• Sonuç bulunamadı

Trk Halk Anlatlarnda Kadn

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Trk Halk Anlatlarnda Kadn"

Copied!
7
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

MAYIS 2002

Yayın

Kurulu

Safkant

Editör

AliAkaf

Femkılat

ElefUrl

ôzel

Sayrsı

Edltöni

Ayşe Durakbaşa Yayrn

Kurulu Üyeleri

Mahmut

Arslan

Ahmet Süerdem

Nuray Mert

Besim

F.

DelIaloğlu

i.

Emre

I§ık

AY"JC Durakba§ll

AyhnDtk:men

Çağlayan Kovanlıkaya

Deniz Vardar

Orhan

Tekelioğlu

Didier Gazagnadou

Ayhan Kaya

TOPLUMBİLiM

Allı

.yllk dergi

Sayı

15

ISSN 1301.()46& Selılbive YayınY6nelmetll

HülyaÖOgür

KapakveOnıllfc T_rım CananSuner Kapak Mlnyatiitü Christiae de Pisan,

u

LJı.«dela

Ote

desLJ<ımt:,S.1405 Baskı Kardeşler Matbaası

yönetim Yeri

Ankara

Cad.No:13/1 34410Cağaloğlu-ıST Tel:(0212)513 59 68

Tclefaks: (0212) 243 1727

m

içiNDEKiLER

AliAkay

FEMİNiZM

ÖNCESi VE

SONRASı KADıN SORUNSALı

5

AYfe

Durakba.-GiRİş

,

em.

M, Appelt

TOPLUM

SÖZLEŞMESi

FEMiNiST Bill.

BAKıŞLA

TASARLANABiLiR Mi? 13

Ay,egül

Varaman

TOPLUMSAL aNsiYEriN ÜRETiMi VE YENiDEN ÜRETiMi

BAGLAMıNDA

PsiKOLOJi,

SOSYAL PSiKOLOJi

VE

MEDYA

ARAŞTIRMAlARINDA

FEMiNiST

ELEŞTiRi ıl

GülÖzsan

KADININ ÜREMEYE

iLişKiN

HAKlARI

VE

ÜREME SAGUÖI

Zeynep Kutluata

FEMiNISTKÜRT

KADıN

DERGiLERiNDE DOGUM KONTROL

TARTıŞMAlARı 35

Tülfn

Kurtancı

ERKEN

CUMHURİYET

DÖNEMi

ROMANıNDA KADıN

VEaNSELLiK

41

Muharrem Kaya

TÜRK

HALK

ANLATıLARINDA KADıN

49

Ash Daldal

GELENEKSEL TüRKSOLU'NUN TOPLUMCU SiNEMA'DA

KADıN

TEMSiLLERi

KARANLıKTA

UYANANLAR

55

Georg

Slmmel

KADıN

KÜLTüRÜ

61

Tomur

Ata~ök

. . '

_

.

SANAT

MEKANLARıNIN

CINSIYETI,

SANATMEKANı

OLARAK ISTANBUL

67

inel Evlner

GÜNCEL SANAT VE

KADıNLAR

71

leyla

Şlmljek

KURMACA

DÜNYASıNıN iMKANLARı

77

Hatalı

Esayan

ANGELA CARTER VE

AYKıRı

DÜNYASI:

Postmodern veFeminist

Unsurların

Stratejik

İttifakıyla

iktidar Dinamiklerinin

YapırolUmu

III

Mügeipllkçl

KlSIKU GAZiNOSUNU

HATıRLARKEN

Bir

Dansöıiin

Bedeni için

(Aiılemerer

87

Alexandra Carter

ÖLEN KUGULAR MI, OTURAN ÖRDEKLER Mi?

Baleye Feminist 8akqlara

Dair

EIl1tirel

~ünceıer 91

Meltem Erlnçmen

Kanoğlu

KADıNLARıN

"KENDILERiNE AiT

ODAlARı': AŞK ROMANLARı

"

ElinDiamond

BRECHTYEN

KURAMı

fEMiNiST KURAM

Jestik Bir feminist

FJı,tiriye Ooğru ı1l7 Belkış Kümbetoğlu

Nilgün

çağa

KÜRESELLEŞME

VE

KADıN iSTiHDAMı

u7

Hürriyet Konyar

MUGLA'DA SARIGERMELi KADININ GLOBAL KÜLTÜRLE

TANIŞMASI

127

Gülıwn

Karamostafa

ARZU NESNELERi

i

DAVULTiCARETi

(ümit100dolar) Gülsün

Kllramusıafa'dao

Bir Sanat Projesi

139

Ebru Soylemel

KÜRESELLEŞMEYE

(2)

ürk mitolojisinin

hem inanç hem

de

uygulama

yönünü

yaşatan

şsmenlsnn

kadın

ve erkekHkle ilgili

çeşitli

sembolleri bir

arada

kullandıklan

görülür. Bu durum,

şamanın cİnsel kimliğini

de

araştırmaya

açar.

İki

cİnsiyetin

özelliklerini

taşımak, kadın

ve

erkeğin

ilk

yaratıldıklan,

o

kozmik zamana

dönüş

ve

o

ilk

yaratıbş anının

kutsal gücüne

ulaşma

İsteği şeklinde

mitolojik

bir

izshls

açıklanabilir.

Muharrem Kaya

Kadınlar

üzerine

yapılan ar~­ tırmalarda

konu genelde

mitolo-jik, antropolomitolo-jik, sosyolomitolo-jik,

psiko-lojik ve ideopsiko-lojik

açılardan

ele

alınmıştır.

Yine genelde, ya femi-,

nist

açıdan bakılarak, kadının

er-kek egemen bir toplumda siyasi ve

ekonomik anlamda geri planda

kaldığı,

kendi

kimliğini

ifade

ede-mediği

ya da bunun tam tersine

muhafazakAr bir

bakışla, kadının

tarihte ve günümüzde, toplumsal

ve siyasi olarak erkek

karşısında

eşit

konumda

bulunduğu

i

üzerin-de

durulmuştur.

Bu iki

yaklaşım tarzında

da ideolojik bir tek

yönlü-lük

vardır.

Bu konuya

geniş açıdan bakıldığında,

erkek ve

kadın

ege-men, hatta kutsal

yapımn,

tarihsel

süreçte, toplumlarda birbirinin

içi-ne

geçmiş

bir

şekilde y~adığı

be-Iirtilebilir.

özellikle

kutsallığa iliş­

kin olarak ataerkil ve anaerkil

özelliklerin

birbirine

karıştığı

gö-rülür. Bu

yazıda

Türk halk

aniatı­ larında,

ataerkil ve anaerkil

kültü-rün izleri, Türk atasözlerinde

ka-dınlarla

ilgili bu çerçevedeki

de-ğerlendirmeler

üzeriade

durula-caktır.

Tarihsel süreç içinde,

toplayıcı, aveı,

çiftçi toplumlardan, köleci,

feodal, kapitalist, sosyalist

toplum-lara kadar

kadımn konuınu

üzeri-ne,

özellikle

feminist

kuramın

da

etkisiyle bir hayli

geniş

literatür

oluşmuştur. İlkel

toplumlarda

anaerkil

yapının

izlerinin

bulundu-ğu

ileri sürülmesine

rağmen bazı araştırmacılar

hiçbir zaman

anaer-kil bir toplum

olmadığını

da

belir-tirler. Bu konudan bahsedilecekse,

anacrkilliğin değil

ana

hukuku-nun, ana

soyluluğun

ön planda

tu-tulması gerektiği

üzerinde

durul-muştur."

Feminist kuramdan hareketle,

geçmiljte

kadının

konumu üzerine

yazılan

kitap ve makalelerde

şöyle

bir çerçeve

çizilmiştir: Toplayıcı­ !ıkla

geçinen ilkel toplumlarda,

ka-dının

gebelik döneminin ve

çocuğu

büyütme döneminin uzun sürmesi,

bu

yüzden erkek gibi evden fazla

uzaklaşmaması

ve eve

topladığı

kök, meyve, bitki gibi yiyecekleri

getirmesi,

kadının saygınlığını

art-tırmıştır.

ÖZellikle

toprağın

ekilip

biçilmeye

başlanması

yani

çiftçiliğe

geçilmesiyle

kadın, tıpkı

toprak

gi-bi üretici

olması

sebebiyle

kutsal-laştırılmıştır. Erkeğin avcılık

yapa-rak eve yiyecek getirmesi, tabiat

şartları

sebebiyle her zaman

müm-kün

olmuyordu.

çocuğun

soyunun

kime

dayandığı

da evden uzun

sü-re

uzak

kalan

erkeğe değil,

evin

yakınında

bulunarak eve yiyecek

getiren ve çocuklara bakan

kadına bağlanarak belirlenmiştir.

Fakat

hayvanlann grup halinde

avlanan

erkeklerce,

evcilleştirilmeye başla­ ması

ve

tarımda hayvanın kullanıl­ masıyla kadının saygınhğı

ve

kut-sallığı

da

hafıflemi§tiL

Topraktan

elde edilen ürünün ve ticaretin

ge-tirdiği

güç, özellikle

köleci

toplum-larda

insanın

bir mülkiyet nesnesi

haline gelmesiyle ataerkil

yapıyı

daha da

güçlendirmiştir.

Kapitalist

toplumda ise

kadının

toplumsal

konumu büyük ölçüde evle

sıııır­ lanmıştır.

Fakat

sanayileşmeniu gelişmesi, kadının

ekonomik ve

politik hayata da girmesini

berabe-rinde

getirmiştir.'

Eski Türk

toplumlarında kadı­ nın

konumu

hakkında yapılan

(3)

Toplumbilim

araştırmalara

göre özellikle

atlı-göçebe

kültürün

etki-li

olduğu

Türklerde

kadın

erkekle hem yönetim hem

hukuk

açısından eşit

statüde yer

almışnr,

Fakat

İsla­

miyet'in kabulünden sonra Arap, Fars ve Bizans

kül-türlerinin etkisiyle Türklerde

kadın

daha pasif bir

ko-numa

itilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin

kurulmasıy­

la Atatürk'ün

ba§lattığı

ve

yönlendirdiği

devrimlerle,

Türk

kadını

pek çok sosyal, siyasi, ekonomik hakka

sahip

oleıuşnır,"

Türk halk

anlatılan incelendiğinde

ise

kadının

hem bu medeniyet dönemlerine uygpn

olarak metinlerde rol

aldığı

hem de

kadınlarla

ilgili

kendi dönemlerine göre

değer

hükümlerinin

bulun-duğu

görülür.

Halk

anlatılannın

temeli olan mitolojiyle

başlaya­

cak olursak, Türk mitolojisinde

kadınla

ilgili pek çok

unsura

rastlarız,

Verbitskiy'nin

derlediği

Altay

Yara-tılış

Miti'nde

Tanrı

Ülgen'e evreni,

dünyayı

ve

insan-ları yaratmasını dişi

bir ruh, Ak·Ene (Ale.Ana) ilham

eder.'

Ayrıca insanın yaratılışıyla

ilgili derlenen

mito-lojik metinlerde

toprağın, kadına

benzer bir §ekilde

insanı doğurduğu

görülür.

Türk-Memliık Yaratılış

Miti'nde insana benzeyen

mağara oyuldarına

topla-nan

bslçığın, güneş tarafından ısıtılmasıyla

insanlar

oluşurlar.

Bu metinde

mağara oyuldarı

yani toprak,

bir ana rahmi görevi

görmüştür.' Zaten "Toprak Ana"

düşüncesi

pek çok ilkel toplumda da görülen ortak

mitolojik bir

düşüncedir.

7

Ayrıca bazı mitolojik

an1a-tılarda

bir soyu

oluşturan çocuğu doğuran kadının,

bir erkekle birlikte olmadan bu

çocuğa

hamile

kalma-sını

Malinowski

şöyle

yorumlar: "(...) mit,

babanın

ya-ratıcı

gücü yerine, ana

aranın kendiliğinden yaratıcı

gücünü

koymuş

oluyor."

Kadını

ve

doğurganlığını

yücelten bu mitin

oluştuğu

toplumun,

toplaYICllıkla

ve

tanırıla

geçinen

bir toplum

olduğuna

da dikkat

edilmelidir.

Türk mitolojisinin hem inanç hem de uygulama

yönünü

yaşatan şamanların kadın

ve erkeklikle ilgili

çeşitli

sembolleri bir arada

kullandıkları

görülür. Bu

durum,

şamanın

cinsel

kimliğini

de

araştırmaya

açar.

İki

cinsiyerin özelliklerini

taşımak, kadın

ve

erkeğin

ilk

yaratıldıkları,

o kozmik zamana

dönüş

ve o ilk

ya-ratıhş anının

kutsal gücüne

ulaşma isteği şeklinde

mitolojik bir izahla

açıklanabilir. Ayrıca

uzun tarihi

ve toplumsal dönemler boyunca kutsal kabul edilen

şeylerin

sembolik olarak

yaşatılması

da

şamanlarda

görülen bu iki cinsiyetli özellikleri de

anlaşılır kılabi­

lir. Erkek

şamanların

bile

kadınlıkla

ilgili özellikler

taşımaları, kadının kutsallaştırıldığı

dönemlerle

bağ­ lantılıdır

.

Kökeni itibariyle mitolojiye dayanan destanlarda,

kadın

hem ödül hem

soyu

kutsallaştıran tanrısal

bir

unsur olarak görülür. Bir toplumu temsil eden destan

kahramanı

kendi toplumunun

düşmanı diğer

toplu-mun

kahramanlarını

ve ordusunu

yendiğinde, kadın,

dii§mandan elde

ettiği

bir ödüldür. Bu

kadın

genelde

yendiği,

yerine

geçtiği kralın karısı

veya

kızıdır.

Bu

durum hem

savaşçı,

erkek egemen

toplumların

hem

de

kadın kutsallığının

var

olduğu tarım toplumlarının

destanlarında görülür.'

Oğuz Kağan,

kendi toplumunu,

dalıa doğrusu avcı

bir toplumun

yaşaı'n alanını

tehdit eden,

yani

ormanı

ve av

bayvanlarım

kontrol eden

gergedanı

öldürdük-ten sonra, gök

tanrısının

ve yer

tanrısının sunduğu

.

kadınlarla

evlenir.

Oğuz K.ağan'ın

soyu böylelikle

kutsallaştmlınııj

hatta

tanrısallaştınlmıştır,

Bunu

sağ­

layan ise

tanrının Oğuz Kağan'a

bir ödülolarak

sun-duğu kadınlardır.

Bu

destarıla bağlantılı

olarak

kadının,

erkek

cin-selliğinin

nesnesi ve soyun

devamlılığı

için

üreme

ara-cı şeklmde görüldüğü

de belirtilebilir. Zira

Oğuz

Ka-ğan,

bu

kadınları

görür ve

istediğini alır.

Uygurca

Oğuz Destanı'nda, Oğuz'un göğün tanrısının kızıyla

evlenmesi

şöyle anlatılır:

"Oğuz Kağan

biryerde, Tannya

yalvarırken: Karanlık bastı

birden, bir

i§ık

dÜftü gökten!

Öyle bir

i§ık

ind; parlak aydan, gü.ne.rten!

Oğuz Kağan

yürüdü,

yakınma ışığın, Oturduğunu

gördü,

ortasında

birkum!

Bir ben

vardı başında, ateş

gibi

I§ığı,

Çok

güzelbir

kızdı

bu, sanki Kutup

yıldızı!

.

Öylegüzel bir

/az

ki

gülsegök güledurur!

Kız ağlamak

istese,

gök

de

ağlaya

durur!

oğuz kızı

görünce,

aklı

gitti

beyninden,

Kıza

vuruldubirden, sevdi

kaı

gönlünden,

Kızla gerdeğe

gird;

aldı düediğinden. «ıo

Bu

kadından doğan

çocuklara da Gün, Ay,

Yıldız adları

verilir. Bu adlar gökle

bağlantılı

kutsal

varlık­ lardır.

Böylelikle destan, o soyun gök

tanrısıyle

ve

gökteki kutsal

varlıklarla yüceltilmiş anlatısı

halini

alır. Destarıda Oğuz, tıpkı

gök

tanrısının kızıyla

ev-lendiği

gibi yer

tanrısının kızıyla

da evlenir:

"Ava

giJ!1Iilti

birgün,

ormanda

oğuz K4ğan,

Gölün

ortasında

bir,

tek

ağaç

uzuyordu;

Ağacın koğuğunda,

bir

/az

oturuyordu

Gözü göktendaha gök,

bu bir

Tanrı /azıyth,

Irmek

dalgası

gibi, saçlan

dIllgahydı.

Bir

inci

idi

diŞ, ağzında

hepparlayan,

Kim

olsa

şOyle

dodi, yeryüzünde

yaşayan,

"Ah! Ah!Biz

ölüyoruz!

Eyvah! Biz

ölüyoruz!"

Der,

bağınr

dururdu!

Tıpkı tatlı

süt gibi,

acı

ksmszolurdu!

oğuz /azı

görünce,

aklı başmdan

gitti,

Nedense

yilreğine,

kordan bir

ateş

girdi.

Gönüldensevdi

kızı,

tutup

aldı

elinden,

Kızla gerdeğe

girdi,

aldı dilediğinden.

.11

Oğuz'un

yer

tanrısının kızından doğan çocu.kları­

na ise Gün, Ay,

Deniz

adlan konur. Burada da

soyun

yer-su

tanrısıyla bağlantılı

olarak yüceltilmesi söz

ko-nusudur. Bunlar tam bi,. mittir.

(4)

Oğuz Kağan destanının

islimi

varyantında

da

Oguz, adeta bir peygamber

özelliği kazanmıştır,

Da-ha

dojmadan annesini

İslamiyet'e

davet eder.

Evlen-diği kızları

da yine

isıam'a çağınr,

bu teklifi reddeden

amcası Kör-Han'ın kızıyla

birlikte olmaz.

İkinci

evli-iikte

de

aynı

§Cy

tekrarlanır. Oğuz,

üçüncü

evliliğini

ise küçük

amcası Or-Han'ın kızıyla

yapar.

OAUZ

aynı

teklifi

yaptıpnda kızdan şu cevabı alır:

"Ka

Oğuz'a

vurgundu,

Oğuz'a

candan

bağlı,

Her

ıqe değer

idi,

oğuz

gibi

adaIdı. Oğuz'a

dQniJp

baktı. şöyle

dedi,

ağladı:

"Ben

ne Allah

tanmm;

ne de Tann

bilirim!

"Senin sözün puyruktur,

hep

pqinden

geJirim!

"Senne denen o

olur,

fermanından çıkamam!

"Senvarisen ba§unda,

ba§kasına

bakamamr

12

Oğuz'un evliliği

görüldügü üzere üç tanedir ama

sadece

kendisine itaat eden, onu seven, islamiyet'e

geçen üçüncü

karısıyla

birlikte olur.

İslamiyet'

e geçildikten sonraki dönemin

destam

olan Battal GaZi

destanında

da

kadınlar,

özellikle de

düşmanın kadınlan

Battal'a

l§ık

olurlar, hatta

Bat-ral'ın

ordusunun

ku§attığı

kalenin

kapılarını

bile

açar-lar.

Mah

Piyruz, Gülendam, Aden Banu, Ketayun

bunlar

arasında

en

öneınıııeridir.

13

Adı

§u veya bu,

Müslüman veya Hristiyan,

kadınlar, baş kahramanın

yani Battal Gazi'nin büyüklügünün,

yüceliğinin, yakı­ §ık1ılıpun

gösterilmesinde bir araç olarak

kullanılır­

lar. Battal'm yüceltmesiyle ilgili bu mekanizmada

düşmanın savaşçı

askerlerinin de

kııllanıldığı

görülür,

Battal tek tek

onları

da yener.

Gerek Battal Gazi

destanında

gerekse Manas,

Köroğlu

gibi

destanlarda.

erkek gibi silah kullanan,

güreşen kadınlara

da

rastlanır.

Hem edebi tür hem

de medeniyet

açısından

bir geçi§ dönemi eseri olan

Dede Korkut

Kitabı'nda

da böylesi

kadınlar

görülür.

Banu Çiçek. Selcen Hatun, Buda Hatun ok atar, ata

binerler. Hatta Banu Çiçek, kendisiyle evlenmek

iste-yen Beyrek'e

güreşte

kendisini yenmesi

§3rtU11

koşar,

Dede

Korkut

Kitabı'nda sava§çı

bir toplumun

özellik-leri göriilür, hayatta kalabilmek için

kadınlar

da

er-kekler gibi

savaş

konusunda

ustaleşmışlardır.

Bu

ki-tapta

artık

yerle§ik medeniyete geçme döneminin

et-kisiyle narin

~ kadınlaondan

da

bahsedildiği

gö-rÜL

ur.

-

1.

Kan

Turalı,

evlenecek

kız

bulup

bulmadığım

&0-ran

babasına

oguz

kızlarının narinliğini

belirten

şu

sözleri söyler: "(.•.)

pes

varasmbir

cici

bici türkmen

ki-zuu alann; Mgahanlian tayanam

üzerine

diişem karnı

yll1lla didi."1S Kun

Terah'nın istediği kız şu

özelliklere

sahip

olmalıdır:

"Baba men yirümden

turmaduı

o

tur-miş

ola, men

koro

koç

atuma binnedin o

binmiş

ola,

men kanlu

kafir

iline

varmadm ol

vanmş

mana

ba§ge-tümıiş

ola

didi.

"16 SaVa§Ç1

bir toplumda

yaşayan

Kan

Turalı'nın istediği

adeta

savaşçı

bir

arkadaştır.

nede

Korkut

Kitabı'nın başında kadınlarla

ilgiü

bir

değerlendirme

yer

alır.

Dede

Korkut

kadınları

dörde

ayırır:

"Birisi solduran soptur. Birisi tolduran

toptur.

Birisi

ivün

tayağıdur.

Birisiniçe söylerisen

baya-gıdur.

"17

Burada

~nlar

ev

işinden, kocasına karşı

davranışlarından dolayı

deAerlendirilmi§lerdir.

"Bun-lardan "evin

dayağı" dı§uıda,

tJiterleri

olumsuz

kadın

tiplerini

ifade

eder. Solduran sop,

pir,

Mnkör ve

dırtJu­ cıdu.

Dolduran top,

pir.

gezgin

ve dedikoducudur.

Ba-yağı.

nankör,

pinti, er

sözü

dinlemeyen

bir

tiptir.

Kocası­ Lu

konaklann

yanında

rezil eder. Evin

dayağı,

eri evde

olmasa

dıı,

gelen

konukları ağırlayan

bir tiptir ve Dede

Korkutonu,

"Ane·Fatma

soyu"

olarak

tanunlar"IB

Ayrıca çocuğu

olmayan

kadın

da erkek

de

top-lumda geri plana itilmektedir.

Çocuğu

olmayan

bey-ler bile Han1ar

Hanı Bayındır Han'ın çadırında

yer

bulamamaktadır.

Sava§Çl. göçebe toplumda

kalabalık. karşı

tarafta korku

yaratır.

Bu yüzden

kadının doğur­

gan

olması

olumlu bir özellik olarak gösterilir. Manas

destanında Manas'ın evlendiği Akılay,

Kara

Börük

sava§ ganimetidir,

Kanıkey

ise

geleneklere göre

ev-Iendiği kadındır. Akılay, kıskanç

ve

acımasız

bir

ka-dındır, Kanıkey

ise tam tersine Manas'a yol gösteren,

vefaklr,

sadık

bir C§tir.

19

Kanıkey, nişanlısı Manas'ın

kendisiyle birlikte

kalmasına

kaT§1

çıkar.

Onun

karşı

çıktığı

nokta tamamen ataerkil

yapıya

has bir iffet

an-layışıdır:

"Atam

Temir

Han'ın

At

bağlfJmadığı

aJUra

At

bağlayan

kimdin?

Kamçı

ta/aJmayan

kapısına Kamçı

takan kimdin?

.Kuş kondurmadığı tÜ11eğe .Kuş

konduran

kimdin?

Baytal

/asrağm ballılamlZuu

Susayıp yıuan

kimdinrJO

Kanıkey'in

iffeti burada

babasına bağlı

bir

şekilde

gösteriJmi§tir. Kamkey, Manas'a

çıkı§ır, bıçağını

çe-kip tehdit eder.

Destanın diğer

bölümlerinde

Kanı­

key, Manas'a yol gösterir.

Kaoıkey,

bir

han

kızı

ve

yerleşik

medeniyetten gelmesi sebebiyle

kültürlüdür.

böylelikle bilge

bir

tip

özelliği kazanır.

Türk

masallarında

da

kadınlar

genç,

yaşlı,

fakir,

zengin gibi özelliklerle yer

alırlar.

Aynca

kadınlar,

masallarda olay örgüsündeki rollerine göre

şu şekilde

de belirtilebilirler:

"1.

Mutluluğu

yakalamak için

uğraş

veren olaylann

gidifini

yönlendiren alalh,

vefalı,

ôzveti-li,

dUeşkenkadsnlar,

2.

Ksskanç ve

iftiracı

kadmlar. 3.

Kötü

kalpli üvey anneler,

büyücü

kadınlar

ve acU'lUlSIZ

dev

analan.

4.

Cinsel tacize

uğrayan kadınlar.

5.

Eşleri­

ne ihanet eden kadJnlar.

6. Yalan ve

kurnazaklamutlu-luğa ulaşmak

isteyen

kadınlar.

7. Akdsu; becenksiz;

sağduyusuz

kadm/.ar."

21

Tıpkı

destanlarda

olduğu

gibi

masallarda da

padi§ahın kızının, masalın kahramanı­

na, çözdügü zor bir i§ sebebiyle ödülolarak

verildiği

görülür. Tam tersi

şekilde

fakir

kızların

da zekalan.

(5)

Toplumbilim

becerileri sayesinde

padiıjahın oğlu

jle evlendjk)eri

gÖrü!ür.

Her ne kadar masallar,

baskı altında

ve

du-rağan

bir

şekilde

ya§ayan toplumlann bireylerinin,

bi-reysel

kurtuluş ütopyaları

gibi

göıi1lse

de

aslında

bun-lar bütün toplumun

ortak

dii§leridir. Gerçek hayatta

yapılamayan şeyler,

kötü idareciden hesap sonna,

sı­

mf

farkına rağmen

istenen insanla evlettme hep

ma-sallarda

gerçekleşir.

Masallardaki fakir genç

kızlar

da

yine

rahan,

zenginli~i, mutlulUğu

erkegin üzerinden

(yani

şebzade

sayesinde) ele geçirirler.

Masallardaki üveyana tipinin de

üıerinde

durul-ması

gerekir. Masallarda üvey ana, kendisinden

bek-lenen anneljk görevlerini yerine getirmeyen bir

ka-dmdır,

belkide bu yüzdenona üveylik

sıfatı yakı§tınJ­ mış

gibidir. Masallar hep tipler üzerine

kurulu

oldu-ğu

için o

kadının,

annelik görevlerini yerine

getirme-mesinın

sebepleri üzerinde durulmaz. Bir birey

ola-rak istekleri,

amaçları

belirtilmez. Bu anlamda üvey

ana tipi için feminist kuram çerçevesinde,

kadınlık kimlj~nin farkına varmış

bir birey gözüyle

bakılamaz.

Belki

burada

çocukların

üzerindeki ana-soyluluk

ba-ğının

önemi sebebiyle, üvey

çocı1k:larım

reddeden

böylelikle öncekianneden olan

çocukların

miras

bak·

kım

da ortadan

kaldıran

bir

geleneginetkisinibelirle-biliriz. Ama bu durum metinlerde kesjn bir

şekilde

kendisini göstermez.

Efsanelerde

karşımıza çıkan erıni§ kadınlar

da

ar-tık

manevi alanda erkekler kadar

saygındıdar.

Bu

metinlerde

Kız

Evliya'dan Mümine Harun'a kadar

pek çok

kadının kadınlığından

öte djni anlamda

gôs-terdigi.

ola~anÜ8tülükler

ön plana

şeçıniştir.ıı

Bu

ka-dınların

tarihi arka

planında Osmanıı'nm

kurulU§un·

da önemli

yarar1ıklargöstenniıj Bacıyin-ı

Rum

gele-neğini

de belirtmek gerekir.

Boş Beşik'ten

Eza

Ge-lin'e kadar ise genelde

kadımn yqadığı

sosyal ve

eko-nomik zor

şartlar

dikkati çeker.

Taş

kesilme motifi·

nin

başat

olduju efsanelerde ise gelinlerin,

kadınların

da

taş kesildiği

görülür. Bunun sebebi ise

zor

durum-da

kalan

insanların

Allah'a dua etmesi sonucunda

taş

kesilerek

kurtulmalarıdır.

Mesela, gelin

alayımn

yolu,

gelinin

diğer i§ığmın adamları tarafından

kesilir. Ge·

lin dua eder ve

taş

kesilir. Bu efsanelerde amaç

ders

vermek old. için zaman zaman suçsuz

jnsanların,

kadınların

da

taş kesildiği

olur.

Z3

Halk hiklyelerinde,

özellikle

aşk

konUlU

olanlarında, kadınlar, erkeğin

ne

kadar

sadık

bir

ilşık olduğunu

göstermek için

kullanı­

lan

bir nesne

konumundadırlar.

Bu bikiyelenleki

olayörgüsü

kalıbında

önce

kadın

ve erkek

kahraman-lar birbirlerine

~

olurlar,

sonra

araya

mutlaka

bir

engel motifigirer ve

ayrı düşerler,

en sonunda,

birbir-lerine

sadık

olan

i§ıklar

ya bir

araya

gelir mutlu

olur-lar ya da ikisi birden ölür,

ruhları

öte dünyada

bıılu­ şur.

Mesela, Leyla ile Mecnun, Kerem ile

Astı,

Fer-hat ile

Şirin

hikiyelerinin ana olay

örgüsü

bu

kalıba

uygundur. Kerem ile

Aslı

hikiyesinin sonunda

ICe-rem

yanar

kül

olur,

Aslı

da onun küllerinisüpürürken

bir

kMlemıla

tutU§ur; böylelikle ikisi de ölür. Fakat

ikisi de birbirlerine

sadık kalmışlardır. Onların

me-ıarları

bileyan

yanadır.

Sosyal

hayatın çeşitli

sahnelerinin

canlandırıldığı

Meddah ve Ortaoyunu'nda"ise

bem

namusıu,

terbiye-li,

kendisine

~

olunan

ev

kızları

hem çe

para

için

erkeklerle birlikte olan düpdl

kadınlar

yer

alır.

Or-taoyunlarında kadınlar

"zenne" diye belirtilir.

"anne

grupu.

hemen ddimA önde bir kocakan; onun

ardında ~

lazz

veya

gelini

ile,

arkada

ya

kolluğunıla

bir

bM-ça,

yahut

elleri

~ 1CILVıqUIC

siyahibir

cariye

§ek-lirUJe

meydana

gelir..,lA

Cevdet

Kudret'in

yayınladığı

iki ciltlik

Ortsoyunu

adlı

kitapta yer alan

Kanb

NigAr,

Çivi

Baskım

gibi

oyunlarda

<kötü yola'

dü§müş kadın­ ların

faaliyetleri ve

cezalandınlmaları

komikbir.lCkil-de

anlatılır.

Bu 'kötü'

kadınlara bakı§,

hakim

islimi

anlayışın

etkisindedir. Yer yer bu

kötü

kadınların

sa-dece bir cinsel nesne olmaktan

çıkıp

kendisine

artık

yüz

vermeyen

(dolayısıyla

para da)

i§ıldarına karşı

doIapçevirdiği,

bir özne Mline

ge~

de görülür. Bu

duruma en

uygun

örnek,

Kanb

NigAr

oyununda

birbi-rinden habersizbir

adamla (Çelebi) evlenen iki

kadı­ nın

adamdan

aldıkları intikamdır.

Gerçi bu intikam

basittir;

·Öyleyse bUJdUm.

Onu.

"İkimiz

de

beraber

ya-şamağa razı

olduk"

~ luırıduarak

eve götürelim, bir

temiz

pataklılyalım.

"

Çelebi eve götürülür, dövülür

ve

çıplak

bir halde

sokağa atılır.

Bu

durum

mahallede

bir abl8k

baskınımn ya§anmasına

ve adamm rem

ol-masına

yol açar. Bu tipten

konular

ilk Türk

romanIa-nnda da

iıjIemniıjtir.

örnek

olarak

şu romanı

verebili-riz: Konusu bir

meddah

hjkiyesi

kalıbına

uyan,

kötü

yola

düşmdl

bir

kadının.

saf,

zenginbir beyzadeye

ne-ler

yapabildi~nin anlatıldığı Namık

Kemal'in

İntibah

adlıromam.

Halk

edebiyatı

içinde

kadınlarla

ilgili en

çarpıcı

ifadeler atasözlerinde bulunur. Türkçe'nin

ilk

sözlü-~

olarak kabul edilen

Diva12Ü Lugati't-Türk'te

ve

onunla

aynı

dönemde

yazılan

KutatlguBilig'te

kadın­

tarla ilgili

atasöı1erioe

de

yer

verilir.

Divanü

Lup-!i't-

Türlc'te

"erkeğe yiğitliJ4

cesaret ve erdemlilik öuIJiJc·

ten atfedilirk4n;

1UıdUıJaT

için bu

değerler

yerine,

anla-yış,

sabu;

olgunluk, sevimliJik,

temizlik

(ruh

ve betkn

temizliği)

ve

giizellik

tJeIerLerinin

im

planda-

oldulu

görüJür.~

Kutadgu

Bilig'te

ise

"kaduı1ar

güvenilmtz,

vefasız,

korkak,

yaltıncı

ve

iki

yüzlü

yamtıldardu.

Onla-nn ash

ettir;

yani

aJaJ,

irade,

ruh

yoJcsunudurlar.

Var-h/darı,

bedenlerirulen ibarettir. Bu yüzden

de

ye-me"içme,

şehvet

gibi

bedeni

istek

ve

ihtiyaçlan

dotrul-tusunda

hateket

ederler

ve

bunlarda

her

hangi

bir

ÖLç"

tanımIJZ/ar. Fırsat

bu/dulcJan

an,

bu

istek

ve

ihtiyaçlan·

gidermeye

baluırlar,

yani

yer.

içer

ve çift1qirler.

Aynı

zamanda

ko1kak

olchUclarındarı, yaptl/ı)arr.nı

yalanlarla

ve

iJCi.Yii.ZLÜ4Üd

gizlemeye

çalışırlar.,.:n Kadınlar

hak-kında

bu

şekildeki oıumsuz CıÜljünceler

günümüzde

(6)

hazırlanmış

ve

yayınlanmış

atasözü

kitaplarında

da

yer

alır.

An

sım

kan

sım.

At ile avrada inan olmaz.

Avnıt

atta; gemini

boş

tutma. Avrat kJtbk bilmez, çoban

yokluk bilmez.Avrattan vefa, zehirden

şifa.

Bal

an-dan,

kavga

kandan

çıkar.

Elinin

hamuruy-la/Elindeki hamura bakmaz erkek

işine karışır:

Er-keğin

nefsi birdir,

kadının

dokuz.

Erkeğin şeytan: kaduılKodm erlreğin şeytarıuJu.

Gökyüzünde

düğün

vardeseler,

kadinlar

merdiven

kurmaya kalkar.

Gü-zel

nerde

kavga arda.

Kadın aldı

gdh

uzalu;

gaJı kı­

sulu.

Kodın

deniz

gibwr.

Kadın

kismuun.

saçı

uzun

olur.

aldı

kua.

Kadın şem; §eytanın şenine eşittir. Kadın şeytanapabucunu

tersgiydirir.

Kadın şeytana

pabuç diker.

Kadına, çocuğa, samoşa sımm

açma.

Kadınuı/Cahilin

sofusu,

şeytamn maskarası. Kodı­ nın

fendi

erkeği

yendi:

Kadının gırtlağı

olmaz.

Kadı­ nın kazdtğı

kuyudan su

çıkmaz. Kadının kırk çırağı

var, birisônse

biri

yanar. Kaduun

şem şeytanın şer­

line

eşittir. Kadının şemnden

Allah'a

sığınmab.

Ka-dının yük1ediği

yük

şuraya

varmaz.

Kadının

zoru

di-line kuwet.

Kadınla

tavuk

bağlanmaz. Kadın/ann işi

tavuktann

eşinmesine

benzer. Kan ile

çıkma

yola

başına

gelirtürlü bela. Kan sözüne uyan adam

de-ğildir.

Kandan

hayır

gelmez. Kannm bir

aklı erkeğin'

dokuz

aklı vardır.

Kimya

bakanuı aklı

az olur.

28

Yukarıda sıralanan

atasözlerinde

kadınlarla

ilgili

olumsuz hükümler yer

almaktadır.

Bunlara göre

ka-dınlar anlayışsız,

bilgisiz, güvenilmez,

dırdırcı,

denge-siz, tüketicidir. ÖZellikle

kadınları şeytarıla

bir tutmak

da dikkati çekicidir.

Şeytana

uyan

insandır,

nefsine

engelolamayan erkektir. Bu sözlerde geri plana

itil-mit

sosyal

dünyayı, iş ortamını

iyi

tanımayan

ve bu

sebeple de

doğru

kararlar veremeyen, eksik

insanlar-dan,

kadınlardan

bahsedilmektedir. Halbuki bu

duru-ma

kadın düşürülmüştür.

Kadınlarla

ilgili olumlu atasözlerine de

rastlanır.

Bunlarda da

kadının

yerinin evi

olduğu, kadın

olma-dan

evin ayakta

kalamayacağı,

çocuk

yetiştirmekle

(tabü ki erkek

aracılığıyla) aslında

dünyaya

hükmetti-ği belirtiliı:

KadınSız

ev olmaz.

Beşiği

sallayan el dünyaya

hiik-meder. Erkek arslan arslan da

dişi

arslan arslan

de-ğil

mi?

Yuvayı dişi kuş

yapar.19

Erkek egemen toplumun en temel

özelliği

de

ku-rulan

evliliğin, erkeğin

gücünü hissettirecek ve devam

ettirecek

şekilde olmasıdır.

Bunun için de gerekli

olan,

kadının

ekonomik gücünün evlenilirken

sınırlı olması, erkeği

ezmemesidir.

Avrat mali

başa tokmaktır. Kadın malı

hamam

tok-mağid»: Kadın malı, kapı mandalı.

3O

Her

kadının

bir

olmadığı,

iyisinin de kötüsünün

de

bulunduğu

belirtilir. Olumlu özellikler hem ev

ka-dınlığıyla

hem de cinsel nesne

olmasıyla, güzelliğiyle

ilgilidir:

Alma soysuzun

kızını,

sürer gider

anasının

izini.

Anasına

bak

kızım

al;

kenannalkıyısına/tarağına

bak

bezini aL Avrat

vardır

arpadan

eder, avrat

vardır

bulguru

keş

eder. Avrat var evyapar, avratvar

ev

yıkar. Bağın taşusı; karının saçlisı: BeyazınlAlun adı

var, esmennlkammn

tadı

var.

Çirki>ı

kan evin

toplar, güzel kan

düğünlsokak

gezer. Er

kemaliyle

kadın

cemaliyleamlu.

Erkeğin

iyisi

eşeğinden, kadı­ nın

iyisi

eşiğinden

bellidir.

Hayvanın erkeğine

para

verirle7, insanm

dişisine.

Aslan

dişisine

bakar da

kuvvet alu.

Kadın kadıncık

gerek.

Kadın

varkardan

soğuk, kadın

var kordan

sıcak. Kadını

evinden,

er-keği

pirinden sarartar.

Kadının

temisi

sırtından,

su-tün temizi

yoğurdundan

bellidir.

Kann

soğuğu, kadı­ nın soğuğundan

iyidir.

31

Kadınların

olumlu özellikleri az da olsa belirtilir:

Kadın

kalbi merhamet

kaynağıdır. Kadınlar eğe

kc-miğinden yapılmıştır. Kırk yılda

bir kan sözü

dinle-me/ldir.

n

Her ne olursa olsun erkeksiz

kadın

olmaz. Erkek

başka kadınlarla

olsa bu göze batmaz da

kadın başka

erkeklerle olsa bu namussuzluk olur. Bunun sebebi

her ne kadar

kadının

bir ,mülkiyet nesnesi

'olmasıyla açıklansa

da

aslında erkeğin

kendi soyunu

koruması

olsa gerek.

Horozsuz tavuk

çobansız

sürüye benzer. Horozsuz

tavuk

yaşamaz. Erkeğin

eli

kması; kadının

yüzü

ka-rası. Kadın erkeğj,n

elinin

kiri.

Kadını

erkek

deği~

ar

ve namus konu.

3

Her ne kadar günümüzün

değişen

toplumsal ve

ekonomik

yapısı,

insanla,

kadınla

ilgili

değerleri

etki-lemekteyse de toplumsal

bilinçaltımızda

sözlü

kültü-rün, halk

anlatılarının,

atasözlerinin, deyimlerin

ata-erki! nitelik

taşıyan

özelliklerinin izleri halen

sürmek-tedir,

Notfar

1. Türk kadınlarıyla bağlantılıbir örnek: Giilçin Çandarlıoğlu, "Türk ToplumundaKadın",

Hayat Tarih

Mecmıuıs.,C. i,sayı; 4,Mayıs1966. 5.22-27;

ı. MuallaTürköne.Eski Türk ToplumununCin.fiyelKültünj, Ark

Yay., Ankara, 1995,5.1-50; Ümit Hassan. EskiTürkToplumu Üzerine incelemeler, V Yay., 1. bs., Ankara, 1986, 5.13-25; Nilgün Gürbüz, "Kadının Tarihsel Gelişimi ve.; 8 Mart", İskcıderiyeYaulan,sayı:8, Mart 1997, s.17-18.

3. Andree Michel, Feminizm, çev.Şirin Tekeli, Kadın Çevresi Yay.,İst.,1984, s.17-86;

Türköne.

a.g.e..

s.1-65; Hassan.

a.g.e.,

s.l3-48; Gürbüz,

a.g.e.,

s.17; Pek çok sosyolog, etnolog, antropolog bu çerçevenin dışında düşünceler de ileri ~'ÜrmÜflerdir. Bu düşüncelerin burada çok özet birşekilde verilmesininsebebi, ataerkil ve anaerkilyapının,toplumlann medeniyet veyaşayış tarzlarıylaolanbağlantısıüzerine bir fikir vermektir.

4· Bahaeddin Ögel, Türk KültÜ1ÜIIÜII Gelişme (ağlan, C. II, Istanbul, 1976, s.141-143; İbrahim Kafesoğtu, Türk Milli

(7)

Toplumbilim

KiUIüTü,

Botaziçi Yay., 12.

bs., İstanbul,

1995, 11.216-217;

Şefika Kurnaz, CumJıuriyef Öllcailılk Tatt Kıldım (1839-1923), AileAra§tırma Kuııımu Ba§bJıLıAı

Yay., Ank.,

1990,

&1-5;

Emel DotraınaQ, T1Ufriye'fk Kmiuıul /Jüniı lle BUıiJnM,

T.

İ,

Bank.

KüLYay.,2.

ba,

Ank..1992,&3-13;

ÖZkan

İzgi, "İsIamiyeı'ıen

önceki

Tilrklerde Kadın", TiJrk KiLLIiJrÜ

Anqtımı4Imı, yıl: XI-XIV,

Ank.,

1975,

5.145-160;

Çandarlıojlu,

o.g.e.,

s,

2-27.

S-

Bahaeddin

Ögel,TUrk MitolojiM,C. I, Türk Tarih Kurumu Yayınları,

Ankara, 1993, &433.

6-

Öge1,

4.8.e., &483-484.

7.

Min:ea

Eliade,

KM#aI

lle lJinılqı,

çev.

Mehmeı AliKılıçbay, Gece

Yay., Ankara, 1992, ,.122·125.

8-

Brönislaw

Malinowski,

ll/ud

TOPIUm14tr:/Iı

CimeIliJc

\lll'

&m,

çev. Hilseyin Portakal,Kabala Yay.,

İstanbul,

1989,

&84.

9. Mııtaı

Belge,"Epik",

Edebiyllt

08lüne

YtulW,Yapı

Kredi Yay.,

İstanbul,1994,

s.i75-380.

ıO. Ögel,

a.g.",

5.117.

LL· Ögel,

a.g.e.,

&118. rl. Ögel,

o.g.e.,

s.160.

13- Hasan

Köksaı,

&LtJLIn4meIm1e

Tip\lll'

Motif

Yapısı,

Kültür ve

Turizm

Bakanlığı

Yay.,Ank.,1984, s.110-118.

14-

Muharrem Ergin,

DedeKotfa:lt Kitabı I, Türk

Dil

Kurumu Yayınl,2.

bs.,Ankara,

1989,

s.124,185.

LS- Ergin,o.g.e.,

&185.

16-

Ergin,o.g.e.,

1.185

17.

Ergin,a.g.e.,

&76.

18- Türköne,

a.g.e.,

5.211.

19. Nac.iyeYıldız,M _De8ttım(Iv.RadIojJ)lleKırgızKJi/tiiIÜile

ilgili

TupiI

wl

ToJrIiIkr,

Tilrk Dil Kurumu Yay.,Aııbra,1995,

&165-188.

20-

Yıldız,

a.g.e.,

1.180.

21.

Muhsine HeliınoAıu

Yavuz,

"Masal

Kadınları", Kmbn

Gerçe/dikleri, yay. haz. NeclaArat, Say Yay.,İstanbul, 1996, 1.103-104.

22.

Neıihe Araz, AIUIdoIu'nwı Kmbn Erenleri, ~ür Yay., İstanbul,

2001,1.210.

23- saiınSakaoj1u,AIUIdoIu·TattEfttınIJerinde Teş

KmIme

MOli/i

ile&ı Efştmelerin Tıp~,KültiltBakanlılıYay.,Ankara,

1980, s.88-44.

24- Ahmet

Rıısim,"OrtaoyunundaKadın",

Muharrir

Bu

Yal,&81.

25·

Cevdet Kudret, "Kanlı

NlgAr",

Ortaoyunu, C. Il,

Inkılip

Kitabevi,İstanbul,1994,1.115.26-Türköne,0.&11.,&21)1.

27.

Türköne,a.g.e.,1.}91·192.

28. Metin

Yurt~, Sımj1luuluılmqTiJrk AWözlei,öıdemir

Yay.,

Ankara,1995,&94, 147·149.

29· Yurtbap,

o.g

.e: ,

5.147-149. 3(). Yııtlba§ı,

a.g.

e.,&94, 148. 31·Yurtbaşı,

«s«,

1.93-94,147-148. 32-Yurtbaşı,

a.g.e.,

1.148-149.

Referanslar

Benzer Belgeler

O da, küçümsediği, sefalet içinde yaşadığı nı söylediği Hindistan’ın, aynı zamanda dünyanın en iler sanayilerine sahip, teknolojisinin Türkiye’den 10 kat da

Bunun nedeni, lise ve meslek lisesi öğrencileri diğer dinlerle ilgili bilgi ve değerlendirmeleri sadece DKAB dersinden öğrenirken, imam-hatip lisesi öğrencilerinin konuyla

Nedeni tam olarak açıklanamamış olmakla birlikte, immünosüprese hastalarda kemoterapiyle ilişkili immünosüpresyon, hepatit B virusu replikasyonunu artırarak fülminan

Yine kadın hakları konusun­ daki yıllar önce yayımlanan bir yazımda şöyle de­ miştim: “Türkiye’de bir kadın sorunu değil, erkek sorunu vardır; erkeklerimiz kadın

There are over 600 manuscripts with miniatures, and the total number of minia­ tures in these books is over 15,000. In all other collections and libraries around the

Resimde, konseri yönetecek Kasım İnaltekin görülüyor «Enderun Fasıl Topluluğu» şehnaz faslını sunacak Uluslararası 6.. İstan­ bul Festivali’nde Türk Müziğine

Metinlerimizde geçen güvercin şeklindeki ölüm ruhları ile ölüm meleği Azrail arasında bir ilişki kurulmuş olmalı ki; Duha Koca Oğlu Deli Dumrul boyunda Azrail, bir

Anlatı türleri içinde kimliğin gizlenmesi, aynı zamanda türlerin hangi zaman ve hangi düĢünce yapısının bir hatırasını veya gerçekliğini