• Sonuç bulunamadı

Bültene Yazı Gönderenlerin Dikkatine editörden

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "Bültene Yazı Gönderenlerin Dikkatine editörden"

Copied!
60
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)
(2)
(3)

editörden

Bültene Yazı Gönderenlerin Dikkatine

Yayın Kuruluna göndermek istediğiniz yazılarınızı

[email protected] adresine gönderebilirsiniz. Gön-

derilen yazıların hukuki sorumluğu yazarına aittir. Gön- derilen yazılar baskı tekniğine uygun olmalı, resimler net olmalıdır. yayınlanan yazılar kaynak gösterilmek ko- şuluyla başka yayın organlarında yayınlanabilir. Yazılar,

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yayınıdır.

İki ayda bir yayınlanır. Süreli Yerel Yayındır. Ücretsizdir.

Marmara Bölgesi / Ocak 2013 HKMO İstanbul Şubesi Adına Sahibi

Mehmet Yıldırım Yazı İşleri Sorumlusu Alişan Çalcalı Adres

19 Mayıs Mahallesi Samanyolu Sk.

Onur Apt. No: 106 Kat: 2 34360 Şişli - İstanbul

Tel: +90 212 2328989 / Faks: +90 212 2329428 e-posta:[email protected]

web: wwww.hkmo.org.tr Tasarım

Yayın Kurulu Basım Ezgi Matbaa

Sanayi Cad. Altay Sk. No: 14 Çobançeşme/İstanbul Tel: 0212 452 23 02

2012 yılını geride bıraktığımız bu günlerde 2013 yılının ilk bülteni ile sizlerle birlikteyiz. Bu bülteninin dosya konusunu “ Yerel Yönetimlerde Haritacılık” olarak belirledik. Bu konudaki düşüncelerini yazıya döken ve bizlerle paylaşan, ayrıca dosya konusunun dışında da yazı göndererek bültenimize katkı koyan tüm meslektaşlarımıza teşekkür ederiz.

Bültenimizin dosya konusunu “Yerel yönetimlerde Haritacılık” olarak belirlerken, meslektaşlarımızın İSKİ, İGDAŞ, Belediyeler ve diğer Yerel Yönetim birimlerindeki uygulamalarda yaşadıkları sıkıntıları, kontrol aşamasındaki beklentilerini dile getirmeyi, kullanılan teknolojik geliş- melerin diğer üyelerimizle paylaşılmasını, yerel yönetimlerde meslek alanımıza dair örgütlenme modelinin tartışılmasını hedefledik.

Bültenimizin dosya bölümünde, HKMO İstanbul Şubesi olarak 1999 yılında hazırlamış olduğumuz ve gündemde ki yerini korumaya devam eden Yerel Yönetimlerden beklentiler raporuna güncellenmiş hali ile yer vermenin doğru olduğunu düşündük. Dr. Erdal Köktürk’ün Arsa Düzen- lemelerinde Büyükşehir belediyelerinin rolünü ortaya koyan yazısının da dosya konumuz için dikkat çeken noktaları içerdiğini düşünüyoruz.

İGDAŞ’ta doğalgaz çalışmalarında harita hizmetleri ve İSKİ CBS Müdür- lüğünde Harita mühendisliğinin yerini içeren yazılar da yerel yönetim- lerdeki haritacılık hizmetleri açısından ilgi çeken diğer yazılar olarak karşımıza çıkıyor. Dosya konumuz içerisinde olan İstanbul’da bir çok meslektaşımızın kullandığı bir sistem olan İSKİ CORS ağı olarak da bili- nen UKBS sisteminin tanıtımına yönelik yazısı için Sayın Salih Eroğlu’na teşekkür ediyoruz. HKMO İstanbul Şubesi olarak önem verdiğimiz konu- lardan birisi olan Teknik Uygulama Sorumluluğu’nun etkinlik alanımız içerisindeki tüm belediyelerde mutlaka uygulanması gerekliliğini dü- şünüyoruz. Bu nedenle dosya konumuzun son yazısı olan T.U.S. uygu- lamalarının önemi ve uygulanışı konusundaki yazıyı da bu çerçevede sizlerle paylaşmayı uygun gördük.

Bültenimizin bu sayısında Dosya konusunun dışında da bir çok yazıyı sizlerle paylaştık. Önümüzdeki günlerde meclise gelmesi planlanan Yapı Denetimi Konusunda Yasa Tasarısı ile ilgili olarak “150 milyarlık neşter”

ve “Torbada Mera da var” yazıları tasarının getirdikleri konusunu işle- mektedir. Önümüzdeki bültenlerde de bu konuda ki yazılara geniş yer vermeyi düşünüyoruz. Ayrıca bu sayımızda üniversitelerde son dönem- de artarak devam eden ve en son olarak İ.T.Ü. de yaşadığımız akademis- yenlerin işten çıkartılmasını konu alan röportajlarımız yer aldı. Güncel bölümümüzde şantiyelerde çalışan meslektaşlarımızdan biri ile yapılan söyleşimizi okuyan pek çok meslektaşımızın bu yazıda kendi yaşamına dair çok şey bulacağını düşünüyoruz. Daha önce de sergi haberlerine yer verdiğimiz meslektaşımız Naci Kartal ile yaptığımız söyleşi de bu sa- yımızın kültür sanat bölümünde yer alıyor.

Bilimin halkın yararına kullanılmasından ve emekten yana olan Şube Yönetimimize verdiğiniz destek ve Şube Bültenimize katkılarınız için te- şekkür eder, 2013 yılının tüm meslektaşlarımıza ve insanlığa, barış, kar- deşlik ve umut getirmesi dileriz.

(4)

3 Başyazı

4 Şube Güncesi 10 Basın Açıklamaları 14 Tekin Akçapınar

“150 Milyar Liralık Neşter” Yasası!

17 Yapı Denetimi Kanun Tasarısı Taslağı ya da

Yeni “Torba Yasa” Taslağı Üzerine Genel Bir Değerlendirme 23 Erol Köktürk

Torba’da Mera da Var...

27 “YÖK” mü Bunun Çaresi?

32 Dosya

32 Yerel Yönetimlerde Harita ve Kadastro Hizmet Değerlendirmesi ve Beklentiler Raporu 37 Erdal Köktürk

Arsa Düzenlemesinde Büyükşehir Belediyelerinin Rolü 41 H. Ali Kanıtürk

Mesleğimizin Yerel Yönetimlerdeki İşlevi

43 İbrahim Bayrak Doğalgaz ve Haritacılık

45 Ünal Kartal

İSKİ CBS Müdürlüğü’nde Harita Mühendisliği

46 Salih Eroğlu

İSKİ Uydudan Konum Belirleme Sistemi (UKBS) GNSS Ağı

48 Alişan Çalcalı

Yerel Yönetimlerde Teknik Uygulama Sorumluluğu (TUS)

49 Deneme/Deniz Baş Kurumlara Kapağı Atmak...

50 Söyleşi/Behice Çağlar

Şantiyelerde Mühendisi Olmak!

56 Sanat

Meslektaşımız Naci Kartal’la Resim Üzerine...

(5)

başyazı

2012 yılı da geride kaldı. Ülkede yaşanan süreç siyasi ikti- dar marifetiyle gerek ülke gündemi açısından gerekse meslek gündemi açısından sıkıntılı gelişmelere sahne oldu ve olmaya da devam ediyor.

Ortadoğu coğrafyasında ve Kuzey Afrika’da, başını ABD emperyalizminin çektiği ve “Arap Baharı” olarak dünya kamu- oyuna sunulan, bölgeyi yeniden dizayn etme politikası bölge ülkelerini iç çatışmalara ve kaosa sürüklemiş durumda. “De- mokrasi, özgürleşme” yalanları ile işgal edilen ve onbinlerce insanın katledildiği, insanlık dışı uygulamaların, vahşetlerin, tecavüzlerin, kitlesel göçlerin yaşandığı Afganistan, Irak, Libya örnekleri ortada iken şimdi aynı oyun Esad diktasını devirme bahanesi ile Suriye’de oynanmaya çalışılmaktadır. Türkiye’ye de taşeronluk görevi verilerek, sonu belli olmayan kirli oyu- nun içine sokuluyor.

On yıldır İktidarı elinde tutan ve “ustalık” dönemini ya- şayan AKP Hükümeti, başta Suriye olmak üzere hemen tüm komşularıyla “sıfır sorun” politikası söylemi ile çıktığı yolda, komşularıyla savaş politikası noktasına gelmiş bulunuyor. Bu yaklaşım, Ortadoğu coğrafyası halkları için, Türkiye’nin kom- şuları için ve de Türkiye için bir felaketin habercisi demektir.

Suriye’de körüklenen mezhepsel ve etnik çatışmanın Ortado- ğu ülkelerine ve Türkiye’ye yayılma riski ülkemizde tedirginlik yarattığı açıktır. Bugünlerde ülkemizde yeni kurulan “Amerikan radar üsleri, patriot hava savunma sistemleri” ile Türkiye kom- şularını tehdit eden, emperyalizmin ileri karakolu konumuna getirilmiştir. Eğer ülkede, Ortadoğu’da ve dünyada gerçekten barış, adalet, demokrasi isteniyorsa öncelikle nefret dili yerine kardeşliği, ayrımcılığa karşı dini, dili, mezhebi ne olursa olsun bütün insanlığın bir arada barış içinde yaşamasının zemini oluşturulmalıdır.

On yılı aşkın süredir iktidarda olan hükümet, ülkede otuz yılı aşkın süredir devam eden ve onbinlerce yurttaşımızın ölümüne neden olan Kürt sorununa çözüm getiremezken komşu ülkelerin iç işlerine karışma cesaretini nereden aldığı sorgulanmalıdır. Bugün doğuda binlerce köy boşaltılmış ya da yasak bölge konumundadır. Çok geniş bir bölgede tarım arazileri insansızlaştırılarak atıl ve işletilemez duruma gelmiş, meralarda ise hayvancılık yapılamamaktadır. Onbinlerce köy- lünün mülkiyet hakkı ve mülkünü kullanım hakkı ya kısıtlı ya da yasaklı konumdadır.

Ülke ekonomisi dar gelirliler, işsizler, ücretli çalışanlar açı- sından her gün daha da kötüye giderken borsa tavan yapıyor, AVM ve Rezidans inşaatları birbiriyle yarışıyor, bankaların ve sermaye guruplarının karları krize rağmen katlanarak artmaya devam ediyor.

Çalışma yaşamı; performansa dayalı esnek çalışmaya terk edilmiş, kamusal denetim işlevsizleştirilmiş, güvencesizlik, kuralsızlık, insan emeğinin değersizleştirilmesi kural haline getirilmiştir. Ülkenin dört bir yanında meydana gelen iş kaza- larında işçiler, emekçiler, yoksul insanlar artan toplu iş cina- yetlerine kurban olmaya devam ediyor. SGK verilerine göre 2008‘de 865 insan iş kazaları sonucu yaşamını yitirmiş iken bu sayı, 2009 yılında 1171 kişiye, 2010 yılında 1434 kişiye, 2011 yılında ise 1563’e ulaşmıştır. 2012 yılında bu rakamın 2000’lere

ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu rakamlara meslek hastalık- larından ölenlerin ve kayıtlara girmemiş ölümlerin eklenme- miş olduğunun altını çizmek gerekiyor. Aslında iş kazaları sır- lamasında Türkiye’nin Avrupa’da birinci, Dünya da ise üçüncü sırada yer alması her şeyi özetliyor.

644 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile başlayan şimdilerde ise yeni bir torba yasa olan ve 11 yasada değişik- likler öngören Yapı Denetimi Yasa Tasarısı Taslağı ile TMMOB yasasında köklü değişikliklere gidiliyor. Bu yasa ile TMMOB ve bağlı Odaların örgütlülüğü parçalanarak güçsüzleştirilmeye, toplumsal muhalefetin merkezlerinden birinin sesi kesilmeye çalışılmaktadır. Meslek onurunu ve mühendis kimliğini hiçe sayan, iş alanlarını daraltan, meslek odalarını parçalayarak et- kisizleştiren, üyesiyle rekabete giren kapalı kapılar ardında ha- zırlanan bu Torba Yasaya karşı üyelerin bilgilendirilmesi, mü- cadele hattının örülmesi için odalara ve şubelere bugün daha fazla görev düşmektedir. TMMOB örgütlülüğü çatısı altında tüm odaların merkez-şube-temsilci-üye ilişkilerini güçlendir- mek için bütün araçların kullanması büyük önem taşmaktadır.

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun ile hiçbir kayıt ve koşula bağlı kalmaksızın yerleşim yer- leri, orman alanları, kıyılar, meralar, kültür ve tabiat varlıkları, tarım arazileri, zeytinlikler gibi özel koruma altında olan alan- ları, “rezerv yapı alanları”, “riskli alanlar” ve “riskli yapı” statüsü- ne alınıp, tasfiye, dönüştürme, yeniden yerleştirme ve yıkım işlemlerine tabi tutmaya Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkili kılındı. Deprem gerekçe gösterilerek uygulamaya geçilen

“kentsel dönüşüm projelerinin” yer seçiminde izlenen yol da düşündürücüdür. Romanlarının kadim yerleşim alanları olan Sulukule’den kentin dışına sürülmeleri, yoksul yabancı ülke in- sanlarının, çatışmalı ortamı terk etmek zorunda kalmış Kürtle- rin yoğunluklu olarak yaşadığı Tarlabaşı’ndan çıkartılarak ikin- ci bir sürgüne tabi tutulmaları ayrımcılığın, ötekileştirmenin bir başka halkası olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bugün ülke ormanlarının %2.3’üne karşılık gelen yaklaşık 438 bin hektarlık orman alanı 2b kapsamına sokularak orman dışına çıkarılmıştır. Bu alanlarının sadece %5’inde yapılaşma vardır. %95’inde ise tarım ve hayvancılık yapılmaktadır. Yine 2b alanlarının en fazla yer aldığı 10 il sıra ile Antalya, Mersin, Balıkesir, Ankara, Adapazarı, Muğla, İstanbul, Bolu, Samsun ve İzmir olup aynı zamanda rantın da en yüksek olduğu kıyı ( An- kara hariç ) illeridir. Demek ki 2b alanlarının satışı, yapılaştığı için değil sermayenin talanına peşkeş çekmek için uygulama- ya sokulmuştur. Yakın zamanda arsa spekülatörlerince arsaya dayalı borsanın oluşacağını kestirmek zor değil.

Bütün bu olumsuzluklara rağmen katılımcı ve birlikte üretme ve paylaşma, yönetme kültürümüz çerçevesinde, demokratik ve çağdaş bir meslek örgütü anlayışı ile çalışma- larımızı dün olduğu gibi bugün de sürdürerek mesleki faali- yetlerin yürütülmesinde toplumun yararı ve meslektaşların haklarının korunması ve geliştirilmesi için ranta, sömürüye, talana, yağmaya karşı çıkmaya, toplumu aydınlatmaya devam edeceğimizi bir kez daha vurgulamak istiyoruz.

HKMO İstanbul Şubesi 22. Dönem Şube Yönetim Kurulu

Merhaba,

(6)

t 5FWGƌL5àSLPǘMV0OVSVOB5FǵFLLàS:FNFǘƌ%à[FOMFO- di, 22 Ağustos

t ƵƌǵMƌ#FMFEƌZF#BǵLBO:BSE‘ND‘T‘,BISBNBO&SPǘMV;ƌ- yaret Edildi, 24 Ağustos

t ,Éǘ‘UIBOF WF &TFOZVSUUB ±BM‘ǵBO .FTMFLUBǵMBS‘N‘[MB

Bir Araya Geldik, 11 Eylül

t "SLBEBǵ‘N‘[(àMTFSFO:VSUUBǵ‘"SBN‘[EBO"ZS‘M‘ǵ‘O‘O

5.Yılında Andık, 27 Eylül

t ƞǵÎƌ4BǘM‘ǘ‘7Fƞǵ(àWFOMƌǘƌ1BOFMƌ:BQ‘ME‘ 29 Eylül t &TFOZVSU#ÚMHFTƌÃZF5PQMBOU‘T‘:BQ‘ME‘ 2 Ekim t &EƌSOFEFLƌ  .FTMFLUBǵMBS‘N‘[MB  #ƌS  "SBZB  (FMEƌL 

8 Ekim

t ƞTUBOCVM4V,BOBMƌ[BTZPOƞEBSFTƌ ƞ4,ƞ(FOFM.àEàS

MàǘàOEFHÚSFWZBQBO.FTMFLUBǵMBS‘N‘[;ƌZBSFU&EƌMEƌ 

9 Ekim

t :FOƌ5àSL5ƌDBSFU,BOVOVOVOƞǵ:BǵBN‘OB&ULƌMFSƌ#Bǵ- lıklı Söyleşisi Yapıldı, 13 Ekim

t ƞ5Ã(FPNBUƌL.àIFOEƌTMƌǘƌWF:5Ã)BSƌUB.àIFOEƌT- liği Öğrencileri Öğrenci Komisyonu Pikniğinde Buluştu,

14 Ekim

t ƵVCF,PNƌTZPO,PMBZMBǵU‘S‘D‘MBS‘0SUBL5PQMBOU‘T‘:B- pıldı, 16 Ekim

t .àIFOEƌTMƌL 7F .ƌNBSM‘L )BGUBT‘OEB -ƌTF 4ÚZMFǵƌMFSƌ

Yapıldı,

t #FǵƌLUBǵ#FMFEƌZFTƌÃZF5PQMBOU‘T‘:BQ‘ME‘ 30 Ekim t ƞ5Ã%FƞǵUFO"U‘MBO"SBǵU‘SNB(ÚSFWMƌMFSƌƞÎƌO:BQ‘MBO

Basın Açıklamasına Destek Verdik, 31 Ekim

t :5ÃEF )BSƌUB .àIFOEƌTMƌǘƌ ½ǘSFODƌMFSƌ ƞMF 5BO‘ǵNB

Çayında Bir Aradaydık, 2 Kasım

t %ƞ4,,&4,5..0#55#5BSBG‘OEBO:BQ‘MBO$F[BFW- lerinde Süren Açlık Grevleri İle İlgili Basın açıklamasına katıldık. , 8 Kasım

t ±FSLF[LÚZEFLƌ .FTMFLUBǵMBS‘N‘[MB ,BIWBMU‘M‘5PQMBO- tıda Bir Araya Geldik, 10 Kasım

t ,BNVMBǵU‘SNB#ƌMƌSLƌǵƌMƌǘƌ&ǘƌUƌNƌ:BQ‘ME‘ 10 Kasım t "SB[ƌ:ÚOFUƌNƌ(àOMFSƌ&ULƌOMƌǘƌ:BQ‘ME‘ 15-16-17 Ka-

sım

t %àOZB$#4(àOà&ULƌOMƌǘƌ(FSÎFLMFǵUƌSƌMEƌ 22 Kasım t &EƌSOF ,BIWBMU‘M‘ #ÚMHF5PQMBOU‘T‘7F $034 ƞOUFSBLUƌG

Semineri Yapıldı, 24 Kasım

t 5FLƌSEBǘ,BIWBMU‘M‘#ÚMHF5PQMBOU‘T‘7F$034ƞOUFSBL- tif Semineri Yapıldı, 24 Kasım

t &TFOZVSU#FMFEƌZFTƌ5FLOƌL#BǵLBO:BSE‘ND‘T‘.FTMFL- UBǵ‘N‘[4FMBIBUUƌO#PZSB[.BLBN‘OEB;ƌZBSFU&EƌMEƌ 

28 Kasım

t ,Bǘ‘UIBOF #FMFEƌZFTƌ7F ,Bǘ‘UIBOF #ÚMHFTƌOEF ±BM‘- şan Meslektaşlarımızla Bir Araya Geldik, 4 Aralık t :BMPWB ,BIWBMU‘M‘ #ÚMHF 5PQMBOU‘T‘ 7F $PST ƞOUFSBLUƌG

Semineri Yapıldı, 8 Aralık

t ,BE‘LÚZ#FMFEƌZFTƌOEFÃZFMFSƌNƌ[MF#ƌS"SBZB(FMEƌL 

11 Aralık

t ;FZUƌOCVSOV ƞMÎFTƌOEFLƌ ÃZFMFSƌNƌ[MF #ƌS "SBZB (FM- dik, 18 Aralık

t ƞ5Ã"SBǵU‘SNB(ÚSFWMƌMFSƌOƌO"SBM‘LUBLƌƞǵ#‘SBLNB

eylemindeydik, 20 Aralık

Atananlar

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ àZFNƌ[ &SPM:BWV[  UBSƌIƌOEF:‘ME‘[5FLOƌL ÃOƌWFSTƌUFTƌ .FTMFL:àLTFL

Okulu Emlak ve Emlak Yönetimi Programı Yürütücüsü görevinden emekliye ayrılmıştır. Meslektaşımıza mut- luluklar dileriz.

t TƌDƌMOVNBSBM‘àZFNƌ[&SPM:BWV[0LBOÃOƌWFSTƌUFTƌ.àIFOEƌTMƌLWF.ƌNBSM‘L'BLàMUFTƌ(FPNBUƌL

Mühendisliği Bölümüne Yardımcı Doçent Doktor ünvanı ile atanmıştır. Meslektaşımıza başarılar ve mutluluk- lar dileriz.

t TƌDƌMOVNBSBM‘àZFNƌ[.VIBNNFUƵFSBGFUUƌO4BWD‘5àSLƌZF&MFLUSƌLƞMFUƌN"Ƶ 5&ƞ"Ƶ±FWSFWF,B- mulaştırma Dairesi Başkanı olarak atanmıştır. Meslektaşımıza başarılar ve mutluluklar dileriz.

t TƌDƌMOVNBSBM‘àZFNƌ[5FWGƌL5àSLPǘMV ƵVCFNƌ[EFUFLOƌLHÚSFWMƌƌLFOUBSƌIƌOEF,‘SL-

lareli İl Özel İdaresi Plan Proje Yatırım ve İnşaat Müdürlüğü’ne Harita Mühendisi olarak atanmıştır. Meslektaşı-

mıza başarılar ve mutluluklar dileriz.

(7)

şube güncesi

t TƌDƌMOVNBSBM‘àZFNƌ[#VSIBO%FNƌSDBO

26.08.2012 tarihinde yaşamını yitirmiştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz.

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ àZFNƌ[ /ƌIBU 4FSWFS

Bilgin 29.12.2012 tarihinde yaşamını yitirmiştir.

Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz.

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ àZFNƌ[ .VTUBGB ÃOBM

18.05.2012 tarihinde yaşamını yitirmiştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz.

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ àZFNƌ[ &STƌO 6TMV

25.07.2012 tarihinde yaşamını yitirmiştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz.

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ àZFNƌ[ &ZàQ ,FOBO

½[FMƌOCBCBT‘;ƌZB½[FMZBǵBN‘O‘ZƌUƌSNƌǵUƌS"ƌMFTƌ- ne, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağ- lığı dileriz.

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ àZFNƌ[ /ƌIBU ,VSBM‘O

babası Yusuf Kural yaşamını yitirmiştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz

t TƌDƌMOVNBSBM‘àZFNƌ[WF,Bǘ‘UIBOFƞMÎF

Temsilcimiz Mustafa Tadık‘ın eşi 21.11.2012 tari- hinde yaşamını yitirmiştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz.

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ àZFNƌ[ $BGFS 4BE‘L

Koçhan’ın annesi Mürüvet Koçhan yaşamını yitir- miştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşları- mıza başsağlığı dileriz.

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ ÃZFNƌ[ ƞTUBOCVM5FLOƌL

Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğ- retim Üyesi Prof. Dr. Orhan Altan’ın eşi İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Melike Altan yaşamını yi- tirmiştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşla- rımıza başsağlığı dileriz.

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ àZFNƌ[ "UƌZF &SEFNƌO

babası yaşamını yitirmiştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz.

t TƌDƌMOVNBSBM‘àZFNƌ["EOBO$FWIFSƌO

babası Kadir Cevher yaşamını yitirmiştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz.

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ àZFNƌ[ 5FLƌO "LÎB

pınar’ın dedesi Ali Amedcioğlu 20.10.2012 tari- hinde yaşamını yitirmiştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz.

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ àZFNƌ[ ,FSFN )BM‘D‘

oğlu’nun annesi Sevil Halıcıoğlu 10.01.2013 tari- hinde yaşamını yitirmiştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz.

t  TƌDƌM OVNBSBM‘ àZFNƌ[ 4FSEBS ,BSB

kuş’un annesi Neriman Karakuş 28.08.2012 tari- hinde yaşamını yitirmiştir. Ailesine, sevenlerine ve tüm meslektaşlarımıza başsağlığı dileriz.

Yitirdiklerimiz Doğanlar

t TƌDƌMOVNBSBM‘àZFNƌ[,FSFN)BM‘D‘PǘMVƌMF½[HàS±ƌÎFL)BM‘D‘PǘMVÎƌGUƌOƌOUBSƌIƌOEFCƌS

erkek çocuğu olmuştur. Mahir Derya adını verdikleri bebeğe “aramıza hoş geldin” diyerek, meslektaşımıza ve ailesine mutluluklar dileriz.

t TƌDƌMOVNBSBM‘àZFNƌ[/FKBU"LBOƌMF4FMFO"LBOÎƌGUƌOƌOUBSƌIƌOEFCƌSFSLFLÎPDVǘV

olmuştur. Can adını verdikleri bebeğe “aramıza hoş geldin” diyerek, meslektaşımıza ve ailesine mutluluklar

dileriz.

(8)

Arazi Yönetimi Günleri Etkinliği 15-16-17 Kasım 2012 tarihleri arasında Altunizade‘de bulunan Petrol-İş Sendikası toplantı salonunda gerçekleştirildi. Üç gün süren etkinliğimize meslektaşlarımızın yanı sıra birçok meslek disiplininden de katılım sağlandı. Kentsel Dönü-

şüm, 2B ve Orman Kadastrosu, Yabancılara Mülk Satışı ve Arsa Düzenlemesi başlıklarında birçok değerli konuşma-

cı düşüncelerini ve üretimlerini katılımcılara aktardılar.

Etkinliğimiz 15.11.2012 tarihinde Düzenleme Kuru- lu adına Prof. Dr. Erol Köktürk, Harita ve Kadastro Mü- hendisleri Odası İstanbul Şubesi adına Şube Başkanı- mız Mehmet Yıldırım, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Genel Merkezi adına Genel Başkanımız Ertuğrul

Candaş ve İstanbul CHP Milletvekili Haluk Eyidoğan‘ın

açılış konuşmaları ile başladı. Açılış konuşmalarının ar- dından FIG Onursal Başkanı Prof. Dr. Holger Magel ta- rafından Arazi Yönetimi konulu bir Tematik Sunuş ger- çekleştirdikten sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ruşen Keleş Kentsel Dönüşüm konulu tematik sunuşunu gerçek- leştirdi. West of England Üniversitesi Çevre ve Teknoloji Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Rob Atkinson Kentsel Dönüşüm ve Uluslararası Deneyimler konusundaki su- numunu ile öğleden önceki oturumlar son buldu.

Öğleden sonra HKMO İstanbul Şube Başkanı Meh-

met Yıldırım‘ın yürütücülüğünde gerçekleştirilen

Kentsel Dönüşümün Boyutları oturumunda Kentsel Dönüşümün değişik meslek disiplinleri tarafından de- ğerlendirilmesi yapılırken Mimarlar Odası Anadolu 1.

BKBT Yönetim Kurulu Üyesi Toreç Dinçöz‘ün oturum yü- rütücülüğünü yaptığı Demokratik Kitle Örgütleri oturu- munda konuşan mahalle dernekleri temsilcileri birebir yaşadıkları kentsel dönüşüm uygulamaları sonucunda yaşanan mağduriyetleri ve geliştirilen mücadele biçim- lerini aktardılar.

Etkinliğimizin 2. gününde İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi temsilcisi Murat Gökdemir‘in yürütücü- lüğünde Kentsel Dönüşüm - 2B ve Orman Kadastrosu

Arazi Yönetimi Günleri (15-16-17 KASIM 2012)

(9)

şube güncesi

- Yabancılara Mülk Satışı konularında yapılan bildiri su- numlarının ardından üyemiz Celal Beşiktepe‘nin yürü- tücülüğünde gerçekleştirilen Meslek Örgütleri oturu- munda Şehir Plancıları Odası, Mimarlar Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, İstanbul Barosu ve İs- tanbul Tabip Odasından katılan konuşmacılar konunun meslek örgütleri açısından değerlendirmelerini içeren sunumlarını gerçekleştirdiler.

Yemek arası ve Yargıtay 20. Hukuk Dairesi Onursal Başkanı Ferruh Atbaşoğlu‘nun 2B Sorununun Kapsamı ve Boyutları başlıklı tematik sunuşunun ardından, Yıldız Teknik Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Beyza Üstün‘ün yürütücülüğünü yaptığı 2B ve Orman Kadastrosu Panelinde konuşmacılar 2B ve Orman Kadastrosuna Genel Bakışı, sorunları ve çözüm önerilerini ortaya koydular. İstanbul Teknik Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr.

Rahmi Nurhan Çelik‘in yürütücülüğünde bildiri sahip-

leri 2B ve Orman Kadastrosu konusunda hazırladıkları

bildirileri sunduktan sonra İstanbul Teknik Üniversite- si Geomatik Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.

Doç. Dr. M. Tevfik Özlüdemir‘in yürütücülüğünde Ya-

bancılara Mülk Satışı konusu değerlendirildi.

Etkinliğimizin 3. gününde Darmstadt Teknik Üni- versitesi Jeodezi Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Hans

Joachim Linke Almanya‘da İmar Uygulama ve Eşdeğer-

lik Sistemi konusunda tematik sunuş yaptı. Daha sonra Şubemizi adına Celal Beşiktepe‘nin yürütücülüğünde yapılan Türkiye‘de Uygulanan İmar Uygulaması Mode- linin Sorunları Başlıklı oturumda konuşmacılar Arazi Düzenlemeleri, Kentsel Dönüşüm ve 18. Madde Uygu- lamaları konularında yaşanan sorunları hukuki ve mes- leki alanlar açısından değerlendirdi. Etkinliğimiz Prof.

Dr. Erol Köktürk‘ün yürütücülüğünü yaptığı Türkiye‘de

Eşdeğerlilik Modelinin Olabilirliği Paneli’ndeki sunum- larla son buldu.

Etkinliğimiz katkı sunan Arazi Yönetimi Günleri Yü-

rütme Kurulu Üyelerimize, bildiri ve sunumları ile katkı

veren değerli konuşmacılara ve katılımcılara, etkinli-

ğin gerçekleşmesinde, konuklarımızın karşılanmasın-

da emeği geçen öğrenci üyelerimize, emekli olduktan

sonra da Şube etkinliklerimizde bizi yalnız bırakma-

yan şube emekçisi Birsen Çüm‘e etkinliğimize verdik-

leri destek için Nail Güler‘e, Ahmet İpekçi‘ye ve Hacı

Kuru‘ya etkinliğimizin gerçekleşmesi için yoğun emek

harcayan şube personelimize katkılarından dolayı te-

şekkür ederiz.

(10)

Şube Yönetim Kurulumuz, üyelerimizin sorunlarını yerinde tespit etmek, birlikte üretmek ve sorunlara bir- likte çözüm bulabilmek amacı ile şube etkinlik alanı içe- risindeki il, ilçe ve iş yeri ziyaretlerini gerçekleştirmeye

devam etti. Bu kapsamda İSKİ, Beşiktaş, Şişli, Kağıthane,

&TFOZVSU ,BE‘LÚZ ;FZUƌOCVSOV#FMFEƌZFMFSƌ &EƌSOF :B- lova, Tekirdağ ve Çerkezköy de bulunan meslektaşları- mızla bir araya geldik.

Bölge ve İşyeri Ziyaretleri Gerçekleştirildi

Eğitim Etkinlikleri ve Paneller

Üyelerimizin güncel gelişmeler konusunda bilgilen- dirilmesi amacı bu dönemde çeşitli panel ve etkinlikler gerçekleştirildi. Yeni Türk Ticaret Kanunu konusunda yapılan değişiklikler ve meslektaşlarımıza etkilerini anlatmaya çalıştığımız Yeni Türk Ticaret Kanununun İş Yaşamına Etkileri başlıklı etkinliği Şube toplantı salonu- muzda gerçekleştirdik.

Ayrıca her sene düzenlemeye çalıştığımız ve iş ya- şamımızda bizleri bekleyen tehlikeler, alınması gereken

önlemler ve haklarımızın anlatıldığı İşçi Sağlığı ve İş Gü- venliği Panelini de 29 Eylül 2012 tarihinde gerçekleştir- dik.

Her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiğimiz Kamulaştır-

ma Bilirkişiliği Eğitimimize üyelerimiz yoğun ilgi göster-

di. Tekirdağ, Edirne ve Yalova illerinde ise Cors İnteraktif

Seminerleri düzenlendi. Önümüzdeki dönem üyelerimi-

ze yönelik proğram eğitimleri, GPS ve CORS seminerleri-

mizi üyelerimizle buluşturmaya devam edeceğiz.

(11)

şube güncesi

2002 -2007 yılları arasında HKMO İstanbul Şube Mü- dürlüğü görevini yürüten ve meslek alanımıza, odamı- za çok sayıda katkıda bulunan, odamızdan ayrıldıktan sonra çalıştığı İSKİ Sarayburnu Şantiyesinde 2007 yılın- da yaşanan bir iş cinayeti ile kaybettiğimiz arkadaşımız, meslektaşımız Gülseren Yurttaş’ı aramızdan ayrılışının 5. Yılında Bilecik Gölpazarı’nda bulunan kabrini ve aile- sini Şube Yönetim Kurulu Üyelerimiz ve Şube Emekçileri olarak ziyaret ettik. Gülseren arkadaşımızı aramızdan ayrılışının 5. yılında özlemle anıyoruz.

Bu dönem içerisinde odamız emekçisi Şeyda Işık

arkadaşımızı da kaybetmenin üzüntüsü içerisinde- yiz.1999 Yılından itibaren Harita ve Kadastro Mühendis- leri Odası Genel Merkez İdari İşler Şube Müdürlüğü gö- revini yürüten, aynı zamanda Sosyal-İş sendikası Ankara Şubesi 5. ve 6. Dönem Yönetim Kurulu üyeliği yapan Oda emekçimiz Şeyda Işık uzun süredir mücadele et- tiği hastalık nedeniyle 26 Kasım 2012 günü aramızdan ayrıldı. Çalışkan, özverili ve yardımsever kişiliği ile tanı- dığımız odamızın ayrılmaz bir parçası olan Şeyda Işık’ı hiçbir zaman unutmayacağız. Işığı bizleri aydınlatmaya devam edecek!

Arkadaşımız Gülseren Yurttaş’ı

Aramızdan Ayrılışının 5. Yılında Andık!

(12)

12 EYLÜLCÜLER ve TAKİPÇİLERİ, İKİ ELİMİZ YAKANIZDA

KONU : 12 Eylülcüler ve Takipçileri, İki Elimiz Yakanızda 12.09.2012

Türkiye‘yi siyasal, sosyal, bilimsel, hukuksal ve kültürel alanda büyük yıkımlara sürükleyen 12 Eylül 1980 darbesinin üze- rinden tam 32 yıl geçti. Bu süreçte; çalışma hayatında kazanılmış haklar gasp edildi, grevler yasaklandı, binlerce insan işten çıkarıldı, sendikalar-partiler-dernekler ve demokratik kitle örgütleri kapatılarak mal varlıklarına el konuldu. Milyonlarca insan fişlendi, binlercesi tutuklandı, insanlık dışı uygulamalara tabi tutularak işkenceden geçirildi. Sürgünler, vatandaşlıktan çıkarma- lar, idamlar, gazete, dergi, kitap ve filmlerin toplatılarak yakılarak imha edilmesi sürecin diğer uygulamaları arasında yerini aldı.

Farklı etnik ya da dini kimliklere sahip yurttaşlar bizzat devlet tarafından ayrımcılığa uğradı, kültürleri reddedildi, kimlikleri ƌOLÉS FEƌMEƌ  EƌMMFSƌ ZBTBLMBOE‘  GBƌMƌ NFÎIVM DƌOBZFUMFSMF LBUMFEƌMEƌMFS ƞOTBOMBS FWMFSƌOEFO  LÚZMFSƌOEFO  ZVSUMBS‘OEBO TàSàMFSFL

büyük kentlere göçe zorlanıp açlığa ve işsizliğe mahkum edildiler.

12 Eylül; insanca bir arada barış içinde yaşamak isteyenlerin hedef haline getirilerek susturulduğu, 24 Ocak 1980 kararları ile uygulamaya konan liberal ekonomik politikaların sonucu olarak emeğin ve alınterinin gasp edilip değersizleştirildiği, ülke kaynaklarının bir avuç yerli ve yabancı sermayeye peşkeş çekildiği, insan haklarının ve demokrasinin hiçe sayıldığı, bir sürecin adıdır.

Demokratikleşme vaatleri ile iktidara gelen ve 10 yıldır iktidarda olan AKP Hükümeti, geleneksel devlet yapısı ile iç içe geçe- rek 12 Eylül kurumları ve yasaları ile hükümet etmeye devam etmektedir. 12 Eylül öncesi yaşanan Taksim, Çorum katliamları ile 12 Eylül sonrası Sivas ve Gazi olaylarını aratmayacak katliamlar AKP hükümeti döneminde Uludere‘de yaşanmakta ve failler yine açığa çıkarılmamaktadır. 12 Eylül darbesinin mimarları tarafından devrimcilere, demokratlara ve yurtseverlere karşı yürütülen cadı avı bugün AKP Hükümeti tarafından bilim insanlarına, öğrencilere, gazetecilere, sendika ve demokratik kitle örgütlerine yönelik olarak hız kesmeden devam etmektedir. 12 Eylül‘ün eseri olan Devlet Güvenlik Mahkemeleri‘nin yerine kurulan Özel Yetkili Mahkemeler aracılığıyla iktidar karşıtları, muhalif kesimler susturulmak istenmektedir.

Her fırsatta 12 Eylül darbesi başta olmak üzere tüm darbelerle ve darbe girişimleriyle mücadele ettiğini, askeri vesayete karşı olduğunu iddia eden AKP Hükümeti başta YÖK olmak üzere 12 Eylül‘ün eseri olan kurumlarla iktidarını sürdürmekte, 12 Eylül‘ün eseri anayasayı geniş katılımlı bir anlayış çerçevesinde tümden değiştirip sivil bir anayasa hazırlamak yerine, RTÜK, HSYK, Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve diğer 12 Eylül kurumlarının üye sayısını arttırarak devlet içindeki gücünü art- tırmak istemektedir,

Türkiye siyasal tarihinde kara lekeler olarak geçen darbelerle gerçekten hesaplaşma ve mücadelenin yolunun darbelerin mirasını yemekten geçmediği açıktır.

Darbelerle ve darbecilerle hesaplaşmanın yolu; darbeler ve darbe girişimlerinin arkasındaki güçler ile darbe süreçlerinde halka karşı suç işlemiş sivillerin ve devlet görevlilerinin açığa çıkarılıp yargılanmasından, darbelerin ürünü olan kurumların ve darbe hukukunun ortadan kaldırılarak, demokratik ve sivil bir anayasanın ivedilikle yapılmasından geçmektedir.

Darbeler başta olmak üzere tüm anti-demokratik uygulamalara karşı demokrasi, insan hakları ve emekten yana olan müca- delemizi üyelerimizden aldığımız güçle sürdürmeye devam edeceğiz.

“İŞ KAZALARI” CİNAYETE DÖNÜŞMEKTEDİR

KONU : 5. Ölüm Yıldönümünde Gülseren Yurttaş ve İş Cinayetleri hk. Basın Açıklaması 27.09.2012

Sevgili meslektaşımız Gülseren YURTTAŞ, beş yıl önce 27.09.2007 tarihinde İSKİ‘nin Melen Projesi kapsamında çalışmakta ol- duğu bu işyerinde, gerekli iş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle meydana gelen bir ‘iş kazası‘ sonucu yaşamını yitirdi.

Türkiye‘de neredeyse her gün ya ölümlü ya da yaralanmalı ‘iş kazaları‘ meydana gelmektedir. İş kazaları sıralamasında Türki- ye, Avrupa‘da birinciliğini, Dünya sıralamasında ise üçüncülüğünü istikrarlı bir şekilde korumaktadır. Yakın tarihlerde Adana‘da bir barajda, Maraş Elbistan‘da dekapaj sahasında, Bursa‘da Kemalpaşa ve Dursunbey‘de, Tuzla‘da tersanelerde, Ankara‘da 0TUƌNAEF ;POHVMEBLAUBNBEFOPDBLMBS‘OEB %BWVUQBǵBAEBSVITBUT‘[NBZUBQBUÚMZFTƌOEF "ZBNBNB%FSFTƌAOEFTFMCBTL‘O‘OEB

ve geçtiğimiz aylarda ise bir katliama dönüşen Esenyurt‘taki AVM şantiyesinde meydana gelen ‘iş kazalarında‘, yüzün üstünde insanımız hayatını kaybetti, yüzlercesi de sakat kaldı. Kazaların ardından açılan kamu davalarında; hızlı, adaletli ve caydırıcı bir karar çıkmaması, aksine ‘parasını öde yeter‘ anlayışı etrafında şekillenen kararlar, bu tür iş cinayetlerinde hayatını yitirenlerin yakınlarının acılarını bir kat daha artırmıştır.

(13)

basın açıklaması

Gülseren YURTTAŞ adına açılan kamu davasında da benzer bir süreç yaşanmış ve ‘taksirle adam öldürme‘ suçu ile açılan davanın yargılaması sonucunda, sorumluların aldıkları cezalar para cezasına çevrilerek dava sonuçlanmıştır. Davanın sonucu, bizlerin ve kamuoyu vicdanını yaralamıştır.

Sosyal Güvenlik Kurumu İstatistiklerine göre Türkiye‘de iş kazalarında yaşamını yitirenlerin sayısı 2008‘de 865 iken bu sayı 2010 yılında nerdeyse iki kat artarak 1434‘e, 2011 yılında ise 1563‘e ulaşmıştır. 2012 yılının ilk 8 ayında ise 559 insanımız iş cina- yetinde yaşamını yitirmiştir. Resmi kayıtlar bu rakamları vermekle birlikte Türkiye‘de her üç çalışandan birinin Sosyal Güvenlik Kurumu‘na kayıtlı olduğu dikkate alınırsa, iş cinayetlerinde ölenlerin sayılarını da üç kat artırmak gereği ortaya çıkar. Gerekli önemler alınmadığı ve etkin denetimler yapılmadığı sürece iş cinayetlerinin artması da kaçınılmazdır.

Bugün; insan emeğinin değersizleştirildiği, insan yaşamının güvencesizleştirildiği, taşeronlaştırmanın ve kuralsızlığın yay- gınlaştırıldığı, zaten etkin olmayan kamusal denetimin işlevsizleştirildiği, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatının bir türlü etkin olarak yürürlüğe sokulmak istenmediği açıkça ortadadır. ‘İş kazaları‘ sonucu meydana gelen ölümler ve yaralanmalar yetkililer tarafından ‘takdir-i ilahi‘ gibi bilime ve gelişen teknolojiye aykırı söylemlerle kader gibi gösterilerek olağan hale getirilmek istenmektedir. Oysa iş kazalarının temelinde yatan sebep kapitalizmin daha fazla kar hırsıyla yarattığı vahşi ve insani olmayan çalışma koşullarıdır.

AKP hükümeti diğer benzer yasal düzenlemelerde de izlediği ve bir çalışma biçimi haline getirdiği ‘ben yaptım oldu‘ mantı- ğıyla, Emek ve Meslek örgütlerinin bu konudaki uyarı ve taleplerini dikkate almadan, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı‘nı ace- leyle TBMM ‘den geçirerek yasallaştırmıştır. Yasa ile sorunu çözmek yerine, yasak savan bir anlayış ortaya konulmuştur. Piyasacı bir anlayışla hızla çıkarılan bu yasa ile yaşanan iş cinayetlerinin önüne geçilemeyeceği ortadadır.

İş kazalarının azaltılması ve işçi sağlığının korunup, iş güvenliğine yönelik gerekli önlemlerin alınması için, nitelikli işyeri he- kimliği ve iş güvenliği mühendisliği hizmetlerinin işyerlerinde uygulanması ve kamusal denetimin sağlanması amacıyla sayıca yetersiz kalan iş müfettişlerinin yeterli düzeyde istihdamının sağlanması gerekmektedir.

Bizler, Gülseren YURTTAŞ‘ın Meslektaşları, Arkadaşları, Dostları olarak, öncelikle tüm yetkilileri kamusal denetim ve kontrol mekanizmalarını etkin bir şekilde işletecek bir iradeyle ‘önce insan yaşamı‘, ‘önce sağlık‘, ‘önce iş güvenliği‘ düşüncesini somut olarak hayata geçirmeye davet ediyor ve iş cinayetlerinin arkasındaki asıl sorumluların yasaların öngördüğü en üst sınırdan caydırıcı cezalarla cezalandırılmasını talep ediyoruz.

Karın ön planda tutulduğu, insan yaşamının değersizleştirilerek taşeronlaşmaya ve denetimsizliğe kurban edildiği şanti- yelerdeki, tersanelerdeki, fabrikalardaki, madenlerdeki ve yaşamın tüm alanlarındaki ‘iş cinayetlerini‘ lanetliyor ve bu sürece seyirci kalan tüm yetkilileri bir kez daha sorumluluklarını yerine getirmeye ve sesimize kulak vermeye davet ediyoruz.

Demokrasi mücadelemizin bir parçası olan işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında yürüttüğümüz hak arama ve insanca yaşam mücadelemizin simgelerinden biri olan Gülseren YURTTAŞ‘ı beşinci ölüm yıldönümünde, bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz.

BASINA VE KAMUOYUNA

KONU : Cansel Malatyalı Hk. Basın Açıklaması 05.10.2012

TMMOB‘ne bağlı İnşaat Mühendisleri Odası‘ndan “performans düşüklüğü” gerekçe gösterilerek işten çıkarılan Cansel Malatyalı‘nın işine dönmek amacıyla 229 gündür İnşaat Mühendisleri Odası genel merkez binası önünde sürdürdüğü eylemi, 22 gün önce başlattığı süresiz açlık grevi ile, başta taraflar olmak üzere hiç kimsenin kayıtsız kalamayacağı bir noktaya gelmiştir.

Sürecin TMMOB‘nin emekten yana duruşunu zedelediği ve örgütümüzü içinden çıkılmaz bir noktaya götürdüğü açıktır.

Sorunun çözümü poliste, savcılıkta değildir. Cansel Malatyalı‘nın güvenceli iş talebi karşılanmalı ve kendisi hakkında yapılan suç duyuruları geri çekilmelidir.

İşini geri alabilmek için her türlü saldırıya rağmen bedenini açlığa yatırmış olan bir emekçiye destek vermek insanlık gö- revidir. Sorunun daha fazla büyümesine ve geri dönülmesi mümkün olmayan sonuçlar doğurmasına izin verilmemelidir.

TMMOB‘nin çalışma anlayışı, ilkeleri, emekten ve insandan yana duruşu ile soruna sağduyulu yaklaşıldığında çözüm olanakları bulunacaktır. Yaşam hakkının kutsallığı ekseninde soğukkanlı ve çözüm odaklı adımların atılarak, sorunun çözümü için tarafları derhal göreve çağırıyoruz.

Basına ve kamuoyuna saygıyla duyururuz.

(14)

TÜRKİYE‘DE BARIŞ, SURİYE‘DE BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ

KONU : Türkiye‘de Barış, Suriye‘de Barış, Dünyada Barış 08.10.2012

“Savaş İstiyoruz!

En önce vuruldu bunu yazan.”

Bertolt Brecht

AKP Hükümetinin Suriye‘ye yönelik izlemiş olduğu düşmanca tavır 4 Ekim tarihinde TBMM‘de görüşülerek kabul edilen savaş tezkeresi ile yeni ve kaygı verici bir aşamaya varmıştır. Tezkerenin bir başka tezkere görüşmeleri ile aynı güne getirilmesi manidar olduğu kadar, tezkereye sebep gösterilen ve 5 yurttaşımızın hayatını kaybetmesine sebep olan Akçakale‘deki patlama- nın da provokasyon olabileceğine dair kuşkuları arttırmıştır.

AKP Hükümeti‘nin ‘Özgür Suriye Ordusu‘ olarak adlandırılan, bizzat emperyalist ve Ortadoğu‘daki gerici ve diktatör rejim- lerce desteklenen, kişi ve gruplara sunduğu başta silah yardımı olmak üzere kamp ve eğitim desteği Türkiye‘yi savaşın içine sokmuştur. Akçakale‘deki can kayıplarının sorumlusu savaş politikası yürüten AKP Hükümetinin kendisidir.

AKP Hükümeti tezkere ile başta ABD olmak üzere emperyalist güçlerin bölgeye müdahalelerinin gönüllü taşeronu olduğu- nu bir daha gözler önüne sermiştir. Irak örneği ortada iken aynı gerekçeyle Suriye‘ye demokrasi götürüleceği iddiası yalandan ibarettir. Bilinmelidir ki Suriye de dahil olmak üzere dünyanın her yerinde insanlar demokrasi, eşitlik, adalet ve barış içerisinde yaşama hakkına sahiptir. Ancak kalıcı demokrasi dış müdahalelerle, taşeron örgütlerle değil bizzat insanların özgür iradesi ve kendi kaderlerini tayin etme hakkı ile tesis edilebilir.

İçerde her türlü hak arama mücadelesini baskı, zor, şiddet ve tutuklamalarla engelleyen Hükümetin demokrasi konusun- daki sicili bozuktur. Ayrıca, otuz yılı aşkın süredir devam eden ve on binlerce yurttaşımızın ölümüne sebep olan Kürt sorunu konusunda toplumsal barışı tesis edebilecek, çatışmaları sona erdirecek politikaları hayata geçiremeyen Hükümetin demokrasi konusundaki inandırıcılığı kalmamıştır.

Gerçek barışın AKP Hükümetinin ayrımcı ve nefret içeren politikaları ile kurulması mümkün değildir. Gerçek barışın yolu, nefret yerine kardeşliğin, ayrımcılığa karşı dini, dili, mezhebi ne olursa olsun bütün insanların bir arada yaşamasını savunmak- tan geçer.

Başta Türkiye ve Ortadoğu halklarının savaşta kaybedilecek bir cana ve yeni ağıtlar yakmaya tahammüllü yoktur.

Barış içinde bir Türkiye, Ortadoğu ve dünya mümkündür.

Hükümeti ve yandaşlarını; savaş politikalarından vazgeçmeye, ölümü değil yaşamı savunmaya, Türkiye‘de ve Ortadoğu‘da barış isteyen ve bir arada yaşama iradesini haykıran sokakların sesine kulak vermeye çağırıyoruz.

CAN KAYIPLARI YAŞANMADAN ÇÖZÜM ÜRETİLSİN!..

KONU : Açlık Grevleri hk. Basın Açıklaması 02.11.2012

Adalet bakanı Sadullah Ergin‘in önceki gün yaptığı açıklamaya göre bugün ülkemizde 66 cezaevinde 683 tutuklu ve hü- kümlü süresiz, dönüşümsüz açlık grevinde. 12 Eylül 2012 tarihinde başlayan açlık grevi 51. gününe girmiştir. Açlık grevinde bulunan tutuklular için hayati anlamda kritik noktaya gelinmiştir. Bundan sonrası, tutukluların hayatlarını kaybetmesi ile so- nuçlanacaktır. Bu sonucun sorumluluğu buna göz yuman, sessiz kalan, çözüme katkı koymayan herkesin omuzlarında olacaktır.

Özellikle Hükümet yetkililerinden gelen birbiriyle çelişen talihsiz ve duyarsız açıklamalar, diğer yandan muhalefetin sus- kunluğu endişe verici boyuttadır. Sorunun çözümünde sorumluluk noktasında olanların bu duyarsızlığı ve suskunluğu, 2000 yılında yaşanan “Hayata dönüş” adı verilen 32 kişinin hayatını kaybetmesi ve yüzlercesinin sakat kalması ile sonuçlanan facianın tekrarlanması korkusunu akıllara getirmektedir.

Bizler, ölümlerin yaklaştığı açlık grevlerine karşı kulaklarını kapayanları, susanları gecikmeden somut adımlar atmak üzere göreve çağırıyoruz. Açlık grevine konu olan insani yaşam taleplerinin bir an önce karşılanmasını, daha önce defalarca yaşadı- ğımız acı olayların tekrarlanmamasını istiyor, çözümün merkezinde bulunan siyasi iktidarın, üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmesini ve can kayıpları yaşanmadan bir an evvel çözüm üretmesini istiyoruz.

(15)

BASIN AÇIKLAMASI

KONU : YÖK Basın Açıklaması 06.11.2012

Bundan tam 31 yıl önce 12 Eylül 1980 darbesinin sonuçlarından biri de; özellikle üniversiteler ve öğrenci gençliğinde 1960‘larda başlayan ve 1970‘li yılların sonlarına doğru doruk noktasına ulaşan sosyal ve siyasal uyanışı bastırmak amacıyla yüksek öğretim yapısının yeniden yapılandırılması yoluna gidilerek 6 Kasım 1981 yılında Yüksek Öğrenim Kurulu (YÖK) oluştu- rulmuştur. Kuruluşu ile birlikte YÖK‘ün yok ettiği akademik hak ve özgürlükler, sadece araştırma görevlileri ve öğretim üyeleri ile sınırlı kalmamış bütün toplumun geleceğini derinden etkilemiştir. 1402‘likler olarak bildiğimiz binlerce kişinin işine son verilmesi veya işten ayrılmak zorunda kalması ile sonuçlanan haksızlıkların, mağduriyetlerin giderilmesine yönelik süreç de işletilmemiş, aksine asıl amacı bilimsel eğitim ve öğretim olan üniversitelerin siyasi iktidarlara bağlı kurumlar haline gelmesine neden olmuştur. YÖK, bilimin önünü kesmekle kalmamış, hak isteyen öğrenciler ve akademisyenlerin üzerinde de bir baskı WFZ‘ME‘SNBBSBD‘IBMƌOFHFMNƌǵUƌS;BNBOƌÎƌOEF:½,àOƌWFSTƌUFMFSƌDF[BMBOE‘SBO EFOFUƌNBMU‘OBBMBO UFLUƌQMFǵUƌSƌMNƌǵÚǘSFUƌN

kadrosu ve kaderci öğrenci profilinin baş mimarı kurum olarak toplumun belleğinde yerini almıştır.

Bu gün için YÖK yerine Türkiye Yüksek Öğretim Kurulu (TYK) olarak bilinen yasa tasarısı gündemdedir. TYK içinde yapılan değişiklikler ile özel üniversitelerin açılması, doktora üstü araştırmacı kadrolarının açılması, araştırma görevlilerinin 10 yıl içinde doktoralarını bitirememeleri halinde işten atılması gibi başlıkları da içermektedir. En yakın örneği İTÜ‘de araştırma görevlilerinin işten çıkartılması Yeni Yüksek Öğrenim Kurulu‘nun gelecekteki olası uygulamalarını bizlere göstermektedir.

Üniversitelerin en kritik karar organlarının başına TÜSİAD, TOBB, OSB temsilcileri getirilerek ticarileşmenin önü açılmaya çalışılmaktadır. Üniversiteler yeni yasa ile daha çok bilimsellikten uzak, piyasanın isteklerine cevap veren kurumlar olarak şekil- lendirilmeye çalışılmaktadır. Sözde darbe mağduru söyleminde bulunanların darbecilerle hesaplaşmak yerine bugün 12 Eylül askeri darbesinin ürünü YÖK‘ün kaldırılmaması ve yeni yasa tasarısı ile YÖK‘ün daha da güçlendirilmesi ironiktir.

Bizler Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak YÖK‘ün kuruluş yıldönümünde Yeni Yüksek Öğretim Kurulu yasa tasarısının, üniversitelerin bilimselliğinin önüne geçmemesi, akademisyen ve öğrencilerin hak ve talepleri karşı- sında bir baskı aracı olmaması gerektiğini yetkililere ısrarla hatırlatmak isteriz. Üniversiteleri “ticarethane”, öğrencileri “müşteri”, akademisyenleri “ücretli köle” olarak gören tüm yasa ve kurulların ortadan kaldırılmasını bekliyor, üniversitelerin bilimsel, de- mokratik, özerk kurumlar olması gerekliliğini bir kez daha vurguluyoruz.

BİLİM BİAT ETMEZ!

KONU : ODTÜ Basın Açıklaması 27.12.2012

18 Aralık 2012 Salı günü, ODTÜ yerleşkesinde bulunan TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Araştırma Enstitüsü binasında “Gök- türk-2” uydusunun fırlatılışı nedeniyle düzenlenen törene katılan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ı protesto etmek isteyen ODTÜ öğrencilerine binlerce polisin gaz bombaları ve panzerlerle müdahale etmesi nedeniyle çok sayıda öğrenci yaralanmıştır.

Öğrencilerin demokratik eylemine yönelik bu müdahale sonrasında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörlüğünün üniversite bileşenleri olan öğretim üyeleri, üniversite çalışanları ve öğrencilerle birlikte yaptığı toplantı sonrasında polis şiddetini kınayan bir basın açıklaması yapılmıştır. Basın açıklamasında;

“Orta Doğu Teknik Üniversitesi olarak, dün yerleşkemizde yaşanan şiddeti kınıyoruz. ODTÜ‘nün ve ülkemizin bir an önce şiddetten arınması için öncelikle güvenlik kuvvetlerinin dikkatli davranmasını bekliyoruz. Polisin, protesto hakkını kullanmak isteyen öğrencilere karşı şiddet kullanmaktan kaçınmasının, güvenlik tedbiri alırken olaylarla ilgisi olmayan öğrencilerin ve çalışanların yaşadıkları büyük olumsuzluklara karşı duyarlı olmasının önemini ve gereğini bir kez daha vurgulamak istiyoruz.

Üniversite yönetimi olarak, şiddet içermeyen, başkalarının özgürlüğünü kısıtlamayan, eğitim-araştırma faaliyetlerimizi en- gellemeyen ve çevreye zarar vermeyen protestoları özgürlük ortamının parçası olarak görüyoruz. Üniversitemizde özgürlük ve özgür düşünce ortamının sürdürülebilmesi için, öğrencilerimizin de protesto haklarını şiddete başvurmadan kullanmaları gerektiğini düşünüyoruz. Bu ortamın korunması için öğrencilerimizi, çalışanlarımızı ve mezunlarımızı gerekli sorumluluk içinde davranmaya davet ediyoruz.” İfadelerine yer verilmiştir.

Bu açıklamadan sonra bazı üniversite rektörleri tarafından demokratik bir hak olan protestoya yönelik polis şiddetini gör- mezden gelip protesto eyleminin “örgüt uzantısı kimseler tarafından uzaya uydu gönderilmesini gölgede bırakmak için ya- pılmış bir eylem” olduğu yönündeki açıklamalarını bilimin ve düşünce özgürlüğünün en katıksız savunucusu olması gereken üniversitelerin geldiği durum açısından kaygı verici buluyoruz.

TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak bazı üniversite rektörleri tarafından yapılan açıkla- maları iktidara yaranma çabası olarak görüyor ve bu tür girişimleri kınıyoruz. Üniversiteler siyasal iktidarlara biat eden kurumlar değil, bilimsel çalışmaların, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin özgürce yürütüldüğü ve ifade edildiği alanlardır.

basın açıklaması

(16)

Avrupa‘da ve ABD‘de 19. yüzyılın ortalarında başlayan mühendis ve mimar örgütlenmesi, ülkemizde 2. Meşrutiyet- le birlikte başlamıştır. 2. Meşrutiyetin ilanından sonra kurulan derneklerden biri olan ve Mimar Kemalettin Bey’in öncülü- ğünü yaptığı Osmanlı Mimar ve Mühendis Cemiyeti bizde de modern anlamda ilk mühendislik ve mimarlık örgütlenmesi olarak kabul edilinilir. Cemiyet 1922 yılına kadar aralıklarla da olsa çalışmalarını sürdürmüştür. Cumhuriyet’in ilanından son- ra ise 17 Mayıs 1926’da Ankara’da Türk Mühendisler Birliği ve Türk Yüksek Mühendisler Birliği kurulmuştur. 1927’de 1035 sa- yılı Mühendislik ve Mimarlık kanunu çıkarılmıştır. 1936 yılında çıkarılan 1074 sayılı yasayla Nafıa Fen Mektebinin adı Teknik Okul olarak değiştirilmiş ve bu okuldan mezun olanlara mü- hendis unvanı verilmesi hükme bağlanmıştır. 1035 sayılı yasa- nın artık yetersiz kaldığı görüşüyle bu iki yasa 1938 yılında çı- kartılan 3458 sayılı Mühendislik Ve Mimarlık Hakkında Kanun ile yürürlükten kaldırılmıştır.

TMMOB’nin kuruluşu ise 27 Ocak 1954 tarihinde çıkartılan 6235 sayılı yasanın kabulünden sonra 18 Ekim 1954 yılında ya- pılan ilk Genel Kurulla, Odamızın da içinde bulunduğu toplam 10 odanın kuruluşu ile başlamıştır.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Anaya- sanın 135. Maddesinde belirtilen kamu kurumu niteliğinde bir meslek kuruluşudur. Kuruluşunda 10 Odası ve yaklaşık ola- rak 8.000 üyesi bulunan TMMOB‘nin, 2012 Ekim itibari ile oda sayısı 24, üye sayısı ise 410.000 ‘dir.

TMMOB çalışmalarını 24 Oda, bu Odalara bağlı 197 şube ve 48 İl/İlçe Koordinasyon Kurulu ile sürdürmektedir. 31 Ara- lık 2011 tarihi itibarı ile Oda ve Şubelerine bağlı olarak 157 Bölge Temsilcisi, 613 İl Temsilcisi, 265 İlçe Temsilcisi, 11 İrtibat Bürosu, 12 Mesleki Denetim Görevlisi ve 51 Oda Temsilcisi ile TMMOB toplam 1306 birimi ile görev yapmaktadır. TMMOB‘ye bağlı Odalara 70 kadar mühendislik, mimarlık ve şehir plancı- lığı disiplininden mezun olan mühendis, mimar ve şehir plan- cıları üyedir.

6235 sayılı Türk Mühendis Ve Mimar Odaları Birliği Kanu- nunun 2. Maddesinde TMMOB’nin kuruluş amacı;

a) Bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermek;

b) Bu suretle aynı ihtisasa mensup meslek mensupları- nı bir Odanın bünyesinde toplamak; merkezde İdare heyeti, haysiyet divanı ve murakıplar gibi görevlilere yetecek kadar üyesi bulunmayan Odasının merkezini, Umumi Heyetin belir- leyeceği yerde açmak;

c) Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müş- terek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaş- tırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan

ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hâkim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlâkını korumak için gerekli gördüğü bütün te- şebbüs ve faaliyetlerde bulunmak;

d) Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmî makamlarla İşbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fennî şartnameleri incelemek ve bunlar hakkında görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek; şeklinde tanımlanmıştır.

6235 sayılı Türk Mühendis Ve Mimar Odaları Birliği Kanu- nuna göre hazırlanan ve 02.12.2002 tarihli 24954 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan TMMOB Ana yönetmeliğinin, Odalar Bir- liği, Kuruluş, Merkez ve Amaç bölümündeki 3.maddesinde de Birliğin ve Bağlı Odaların amaçları;

a) Günün gerek ve koşullarına ve mevcut olanaklara göre, kanun, tüzük ve bu Ana Yönetmelik hükümleri içinde kalmak üzere, mühendis ve mimarları meslek kollarına ayırmak, mes- lek ve çalışma konuları aynı ya da birbirine yakın bulunan mü- hendis ve mimarlık grubu için Odalar kurmak.

b) Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının ortak gereksinmelerini karşılamak, mesleki etkinlikleri kolaylaş- tırmak, mesleğin genel yararlara uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak; kamunun ve ülkenin çıkarları- nın korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasın- da, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin ve kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında ge- rekli gördüğü tüm girişim ve etkinliklerde bulunmak.

c) Meslek ve çıkarları ile ilgili işlerde, resmi makamlar ve öteki kuruluşlar ile işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve önerilerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı, normla- rı, bilimsel şartnameler, tip sözleşmeler ve bunlar gibi bütün bilimsel evrakı incelemek ve bunların değiştirilmesi, geliştiril- mesi ya da yeniden konulması yolunda önerilerde bulunmak”

olarak tarif edilmiştir.

TMMOB kuruluşundan bu güne kadar amaç maddesine uygun olarak çalışmalarını sürdürmüştür. Üyesinin, kamunun ve halkın çıkarlarının korunması ilkesinden hareketle, bilime, tekniğe ve kamusal yarara aykırı yatırımlara karşı etkin rol oynamıştır. Yürüttüğü bu çalışmalar, rant odaklı proje ve ya- tırımları hayata geçirmeye çalışan siyasal iktidarları ve serma- ye gruplarını rahatsız etmiştir. Söz konusu çevreler, TMMOB örgütlülüğüne “iş yapmamızı engelliyorlar, ideolojik davra- nıyorlar’’ tarzında suçlamalar yöneltmişler ve yöneltmeye de devam etmektedirler.

Mimarlık, Mühendislik ve Şehir plancılığı alanlarında kent- sel yağmalara ve bilimsel, teknik gerekliliklerden uzak uygu-

“150 Milyar Liralık Neşter” Yasası!

Tekin AKÇAPINAR

(17)

gündem

lamalara karşı açtığı davalar nedeni ile TMMOB birçok kere hedef tahtasına konulmuş, çeşitli saldırılara maruz kalmıştır.

TMMOB’nin örgütsel bütünlüğüne yönelik saldırıların ilk adı- mı üyelerinin ihtiyaçları ve kamu yararına düzenlenecek et- kinlik ve eylemlerde kullanılan bütçesinin çeşitli yöntemlerle kısıtlanması olmuştur. Yukarıda konu edilen kuruluş yasası ve amaçlarından hareketle üyesinin yararına yönelik olarak yü- rüttüğü mesleki denetim faaliyetleri genelgelerle engellen- mek istenmiştir.

TMMOB’ye yönelik saldırılar iktidar yanlısı basın yayın or- ganlarında, TMMOB tarafından tekzip edilen asılsız ve yalan haberlerle başlatılmıştır. TMMOB’nin rant odaklı bilime ve tek- niğe aykırı, kamusal yararı olmayan yatırımlara karşı yürüttü- ğü hukuki mücadelesi, siyasal iktidara yakın basın organların- da, ‘TMMOB’nin ülke kalkınmasının ve yatırımların karşısında olduğu, ideolojik davrandığı’ şeklinde çarpıtılarak haber ya- pılmıştır. Bu kasıtlı ve yalan haberlerle TMMOB itibarsızlaştı- rılmaya, emekten, üyesinden yana mücadelesi ve yurtsever duruşu engellenerek iktidarla uyum içerisinde çalışan deyim yerindeyse onun bir organı haline getirilmek istenmektedir.

Bir gazetede çıkan ve 150 milyarlık neşter başlığı ile yayınla- nan habere konu olan TMMOB’nin hukuki mücadelesinden bazı örnekler siyasal iktidarın neden TMMOB’yi hedef aldığını açıkça ortaya koyacaktır.

t ƞQFL:PMV7BEƌTƌ4FSCFTU#ÚMHFTƌOƌO,VSVMVQƌǵMFUƌMNFTƌ- ne Dair Bakanlar Kurulu Kararının İptal istemi ile açılan Dava sonucunda mahkeme 1.derece doğal sit alanı olan Acarlar Gölünü besleyen su kaynaklarının bu bölge içinde kaldığı, ÇED sürecinin dahi başlatılmadığı yerleşim alanlarının ser- best bölge içinde kalması nedeni ile TMMOB lehine dava ko- nusu işlemi iptal etmiştir.

t  TBZ‘M‘ SFTNƌ HB[FUFEF ZBZ‘OMBOBO $BSHƌMM 5BS‘N

A.Ş. lehine serbest bölge kurulmasına dair bakanlar kurulu kararının iptal istemi ile açılan dava sonucunda mahkeme yü- rütmeyi durdurma kararı vermiş, daha sonra Bursa Barosu ve yerel örgütler tarafından açılan davalarla da işlemin iptaline karar verilmiştir.

t ±FWSFWF0SNBO#BLBOM‘ǘ‘BMFZIƌOFTBZ‘M‘PSNBO

LBOVOVOVO"NBEEFTƌOFHÚSF0SNBOBMBOMBS‘O‘OE‘ǵ‘OBΑ- kartılacak alanlarla ilgili yönetmeliğin iptali istemi ile açılan davada mahkeme, henüz orman vasfını koruyan yerlerin bile orman dışına çıkartılmasını sağlayan yönetmeliğin kamu ya- rarına olamayacağı için yönetmeliğin iptali ve yürütmenin durdurulması kararı vermiştir.

t .5"UBSBG‘OEBOUBSƌIMƌ3FTNƌ(B[FUFEFZB- yımlanan jeotermal sahaların/kuyuların kullanım haklarının devredilmesine ilişkin ihalenin iptali istemi ile açılan davada mahkeme Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün ihale ZPMVZMBLVMMBO‘NIBLMBS‘O‘Z‘MM‘ǘ‘OBEFWSFUNFZƌEàǵàOEàǘà

alanların, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan stratejik öneme sahip jeotermal alanlar olması gerekçesi ile TMMOB lehine karar vermiş ve dava konusu işlem iptal edilmiştir.

t HàOWFTBZ‘M‘3FTNƌ(B[FUFEFZBZ‘N- lanan Kalkınma Ajanslarının Çalışma Usul ve Esasları Hakkın- da Yönetmeliğin Anayasa’ya aykırılığı nedeni ile iptali istemi ile açılan davada TMMOB’nin talebi doğrultusunda dava ko- nusu Yönetmelik idareye tanınan yetki aşılmak suretiyle Kuru- luş kararnamesinde belirlenmesi öngörülen hükümlere aykırı olarak düzenleme getirmiş olması nedeniyle iptal edilmiştir.

t ,PSVNB BMU‘OEB CVMVOBO "CBOU (ÚMà 5BCƌBU 1BSL‘  ƞM

Özel İdaresine devredildikten sonra, hem işletme sözleşmesi- ne hem de tüm koruma ilke ve yasalarına, uluslararası sözleş- melere aykırı bir biçimde, akıl almaz bir hoyratlıkla yok edilme ƌMFZà[Zà[FC‘SBL‘MNBT‘OBLBSǵ‘TBZ‘M‘.ƌMMƌ1BSLMBS 

TBZ‘M‘0SNBO TBZ‘M‘,àMUàSWF5BCƌBU7BSM‘LMBS‘O‘,PSVN

ve Çevre Kanununa muhalefetten sanıkların cezalandırılması istemi ile açılan dava sonucu :İlgiler hakkında Bakanlık tara- fından soruşturma izni verilmemiş, bu karara karşı TMMOB tarafından Danıştay’a itiraz edilmiştir. Yapılan itiraz netice- sinde Danıştay konunun soruşturmayı gerektirecek nitelikte olması nedeni ile İçişleri Bakanlığının soruşturmaya izin veril- memesi yönündeki kararının kaldırılmasına karar vermiştir.

t )BUUBU)PMEƌOHUBSBG‘OEBO#BSU‘OƞMƌ "NBTSBƞMÎFTƌT‘O‘S- ları içerisinde kurulmak ve işletilmek istenen “Termik Santral

(18)

&OUFHSF1SPKFTƌwƌMFƌMHƌMƌ/ƌTBOUBSƌIƌOEF#BSU‘O7BMƌTƌ

İsa Küçük’ün başkanlığında Bartın İl Özel İdaresi toplantı sa- lonunda “Termik Santral Bilgilendirme Toplantısı” adı altın- da, yasal dayanaktan yoksun, kamu yararına aykırı, hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkelerini çiğneyen bir toplantı yapılmış, toplantıyı düzenleyerek görev ve yetkilerini aşar nitelikte ortak olmaları nedeni ile suç duyurusunda bulunul- muştur.

t ƞ[NƌS ƌMƌ "MƌBǘB ƌMÎFTƌ ±BLNBLM‘ WF )PSP[HFEƌǘƌ LÚZMFSƌ

Değirmen Yıkığı mevkiinde yer alan Termik Santral konusun- da verilen ÇED Raporunun Hukuka, kamu yararına aykırı olan

±FWSFWF0SNBO#BLBOM‘ǘ‘O‘OUBSƌIMƌ,ÚNàSZBL‘UM‘

olumlu Çevresel Etki Değerlendirme Belgesinin iptali ve önce- likle yürütmenin durdurulması istemi ile dava açılmıştır.

t ½[FMMFǵUƌSNF :àLTFL ,VSVMVOVO  UBSƌI WF

TBZ‘M‘LBSBS‘OEBCFMƌSUƌMFO#PESVNƌMƌ0SUBLFOU:BIǵƌ

Belediyesi sınırları içerisinde kalan Özelleştirme idaresi tara- fından özelleştirme kapsamına alınan parsellere dair şekil, yetki, konu, neden ve amaç yönünden hukuka aykırı olan işlemin iptali için TMMOB tarafından dava açılmış Danıştay TMMOB’nin talebi doğrultusunda yürütmeyi durdurma kararı vermiştir.

t .FSTƌO,BSBNBO 1MBOMBNB #ÚMHFTƌ  ÚMÎFLMƌ

çevre düzeni plan değişikliğinin hukuka ve mevzuata aykırı olması nedeni ile ilgili değişikliğin iptali ve yürütülmesinin durdurulması istemi ile Çevre Bakanlığına dava açılmış Dava- da mahkeme TMMOB’nin talebi doğrultusunda yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir.

Ayrıca Karayolları 17. bölge Arazisi, 3. Köprü, İstanbul 1/100 000 ölçekli Çevre Düzeni Planı, Nükleer Santraller, Hid-

roelektrik Santralleri, Maden Ocakları, Meralar, Yapı Denetimi ve benzeri birçok konuda TMMOB’nin açtığı ve yukarıda sıra- ladığımız dava örneklerinde olduğu gibi mahkemelerce yü- rütmenin durdurulması ve iptal kararları verilmiştir.

TMMOB’nin bugüne kadar halktan ve emekten yana mü- cadelesi ile kamu kaynaklarının, çevrenin, tarihi ve kültürel değerlerin korunarak gelecek kuşaklara sağlıklı, güvenli yaşa- nabilir kentler bırakılması adına açtığı ve yukarıda birkaçına değinmeye çalıştığımız davalar TMMOB‘yi iktidarın hedefi haline getirmiştir.

Siyasal iktidarın meclisteki çoğunluğuna güvenerek, ka- palı kapılar ardında, ilgilisine sorma gereği duymadan anti- demokratik yöntemlerle hazırladığı torba yasa taslağında;

Yapı Denetimi Hakkında Kanun, İmar Kanunu, Kat Mülkiyeti Kanunu, Belediye Gelirleri Kanunu, Kıyı Kanunu, İskan Kanu- nu, Mera Kanunu, Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapıl- ması Hakkında Kanun, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 644 sa- yılı Kanun Hükmünde Kararname ve TMMOB Kanunu ile ilgili düzenlemeler bulunuyor.

Torba yasa taslağının bütününe bakıldığında neo-liberal zihniyetin kentlerimizi, tarım arazilerimizi, kıyılarımızı, mera- larımızı ve doğal yaşam alanlarımızı bir sermaye birikim ala- nı olarak hedef aldığı görülmektedir. Siyasal iktidara göre bu alanlarda gerçekleşecek mühendislik, mimarlık, şehir plancılı- ğı hizmetlerinin kamusal-toplumsal fayda anlayışından arın- dırılmakta, tarım arazileri, dereler, doğal kaynaklar, içme suyu metalaştırılmakta, halkın kullanımından alınarak sermayenin inisiyatifine terk edilmek istenmektedir. TMMOB yaşamın tala- nı anlamına gelen bütün bu uygulamaların önünde bir engel olarak görülmektedir. Bütün bu süreçlere, iktidarın yasa ta- nımaz ve kendi hukukunu dayatmaya çalışan uygulamalarına karşı mücadele eden, izin vermeyen TMMOB‘nin parçalanma- sı, dağıtılması, etkisiz-yetkisiz hale getirilerek Bakanlığa bağ- lanması ve merkezi bütünlüklü yapısının parçalanması yasal düzenlemeler ile hayata geçirilmek istenmektedir.

Torba yasanın 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61 nolu mad- deleri doğrudan TMMOB’yi ve örgütlülüğünü hedef almakta- dır. Ancak Yasa değişikliği bütün olarak ele alındığında deği- şikliğin sadece TMMOB’ye yönelik olmadığı anlaşılmaktadır.

Bunun için bu değişiklikten sadece TMMOB değil bütün ülke zarar görecektir. Bu bağlamda yasaya karşı duruş sadece TMMOB’ye bağlı odalar ve üyeleri ile sınırlı tutulamaz. TMMOB bu güne kadar halkın çıkarlarına karşı her türlü yatırımın ve politikanın karşısında duruşun adresi olması nedeni ile ön pla- na çıkmıştır. Torba yasanın geçmemesi, başta TMMOB üyeleri olmak üzere halktan yana tavır alan sendikasından, meslek odasına, derneğinden, siyasi partisine ve bunların yanında bu ülkede yaşayan bütün vatandaşların sorumluluğu olmalıdır.

Kentlerimizin, kıyılarımızın, doğal yaşam alanlarımızın yağmalanmasına izin vermemek için torba yasaya karşı müca- delemizi birleştirmeliyiz. Unutulmamalıdır ki örgütlü gücüne ve halkın güvenen TMMOB susturulamaz.

Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi

Referanslar

Benzer Belgeler

Buna göre aşağıda içerisindeki çubuğun bölme sayısı ve her bölmenin belirttiği kuvvet değeri verilen dinamometreler- den hangisinin ölçebileceği kuvvet değe- ri

Göleti yapan Yaşam Enerji Üretim Pazarlama Sanayi Limited Şirketi Proje Müdürü Ümit Altıntop, halkın söylediği gibi 700 dönümün sular altında kalmadığını söyleyerek,

Günümüzde; astronomi, kimya, fizik, matematik, geometri, biyoloji, tıp, sosyoloji, psikoloji, antropoloji ve siyaset bilimi olarak başlıca dallara ayrılan bilim,1. Konu ve

Orta Çağ’da büyük bir karanlık içine gömülen Avrupa XV. yüzyıldan itibaren, Katolik Kilisesi’ne kar- şı eleştirilerin artmasıyla bu karanlıktan kurtulmaya

TMMOB’ne bağlı 23 Odanın yanında Odamız Yönetim Kurulu, Şube ve Temsilciliklerimiz, Genç Harita Mühendisleri Komisyonu ve öğrenci arkadaşlarımızın katılımı ile

Üzerinde imar mevzuatına aykırı yapıların olduğu “ıslah imar planı”na konu yerlerde uygulanması gerekirken, fiilen boş parsellerde ve ıslah imar planını

Bu defa; yukarıda açıklandığı üzere 5793 sayılı Kanu- nun 7 nci maddesi hükmü gereği; Başkanlığın gecekondu dönüşüm projesi uygulayacağı alanlarda veya mülkiyeti

amaçlayan ve yıl sonunda Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca yapılması planlanan Kentleşme Şurası için 26 Haziran 2008 tarihinde Bakanlıkta yapılan Kentleşme