FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ
COĞRAFYA BÖLÜMÜ Sulak Alanlar ve Yönetimi Sulak Alanların Problemleri
(9. Hafta)
DR. Öğr. Üyesi TAMER ÖZLÜ
• Sulak alanlara ilişkin sorunlar, kurutma, su rejimine yapılan müdahaleler, su kalitesinin bozulması, habitat tahribi, yabancı türlerin atılması, yasa dışı su ürünleri ve kara avcılığı gibi çevresel sorunlar ile bu sorunların çözülememesinin arkasındaki politik, teknik, mali vb. yetersizliklerin yer aldığı yönetimsel sorunlar olmak üzere iki ana başlık altında değerlendirilmelidir.
Sulak Alanların Problemleri
1) Tarım Ya da Yerleşim Amaçlı Kurutmalar
• Ülkemizde 1950’li yıllar da sıtma hastalığını önleme şeklinde başlayan kurutma çalışmaları, daha sonraki yıllarda tarım toprağı kazanmak amacıyla devam etmiş ve bu yıllar arasında; dünyaca tanınmış Amik Gölü de dahil olmak üzere, Gavur, Emen, Ladik, Avlan, Suğla, Kestel, Efteni ve Simav Gölleri ile Aynaz ve Karasız bataklıkları kurutulmuştur
.Kaz Gölü
2) Sanayi, Tarım ve Yerleşim Alanlarından Kaynaklanan kirlenmelerdir
• Sanayileşme, hızlı ve çarpık kentleşme ile birlikte sulak alanlar; gerek sanayinin, gerekse yerleşim alanlarının kanalizasyon atıklarının deşarj edildiği atık depolama havuzları haline getirilmiştir.
• Ayrıca, tarımda kimyasal gübrelerin ve tarımsal mücadele ilaçlarının kullanımının yaygınlaşmasına, bu maddelerin tedbirsizce kullanımı da eklenince kirlilik sulak alanları tehdit eden en önemli sorun olarak gündeme gelmiştir.
• . Aşırı kirlenme nedeniyle, pek çok sulak alanda doğal denge bozulmuş, zaman zaman balık ölümleri görülmeye başlanmıştır.
• Neticede, başta balıkçılık olmak üzere tüm canlı yaşam büyük zarar görmüştür.
• Ülkemizde, avcılar yeterince eğitilmediği ve yeterli tedbirler alınmadığı için çoğu kez yanlış ve aşırı avlanma yapılmakta; bazen de fotoğrafta görüldüğü gibi eti dahi yenmeyen, hiçbir şekilde yararlanılması mümkün olmayan nesli tehlikede olan türler dahi vurulabilmektedir.
3
)
Sazlıkların Yakılması, Tahribi, kontrolsüz saz kesiminin yanı sıra, su kuşlarını tehdit eden en önemli sorunlardan biri de yanlış ve aşırı avlanmadır4) Su kalitesinin bozulması
• Sulak alan ekosistemleri bulundukları havzanın en çukur yerinde veya en alt noktasında oluşmuşlardır. Bu yüzden havzadaki tarım alanlarının drenaj suları, yerleşim alanları ve sanayi tesislerinin atık sularının hemen tamamı nihayetinde sulak alanlara ulaşmaktadır. Gerek yerleşim alanlarının, gerekse sanayi tesislerinin çok büyük bir kısmının henüz arıtma tesisleri bulunmadığı için kirliliğe neden olmaktadırlar.
• Bir sulak alanda ekolojik ilişkilerin sağlıklı sürmesi suyun niceliği ve niteliğine bağlıdır. Yenileme kapasitesinin üstündeki besin maddesi girişi sulak alanlarda otrofikasyona ve alandaki ekolojik ilişkilerin bozulmasına neden olmaktadır. Bu yüzden zaman zaman sulak alanlarda alg patlamaları yaşanmakta ve toplu balık ölümleri görülmektedir.
5 ) Su Rejimine Yapılan Müdahaleler
• Doğu Anadolu platosundaki birkaç sulak alanın dışında hemen hemen tüm sulak alanlarda su rejimine müdahaleler yapılmıştır.
• Bu müdahalelerin su rejimlerinin hassaslığına göre etkileri olmuştur.
• Örneğin, Orta Anadolu’daki sulak alanlar oldukça sığ ve su rejimleri yönünden çok hassastırlar. Bu nedenle Sultan Sazlığı, Seyfe Gölü, Ereğli Sazlıkları gibi pek çok sulak alan kurumuş, Eber, Akşehir, Kulu ve Tuz Gölü gibi pek çok sulak alan ise kuruma noktasına gelmiştir.
• Bu alanların hemen tamamında sulak alanları besleyen akarsuların barajlarda tutulması veya yönlerinin değiştirilmesinin yanı sıra, son 15 yılda yer altı suyunun aşırı kullanımı da etkili olmuştur.
Kuş Gölü 1980 Kuş Gölü 1985 Kuş Gölü 1987
6) Habitat Tahribi
• Geçmiş yıllarda olduğu kadar olmasa da hala, altyapı ve turizm yatırımları, sulak alanlardan ve bunları besleyen akarsu yataklarından kum ve çakıl alınması, kontrolsüz saz kesimi, saz yakılması, aşırı otlatma, vb.
nedenlerle habitat bozulmaları ve
kayıpları yaşanmaktadır.
7) Doğal Sulak Alanlara Yabancı Türlerinin Atılması
• Geçmişteki uygulamaların pek çoğu önemli problemlere neden olsa da, özellikle ticari değeri yüksek türler hala sulak alanlara atılmaktadır.
• Ülkemizde de değişik amaçlarla ama çoğunlukla ticari değeri daha yüksek türler sulak alanlara yaygın olarak atılmaktadır.
• Bu uygulama özellikle doğal sulak alanlarda besin zincirinin bozulmasına, hem biyolojik çeşitlilik yönünden hem de ekonomik yönden büyük zararlara neden olmaktadır.
• Örneğin 1959 yılında Eğirdir Gölü'me, daha sonra ise Beyşehir Gölü’ne atılan Tatlı Su Levreği (Sudak balığı) her iki gölde de 2-3 yıl içerisinde hızla çoğalmış ve etçil bir tür olduğu için alana özgü otçul türleri yiyerek bitirmiştir
• Daha sonraki yıllarda ise türün besleneceği balık kalmayınca yavrularını yemeye
başlamıştır.
8) Yasadışı ve Usulsüz Su Ürünleri Avcılığı
• 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu çerçevesinde ilgili yıla ait Su Ürünleri Sirkülerinde belirtilen usul ve esaslara aykırı yapılan avcılık usulsüz ve/veya kaçak avcılıktır.
• Su ürünleri istihsal yerleri ve vasıtaları, avlanma zaman ve yöntemleri, su ürünlerinin cinsleri, ağırlıkları ve büyüklükleri yönünden yasak, sınırlama ve yükümlülükler Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca belirlenerek, Sirküler şeklinde Resmi Gazete’de ilan edilmektedir.
• Usulsüz ve/veya kaçak avcılık besin zincirinin ve ekolojik dengenin bozulmasına, su ürünleri stoklarının azalmasına, hatta bazı türlerin nesillerinin tehlikeye düşmesine neden olmaktadır.
9 ) Usulsüz ve Kaçak Kara Avcılığı
• 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu uyarınca her yıl Çevre ve Orman Bakanlığı Müsteşarının başkanlığında Merkez Av Komisyonu (MAK) toplanmakta ve bir yıllık av dönemine ait avlanma usul ve esasları belirlenmektedir.
• MAK kararlarına aykırı yapılan her türlü avcılık yasa dışı avcılık olarak tanımlanmaktadır.
• Ne yazık ki denetim ve bilinç yetersizliği nedeniyle usulsüz ve yasa dışı avcılık hala yaygın olarak görülmektedir.
• Özellikle nesli tehlikede, nadir veya tehlikeye düşebilir türlerin varlıklarını sürdürebilmeleri açısından MAK kararlarının uygulanması ve takibinin titizlikle yapılması önem taşımaktadır
10) Yönetime İlişkin Sorunlar
• Hala karar vericiler ve planlamacılar da dahil olmak üzere, kamuoyu tarafından sulak
alanların öneminin yeterince anlaşılmaması. Su ve arazi kullanım planlarında sulak
alanların korunması ve akılcı kullanımı ilkelerinin dikkate alınmaması. İlgili kurum ve
kuruluşlar arasında etkin bir iletişim ve işbirliğinin sağlanamaması. Alanların yerinden
yönetimini sağlayacak, aynı zamanda alanın ekolojik karakterindeki değişimleri sürekli ve
düzenli olarak izleyecek ve gerekli tedbirleri zamanında alabilecek bir idari mekanizmaların
bulunmayışıdır.
Çözüm Önerileri
• Öncelikle sulak alan kaybını destekleyen politikalar değiştirilmeli, sulak alanların kurutulmasını öngören yasalar yürürlükten kaldırılmalı, hangi nedenle olursa olsun sulak alanların doldurulması ya da kurutulması yoluyla arazi kazanılması yasaklanmalıdır.
• Sulak alana ve sulak alanı besleyen tüm sulara veya sisteme bağlantılı kuru derelere hiçbir şekilde arıtılmamış evsel ve endüstriyel atık sular verilmemelidir. Bunun için sulak alanları doğrudan veya dolaylı olarak kirleten her türlü tesis ve kaynağın gerekli arıtma sistemleri kurmaları, atık su deşarjı için “ Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliği”ndeki atık su deşarj kriterleri sağlanmalıdır.
• Ayrıca, sulak alanla direkt ilişkili tarım alanlarında, kimyasal gübre ve zirai mücadele ilaçlarının kullanımı yasaklanmalı, sulak alanı etkileyebilecek bölgelerde ise gübre ve ilaç kullanımı kontrol altına alınmalı veya tarımsal hastalık ve zararlılara karşı çok daha etkili yöntemler olan biyolojik veya entegre savaşım modellerinin uygulanması sağlanmalıdır.
• Drenaj sularının direkt olarak sulak alanlara karışmasını önlemek amacıyla, mümkün olan yerlerde menderesler veya yapay göletler oluşturularak sazlandırılmalı ya da çayır, mera veya ağaçlandırma alanlarına verilerek drenaj sularının zararları en aza indirgenmelidir.
• Sulak alanların ve sulak alanlarla ilişkili alanların, doğal yapıları ve ekolojik karakterleri korunmalı, bu alanlardan kum, çakıl, torf çıkarılmasına, tabii malzeme ve maden ocaklarının açılmasına ve işletilmesine; bu alanlara çöp, moloz, hafriyat, dip tarama ve proses artığı çamurları gibi kirletici niteliği olan maddelerin dökülmesine, çöp imha alanları ile bertaraf tesislerinin kurulmasına izin verilmemelidir.
• Sulak alana bağımlı yaşayan canlılar ile alanın ekolojik karakterini ve fonksiyonel değerlerini olumsuz yönde etkileyecek ölçülerde su alınmamalı, alanı besleyen yüzey suları kısıtlanmamalı, yönleri değiştirilmemeli ve yer altı suları çekilmemelidir.
• Sulak alanlarda rasyonel kullanımı gerçekleştirebilmek ve etkili bir koruma sağlayabilmek için; her bir sulak alan için sosyal, ekonomik ve ekolojik bütünlük içerisinde tüm sektörleri entegre eden “Sulak Alan Yöntemi Planı” geliştirilmeli ve bu planların uygulanması sağlanmalıdır.