• Sonuç bulunamadı

Resim öğretmeni Mehmed'i tanıdınız mı?

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Resim öğretmeni Mehmed'i tanıdınız mı?"

Copied!
1
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

= = = Klfab sohbetleri = =

R e s i m ö ğ r e t m e n i

liehmed’i tanıdınız mı ?

ummmmmnmmmmmmmmmmmm*-+-m-+4mmmmmnmmammmmmr**»'...

«Hüsün iie Aşk» - Willkie’nin kitabı -

¿ m u * * * * * *

Yazan:

* * + * +**n ™ tfm

C

Kemal

Sa

*1*6«*

Öç telif roman

-Hüseyin Rahmi » nin «Mürebhiye» de­ ki «Matmazel An - İe!» ini, Halid Zi­ yanın «Mai ve Si­ yah» tâki «Ahmeo

! Cemil» ini, Namık Kemalin «Vatan- j SİLstre» deki «İslâm Bey» ini taniml- | yanınız var mıdır? Ya Reşad Nurinin

«Çalı Kuşu» ndaki «Feride» sini, Refik Haildin «Sürgün» deki «Hilmi Efendi» si-

j

ni, Halide Edibin «Kalb Ağrısı» ııdakl • Zcyno» sunu bilmiyeniniz?.. Hele Saffet Nezihinin «Zavallı Necdet» ini... Şöhreti, hatta muharririnin dahi ismini unuttu­ ran bu sonuncusu, hesablanamıyacak kadar kimseye gözyaşı döktürmüştür.

Bu tipler jik vehlede hatıra gelenler- dir. Edebiyatımızın, bunlar gibi, muhar­ rirlerinden ç o i şöhret, hatta hayat hak­ kı kazanmış nice kahramanlan vardır. Bunlardan bahsedişim, aralarına bir ye­ nisinin katıldığını gördüğüm içindir. Bu yeni kahramanı, size de, tanıtmak is­ terim: Resim öğretmeni Mehmed.

* • •

Mehmedle tanışmama delâlet eden üs. tad Halid Ziya Uşaklıgildir. Fakat üsta. din bu delâleti bana münhasır değildir; o, delâletini «Ulus» ta neşrettiği bir mektubla, herkese şamil olarak, yapmış­ tır. Bu mektub, tipi yaratan «edib ve sanatkâr» a hitaben yazılmıştır. Eser, Haiid Ziyaya, gençliğini; «memleketin İlerj gitmiş sayılan» bir yerinde -İzmir, de- «türlü cidallerle, didinmelerle ve ciğerlerini zehirliyen üzüntülerle» geçen günlerini hatırlatmış ve üstadı, bilhassa bu bakımdan, p : ziyade mütehassis et­ miştir. Çünkü eserin kahramanı ressam Mehmedin de, romanın mevzuunu teşkil eden, mücadeleli hayatı «yurdun geri kalmış bir bucağında» geçmektedir. Ese. ri «inşa bakımından, lisan halamından, hele ruh ve fikir bakımından» millî kü- tübhanemiz için pek değerli bir kazanç telâkki eden Halid Ziya, şu hükmü ver­ meğe bilhassa itina etmiştir: Bu kitab, adeta, «yurdun kalkınabilmesi için» ha, zırlanmış «bir program mahiyetinde» dir.

iyi seçilmiş okunaklı harflerle tertib edilmiş ve tertemiz basilmiş kitabı, eli­ me aldığım zaman, yeni bir müşahede, alâkamı çoğalttı: Kitab, Yozgad orta oku­ lu çocuk sanatkârlarının yaptıkları on altı tabloyu -ayrıca ve kuşe kâğld üze­ rine basilmiş olarak- İhtiva ediyordu. Resim öğretmeni, çocuk sanatkârların tabloları... Bir müddet evvel Ankarada teşhir edilen, sonra Londrada Halkevi- ne gönderildikleri zaman, İngiliz muhi­ tinde de derin alâka, hatta hayret uyan­ dıran resimleri hatırladım. Hükmettim ki muharrir, bu eseri, o çocuklardan ve o çocukları yetiştiren değerli öğretmen­ den ilham alarak yazmıştır.

«Resim öğretmeni» ne, yazısını insanı sürüklercesine okutmasını bilen tecrübe, li bir muharririn «güzel bir roman» 1

nazarile bakmak kâfi değildir; «resim öğretmeni» ilerinin, aydınlığın müdafa­ asını yapan bir «fikir romanı» dır.

Ressam Mehmed bu «ileri» liğin, bu «aydın» lığın timsalidir. O, yurdun geri kalmış bir kasabasına yeni tayin edilmiş bir orta mekteb hocasıdır. İleri hamleler yapmak istiyen atılgan bir resim ho­ cası... 'Gittiği yerde yalnız «taassub» un maniaları ve entrikaları ile değil, güven, diği «münevver» lerin dahi lâkaydisile, «idareimaslahat» cı zihniyetile, «ne ola­ cak sanki!..» si ile karşılaşmıştır. Fakat ressam Mehmed ne o maniaların, ne de bu karşılaşmaların yıldıracağı bir tip de­ ğildir. Nitekim mücadelesinde muvaffak olmuştur.

«Resim öğretmeni» bu muvaffakiyetin «sır» larım ifşa ediyor, Üstad Halid Zi­ yanın teşhisi üzerinde durarak diyeceğim ki, Maarif Vekâleti «resim öğretmeni» ni yalnız filen muallimlik yapanlar İçin değil, ayni zamanda öğretmen okulları için «okunması mecburî» kitablar arası­ na katmakta geç kalmamalıdır.

«Resim öğretmeni» n in muharririni ta. tatmakta geç kaldım galiba... Bu mu­ harrir Vedad Nedim Tördür. Son eseri -«mecmua» ama «eser» demekte hata yoktur. Hep bu topraktan» a varlnclya kadar yazıları bende daima alâka uyan­ dırmış bu muharririn -piyeslerine rağ­ men- bir de «edib», hele edebiyatın en güç kolu «romancı» hüviyeti olacağını düşünmemiştim. «Resim öğretmeni» ör. nek bir eserdir. Sade, tasannudan uzak, sürükleyici bir üslûb; şahıslan, karakter­ leri çan sıkıcı tahliller yerine konuşma­ larla, vak’alarla çizen, canlandıran usta bir kalem; baştan sonuna kadar .tecrübe li bir piyes muharriri olduğu nekadar belli- hareket içinde bir roman.

«Roman» m gençlikte değ;l, ancak ol­ gunluk çağında yazılabileceğini sÖyll- yenlere hak vermek lâzımdır,

İki telif roman daha: Biri Mahmud Yessrinin «Aşk Uçurumu», diğeri Mü- kerrem Kâmil Su’nun «Uzaklaşan Yol» u. Bu iki romandan bir arada bahsedişim, kadın romancıları1 hayli zamandır şiddetli bir yaylım ateşine tutan Mahmud Ye- sariye azizlik olsun, diye değildir, İkisi, nin de ayni zamanda, hatta ayni tâbi, «İnkılâb Kitabevi» tarafından neşredil, miş olmasındandır, Kimbilir, bu bir ara. da bahsediş, belki de, Mahmud Yesari. yi, kadın romancılara karşı daha mülâ- yim davranmağa sevkeder?

Mahmud Yesari, zamanımızın en ta. nmmış ve tutulmuş romancılarından biri, Mükerrem Kâmil Su da bilhassa hu sa. hifelerde çıkan hikâye ve jomanlarile «Cumhuriyet» karilerinin pek iyi tanı­ dığı bir kalem sahibidir.

«Aşk Uçurumu» Mahmud Yesarinln kitab halini almlş eserlerinin 54 üncü­ südür. Bu elli dört kitabin yarıdan fazla, sini küçüklü büyüklü piyesler teşkil e- diyor. Fakat 54 rakamı Yesarinln eserle­ rinin tamamını ifade etmekten uzaktır. Onun henüz kitab halini almamış piyes

ve romanlarının saylsı da elliden az de. ğildir.

«Uzaklaşan yol», Mükerrem Kâmil Su­ nun sekizinci romanıdır. İlk romanı «Sevgim ve İstırabım» 1934 te çıkmıştı. Diğerleri şunlardır: (Bu kalb duracak, Dinmez ağrı, Sus uyanmasın, Ateşten damla, Istıranca eteklerinde ve Sızı.)

Mahmud Yesari senede bir k,aç eser verdiğine, Mükerrem Kâmilin ise iki eseri daha basılmak üzere bulunduğuna göre, onlardan, yakın zamanda -fakat etraflıca, bahsetmek fırsatını bulacağım.

(Muharrir Reşad Feyzi, bir kaç gün evvel «Son Telgraf» ta çıkan bir fıkrasın­ da, Osman Cemalin meşhur eseri «Çin. geneler» için aldığı telif ücretinin «elli» liradan ibaret olduğunu ifşa ediyordu. Neşriyat tarihini yazacaklara bir vesika vermiş olmak için, bu habere, bir acısını da ben ilâve edeyim: Mahmud Yesari, az zaman evvel, en çok tutulmuş bir eseri, ııin ikinci tabı hakkini «kırk» liraya sat­ mağa mecbur kalmıştır. Bu misaller, tâ- bilerden ziyade, bizlerl -yani cemiyeti- utandlrmalıdir.)

*

Türk klasikleri serisi arasına Şeyfe Galibin «Hüsn-ü aşk» ı da karıştı. Vasfi Mahir Kocatürkün nesre tahvil ve «Hiisün ile aşk» diye adlandırdığı eser, (Alımed Halid Kitabevi) tarafından çı­ karılmıştır.

Şeyh Gallb Divan edebiyatının en bü. yük şairlerinden biri «Hüsnü aşk» da onun ve onun olduğu kadar edebiyatı­ mızın bir şaheseri, mesnevi tarzında ya­ zılan tüıkçe şiirlerin en güzelidir. Eserin baş tarafında muharririn Şeyh Galibi çok iyi tetkik ettiğini gösteren cidden kıy­ metli bir mukaddeme vardır. Şeyh Gali­ bin, kendisinden sonrakilere:

Gelmiştir o şair-i yegâne Gûya bu kitab için cihane

Dedirten «Hüsnü Aşk» ı, vaklâ «hayal âlemlerile dolu bir sevgi masalı» dır auıa, ayni zamanda ilhamını Mevlânanın «Mesnevi» sinden alan bir tasavvuf ese­ ridir; Vasfi Mahirin de dediği gibi «derin ve orijinal bir tasavvuf kitabı değil, fa­ kat bütün şark tasavvuf edebiyatının en mütekâmil şiir ve sanat eserlerinden bi­ ri» dir.

Şeyh Gallb edebî dehasının bu müstes­ na eserini 27 yaşındayken tamamlamış­ tır. Fakat gerek «Hüsnü Aşk», gerek da­ ha evvel, henüz 24 yaşındayken yazdığı müretteb divan, ölümünden çok sonra Mısırda «Bulak» matbaasında basılmış­ tır. Bu divanın şimdi bulunabilmesi müşküldür; geçenlerde Sahaflarda, hayli hırpalanmış bir nüshasının, otuz liraya satıldığını gördüm. «Hüsnü Aşk» ayrıca iki defa basılmıştır. İlk tab’ı, «Kütübha. nei Ebüzziya» arasında, diğer tab’ı da 22 sene evvel Mahfel mecmuası neşriyat] meyanlnda yapılmıştır. Bu nüshalar n da bulunması pek güçtür.

Şimdi Ahmed Halid Kitabevinin bas­ tığı nüsha, eserin nesre tahvil edilmiş şeklidir. Geçenlerde «Leylâ İle Mec­ nun» un tab’ı sırasında da söylediğim gibi, tabi, eser], aslını da ilâve ederek basmış olsaydı, himmetini «tamam» et. miş olacaktı.

Şeyh Galih, pek erken, 41 yaşını henüz tamamladığı bir sırada ölmüştür. Ce­ nazesinin kaldırıldığı güne nid hazin bir hâdise vardır ki, rahmete vesile olsun diye, kısaca anlatayım;

Ölümü sırasında babası Mustafa Reşid Efendi sağdı. Talihsiz baba, merasime gelen halk arasından tabuta konulmak üzere olan cenazeye doğru ilerledi, oğlu­ nun yüzünü açtı:

— Bu kara sakal, şu ak kefene yakış, iniyor, diyerek cesede sarıldı, onu, ce­ nazeden güçlükle ayırdılar. Binlerce

in-«Sebil ve Oiivereinler»

... .

...

*

san ağlıyordu. ★

Son neşriyat ara­ sında bende en çok , alâka uyandıran e- ser Willkienin kitabı oldu. Amerikan neşriyat tarihinde satış rökoru kıran bu eser hakklndaki ma. lûmatım, ajansların verdiği nakıs haber­ lerden İbaretti. Eserin, temiz ve pürüz­ süz bir gazeteci dilile türkçeye çevrilmiş muvaffak tercümesini derin bir hazla okudum. 120 milyondan fazla nüfus ara. stada mümtaz bir mevki edinmenin ne çapta adamlar için mümkün olabileceği­ ni, insan, bu eseri okuduktan sonra, pek İyi anlıyor.

Wiilkle’nin «Tek bir dünya» isimli eseri Tasvir neşriyatının «Günün meseleleri» serisi arasında çıkmıştır. Tercümeyi ya­ pan Tevfik Sadullahtır. Willkie’nm Orta, şarka, Tıirkiyeye, Rusyaya ve Çine ka­ dar tayyare-İle yaptığı bir yarim devri âlem seyahatinin canlı intihalarını ihtiva eden kitab şu tezi müdafaa ediyor; «Bütün dünya yüzündeki İnsanların hürriyet ve istiklâlden kuvvet alarak yaşayıp gelişecekleri bir cemiyetin kuru, luşu.»

Willkie’nin intlbalarlnln Türkiyeye aid sahifeleri, kitabın hemen en kısa fasıl­ larımdan biri, fakat muharririnin şahsi­ yetini ve görüş kuvvetini tebarüz etti­ ren cidden veciz bir kısımdır,

■ r

Yeniler arasında İsim yapmağa muvaf­ fak olmuş bir şair, Ziya Osman Sa­ ba, ilk şiir kitabini neşretti. Kitabin, muhtevası gibi, cana yakın bir ismi var: «Sebil, ve güvercinler»... Gönlümüzün duyduğu yakınlık kadar gözümüzün de alışık, fakat mütehassir olduğu bir man­ zara ki, tasvirinin bir parçasını, şairden jdinliyelim;

Çözülen bir demetten İndiler birer birer Bırak, yorgun başlan bu taşlarda

uyusun. Tutuşmuş ruhlarına bir damla göz yaşı suıı, Bir sebile döküldü bembeyaz güvercin­ ler.., Nihayetsiz çöl'erîn üstümden hep beraber Geçerken bulmadılar ne bir ot, ne bir

yosun. Ürkmeden su içsinler yavaşça, susun, susun!. Bir sebile döküldü bembeyaz güvercin­ ler... Bu kıt’alarln on beş sene evvel, şair henüz on sekiz yaşındayken yazıldığı he. şahlanırsa, olgunluk çağma gene yaşında giren Ziya Osmanln şimdiki verimi hak­ kında bir fikir edinilebilir. Ziya Osmsn, ilk şiirlerini 928 de Serveti Fünunda neş­ retmiş, imzası daha o zaman dikkati çekmişti. Yedi meşaleciler grupunda yer alanlar arasında o da vardı. «Her akşam, ki yolumda» gibi cidden nefis parçaları İhtiva eden «Sebil ve Güvercinler» de altmıştan fazla şiir vardır. Eser (A.B.C.) neşriyat! arastada çıkmıştır.

Gene A.B.C. neşriyatı arasında çıkan iki şiir kitabi: İsmet Bozdağm «Gönde­ rilmemiş mektublar» ı ile Necati Cu- mallnln «Klzllçullu Yolu*.

İlkinden «Sen şarkı söylediğin zaman» dan bir parça:

Altınlaşırdı mnlılt, rüyalaşırdı mekân, Bir sıyrılış ki o, «zaman» duyulmazdı^ Bir vazgeçiş senden başka her şeyden, öyle bir ân kİ, hayata, doyulmazdı.

«Kızilçullu Yolu» hakkında da bir fikir edinmek İstersiniz tabiî.. İşte size «Eskisi gibi» isimli «şiir» in tamamı:

Şimdi eskisi gibi Güze! kâğıtllar Kalemler buldum

Yeniden yazmağa başlıyacağım Hatıra defterimi.

«Şiirin tarihi de var; fakat ayi, günü ve saati nedense tasrih edilmemiş, yalnız senesi yazılı: 1941.»

Kemal Salih SEL

İ Ş L E T M E L E R D E

Revizyon ve Kontrol

Yazan: Dr. Alfred İSAAC

İstanbul Üniversitesi İktısad Fakültesi Ord. Profesörü

Dilimizde ilk defa İntişar eden bu eser, müfettişler, murakıb- lar, kontrolörler, alelûmum bankacılar için, daima elleri altında bulunduracakları, zengin bir bilgi hazînesi ve kıymetli bir rehberdir. Eser V. Çernis tarafından tercüme edilmiştir.

H R I Fiatı 5 lira (cildli). — Neşreden: ÜNİVERSİTE KİTABEVİ M M !

CLÖD

3

1 2 3 U n c l i s a y ı s ı

En son sinema haberleri

En güzel fotoğraflar

En heyecanlı yazılarla

B U G Ü N Ç I K T I

Bugün

E L I 1 Â M B Â

Sinemasında

Herkesi hayran edecek bir şaheser

M E H T A B

M E L O D İ S İ

(Melody anc- Moonlygnt) Beş büyük ylldlz bir arada: JOHANNY DOWNS — BARBARA ALLEN

(Vera Vague) — JERRY COLONNA — JANE FRAZEE — MARY LEE Büyük musiki, revü ve aşk süper filmi. Amerikan radyosunun C A Z

Orkestrası, muhteşem revüler, en son danslar, nefis müzik. İlâveten : WALT DİSNEY G U F İ S P O R C U ( Renkli ) Numaralı yerlerin evvelden temini rica olunur. Bugün matineler saat 1 den itibaren başlar. MVJUIMR9WXR9I

İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Kliniğimize başvuran ve endikasyon konularak opere edilen lomber disk hernili 46 olgu: cins, yaş, fizik muayene, disk mesafeleri, radyolojik bulgular, preoperatif ve

Tembelliğim yüklü mavnaların Sahile çekildim Umanda, Yorgunluğum başladığı zamanda Sen ol en uçucusu akşamların. Her sabah odamızı ferahlat, Rüzgâr gibi

Kızıl, kına rengi toprağıyla Kınalıada, Burgaz ve Merit Halki Palace ile Heybeliada da..

Although insertion of an arterial line seems essential for intermittent arterial blood gas sampling and continuous invasive arterial pressure monitoring in

Although vancomycin resistance was detected from none of the enterococci isolates in our study by using phenotypic testing, the VanB gene was found in 11 (19%) of

Bu çerçevede, inovasyon ve imovasyon kavramları, imovasyonun fasonculuk veya pür taklitçilik olup olmadığı tartışılacak; en az 500 milyar ihracat ile 2023 yılında dünyanın

喜普®液 Cyproh® 0.4mg/ml 藥品成分名:Cyproheptadine 藥品外觀:瓶裝,淡黃橙色糖漿液。 作用

Olshansky’nin grubunun öteki dizayn önerileri aras›nda flunlar da var: sinirlerin retina’dan ayr›lmas›n› önlemek için optik sinirin baflka biçimde tasar›m ve montaj›,