!
Üniversite Gençlerinin Duygu Yönetimi Becerileri Üzerine Bir Araştırma
Dr. Öğr. Üyesi Semra TETİK1 Manisa Celal Bayar Üniversitesi
Öğr. Gör. Dr. Bülent AKKAYA2 Manisa Celal Bayar Üniversitesi
Bu araştırmanın amacı, meslek yüksekokulu öğrencilerinin duygu yönetimi becerileri düzeylerini belirlemektir. Tarama modelinde yapılan araştırmada 2017-2018 eğitim öğretim yılında Manisa Celal Bayar Üniversitesi’ne bağlı Salihli Meslek Yüksekokulu’nun değişik programlarında öğrenim gören 302 öğrencinin kişisel özellikleri ile duygu yönetimi beceri düzeyleri ve kişisel özelliklerine göre duygu yönetimi beceri düzeylerinde farklılık olup olmadığı incelenmiştir. Araştırma verilerinin elde edilmesinde Çeçen (2006) tarafından geliştirilen “Duyguları Yönetme Becerileri Ölçeği”nden ve kişisel bilgi formundan yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen verilerin analizinde SPSS 21 ve AMOS 16 programı kullanılarak güvenirlik, korelasyon, frekans analizi, betimleyici istatistikler, yapısal eşitlik modeli(YEM) keşfedici ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrencilerin duygularını yönetme becerileri düzeylerinin ortalama puanın üzerinde olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, öğrencilerin duygularını yönetme becerileri düzeylerinin anne ve baba eğitim durumları, kişilik özellikleri ve sosyal ilişkilere göre anlamlı düzeyde farklılaştığı ortaya konulmuştur.
Anahtar Kelimeler: Duygular, Duygu Yönetimi, Duygu Yönetimi Boyutları, Üniversite Gençleri
A Research on Emotion Management Skillsof Youngs in Universty
The aim of this research is to determine the levels of emotion management skills of students studying in vocational high school. In this study, it has been examined whether there are differences in emotion management skill levels according to personal characteristics, emotion management skill levels and personal characteristics of 302 students studying in different programs of ManisaCelal Bayar University Salihli Vocational High School in 2017-2018 academic years. “Emotions Management Skills Scale” developed by Çeçen (2006) and personal information form were used to obtain the research data.Reliability, correlation, explanatory and confirmatory factor analysis, structural equation modeling (SEM), path analysis and frequency analysis, descriptive statistics were performed by using SPSS 21 and AMOS 16 program to reach the findings. The results show that the students' levels of emotion management skills were above the average score.In addition, it was revealed that the level of students ' skills to manage their emotions differed significantly according to their parents' educational status, personality traits and social relations.
Keywords: Emotions, Emotion Management, Emotion Management Dimensions, UniverstyYoungs
!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!
1Sorumlu Yazar, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, ORCID: 0000-0001-6266-8178, [email protected]
2Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Ahmetli MYO, ORCID: 0000-0003-1252-9334, [email protected]
! Giriş
İnsan duyguları, düşünceleri, beklentileri olan sosyal bir varlıktır. İnsan bütün gereksinimlerini tek başına karşılayabilecek güçte olmadığı için başkalarıyla bir araya gelme ve sosyalleşme zorunluluğuyla karşı karşıyadır. Bu bakımdan sosyal bir varlık olan insan çevresiyle iyi ilişkiler kurarak ve bu ilişkileri sürdürerek çevreleriyle uyumlu yaşamak durumundadır. Özdemir (2017)’e göre bireylerin kendini başarılı, mutlu hissedebilmesi, çevreleri ile etkili iletişim kurabilmesi açısından duygularını ifade edebilmesi, negatif duyguların meydana getirdiği bedensel tepkileri kontrol edebilmeleri ve öfke ile başa çıkabilmesi son derece önemlidir.
Dolayısıyla bireylerin duygu yönetme becerilerini geliştirmeleri gereklidir.
Duyguları yönetebilme becerisi bir süreçtir. Bu süreç; öncelikle duyguların farkına varılması, bu duyguların tanınması, onların yönlendirilmesi ve onlarla uyumun sağlanabilmesi becerilerini içermektedir (Töremen ve Çankaya, 2008). Mayer ve Salovey (1997:14) yüksek duygu yönetimi becerisine sahip bireylerin, olumsuz duyguların etkilerini kontrol ederek ve olumlu duyguları geliştirerek başkalarının duygularını kontrol etme yeteneğine sahip olduklarını ifade etmişlerdir (Pektaş, 2013:8). Duygular ruhsal dünyamızın bir parçasıdır. Bireylerin yaşam mücadeleleri ve başarıları açısından duyguların büyük önemi vardır.
Ashforth ve Humphrey (1995) duyguların örgütsel yaşamla iç içe olduğunu ve örgüt yaşamının vazgeçilmez bir unsuru haline geldiğini, bundan dolayı çalışanların duygusal durumlarına daha fazla önem verilmesi gerektiğini vurgulamışlardır (Law vd., 2000: 485). Sosyal yaşamın önemli bir parçası haline gelen örgütlerin hızlı değişime adapte olmaları, değişimi takip etmeleri ve rekabet avantajı sağlamaları için işine ve örgütüne karşı aidiyet hisseden, iş tatmini yüksek çalışanlara ihtiyacı vardır (Töremen ve Çankaya, 2008). Üniversitenin farklı bölümlerinde eğitim alan ve gelecekte farklı örgütlerde yer alacak, örgütlerin önemli bir parçasını oluşturacak bu gençlerin duygularının farkında olması ve duygularını yönetebilme becerileri sahip olması örgütler için önemli bir durum olabileceği düşünülmektedir.
Bu çalışmada üniversite gençlerinin duygu yönetimi becerileri çeşitli değişkenler açısından incelenmiştir. Ülkemizde duygu yönetimi becerisi konusunda yapılan çalışma sayısının çok sınırlı olduğu göz önüne alındığında bu çalışmanın alanyazına önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Alanyazın Taraması Duygu Kavramı
Duygular ve duyguların birey yaşamındaki anlamı Antik Yunan filozoflarından günümüze kadar tartışılagelen bir olgudur. Platon (1986) bütün öğrenme becerilerinin duygularla ilintili olduğunu ileri sürmüştür. Aristoteles ise her bireyin öfkelenebileceğini ve öfkelenmenin kolay olduğunu ancak doğru insana doğru zamanda doğru ölçüde kızmanın zor olduğunu savunmuştur. Aristoteles duyguları kontrol etmenin önemine vurgu yaparak duyguların önemine dikkat çekmiştir (Çakar ve Arbak, 2004; Aritoteles, 2014; Pelit, Karaçor ve Kılıç, 2018:87). Duygular karmaşık bir konu olduğundan tek bir tanımı yoktur (Altunbaş, 2018:11).
TDK sözlüğünde (2011) duygu kavramı “duygularla anlama, his ve belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim” olarak tanımlanmaktadır. Duygu kavramı uzun yıllardır sosyolog ve psikologların önemli bir araştırma konusu olmuştur (Gülova, Palamutçuoğlu ve Palamutçuoğlu, 2013:43).
Goleman (1996) duyguyu, “bir his ve bu hisse özgü belirli bir düşünceler, psikolojik haller ve bir dizi hareket eğilimi” olarak tanımlamıştır (Somuncuoğlu, 2005:270). Santrock (2014)’a göre duygu, “bir kişinin kendisi için önemli olan bir durum ya da etkileşim içinde olduğu zaman
!
meydana gelen his ve duygulanımdır. Aynı zamanda duygu, bir kişinin içinde bulunduğu bağlamla ilgili memnuniyetini ya da memnuniyetsizliğini yansıtan davranış özelliğidir”
(Cirhinlioğlu, Taşçıoğlu ve Beyazıt, 2017:245). Feldman (1996)’a göre duygu, “Mutluluk, umutsuzluk ve hüzün gibi genelde hem fizyolojik hem de bilişsel tabanları olan ve davranışı etkileyen faktörlerdir.” (Çakar, 2002:4).
Konrad ve Hendl (2003) duygu kavramını “mutluluk, üzüntü, korku, nefret ya da hoşlanma gibi bilinci etkileyen, bilme ve bilinçli irade durumlarını fark etme ve birbirinden ayırmayı sağlayan bir durum” olarak tanımlamışlardır (Çoruk, 2012:13). Salovey ve Mayer (1999:212) duyguyu
“fizyolojik, bilişsel, güdüsel ve deneysel sistemleri içeren ve birçok psikolojik alt sistemin sınırlarını da aşabilen, duygusal olarak açıklayıcı davranışlarda gözlemlenebilen olgular”
olarak tanımlamışlardır (Avcı, 2014:5).
Yapılan tanımlar ışığında genel bir ifadeyle, duygu bireyleri harekete geçiren, gerek iş yaşamı gerekse sosyal yaşam içinde problem çözmede, ortama uyum sağlamada, yeni kararlar almada bireylere yön veren güçtür (Pektaş, 2013:9). Duygular kişisel olmaktan öte ilişkisel olup başkalarıyla ilgilidir (Beesley, 2005:264). Duygular insan algılarını biçimlendirmekte, davranışlarına yön vermekte ve insanın başka insanlarla etkileşimlerini etkilemektedir (Duran ve Gümüş, 2010:170).
Duygular, hızla değişen koşullara karşı oluşturulan tepkilerin sinyalleri gibi işlev görmektedir.
Olaylara karşı oluşturulan davranışsal tepkilerin üzerinde duyguların etkileri bulunmaktadır (Mayer ve Salovey, 1995: 197; Doğan ve Şahin, 2007: 234). Örneğin; içinde bulunduğu ruh hali, bireyin düşüncesini olumlu ya da olumsuz olarak etkileyebilmektedir (Mayer ve Salovey, 1997:5; Doğan ve Şahin, 2007: 234). Gülova ve diğerlerine (2013:53) göre duygular, o anki ruh halinden, yorgunluktan, durumsal stres yaratan faktörlerden etkilenebilir.
Bireyin yaşam deneyimleri üzerinde önemli etkisi olan duyguların, insan yaşamının farklı alanlarında pek çok işlevi vardır. Bu işlevler şu şekilde sıralanabilir (Cirhinlioğlu vd., 2017:252-253):
•! Duygular, bireyin kendini ve başkalarını değerlendirmesini sağlar.
•! Duygular, bilişsel yaşantıya zenginlik katar.
•! Duygular, hedef yönelimli davranışların ortaya çıkmasında motivasyon sağlar.
•! Duygular, bireylere davranış tarzları ile ilgili ipuçları sağlar.
•! Duygular, bireyler için kendilerini ifade etmenin bir yoludur.
•! Duygular, çeşitli ifade edici motor tepkileri içermektedir.
•! Bireyin kendisi hakkındaki duyguları, benlik algısını şekillendirir.
•! Duygular, aynı zamanda çeşitli sorunların da nedeni olabilir.
Bireylerin değişen koşullara adapte olabilmeleri ve bu koşulların yol açtığı duyguları yönetebilmeleri bakımından duyguları tanıma, kendini ifade edebilme ve öfke kontrolü becerisine sahip olmaları önemlidir (Özdemir, 2017:1). Çok sayıda duygu olmasına rağmen araştırmalar daha çok öfke, korku, tiksinme, üzüntü, mutluluk ve şaşkınlık gibi temel duygular üzerine yoğunlaşmıştır.
Yirmi farklı kültürden ve on bir farklı ilkel kültürden katılımcılarla yapılan bir çalışmada katılımcılara farklı yüz ifadesi fotoğrafları gösterilmiştir. Sonuçlar iki grubunda hangi yüz ifadesinin hangi duyguyu temsil ettiği konusunda yüksek düzeyde hemfikir olduklarını göstermiştir (Ekman, 2003; Cirhinlioğlu vd., 2017:246). Ekman ve Friesen (1986) yedi temel ifadenin insanın yüzünde görülebileceğini belirterek “temel duyguları” tanımlamışlardır. Bu duygular; öfke, tiksinti, küçümseme, üzüntü, korku, şaşkınlık ve mutluluktur (Cirhinlioğlu vd., 2017:246-247). Söz konusu temel duyguları kısaca açıklamak gerekirse;
Öfke; Morganett (2005)’e göre öfke, “bireylerin temel ama ne yazık ki, çoğunlukla uygun olmayan şekillerde ifade ettiği bir duygudur.” (Erdoğan, 2018:32). Öfke duygusu doğru
!
zamanda doğru kişiye doğru şekilde ifade ediğinde, son derce sağlıklı ve doğal bir duygudur.
Ancak öfke kontrolü sağlanamadığında kişiler ararsı ilişkileri olumsuz etkileyerek yaşam kalitesini düşürebilir (Kervancı, 2008:33).
Korku; temel duygulardan biri olan korku,gerçekte var olan ya da olmayan tehlike ya da riskler karşısında gösterilen negatif bir duygu türüdür. Herhangi bir stresörü zihinsel olarak algılayan bireyde korku oluşur (Çoruk, 2012:37). Korku; kaygı, kuruntu, sinirlilik, tasa, hayret, huzursuzluk, şüphe, vicdan azabı, dehşet gibi duyguları içerir.
Üzüntü; elem ile mateme uzanan yelpazede negatif bir duygusallık şeklidir (Çoruk, 2012:35).
Örneğin; acı, keder, neşesizlik, kasvet, melankoli, kendine acıma, can sıkıntısı, umutsuzluk gibi duygular. Goleman (2007)’a göre, üzüntü bireyin enerjisini düşürür, derinleşip depresyona yaklaştıkça da metabolizmayı yavaşlatır. Bu da yaşamda zevk alınan şeylerden uzaklaşmaya neden olabilir (Kervancı, 2008:33).
Mutluluk; bir gereksinim karşılandığında veya hedefe erişildiğinde hissedilen hoş bir duygu şeklinde tanımlanabilir (Kervancı, 2008:36). Mutlu hissetme;zevk, coşku, rahatlama, tatmin, haz, sevinç, eğlenme, gurur, heyecan, hoşnutluk gibi duyguları içerir. İşliel (2013:61)’e göre, mutluluk boyutu gelişmiş bireyler; yaşamayı seven, huzurlu, pozitif ve rahat insanlardır. Bu insanların mizaçlarından dolayı onlarla zaman geçirmek de diğer insanlara mutluluk verir.
Tiksinti; bireylerin hissetmek istemediği, çirkin ve itici bir duygudur. Kişinin sevmediği bir şeyle karşı karşıya kaldığı durumlarda ortaya çıkan kişide buruşuk bir yüz ifadesi, mide bulantısı ya da mevcut uyarıcıdan kaçma hissi uyandıran duygu olarak tanımlanabilir (Bozkurt, 2014:32). Goleman (2014:373)’a göre, insan ruhsal olarak da kendisini rahatsız eden şeylere karşı tiksinti duyabilir. Birey tiksindiği şeylere karşı pasif kalabilir. Temelinde ‘kaçınma’ olan tiksinme duygusu insanın kendisine karşı da olabilir.
Şaşkınlık; bu duyguya yol açan nedenin pozitif mi negatif mi olduğu ortaya çıkıncaya kadar nötr bir duygudur. Şaşkınlık, bir taraftan bireylere beklenmeyen durumlara ilişkin değerli bildgi verme potansiyeli taşıyan bir duygu olduğu için ifade edilmesinin oldukça uygun bulunması beklenebilir. Bu duygunun gerek bireyin kendisine gerekse çevresindekilere verdiği mesaj şudur; “gözünü aç ve bu beklenmeyen uyarana neyin yol açtığını anla.” (Boratav, Sunar ve Ataca, 2011:93). Şaşkınlık; şok, hayret, afallama, merak gibi duyguları içerir.
Küçümseme; kişiler arası ilişkileri olumsuz etkileyen olumsuz davranışlardan biri de küçüksemedir.TDK (2011)’ya göre küçümseme, “önemsememek, değer vermemek” anlamına gelmektedir.Bireyin herhangi bir nedenle diğer insanlara karşı önyargılı bir yaklaşımla kendinden düşük olarak görme durumudur. Diğer bir ifadeyle küçümseme, kişinin kendisini yetenek, servet, başarı gibi konularda başkalarından üstün görüp kendini beğenmesi durumudur.
Bireylerin sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir yaşam sürdürebilmeleri açısından duygularını yönetilebilmeleri büyük önem taşımaktadır. Etkin bir duygu yönetimi için bireyin kendini tanıması ve duygusal yeterliliklere sahip olansı gereklidir.
Duygu Yönetimi Becerileri
Duyguları yönetme, duygusal olarak iyi oluşa giden yolda bireylerin sağlıklı bir şekilde onları sıkıntıya düşüren duygularının üstesinden gelmelerini kolaylaştırmayı ve bu doğrultuda bazı beceriler kazandırmayı öngörmektedir (Kervancı Üstün ve Topbaş, 2014:1128). Salovey ve Mayer (1990)’e göre duygu yönetimi; bireyin kendi ve başkalarının duygularını izleme, bu duygular arasında ayrım yapma, elde edilen bilgileri düşünce ve davranışlara yön vermede kullanabilme becerisidir (Altunbaş, 2018:17-18).
Çeşitçioğlu (2003:146) duygu yönetimini “duygusal zihnin iktidara gelmemesi için gerekli tedbirleri alarak beyni akılcı zihnin yönetiminde tutmak, duyguları iyi tanıyarak onlarla etkili
!
bir şekilde başa çıkma yolunda bilinçli bir çaba göstermek, daha önceden bilinçaltında bastırılmış olan duyguları zararsız hale getirmek, son olarak da anı yaşama yetkisi kazanmak”
şeklinde tanımlamaktadır (Güney, Taşkıran ve Özkul, 2015:104). Hodgon ve Wertheim (2007)’e göre duyguları yönetme bireyin kendi duygularının farkında olması, içselleştirmesi, algılaması ve düzenlemesidir (Kozan, Kesici ve Baloğlu, 2017:197).
Hochschild (1983)’e göre duygu yönetimi konusunda iki yaklaşım bulunmaktadır. Birincisi, bireyin o an hissettiği gerçek duyguların yerine kendisinden gösterilmesi beklenen duyguları beden dilini kullanarak hissediyormuş gibi etkileşim içerisinde olduğu bireylere aktarmasını ifade eden “yüzeysel rol yapma” yaklaşımı, ikincisi ise bireyin kendisinden beklenen davranışı gerçekten hissetme ve içten görünme çabasını ifade eden “derinden rol yapma” yaklaşımıdır (Tokmak, 2014:137).
Goleman (2011:368)’a göre duygu yönetimi becerisi düzeyleri yüksek bireylerde; öfkeyi doğru bir şekilde ifade edebilme, stresle başa çıkabilme, engellenmişlik ve çaresizlik duygusunun üstesinden gelebilme, sözlü saldırı davranışlarında ve kendine zarar veren davranışlarda azalma, kendisi ve çevresine yönelik daha olumlu düşünme, yalnızlık ve sosyal kaygı gibi olumsuz davranışlarda azalma gözlemlenmektedir.
Duyguları yönetme, duygusal problemlerin üstesinden gelmeye yönelik çözüm seçenekleri üreterek analitik düşünmeyi ve en uygun seçeneği tercih ederek tepki göstermeyi gerektirmektedir. Duygu yönetiminde başarılı olan bireyler aynı zamanda meydana gelebilecek davranışlar üzerindeki etkileri anlamak için kendi duygularını ve ruhsal durumlarını etraflıca düşünebilmektedirler (Caruso ve Salovey, 2004:65-66; Pektaş, 2008:8).
Duygularının farkında olan, duygularını iyi tanıyan ve duygularını yönetebilen ve aynı zamanda diğer bireylerin duygularını da doğru anlayıp onlarla etkili bir şekilde başa çıkabilen bireyler gerek mesleki yaşamda gerekse sosyal yaşamlarında başarıya ulaşma açısından avantajlı durumdadırlar. Duygularını yönetme becerisini geliştirmiş bireyler kendi yeterliliklerini genişletebilirler (Goleman, 1998:53; Pelit vd., 2018:88).
Yaylacı (2006:60)’ya göre duygu yönetimi süreci; duygusal farkındalık, duyguların ifade edilmesi ve duygu kontrolü olmak üzere üç aşamadan oluşmaktadır. Goleman (1995)’a göre ise duygu yönetimi süreci; özbilinç, kendine çekidüzen verme, motivasyon, empati ve sosyal beceriler olmak üzere beş aşamadan oluşmaktadır. Söz konusu beceriler şu şekilde açıklanmıştır:
Özbilinç; bireyin kendini tanıması, gücünün farkında olması, gereksinimlerini ve hedeflerini bilmesi anlamındadır (Çetinkaya ve Alparslan, 2011:366). Başka bir ifadeyle özbilinç, bireyin kendi duygularını ve ruh halini anlayabilme becerisi olarak tanımlanabilir (Sudak ve Zehir, 2013:147). Bu beceriye sahip bireyler hangi duyguları hissettiklerini ve bunun nedeninin farkındadırlar. Bunun yanı sıra hislerinin performanslarını nasıl etkilediğini bilirler, üstün ve zayıf yönlerinden haberdardırlar (Acar, 2001:39-40; Esba, 2009:70; Mammadov ve Keser, 2016:89).
Duyguları yönetebilme; bireyin kendi duygularını ve tepkilerini uygun bir şekilde yönetebilme, muhtemel olumsuz durumlar karşısında sakin kalabilme ve başkalarının duygularından etkilenmeme becerisidir (Sudak ve Zehir, 2013:147). Bu beceriye sahip bireyler sıkıntı verici duygularını etkili bir biçimde yöneterek zor anlarda bile sakin, pozitif ve soğukkanlı davranabilmektedirler (Goleman, 1998; Esba, 2009:71; Mammadov ve Keser, 2016:89).
Kendini motive etme;bireylerinbelirledikleri bir hedefe erişmek için kendi istek ve arzularıyla hareket etme süreci motivasyon olarak tanımlanabilir (Ünsar, İnan ve Yürük, 2010:250).
Bireyin bir amaç doğrultusundaduygularını yönlendirmesidir. Motivasyonun sağlanabilmesi için, başarabilme olasılığının varlığı, başarı ve ödülün bir arada bulunması ve amaca ulaşmaya verilen değerin varlığı gereklidir (Tetik ve Açıkgöz, 2013:89).
!
Empati; bireyin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyması ve onun duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, bunu da karşısındaki kişiye hissettirmesi yeteneğidir (Dökmen, 2002:135). Pala (2008) empati becerisini; bireyin iletişim esnasında, kendisini karşısındakinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakarak duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamaya çalışması ve duyarlı bir yaklaşım içinde olması olarak ifade etmiştir (Arslan, 2016:52).
Sosyal beceriler; kişiler arası iyi ilişkiler kurabilme ve sürdürebilme yeteneğidir (Gürbüz ve Yüksel, 2008:177). Diğer bir ifadeyle sosyal beceriler, bireyin başkalarıyla ilişkilerini etkili bir şekilde yönetebilmesidir. Yüksek sosyal beceriye sahip bireyler, diğer insanlarla kolay ilişki kurabilmekte, onların duygularını anlayabilmekte, onları amaçları doğrultusunda yönlendirebilmekte ve potansiyel çatışmaları iyi yönetebilmektedirler (Erdoğan, 2018:42).
Duygu Yönetimi Boyutları
Birey kendisini duygulardan soyutlayamaz, ancak geliştireceği becerilerle duygularını amaçlarına hizmet edecek şekilde yönetebilir (Akın, 2004:6; Kervancı, 2008:28). İnsanların geliştirmeleri gereken alanların farkında olmaları açısından, duygu yönetimi konusunda bireylerin sahip olması gereken becerilerin sınıflandırılması önemli bir bilgi kaynağıdır (Erdoğan, 2018:37). Bu kapsamda, duygu yönetiminin gerektirdiği beceriler duygu yönetimi boyutları olarak incelenmiştir. Söz konusu boyutlar aşağıda açıklanmıştır.
Duyguları sözel olarak ifade edebilme; bireyler duygularını sözlerle ya da tutumlarla ifade edebilmektedir. Bu ifade ediliş biçimi ne kadar sağlıklı olursa kişiler arası iletişimde o kadar sağlıklı olmaktadır (Ekman, 2009; Güney, Taşkıran ve Özkul, 2015:106). İletişim, bireyler arasında duygunun, düşüncenin ve bilginin alışverişini sağlayan bir etkileşimdir. Bu bağlamda, Mevlana’nın “aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir” sözü bireylerin duygularını sözlü olarak ifade edebilmenin iletişim açısından önemini ortaya koymaktadır (Oyur vd., 2012:97). Duygunun karşı tarafa doğru iletilmesi duygu yönetimi açısından önem taşımaktadır (Ekman, 2009; Güney vd., 2015:106).
Duyguları olduğu gibi gösterebilme; duygu yönetimi, kendi duygularını iyi tanıma, anlama ve kontrol etmeyi kolaylaştırırken aynı zamanda diğer insanlarla kurulacak ilişkilerde duyguları olduğu gibi gösterebilme önem taşımaktadır. Duygularının farkında olan, duygularını iyi taşıyan ve duygularını olduğu gibi gösterebilen bunun yanı sıra başkalarının duygularını doğru anlayıp onlarla etkili bir şekilde başa çıkmayı başarabilen insanlar gerek iş yaşamlarında gerekse de sosyal yaşamlarında başarıya ulaşma bakımından avantajlıdırlar (Goleman, 1998:53). Poskey (2006)’e göre, duyguları olduğu gibi gösterebilme becerisi; duygusal empati yapabilmeyi, insanların duyguları arasında ince farkları görüp dikkate almayı, kendisinin ve başka bireylerin güdülerini tanıyıp doğru biçimde değerlendirebilmeyi, değişen yaşam koşullarına paralel olarak bireylerin davranış ve duygularına yerinde ve uygun tepkiler verebilmeyi gerektirmektedir (Güney vd., 2015:106).
Olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme; bireyler çeşitli duygu durumları karşısında bedensel olarak birtakım farkılıklar yaşamaktadır. Bu olumsuz bedensel tepkiler; solunumun hızlanması, kalp çarpıntısı, ağız kuruması, ter bezlerinin hızlanması, göz bebeklerinde büyüme, damarların büzülmesi veya gevşemesi, kan basıncında meydana gelen değişiklikler, kanda şeker oranının yükselmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır Olumsuz bedensel tepkilerin farkına varabilmek ve onları kontrol edebilmek duygu yönetimi açısından önem taşımaktadır (Ünlü, 2001:84; Güney vd., 2015:105).
Duygularla başa çıkma; duygusal bir durumla başa çıkmak aksaklıkları bulma ve onları giderme beceri gerektirmektedir (Goleman, 1998:41; Güney vd., 2015:106). Bu beceri duygu yönetiminde önemli bir yer tutmaktadır. Duygu yönetimi, farkına varılan duygularla uygun bir
!
biçimde başa çıkabilme becerisini ifade etmektedir. Mayer ve Salovey (1997)’e göre bu beceri bireyin kendi duygularını yönetebilmesiyle sahip olduğu negatif duyguları ılımlı hale getirmesine ve güzel duyguları çoğaltmasına yardımcı olmaktadır (Dirican, 2013:8).
Öfke yönetimi; öfke, bireyin istek ve gereksinimlerinin engellenmesi, beklentilerinin gerçekleşmemesi özellikle de bireyin bir haksızlığa uğradığını algılaması durumunda ortaya çıkmaktadır (Kısaç, 1999; Önem, 2010:36). Öfke uygun ifade edildiğinde, son derece sağlıklı ve doğal bir duygudur (Kökdemir, 2004; Güney vd., 2015:106-107). Öfke sınırlarımızı bilmemizi ve haklarımızı korumamızı sağlar. Eğer öfke haklı bir nedene dayanıyorsa ve doğru bir biçimde ifade edilirse olumludur. Aksi takdirde öfkeden kaynaklanan kontrolsüz davranışlar okul hayatında, iş hayatında, kişisel ilişkilerde ve genel yaşam kalitesinde sorunlara yol açmaktadır (Kökdemir, 2004; Güney vd., 2015:106-107). Bu bakımdan öfkenin yönetilmesi gerekmektedir. Öfke yönetimi, öfkenin olumsuz bir şekilde ifade edilmesini veya hissedilmesini engelleme kabiliyeti olarak tanımlanmaktadır (Diril, 2011:19).
Yöntem
Bu bölümde araştırmanın amacı ve önemi, araştırmanın modeli ve hipotezleri, araştırmanın anakütlesi ve örneklemi, araştırmada kullanılan ölçüm araçları, araştırmada kullanılan istatistiksel yöntemler üzerinde durulmuştur.
Araştırmanın Amacı ve Önemi
Duygular ruhsal dünyamızın bir parçasıdır. Bireylerin yaşam mücadeleleri ve başarıları açısından duyguların büyük önemi vardır. Üniversite gençlerinin kendilerini başarılı, mutlu hissedebilmesi ve çevreleri ile etkili iletişim kurabilmesi açısından duygularını ifade edebilmeleri, negatif duyguların meydana getirdiği bedensel tepkileri kontrol edebilmeleri ve öfke ile başa çıkabilmeleri son derece önemlidir. Dolayısıyla gençlerin duygularını yönetme becerilerini geliştirmeleri gereklidir. Araştırmanın amacı, Salihli Meslek Yüksekokulu’nda öğrenim gören öğrencilerin duygularını yönetme becerileri düzeyi ve onun alt boyutlarının cinsiyet, sınıf düzeyi, anne eğitim durumu, baba eğitim durumu, ailenin gelir durumu, kişilik özelliği, algılanan yaşam kalitesi ve sosyal ilişki durumu açısından incelemektir.
Araştırmanın Modeli ve Hipotezleri
Bu araştırmanın modeli literatür taraması sonucunda, literatürdeki ifadeler doğrultusunda oluşturulmuş ve bu model üzerinden de hipotezler geliştirilmiştir. Araştırma modeli Şekil 1’de ve Hipotezleri aşağıda sıralanmaktadır.
H1:Annenin eğitim durumu duygu yönetimi becerilerini etkilemektedir.
H2: Baba eğitim durumu duygu yönetimi becerilerini etkilemektedir.
H3: Aile gelir durumu duygu yönetimi becerilerini etkilemektedir.
H4: Kişilik özellikler duygu yönetimi becerilerini etkilemektedir.
H5: Algılanan yaşam kalitesi duygu yönetimi becerilerini etkilemektedir.
H6: Sosyal ilişki durumu duygu yönetimi becerilerini etkilemektedir.
H7: Öğrencilerin duygu yönetimi becerileri yeterli düzeydedir.
!
Şekil 1
Araştırma Modeli
! Araştırmanın Anakütlesi ve Örneklemi
Verilerin elde edildiği kaynaklara birim, bu birimlerin oluşturduğu topluluk ise anakütle olarak adlandırılır. Anakütle, belirli sayıda birimden oluşması durumunda sonlu, sayılamayacak kadar çok ve belirsiz olması durumunda ise anakütle adını alır (Koçyiğit, 2018:91). Anakütleyi oluşturan birimlerin tümüne ulaşılamıyorsa, bu anakütleden bir örnek seçilip kısmi sayım- örnekleme yapılır (Lorcu, 2015:14-15). Araştırmanın anakütlesini Salihli Meslek Yüksekokulu’nun sosyal programlarında (pazarlama, yerel yönetimler, çocuk gelişimi, dış ticaret, emlak yönetimi) okuyan 1120 öğrenci oluşturmaktadır. Anakütleyi oluşturan bölümlerin tamamına eşit olarak örneğe girme şansı tanınarak basit tesadüfi örnekleme şekli seçilmiştir. Bu bölümlerden tam olarak doldurulmuş 302 anket elde edilmiştir. Bu örneklem, anakütlenin %27’ni oluşturmaktadır.
Araştırmada Kullanılan Ölçüm Araçları
Çeçen (2006) tarafından geliştirilen Duygu Yönetimi Becerileri Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan ankette her bir soruda beşli derecelendirme kullanılmıştır (1 Bana hiç uygun değil- 5 Bana tamamen uygun). Ölçek, 8’i olumlu 20’si olumsuz toplam 28 madde ve 5 alt boyuttan (sözel olarak ifade edebilme, duyguları olduğu gibi gösterebilme, olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme, başa çıkma, öfke yönetimi) oluşmaktadır. Ölçek puanlanırken olumsuz maddeler (1, 3, 4, 5, 6, 7, 9, 11, 13, 14, 15, 16, 18, 20, 22, 23, 24, 25, 27, 28) ters çevrilerek puanlanmaktadır.
Madde faktör yükünün 30’dan düşük olması nedeniyle 12, 8, 10 ve 19. Maddeler serbest maddeler olarak ölçeğe dahil edilmiştir. Dolayısıyla bu maddeler alt ölçek olarak puanlamaya dahil edilmemekte, serbest maddeler olarak toplam puan değerlendirilirken hesaplamalara dahil edilmektedir. Ölçekten alınabilecek en düşük puan 28, en yüksek puan ise 140’dır.
Ölçekten alınan yüksek puan bireyin duygu yönetimi becerilerinde yeterli olduğunu göstermektedir.
Duygu%Yönetimi%Becerileri%%
Boyutları
!
Öfke!
yönetimi!
Duygu%
Yönetimi%
Beceriler
Başa!çıkma!
Olumsuz!
bedensel!
Duyguları!
olduğu!gibi!
!Sözel!
olarak!ifade!
Aile%Gelir%
Durumu
Algılanan%
Yaşam%Kalitesi Kişilik%Özelliği Baba%Eğitim%
Düzeyi Anne%Eğitim%
Düzeyi
H6 H5 H4 H3
H1
Sosyal%İlişki%
Durumu
H2 SosyoBDemografik%Özellikler
!
!
Ölçeğin güvenilirliği ve geçerliğini test etmek üzere keşfedici (açıklayıcı) faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi yapılmış, her bir değişken ve boyut için Cronbach alfa katsayıları hesaplanmıştır.
Lorcu (2015:207-208) güvenilirliği, “bir ölçme aracı ile aynı koşullarda tekrarlanan ölçümlerden elde edilen ölçüm değerlerinin karlılığının bir göstergesi” olarak tanımlamaktadır.
Güvenilirlik hesaplamasında kullanılan çok sayıda yöntem olmakla birlikte yaygınlıkla kullanılan yöntemlerden biri ve ölçek içinde bulunan maddelerin iç tutarlılığının bir ölçüsü olan Alfa (α modeli-Cronbach Alpha Coefficient) Modelidir. Alfa katsayısına bağlı olarak ölçeğin güvenilirliği şu şekilde yorumlanmaktadır (Koçyiğit, 2018:91):
• 0 ≤ α < 0,40 ise ölçek güvenilir değildir.
• 0,40 ≤ α < 0,60 ise ölçeğin güvenilirliği düşüktür.
• 0,60 ≤ α < 0,80 ise ölçek oldukça güvenilirdir.
• 0,80 ≤ α ≤ 1 ise ölçek yüksek derecede güvenilirdir.
Seçer (2015:153)’e göre faktör analizi, bir ölçek çalışmasında, ölçeğin faktör yapısını belirlemek ya da önceden belirlenmiş olan bir yapının doğrulanması amacıyla gerçekleştirilmektedir. Ayrıca faktör analizi, ölçeğin yapı geçerliliğine ilişkin veri elde etmek amacıyla yaygınlıkla başvurulan bir yöntemdir. Faktör analizi araştırmanın odağında bulunan çok sayıdaki değişkenin aslında birkaç temel değişkenle (faktör) ifade edilmesini amaçlar.
Faktör analizi denildiğinde iki temel analiz türü akla gelmektedir. Bunlar, Keşfedici Faktör Analizi (KFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizidir (DFA). KFA, daha çok ölçek geliştirme çalışmalarının ilk aşamalarında, gözlenen değişkenlerin hangi faktörleri oluşturduğunu incelemek amacıyla kullanılır (Gürbüz ve Şahin, 2016:309). Seçer (2015) KFA’da örneklem büyüklüğünün yeterliliği konusunda Kaise-Meyer-Olkin’in (KMO) fikir verebileceğini ifade etmektedir. KMO değerinin 0,60 ve üstünde olması örneklemin faktör analizi için yeterli olacağını gösterir. KFA’ya geçebilmenin önemli koşulu Barlett’in küresellik testinin (Barlett’s Test od Sphericity), p değerinin 0,05’den küçük olmasıdır. Barlett testi p değeri 0,05’den küçük ise veriler çoklu normal dağılımlı anakütleden gelmekte ve analiz için uygun olduğu ifade edilebilir. Eğer p değeri 0,05’den büyük ise bu durumda faktör analizi uygulanmayacaktır (Güriş ve Astar, 2015:416). DFA ise daha çok, önceden geliştirilmiş, önceki araştırmalarda kullanılmış ya da kuramsal dayanağı bulunan bir ölçeğin ya da modelin doğruluğunu teyit etmek için tercih edilmektedir (Gürbüz ve Şahin, 2016:309).
Duygu yönetimi becerileri düzeyini ölçmek için kullanılan ankette yer alan ifadelerin KFA ve DFA yapılmıştır. Bu araştırma kapsamında kullanılan ölçeğe ilişkin KMO testi, KFA, DFA ve Cronbach Alfa sonuçlarına aşağıdaki tablolarda ve şekilde gösterilmiştir.
Tablo 1
KMO Katsayısı ve Barlett Küresellik Testleri Sonuçları
Kaiser-Meyer-Olkin (KMO)
Örnekleme Yeterliliğinin Ölçümü. 0,766
Barlett Küresellik Testi Ki Kare İstatistiği (Anlamlılık)
1805,152 (,000)
Serbestlik Derecesi 378
Tablo 1’e bakıldığında KMO değerinin 0,76 olması örneklemin faktör analizi için iyi düzeyde yeterli olduğunu göstermektedir. Barletts küresellik testinin p değerinin anlamlı olması (p=0.000) değişkenler arası ilişkilerin oluşturduğu matrisin faktör analizi için anlamlı olduğunu ve faktör analizi yapılabileceğini göstermektedir.
Örneklemin faktör analizi için yeterli olduğu görüldükten sonra ölçek için KFA (Keşfedici Faktör Analizi) yapılmış ve sonuçlara Tablo 2’de yer verilmiştir.
!
Tablo 2
Keşfedici Faktör Analizi Sonuçları
Faktör Maddeler ( Sorular) Faktör
Yükü
Faktörün Açıkladığı Varyans
CronbachAlpha Değeri
Sözel olarak ifade edebilme 3. Yakın hissettiğim birisine dahi duygularımı açıklamak benim için zordur
,474
% 15,855 4. Duygusal olarak yakın kişilere (ana-baba,
sevgili, kardeş, arkadaş v.b) seni seviyorum demekte zorlanırım.
,532
7. Yeniden dünyaya gelsem duygularımı daha rahat ifade eden biri olmak isterdim.
,437 9. Yakın çevremdeki kişiler
duygularımı rahatça ifade edemediğimi söylerler.
,568
23. Kendi duygularımdan söz ederken karşımdakilerin yüzüne bakmakta zorluk çekerim.
,572
,744 25. Duygusal olarak yakın hissettiğim
insanlara bile kolaylıkla dokunamam.
,447 27. Duygularımı yalın ve anlaşılır bir
biçimde ifade etmekte güçlük çekerim.
,613
Duyguları olduğu gibi gösterebilme 15. Gerçek duygularımı daha çok içimde saklar dışarıya farklı görünmeye çabalarım
,450
% 9,646 16. Bir kişi ya da olayla ilgili olumlu
duygularımdan çok olumsuz duygularımı ifade ederim.
,326
,710
18.Benim için başkalarının duyguları benimkinden daha değerli ve önemlidir
,501 20.Kendimi gerçekten mutlu hissettiğimde
bile kolaylıkla üzgünmüş gibi davranırım
,498 24 Herkes tarafından sevilmem gerektiğine
inanıyorum.
,374 28. Gerçek duygularımı açıkladığımda
karşımdakinin bana acıyacağını düşünürüm.
,470
Olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme 1. Öfkelendiğim zaman başkalarından çok, kendime zarar veririm.
,521
% 7,570 5. Olumsuz duygular yaşadığımda
vücudumda birtakım belirtiler (baş ağrısı, tansiyon, mide ağrısı, kalp çarpıntısı v.b) ortaya çıkar
,433
,745 11. Çevremdeki insanların psikolojik
durumlarından duygusal olarak çok çabuk etkilenirim.
,395
13. Çok az kaygılandığımda bile uyku düzenim bozulur.
,500
Başa çıkma 2. Olumsuz duygularımla genelde iyi bir biçimde başa çıkabildiğime inanıyorum.
,429
% 6,420 17. Yaşadığım olayları mantığım ve
duygularımı göz önüne alarak değerlendiririm.
,628
,754 21. Kaygılı ve gergin olsam bile
soğukkanlılığımı korumakta oldukça başarılıyım
,459
!
Yapılan keşfedici faktör analizi sonuçlarında “Component Matrix” tablosuna bakılarak soru maddelerinin faktör yükleri incelenmiştir. Duygu yönetimini belirlemeye yönelik sorular faktör analizinde 5 faktör olarak ortaya çıkmış ancak sonuçlara göre 8, 10, 12 ve 19. numaralı sorular ,30’dan küçük faktör yüklerine sahip oldukları için analizden çıkarılmıştır. Her soru çıkarma işleminde sorular için “varimax” tekniği ile döndürme işlemi yapılmıştır. Bu şekilde gözlenen değişkenler orijinal ölçekte olduğu gibi 5 boyutta toplanmıştır. Bu boyutlara ait faktör yükleri ve güvenilirlik değeri Tablo …’te gösterilmiştir. Duygu yönetimi ölçme aracının açıkladığı toplam varyans oranı % 44,103, güvenilirlik analizi sonucuna göre α (Cronbach Alpha) katsayısı Sözel olarak ifade edebilme boyutu için α=.74, Duyguları olduğu gibi gösterebilme boyutu için α=.71, Olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilmeboyutu için α=.75, Başa çıkma boyutu için α=.75 ve Öfke yönetimi boyutu için α=.73’tür. ölçeğin tamamı için ise α=.78’dir.
KFA ile belirlenen faktörlerin, faktör yapılarına uygunluğunu test etmek üzere yararlanılan faktör analizidir. KFA, hangi değişken gruplarının hangi faktör ile yüksek düzeyde ilişkili olduğunu test etmek için kullanılırken, KFA sonucu ortaya çıkan faktörlerin doğrulanması için de DFA’dan faydalanılır. Bu ölçekte yapılan DFA sonuçları ve bu faktörlerin uyum iyiliği sonuçları aşağıda verilmektedir (Şekil 2).
Tablo 3’e bakıldığında doğrulayıcı faktör analizi (DFA) dört modeli de denemiş ve DFA sonucu elde edilen verilerin uyum iyiliği değerleri İkinci düzey çok faktörlü modelde kabul edilebilir aralıklarda olduğu saptanmıştır. Duygu yönetimi ölçeğini oluşturan maddelerin 5 boyutta toplandığı ve bu 5 boyutun da tek bir boyut altıdan toplandığı belirlenmiştir.
Tablo 3
Duygu Yönetimi Ölçeğinin Doğrulayıcı Faktör AnaliziSonuçları
26. Beni olumsuz etkileyen bir olay sonrasında o andaki aşırı tepkilerimi kontrol edebilirim.
,550
Öfke yönetimi 6. Çok kolay öfkelenen biriyim. ,564
%4,613
,732 22. Öfkemi ifade ederken karşımdakini
kırarım/incitirim
,486 14. Öfkelendiğimde çevremdeki
eşyalara/nesnelere zarar veririm
,491
Toplam Varyans ve Ölçeğin Cronbach Alpha Değeri % 44,103 ,780
Model ∆χ² sd ∆χ²/sd RMSEA NFI CFI GFI AGFI P Tek faktörlü 832,063 252 3,30 0,09 0,45 0,53 0,77 0,73 ,000 Birinci düzey çok faktörlü 605,609 246 2,46 0,07 0,61 0,71 0,86 0,84 ,000 İkinci düzey çok faktörlü 435,462 240 1,81 0,05 0,91 0,94 0,94 0,92 ,000 İlişkisiz model 698,537 252 2,77 0,08 0,54 0,64 0,83 0,79 ,000
!
Şekil 2
Duygu Yönetimi İçin Doğrulayıcı Faktör Modeli
Araştırmada Kullanılan İstatistiksel Yöntemler
Araştırma için Manisa Celal Bayar Üniversitesi Salihli MYO’da eğitim gören öğrencilerden elde edilen veriler SPSS (21.0) ve AMOS (16.0) programları yardımıyla istatistiksel analize tabi tutulmuştur. Öncelikle tüm değişkenler için keşfedici faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi ve güvenilirlik analizi yapılmıştır. Bu analizlere ilişkin sonuçlar ve değerlendirmelere yukarıda yer verilmiştir. Değişkenlerin betimleyici istatistiklerin yanı sıra değişkenler arasındaki ilişkileri ortaya koyma ve üzerlerindeki direkt ve dolaylı etkileri belirleme noktasında yapısal eşitlik modeli (YEM) ile yol analizi yapılmıştır.
!
Bulgular
Bu bölümde araştırma kapsamında Duyguları Yönetme Becerileri Ölçeği aracılığıyla öğrencilerden toplanan veriler analiz edilerek elde edilen bulgulara ve bu bulgular ile ilgili yorumlara yer verilmiştir.
Tablo 4
Örnekleme Ait Betimleyici İstatistikler
Demografik Değişken Kategori Sayı Yüzde
Cinsiyet
Erkek Kadın
121 181
40,1 59,9 Sınıf
1.Sınıf 2.Sınıf
77 225
25,5 74,5
Anne Eğitim Düzeyi
Okuryazar değil İlkokul Ortaokul Lise Üniversite
23 151 68 44 16
7,6 50,0 22,5 14,6 5,3
Baba Eğitim Düzeyi
Okur yazar değil İlkokul Ortaokul Lise Üniversite
2 127 93 61 19
0,7 42,1 30,8 20,2 6,3
Aile Gelir Durumu
Alt Orta Yüksek
12 270 20
4,0 89,4 6,6
Kişilik Özelliği
Konuşkan-Girişken Sessiz-Sakin Duygusal Alıngan
159 108 95
52,6 35,5 11,6
Algılanan Yaşam Kalitesi
Kötü Orta İyi
16 189 97
5,3 62,6 32,1
Sosyal İlişki Durumu
Kötü Orta İyi Çok iyi
3 55 142 102
1,0 18,2 47,0 33,8
Tablo 4’e bakıldığında öğrencilerin çoğu kadın olduğu (%59,9), öğrencilerin % 74,5’in ikinci sınıfta eğitim gördüğü görülmektedir. Ayrıca öğrencilerin annelerinin yarısının (%50,0) babalarının (%42,1) da yarısına yakını ilkokul mezunu olduğu görülmektedir. Öğrencilerin büyük bir kısmının aile gelir durumlarının orta (%89,4) olduğunu ifade etmişlerdir.
Öğrencilerin kişilik özelliklerine bakıldığın da ise yarısında fazlasının (%52,6) kendilerini girişken olduğunu, algılanan yaşam kalitesinde orta düzeyde (62,6) ve sosyal ilişki durumlarının iyi (%47,0) odluğunu ifade etmişlerdir.
!
Tablo 5
Duygu Yönetimi ve Alt Boyutlarına Ait Betimleyici İstatistikler
Tablo 5’e göre, araştırmaya katılan üniversite gençlerinin sözel olarak ifade edebilme alt boyutuna ilişkin ortalama puan x=18,67’dir. Sözel olarak ifade edebilme alt boyutunda alınabilecek en düşük puan 7, en yüksek puan 35’dir. Gençlerin sözel olarak ifade edebilme becerisi yeterlik ortalama puanları orta puanın (17,5) biraz üstündedir. Bu bağlamda araştırmaya katılan öğrencilerin sözel olarak ifade edebilme yeterliklerinin yüksek olduğu söylenebilir.
Araştırmaya katılan üniversite gençlerinin duyguları olduğu gibi gösterebilme alt boyutuna ilişkin ortalama puan x=15,41’dir. Duyguları olduğu gibi ifade edebilme alt boyutunda alınabilecek en düşük puan 6, en yüksek puan 30’dur. Gençlerin duyguları olduğu gibi gösterebilme becerisi yeterlik ortalama puanları orta puan (15) düzeyindedir denilebilir. Bu bağlamda araştırmaya katılan öğrencilerin duyguları olduğu gibi gösterebilme düzeylerinin yeterli olduğu söylenebilir.
Araştırmaya katılan üniversite gençlerinin olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme alt boyutuna ilişkin ortalama puan x=12,54’dür. Olumsuz bedensel tepkileri olduğu gibi gösterebilme alt boyutunda alınabilecek en düşük puan 4, en yüksek puan 20’dir. Gençlerin olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme becerisi yeterlik ortalama puanları orta puanın (10) üstündedir. Bu bağlamda araştırmaya katılan öğrencilerin olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme yeterliklerinin yüksek olduğu söylenebilir.
Araştırmaya katılan üniversite gençlerinin başa çıkma alt boyutuna ilişkin ortalama puan x=13,86’dır. Başa çıkma alt boyutunda alınabilecek en düşük puan 4, en yüksek puan 20’dir.
Gençlerin başa çıkma becerisi yeterlik ortalama puanları orta puanın (10) üstündedir. Bu bağlamda araştırmaya katılan öğrencilerin başa çıkma yeterliklerinin yüksek olduğu söylenebilir.
Araştırmaya katılan üniversite gençlerinin öfke yönetimi alt boyutuna ilişkin ortalama puan x=8,28’dir. Öfke yönetimi alt boyutunda alınabilecek en düşük puan 3, en yüksek puan 15’dir.
Gençlerin öfke yönetimi becerisi yeterlik ortalama puanları orta puanın (7,5) üstündedir. Bu bağlamda araştırmaya katılan öğrencilerin öfke yönetimi yeterliklerinin yüksek olduğu söylenebilir.
Sonuç olarak araştırmaya katılan üniversite gençlerinin duygu yönetimi becerileri ölçeğinin tamamına ilişkin ortalama puanı x=84,10’dur. Duygu yönetimi ölçeğinden alınabilecek en düşük puan 28, en yüksek puan 140’dır. Gençlerin duygu yönetimi yeterlik ortalama puanları ölçek ortalama puanının (70) üstündedir. Bu bağlamda araştırmaya katılan öğrencilerin duygu yönetimi yeterliklerinin yüksek olduğu söylenebilir.
Bir araştırmada değişkenler arasında çoklu doğrusal bağlantı sorunu olup olmadığını ortaya koymak için korelasyon analizi yapılmakta olup değişkenleri oluşturan faktörler arasında korelasyon değeri güçlü düzeyde (0,80 ve üstü) ise bu durum çoklu bağlantı problemi olduğunun bir göstergesidir (Kalaycı, 2010:267). Bu araştırmada duygu yönetimi becerileri ölçeğinin alt boyutları için hesaplanan korelasyon analizi sonucu ortaya çıkan katsayı değerlerine bakıldığında boyutlar arasında çoklu doğrusal bağlantı sorununa yol açacak çok
Boyutlar N Ortalama Std. Sapma Sözel Olarak İfade Edebilme 302 18,67 6,225 Duyguları Olduğu Gibi Gösterebilme 302 15,41 4,261 Olumsuz Bedensel Tepkileri Kontrol Edebilme 302 12,54 3,744
Başa Çıkma 302 13,86 2,865
Öfke Yönetimi 302 8,28 3,268
Duygu Yönetimi Toplam 302 84,10 12,86
!
güçlü bir ilişki olmadığı görülmektedir. Söz konusu korelasyon değerleri 0,12 ile 0, 39 arasında düşük ve orta düzeyde bir ilişki olup 0,80 ve üzeri bir değere sahip olmadığı için çoklu doğrusal bağlantı sorunu olmadığı görülmektedir (bkz. Tablo 6).
Tablo 6
Boyutlar Arası Korelasyon Analizi
Bununla birlikte tüm değişkenlerin birbirleri ile ilişkisini hem doğrusal hem de dolaylı olarak net ortaya koyabilmek için bir yapısal eşitlik modeli (YEM) oluşturulmuş ve ilişkiler bu modelde analiz edilmeye çalışılmıştır. Yapısal eşitlik modeli şekil 1’de gösterilmektedir. Bir model önerisi geliştirebilmek amacıyla, değişkenler arasındaki ilişkilerin çalışıp çalışmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Bu amaca yönelik olarak da yol analizi yapılmıştır. Model oluşturulurken anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, aile gelir durumu, kişilik özelliği, algılanan yaşam kalitesi ve sosyal ilişki durumu bağımsızdeğişkenler olarak ve duygu yönetimi ise bağımlı değişken olarak ele alınmış ve modelde çizilmiştir.
Şekil 3’de yer alan detaylandırılmış modelin değişkenler arası ilişkiler ve bu değişkenlerin izlediği yol incelendiğinde;
“Duygu Yönetimi <---Anne Eğitim Düzeyi” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu (p=0,016),
“Duygu Yönetimi <---Baba Eğitim Düzeyi” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu(p=0,030),
“Duygu Yönetimi <---“Sosyal İlişkiler” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu(p=0,005),
“Duygu Yönetimi <---Kişilik Özellikleri” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu(p=0,018),
“Duygu Yönetimi <---Aile Gelir Düzeyi” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olmadığı(p=0,990),
“Duygu Yönetimi <---Algılanan Yaşam Kalitesi” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olmadığı(p=0,506) görülmektedir.
Araştırma modelin ikinci düzey doğrulayıcı faktör analizi model uyum indekslerin kabul edilebilir aralıkta çıkması sonucu yapılan yol analizinde bağımsız değişkenlerin duygu yönetimi becerileri üzerindeki etkileri yukarıda belirtilmiştir. Bu bağımsız değişkenlerin duygu yönetimi becerilerin her bir boyutuyla ayrı ayrı ilişkilerini tespit etmek için yapılan analiz sonuçları da aşağıda gösterilmektedir.
Boyutlar 1 2 3 4 5
1. Sözel ifade edebilme 1 2. Duyguları olduğu gibi gösterebilme
,393**
,000 1
3. Olumsuz bedensel tepkileri kontrol
,321**
,000
,260**
,000 1
4. Öfke yönetimi
,114*
,048
,012 ,830
,163**
,004 1
5. Başa çıkma
,199**
,000
,414**
,000
,322**
,000
,206**
,000 1
!
Şekil 3
Araştırma Modeli
!
!
“Öfke Yönetimi <---Anne Eğitim Düzeyi” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu (p=0,000),
“Duyguları Olduğu Gibi Gösterme <---Anne Eğitim Düzeyi” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu (p=0,044),
“Öfke Yönetimi <---Baba Eğitim Düzeyi” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu (p=0,003),
“Duyguları Olduğu Gibi Gösterme <---Baba Eğitim Düzeyi” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu (p=0,048),
“Sözel İfade <---Aile Gelir Düzeyi” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu (p=0,000),
“Sözel İfade <--- Sosyal İlişkiler” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu (p=0,001),
“Öfke Yönetimi <--- Sosyal İlişkiler” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu (p=0,017),
“Başa Çıkma <--- Sosyal İlişkiler” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu (p=0,000),
“Sözel İfade <---Kişilik Özellikleri” istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olduğu(p=0,000),
Yaşam kalitesinin ve aile gelir düzeyinin duygu yönetimi becerilerin herhangi alt boyutları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkiye sahip olmadığı(p=0,990) saptanmıştır.
Ayrıca araştırmaya katılanların cinsiyet ve devam ettikleri sınıf değişkenleri açısından duygu yönetimi becerilerinde anlamlı farklılık olup olmadığını belirlemek amacıyla t-Testi yapılmıştır(bkz. Tablo7, Tablo 8).
Tablo 7’de görüldüğü üzere, cinsiyet ile yalnızca olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme boyutu arasında (p<0.05) anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu anlamlı ilişkinin nedenine bakıldığında ise kız öğrencilerin puan ortalamalarının erkek öğrencilerin puan ortalamalarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu sonuca göre kız öğrencilerin erkek öğrencilerden daha yüksek düzeyde olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebildikleri söylenebilir. Cinsiyet ile diğer boyutlar arasında ise anlamlı ilişki bulunmamıştır.
Tablo 8’de görüldüğü üzere, sınıf düzeyi ile yalnızca sözel olarak ifade edebilme boyutu arasında (p<0.05) anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Bu anlamlı ilişkinin nedenine bakıldığında ise ikinci sınıf öğrencilerin puan ortalamalarının birinci sınıf öğrencilerin puan ortalamalarından daha yüksek olduğu görülmüştür. Bu sonuca göre ikinci sınıf öğrencilerin sözel olarak ifade edebilme becerileri birinci sınıf öğrencilerinden daha yüksek düzeyde olduğu söylenebilir. Sınıf düzeyi ile diğer alt boyutlar arasında ise anlamlı ilişki bulunmamıştır.
!
Tablo 7
Katılımcıların Cinsiyet Değişkenine Göre Duygu Yönetimi Becerileri Düzeyine İlişkin T Testi
Tablo 8
Katılımcıların Sınıf Değişkenine Göre Duygu Yönetimi Becerileri Düzeyine İlişkin T Testi
Sonuç ve Öneriler
İnsan yaşamında duyguların ayrı bir önemi vardır. Duygular insanın kararlarını ve davranışlarını şekillendirir ve içinde bulunduğu duygu durumu onun başarılı ya da başarısız olmasında etkisi yadsınamaz. Dolayısıyla insanların kendi duygularının farkında olmaları, karşı karşıya kaldığı problemlerin üstesinden gelebilmeleri, diğer insanlarla etkili ilişkiler kurabilmeleri ve kendilerini uygun bir şekilde ifade edebilmeleri oldukça önemlidir.
Goleman (2011) duygu yönetimi becerileri gelişmiş olan bireylerde; öfkeyi doğru bir şekilde ifade edebilme, stresle başa çıkabilme, engellenmişlik ve çaresizlik duygusunun üstesinden gelebilme, sözlü saldırı davranışlarında ve kendine zarar veren davranışlarda azalma, kendisi ve çevresine yönelik daha olumlu düşünme, yalnızlık ve sosyal kaygı gibi olumsuz davranışlarda azalma gözlemlendiğini belirtmiştir.
Üniversite gençlerinin kendilerini başarılı, yaratıcı, mutlu hissedebilmesi ve çevreleri ile etkili iletişim kurabilmesi açısından duygularını ifade edebilmeleri, negatif duyguların meydana getirdiği bedensel tepkileri kontrol edebilmeleri ve öfke ile başa çıkabilmeleri açısından genel olarak duygularını doğru bir şekilde yönetebilmeleri gerekmektedir.
Boyutlar Cinsiyet N Ortalama Std. Sapma t p
Sözel Olarak İfade Edebilme Kız 181 18,69 6,092
,007 ,932
Erkek 121 18,63 6,446
Duyguları Olduğu Gibi Gösterebilme
Kız 181 15,25 4,139
,679 ,411
Erkek 121 15,66 4,443
Olumsuz Bedensel Tepkileri Kontrol Edebilme
Kız 181 13,24 3,735
16,947 ,000
Erkek 121 11,48 3,515
Başa Çıkma Kız 181 13,74 2,733
,844 ,359
Erkek 121 14,05 3,055
Öfke Yönetimi Kız 181 8,16 3,342
,587 ,444
Erkek 121 8,46 3,160
Duygu Yönetimi Toplam Kız 181 69,08 12,559
,282 ,596
Erkek 121 68,27 13,640
Boyutlar Sınıf N Ortalama Std. Sapma t p
Sözel Olarak İfade Edebilme 1.Sınıf 77 17,36 6,776
4,575 ,033
2.Sınıf 225 19,11 5,976
Duyguları Olduğu Gibi Gösterebilme
1.Sınıf 77 15,16 4,525
,378 ,539
2.Sınıf 225 15,50 4,174
Olumsuz Bedensel Tepkileri Kontrol Edebilme
1.Sınıf 77 12,42 3,469
,107 ,743
2.Sınıf 225 12,58 3,840
Başa Çıkma 1.Sınıf 77 13,52 2,568
1,499 ,222
2.Sınıf 225 13,98 2,957
Öfke Yönetimi 1.Sınıf 77 7,95 3,316
1,499 ,222
2.Sınıf 225 8,39 3,251
Duygu Yönetimi Toplam 1.Sınıf 77 66,40 14,130
1,055 ,305
2.Sınıf 225 69,56 12,503
!
Üniversite gençlerinin duygu yönetimi becerileri düzeylerini ortaya koymak ve sosyo- demografik özelliklerinin duygu yönetimi becerilerini etkileyip etkilemediğini belirlemek amacıyla yapılan bu çalışmada ulaşılan sonuçlar hipotezler kapsamında şu şekilde ifade edilebilir:
Duygu yönetimi becerileri ile anne eğitim düzeyi (p=0,016), baba eğitim düzeyi (p=0,030), sosyal ilişkiler (p=0,005), kişilik özellikleri (p=0,018) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Buna karşılık duygu yönetimi becerileri ile ailenin gelir düzeyi (p=0,990), algılanan yaşam kalitesi (p=0,506) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki belirlenememiştir. Bu sonuçlara göre, H1, H2, H4, H6 doğrulanırken, H3 ve H4 doğrulanmamıştır. Bu bağlamda bireyin duygu yönetimi becerilerinin gelişmesinde anne-baba eğitim düzeyinin, bireyin kişilik özelliklerinin ve çevresiyle sosyal ilişkilerinin etkili olduğu söylenebilir. Goleman (1998)’a göre duygu yönetimi becerilerinin temelinde, kişinin aile ortamı, okul ve sosyal çevresinin duygularını şekillendirerek onu daha yeterli ya da yetersiz kılması yatar. Duygularını etkili yönetebilen bireyler aile üyeleri ve çevreleriyle sağlıklı iletişim kurabilirler, akıllarını kullanabilirler ve hayatla baş edebilirler.
Duyguları Yönetme Becerileri Ölçeği ve alt boyut ortalamaları incelendiğinde, sözel olarak ifade edebilme (x=18,67), olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme (x=12,54), başa çıkma (x=13,86), öfke yönetimi (x=8,28) alt boyut puan ortalamaları ile toplam ölçek puan ortalamasının (x=84,10) ortalamanın üstünde olduğu tespit edilirken, duygularını olduğu gibi gösterebilme (x=15,41) alt boyutunun puan ortalamasının orta düzeyde olduğu tespit edilmiştir.
Bu sonuca göre H7 doğrulanmıştır. Puan ortalamalarına bakıldığında, üniversite gençlerinin duyguları yönetme becerilerinin yeterli düzeyde olduğu söylenebilir.
Duygu yönetimi becerileri alt boyutları ile sosyo-demografik özellikler arasındaki ilişkiler incelendiğinde; öfke yönetimi alt boyutu ile anne eğitim düzeyi (p=0,000), baba eğitim düzeyi (p=0,003) ve sosyal ilişkiler (p=0,017) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Duygularını olduğu gibi gösterme alt boyutu ile anne eğitim düzeyi (p=0,004) ve baba eğitim düzeyleri (p=0,003) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur.
Sözel olarak ifade edebilme alt boyutu ile ailenin gelir düzeyi (p=0,000), sosyal ilişkiler (p=0,001) ve kişilik özellikleri (p=0,000) arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Başa çıkma alt boyutu ile de sosyal ilişkiler (p=0,000) arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur.
Araştırmada cinsiyet ile duygu yönetimi becerileri alt boyutlarından olumsuz bedensel tepkileri kontrol edebilme arasında (p=0,000), sınıf değişkeni ile sözel olarak ifade edebilme alt boyutu arasında (p=0,003) istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre kızlar olumsuz bedensel tepkilerini kontrol etmede erkeklerden daha başarılıdır denilebilir ve ikinci sınıf öğrencilerin sözel olarak ifade edebilme becerilerinin birinci sınıf öğrencilerine kıyasla daha çok geliştiği söylenebilir. Buna göre, sınıf düzeyi arttıkça sözel olarak ifade etme becerisinin de arttığı söylenebilir. Genel olarak bakıldığında ise cinsiyet ve sınıf değişkenlerinin duygu yönetimi becerileri üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamaktadır.
Araştırmadan elde edilen sonuçlardan öğrencilerin duygu yönetimi becerilerinin ortalama puanın biraz üzerinde ve daha da geliştirilebileceği düşünülmektedir. Bu kapsamda öğrencilerin duygu yönetimi becerilerini geliştirmelerine katkı sağlaması açısından bu konuda gençlerde farkındalık oluşturmaya yönelik çeşitli eğitim programları hazırlanabilir.
Her çalışmada olduğu gibi bu çalışmada da araştırmanın sadece tek örneklem üzerinde yapılmış olması bu çalışmanın en büyük kısıtıdır. Dolayısıyla araştırma sonuçları genellenememektedir.
Ülkemizde bu konuda yapılmış çok sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Yapılacak daha geniş kapsamlı araştırmaların alanyazına önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir.