• Sonuç bulunamadı

TEB 302 TARIM VE GIDA POLİTİKASI-II (3 0 3)

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "TEB 302 TARIM VE GIDA POLİTİKASI-II (3 0 3)"

Copied!
26
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

TEB 302

TARIM VE GIDA POLİTİKASI-II (3 0 3)

Doç.Dr. Mehmet BOZOĞLU Ondokuz Mayıs Üniversitesi

Ziraat Fakültesi

Tarım Ekonomisi Bölümü

Samsun

(2)

3. MAKROEKONOMİ VE TARIM POLİTİKASI

– Giriş

– Mali Politikalar

– Parasal Politikalar – Yapısal Politikalar

– Makroekonomik Politikalarla Tarım Arasındaki

İlişki

(3)

c) Yapısal politikalar

• Kaynakların tahsisinde özel ve kamu sektörüne öncelik verilmesi,

• İşçi ve endüstri monopollerini teşvik edici veya caydırıcı kural ve düzenlemeler,

• Asgari ücret vb uygulamalar

+ Mevcut parasal-mali politikalar, gelir ve

istihdamı da etkiler.

(4)

Gelişmekte olan ülkelerin sorunu:

• Kısa vadeli yapısal politikalar ve

değerlendirmelerin verimliliği olumsuz yönde etkilemesi

– Örn. Suni olarak yükseltilen ücretler, işsizliği ve endüstrinin atıl kapasitesini arttırırken, işçilerin verimliliğini artıran insan ve materyal sermayesi yatırımlarının olmamasından dolayı ekonomik büyümeyi yavaşlatır.

• Milli gelir, masrafı gelirini geçen sermaye ve

teknolojinin uygulanması sonucu düşer.

(5)

• Arzu edilen bir mikro ekonomik politika, makro ekonomik bir politika için gerekli olabilir fakat, yeterli şart değildir.

• İstenilen mikro ekonomik bir politika;

– Teknik etkinlik, yani firmaların en yüksek üretim

fonksiyonu, eş ürün eğrisi veya üretim imkanları eğrisi üzerinde mevcut kaynaklarla çalışılmasına önem verir.

– Özel tasarruflar, iş gelirleri ve diğer kaynakların en

yüksek geliri sağlayacak kullanımlarına tahsis edilmesi üzerinde durur.

– Piyasadaki aksaklıkların düzeltilmesi ve kamu mal ve hizmetlerinin sağlanmasına da önem verir.

– Bu konuda en kullanışlı kural, hükümetlerin gelir arttırıcı

yapısal politikalar takip etmesidir.

(6)

• Makro ekonomik politika olarak kabul edilmeyen bazı uygulamaların milli ekonominin performansı üzerine güçlü etkilere sahip olabilirler:

– Örn. Bağımsız medya, kamu ve iş hayatındaki

verimsizliği, rüşveti ortaya çıkarma veya azaltmada önemli bir güçtür.

• Görevlendirmede liyakatın dikkate alınmaması,

çalışanların işlerini sevmemesi yanında sevmediği işi bırakma gibi bir çabasının olmaması, işini iyi yapanla yapmayan arasında bir ayrım yapılmaması gibi önemli problemler ekonomide verimsizliğe neden olmaktadır.

• Kültür, iş ahlakı, ahlaki standartlar, müteşebbislik arzusu da istenen makro ekonomik sonuçların

alınmasında önemli faktörlerdir.

(7)

Makro Ekonomik Politikalarla Tarım Arasındaki İlişki

• Makro ekonomik politikaların temel unsurları;

– Para arzındaki artışın ekonomik büyüme oranı ve tolerans gösterilebilecek enflasyon oranının toplamı kadar fazla olması,

– Ekonomik durgunlukta hükümet bütçesinin açık vermesi fakat, bu açığın reel GSMH 'daki artıştan büyük olmaması,

– Tam istihdam durumunda bütçenin fazlalık vermesi veya dengede olması,

– Doğal işsizlik oranını düşürmek için ticaret ve rekabet ile ilgili engellerin ortadan kaldırılmasına yönelik yapısal politikaların takibi ve

– Döviz kuru ve faiz oranlarının piyasada oluşmasına izin

verilmesi veya en azından bunlara yapılan müdahalelerin uzun olmaması

• Fakat, ülkeler bu tür makro ekonomik politikaları çok nadir

uygulamaktadır.

(8)

Mali ve Parasal Politika Alternatifleri

– D seçeneği: Ekonomik durgunlukla sonuçlanır ve bu yüzden geçici bir politikadır.

– A seçeneği: Çok hızlı bir enflasyona neden olduğundan geçici bir politikadır.

– B ve C seçeneği: Uzun süreli olarak tahammül edilemeyecek

politikalar olup, gelişmekte olan ülkelerde yaygın olarak belli

bir süre kullanılan politikalardır.

(9)

Toplam Talep ve Arz

• Parasal ve mali politikalar, toplam arz ve talep içinde

işleyerek milli gelir ve genel fiyat seviyelerini belirlerler.

– Gelirdeki büyüme oranı ve enflasyon oranı, ekonomik performansı izlemede kullanılırlar.

• B ve C politikaları özellikle ani olarak uygulanırsa toplam talebi, toplam arza oranla daha çok uyaran politikalardır.

– Hükümetler, B politikasıyla harcamalarını artırarak doğrudan, C politikasıyla para arzını artırarak da dolaylı olarak talebi etkilerler.

• Piyasaya para arz edilince bu para, kişi ve firmaların eline

kullanılacak para olarak geçeceği için talebi etkiler.

(10)

– Mal ve hizmetlere oranla piyasaya daha fazla para bulunması, piyasada para-mal dengesizliğe

dolayısıyla enflasyona sebep olur.

• Açılım döneminde bu politikalarla ekonomi uyarılarak istenen ekonomik sonuç elde

edilebilir.

– Beklenen reel faktör gelirleri ve ürün fiyatları

somutlaştırılamazsa, ekonominin istikrar döneminde meydana gelen kayıplar, açılım dönemindeki

kazançlarla denkleşecektir.

(11)

• Kısa dönemin aksine uzun dönem büyüme oranı, mali ve parasal politikalara fazla duyarlı değildir.

• Gelişmekte olan ülkelerde tarımsal ürünlere olan talep, tüketici gelirindeki büyümeden önemli ölçüde etkilenir.

• B ve C politikaları açılma döneminde çiftçi gelirini arttırmaya ve istikrarlılık döneminde tarımsal geliri geciktirmeye eğilimli olduklarından dolayı tarım

ekonomisinin istikrarsızlığına katkıda bulunurlar.

• Fakat, uzun dönemde çiftçi gelirini veya istihdamı azda

olsa arttırırlar.

(12)

İşgücü:

• Gelişmekte olan ülkelerde işçilerin örgütlenmesi ve kanun yoluyla yüksek ücretler elde etmeleri, ucuz işgücü avantajını ortadan kaldırmaktadır.

– Oysa bu güç, yabancı yatırımları teşvik eder ve ülke içindeki istihdamı arttırır.

• Tarımsal gelişme süreci, tarımdan ayrılacak

işgücüne iş imkanları bulmaya önemli ölçüde bağlı

olduğundan dolayı, piyasanın endüstriyel büyümeye

yardımcı olacak ortamı sağlaması, gelişmekte olan

ülkeler açısından çok önemlidir.

(13)

Örn. Büyümenin küçük olması halinde, verimliliği arttıracak girdileri üreten hafif endüstriler tarımsal verimliliği artıracaktır.

• Gelirdeki sürekli artış, işgücü ve materyal sermayesine yatırılarak, işgücü daha verimli hale getirilebilir.

• Bu yolla sermaye yoğun ve yüksek ücretli bir endüstri oluşumuna temel sağlanacaktır.

• Verimli bir tarım, endüstri işçileri için düşük maliyetli gıda, endüstri için ise ham madde sağlar ve piyasa oluşturur.

• Dolayısıyla, dengeli bir tarımsal ve endüstriyel

büyüme, kişi başına düşen milli gelirdeki büyümeyi

her yönüyle teşvik eder.

(14)

Finansman Piyasası ve Faiz Oranı

• Faiz oranlarını uzun dönemde iki temel güç belirlemektedir:

– Tüketicinin gelecekteki tüketimi bugün yapması için ödediği prim (indirim oranı)

• İnsanların çoğu gelecekten ziyade bugün tüketmeye meyilli olduklarından dolayı indirim oranı pozitiftir.

– Yapılan yatırım için beklenen gelir oranı

• Firmalar ve fertler, gelecekteki tüketimlerini tasarruf

ederek bir hizmet yapıyorlar ve bu hizmet için bir karşılık

ödenmektedir.

(15)

• Faiz oranı: Finansman piyasasında işlev gören arz ve talep güçlerinin bir sonucudur.

– Yüksek faiz oranı:

• Tasarrufu teşvik eder ve finansman sermayesinin arzını arttırır.

– Ekonomik büyümeyi hızlandırır.

• Fakat, sermayeye olan talebi azaltır ve yatırımı caydırır.

– Ekonomik büyümeyi önler.

• Gerçek piyasalarda borç verebilen kaynakların kısa

dönem arzı = Tasarruflar+ Para arzı + v.d. faktörler

(16)

• Borç verebilen finansman kaynakları için olan talep = Yatırımların beklenen geliri +

kullanılabilecek nakit paraya olan ihtiyaç gibi faktörler

• Faiz oranları = İşin riskine göre değişir

– Riskli yatırımlarda faiz oranı, güvenilir yatırımlara göre daha yüksektir.

• Yüksek faiz oranları, eldeki mevcut mal stoklarının

maliyetlerini yükselterek rezervleri düşürürken

fiyat istikrarsızlığını artırabilir.

(17)

İki çeşit faiz oranı vardır:

1. Nominal (cari) faiz oranı

2. Reel faiz oranı (piyasa faiz oranı-enflasyon oranı)

– Piyasa faiz oranı: %80 (cari faiz) – Enflasyon oranı: %70 ise

– Reel faiz oranı: %10 (insanlar eğer %10 veya daha fazla

bir gelir elde edebilirlerse ilerisi için tasarruf veya yatırım

yapacaklardır)

(18)

Finansman piyasasının tarım üzerine önemli bir etkisi vardır

• Genişletici (gevşek) mali ve daraltıcı (sıkı) para

politikasını (B) yürüten hükümet, açıklarını finanse etmek için yapılan tasarrufları talep eder.

– Nispeten sınırlı olan finansman kaynaklarına olan bu

talep, özel sektör talebi ile birleşir ve gerçek faiz oranını yükseltmeye neden olur.

• Sonuçları:

– Firma ve fertlere mal olan yüksek faiz masrafı

– Çiftçilerin reel servet ve para akışı probleminin ortaya

çıkması

(19)

• Arazinin fiyatı, gelecekte beklenilen gelirlerinin uygun bir reel gelir oranı olan  ile iskonto

yapıldığında elde edilen miktara eşittir

– Arazinin kazancı veya kirası R t 'nin belli bir sabit yüzde ile artması veya azalması bekleniyorsa burada, t yılındaki kira:

R t = R 0 e (i+i') t (11)

R 0 : Başlangıç yılındaki kirayı, e: Tabii logaritmayı,

i: Beklenen enflasyon oranı ve

i': ise kiralarda beklenen reel yıllık artış

(20)

• Bütün geleceğe ait kiraları toplarsak, bunun iskonto edilmiş değeri bugünkü arazi fiyatını yani P 0 'ı verir.

P 0 = R 0 / (  - i' ) veya R 0 / P 0 =  - i' (12)

• Kiranın arazi fiyatına oranı, şimdiki arazi yatırımının gelir oranıdır.

• Her yıl için arazi fiyatları ve arazi kirası,  - i' sabiti oranında birbiriyle ilişkili olduğundan, arazi fiyatını aşağıdaki eşitlikten elde edilir.

P = P e (i+i') t (13)

(21)

• Böylece, arazi fiyatında veya sermaye kazancı oranındaki büyüme i+i' dir ve bu kiradaki artış hızı ile aynıdır.

• Arazinin toplam nominal geliri = mevcut gelir + sermaye kazancı (Formül 14).

(  - i' ) + ( i + i' ) =  + i (14)

• Enflasyon için ayarlama yapılırsa ( + i) - i = 

olur ki bu «reel gelir oranı»dır.

(22)

• Tahviller, yaygın bir şekilde arazi ipoteklerini finanse etmede kullanılır ve her yıl sabit nominal gelir

sağlarlar.

• Aslında bu nominal gelir, reel olarak enflasyon

oranında her yıl değer kaybeder ve böylece ikinci eşitlikteki gibi i' = -i olur.

• Eğer  arzu edilen reel gelir oranı ise tahvillere ait mevcut gelir veya piyasa faiz oranı «R 0 / P 0 =  + i»

dir.

(23)

Nakit Para Akışı Sorunu:

• Arazi fiyatının yüzdesi olarak araziye dönen nakit para akımındaki yetersizlik, nominal faiz oranı (+i ) eksi

nominal arazi geliri (-i') veya (i+i') olarak tanımlanabilir.

– Varsayalım ki i' = 0 Eğer enflasyon oranı = % 15 ise, araziden elde edilecek kazanç, tamamen borçlanılarak alınan arazinin faizinden arazi fiyatının % 15 'i kadar daha az olacaktır.

– Tamamen borçlanılarak elde edilen arazinin fiyatının belli bir oranı olan bu düşüş, enflasyon oranıdır ve dolayısıyla

enflasyon arttıkça bu oranda artacaktır.

(24)

– Eğer reel gelir seviyesi % 10 ve enflasyon oranı

% 20 ise faiz oranı % 30 olacaktır ve böylece 3 hektar arazinin gelirinden 1 hektar arazinin faizini ödemek normal olacaktır.

– Sermaye kazancı dahil edildiğinde reel gelir % 10 'dur ve bundan dolayı piyasalar dengededir.

– Enflasyonun yükselmesi, çiftçiler için

maliyettir ve C politikasından dolayı çiftçi gelirleri ertelenir, yani nakit para akışı

problemine sebep olur.

(25)

• Beklenmeyen enflasyon getiren genişletici para politikası altında, çiftçiler gerçek servet kazancının artmasından

faydalanırlar.

• Orta ve uzun vadeli krediler üzerine olan faiz oranları sabit olduğu zaman beklenmeyen enflasyon, reel faiz oranını düşürür ve dolayısıyla borçluların yükü azalır.

• Genelde bütün çiftçiler borçlu olduğundan kredi verenlerin zararına hem düşük gerçek faiz oranından hem de

servetlerindeki artıştan dolayı bu sonuçtan kazançlı çıkarlar.

• Mevcut varlıkların değeri, reel faiz oranı ile ters orantılıdır (Eşitlik 12)

• Düşük reel faiz oranı bugünkü değeri yükseltilirken, düşük faiz

masrafları yanında, C politikasıyla reel servet kazancı sağlanır.

(26)

– Genişletici mali politikaya sahip olan seçenek B, reel

anlamda servet kaybına sebep olur ve finansman açısından çiftçiyi sıkıntıya sokar.

– Çiftlik arazisinin bugünkü değeri, reel faiz oranı ile ters orantılı olduğundan B politikası altındaki yüksek reel faiz oranları çiftlik aktiflerinin değerini düşürür ve gerçek sermeye kayıplarına neden olur.

– Yüksek orandaki reel faiz masraflarının oluşması sonucu,

fiyat-masraf sıkışması (finansman stresi) ortaya çıkar.

Referanslar

Benzer Belgeler

Ancak, sahibinin rızası olmaksızın kullanılmış olan malzemenin sökülmesi aşırı zarara yol açmayacaksa, malzeme sahibi, gideri yapıyı yaptırana ait

KAT İRTİFAKI.. Madde 3 – Kat mülkiyeti, arsa payı ve ana gayrimenkuldeki ortak yerlerle bağlantılı özel bir mülkiyettir. Kat mülkiyeti ve kat irtifakı, bu

 Önemli bir sebebin çıkması halinde, yöneticinin veya denetçinin veya kat maliklerinden üçte birinin istemi üzerine ve toplantı için istenilen tarihten en az onbeş gün

 Mesken olarak kullanılmaya elverişli bir yapı veya bağımsız bölümün ortak maliklerinden her biri lehine bu yapı veya bağımsız bölümden yılın belli

 Malikin intifa konusu mal üzerinde tasarruf yetkisini muhafaza etmesi.  Payın intifa hakkına

1- Aksi Kararlaştırılmadıkça Başkasına Devredilebilen ve Miras Yoluyla İntikal Edebilen İrtifaklar.

 Sonraki sıralarda kurulmuş bir rehin hakkından önce gelen bir rehin mevcut değilse veya borçlu önceki bir rehin senedi üzerinde tasarruf etmemişse ya da

 Bir taşınmaz üzerinde yapılan yapı veya diğer işlerde malzeme vererek veya vermeden emek sarf ettikleri için malzeme ve emek karşılığı olarak malik