T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ
TEMEL İSLAM BİLİMLERİ ANABİLİM DALI
KELAM BİLİM DALI
BATIDAKİ GELENEKSELCİ EKOLÜN KELAMİ
KONULARA YAKLAŞIMI- RENÉ GUÉNON VE
FRITHJOF SCHUON ÖRNEĞİ
NURULLAH KOLTAŞ
DOKTORA TEZİ
Danışman
Prof. Dr. Şerafeddin Gölcük
Konya‐2009
T.C. SELÇUK ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü
Bu tezin proje safhasından sonuçlanmasına kadarki bütün süreçlerde bilimsel etiğe ve akademik kurallara özenle riayet edildiğini, tez içindeki bütün bilgilerin etik davranış ve akademik kurallar çerçevesinde elde edilerek sunulduğunu, ayrıca tez yazım kurallarına uygun olarak hazırlanan bu çalışmada başkalarının eserlerinden yararlanılması durumunda bilimsel kurallara uygun olarak atıf yapıldığını bildiririm.
Nurullah Koltaş
T.C.
SELÇUK ÜNİVERSİTESİ
Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü
DOKTORA TEZİ KABUL FORMU
Nurullah Koltaş tarafından hazırlanan Batıdaki Gelenekselci Ekolün Kelami Konulara Yaklaşımı- René Guénon ve Frithjof Schuon Örneği başlıklı bu çalışma 9 /11/2009 tarihinde yapılan savunma sınavı sonucunda oybirliği/oyçokluğu ile başarılı bulunarak, jürimiz tarafından doktora tezi olarak kabul edilmiştir.
Prof. Dr. Şerafeddin Gölcük Başkan İmza Prof. Dr. Süleyman Toprak Üye İmza Prof. Dr. Hüsamettin Erdem Üye İmza Prof. Dr. Ramazan Altıntaş Üye İmza Prof. Dr. Abdulgaffar Aslan Üye İmza
Batıdaki Gelenekselci (traditionalist) ekolün kelamın ana konularına yaklaşımı kelam ilmi çerçevesinde bir kaç açıdan zorlama bir çalışma olarak algılanabilir. Ne var ki ekol mensuplarının eserleri arasından dilimize ancak yayın alanında daha fazla okuyucuya ulaşabilme kaygısı ve eserlerin hem dil hem de muhteva olarak yoğunlukları hasebiyle anlaşılır olamama endişesi ülkemizde bu ekole mensup müellif ve mütefekkirlerin yalnızca tasavvufi düşünceleri ve ihtidalarını tanıtmakla sınırlı kalmıştır. Onların Batının bağrında neşv-ü nema bulmuş olan modernizmin ve onun getirilerinin neredeyse profan bir düşünce iklimi oluşturma gayretlerine karşı kelamcıların müdafa kabilinden yapmış oldukları çalışmalara benzer çabalarını bize hatırlatmaktadır. Gelenekselci ekole mensup düşünürlerin ve yapmış oldukları çalışmaların çokluğu konuyu ekolün başat iki temsilcisi olan Réne Guénon ve Frithjof Schuon misallerinin temel alınıp bu iki zattan alınan misallerden hareketle bu ekolün kelamın ana konularına dair yaklaşımları hakkında genel bir fikir edinebilme ihtimali daha isabetli kılmaktadır. Zira gelenekselci ekolün mensupları sadece müslümanlardan oluşmamakta, farklı dini geleneklere mensup düşünürleri bünyesinde barındırmaktadır. Réne Guénon ve Frithjof Schuon’un kelamın ana konularıyla alakalı tespitleri çalışmamızın içeriği açısından daha geniş bir bakış sunabilmesi açısından fayda kesbetmektedir.
Çalışmamız üç ana bölümden mürekkep olup ilk bölüm Gelenekselci Ekole dair genel bir izahattan sonra Réne Guénon ve Frithjof Schuon’un tarihçe-i hayatları ele alınmıştır. Bu verileri elde ederken mümkün olduğunca birinci elden veriler üzerinde durduk ve ekole mensup düşünürlerin yazmış oldukları eserler, Gelenekselci Ekolün yaşayan bireyleriyle yapılan söyleşiler onların hayatlarına dair daha açık bir bakış açısı elde etmeyi mümkün kıldı. Özellikle Gelenekselci Ekolün yaşayan en büyük temsilcisi İran asıllı mütefekkir Seyyid Hüseyin Nasr’la yüzyüze yapılan fikir teatileri bize genelde Gelenekselci Ekolle özelde ise Ekolün İslam’a ve Kelam ilmine dair yaklaşımlarını anlamada anahtar işlevi gördü. Merhum Frithjof Schuon’un eşi Bayan Catherine Schuon bu büyük üstadın hayat hikâyesi ve
tecrübelerine ulaşmada birincil bir kaynak olarak katkıda bulundu. Çalışmanın ikinci bölümünde ekolün ve bu iki düşünürün İslam entelektüel düşüncesi üzerine tesirlerini ve ortaya koydukları ürünleri ele almaya çalıştık. Üçüncü bölümde ise İslam kelamının bazı ana konularını kısa bir biçimde özetlendikten sonra gelenekselci ekol düşünürleriyle Réne Guénon ve Frithjof Schuon’un bu meselelere dair serdetmiş oldukları fikirler aktarıldı.
Çalışmamıza başlarken bu iki düşünür ve ekole mensup diğer düşünürlerin kaleme almış oldukları eser ve makaleleri edindik ve çalışmaları sadece atıflar ve üçüncü ağızdan beyanlar üzerine değil de birinci ağızdan inceleme fırsatı bulduk. Bu esnada bir yayınevinin isteği üzerine William Chittick’in kaleme almış olduğu “The Essential Seyyed Hussein Nasr” ve Seyyid Hüseyin kaleme almış olduğu “The Essential Frithjof” isimli iki geniş hacimli eseri tercüme ettik. Daha sonra Frithjof Schuon’un “Echoes of Perennial Wisdom” isimli eserini, Jean- Louis Michon ve Roger Gaetani’nin Gelenekselci Ekole bağlı düşünürlerin yazılarından yapılan bir derleme olan “Sufism-Love&Wisdom” isimli eserlerini ve Martin Lings’in “A Sufi Saint of Twentieth Century” isimli eserlerini tercüme etme fırsatı bulduk. Tüm bu tercümeler Gelenekselci Ekole bağlı düşünürlerin düşünce dünyalarına dair genel bir resim elde etme imkânı verdi.
Gelenekselci ekole mensup düşünürlerin eserleri farklı mütercimler tarafından tercüme edildiği için dil açısından bazı kavramların farklı şekilde tercüme edilmeleri kolay anlaşılabilirlik açısından bir mânia olarak görünmektedir. Bu meyanda orta bir yol takip etmeye gayret ettik.
Dünya genelinde daha ziyade Hint mistisizmi ve Kuzey Afrika yerlileri üzerine yapmış oldukları izahlarla öne çıkan bu mütefekkirlerin İslam düşünce ikliminin ana unsurlarından olan kelam ilmine dair düşünceleri umarız ekolün düşüncelerinin anlaşılmasında yardımcı olur.
Dışarıdan bakan birisi için konunun ehemmiyeti belirgin gibi görünmese de üzerinde çalıştığımız bu ekolü tanıyan ve bizi bu konu üzerinde çalışmaya
yönlendiren, çıkmaza girdiğimiz her dem sabır ve gayret telkin eden danışmanımız Prof. Dr. Şerafeddin Gölcük’e, Prof. Dr. Süleyman Toprak’a, Prof. Dr. Hüsameddin Erdem’e, Prof Dr. Ramazan Altıntaş’a, Prof. Dr. Abdülgaffar Aslan’a, çalışma süresince önerilerini esirgemeyen üstad Seyyid Hüseyin Nasr’a, ihtiyaç duyduğumuz kıymetli bilgi ve belgeleri sağlayan Bayan Catherine Schuon’a, çalışmamızda emeği geçen diğer tüm hocalarımıza teşekkürü borç biliriz.
Nurullah Koltaş İstanbul, 2009
ÖZET
Sanayi devrimi sonrasında Batı insanının içine düştüğü keşmekeş onun dine yönelik zayıf halde bulunan temayüllerini daha da uzak kılmış ve profan alan dini alanı ihata etmiştir. İnsanlığa asırlarca ışık tutan dini geleneklerin özünde mukim olan ezelî hikmet Batı insanını girdiği darboğazdan çıkarma imkânına sahip yegâne reçetedir. Batı insanıyla alakalı yapılan bu tespitler elbette bir genelleme olup zikredilen ezelî hikmete vasıl olmaya matuf hararetli gayretler göze çarpmaktadır. Dinin handiyse arkaplana itildiği bu kesif devrede Gelenekselci (Traditionalist) ismiyle maruf bir oluşum tarih sahnesine çıkar. Gelenekselci ifadesi elbette yeni bir kavram değildir. Ancak Gelenekselci Ekol tarafından sistemleştirilmiş ve ilkeleri daha uygulanır bir hale gelmiştir. Bu ekolün büyük temsilcileri bir Fransız mütefekkir ve mutasavvıf olan Rene Guénon, Hint Metafiziğinin büyük bir temsilcisi olan Ananda Kentish Coomaraswamy, İsviçre ve Alman asıllı bir ressam, şair, mütefekkir ve mutasavvıf olan Frithjof Schuon’dur. Gelenekselci ekolün mensupları elbette ismi geçen mütefekkirlerle sınırlı değildir. Yakınlarda vefat eden bir İngiliz edip, mütefekkir ve mutasavvıf olan Martin Lings, Huston Smith ve ekolün şu an hayatta olup en fazla ürün ortaya koyan İran asıllı mütefekkir Seyyid Hüseyin Nasr Gelenekselci Ekolün en tesirli sözcüleri arasındadır.
Gelenekselci Ekol dinlerin özünde mukim olan ve suretler değişse de kendisi değişmeyen Ezelî Hikmetin (Perennial Wisdom) insanı asli haline (primordial state) döndüreceği ve modernizmin ona yüklemiş olduğu tüm nakıslık ve şerleri de defedeceği fikrinden hareketle dinlerin özünde bulunan bu asli hakikati araştırmaktadır.
Gelenekselci Ekol mensupları arasında her gelenekten düşünürler var olsa da baskın olan görüş İslam dini çerçevesinde olup Kelami (theological), Metafiziki (Metaphysical) ve Tasavvufi (Islamic esoterism) görüşler bize bu ekole mensup olan mütefekkirlerin yüzeysel bir yaklaşımdan ziyade özlü ve derinliğine çıkarımlarda bulunduklarını göstermektedir.
Ekolün başat iki sözcüsü olan Réne Guénon ve Frithjof Schuon Gelenekselci Ekolü hakkıyla temsile yetkin iki mütefekkir olup derin dilsel, metafiziki, kelami, felsefi ve sanatsal kabiliyetlerini bu görüşleri anlaşılır kılmada azami gayret göstermişlerdir. Bu iki büyük şahsiyetin kaleme almış oldukları kitap ve makaleler ekolün sadece devirsel bir oluşum olmaktan çok ciddi bir disipline dönüşmesine imkân vermiştir.
Bu çalışma Gelenekselci Ekolle alakalı olarak bilinenlerin yanında onların İslam Kelamına dair ortaya koymuş oldukları düşünceleri de eklemeyi hedefleyen bir çalışma olmuştur.
SUMMARY
Beginning with The Industrial Revolution, the confusion in which the Western man fell let him leave the the tendencies those have already been weak even before that era and profane plane invaded that of the religion. The Perennial Wisdom which resides in the very substance of various traditions that illuminated humanity for ages is the only remedy to save the Western man from the dig he fell in. These considerations made about the Westrn an in fact are generalisations. Since, there are many efficiaus efforts executed to reach the Perennial Wisdom. In this period in which the religion is almost forced to remain at the background, an intellectual group of wise men appear in the scene of history called The Traditionalists. The expression Traditionalist is of surely not a new concept. However, it was systematized and its principles became more concrete to be applied by their followers. Among the great spokesmen of this school are a French philosopher, contemplative and sufi Réne Guénon, a great representative of Indian Metaphysics Ananda Kentish Coomaraswamy, a Swiss and German artist, poet, comtemplative and sufi Frithjof Schuon. The followers of this school are of course not limited with the aforementioned figures. An english contemplative and sufi Martin Lings, Huston Smith and Persian sage Seyyid Hussein Nasr who produced intellectual products more than the other members of this school are the most effective representatives of Traditionalist School.
Traditionalist School believes that only Perennial Wisdom, which resides within the substance of each religion and which never changes despite the changes of the forms, would transform man into his primordial state and purify him from all contingencies and evil deeds. From the starting point of this purification, the try to search the primordial truth living in the very core of religions.
Despite the fact that there are members from all traditions, the dominant views are within Islamic framework. The theological, metaphysical and sufi thoughts
indicate that the followers of this school make quintessential and deep intellectual deduction rather than superficial approaches.
The two pioneer spokesmen of the school, Réne Guénon and Frithjof Schuon are two authoritive contemplators who represent the Traditionalist School and exerted their utmost efforts and made use of their theological, philosophical and intellectual abilities to make these very thoughts more comprehensible and clear for the minds of people in West and East. The books and articles belonging to these two intellectual wise figures enabled the Traditionalist Shool to become a serious discipline rather than a group belongs only to a limited period.
This dissertation aimed to add additional information about the theological views belonging to the members of Traditionalist School to the understanding already known concerning this school.
ÖNSÖZ ... i
ÖZET ... iv
SUMMARY ... vi
İÇİNDEKİLER ... 1
GİRİŞ ... 3
İslam Düşünce Tarihinde Gelenekselci ve Modern Din Anlayışlarına Bir Bakış ... 3
BİRİNCİ BÖLÜM- GELENEKSELCİ EKOL VE BU EKOLE BAĞLI DÜŞÜNÜRLER ... 5
1.1. GELENEKSELCİEKOL(TRADITIONALISTSCHOOL)VEGELENEKSELCİLER (TRADITIONALISTS) ... 6
1.2. ... RENE GUÉNON’UN (Şeyh Abdülvahid Yahya) HAYATI, DÜŞÜNCELERİ VE ESERLERİ ... 12
1.2.1. RENE GUÉNON’UN ENTELEKTÜEL DÜNYASI ... 17
1.2.2. GUÉNON TARAFINDAN KALEME ALINAN ESERLER ... 20
1.3. .... FRITHJOF SCHUON’UN (Şeyh İsa Nureddin El-Alavi) HAYATI, DÜŞÜNCELERİ VE ESERLERİ ... 26
1.3.1. FRITHJOF SCHUON’UN ENTELEKTÜEL DÜNYASI ... 31
1.3.2. SCHUON VE SOPHIA PERENNIS ... 32
1.3.3. DİNLERİN AŞKIN BİRLİĞİ ... 35
1.3.4. DİNLERİN ÇEŞİTLİLİĞİ VE VAHY ... 39
1.3.5. FRİTHJOF SCHUON TARAFINDAN KALEME ALINAN ESERLER ... 42
1.4.DİĞER GELENEKSELCİLER... 58
1.5GELENEKSELCİ EKOL VE TASAVVUF ... 61
İKİNCİ BÖLÜM - GELENEKSELCİ EKOLÜN KELÂM’IN ANA KONULARINA DAİR GÖRÜŞLERİ ... 71 2.1. BİRDİNİHTİYACI ... 72 2.2.İLAHİYAT(THEOLOGY) ... 74 2.2.1. ONTOLOJİ (VARLIK BİLİM) ... 75 2.2.2. BİLGİ TEORİSİ (EPİSTEMOLOJİ)... 81 2.2.3. ALLAH GERÇEĞİ ... 89
2.2.4. ALLAH’IN VARLIĞIYLA ALAKALI DELİLLER... 95
2.2.4.1. ONTOLOJİK DELİL (VARLIK DELİLİ) ... 95
2.2.4.2. KOZMOLOJİK DELİL ... 99
2.2.5. ALLAH’IN VARLIĞI VE SIFATLARI ... 104
2.2.6. VARLIK VE ÂLEM ... 108 2.2.6.1. CEVHER VE ARAZ ... 108 2.2.6.2. MADDE ... 110 2.2.7. İNSANVE FİİLLERİ ... 113 2.2.7.1. İRADE ... 113 2.2.7.2. HÂLK-KESB ... 119 2.2.7.3. HÜSN-KUBH ... 124 2.2.7.4. TEKLİF ... 130 2.3.NÜBÜVVET (PROFETOLOJİ) ... 132 2.3.1. RESÛL/NEBÎ ... 132
2.3.2. PEYGAMBERLERİN GÖNDERİLİŞİ ... 144 2.4.SEM’İYYÂT ... 151 2.4.1. MELEKİYAT (ANJELOJİ) ... 151 2.4.2. MELEKLERİN MAHİYETİ ... 152 2.5. AHİRET (ESKATOLOJİ) ... 160 SONUÇ VE DEĞERLENDİRME ... 168 ÖNERİLER ... 171 KAYNAKÇA ... 172
GELENEKSELCİEKOLMENSUPLARINAAİTGÖRSELLER ... 182
GİRİŞ
İslam Düşünce Tarihinde Gelenekselci ve Modern Din Anlayışlarına Bir Bakış
Kelam ilmi “deliller” ve “ilkeler” ilmi olarak tavsif edilmiş olup dinin ameli açıdan füruat olarak isimlendirilen önemli ancak ayrıntısal yanlarından ziyade akide dediğimiz inanç esaslarını asli kaynaklardan delillendirme ve çıkarım yoluyla tespit eden ve bu esasları tatbik etmede zihinde herhangi bir şüpheye mahal bırakmayacak denli sistemleştiren bir disiplindir. Hz. Peygamber’in (S.A.V.) yaşamış olduğu Asr-ı Saadette inananların karşılaştığı güçlükler bizatihi Allah Resulü tarafından izale edilmiş ve hem Kur’an-ı Kerim hem de Resulullah’ın Sünnet-i Seniyye’si, inananlar için adeta bir kılavuz işlevi görmüştür. Bu dönem sonrasında vuku bulan fetihler ve fethedilen yeni beldelerdeki dini ve içtimai hayat İslam toplumunun ayırt edici hususiyetlerinden farklı olunca fethedilen toplumlarda insanların zihinlerindeki akidevi meseleler tabiri caizse revize edilmek durumunda kalınmıştır. O toplumlardaki insanların bu yeni dine ve dinin yaşadığı/yaşatıldığı toplumdaki düşünce sistemine entegre oluşlarını kolaylaştırma, marazlı zihinlerin önyargılarını kırma ve akideye dair meseleri hem yeni dinin iç dinamiklerinden hem de bu dinamikleri teyid kabilinden evrensel olarak kabul edilmiş kaidelerin de kullanımıyla bir müdafa ve tasdik eylemi olarak kelami çalışmaların temeli atılmıştır.
Bu dış oluşumlar yanında Allah Resulü ve O’nun raşid halifelerinin ahirete irtihalleri akabinde kimi siyasi ve fikri ayrılıklar baş göstermiş ve İslam toplumundaki tefrikalaşmanın önüne geçilmesi için bir standardizasyon denilmese de eldeki sahih kaynakların derlenmesi ve tespiti ihtiyacı hâsıl olmuştur. O dönem karşılaşılan ve İslam toplumunun henüz tanıştığı farklı gelenek ve kaynaklar, müdafanın biçim ve biçemine ya da suret ve muhtevasına da aksetmiştir. Muarızın silahıyla mukabelede bulunma esasıyla müdafada bulunan İslam düşünce ekolleri
kendi asli dinamikleri yanında karşı tarafın kaynaklarını irdelemede ve bunları İslam düşünce sisteminin süzgecinden geçirmede azami gayret sarfetmişlerdir. Dolayısıyla basite irca kabilinden salt kendi düşünce ikliminde dolaşma yerine naklin rehberliğinde aklın da bir vasıta olarak devreye girmesi insanların zihinlerinin ihtiyaç duyduğu verilere ulaşmayı mümkün kılmıştır. Her daim yinelenen sırat-ı müstakim üzre olma, orta yolu ve itidali takip etme düsturuyla kelam ekolleri İslam düşüncesinin entelektüel cihetini gözler önüne serecek çalışmalara imza atmışlardır.
Kelam ekolleri zihni kargaşa zamanlarında insanların hayatlarını daha kolay yaşanır kılma adına asli bir işlev görmüş ve görmektedir. Günümüzde Batı insanında İslam’a yönelik bir meyil gözlemlenmekte olup hem inananların hem de inanmayanların zihinlerinde oluşabilecek pürüzleri giderme adına çalışmalar yapılması zaruret kesbetmektedir. Bu meyanda Batıda yetişmiş olan ve ihtida eden düşünürlere hayli büyük görevler düşmektedir. Böylesi bir vazifeyi ifa adına Gelenekselci (Traditionalist) Ekol felsefeden metafiziğe, kozmolojiden kelama kadar birçok alanda faydalı çalışmalar ortaya koymuş ve insanların İslam’la alakalı düşüncelerine farklı pencereler açmaya matuf gayretler sergilemişlerdir. Batıdaki Gelenekselci Ekolün kelamın ana konularına dair görüşlerine geçmezden evvel bu ekole ve mensuplarına dair genel bir izahatta bulunmamız icab etmektedir.
BİRİNCİ BÖLÜM- GELENEKSELCİ EKOL VE BU EKOLE BAĞLI DÜŞÜNÜRLER
1.1. GELENEKSELCİ EKOL (TRADITIONALIST SCHOOL) VE
GELENEKSELCİLER (TRADITIONALISTS)
Batıda İslam’la alakalı telakkiler, 19. asırdan itibaren Gelenekselci (Traditionalist) Ekol’ün temsilcileri özellikle de karşılaştırmalı dinler alanında sahneye çıkana kadar Doğu Edebiyatından yapılan tercümeler, Kuzey Afrika’dan özellikle Avrupa’ya gelen Müslümanların ve Rönesans’ta belli bir birikim sağlamış
olan klasik eserlerden kalan izler bağlamında değerlendirilmekteydi1. Toplumdaki
hedefsizlik ve vahiyden ya da kadim hikmetten kopuş sebebiyle girilen darboğazda René Guénon, A.K. Coomaraswamy, Frithjof Schuon ve takipçilerinin sundukları reçete, değişmez ve ezelî (perennial) hikemî bir (sapiential) düşünüş ve de buna uygun yaşama olmuştur.
Gelenekselci Ekol mensuplarının sürekli olarak atıfta bulundukları gelenek (tradition) ifadesinin kelimenin gündelik dildeki kullanımında ortaya çıkan galatla, yani görenekle (custom) özdeşleşen anlamla karıştırılmaması gerekmektedir. Ekolün temsilcilerinden Lord Northbourne’a göre “Gelenek, kelimenin hakiki anlamını kullanacak olursak, medeniyeti Vahye bağlayan zincirdir”2.
Gelenek salt zihni bir seviyede kullanılabilecek bir ifade olmayıp sayısız
değeri ifade etmektedir3. Sözgelimi Philosophia Perennis, Lex Aeterna, Hagia
Sophia, Dinu’l Hakk, Akalika Dhamma ve Sanatana Dharma vb4 birçok isimle anılagelen gelenek, her daim aynı kalan ve zamanı aşan bir hikmeti ifade eder. Bu
1 Nurullah Koltaş, Batıda Tradisyonalizm, Keşkül, Ocak 2003, sayı 3, s. 26-29. 2 Lord Northbourne, Religion in the Modern World, J.M. Dent, Londra 1963, s. 34.
3 Roger Lipsey, Coomaraswamy: His Life and Work , Studies in Comparative Religion, s. 66.
4 Kenneth Oldmeadow, Traditionalism, Sri Lanka Institude of Traditional Studies yay, Colombo, 2000, s. 58-70.
hikmetle alakalı olarak Aziz Augustine “yaratılmamış hikmet her daim olduğu ve olacağı gibi şimdi de aynıdır”5 demektedir.
Rene Guénon “gelenek” ifadesiyle herkesin dile getirdiği geleneği kastetmemektedir. Bir tarihçi olmayan ve farklı tarihi geleneklerle de alakadar olmayan Guénon’dan sonraki Gelenekselciler, geleneğe “çeşitli dini ve manevi
miraslara zaman içre tecelli” ettiği şekliyle atıfta bulunurlar6. Sonraki
Gelenekselcilere göre insanüstü bir menşee sahip gerçekliklere ait bir nakil kanalıdır gelenek7.
Bu hususla alakalı olarak ekolün önemli bir mensubu olan Marco Pallis “beşeri kökenin fevkindeki söz konusu ilkelerin arızî ihtiyaçlara tatbikinden sadır olan suretlerin kullanımı yoluyla beyanı” 8 şeklinde bir tespitte bulunur. Bu meyanda Guénon zikredilen “insanüstü” nizamın bazı unsurlarına havi olmaksızın asla hakiki
gelenekten söz edilemeyeceğini ifade etmektedir9. Dolayısıyla bir medeniyetin
gelenek addedilmesi, ancak o medeniyetin müteal (trancendent-aşkın) bir doktrine bağlı olmak yanında doktrinin öngördüğü ilkelerin de bilfiil tatbikini
gerektirmektedir10. Guénon’a göre gelenek asla yukarıda bahsi geçen anlam
kargaşası sonucu törelere indirgenemez, zira bu nevi bir anlayış ekolün gelenekselin (traditional) vahye dayalı olması şeklindeki olmazsa olmazını yok eder. Her ne kadar örfte geleneksel olandan kırıntılar olabilse de örfte yansıyanların menşei insanlar
5 S. Radhakrishnan: “Fragments of a Confession”, P.A. Schilpp (ed) The Philosophy of Sarvepalli Radhakrishnan, Tudor, NY 1952, s. 80.
6 René Guénon, La Gnose 1909, W. Perry ed., A Treasury of Traditional Wisdom, s. 20. 7 Oldmeadow, Traditionalism. s. 61.
8 Marco Pallis, The Way and the Mountain, Peter Owen, Londra 1960, s. 103.
9 René Guénon, Niceliğin Egemenliği ve Çağın Alametleri, Çev. Mahmut Kanık, İz Yay., İstanbul 1990, s. 248-249.
10 René Guénon, Doğu Düşüncesi, çev. Fevzi Lütfi Topaçoğlu, Yeryüzü Yayınları İstanbul 1980, s. 79.
tarafından daha az bilinir veya hatırlanır durumdadır. Bu bağlamda Guénon’a göre
gelenekle medeniyetin aynı olduğunu zikretmek fayda kesbetmektedir11.
Gelenek yazılı olduğu kadar sözlü de olabilir. Lügatte “intikal eden” anlamına gelen bu terim, bazı sosyolojik literatürde tüm medeniyetlerde hayati öneme sahip hikemî (sapiential) unsur olarak gözden kaçırılmaktadır. Gelenek ve medeniyetin yukarıda değinilen benzerliği veya “özdeşliği” Doğu için geçerli olup Guénon için Doğulu her medeniyet gelenekseldir. Batı medeniyeti ise muhafaza
ettiği “dinî unsur” dışında geleneksel vasfını neredeyse yitirmiştir12. Bu
dünyevileşmenin getirisi olarak da toplum gitgide asli kimliğinden uzaklaşmış ve toplumu oluşturan bireyler aşılması güç bir çıkmaza girmiştir.
Söz konusu İslam olunca gelenek iki yönde mütalaa edilir: dini cihet -ki
Guénon’a göre sosyal kurumlar dine dayanır- ve metafiziki cihet13. Ortaçağ
Avrupa’sında ancak sınırlamalar söz konusudur. Hint Medeniyetinde sahihliğini muhafaza etmiş bir metafizik mevcuttur. Ekolün Hint medeniyetine sıkça atıfta bulunmaları bu meyanda değerlendirilebilir. Zira Hint Medeniyeti kadim kimliğini yer yer muhafazada başarılı olabilmiştir. Bu kadim unsurlar bünyelerinde geleneksel öğretileri en canlı biçimde aktarabilmiştir. İslam medeniyetiyle Hint medeniyetinin farkı ise ilkindeki dini bakış açısının ikincisinde olmayışı sebebiyle her şeyin metafiziki düzleme tabi oluşudur.
Gelenekselci Ekolün yaşayan en tesirli temsilcisi Seyyid Hüseyin Nasr’a göre Gelenekselci Ekolün başat temsilcileri Guénon, Schuon, Burchardt ve Lings her sahih dini geleneğin havi olduğu Hakikatten bahsetmektedirler ve bu Hakikatle ona dair unsurları reddeden modernizme karşı çıkmaktadırlar. Elbette gelenekselci ekolün mesajı Nasr’a göre yalnızca İslam’a dayalı değildir ve ancak “kuvvetli olarak
11 René Guénon, Niceliğin Egemenliği ve Çağın Alametleri, s. 248; Modern Dünyanın Bunalımı, Çev. Nabi Avcı, Yeryüzü Yay., İstanbul 1986, s. 39; Seyyid Hüseyin Nasr, Bilgi ve Kutsal, s. 87.
12 René Guénon, Doğu Düşüncesi, s. 75-76. 13 A.g.e., s. 77.
İslam geleneği ve bu geleneğe bağlılık” mesajlarının temelini oluşturmaktadır14. Zira Ekolün sözcüleri arasında Rene Guénon, Frithjof Schuon, Titus Burckhardt, Martin Lings gibi Müslüman mütefekkirler yanında Ananda Kentish Coomaraswamy, Leo Schaya, Marco Pallis gibi diğer dinlere mensup olan mütefekkirler de mevcuttur. Söylemlerindeki İslami temel içinse S. Hüseyin Nasr İslam’ın vahiy zincirinin son ve mükemmel halkası oluşu sebebiyle insanlık tarihinde gelen vahiyler bütününün hülasası vasfına sahip olduğunu ifade eder. Dolayısıyla bu hulasa oluş her dinin asıl cevheri olan “asli Hakikat” e rücudur. Yakın tarihi ve bağlılarının ihtimamıyla İslam’ın deruni boyutu titizlikle korunmuş ve sahihliğini yitirmemiştir. Bunda
Allah’ın onu koruma vaadi de unutulmamalıdır. 15
İslami kaynaklarda “Dinü’l Fıtra” ve “Dinü’l Hanif” eşanlamlı addedildiğinden Nasr’a göre “Ezelî Din” (Religio Perennis) ve “Ezelî Hikmet” (Philosophia Perennis) adı geçen Değişmez ve Bozulmaz Hakikatin bir “tasdiki”dir16. Marco Pallis’e göreyse geleneğin olduğu yerde şu dört şey de vardır:
vahiy, ondan neşet eden bereket, uygulandığında insanın vahyi gerçekleştirmesini
mümkün kılan ispat ve geleneği bir medeniyet kılacak olan doktrin, sanat, bilim ve diğer unsurlar17.
Seyyid Hüseyin Nasr Gelenekselci Ekolün “bin yıllık dini geleneklerin merkezinde bulunan metafiziki akidelere dayandığını” ifade ettikten sonra bunu ilk formüle eden şahsın Rene Guénon ve daha sonra Ananda Kentish Coomaraswamy olduğunu ilave eder. Bu şahısların izah ettiği geleneksel öğretinin kalbinde zaman ve mekân tanımayan, ezelî, ebedi ve evrensel hikmet bulunmaktadır. Bu hikmet daha sonra Frithjof Schuon tarafından en mükemmel biçimiyle ortaya konmuştur. Bu perspektifi paylaşan tanınmış birtakım bilginlerin arasında mesela Huston Smith
14 Seyyid Hüseyin Nasr, Söyleşiler, İnsan Yayınları 1996, İstanbul, s. 49. 15 Hicr, 15/9.
16 Age, s. 50.
Amerika’da bu ekolün mensupları arasında en çok bilinenidir”18. Martin Lings ise
Tradisyonalist (Gelenekselci) Ekol söz konusu olduğunda insanları dünyevi olandan kutsal olana yönelten üç bilge kişinin akla geldiğini ifade etmektedir; Réne Guénon,
Frithjof Schuon ve Ananda Kentish Coomaraswamy. 19 Bu üçlü, kadim efsaneleri ve
kutsal kitapları irdeleyip daimi surette ortak bir aşkın dile sahip olduklarını ifade etmişler ve aynı ortak dili kullanmışlardır. 20
Nasr’a göre Gelenekselci düşünce hangi dilde ifade edilirse edilsin dinlerin menşeinin Kadim-i Mutlak olduğunu vurgular. Suretleri ne olursa olsun dinlerin merkezinde bulunan religio perennis (ezelî din), ya da religio cordis (kalbî din) sahih
her dinin merkezinde zuhur etmiştir.21 Kuran-ı Kerim’de de beyan olunduğu üzere
farklı devir ve dönemlerde farklı toplumlara peygamberler gönderilmiştir.22
Schuon’a göre “tüm devirlerde ve ülkelerde vahiyler, dinler ve hikmetler var olmuştur; gelenek insanlığın bir parçasıdır, tıpkı insanın geleneğin bir parçası oluşu gibi”23.
Ekolün sözcülerinden Martin Lings’e göre “zaman zaman bir Vahiy Sonsuzluk Deryasından sınırlı dünyamızın kıyılarına büyük bir med-cezir gibi akar”… “zaman zaman”; bu tefsir gerektiren bir basite ircadır, zira böylesi bir dalganın menşei ve menzili arasında hiçbir ortak ölçü bulunmamaktadır, faniliği gizemli olarak Ezelî olanın iştirakine bağlıdır, tıpkı sonsuzluğun Ebedi olanın iştirakine bağlı oluşu gibi. Ezelî olarak ilkin bu dünyaya tarihteki belli bir anda
18 Seyyid Hüseyin Nasr, Makaleler I, İnsan Yayınları 1995, İstanbul, s. 30-31.
19 Martin Lings, Onbirinci Saat Modern Dünyanın Manevi Bunalımı, çev. Ufuk Uyan, İnsan Yayınları 1998, İstanbul, s.101-102.
20 R.Livingston, Geleneksel Edebiyat Teorisi, çev. Nejat Özdemiroğlu, 1998, İstanbul: İnsan Yayınları, s.12.
21 Seyyid Hüseyin Nasr, a.g.e., s. 34. 22 Nahl, 16/36.
23 Frithjof Schuon, Light on the Ancient Worlds, s. 35; ayrıca bkz. W. Perry: “The Revival of Interest
ulaşmalıdır; ancak bu an bir anlamda zamandan kaçar. “bin aydan hayırlı” ifadesi İslam vahyinin onun gelişinin gecesini ifade ediş biçimidir. Ayrıca başlangıçla örtüşen bir son da olmalıdır… Bir su vardır ancak iki dalga aynı değildir. Her bir dalga menziliyle uyum arz ederek kendine has hususiyetlere sahiptir, yani zamanın ve mekânın Allah tarafından kendilerine doğru akması takdir edilen zaman ve
mekânın kendine has ihtiyaçları…”24
Gelenekselci ekolün kelamın ana konularıyla alakalı görüşlerine geçmeden önce bu ekolün iki başat sözcüsü ve yorumcusu olan Réne Guénon ve Frithjof Schuon’un kısa biyografilerini vermek istiyoruz. Zira büyük bir yelpazede ürün vermiş olan bu iki zatın hayatı, zihin ve fikir dünyalarına girmemize imkân verecektir.
24 Martin Lings, What’s Sufism?, Londra: Allen&Unwin, 1975, s. 11-12. Ayrıca bkz. Seyyid Hüseyin Nasr, Sufi Essays, Allen&Unwin, Londra 1972, s. 30.
1.2. RENE GUÉNON’UN (Şeyh Abdülvahid Yahya) HAYATI25,
DÜŞÜNCELERİ VE ESERLERİ
Gelenekçi ekolün sözcüleri, ele aldıkları konuların muazzamlığı ve çetrefilliğine karşın hayatlarını çok ön plana çıkarmamışlardır. Dinlere dair ortaya koymuş oldukları nesnellik – özellikle Rene Guénon söz konusu olduğunda– modern dünyada bireysellik belasının sebep olduğu marazlar sebebiyle ters istikamette
davranmaya, yani kendileriyle alakalı konuşmamaya sevk etmiştir.26 Her ne kadar
Guénon’un vefatının akabinde “kitap üstüne kitap” yazılmış olsa da bu kitapların yazarları diğer herhangi bir örnekte mebzul kaynak ve bilgi derleyebilmelerine rağmen Guénon’la alakalı gerçek bilgilere ulaşmadaki güçlük sebebiyle hayli şaşkınlık yaşamışlar ve bu konudaki bilgi kıtlığı beraberinde Guénon’un hayatına dair bilgi yanlışlıklarını da beraberinde getirmiştir. Özellikle 1906’dan 1912’ye kadar kimi Fransız yazarları arasında Guénon’a olan ilgi onun hayatına dair yazılanlarda kimi çelişkileri gözler önüne sermiştir.27
25 R.Guénon’un hayatı ve eserleri için bkz. Hüseyin Yılmaz, Ezelî Hikmet ve Dinler, İnsan Yayınları, İstanbul 2003; Seyyid Hüseyin Nasr, “Réne Guénon”, Encyclopedia of Religion, Ed. Mircea Eliade, C.VI, New York 1987, s.136-138; Mahmut Kanık, “ Réne Guénon’un Hayatı ve Eserleri”, İslam
Maneviyatı ve Taoculuğa Toplu Bakış, Réne Guénon, Çev. Mahmut Kanık, İnsan Yay., İstanbul 1989,
s.11-27 ; Mustafa Tahralı, “Abdulvahid Yahya (Réne Guénon)” da İslam’ı Anlamak C.I., İstanbul 1988, s.279-282 ; Seyyid Hüseyin Nasr, Bilgi ve Kutsal, s.112-118 ; W.W.Quinn, The Only Tradition, s.11-12 ; Martin Lings, “Réne Guénon”; Réne Guénon, Doğu Düşüncesi, Çev. L.Fevzi Topaçoğlu,İz Yay., İstanbul 1997, s.7-19 ; M.Valsan, İslam Maneviyatı ve Batı, s.9-48 ;J.Borella, “Réne Guénon
and The Traditionalist School”, Modern Esoteric Spirituality, New York 1992, s.330-347 ; Whitall
N.Perry, “The Revival Of Interest in Tradition” , The Unanimous Tradition Tradition Essays on
Essential Unity of All Religions, 2.b., Ed.Ranjit Fernando, Sri Lanka Institute of Traditional Studies,
Colombo 1999, s.5-11.
26 Lings, Martin, Rene Guénon, Sophia, Cilt 1, sayı 1, Kış 1995, s.21 (Bu metin Londra’da 1994’te Prince of Wales İnstutute’de sunulan tebliğdir.
27 Bu çelişkilerden bazıları için bkz. J.P. Laurent: ‘le probleme de Rene Guénon, ou Quelques
questions posees par les rapports de sa vie et de son oeuvre Revue de l’Historie des religions,
CLXXIX, i, 1971; s.41-70; Robin Waterfield, René Guénon and the Future of the West, Crucible yay, Londra, 1987; Kenneth Oldmeadow, Traditionalism, René Guénon, Sri Lanka Institude of Traditional Studes vay, Colombo, 2000, s. 10-26; Etudes Traditional les. Numero Special consacre a Rene
Elimizdeki kaynaklara göre René-Jean-Marie-Joseph Guénon 15 Kasım 1986’da Blois’da doğmuştur. Koyu Katolik bir çevrede büyüyüp ilk eğitimini bir Cizvit okulunda alan Guénon daha sonra genç bir delikanlı olarak Paris’te College Rollin’e kaydolur. Öğrencilik yıllarında istidatı matematik ve felsefe üzerinedir. Kuşkusuz bunda öğretmenlerinin rolü büyüktü. Küçüklüğünden beri naif ve kırılgan bir sağlık durumuna sahip olan Guénon kimileyin derslerine dahi devam edememektedir. Ailesinden uzakta olan Guénon vaktini çocukluğundan beri teyzesi ve aynı zamanda bir öğretmen olan Madame Duru ile geçmiştir. Sonraki yedi yıl
Guénon Anatole France’ın deyimiyle “görünmezin vertigosu”na tutulmuş28 ve
kendisini geçtiğimiz asrın sonlarına doğru Fransız okultizminin içinde bulmuştur.29 1908’de geniş bir Spiritualist Mason kongresinin organizasyonundan ayrılmıştır. Bu oluşumları ıslah adına bu dönemde heyecanı yüzünden bir dizi okültist organizasyona katılmıştır. Bunda kuşkusuz tesirli olan saik, batıdaki çöküşün ancak toplumun ıslah olması için asli (Primordial) hakikate sarılması gerektiği tespitine ve bunun da ancak sahihliğini kaybetmiş oluşumlardan arındırılmasının zaruri olduğu düşüncesine sevk etmiştir. Ne var ki Guénon bu organizasyonlarda aradığını pek bulamamıştır. Elbette bu çalışmada Guénon’un gençliğinde katıldığı bu organizasyonları tafsilatlı olarak ele alamayız. Ancak Okültizme duyduğu ilginin sebebi dinler tarihi alanında önemli bir isim olan Mircae Elidae’a göre “doğaüstüyle alakalı Fransız edipler ve sanatsal “avant-gard” için batının dini ve kültürel değerleri
Guénon, 1951; Laurent, J.P., Le Sens caché dans l’ouvre de René Guénon, Lozan, 1975; sigaud, R.M.
(ed), Rene Guénon. Rene Guénon, Dossier (Lozan, 1984); Tourniac, Jean, Piopos sur René Guénon (1973); Valsan, M., L’İslam et la Fonction de René Guénon (1984)( İslam Maneviyatı ve Batı, Michel Valsan, çev. Işık Ergüden, İnsan Yayınları. 1995); Benoist, L’Esoterism, 15. baskı 1980; Borella, J,
La Charité Profanée (1979); Elidae, M., Occultism, Witchcraft and cultural Fashions, University of
Chicago Press, 1976, georgel, Gaston, L’Ere Future et le mouvement de l’Historie (1956); Valin, G.,
La Perspective Metaphysique (1977); Milano, 1981 Chacornac, Paul, La Vie Simple de René Guénon,
1958.
28 Oldmeadow, a.g.e, s. 11.
29 A. France’ın ifadeleri M. Elidae: “The Occult and the Modern World, Occultism, Witchcraft and Cultural Fashions, Chicago Üniversitesi, 1976, s. 51.
hususunda en etkin eleştiri ve reddiyelerden birisini sunmasıdır – tesirlidir çünkü tarihi gerçekliklere dayalı addedilmiştir.30
Bu dönemde fikrî hareketler kadîm ezoterik (esoteriqué) geleneklerini Çin, Hindistan, İran ve Mısır’da araştırmışlardır. Her ne kadar Guénon’un Taoizm, Hinduizm ve İslam’la alakalı derinliğine çalışmalarının menşei çok açık olmasa da yakın dostu Whitall Perry’e göre bu husustaki ana saik Guénon’un Advaita ekolüne bağlı bazı Hindularla olan temasıdır.31
Bu temas bir-iki yıl kadar sürmüştür ancak izleri Guénon kitaplarında hayli sarihtir. Bu yıllar savaşlarla, evrim teorisinin neşv-ü nema bulmasıyla geçen ve dinin tabiri caizse bir köşeye atılmış olduğu bir dönemdir. Guénon ilk kitaplarını I. Dünya savaşından 10 yıl kadar sonra yazmıştır.
1909’da iki arkadaşıyla beraber La Gnose isimli okültist bir dergi çıkarır. Dergi yayın hayatına iki yıl kadar devam eder ve Guénon’un birçok yazısı bu dergide yayımlanır.
Bu dönem Guénon’un hayatında bir dönüm noktasıdır. İlk evliliğini yapar ve İsviçre’li bir ressam olan ve Şaziliye’nin bir koluna müntesip İvan Gustav Aguéli ile tanışır. Aguéli’nin piri ya da mürşidi olan şeyh Abdurrahman Eliş el-Kebir’e Aguéli vesilesiyle intisab eder ve Şeyh Abdulvahid Yahya ismini alır. 1927’den 1930’a kadar geçen süre Guénon’un hayatındaki diğer bir açılımı gösterir. 1928’de beklenmedik bir şekilde eşi vefat eder ve Guénon üç aylığına Kahire’ye gider32. Mısır’da tekrar evlenir -bu defa bir şeyhin kızıyla -ve 1951’de vefatına kadar Mısır’da kalır. Perry’e göre o denli münzevi bir hayat yaşamıştır ki “yazılarını seven bir hanım, yan komşusu yıllar yılı Şeyh Abdulvahid Yahya’nın gerçekte René Guénon olduğunu
30 M. Eliade, age, s. 53.
31 W. Perry; “The Revival of Interest in Tradition, s. 8-9; ayrıca bkz. Martin Lings, René Guénon, Sophia, s. 22.
anlayamamıştır.”33 Bu dönemde çoğunlukla okuyucularıyla görüşmekten ziyade
mektuplaşmıştır. O dönem Kahirede görevli olan Martin Lings’le (Şeyh Ebubekr Siraceddin) görüşmeler yapmış ve yine Martin Lings vasıtasıyla onu yazılarından tanıyan Frithjof Schuon tarafından da ziyaret edilmiştir. Kahire’ye yerleşmesi sonrasında yazdığı çoğu çalışma, Etudes Traditionnelles’de yayınlanmıştır.34
Guénon eserlerinde Hindu doktriniyle alakalı atıfların bir sebebinin Paris’teyken tanıştığı Vedantistler olduğunu ifade etmiştik. Martin Lings’e göre diğer bir sebep de Guénon’un Fransa’da Hıristiyan düşüncesinin reddine karşı hakikati tasavvufi bağlamda anlatmanın bir yardımı olamayacağı, çünkü tasavvufun İslami olduğunu ki bir dini reddinin diğer bir dini kabulde zorlanacaklarını düşünerek yaşayan en eski din olup “yüzeyde hem Hıristiyanlık hem de İslam’dan oldukça farklı olan” Hinduizm temelinde Hakikati izhar yolunu seçmesidir.35
Guénon hayli verimli bir yazar olup on yedi kitap kaleme almıştır. Bir
polyglotté (çok dil bilen) da olan Guénon hem dilbilimsel hem de anlambilimsel
olarak sembollerin derununa nüfuz eden bir bakışa sahiptir. Bu hususla alakalı olarak Martin Lings bir defasında Frithjof Schuon’un “sembolizm hususunda ondan
(Guénon’dan) üstününü görmedim” dediğini aktarır.36 Sembollerle alakalı bu
hakimane tavır hem Guénon’un kadim geleneklerin derununa nüfuz edebilecek kadar geleneksel olanın şuurunda olması hem de bu nüfuzda sezgisi yanında okul yıllarından bu yana sahip olduğu matematik ve dil dehası da yatar.
Réne Guénon, doğunun geleneksel öğretilerinin batı dünyasında tanınması hususunda önemli bir rol üstlenmiştir. Modern dünyanın dayandığı temel ilkelere
33 W. Perry, Coomaraswamy s. 160. 34 Oldmeadow, s. 13.
35 Lings, Guénon, Sophia, s. 24.
ilişkin eleştirileriyle 1924 yılında yazdığı Doğu ve Batı, 1927 yılında yazdığı Modern
Dünyanın Bunalımı adlı eserleri bu hususta hayli önem arzetmektedir.
Réne Guénon’nun temel görüşleri metafizikî anlayış üzerinedir. Metafizik anlayışını sunmada İslam’ın batıni ve metafizik öğretileri önemli bir yer tutmuştur. Günümüzde onun görüşleri, İslam dünyasındaki Tasavvuf doktrinlerinin yenilenmesi
ve uyarlanması açısından modeldir. 37 Réne Guénon manevi bir yol izlemede
intisabın (initiation) önemine vurguda bulunmuştur.38 Keza kendisi de Mısır’daki bir şeyhin halifesinden tasavvuf adabı almıştır.39
Sonuç olarak Guénon Geleneksel Ekol’ün öncüsü kabul edilmiştir.40
37 M.Valsan, İslam Maneviyatı ve Batı, s. 15-16.
38 M.Lings, Onbirinci Saat Modern Dünyanın Manevi Bunalımı, s. 93, 96. 39 M.Lings, “Frithjof Schuon and Réne Guénon”,Sophia, s. 13.
40 William Stoddart, “Titus Burckhardt and The Traditionalist School”, Sophia-The Journal of Traditional Studies, C.V, sy.2, Oakton 1999, s. 155.
1.2.1. RENE GUÉNON’UN ENTELEKTÜEL DÜNYASI
Rene Guénon’un eserleri dört kelimeyle tarif edilebilir: aklilik, evrensellik,
gelenek, teori.
Guénon’un eserleri “entelektüel” bir derinlik taşır çünkü bilgiyle ilişkilidir ve bunu tabiatıyla uyum halinde yani rasyonel üstü olan aklın ışığında tasavvur eder. Farklı vahiyleri tek Hakikat bağlamında ele alıp durumun gereklerine göre belli bir geleneğin dilini uyarladığı için “evrenseldir”. Ayrıca Guénon’un eserleri “gelenekseldir” zira naklettiği temel gerçekler büyük geleneklerin veya söz konusu olan diğerleri arasındaki biri söz konusu olduğunda bu geleneklerden birisiyle kati bir şekilde uyum arz eder. Nihayet eserleri “teoriktir” zira doğrudan manevi idraki tasavvur etmez ve hatta pratik bir öğretiyi Ramakrishnanın öğretileri bağlamına yerleştirmekten kaçınır. Bu da bizi muhteva meselesine götürür: Esasen metafiziki doktrine yaklaşır – “manevi hayat” olarak isimlendirilebilecek şeye değil – ve dört büyük konuya ayrılır: metafiziki doktrin, geleneksel prensipler, sembolizm, modern dünya eleştirisi.
İlkin metafiziki doktrinden bahsetmek yerinde olacaktır.
Guénon’un ortaya koymuş olduğu metafiziki doktrinler şerhten ziyade onların tabiatlarını izahtır. Bunu da metafiziki doktrinleri güncel anlamıyla felsefelerden tefrikte bulunarak yapar. Guénon entelektüel sezgi ve zihinsel faaliyet arasında da tefrikte bulunur. Diğer bir deyişle evrensel olan akıl ve bireysel olan muhakeme arasında. Böylece aşkın bir niteliğe sahip olmayan telakkileri bertaraf eder.
Guénon’un ele aldığı ikinci husus gelenektir. Biçimi ne olursa olsun geleneği tesis eden ilkeleri birleştirir. Guénon geleneksel ve geleneksel olmayan arasında ayrımda bulunduktan sonra geleneğin iki temel yönü olan egzoterizm ve ezoterizmi izah eder. Ezoterizm metafiziki doktrinle alakalıdır.
Üçüncü konu ise sembolizmdir. Metafiziğin evrensel ifadesi semboldür. Bu ifade tabiidir çünkü eşyanın tabiatında mukimdir ve Gerçek’in sınırsız uygulamalara muktedir olması sebebiyle evrenseldir.
Nihayet dördüncü büyük konu modern dünya eleştirisidir. Bir yanda aklın geleneksel karakterini diğer yanda unsurları tespit eden aklilik ve gelenekten yoksun bir dünya şeklindeki eylem küresini ihtiva eden modern dünyanın bu şekildeki eleştirisi iki başlık altında sunulur; birisi genel diğeriyse ayrıntılıdır. Yani Guénon bir tarafta içinde yaşadığımız medeniyetin kendine özgü eğilimlerini diğer yanda bu medeniyetin ayrıntılı ifadelerini eleştirir.
William Stoddart’a göre Rene Guénon’un rolü, ilkelerin nasıl uyarlandığını ortaya koymaktan çok onları tespittir:
“Şayet akıl tabiri caizse kendi alanı üzerinde egemen ve tesirli ise koşullu bir şekilde gerçekler düzleminde tefrikini tatbik edebilir!”41
Eğer doktrinel düzlemde Guénon’un eserleri eşi görülmedik bir türdense bunun az ya da çok “nebevi” bir tabiattan kaynaklanmadığını – ki Guénon bunu resmen reddeder; zamansal ciheti “içinde yaşadığımız bir dünyanın bu ucu” ve mekânsal yönü - çevrimsel yönün bir işlevi olarak- farklı medeniyetlerle bir araya getirmeye mecbur bırakılan istisnai bir çevrimsel koşul konjentüründen neşet eder.
Guénon’un rolü aslen ilham olunan yeniden bir uyarlamayı değil bir iletme ve yorumlama işlevini ihtiva eder.
Guénon’un niçin diğer bir dini değil de İslam’ı seçtiği konusunda Stoddart’a göre bu durumla alakalı “maddi” cevabın Guénon’un İslam’ı seçmekten başka seçeneği olmadığı şeklindedir. Zira Hıristiyan ayinlerinin inisiyatik karakterini kabul etmediğini ve kast sistemi sebebiyle Hindu inisiyasyonunun ona kapalı olduğu ve de
41 Frithjof Schuon, René Guénon: “Quelques critiques”, Rene Guénon: les Dossiers’de, Lausanne: L’Âge d’Homme, 1984.
o vakit budizmi bir heterodoksi olarak kabul ettiği göz önünde bulunulursa.”
42Guénon’un arayışında olduğu şey yalnızca intisaptır. Ona bu imkânı sunan tüm
unsurlarıyla İslam olmuştur.
Guénon’un saf metafiziğin en doğrudan ifadesi olarak Vedantayı benimsemesinde söylenebilecek şey, tek tanrılı sami dinlerinde bir de facto ezoterizm ve bir de jure ezoterizm mevcuttur. Vedanta hikmetinin muadili ikincisidir. 43
42
Frithjof Schuon, René Guénon: Some Observations, World Wisdom, 2004, s. 6. 43 Age, s. 8.
1.2.2. GUÉNON TARAFINDAN KALEME ALINAN ESERLER
(Yayın tarihi sıralı)
− Introduction to the Study of the Hindu Doctrines (Introduction générale à
l'étude des doctrines hindoues, 1921)
− Theosophy: History of a Pseudo-Religion (Le Théosophisme - Histoire d'une
pseudo-religion, 1921)
− The Spiritist Fallacy (L'erreur spirite, 1923) − East and West (Orient et Occident, 1924)
− Man and His Becoming according to the Vedânta (L'homme et son devenir
selon le Vêdânta, 1925)
− The Esoterism of Dante (L'ésotérisme de Dante, 1925) − The King of the World (Le Roi du Monde, 1927)
− The Crisis of the Modern World (La crise du monde moderne, 1927)
− Spiritual Authority and Temporal Power (Authorité Spirituelle et Pouvoir
Temporel, 1929)
− St. Bernard (Saint-Bernard, 1929)
− Symbolism of the Cross (Le symbolisme de la croix, 1931)
− The Multiple States of the Being (Les états multiples de l'Être, 1932) − Oriental Metaphysics (La metaphysique orientale, 1939)
− The Reign of Quantity & the Signs of the Times (Le règne de la quantité et les
signes des temps, 1945)
− The Metaphysical Principles of the Infinitesimal Calculus (Les principes du
calcul infinitésimal, 1946)
− The Great Triad (La Grande Triade, 1946) − Vefatının Akabinde Yayınlanan Eserler
− Initiation and Spiritual Realization (Initiation et réalisation spirituelle, 1952) − Insights into Christian Esoterism (Aperçus sur l'ésotérisme chrétien, 1954) − Symbols of Sacred Science (Symboles de la Science Sacrée, 1962)
− Studies in Freemasonry and Compagnonnage (Études sur la
Franc-Maçonnerie et le Compagnonnage, 1964)
− Studies in Hinduism (Études sur l'Hindouisme, 1966)
− Traditional Forms & Cosmic Cycles (Formes traditionelles et cycles
cosmiques, 1970)
− Insights into Islamic Esoterism & Taoism (Aperçus sur l'ésotérisme islamique
et le Taoïsme, 1973)
− Reviews (Comptes rendus, 1973) − Miscellanea (Mélanges, 1976)
Toplu Eserler (Guénon)
(İngilizce Tercüme, 23 Cilt, Sophia Perennis tarafından yayınlanmıştır ) − East and West (paper, 2001; cloth, 2004)
− The Esoterism of Dante (paper, 2003; cloth, 2005) − The Great Triad (paper, 2001; cloth, 2004)
− Initiation and Spiritual Realization (paper, 2001; cloth, 2004) − Insights into Christian Esoterism (paper, 2001; cloth, 2005)
− Insights into Islamic Esoterism and Taoism (paper, 2003; cloth, 2004) − Introduction to the Study of the Hindu Doctrines (paper, 2001; cloth, 2004) − The King of the World (paper, 2001; cloth, 2004)
− Man and His Becoming According to the Vedanta (paper, 2001; cloth, 2004) − Metaphysical Principles of the Infinitesimal Calculus (paper, 2003; cloth,
2004)
− Miscellanea (paper, 2003; cloth, 2004)
− The Multiple States of the Being tr. Henry Fohr (paper, 2001; cloth, 2004) − Perspectives on Initiation (paper, 2001; cloth, 2004)
− The Reign of Quantity and the Signs of the Times (paper, 2001; cloth, 2004) − The Spiritist Fallacy (paper, 2003; cloth, 2004)
− Spiritual Authority and Temporal Power (paper, 2001; cloth, 2004)
− Studies in Freemasonry and the Compagnonnage (paper, 2005; cloth, 2005) − Studies in Hinduism (paper, 2001; cloth, 2004)
− The Symbolism of the Cross (paper, 2001; cloth, 2004) − Symbols of Sacred Science (paper, 2004; cloth, 2004)
− Theosophy, the History of a Pseudo-Religion (paper, 2003; cloth, 2004) − Traditional Forms and Cosmic Cycles (paper, 2003; cloth, 2004) − L'Islam et la Fonction de René Guénon (Editions de l'Oeuvre, Paris) − Guénon Hakkında Yazılan Kitaplar
− (Sophia Perennis)
− Frithjof Schuon, René Guénon: Some Observations (paper, 2004)
− Paul Chacornac, The Simple Life of René Guénon (paper, 2005; cloth, 2005) − Robin Waterfield, René Guénon and the Future of the West (paper, 2002;
cloth, 2005)
− Jean Borella, Guénonian Esoterism and Christian Mystery (cloth, 2005) − Xavier Accart, René Guénon ou Le Renversement des clartés Paris, Milanos:
Edidit Arche (2005)
− René Guénon and the Future of the West: The Life and Writings of a
20th-century Metaphysician
− Julius Evola, René Guénon: A Teacher for Modern Times
Guénon’un Türkçeye tercüme Edilen Kitapları
− Modern Dünyanın Bunalımı, Yeryüzü Yayınları, İstanbul, 1979 − Doğu ve Batı, Yeryüzü Yayınları, İstanbul, 1980
− İslam Maneviyatı ve Taoculuğa Toplubakış, İnsan Yayınları, 1989 − Niceliğin Egemenliği ve Çağın Alametleri, İz Yayıncılık, İstanbul, 1990 − Modern Dünyanın Bunalımı, Ağaç Yayıncılık, İstanbul, 1991
− Maddi İktidar Ruhani Otorite, Ağaç Yayıncılık, İstanbul, 1992 − Doğu Düşüncesi, İz Yayıncılık, İstanbul, 1995
− Manevi İlimlere Giriş, İnsan Yayınları, 1997
− Geleneksel Formlar ve Kozmik Devirler, İnsan Yayınları, 1997 − Kadim Bilimler ve Bazı Modern Yanılgılar, İnsan Yayınları, 2000
− Savaş Metafiziği ve Sembolik Silahlar, İnsan Yayınları, Rene Guénon/ Julius Evola,2000
− Modern Dünyanın Bunalımı, Verka Yayınları, 2000
− Yatay ve Dikey Boyutların Sembolizmi, İnsan Yayınları, 2001
− Vedanta'ya Göre İnsan ve Halleri Hind Felsefesinde Kamil İnsan, Gelenek Yayıncılık,2002
− Dante ve Ortaçağ'da Dini Sembolizm, İnsan Yayınları, 2002 − İnisiyasyona Toplu Bakışlar I ve II, Hece Yayınları, 2003 − Ruhçu Yanılgı, İz Yayıncılık, 2004
− Âlemin Hükümdarı Dinlerde Merkez Sembolizmi, İnsan Yayınları, 2004 − Doğu ve Batı, Hece Yayınları, İstanbul, 2004
− Modern Dünyanın Bunalımı, Hece Yayınları, İstanbul, 2005 − Hristiyan Mistik Düşüncesi, İnsan Yayınları, 2005
− Büyük Üçlü, İz Yayıncılık, İstanbul, 2007
René Guénon’un Bazı Eserleriyle Alakalı Kısa Bilgiler
Le Régne de la quantité et les signes des Temps
Niceliğin Egemenliği ve Çağın Alametleri ismiyle Türkçeye tercüme edilen eser nitelik ve nicelik, niceliğin alameti madde, mekânın niceliği gibi bölümlerden
mürekkep olup tüm alanlarda bir karmaşanın varlığını kozmoloji bağlamında ele almaktadır. Kozmik değişimler ve farklı geleneklerde görülen işaretler ortaya konmaktadır.
Orient et Occident
Eser doğuda Batıya nazaran daha muntazam olarak muhafaza edilmiş metafizi gerçeklikleri gözler önüne sermektedir. Batının ihtiyacı olan reçete Doğudaki bu hikmete Batının yaklaşmasından geçmektedir. Doğu hikmetine yaklaşmak suretiyle Batı kendi özüne, asli geleneğine yaklaşabilecektir.
La Crise du Monde Moderne
Doğu ve Batı eserini müteakiben kaleme alınan eser bir anlamda Doğu ve Batıyala alakalı olarak ortaya atılan eleştirileri cevaplama amacıyla kaleme alınan eser Batıda hâkim olan yozlaşmanın doğuda mukim olan metafiziki gerçekliklerin özümsenmesiyle hallolacağını ifade etmektedir.
1.3. FRITHJOF SCHUON’UN (Şeyh İsa Nureddin El-Alavi) HAYATI,
DÜŞÜNCELERİ VE ESERLERİ 44
Schuon 1907’de Basel, İsviçre’de doğmuş olup ailesi Alman’dır. Müzisyen bir baba, edebiyata düşkün bir anne ve Doğu ve Avrupa edebiyatlarına dair sohbetlerin bolca edildiği bir aile ortamı Schuon’un edebi ve sanatsal açıdan ufkunun açılmasına sebep olmuştur.45
Babasının vefatına kadar Basel’de eğitim alan Schuon, vefatın akabinde Alsace’li annesiyle beraber Mulhouse’a taşınmış ve Fransız vatandaşı olmuştur. Dolayısıyla bilingualdır (çift dilli). Onaltı yaşına geldiğinde eğitimine ara vermiş ve geçimini sağlamada yardımcı olmak üzere tekstil tasarımcısı olarak çalışmaya başlamıştır. Farklı dillere olan hâkimiyeti ve tasarımcılığın beraberinde getirdiği renk ve resim bilgisi edebiyat birikimiyle birleştiğinde Schuon’u tabii bir sanatkâr kılmıştır ki eserlerinde görülen estetik ve ölçülülüğün menşeinin bu arka plan olduğu söylenebilir. Genç yaşında Bhagavad Gita ve Binbir Gece Masallarından aldığı haz zaten gelenekselci ekoldeki doğu önemini perçinlemiştir. Bu dönemlerde metafiziğe ve Eflatun’un eserlerinde hayli ilgi duymaktadır.46
44 Frithjof Schuon’un hayatıyla alakalı ayrıntılı bilgi için bkz. Hüseyin Yılmaz, Ezelî Hikmet ve
Dinler, İnsan Yayınları, İstanbul 2003; Martin Lings, “Frithjof Schuon: An Autobiographical Approach, Sophia, cilt 5 sayı 1, Yaz 1999, s.15-28; Religion of the Heart, ed, S. Huseyin Nasr ve
William Stoddart, Traditional Studies Vakfı, Washington DC, 1991; Kenneth Oldmeadow,
Traditionalism, The Sri Lanka Institude of traditional studies, colombo, 2000, s. 36-43; Seyyid
Hüseyin Nasr, Frithjof Schuon and the Islamic Tradition, Sophia Yaz 1999, s. 27-48; Sophia The Journal of Traditional Studies, In Memory: Frithjof Schuon, Kış 1998, cilt 4, sayı 2; Martin Lings, Frithjof Schuon and René Guénon, Sophia, s.9-23, S.H. Nasr, The Essential Frithjof Schuon, Giriş, (Baskıda-tarafımızdan tercüme edilmiştir)
45 Seyyid Hüseyin Nasr, The Essential Frithjof Schuon, Introduction, s. 51 46 Seyyid Hüseyin Nasr, age, s. 51
Mulhouse’da bir yıl çalıştıktan sonra bir buçuk yıl süren askerlik vazifesini bitirip Paris’te tasarım işine dönmüştür. 1930’da İslam’a ilgi duymaya başlamış47 ve Suriyeli bir Yahudi’yle ve müteakiben Paris camii görevlileriyle yoğun bir şekilde Arapça çalışmıştır. Bir yandan da çocukluğundan beri ilgi duyduğu geleneksel sanat biçimleri özellikle de Asya sanatı üzerine çalışmıştır. Tıpkı Guénon’da olduğu gibi Schuon’un İslam’a olan ilgisinin nasıl başladığı çok açık olmamakla birlikte bu dönemde başladığı düşünülür. 1932’de Cezayir’e giden Schuon geleneksel hayatın canlı bir şekilde devam ettiği bu beldede meşhur Şazili Şeyhi Ahmed el-Alavi gibi bazı önemli arif ve âlimlerle tanışma fırsatı bulmuştur. Schuon’un Almanca olan şiirlerinde de görülen bu ziyaretin derin izleri, onda bazı manevi açılımlara sebep olmuş ve Avrupa’ya dönüşü sonrasında kaleme aldığı denemelerde gün yüzüne çıkmıştır. Bu feyizle 1935’de Cezayir’e ikinci bir yolculukta bulunmuştur. Bu sefer Fas’a da giden Schuon 1938’de yaptığı üçüncü ziyarette Mısır’a uğrar. Burada yıllardır mektuplaştığı Guénon ile tanışır. 1939’da çocukluğundan beri ilgi duyduğu Hindistan’a gitmek üzere çıktığı yolculukta 1939’da tekrar Mısır’a uğrar ve sonra Hindistan’a geçer. Hindistan’a gelişinin üzerinden çok geçmeden ikinci dünya savaşı patlak verir ve Fransız ordusuna katılmak üzere Fransa’ya dönmek durumunda kalır.
Savaş esnasında almanlar tarafından esir alınır. Alsace’lı geçmişi sebebiyle onu Alman ordusuna alacaklarını öğrenince İsviçre’ye kaçar ve İsviçre vatandaşı olur. Bundan sonraki kırk yıl içinde İsviçre Schuon’un vatanı olacaktır. 1949’da din ve metafizik alanına ilgi duyup aynı zamanda bir ressam olan Catherine Schuon’la evlenir. Birçok eserini burada kaleme alır ve hem doğu hem de batıdan birçok ilim adamı onu burada ziyaret eder. 1968’de eşiyle Türkiye’ye gelirler ve Efes’i ziyaret ederler.
Schuon geleneklerini sürdüren Kuzey Amerikalı Kızılderililere büyük bir sevgi beslemektedir. 1959’da eşiyle Amerika’ya ilk ziyaretini gerçekleştirirler ve burada Montana ve Güney Dakota’nın Sioux ve Crow Kızılderililerini ziyaret
ederler. 1963’de ikinci bir ziyarette Sioux kabilesi tarafından üyeliğe kabul edilirler ve Kızılderililer arasında önemli şahsiyetlerle tanışırlar. Amerika’ya olan bu ziyaretler akabinde 1981’de Amerika’ya yerleşen Schuon ve Eşi Schuon’un vefatına kadar Amerika’da yaşarlar.
Schuon kendinde hem Guénon’un hem de ekolün diğer bir sözcüsü olan Ananda Kentish Coomaraswamy’nin niteliklerini birleştirmiştir. Çalışmaları Guénon’un yazılarında eksik olan ruhi, ahlaki ve estetiksel boyutları ihtiva etmektedir.
Schuon’un çalışmaları kendini duyuranların çalışmalarında bulunmayan bir simetri ve dahi bir kaliteye sahiptir; yazılarında manevi tedavi kalitesinden bir şeyler katan bir denge ve bütünlüğe sahiptir. Bu anlamda Schuon yalın bir üslupla ve ezelî hikmete ilişkin yazılar yazmış, ona çağın ihtiyaçlarına mukabil doğrudan ve taze bir vurgu katmıştır.
Guénon’la olan zıtlık üslup ve dil tonunda açıkça görülebilir. Eğer Guénon’un anlatımı “matematiksel”olarak adlandırılabilirse, Schuon’unki “müziksel” olarak ifade edilebilir -bu elbette kesinliğe ilişkin bir eksikliği imadan ziyade güzellik boyutunun ilavesi açısındandır. Nasr’ın da Schuon’un yazılarında gözlemlediği gibi: “Onun otoriter tonu, ifadelerinin anlaşılırlığı ve en bilge hakikatleri sunması için insan dilini değiştiren “simyası” sophia perennis’in eşsiz bir ifadesi yapmaktadır.”48 Marco Pallis de “dil hediyesi”ne atıfta bulunur; “yetenek, yani ruhun kendini ifade için seçtiği farklı lehçeleri konuşma ve anlama, tüm geleneksel biçimlere girebilme gücü...”49
48 Seyyid Hüseyin Nasr, Frithjof Schuon, Islam and the Perennial Philosophy’ye önsöz, s. viii. 49 Marco Pallis, TheWay and The Mountain, Londra, Peter Owen,1960, s. 78.
Guénon gibi Schuon da metafiziki ve kozmolojik prensiplerin sezgisel anlayışına sahip görünür ama hiç de çalışmalarını bilgece saldırılarla incitmeye maruz bırakacak şekilde gerçekleri prensiplere tabi tutar görünmez.
O dönemlerde Hıristiyanlık, İslam ve Yahudi geleneklerine ilişkin yorumlara Kızılderili ve Şintoizm geleneklerini de ekleyerek daha geniş bir boyut katmıştır. O’na göre aslolan, görecelilik tuzağına düşmeksizin dünyadaki tüm dini geleneklere ve farklılığa saygı göstermek ve onları her halükarda tasdik edilebilecek bir hakikatin ifadeleri olarak görmektir.50
F.Schuon, Metafizikçi kişiliğinin yanı sıra bir şair ve ressamdır da. Sanatına
geleneksel motifleri katarak anlamlı eserler ortaya koymuştur.
Ruhi serüvenini İslam Tasavvufu ile gerçekleştiren Frithjof Schuon, İsa
Nureddin el-Alavi ismini almıştır. Ancak eserlerinde ilk ismini kullanmayı tercih
etmiştir. O’nun tasavvufla olan ilişkisini Martin Lings (Şeyh Ebubekr Siraceddin) şöyle ifade etmektedir: “Cezayirli büyük sufi Şeyh Ahmed el-Alavi’nin müridi ve sonra halefi olmuştur. Çoğunluğu köken olarak Hıristiyan ve Yahudi olan çok sayıda
yetişmiş Müslüman müridi bulunmaktadır.”51
Philosophia perennis et universalis olarak da bilinen geleneksel doktrinlerin
şarihi olan Frithjof Schuon’un hayatına dair bilgilerimiz her ne kadar René Guénon’unki kadar az olmasa da Schuon’un geleneksel doktrini yayma ve izah etme gayretini daha ön planda tutuşu sebebiyle daha ziyade vefatından sonra üzerine düşülmüş bir husustur. Gelenekselci ekolün kendisinden önceki iki büyük şarihi olan Guénon ve Coomaraswamy’nin görüşlerinin yerli yerine oturmasına yardımcı olmuştur. Schuon’un ortaya koydukları kendinden önce serdedilenlerin bir tekrarı olmayıp onun muazzam entelektüel birikimi ve sanatkârlığıyla işlenmiştir. Gençliğinden ömrünün sonuna kadar yol arkadaşı ve müridi olan Martin Lings’e
50 H.Smith, Unutulan Hakikat, s. 182.
göre “Basitçe rica etme riskine rağmen şunu belirtmek gerekir ki eğer A.K. Coomaraswamy, içinde zımnen teslimiyet taşıyan bir hakikati ve eğer R. Guénon’da hem hakikati hem de teslimiyeti temsil ediyorsa bunlara tam teslimiyet ihtiyacını ekleyen ve bunun üzerinde ısrar eden F. Schuon’dur. Aynı zamanda doktriner hakikatler açısından onun eserleri kendi içinde yeterli bir bütünlük teşkil eder. René Guénon’un eserlerinin intisaba sevk ettikleri söylenirse F. Schuon’un eserlerinin buna ve daha da ötesine yol açtığı söylenebilir; zira eserlerinde kendisinden önce gelen iki selefinin bir devamı olmayan bir yöntem boyutu bulunur.”52
Eserleri Güney Afrika’dan Brezilya’ya, Malezya’dan Fas’a dünyanın dört bir yanına muhtelif dillerde tercümelerle yayıldıkça Schuon popüler bir aydın edasıyla kendisini izhar yolunu değil daha da münzevi bir hayat biçimini seçmiştir. Bu arka planda duruş verimsiz bir tarzda olmayıp çağları aşıp gelen ve her sahih dinin özünde olan ezelî hikmet ve yahut Sophia Perennis’in zihinlerde daha net biçimde idrakini sağlamaya matuf eserler ve yazılarla geçmiştir.53
W.W. Quinn’e göre Schuon ve Guénon geleneğin müteselsil ve mütemmim sözcüleridir.54
52 M. Lings, Onbirinci Saat Modern Dünyanın Manevi Bunalımı, s. 103-104.
53 Seyyid Hüseyin Nasr, Religion of the Heart, The Biography of Frithjof Schuon, Foundations for Traditional Studies, Kuala Lumpur 1991, s. 1.
1.3.1. FRITHJOF SCHUON’UN ENTELEKTÜEL DÜNYASI
Guénon gibi Schuon da modernizme karşı geleneksel metafiziki ilkelerin yeniden tasdiki ve dinin deruni boyutlarının izahıyla meşgul olmuştur. Eserlerinin büyük bir bölümünü Fransızca kaleme almıştır. Ancak eserleri İngilizce dâhil birçok dile tercüme edilmiştir. Zengin bir arka plana sahip olup kitabi değil bizzat seyahatleri ve tanıştığı önemli şahsiyetlerden edindiği tecrübe ve birikimle hayli yoğun eserler ortaya koymuştur. İngilizce olarak yayınlanan ilk eseri Dinlerin Aşkın
Birliğiyle alakalı olarak T.S Eliot “Doğu ve Batı dinleriyle alakalı karşılaştırmalı
dinler alanında daha tesirli bir eser okumadım”55 demiştir. Seyyid Hüseyin Nasr’a
göre Schuon’un yetkin üslubu onun sophia perennis’e dair hakikatleri sunmada bir “simya”ya havidir.56 Marco Pallis ise ona verilen “dil hediyesine” atıfta bulunur.57
Schuon zahir ve batın ayrımının üzerinde durmuş ancak Guénon’un aksine kendisini sadece batınla sınırlamamıştır. Eserlerinde müteaddit yerlerde zahir olmadan (dinin zahiri boyutunu ya da şeriatı kastetmektedir) batının eksik kalacağını vurgular.
S. Hüseyin Nasr, Schuon’un vefatının ardından kaleme aldığı Schuon ve
İslami Gelenek isimli yazısında öncelikle Schuon’un (Şeyh İsa Nureddin Ahmed eş-
Şazili el-Alavi el-Meryemi) tasavvuf tarihi boyunca önemli bir tarikat olmuş olan Şaziliye’nin bir koluna mürşidlik vazifesine atıfta bulunur.58
55 Frithjof Schuon, The Transcendent Unity of Religions, Harper Row edisyonu, 1975, arka kapak yazısı.
56 Seyyid Hüseyin Nasr, Frithjof Schuon, Islam and Perennial Philosophy’ye önsöz. 57 M. Pallis, The Way and the Mountain, Peter Owen, Londra 1960, s. 78.
58 Seyyid Hüseyin Nasr, Frithjof Schuon and the Islamic Tradition, Sophia, Cilt 5 sayı 1, Yaz 1999, s. 26-48.
1.3.2. SCHUON VE SOPHIA PERENNIS
Gelenekselci (Tradisyonalist) Ekol mensupları kendi bakış açılarından bahsederken philosophia perennis tabirini kullanmaktadırlar. Latince’si philosophia
perennis, İngilizce muadili perennial philosophy olan bu kavramı Ezelî Felsefe ya da
Ezelî Hikmet olarak tercüme edebiliriz. Bu kavramı ilk kullanan Rönesans Dönemi
teologlarından Agostino Steuco’dur (1497-1598).59 Ama kavramı işlevsel olarak
kullanan Gottfried Leibniz’dir (1646–1716). Leibniz’e göre geleneksel felsefenin
tüm ifadelerinin ardında evrensel ve ezelî birtakım hakikatler bulunmaktadır.60
Perennial Philosophy ifadesi Neo-Tomistlerden bu alanda bir kitap da kaleme almış
olan Aldoux Huxley’e kadar geniş bir şarih kitlesine sahiptir.61 The Perennial
Philosophy adlı eserin yazarı Aldoux Huxley’e (1894–1963) göre kavram her ne
kadar Leibniz tarafından ilk kez kullanılmış olsa da tarihi çok daha eskilere dayanmaktadır. Ona göre bu kavram “nesneler, canlılar ve zihinler dünyası için vazgeçilmez bir ilahi gerçekliği taşıyan metafizik, ruhta ilahi gerçekliğe benzer ve hatta onunla özdeş bir şey bulan psikoloji, insanın nihai hedefini bütün varlık
âleminin aşkın kaynağının bilgisi olarak gören ahlak”tır.62 Ananda K.
Coomarswamy, Philosophia Perennis’e universalis sıfatını da ilave eder, zira her daim var olan bu hikmet çağları ve toplumları aşan bir hüviyete sahip olduğundan evrensel bir nitelik de taşır63.
59 Seyyid Hüseyin Nasr, Bilgi ve Kutsal, s. 81.
60 Seyyid Hüseyin Nasr, Genç Müslümana Modern Dünya Rehberi, Çev. Şahabettin Yalçın, İz Yay., İstanbul 1995, s. 222.
61 C. Schmitt, “Perennial Philosophy: Steuco to Leibnitz”, Journal of the History of Ideas, 27. cilt 1966, s. 505-532.
62 Aldoux Huxley, Kalıcı Felsefe, Çev. Latif Boyacı, İnsan Yay., İstanbul 1996, s. 7. 63 Seyyid Hüseyin Nasr, Bir Kutsal Bilim İhtiyacı, s. 76.