ADANA KUVA-YI MİLLİYESİ’NİN KAYSERİ’DE TEŞKİLATLANMASI
Süleyman HATİPOĞLU
ÖZET
I. Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi’ni takip eden günlerde Adana yöresi 1918 yılının Kasım ve Aralık aylarında önce Fransız-İngiliz; daha sonra da Fransız-Ermeni ortak işgaline uğ- ramıştı. Bu dönemde Adana’daki Fransız-Ermeni işbirliği sonucunda Ermeniler, Türk halkına karşı eziyet, işkence ve katliama başlamıştır.
Bu durum karşısında Adanalılar, Osmanlı Devleti’nden beklediğini bulamayarak nefs-i müdafaa durumuna geçmiş ve milis kuvvetler oluşturarak direnmeye başlamışlardı.
Mustafa Kemal, Türk halkını teşkilatlandırmak amacıyla Ana- dolu’ya geçmiş ve bir dizi toplantılardan sonra Sivas Kongresi’nde yurdu kurtarabilecek Heyet-i Temsiliye genişletilmişti. Bu arada Adana’dan Sivas’a gelen bir heyet Mustafa Kemal ile görüşmüşler ve Mustafa Kemal’den aldıkları talimatla Kayseri’de “Adana Vilayeti Mü- dafaa-i Hukuk Cemiyeti”ni kurmuşlardır. Cemiyetin tabelasını da bir otel odasına asmışlardır. Bundan sonra cemiyetin varlığını ve meşru- luğunu Kayseri Valiliği’ne de onaylatmışlardı. Böylece Müdafaa-i Hu- kuk Cemiyeti’nin Adana Heyet-i Merkeziyesi Kayseri’de faaliyete baş- lamıştı.
Kayseri’de faaliyete başlayan Adana Vilayeti Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, aktif olarak daha geniş bir şekilde teşkilatlanmanın yolunu aramıştır. Bu cemiyet Adana yöresinin düşman işgalinden kurtuluşu için Kayseri’deki yetkililer ile istişare ederek Adana’nın hem siyasi,
Dr., Mustafa Kemal Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü, s-ha- [email protected] Antakya / HATAY.
hem de askeri açıdan örgütlenmesi konusunda program ve plan yap- mıştır.
Atatürk’ün Nutuk’u, TBMM tutanakları, Hatırat, yerel kaynaklar ve Yeni Adana gazetesinden yararlanılarak hazırlanacak olan bu bil- diri ile Adana yöresinin Fransız-Ermeni ortak işgalinden kurtuluşu- nun ilk örgütlenmesinin Kayseri’de gerçekleşmiş olduğu üzerinde du- rulacaktır.
Anahtar Kelimeler: Adana, Fransa, Kayseri, Kuva-yı Milliye, Mus- tafa Kemal
ORGANISATION OF ADANA BRANCH OF NATIONAL FORCES IN KAYSERI
ABSTRACT
Following days of the Mondros Treaty signed after the WWI, the Adana region was occupied by Franco-Anglo armies and then Franco- Armenian troops in the earlier of November and December 1918. As a result of Franco-Armenian occupation, Armenians began to massa- cres, persecutions and torture. Under these circumstances, the people of Adana did not find what they expected from the Ottoman Empire.
They started self-defence.
In order to organise Turkish people, Mustafa Kemal went to An- atolia and expanded the representative committee (Heyet-I Temsiliye) that was thought a liberator of the country in the Congress of Sivas after a range of meetings. In the meanwhile, a group of people coming from Adana to Sivas met with Mustafa Kemal. In accordance with directions of Mustafa Kemal, they established an association which was known as “Association for Defence of the National Rights of Adana Province” (Adana Vilayeti Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti).
They put signboard of the association up the room in hotel. After- wards, they had legitimacy of the association ratified to the governor of Kayseri. Therefore, the Adana branch of the Association for De- fence of the National Rights went into action in Kayseri.
This association sought to find different ways to organise on ground. They consult with authorities in Kayseri to liberate Adana from the occupation. They made various plans in terms of politics and military.
This paper will focus on the fact that the first organization of the liberation against the Franco-Armenian occupation of the province of Adana occurred in Kayseri by benefiting Nutuk of Atatürk, records of parliament (TBMM), memories, local sources and Yeni Adana news- paper.
Keywords: Adana, France, Kayseri, National Forces, Mustafa Ke- mal
GİRİŞ
Avrupa’da 18. yüzyılda başlayan Sanayi İnkılabından sonra batılı büyük devletler sömürge politikası takip etmeye başlamışlardı. Bu po- litikaya bağlı olarak da, asırlardan beri Ortadoğu’da hâkimiyet kur- muş Osmanlı Devleti’ni parçalamak için harekete geçmişlerdi. İşte Şark Meselesi adı altında, bu muazzam topraklara sahip Türk devle- tini ortadan kaldırmak amacıyla onu “Hasta Adam” ilân ederek, çeşitli defalar aralarında gizli anlaşmalarla paylaşmışlardı. Aralarında yap- tıkları bu anlaşmalara dayanarak, yer yer Osmanlı Devleti’nin toprak- larını fırsat buldukça işgal etmişlerdi. Böylece İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya gibi devletler, imparatorluğun ucundan kıyısından top- rak koparmışlardı.
Büyük devletler sömürgecilik amacıyla aralarında rekabete giri- şince 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı'nın çıkmasına sebep olmuş- lardı. Bu savaşa da Osmanlı Devleti Almanya’nın yanında savaşa katıl- mış ve sonunda mağlup olan Osmanlı Devleti 30 Ekim 1918’de Mond- ros Mütarekesi’ni imzalama durumuna gelmesi ile İtilaf Devletlerine bu büyük imparatorluğu ortadan kaldırma, yani Şark Meselesini ta- mamen kendi istedikleri şekilde halletme fırsatını vermişti.
Diğer taraftan Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Mustafa Ke- mal Paşa’nın Adana’da bulunduğu günlerde göstermiş olduğu büyük çabalarına rağmen, söz konusu mütareke gereğince Kasım 1918 tari- hinden itibaren bölgede başlayan İngiliz-Fransız ortak harekâtı, bir müddet sonra yani 15 Eylül 1919 tarihinde gerçekleşen Suriye İtilaf- namesi ile tam bir Fransız işgaline dönüşmüştü.1
Birinci Dünya Savaşı’ndan diğer devletler gibi yorgun çıkan Fransa da Adana yöresinde işgalini uzun süre devam ettiremezdi. An- cak, bölge üzerindeki Ermenilerin tarihi ve milli emelleri Fransa için
1 Süleyman Hatipoğlu, “Milli Mücadele’de Suriye İtilafnamesi’nin Yeri”, Milli Müca- dele’de Güney Bölgesi Sempozyumu (25-27 Aralık 2013 Gaziantep), Ankara, 2015, s.202 .
bir vasıta olarak kendisini göstermiştir. Bu durum dikkat çekici bir pa- radoks da meydana getirmişti. Zira Fransa’nın sömürge politikası ge- lecekteki Ermeni isteklerinin yegâne dayanağını oluşturacaktı.2
Bu durum Çukurova bölgesinde Ermeni-Fransız işbirliğini ortaya çıkarmış ve neticede bu hareket Ermeni zulmüne dönüşerek, Türkleri tehdit eder bir hal almıştır. Ermenileri böyle davranmaya sürükleyen en büyük sebep, Fransa’nın Çukurova’da kurulacak olan tampon bir Ermeni Devleti ile Türkiye’nin Suriye’ye doğrudan müdahalesini ön- leyecek ve bu ise Suriye’deki Fransız hâkimiyetine bir güvence mey- dana getirecekti.3 Zaten Fransa’nın Çukurova politikası başlıca iki doğ- rultuda kendisini göstermekteydi: Ermenilere askeri harekâtta yer ve- rilmesi ve Çukurova’nın idarî yönden Ermenileştirilmesi,4 bunun tabii sonucu olarak da bölgede Ermeni mezaliminin şiddetlendiğini gör- mekteyiz.
Böylece bölgede hâkim bir millet iken bir anda sömürge halkı du- rumuna düşen ve hızla sahip olduğu toprakları elinden çıkarmaya mecbur edilen Türk insanının bu duruma müsaade etmesi düşünül- mezdi. Nitekim kısa sürede ferdi teşebbüsler şeklinde ve daha çok in- tikam amacına dayalı mukavemet hareketlerinin ortaya çıkması engel- lenememiştir.
1. Adana Vilayeti Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
İşte bütün bunlara paralel olarak, 28 Nisan 1919’da Çukurova’da genel olarak işgalciler tarafından yapılan aramalarda5 evinde silah ele geçirilen Ahmet Remzi (Yüreğir) gıyabında idama mahkûm edilmişti.
Oysa Ahmet Remzi bu olaydan önce Adana’dan ayrılmıştı. Daha sonra
2 S. Hatipoğlu, a.g.m., s.202.
3 Süleyman Hatipoğlu, Türk-Fransız Mücadelesi (Orta Toros Geçitleri 1915-1921), Ankara, 2001, s.45.
4 Yahya Akyüz, Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu 1919-1922, Ankara,1988, s.180-181.
5Ahmet Remzi Yüreğir, “İşgal Zulüm, Fecaat, Esaret Karşısında Türk Çocuklarının Gösterdikleri Fedakârlıklar”, Yeni Adana, 14 Mayıs 1953 Adana, 1953.
Ahmet Remzi Bey Sivas’a giderek, orada Mustafa Kemal Paşa ile gö- rüşmüş ve neticede bu görüşmeden aldığı direktifle Kayseri’ye gelerek burada Adana Vilayeti Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurarak, cemi- yetin tabelasını da bir otel odasına asmış ve aynı zamanda bu cemiyetin meşruluğunu da Kayseri Valiliğine onaylatmıştır6. Böylece Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Adana Heyet-i Merkeziyesi Kayseri’de faaliyete geçmişti. Çukurova’nın işgalini ve işlenen cinayetleri protesto eden Adanalılar Kayseri’de Adana Vilayeti Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti He- yet-i Merkeziyesi namı altında, 18 Aralık 1919 tarihli Erciyes Gaze- tesi’nde şu beyannameyi yayınlamışlardı.7
“Sivas’ta Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesine,
Dersaadette Sadaret-i Uzmaya,
İngiltere, Amerika, Fransa, İtalya Siyasi Mümessillerine Kilikya’yı adalet tevzii ve asayiş temini vaadiyle işgal eden Fransızların oraya gir- dikleri günden beri adalet ve asayişin yüzü bile görülmemiştir. Orada Fransız büyük memurlarından Bremond Norman’ın emir ve arzuları ka- nun ve adalet yerine kaimdir. Ellerinde alet ittihaz ettikleri Ermenilerin şahadet ve iftiralarıyla her gün birçok Türk’ün ya malı gasbedilir yahut hürriyet-i şahsiyetlerinden mahrum edilerek, hapse konulduğu görülür.
Kabahati ise yalnız Türk olduğudur. İşte son günlerde hırsız çeteleriyle alakadar diye ekserisi Ceyhan kazasından olmak üzere en namuslu ve ser- vet sahibi zürra ağalardan yirmi beş kişi kurşuna dizilmiştir.
Acaba bu zavallılar hangi adil mahkemenin hükmüyle idam ediliyor- lar? Adana vilayetinde Türk kanunlarının icrayı hükm edeceğini ilan eden işgal kuvvetler bu biçarelerin idamında onu tatbik etmiş mi, yoksa
6 Gani Girici, “Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde Kimler Vazife aldı”, Yeni Adana, 21 Aralık 1977, Adana, 1977, s.2, Bu hususta daha geniş bilgi için bkz. Ahmet Remzi Yüreğir, “Adana Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Nasıl Kuruldu”, Yeni Adana, 5 Ocak 1967, Adana, 1967, s.3-4. Bu Cemiyet zaman zaman Adana’daki olayları Sivas’a Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Başkanlığına bildiriyordu. Bkz.
ATASE, Arş.1-105, Kls.255, Dos.6-2, F.71.
7 Yusuf Ayhan, Mustafa Kemal’in Pozantı Kongresi ve Adana’nın Kurtuluşu, Adana, 1963, s.-17-18;Zübeyir Kars, Milli Mücadele’de Kayseri, Ankara, 1999, s.50.
birkaç Ermeni’nin yalan şehadeti ve Bremond, Norman emriyle mi olmuş- tur?
Bremond tarafından mühim bir icraat olarak ta Fransa’ya kadar ilan edildiği üzere, bu zavallılar hırsız çetesi olmayıp, namus ve servet sahibi olduklarını her zaman isbata hazırdır.
İşte bu haksızlığı, adaletsizliği ve Adana Türklüğünü mahvetmek po- litikasını bütün mevcudiyetimizle medeniyet âlemine karşı protesto eder, ar- tık Türklerin de bir hayat hakkına ve adaletle müstahak olduklarının tes- lim edilmesini bekleriz.”
Bu protesto da hiç yankı uyandırmamış, Adana’daki cinayetler, önüne geçilmez bir hal almıştı. Adana civarında Ermenilerin, Fransız- lardan arka alarak işledikleri cinayetlerin hesabı sorulamıyor, hırsız çetesi diye Fransızların kurşuna dizdikleri Türklerin hakkı aranamı- yordu.8
Daha sonra Kayseri’den Niğde’ye hareket eden Ahmet Remzi Bey, Cemiyetin teşkilatlanmasını burada şu şekilde devam ettirmiştir;
Ahmet Remzi (Yüreğir) Bey, Saadettin (Beybaba) Bey, Hulusi (Akdağ) Bey, Remzi Bey ( Niğdeli) , Emin Bey (Posta ve Telgraf Müdürü), Tev- fik (Gülek) Bey, Kethüzade İbrahim Bey’den meydana gelen bir yü- rütme kurulu oluşturulmuştur.9 Böylelikle cemiyet önce Kayseri, sonra Niğde olmak üzere faaliyetlerde bulunmuş daha sonra ise, 1 Ni- san 1920 tarihinde milli kuvvetlerin eline geçen Karaisalı’ya taşınarak faaliyetini burada sürdürmüştür.10
Diğer taraftan, Sivas Kongresi’nden sonra kurulan bu cemiyetin faaliyetine başlaması üzerine İstanbul’da bulunan Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ise gayrı faal bir vaziyete düşmüştü. Bunun üzerine, bu cemiyet merkezini İstanbul’dan Adana’ya (Pozantı, Adana Vilaye- tinin merkezi durumundaydı) naklederek, buradaki Adana Müdafaa-
8 Yusuf Ayhan. a.g.e., s.18.
9 Gani Girici, “Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyet’inde Kimler Vazife Aldı”, Yeni Adana, s.2.
10 Gani Girici, a.g.m., s.2.
i Hukuk ve İntibah Cemiyetleri ile birlikte, Toroslarda silahlı teşkilatın oluşmasına yardımcı olmuşlardı.11 Böylece Adana Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin teşkilatlanmasını tamamladıktan sonra bölgenin her ta- rafında yerli halkın teşebbüsü ile milli müfrezeler kurulmaya ve düş- man kuvvetlerine baskınlar yapılmaya başlamıştır. Buna paralel ola- rak, daha öncede temas ettiğimiz gibi güneyde Fransız işgaline karşı silahlı ilk direnme Dörtyol’da olmuştu. Bütün Güney cephesinde, yay- gın olarak Kuvay-ı Milliye’nin kurulması ise: Sivas Kongresi’nden sonra mümkün olmuştur.
2. Adana Cephesinin Açılması
Adana ve Kozan’ın Fransızlar tarafından işgal edilmesi üzerine Kozan’dan firar edenler ayrılarak bin bir müşkülatla Develi, Kayseri taraflarında dolaşarak Sivas’a ulaşmışlardı. Sivas’ta Mustafa Kemal’in yanına kadar gelen Halil Topaloğlu, Hulusi Kurtoğlu, Mustafa Üstün Kozan’ın içinde bulunduğu perişan durumu, düşman işgalinin elim sonuçlarını bir bir anlattılar.12 Kozan Heyetinin,13 Temsil Heyetine Kozan’dan başka yerler hakkında bilgileri olmadığını ve fakat bütün Kozanlıların işgale karşı koymak istediklerini, silah ve cephanelerinin olmadığını, buna karşılık malca ve bedence her türlü yardımdan çe- kinmeyeceklerini bildirdiler. Ayrıca Kayseri sancağına bağlı Develi ka- zası bölgesinde bulunan Aydınlı aşiretinin de çıkarabileceği 5.000 ka- dar silahlı kuvvetten yararlanmanın mümkün olabileceğini de açıkla- dılar.14
Mustafa Kemal, Kozan’dan gelen bu Heyeti dikkatle dinlemiş ve yörenin tarihi, sosyal durumu, halkın Kuva-yı milliye çatısı altında na-
11 Fahrettin Kırzıoğlu, Türk İnkılap Tarihi, Erzurum, 1982, s.27.
12 Halil Topaloğlu’nun Hatıraları, Haz.: Cezmi Yurtsever ve Metin Topaloğlu, Adana, 2002, s.23.
13 Bu Heyet: Kurtoğlu Hulusi, Dava Vekili Mustafa ve Halil Efendilerden İbaretti.
Bkz. Kasım, Ener, Çukurova’nın İşgali ve Kurtuluş Savaşı, İstanbul,1963, s.32; Se- bahattin Selek, Milli Mücadele(Ulusal Kurtuluş Savaşı), İstanbul,1981, s.540.
14 S. Selek, a.g.e., s.540 vd.; ATASE, İstiklal Harbi Güney Cephesi, C 4, Ankara, 1966, s.68 vd.; Hulki Saral, Vatan Nasıl Kurtuldu, Ankara, 1970, s.19 vd.
sıl teşkilatlanacağı hakkında bilgi sahibi olmuştu. Böylece Kozan He- yeti’nin vermiş olduğu bu bilgiler Temsil Heyeti’nde memnunluk ya- ratmıştı. Bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa bölgede teşkilat kurul- ması hakkında kararını vermişti. Bu konunun ayrıntılarını Halil To- paloğlu’nun “hatıra defterinden” takip edelim; mevzuu ettiğimiz bu görüşme, 29 Ekim 1919 tarihinde gerçekleşmiştir. Bu görüşmeden sonra Mustafa Kemal 1 Kasım 1919 günü itibariyle bizzat Adana böl- gesi Milli Mücadele planını hazırlar. Bu plana göre; Binbaşı Kemal Bey ile Yüzbaşı Osman Nuri Bey “Şarki Kilikya” olarak da bilinen Ko- zan Sancağı ve Osmaniye-Ceyhan yöresi Kuva-yı Milliye teşkilatının başına komutan olarak atanırlar. Bu komutanlar Kozan Heyetinin rehberliğinde Kayseri istikametinden Develi’ye gidecekler, düşman iş- gali altında kalan bölgedeki çalışmaları başlatacaklardı.15
Mustafa Kemal’in “Sır”lı Mektubu
Mustafa Kemal Paşa Heyet-i Temsiliye Reisi unvanıyla Şarki Ki- likya yöresi milli mücadelesini başlatırken öncelikle Develi (Everek) Belediye Reisi Kanberli Zade Osman Bey’e üzerinde “Sır’dır” yazılı belgeyi gönderdi. Bu belgenin aslı şu şekildedir:16
Sivas/1.11.35 (1 Kasım 1919) ………. “Sırdır”
Everek Belediye Riyasetine,
Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyesi Kilikya Kuva-yı Milliyesi Kumandanlığına Binbaşı Kemal Bey’in tayin, muavinliğine Yüzbaşı Osman Bey’i tefrik eylemiştir. Vezayif-i milliyyeleri- nin devamı müddetince Kemal Bey (Kozanoğlu Doğan Bey), Osman Bey
15 Halil Topaloğlu’nun Hatıraları, Haz.: Cezmi Yurtsever ve Metin Topaloğlu, Adana, 2002, s.23-24.
16 M. Kemal de 1.11.1919’da Everek Belediye Reisliğine gönderdiği bir yazıda da bu durumu bildiriyordu. Bkz. Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, Haz. Ni- met Arsan, Ankara, 1964, C IV, s.110 ve Mehmet Özdemir, Milli Mücadele’de De- veli. Kayseri, 1973, s. 15-16, Halil Topaloğlu’nun Hatıraları, Haz.: Cezmi Yurtsever ve Metin Topaloğlu, Adana, 2002, s.24. Bu belge Hakkında bkz., Ek-Belge:2.
de(Aydınoğlu Tufan bey) namı müstearını taşıyacaklardır. Vezayif-i Mil- liyelerinde tarafınızdan her suretle mazharı muavenet ve istinat olunma- sını ehemmiyetle rica eyleriz.
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Heyet-i Temsiliyyesi namına
Mustafa Kemal Mustafa Kemal’in bu direktifi üzerine Doğan ve Tufan Beyler, De- veli Belediye Reisi Kanberli Zade Osman’ın yanına giderler. Müselli- mağa hanesinde toplanırlar. Mustafa Kemal Paşa Adana Vilayetinin milli mücadelesini planlarken yörenin tarihine derinden vakıf olduğu anlaşılıyor. Yöre halkının Kozanoğullarına bağlılığını bildiği için Bin- başı Kemal Beye “Kozanoğlu Doğan” takma ismi veriliyor. Yüzbaşı Osman Nuri Beye de “Aydınoğlu Tufan” takma ismi uygun görülü- yor. Kozanoğlu ve Aydınlı isimleri birbirlerini tamamlıyor. Kozan yö- resinde Kozanoğulları, halkın hafızasında canlandırdığı “Türkmen Beyi”, Aydınlı ise Çukurova’da dolaşan göçebe Yörük aşiretlerin ortak kimliğidir.17
Piyade Yüzbaşısı Osman Nuri (Osman Tufan)’nın Sivas’tan aldığı bu emre göre, Güney bölgesinde, işgal mıntıkalarına girerek teşkilat kurması gerekmekteydi. İşgal bölgelerine girmenin imkânsız oldu- ğunu anlayan Osman Tufan, bu durumu Sivas’ta bulunan Mustafa Kemal Paşa’ya bildirmişti. Bunun üzerine, Kolordu Komutanlarının bazıları Sivas’a davet edilmişti. Bu davet sırasında yapılan görüşme- lerde, Kolordu komutanlarına yardım bölgeleri taksim edilmişti. An- kara Kolordusu (Ali Fuat Paşa’nın kolordusu)’nun Adana istikametin- deki bölgeye yardım etmesi kararlaştırılmıştı.18 Bundan sonra Çuku- rova bölgesi için Kayseri’de yapılan teşkilatlanma çalışmalarını Osman Tufan’dan izleyelim:19
17 Halil Topaloğlu’nun Hatıraları, Haz.: Cezmi Yurtsever ve Metin Topaloğlu, Adana, 2002, s.24.
18 Osman Tufan, Kilikya Doğu Bölgesinde Milli Hareketler ve Kozan Sancağı ile Mülhakatın Kurtuluş Hatıraları, İstanbul, 1964, s.48.
19 Osman Tufan, a.g.e., s. 48 vd.
“…Ankara kolordusu kumandanı Ali Fuat Paşa, Sivas’tan An- kara’ya dönerken, bizi, talimat almak üzere Kayseri’ye davet etti.
Askerlik Dairesi makamında yapılan toplantıda Adanalı sivil Ahmet Remzi de bulunuyordu.
Bize geriden, gönüllü yedek subaylarla gönüllü halktan kuvvet gön- derileceği. Silah ve cephane verileceği, ikimizden birimizin istila mıntıkası içine, hiç olmazsa en yakın bir günde, girmiş olmak suretiyle hareketin içe- riden başlaması lüzumu, Ali Fuat Paşa tarafından anlatıldı ve hangimi- zin içeriye gireceğimizi bize sordu. Kemal Doğan, Binbaşı ve benim amirim idi. Sıra bende idi. Ben girerim dedim. Amma nasıl gireceğimi de bilmi- yordum. Harita üzerinde tetkikat yaparken mıntıkanın çok geniş olduğu ve biraz küçültülmesini, daha küçük mıntıkalara ayrılarak, her yere başka başka teşkilat memurlarının gönderilmesini ve bana arkadaş vermelerini teklif ettim (Teşkilatta harcıraha müteallik hiçbir şey için tahsisat mevzu- bahis değildi). Arkadaş intihap etmek için çok düşündük münasip kimseyi hatırlayamadık Kayseri’de ilk geçtiğimizde, kongre beyannamelerini verdi- ğimiz jandarma yüzbaşısı Ratip, bu yüzden açığa çıkarılmış, milli gayreti, mağduriyetini mucib olmuş, jandarma idaresi tarafından tecziye edilmiş.
Boş ve açıkta kaldığından, Ratip’i teklif ettik. Kalem Reisi20 erkanıharp miralayı Emrullah, itiraz etti. O, kaş yapayım derken, göz çıkarır dedi. Ali Fuat Paşa da, bize böylesi lazımdır diyerek teklifimizi kabul buyurdular.
Teklifim üzerine mıntıkam şarken İskenderun Anabalı dağları, garben Seyhan nehri ile tahdit edildi. Bana Kilikya şark mıntıkası kumandanı namı verildi. Ratip’e, vazifesini tebliğ ettiğimiz zaman, çok sevindi, Doğan ve Tufan ile mevzun olmak için, kendisine Tekelioğlu Sinan dedik.
Hareket hazırlıklarına başladık. Sinan, Sehlikoğlu ile Niğde’ye gitti.
Oradan Karaisalı mıntıkasına hareket edecekti…”
20 Kalem Reisi: Yazı işleriyle meşgul olan kalemin başındaki başkatip veya mümeyyiz hakkında kullanılır bir tabirdir bkz., Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, C 2, İstanbul, 1993, s.146.
Daha sonra Osman Nuri, Aydınoğlu Tufan Bey takma adıyla, kı- yafetini değiştirerek Kurtoğlu Hulusi ve Gizik Duran’ın dört arkadaşı ile yol hazırlığı yaparak, mıntıkasına hareket etmişti.21
Osman Tufan’ın hatıralarından da anlaşıldığı gibi, Bölge Seyhan nehri sınır kabul edilerek iki kısma ayrılmıştı. Doğu Çukurova Komu- tanlığına Piyade Yüzbaşısı Osman Nuri,” Aydınoğlu Tufan Bey”; Batı Çukurova Komutanlığına Jandarma Yüzbaşısı Ali Ratip “Tekelioğlu Sinan Bey” ve bütün Çukurova Bölgesi Kuvayı Milliye Komutanlığı’na da Topçu Binbaşısı Kemal, “Kozanoğlu Doğan Bey” takma adı ile atanmışlardı.22
Bundan sonra da Edirneli Yüzbaşı Ali Ratıp “Tekelioğlu Sinan Bey”
takma adıyla Heyet-i Temsiliye Başkanı Mustafa Kemal ile yaptığı telg- raf muhaberesinde Adana Bölgesi Kuvâ-yı Milliye Komutanlığına atandı ve vazifesi kendisine bildirildi.23
Tekelioğlu Sinan Bey’in bu göreve tayin edilmesiyle bölge ikiye ayrılmıştı:24
Doğu Bölgesi: Zamantı Çayı-Tumlukale-Yumurtalık hattı (dâhil) ile Göksun-Andırın-Kaypak hattı (dâhil) arası, bu bölgenin komutan- lığına Aydınoğlu Tufan Bey memur edilmişti.
21 Bu yolculuk esnasında Osman Nuri, asıl adını geçici olarak bırakarak Bekir adını kullanmıştı. Bu hususta bkz., Osman Tufan, a.g.e.,s.50.
22 Hulki-Tosun Saral, a.g.e., s.20 vd.; S. Selek, a.g.e., s.540-541; Zübeyir Kars, Milli Mücadele’de Kayseri, Ankara, 1999, s.47; Ayrıca A.C. Çamurdan’ın Gani Girici Bey’e 7.2.1974 tarihinden göndermiş olduğu mektup bkz., EK-Belge-1. Bu konuya dayalı olarak adı geçen komutanların, Adana Cephesine takma isimlerle gönderilmesi Milli Mücadele’nin Dış Politikasından kaynaklanmaktaydı. Çünkü bu Dış Politika; İtilaf Devletleri’nden Fransa ve İngiltere arasındaki rekabetten faydalanarak; Fransa’yı doğrudan doğruya karşımıza almamak ve bu savaşta Fransa’yı kendi safımıza çekebi- lirsek veya pasifize edebilirsek, İngiltere’yi yalnız bırakmak amacıyla belirlenmişti ka- naatindeyim…
23 Kemal Çelik, Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi (1918-1922), Ankara, 1999, s.151; Süleyman Hatipoğlu, Fransa’nın Çukurova’yı İşgali ve Pozantı Kongresi, An- kara, 1989, s.26.
24 ATASE, Türk İstiklal Harbi, Güney Cephesi, c.4, Ankara, 1966, s.68-69; Kemal Çelik, Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi (1918-1922), Ankara, 1999, s.151
Batı Bölgesi: Zamantı Çayı-Tumlukale-Yumurtalık hattı (hariç) ile Maden (Bereketli)-Pozantı-Tarsus hattı (dâhil) arası, bu bölgenin komutanlığına da Tekelioğlu Sinan Bey memur edilmişti. Bütün Adana Bölgesi Kuva-yı Milliye Komutanlığına da Kozanoğlu Doğan Bey atanmıştı.25
Böylece, Sivas Kongresi’nden sonra vatanın müdafaası ve Türk kuvvetlerinin boşaltmak zorunda kaldığı Adana bölgesinde de sa- vunma için kurulması düşünülen Milli Ordu hakkında gerekli karar- lar alınmış ve bunun için esaslı bir nizamname dahi hazırlanmıştı. Böy- lelikle Çukurova bölgesinin düşmandan temizlenmesi konusu Sivas Kongresi’nde de gündeme gelerek bazı faaliyetlere girişilmesine sebep olmuştu. Nitekim Mustafa Kemal Nutuk’ta;26 “Maraş ve Ayıntab’a Kılıç Ali Bey’i ve Kilikya mıntıkasına da Topçu Binbaşısı Kemal ve Yüzbaşı Osman Tufan Beyleri göndererek ciddi bir teşkilat ve teşebbüsata geçtik” demektedir.
Hakikaten Sivas Kongresi’nden sonra Çukurova Bölgesinde Kuva-yı Milliye faaliyetlerine hız verilmiş ve bölgedeki çete savaşların- dan Milli Ordu’ya geçiş emareleri de görülmeye başlamıştı. Mustafa Kemal; “Hususi olarak Osman, Tufan ve Recep Zühtü Beylere şu talimatı verdim: Harekat-ı Milliye aleyhinde küstahlık edenler hakkında yapılacak mu- amele icab edenlere bildirilmiştir. Vaziyeti bittakip harfiyyen tatbik olunup olunmadığını ve müsamaha görüldüğü takdirde bizzat müdahale ederek eşhas- ı malumenin tevkifi ve hempalarının iskatı metlubdur. Bu babda lüzum hâsıl olursa, her kime karşı olursa olsun, icabım ifâde tereddüde mahall yoktur”.27 Diyerek, bölgede Kuva-yı Milliye’nin organize edilmesi ve Milli Ordu’nun kuruluşunda hiçbir engelin tanınmaması hususunda bizzat
25 Saral, Hulki-Saral, Tosun; Vatan Nasıl Kurtuldu, Ankara, 1970, s.21-23; ATASE, Türk İstiklal Harbi, Güney Cephesi, C 4, Ankara, 1966, s.69; Kemal Çelik, Milli Mü- cadele’de Adana ve Havalisi (1918-1922), Ankara, 1999, s.152; Süleyman Hatipoğlu, Fransa’nın Çukurova’yı İşgali ve Pozantı Kongresi, Ankara, 1989, s.26
26 Mustafa Kemal, Nutuk, C 1, İstanbul,1982, s.278.; Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, C IV, s.110
27 Mustafa Kemal, Nutuk, C 1, s.255
direktif vermişti. Böylece yöredeki halkın mücadelesinde yararlı ola- cak, küçük rütbeli fakat yetenekli subaylar gönderilmişti. Bunlar halkı teşkilatlandırarak, Fransızlara karşı mücadeleyi yürüteceklerdi.28
SONUÇ
Mondros Mütarekesi yürürlüğe girdikten sonra, 25 Kasım 1918 tarihinden itibaren bölgede başlayan İngiliz-Fransız ortak işgal ha- rekâtı, bir müddet sonra yani 15 Eylül 1919 tarihinde gerçekleşen Su- riye İtilafnamesi ile tam bir Fransız işgaline dönüşmüştü. Birinci Dünya Savaşı’ndan diğer devletler gibi yorgun çıkan Fransa da Adana yöresinde işgalini uzun süre devam ettiremezdi. Ancak, bölge üzerin- deki Ermenilerin tarihi ve milli emelleri Fransa için bir vasıta olarak kendisini göstermiştir. Bu durum dikkat çekici bir paradoks da mey- dana getirmişti. Zira Fransa’nın sömürge politikası gelecekteki Er- meni isteklerinin yegâne dayanağını oluşturacaktı.29
Bu durum Çukurova bölgesinde Ermeni-Fransız işbirliğini ortaya çıkarmış ve neticede bu hareket Ermeni zulmüne dönüşerek, Türkleri tehdit eder bir hal almıştır. Ermenileri böyle davranmaya sürükleyen en büyük sebep, Fransa’nın Çukurova’da kurulacak olan tampon bir Ermeni Devleti ile Türkiye’nin Suriye’ye doğrudan müdahalesini ön- leyecek ve bu ise Suriye’deki Fransız hâkimiyetine bir güvence mey- dana getirecekti.30 Zaten Fransa’nın Çukurova politikası başlıca iki doğrultuda kendisini göstermekteydi: Ermenilere askeri harekâtta yer verilmesi ve Çukurova’nın idarî yönden Ermenileştirilmesi,31 bunun tabii sonucu olarak da bölgede Ermeni mezaliminin şiddetlendiğini görmekteyiz. Böylece bölgede hâkim bir millet iken bir anda sömürge
28 Taha Toros, Kurtuluş Savaşı’nda Çukurova, Ankara, 2001, s.76 vd.; Süleyman Ha- tipoğlu, “Milli Mücadele’de Karaisalı”, Güneyde Kültür Dergisi, S.112 (Haziran, 1998), Antakya, 1998, s.19-20
29 S. Hatipoğlu, a.g.m., s.202
30 Süleyman Hatipoğlu, Türk-Fransız Mücadelesi (Orta Toros Geçitleri 1915-1921), Ankara, 2001, s.45
31 Yahya Akyüz, Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu 1919-1922, Ankara,1988, s.180-181.
halkı durumuna düşen ve hızla sahip olduğu toprakları elinden çıkar- maya mecbur edilen Türk insanının bu duruma müsaade etmesi dü- şünülmezdi. Nitekim kısa sürede ferdi teşebbüsler şeklinde ve daha çok intikam amacına dayalı mukavemet hareketlerinin ortaya çıkması engellenememiştir.
Adana ve havalisi Fransızlar tarafından işgal edildikten sonra, Adana’daki Kuva-yı Milliye mensupları Sivas’a giderek Mustafa Kemal Paşa’dan talimat almışlardı. Bundan sonra Kayseri’de Adana yöresinin düşmandan kurtarılması için bir dizi görüşmeler yapmışlar ve Adana Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetini de kurarak faaliyete girişmişlerdi. Kay- seri’deki bu örgütlenmeden sonra Mustafa Kemal’in talimatı ile; De- veli’de Belediye Başkanı ile de irtibata geçmişlerdi.32 Develi’deki faali- yetlerinden sonra da iki koldan Adana yöresine girerek teşkilatlanma- larını genişletmişlerdi. Birinci kol; Niğde üzerinden Kuva-yı Milliye- cilerin eline geçen Karaisalı’ya taşınarak faaliyetlerini burada devam etmişlerdir. Karaisalı, Çukurova’nın Kuva-yı Milliye merkezi olmuş bütün Batı Çukurova’nın Milli Direniş hareketleri buradan organize edilmiş ve yönetilmişti. Diğer yandan İkinci kol ise; Develi-Feke-Gök- sun yoluyla Kadirli’ye gelerek Doğu Çukurova’daki Kuva-yı milliyeci- leri Osmaniye civarından yaygınlaştırarak yönetilmesini sağlamaktır.
Böylece Kayseri ve Develi’de yapılan teşkilatlanmadan sonra Çu- kurova’daki Kuva-yı Milliye hareketleri güçlenerek Fransızlara karşı olumlu başarılar elde etmişti. Bu başarılarından birisi de 25 Mayıs 1920’de Pozantı ve 2 Haziran 1920’de de Kozan yöreleri düşman iş- galinden kurtulmuştu. Bunun üzerine 5 Ağustos 1920’de Mustafa Ke- mal Paşa maiyyetiyle beraber Pozantı’ya gelmiş, burada bir kongre toplayarak, Adana Vilayet Merkezini Pozantı’da oluşturmuştu. Böyle- likle Bölgedeki Milli Kuvvetlerin Merkez Karargahı da Karaisalı’dan Pozantı’ya nakledilmişti. Bu durum Karaisalı halkını biraz da olsa küs- türmüştü. Üstelik Karaisalı’da bulunan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
32 Ahmet Cevdet Çamurdan, Kurtuluş Savaşında Doğu Kilikya Olayları, Adana, 1969, s.23; Mehmet Özdemir, Milli Mücadele’de Develi, Kayseri, 1973, s.15-16.
Merkezi’nin Pozantı’ya taşınması33 Karaisalıları büsbütün çileden çı- karmıştı.34 Bu durum üzerine Adana (Pozantı) Valisi Mehmet Nuri (Conker) Bey çok sıkı tedbirlere başvurarak 8 Ekim 1920 günü Po- zantı’da ikinci defa bir kongre toplamış ve bu kongre sonunda da me- seleleri hallederek bölgede kardeşliğe dayalı bir ortamı da sağlamıştı.35 Bu bağlamda yörede yapılan İkinci Pozantı Kongresi ile iç barış sağlanmıştı. Bundan sonra da gerçekleşen 10 Ekim 1920’de Kovanbaşı Savaşı, 8-9 Kasım 1920’de Kanlı Geçit Savaşları ve 23-25 Kasım 1920’de gerçekleşen Fadıl Muharebesi'nde elde edilen başarılar son- rası da, Çukurova'da Milli Mücadele bütün hızıyla devam etmiş ve Sa- karya Meydan Muharebesi'nin büyük ve önemli bir zaferle neticelen- mesi üzerine; Fransa ile Türkiye arasında 20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara İtilafnamesi ile bölge tamamen Fransız işgalinden kurtarılmış- tır.36
Böylece Adana ve Havalisinin kurtuluş mücadelesi Kayseri’de baş- lamıştı. Kayseri halkı her türlü fedakârlığı göstererek Adana Kuva-yı Milliyesi’nin bölgede teşkilatlanmasına yardım etmiş ve bu yardımı, mücadelenin sonuna kadar da sürdürmüştür. Son söz olarak şunu söyleyebiliriz; Çukurova’nın Milli Mücadelesinde Kayseri’nin yeri ve önemi asla inkâr edilemez.
KAYNAKÇA A-Arşivler
1) ATASE Arşivi: Arş1-105, Kls.255, Dos.6-2, F.71.
2) Gani Girici Özel Arşivi: Ahmet Cevdet Çamurdan’ın 07.12.1974 tarihinde Gani Girici’ye göndermiş olduğu mektup.
33 Gani Girici, “Çukurova’nın İşgali ve Milli Mücadele’nin Önemli Olayları”, Yeni Adana (21 Aralık 1977), Adana, 1977; Hasan Akıncı, “Kurtuluş Savaşı Hatıraları”, Kuva-yı Milliye Dergisi, S 70, Mersin, 1966.
34 Süleyman Hatipoğlu, Türk-Fransız Mücadelesi (Orta Toros Geçitleri 1915-1921), Ankara, 2001, s.104
35 “Kongre”, Yeni Adana, S 20 (9 Teşrini evvel 1336), Pozantı, 1920.
36 Süleyman Hatipoğlu, Türk-Fransız Mücadelesi (Orta Toros Geçitleri 1915-1921), Ankara, 2001, s.113-116.
B-Basılı Belgeler
Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, C IV, Haz. Nimet Ars- lan, Ankara,1964
ATASE, İstiklal Harbi Güney Cephesi, C 4, Ankara, 1966.
“Kongre”, Yeni Adana, S 20 (9 Teşrini evvel 1336), Pozantı, 1920.
Mustafa Kemal, Nutuk, C 1, İstanbul,1982.
C- Hatıralar
Akıncı, Hasan, “Kurtuluş Savaşı Hatıraları”, Kuva-yı Milliye Dergisi, S.70, Mersin, 1966.
Cebesoy, Ali Fuat, Milli Mücadele Hatıraları, C 1, İstanbul, 1953.
Çamurdan, Ahmet Cevdet, Kurtuluş Savaşında Doğu Kilikya Olayları, Adana, 1969.
Girici, Gani, “Kilikya Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinde Kimler Vazife Aldı” Yeni Adana (21 Aralık 1977), Adana, 1977.
Girici, Gani, “Çukurova’nın İşgali ve Milli Mücadele’nin Önemli Olay- ları”, Yeni Adana (21 Aralık 1977), Adana, 1977.
Halil Topaloğlu’nun Hatıraları, Haz.: Cezmi Yurtsever ve Metin To- paloğlu, Adana, 2002
Şalvuz, İ. Ferahim, Kurtuluş Savaşında Kahraman Çukurovalılar, İs- tanbul, 1938,
Tufan, Osman, Kilikya Doğu Bölgesinde Milli Hareketler ve Kozan Sancağı ile Mülhakatın Kurtuluş Hatıraları, İstanbul, 1964.
Yüreğir, Ahmet Remzi, “Adana Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Nasıl Ku- ruldu” Yeni Adana (5 Ocak 1967), Adana,1967.
Yüreğir, Ahmet Remzi, “İşgal Zulüm Fecaat, Esaret Karşısında Türk Çocuklarının Gösterdikleri Fedakârlıklar”, Yeni Adana (14 Ma- yıs 1953), Adana,1953.
D-Tetkik Eserler ve Makaleler
Ayhan, Yusuf, Mustafa Kemal’in Pozantı Kongresi ve Adana’nın Kurtuluşu, Adana, 1963.
Akyüz, Yahya, Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu 1919-1922, Ankara,1988.
Çelik, Kemal, Milli Mücadele’de Adana ve Havalisi (1918-1922), An- kara, 1999.
Ener, Kasım, Çukurova’nın İşgali ve Kurtuluş Savaşı, İstanbul,1963.
Ener, Kasım, Çukurova Kurtuluş Savaşı’nda Adana Cephesi, Ankara, 1970.
Hatipoğlu, Süleyman, “Milli Mücadele’de Karaisalı”, Güneyde Kültür Dergisi, S.112(Haziran, 1998), Antakya, 1998.
Hatipoğlu, Süleyman, “Milli Mücadele’de Suriye İtilafnamesi’nin Yeri” Milli Mücadele’de Güney Bölgesi Sempozyumu (25-27 Aralık 2013 Gaziantep), Ankara, 2015.
Hatipoğlu, Süleyman, Fransa’nın Çukurova’yı İşgali ve Pozantı Kongresi, Ankara, 1989.
Hatipoğlu, Süleyman, Türk-Fransız Mücadelesi (Orta Toros Geçit- leri 1915-1921), Ankara, 2001.
Kars, Zübeyir, Milli Mücadele’de Kayseri, Ankara, 1999.
Kırzıoğlu, Fahrettin, Türk İnkılap Tarihi, Erzurum, 1982.
Pakalın, Mehmet Zeki, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Söz- lüğü, C 2, İstanbul, 1993.
Saral, Hulki; Saral, Tosun; Vatan Nasıl Kurtuldu, Ankara, 1970.
Selek, Sebahattin, Milli Mücadele (Ulusal Kurtuluş Savaşı), İstan- bul,1981.
Özdemir, Mehmet, Milli Mücadele’de Develi, Kayseri, 1973.
Toros, Taha, Kurtuluş Savaşı’nda Çukurova, Ankara, 2001.
E-Süreli Yayınlar
Güneyde Kültür Dergisi Kuva-yı Milliye Dergisi Yeni Adana Gazetesi
EKLER:
A-Belgeler Belge-1
Gani Girici Özel Arşivi: Ahmet Cevdet Çamurdan’ın 07.12.1974 tarihinde Gani Girici’ye göndermiş olduğu mektup; Kilikya(Çuku- rova) Kuva-yı Milliye Komutanlığına yapılan atamalar hakkında bilgi içermektedir.
Belge-2: Mustafa Kemal Paşa’nın Everek (Develi) Belediye Baş- kanlığına göndermiş olduğu, Kilikya(Çukurova) Kuva-yı Milliye Ko- mutanlığına yapmış olduğu komutan atamaları hakkındaki talimat ya- zısı. Mehmet Özdemir, Milli Mücadele’de Develi, Kayseri, 1973
B-Harita
Harita-1 Adana ve Kayseri Havalisi Haritası (Çizen: Doç.Dr. Döndü Üçeçam Karagel)