýklarda, hangi bölgel-erdeki sulara gidileceðinin listesi yapýlmýþtýr. 18. yüzyýlda, sularýn tedavi edici incelemesi yapan Théophile de Bordeu (1722-1776), týbbi hidrolojinin temelini atmýþtýr. Türkler, Anadolu'ya geçtikten sonra, kýsa zamanda buradaki kaplýca ve içmece sularýnýn imarý ve kullanýmlarýna büyük önem ver-miþlerdir (4).
TERMAL SULARIN TEDAVÝ AMAÇLI KULLANIMI
Kaplýca tedavileri sýrasýnda doðal tedavi unsurlarýnýn týbbi deðerlendirmesine göre þu yöntemler kullanýlýr: balneoterapi, klimaterapi, balneoklimaterapi, fizik tedavi ve rehabilitasyon, medikal tedavi, psikoterapi ve diðer psikiyatrik yöntemler, ve destek uygulamalar (3).
Balneoterapi; termomineral sular, peloidler ve gazlar gibi doðal tedavi unsurlarýnýn banyo, içme ve soluma yöntemleri ile kür tarzýnda tedavi amaçlý kul-lanýmýný ifade eder. Klimaterapi, açýk hava banyolarý, arazi kürleri, helioterapi ve diðer klimaterapi yöntem-lerini içerirken, balneoklimaterapi ise balneoterapi ve klimaterapi yöntemlerinin bir arada kullanýldýðý yön-temleri anlatmada kullanýlýr. Fizik tedavi ve rehabili-tasyon, elektroterapi, egzersiz tedavileri, ergoterapi, masaj ve diðer yöntemleri, medikal tedavi ise kaplýca tedavisi sýrasýnda hastaya lokal veya sistemik olarak uygulanan ilaç tedavisi yöntemini anlatýr (3).
Lindal diyagramýna istinaden 40-50oC sýcaklýk aralýðýndaki jeotermal akýþkanýn balneolojik bany-olarda kullanýldýðý söylenebilir (5). Balneoterapi, yüzyýllar boyunca özellikle Avrupa ve Asya'da tedavi ve eðlenme amaçlý olarak kullanýlmýþtýr. Daha saðlýk-lý olmak için balneoterapi, medikal hidroloji veya ter-mal tedavi olarak da bilinen SPA ve diðer fiziksel tedavi biçimleri üzerine artan eðilim, bu konunun 20. Yüzyýlýn sonlarýna doðru tanýnmasýný arttýr-mýþtýr. Latince "Salus Per Aquam" yani "sudan gelen saðlýk" deyiþinin kýsaltmasý olan "Spa"nýn aslýnda Waloon kökenli (eski Belçika Dillerinden) bir kelime olduðu ve "çeþme" anlamýna geldiði bilinmektedir. 16.yy'da tedavi edici özelliði saptanan bir termal su kaynaðý "spa" adlý bir Belçika köyünde bulunmuþtur (6). Su terapisi "spa" sayesinde ferahlamak, stresten arýnmak ve ayný zamanda da daha saðlýklý bir cilde
sahip olmak mümkün olmaktadýr. Bu tedavi modalitelerini destekleyici bilimsel veri toplanmasý-na henüz daha yeni baþlanmýþtýr. Geçmiþte sýklýkla özel kaynak ve laboratuarlar tarafýndan yapýlan araþtýrmalar, çýkar iliþkisi saðladýðý için güvenilir olmamýþtýr. Bu yaklaþýmlarýn en faydalý yönlerinden birisi tedavi veya kürlerin bir saðlýk yardýmcýsý tarafýndan uygulanabilirliðidir. Bu paramedikal tedavi sýklýkla kronik hastalýklarda (romatolojik, nörolojik özellikle alt tarafý tutan pek çok hastalýk) diðer çeþit sular ve fizik tedavinin de yardýmýyla önemli bir yarar saðlayýcý özelliði vardýr (7).
Balneoterapinin etkileri esas olarak su sýcaklýðý ve hidrostatik basýnca baðlýdýr ve etkileri 5 alt baþlýkta toplanabilir:
1. Vücudun tamamýný 34-37 oC sýcaklýðýndaki suya daldýrmanýn sakinleþtirici ve kuru halde aðrýlý harekette kolaylaþtýrýcý kontraktür çözücü etkisi vardýr;
2. Su eklem hareketlerini kolaylaþtýrarak dejenerasy-ona uðramýþ ve kýrýlgan osteoartiküler yapýlar düzeyinde mekanik kýsýtlamalarý azaltýr. Gerçekte, göbek düzeyine kadar suya dalma vücudun toplam aðýrlýðýnýn % 50'si kadar fleme, omuzlara kadar dalma ise % 90 kadar hafi-fleme saðlar;
3. Su, özellikle kaldýrma kuvvetine karþý koyan vücutsal hareketlere karþý bir direnç uygulamak-tadýr. Su tarafýndan saðlanan bu direnç quadri-cepsler gibi bazý kas gruplarýný incelemek için kullanýlabilir;
4. Hidrostatik basýnç dalma halinde vücudun pro-priyoseptif duyularýný ve vücut þeklinin algýlan-masýný arttýrmaktadýr. Su içine dalma sadece koruyucu bir çevre olmasýnýn dýþýnda görsel ölçü-leri de deðiþtirerek duyusal-motor yeniden düzen-lenmeyi ateþlemektedir.
5. Daha önce sadece yer çekimine karþý mobilize olurken vücudun hareket serbestisi veya alýþýk olunan aðrýlar çekmeden yürüyebilme olasýlýðý yeniden öðrenmenin daha sonraki aþamalarý açýsýndan büyük psikolojik önemi vardýr. Balneoterapinin pek çok endikasyon kemik ve eklem tutulmasýnda yeri vardýr. Ortopedi ve Travmatoloji'de balneoterapinin, hareketin baþlatýl-ma erkinin toparlanbaþlatýl-masý ve az bir kýsýtlabaþlatýl-ma ile beraber yürümenin motor þemasýnýn erken kazanýl-masý gibi iki esas amacý vardýr. Ayrýca tam hareketsi-zlikten tam destekli harekete ilerleyici geçiþi saðla-maktadýr.
Romatoloji'de balneoterapi, birim eklem basýnçlarý azaltmak istendiði zaman ve bir eklemi hareket ettirerek kas çalýþmasý beklendiði zaman kul-lanýlýr. Belli baþlý endikasyonlarý kalçanýn aseptik nekrozu, alt ekstremitelerin algonörodistrofileri, kok-sartroz, iltihabi romatizma ve özellikle romatoid poliartritlerdir.
Endikasyonu çok sayýda olmasýna karþýn kon-trendikasyonlar göreceli olarak daha azdýr ve bal-noterapinin etkinlik kanýtlarýnýn ortaya konmasý için yeterli deðildir. Literatür taramasý yapýldýðýnda, bal-neoterapinin insan saðlýðý üzerindeki yararlarýnýn ampirik yollarla ortaya çýktýðý anlaþýlmaktadýr. Balneoterapinin etkinliði klasik endikasyonlarý olan artroz veya poliartrit varlýðýnda özellikle bildirilmek-tedir. Balneoterapinin, kronik dejeneratif diz osteoar-triti hastalarýnda aðrýyý belirgin oranda azalttýðý Visual Analogue Scale [VAS] ve Western Ontario McMaster Osteoarthritis Index [WOMAC] ile; yaþam kalitesini arttýrdýðý Nottingham Health Profile [NHP] ile; fonksiyonel kapasiteyi WOMAC Functional Capacity & WOMAC Global Index ile arttýrdýðý saptanmýþtýr (8). Baþka bir çalýþmada, osteoartritte kullanýlan balneoterapinin, Lequesne Fonksiyonel Ýndeksi, hasta ve doktor Hastalýk Ciddiyet Skoru'nda iyileþme saðlarken ayrýca non-steroid antienflamatuar ilaç ve analjezik tüketiminde belirgin azalma saðladýðý istatistiksel olarak saptan-mýþtýr (9).
Kuru ortam ile havuz ortamý arasýnda hareket-lerin biyomekanik bileþkehareket-lerinin karþýlaþtýrýldýðý baþka bir çalýþmada su içinde kaslarýn harekete teþvikinin propriyoseptif giriþi arttýrdýðý ve az bir yük ile daha iyi denge saðlandýðý saptanmýþtýr (10).
Tek baþýna balneoterapi, balneoterapi ve non-steroid antienflamatuar ilaç (NSAÝ) (1000 mg/gün) ve tek baþýna NSAÝ ilaç kullanýmlarýnýn (1000 mg/gün) karþýlaþtýrýldýðý 61 Ankilozan Spondilit hastasýnýn bulunduðu baþka bir çalýþmada, balneoter-api 3 hafta süreyle haftada 5 gün günde 20 dk. süreyle uygulanmýþtýr. Göðüs geniþlemesi, tek baþýna bal-neoterapi tedavi modalitesinde anlamlý bulun-muþken sabah sertliði, balneoterapi ve NSAÝ tedavisinde daha anlamlý þekilde azalmýþtýr. 1. ve 2. grup tedavilerinde sabah aðrýsý, gece aðrýsý, sabah sertliði süresi, hastanýn genel durumu, oksiput-duvar mesafesi, göðüs geniþlemesi, parmak-yer mesafesi ve fonksiyonel indeksin 3. grup tedaviye göre sadece NSAÝ alanlarda daha anlamlý olarak düzeldiði
saptan-mýþtýr. Ayrýca klinik olarak yeterli düzelme tek bir balneoterapi seansý ile dahi saðlanmaktadýr (11).
Fibromyaljide balneoterapinin etkinliði; akupunktur, biyoyararlaným, relaksasyon, mýknatýs tedavisi, homeopati, botanik yaðlar, antosyanidin, diyet deðiþikliði, magnezyum desteði gibi bitkisel ve besinsel takviye ve masaj tedavisi kadar kanýtlan-mýþtýr (12).
Dermatoloji bu tedavi yöntemini belki de en eski kullanan branþlardan birisidir. Doðal mineral ve ter-mal sularýn iyileþtirici özellikleri Antik Çað'dan bu yana bilene gelmektedir. Islak ve kuru uygulama, deniz suyu banyosu, safran banyosu, pek çok papüloskuamöz ve ekzamatöz hastalýða iyi gelmekte-dir. Hepsi yüzyýllarca dermatolojik tedavinin ana þekillerindendir. 1800'lü yýllarda Avrupa suyla tedavinin önemi ortaya çýktýktan sonra Amerika Birleþik Devletleri'nin New York, Boston gibi þehirlerine de yayýldý. Pek çok SPA kozmetik açýdan en az kozmetik cerrahi gibi yararlýdýr. SPA tedavi-lerinin yararlarýnýn ana anahtarý personelin becerisi, diyet danýþmanlýðý, fizik tedavi, fitness ve masaj, manipülasyon, su altýnda traksiyon, ultrasonik tedavi, kýzýlötesi veya kýsa dalga tedavisi, egzersiz, saðlýk eðitimi, regülasyon, stres azaltma, relaksasyon, rekreasyon ve eðlence aktiviteleri gibi diðer faktör-lerin uygulanmasýyla iliþkilidir (6,13).
Balneoterapide kullanýlan sulardaki selenoenzim-ler, prostoglandin ve lökotrien gibi araþidonik asit türevlerinin sentezini kontrol etmesi bakýmýndan yangýsal durumlarda önem taþýmaktadýr. Bu yüzden selenyumdan zengin termal sular psöriasis vulgaris gibi otoimmün kaynaklý hastalýklarda oldukça etki-lidir. Yangýsal reaksiyonlarýn düzenlenmesinde oli-goelementlerin önemi selenyumdan zengin kaynak sularýyla bir kere daha kanýtlanmýþtýr (14).
Ýster oksijen olsun azot temelli olsun serbest radikalleri vücuttan uzaklaþtýran antioksidan sistem üzerine balneoterapinin düzenleyici etkisi vardýr. Bunun etkisinin sebebi henüz bulunamamýþ olsa da, termal sularýn anti-oksidan sistem üzerine olumlu etkisi saptanmýþtýr. Bender ve ark. tarafýndan yapýlan araþtýrmada, tek bir balneoterapi seansýndan sonra dahi, süper oksit dismütaz, katalaz, glutatyon per-oksidaz enzimlerinde anlamlý düþüþlerin olduðu sap-tanmýþtýr (15). Grabski ve ark., sülfirik termal sularýn süperoksid dismütaz enziminde anlamlý düþüþ görüldüðünü belirtmiþlerdir (16). Leibetseder ve ark., sülfürik banyolarýn plazma homosistein seviyelerini
112
arttýrdýðýný saptamýþ ve bunun anti-oksidan enzim sistemi için yararlý olduðunu belirtmiþtir (17).
Japonya'da 3341 çalýþan üzerinde yapýlan bir çalýþmada, SPA'nýn fizik ve mental kapasitede art-maya yol açtýðý saptanmýþtýr. SPA uygulama sýklýðý azaldýkça kadýn ve erkekler için uyku kalitesinde azal-ma ve erkeklerde hastalýk izin süresinde artazal-ma olduðu saptanmýþtýr (18). Psikosomatik hastalýklarda balneoterapi oldukça yararlý olabilir (19). Psikosomatik hastalýklarda termal tedavilere hastanýn eðilimleri ve arzularýný ortaya koymak için iklim tedavisinin eklenmesi daha yararlý sonuçlar doðura-bilir (20).
Balneoterapinin muhtemel kullaným alanlarý arasýnda kardiyovasküler, sindirim sistemi ve metab-olizma hastalýklarý da yer almaktadýr (19). Özellikle sindirim sisteminin fonksiyonel sorunlarý için bazý maden sularý aðýzdan verilmektedir. Maden suyu, idiyopatik kronik konstipasyon, irritabl kolon sendromu ve biliyer diskinezilerde kullanýlabilir. Maden sularýndaki analiz edildiðinde; salso-sülfat-alkali, bikarbonati sülfati bikarbonat-sülfat-salso-sülfat-alkali, sülfat-bikarbonat tuzlarý içermektedir (21).
Traklar (M.Ö. 3000) ve Roma Ýmparatorluðu zamanýndan günümüze, termal banyolar ve maden suyu içerek böbrek taþlarý baþarýyla tedavi edildiði bildirilmektedir (22). Ayrýca Edirne Ýlinde bulunan pek çok kaplýcada karaciðer, mide, deri, böbrek taþý, konstipasyon, soðuk algýnlýðý, eklem hastalýklarýnýn iyileþtiði yýllýklarda sabittir (4).
Ülkemiz, önemli bir jeotermal kuþak üzerinde olup, sýcaklýklarý 20-110oC, debileri de 2-500 lt/sn arasýnda deðiþebilen 1300 dolayýnda termal (jeoter-mal) kaynaða sahiptir. Kaynak zenginliði açýsýndan dünyada ilk 7 ülke arasýnda yer almaktadýr. Gerek kaynak zenginliði, gerekse termal sularýn debi, sýcak-lýk, çeþitli fiziksel ve kimyasal özellikleri ile Avrupa'daki termal sulardan üstün niteliklerde olduðu belirtilmektedir. Türkiye'deki termal sular doðal çýkýþlý ve bol su verimlidir, eriyik maden deðeri yüksek, kükürt, radon ve tuz bakýmýndan zengindir, birçoðu deniz kýyýsýnda, bir kýsmý ise orta yükseklik-te daðlýk ve ormanlýk bölgelerde yer almakta, kaynak kullanýmý açýsýndan çeþitlilik saðlamaktadýr. Termal turizm (kaplýca) amaçlý kullanýmlar göz önüne alýndýðýnda ülkemizdeki jeotermal enerji kapasitenin 402 MW olduðu ifade edilmektedir. Termal turizm tesislerinin Balçova, Çeþme, Yalova, Afyon-Ömer-Sandýklý, Gönen, Haymana, Havza ve Bolu'da yoðun-laþtýðý görülmektedir.
SONUÇ
Geçmiþte insanoðlunun enerji kaynaklarýný savur-ganlýkla harcamýþ olmasýndan dolayý günümüzde enerji kýsýtlýlýðý oldukça önem arz eden bir sorundur. Jeotermal enerji ise yeraltýnýn bize bedava saðladýðý enerji, üretim ve saðlýk dolu bir imkandýr. Düþük sýcaklýklý uygun kimyasal bileþime sahip termal kay-naklarýmýzýn tedavi amaçlý kullanýmýnýn arttýrýlmasý konusunun önemi açýktýr. Ayný þekilde yüksek sýcak-lýklý rezervuarlardan elde edilen jeotermal akýþkanýn uygun amaçlar için kullanýldýktan sonra yeraltýna reenjeksiyonu öncesinde tedavi amaçlý tesislerde kul-lanýlmasý, sýcaklýðýnýn düþürülmesi yoluyla jeotermal kaynaklarýn mevcut enerji potansiyellerinden tama-men yararlanmýþ olunur.
KAYNAKLAR
1. Satman A, Jeotermal Enerjinin Doðasý, Jeotermal Enerji Semineri, TESKON 2001.
2. Karagülle MZ, Doðan MB. Kaplýca Týbbý ve Türkiye Kaplýca Rehberi, Ýstanbul, Nobel Týp Kitabevleri, Mart 2002.
3. 24.07.2001 tarihli 24472 sayýlý Kaplýcalar Yönetmeliði. 4. Gökçe N. Edirne Vilayet Sâlnamelerine Göre
Osmanlýlar Döneminde Edirne'nin Sýcak Su ile Tedavi Merkezleri. Trakya Üniv. Týp Fak. Derg., 2005, 22(2): 110-16.
5. Dickson MH, Fanelli M. Geothermal Energy, Baffins Lane, Chichester, West Sussex, John Wiley & Sons, 1995.
6. Sukenik S, Flusser D, Abu-Shakra M. The Role of Spa Therapy in Various Rheumatic Diseases. Rheumatic Disease Clinics of North America, 1999, 25(4) 1: 883-97.
7. Mayoux-Benhamou MA. La Balnéothérapie. Annales de Réadaptation et de Médecine Physique, 2006, 49 (1): 44-5.
8. Evcik D, Kavuncu V, Yeter A, Yiðit I. The Efficacy of Balneotherapy and Mud-Pack Therapy in Patients with Knee Osteoarthritis. Joint Bone Spine, In Press, Uncorrected Proof, Available online 29 November 2006.
9. Tishler M, Rosenberg O, Levy O, Elias I, Amit-Vazina M. The Effect of Balneotherapy on Osteoarthritis. Is an Intermittent Regimen Effective? European Journal of Internal Medicine, 2004, 15(2): 93-96.
10. Berger L, Martinie P, Livain T, Bergeau J, Rougier P. Effets Ýmmédiats de Séances de Rééducation des Membres Inférieurs par Balneotherapie sur Le Contrôle de L'équilibre. Annales de Réadaptation et de Médecine Physique, 2006, 49(1): 37-43.
11. Yurtkuran MM, Ay A, Karakoç Y. Effet Bénéfique de la Balnéothérapie sur L'évolution Clinique dans la Spondylarthrite Ankylosante. Revue du Rhumatisme, 2005, 72 (7): 621-627.
12. Holdcraft LC, Assefi N, Buchwald D. Complementary and Alternative Medicine in Fibromyalgia and Related Syndromes. Best Practice & Research Clinical Rheumatology, 2003, 17(4): 667-83.
13. Millikan LE. Unapproved Treatments or Indications in Dermatology: Physical Therapy Including Balneotherapy. Clinics in Dermatology, 2000, 18(1): 125-29.
14. Pinton J, Friden H, Kettaneh-Wold N, Wold S, Dréno B, Richard A, Rougier A, Bieber T. Clinical and Biological Effects of A Selenium-Rich Thermal Water on Psoriasis Vulgaris. Journal of the European Academy of Dermatology and Venereology, 1995, 5: 147.
15. Bendler I, Bariska J, Vaghy R, Gomez R, Kovacs I. Effects of Balneotherapy on the Antioxidant System- A Controlled Pilot Study. Archives of Medical Research, 2007, 8(1): 86-9.
16. Grabski M, Wozakowska-Kaplon B, Kedziora J. Hydrogen Sulfide Water Balneum Effect on Erthyrocite Superoxide Dismutase Activity in Patients with Rheumatoid Arthritis in vitro Study. Przegl Lek, 2004, 61: 1405-09.
17. Leibetser V, Strauss-Blasche G, Holzer F, Mark HW, Ekmekçioðlu C. Improving Homocysteine Levels Through Balneotherapy: Effects of Sulfur Baths. Clinica Chimica Acta, 2004, 343 (1-2): 105-11. 18. Sekine M, Nasermoaddeli A, Wang H, Kanayama H,
Kagamimori S. Spa Resort Use and Health-Related Quality of Life, Sleep, Sickness Absence and Hospital Admission: the Japanese Civil Servants Study. Complementary Therapies in Medicine, 2006, 14(2): 133-43.
19. Grossi F, Gurgo AM. Ecology and Thermal Parks in the Context of the Environment Psychological and Possible Therapeutic Aspects: Trends in Medicine. Clin. Ter., 1995, 146(12): 781-92.
20. Balsamo V, Sirtori PG, Miani A, Mauro F, Alberti G, Grassi G, Roione G. Climate and Psychosomatic Medicine. Clin. Ter. 1991, 139 (1-2): 41-4.
21. Grossi F, Scalabrino A. Thermal Therapy of Functional Dyskinesias of the Alimentary Tract. Clin. Ter. 1997, 148(3):105-15.
22. Nenov D, Nenov V, Lazarov G, Tchepilev A. Treatment of Renal Stones in Bulgaria in Ancient Times ('Hissarya Baths'). Am J Nephrol., 1999, 19(2): 163-4.