Türk Musikîsini« Meşhur Bestekârları, Şarkıları re Okuyucuları
B a b a s ı m e ş h u r M a h m u t
C e lâ le ttin P a ş a n ın k o n a
ğ ı d e v r in in b i r k o n s e r -
v a t u v a r ı
s a y ı l ı r d ı
•B u
b a k ım d a n b a b a s ın ın te
s i r ve t e r b iy e s i He y e t i
ş e n b u tit iz , p a ş a z a d e
m u s ik iş in a s ın
g e n ç lik
ç a ğ ı, ş a i r , e d ib ve f i k i r
a d a m la r ın d a n b a ş k a , en
u s ta s a z ve s e s s a n a t k â r
la r ı n ın a r a s ın d a
g e ç t i.
S E M I MI BEY
\3
Y A Z A N
B A K I S Ü H A E D I B O G L US
ON yüzyılın üzerinde önemle durıılmıya değer bestekârların dan biri de hiç şüphesiz Şem settin Ziya Beydir. 1878 yı-j O j lında Istanbuida , doğmuştur. Babası, Çorlulu Ali Paşa ahfadından Meh met Aziz Efendizade Ticaret ve Nafia Nazırı büyük musikişinas ve bestekâr Mahmut Celâlettin Paşadır.
Şemsettin Ziya Bey, Galatasaray Sul tanisinde okumuştur. Sonra tahsiline muhtelif hocalardan ders almak suretiyle hususi olarak devam etmiştir. ^ ı j
V894~yılında, henüz on altı yaşında iken Şehzade Abdülkadir Efendinin" maiyetin
de istihdam olunmak üzere süvari Ertuğ- rul alayına verilerek zamanla üsteğmen liğe kadar yükselmiş ve 1899 yılında Hünkâr Yaveri olmuştur. Bu sırada baba sını kaybeden Şemsettin Ziya Bey, sivil hizmete geçerek Ticaret ve Nafia Nezareti sanayi müdürlüğü İkinci muavinliğine tâ yin olunmuştur. Genç bestekâr, dikkati, çalışkanlığı ve zekâsı yüzünden süratle terakki edip 1908 yılında mektubî kale mi müdürü olmuştur. Bundan sonra Meş rutiyet inkılâbında yapılan umumi ten sikatla başkitabet kalemi mümeyyizli ğine indirilmiş. Birinci Cihan Harbi or talarına kadar bu vazifede kalmış, sonra
‘P
tekrar mektubî kalemine müdür olmuş , / ve nihayet 1923 yılında ve henüz 45
ya-şında bulunduğu halde vefat etmiştir.
S.
'
Şemsettin Ziya Bey, değerli bir musiki şinas ve bestekâr olan babası Mahmut Celâlettin Paşanın tesir ve terbiyesiyle küçük yaştan beri musiki ile alâkadar ol muştur. Esasen Mahmut Celâlettin Pa şanın konağı devrin bir nevi konserva- tuvarı gibi idi. Zamanın şair ve edible- rinden, fikir adamlarından maada, ta nınmış ve sevilmiş bütün saz ve ses sa natkârları, besteciler bu konağa devam ederlerdi.
İşte genç Şemsettin Ziyanın kulağı ve" ruhu bu üstatların eserleriyle beslen miştir. Doğuştan mükemmel bir kulak terbiyesine sahip olan genç paşazade, ba basının mevki ve şöhretine rağmen, ace mi bir çırak gibi bu musikişinaslardan sabırla, gayretle bir şeyler öğrenmeğe çalışmış ve bilhassa klâsik Türk musi kisinin eski hâzinelerine eğilmesini bi1- miştir.
Mehmut Celâlettin Paşa vefat ettiği za man, Şemsettin Ziya Bey henüz 21 yaşın da bulunuyordu. Babasının ölümünden sonra, eskiden konaklarına devam eden musiki üstatlariyle münasebetlerini kes memiş, onlardan feyz almıya devam et miştir.
Şemsettin Ziya Beyin ilk eserlerinde babasının kuvvetli tesiri ve kendisine mahsus üslûbu hemen hissedilir. Zaten Mahmut Celâlettin Paşa, yalnız oğluna değil, zamanındaki bazı bestekârlara da kuvvetli ve şahsiyetli üslûbu ile tesir et miştir. Onun için genç bestekâr Şemset tin Ziyanın, ilk eserlerinde bu tesirden kurtulması o kadar kolay değildi.
Fakat zamanla, gerek musiki kültür ve görgüsü, gerekse zevki yükselen sa natkâr, şahsiyetini bulmuş, bugün şarkı literatüründe âdeta Şemsettin Ziya Bey (ekolü) diyemesek bile, (tarzı) diyebi leceğimiz bir şarkı üslûbu yaratmıştır .
Bu üslûp Batı musikisine meyleden genç bir ruhun ifadelerini taşır. Aynı za manda iyi bir edebiyat ve şiir terbiyesi de almış olan Şemsettin Ziya Bey şarkı larının güftelerini kendisi yazar ve bun ların bir şiir kıymeti taşımasına bilhassa dikkat ederdi.
Bugün, birçok musiki tenkidcilerine göre, onun eserleri «muhkem ve kusur suza olarak vasıflandırılmaktadır. Zevk ve çalışma bakımından çok titiz bir sa natkâr olan Şemsettin Ziya Beyin, çok velût olmayışı bu titizliği yüzündendir. Bugün, İstanbul Belediye Konservatuva- rında, İstanbul ve Ankara radyolarında çalınıp söylenen birkaç parça eseri, ge rek yapı bakımından, gerekse melodi zen
Babasıntn ölümünden sonra, eskiden konaklarına gelen tanınmış musiki ustaları ile alâkasını kesmedi. Mevsimine göre bazan ko nakta, bazan da bahçede onlarla saz âlemlerine katılır; birlikte meşkeder, şarkı geçip feyz almıya devam ederdi...
ginliği itibariyle çok İnce ve unutulmaz eserlerdir.
Genç bestekâr, bilgisiz ve kültürsüz sanat olamıyacağına küçük yaştan beri inandığı için, çok okumuş, sadece musi ki çalışmalariyle yetinmiyerek bilhassa edebiyat, felsefe ve tarihle de uğraşmış
tır.
Kendisini yakından tanıyan ve bütün meziyetlerini bilenler, onun erken ölümü ile Türk musikisinin büyük ve telâfisi zor bir kayba uğradığını söylemektedirler.
Şemsettin Ziya Beyin eserlerine içli bir lirizm hâkimdir. Bunların arasında en çok sevilenlerden biri ve belki de birin cisi Hicaz makamındaki şarkısıdır. Bu şarkının sözleri gerçek bir şiir değeri taşımaktadır:
Ne bahtımdır ne yâr-i biamandır Beni giryan eden hükm-ü zamandır Bugünkü handeler ayniyle figandır Beni giryan eden hükm-ü zamandır
Meşhur Şarkıların Mânalarını Biliyor musunuz ?
Şetaraban Şarkı Bestekârı: Şemsettin Ziya Bey
Sengin Semai
Ey gonca, açıl, zevkini sür fasl-ı baharın, Ben bülbülüyüm, sen gülüsün bâğ-ı mesârın; Gûş-eyle nevâ-yı dilini gamlı hezârın, Ben bülbülüyüm, sen gülüsün bâğ-ı mesârın. Vezni: Mef'ûlü Mefâîlü Mefâîlü Feûlün
Kelimeler: (FasI: Mevsim. Fasl-ı bahar: Bahar mevsimi, ilkbahar. Me-
s â r : Meserretler, sevinçler. G û ş : Kulak. Gûşeylemek: Dinlemek. Neva : Ses. Dil: Gönül. Hezâr: Bülbül.)
Bugünkü dile çevrilişi: Ey gonca, ey yeni yetişen sevgili, açıl, neşelen de
şu baharın zevkini çıkar. (Hattâ bu zevki beraber sürelim. Bak) sevinç ve neşe bağının sen gülüsün, ben de bülbülüyüm.
Kederli bülbülün gönül sesini dinle.
Sevinç ve neşe bağının sen gülüsün, ben de bülbülüyüm.
---
---29
Taha Toros Arşivi