• Sonuç bulunamadı

ÜN‹TE II

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "ÜN‹TE II"

Copied!
64
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

M‹LLÎ EDEB‹YAT DÖNEM‹ (1911-1923)

1. Millî Edebiyat Döneminin Oluflumu 2. Ö¤retici Metinler

a. Makale b. F›kra c. Sohbet

3. Coflku ve Heyecan› Dile Getiren Metinler (fiiir) a. Sade Dil ve Hece Ölçüsüyle Yaz›lm›fl fiiir b. Saf (Öz) fiiir

c. Halk›n Yaflay›fl Tarz›n› ve De¤erlerini Anlatan Manzumeler 4. Olay Çevresinde Oluflan Edebî Metinler

A. Anlatmaya Ba¤l› Edebî Metinler 1. Hikâye

2. Roman

B. Göstermeye Ba¤l› Edebî Metinler 5. Millî Edebiyat Döneminin Genel Özellikleri Özet

Test II

ÜN‹TE II

(2)

* Bilmedi¤iniz sözcük ve kavramlar› sözlü¤e bak›p aç›klamas›n› okumadan önce metin içinde tahmin edip, sonra sözcüklerin aç›klamas›n› okuyun.

* Örnek metin veya metin parças›n› dikkatlice okuyup anlat›lmak istenen duygu ve düflünceleri kavramaya çal›fl›n.

* Konu içinde size yöneltilen sorular› yan›tlay›n.

* Uyar›lar› dikkatle okuyun, gerekiyorsa yaz›n.

* Yazar, eser ad› ve önemli kavramlar› yazarak çal›fl›n.

* Ünite sonundaki testi çözün. Cevaplayamad›¤›n›z soruyla ilgili konuyu, tekrar dönüp dikkatle okuyun.

* Daha genifl bilgi için ansiklopedi, edebiyat tarihi kitaplar›ndan ve ‹nternetten yararlan›n.

Bu üniteyi çal›fl›p bitirdi¤inizde;

* Millî Edebiyat Döneminin oluflumunu kavrayacak,

* Millî Edebiyat Döneminin ö¤retici metinlerini inceleyecek,

* Millî Edebiyat Döneminin fliirlerini grupland›racak,

* Millî Edebiyat Döneminde sade dil ve hece ölçüsüyle yaz›lan fliirleri inceleyecek,

* Millî Edebiyat Döneminde saf (öz) fliir anlay›fl›yla yaz›lan fliirleri inceleyecek,

* Millî Edebiyat Döneminde halk›n yaflama tarz›n› ve de¤erlerini anlatan manzumeleri inceleyecek,

* Millî Edebiyat Dönemi fliiri hakk›nda ç›kar›mlarda bulunacak,

* Millî Edebiyat Dönemi hikâyelerini inceleyecek,

* Millî Edebiyat Dönemi romanlar›n› inceleyecek,

* Millî Edebiyat Dönemindeki anlatmaya ba¤l› edebî metinler hakk›nda ç›kar›mlarda bulunacak,

* Millî Edebiyat Dönemindeki göstermeye ba¤l› edebî metinleri inceleyecek,

* Millî Edebiyat Döneminin genel özellikleri hakk›nda ç›kar›mlarda bulunacaks›n›z.

BU BÖLÜMÜN AMAÇLARI

☞ ☞

NASIL ÇALIfiMALIYIZ?

✍ ✍

(3)

YEN‹ L‹SAN ...

Hastal›klar: Eskiler ‹ran'a teveccüh etmifl, yeniler yani dünküler kendileri için yeni bir lisan ibda etmeye lüzum görmeyerek ve mümkün oldu¤u kadar da bozarak hep eskilerin lisan›n› kullanm›fllard›r. fiimdi yeni bir hayata, bir intibah devresine giren Türklere yeni, tabii bir lisan, kendi lisanlar› laz›md›r, millî bir edebiyat vücuda getirmek için evvelâ millî bir lisan ister. Eski lisan hastad›r. Hastal›klar›, içindeki lüzumsuz ecnebi kaidelerdir... Lisan› kimse anlamaz. Ekseriyet bigane kal›r. Kitaplar sat›lmaz. Vatanda mütalaa ve tetebbu merak› husule getirilemez.

Tasfiye: Konufltu¤umuz lisan, ‹stanbul Türkçesi en tabii bir lisand›r. Klifle olmufl terkiplerden baflka lüzumsuz ziynetler asla mükâlememize giremez. Yaz› lisan›yla, konuflmak lisan›n› birlefltirirsek edebiyat›m›z› ihya yahut icat etmifl olaca¤›z.

Maharetimizi, sanat›m›z›, zekâm›z› yaln›z befl on kiflilik bir edip kümesi takdir etmeyecek, HAZIRLIK ÇALIfiMALARI

1. Atatürk’ün “Milliyetçilik” ilkesi ile Millî Edebiyat sanatç›lar›n›n fikirleri aras›nda benzerlikler var m›? Araflt›r›n›z.

2. “Milliyetçilik” ilkesini benimsemek, millî birlik ve beraberli¤imizi güçlendirme ve devam ettirmede nas›l bir rol oynar?

59

ÜN‹TE II

M‹LLÎ EDEB‹YAT DÖNEM‹ (1911-1923) 1. M‹LLÎ EDEB‹YAT DÖNEM‹N‹N OLUfiUMU

(4)

karfl›m›zda anlayan, takdir eden, alk›fllayan ve mükâfat›n› veren bir ekseriyet bulunacak.

Nas›l? Türkçe kaidelerle her terkip yap›labilir. Arabî ve Farisî kaidelerle niçin yap›yoruz. Bu bir ihtiyaç m›d›r. Hay›r, biz onlar› tezeyyün için, süs için yap›yoruz.

fiüphesiz süs için... ‹flte bundan vazgeçelim. Lafza tapmayal›m. Eserlerimiz yald›zl›

mukavvadan bir heykel olmas›n, fikre, hisse ehemmiyet verelim.

Milliyete do¤ru: Hareket zaman› art›k gelmifl ve hatta geçmifltir. Maziye, düne, zevke, itiyada aldanarak maddî düflünmekten vazgeçmeliyiz. Düflünmeli, yine düflünmeli, tekrar düflünmeli ve katî karar›m›z› vermeliyiz. ...Bir ihtiyaç neticesi olarak girenler bizim olmufl, imlâlar›n› muhafaza etmekle beraber "Türk" olmufllard›r... . Arabî ve Farisî cemiler, terkipler yapmak için, s›rf ziynet için girenler bu sebepler kalk›nca tabiat›yla savuflurlar. Bize vâsi bir lisan laz›m, lakin muntazam ve mazbut olmak flart›yla. Dünyan›n en mükemmel, en basit, en sade ve tabii bir sarf› oldu¤u bütün lisan âlimlerince iddia ve beyan olunan Türkçe sarf›m›z› tan›mal›, onun üzerine ifsat edici bir leke gibi düflen ecnebi kaideleri atmal›y›z, Arabî ve Farisî edatlar› asla kullanmamal›y›z.

Hele terkipleri mutlaka, mutlaka Türkçe kaidesiyle yapmal›y›z. O vakit, lüzumsuz olan baz› Arabî ye Farisî kelimelerin kendi kendilerine savufltuklar›n› göreceksiniz.

Ömer Seyfettin Genç Kalemler Dergisi

SÖZCÜKLER teveccüh etmek . . . : Yönelmek.

lisan . . . : Dil.

ibda . . . : Yaratma.

intibah . . . : Uyanma.

ecnebi . . . : Yabanc›.

kaide . . . : Kural.

ekseriyet . . . : Ço¤unluk.

bigâne . . . : ‹lgisiz, yabanc›.

mütalâa . . . : Okumaya, ders çal›flmaya ayr›lan zaman, etüt, düflünce.

tetebbu . . . : Araflt›rma, inceleme.

husule getirmek . . . : Meydana getirmek.

tasfiye . . . : Ay›klama, temizleme.

terkip . . . : Tamlama.

ziynet . . . : Süs.

mükâleme . . . : Karfl›l›kl› konuflma.

ihya . . . : Yeniden canland›rma, diriltme.

tezeyyün . . . : Süslenme.

laf›z . . . : Söz, kelime.

(5)

61

mazi . . . : Geçmifl.

itiyada aldanmak . . . : Al›flkanl›k.

cemiler . . . : Çokluk, ço¤ul.

vâsi . . . : Genifl, engin.

mazbut . . . : Düzgün, düzenli.

sarf . . . : Dil bilgisi.

ifsat . . . : Düzeni bozmak, kargaflal›k.

MET‹N ÜZER‹NDE ÇALIfiMALAR 1. Metne göre “millî dil” niçin gereklidir?

2. Eski dil niçin hastad›r?

3. Millî Edebiyat görüflünü savunanlar neden yaz› dili ile konuflma dilinin ayn›

olmas›n› istiyorlar?

4. Millî Edebiyat sanatç›lar› niçin kullan›lan dili elefltiriyorlar?

5. Ömer Seyfettin’e göre Millî Edebiyat sanatç›lar› ne yapmalar› gerekiyor?

Sizce Ömer Seyfettin makalesinin ad›n› niçin “Yeni Lisan” koymufltur?

AÇIKLAMALAR

M‹LLÎ EDEB‹YAT DÖNEM‹ (1911-1923)

Yirminci yüzy›l›n bafllar›, ayd›nlar›m›z›n aray›fl içinde olduklar›, çeflitli ideolojilerin olufltu¤u bir dönemdir. Bir tarafta Osmanl›c›l›k, ‹slamc›l›k, Bat›c›l›k di¤er tarafta Türkçülük görüflü oluflur.

Osmanl›c›l›k: Osmanl› Devleti içerisinde yaflayan halk aras›nda dil, din, ›rk ayr›m›n›n göz ard› edilerek herkesin eflit haklara sahip olmas› savunulmufltur.

‹slâmc›l›k: ‹slâm ülkelerinin birli¤i ve gelifltirilmesi hedeflenmifltir.

Bat›c›l›k: Avrupa’n›n biliminin, teknolojisinin yan›nda yaflama tarz›n›n da Osmanl›

halk› taraf›ndan benimsenmesi gerekti¤i ileri sürülmüfltür.

Türkçülük: Osmanl› Devleti’nin gücünü Türk tarihi ve Türk kültüründen almas›,

“Türk ulusu” fikrinin yay›lmas› düflüncesine dayanm›flt›r.

24 Temmuz 1908’de II. Meflrutiyet’in ilan›yla özgürlükler yeniden elde edilir.

Böylece düflünce hayat›m›zda h›zl› bir geliflme bafllar.

(6)

Bu arada Osmanl›-Rus Savafl› ile Balkan Savafl› yenilgileri “milliyetçilik”

düflüncesinin Türk ayd›nlar› aras›nda h›zla yay›lmas›na neden olur. Y›k›lmakta olan

‹mparatorlu¤u ayakta tutmak için “Türkçülük” ak›m› önem kazan›r. ‹stanbul’da birbirini izleyen milliyetçi dernekler kurulur.

Türk Derne¤i, Türk Yurdu, Türk Oca¤› dergileri, Türkçülük ak›m›n›n kültür ve edebiyat alan›ndaki yay›n organlar› olur.

Böyle bir ortamda “Millî Edebiyat Ak›m›”n›n as›l yay›n organ› ise 1911’de Selanik’te ç›kar›lan Genç Kalemler dergisi oldu. Millî Edebiyat, bu dergi çevresinde toplanan gençlerin oluflturdu¤u bir edebiyatt›r.

Millî Edebiyat Ak›m›n›n bafll›ca temsilcileri Ömer Seyfettin, Ali Canip Yöntem, Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul’dur.

Ayr›ca Mehmet Âkif Ersoy, Yahya Kemal Beyatl› ve Ahmet Haflimkendilerine özgü bir anlay›flla dönemin etkili sanatç›lar› aras›nda yer al›rlar.

Edebiyat›m›zda “Befl Hececiler” ad›yla birlikte an›lan Yusuf Ziya Ortaç, Enis Behiç Koryürek, Faruk Nafiz Çaml›bel, Orhan Seyfi Orhon ve Halit Fahri Ozansoyfliirlerinde hece ölçüsünü baflar›l› bir flekilde kullanm›fllard›r.

Bu dönemde, Ahmet Hikmet Müftüo¤lu, Halide Edip Ad›var, Yakup Kadri Karaosmano¤lu ve Reflat Nuri Güntekin olay çevresinde geliflen edebî türlerde eserler vermifllerdir.

Fuat Köprülü’nün edebiyat tarihi üzerine yapt›¤› çal›flmalar, edebiyat›m›z aç›s›ndan önemlidir.

(7)

63

2. Ö⁄RET‹C‹ MET‹NLER

HAYAT VE EDEB‹YAT

Hayat›n en büyük esas› samimiliktir. Bu itibarla hayal ile rab›tas› olan edebiyat, mutlaka samimi bir edebiyatt›r denilebilir. Hayat› en gizli, en kar›fl›k köflelerine kadar göstermeyen, ruhumuzun hamlelerini anlamayan, duygular›m›z› t›pk› hayatta oldu¤u gibi saf ve derin bir surette duyurmayan, elemlerimizi, felaketlerimizi, ahlaki yaralar›m›z› aç›k aç›k aksettirmeyen bir edebiyat, hayat ile rab›tas›z ve sahte bir edebiyatt›r. Öyle bir edebiyat, kelimeleri dizip onlar üzerinde ifllemek hususunda belki pek mahir kuyumcular ç›karabilir; belki onlar çok süsü, çok göze çarpacak fleyler yapa- bilirler; fakat ne kadar yaz›k ki bütün bu sahte mahsuller muntazam k›fl bahçelerinde yetiflen iri yaprakl›, parlak renkli çiçeklere benzer: Uzakl›¤›ndan dolay› bize çok cazi- beli, çok harikulade görünen o meçhul s›cak iklimlerin bu göz kamaflt›ran mahsulleri nas›l aç›k bir havaya sert bir rüzgâra dayanamazsa, hayat ile alakas› olmayan böyle bir edebiyat da zaman›n nihayetsiz kas›rgalar› önünde süprülüp gitmeye, yahut limonlu¤un dar, sahte havas› içinde yaflamaya mahkûmdur... Hâlbuki bedii his, hislerimizin en ilâhi ve en derunisi yani en samimisidir: Akflam rüzgâr› ile inleyen bir çam orman›n karanl›k h›fl›lt›lar› ne kadar tabii ise, ruhun güzellik karfl›s›nda duydu¤u hisler de hayat›n en derin ve anlafl›lmaz köflelerinden birden bire f›rlay›p ç›kt›¤› için, her fleyden çok samimidir. ‹flte bunun gibi cemiyetler, milletler için de "güzel" ve "iyi" telâkkilerinden daha "millî" hiçbir fley yoktur. Bir cemiyeti baflkalar›ndan ay›rmak isterseniz onun din ve ahlâk hakk›ndaki, güzellik hakk›ndaki samimi duygular›n› aray›n›z. Çünkü bunlar do¤rudan do¤ruya ruhundan koptu¤u için hayat›n›n en samimî cihetleridir.

Bizim daha ‹slamiyet dairesine girmeden evvelki edebiyat›m›z, musikimiz, iptidai olmakla beraber cemiyetin sinesinden kopan ve bundan dolay› iflitildi¤i zaman gö¤üsleri heyecanla kabartabildi basit bir da¤ edebiyat›, bir yayla havas› idi. Yi¤itlik hat›ralar› bütün halk›n ruhunda yaflayan eski kahramanlar›n destanlar› okundukça, alt›n direkli ota¤›ndaki hakandan k›srak sütü sa¤an kad›nlara kadar bütün Türkeli ruhlar›nda ayn› dalgan›n kabard›¤›n› duyarlard›. Da¤dan da¤a orman perileri gibi keskin ›sl›klarla seslenen beyaz gocuklu çobanlar›n kam›fl düdüklerle çald›klar› o havalar, "Tekin: Prens"lerin Hint ve ‹ran eflyas›yla süslenmifl portrelerinde de ayn› tesiri yapard›. Yani o zamanki edebiyat bütün ruhlar› bir noktaya toplayabilen, hepsine ayn›

heyecan› veren, onlara müflterek bir zevk hayat› yaflatan sa¤lam bir edebiyatt›…

HAZIRLIK ÇALIfiMALARI

Sizce hayal ve edebiyat; gerçeklik ve edebiyat aras›nda nas›l bir iliflki olabilir?

MAKALE

(8)

SÖZCÜKLER rab›ta . . . : Ba¤layan fley, ba¤.

mâhir . . . : Usta, becerikli.

meçhul . . . : Bilinmeyen.

alâka . . . : ‹lgi.

nihayetsiz . . . : Sonsuz.

bedii . . . : Güzellik ölçülerine uyan, be¤enilen.

telâkki . . . : Görüfl.

cemiyet . . . : Toplum.

iptidâî . . . : ‹lkel.

müflterek . . . : Ortak.

numûne . . . : Örnek.

‹ran numunelerini taklit ederek saraylarda ve medreselerde vücuda getirdi¤imiz eski edebiyat, gazel ve kaside edebiyat›, bu ilk devirlerin tamamen z›dd› say›labilecek bir mahiyeti haizdir. Bozk›rlar›n, da¤lar›n vahfli ve yapmac›ks›z seslerini kaval ve kopuzla inleten edebiyat, nas›l do¤rudan do¤ruya milletin hayat›ndan do¤muflsa, bu gazel ve kaside edebiyat› da o kadar halk hayat›ndan uzakt›r. Bir defa lisan halk›n lisan›ndan bambaflka oldu¤u gibi, vezin ve mevzu halk ile hiç temas etmeyecek kadar ayr›d›r.

Zevklerini medrese ve saraylarda Acem flairlerinin divanlar› ile terbiye eden eski flâirlerimiz halktan her suretle ayr›lmay› kendilerine büyük bîr fleref biliyorlard›. Halk›n söyledi¤i bir lisan ve ahengini anlad›¤› bir vezinle yaz› yazmak, onlar için barbarl›ktan baflka bir fley say›lmazd›. ‹flte "halk› sürünen hayvanlara benzettikleri için" eski flairler mütemadiyen hayattan uzaklaflt›lar; milletin ruhundan kopan sesleri duymamak maksad› ile kulaklar›n› t›kad›lar; d›flar›daki âlemi görmemek ‹çin gözlerini kapad›lar;

nihayet, kör, sa¤›r bir hâlde, eski Acem divanlar›nda gördükleri yapmac›kl›, sahte âlemi kendi hakiki muhitleri addederek onun gülleri, bülbülleri, akarsular›, pervaneleri aras›nda kay›ts›z terennümlere dald›lar. Gazelleri, flark›lar›, sakinâmeleri, terkip ve terci-i bendleri ile bütün eski edebiyat›m›z kökü havada Tuba a¤ac›na benzer. fiâirler, içinde yaflad›klar› muhit ve mensup olduklar› milletle o kadar az alâkadard›rlar ki, divanlar› dolduran ince ve yapmac›kl› binlerce beyit aras›nda uzun uzun araflt›rd›ktan sonra belki mahallî bir renge, millî bir hususiyete tesadüf olunabilir. Çünkü onlar

"hayat" deyince etraflar›ndaki âlemi de¤il, Acem divanlar›nda ve kendi kafalar›nda yaflayan muhayyel bir kâinat› görüyorlar, onun seslerini terennüm ediyorlard›r. ‹lk ‹ran üstadlar›n›n renkli f›rçalar› ile bu âlemi anlatmak o kadar müflkül say›lamaz elimizdeki binlerce divan›n her sahifesinde bunu görmek ve göstermek mümkündür...

Yüksek ve hakikî sanat as›l ona derler ki hayat› bütün geniflli¤i ve bütün samimili¤iyle okuyucuya duyurabilsin. Ancak yapmac›¤›n bitti¤i yerde sanat›n bafllayabilece¤ini, nedense, hâlâ anlayamad›k!

Fuat Köprülü Dr. Orhan F. KÖPRÜLÜ

(9)

65

haiz . . . : Tafl›yan, elinde bulunduran.

mütemâdiyen . . . : Sürekli.

addetmek . . . : Saymak, kabul etmek.

terennüm . . . : ‹fade etme, flark› söyleme.

hususiyet . . . : Özellik.

muhayyel . . . : Hayal edilen.

MET‹N ÜZER‹NDE ÇALIfiMALAR

1. Metnin yaz›ld›¤› dönemin sosyal, siyasal ve kültürel hayat› metne nas›l yans›m›flt›r?

2. Metnin yaz›l›fl amac› nedir?

3. Metnin ana düflüncesini bulunuz.

4. Metindeki anlat›m türünü belirleyiniz.

5. Metinde kullan›lan dil aç›k ve tutarl› m›?

6. Metinde anlat›lan düflüncelere kat›l›yor musunuz? Neden?

7. Metinle yazar› aras›ndaki iliflkiyi aç›klay›n›z.

8. Metni yorumlay›n›z.

FUAT KÖPRÜLÜ (1890-1966)

Edebiyat tarihi ve tarih araflt›rmac›s›d›r. Türk edebiyat›n› dönemlere ay›ran, bilimsel yöntemlerle inceleyen ilk araflt›rmac›d›r.

Eserlerinden baz›lar› flunlard›r: Türk Edebiyat›nda ‹lk Mutasavv›flar, Türk Edebiyat› Tarihi, Türk Saz fiairleri, Türk Dili ve Edebiyat› Hakk›nda Araflt›rmalar.

(10)

B‹R A⁄AÇ KARfiISINDA

So¤uk bir k›fl günü karanfil almak için çiçekçi dükkân›na girdim. Tatl› bir yaz hararetiyle ›s›tt›r›lan bu yerin havas›, nebatî usarelerin hafif, sert ve yeflil tebahhurat›yle meflbû idi. ‹stedi¤im çiçeklerin destelenmesine kadar bana gösterilen, sandalyede oturdum. Mesut bir insan hayalhanesi gibi iklim, mevsim, yer ve zaman haricinde meyil ve hevesin arzu edebilece¤i her türlü renkte otlar, yapraklar ve çiçeklerle dolu adeta sihirli dükkânda, sessiz bir hayat ile teneffüs etti¤i hissedilen karanl›k yaprakl›, bodur bir hurma a¤ac›ndan baflka hiç bir fleyle meflgul olmad›m. Hayalim sanki aciz bir sinekti ve nebatî örümcek onu birden a¤lar›nda avlam›flt›.

Hareketsiz duran haflin a¤aca bakt›m ve düflündüm: Bir limonlukta mahpus oldu¤u için, uzaklarda kalan di¤er hemcinsleri gibi ö¤le günefllerinde s›cak topra¤a gölge salamayan, ya¤murlarda ›slanmayan, f›rt›nalarda sars›lmayan, semay›, y›ld›zlar›, Ay'›

görmeye görmeye unutan flu a¤aç, bulundu¤u köflede acaba mesut muydu? En hakir ottan, en muhteflem ç›nara kadar, her nebat›n muhtaç oldu¤u hava ve ziyadan, kufl ve böcek ziyaretinden mahrum olarak, bu a¤ac›n soba harareti ve insan nefesiyle yaflamaktan mesut olabilece¤ine hükmetmek için kendimce bir makul sebep bulamad›m.

HAZIRLIK ÇALIfiMALARI F›kra nedir? Kaç tür f›kra vard›r?

FIKRA

(11)

67

Nebatat›n zekâs› hakk›nda büyük «Macterlinck» in anlatt›¤› muhayyirü’l-ukul müflahedelerden sonra, bir a¤ac› mesut veya mustarip tasavvur etmekte hiç bir garabet kalm›yor.

Mevcudat›n sükûtuna aldanmamal›. Mustaripler yaln›z «mustaribim» diye ba¤›rabilenler de¤ildir. Bilinmez niçin, ac›y› hayata katan kudret, insandan baflka hiç bir mahluka ac›n›n s›rr›n› fafl etmek imkân›n› vermemifltir. Her mahlûk, hayat›n kanl›

yollar›nda, boynuna geçirilen ve sesini bo¤an bir a¤›r “sükût” zincirini sürükleyip yürüyor. Hiçbir beygir, hiçbir an, hiçbir sinek, bafl›n›n a¤r›d›¤›n› veya midesinin buland›¤›n› bize söyleyememifltir. Fakat bu neviden bir ›st›rab›n, gözü, bafl›, a¤z› olan bir mahlûka yabanc› olabilece¤ini zannetmek ne merhametsizliktir. Rüzgârl›, karanl›k gecede bahçenin a¤açlar› vahfli gürültülerle h›fl›rd›yor; bu a¤açlardan niceleri k›r›lan bir dal›n yaras›yla kan›yor, niceleri gizli bir haflerenin zehriyle için için ölüyor, niceleri can çekiflmekte, niceleri anlafl›lmaz ac›lar›n k›skac›na yakalanm›fl, k›vranmaktad›r. Fakat bunu hiç kimse bilmiyor. Çünkü rüzgârl›, karanl›k gecede hepsi ayn› gürültü ile sallan›p h›fl›rd›yor. Çöllerin serbest bir a¤ac› iken irsî bir terbiye ile atefl kenar›nda yaflama¤a mahkûm uyufluk bir kedi zilletine indirilmifl, bu flimdi çiçeksiz, meyvesiz, aflks›z a¤ac›n her neshinin, duyulmak için a¤›z ve sesten baflka bir fley istemeyen bin karanl›k feryat ile dolu oldu¤unu pek muhtemel gördüm.

Dar saks›ya gömülen k›sa kütükten çelik sürgünler gibi f›flk›ran yapraklar, korkunç bir ›st›rap ile gerilmifl azim bir elin bana do¤ru uzanm›fl sert parmaklar› gibi göründü ve demir kafes arkas›nda hasta aslan›n s›tmal›, büyük, sar› gözlerini and›ran nebatî gözlerle, mahpus a¤ac›n bana bakmakta oldu¤unu tüylerim ürpererek düflündüm.

Ahmet Haflim Ahmet Haflim Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu

SÖZCÜKLER nebatî . . . : Bitkisel.

usare . . . : Öz su.

tebahhurat . . . : Buharlaflma, koku.

muflbû . . . : Dolmufl, dolu.

muhayyirü’l-ukul . . . : Ak›llara hayret verici.

müflahede . . . : Gözlem, görme.

mustarip . . . : Ist›rap ve ac› çeken.

tasavvur . . . : Hayal etmek.

garabet . . . : Gariplik, tuhafl›k.

fafl etmek . . . : Dile getirmek, a盤a vurmak.

merhametsizlik . . . : Ac›mas›zl›k.

zillet . . . : Hor görülme, alçalma.

neshi . . . : Kopya etme, suretini ç›karma.

(12)

AHMET HAfi‹M (1885-1933)

Ahmet Haflim 1885 y›l›nda Ba¤dat’ta do¤du. ‹stanbul’a gelerek Galatasaray Lisesini bitirdi. Tekel ‹daresinde memurluk, ‹zmir Lisesinde, Devlet Güzel Sanatlar ve Harp Akademisinde ö¤retmenlik yapt›. Bu arada Fecr-i Âtî Toplulu¤una kat›ld› (1909).

Tedavi için Almanya’n›n Frankfurt kentine gitti, ancak iyileflemedi, ‹stanbul’da öldü (1933).

Ahmet Haflim, Fecr-i Âtî Toplulu¤unda sanat yaflam›na bafllad›. Topluluk da¤›ld›ktan sonra Millî Edebiyat Döneminde fliirlerini yazmaya devam etti. fiiirle düz yaz›n›n (nesir) iki ayr› yap›da yükseldi¤ini, her birinin kendine özgü kurallar› oldu¤unu savundu. fiiirlerinde kapal›l›¤a yer verirken düz yaz›lar›nda aç›kl›¤a önem verdi.

Özellikle Frans›z sembolist flairlerden etkilendi. Saf fliirin önemli temsilcileri içerisinde yer ald›. Do¤adan ald›¤› izlenimleri kendi iç dünyas›ndan geçirerek, âdeta bir prizmadan süzer gibi d›fla yans›tt›. Sonbahar, akflam, mehtap, sessizlik, akarsular, göller, havuzlar, sararan yapraklar vb. konular üzerinde durdu. fiiirlerinde aruz ölçüsünü kulland›.

Eserlerinden baz›lar› flunlard›r: (fliir) Göl Saatleri, Piyale; (f›kra) Guraba-hane-i Lâklâkan, Bize Göre; (gezi) Frankfurt Seyahatnamesi.

MET‹N ÜZER‹NDE ÇALIfiMALAR 1. Metnin yaz›l›fl amac› nedir?

2. Metnin ana düflüncesini bulunuz.

3. Metindeki anlat›m türünü belirleyiniz.

4. Metinde kullan›lan dil aç›k ve tutarl› m›?

5. Metinle yazar› aras›ndaki iliflkiyi aç›klay›n›z.

6. Metni yorumlay›n›z.

7. Metinde anlat›lanlar hakk›nda siz ne düflünüyorsunuz?

(13)

69

Ahmet Haflim hangi türlerde eserler vermifltir? F›kra türündeki eserinin ad› nedir?

Millî Edebiyat Dönemine ait inceledi¤iniz ö¤retici metinler ile Servet-i Fünûn Dönemine ait ö¤retici metinlerden birer örnek seçerek, bu metinleri (zihniyet, yap›, ana düflünce, dil ve gelenek yönlerinden) karfl›laflt›r›n›z. Aralar›ndaki benzer ve farkl›

yönleri belirleyip maddeler hâlinde yaz›l› olarak s›ralay›n›z.

(14)

L‹SAN Güzel dil Türkçe bize, Baflka dil gece bize,

‹stanbul konuflmas›

En saf, en ince bize.

Lisanda say›l›r öz Herkesin bildi¤i söz;

Mânâs› anlafl›lan Lûgate atmadan göz.

Uydurma söz yapmay›z, Yapma yola sapmay›z, Türkçeleflmifl,Türkçedir;

Eski köke tapmay›z.

HAZIRLIK ÇALIfiMALARI

Türkçenin uzun y›llar Arapça, Farsça gibi yabanc› dillerin etkisinde kald›¤›n›

biliyorsunuz. Dilimizi yabanc› dillerin etkisinden kurtarma anlay›fl› ne zaman bafllam›flt›r? Bu konuda Ziya Gökalp’in görüflleri nelerdir? Araflt›r›n›z.

3. COfiKU VE HEYECANI D‹LE GET‹REN MET‹NLER (fi‹‹R) A. SADE D‹L VE HECE ÖLÇÜSÜYLE YAZILMIfi fi‹‹R

(15)

71

AÇIKLAMALAR

Millî Edebiyat, Nisan 1911 y›l›nda Selanik’te Genç Kalemler dergisi çevresinde toplanan gençlerin oluflturdu¤u bir edebiyatt›r. Bu edebiyat›n amac›, ulusal kaynaklara dayal› bir edebiyat ortaya koymakt›r. Dilde sadeleflmek, aruz ölçüsü yerine hece ölçüsü kullanmak ve yerli hayat› yans›tmak gerekti¤i ileri sürülmüfltür.

SÖZCÜKLER fasih . . . : Ayd›nlar.

meyletmek . . . : Yönelmek, e¤ilmek.

müteradif . . . : Anlamdafl.

tecvid . . . : Usul, yöntem.

yedmek . . . : ‹zlemek, takip etmek.

Aç›k sözle kalmal›, Fikre ›fl›k salmal›;

Müteradif sözlerden Türkçesini almal›.

Yeni sözler gerekse, Bunda da uy herkese.

Halk›n söz yaratmada Yollar›n› benimse.

Yap yaflayan Türkçeden, Kimseyi incitmeden

‹stanbul’un Türkçesi Zevkini olsun yeden.

Arapçaya meyl etme,

‹ran’a da hiç gitme;

Tecvîdi halktan ö¤ren, Fasihlerden iflitme.

Türklü¤ün vicdân› bir;

Dini bir, vatan› bir;

Fakat hepsi ayr›l›r Olmazsa lisan› bir.

Ziya GÖKALP Bat› Tesirinde Türk fiiiri Antolojisi Kenan AKYÜZ

(16)

Okudu¤unuz fliirde, Millî Edebiyat Döneminin dil anlay›fl› belirtilmifltir. Bu topluluk millî edebiyat›n millî bir dilden do¤aca¤›n› bunun için yaz› dili ile konuflma dilinin birleflmesi gerekti¤ini, özellikle ‹stanbul halk›n›n konuflmas›n›n yaz› dili hâline getirilmesinin gerekti¤ini savunmufllard›r.

Z‹YA GÖKALP (1876-1924)

Ziya Gökalp 20. yüzy›l fikir adam›, flair ve yazarlar›ndand›r. Diyarbak›r’da 1876 y›l›nda do¤du. Ömer Seyfettin ve Ali Canip Yöntem’le birlikte Genç Kalemler ad›yla bir dergi ç›kard›. ‹stanbul’un ‹ngilizler taraf›ndan iflgal edilmesiyle (15 May›s 1919) tutuklanan di¤er ayd›nlarla birlikte Malta Adas›’na sürüldü (1919-1921). Yurdun düflmandan kurtar›lmas› ile serbest b›rak›ld›. Yurda döndükten sonra Diyarbak›r milletvekili olarak TBMM girdi, ancak k›sa bir süre sonra rahats›zland› ve 1924’te

‹stanbul’da öldü.

MET‹N ÜZER‹NDE ÇALIfiMALAR 1. Okudu¤unuz fliir, yaz›ld›¤› dönemin zihniyetini tafl›makta m›d›r?

2. fiiirde ahenk nas›l sa¤lanm›flt›r?

3. fiiirde hangi ölçü kullan›lm›flt›r?

4. fiiirin yap›s›n› inceleyiniz.

5. fiiirin temas›n› bulunuz.

6. fiiirin temas›yla yaz›ld›¤› dönem aras›nda nas›l bir iliflki söz konusudur?

7. Dörtlüklerde dile getirilen düflünceler nelerdir? Bu düflünceler ile Millî Edebiyat Döneminin dil anlay›fl› aras›nda bir iliflki var m›?

8. “‹stanbul konuflmas›”, “Türkçeleflmifl Türkçe”, “fikre ›fl›k salmak” ne demektir?

9. Sözcük türetme konusunda flair nas›l bir yöntem öneriyor?

10. Teman›n flairle iliflkisini aç›klay›n›z.

11. fiiiri yorumlay›n›z.

(17)

73

Ziya Gökalp, Türkçülük ad› verilen ak›m› (hareketi) düzenleyip bir sisteme ba¤lad›.

Türk toplumunun bilimde ve sanatta yükselmesini, bunu da dilde, ekonomide, askerî alanda ve yönetimsel anlamda Türkçülük düflüncesine ba¤lad›. Ziya Gökalp ulusal edebiyat›m›z›n halk edebiyat› oldu¤unu, Türk edebiyat›n›n Bat› edebiyat› ile birleflmesi gerekti¤ini savundu. Dilde konuflma dilinin yaz› dili olmas›n›, ulusal ölçümüzün hece ölçüsü ve naz›m birimimizin de dörtlük oldu¤unu belirtti. Hece ile yazd›¤› fliirlerinde düflünceyi ön plana ald› ve halk masallar›ndan, Türk mitolojisinden, Dede Korkut Hikâyeleri’nden yararland›.

Eserlerinden baz›lar› flunlard›r: (fliir) K›z›l Elma, Alt›n Ifl›k; (düz yaz›) Türkçülü¤ün Esaslar›, Türkleflmek- ‹slamlaflmak- Muas›rlaflmak, Malta Mektuplar›.

“Türklü¤ün vicdan› bir;

Dini bir, vatan› bir;

Fakat hepsi ayr›l›r Olmazsa lisan› bir.”

dörtlü¤ünden yola ç›karak Türkiye Cumhuriyeti’nin niteliklerini araflt›r›n›z.

(18)

ÇOBAN ÇEfiMES‹

Derinden derine ›rmaklar a¤lar, Uzaktan uza¤a çoban çeflmesi, Ey suyun sesinden anlayan ba¤lar, Ne söyler flu da¤a çoban çeflmesi?

"Gönlünü fiirin'in aflk› sar›nca, Yol alm›fl hayat›n ufuklar›nca;

O h›zla da¤lar› Ferhat yar›nca, Bafllam›fl akma¤a çoban çeflmesi..."

O zaman bafl›ndan aflk›nd› derdi, Mermeri oyard›, tafl› delerdi.

Kaç yan›k yolcuya so¤uk su verdi.

De¤di kaç duda¤a çoban çeflmesi.

HAZIRLIK ÇALIfiMALARI

Faruk Nafiz Çaml›bel, Türk Edebiyat›nda daha çok “Han Duvarlar›” ve “Çoban Çeflmesi” fliirleriyle tan›n›r. “Han Duvarlar›” adl› fliiri araflt›r›p okuyarak flairin sade dil ve hece ölçüsüne verdi¤i önem aç›s›ndan fliiri yeniden de¤erlendiriniz.

(19)

75

MET‹N ÜZER‹NDE ÇALIfiMALAR

1. Okudu¤unuz fliir, yaz›ld›¤› dönemin ve anlay›fl›n zihniyetini tafl›makta m›d›r?

2. fiiirde ahenk nas›l sa¤lanm›flt›r?

3. fiiirde hangi ölçü kullan›lm›flt›r?

4. fiiirin yap›s›n› inceleyiniz.

5. fiiirin temas›n› bulunuz.

6. fiiirin temas›yla yaz›ld›¤› dönem aras›nda nas›l bir iliflki söz konusudur?

7. Dörtlüklerde dile getirilen düflünceler nelerdir?

8. Teman›n flairle iliflkisini aç›klay›n›z.

9. fiiiri yorumlay›n›z.

Vefas›z Asl›'ya yol gösteren bu, Kerem'in saz›na cevap veren bu, Kuruyan gözlere yafl gönderen bu...

S›zmad› topra¤a çoban çeflmesi.

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda, Bir susuz yolcu yok flimdi da¤larda, Ateflten k›zaran bir gül arar da, Gezer ba¤dan ba¤a çoban çeflmesi, Ne flair yafl döker, ne afl›k a¤lar, Tarihe kar›flt› eski sevdalar.

Beyhude seslenir, beyhude ça¤lar, Bir sola, bir sa¤a çoban çeflmesi

Faruk Nafiz ÇAMLIBEL Türk fiiiri ve Antolojisi Prof. Dr. fierif AKTAfi

(20)

Faruk Nafiz Çaml›bel’in sanat anlay›fl› nas›ld›r?

Eserlerinden baz›lar› flunlard›r: (fliir) fiark›n Sultanlar›, Dinle Neyden, Çoban Çeflmesi, Han Duvarlar›; (tiyatro) Canavar, Ak›n, (roman) Y›ld›z Ya¤muru.

FARUK NAF‹Z ÇAMLIBEL (1898-1973)

May›s 1898'de ‹stanbul’da do¤du. 8 Kas›m 1973’te Akdeniz’de seyreden Samsun gemisinde yaflam›n› yitirdi. Türk fliirinde sade dili ve heceyi ustal›kla kullanan flairlerden biridir. Türkçenin geliflmesine büyük katk› sa¤lad›. Biraz Cenap fiehabettin'den, büyük ölçüde de Yahya Kemal Beyatl›'dan etkilenerek ilk fliirlerini aruz vezniyle yazd›. ‹kinci Meflrutiyet’le birlikte “memleket edebiyat›” ak›m›na ilgi duydu. Böylece hece veznine yöneldi. Anadolu insan›n›n duygular›n› iflledi. Halk diline yöneldi. Konuflma dili ile yaz› dili aras›ndaki ayr›m› yok etmeye çal›flt›. Anayurt adl› dergiyi 8 say› ç›kard›.

"Çamdeviren", "Deli Ozan" gibi takma isimlerle mizah fliirleri yazd›. F›kra, manzum oyun, roman türünde eserleri de vard›r.

(21)

77

HAZIRLIK ÇALIfiMALARI

‹stanbul, do¤al güzellikleri ve tarihî zenginlikleri ile pek çok flark›lara, fliirlere, hikâye ve romanlara konu olmufl bir flehrimizdir. ‹stanbul ile ilgili yaz›lm›fl bir fliir bulunuz. Bu fliirde ‹stanbul hangi yönüyle ele al›nmaktad›r? Belirtiniz.

EYLÜL SONU Günler k›sald›, Kanl›ca’n›n ihtiyarlar›

Bir bir hat›rlamakta geçen sonbaharlar›...

Yaln›z bu semti sevmek için ömrümüz k›sa...

Yazlar yavaflça bitmese, günler k›salmasa...

‹çtik bu nâdir içkiyi y›llarca, kanmad›k.

Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yaz›k!

Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;

Lâkin, vatandan ayr›l›fl›n ›st›rab› zor.

Hiç dönmemek, ölüm gecesinden, bu sahile Bitmez bir özleyifltir, ölümden beter bile.

Yahya Kemal BEYATLI Ça¤dafl Türk fiiiri Antolojisi Memet FUAT B. SAF (ÖZ) fi‹‹R

(22)

AÇIKLAMALAR

Yahya Kemal, okudu¤unuz fliirde Kanl›cal› ihtiyarlar›n geçmifl günlere olan özlemini dile getirmektedir. fiair bu arada yaflam›n güzelli¤ini, ölümün kaç›n›lmaz oldu¤unu vurgulamaktad›r. Ancak ‹stanbul’dan ayr›lman›n ölümden daha zor oldu¤unu belirterek bu kente olan sevgisini göstermektedir.

EDEB‹YAT B‹LG‹LER‹

Öz fiiir (Saf fiiir)

Öz fliir anlay›fl›n›n Türk edebiyat›ndaki önemli temsilcileri Ahmet Haflim ve Yahya Kemal Beyatl›’d›r. Öz fliirde as›l amaç, fliirde söze önem vermektir. fiiirde sözcüklerin s›radan yer almas› yerine belli bir ahenk içinde düzenlenmesi gerekir. Önce ritm sonra da dilin ahenginin sezdirilmesi önemlidir. Saf fliirde anlam kapal› oldu¤u için, okuyucudan okuyucuya anlam farkl›l›k kazan›r. “Hissettirmek” ve “sezdirmek”

önceliklidir. Sosyal temalardan çok bireysel duyarl›l›k tercih edilir.

MET‹N ÜZER‹NDE ÇALIfiMALAR 1. Okudu¤unuz fliir, yaz›ld›¤› dönemin özelliklerini tafl›makta m›d›r?

2. fiiirde ahenk nas›l sa¤lanm›flt›r?

3. fiiirde hangi ölçü kullan›lm›flt›r?

4. Nadir içilen içki nedir?

5. Günlerin k›salmas›, Kanl›ca’n›n ihtiyarlar› ve sonbahar aras›nda bir ilgi var m›?

6. fiiirin yap›s›n› inceleyiniz.

7. fiiirin temas›n› bulunuz.

8. Her birimde ne anlat›lmak isteniyor?

9. Teman›n flairle iliflkisini aç›klay›n›z.

10. fiiiri yorumlay›n›z.

(23)

79

YAHYA KEMAL BEYATLI (1884-1958)

Yahya Kemal 20. yüzy›l flairlerindendir. 1884’te Üsküp’te (Yugoslavya) do¤du. As›l ad› Mehmet A¤ah’t›r. fiahsuvaro¤lu ad›yla bilinen bir ailedendir. fiairin Beyatl› soyad›

fiahsuvaro¤lu sözcü¤ünün karfl›l›¤›d›r. ‹lk ö¤renimini Üsküp’te yapt›; daha sonra Selanik’te bafllad›¤› ö¤renimini ‹stanbul Vefa Lisesinde tamamlad›. Paris’te Siyasal Bilgiler Fakültesinde okudu. ‹stanbul Üniversitesinde çeflitli dersler okuttu.

D›flifllerinde çal›flt›. Varflova, Madrid, Pakistan’da elçilik yapt›. Tekirda¤ ve ‹stanbul milletvekili oldu, 1958 y›l›nda ‹stanbul’da öldü.

Yahya Kemal, Fransa’da ö¤renim gördü¤ü s›rada Albert Sorel’in derslerinden etkilendi ve bunun sonucu olarak da Türk tarihine yöneldi. Klasik fliirimizi Bat› fliiri anlay›fl› içerisinde ele ald›. Yeni Mecmua’da yay›mlad›¤› gazel, flark› ve rubai tarz›nda yazd›¤› fliirlerle tan›nd›. Neo klasik tarz ad› verilen anlay›flla yal›n dil ve aruz ölçüsüyle fliirler yazd›. Türkçeyi aruza baflar›yla uygulad›. Saf fliirin önemli temsilcileri aras›nda yer ald›. fiiirlerinde, Osmanl› tarihine özlem, ‹stanbul sevgisi, vatan, ulus, ölüm, deniz temalar›n› iflledi.

Yahya Kemal’in çeflitli gazete ve dergilerde yay›mlanan fliir ve düz yaz›lar› ölümünden sonra kurulan Yahya Kemal Enstitüsü taraf›ndan kitaplaflt›r›ld›.

Eserlerinden baz›lar› flunlard›r: (fliir) Kendi Gök Kubbemiz, Eski fiiirin Rüzgâr›yla; (düz yaz›) Aziz ‹stanbul, E¤il Da¤lar, Edebî Yaz›lar, Siyasî ve Edebî Portreler, Siyasi Hikâye’dir.

Yahya Kemal Beyatl›, fliirlerinde hangi temalar› ifllemifltir?

(24)

MUKADD‹ME Zannetme ki güldür, ne de lâle;

Âtefl doludur, tutma yanars›n, Karfl›nda flu gül-gün piyâle...

‹çmiflti Fuzûlî bu alevden, Düflmüfltü bu iksir ile Mecnûn fii’rin sana anlatt›¤› hâle....

Yanmakta bu sâgardan içenler, Doldurmufl onunçün fleb-i aflk›, Bafltan bafla efgan ile nâle...

Âtefl doludur, tutma yanars›n, Karfl›nda flu gül-gûn piyâle...

Ahmet Haflim Ahmet Haflim Yaflar Nabi NAYIR HAZIRLIK ÇALIfiMALARI

Ahmet Haflim, Frans›z sembolist flairlerden etkilenmifltir. Bir fliirinde

“Seyr eyledim eflkal-i hayat›

Ben havz-› hayâlin sular›nda Bir aks-i mülevvendir onunçün Arzun bana ahcar ü nebat›”

(Ben hayat›n flekillerini hayal havuzunun sular›nda seyrettim. Onun için yer yüzünün bütün cisimleri tafllar›, bitkileri renkli birer yans›ma olarak görünür.) fleklinde fliir anlay›fl›n› belirtir.

Yukar›daki tan›mlaman›n d›fl›nda Ahmet Haflim’in fliir anlay›fl› hakk›nda bilgi edininiz.

(25)

81

MET‹N ÜZER‹NDE ÇALIfiMALAR 1. Okudu¤unuz fliir, yaz›ld›¤› dönemin özelliklerini tafl›makta m›d›r?

2. fiiirde ahenk nas›l sa¤lanm›flt›r?

3. fiiirde hangi ölçü kullan›lm›flt›r?

4. fiair, piyaleyi nelere benzetiyor? Bu benzetmede hangi ortak özelliklerden yararlan›yor?

5. Parçada “gül, lale, alev, atefl, yanmak, gülgûn” sözcükleri aras›nda bir ilgi var m›?

Aralar›nda anlam bak›m›ndan ilgi bulanan sözcükleri bir arada kullanma sanat›na ne ad verilir?

6. fiiirin yap›s›n› inceleyiniz.

7. fiiirin temas›n› bulunuz.

8. Her birimde ne anlat›lmak isteniyor?

9. Teman›n flairle iliflkisini aç›klay›n›z.

10. fiiiri yorumlay›n›z.

AÇIKLAMALAR

Ahmet Haflim, fliirlerinde kapal›l›¤a önem vermifltir. Ona göre fliir kapal›l›ktan do¤ar. Onu okuyan hayat›n›n anlam›n› ona vermelidir. Bu kapal›l›¤› sa¤lamak için flair, birtak›m mecazlardan, benzetmelerden ve istiarelerden yararlanm›flt›r.

Bu fliirde flair; piyaleyi (içki kadehini renginden dolay›) önce güle, laleye benzetiyor.

Sonra da atefle ve aleve benzetiyor.

Bu içki kadehinde bir “iksir” vard›r. Bu alev ayn› zamanda ilâhi aflkt›r. Onu içen Mecnun, Fuzulî’nin “Leyla vü Mecnun” mesnevisinde anlatt›¤› hâle düflmüfltür. Bu kadehten içenler yanmaktad›r.

Böylece flair, renk ögelerinden ve çeflitli ça¤r›fl›mlardan yararlanarak fliirine bir derinlik, zenginlik katmaktad›r.

SÖZCÜKLER gülgûn . . . : Gül renkli.

piyale . . . : ‹çki kadehi, flarap kadehi.

iksir . . . : Sihirli, sihir, büyüleyici.

sagar . . . : Kadeh.

fleb-i aflk . . . : Aflk gecesi.

efgan . . . : Feryat, figan.

nale . . . : ‹nilti, inleme.

(26)

C. HALKIN YAfiAYIfi TARZINI VE DE⁄ERLER‹N‹ ANLATAN MANZUMELER

KÜFE

Befl gün oldu ki, mu’tada ink›yad ile ben Sabahleyin ç›k›vermifltim evden erkenden.

Bizim mahalle de ‹stanbul’un kenar› demek:

Sokaklar›nda gezilmez ki yüzme bilmeyerek!

Ad›m bafl›nda derin bir buhayre dalgalan›r, Sular karard› m›, art›k gelen gelir dayan›r!

Bir elde olmal› kandil, bir elde iskandil, Selâmetin yolu insan için bu, baflka de¤il!

Elimde bir koca de¤nek, onunla yoklayarak, Önüm adaysa bas›p, yok denizse atl›yarak,

—Ayakta durmaya el birli¤iyle gayret eden, Lisan-i hâl ile amma rükûa niyyet eden O sâlhurde, harab evlerin saçaklar›na, S›¤›nm›fl öyle giderken, hemen ayaklar›na Delilimin koca bir fley tak›ld›... Bakt›m ki:

Geniflçe bir küfe yatmakta, hem epey eski.

Bu bir hamal küfesiymifl... Acep kimin? Derken;

On üç yafl›nda kadar bir çocuk gelip öteden, HAZIRLIK ÇALIfiMALARI

Mehmet Âkif fliirlerinde sosyal hayatta karfl›laflt›¤› gerçekleri oldu¤u gibi yans›tm›flt›r. fiair “Hayal ile yoktur benim al›flveriflim, her ne demiflsem görüp de söylemiflim.” fleklinde fliir anlay›fl›n› özetlemektedir.

Mehmet Âkif hangi konularda fliirler yazm›flt›r? Araflt›r›n›z.

(27)

83

Gerildi, tekmeyi indirdi öyle bir küfeye:

—Benim babam senin alt›nda öldü, sen hâlâ Kurumla yat soka¤›n ortas›nda böyle daha!

O anda karfl›ki evden bir orta yafll› kad›n Göründü:

— Oh benim o¤lum, gel etme k›rma sak›n!

Ne istedin küfeden, yavrum? A¤z› yok, dili yok, Baban sekiz sene kulland›... Hem de derdi ki: “Çok U¤urlu bir küfedir, kalmad›m hemen yüksüz...”

Baban gidince demek kald› âdeta öksüz!

Onunla besleyeceksin ananla kardeflini.

Bebek misin daha ö¤renmedin mi sen iflini?”

Dedim ki ben de:

—Ayol dinle annenin sözünü!

Fakat çocuk bana hayk›rd› ekflitip yüzünü:

- Sakall›, yok mu iflin? Git cehennem ol fluradan!

Ne d›rlan›p duruyorsun sabahleyin oradan?

Benim için yan›yor: da¤ kadar babam gitti...

—Baban yerinde adamdan ne istedin flimdi?

Adamca¤›z sana, bak hâl dilince söylerken...

—B›rak han›m, o çocuktur, kusura bakmam ben...

Ad›n nedir senin o¤lum?

— Hasan.

—Hasan, dinle.

Zararl› sen ç›kacaks›n bütün bu hiddetle.

Benim de yand› içim anlay›nca, derdinizi, Fakat, baban sana ›smarlay›p da gitti sizi.

O, bunca y›l çal›fl›p aln›n›n teriyle seni

Nas›l büyüttü? Bugün, sen de kendi kardeflini, Yetim b›rakmayarak besleyip büyütmelisin.

—Küfeyle öyle mi?

—Hay hay! Neden bu söz lâkin?

Kuzum, ay›p m› çal›flmak, günah m› yük tafl›mak?

Ay›p: dilencilik, ifllerken el, yürürken ayak.

—Ne do¤ru söyledi? Öp o¤lum amcan›n elini...

—Unuttun öyle mi? Bayramda komflunun gelini:

“Hasan, day›m yat› mekteplerinde zâbittir;

Senin de zihnin aç›k... Söylemifl olayd›k bir..

Koyard› mektebe... Dur söyleyim” demiflti hani?

(28)

— Okutma sen de hamal yap bu yaflta flimdi beni!

Söz anlad›m ki uzun, hem de pek uzun sürecek;

Benimse vard› o gün birçok ifllerim görecek;

B›rakt›m onlar›, sapt›m yokufllu bir yoldan.

Ne oldu flimdi acep, kim bilir, zavall› Hasan?

Mehmet Âkif ERSOY Safahat

MET‹N ÜZER‹NDE ÇALIfiMALAR

1. Okudu¤unuz metin, yaz›ld›¤› dönemin özelliklerini tafl›makta m›d›r?

2. Metinde ahenk nas›l sa¤lanm›flt›r?

3. Metinde nas›l bir dil kullan›lm›flt›r?

4. Metindeki kiflilerin özelliklerini ve birbirleriyle iliflkisini aç›klay›n›z.

5. Metnin temas›n› bulunuz.

6. Teman›n flairle iliflkisini aç›klay›n›z.

7. Metinde anlat›lan olay› özetleyiniz.

8. Metni yorumlay›n›z.

SÖZCÜKLER mutad . . . : Al›fl›lm›fl, al›flkanl›klar.

ink›yad . . . : Boyun e¤me.

buhayre . . . : Göl.

iskandil . . . : Derinlik ölçme aleti, (parçada) baston.

rüku . . . : Namazda öne do¤ru e¤ilme.

salhurde . . . : Y›llanm›fl yafll›.

(29)

85

Seçti¤iniz herhangi bir fliirle “Küfe” adl› manzum hikâyeyi (ahenk, tema, yap›, dil ve anlat›m yönlerinden) karfl›laflt›r›n›z. Aralar›ndaki benzer ve farkl› özellikleri maddeler hâlinde yaz›n›z.

MEHMET ÂK‹F ERSOY (1873-1936)

Mehmet Âkif, 20. yüzy›l flairlerindendir. 1873 y›l›nda ‹stanbul’da do¤du. Önce Arapça, Farsça sonra Frans›zca ö¤rendi. Halkal› Baytar (Veteriner) Mektebini bitirdi.

Arnavutluk’ta, Arabistan’da çal›flt›. I. Dünya Savafl› (1914-1918) y›llar›nda Almanya’ya gitti. Millî Mücadele döneminde Ankara’ya döndü. TBMM Burdur milletvekili oldu.

‹stiklâl Marfl›’n› yazd›. Cumhuriyetin ilan›ndan sonra M›s›r’a giderek orada on y›l kald›. Üniversitelerde Türk Edebiyat› okuttu. 1936’da hastalanmas› sonucu yurda döndü ve ayn› y›l öldü.

Mehmet Âkif, toplum için sanat anlay›fl›n› benimseyen flairlerimizdendir. Bir fliirinde “Hayal ile yoktur benim al›flveriflim, Her ne demiflsem görüp de söylemiflim.”

diyen flair sanat anlay›fl›n› da ortaya koymaktad›r. Mehmet Âkif günlük hayatta karfl›laflabilece¤imiz her tür sosyal olaylar›, vatan-millet konular›n›, coflkulu bir anlat›mla dile getirdi. Tevfik Fikret’in bafllatt›¤› nazm› nesre yaklaflt›rma anlay›fl›n›

daha da gelifltirdi.

Aruzu halk›n konuflma diline baflar›yla uygulad›. Yazd›¤› manzum hikâyelerde yoksul insanlar›n yaflam›n› gerçekçi bir görüflle aktard›.

Mehmet Âkif, eserlerini Safahat adl› bir kitapta toplad›. Safahat (Evreler) yedi kitaptan oluflmaktad›r; 1. kitap Safahat, 2. kitap Süleymaniye Kürsüsünde, 3. kitap Hakk›n Sesleri, 4. kitap Fatih Kürsüsünde, 5. kitap Hat›ralar, 6. kitap As›m, 7. kitap Gölgeler’dir.

(30)

HAZIRLIK ÇALIfiMALARI Mehmet Emin’in fliir anlay›fl› hakk›nda bilgi edininiz.

ANADOLU

Yürüyordum : A¤l›yordu ›rmaklar;

Yürüyordum : Düflüyordu yapraklar;

Yürüyordum : Sararm›flt› yaylalar;

Yürüyordum : Ekilmiflti tarlalar.

Bir ses duydum, dönüp bakt›m, bir kad›n;

Gözler dönük, kafllar çat›k, yüz azg›n;

Derileri çatlak, ba¤r› kapkara;

Sa¤ elinin nas›r›nda bir yara;

Bafl›nda bir eski püskü pefltemal;

Koltu¤unda bir yamal› bofl çuval!

— Ne o bac›?

—Ot yiyoruz, n’olacak!

- Tarlan yok mu?

—Ne öküz var, ne toprak.

Bugüne dek ›rgat gibi didindim;

Çifte gittim, ekin biçtim, geçindim.

Bundan sonra...

—Kocan nerde?

—Ben dulum;

Kocam flehit, bir ninem var, bir o¤lum.

—Soyun, sopun?

—Onlar dahi hep yoksul!

(31)

87

MET‹N ÜZER‹NDE ÇALIfiMALAR

1. Okudu¤unuz metin, yaz›ld›¤› anlay›fl›n özelliklerini tafl›makta m›d›r?

2. Metinde ahenk nas›l sa¤lanm›flt›r?

3. Metinde nas›l bir dil kullan›lm›flt›r?

4. Metindeki kiflilerin özelliklerini aç›klay›n›z.

5. Anadolu insan›na karfl› ‹stanbul’un bak›fl› nas›ld›r?

AÇIKLAMALAR

Türk edebiyat›nda genellikle ‹stanbul ayd›nlar›n›n yaflam›, duygu ve düflünce dünyalar› ele al›nm›flt›r. Anadolu hep ihmal edilmifltir. Yukar›daki fliirde Mehmet Emin, Anadolu insan›n›n yoksul durumunu dile getiriyor ve onlar›n bu durumuna neden olarak ayd›nlar› görüyor.

SÖZCÜKLER hor bakmak . . . : Küçümsemek.

pak . . . : Temiz.

taflra . . . : fiehir merkezinin d›fl›.

Ah efendi, bize karfl› ‹stanbul

Neden böyle bir sert, yalç›n tafl gibi?

Taflralar›n hayvanl›k m› nasibi?

Hay›r, hay›r, bu nasibi almak için do¤mad›n.

Onun için do¤dun ki sen kad›nl›¤›n hakk›yle Oca¤›n›n karfl›s›nda saadete eresin;

Gö¤üsünü kabartt›ran anneli¤in aflk›yle Evlad›na sütün gibi pak duygular veresin.

Sen bir aziz yoldafls›n:

Senin sesin hayat için dö¤üflmeye koflturur, Senin sevgin vatan için fedakârl›k ö¤retir;

Senin ile insano¤lu yeryüzünü flenletir.

Lâkin bizler bu haklar› unuttuk;

Kad›nl›¤› hayvanl›kla bir tuttuk;

Ninen gibi sana dahi hor bakt›k;

Seni dahi garip, yoksul b›rakt›k!

Mehmet Emin YURDAKUL Bat› Tesirinde Türk fiiiri Antolojisi Kenan AKYÜZ

(32)

MEHMET EM‹N YURDAKUL (1869- 1944 )

Mehmet Emin Yurdakul 1869 y›l›nda ‹stanbul’da do¤du. Bir bal›kç› reisinin o¤ludur. Gümrük ‹daresinde bafllad›¤› memurlu¤unu Sivas, Erzurum gibi illerde vali vekili-valilik gibi görevlerle sürdürdü. I. Dünya Savafl› y›llar›nda Musul milletvekili oldu. Kurtulufl Savafl› y›llar›nda Anadolu’ya geçti ve Cumhuriyet Döneminde Urfa ve

‹stanbul milletvekilliklerinde bulundu. 1944 y›l›nda ‹stanbul’da öldü.

Mehmet Emin Yurdakul, 1897 y›l›nda Türk-Yunan Savafl› nedeniyle yazd›¤› “Cenge Giderken” adl› fliiriyle tan›nd›. Kendisini halk›n flairi sayd›. Hece ölçüsüyle fliirler yazd›. Halk›n ac›lar›n›, dertlerini, ulusal bir duyarl›l›kla dile getirdi. Hece ölçüsünü kullanmas›na karfl›n halk flairlerinin kulland›¤› koflma, semai, mâni vb. naz›m biçimlerine hiç yönelmedi. Al›fl›lm›fl›n d›fl›nda serbest naz›m biçimlerini kulland›.

Eserlerinden baz›lar› flunlard›r: Türkçe fiiirler, Türk Saz›, Tarla Yolunda, Mustafa Kemal, Ankara ve Turan’a Do¤ru.

6. Metnin temas›n› bulunuz.

7. Metinde anlat›lan olay› özetleyiniz.

8. Teman›n flairle iliflkisini aç›klay›n›z.

9. Metni yorumlay›n›z.

Mehmet Emin Yurdakul’un fliirlerinin özellikleri nelerdir?

Bu ünite içerisinde inceledi¤iniz Millî Edebiyat Dönemine ait üç farkl› fliir tarz›ndan birer örnek seçerek karfl›laflt›r›n›z. Aralar›ndaki benzer ve farkl› yönleri belir- leyip maddeler hâlinde yaz›l› olarak s›ralay›n›z.

(33)

89

YÜZAKI

Mehmet Efendi, on senedir kasabada oturuyordu. Köydeki tarlalar›, ba¤lar›, bahçeleri ortak elinde kalm›flt›. Aziz ahbab› Ali Efendi ile dertleflirken:

— Hepsini yanm›fl, kül olmufl farz ediyorum. Art›k dünyada bir tane olsun do¤ru adam yok, dedi.

Faziletin varl›¤›na inanan Ali Efendi:

— Var ama, sen bulam›yorsun, diye bafl›n› sallad›.

Mehmet Efendi taflt›:

— Yok, yok, yok! Vallahi, billahi yok! Herkes yalanc›, herkes doland›r›c›.

Denemedi¤im ne h›s›m kald› ne akrabam. Kardeflim bile beni aldatt›.

— Öyleyse git, mal›n›n bafl›nda otur.

HAZIRLIK ÇALIfiMALARI

Türk edebiyat›nda hikâye türünde eserler yazan sanatç›lar kimlerdir? Bu yazarlar›n hangi kitaplar›n› okudunuz?

4. OLAY ÇEVRES‹NDE OLUfiAN EDEBÎ MET‹NLER A. ANLATMAYA BA⁄LI EDEBÎ MET‹NLER 1. H‹KÂYE

(34)

— Do¤ru söylüyorsun. Ne yapay›m ki burada ifllerimi b›rakam›yorum.

— Köydekilerini sat.

— ‹ttifak etmifller. Kimse alm›yor.

Ali Efendi, dünyada do¤rulu¤un, faziletin hâlâ var oldu¤unu biliyordu. Fakat nas›l ispat etmeliydi? Mehmet Efendi gibi kötülerin hilesine tutulanlar, imanlar›n› da bozuyorlard›. Gel zaman, git zaman, bir gün gelecekti ki art›k kimse kimseye güvenmez olacakt›.

— Benim tan›d›¤›m bir çoban var. Çok do¤rudur, dedi.

—Çoban m›?

— Evet...

Mehmet Efendi, yaras›n›n üzerine yeni bir yara aç›lm›fl gibi surat›n› ac› ac› ekflitti:

— Hele o çobanlar, diye derin derin bir ah çekti. Bin befl yüz koyunumdan nihayet elli tane b›rakt›lar.

— Pekâlâ, bu elli koyunu benim söyledi¤im do¤ru adama ver. Yüz yaps›n!

— ...

Mehmet Efendi güldü:

— fiaka etme.

— Sahi söylüyorum.

Ali Efendi, tan›d›¤› çoban› anlatmaya bafllad›. Bu, dünyada yalan nedir bilmez bir adamd›. Gayet saft›, ömrünü da¤larda, meralarda geçirirdi.

Ali Efendi, methettikçe Mehmet Efendi yumuflad›:

— Bari flu benim koyunlar› ona versek, dedi.

Ertesi gün yaylaya haber gönderdiler. Çoban› kasabaya ça¤›rtt›lar. Mehmet Efendi, onunla anlaflt›. Elli koyunu bu çoban gezdirecek, elli koyunun verdi¤i kârdan beflte biri kendine ait olacakt›. Koyunlar köyden getirtildi. Bu küçük sürü ile çoban ç›kt›, gitti.

Günler, haftalar, aylar geçiyordu. Mehmet Efendi, Ali Efendiye rastgeldikçe:

— Bu çoban do¤ru ç›karsa, köydeki bütün ifllerimi de ona b›rakaca¤›m, diyordu.

(35)

91

— Göreceksin, göreceksin!

* * *

Bir sene sonra, bir cuma sabah› Mehmet Efendi evinin alt kat›ndaki odada otururken

“Do¤ru Çoban”› karfl›s›nda gördü. Elinde büyük bi toprak kapla ›slak bir post vard›.

Bunlar› selam vermeden sedirin yan›ndaki pencerenin içine b›rakt›:

— Hofl geldin.

— Hofl bulduk.

— Otur bakal›m...

.

— Eyvallah.

— Koyunlardan ne haber? Do¤urmad›lar m›?

Çoban:

— Hepsi k›s›rm›fl, dedi.

— Hiçbiri do¤urmad› m›?

— Hay›r.

— Yünlerini ne yapt›n?

— Daha k›rpmam›flt›m.

Mehmet Efendi anlamad›:

— Ne demek?

— On iki tanesini çald›lar.

— Ey? Geriye ne kald›?

— Otuz sekiz. Otuz ikisi geçen sonbahar kelebek oldu, öldüler.

— Ey? Geriye ne kald›?

— Alt›. Beflini kurt yedi...

— Geriye ne kald›?

(36)

— Bir! ‹flte bu bir koyuna da gözüm gibi bak›yordum. Evvelki akflam sa¤d›m. Sütüyle flu yo¤urdu yapt›m. Dün sabah yayladan inerken zavall› uçuruma yuvarland›. ‹ndim, bafl›na gittim, bir de gördüm ki ölmüfl. Daha so¤umadan yüzdüm. ‹flte postu.

Çoban eliyle pencerenin yan›ndaki ›slak deriyi gösteriyordu. Mehmet Efendi, k›r sakal›n› sol eliyle tuttu. Önce k›zard›, sonra sarard›. Çoban susmuyordu:

— Yo¤urt iki buçuk okka... Yar›m okkas› benim. Pöstekideki hakk›m› size ba¤›fll›yorum!

...

Mehmet Efendi hiç sesini ç›karmad›: Aya¤a kalkt›. Yo¤urt kab›n› eline ald›, yavafl yavafl “Do¤ru Çoban”›n önüne geldi. Dolu kab› bütün kuvvetiyle kafas›na geçirdi:

— Al hakk›n› kerata, diye yumruklamaya bafllad›.

Tekmeleye tekmeleye kap›dan d›flar› att›!

Bu esnada Ali Efendi, dostunun ziyaretine gelmiflti. Kap›da çoban›, surat› yo¤urt içinde görünce flafl›rd›, sordu:

— Bu ne hâl?

Saf çoban, u¤rad›¤› haks›zl›ktan flafl›rm›fl gibiydi. Fakat yine mant›¤›n› kaybetmemiflti.

Ac› bir serzenifl tavr›yla:

— Ne olacak efendim, dedi, hesab›n› do¤ru veren iflte böyle yüzünün ak›yla d›flar›

ç›kar.

—?!..

Ömer Seyfettin Bütün Eserler

SÖZCÜKLER fazilet . . . : Erdem.

ittifak etmek . . . : Anlaflmak.

methetmek . . . : Övmek.

kelebek . . . : Hayvan hastal›¤›.

serzenifl . . . : Bafla kakma.

(37)

93

EDEB‹YAT B‹LG‹LER‹

Maupassant Tarz› Hikâye (Klasik olay hikâyesi)

Maupassant tarz› hikâye, seçilmifl olay ve kifliler üzerine kurulur. Olay, kifli, zaman ve mekân iliflkisi okuyucuda gerçeklik duygusu uyand›r›r. Merak unsuru hikâye boyunca devam eder ve genellikle beklenmedik bir sonla biter. Yazar, rastlant›lardan kaç›n›r.

Frans›z yazar Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) taraf›ndan benimsenip yayg›nlaflt›¤› için bu çeflit hikâyelere Maupassant tarz› hikâye denir.

Türk edebiyat›nda da Ömer Seyfettin bu türün baflar›l› uygulay›c›s›d›r.

MET‹N ÜZER‹NDE ÇALIfiMALAR 1. Hikâyede olay örgüsü nas›l düzenlenmifltir?

2. Kiflilerin özelliklerini söyleyiniz.

3. Mehmet Efendi niçin çoban tutuyor?

4. Mehmet Efendi çoban›n anlatt›klar› karfl›s›nda ne yap›yor?

5. Olay nerede geçmektedir? Bu yerin özelli¤ini aç›klay›n›z.

6. Metnin temas›n› bulunuz.

7. Olay kim taraf›ndan anlat›lmaktad›r? Anlat›c›n›n bak›fl aç›s›n› aç›klay›n›z.

8. Metinde nas›l bir dil kullan›lm›flt›r?

9. Metni yorumlay›n›z. Konuyu iflleyiflte yazar gerçekçi davranm›fl m›d›r?

(38)

ÖMER SEYFETT‹N (1884-1920)

Ömer Seyfettin, 20. yüzy›l hikâyecilerimizdendir. 1884 y›l›nda Gönen’de (Bal›kesir) do¤du. Selanik’te ç›kmakta olan Genç Kalemler dergisine kat›ld›.

Çeflitli makaleler ve öyküler yazd›. Balkan Savafl› bafllay›nca, Yanya kuflatmas›nda Yunanl›lara esir düfltü. Bir y›l sonra özgürlü¤üne kavufltu. Askerlikten ayr›larak Kabatafl Lisesinde ö¤retmenlik yapt›. 1920 y›l›nda öldü.

Ömer Seyfettin, edebiyat›m›z›n en ünlü hikâyecilerimizdendir. On y›l kadar süren k›sa yaz› hayat›nda 120’den fazla hikâye, iki roman ile makaleler yazd›.

Hikâyelerinin konular›n› günlük yaflamdaki olaylardan, çocukluk an›lar›ndan, tarihten ve folklordan ald›. Ulusal edebiyat›n, ulusal bir dilden do¤aca¤›n› savundu.

Bunun sonucu olarak sade, süssüz, yal›n bir dil kulland›. Baz› hikâyelerinde tatl› bir mizahi anlat›m tarz› kulland›.

Ömer Seyfettin, hikâyelerinde hep olaya önem verdi. Betimlemelere ve ruh çözümlemelerine hiç girmedi.

Ömer Seyfettin’nin hikâyeleri çeflitli yay›n evlerince de¤iflik adlar alt›nda kitaplaflt›r›ld›. (hikâye) Bomba, Yüksek Ökçeler, Harem, Falaka, Kar›flm›fl A¤açlar;

(roman) Efruz Bey, Yaln›z Efe.

(39)

95

2. ROMAN

K‹RALIK KONAK

(II. Abdülhamit devri naz›rlar›ndan olan Naim Efendi geleneklere ve göreneklere ba¤l› olarak yetiflen bir kiflidir. Damad› Servet Bey tam bir Bat› hayran› ve e¤lenceye düflkün bir kiflidir. Naim Efendi’nin torunlar› Cemil ile Seniha da eskiyi be¤enmeyen, e¤lence düflkünü kiflilerdir. Bir gün Seniha, kardefli Cemil’in arkadafl› Faik’e afl›k olur, ancak evlenmeye karfl› oldu¤u için her fleyi yüzüstü b›rak›p bir süredir hayallerini kurdu¤u Avrupa’ya kaçar. Servet Bey k›z›n›n Avrupa’ya kaç›fl nedeni olarak Naim Efendi’yi görür. Kar›s›yla birlikte çoktand›r özlemini çekti¤i modern bir apartman dairesine tafl›n›r. Bir süre sonra Seniha, Avrupa’dan babas›n›n evine döner.

Yaln›z kalan Naim Efendi k›z kardeflinin ›srarlar› sonucu kona¤› kiraya verir ve onun yan›na ç›kar. Ancak gelen kirac›lar kona¤› eski ve bunalt›c› bulurlar.)

Afla¤›daki bölümde kona¤›n kiralanmas› anlat›lmaktad›r.

Kona¤› kiraya verip hemfliresinin yan›na tafl›nmak bahsi ç›kt›¤› günden beri, Naim Efendi’nin rahat›, huzuru büsbütün kaçt›. Selma Han›mefendi’nin karar› o kadar kati idi ki hiçbir mazeretle bunun önüne geçmek kabil olmuyordu. Naim Efendi:

HAZIRLIK ÇALIfiMALARI

Annenizle, baban›zla görüfl ve anlay›fl bak›m›ndan farkl› düflündü¤ünüz konular oldu¤unda nas›l davran›rs›n›z? Bu farkl›l›¤›n kayna¤› sizce nedir?

Bu ünitede bir bölümünü okuyaca¤›n›z Kiral›k Konak ve Handan adl› romanlar›

temin edip tamam›n› okumaya çal›fl›n›z.

(40)

—Burada do¤muflum, burada yaflam›fl›m, ihtiyarlam›fl›m! Nas›l b›rak›r giderim, diyordu.

Hemfliresi cevap veriyordu:

— Göreceksin, bu konaktan ç›kar ç›kmaz her fley öyle bir yoluna girecek ki! Bütün u¤ursuzluklar bu evden geliyor.

Naim Efendi konaktan ç›kmamak için daha mühim sebepler buldu.

Dedi ki:

—Ben buradan ç›kt›¤›m gün ölürüm. Kabil de¤il, dayanamam, ölürüm.

Selma Han›mefendi buna karfl› flöyle cevap verdi:

—Burada, fareler, örümcekler ortas›nda yapayaln›z ölece¤ine, benim yan›mda, benim gözüm önünde ölürsün!

Biçare ihtiyar, bu çelikten irade karfl›s›nda ne yapaca¤›n› bilemedi, mukavemeti k›r›lmak üzere idi; birden hat›r›na bir hile geldi; sonuncu defa olarak büyük bir lando içinde kendisini almaya gelen hemfliresine dedi ki:

—Hemflire, birkaç zaman daha burada oturmaya mecbur olaca¤›m zannederdim.

Binenaleyh ben düflündüm, tafl›nd›m. Bizim Hasan A¤a ile de uzun uzad›ya görüfltük.

Nihayet fluna karar verdik: Evvela kona¤› el alt›ndan iyi bir fiyatla kiraya verece¤iz, sonra size tafl›naca¤›m.

Bu kuvvetli mant›k ve bu maddi zaruret önünde her fleyden evvel tedbirli ve hesapl›

bir kad›n olan Selma Han›mefendi’nin iradesi k›r›l›verdi:

—Ha, bak›n›z, buna diyece¤im yok, buna akan sular durur, dedi, fakat çarçabuk bir kirac› bulmal›, çarçabuk.

Naim Efendi hemfliresini bu suretle, bafl›ndan savd›ktan sonra genifl bir nefes ald›;

âdeta neflelendi; kap›dan Cenan Kalfa’ya seslendi:

—Bana Hasan A¤a’y› ça¤›r›n›z!

Biraz sonra Hasan A¤a oda kap›s›n›n efli¤inde idi.

Selma Han›mefendi’nin biraderi dedi ki:

—Hasan, evlad›m Hasan! Bugünden itibaren, bu konak kiral›kt›r; fakat, senden rica ederim; kap›ya müflteri geldikçe bir bahane ile sav›ver!

Naim Efendi’nin, müddeti hayat›nda bu, ilk yapt›¤› hile idi.

Fakat ne yaz›k ki bu hile ile her fley yoluna girmifl ve Naim Efendi, yakay›

(41)

97

tamam›yla s›y›rm›fl olamad›. Selma Han›mefendi, bir fleye karar verir de sonuna vas›l oluncaya kadar, hiç durur mu? Derhal, her önüne rast gelene Cihangir’deki kona¤›n kiral›k oldu¤unu söylemeye, adamlar›n› öteye beriye sald›rmaya; bütün ev arayanlara oras›n› sal›k vermeye; devrin zenginlerine alttan alta haber göndermeye bafllad›.

Yakup Kadri KARAOSMANO⁄LU Kiral›k Konak

MET‹N ÜZER‹NDE ÇALIfiMALAR

1. Roman›n yaz›ld›¤› dönemin sosyal, siyasal ve kültürel hayat› metne nas›l yans›m›flt›r?

2. Kiflilerin olay içerisindeki ifllevini ve özelliklerini söyleyiniz.

3. Olay nerede geçmektedir? Bu yerin özelli¤ini ve ifllevini aç›klay›n›z.

4. Naim Efendi ile eski konak aras›nda bir benzerlik var m›?

5. Metnin temas›n› bulunuz.

6. Olay kim taraf›ndan anlat›lmaktad›r? Anlat›c›n›n bak›fl aç›s›n› aç›klay›n›z.

7. Metinde nas›l bir dil kullan›lm›flt›r?

8. ‹nceledi¤iniz roman yaz›ld›¤› dönemi temsil etmekte midir? Nas›l?

9. Metni yorumlay›n›z.

AÇIKLAMALAR

Yakup Kadri Karaosmano¤lu’nun ilk roman› Kiral›k Konak’ta kuflaklar aras›ndaki çat›flma ifllenmifltir. Duygu, düflünce ve yaflam biçimindeki anlay›fl farkl›l›¤› bir ailenin da¤›lmas›na neden olmaktad›r. Eserde; Bat›l›laflmay› yanl›fl anlayanlar›n sorumsuz davran›fllar› yerilmektedir.

Yukar›da okudu¤unuz parçada eski devri temsil eden Naim Efendi’nin konaktan ayr›lmamak için verdi¤i mücadele ele al›nmaktad›r.

Kiral›k Konak realist bir eserdir. Yazar ele ald›¤› konuyu ifllerken arka planda da bir devrin tablosunu ortaya koymaktad›r.

SÖZCÜKLER binaenaleyh . . . : Dolay›s›yla.

hemflire . . . : K›z kardefl.

kabil olmak . . . : Mümkün, olanakl›.

kati . . . : Kesin.

müddeti hayat . . . : Hayat boyunca.

mukavemet . . . : Karfl› koyma, direnme.

zaruret . . . : Gereksinim, zorunluluk.

sükun . . . : Sessizlik.

(42)

YAKUP KADR‹ KARAOSMANO⁄LU (1889 - 1974)

Yakup Kadri Karaosmano¤lu, 20. yüzy›l yazarlar›m›zdand›r. 1889 y›l›nda Kahire’de (M›s›r) do¤du. Alt› yafl›nda Manisa’ya ailesinin yan›na geldi. ‹lk ö¤renimini Manisa’da, orta ö¤renimini ‹zmir Lisesinde tamamlad›. Bir süre M›s›r’da, Frans›z okulunda okudu. Türkiye’ye dönünce Fecr-i Âtî Toplulu¤una kat›ld›. ‹kdam gazetesinde (1916) makaleler ve öyküler yazd›. Millî Mücadele Döneminde (1918-1922) Atatürk’ün yan›nda yer ald›. Milletvekili seçildi. Arnavutluk, Çekoslovakya, ‹sviçre ve ‹ran elçiliklerinde bulundu. 1974 y›l›nda Ankara’da öldü.

Yakup Kadri Karaosmano¤lu, yaz› hayat›na Fecr-i Âtî Toplulu¤unda romantik, realist hikâyeler ve mensur fliirler yazarak bafllad›. Daha sonra deneme, makale, roman, an›

türlerinde önemli eserler verdi. Özellikle Tanzimat’tan bu yana geçirdi¤imiz siyasal ve sosyal olaylar›, kuflaklar aras›ndaki çat›flmay›, sosyal de¤iflimleri ve anlay›fl farkl›l›klar›ndaki bunal›mlar› iflledi. Düflünceye ve teze dayanan önemli romanlar yazd›. Her bir roman›nda bir dönemi ya da toplumsal olaylar› irdeledi.

Eserlerinden baz›lar› flunlard›r: (hikâye) Bir Senencam, Millî Savafl Hikâyeleri;

(roman) Kiral›k Konak, Nur Baba, Hüküm Gecesi, Sodom ve Gomore, Yaban, Ankara, Panorama (2 cilt) ; (mensur fliir) Okun Ucundan; (hat›ra) Anam›n Kitab› (çocukluk an›lar›), Politikada 45 Y›l, Zoraki Diplomat, Gençlik ve Edebiyat Hat›ralar›.

Yakup Kadri Karaosmano¤lu hangi konularda eserler yazdm›flt›r. Önemli eserleri nelerdir?

(43)

99

HAZIRLIK ÇALIfiMALARI

Halide Edip Ad›var romanlar›nda hangi konular› ifllemifltir? Araflt›r›n›z.

HANDAN

(Handan'a ders vermifl olan ihtilalci Naz›m onunla evlenmek istedi¤inde, maksat arkadafll›¤› ile evlilik aras›nda bir münasebet kuramayan Handan onu reddeder ve içgüdülerine cevap veren Hüsnü Pafla ile evlenerek yurt d›fl›na gider. Hüsnü Pafla kad›ndan kad›na dolafl›r, ihtiyarlay›p ifle yaramaz bir hâle gelince, Handan'a dönecektir.

Handan yak›nlar›ndan Neriman'›n kocas› Refik Cemal'i tan›yana kadar bu durumu kabullenmifl gibidir. Naz›m'›n arkadafl› olan Refik arkadafl›n›n intihar›ndan sorumlu tuttu¤u Handan'a karfl› hiç de iyi bir duygu beslemez. Fakat onu yak›ndan tan›d›kça hayranl›¤› artar, iyi, basit bir kad›n olan kar›s›yla yetinemez. Handan'›n dostlu¤una, yak›nl›¤›na muhtaçt›r. Handan geçirdi¤i bir haf›za kayb› s›ras›nda, kardefli kadar sevdi¤i Neriman'›n kocas›na âfl›k olur, ona bütün bu hastal›k süresince bakan Refik'in flefkatiyle iyileflir, fakat o zaman da iflledi¤i günah› hat›rlar, kendisini affedemez ve geçirdi¤i ikinci bir kriz onu öldürür.)

Roman afla¤›daki Refik Cemal’in Server’e yazd›¤› bir mektupla bafllar.

REF‹K CEMAL'DEN SERVER'E

1 Mart 1903 EVLEN‹YORUM Server, hem de kiminle oldu¤unu bilsen. Cemal Bey'in alafranga k›zlar›ndan biriyle! Unutamazs›n de¤il mi Kuzguncuk Tepesi’ndeki büyük evin k›zlar›n›? Senin bize hafta bafl›nda geldi¤in zamanlar onlar›n gezmeye gidiflini görmek için bazen ç›kard›k. O s›rayla k›sa yeldirmeleri, serbest davran›fllar›, h›zl›

‹ngilizceleriyle giden k›zlar! Bilir misin, bunlar›n sokakta ‹ngilizce konuflmalar›na ben karfl› ç›kard›m da sen: «Kendi aralar›nda, ne var?» derdin. Komflular›n mutaass›p omuz

(44)

silkmeleriyle yeni dünya k›zlar› dedikleri ve bütün alafranga deliliklerine karfl›n mahallede hiçbir gence dönüp bakmayan bu k›zlara senin bir zaaf›n vard›. Kâfir, o zamandan beri kâfirli¤i seversin; flimdi art›k Paris'te, kad›nlar hakk›nda bütün bu sivri görüfllerini yaflayan canl› örnekleri gördükten sonra bütün bütün baflkalaflm›fls›nd›r;

«aferin talihli köpek» diyeceksin.

Fakat ben hâlâ biraz eskiye ba¤l›y›m. Seçti¤im, aralar›nda en sakin ve sessizi!

Cemal Bey'in bald›z›n›n k›z›. Fakat onu da kendi çocuklar›yle beraber büyütüp ayn›

e¤itimi verdi¤i için ona da mahalle «Cemal Bey'in k›z›» diyor. Görücü giden halam bile karfl› durmad›, hatta benim alafrangal›¤›n afl›r›l›¤›n› sevmedi¤imi onlara anlatm›fl ve bunda Cemal Bey'in kar›s› Sâbire Han›m’› kendisiyle ayn› düflüncede bulmufltur.

Kad›n, Cemal Bey'in çocuklar›na verdi¤i terbiyeden pek de memnun de¤il, fakat bunu flimdi evli ve bilmem nerede olan üvey k›z›n›n etkisine veriyor. Ye¤enine gereken nasihatlerde bulunmufl. Cemal Bey resmimi niflanlanaca¤›m k›z Neriman'a bizzat göstermifl ve fikrini sormufl. Neriman hemen kabul etmifl. Bu benim korkak onurumu az›c›k okflad›.

Bilirsin ki ben kad›nlarca sevilecek tiplerden de¤ilim. Bunu her vakit hissederim, önce onlar›n en düflkününe bile korkak ve uzak bir sayg› duyar›m ve bu beni her türlü cesaretten al›koyar. Benim sessiz, durgun bir tav›r alt›nda utangaçl›¤›m›, zaaf›m› onlar so¤ukluk ve direnme sayarlar. Bu serbest ve olgun k›zlardan birinin beni be¤enmesi kalbimde tuhaf bir sevinç uyand›rd›. Cemal Bey'le, gittim, görüfltüm. ‹ltifat eden, nazik ve temiz yüzlü bir adam. Gözlerinde anlayan, kat›lan bir flefkat var ki bana onu hemen sevdirdi. O da benden çok memnun görünüyordu. Biraz mahalle, biraz halam, biraz da ben bu evlenmeyi yap›yoruz. Evvelsi gün nikâh oldu. Nikâhtan sonra nikâhl›m›

görmeye gittim.

Az›c›k kalbim at›yordu. Uzaktan gördü¤üm sar›fl›n, pembe genç k›zla birdenbire bu kadar mahrem ve kutsal bir iliflki kurmak, bu o kadar garip, güzel, fakat ürkütücü bir histi.

Beni büyük salonda kabul ettiler, iyice bir salon. Fakat halam gibi sandalyeleri asker usulü, muntazaman, duvarlar›na dizmek âdetinde bir kad›n varl›¤› seziliyor.

Yaln›z salonun ortas›na do¤ru üzerinde küçük palmiyeli, hal› örtülü bir masa ve yan›nda yumuflak, koyu, öteye beriye at›lm›fl birkaç yast›k, bir koltuk. Hemen oradan bir kad›n›n nazik ve tembel varl›¤› yeni çekilmifl gibi.

Cemal Bey redingotuyla ayakta, yan›nda Sâbire Han›m ve iki k›zlar› beni kabul ettiler. Bu kad›nlara ancak göz ucuyla bakabildim. fiehper denilen genç k›z ince, beyaz yüzlü, siyah, pek siyah gözlü bir genç k›z; dudaklar›nda alaya benzer bir k›vr›m var.

Saffet; solgun, mavi gözlü, beyaz tenli, aç›k sar› saçl› fliflmanca bir genç han›m. Sâbire Han›m da dehfletli bir Türk han›m›, çocuklar›n›, kocas›n›, evini amans›z a¤›z kalabal›¤›yle kullanan bir Türk han›m›! Cemal Bey'in aras›ra lak›rd› söylerken ona yan flefkatli, yan korkak bir yan bak›fl› var. Sonunda nikâhl›m geldi. Beyazlar içinde, beyaz bir melek; temiz ela gözleri, hemen kalbime girdi. Birdenbire sessiz ve flefkatli bir

Referanslar

Benzer Belgeler

Cümleler yap›lar› bak›m›ndan yal›n (basit), birleflik, s›ral› ve ba¤l› cümle olmak üzere dört türe ayr›l›r. ‹çerisinde tek yarg› bulunan cümleye

Düzgün magnetik alan içinde alana dik ve üzerinden ak›m geçen iletken bir tele etkiyen (daima magnetik alana ve ak›ma dik olan) bu kuvvetin yönü sa¤ el kural›na göre

Hayvanlarda döllenmifl yumurta hücresi olan zigotta meydana gelen hücre bölünmesi ile geliflme ve büyüme gerçekleflir.. Sonuçta tek hücreli zigottan farkl› görevleri

‹ki tam say›n›n oran› fleklinde yaz›labilen say›ya rasyonel say› denir. Bu say›lar›n oluflturdu¤gu kümeye rasyonel say›lar kümesi denir ‹ki tam say›n›n

Bir cisim üzerine ayn› do¤rultu ve yönde birden fazla kuvvet etki etmekte ise net ( bileflke ) kuvvetin de¤eri; etki eden bütün kuvvetlerin aritmetik toplamas›na eflit, yönü

Bir düzgün alt›gen piramidin taban ayr›t›n›n uzunlu¤u 2 3 cm ve yan yüz yüksekli¤i 5 cm oldu¤una göre, bu piramidin yüksekli¤ini bulal›m.. Düzgün Olmayan

Tanzimat Dönemi edebiyat›n›n birinci dönem sanatç›lar› (fiinasi, Ziya Pafla, Nam›k Kemal, Ahmet Mithat…) “sanat› toplum yarar›na” düflünerek toplumla

12. Verilen bir noktadan geçen, birbirine dik iki düzlemden birine dik, di¤erine paralel olan bir do¤ru çiziniz. P düzlemi içinde H dikme aya¤›n› merkez kabul ederek, 9 cm