• Sonuç bulunamadı

ANKARA İLİ KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE EYLEM PLANI ( )

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "ANKARA İLİ KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE EYLEM PLANI ( )"

Copied!
96
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE EYLEM PLANI

(2011-2015)

ANKARA 2011

(2)

Prof. Dr. Ayşe Akın (BÜKÇAM)*

Yrd. Doç. Dr. Nüket Paksoy Erbaydar (HÜKSAM)**

Seher Gündoğan (SHÇEK)***

Nalan Uysal (SHÇEK)***

Dr. Sare Mıhçıokur (BÜKÇAM)*

Dr. Gökçe Bayrakçeken (Kadın Sığınağı Kolektifi - Danışman) Ezgi Türkçelik (BÜKÇAM)*

* Başkent Üniversitesi Kadın-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Araştırma ve Uygulama Merkezi

** Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi

*** Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (Ankara İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü)

Basım Tarihi: 2011

(3)

Kadına yönelik şiddet, temel insan hakları ve özgürlüklerin ihlali olup kadınlarla erkekler arasında eşit olmayan güç ilişkilerinin sonucu olarak ortaya çıkan toplumsal bir sorun ve önemli bir halk sağlığı problemidir. Kadınlar özel alanda da şiddete maruz kalmakta, gerekli destek mekanizmalarına ulaşamadıkları için, çoğu zaman şiddete uğradıkları gerçeğini gizli tutmakta ve bu nedenle, sorunun boyutlarının tespiti son derece güç olmaktadır. Kadınların hem toplumda hem aile içindeki karar süreçlerinde erkekler ile eşit düzeyde yer alamaması, sosyal ve ekonomik statüsünün düşük olması, kadını şiddete karşı zayıf konuma itmektedir.

Kadına yönelik olarak, kapalı kapılar ardında, karşılıklı duygusal bağların ve sorumlulukların olduğu yakın ilişkide ortaya çıkan bu şiddetin etkisi, görünürdeki fiziksel yaraların izinden çok daha derin

(4)

belirlemek amacıyla gayretli ve sorumlu çalışmalar yürütülmekte olup Ankara Valiliği başta olmak üzere kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör kurumları, bu önemli toplumsal sorunla mücadelede kararlıdırlar.

Ankara İlinde kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda yürütülecek çalışmaların kararlılıkla sürdürülmesi ve toplumsal bir sorun olan kadına yönelik şiddet meselesinin Başkent Ankara’nın gündeminden çıkarılması temennimdir.

Alâaddin YÜKSEL Ankara Valisi

(5)

Kadın ve erkek arasındaki eşitsiz ilişkilerin en uç uygulamalarından biri olan kadına yönelik şiddet, insanlık onurunu zedeleyen temel bir hak ihlalidir. Cinsiyet eşitsizliğine dayalı tahakkümün en göz ardı edilemez biçimi fiziksel, cinsel, duygusal ve ekonomik biçimlerde kendisini gösteren şiddettir.

Kadına yönelik şiddet, uluslararası belgelerde eşitlik, kalkınma ve barış hedeflerine ulaşılmasını engelleyen bir durum olarak tanımlanmaktadır.

Türkiye’de kadınlara yönelik şiddetle mücadele için sarf edilen çabalar yeterli olmamakla birlikte giderek artmaktadır. Ancak yapılanların gerçek anlamda uygulamalara yansıyabilmesi için devletin ve toplumun her kademesinde daha da fazla çaba sarf edilmesi gerektiği açıktır. Bu gereklilik, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) 28.6.2005 tarih ve 853 numaralı “Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan TBMM Araştırma Komisyonu”nun 1 Haziran 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nun 110. birleşiminde görüşülen raporunda da en güçlü biçimde dile getirilmiştir. Bu rapor, kadına yönelik şiddetle mücadelede önemli bir kilometre taşı olarak 4 Temmuz 2006 tarihinde Başbakanlık 2006/17 numaralı genelgesinin yayımlanmasına temel oluşturmuştur.

Başbakanlık genelgesi valiliklere namus adına işlenen cinayetlerin önlenmesi için komite oluşturma görevinin yanında kadına yönelik şiddetle mücadele etmek üzere çeşitli görevler

vermektedir. Bu doğrultuda Ankara Valiliği, ildeki ilgili kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütleri ve özel sektör temsilcilerini bir araya getirerek bir komite oluşturmuş ve ilk toplantısını 29.04.2010 tarihinde yaparak konu ile ilgili çalışmaları başlatmıştır. Bu tarihten sonra, oluşturulan komite Ankara İli Vali Yardımcısı Sayın Turan Atlamaz’ın başkanlığında ve Ankara İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün koordinasyonunda periyodik olarak toplantılarını sürdürmüş ve bu toplantılarda kadına yönelik şiddet konusunda çeşitli sektörlerin yaptığı mücadeleler dile getirilerek yapılması gerekenler tartışılmıştır.

Daha sonra Valiliğin onayı ile “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ankara İl Eylem Planı”nın ayrıntılarını hazırlamak üzere mevcut komite içinden bir teknik hazırlık grubu oluşturulmuştur. Teknik hazırlık grubu çalışmalarını sürdürerek komitenin ve Ankara Valiliği’nin görüşlerine sunulmak üzere “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ankara İl Eylem Planı”nı hazırlamıştır. Elinizdeki çalışmada sunulan tüm bilgiler komite üyesi kuruluşların değerlendirmeleri ve sağladıkları katkılar ile hazırlanmıştır.

(6)

Ankara Valiliği bünyesinde oluşturulacak “Kadın Çalışmaları Koordinasyon Birimi-(KÇKB)” planın fiili uygulamalara yansıtılmasında kilit rol oynayacak bir mekanizmadır ve eylem planının başarıya ulaşması için son derece önemlidir.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün hazırlamış olduğu “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı” da göz önünde bulundurularak hazırlanan bu planın Ankara’da daha onurlu, mutlu ve sağlıklı yaşamamıza katkı sağlaması ve kadının en temel insan hakkının ihlali olan şiddete, “sıfır tolerans” gösterilmesine öncülük etmesi en büyük dileğimizdir.

Saygılarımızla,

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele

Ankara İl Eylem Planı Teknik Hazırlık Grubu

Prof. Dr. Ayşe Akın (BÜKÇAM)*

Yrd. Doç. Dr. Nüket Paksoy Erbaydar (HÜKSAM)**

Seher Gündoğan (SHÇEK)***

Nalan Uysal (SHÇEK)***

Dr. Sare Mıhçıokur (BÜKÇAM)*

Dr. Gökçe Bayrakçeken (Kadın Sığınağı Kolektifi - Danışman) Ezgi Türkçelik (BÜKÇAM)*

* Başkent Üniversitesi Kadın-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Araştırma ve Uygulama Merkezi

** Hacettepe Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi

*** Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu (Ankara İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü)

(7)

ÖNSÖZ ...3

SUNUŞ ...5

I. GİRİŞ ...9

II. KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUSUNDA ULUSLARARASI GELİŞMELER ...12

III. KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUSUNDA TÜRKİYE’DEKİ GELİŞMELER ...15

IV. KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUSUNDA ANKARA YERELİNDEKİ GELİŞMELER ...22

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE ANKARA İLİ EYLEM PLANI HEDEFLERİ PARALELİNDE ANKARA’DA BULUNAN KURUM VE KURULUŞLARCA YÜRÜTÜLEN FAALİYETLER ...23

V. T.C. ANKARA VALİLİĞİ KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE ANKARA İL EYLEM PLANI ...56

VI. ANKARA VALİLİĞİ KADIN ÇALIŞMALARI KOORDİNASYON BİRİMİ (KÇKB) ...80

a) Tanıtımı ...80

b) Kapsamı ...80

c) Temel Çalışma İlkeleri ve Amaçları ...81

d) Kadın Çalışmaları Koordinasyon Birimi (KÇKB) Organizasyon Şeması (Özet Tablo) ...82

VII. EKLER ...83

Ek I: Ankara İl Eylem Planı’nın Hazırlanmasında Katkı Sağlayan Kurum ve Kuruluşlar ...83

Ek II: Ankara İlinde Bulunan Üniversitelerin Kadın Araştırma ve Uygulama Merkezlerinin İletişim Bilgileri ...84

EK III: Ankara İlinde Faaliyet Gösteren Kadın Örgütleri ...86

EK IV: Ankara İli Kadına Yönelik Şiddetle İlgili Bazı Sayısal Bilgiler ...89

Ek V: T.C. Ankara Valiliği ile Ankara Barosu Başkanlığı Arasında Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi ve Şiddet Mağduru Kadın ve Çocuklar ile İhtiyacı Olan Yaşlılara Destek Olabilmek Amacıyla İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Protokol ...92

EK VI: KISALTMALAR ...94

VIII. KAYNAKÇA ...95

(8)
(9)

I. GİRİŞ

Kadına yönelik şiddet, temel insan hakları ve özgürlükleri ihlali olup kadınlarla erkekler arasında eşit olmayan güç ilişkilerinin sonucu olarak ortaya çıkan toplumsal bir sorundur.

Birleşmiş Milletler (BM) Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesi’nde, kadına yönelik şiddet,

“ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik acı veya ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayalı bir eylem uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” şeklinde tanımlanmaktadır1. Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti, “bir kadına, sırf kadın olduğu için yöneltilen ya da oransız bir şekilde kadınları etkileyen şiddet” olarak tarif etmektedir2.

1 BM Genel Kurulu’nun 22 Aralık 2003 tarihli toplantısında aldığı 58/147 sayılı “Kadınlara Yönelik Aile İçi Şiddetin Ortadan Kaldırılması” Konulu Kararı için bkz. UN General Assembly,

“Resoulutions 58/147 Elimination of Domestic Violence against Women (A/RES/58/147, of 22 December 2003)”, http://daccess- dds-ny.un.org/doc/UNDOC/GEN/N03/503/40/PDF/N0350340.

pdf?OpenElement, (1 Nisan 2011)

2 CEDAW Komitesinin 19 Nolu Tavsiye Kararı (1992) için bkz. “CEDAW General Recommendations Nos. 19 and 20 (Document A/47/38)”, 1992, http://www.unhcr.org/refworld/

docid/453882a422.html, (1 Nisan 2011)

Aile içi şiddet, “özel yaşamda, genellikle cinsel ilişki ya da kan bağı ile bağlı bireyler arasında yaşanan bir şiddet türü” olarak tanımlanmaktadır. Çoğunlukla erkekler tarafından kadınlara veya çocuklara yönelik olarak uygulanmaktadır. Aile içi şiddet, kadınlara yönelik şiddetin en yaygın fakat görünürlüğü en az olan türüdür. Aile içi şiddet, fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddet dâhil, çok çeşitli şekillerde ortaya çıkabileceği gibi ekonomik açıdan mahrum bırakma ya da çevresinden izole etme şeklinde de görülebilmektedir3. Bu tür şiddet eylemleri, kadınları en temel insan haklarından ve temel özgürlüklerinden mahrum etmekte, kadınların fiziksel sağlığına ve üreme sağlığına ciddi biçimde zarar vermekte, kimi durumlarda sakat kalmalarına ya da ölmelerine neden olmaktadır.

Ancak, kapalı kapılar ardında, karşılıklı duygusal bağların ve sorumlulukların olduğu yakın ilişkide ortaya çıkan bu şiddetin etkisi görünürdeki fiziksel yaraların izinden çok daha derin olabilmektedir. Şiddete maruz kalan kadınlar ciddi psikolojik problemler yaşayabilmekte,

3 BM Genel Kurulu’nun 22 Aralık 2003 tarihli toplantısında aldığı 58/147 sayılı “Kadınlara Yönelik Aile İçi Şiddetin Ortadan Kaldırılması” Konulu Kararı

(10)

toplumsal yaşama katılma ve kendi hayatlarını kazanmada güçlüklerle karşılaşabilmektedirler.

Farklı sosyal ve ekonomik statüden, gelir gruplarından, öğrenim düzeyinden, her yaşta, evli, bekâr ya da boşanmış kadın, şiddetin türlü biçimleriyle karşılaşabilmektedir. Kadınlar toplumsal yaşamın pek çok alanında ama en çok da özel alanda şiddete maruz kalmakta, direnmek ve mücadele etmek için gerekli destek mekanizmalarına ulaşamamakta, bu nedenle çoğu zaman şiddeti kaderleri olarak görüp kabullenmekte, şiddetle birlikte yaşamanın yollarını bulmaya çalışmaktadırlar. Şiddete uğradıkları gerçeği ise normalleştirildiğinden ya da sıklıkla gizli tutulduğundan sorunun boyutlarının tespiti son derece güç olmaktadır.

Kadına yönelik şiddet konusunda araştırmalar özellikle 1990’lardan sonra artmaya başlamış ve kadına yönelik şiddetin yaygınlığı, sebep ve sonuçları hakkında önemli bilgiler ortaya çıkmıştır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından 10 ülkede (Bangladeş, Etiyopya, Japonya, Brezilya, Peru, Namibya, Samoa Adaları, Sırbistan - Karadağ, Tayland, Tanzanya) 24 000 kadın ile görüşülerek gerçekleştirilen araştırmaya göre, eşleri tarafından fiziksel şiddete maruz kalan kadınların oranı %13 - 61, cinsel şiddete uğrayan kadınların oranı %6 - 59, duygusal şiddetle karşılaşan kadınların oranı ise %20 –

75 aralığındadır4. Yapılan bir diğer araştırma, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) her 15 saniyede bir kadının fiziksel şiddete maruz kaldığını ve şiddet uygulayanların genellikle kadının kocası/partneri olduğunu ortaya koymuştur5. Türkiye’de 2008 yılında yapılan ulusal araştırmada yaşamının herhangi bir döneminde kadına yönelik, uygulanmış olan fiziksel şiddet: %39, cinsel şiddet: %15,

duygusal şiddet: %40 ve ekonomik şiddet olarak;

çalışmasına engel olma %37, ev içi harcama yapmama %8, gelirini elinden alma ise %4 olarak bulunmuştur6. Yine namus adına işlenen cinayetler de ne yazık ki bir Türkiye gerçeği olup kadına karşı ayırımcılık ve kadını kontrol etmenin uç uygulamasıdır ve kadının yaşam hakkı elinden alınmaktadır789.

4 WHO, Multi-country Study on Women’s Health and Domestic Violence Against Women: Initial Reports on Prevelance, Health Outcomes and Women’s Responses, Geneva: WHO Publications, 2005, http://www.who.int/gender/violence/who_multicountry_

study/en/, (1 Şubat 2011).

5 Dünya Kadınları Hakkında BM Raporu - 2000

6 Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Türkiye’de Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması, Ankara: KSGM Yayını, 2009.

7 Filiz Kardam, Türkiye’de Namus Cinayetlerinin Dinamikleri, Ankara: BM-Nüfus Fonu, Nüfus Bilim Derneği ve BM-Kalkınma Programı, 2005, http://www.undp.org.tr/traboutusdocvuments/

namuscinayetleri.pdf

8 KAMER, İstersek Biter: Namus adına İşlenen Cinayetler 2006 Raporu, İstanbul: Berdan Matbaacılık, 2006.

9 Nüket Subaşı ve Ayşe Akın, “Kadına Yönelik Şiddet; Nedenleri ve Sonuçları” içinde Toplumsal Cinsiyet, Sağlık ve Kadın, Ankara:

Hacettepe Üniversitesi Yayınları, 2003, ss. 231-249.

(11)

Aile içinde kadına yönelik şiddetin, bu şiddete tanık olan çocuklar üzerinde de önemli sonuçları bulunmaktadır.

Şiddete tanık olan çocuklarda sağlık problemlerinin yanı sıra, davranış bozukluğu, duygusal travma ve okul başarısızlığı gibi sorunların sıkça yaşandığı belirlenmiştir. Kadına yönelik şiddet oldukça yaygın olmasına rağmen devletler gerekli önlemleri almakta yetersiz kalmakta ve çoğunlukla kadına yönelik şiddetle mücadele için yeterli bütçe ayırmamaktadırlar.

Oysa, yapılan analizler kadına yönelik ve aile içi şiddetin önlenmesinin maliyetinin, şiddet mağdurlarının tedavi ve korunma maliyetleri ile faillerle ilgili yapılan yasal kovuşturmaların toplam maliyetinden çok daha düşük olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu nedenle, şiddetin önlenmesi için yapılacak girişimler hem kadınlar hem de toplum açısından çok önemlidir.

(12)

II. KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUSUNDA ULUSLARARASI GELİŞMELER

Kadına yönelik şiddet, uluslararası toplumun gündemine kadının insan hakları kavramı çerçevesinde girmiştir. Birleşmiş Milletler 1975-1985 yılları arasını Kadın On Yılı ilan etmiş ve bu süreçte özellikle uluslararası kadın hareketinin de etkisi ile kadına yönelik şiddet konusunda uluslararası norm ve standartlar belirlenmiş, raporlar hazırlanmıştır.

Başlangıçta kadına yönelik şiddet sadece aile bağlamında ele alınmıştır. Örneğin, 1975 yılında Meksika’da yapılan Dünya Kadın Konferansı’nda kabul edilen eylem planında ailenin ve aile bireylerinin eşitliğinin ve güvenliklerinin temini için eğitim programlarının yapılması tavsiye edilmiş, ancak şiddet konusuna özel bir vurgu yapılmamıştır. Bu Konferansa paralel yapılan sivil toplum kuruluşu(STK) oturumlarında ise kadına yönelik şiddetin değişik biçimleri dile getirilmiştir. 1980 yılında Kopenhag’da yapılan İkinci Dünya Kadın Konferansı’nda, aile içinde kadına yönelik şiddetin önlenmesine ilişkin kabul edilen ilke kararında, şiddet daha çok sağlık konusu olarak ele alınmış, kadınların ve çocukların şiddetten korunması için programların geliştirilmesi konusunda çağrı yapılmıştır. Kadına

yönelik şiddet konusu en kapsamlı biçimde 1985’de Nairobi’de gerçekleştirilen Üçüncü Kadın Konferansı’nda ele alınmıştır. Bu konferansta Geleceğe Yönelik Stratejiler kapsamında, kadına yönelik şiddetin tüm toplumlarda ortaya çıktığı belirtilmiş ve ev içinde kadına yönelik şiddet, insan ticareti, silahlı çatışmalarda kadının durumu gibi, kadına yönelik şiddetin farklı biçimleri üzerinde durulmuştur10.

Bu dönemde kadına yönelik şiddet, Kadın On Yılı’nın amaçlarının gerçekleşmesinin önündeki en büyük engel olarak tanımlanmış ve bu konu ile BM’nin gündeminde olan eşitlik, kalkınma, barış gibi diğer konular arasında bağlantı kurulmaya başlanmıştır. Geleceğe Yönelik Stratejilerde önleyici politikaların geliştirilmesi, yasal önlemlerin alınması, mağdurlara yönelik geniş kapsamlı destek mekanizmalarının kurulması ve bu konuda bilinç artırıcı çalışmalar yapılması için çağrı yapılmıştır.

1993’de Viyana’da gerçekleşen Dünya İnsan Hakları Konferansı ile “kadının insan

10 Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 2007-2010, Ankara: KSGM Yayını, 2007

(13)

hakları” kavramı Birleşmiş Milletler insan hakları belgelerine girmiştir. Kadın hareketinin yoğun çabası ile Viyana İnsan Hakları Bildirgesi’nde kadına yönelik şiddet ve kadının

insan hakları konusunun yer alması, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda “Kadına Yönelik Şiddetin

Ortadan Kaldırılması Bildirgesi”nin kabulü için itici bir güç olmuştur.

Bu Bildirge ile; kadına yönelik şiddet erkekler ile kadınlar arasında eşit olmayan iktidar ilişkilerinin bir sonucu olarak tarif edilmekte, kadına yönelik şiddetin kadınların ayrımcılığa maruz kalmasına ve kadınların ilerlemesinin engellenmesine

neden olduğu

belirtilmektedir. Ayrıca Bildirge, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için devletlerin alması gereken önlemleri de açıklamaktadır11.

11 Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 2007-2011, Ankara: KSGM Yayını, 2007.

Viyana Konferansı’nın önemli sonuçlarından biri de 1994 yılında İnsan Hakları Komisyonunca

“Kadına Yönelik Şiddetin Nedenleri ve Sonuçlarını” araştırmak üzere Özel

Raportör atanmasıdır. Böylece, tüm dünyada kadına yönelik şiddet konusunda

derinlemesine inceleme yapacak bir mekanizma

kurulmuştur12.

Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nde

(CEDAW) kadına yönelik şiddetle ilgili bir bölüm bulunmamasına karşın şiddet, Sözleşme’de tanımlanan ayrımcılık kapsamında

değerlendirilmektedir.

CEDAW Komitesi’nin 12 Nolu Tavsiye Kararı’nda (1989), kadınların şiddetten korunmasının üye devletlerin yükümlülüğünde olduğu belirtilmiş ve ülke raporlarında bu yönde

12 http://www2.ohchr.org/english/issues/women/rapporteur/

(14)

geliştirilen tedbirlerin rapor edilmesi istenmiştir.

Komitenin 19 Nolu Tavsiye Kararı’nda (1992) ise, kadına yönelik şiddetin cinsiyete dayalı ayrımcılığın bir sonucu olduğu açıkça beyan edilmiş ve şiddetin en önemli nedenlerinden birinin kadına yönelik ayrımcılık olduğu vurgulanmıştır13.

1995 yılında Pekin’de düzenlenen

Dördüncü Kadın Konferansı’nda kabul edilen Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu’nda, kadına yönelik şiddetin kadınların insan hakları ihlali olduğu benimsenmiştir. Pekin Eylem Platformu’nda, eşitlik, kalkınma ve barış hedeflerine ulaşılabilmesi için belirlenen, acil önlem alınması gerekli 12 kritik alandan biri de kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılmasıdır. Pekin Eylem Platformu’nun kabulünün üzerinden beş yıl geçtikten sonra ulaşılan noktayı gözden geçirmek üzere 2000 yılında yapılan Pekin+5 Konferansı’nda, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin, ister kamusal alanda ister özel alanda yaşansın bir insan hakları meselesi olduğu ve bunun önlenmesinde

13 CEDAW Komitesinin 12 No’lu Tavsiye Kararı (1989) ve 19 No’lu Tavsiye Kararı (1992) için bkz. http://www.un.org/womenwatch/

daw/cedaw/recommendations/recomm.htm#recom12 h t t p : / / w w w . u n . o r g / w o m e n w a t c h / d a w / c e d a w / recommendations/recomm.htm#recom19 (2 Şubat 2011).

devletlerin sorumluluğu bulunduğu vurgulanmıştır14.

Öte yandan uluslararası kuruluşların çeşitli birimlerinde, hükümetler arası konferanslarda ve zirvelerde kadına yönelik şiddet konusu sürekli gündemde tutulmaktadır. Uluslararası kamuoyunda kadına yönelik şiddetin bir insan hakları ihlâli olarak ele alınmasının en önemli sonucu, bu konuda devletlerin/

hükümetlerin sorumlu kılınmasıdır. Bugün gelinen noktada, kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması devletlerin/hükümetlerin hem uluslararası hem de bölgesel alanda oluşturdukları taahhütlerinin bir gereğidir.

Böylece, kadına yönelik şiddetin izlenmesi, devletlerin/hükümetlerin bu konuda aldıkları önlemlerin takip edilmesi için çeşitli mekanizmalar kurulmuştur. Kadına yönelik şiddet artık sadece kadın meselesi değil kadın ya da erkek tüm insan hakları savunucularının üzerinde çalıştıkları bir konudur. Bu nedenle, kadına yönelik şiddetle mücadele konusunun bütüncül bir yaklaşımla ve tüm sektörlerin işbirliği ile ele alınması gerekmektedir.

14 Pekin Deklarasyonu ve Eylem Platformu ve Pekin +5 Deklarasyonu ve Sonuç Belgesi için bkz. http://www.ksgm.gov.

tr/uluslararasi_Belgeler.php, (1 Mart 2011)

(15)

III. KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUSUNDA TÜRKİYE’DEKİ GELİŞMELER

Türkiye’de özellikle 1980’lerden sonra kadına karşı şiddetle mücadele için yürütülen kampanyalarla, kadına yönelik şiddet kamuoyu gündeminde yer almıştır. Bu konuda yürütülen ilk kampanya, 1987 yılında kadın hareketi tarafından başlatılan “Dayağa Hayır!” kampanyasıdır.

Bu kampanya İstanbul’da başlamış daha sonra Ankara başta olmak üzere diğer illere de yayılmıştır. Kampanyanın en

önemli kazanımı sığınmaevleri ve kadın dayanışma merkezlerinin kurulmasıdır15.

Bu tarihten itibaren gerçekleştirdikleri eylemler ve kampanyalarla kadına yönelik şiddeti görünür kılmaya çalışan kadın hareketi bir yandan da kurumsallaşma yönünde önemli

15 Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 2007-2010, Ankara: KSGM Yayını, 2007.

adımlar atmaya başlamıştır16. 1990’lı yıllardan itibaren şiddet mağduru

kadınlara yönelik çeşitli hizmetler sunmak amacıyla

birçok sivil toplum kuruluşu ve dernek kurulmuştur.

Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, Kadın Dayanışma Vakfı, Kadınlarla

Dayanışma Vakfı, Kadın Merkezi Vakfı, Adana Kadın Danışma Merkezi ve Sığınmaevi, Van Kadın Derneği, bunlardan sadece bazılarıdır.

Bu kuruluşlar tarafından danışma merkezlerinde, hukuki ve psikolojik destek ile sığınmaevlerinde barınma olanağı sağlanmakta; aile içi şiddet konusunda

kamuoyunun bilgilendirilmesi için kampanyalar, hizmet sunucularına yönelik eğitim programları ve mevzuatın kadınlar lehine güçlendirilmesi yönünde çalışmalar sürdürülmektedir.

16 Ayşe Gül Altınay ve Yeşim Arat, Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddet, İstanbul: Punto Baskı Çözümleri, 2007.

(16)

Kadın hakları konusunda çalışmaları bulunan sivil toplum kuruluşları, 1998 yılından

itibaren her yıl “Kadın Sığınakları Kurultayı”

düzenlemektedir. Temel bileşenlerini bağımsız kadın örgütlerinin oluşturduğu Kurultaylara Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna (SHÇEK) bağlı kadın konukevleri, belediyelere bağlı danışma merkezleri ve kadın sığınmaevi temsilcileri katılım sağlamaktadır.

Türkiye’de kadın hareketi, kendi kurumlarını oluştururken bir yandan devleti de kadına yönelik şiddet konusunda önemler almaya yöneltmiş, uluslararası gelişmeler bu konudaki çalışmalara ivme kazandırmış ve devlet tarafından kadına yönelik şiddetle mücadele alanında önemli adımlar atılmaya başlanmıştır17.

Aile içinde şiddete maruz kalan

kadınların korunması amacıyla 1998 yılında yürürlüğe giren ve 2007 yılında yeniden düzenlenen 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun, önemli bir dönüm noktasıdır.

Söz konusu Kanun ile aile içinde şiddete maruz kalan bireylerin korunmasına yönelik olarak Aile Mahkemesi hâkimleri tarafından alınabilecek tedbirler düzenlenmiştir18.

2000’li yıllarda yasal alanda yapılan yeni düzenlemeler ile başta Anayasa olmak üzere

17 Ibid.

18 http://www.ksgm.gov.tr/kanun_4320.php

(17)

tüm yasalarda kadın-erkek eşitliği güvence altına alınmıştır. Yasalarda kadın-erkek eşitliği ilkesi Anayasa’da 2001 yılında 41. ve 66.

maddelerde, 2004 yılında 10. ve 90. maddelerde yapılan değişikliklerle güçlendirilmiştir.

Özellikle, Anayasa’nın 10. maddesinde yapılan değişiklikle, devletin kadın-erkek eşitliğinin yaşama geçirilmesinden sorumlu olduğu hükme bağlanmıştır. Ayrıca, 2002 yılında yürürlüğe giren Yeni Medeni Kanun’un ve 2005 yılında yürürlüğe giren Yeni Ceza Kanunu’nun gerek hazırlanması gerekse yasalaşması, kamu kurum ve kuruluşlarının yanı sıra kadın konusunda çalışmalar yürüten sivil toplum kuruluşlarının ve meslek örgütlerinin yoğun çabası ve işbirliği ile gerçekleştirilmiştir. Sivil toplum kuruluşları ve meslek örgütleri tarafından ülke çapında “Kadın Bakışı Açısından Türk Ceza Kanunu Reformu Kampanyası” yürütülmüştür19.

Yasal reformların yapıldığı süreçte, söz konusu yasalar toplumsal cinsiyet eşitliği bakış açısı ile gözden geçirilerek, kadın-erkek eşitliğini sağlayıcı ve kadınları şiddetten koruyucu

düzenlemelere yer verilmiştir. Bu alanda atılan

19 Kadın Bakışı Açısından Türk Ceza Kanunu Reformu Kampanyası ve Ceza Kanunundaki değişiklikler hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği, “Toplumsal Cinsiyet Bakış Açısından Türk Medeni ve Ceza Kanunu Reformları: İki Ulusal Kampanyanın Başarısı”, 2007, http://

www.kadinininsanhaklari.org/files/CivilandPenalCodeReforms.

pdf, (25 Mart 2011).

en önemli adımlardan biri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 11.10.2005 tarihinde “Töre ve Namus Cinayetleri ile Kadınlara ve Çocuklara Yönelik Şiddetin Sebeplerinin Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi”

amacıyla bir komisyon kurulmasıdır. Komisyon çalışmaları sonucunda, sorunun boyutları ve çözüm için gerekli çalışmaların belirlendiği kapsamlı bir rapor hazırlamıştır. Söz konusu Komisyon raporunu takiben, kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması için alınması

gereken önlemler ve sorumlu olacak kuruluşların belirlendiği 2006/17 sayılı Başbakanlık

Genelge’si yayımlanmıştır. Bu Genelge ile Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü (KSGM) kadına yönelik şiddet ve töre/namus cinayetlerinin önlenmesi konularında koordinatör kurum olarak belirlenmiştir20.

KSGM üçer aylık dönemler halinde, sorumlu/

işbirliği kuruluşları ve ilgili kuruluşların kadına yönelik şiddet ve töre/namus cinayetlerinin önlenmesi konularındaki faaliyetlerine ilişkin rapor hazırlayarak Başbakanlığa sunmaktadır.

Söz konusu Genelge gereğince, sorumlu Devlet Bakanı başkanlığında “Kadınlara Yönelik Şiddet İzleme Komitesi” kurulmuş olup halen periyodik

20 Çocuk ve Kadınlara Yönelik Şiddet Hareketleriyle Töre ve Namus Cinayetlerinin Önlenmesi İçin Alınacak Tedbirler konulu 2006/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi için bkz. http://www.ksgm.gov.tr/

Pdf/2006-17.doc, (25 Mart 2011).

(18)

toplantılarla işlevini sürdürmektedir. Yine bu Genelge çerçevesinde “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 2007- 2010” KSGM sorumluluğunda diğer sektörlerin de işbirliği ile hazırlanmış ve uygulamaya konmuştur21. Sözü edilen Eylem Planının 2011- 2015 dönemini kapsayacak şekilde güncellenme çalışmaları tamamlanmak üzeredir.

2006/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi kapsamında tespit edilen görev ve sorumlulukların etkili ve süratli bir şekilde hayata geçirilmesini teminen İçişleri Bakanlığı 11.01.2007 tarihinde tüm valiliklere genelge göndererek çocuk ve kadınlara yönelik şiddet hareketleri ile töre ve namus cinayetlerinin önlenmesi konularında yürütülmesi gereken çalışmaları belirtmiştir.

Adalet Bakanlığı, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un daha etkili biçimde uygulanmasını sağlamak amacıyla, tüm hâkim ve savcılara yönelik 01.01.2006 tarih ve 35 sayılı Genelgeyi yayımlamıştır22. Yine söz konusu kanunun uygulanmasındaki eksiklikleri gidermek amacıyla 26 Nisan 2007’de kabul edilen 5636 Sayılı Kanun ile bazı yenilikler getirilmiştir. Şiddet mağduru olarak belirlenen eşlerden biri ibaresinin

21 Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 2007-2010, Ankara: KSGM Yayını, 2007.

22 http://www.ksgm.gov.tr/ksgm_genelgeler.php

yanına “çocukların veya aynı çatı altında yaşayan ve diğer aile bireylerinden biri” de kanuna eklenmiştir. Aynı zamanda hakkında tedbire hükmedilecek kişiler sadece eşlerle sınırlı olmayıp diğer aile bireylerini de içermektedir. Bu ve bunun gibi değişikliklerin, 4320 Sayılı Kanunun kapsamını genişleten yenilikler getirmesine karşın uygulamada karşılaşılan kimi önemli sorunlara çözüm getirmediği için hala eksik olan yönleri mevcuttur 23. Bu nedenle, kanunun uygulanmasındaki eksikliklerin giderilmesi yönünde çalışmalar halen sürdürülmektedir.

Türkiye’de, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamada önemli olabilecek bir mekanizma da 2009 yılında kurulmuş olan “TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu”dur. Bu komisyon, TBMM Başkanlığına sunulan kanun tasarı ve teklifleri ile kanun hükmünde kararnamelerin kadın erkek eşitliği konusunda T.C. Anayasasına, uluslararası gelişmelere ve yükümlülüklere uygunluğunu incelemek ve önerilerde bulunmak;

Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmaların kadın erkek eşitliği ve kadın hakları konusundaki hükümleri ile Anayasa ve diğer ulusal mevzuat arasında uyum sağlamak için yapılması gereken değişiklikleri ve düzenlemeleri

23 Ailenin Korunmasına Dair Kanun’da 5636 sayılı kanunla yapılan değişikliklerin ayrıntılı bir incelemesi için bkz. Eray Karınca,

“Ailenin Korunmasına Dair Kanun’da 5636 Sayılı Kanunla Yapılan Değişiklikler”, 2007, http://www.turkhukuksitesi.com/

makale_825.htm, (30 Mart 2011)

(19)

belirlemek; kadın erkek eşitliği konusundaki uluslararası gelişmeleri takip ederek bu gelişmeler konusunda TBMM’yi bilgilendirmekle görevlidir.

Komisyonun bir diğer önemli görevi de TBMM Başkanlığınca havale edilen kadın erkek eşitliğinin ihlaline ve toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığa dair iddialarla ilgili başvuruları incelemek ve gerekli gördüğü hallerde konuyu ilgili mercilere iletmektir24.

Kadın erkek eşitliğinin sağlanması yolundaki bir diğer adım ise Eylül 2010’da yapılan anayasa değişikliğiyle, Anayasanın 10. maddesinde mevcut olan kadınlarla erkeklerin eşit haklara sahip oldukları ibaresine, eşitliğin gerçekleşmesi için alınacak tedbirlerin eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamayacağı yönündeki

düzenlemenin eklenmesidir. Bu maddede yapılan değişiklik, pozitif ayrımcılığı telaffuz etmese de pozitif ayrımcılık olarak yorumlanmaya olanak tanıdığı için önemlidir. Ancak bu hali ile, toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlama yönünde kadın hareketi ve sivil toplum örgütlerinin taleplerini karşılamakta yetersizdir25.

Kadına yönelik aile içi şiddet konusunda kamuoyunda farkındalık ve duyarlılık oluşturmak için yürütülen çalışmaların yanı sıra, bu alanda hizmet sunan kamu personeline (kolluk

24 http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/kefe/komisyon_kanunu.

htm

25 www.resmigazete.gov.tr

kuvvetleri, yargı organları, sağlık kuruluşlarında çalışan ve sosyal

hizmet alanında görev yapan personel) yönelik hizmet içi eğitim programları ilgili bakanlıklarca yürütülmektedir26.

Türkiye’de, şiddete uğrayan veya bu riski taşıyan kadınlara yönelik olarak Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne (SHÇEK) bağlı 46 kadın konukevi ile diğer kuruluşlara bağlı, 2’si insan ticareti mağdurlarına yönelik, 23 sığınmaevi hizmet vermektedir. Şiddete uğrayan ya da uğrama riski taşıyan ve desteğe gereksinimi olan kadınlara ve çocuklara psikolojik, hukuki ve ekonomik alanda danışmanlık hizmetleri sunmak ve yararlanabilecekleri hizmet kuruluşları

konusunda bilgilendirerek, gereksinim duydukları hizmet türüne en kısa zamanda ulaşmalarını sağlamak amacıyla, Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk, Özürlü ve Sosyal Hizmet Danışma Hattı

26 Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı 2007-2010, Ankara: KSGM Yayını, 2007.

ALO 183

(20)

hizmet vermektedir. Ayrıca, SHÇEK’e bağlı 48 adet “Aile Danışma Merkezi”nde hizmet sunulmaktadır. SHÇEK’e bağlı toplam 85

“Toplum Merkezi”nde aile içi şiddete uğramış kadınlara da hizmet verilmektedir. Merkezin temel amaçları doğrultusunda kadınlara psikolojik, hukuksal danışmanlık ve ekonomik yardımlar yapılmakta, kadın konukevlerinde kalma talepleri değerlendirilerek ilgili birimlere yönlendirilmektedir27.

13.07.2005 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediyeler Kanunu ile

Büyükşehir Belediyeleri ile nüfusu 50 bini geçen belediyelere kadın ve çocuklar için koruma evleri açma yükümlülüğü getirilmiştir28. Belediyelerin böyle bir yükümlülüğü olmasına rağmen halen belediyelere bağlı veya belediyelerin mali destek verdiği sığınmaevi sayısı çok yetersizdir.

Kadına Yönelik Şiddet konusunda Türkiye’de yapılan araştırma sonuçları, kadınlara eşleri tarafından uygulanan şiddetin oldukça yaygın olduğunu, buna rağmen kadınların büyük çoğunluğunun verilen hizmetlerden habersiz olduğunu hizmetlerden yararlanan az bir kısmının ise verilen hizmetlerden memnun kalmadığını göstermektedir29. Bu sonuçlar, hem Ulusal Eylem

27 http://www.shcek.gov.tr (8 Nisan 2011)

28 http://www.ksgm.gov.tr/kanun_belediye.php, (8 Nisan 2011) 29 Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Türkiye’de Kadına Yönelik

Aile İçi Şiddet Araştırması, Ankara: KSGM Yayını, 2009.

Planı’nın uygulamalara daha fazla yansıtılması gereğini hem de her bir il için hazırlanması beklenen “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Eylem Planlarının” önemini vurgulamaktadır.

Bu dokümanda, kadına yönelik şiddetin temel nedeninin kadın-erkek arasındaki eşitsiz güç ilişkilerinin ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir sonucu olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda Dünya Ekonomik Forumu’nun 2010 yılı Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu Türkiye’de kadın erkek arasındaki eşitsizliğinin derinliğini

(21)

göstermekte, konuyla ilgili yapılması gerekenlere ışık tutmaktadır. Sözü edilen raporda Toplumsal Cinsiyet Uçurumu endeksine göre, Türkiye 134 ülke arasında 126. sırada yer almaktadır.

Toplumsal Cinsiyet Uçurumu göstergesinde Türkiye’den sonra gelen ülkeler ise Fas, Benin, Suudi Arabistan, Fildişi Sahili, Mali, Pakistan, Çad ve Yemen’dir30.

Tüm belirtilenler, Türkiye’de kadına yönelik şiddete zemin hazırlayan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin boyutunu çok açık olarak göstermektedir. Toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle ve kadına yönelikle şiddetle mücadelede gerek Türkiye genelinde gerek Ankara yerelinde çalışmalara hız verilmesi ve bu çalışmaların sürdürülebilirliğinin sağlanması gereklidir.

“Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ankara İl Eylem Planı”nı ortaya koymak için hazırlanmış olan ve çok önemli bir başlangıç çalışması niteliğindeki bu doküman “Ankara

30 WEF, The Global Gender Gap Report 2010, http://www3.weforum.

org/docs/WEF_GenderGap_Report_2010.pdf, (28 Mart 2011)

Valiliğinin” başkanlığında ve Ankara İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün koordinasyonunda isimleri EK I’ de yer alan sektörlerin katkı ve katılımı ile hazırlanmıştır. Sektörlerden elde edilebilen bilgiler, oluşturulan teknik hazırlık grubu tarafından incelenmiş, Eylem Planı’nda belirlenen hedefler paralelinde düzenlenmiş ve Bölüm IV’de “Kadına Yönelik Şiddet Konusunda Ankara Yerelindeki Gelişmeler” olarak ortaya konmaya çalışılmıştır.

Yine, çalışmaya katılan bütün sektörlerin katkıları ile bu dokümanda Bölüm V’de yer alan

“T.C. Ankara Valiliği Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ankara İl Eylem Planı (2011 – 2015)” hazırlanmıştır. Bu bölümden sonra VI. Bölüm’de, hazırlanan eylem planının etkili olarak uygulamaya konmasında rol oynayacak önemli bir mekanizma olan “Ankara İli Kadın Çalışmaları Koordinasyon Birimi (KÇKB)”

ve bu birimin temel amaç ve ilkeleri kısaca açıklanmaktadır.

(22)

IV. KADINA YÖNELİK ŞİDDET KONUSUNDA ANKARA YERELİNDEKİ GELİŞMELER

Ankara İli yerelinde kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve bazı özel sektör kurumları tarafından çeşitli faaliyetler yürütülmektedir. Bu bölüm Ankara’da kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda yürütülen çalışmaları ve Ankara İlinin bu konudaki potansiyelini ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır. Ankara İli içindeki kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda yürütülen faaliyetler, Ulusal Eylem Planı doğrultusunda ve Ankara İli için belirlenen il eylem planı hedeflerine göre sınıflandırılmıştır.

Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı genelgeleri sonrasında, kadına yönelik şiddet konusunda yapılan çalışmalarla ilgili sektörler arası iletişim, işbirliği ve uygulamaların izlenmesi konusunda çalışmalar yürütmek amacıyla Ankara İl Eylem Komitesi oluşturulmuştur. Valilik düzeyinde aylık toplantılar yapan Komite, İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğünün koordinasyonunda çalışmalarını sürdürmektedir. Ankara İlinin kadına yönelik şiddetle mücadele alanındaki potansiyelini

belirlemek için başvurulan bilgiler de bu komiteye

katılan ve katılması için çağrı yapılan kurumlardan İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından talep edilmiştir. Aşağıdaki metin söz konusu talebe verilen yanıtlar çerçevesinde hazırlanmıştır. Bu nedenle, Ankara İli yerelindeki çalışmaları yanıt veren kuruluşlar bağlamında ve kısmi olarak ortaya koyabilmektedir. Daha çok bu alanda faaliyet gösteren devlet kurumlarının bilgisine ulaşılırken, özellikle akademik çalışmalar ve bağımsız kadın örgütlerinin çalışmaları konusundaki bilgilerde eksiklikler vardır.

Doğrudan faaliyetlerinin içeriği ile ilgili bilgiler olmamakla birlikte Ankara İlinde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları ve kadın örgütleri

devleti kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet konusunda gerekli önlemleri almaya yönelten itici bir güç konumundadırlar. Ayrıca, Türkiye’de dört üniversitede yer alan Kadın Çalışmaları Bölümlerinden ikisi Ankara’da bulunmakta ve Ankara’daki üniversitelerin kadın araştırma ve uygulama merkezlerinin bu alanda aktif görev aldığı bilinmektedir. Bu nedenle aşağıdaki metinde yer verilemeyen ancak faaliyet gösteren söz konusu kurumların bilgisine EK III’ de yer verilmiştir.

(23)

KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE ANKARA İLİ EYLEM PLANI HEDEfLERİ PARALELİNDE ANKARA’DA BULUNAN KURUM VE KURULUŞLARCA YÜRÜTÜLEN fAALİYETLER

HEDEf 1:

TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ VE KADINA YÖNELİK ŞİDDETLE MÜCADELE İLE İLGİLİ YEREL POLİTİKALARIN GELİŞTİRİLMESİ; YASAL DÜZENLEMELERDEKİ VE YASAL

DÜZENLEMELERİN UYGULANMASINDAKİ AKSAKLIKLARIN GİDERİLMESİ İÇİN ÇALIŞMALAR YAPILMASI

Ankara İlinde mevcut yasal düzenlemelerde kadına yönelik şiddetin tüm boyutlarıyla ele alınıp alınmadığının incelenmesi, mevcut yasal düzenlemelerdeki aksaklıkların ve uygulamalarda ortaya çıkan sorunların ortaya konması

temel alanlardan biridir. Bu yönde Ankara’da çeşitli tespitlerin yapıldığı ve bu tespitlerden yola çıkarak savunuculuk faaliyetlerinin

gerçekleştirildiği gözlenmektedir. Bu faaliyetler yasal düzenlemelerin işlevselliğinin artırılması, yeni yasal düzenlemelerin hazırlanması ve

uygulamaların düzenlenmesi konularında kaynak oluşturmaktadır.

Yasal düzenlemeler alanında gösterilen faaliyetlerin başında 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’daki ve uygulanmasındaki eksikliklerin tespiti ve

giderilmesi için gösterilen çabalar yer almaktadır.

Bu yönde faaliyet gösteren kurumlardan biri Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ev-İçi Adalet Birimi’dir. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ev-İçi Adalet Birimi tarafından yürütülen çalışmalar öncelikle ”Ailenin Korunmasına Dair Kanun”un uygulanmasıyla ilgili güçlükleri ortaya koymaya çalışmaktadır. Birim, incelemelerinden elde ettiği sonuçları tartışmak üzere ”Ailenin Korunmasına Dair Kanun”un uygulanmasıyla ilgili aksaklıklara ilişkin Aile Mahkemeleri hâkimleriyle işbirliği içinde ortak toplantılar düzenlemektedir.

Her sene bu Kanunun tanıtımı yönünde çalışmalar yapılmakta, broşürler hazırlanmakta ve bu broşürler genellikle Ankara Adliyesinde dağıtılmaktadır.

İl Sağlık Müdürlüğü, 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun doğrultusunda

(24)

yapılan, şiddet uygulayan bireylerin muayene ve tedavisi ile ilgili işlemlerde aksaklıklar saptandığını ve bu aksaklıkların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Sağlık Bakanlığına bildirildiğini belirtmiştir.

Söz konusu kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun tasarısı, uygulamadan kaynaklanan eksikliklerin giderilmesi amacıyla Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün koordinatörlüğünde ilgili kurum temsilcilerinin katılımıyla

hazırlanmıştır. Kanunun uygulanması hakkında yönetmelik 1 Mart 2008 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu yönetmelik, Ankara İlindeki uygulamalara da yansımıştır.

4320 Sayılı Kanunla ilgili çalışmaların yansıra yasal mevzuatla ilgili çeşitli kurumların farklı alanlarda faaliyet gösterdiği gözlenmiştir.

İl Jandarma Komutanlığı, yürütülen

çalışmalarda şiddet gören ya da görme riski olan kadınların çeşitli sosyal hizmet sunumlarından yararlanmaları sürecinde bürokratik zorluklarla karşılaştıklarını tespit ettiklerini belirtmiştir.

Türkiye İş Kurumundan alınan bilgiye göre, Nisan 2006 yılında yayınlanan bir talimat ile kamu ve özel sektör işverenlerinin Kuruma gönderdikleri işgücü istem formlarında, aradıkları elemanın cinsiyetinin

belirtilmesi uygulamasına son vermiştir. Bu düzenlemeyle, söz konusu tarihten bu yana kamu kurum ve kuruluşlarının taleplerinde hiçbir surette, özel sektör işyerlerinde ise işin niteliği gerektirmedikçe, ilan edilen işgücü taleplerinde kadın erkek ayırımına yer verilmemesi uygulamasına geçilmiştir.

TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği

Komisyonundan alınan bilgiye göre, Komisyon kadına yönelik şiddetle ilgili uluslararası ve ulusal mevzuatı incelemiş, konu ile ilgili birçok akademisyen, bürokrat ve uzmanın görüşü alınmış, çeşitli sığınmaevlerinde yerinde incelemelerde bulunmuş ve elde edilen bilgiler değerlendirilerek önerilerde bulunan bir rapor hazırlanmıştır. İl sınırları içinde gerçekleşen bu çalışmanın olumlu etkilerinin Ankara İli yerelinde kendisini göstereceği düşünülmektedir.

(25)

Hedef ikide belirlenen zihinsel dönüşüm sağlama amacını gerçekleştirmek üzere bugüne kadar Ankara İli genelinde çeşitli kurum ve kuruluşların, kadına yönelik şiddete ve toplumsal cinsiyet eşitliksizliklerine dikkat çekmek, bu konularda toplumsal farkındalık yaratmak üzere konferans, seminer ve benzeri bilgilendirme toplantıları, hizmet içi eğitim programları, yetişkin eğitimine yönelik program ve projeler gibi

çeşitli uygulamalarda bulunduğu bildirilmiştir.

Bu konuda kurumlar arası işbirliği ve desteğin aktif olarak yürütülmeye çalışıldığı belirlenmiştir.

Ayrıca, Ankara İli içinde karar vericilere, hizmet sunanlara ve kamuya yönelik olarak görsel ve basılı materyaller hazırlanmış, dağıtılmış, bilgilendirme toplantıları düzenlenmiş, medya ve internet gibi diğer yayım araçları bu amaç için kullanılmıştır.

Adalet Bakanlığı tarafından Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA)’nun teknik ve mali desteği ile aile mahkemelerinde çalışan sosyal çalışma görevlilerine yönelik olan ve

toplumsal cinsiyet, aile içi şiddet, bu konulardaki ulusal ve uluslararası mevzuatın konu edildiği

“Aile Mahkemesinde Çalışan Sosyal Çalışma Görevlilerine Yönelik Toplumsal Cinsiyet ve Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele” seminerleri yapıldığı belirtilmiştir.

Ayrıca, eğitim alanında yürütülen Hayat Boyu Eğitim ve Kişisel Gelişim Derneği (HEGEM) tarafından uygulamaya konan “Eğitim Yoluyla Şiddetin Azaltılması ve Suçun Önlenmesi Projesi”

desteklenmiş, Adalet Bakanlığı ve KSGM tarafından hazırlanan, kadın, aile, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik şiddet içeriğine sahip basılı materyaller dağıtılmıştır.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ev- içi Adalet Birimi tarafından hedef iki ile ilişkili olarak toplumun çeşitli kesimlerini hedef alan kadın hakları eğitim seminerleri düzenlenmiş, kahvehanelerde ve belediyenin kadın lokallerinde toplantılar ve görüşmeler yürütülmüştür. Bu kapsamda, 2009 yılından bu yana yedi seminer, iki bilgilendirme toplantısı, “Ailenin Korunmasına HEDEf 2:

KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ DOĞURAN VE PEKİŞTİREN OLUMSUZ TUTUM VE DAVRANIŞLARIN ORTADAN KALDIRILMASI AMACIYLA, TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ, KADINA YÖNELİK ŞİDDET VE AİLE İÇİ ŞİDDET KONULARINDA TOPLUMSAL fARKINDALIK

YARATMAK VE ZİHİNSEL DÖNÜŞÜM SAĞLAMAK

(26)

Dair Kanun”un uygulanmasında yaşanan sorunlar ve şiddet mağdurunun karşılaştığı problemleri konu alan iki panel düzenlendiği bildirilmiştir.

“Kadına Yönelik Şiddet Bağlamında Ailenin Korunmasına Dair Kanun’un Etkili Biçimde Uygulanmasına İlişkin Bir Model” başlıklı proje yürütülmüştür. Aynı birim, kadına yönelik şiddetin önlenmesi, “Ailenin Korunmasına Dair Kanun”un tanıtılması ve problemlerin tartışılması amacıyla el kitabı ve broşür yayınlamış ve paneller düzenlemiştir. “Kadınım, İnsanım,

“Hak”lıyım: Türk Hukukunda Kadın Hakları El Kitabı” ve “Ailenin Korunmasına Dair Kanun”un tanıtılmasına ilişkin çeşitli broşürler bu birimin hazırladığı yayınlar arasındadır.

Benzer biçimde, Ankara Barosu Kadın Hakları Kurulu, ulusal mevzuatın kadın hakları ihlaline yol açan veya kadınların önünde engel teşkil eden yasa ve uygulamaları tespit ederek, bu aksaklıkların giderilmesi konusunda ilgili kurum ve kuruluşlara başvuru yapmanın yanında kamuoyu oluşturma, basın açıklaması ve benzeri yollar ile de kamuoyunu bilgilendirme görevi yapmakta olduğunu bildirmiştir. 4320 Sayılı Kanun’un uygulanmasının yaygınlaştırılması ve daha etkin hale getirilmesi için toplumun tüm ilgili kesimlerinin, başta yasa koyucuların şiddete karşı duyarlılığını artırmak ve şiddet algısını geliştirmek için eğitim çalışmaları yapmaktadır.

Ayrıca Baro kadın bakış açısının ve duyarlılığının bütün kamu kurum ve kuruluşlarında var olması ve yerleşmesi amacıyla da belediyeler, vakıflar, dernekler ve birçok sivil toplum kuruluşuyla ortak çalışmalar yürütmektedir. Kurul, Türkiye Barolar Birliği bünyesinde kurulan Türkiye Barolar Birliği Kadın Hakları Komisyonu (TÜBAKKOM) isimli üst kuruluşun üyesi sıfatıyla, kadınları yasal hakları konusunda, toplumun diğer kesimlerini de kadın hakları konusunda bilgilendirmek üzere diğer barolarla işbirliği yapmaktadır. Ayrıca,

“Ankara Valiliği ile Ankara Barosu Başkanlığı arasında “Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Şiddet Mağduru Kadın ve Çocuklar ile İhtiyacı Olan Yaşlılara Destek Olabilmek Amacıyla İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Protokol” 24 Mart 2011 tarihinde imzalanmış olup çalışmalar bu işbirliği protokolü çerçevesinde yürütülecektir31.

Başkent Üniversitesi Kadın-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Araştırma ve Uygulama Merkezi - (BÜKÇAM), Çankaya Belediyesi Toplumsal Dayanışma Merkezleri’nde (TODAM), ve diğer Belediyeler tarafından yürütülen çeşitli sağlık eğitimlerinde kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularına yer vermektedir. BÜKÇAM, Ankara’da çeşitli vesilelerle kadın konusunda düzenlenen panellerde “Kadına Yönelik Şiddet -Toplumsal Cinsiyet Ayırımcılığı ve Sağlık” konularını

31 Söz konusu protokol için bkz. Ek V.

(27)

dile getirerek katkıda bulunmuş olup bu alandaki çalışmalarını sürdürmektedir. “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele ve Binyıl Kalkınma Hedeflerinin Gerçekleştirilmesi” ve “Türkiye’de Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Sağlık Hizmetleri” isimli kitaplar T.C. Başbakanlık Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından basılmak üzere BÜKÇAM’ın da katkıları ile yayıma hazırlanmıştır. Aynı zamanda BÜKÇAM, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünün koordinasyonunda hazırlanan ve il eylem planlarına kaynaklık eden ve ulusal düzeyde kurum ve kuruluşları eyleme çağıran ”Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı” ve “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı”nın

hazırlanmasına katkıda bulunmuştur. Ek olarak BÜKÇAM, Başkent Üniversitesi’nin yayın organı olan Kanal B’de düzenlediği çeşitli “halk eğitimi”

programlarında “toplumsal cinsiyet ayırımcılığı ve kadına yönelik şiddet” konularına dikkat çekmiş, bu konularda çeşitli broşürler hazırlayarak toplumun farkındalığının artırılmasına katkı sağlamıştır.

Ankara Valiliğine bağlı kaymakamlıklar ve belediyeler de toplumsal farkındalık yaratma hedefine yönelik olarak bilgilendirme toplantıları, yayınlar ve eğitim çalışmaları yürütmektedirler.

Çubuk Kaymakamlığı, kadına yönelik şiddetin önlenmesi kapsamında ilçede “Şiddetin Önlenmesi” (2008); “Stres ve Öfke Yönetimi”

(2008), “Aile İçi İletişim” (2010) konularında seminerler düzenlediğini bildirmiştir.

Gölbaşı Kaymakamlığından verilen bilgiye göre, Kaymakamlığa bağlı birimlerde çalışan kadın personele yönelik “Kadının İnsan Hakları Eğitimi Programı” uygulanmış ve eğitim sonucunda 22 personele sertifika verilmiştir.

İlçe Sağlık Grup Başkanlığında görevli 80 ebe ve hemşire ile İlçe Halk Eğitim Müdürlüğünde görevli ve 55 kişiden oluşan öğretmen ve usta öğreticilere “Aile İçi Şiddet ve Önlemler” konulu seminer verilmiştir. Kaymakamlık, İlçe Emniyet Müdürlüğünde görevli 20 kadın polis memuruna yönelik “Kadının İnsan Hakları Eğitimi”; ilçede görevli 15 Kur’an kursu öğretmenine yönelik

“Kadının İnsan Hakları Eğitimi” ve ilçede görevli 26 din görevlisine “Şiddeti Önleme ve Aile Tutumları” konulu eğitimler verildiğini ve 2010 yılında başlayan bu eğitimlerin devam etmekte olduğunu belirtmiştir.

Kazan Belediyesi tarafından ilk kadın milletvekilimiz Satıkadın’ı tanıtan “Türk kadını ve Satıkadın” isimli bir kitap çalışması yapılmış ve ilçedeki kadınlara dağıtılması sağlanmıştır.

İlk kadın milletvekilimiz ‘Satıkadın’ programları yapılmış ve yapılmaya devam edilmektedir.

Keçiören Belediyesi Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu tarafından 8 ilde yürütülen

“Sığınmaevleri Projesi”nin Ankara İlindeki ortağı

(28)

olduğunu belirtmiştir. Sığınmaevleri Projesi kapsamında kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet, toplumsal cinsiyet eşitliğinin

sağlanmasında yerel yönetimlerin rolü, kadın danışma merkezleri ve sığınmaevi işleyişleri konularında Belediye çalışanları ve yöneticileri çeşitli eğitimlere katılmışlardır. Kadına yönelik şiddet ve bu alanda sunulan hizmetlerin anlatıldığı Kadın Danışma Merkezi tanıtım broşürü ve kadınlar için acil durumlarda neler yapılabileceğini ve başvurulacak adres bilgilerini içeren el ilânları bastırılmış ve sağlık ocakları, karakollar, kaymakamlık, halk eğitim merkezleri, semt pazarları, alışveriş merkezlerinde ve

muhtarlıklarda dağıtımına başlanmıştır. Muhtarlar Belediyeye davet edilerek Kadın Danışma

Merkezi ve Sığınmaevi çalışmaları hakkında bilgilendirilmiştir. Ayrıca, Belediye tarafından Aile Eğitim Merkezinde Evlilik Okulu, Ana – Baba Okulu ile İletişim ve Yaşam Koçluğu konusunda eğitim programları düzenlemekte, kadına yönelik şiddete ilişkin farkındalığın artırılmasına yönelik eğitimler ve toplantılar, kurum kuruluş ziyaretleri, konu ile ilgili yazılı ve görsel materyalin basımı ve dağıtımı çalışmaları yapılmaktadır.

Çankaya Belediyesi, Belediyede çalışan aday memurlara yönelik eğitim programına

“Yerel Siyasette Toplumsal Cinsiyet Eşitliği” ve

“Çocuk Hakları” konuları dâhil edilmiştir. İnsan Hakları Ortak Platformu tarafından düzenlenen

“Ayrımcılık ve Yerel Yönetimler” konulu eğitime Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ve Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü çalışanları katılmıştır.

Çankaya Belediyesince yapılan çağrıyla Kent Kadın Konseyi kurulmuştur.

Ankara İl Müftülüğü, Ankara İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, Uluslararası Af Örgütü, BM Nüfus Fonu gibi kurumlarla iletişim ve işbirliği içinde din görevlileri ile Aile İrşat ve Rehberlik Bürosu görevlileri “Töre ve Namus Cinayetleri”, “Kadının ve Çocuğun Cinsel İstismarı”, “Toplumsal

Cinsiyet Eşitliği”, “Toplumsal Alanda ve Aile İçinde Şiddet”, “Kadının İnsan Hakları Eğitimi (KİHEP)”, “SHÇEK’in kurumsal yapısı, çocuk, kadın ve yaşlılara yönelik hizmetleri” konularında eğitim çalışmalarına katılmış, aldıkları bu eğitimin içeriğini hizmet ve uygulamalara dâhil etmekte olduklarını belirtmişlerdir. Halen din görevlilerin hizmet içi eğitimleri, pilot illerde yapılmakta olan proje uygulamaları ile devam ettirilmektedir.

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı ile Diyanetten Sorumlu Devlet Bakanı tarafından 12 Nisan 2010 tarihinde “Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesinde Din Görevlilerinin Katkısının Sağlanması Projesi Protokolü” imzalanmıştır.

Bu protokol çerçevesinde düzenlenecek hizmet içi eğitimler aracılığıyla, vatandaşlarla sürekli diyalog halinde olan Aile İrşat ve Rehberlik

(29)

Bürosu Görevlileri ile vaizlerin, kadına karşı şiddet, aile içi şiddet, toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi, şiddet mağdurlarına yaklaşım tarzı, 4320 Sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun ve ilgili diğer kanunların uygulanması konularında farkındalık ve duyarlılığının

artırılmasının amaçlandığı belirtilmiştir. Bu kapsamda, ilk pilot eğitici eğitimi Mayıs 2010’da Ankara’da yapılmış ve 20 din görevlisine

ulaşılmıştır. Eğitici eğitimi alan din görevlileri, Kasım 2010 tarihine dek Ankara’da 2000 din görevlisine 20 kişilik gruplar halinde birer günlük farkındalık artırma çalışması gerçekleştirmiş.

Aynı plan izlenilerek eğitimlerin gruplar halinde sürdürüleceği belirtilmiştir.

İl Sağlık Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü

tarafından hazırlanan “Aile İçi Şiddetle Mücadele El Kitabı” ve yine konuyla ilgili afişlerin tüm sağlık kurumlarında sergilenmesi sağlanmıştır.

Sağlık Bakanlığı ve Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü arasında imzalanan protokol gereği 2009 yılı içinde “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Uygulanacak Prosedürler” konulu eğitimler düzenlenmiştir. Bu kapsamda birinci basamak sağlık kuruluşları ile hastane acil servislerinde çalışan sağlık personeli toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda da eğitim almıştır.

Ankara İli içinde İl Sağlık Müdürlüğünce tüm kadınlara yönelik olarak üreme sağlığı ve aile

planlaması konusunda materyaller hazırlanıp dağıtılmaktadır. Ayrıca Müdürlük, şiddet

uygulayan bireylerin muayene ve tedavisi ile ilgili çalışmaların sayısal verilerini ve sonuçlarını içeren bir çalışma hazırladığını bildirmiştir.

“Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadelede Sağlık Personelinin Rolü ve Uygulanacak

Prosedürler Eğitimi Protokolü” kapsamında sağlık hizmeti sunan kuruluşlarda çalışan sağlık personeline yönelik olarak Ocak 2009 itibarıyla eğitici olarak yetiştirilen eğitim ekipleri tarafından başlanan eğitim programları kapsamında Aralık 2010 itibarıyla ulusal düzeyde yaklaşık 61.000 personelin eğitiminin tamamlandığı belirtilmiştir.

İl Jandarma Komutanlığı, aile içi şiddetin önlenmesi amacıyla koruyucu ve önleyici çalışmalar gerçekleştirmekte olduğunu özellikle toplumu yönlendiren ve kanaat önderi olarak nitelendirilen muhtar, öğretmen, imam ve toplum içinde ileri gelen vatandaşların aile içi şiddete yönelik bilinç düzeylerinin artırılması çalışmalarını sorumluluk bölgesinde belirli bir plan dâhilinde sürdürülmekte olduğunu belirtmiştir. İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde askerliğini yapmakta olan erbaş ve erlere terhislerinden sonra aile yaşamlarında şiddete karşı duyarlılıklarını artırmak amacıyla mevcut eğitim programları paralelinde ayrıca eğitim verildiği bildirilmiştir.

Emniyet Genel Müdürlüğü, SHÇEK, ve KSGM arasında 22.10.2009 tarihinde

(30)

“Aile İçi Şiddet Mağdurlarına ve Mağdur Çocuklara Yönelik Verilen Hizmetlerin

Kurumsal Kapasitesinin Artırılması ve İşbirliğinin Geliştirilmesine İlişkin Protokol”, imzalanarak yürürlüğe girmiş ve bu protokol çerçevesinde Emniyet Teşkilatı tarafından aile içi şiddetin önlenmesine ilişkin yürütülecek her türlü eğitim faaliyetini gerçekleştirebilecek, toplumsal cinsiyet algısına ve duyarlılığına sahip bir uzman eğitici grubunun yetiştirilmesi amacıyla “Kadına Yönelik Aile içi Şiddetin Önlenmesinde Polisin Rolü ve Uygulanacak Eğitimler Uzman Eğitici Yetiştirme Projesi” başlatıldığı belirtilmiştir. Programın hedefi Emniyet Teşkilatı içinde aile içi şiddetin önlenmesine ilişkin gerçekleştirilecek her türlü eğitim, seminer, sempozyum ve bilimsel aktiviteyi gerçekleştirebilecek bir uzman eğitici grubu yetiştirilmesi ve aile içi şiddet olaylarına yönelik polis müdahale modelinin oluşturulmasıdır.

Mayıs 2010’da başlayan Projenin Şubat 2011’de tamamlanması planlanmıştır.

Ankara İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğü Toplum Merkezleri ve Aile Danışma Merkezinde 4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun ile ilgili bilgilendirme toplantıları yapıldığını bildirmiştir. Toplum Merkezleri ve Aile Danışma Merkezinde Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı, Aile Eğitim Programı, AÇEP (Anne Çocuk Eğitim Programı), BADEP (Baba Destek Eğitim Programı) gibi eğitim programları

uygulanmıştır. Şiddetin Önlenmesi ve Aileye Destek Projesi kapsamında din adamlarına konu ile ilgili eğitim verilmektedir. Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele (DOVE-Domestic Violence Eliminated) projesi kapsamında yapılan kadına yönelik hizmetlerin güçlendirilmesi çalışmaları devam etmektedir. Yenimahalle ve Altındağ ilçelerinde görev yapan öğretmenlere aile içi şiddet konusunda eğitimler verilmiştir.

Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele İl Eylem Planı’nı oluşturmak üzere yürütme kurulu oluşturulmuştur. “Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı”, “7-19 Yaş Aile Eğitim Programı”,

“Anne- Çocuk Eğitim Programı”, “0-6 Yaş Benim Ailem Eğitim Programı”nın uygulaması devam etmektedir.

Kadın Dayanışma Vakfı tarafından yürütülen kadının insan hakları ve kadınlar için aile içi şiddet hakkında eğitim programı projesi çerçevesinde, toplumdaki alt, orta ve üst sosyoekonomik düzeydeki kadınlar için aile içi şiddet konusunda bir eğitim programı tasarlanmış ve 1995 yılında Ankara’nın beş bölgesinde

uygulamaya konmuştur.

Kadın Dayanışma Vakfı tarafından vakıf faaliyetleri ve şiddete maruz bırakılan kadınlara yönelik danışma merkezi çalışmalarının tanıtımını yapan Türkçe ve İngilizce broşürler hazırlanmıştır.

2003 yılında Vakıf tarafından basılan“Kadına

(31)

Yönelik Şiddetle Mücadele Alanında Belediye – Kadın Kuruluşu İşbirliği: Deneyimler, Sorunlar, Çözümler Atölyesi” kitabı ile belediyelerin

toplumsal cinsiyet farkındalığı ve kadın kuruluşları ve belediyeler arasında kurulan ve kurulabilecek işbirlikleri ile ilgili makalelere yer verilmiştir.

2007 yılında basılan, “Aile İçinde Kadına Yönelik Şiddetle Mücadelede Deneyimler, Öncelikler, İşbirlikleri Atölyesi” kitabı ile 2007 yılında yapılan atölyenin içeriği ve tartışmaları paylaşılmaktadır.

2008 yılında, Kadın Dayanışma Vakfı tarafından, “İç Anadolu Bölgesi’nde Kadına Yönelik Şiddete Karşı Duyarlılık Geliştirilmesi ve Yerel İşbirlikleri Kurulması Projesi” kapsamında;

Ankara ve çevre illerde çeşitli belediyelere kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet ve sığınmaevi işleyişi konularında, seminer, eğitim ve bilgilendirme toplantıları yürütülmüştür. Yine aynı yıl içerisinde “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele El Kitabı” basılmıştır.

Vakıf tarafından 2009 yılında,“Türkiye’nin İnsan Ticareti Mücadele Çabalarının ve Tüm İnsan Ticareti Mağdurlarının Adalete Erişimlerinin Desteklenmesi” projesi kapsamında Ankara’da, Antalya’da, Trabzon’da, Erzurum’da, İzmir’de, Gaziantep’te kolluk kuvvetlerine, hâkim ve savcılara yönelik toplumsal cinsiyet ve kadın ticareti ve Vakıf çalışmaları konularında

bilgilendirici sunumlar yapılmıştır. Kadın ticareti konusunda düzenlenen ulusal düzeydeki

toplantılara ve hizmet sağlayıcılara yönelik bilgilendirme etkinliklerine Kadın Dayanışma Vakfı temsilcileri katılmışlardır. 2010 yılında

“Kadın Ticareti ile Mücadele: Bilgilendirici Kitapçık” yayımlanmıştır. Ankara’da ve Türkiye genelinde, valiliklerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, meslek okullarının bünyesinde toplumsal cinsiyet ve kadına yönelik şiddetle ilgili farkındalık eğitimleri gerçekleştirilmiştir. Yozgat Valiliği, Çağdaş Kadın ve Gençlik Vakfı, Gazi Üniversitesi Toplum Gönüllüleri, Dikmen, İlker, Mamak, Batıkent Halkevleri, bu kurumlardan bazılarıdır.

Kadın Dayanışma Vakfı Kasım 2010’da, Kapadokya Kadın Dayanışma Derneği’nde gönüllü olarak çalışan kadınlara yönelik yirmi beş kadının katıldığı Toplumsal Cinsiyet ve Kadına Yönelik Şiddet ile Kadın Danışma Merkezi eğitimi verildiğini, Nevşehir’de şiddete uğrayan kadınların başvurabilecekleri bir merkez açılması konusunda destek verildiğini belirtmiştir. Yine Kadın

Dayanışma Vakfı tarafından aile içi şiddete ilişkin Kamunun Bilgilendirilmesi ve Yerel İşbirlikleri Geliştirme Projesi hayata geçirilmiştir. Proje çerçevesinde, bilgilendirici aktiviteler aracılığıyla, aile içi şiddetin yaygınlığı konusunda özel hedef gruplarının ve genel olarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi ve aile içi şiddet kurbanlarına destek sağlanması ile aile içi şiddetle mücadelede Kadın Danışma Merkezi ve Kadın Sığınaklarının

(32)

gerekliliğine ilişkin farkındalığı artırmayı hedeflemiştir.

Türkiye Soroptimist Kulüpleri

Federasyonundan alınan bilgiye göre dernek üyeleri Ankara’da KSGM’nin düzenlediği

“Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadelede Eğiticinin Eğitimi Programı”na katılmış,

edindikleri bilgileri paylaşmak amacıyla “Kadına Yönelik Aile İçi Şiddetle Mücadele ve Hukuksal Mevzuatın Toplumumuzdaki Kadın ve Genç Kızlarla Paylaşımı Projesi” oluşturulmuştur. Proje kapsamında, “Şiddet nedir? Ne tür hareketler şiddet kapsamında değerlendirilir?” “4320 Sayılı Kanun ve Toplum hayatımıza Kazandırdıkları” ve

“4320 Sayılı Kanun ve Yönetmeliğinin Hukuki ve Uygulama Yönünden Değerlendirilmesi”,

“Şiddete Maruz Kalan Kadın Ne Yapmalı?”,

“Kadın Sığınmaevleri’nin Tanıtımı ve Başvurma Yöntemleri”, “Kadının Yasal Haklarından Yararlanmasında Medeni Kanun ve Ceza Kanunu” ana başlıkları altında eğitim ve bilgilendirme yapılması planlanmaktadır.

Televizyon ve radyo kanallarında toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına karşı şiddet konusunda duyarlılık kazandırıcı programların hazırlanması ve yayımlanması farkındalık yaratmak açısından çok önemli bir adım olarak ele alınmaktadır.

Bu alanda Başkent Üniversitesi’nin Yayın Kuruluşu olan ”Kanal B” ulusal televizyon

kanalında BÜKÇAM tarafından 2009 yılı içinde kadına yönelik şiddet ile ilgili dört TV programı yapılmış ve yayımlanmıştır. Ayrıca, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik şiddete ilişkin duyarlılığın artırılması amacıyla Radyo Televizyon Üst Kurulu Eğitim Dairesince, kurum içinde kurum personelini; kurum dışında ulusal- bölgesel ve yerel Radyo/TV kuruluşu personelini bilgilendirmeye yönelik seminerlerin kapsamı genişletilerek, ilgili konuların 2010 Eğitim Programına dâhil edilmesi sağlanmıştır.

Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Ev-İçi Adalet Birimi internet aracılığı ile Ev İçi Şiddeti Önleme Gönüllü Hukukçular Ağı;

Kadın Hakları, Ev İçi Şiddeti Önleme Facebook sayfalarından yayın yapma olanaklarını

kullanmaktadır.

Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünce medyanın kadın erkek eşitliğinin sağlanmasında oynayabileceği bilinçlendirici rol göz önünde tutularak 2009 yılında “Toplumsal Cinsiyet ve Medya Atölye Çalışmaları”na başlanmıştır.

Ankara İlinde de sürdürülen bu çalışmalar ile geleceğin medya profesyonellerine toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadına yönelik aile içi şiddet konularında farkındalık kazandırılması amaçlanmaktadır. KSGM ayrıca bu konuyla ilgili olarak Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde gerçekleştirilen “Kadına Yönelik şiddet ve Medya Atölyesi”ne katılım sağlandığını belirtmiştir.

Referanslar

Benzer Belgeler

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Afyonkarahisar İl Müdürlüğü Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü Yeşilay Afyonkarahisar Şubesi Afyonkarahisar

“ALO 183 Sosyal Destek Hattı” şiddete uğrayan ya da uğrama riski taşıyan, destek ve yardıma ihtiyacı olan kadın ve çocuklar için psikolojik, hukuki ve ekonomik

Bağımlılık İle Mücadele İlçe Yürütme Kurulu; İlçe Milli Eğitim Müdürü başkanlığında, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Şube Müdürü, RAM Müdür veya Müdür

Başbakanlık Genelgesinde yer alan tedbirlerin takibi ve mevcut gelişmelerin değerlendirilmesi amacıyla Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü koordinasyonunda ilgili tüm

Kadınların geçmişte veya bugün yakın ilişkide maruz kaldıkları şiddete ve bu şiddetin işe ve iş yerine etkisine odaklanan bu rehber daha önce özel

ASHB İl Müdürlüğü Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Anadolu Üniversitesi Eskişehir Osmangazi Üniversiteleri Eskişehir Teknik Üniversitesi İl Emniyet Müdürlüğü

 Kadına yönelik şiddet ise ister kamusal isterse özel alanda yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek

ASH İl Müdürlüğü 2022-2025 Kadına yönelik şiddet konusuna programlarında yer veren bölüm sayısı Kadına yönelik şiddet konusunda yapılan bilimsel çalışma