• Sonuç bulunamadı

SOMALİ ÇATIŞMASINDA KLAN KİMLİĞİNİN ÖNEMİ

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "SOMALİ ÇATIŞMASINDA KLAN KİMLİĞİNİN ÖNEMİ"

Copied!
152
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

SOSYOLOJİ ANABİLİM DALI

SOMALİ ÇATIŞMASINDA KLAN KİMLİĞİNİN ÖNEMİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

HANA HAMOUD ALI

ANKARA-2019

(2)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

SOSYOLOJİ ANABİLİM DALI

SOMALİ ÇATIŞMASINDA KLAN KİMLİĞİNİN ÖNEMİ

YÜKSEK LİSANS TEZİ

Hana HAMOUD ALI

Tez Danışmanı Prof. Dr. Feryal TURAN

(3)

EK-4

TÜRİYE CUMHURİYETİ ANKARA ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ

SOSYOLOJİ ANABİLİM DALI HANA HAMOUD ALİ

SOMALİ ÇATIŞMASINDA KLAN KİMLİĞİNİN ÖNEMİ

Yüksek Lisans Tezi

Tez Danışmanı : Prof. Dr. Feryal TURAN

Tez Jürisi Üyeleri

Adı ve Soyadı _

k .hc.,.&��---�-· � �

�rtf. .,. � .� .... ���··· �� ...

f rcı ...

�ç ...

k¼.�ı:-� ... '.Eckr.::\.

Ankara-2019

(4)

T.C.

ANKARA ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürlüğü’ne,

Prof. Dr. Feryal TURAN danışmanlığında hazırladığım “Somali Çatışmasında Klan Kimliğinin Önemi(Ankara, 2019)” adlı dönem projesindeki bütün bilgilerin akademik kurallara ve etik davranış ilkelerine uygun olarak toplanıp sunulduğunu, başka kaynaklardan aldığım bilgileri metinde ve kaynakçada eksiksiz olarak gösterdiğimi, çalışma sürecinde bilimsel araştırma ve etik kurallarına uygun olarak davrandığımı ve aksinin ortaya çıkması durumunda her türlü yasal sonucu kabul edeceğimi beyan ederim.

Tarih:

Adı-Soyadı veİmza

(5)

ÖNSÖZ

Bu çalışmanın gerçekleştirilmesinde bir buçuk yıl boyunca değerli bilgilerini bizlerle paylaşan, kullandığı her kelimenin hayatıma kattığı önemini asla unutmayacağım saygıdeğer danışman hocam; Prof. Dr. Feryal TURAN’a çalışmam boyunca benden bir an olsun yardımlarını esirgemeyen arkadaşlarım ve çalışma süresince tüm zorlukları benimle göğüsleyen ve hayatımın her evresinde bana destek olan değerli aileme sozsuz teşekkürlerimi sunarım

Hana HAMOUD ALI

(6)

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ ... i

KISALTMALAR LİSTESİ ... v

ŞEKİLLER LİSTESİ ... vi

TABLOLAR LİSTESİ ... vii

BİRİNCİ BÖLÜM 1.1. İçerik / Çalışmanın Arka Planı ... 2

1.2. Problem ... 6

1.3. Çalışmanın Amacı ... 8

1.4. Çalışmanın Önemi ... 8

1.5. Araştırmanın Metodolojisi ... 10

1.7. Veri Toplama Teknikleri ... 12

1.7.1.Araştırma Planı ... 13

1.7.2. Katılımcılar ... 13

1.7.3. Araştırma Araçları ... 14

1.7.4. Veri Toplama Prosedürü ... 14

1.7.5. Veri Analizi ... 15

1.6. Sınırlılıklar ... 16

1.8. Etik Değerlendirme ... 17

İKİNCİ BÖLÜM SOMALİ’DEÇATIŞMAVETEORİKYAKLAŞIMLAR 2.1. Güncel Çatışmalar ... 18

2.2.Realist Grup Çatışması Teorisi ... 21

2.3.Toplumsal Kimlik Teorisi ... 24

2.4. Kontrol EdilemeyenÇatışma Teorisi... 25

2.5.Somali’deki Durum ... 30

2.5.1. Sivil Kayıplar ve Mogadişu’nun Güvenliği ... 31

(7)

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

SOMALİ’DEKİ ÇATIŞMA HAKKINDA GENEL VE TARİHSEL PERSPEKTİFLER

3.1.Sömürge Öncesi Toplumsal ve İdari Yapı ... 35

3.2 Kolonial Dönemi ... 38

3.3. Bağımsızlık Sonrası Dönem ... 40

3.4. Demokrasi Dönemi (1960-1969) ... 41

3.5.Askeri Rejim (1969-1991) ... 45

3.6. Devletin Çöküşü (1991) ... 50

3.7. Somali Çatışmasında Askeri Diktatörler / Savaş Ağaları ... 52

3.8. Somali: Klan ve Devlet Siyaseti ... 56

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM SOMALİ TOPLUMU VE KLAN SİSTEMİ 4.1. Somali’deki Klan Bileşimi ... 58

4.2. Somali’de Akrabalık ... 62

4.3. Azınlık Klanları ... 63

4.4. Klan Koruması ... 65

4.4.1. Güncel Çatışmada Klan Koruması ... 65

4.4.2.Somali’de Soydaşlık ve Hısımlık ... 66

4.4.3. Kan Bağları ... 68

4.4.4. Heer Sözleşmeleri ve Geleneksel Çatışma Çözümü ... 69

4.5.Somali’deki Silahlanmış Klan Grupları ... 72

BEŞİNCİ BÖLÜM ÖNCEKİ BARIŞ ÇABALARI VE BAŞARISIZ OLMA NEDENLERİ 5.1.Somali Çatışmasında Barış Çabaları ... 75

5.1.1.Cibuti Barış Konferansı (1991) ... 75

5.1.2.Addis Ababa Barış Konferansı (1993) ... 78

5.1.3.Kahire Barış Konferansı (1997) ... 86

5.1.4.Arta Barış Konferansı (2000) ... 87

5.1.5.Mbagathi Barış Konferansı (2004) ... 89

(8)

ALTINCI BÖLÜM

SOMALİ’DE ÇATIŞMA BULGULAR

6.1. Modern Somali'de Klanlarin Yeri Ve Rolü ... 93

6.2. Somali Çatışmasının Klan İle İlgili Nedenleri ... 96

6.2.1.Somali’de Klan Kimliğinin Önemi ... 96

6.2.2. Klancılık Ve Siyasi Kurumlar ... 100

6.2.3. Klancılık Ve Güvenlik Güçleri (Realistic -group conflict theory) ... 102

6.2.4. Klancılık ve Ulusal Yanlış Tanıtma ... 104

6.2.5. Okuma Yazma Bilmeyenlerin Etkisi ... 106

6.2.6. Radikal İslamcılık ... 108

6.3. Somali Çatışmasının Diğer Anlatıları ... 109

6.3.1.Sömürge Mirası ... 109

6.3.2. Ekonomik Eşitsizlik ... 112

6.3.3 Otoriterlik ve Kötü Yönetim ... 113

6.3.4. Kıtlık ve Çevresel faktörler ... 114

6.3.5. Etiyopya Faktörü ... 115

6.3.6. Kenya Faktörü ... 116

6.4. Bugünkü Somali Ve Çatışmanın Dönüşümü ... 117

6.5. Klan sistemi ve Devlet birlikte kullanılabilir mi? ... 118

SONUÇ ... 120

KAYNAKÇA ... 124

ÖZET ... 138

ABSTRACT ... 139

(9)

KISALTMALARLİSTESİ

AMISOM :Somali’deki Afrika Birlik Heyeti SAMO :Somali Afrika Çoklu Organizasyonu SDA :Somali Demokratik Antlaşması SDM :Somali Demokratik Hareketi SDM/SNA :Somali Demokratik Hareketi SNDU :Somali Ulusal Demokratik Birliği SNF : Somali Ulusal Cephesi

SNU : Somali Ulusal Birliği SPM : Somali Milli Hareketi SPM/SNP : Somali Milli Hareketi

SSDF : Somali Demokratik Kurtuluş Cephesi SSNM : Güney Somali Ulusal Hareketi TFG : Geçici Federal Hükümet TNC : Geçici Ulusal Otorite UN : Birleşmiş Milletler

USC : Birleşmiş Somali Kurultayı USC/SNA : Birleşmiş Somali Kurultayı USF : Birleşmiş Somali Cephesi USP : Birleşmiş Somali Partisi

(10)

ŞEKİLLERLİSTESİ

Şekil 1. Somali Haritası ve Komşuları ... viii

Şekil 2. Somali Hakkında Bilgiler ... ix

Şekil 3. Tarımsal Pastoral Klanların Temsili (siyasette daha az etkili) ... 59

Şekil 4. Pastoral Klanların Temsili (en önemli siyasi aktörler) ... 60

Şekil 5. Somali’nin Klan Yapısı. ... 62

Şekil 6. Ülke Genelinde Klan Dağılımı ... 63

(11)

TABLOLARLİSTESİ

Tablo 1. Görüşülen Kişiler ... 14 Tablo 2. Silahlı Klanlar Tablosu ... 73

(12)

Şekil 1. Somali Haritası ve Komşuları Kaynak: NationMaster.com

(13)

Nüfus : 9.1 Milyon

Başkent : Mogadişu

Alan : 637,657 Kilometrekare

Bağımsızlık : 1 Temmuz 1960

Ana Dil : Somalice (Resmi),Arapça, İtalyanca, İngilizce

Ana Din : İslam

Etnik Gruplar : %85Somalili, %15 Bantu ve Somalili olmayan (Araplar dahil)

Ortalama Yaşam Süresi : 48 Yıl (Erkek),51 Yıl (Kadın) Reşit Olmayan Birey Ölüm

Oranı : 109.19 Ölüm / 1.000 Canlı Doğum (Dünyada en yüksek 6.sırada)

Okur-Yazarlık : %37,8(Toplam popülasyonda 15 yaş ve üzeri okur- yazar sayısı)

Para Birimi : 1 Somali Şilini = 100 sent

Ana İhracat : Besi Hayvanı, Muz, Hayvan Derisi, Balık

Ana İthalat : İşlenmiş Ürünler, Petrol Ürünleri, Gıda Maddeleri, KHAT

Gayri Safi Milli Hasıla : 600 Dolar (2009 Verileri) Şekil 2. Somali hakkında bilgiler

(14)

BİRİNCİBÖLÜM

GİRİŞ 1. BÖLÜM.

Somali Federal Cumhuriyeti, Afrika yarımadasında bulunan ülkelerden biridir.

Kuzeybatısında Cibuti, doğusunda Hint Okyanusu, batısında Etiyopya, kuzeyinde Aden Körfezi ve güney batısında Kenya ile komşudur. Somali’nin en önemli coğrafik özelliği, Afrika kıtası boyunca en önemli kıyı şeridine sahip olmasıdır. Somali; din, kültür, dil ve etnik özellikler bakımından Afrika’nın en homojen ülkesidir. 15 milyonun yaklaşık

%85’i etnik Somalililerdir ve ülkenin kuzey kısımlarında yaşamaktadırlar. Güney bölgelerinde ise büyük ölçüde nüfusun %15’ini oluşturan alt etnik gruplar hakimdir.

Somali’de Nüfusun önemli kısmını Müslümanlar (Sünniler) oluştururken, resmi dil Somalice ve Arapçadır.

Tarih boyunca Somali, çeşitli imparatorlukların ticaret yollarına hakim olması ile uluslararası ticaretin önemli bir merkezi olmuştur. Ancak, 19. Yüzyıl’da İtalyan ve İngiliz imparatorluklarının sömürgesi olan Somali imparatorluğuyla 1920’de yapılan ve kıyı şeridinde, ticaret yollarının bazı kısımlarının kontrolüne izin veren anlaşmalar ile bu durum değişmiştir. İtalya daha sonra 1941’de, sömürgesinin kontrolünü Birleşmiş Milletler vesayeti karşısında kaybetmiştir. 1969’da Yüksek Devrim Konseyi, Somali’nin bağımsızlığını ilan ederek İngilizlerden yönetimi devralmış ve yeni bir öz yönetim dönemi başlatmıştır. Ancak bu dönem, 1991’de Siad Barre hükümetinin devrilmesine ve aynı yıl devletin çökmesineyol açan bir dizi nedenden dolayı kısa sürmüştür. Yasal bir hükümet olmadığından, hükümetin çöküşü sırasında meydana gelen iktidar boşluğunun da etkisiyle birtakım silahlı gruplar oluşmuştur.2000’li yılların başına kadar, merkezi bir hükümeti yeniden kurma çabaları meyvelerini vermeye başladığında, anlaşmazlıkların çözümü için ülkede bir adalet sistemi bulunmadığından alternatif olarak kullanılan dini ve geleneksel yasalar bir kargaşaya neden olmuştur.

(15)

2000 yılında, muhalif partiler arasında imzalanan barış anlaşması ile Ulusal Geçici Hükümet (UGH) kurulmuştur. Daha sonra, bölgesel ve uluslararası aktörlerin desteğiyle ulusal parlamento, ordu ve kamu hizmeti komisyonu gibi birkaç idari kurumunu geri kazanmayı başaran ve terörist grupların eline geçen toprakların çoğunu yeniden ele geçiren otorite, Federal Geçici Hükümet haline gelmiştir.

Somali hala hükümet ve silahlı gruplar arasındaki veya silahlı grupların kendi aralarındaki çatışmaların yaşandığı bir ülke olmaya devam etmektedir. Somaliland ve Puntland gibi bölgelerin uluslararası tanınırlıkları düşük olmasına rağmen, Mogadişu’dan ayrılarak bağımsızlıklarını ilan etmeleri sonucu hangi toprakların Somali Federal Cumhuriyetini oluşturduğu konusunda hala bir anlaşmazlık bulunmaktadır.

Terörist saldırıları, adam kaçırma, korsanlık ve klan çatışmaları çok fazla görülmektedir. Somali’de görünürde bitmek bilmeyen şiddetin yıkıcı etkileri; politikaya yön verenlerin, akademisyenlerin ve uluslararası örgütlerin Somali’ye ilgisini çeken şey olmuştur. Bu tez, Somali’deki şiddetin temel nedenini, politik çözüm önerileri sunma umuduyla anlamayı amaçlamaktadır.

Bu bölümde, çalışmanın arka planı, problemi, çalışmanın amacı ve önemi, metodolojive sınırlılıkları açıklanacaktır.

1.1. İçerik / Çalışmanın Arka Planı

Afrika kıtasının son beş yılda çatışma çalışmalarına ve araştırmalarına konu olması yeni bir şey değildir. Birçok ülke 1950 ve 1960’larda bağımsızlıklarını kazanmaya başladığında, kıta, ülkelerin çoğunu daha önce hiç olmadığı kadar bölünmüş, politik ve ekonomik olarak daha istikrarsız bırakan iç ve dış çatışmaların çoğalmasını deneyimlemeye başlamıştır. Afrika devletleri arasındaki çatışmanın doğası, yıkım ve yaşanan acıların ölçüsü bakımından değişiklik gösterir. Aynı zamanda, askeri

(16)

konusu olduğunda, ülke içindeki çatışmaların boyutları ve nitelikleri, aralarında devlet organlarının da bulunduğu bazı aktörlerin doğasına göre de değişiklik göstermiştir.

Afrika’daki çatışmalarda, yalnızca savaşa dahil olan kişilerin olumsuz etkilendiğini söylemek mümkün değildir. Ancak bununla birlikte menfaatleri gereği Afrika ülkelerinin istikrarlı olmasından ziyade kriz ya da çatışma içinde olmasını isteyen, bu kargaşa durumundan yarar sağlayan aktörlerin sayısı da bir hayli fazladır. (Crocker, Hampson & Aall, 2005: 5). Somali iç savaşı, bu düşünceyi test etmek için iyi bir laboratuvardır.

Tarih boyunca uçsuz bucaksız sahil şeridi bulunan ve doğusundan Afrika’nın içine kadar ana giriş niteliği bulunan Somali,bustratejik konumu gereği uluslararası ticaretin önemli bir merkezi olmuştur. Ortaçağ süresince, Adal, Geledi, Ajuran ve Majeerteen Sultanlığı gibi çeşitli güçlü imparatorluklar toprakların geniş bir kısmını ve Afrika yarımadasının kıyı şeridini kontrol altına almıştır (Goodwiin, 2006:48). Bununla birlikte, Avrupa’daki iktisadi patlama, ticari ortaklıklar için duyulan arzu, kilit ticaret yollarının ve hammaddelerin kontrolünü tetikleyen Sanayi Devrimi, 1884 Berlin Konferansı’nın ardından Afrika’nın karışmasına ve bölünmesine yol açmıştır (Brantlinger, 1985: 166 -203). Somali’nin çekici olduğu zamanlarda, iki büyük gücün bölgeyi kimin kontrol edeceği konusunda anlaşamadığı ve çeşitli anlaşmaların imzalanmasından sonra, daha önce Hobyo ve Majeerteen Sultanlığı tarafından yönetilirken, bir yanda İngiliz sömürgesi kurulmuş, şuanki Somali’nin kuzey-batı kısmı olan topraklar da İtalyanlara verilmiştir (Salwe & Abdisalam, 1996: 34-35). 1941’de İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalya, Somali’deki etki alanını, kuzey-batı kısmını İngiliz koruması altında bırakırken, merkezi, kuzey-doğusu ve güneyi kontrolü altına alan Birleşmiş Milletler karşısında kaybetmiştir (Tripodi, 1996: 65 -71).

1960 yılında Somali, Afrika ülkeleri arasında bağımsızlığını ilan eden ilk ülke olmuştur. Ancak, bölgeyi İtalya ile İngilizler ve daha sonra Birleşmiş Milletler arasında

(17)

bölünmenşn etkisi, bir sonraki bölümde inceleyeceğimiz gibi birçok soruna yol açmıştır.

Somali’nin geçmişi konusunda genel bir açıklama yapmak gerekirse, İngilizler, İtalyanlar ve Birleşmiş Milletler kontrol ettikleri bölgelere farklı miraslar bırakmışlardır.

Örneğin, Birleşmiş Milletler kontrolündeki bölgelere, bağımsızlık verilmeden önce hükümetlerin nasıl yönetileceğine dair temel eğitimler verilmişti. Ancak, İngiltere kontrolü altındaki bölgeye benzer bir eğitim verilmemişti, bu yüzden ülke Somali olarak birleştirildiğinde, halkın liderlik üzerine farklı alışkanlıkları ve deneyimlerimevcuttu.

İlk başarılı askeri darbenin General Mohammed Siad Barre tarafından yönetildiği 1969 yılına kadar sivil rejimler tarafından yönetildi. Barre yönetimi boyunca, Etiyopya ile Ogaden savaşı (1977-78), Somali ordusu ile Somali Ulusal Hareketi karşılaşması (SNM) (1988) ve çeşitli klan kökenli bağımsızlık hareketi ve Somali hükümetinin karşılaşması (1989-1990) olarak üç ana çatışma meydana gelmiştir. Barre rejiminin iktidardan alınması ve iç savaştan sonraki olaylarla önemli bir ilgisi olması dolayısıyla bu konu daha derin analizler için tezin ilerleyen bölümlerinde tekrar gözden geçirilecektir. 1991’deki ikinci askeri darbe, sadece başkan Barre’yi devirmekle kalmayıp, merkezi hükümet ve Somali devletinin çöküşüne işaret etmektedir.

1991’den bu yana çatışma farklı şekillere dönüştü, çatişmaya farklı aktörler dâhil olmuştur ve yön değiştirmiştir, ancak savaş son bulmamaıştır (World Bank, 2005;

Lewis, 2008: 72). Bunun ışığında, savaşın patlak vermesine sebep olduğu anlamına gelen sürekli değişimlerin, bugün partileri çatışmaya iten aynı motivasyon olamayacağı, dolayısıyla bir açıklama veya belki de bu soruna ortak bir payda bulunması gerektiği anlamına gelebilir. Başlangıçtan itibaren, savaşan taraflar, hükümete karşı farklı klan oluşumu ve daha sonra aralarında konum ve kaynaklar için mücadelenin yoğunlaşması olarak ortaya çıkan militan gruplardı. Bu süreçte, silah satışı, güvenlik sağlama, meşruluklarının ve yardım malzemeleri içerendesteğinin ana kaynağı, klanın gücü ve

(18)

boyutu olan diktatörleri güçlendirdi, toprak ve hareket kontrolü üzerinden farklı gruplar savaştan fayda sağlamaya başladı. Yardım ürünlerinin yağmalanması ve korsanlık, yaşanan savaşı karakterize etmiştir ve kişinin gücünü yansıtmasında önemli bir kaynak olmuştur (Møller, 2009: 12). Somali savaşı, ekonomik ve maddiçıkarları yüksek olan klanların işbirliğinin sürdürülmesine engel teşkil etmektedir.

1990’ların ikinci yarısında, bugüne kadarki çatışmanın doğasının, farklı klanlarla alt klanlar arasındaki aralıklı saldırılardan, suç gruplarının saldırısına ve güvenli saldırılar başlatmasını sağlayan bir kanunsuzluk durumuna kaymıştır. Bununla birlikte, Somali’nin Güneyindeki merkezi bölgede artış gösteren İslami şeriat mahkemelerinin yargı sisteminin yerini almasına rağmen,bazı bölgeler (Somaliland ve puntland gibi) daha istikrarlı bir durum gösteriyordu(Møller, 2009: 13). Ancak, zamanla aynı İslamiYönetim ve liderler ülkenin iktidar mücadelesinde önemli bir aktör haline geldiler (Lewis, 2008: 85; ICG, 2008: 2). 2010 yılına gelindiğinde, Somali’nin büyük bir kısmı, Şeriat Yasası’nın uygulanmasında İslam Mahkemeleri, güç kullanmayı tercih eden Hizbul İslam ve el-Şabab gibi radikal militan grupların eline geçmiştir (Dersso, 2009: 6;

Floudiotis, 2010).

2000 yılında bölgesel ve uluslararası aktörlerin çabaları ile 1991’den beri eksik olan merkezi otoritenin, savaştan zarar görmüş devlete istikrar getirmesine yardımcı olması umuduyla Geçici Federal Hükümet (TFG) olarak adlandırılan bir Somali hükümeti kuruldu. Geçici Federal Hükümet’in yetkisi 2012 yılına kadar sürdü ve bu hükümet Federal Parlamento, İdari, Kamu Hizmetleri Servisi gibi diğer kurumları oluşturdu. Ancak federal hükümet, ülkenin güney bölümünü kontrol eden İslami Mahkemelerin iktidarımerkezi hükümete teslim etme konusunda isteksiz olmaları nedeniyle, otoritesini bütün ülkeye yayamadı. Aslında, Geçici Federal Hükümet’in, Birleşik Devletler, Etiyopya ve Afrika Birliği askerlerinin desteği ile Somali’nin Eş

(19)

Şebab gibi militan gruplarının olduğu şeriat yasaları ile kontrol edilen kısımlarını kontrol altına alma girişimi oldu.

2008 yılında, Birleşmiş Milletler’in eski Somali elçisi Ahmedou Ould-Abdallah tarafından gerçekleştirilen bir barış görüşmesinin ardından koalisyon hükümeti kuruldu.

Bu anlaşma, Somali’nin Kurtuluşu İttifakı üyelerini ılımlı İslami grup olarak kabul etti ve meclis üyeleri, Somali’nin Kurtuluşu İttifakı temsilcilerine yer açılması için parlamentonun 550 kişiye genişletilmesini kabul etti.Cumhurbaşkanıolarak Sheikh Sharif Sheikh Ahmed ve başbakan olarak eski cumhurbaşkanın oğlu Abdirashid Ali Sharmarke göreve atandı. 2009 yılında hükümet, şeriat yasasının yeniden tanımlanması ve bunun yanında resmî yargının kurulması yönündeki niyetlerini açık olarak göstermişlerdir.

Bu açıklamaya rağmen, Şeriat yasalarının desteği ile radikal militan grupların kontrolü altında olan Somali’nin Güney kısmında şiddet durmamıştır. Hatta hükümet daha önce kontrol ettiği Merkezi- Güney Somali’deki toprakların %80’inin farklı savaş diktatörlerine ve militan gruplara karşı kaybetmiştir (CIA Raporu, 2011). “Geçişin Sona Ermesi için Yol Haritası” nın bir parçası olarak geçici hükümet, kalıcı idari kurumlar ile birlikte olan bir Somali Federal Hükümetinin kurulması yolunu açtı. 2012 yılından bu yanacumhurbaşkanını seçmesi için parlamento yetkilendirildi ve iki defacumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı. Bugün Somali’de hükümet kurulması içinyürütülen etkileyici çabalara rağmen, ülkenin bir şiddet çemberine sıkışması nedeniyle çatışmanın bitmesi için verilen mücadeleler hala başarılı olamamıştır.

1.2. Problem

Gelişen dünyada çatışmayı tecrübe eden birçok ülke kendilerini, çatışmaların hızlı bir şekilde çözülmesine karşı dirençli olduklarını kanıtlayan, kendi kendine devam

(20)

Hampson & Aall, 2005: 4). Günümüzde çatışmaların durağan olmadığı, ancak farklı form ve aktörlere yönelmek için zamanla değişmeye devam ettiği de söylenebilir.

Çatışmanın yoğunluğunu ve doğasını etkilemekte belirli faktörler vardır, ancak genellikle bu faktörler çatışma süresince gizli kalır ve daha az görünürdür. Çatışmayı yönlendiren ve güçlendirenyeni dinamiklerin ortaya çıkmasıyla, genellikle ana nedenler yerine yeni dinamiklerin önemi vurgulanmaktadır. Somali, 30 yıldan fazla bir süredir kendisiyle savaşmaktadır. Yerli ve uluslararası aktörlerin artmasıyla birlikte, hassas bir hükümet, güçlü ideolojik farklılıklar ve çatışmaya karışan taraflar arasındaki rekabet ile barış beklentisi pek çok arabulucunun ve çabaların çok ötesinde görünmektedir. Bu çalışmanın temel sorusu, Somali’deki çatışmanın asıl nedeninin klan kimliği olup olmadığıdır.

Somali ‘deki çatışma üzerine gerçekleştirilen ve giderek artan literatür, çatışmalara ilişkin farklı nedenlere değinmektedir (Reno, 2000; Menkhaus, 2003:406;

Allen, 1999; Kaldor, 2006). Ülke, diktatörlerin kontrol ettiği farklı nüfuz alanlarına bölünürken; klan kimliğinin ve gücünün, bu diktatörlerin meşrulaştırılması ya da kendi topraklarını kontrol altına almalarına imkân vermesinde ne derecede sorumlu olduğu incelenecektir. Daha önce de belirtildiği gibi, Somali çatışmasını açıklamaya çalışan birçok çalışma bulunmaktadır ve bu çalışmaların güçlü ve zayıf yönleri daha ileride değerlendirilecektir.Daha genel olarak, bu çalışma, Afrika’daki birçok ülkeyi etkileyen çatışmanın boyutlarının ciddiyetini yansıtmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle çalışma, Afrika’daki çatışmanın kilit unsurlarını kavramsallaştırmayı ve bu bağlam içinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çatışmanın içeriğini net bir şekilde ortaya koymak için öncelikle Somali’ye ilişkin tarihsel değerlendirmede bulunulacak, ardından farklı akademik çalışmaların Somali’deki çatışmanın nedenleri olarak öne sürdüğü açıklamaların bir analizini sunulacaktır. Daha sonra çatışmanın kökü veya temel nedenleri olarak klancılık ve klan kimliği üzerinde durulacaktır. Son olarak, yıkıcı

(21)

sonuçlar ve uzun süren savaş dönemi nedeniyle, barışa nasıl ulaşılabileceği konusunda bazı önerilerde bulunmaya çalışılacaktır.Ancak bunu yapabilmek için daha önceki barış çabalarının neden başarısız olduğunun anlaşılması gerekmektedir.

1.3. Çalışmanın Amacı

Bu araştırma aşağıdaki verilen sorularayanıt arama çabasıdır.

Somali halkı ve diğer bölge ülkelerinde ölümler, insanların içeride ve dışarıda yer değiştirmesi, Eş Şebab gibi silahlı gruplara alan sağlaması, korsanların sivil halka terör estirmesi ve merkez Somali hükümetinin çöküşü gibi yıkıcı sonuçları ile birlikte son otuz yıldır devam eden Somali iç savaşının nedenleri nelerdir? Somali’deki çatışmadan klan kimliği sorumlu mudur? Çatışmadaki temel aktörler ve etkileri/belirleyicilikleri nelerdir?Somali örneğinde, klan kimliği, neden bu kadar önemlidirve çatışmada nasıl bir öneme sahiptir?

1.4. Çalışmanın Önemi

Bu çalışma, kuramsal yaklaşıma dayanan çatışmanın nedenleri ve itici güçlerinin daha dinamik bir incelemesini sistematik ve bağlamsal bir analiz çerçevesinde yaparak mevcut literatürekatkı sunmayıhedeflemektedir. Somali’deki çatışmanın sebebi olarak dış aktörlerin ve ekonomik itici güçlerin rolü hakkında, mevcut literatürdeki aşırı vurgu, bu çalışmanınfarklılığını ortaya koymaktadır. Ayrıca, Somali’deki çatışma, Somali üzerine mevcut birkaç kapsamlı çalışma dahil çok fazla bilim insanının dikkatini çekmemiştir. Yükseköğretim Tez Merkezi (YÖK Tez Merkezi) veri tabanında“Somali’deki Çatışma” hakkında yapılan hızlı bir araştırmada, on taneden daha az tez bulunduğu ve bunlardan hiçbirinin özel olarak bu konu ile ilgili olmadığı

(22)

antropolojik öğelerine odaklandığı görülmektedir.Buna ek olarak, hükümetin çöküşü, Barre’nin devrilmesi ve çatışmanın başlangıcı göz önüne alınarak yapılan birçok çalışmada Afrika Birliği’nin rolü ve Birleşmiş Milletler’in ülkedeki misyonu da çatışmanın ana nedenlerinden çok çatışmanın önemine vurgu yapmaktadır (örneğin, Hirsch, Oakley and Crocker, 1995; Lewis, 1994, 2002, 2008; Clarke & Herbst, 1996).

Bu anlamda, bu çalışma çatışma ile önemli bağlantısı olan, görünmeyen ve altta yatan nedenleri araştırmayı amaçlamaktadır.

Somali’deki çatışma zamanla değişmektedir ve günün şartları ile değişen öneminin açıklanmasındansa asıl nedeninin açıklanması gerekmektedir. Çatışmadaki bu sürekli değişim, ana aktörlerin değişen ilgisinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış olsa da, bu aktörlerin çatışmadaki işbirliği çoğu zaman klan temellidir. Somali’nin medya ve akademik çalışmalar tarafından “başarısız bir devlet” olarak markalaşması Somali’nin çalışılmasında geniş kapsamlı sonuçlar doğurmuştur. Bu, çatışmanın ana nedenlerine daha az vurguda bulunarak, onun yerine şiddetinönemine ve çatışmanın sonuçlarına odaklanılmasınaneden olmuştur. Menkhaus’un (2003: 407) “çökmüş veya başarısız bir devlet politik krizi tanımlamak için etiketlerini atmak durumundadır” görüşü, bilim insanları ve medyanın, benzer unvana sahip bir ülkeyi incelerken sahip olabileceği önyargıyı en iyi şekilde açıklayabilir. Bu araştırmada, çökmüş veya başarısız devletler gibi terimlerin kullanılmasının, çatışma sonucu oluşan gerçek sorunların anlaşılmasında yardımcı olmayacağı gözlemlenmiştir.

Somali’nin başarısız bir devlet olarak ele alınması sonucu doğan önyargısını sorgulamamız, çoğu dış aktörler tarafından başlatılan çeşitli barış çabalarının neden hiç verimli olmadığını anlamamıza yardımcı olabilir. Bu, barış sürecine dâhil olan tarafların, çatışmanın gerçek nedenine çözümler önermek için önemli bir çaba sarf etmediklerini de göstermektedir. Bu nedenle, çalışma, çatışmanın altta yatan

(23)

nedenlerinin analizinin yapılmasıyla ilgili olacak ve bu süreçte, barışa ulaşılabilmesine katkı sağalayabilmek için çeşitli önerilerde bulunacaktır.

1.5. Araştırmanın Metodolojisi

Bir araştırmanınmetodolojisi, yazarının bulgularını topladığı, analiz ettiği, yorumladığı ve sunduğu süreci ifade etmektedir. Bu çalışma,gözlem ve görüşme formu ile gerçekleştirilmiş görüşmelerin yer aldığı nitel bir araştırmaya dayandırılmaktadır.

Uygulanan görüşmelerin yapılmasında amaç, ikincil kaynaklardan gelen daha güncel ve pratik verileri konu hakkında önemli bilgiye sahip bireylerin bilgileri ile desteklemektir.

Çalışma kapsamında, 5 akademisyen, 5 sivil toplum kuruluşu temsilcisi, medya sektöründen 5 kişi, 5 hükümet yetkilisi ve 5 klan lideri olmak üzeretoplam 25 kişiilederinlemesine görüşme yapılmıştır. Yukarıda belirtilen amaçlara uygun olarak birbirinden farklı sınıf, statü ve konumlardaki katılımcıların seçilmesinin araştırmacıya daha doğru bir analiz fırsatı sağlayacağı düşünülmüştür. Bu yaklaşımın, tüm araştırma boyunca yapı, desen ve düzen hakkında net bir anlayış sağlamaya yardımcı olacağını düşünüyoruz.

Nitel yönteminbir başka avantajı da araştırmacılara çok sayıda değişken, uygulama, araştırmacıların ya da katılımcıların kendi tanımlamaları yerine araştırmacının kendi tarafsız (unbiased) düşüncelerini sunma özgürlüğü sunmasıdır. Bu husus özellikle çatışma ve kimlik gibi hassas konularda saf bir veri oluşturmak açısından kritiktir. Ayrıca, nitel yöntem, araştırmacılara, veri toplama teknikleri, veri toplama araçları ve ayrıca şartlar gerektiriyorsa kavramları yeniden tanımlamaimkanı sağlar.

Çatışma üzerine yapılan araştırmalar, direk olarak olayı deneyimleyenler, raporlar veya katılımcılar tarafından sağlanan gerçek olayların doğru bir şekilde

(24)

çerçevelerinden nasıl baktığı, bu durumun onları nasıl etkilediklerini incelemeleri için bir fırsat sunar (Mugenda, 2003).

Nitel araştırmanın asıl amaçları, insanların sosyal davranışlarını anlamak ve bu davranışların verilerindeki sayılara değil kelimeleri yönetmeye odaklanmış metodolojik bir yaklaşımdır. Sosyal bilimlerde nitel araştırmalar, araştırmacılara hedef gruplar veya anketler yoluyla bilgi toplamak için açık bir kapı sunduğundan, az bilginin bilindiği alanlarda büyük katkılar sağlar. Örneğin, araştırmacı bir çatışma senaryosunda barışa yönelik engelleri araştırırken, anketler ve hedef grubu, bir gözlem yürütmedeki zorluklara rağmen sorunları derinlemesine kavratabilir (Patton, 2002). Aynı şekilde, bir grubun ve bireyin davranış ve tecrübelerini anlamak için nitel yöntem önemlibir deneyim sağlar.

Nitel araştırma yöntemi, ‘ne kadar’, ‘kaç tane’ sorularından çok, durumun ‘ne’,

‘neden’ ya da ‘nasıl’larını inceler. Bu yüzden, eğer araştırmacı bireylerin ya da tüm toplumun belirli konuları nasıl algıladıklarını incelemeyi hedefliyorsa, nitel araştırma yaklaşımı yeterli olacaktır. Bu insanların farklı konuları nasıl algıladıklarının ötesine gidip ayrıca neden bu şekilde algıladıklarına bakacaktır. Araştırmacı, katılımcıların kendi düşüncelerini sunmasına izin vererek onların duygu ve motivasyonlarını öğrenebilir. Aranılan bu detaylıgeribildirim grup tartışmaları ve yüz yüze anketlerden elde edilmiştir. Nitel metot ayrıca, araştırmacının çalışmaya yeni bir öneri getirmek istediğinde de faydalıdır. Ek olarak, bir veri toplama aracı olarak gözlemin kullanılması, nitel yöntemin kullanılmasının çeşitli yararlarına katkıda bulunur. Bu, insanların kendi yaşam alanlarında davranışlarının kaydedilmesi içerir. Gözlem, bazı durumlarda katılımcıların paylaşmak istemediği veya erişilemeyecek hassas bilgilerin toplanması gerektiği zaman da oldukça önemli bir araçtır.

(25)

1.7. Veri Toplama Teknikleri

Birincil veri: Bu araştırmada kullanılan birincil veriler “Anahtar Kişilerle Görüşme” ile toplanmıştır. Somali’deki hassas güvenlik durumu ve araştırmayı yapmak için ayrılan zamanın sınırlı olmasınedeniyle, görüşmeler; posta, telefon görüşmeleri ve yüz yüze görüşmeleryoluyla gerçekleştirilmiştir.Araştırma yirmi beş katılımcıyla gerçekleştirilmiş olup akademisyen katılımcılar Mogadişu Üniversitesi, Afrika Üniversitesi (AU) ve Gedo Üniversitesi’ndendir. Sivil toplum kuruluşlarından olan katılımcılarSomali’deki yerel ve uluslararası organizasyonlardan seçilmiştirve Diyanet İşleri Bakanlığı, İç İşleri Bakanlığı, Tarım Bakanlığı ve Dış İşleri Bakanlığı’ndan olan devlet memurları özellikle devam eden çatışma ile ilgilenen yerel medya temsilcileri ile de görüşmeler yapılmıştır. Klan liderleri hem yüksek dereceli hem de düşük dereceli temsilcilerden oluşmuştur.

İkincil Veri: İkincil veriler, web sitesi bilgileri, çalıştay raporları, çevrimiçi makaleler, Afrika Birliği ve Birleşmiş Milletler raporları, ders kitapları ve haber güncellemelerini içeren ancak bunlarla sınırlı olmayan çeşitli kaynaklardan toplanmıştır.

Bu kaynaklar, birincil verilerle birlikte önceki çalışmaların bağlam analizi, literatür taraması ve eleştirisini sağlamaya yardımcı olmuştur. İkincil veri klan yapısını anlamaya olduğu kadar Awdal, Bakool, Banaadir, Bari, Bay, Galguduud, Gedo, Hiiran, Jubbada Dhexe (Orta Jubba, Jubbada Hoose (Aşagı Jubba), Mudug, Nugaal, Sanaag, Shabeellaha Dhexe (Orta Shabeelle), Shabellaha Hoose (Aşağı Shabeela), Sool, Togdheer, ve Woqooyi Galbeed gibi idari birimleri anlamaya da katkıda bulunmuştur (Merkez Haberalma Teşkilatı, 2015).

(26)

1.7.1.Araştırma Planı

Araştırma planı, veri toplanması ve analizi dahil olmak üzere tüm aşamaları içermektedir. Nitel yöntem deverinin yorumlanması sayısal olmayan ve tanımlayıcı bir şekilde yapılır. Bu yöntem, insanların nasıl yaşadıkları, birbirleriyle etkileşimleri, çalışmaları ya da belirli şeylere reaksiyonları gibi toplumsal yönleriyle ilgilendiğimizde uygulanabilir en iyi yöntemdir. Araştırmacılar çoğunlukla araştırma amaçlarına ulaşmak için bilgiyi toplama, özetleme, yorumlama ve sunmalarına sağlamak amacıyla açıklayıcı ve ön çalışmalarda betimleyici tasarıma başvururlar. (Yadav and Jain, 2007).

Betimleyici yaklaşım, farklı formdaki değişkenleri aynı an içindedeğerlendirirdiğinden, Somali çatışmasından klan kimliğinin nasıl sorumlu olduğunun incelenmesine imkan sunması avantajından dolayı tercih edilmiştir. Örneğin, politikanın klanizmden nasıl etkilendiği, klanizmin kaynakların dağılımını nasıl etkilediği, klan temelli militan grupların nasıl organize olduğu, savaş diktatörlerinin başkalarını silah altına almak ve hedef göstermek için klan kimliğini nasıl kullandığı sorunlarını analiz etmekte olduğu gibi.

1.7.2. Katılımcılar

Somali çatışması arkaplanındaki etkileri nedeniyle toplam olarak 25 kişi katılımcı olarak seçilmiştir. Katılımcıların Somali’nin sosyo-politik ve kültürel alanı hakkında derin bilgiye sahip olmaları seçilmelerinde en önemli etkenlerden biridir.

Katılımcılar Somali’nin siyasi tarihinin, kaynaklarının, klan yapısı ve Somali’deki klanizme, çatışmanın nedenlerine, etkisine, barış çabalarına ve diğer nedenlerden sorumlu aktörler hakkında önemli bilgilere katkıda bulunmuşlardır. 25 katılımcının beşi akademisyen, beşi medya mensubu, beşi devlet memuru, beşiklan lideri ve

(27)

büyük boyutta örneklem kullanmaya kalkışıldığında oluşabilecek güvenlik sıkıntıları nedeniyle araştırmanınkonuyu iyi bilen katılımcılarla gerçekleşmesine odaklanarak oluşturulmuştur. Görüşmeler, 14 Mayıs 2018 ve 30 Temmuz 2018 tarihleri arasında gerçekleştirilmiştir.

Tablo 1.Görüşülen Kişiler

Katılımcılar Görüşülen kişi saysısı Bulguda kullanılan kod isim

Akademisyenler 5 A1, A2, A3, A4, A5

Devlet memurları 5 B1, B2, B3, B4, B5

STK üyeleri 5 C1, C2, C3, C4, C5

Medya mensupları 5 D1, D2, D3, D4, D5

Klan liderleri 5 E1, E2, E3, E4, E5

1.7.3. Araştırma Araçları

Klan kimliğinin Somali çatışmasındaki rolü ile ilgili veri toplamak amacı ile yarı yapılandırılmış soru formu kullanılmıştır. Cevap verilmesi istenen sorulardan bazıları, katılımcıların şiddetin nedenleri ile ilgili algılarını, çatışmanın son durumunu, bu uzun çatışmanın çözülmesi için yeterli çabanın harcanıp harcanmadığı gibi klan kimliğinin çatışma ile ilgisini nasıl değerlendirdiklerini içermektedir. Görüşmeler, geniş kapsamlı bir cevap ve katılımcılara kendi fikirlerini söylemede özgürlük tanınması amacıyla, çoğunlukla açık uçlu soruları içermektedir.

Tüm katılımcılar bu araştırmada gönüllü olarak yer almayı kabul etmiştir.

1.7.4. Veri Toplama Prosedürü

Birincil veriler için, prosedür katılımcılardan ankete gönüllü olarak katılmaya hazır oldukları konusunda izin almakla başlamıştır. Daha sonra veri toplama için görüşmeler, yüzyüze, e-postalar ve telefon konuşmaları şeklinde yapılmıştır. Süreç boyunca ucu açık sorular ile karakterize olan yarı yapılandırılmış soru formu

(28)

kullanılmıştır. Katılımcıların anonimlik ve gizlilik talep etmeleri nedeniyle, gerçek isimleri yerine kodları kullanılmıştır. İkincil veriler akademik dergiler, devlete ait raporlar, gazete makaleleri, hükümet ya da sivil toplum kuruluşlarına ait yayınlar ya da detaylı bir şekilde güncel bilgiler içeren çevrimiçi kaynaklar ile toplanmıştır.

1.7.5. Veri Analizi

Nitel veri analizi, araştırma katılımcılarının durumlara, ilgili kalıplara, temalara, kategorilere ve düzenli benzerliklere ilişkin yaptıkları görüşmelerden bir anlam ifade etme süreci olarak tanımlanabilir (Cohen ve diğerleri, 2007: 461). Marshall ve Rossman (1999: 150), nitel veri analizinin veri kategorileri arasındaki ilişkilerle ilgili bir araştırma olduğunu belirtmektedir. Nicel yöntemlerin aksine, sebep ve etkiyi inceleyen Muijs (2011: 9), belirli olaylar ve koşullar açısından nitelyöntemlerin daha uygun olduğunu belirtmektedir. Creswell (2013: 44), nitel yöntemlerin yazarın asıl niyetini ifade ettiğini ve veri analizinin hem endüktif hem de tümdengelimli olduğunu ve kalıp veya temalar oluşturduğunu belirtir. Patton (2002: 432), nitel analizin verileri bulgulara dönüştürdüğünü söylemektedir. Bu, ham bilginin hacmini azaltmayı, önemsiz şeylerden önemliyi seçmeyi, önemli kalıpları tanımlamayı ve verilerin ortaya çıkardığı şeyin özünü iletmek için bir çerçeve oluşturmayı içerir. Henning ve diğ. (2004: 127) veri analizini, görüşmelerin kopyalanan verilerinin araştırıldığı, sürekli, gelişen ve tekrar eden bir süreç olarak özetlemektedir. Leedy ve Ormrod (2010: 135) ayrıca nitel araştırmacıların verilerinden yorumlayıcı bir anlatı oluşturduğunu ve çalışılan olgunun karmaşıklığını yakalamaya çalıştıklarını belirtmektedir. Nitel araştırmacılar bu nedenle daha kişisel, edebi bir tarz kullanır ve genellikle katılımcının kendi dilini içerir.

Verilerin analizi, birincil ve ikincil kaynaklardan toplanan bilgilerin anlamlandırılması ve yapılandırılması sürecine işaret eder. Araştırmanın bulguları,

(29)

biçimde sunulmaktadır. Araştırma klan kimliğinin çatışmayı nasıl etkilediği ve dahası barışın oluşmasına karşı nasıl bir engel olduğunu incelemektedir. Araştırmayı güvenilir verilerle yürütmek için, hem ikincil hem de birincil veriler toplanmış ve birbirlerini doğrulamak için kullanılmıştır. Böylece mevcut literatür derlemeleri kapsamlı bir şekilde gözden geçirerek, çatışmadaki klan kimliğini analiz etmenin, teori ve kavramlar geliştirmenin mümkün olacağı düşünülmüştür. (Zikmud & Babin, 2007).

1.6. Sınırlılıklar

Çalışma tek bir ülkede, Somali’de, çatışmanın nedenini inceleme ile sınırlıdır.

Bu konuyu seçmemizin nedeni, çatışmanın altında yatan nedenlerin ortaya koyma, uzayan ve insanlar üzerinde yıkıcılık derecesinde etkili olan çatışmaya ve Somali iç savaşına çözüm önerme amacımızla ilişkilidir. Afrika’nın komşu devletleri arasında çatışmalar olsa da, Somali çatışması diğerlerinden daha istikrarlı ve uzun sürmüşolması nedeniyle örnek olay incelemesi olarak alınarak, diğer Afrika ülkeleri arasındaki savaşın nedenleri hakkında önemli dersler çıkarılabilir.

Çalışma, Somali’nin merkezi ve güney coğrafi bölgeleri ile sınırlandırılandırılmıştır, çünkü kuzeydeki durum, bağımsızlığının ilanından farklıdır.

Somali Özerk Bölgesi nispeten istikrarlı ve işlevsel bir hükümet ve kurumlara sahiptir, ancak bölge henüz bağımsız bir devlet olarak uluslararası kabul görmemektedir (Dünya Bankası, 2005: 11). Puntland’ın kıyı bölgesi de yarı-özerk işlevsel bir hükümüte sahip olduğundan bu çalışmaya dahil edilmemiştir. Somali Özerk Bölgesi gibi, bu bölge, ülkenin geri kalanına göre barışçılbir yaşam sürmektedir ve ekonomik istikrara sahiptir (Hagmann ve Hoehne, 2009: 50). Bu bölgelerin çatışmada önemli aktörler olarak kaldıkları ve varlıklarının inkar edilemeyeceği söylenmektedir.. Bu çalışma, ayrıca, Somali’de hala devam etmekte olan çatışma nedeniyle çatışmayı direk olarak tecrübe

(30)

nedeniyle istatistiksel ve birincil verileri toplamanın zorluğu gibi birtakım metodolojik kısıtlamalarla karşı karşıya kalmıştır.

1.8. Etik Değerlendirme

Tüm toplumlarda, insanlar arasındaki uyumun sağlanmasında normlar ve etik önemli rol oynar. Bu nedenle, araştırma sırasında normların ve etiğin zarar görmemesi, araştırmacının sorumluluklarının önemli bir kısmıdır (Ferrel & Fraedrich, 2008). Etik değerlendirme: gizlilik (araştırmacının katılımcılarının kimliklerini gizlemek için gerçek isimleri yerine kodları kullanması) ve ikinci olarak, araştırmacının görüşmeleriyapmadan önce katılımcılardan izin alması ve tüm katılmcıların araştırmaya gönüllü olarak katılacaklarını kabul etmesi hususlarını içerir. Görüşmeyapılmasını reddeden kişiler araştırma dışında bırakılmıştır.

(31)

İKİNCİBÖLÜM

SOMALİ’DEÇATIŞMAVETEORİKYAKLAŞIMLAR

Bu bölümde, Somali’deki çatışmanın açıklayabilmek için çağdaş çatışma yaklaşımlarından yararlanılmıştır. İki teori ve tartışmaya daha iyi bir bakış açısı getirmektedirİlk teori, kıt kaynaklardan oluşan bir ortamda bir grup insanın (benzer kimliği paylaşan) ihtiyaçlarının karşılanması için bir rekabet sonucu çatışmaya gireceğini varsayan gerçekçi-grup teorisidir. İkinci teori, daha psikolojik olan ve heterojenlik veya homojenliğin derecesinin çatışmaya nasıl yol açabileceğini açıklamaya çalışan sosyal kimlik teorisidir. Somali çatışması vakasına uygulandığında bu iki teori, kimliğin hem fiziksel hem de psikolojik etkilerini ve çatışmalara nasıl yol açtığını anlamak açısından birbirlerini tamamlamaktadır. Ayrıca, bu ikiçatışma teorisi, çatışmanın neden çözülmesinin çok uzun sürdüğünü tartışmak için de faydalı teorilerdir.

2.1. Güncel Çatışmalar

İki büyük Dünya Savaşı ve onları takip eden Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana, çatışma kavramının büyükdeğişimlere uğradığını gözlemleyebiliriz. Genel olarak devletlerarası çatışmadan iç çatışmaya doğru bir değişim gerçekleşmektedir.

Askeri tarihçi Martin Van Creveld, Savaşın Dönüşümü (1991) adlı eserinde savaşın değişen doğasına dair kapsamlı bir analiz sunan ilk araştırmacılar arasındadır (Pettersson, 2011:6). Devletlerarası ihtilaftaki büyük düşüşe rağmen, örgütlü şiddetin (ortaya çıkışının) istikrarlı bir şekilde arttığını belirtmiştir. Münkler (2005) ve Kaldor (2006), önceki devletlerarası çatışmaları “yeni savaşlar” olarak adlandırdıkları kavramdan ayırt eden bir dizi özgün özellik sunmuştur. Ek olarak, bu yeni çatışma

(32)

belirtmişlerdir. Günümüz savaşlarına atfedilen ilk özellik, (belki de) sivilleri hedef alarak daha fazla acı vermeye yönelik kasıtlı girişimler nedeniyle sivil kayıpların çok daha yüksek olması olarak tanımlanabilir. İkincisi, nadiren sabit bir savaş alanında veya zaman diliminde gerçekleştikleri için yaygın ve mutlak bir niteliğe sahip olmalarıdır.

Suç ve savaş arasındaki çizgi, çağdaş savaşlarda neredeyse görünmez hale gelmiştir (Kaldor, 2006: ix). Terör taktikleri ve gerilla savaşı giderek daha fazla kullanılmaya başlanmıştır (Münkler, 2005: 3 akt. Pettersons, 2011: 7).

Somali çatışması yeni savaşlar bağlamına iki şekilde uymaktadır. Birincisi, çoğunlukla devletlerarası savaşların girdiği eğilimi takip etmektedir. İlginç bir şekilde, iç savaşın başlamasından önce, Somali, Etiyopya ve Kenya ile üç kez yapılan devletlerarası çatışmalara karışan ülkelerden biriydi. Devletlerarasından devlet içindeki iç savaşa geçiş bu yeni savaşlar bağlamında önemli bir özellik olarak görülebilir.

İkincisi, savaştaki sivillerin kaybıdır. Devletlerarası savaşlar belirli bazıyerlerdeordular arasında gerçekleşen klasik savaşlardırve bu savaşlarda çok az sivil kayıp olmuştur.

Ancak Somali'deki çatışmaya baktığımızda, çok sayıda sivil kayba yol açan ve birçok farklı yerde gerçekleşen savaşlardan bahsediyoruz demektir. Bu özellik de Somali’deki savaşı yeni savaşlar bağlamında değerlendirmemize neden olmaktadır.

Dünya genelinde çatışmaya ilişkin literatür giderekartmıştır ve “açgözlülük karşısında kindarlık” teorisi, çatışmayı açıklayan tartışmalarda en çok kullanılan teori arasındadır. Collier (akt., Porto, 2002:8), ilk olarak bu teoriyi, çoğu çatışmanın ekonomik nedenlerden/kindarlıktan kaynaklandığını ileri sürerek tanıtmıştır. Sosyal psikoloji teorisi öncelikli olmak üzere, sosyologlar çoğu çatışmanın kimlik kaynaklı olduğunu ve gruplar arası çatışmayı etkilediğini belirtmişlerdir(Cuhadar & Dayton, 2011).

Immanuel Wallerstein (1973), Afrika ihtilafını sınıfa dayalı analiz etmede önemli bir yaklaşım getirmiştir. Afrika'daki çatışmaların, akademisyenler ve siyasette

(33)

baskın bir kavram haline gelen sınıf mercekleriyle anlaşılabileceğini savunmaktadır (Wallerstein, 1973: 376).Wallerstein'ın çalışmalarının bir yönü, Soğuk Savaş sırasında Kuzey-Güney çatışmasının derinleşmesini öngörmektir. Wallerstein, “Üçüncü Dünya”

kavramını tamamen reddeder ve karmaşık bir ticaret ilişkileri ağı ile birbirine bağlanan tek bir dünya olduğunu savunur. Bu, sermaye ve emek ikilemi ile rekabet eden ajanlar tarafından sermaye birikiminin sürtünmeyle sonuçlandığı “dünya ekonomisi” veya

“dünya sistemi” demektir.

Wallerstein, on altıncı yüzyılda kuzeybatı Avrupa'da modern "dünya sisteminin"

kaynağını konumlandırmaya çalışır. Başlangıçta feodal dönemin sonundaki belirli siyasi koşullar nedeniyle İngiltere ve Fransa'da sermaye birikimi konusunda basit bir ilerleme, bugün hala var olan tek bir ekonomik değişim sistemine yol açan kademeli bir genişleme sürecini tetikledi. Neredeyse tüm dünyayı Avrupa kapitalist ekonomisi ile temasa sokan emperyalizm döneminde gerçekleşen önemli bir gelişmedir bu (Brenner 1981).Sömürge sonrası Afrika örneğinde, Wallerstein, "bazı grupların bürokratik alandaorantısız bir şekilde temsil edildiğini, diğerleri ise kentsel işçiler arasında orantısız şekilde temsil edildiğini göstermektedir. Çatışma daha keskinleştikçe, “statü grupları”nın sınırları sınıflara asimptomatik olarak yaklaşmaktadır ve ancak o zaman

“sınıf bilinci” olgusunu tespit edebilmekteyiz (Wallerstein 2018).

Wallerstein'ın teorisi, sadece neoliberaller veya muhafazakar çevreler tarafından değil, aynı zamanda bazı tarihsel iddialarını sorgulayan tarihçiler tarafından da eleştirildi. Genellikle Wallerstein'ın kültürel boyutu ihmal etme eğiliminde olduğu ileri sürülmektedir.

Her ne kadar bazıları Afrika'da kavramı sulandırmak için çalışıyor olsa da, sınıf fikri Afrikalılar arasında hâkim olmasa da çatışmadaki rolü yeterince araştırılmamıştır.

Sınıfın küresel çatışmalarda çok önemli bir rol oynadığına inananlar bulunmaktadır ve Afrika ülkeleri bundan muaf değildir. Somali'deki sınıf çatışmasının, daha sonra demir

(34)

yumrukla karar veren Siad Barre tarafından düzenlenen 1969 darbesinin temel motivasyonu olabileceğinidüşünüyoruz. Ne var ki, kolluk kuvvetlerini, kaynak dağılımını ve siyaseti etnikleştirmesi 1991'deki ayaklanmaya yol açmıştır.

Somali’deki çatışmanın doğası o kadar karmaşık hale gelmiştir ki, bu durumusadece bir teori ile açıklamak imkânsızdır. Bu bölümde Somali topluluğuna neyin zarar verdiğini ve bu süreçte kendi aralarında çatışmaya neden olan etkenleri anlamamıza yardımcı olabilecek teoriler incelenecektir. Analizde, Somali’deki çatışmayı incelemek için etnik köken ve kontrol edilemezçatışma (intractable conflicts) kavramları kullanılacaktır. Teoriler, çatışmanın dinamiklerini ve belirli aktörlerin savaşa neden dahil olduğunu açıklayacak net bir değerlendirme sağlamaya yardımcı olacaktır.

Uluslararası sistem, (pek çok alanda) ana aktörler olarak devletler tarafından karakterize edilir. Bu devletler eşit kabul edilip gelişim düzeylerinden bağımsız olarak benzer sorumluluk ve yükümlülükler çerçevesinde değerlendirilirken, kırılgan, gelişmiş, azgelişmiş, başarısız, gelişmekte olan ya da hegemonya olarak tanımlandıkları genel bir sınıflandırma da vardır (Clapman 2004; Rotberg 2004; Conrad & Herbst 2004 &

Stange, 2011). Yukarıdaki kategoriler arasındaki en önemli ayrım, devletin iktidar ve merkezi politika üzerinde tekel sahibi olma kabiliyetindedir. Somali, bir devlet olarak, kırılgan ve azgelişmiş devlet kategorileri içindekalmaktadır ve bazı araştırmacılar, merkezi hükümet çöktüğü ve ülkenin kontrolünü küçük otonom bölgesel yönetimlere kaybettiğibıraktığı için Somali’yi başarısız bir devlet olarak kategorize etmektedirler.

2.2.Realist Grup Çatışması Teorisi

Bu teori, 1950’lerin sonlarında ortaya çıkmıştır ve çatışmanın iki ya da daha fazla grubun kaynaklar için rekabet etmesi durumunda kaçınılmaz olduğu varsayımına dayanmaktadır. Bu rekabetin, gerçekte var olup olmadığından bağımsız olarak, bir kıt

(35)

(Coser, 1956; Jackson, 1993; Levine ve Campbell, 1972; Sherif, 1966), gruplar arasındaki çatışmanın, çıkar uyumsuzluğu ve kaynak kıtlığının bir sonucu olarak ortaya çıktığını savunur. Başka bir deyişle, çatışmanın bir grubun paylaşılması gereken kaynakların çoğunu kontrol altına alarak edinecekleri faydayı en üst düzeye çıkarma ihtiyacından kaynaklandığını; yani gruplar arasındaki çatışmanın rasyonel olduğunu ileri sürmektedir (Campbell, 1965, s. 287). Çatışmaya söz konusu olan kaynak bireysel olarak kontrol edilemiyorsa, gruplar arasında düşmanlık oluşacağı kabul edilir ve çatışma bireysel değil, grup çıkarlarına odaklanacaktır. Fırsatlar söz konusu olduğunda ise bir grubun ayrımcılığa uğradığı duygusu çatışmaya neden olacaktır.

Grup çıkarı, grubun münferit üyelerinin kişisel çıkarlarına uygun olmayabilir.

Bununla birlikte, grup baskın olma şansını maksimize etmek için topluca hareket eder (Gould, 1999: 359). Realistler, gruplar arasındaki çatışmanın kaçınılmaz olduğunu ve ne kadar sürdüğüne bakılmaksızın, çok çeşitli gruplara sahip bir toplumun nihayetinde çatışma yaşayacağını savunmaktadırlar. Gruplar arası çatışmaları birbirinden ayıran şey, çatışmanın doğasının sonuçları ve çatışmanın yoğunluğudur. Çatışmaların çoğunun siyasi konumlar, toprak, iktidar, doğal kaynaklar, statü veya gurur elde etme amaciyla rekabetten doğduğunu ve hiçbirinin tek bir grup tarafından tek başına tekelleştirilemediğini ve tekelleştirilemeyeceğini savunurlar (Rapoport ve Bornstein, 1987).

Grup içi çatışmalara bir takım oyunu olarak bakıldığında, bu teori, grubun her üyesinin ya doğrudan ya da dolaylı olarak takıma katkıda bulunduğunu öne sürmektedir. Gruba katkıları, sonuç olarak, grubun kazanıp kazanmayacağını belirler.

Güçlü olan ve kamu mallarını kontrol eden grup, üyelerinin en uygun katkılar yaptığı gruptur.

Somali örneğine bakıldığında realist teori, çatışmayı çeşitli şekillerde açıklayabilir. İlk olarak bu teori, savaştaki aktörlerin yapılanışını açıklamaya yardımcı

(36)

olur. Daha önce de belirtildiği gibi, Somali çatışmasında yer alan grupların asıl temeli klan kimliğidir. Bunlar, benzer tarihsel, ekonomik, sosyal ve siyasal çıkarları olan insanlardır; bu çıkarlar, toplumun üyeleri, kaynakların tahsisini etkilemek için ne kadar kilit pozisyonlarda bulunuyorsa o kadar iyi şekilde gerçekleştirilebilir. Sürekli özerklik talebinin ardındaki mantık, zayıf klanların bir kısmının seçmenlerin gözünde dezavantajlı olduklarını düşünmeleridir; çünkü rakiplerini yenmek için yeterli sayıya sahip değillerdir. Tek alternatif, klan üyelerinin karar vermeleri ve kaynak tahsisinin doğrudan kontrolünü sağlamaları için kendi siyasi oluşumlarını inşa etmeleridir. Bu teori, Somaliland ve Puntland’ın bağımsızlıklarını ilan etmelerini ve hükümetin ülkedeki bazı bölgelerinin kontrolünü ele geçirmek için neden güç kullandığını açıklayabilir.

Somali toplumu, genellikle tek bir tarih, din ve dile sahip, homojen bir toplum olarak görülür. Bununla birlikte, klan kimliği, farklı grupların politik ve ekonomik ihtiyaçları ile ilişkilendirilebilir. Somali klanları Avrupalılar ülkeye gelmeden çok önce bölünmüşlerdi. Kaynakların kıtlığı -bu örnek dâhilinde göçebe yaşam tarzlarını desteklemek için meralar ve su- rekabette üstünlük sağlamak için güçlü gruplara sahip olma ihtiyacını doğurmuştur varsayımı, bu teoriye uygundur. Yetersiz kaynaklar ve en iyi uyum sağlayanın hayatta kalması ilkesi, Avrupalıların gelmesinden önce merkezi bir Somali otoritesinin olmamasının açıklaması olabilir. Avrupalıların bölgeyi sömürüp kolonileştirmelerinin ardındaki neden bu mevcut dağılmadır. Devlet Başkanı Barre döneminde devlet kaynağının tahsisinde, kayırmacılık ve ayrımcılık suçlamaları vardı.

Bu teori, çatışmanın başlaması için bir grubun başkalarıyla birlikte hareket ettikleri duygusunu geliştirmesi gerektiğini varsayar. Somali çatışmasının niteliği, klan üyelerinin rasyonel eylemleri olarak görülmektedir. Örneğin, birçok silahlı milis, klan üyelerinden destek alamasalar veya klan üyeleri milislerin kimliklerini ifşa etmeyi reddetmeseler var olamazdı.

(37)

2.3.Toplumsal Kimlik Teorisi

Toplumsal kimlik teorisi, bazı grupların neden çatışmaya girip çıkmadığını açıklamak için geliştirilmiş olan sosyal psikoloji teorisinin önde gelen teorilerinden biridir. Homojenliğin ve heterojenliğin derecesinin çatışmaya nasıl yol açabileceğini ölçmeye çalışır. Bu teori, kontrol edilemeyençatışmaların (intractable conflicts) çözümlenmesinde özellikle önemlidir (Tajfel 1974: 65-93; - Tajfel and Turner 1979, 1986). Bu teori, bir tür olarak insanın, hayatta kalmak için gerekli bir beceri olarak kalıpları tanıyabildiği ve nesneler, davranışlar ve semboller arasında ayrım yapabileceği varsayımına dayanır. Sürekli kalıp arama eğilimi, insanları “bizim gibi” ve “bizden farklı” şeklinde gruplandırmaya itmiştir. Bu grup dışı/ grup içi kavramlara ilişkin, bazı mantıksal tezatlargeliştirmelerine yardımcı olarak insanların diğer bireyleri türlerine göre tanımlamalarına, başkalarıyla nasıl etkileşim kurduklarına, kendileriyle ilgili beklentilerine ve onlara karşı diğer bireylerden bekledikleri davranış biçimlerine rehberlik eder.

Başkalarını “bizim gibi” ve “bizden farklı” olarak kategorize etmek, tek başına çatışmaların gruplar arasında neden ortaya çıktığını açıklayamaz. Bununla birlikte, bu teori, çatışmayı kaçınılmaz kılan önyargı ve kalıpyargı oluşumunda, grup üyelerinin ve bireylerin yüksek saygınlık geliştirmek ve bunu sürdürmek arzusunun oynadığı rolü açıklamaya devam etmektedir (Rubin and Hewstone 2004). Bunun açıklaması ise insanların her zaman kendileriyle ilgili pozitif bir algıya sahip olmak istemeleridir;

kendilerini incelerken de pozitif bir aitlik içerisinde oldukları grupları incelerler (Brewer and Brown 1998). Dolayısıyla, psikolojik olarak, bireyler kendi gruplarından olanları diğerlerine göre daha çok yüceltme eğilimindedirler (Hewstone, Rubin, and Willis 2002). İnsanların kendi grubu dışında kalanlar hakkında oluşturdukları kalıplar, kendi erdemleri, motivasyonları ve yetenekleri hakkında olumlu bir duygu yaratır. Bazı

(38)

durumlarda, bu, bazı gruplar tarafından bir yetki duygusuna yol açar. Bu varsayımı test etmek için yapılan araştırmalar (McGuire and Padawer-Singer 1976; Hogg and Turner 1985) olumlu sonuçlar vermiş ve üyeliğin temelsiz olması ve sadece grubun ürettiği anlatıya dayanmasına rağmen, aidiyet duygusunun çok güçlü olduğunu göstermiştir.

Kayırıcılığa yol açabilen grup içi duyguları tetiklemek zor değildir ve bireyi salt anlatı aracılığıyla bir grupla ilişkilendiren “minimum grup paradigması” ile bu başarılmaktadır (Tajfel, Billig, Bundy ve Flament 1971).

Somali'deki farklı klanların birbirine karşı kalıpyargı ve önyargılara karşı dirençli olduğu fikri fazlasıyla indirgemecidir ve devam eden çatışmada çok önemli bir etkeni gözden kaçırır. Somali’deki klan temelli kayırmacılık çok güçlüdür; kamu istihdamının ve kaynak tahsisinin nasıl yapıldığını kökten etkiler. Ayrıca, oylar klan üyeliğine dayalı olarak verildiği için seçmen davranışını ve siyasi katılımı da açıklar.

Ülkedeki kilit pozisyonlar, çoğunluğu oluşturan klanların üyeleri tarafından kazanılır.

Jubaland, Puntland ve Somaliland’deki ayrılıkçı hareketler, tüm klanların aynı erdem veya yaklaşımlara sahip olmadığı anlatıları ve bu ayırt edici özellikleri korumak istemeleri ile de ilişkilidir.

2.4. Kontrol EdilemeyenÇatışma Teorisi

Somali'deki çatışmanın uzun süren doğası göz önüne alındığında, yalnızca klan kimliğinin gördüğümüz çatışmaya nasıl yol açtığını incelemeyi değil, aynı zamanda çatışmanın çözülmesinin neden daha uzun sürdüğünü araştırmayı da gerekli görmekteyiz. Somali’deki çatışma, sürekliçatışmalar yaşadığı bilinen Afrika gibi bir kıta için bile eşsizdir. Gerçekten de, Afrika ülkesinin boynuzunun sonsuz bir şiddet döngüsünde neden sıkışıp kaldığını açıklamak için ortaya çıkan çeşitli düşünce okulları vardır. Bu nedeni açıklamak için geliştirilen anlatılardan bazıları çatışmanın politik

(39)

ekonomisine ve ekonomik faydalanıcıların çatışmanın genişletilmesinde ne kadar istekli olduğuna değinmektedir.

Bu tezde, çatışmanın nedeni ile çatışmanın sürdürülmesineneden olanfaktörler arasında daha iyi bir ayrım yapabilmek için kontrol edilemeyençatışma kavramını benimsenmştir. Somali’deki çatışma kontrol edilemezbir hal almıştır. Bu terim, sürekli devam eden, dönemsel şiddet ve nöbetlerle karakterize edilen (Crocker, Hampson, and Aall, 2009: 493) ve çözümü imkansız olmasa da barışa hazırlık ya da müzakere edilen çözüm yollarına dirençli çatışma türlerine atıfta bulunmak için kullanılmaktadır. Realist teorisyenler bunu sürüncemeli çatışmalar olarak görürler. Bunlar yüksek riskli ve kontrol, tahakküm ve karşı kontrol ile kazanılabilen çalışmalardır. Kontrol edilemezçatışmalar (“sürüncemeli toplumsal çatışmalar”, “süren rekabet çatışmaları”

veya “ahlaki çatışmalar” olarak da belirtilir), diğer çatışma türlerinden üç şekilde ayrılır.

İlk olarak, kalıcıdır; ikinci olarak yıkıcıdır ve üçüncüsü, sorunu çözmenin barışçıl yollarına karşı dirençlidirler (Coleman, 2006: 532). Azar (1978) gibi bazı akademisyenler, (Azar’dan aktaran d’Estree’nin belirttiği üzere) bu türden kontrol edilemezçatışmaları “geleneksel çözüm yöntemlerini yetersiz bırakan ve artan algı ve davranışlar üreten bir sosyo-etnik ve devletlerarası unsurlar karışımı” olarak tanımlamaktadır (2009: 150). Somali çatışması vakası, krizle ilgili çabaların sadece çatışmayı asgari düzeyde tutmayı amaçladıklarını gösteren diğer çalışmaların sonuçlarıyla ilişkilendirilebilir. Söz konusu çatışmaların bazıları geçici olarak sadece

“dondurulmuş” pozisyona düşerken bazıları ise çözümsüz kalmaktadır. Bu, kontrol edilemezçatışmaların dönemsel yapısını açıklar.

Çoğunlukla şiddet içermeyen ve gizli kalmış çatışmalar göz ardı edilirken, şiddet içeren ve açıkça belirliolan çatışmalara daha fazla vurgu yapılır. Bu, çatışmanın bir aşamada sona ermesinin ya da bir süre için şiddetin yokluğunun barış anlamına gelebileceğine dair indirgemeci bir görüşe işaret etmektedir. Bu araştırmada daha sonra

(40)

tartışılacağı gibi, sömürge öncesi Somali klanları barış içinde ya da tek bir yönetim altında yan yana yaşamıyorlardı. Kaynakların, arazilerin ve ticaret yollarının kontrolü üzerinde sık sık ortaya çıkan çatışmalar vardı. Avrupalıların gelişi, klanların arasında bölünmeye neden olmakla değerlendirilmiştir; ancak bize göre bu bir abartıdır. Aslında Somali klanları Avrupalılar gelmeden önce de bölünmüştü ve Avrupalıları ortak düşman olarak kabul etmiş ve ortak düşmanı yenmekiçin kendi aralarındaki rekabeti

“dondurmaya” karar vermişlerdir. Bu, klanlar arasındaki sömürge-öncesi çatışmanın ve rekabetin çözüldüğü veya klanların o dönemde barış içinde yaşadığı anlamına gelmez.

Bir varsayıma göre, Somali’deki farklı klanlar arasındaki birliğin ana hedefi, bağımsızlık elde edildikten sonra nasıl bir araya geleceklerini ve bağımsız ve kapsayıcı bir devleti nasıl yaratabileceklerini inceleyen bir gündem olmadan, Avrupalı sömürgecileri yenmektir. Bu, öngörülemeyen çatışmanın zaten kaçınılmaz olduğu anlamına gelmektedir.

Crooker (2009), altta yatan soruna kalıcı bir çözüm sağlanmasındaki başarısızlığın, şiddetli çatışmanın azalmış ya da askıya alınmış olmasına dayanarak verilen yanlış bir barış varsayımından kaynaklandığını öne sürmektedir. Bazı araştırmacılar bu tür durumları, askıda bekleyen çatışma olarak adlandırırlar (Mayer, 2000; Wolf, 2006). Sömürge-öncesi dönemden ayrı olarak, Somali’de askıya alınmış ya da dondurulmuş çatışma örnekleri görülmeye devam etmektedir. Çoğunlukla bu örnekler savaşın bitişine işaret edermişçesine yanlış değerlendirilir.

Somali’deki çatışmaların altta yatan sebepleri tam olarak ele alınmadığından, ülkedeki durumu “dondurulmuş” olarak kabul ediyoruz. Ülke, klan temelli milislerin kontrol ettiği bölgeler ve Afrika Birliği birlikleri desteğiyle merkezi hükümet tarafından kontrol edilen başkent Mogadişu olarak birbirlerine düşman bölgelere ayrılmış, bölünmüş (Balkanized) vaziyettedir. Somali’deki Afrika Birliği Misyonu (AMISOM) tarafından başkent Mogadişu’dan milis gruplarının sınır dışı edilmesinin ve başkentte

(41)

merkezi hükümetin varlığının, başkentin yeniden ele geçirilmesi için gelecekte yapılacak girişimlere engel olup olmayacağı hala tartışmalıdır. Sivil toplum örgütleri ve Parlamento gibi hükümet kurumlarına yapılan saldırılar, milis gruplarının başkent ve diğer ekonomik açıdan sürdürülebilir Somali şehirlerinin kontrolünü yeniden tesis etmek konusunda hala istekli oldukları anlamına gelebilir. Bu tez Perry tarafından desteklenmektedir (2013: 14).

D'Estree’nin aktardığı üzere Farah ve Azar (1981), kontrol edilemez çatışmalara ilişkin açıklamalarına önemli bir özellik eklerler. Bu tür çatışmaların köklü bir radikal, dinsel ve etnik düşmanlığı temsil ettiğini ve benzer özellikler taşımayan diğer çatışmalardan farklı araçlar kullanarak analiz edilmeleri ve çözülmeleri gerektiğini savunurlar (2009: 150). Ayrıca, farklı gruplar arasındaki güç farklılıklarının ve yapısal eşitsizliklerin -özellikle de bu, kaynak paylaşımında eşitsiz dağılım anlamına geldiğinde- çatışmaya yol açtığını da eklediler. Baskın gruplar, daha zayıf veya küçük grupları tahakküm altına almak, suiistimal etmek ya da kontrol altına almak için mevkilerini ve sayılarını kullandıklarında ortaya çatışma çıkar (Coleman, 2006: 534).

Bu anlamdasık görülen bir durum ise egemen grubun, iktidara tutunmak için ırk, etnik köken, cinsiyet ya da sınıf gibi grup içi ayrımlara dayanmasıdır. Bu tür çatışmalar sömürgecilik öncesi rekabet, sömürgecilik, ırkçılık, etnosantrizm, insan hakları veya din gibi tarihsel temellere sahiptir (Crocker ve diğerleri, 2009: 492).

Çatışmalar tamamen uzlaşmadan yoksun nitelikte değildir. Aslında, ilk çatışmanın nasıl veya hangi yan etkiyle ortaya çıktığına bakılmaksızın, araştırmacılar çatışmayı etkileyen, hatta çatışmanın ilk sebebini bile geride bırakan başka birçok faktörün varlığını belirtmişlerdir (Coleman, 2006: 534; Crocker ve diğerleri, 2009: 495, 496). Coleman’ın (2006) belirttiği üzere savaş sırasında silah kaçakçılığı yapan ve doğal kaynakların kontrolünü elinde tutan bölgesel askeri diktatörler (warlord), çatışmayı etkileyebilmekte ve barışçıl çözüm için çaba sarf etmeyi imkansızhale getirmektedir.

Referanslar

Benzer Belgeler

Resmi Dili Somalice, Arapça, İtalyanca(Güney bölgelerinde), İngilizce (Kuzeyde) Nüfus 10,5 Milyon (2013). Yüzölçümü 637.600

a) Yenilenebilir Enerji Direktifi ve Enerji Verimliliği Direktifi: bu direktifler, AB’nin 2020 yılına kadar yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konusundaki hedeflerini

FRANSA SOMALİ.. Fransa’da tarımda çalışan nüfus oranı çok az olmasına rağmen tarımdan elde edilen gelir çok yüksektir. Ancak Fransa’da sanayi ve hizmet

Hastaların başvuru sırasındaki ve final görme düzeyleri Snellen görme keskinliği çizelgesi yardımıyla değerlendirildi, yaralanmanın olduğu zonlar ve yaralanma

Derneğimize yeni web sayfa sahibi oldu ,daha önceki yıları Türkiye mezun olan Somali Öğrenciler dernekte kaytı olmak için biraz zordu ama şu an kolay bir şekilde dernek

Aim: This research was aimed the show of the effectiveness of computed tomography (CT) in the diagnosis of intraabdominal complications in patients with uterine rupture (UR) due

Bu yönteme göre Şeyh (hoca), okuma için kurulan eğitim meclisin en üst tarafına oturur, öğrenciler gelip etrafına bir halka şeklinde oturur, daha sonra öğretmen

Üstün sertlik ve tokluğu bir araya getiren Hardox ® aşınma plakası, en zorlu ortamlarda her türlü ekipman, parça ve yapının servis ömrünü uzatmak için tercih