S a y f a
4 ^
MUHSİN BATUR
Muhsin Batur 1920 yılında İstanbul'da doğdu. 1940 yılında Harp Okulu’nu, 1949 yılında Harp Akademisi’ni bitirdi. 1961 yılında generalliğe terfi etti. 1969 yılında Hava Kuvvetleri Komu tanlığına atenrlı. Hava Kuvvet lerine Güçlendirme Vakfı'nı kur du. Haziran 1974 - Haziran 1980 tarihleri arasında senatör olan emekli orgeneral Batur, cum hurbaşkanı seçimlerinde CHP- nin adayı idi. Evli ve ik i çocuk babasıdır. İngilizce bilir.MEHMET
BARLAS
sorular ve sorunlar
«Papandreu, Ege'de emrivaki
yapmak için kamuoyu
B A R L A S — Bir asker ve bir politikacı olarak, Türk-Yunan ilişkilerine yaklaş manızı rica edeceğim... Bu ilişkilerin gün deminde savaş olabilir mi?
B A T U R - Önce,savaşın bir gayesi ol mak gerekir. Bizim açımızdan böyle bir istek ve gaye yok... “ Yurtta Barış- Ci handa Barış” ve "komşularımızın hiçbiri nin toprağında gözümüz olmaması", A ta türk'ün kovduğu ve bugüne kadar çeşitli hükümetlerimizin uyguladığı dış politika mızın odak prensibidir. Kurtuluş Savaşı nın bitiminden bu yana geçen 60 yıl zarfında açık veya gizli, ^ unanistan’a ait topraklardan hiçbir istediğimiz olmamış tır. Yunanistan için, maalesef aynı şeyi söylemek mümkün değil... Konuşmala rında zaman zaman M L G A L O -ÎD E A hevesleri coşturulur, şovenist politikacı lar bu duygulan körüklerler. Yunanlı devlet adamları, zaman zaman uluslarara sı platformlarda Türkiye’yi kötülerler. Yunanistan’ a karşı istilâcı emeller taşıdı ğımızı iddia ederler, aynı ittifak içinde ol mamıza karşın diğer müttefiklerden Tür kiye için teminat istemek gibi acaiplikler- de bulunurlar... Yunanlıların içtenlikle ne istediklerini tabiî bilemeyiz... Acaba, 9 milyonluk nüfusları ve sınırlı güce sahip silahlı kuvvetleri ile, 5 milyonluk İstan bul’u mu veya 46 milyonluk Türkiye’yi mi isterler?..
B A R L A S — Bu açıdan, bazı Yunan politikacılarının sorumsuz davranışını an lamak zor.
B A T U R — Kişiler kendilerinden so rumludurlar, ama devletleri idare eden ler... Devlet ve milletlerinin ağır sorum luluğunu taşırlar, hülyaları uğruna mace ralara atılmak haklan olmamak gerekir. O halde, bilhassa son zamanlarda Yunan devlet adamlarının Türkiye'ye karşı izle dikleri sorumsuz ve tehlikeli politikaya bir anlam ve değer vermek çok güç. Bilir siniz, çağımızda savaşlar, karada, deniz de, havada veya yalnız karada-havada veya yalnız deniz veya yalnız deniz veya yaİnız havada yapılır ve bunu da coğrafya tayin eder. Bizim yaşadığımız bölgede üç un6tır da mevcuttur.
B A R L A S — îki ülke arasında bir silahlı çatışmanın hesabı yapılabilir mi?
B A T U R — Silahlı kuvvetlerin mukaye sesini yaptığımızda, Türk Kara Kuvvet leri büyük üstünlüğe sahiptir. Deniz ve Hava Kuvvetleri, zaman zaman değişken güçlere sahip olmakla beraber, önyargı ile birbirlerine katî üstünlükleri iddia edile mez. Büyük çaplı nükleer savaşlar hariç, deniz ve hava güçlerinin önemi aşikârsa da, katî neticeyi almakta karagücü gene en büyük role sahiptir. Ancak, kara gücümüzün kullanılması, deniz ve hava güçleri gibi elastikî değildir ve harekât alanının yapışma, yani coğrafyaya çok bağımlıdır. Türk-Yunan sının 212 km. genişliğindedir. Yunan Trakyasma giril dikçe, bu genişlik bazı bölgelerde 50 kilometreye kadar düşer, yani coğraf ya, bu bölgede, büyük kara kuvvet leri kullanılmasına izin vermez. Savaş, hangi taraf lehine gelişirse gelişsin, harekât bölgelerinin yan ve gerileri, başka devletlerin tehdidi altındadır. Uzup süreli bir kara savaşı, dünyadaki iki büyük gücün (Amerika ve Rusya), bunların kol- lektif savunma örgütlerinin tarafsız kalmalarına bağlıdır. Uzun süre için bu varsayımı kabullenmek veya kısa sürede savaştan sonuç alınacağını ummak, aşırı iyimserlik olur.
B A R LA S — Gerçi çok farklı bir durum. Ama Falkland savaşı da gösterdi k: , rakip kuvvetlerin birbirine darbe indirmesi,bir savaşı sonuçlandırmaya yetm iyor...
B A T U R — Savaşların sonu, yenilgi ve barış görüşmesi ile kesin biçimde belli olur. Bir savaşta, iki tarafın deniz ve hava güçleri, birbirlerine elbette ki karşılıklı zararlar verebilirler... Ama bu hareketler bir tarafın yenilgiyi kabul edip banş masasına oturtulmasına yetmez. Ege harekât alanı oldukça büyüktür. Yunan lılar vur-kaçlarla kıyı kasabalarına zara.- verebilirler... O kadar. Biz de, istersek birkaç Yunan adasını işgal edebiiiriz, o güce sahibiz. Ama bu hareketler de bir savaşın sonuçlanmasına yetmez. O halde, büyük bir ihtimalle sonuç alınması müm kün olmayım bir savaşa gerek ne? Eğer dışarıdan durdurucu bir müdahale gel mezse ve savaş sürerse, Türkiye sahip olduğu üstün potansiyel ve silahlı güçle bu savaşı kazanabilir... Ama ne elde eder ve elde edeceği sonuç savaşın getireceği fecaati karşılar mı?.. Zannetmiyorum. Yunanistan’a gelince... Türkiye’den ne istediğini bilmiyorum ama, bir savaşı kazanmasının, yüz üzerinden sıfır ihtimal olduğunu biliyorum ve Yunanlıların, hiç olmazsa askeri erkânının, btı gerçeği bil diğine eminim... O halde nedir bu yaygara, silahlanma yarışı?.. Onu anlaya mıyorum.
B A R L A S — Acaba, Papandreu, bir politik manevrayı mı. bu tür hayalî savaş tehditlerine dayayarak gerçekleştirmek istiyor?
BATUR — Yunanlılar, bilhassa Ege’de
ç e ş itl* e m r iv a k ile r y a p t ı la r . A d a la r ı s i l a h
landırdılar. Adaların hava sahalarını 10 mile çıkardılar. Bazı adaların çevresinde yasak sahalar ihdas ettiler. Bundan sonra ila, bazı emrivakilere hazırlandıklarını gösteren belirtiler var. Örneğin, adaların kara sularını ve hava sahalarını 12 mile çıkartmak arzusundalar. Böyle bir kara rın geçmiş hükümetler tarafından kabul
edilmediği gibi, bundan böyle de Türkiye tarafından kabul edilmeyeceğini bildikleri için, gerek Amerika’dan, gerekse NATO ’- dan haksız bir teminat istemektedirler.
Böyle sanıyorum. Emrivakilerine hazır lık olmak üzere ve öncelik alarak kendi1 isteklerinin mâsum ve haldi olduğu havası ile paralel olarak, Türkiye’nin Yunanistan’a karşı istilâcı emeller bes lediği noktasında, dünya kamuoyu oluş turmaya çalışıyor. Ben şahsen tuttukları bu yolu terketmelerini ve konuları hakkaniyet ve eşitlik ilkeleri ışığında müzakere yolu ile halletmelerini ümitle bekliyorum. Aksini düşünmek istemiyo rum.
B A R L A S — B irde, bu tutumun ekono miye yansıması var..,.
B A T U R — Ekonomilerimiz düzgün de ğil, sanayileşme tamamlanmamış, işsizlik büyüyor, gerikalmışlıktan kurtulamamış yörelerimiz var ve silahlı kuvvetlerimizi idame için yılda yaklaşık birer milyar dolar sarfetmekteyiz. Bu mantıklı bir yarış mıdır?.. Kaldı ki, her iki devletin silah sistemleri büyük ölçüde dışa bağım lıdır ve onların müsaade ve destekleri ol madan uzun süre savaşmaları da müm kün değildir. Bize göre, her iki ulusun yararına olmayan bu gidişi durdurmanın yollarını aramak (öncelikle Yunanlıların) sağduyulu devlet adamlarına düşmek tedir. Bu girişimlere başlayacak ve olumlu sonuçlara varacak liderleri, kendi millet leri de destekleyecek ve alkışlayacaklar dır.
B A R L A S — Peki Sayın .Batur... Size göre Papandreu, izlediği politikada başarı sağladı mı?
B A TU R — Söz ve eylem başka başka şeylerdir. Sözleri ile Sayın Papandreu ilişkileri bozmakta, sertleştirmekte ve Türk toplumunda kızgınlık birikimi oluş turmaktadır. Dış dünyada etkili olduğu ve Türkiye üzerinde kuşkular uyandırdığı inkâr edilemez. Ancak, söz çok uzar ve eyleme geçiş gösterilemezse, bıkkınlık uyandırmak ve inandıncüığı kaybetmek kaçınılmazdır. Zannederiz...- Sayın Pa- pandreu’yu bekleyen akıbet de budur. v Askeri ve siyasî konularda az konuşmak esastır. Çok konuşulursa, karşı tarafın önlem alması kolaylaşır... Bu açıdan biz Türkler, Sayın Papandreu’ya teşekkür borçluyuz.
B A R L A S — Bir havacı olarak, Ege sorununa nasıl bakıyorsunuz?
BATUR — Ege hava sahası sorunu, maalesef Türkiye’nin 1950'lerde yaptığı bir hatanın Yunanistan tarafından is tismarından doğmuştur. Yunanlılar, “ Si vil Havacılık Kontrol Sahası” hudutlarını millî sınırlar olarak benimsemişler ve iddialarını halen de sürdürmektedirler. İttifak çerçevesinde, muhtemel bir savaşa hazır olabilmek bakımından, barış döne minde de Ege’deki millî sınırlarla, hava kontrol konularının ayrımının ve Ege kontrol alanının iki ülkenin savunma ve işbirliğini kolaylaştırıcı bir çözüme ulaştırılmasının, taraflara fayda sağlaya cağı konu ve umudunu besliyoruz.
m
«Abesle Uğraşmayalım»
BATUR — Yaşadığımız toprak lar, yontmataş devrinden beri çeşitli uygarlıkları barındırdı... Hititler, Urartular, İyonlar, Frikler, Udyaiılar, Iranlılar, Makendonya- Itlar, Helenier, Romalılar, Bizans lIlar bu bölgede asırlarca yaşamış lardır. Bölge, 11. yüzyıldan iti baren Selçuk ve 13. yüzyıldan itibaren OsmanlI Türklerinin ana vatanı oldu... 1923 yılından beri de bu topraklar Türkiye Cumhuriyeti nin... Tarihi durdurmak ve hele geriye çevirmek hiç mümkün de- Asırlar önce bölgelerde, bugünkü Yunan ulusu ile yakınlık
ları olan uluslar yaşadı diye “MEGALO İDEA” gibi çağdışı özlemlerle şimdi bizim yaşadığı mız bu topraklar üzerinde Yunan lıların değil hak iddia etmeleri, hatta özlem duymaları bile ne kadar abes ise, biz Türklerin de, dört asırdan fazla bugünkü Yu nanistan topraklarına sahip oldu ğumuzu düşünerek o topraklar üstünde hak iddia etmemiz veya özlem duymamız aynı derecede abes olur... Böyle abes şeylerle uğraşmadığımızın da rahatlığı içindeyiz...
İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi