DERS 13
15.000 yıl önce Holosen’de buzullar çekilmeye başlamış, deniz seviyesi yükselmiş ve dünya coğrafyası büyük bir değişime uğramıştır.
Bering Denizi’ndeki sular taşmış, 11.000 yıl önce Sibirya ve Alaska ayrılmıştır.
Britanya ada haline gelmiş, Kuzey Denizi ve Baltık günümüzdeki şeklini almıştır.
İklim ve vejetasyon değişimi kuzeyde sadece 7000 yıl sonra
Daha sıcak bölgelerde daha hızlı vejetasyon
değişimleri görülmüştür.
Buzul çağı sonunda yağış örüntüleri değişmiş, daha
büyük sığ göller ve kısa çayırlar Sahra’da MÖ
6000’ler sonunda avcı-toplayıcılar çölde
ilerlemişlerdir.
Güneybatı Asya sıcak koşullar İran’daki Zagros
Yabani buğday ve arpa Fırat Nehri gibi bereketli nehir vadileri ve yüksek yerlerdeki avcı-toplayıcılar için en önemli mahsül haline gelmiştir.
Meksika’da ise yükselen sıcaklık kaktüslerin olduğu
zengin bir ormana ve baklagil ağaçları dağlık arazilerin vadilerinde görülmeye başlanmıştır.
İklim değişimi özellikle toplulukların karmaşıklığı ve besin arama yoğunluğu üzerinde etkili olmuştur.
15.000 yıl önce avcı-toplayıcı nüfus yaklaşık olarak 10 milyondur.
Güneybatı Fransa ve Nil Vadisi gibi en çok tercih
edilen bölgeler hariç, geç buzul dönemi çevreleri insan nüfusunun yoğunluğunun en seyrek olduğu ama
İklim değişimi ile avcı-toplayıcı yaşamı destekleyen
çevrelerin artmıştır, kısa süreli kuraklık ve diğer tahmin edilemeyen değişimler nedeniyle kıtlıktan kendilerini korumak için başka yerlere taşınmak sorun olmaktan çıkmıştır.
Yeni besin kaynaklarının keşfi
Bereketli vadilere yerleşimle birlikte hayat daha sedanter hale gelmiş, avlanmak için özelleşmiş teknolojilerin
Nüfus hareketleri komşuların varlığı veya
coğrafyayla sınırlanması,
Kaynaklar açısından mevsimsel olayların tahmin
edilmesi,
Nüfus artışı açısından insanlar ve besin
Tarım; dahice bir buluş
Yiyecek toplayan bir toplayıcı tesadüfen nemli toprağa saçmış, bir süre sonra aynı yerden geçmiş daha fazla tohum ekmiş ve böylece ailesini besleyebilmiştir.
Diğer ailelerin de bu olayı tekrarlamasıyla tarım doğmuştur. Aslında avcı-toplayıcılar tatlı patates gibi kök ürünlerin
üremesi gibi her yıl çimlenen otlakları biliyorlardı.
40 bin yıl önce Afrika yağmur ormanlarında yaşayan avcı-toplayıcılar tatlı patates ekiyorlardı ancak bu durum buzul çağında yeni ve eski dünyada başlayan tahıl
Günümüzden yaklaşık 10.000 yıl öncesine dek avcı-toplayıcı olan insanlar küçük, mobil gruplar olarak yaşıyorlardı.
Avcı-toplayıcılar temelde yabani bitki ve hayvanlar ile geçinirler.
Tarımın aksine avcı-toplayıcı ekonomi insanların bağımlı olduğu diğer yaşam formlarının üretimi ve büyümesiyle ilişkilidir.
Yabani kaynaklar çevreye göre değiştiğinden diyetteki başlıca besinleri çevre belirlemektedir.
Bitki yaşamının olduğu alanlarda yaşayan insanlar avdan ziyade bitkisel besinleri daha fazla tüketirler. Diyetleri kaynaklardaki mevsimsel ve yıllık
dalgalanmalara duyarlıdır.
Bir uyumsal strateji olarak hayatta kalmak için çevreden alınan yeterli kaynaklar kullanılır.
Diğer hayvanlarla karşılaştırıldığında insanlar, özellikle sanayileşmiş toplumlar, yüksek enerjili bütçeyle yaşarlar ve avcı-toplayıcılar bu kural için istisna oluştururlar.
Enerjinin ilk kaynağı kendi kaslarındaki besin üretimidir.
Düşük bütçeli enerji nedeniyle pek çok besinden
faydalanma eğilimindedirler ve yaşadıkları bölgedeki kaynaklarından herhangi birine olan talepler görece sınırlıdır.
nüfus artışının sınırlanması
Avcı-toplayıcıların sayıları yaşadıkları bölgedeki hayvan ve bitkilere bağlıdır.
NEOLİTİK DEVRİM
Neolitik Devrim, avcı-toplayıcılıktan çiftçiliğe geçişi tanımlamaktadır.
Tarım, bitki ve hayvanların evcilleştirilmesi ile birlikte, hem yerleşik hayata geçilmesine hem de nüfusun
artmasına neden olmuştur.
Zamanla tarım toplulukları kentlerle karakterize edilen daha büyük, daha karmaşık sosyal sistemlere
dönüşmüşlerdir.
Neolitik devrimler dünyanın diğer birçok bölgesinde de meydana gelmiş olsa da, Yakın Doğu Neolitiği hem en erken dönemdir hem de verimli olandır.
Yakın Doğu'nun dışında tarımın hızlı ve geniş bir genişlemesine izin veren hayvanlar ve bitkilerin
Tarım tek bir topluluk tarafından keşfedilmemiş, dünyanın birçok yerinde oldukça farklı zamanlarda görülmeye
başlanmıştır.
Asya’daki Fırat’ta ve Ürdün Vadisi’nde yaklaşık MÖ 8000’de arpa ve buğday,
Orta Amerika’da kabak benzer zamanlarda,
Avcı-toplayıcılıktan besin üretimine geçiş nüfusun
artmasıyla birlikte, belki de birkaç nesil gibi görece kısa bir zamanda çevresel ve kültürel etkenlerin birleşimiyle gerçekleşmiştir.
Neolitik Devrim: medeniyetin kökeni
Küçük tarım topluluklarının ötesinde örgütsel karmaşıklığa sahiptir.
Zanaatkarlar ile birlikte yeni bir sosyal sınıf oluşturmuş ve metalurji gelişmiş böylece “Kentsel Devrim”
gerçekleşmiştir.
Tarım faaliyetleri daha karmaşık hale gelmiş, tarımla uğraşmayan topluluklar bu anlamda besin açısından desteklenebilmiştir.
Geleneksel akrabalıktan ziyade ekonomik sınıflara dayalı bir katmanlı toplum ortaya çıkmıştır.
Tarımla ve yeni tarım teknikleriyle, kanal açarak,
böcekleri yok etmek ve mahsül ekmekle çevre yeniden şekillenmiştir.
Temelde küçük gruplar yakın ilişkili ailelerden oluşan avcı-toplayıcılar doğal kaynakların lokal malzeme ile sınırlıdır, kaynakların dalgalanmasına cevap olarak besin ve diğer ürünlerin paylaşımı söz konusudur.
Karar mekanizması tüm grubun aileleri arasında adil olarak dağılır.
Sosyal kontrol sistemleri informaldir.
Yönetimsel hiyerarşi tarafından kabul ettirilen
sistemleşen kanunlar yerine mutabakata dayalı günlük sürdürülen bir düzen hakimdir.
Yönetimin kodları ve uygulama grubun gelenekleri, mitleri ve dini ideolojilerinin bütünüdür.
Neolitik dönemde Güney ve Batı Asya ile Akdeniz
çevresindeki bölgelerde az sayıda kent ve kasaba ortaya çıkmıştır.
İlk kentler kasabalara benzer şekilde küçüktür ve en uygun yerlere inşa edilmiştir.
Güneş takvimi, bilimin başlangıcı, yazı gibi keşiflerin daha büyük yerleşimlere neden olduğu
düşünülmektedir.
Gerçek anlamda kentleşme
MÖ 3000’lerde Mısır, Hindistan ve Mezopotamya gibi farklı bölgelerde görülmeye başlanmıştır.
Yaklaşık MÖ 600’den MS 400’e kadar büyüyen Yunan-Roma dünyasında kasaba ve kentlerin sayısı daha fazla olmuş ve daha büyük bir kentleşme görülmüştür.
Ülkemizde ise MÖ 3000’lerin ikinci yarısından itibaren Anadolu’nun birçok yerleşim bölgesinde kentleşme
Neolitik Devrim: toplumsal dönüşümler+teknolojik atılımlar
Kent devrimi sosyal kurumlar ve uygulamaların dönüşümleri olarak görülmektedir.
Sosyal tabakalaşma ve idari kurumlarla birlikte krallar ilk kez ortaya çıkmış, ekonomik aktiviteler geniş
anlamda yayılmış ve böylece ilk kentler inşa edilmiştir. Birbirine bağlı olan bu değişimleri tanımlamak için
Kentlerde oldukça karmaşık sosyal organizasyonlar, büyük bölgelerde, küçük bölgelerde ise akrabalıkla oluşmuştur.
Ekonomi sosyal statü ve kapitalin birikmesiyle merkezileşmiştir.
Mezopotamya’da Sümerler ticaretin tekelleşmesine örnek verilebilir. Bu tarz ekonomi yüzlerce hatta binlerce
insanı, rahipler gibi besin üretmeyen kent sakinlerini de destekler. Uzun mesafe ticaret ve işbölümü erken
Bilim, matematik, yazılı metinler, kayıt tutmak için
karmaşık diziler kullanılmıştır. Mısır hiyeroglifleri gibi… Etkileyici kamusal binalar ve anıtsal mimari, Mayaların
tören merkezleri ve Mısır piramitleri gibi…
Tüm toplumu kapsayan dini form, hükümdarlar başroldedir.
Kentler temelde nüfusla tanımlanmaktadır, büyüktür ve görece yerleşim yoğundur, nüfus en az binlerle ifade
edilmelidir.
Ekonomik ve örgütsel karmaşıklık kentleri diğer yerleşim yerlerinden ayırmaktadır.
Kentler aynı zamanda bağımlılık ve uzmanlaşma ile karakterizedir.
Kent kendi bölgesinde merkezi bir yerdedir, çevreleyen alanlardaki köylere hizmet sağlayan aynı zamanda besin için köye de ihtiyaç duyan bir yapıdadır.
Avcı-toplayıcılıktan tarıma geçilmesi
Sedanter yaşam,
hastalıkların daha kolay yayılabileceği ve fareler ve köpekler gibi çeşitli hayvanların kendilerini insan yerleşimleriyle
ilişkilendirdiği,
mevsimlere ve iklimsel olaylara yeni bir bağımlılık
karmaşık toplumların kökeni
göreceli olarak geniş bir grup insanın yakın ve kalıcı toplanması,