KÜLTÜR . BAKANLIG I
1\fİLL~ FOLKLOR ARAŞTIRMA DAİRESi YAYlNLAR!: 17 SÜRELi YAYlNLAR DİZİSİ: 2
"
TÜRK
FOLKLORU ARAŞTIRMALARI
YILLIÖI ·
1975
ANKARA ÜNiVERSiTESi BASIMEVİ. ANKARA- 1976
J
Z!}
TÜRKLERDE AGAÇLA
İLGİLİ İNANÇLAR0
PRoF. DR. HiK!IIET TaNYU*
A) Umuini giriş :
Ağaç kültü ve kalıntıları hemen hemen bütün k.ıt'aları sarmış ve
1 .
hemen her toplumda kendisini göstermiştir.
Masallar, efsaneler, destanlar hep bu kültün izleriyle doludur. Te- . kin olmayan ~ğaçlar, ormanlar, ormanlarda perller ve hordaklar bun-
lairlll basit birer örneğidir.
Bilindiği üzere birçok toplum ve dinlerde ağaç, ilahların ve ;ruhların bulunduğu kutsal varlıklardır. Onun gölgesi, meyvesi, ateşi, hışırtısı,
renk güzelliği, · çiç~kleri, mevsimlere göre değişmesi, yaprakları veya kuru, ~urgun hali veya birden canlanışı ins3,nların daima ona karşı
<Uk-
katini, hayretini, ilgisini çekmiştir. A~açtan türlü fayqalaruş, işlerde
·kullaruş; hatta ilaç için ona bağlanış, beşikten tabuta kadar oynadığı
rol insanlan ona doğru yöneltmiştir.
Eski Grek'lerin, Zeüs'ün sesini, kutsal meşe hıŞırtısında bulmaları, Apollo'nun Zeytin ağacı, Atina'mn muhtelif ağaçları, Budda'll.ill altın
da aydınlandığı, bilgiye erdiği Nirvana'ya girdiği İncir ağacı, ı;nitolo~
jik bir sembol olarak ağacın görülmesi, Hindistan'da dünyayı taşıyan
. ağaç, Cermen, Romalı, Kelt ve İslav topluinlarınd~ ağaç kutsal. birer
varlıktır.
çrr.:·
ve Hint'te, dünyanın ekseni (mihveri) olarak düşünülriı.üş,(Kuzey Amerika'lı) Kızıl Derililer de aynı inanca uymuşlardır. . .
Bazı yerlerde, Totem kayıklannın ağaçtan yapılışı dikkate şayan
dır. İsa'nın doğumu yıllannda Çin'de kutsal bir ağaçtan bahsedilmekt~, ayrıca Çin şifahi geleneklerinde, dallarında 9 güneş (Kuş gibi) bulunan
· Fu-Sang ağacı zikredilmektedir. Nias adasında ve Formozo'da, insanlık
ağacı önemli mitolojik bir rol oyn~aktadır ..
Birçok kavim ormanlarda, istekle, sevinçle ayinler yapmışlardır.
Cermen'lerde (bilhassa kuzey) (dünya ağacı) ol~rak düşündükleri diş-
* Ankara tl'ıllversitesi lliUıiyat FaJ;riiltesi Öğretim tl'yesi. ·
130 HİIU'\l.ET TA.IIIYU
budak, meşe ve ıhlamur ağacı kutsal birer varlıktır. Hatta günümüzde bile bazı Alman köylerinin merkezi ıhlamur ağacidır. Çam ağacı da özel bir işlem görmüştür.
Mezarlarda servi, hayat ağacını temsil etmektedir. Keza şiirlerde
servi, hayat veren maşukun sembolü olmuştur.
Ağacın hemen her kısmında bir kuvvet v~r kabul edilmiş, dallar, da kutsal bir varlık sayılmıştır·. Parsizm de, Yunanistan, Roma ve Cer- menler'de taze dallar bile ayinlerde" bol bol kullanılmış ve halen de Hı
ristiyan kilisesinde :_İsa'nın Kudüs'e girişini hatırlatmak üzere....:. pas- kalya'dan bir pazar önce, dallar takdis edilmektedir. Dinler ~arihi ba- kımından aslıı;ı.da eski bir illroahar adeti olmasına rağmen, bu yön dik- kate alınmadan dallar kullanılmaktadır. Bilhassa J(atolik ve Ortodoks ayinlerinde. dal demeti baş üzerine sürülmekte, dokundurulmaktadır.
Ayrıca (Musa 1, 2, 9) .ve (3, 22) başta olmak üzere ağaç geçmektedir.
Tevrat'ta akasya ağacı ·da sık sık hahsedilmekte, mabet yapımında ona:
yer verilmektedir. Bu etkiyle Masonhıkta hile (Akasya ağacı meşhur ve kutlu sayılır.
İslam'dan önce Araplar arasında, meleklerin ve cinlerin ağaçları ziyaret ettiklerine inanılmakta, şifa niyetiyle adak adanmaktaydı. Ay-·
nca·bazı putlar (idoller) tahtadan (hurma) yapılmıştı. Hudeybiye böl-
gesindeki Rıdvan Biatı'~ altında y~pıldığı "Semure" (Deve dikeni cinsinden
ağaçmış) A~cia
Arabicaadlı ağaç, İslamiyetİn ağ~~~
kutsal-laştırmayı reddetmesine rağmen bir kısım halkın tarihi ağacı ziyarete başlaması üzerine Halife Ömer tarafından kes-tirilmiştir.
Nur Sılresi 35. ayet, Tin Sfuesi, 1-3, ayetle:rde T,in (incir) ve Zey tin'den sembol olarak geçmekte, İncir ile (lVIusevilik), Zeytin ile de İsla
miyet sembol olarak bahsedilmektedir. İsra Sfu.esi, 60. ayette ve Saffat Sfuesi 62-68.· ayetl.erde, Duhan Suresi 43-45. ayetlerde, lağnet edilen ve zaJ.iınler, günahkarlar için Cehennemin dibinde, kökünde .Qiten Zak-
kum .ağacından bahsedilmektedir. Keza, Araf Suresinin 19-25, ayetle-
rinde Adein··ve Havva kıssasında (Kısası Enbiya ve Tavarihi Hülefa, Ahmet Cevdet (Paşa) "Cennete buliman v:e Şeceri Memnua" dan ha~
vardır. (Keza Hıristiyanlık ve Yahudilikce kutsal sayılan Tevrat'ta Cennet münasebetiyle Adem ve Havva hikaye~inde yasak meyvesinin
yendiği ağaçtan etraflıca bahsedilmektedir) Bu konu ayrıca tasavvufi olarak da incelenmiştir.
Ta-Ha Sılresinin 120. ayeti Şecerei Huld (Ehedihayat, çürümez sal-
A ' •
tanat hayatı) Adem ve Havva'nın yaklaşması yasak edilen ve şeytanın
TÜRKLERDE ACAÇ.LA. İLGİLİ İNANÇLAR 131
yanıltmasıyle meyvesini yedikleri ve Cennetten kovulmalanna sebep olan ağaç böylece ilahi kaynaklı dinlerin önemli konul~n içindedir.
İslam' gelenekleri ar~sında Cennet'te bulunan (Sidre denilen yerde) güzel gölge yapan TUha ağacı vardır. (Geniş gölge veren ağaç) Türk-İs
lam Ansiklopedisinde "Sıdret-ül-Münteha" Arşın sağ yanında, yaratık
larm geçemediği, . Allah'ın "Zat Alemi" dikkate . şayan ~ bir anlamdadır. .
Hemen birçok dinde tütsü, ister ardıç dalı, ister günnük, öd ağacı
v.s. ile olsun kul!anılmakta, onun kötü ruhlardan koruyucu, temizle·
yici es~ vasfı hatıı-lan~adan aYinlerde yer almaktadır.
Günümüzde eski zafer sembolü defne yaprakları, ı:peşe yapraktan, zeytin yapraklan v.s. canlılığını korumakta, başlardŞ, toplantı salon·
lar~da, paralar, flamalar, ·bayraklar üzerinde yeı· almaktadıı·.
Gene çelenkler, yeni_yapılan evlerin üzerine konulan veya gelin çelenkleri, hayat kuvveti olarak tazeliğini ve ilgiyi sürdürmek-tedir.
Ağaçlarda, husus! ilah ve periler var kabul edilmiş veya bazı ağaç
lar, hususi ilahiara tahsis edilmiştir. Meşe: Tor; defne: Apollo; Zeytin
ağacı: Atina ve ça.ın ağacının ise (b..11tsal ağaç, noel ağacı, Kutsallaştırıl
mış gece ağacı, Yeniyıl ağacı. . . vb .. "Weihnachtsbauni als Weltenba.:
um (1932); Weinachtsbaum, Lebensbaum, Neujahrsbaum (1948- Hans Yindeisen'de sf. 224) günümüzde nasıl özel ve önemli bir mevkü olduğu, Hıristiyanlarca benimsenmiş bu durumun Türkiye'de müslüman aile- lere, ma~aza ca.mekanlanna k~dar yayıldığı hepimizin malıimudur.
~evlana'nın :"Dünya bir ağaçtır, biz on~ meyveleriyiz." şeklinde ifa~esi; Cenl!-et'teki hayat ve irfan ağacının mevkii bilinmektedir.
Bilhassa ·Hıristiyan Ortaçağ ID:İStİk şürinde Ağaç; Allah'ın bir sem- bolü olmuştur. İsa'nın, ağaca benzetilen -dünya ağacı- olarak görülen,
çarmıha gerilcliğine inananlarca haçı, insanlan tekrar Cennete götüre- cek bir kutsal hayat ağacı olarak benimsenmiştir.
;Keza ağaç, birçok dinlerde, toplumlarda bir çocuğun 'çıkt~ğı hay"at- ağacı olarak gÖrülmekte, insanın ondan zuhur ettiğine ve ruhların da ö- lümden sonra ona gittiğine inanılınaktadır.
B) Türk kavimlerinde ağaç :
Hayatağacı ve dünyaağacı tasavvurunun mitolojilerde uzun uza-
dıya yer aldığı bilinen bir gerçektir. Dünyayı bir ağacın tasavvuru al-
tında düşünmüşler, kökleri dünyanın altım, gövde~i yeryüzünden gök- yüzüne uzanan ve yerle gökü ayıran bir varlık olarak düşünmüşlerdir.
132 HİK:UET TANYU
Yalnız Altaylı kavimlerde değil, hemen birçok toplumlarda hayat-
ağacının önemli bir rolü olduğu bilinir. Altaylılarda şamanağacının
mevkü malumdur. Yeryüzünün göbeği.nde, merkezinde duran ve dalları
gökyüzüne· ulaşan (dişi sayılan} bir çam (Fusuk, kayın ·(huş) = (Bay
Kayın = Kutsal Kayın) ve diğer ağaçlar hakkında geniş bilgi mevcut- tur. Muhtelif bölgelerde yaşayan Türk topluluklarının ağaçla ilgili inanç-
larını burada özetlemek için çok sayfalara ihtiyaç gösterir.
Göktürkler ve Uygurlar zamanından beri Ötüken ormanlarının kut- sal tanınışına, hatta kutsal tanınan ormanlar üzerinde Karakoyuulu Alevi Türkmenlerinin ,efsaneleı-i bulunduğuna işaret etmek istiyoruz.
Altay, Yenisey, Bel"* (Kendileıi Peltir diyorlar -Yeni Sey Türkle- rinden Sagaylar zümresine dahil bir oymak-) dağ kurbanı ayinini kayın ağaçları altında yapıyorlar.
Urenha (kendileri Tuba diyor, Urenlıa adını komşuları Moğollar
vermiş sanılıyor) Türkleri sözde hudisı oldukları halde tap~akları ö- nündeki ağaca veya direğe paçavra hağhyorlar.
Semerkant çevresinde "Çoban Ata" tepesindeki bir dini törenden sonra, herkes ağaçlara bez bağlamıştır.
(Bir Özbek anlatıyor) Fergana (Hekant civarında) Rolant şehri yakınlarında "Evliya Tirek" (Evliya Kavak), çocuk dileyen kadınların
altmda dua edip, paçavra bağladığı ağaçtır. Keza Ürgüt kasabası ci-
varında, yaşlı çınar ağacı mübarek (kutluk) sayılır ve bağlanan paçav-
ralardaıı dolayı dalları örtülür.
Özbek-Lakay boyunun ziyaret yerizı:de ağaçlara paçavra bağla
ııırdı.
Başkurtların rivayetlerinde ağaç kilitünün izleri yer almaktadır. · (Bay Kay, Bay Savul) denilen.(kayın ağacı) yanında adak adanır, yağ
mU+ duası yapılır, bez bağlanırdı. Kayın ağacının yaprağı da kutlu ta-
nınmıştıi-. ·.
Keza Başkurtlarda da ardıç ağacı ve dalları kutsaldı. En büyük
Tanrı'nın gökte varlığına inanılınakla beraber bu ağaçlar da izi (sahip·
ler, ruhlar) bulunduğuna inanılırdı. ·.
Kazan Türkleri arasında da {K ayın Ağacı) miibarekti, onun kera- metine inanılırdı.
Kazak-Kırgızlar, kırlarda tek başına biten. ağaçlara saygı gösterir- lerdi. Kazak-Kırgız baksılan, kopuzların.ı na~ıl yaptıklarını anlatır·
TÜRKLERDE ACAÇL.o\. iLCİLİ İ"Al'lÇLAR
ken, söğüt ve çama temas etmektedirler: (Anadolu Türkçesiyle):
demektedirler.
Söğüdün dihinden (kökünden) Oyup alınmış kopuzum.
Çam ağacı dihinden
Koparıp alınmış kopuzum.
~
133
Yakutlar, resmi olarak Hıristiyan tan.ı.m:nalarına rağmen, ş aman-
lıkla ilgili inançlarını yaşatmakta, (Kara Çam Ağacı) nı kutsal tanıyan
Yakut kadınlan •onun altında dua ve dilekte bulunmaktadır. Ağacın
ince, sık dallarına Yak-utlar "Arık" derlerken, Başkurtların "Yel Uya-
sı = Ruh yuvası" demesi dikkate şayandır.
1 1
Altay'lı şamanların kaym ağacını Tanrı'dan ayhlmış sayması ve onu ilahilerinde "Bay Kaym" diye anınası malfundur. İnsanlara en
yakın ilahi birer varlık olarak tanıdikları (Yer-Su) konusuna, yalnız işa
retle yetineceğiz. İnsaıilar, bu (Yer-Su) ilahi varlıklarla, ruhlada doğru
dan doğruya temas, ilişki kurabiliyorlar, merhametli,. koruyucu, az şeye
kanaatkar olan bu canlı, sa)rısız varlıklar {İzi = İlahi varlık) herta-
rafı kaplanmış olup, gerek şükran, gerek herhangi ·bir kötülükten ko- runmak için dua edilmektedir. (Adeta Müslümalı Türklerin evliya me- zarlan gibi), ağaçlar da ziyaret edilir. Ağacın da izisi vardır.
Burada bir şaman ilahisinde (Knmızı Gül) yanmda bulunmaktan ve
ilahın (Tilekey = Kürre-i Arz) yardııpı dilenmektedir. Keza bir şaman
ilahisinde "Ebedi karlarla örtülmüş olan ey henirn ak ormanlarım" de-
nilmektedir. .
Şaman (Ateş ilahisi)nde "Ateş Ta~'ya" hitabında, ağaç, ced ola- rak -ağaçtan yaratılma- şeklinde geçmektedir." ... Akkavak ağacın
dan yaratılmışsm; sen anamız, Ötüken ademinden zuhfu etmişsin;
Tanrılar padişahı tarafından yaratılmışsıni Annem "ateş": Seıiin ha- han sert çelik, anan çakmak taşı ve cedd-i allaların akkavak ağacıdır.": ·
"Benim zayıf ve aciz haşim· daima size secde edei:, Ey Padişahım. Akorı:ı;ı.an!
Eteklerine · sarılırım,
Taş ve ağaçlarına tırmanınm."
(Abdülkadir ~nan, 'farihte ve Bugün Şamanizm, Makaleler Ve İncele
meler ve n;ıuhtelif yayıniarına bakınız.)
Yasıtacı nih olan ve aracı rıılil.ar arasına ilk sırayı alan Yayık, Al-
taylılarc!l çok sayılır. Onunla ilgili bazı olaylar, Türkiye'deki (Hıdrel-
134 HİK.,lET TANYU
l!'lz) günü ve talih çağırma gibi hususlarının karşılaştınlmasında dikkate
şayan benzerlikler tesbit edilmiştir.
"Yayı~ nanıına beyaz kumaştan tasvir {put) yapılır; bu puta beyaz
şeritten baş, kulak, el, ayak ve 1..-uyruk konulur._ Ayaklanna kızıl şerit
dikilir. Bu putlar (kuklalar) yirmi veya otuz kadar olur. Hepsi beyaz
kıldan örülen bir ipe sıralanarak evin arka tarafındaki iki huş (kaym, ağacı arasına gerilir." (Anohin, Altay Şamanlığına Ait Mdddeler)
Ardıçla tütsü: Üzüt Bayramında (40 gün sonra ölünün akrabalan-
nın yaptığı ruhlar bayramı) "Evden alda-çJ~yı, ardıçla tütsü yaparak kovmak için" tütsü y~pılır, afsup. duası okunur:
. "Aydın dünyaya gelme ... Kaba Sakallı atamız Erlik seni tutsun!
Böyle fena bir nesneyi Tanrı yerimize göndermesin, uzaklaştırsını Bu feiıa aldaçıyı Erlik tutsun, salıvern;ıesin ... " Keza: "Kanlı kurba~ me- rasimlerinde "Saha" ve "potko = {bulamaç, sütle yaP.ılan) serpmeler-
' .
. de (übation) ardıç (arçın) dallanyle tütsü yapılır. Ardıç; kaym ağacı kabuğu (çohra) üzerine konulmuş kor ateşle yakılır. Ayinden önce Şa- man davulu da ardıç dumanıyle tiitsülenir. ·
Kızıl ağaç: Altaylılarca ."İnsanın çevresinin _akrabalık (kan) bağ
Wığı olan ve atuu neme .zümresine dahil körıİı.öslerden başka (Körmös
= Ölülerin canları, asıl vatanları yeraltındaki dünya) işler olmadığın
dan ye:ryü.züne dağılmışlar, Erlik ordusunu teş.k.i;t etmişlerdir.
Şaman şöyle hitap ediyor:
"Kızıl ağaç sahipli
Üç boğu.mlu Bay Kürmüş
Ata olup koruyan
"
Aruu körmöşler, "yüksek ilahlar ve diğer :ruhl~la insanlar arasın
da" aracılık ve hizmet ettiklerinden Altaylılar onlara başvurur ve iba- det-ederler. Anadolu'da da bazı yerlerde "iyi saatte olsunlar"a dokunul- maması, saygı gösterilme~i -izleri- buna benzemektedir, düşüncesi.ı:ide-·
yiz. Hıristiyanlıkta Hinduizm'de vb. tütsü mabetlerd~ önemle yer al-
mıştır.
Kayın ağacı'ndan kap, değnek :
Altaylılar "Kaymağacı" kabuğundan yapılıruş kaplara (Saha)
karşı çok saygılı davranırlar. Dahilerde bu kaplarm adı geçer. Bulama-
cı karıştırmak için kullanılan değnek (Pışkı) da mübarek sayılır. Anado- lu'da ·aa tahta kaşık ve bazı eşyalar tercih edilmektedir.
TÜRKLERDE AGAÇLA İLGİLİ İNANÇLAR 135
Kurb~n' da beyaz ve kırmızı şeritler (- yalama) ve kayınağacı : Aruu körmeslere (Aruu Tös = Temiz Ruh) yapılan kurban, beyaz ve kırmızı şeritler (yalama) asılmış, kendir sicimi 'i;izerine olmaktadır.
"Şeritlerin sayısı daima belirtidir, iki veya üç dokuz (Yani 18 veya 27) olur." Sicimin tam orta yerine beyaz tavşan derisi asılır, yoksa, buluna- mamışsa, ''bunun yerine dilim, dilim ayrılmış geniş bir şerit konulur."
Kurban, "kurban evinin doğu tarafına dikilen ·i.)p kayın ağacına veya iki kaymağacı arasına konulmuş sırık üzerine asılır." Anadolu'da da köyler ve kasaba}arda kurban ağaç üzerine asılmaktadır.
Manyak (Şaman cübbesi) ön tarafındaki parçalar, kırmızı şerit:
Şaman davulu :
"Manyak'ın ön kenarına kırmızı şedt" dikilmeli.tedir. (Kumaştan yap~anlar 2 den 3 e kadar, kayıştan 6-9 a kadar) Beyaz rengin de temiz
ruhların hoşuna gideceğin? inanılır . .;.
Şaman davulu yapımında en önemli olan "huş" (kayın) ve sedir
(möş ağaş) ağaçlarıdır. Bunlara dair gelenekler de vardır.
Huş ağacı. temiz, sağlam ve evierden uzakta bitmiş, hayvanlar
yaklaşmamış ve insan eli dokunmamış olmalıc;Iır. Sedir ağacı da böy~e olmalıdır.
Davul'un ardıçla ·tüısülenmesi:
Yeni yapılmış davul, önce ardı(; (arçın) dumanlarıyle tütsülenir.
Davulun esas kısmı olan ağaç ve demirin değiştirilmesi yasaktll'; derisi
değiştiıilebilir. Şaman'm ölümünden sollFa, davulu ormana götürüle- rek parçalanır ve parçalanmış davul bir ağaç daima asılır. Ölen şamanı
da "bu ağacın yanma" gömerler.
Anadolu'da da ağaç altına gömülme veya sedir, selvi dikme adeti
vardır.
Şaman. davulunda "S a p" ta yapılan mukaddes kayın ağaemın
(Bay Kaym) resmi bulunur. Davulun tokmağı sedir veya kayın ağa
cmdan yapılır: Davulun üzerinde, kazık, değnek resimleri, şeritler var-
dır.
Ağaç olma: Ünlü kişilerin "kahramanların" suret değiştirmeleri
(hayvan, ağaç vb. şekiliere girebilmeleri) canlarını bir hayvan, bilhassa
kuş sUretinde saklamalan, bütüıi. kavimlerin ınasallarıiıda, efsa~elerin-·
• Şeritle.r (kara hariç), türlü büyüklükte tilki ve kunduz derilerindendir.
136 HİKMET TANYU
de rastlanan yaygın örneklerdir. Keza ağaçla ilgili bir çok kerametler mevcuttur. Meyvesiz veya mevsimi olmadan bir ermiş isteğiyle meyve vermesi, ~eya şayet beddua almışsa ağacın hemen kuruyuvermesi gibi ..
ıYiezardan çıkan kayı,;, ağacı kabuğu:
Altay dağlarının 1900 metre yükseğindeki mezarlardan çıkan bir-
r .
çok eşyalar yanında, çakmak taşı, kav ve kayın ağacı. kabukları bulunan bir torba içinde agaçtan dört tane figür, muska, kuş resı;ni bulU:Umuştur.
C) Şamanla ağaç ilgi ve bağlantısı ~e söylentiler : .
Hans Fi.Üdeisen tarafından (Büyük ve kutsal şaman ağa~~ - Der grôsse und heilige Schamanenbaum) başhğı altında (Sf. 112-ı20) de bah- sedilmiştir. Bilhassa Ksenofontov (G.V. Schamenelııegenden I ve II de, 1922, 29, Anuhin, Uno Harva ve diğer birkaç bilgine daha dayanılarak
önemli açıklamalaı· yapılmıştır.
Şamanların çıkışı şöyle belirtilmektedir :
Göklerde -İyik-Mas denilen bir ağaç olduğu, onun ucunun gökyü- z~ün dokuzuncu tabakasına kadar uzadıgı ve çeVIes~ hiç kimse ta- rafından tayin edilemeyeceği, kökten eu yÜkan ucuna kadar yumru- lada kaplandığı, bu yumrulardan şamanlar ve şaman kadınlar zuhui·
ettiği, güçlü şamanların gövdeye en yakın. olan bir yerden çıktığı v.e en güçlü olanların tam köke yakın yumrudan çıktılcları hikaye edilmekte- dir. ~am ağacı ü~erinde de durulmaktadır. Diğer bir yerde özel bir ağaç
ta bütün dünya şamanlannın yetiştiği, bir şamanın kuvvet ve değeri
nekadar büyükse onun ruhunun ağacın da_h.a yüksek yerinde durduğu zi.krediliyor. "Muhtelif adlarla sunulan, şaman ruhunun (Orta Ka:tanga
Tunguzları) büyüdüğü, Turu ağacı (Karaçam) Katanga'nın aşağısında (T~guzkanın aşağısı)· Aıigora Tunguzlarııida, uzun karaçam dalların
dan yaptıklan, ufki dallara, beyaz bez taktıkları anlatılıyor. Turu ağacı şamim, seı·omoııisi esnasında büyüyerek, göke yükseliyor ve şamanla:ı:ın
ruhu bu ~ğaçtan Tanrı'·ya ulaşıyor. .
Yaratılan iki ağaç : Hastalığa karşı ağaç :
Keza Dünya ve insanın yaratılışı esnasında Tanrı'nın iki ağaç ya-
ı·attığı, erkek için Karaçam ve kadın için, .Çam zikrediliyo;r. Şamanın
ölümüyle ağacın (yapma da olabilir) bir kısmı tahrip edilip tılsım ola- rak dağıtılıyor, ağacın geri kalan kısmı şamanın mezarına yakin
diki-
liyor. Zaten inanca göre, şamanın ölümüyle. ağacı kurur.
. TÜRKLERDE AG.AÇLA İLGİLİ İNANÇLAR 137.
Salgın hastalıklar zamanında dik şaman çubuklan yahut onlara henzetilen tahtalar, hastalık ruhlanndan korunmak için Yeniseyilerin
yerleşme yerlerine giden geçit, yol, üstüne dikiliyor. {50 sm.-1.50 metre uzunluk arasında) Bazan bu Kızılağaç.dalı oluy?r· Yeniseyilerde
çadırdaki duman deliği önemli olup, seromoni ile yeni bir karaçamı ça-
dır-içerisine duman deliği olarak dikerler. Bazı. yerlerde Ak.kayın ağacı kullanılıyor. Bunlara dair birçok efsaneler anlatılmaktadır.
Ferdi şaman ağaçlarına, yayı]mış dünya ağacı düşüncesinin menşe olduğu ileri sürülmektedir. Şaman ağacını kesmenin çok tehlikeli oldu- ğuna inanılmaktadrr.
Anadolu'da da bazı yerlerde, büyük (ulu). ağacı kesrnekten çeki- nirler, genç yaşta ölüverileceğinden endişe ederler.
Kafkas)'a - Azerile~ :
Türkiyeye yalan çevreden de lasaca bahsetmek mümkündür:
Evliya Çelebi (C. VII." Sf. 740-742), Kuzey Kafkasya'daki bir seya- hati sırasında, muhtemelen (Nogaylarda ve Dağıstanlılarda) bir ağa
ca saygı adetini gözlemiş, ağaç çevresinde mum yakıldığını, ağaca demir
çakıldığını ve böylece ağacın bıralalan iz sahibini unutmayarak cehen- nem azahına karşı şefaat göstererek kurtaracağı inancını belirtmekten geri kalmamıştır. Cehrail vasıtasıyle gönderilen TUha ağacının dalından
bittiğini ve bu dalın ~ tarafından buraya dikildiğine inanıldığım, miitat mübalağalı üslUhuyle anlatniaktadır.
Burada İsla:mlıktan önceki gelenek, görenek ve inancın nasıl, İs
_lam..i zamanda da onunla uzlaştırılma çabasına girişildiğine işaret et- mek isteriz.
Karakoyunlu Alevt Türkler :
İran'da Azeriler arasında, Karakoyun'lu Alevi Türk'lerin (26 köy) kutsal bir ormandan ağaç kesmek yasaktır. (Prof. Gordlevskiy bilgi veriyor, Karakoyunlu, Azerbaycan Tetkik ve Tetehbu Cemiyeti Ah- han, Baku 1927, Sa. 4. Sf. 5-13) "İlkbahar gelince Karakoyunlulaı·
bu ormamn ağaçlarına çiçekler hağlarlar, kurhan keserler ve kurban kemiklerini bu ormana gömerler."
Yukarda belirttiğimiz örneklere Türkiye'de de rastlanmıştır.
Ağaı;: gövdesine ad yazmak, resim çizmek, (kalh vb.), sevgiişareti
yazmak, adet halinde kendisini göstermektedir. .
138 liİKMET TANYU
Türkiye'nin birçok ill~rinde ağaçla ilgili çok zengin örnekler tesbit
etmiş bul"\ffimaktayız. ı
Türklerde ağaçla ilgili inançlardt;ı ağaç adlan :
1- AğaÇ boncuğunu omuzda taşıma -nazarlık- (Koı:i.ya, Beyşe- hir vb.)
2- Ahlat (mevsimsiz meyve) 3- Ardıç (Ardış, Artış, Arça)
4- Boynuz ağacı ( ?) (Meyvesi çiçeği devamlı)
? -
Ceviz Ağacı .6- Çam (Fusu~), Delik Çam.
7- Çalı.
8- Çın.ar (Amasya, Balıkesir, Erdek-Oyu_k Çınar {delikli çmar) vb.
9- Dut Ağacı (Hacı Bektaş, Güdül vb.)
10- Elma Ağacı (Elmalı dal "'" Kayseri-Kızıl Ehna) . ll- Fındık Dalı (Tedavide)
12- Gül Ağacı (Kırmızı) (Çubuk: Gülhaha; Istanbul: Gül Dalı vb.) 13- İğde (hem dikmc-diken için uğursuz, hem de nazarlık için, tedavi için vb.)
14- İncir Ağacı (Gaziantep vb.) 15- Karaağaç (Ankara ~h.)
16- Kavak (Bir çok illerde)
.
17- Ka yınağacı (Huş)
18-:- Kızılcık Ağacı (Dedeağaç: Güdül)
19- Kuruağaç ·direği (Dikili iki kuruağaç-Beypazarı'ın köyü) 20- Meşe.
21- Öt (Öd) ağacı.
-~?- Servi (Bütün ·illerde)
23- Söğüt (Teda"-ide vb. (Söğüt Yaprakları: Isparta vb.)
24- Toplu ağaçlar-Kutsal koruluk (Umu.n:ıl) Tekin olmamak vb.
25- Yabani Gül Ağacı (Sarı çiçekli vb.) .
26- Yabani Şam Fıstığı (Nallıhan: Gebe Sakızlık, Sakızlık Ağacı)
27- Yalpuz (Yahuz) Ağacı (?!) (Muş)
28- Zeytin Ağacı (Bursa vb.)
ı Türklerde Ağaçla İlgili inançlar, kitabımızda ilgili kaynaklar ve örnekler, il il geniş şe·
kiide sunulmaktadır. Kitap ilerde yayınlanacaktır.
TÜRKLERDE AGAÇLA İLGİLİ İNANÇLAR 139
Ağaçlar a) Tek veya b) Topluca (Koruluk, orman) halinde kutsal-
laştmlınıştır. Ağaçların çeşitli oluşu dikkati çekicidir. Umumiyede bir hikaye, bil-olayla ilgüendirilmektedir. Türbe veyatırların yanında ağaç.
veya ağaçlaı:' bulunmakta, onlar da kutsallık kazanmaktadır.
Tek başına, bir insan ziyaret yeri, mezan bulunmadan kutsallık kazanmış ağaçlar vardır.
Türbe, yatır o yerden kaldırıldığı halde, orada kalan ağacm k~tsal
lığırun devam ederek ziyaret edildiği dolayısıyle niyet, adak bağlantısı·
görülmektedir.
Evliyalann, dedelerin, ağaç adı alışlan da dikkati çekicidir. Çubuk' ta Gülbaba, gibi.
Ağaçla ilgili davranışlar :
1- Niyet ve adak maksadıyle: a) İplik bağlama, b). Laalettayin bez, çahut bağlama, c) Üzerinden bir parça, iplik vb. kopararak bağla
ma, ç) Kırmızı bez, kurdele, kırmızı şerit bağlama.
2- Küçük kundak bezleri, salıncak, küçük bez beşik, asma, be-
bekler bağlama. · .
3- Ağaca çivi ve nal parçası çak.ma, (Ankara, Çubuk (Çam); Ga-
zian~ep, Kilis: dut ağacına)
4- Ağaç etrafında dönme (Bir veya yedi tur (Istanbul vb.) 5- Ağaci?: deliğinden, ağacın ~yuğun<lan geçme.
6- Ağacı kucaklama.
7- Ağaca sesieniş (Kısmetini, t.alihini açmak için-Çoruı:ıi)
8- Ağaç üzerine taş atarak niyet tutma, (Ta_ş ağacm üstünde ka-
lırsa)
9- Ağacı uğursuz tanıyıp dikmeme -diken için uğursuz-uğuzsuz
luğu bozmak için karşı d,ua, etki (İğde gibi).
10- Bazı ağaçlan tekin saymamak.
ll- Ağaçla tedavi (söğüt, iğde, ceviz, fındık dalı vb.)
. 12- Ağaç kabuklanndan muska, nazarlık yapmak, (Uykuluk, A-
ğaç boncuğu) ·
13- Hem ağaca .kırmızı bez bağlamak, hem de yakındaki pmardan su iç~e (Gaziantep)
14- Bez parçasına Fatiha sılresini okuyarak ağaca bağlama ·(G~i
antep-Kilis-Panca.rlı dede ve· İncir Ağacı)
140
BİKlllET TANYU15- Ağaç çevresinde yemek yemek.
16- Ağaç çevresinde kurhan kesmek.
17- Ağaç çevresinde dini mahiyette dua okumak.
18- Ağaç çevresinde Kur'an okumak.
19- Ağaca zincir koyma,.(Istanbul, Çınar)
30- Ağacın önüne niyet taşlarİ atmak, (Muğla vb.) 21- Ağaca ad kazıma.
22- Ağaca kalb işareti çizme, resim yapm~.
23- Gülağacı dibinde -kızın: başı üzerinde-: kilit açma (İzmir-Ber
gama) .
. 24- Ağaca para dolu ufak keseler asmak, (Manisa-Akhisar).
25- Ezan vakti, gül dalı altına, Martıfal {Hıdrellez ·g'iinü için yü- zük, düğme, küpe gibi Şeyleri su dolu küp içine atmak, küp üstünü, ·yap- -rak, çiçek, ipekle örtmek.).
26- Ağaca, Ağaç Ereni, diye ad takmak (Muğla, Köyceğiz vb.) (Ormanda Yaşayan 'rahtacılara vb. Ağaç eri demek.)
27- Ağacı tütsü olarak kullanmak (Temizlik içi.ıi, kötülükten ko- ruma meselesi)· (Ardıç, Öd ağacı, günnük vb.)
A_ğaçla ilgili olarak dilekler :
Başlıcaları şunlardır:
1- Hastalık için şifa ..
2- Çocuk dileği.
3- Yaşama, yaşatma dileği.
4- Evlenme dileği.
5- Kısmetini açma, bolluk, bereket, e:v vb. dilekler .. 6- Para, zenginlik dileği.
7- Suçluyu, borçluyu, .tayin, yalanı önleme, 8- Sevgi, aşk dileği, (Su ile de ilgili, ayazmalar vb) 9- Güzellik dileği.
Ziyaret zamanları, bazı yerlerde Hıdrellez, Cuma güiı.ü, sabah vak·
ti veya ilkbahar, yaz aylandır.
'TÜRKLERDE AGAÇLA İLGİLİ İNANÇLAR 141
SONUÇ
Ağaç inancının· tahlili :
Ağaçları, çalıları kutlu sayarak bez bağlama adetinin bütün Türk
toplumlaı-mca benimsendiği ve Altay dağından Akdeniz çevresine ka- dar yayıldığ~, bunun Türk dini tarihinde özel bir geleneğe benzediği umumiyede kabul edilmektedir.
Eski Türk inançlanna göre önceleri Türkler, bazı dağ, kaya, pınar,
göl ve ırmak gibi, bazı orman ve ağaçları· da kutsal tanımakta ve bun- lann "izi"leri (sahipleri) olduğuna inanmaktadır.ı Gök-Türk yazııla
mda bu iziler (Yer-su) ile belirtilmiş ve bunlar (ruhlar) Türk yu.rdunun koruyucusu olarak heniı:nsenmişti. 1
Şamanlara önem veren· Altaylılar da "yer-su" terimi korunmuş ve
şamanların' dualarmda: "Yer-su'yum bizi yarlıga" diye bu izilere (yani
salıipiere) hitap edilmektedir. Altaylı ve şamanianna bağlı kimselerce · bu iziler, kişioğlundan kurhan isteniektedirler. Kurhan sunmayanlara da zararları dokunmaktadır. Aslında bu ruhlar çok kanaatkar olup,
buiılan bir paçavra parçası, bir tutam at kılı, .-hatta kurhan niyetiyle
atılan bir taş-ile de tatmin etmek mümk~dür. Bunların en çok beğen
di.kle:ri kurban (armağa~), · Altaylılarm (yalama) dedikleri paçavra par-
çasıdır.
Türklerin büyük çoğunluğu müslüman olduktan sonra, bu eski inançlar, bu kalmtılar (ağaç, orman, su, pınar, ecdat, kaya, vb.) artık (izi) {sahipler) olarak değil, dini bir formülle, dini ilkelerle birleştirilerek
devam etmiş, türhelere, ağaçlara, çalılara, gene paçavra, bez bağlanmış·
ve kurhanlar sunultnuştw·. Her ne kadar İsHimiyetin gerçek bilgi ve an-
lamını bilen din görevlileri bu gibi inanç ve göreneklerle mücadele etmek- teyseler de henüz kesin bir başanya ulaşmaktan çok uzaktırlar.l
Bu ağaç kültünün, inancının kalıntılannuı, Türklerde İslamdan
çok. önceki eski dini kalıntılar olarak görülmesi mümkünd~. Haita Anadolu'da Moğol tesiriyle yenid~n canlandırılışı şeklinde de bir tahlil kabildir.
2 Prof. Abdülkadir İnan, Huriıfeler ve Menşeleri, Sf. 39. "İzi" teriminin Mahmud Kaşg~d
tarafından çevrilmiş şekline (Divan-ü Lugnt-~t Türk, CI. Sf. 81).
3 Hikmet Tanyu'nun Anko.ra ve Çevresinde Adak ve Adak Yerleri, ile (Türklerd,e Taşla İlgili lnançlar) kitaplarnin ve Abdülkadir İnan, Hurafeler ve Menşeleri (Sf. 39-41) ve .:.Makale- ler Ve İncelemeler, lcitaplıınnn vb .. bakııı:ız.
142
HİK.MET T.ANYt1Yaratılış destanlarında ağacın çok önceki mevkii bellidir.
"Hertarafı ruhlada dolu görüş, animistik ve tahiab canlı bir varlık
olarak kabul ediş, ani.matistik düşünceler, dinamik bir kainat anlayışı
na sahip oluş böylece helirmektedir. B"ununla heraber bu. tarz açıkla
malar da hakikat payı olmakla beraber, bu inancın asıl kaynak ve kö- . künün, asıl mekanizmanın ne olduğunu dinler tarihi bakımman apa-
çık ortaya koymuş olmamaktadır.4 Zira ağaç kültü veya kalıntısı he- men bütün topluluklara geçmiş ve devam eden diniere Hinduizm, Bud- dizm, Yahudilik ve Hıristiyanlık'a kol atmış yaygın bir etki sahası ve
manzarası gösteriyor.
Ağacı, 1- iziler (Ye~-su'lar), ruhlar, keramet, güç, kuvvet salıibi
tanıma, yardım edici bir araç kabul etme yaninda, 2-Onunla ilişki, bağ
lantı (irtihat) kurma, bunun için bez ve bu gibi şeyleri kullanma, 3-0' nu memnun e.tme (Kurban, ye_mek, ziyaret, vb. ile) ve türlü işlemlerle
ilgili bir olgu olarak görmek gerekiyor. Toplumlarm ortak insan psiko- lojisindeki yakınlık ve aynı, henzer etkiler, uzak bölgeler arasmda hile bir henz·erlik sonucll.nu göstermek--tedir. İnsanlar arasındaki ortak yapı
ve. din psikolojisi onu umuınlleştirmiştir. Kaldı ki aynı kaynaktan
çıkmış, aynı gelenekleri yaşamış insanlar arasmda bu benze~-lik elbette daha fazla olmayı gerektu":ın.iştir. 6 ·
• Hikmet Taııyu, Adak Ve .... , Sf. 324, 325.
' Religionen Geschichte Und Gegenward'ın ilgili maddeleri ve Die Religion~n und das Hei- lige, keza,ll.lircea Eliade, Elemente Religions Gesclı.ichte, Solzburg 1954, Sf. 247-299) ve G. Van Der Leeuw, Phiiııomenologie der Religion, Tübingen, 1956, Sf. 37, 445 ve Fridrich Heiler, Ersc-
heinungsfomıen und W esen der Religion, Stutgart, 1961, Sf. 67-72. Kurt Goldammer, Die For- menwelt des Religiören, Stuttgart 1960, Sf. 63, 71, 73, 193, 435.
Hikmet Taııyu, Türklerde Taşla İlgili İnaııçlar, Sf. 179, (D-Benzerlikler, Halk İnançlan, Dinle.r ve Mana: E-Büyü Meselesi (Sf. 184), (F- Türk Dini Tarihi ve Sonuç bölümlerinde (Sf.
188, 190-191, 196.)
0 Tarafımı.zdan, (Türklerde Ağaçin İlgili İnnnçlar), üzerinde 12. Altnistik Kongre-Stinz- burg- da (CongrEs International D'Etudes Altaiques) 25-30 Haziran 1970 te, bu maknlemizden biraz daha geniş olatak ve bazı örnekler verilerek bir bildiri sunulmuştur.