• Sonuç bulunamadı

İKİ AYLIK MESLEKİ DERGİ ÇÖZÜM

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2022

Share "İKİ AYLIK MESLEKİ DERGİ ÇÖZÜM"

Copied!
320
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

OCAK - ŞUBAT 2022 1

Sahibi İSMMMO Adına - Owner on behalf of the ISMMMO l YÜCEL AKDEMİR Genel Yayın Yönetmeni - Editor l HALİM BURSALI

Sorumlu Yazı İşleri Müdürü - Editorial Assistant l SENEM DURSUN ONARAN

DANIŞMA KURULU Advisory Board

YAYIN KURULU Publication Board

Prof. Dr. Rüstem HACIRÜSTEMOĞLU (Galatasaray Üniversitesi) Prof. Dr. S. Ateş OKTAR (İstanbul Üniversitesi)

Prof. Dr. Cemal İBİŞ (Işık Üniversitesi) Prof. Dr. Serdar ÖZKAN (İzmir Ekonomi Üniversitesi)

Prof. Dr. Volkan DEMİR (Galatasaray Üniversitesi)

Doç. Dr. İsmail Ufuk MISIRLIOĞLU (University of the West of England, UK)

Halim BURSALI (Genel Yayın Yönetmeni) Senem DURSUN ONARAN (Sorumlu Yazı İşleri Müdürü)

Tayyar GÜLER (Üye) Gülser ERTEKİN (Üye)

Hasgül BAL (Üye) Erdal AYDIN (Üye)

ÇÖZÜM

MALİ

İ K İ A Y L I K M E S L E K İ D E R G İ

®

(2)

OCAK - ŞUBAT 2

E-ISSN: 2667-6737

Net 500 adet basılmıştır.

Dergi Adı: Mali Çözüm®

Dergimiz Proquest ABI/INFORM Global, EBSCO Business Source Complete ve ULAKBİM Sosyal Bilimler Veritabanları tarafından taranmaktadır.

İmtiyaz Sahibinin Adı, Soyadı ve Adresi: Yücel AKDEMİR Kurtuluş Caddesi No: 114 A Blok Kat:7 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Genel Yayın Yönetmeni: Halim BURSALI

Kurtuluş Caddesi No: 114 A Blok Kat:5 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Yazı İçerik-Teknik Sorumlusu: İlkim MENGÜLEREK Kurtuluş Caddesi No: 114 B Blok Kat:5 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Grafik Tasarım ve Dizgi: Alican SEZER

Kurtuluş Caddesi No: 114 A Blok Kat:6 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Yönetim Yeri Adresi: Kurtuluş Caddesi No: 114 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Basımı Yapanın Adı, Soyadı ve Adresi:

Yayın Türü: Yerel-Süreli, 2 aylık

Dergimiz HAKEMLİ DERGİ olma özelliği taşımaktadır.

Dergimize gönderilen yazılar, hakem değerlendirmesine tabi tutulduğundan yayımında gecikmeler olabilmektedir.

Dergimizde yayınlanan yazılar kaynak gösterilerek kullanılabilir.

Yazılardaki görüşler yazarlarına aittir.

Mali Çözüm (Financal Analyze) is bimonthly journal of Chamber of Certified Public Accountants of Istanbul. It is a peer-reviewed Journal publishing refered articles, opinion papers, letters, reviews, news, questions and answers, law decisions on accounting.

Yönetim Merkezi ve Yazışma Adresi:

İSMMMO

Kurtuluş Caddesi No: 114 Kurtuluş-Şişli/İSTANBUL Telefon: (0212) 315 84 00 pbx Faks: (0212) 343 47 80 E-mail: [email protected]

www.ismmmo.org.tr

(3)

OCAK - ŞUBAT 2022 3

HAKEM KURULU (Alfabetik Sıraya Göre) Editorial Advisory Board (Alphabetical orders)

Prof. Dr. Nalan AKDOĞAN (Başkent Üniversitesi) Prof. Dr. Tamer AKSOY (İbn Haldun Üniversitesi) Doç. Dr. Halil İbrahim ALPASLAN (Marmara Üni.) Prof. Dr. Erdinç ALTAY (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Figen ALTUĞ (E. Öğretim Üyesi) Prof. Dr. Dursun ARIKBOĞA (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Doğan ARGUN (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Başak ATAMAN (Marmara Üniversitesi) Doç. Dr. Oğuzhan BAHADIR (Galatasaray Üniversitesi) Prof. Dr. Refika BAKOĞLU (Marmara Üniversitesi) Doç. Dr. Eda BALIKÇIOĞLU (Kırıkkale Üniversitesi) Prof. Dr. Ercan BAYAZITLI (Ankara Üniversitesi) Doç.Dr. Özgür BIYAN (Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi) Prof. Dr. Burçin BOZDOĞANOĞLU (Bandırma Onyedi Eylül Üniv) Prof. Dr. Nejat BOZKURT (Marmara Üniversitesi)

Prof. Dr. Tamer BUDAK (Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi) Prof. Dr. Emre BURÇKİN (Marmara Üniversitesi)

Prof. Dr. Nurşen CANİKLİOĞLU (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Nuran CÖMERT (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Murat ÇİNKO (Marmara Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesı̇ Ali ÇOŞKUN (Boğaziçi Üniversitesi) Prof. Dr. Volkan DEMİR (Galatasaray Üniversitesi) Prof. Dr. Erhan DEMİRELİ (Dokuz Eylül Üniversitesi) Doç. Dr. Banu DİNÇER (Galatasaray Üniversitesi) Dr. A. Bumin DOĞRUSÖZ (Marmara Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Ali DURAL (Galatasaray Üniversitesi) Prof. Dr. M. Banu DURUKAN (Dokuz Eylül Üniversitesi) Prof. Dr. Mehmet Hasan EKEN (Kırklareli Üniversitesi) Prof. Dr. Melih ERDOĞAN (Anadolu Üniversitesi) Doç. Dr. Meral FIRAT (İstanbul Aydın Üniversitesi) Prof. Dr. Adnan GERÇEK (Uludağ Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Diğdem GÖÇ ( Marmara Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Şerif Emre GÖKÇAY (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Gürbüz GÖKÇEN (Marmara Üniversitesi) Doç. Dr. Ömer Faruk GÖRÇÜN (Kadir Has Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Ender GÜLVER (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Recep GÜNEŞ (İnönü Üniversitesi) Prof. Dr. Rüstem HACIRÜSTEMOĞLU (Galatasaray Ünv.) Prof. Dr. Cemal İBİŞ (Işık Üniversitesi)

Doç. Dr. Pelin Varol İYIDOĞAN (Hacettepe Üniversitesi) Prof. Dr. Süleyman Serdar KARACA (Gaziosmanpaşa Üniversitesi) Doç. Dr. Arman Azı̇z KARAGÜL (Anadolu Üniversitesi)

Prof. Dr. Seval KARDEŞ SELİMOĞLU (AnadoluÜnv.) Dr. Ahmet KAVAK (Yeminli Mali Müşavir) Prof. Dr. Lerzan KAVUT (İstanbul Üniversitesi) Doç. Dr. Duygu ANIL KESKİN (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Yüksel KOÇ YALKIN (E.Öğretim Üyesi) Dr. Resul KURT (Sosyal Güvenlik Uzmanı)

Dr. Öğr. Üyesı̇ Hand KÜÇÜKÖNDER (Bartın Üniversitesi) Prof. Dr. Ömer LALİK (İst.Ticaret Üniversitesi) Prof. Dr. Haluk LEVENT (Kemerburgaz Üniversitesi) Mehmet MAÇ (Yeminli Mali Müşavir)

Doç. Dr. İsmail Ufuk MISIRLIOĞLU (UWE Bristol Üniversitesi) Prof. Dr. Fatma Naciye Can MUĞAN (İzmir Ekonomi Üniversitesi) Prof. Dr. S. Ateş OKTAR (İstanbul Üniversitesi)

Prof. Dr. Mehmet ÖZBİRECİKLİ (Mustafa Kemal Üniversitesi) Prof. Dr. Serdar ÖZKAN (İzmir Ekonomi Üniversitesi) Prof. Dr. Korkut ÖZKORKUT (Ankara Üniversitesi) Doç. Dr. Yasemin ÖZUĞURL (Mersin Üniversitesi) Prof. Dr. Fatma PAMUKÇU (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Recep PEKDEMİR (İstanbul Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Meltem ULUSAN POLAT (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Kerem SARIOĞLU (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. A.R Zafer SAYAR (Atılım Üniversitesi) Doç. Dr. Ufuk SELEN (Uludağ Üniversitesi) Dr. Veysi SEVİĞ

Prof. Dr. Barış SİPAHİ (Marmara Üniversitesi) Prof. Dr. Elif SONSUZOĞLU (Girne Üniversitesi) Prof. Dr. Fevzi SÜRMELİ (Anadolu Üniversitesi) Prof. Dr. Münir ŞAKRAK (E.Öğretim Üyesi)

Prof.. Dr. İlker KIYMETLİ ŞEN (İstanbul Ticaret Üniversitesi) Prof. Dr. Oktay TAŞ (İstanbul Teknik Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesı̇ Mehmet Sabri TOPAK (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Tuğrul TÜFEKÇİOĞLU (E.Öğretim Üyesi) Prof. Dr. Nuri UMAN (Koç Üniversitesi) Prof. Dr. Selçuk USLU (Bilkent Üniversitesi) Prof. Dr. Halit Targan ÜNAL (Okan Üniversitesi) Prof. Dr. Hakan ÜZELTÜRK (Yeditepe Üniversitesi) Prof. Dr. Serhat YANIK (İstanbul Üniversitesi) Doç. Dr. Şebnem YAŞAR (Dokuz Eylül Üniversitesi) Prof. Dr. Ferda YERDELEN TATOĞLU (İstanbul Üniversitesi) Dr. Öğr. Üyesi Doğan YILDIZ (Yıldız Teknik Üniversitesi) Prof. Dr. Göksel YÜCEL (İstanbul Üniversitesi) Prof. Dr. Süleyman YÜKÇÜ (Dokuz Eylül Üniversitesi)

ÇÖZÜM

MALİ

İ K İ A Y L I K M E S L E K İ D E R G İ

(4)

OCAK - ŞUBAT 4

(5)

OCAK - ŞUBAT 2022 5 SUNUŞ

Saygılarımızla Yücel AKDEMİR Başkan 2022 yılının ilk sayısında sizlerle birlikte yepyeni bir yılı karşılamak bizler için çok önemli.

Başta sağlık olmak üzere gittikçe artan ekonomik sorunlar bu döneme damgasını vurdu. Küresel bir kriz ortamı yaratan pandemi, iş yapış şekillerimiz başta olmak üzere iş dünyasının inandığı tüm gerçeklikleri de tersine çevirmiştir. Teknolojiye yatırım, artık kurum ve kuruluşların var olması gerçekliğinde en büyük yatırım olarak görünmektedir.

Pandemi sürecinin yanı sıra ülkemizde yaşanan yüksek enflasyon, gerek müşavirliğini yaptığımız işletmelerin gerekse bizlerin işyerlerinde ekonomik anlamda dengelerin bozulmasına, sürdürülebilir sağlıklı iş akışının sağlanmasında güçlükler yaratmaktadır. Hazırlanacak gerçeğe uygun finansal tabloların işletmelerin sürdürülebilir ticari hayatlarında ve ülke ekonomisinde yaratacağı katma değer; tüm otoriteler nezdinde bilinmektedir. Yaşadığımız bu gerçeklik ACCA tarafından hazırlanan raporla da ortaya konmuştur.

ACCA’nın “Sürdürülebilir Kurumların Kalbindeki Meslek Mensupları”

başlıklı raporu meslek mensuplarının gelecek son on yılda, iş ve finans profesyoneli olarak sürdürülebilir kurumların odağında bütünleyici bir rol alacağını ortaya koymaktadır. Özellikle ifade etmek gerekirse pandemi döneminde meslek camiamızın çalışma disiplini ve teknolojiye uyum sağlamadaki çabası da bunun en güzel örneklerindendir.

Şuandan başlayarak yön veren olma yolunda ilerlemek bizlerin elinde, İSMMMO olarak tüm eğitim ve yayınlarımızla bu süreçte de her zaman sizlerin yanında var olmaya devam edeceğiz.

(6)

OCAK - ŞUBAT 6

(7)

OCAK - ŞUBAT 2022 7 Teknolojik Değişmeler Açısından Amortisman Uygulamalarının Gerçeğe

Uygun Sunumu Ve Yönetsel Kararlar Üzerindeki Etkisi

Fair Presentation Of Depreciation Applications In Terms Of Technological Changes And Effect On Administrative Decisions

Prof. Dr. Enver Bozdemir 13

35

73

99

127

HAKEMLİ YAZILAR REFEREED PAPERS

DERLEME MAKALE

DERLEME MAKALE

DERLEME MAKALE

DERLEME MAKALE

ARAŞTIRMA MAKALESİ

Kayıt Dışı Ekonomiden Kaynaklanan Vergi Kaybı ve Tespit Etme Yöntemleri

Tax Loss Caused By The Informal Economy And Methods Of Finding Prof. Dr. Yıldırım Ercan Çalış-Doç.dr. Nermin Çıtak- Sibel Çakır

Evrensel Temel Gelir Ve Uygulanabilirliği Üzerine Bir Değerlendirme An Evaluation On Universal Basic Income And Its Applicability Prof. Dr. Cemil Rakıcı - Arş. Gör. Cansu Aydoğdu Bozdağ

Bağımsız Denetim Kalitesini Etkileyen Faktörlerin Bulanık Dematel Yöntemi İle Değerlendirilmesi

Evaluation Of Factors Affecting Independent Audit Quality By Using Fuzzy Dematel Method

Doç. Dr. Berna Bulğurcu - Doç. Dr. Koray Tuan

Şerefiye Değer Düşüklüğü Testine İlişkin Tahmin ve Varsayımlar Hakkında Açıklamaların ve Denetim Prosedürlerinin İncelenmesi Examination Of Disclosures and Audit Procedures About Estimates and Assumptions Related To Goodwill Impairement Test

Doç. Dr. Alpaslan Yaşar- Dr. Öğr. Üyesi Eray Çetin

(8)

OCAK - ŞUBAT 8

151

171

189 ARAŞTIRMA MAKALESİ

ARAŞTIRMA MAKALESİ

DERLEME MAKALE

Türkiye’deki Kobilerin Finansal Başarılı ve Başarısız Olma Durumlarının Altman, Springate ve Yapay Sinir Ağları Modeli İle Tahmin Edilebilirliği Predictability Of Financially Distressed and Non-Dıstressed Smes Operating In Turkey Usıng Altman, Springate and Artificial Neural Networks Model

Dr. Yusuf Aker- Doç. Dr. Alper Karavardar

Muhasebe Meslek Mensupları İle İletişimin Muhasebe Meslek Algısına Etkisi

The Effect Of Communication With Accounting Professionals On The Perception Of The Accounting Profession

Dr. Öğr. Üyesi Zülküf Çevik

Sosyal Güvenlik Hukuku Açısından İş Kazası Bildiriminin Önemi ve İşverenin Sorumluluğu

The Importance Of Work Accident Notificatıon and Employer’s Liability In Terms Of Social Security Law

Arş. Gör. Atanur Karaahmetoğlu

(9)

OCAK - ŞUBAT 2022 9 Yurtiçinde Mukim Şirketin Serbest Bölgedeki Şubesinden Elde Edilen

Kazancın Vergilendirilmesi Ufuk Ünlü

Hizmet Erbabına Rekabet Yasağı Adı Altında Yapılan Ödemelerin Vergilendirilmesi

Hakan Değirmenci

Özel Matrah Şekilleri ve Konuya İlişkin Bazı Özellikli Hususların Değerlendirilmesi

İbrahim Çakır

Kamulaştırmasız El Atma Yoluyla Elden Çıkan Taşınmazlardan Elde Edilen Kazanç Kvk’nın 5/1-E Maddesindeki İstisnadan Yararlanabilir Mi?

Tugay Manav

Türkiye’de ve Farklı Ülkelerde Finansman Gider Kısıtlaması Uygulamaları Mehmet Ali Yaprak

Nakdi Sermaye Artırımı Teşviki Fehmi Ege

Limited Şirketten Ayrılan Ortağa Ödenecek Ayrılma Akçesi Tevkifata Tabi Midir?

Salih Çalal

7341 Sayılı Kanunla İhracatçılara İlişkin Yapılan Önemli Düzenlemeler Mustafa Yavuz

Kurumlar Vergisinde Devir Alınan ve Bölünen Kurum Zararlarının Mahsubu Hayrettin Kartal

Tam İstisna Kapsamındaki Kdv İade Taleplerine İlişkin Süreler Hidayet Polat

Yayın Politikası İlkeleri

219

227

241

247 255

267

279

285

295 301 307

(10)

OCAK - ŞUBAT 10

(11)

OCAK - ŞUBAT 2022 11

(12)

OCAK - ŞUBAT 12

(13)

OCAK - ŞUBAT 2022 13 DERLEME MAKALE

TEKNOLOJİK DEĞİŞMELER AÇISINDAN AMORTİSMAN UYGULAMALARININ GERÇEĞE UYGUN SUNUMU VE

YÖNETSEL KARARLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

FAIR PRESENTATION OF DEPRECIATION APPLICATIONS IN TERMS OF TECHNOLOGICAL CHANGES AND EFFECT ON

ADMINISTRATIVE DECISIONS

Prof. Dr. Enver BOZDEMİR1* ÖZ

İşletmelerde sabit sermaye yatırımı olarak ifade edilen maddi ve maddi olmayan duran varlıkların üretim faaliyetlerinde kullanılmaları nedeniyle amortismana tabi tutulmaları gerekmektedir. Amortismana tabi bu varlıkların finansal tablolarda gerçeğe uygun bir şekilde sunulması finansal bilgi kullanıcılarının verecekleri kararlar açısından önemlidir. Ayrıca maliyet yönetimi açısından amortisman giderlerinin maliyet analizinde kullanılması nedeniyle yönetsel kararlar üzerinde de etkisi vardır. Çalışmanın amacı, teknolojik gelişmelerin sabit sermaye yatırım varlıkları üzerindeki etkisini ortaya koyarak amortisman uygulamalarındaki farklılıklarının finansal tabloların gerçeğe uygun sunumunu ve yönetsel kararlar üzerindeki etkisini tespit etmektir. Bu amaç doğrultusunda yapılan çalışmada amortisman uygulamalarının gerçeğe uygun sunumu ön planda tutan Muhasebe Standartları çerçevesinde uygulanma biçimine yönelik bazı öneriler ile maliyet analizleri üzerindeki etkisi örnek olay yöntemiyle ele alınmıştır. Yapılan çalışmada amortisman uygulamalarında gerçeğe uygun sunum açısından üretim miktarı yönteminin uygulanması, kıst amortisman uygulaması, amortismana tabi tutarın tespitinde yeniden değerleme modelinin uygulanması, hurda değerinin her hesap dönemi sonunda gözden geçirilerek yeniden tespit edilmesi ve bugünkü değer faktörü dikkate alınması gerekir. Ayrıca yönetsel kararlar açısından yapılan maliyet analizlerinde amortisman giderleri değişken gider olarak dikkate alınmalıdır.

Anahtar Sözcükler: Teknolojik Değişmeler, Muhasebe Standartları, Amortisman Uygulamaları, Maliyet Yönetimi.

1 * Düzce Üniversitesi İşletme Fakültesi Sağlık Yönetimi Bölümü, [email protected] OR- CID:0000-0002-0845-1602.

Makale Geliş Tarihi : 16.09.2021 Kabul Tarihi : 14.12.2021

*

*

(14)

OCAK - ŞUBAT 14

ABSTRACT

The tangible and intangible assets that are expressed as fixed capital investment in enterprises, are subjected to depreciable because they are used in production activities of. Presentation of financial statements in accordance with the reality of these assets subject to depreciation is important in terms of the decisions financial information users will make. In addition, there is an effect on managerial decisions as it is used in the cost analysis of depreciation expenses in terms of cost management. The aim of the study is to reveal the effect on fixed capital investment assets of technological developments and to determine the fair presentation of financial statements and the effect on managerial decisions of differences in depreciation practices. In a study conducted for this purpose, the effect on the cost analysis was handled by case study method with some proposals on how to apply them in the framework of Accounting Standards which prescribes fair presentation of depreciation applications. In the study, in terms of fair presentation on the depreciation applications, the application of the production quantity method, pro-rata depreciation application, the application of the revaluation model in determining the amount subject to depreciation, re-determining the scrap value by revising at the end of each accounting period and present value factor must be taken into consideration. Also, in terms of administrative decision, the depreciation expenses should be considered as variable expenses in the cost analysis.

Keywords: Technological Changes, Accounting Standards, Depreciation Application, Cost Management.

1. GİRİŞ

Günümüzde yeni üretim teknolojilerinin hızlı bir şekilde yaygınlaşması ve ileri üretim tekniklerinin işletmeler tarafından kullanılmaya başlanılması maliyet unsurlarında önemli değişikliğe neden olmaktadır. Üretim ortamlarında otomasyonun artmasıyla direkt işçilik giderlerinde azalmaya karşın genel üretim giderlerinde bir artışa neden olmaktadır.

Buna bağlı olarak genel üretim giderleri içerisinde teknolojik ekipmanın kullanımının yaygınlaşması amortisman giderlerinin artışına neden olmaktadır.

Bu artış yöneticiler açısından hem sabit varlıkların yönetilmesinde hem de amortisman uygulamalarının önemini artırmaktadır. Teknolojik varlıklar

(15)

OCAK - ŞUBAT 2022 15 üretim ve hizmet faaliyetlerinde kullanıldıkları için zamanla yıpranma ve aşınmaya maruz kalmaktadır. Bu nedenle finansal durum tablosunda net defter değeri ile yer almaları gerekir. Bu durum amortisman uygulamaları yöntemleriyle gerçekleştirilmektedir.

Finansal tabloların gerçeği yansıtması açısından amortisman uygulama yöntemleri Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği (MSUGT), Vergi Kanunları ve Muhasebe Standartlarının uygulama biçiminde bazı farlılıklar vardır. Bu farklılıkların başında finansal bilgi kullanıcısı olan devletin kendisi tarafından oluşturduğu Kanunlar doğrultusunda uygulamaların yapılmasını istemektedir. Finansal tabloların bu uygulama biçiminde tüm finansal bilgi kullanıcıların ihtiyacını karşılamadığı görülmektedir.

Finansal tabloların, içerdiği bilgilerin, bilgi kullanıcılarına yararlı ve anlaşılabilir olabilmesi için bazı özellikleri içermesi gerekir. Bu bilgiler, her şeyden önce kanıtlanabilir, tarafsız, güvenilir ve karşılaştırılabilir olmalıdır.

Diğer bir ifade ile finansal tablo kullanıcılarının karar verme ihtiyaçlarını karşılayabilecek nitelikte sunulmalıdır.

Finansal tabloların gerçeği yansıtabilmesinin en önemli unsurlardan biri amortismana tabi varlıkların gerçek net değeri ile gösterilmesidir. Gerçek net değerin gösterilmesinde üretim miktarı yönteminin uygulanması, kıst amortisman uygulaması, amortismana tabi tutarın tespitinde yeniden değerleme modelinin uygulanması, hurda değerinin her hesap dönemi sonunda gözden geçirilerek yeniden tespit edilmesi ve bugünkü değer faktörü dikkate alınması gerekmektedir.

Ayrıca amortisman giderleri sadece varlıkların net değeri ile finansal durum tablosunda yer almasını etkileyen bir faktör değildir. Aynı zamanda bu giderler maliyet yönetimi ve analizi açısından da önemli bir etkendir.

Özellikle yöneticiler alacakları kararlarda maliyet hacim kar (MHK) analizleri yapmaktadır. Bu analizlerde maliyetler sabit ve değişken olmak üzere iki kısma ayrılmaktadır. Bu giderler içerisinde özellikle teknolojik gelişmeler ışığında üretim işletmelerinde amortisman giderlerinin etkisi büyüktür.

Amortisman giderlerinin sabit gider olarak mı yoksa değişken gider olarak mı kabul edilmesi hususu çalışmamızın diğer kısmını oluşturmaktadır.

Çalışmanın amacı, sabit sermaye varlıklarının finansal tablolarda gerçeğe uygun şekilde gösterilmesinde amortisman uygulama biçimlerinin dikkate alınarak hazırlanmasını sağlamak için bazı önerilerde bulunmaktır. Bu amaç

(16)

OCAK - ŞUBAT 16

doğrultusunda amortisman uygulamalarının gerçeğe uygun sunumu ön planda tutan Muhasebe Standartları çerçevesinde uygulanma biçimine ve yönetsel maliyet analizlerde kullanım hususuna yönelik öneriler sunulacaktır.

Çalışmanın kapsamının oluşturulmasında Türkiye Muhasebe Standartları (TMS) dikkate alınarak karşılaştırmalı örnek olay (vaka analizi) yapılarak bulgular oluşturulmuştur. Vergi Usul Kanununa (VUK) göre amortisman uygulamaları gerçeğe uygun sunumu yansıtmayıp vergiyi tespit etmek amacıyla oluşturulduğu için çalışmanın kapsamı dışında tutulmuştur.

TMS ve VUK açısından amortisman işlemleri ve ilgili düzenlemelerin bakış açıları birçok yönden farklıdır. Bunun en önemli nedeni TMS “gerçeğe uygun ve “bilgi odaklı” veri üretme amacı güderken, VUK “vergi odaklı”

düşünmektedir. Durum böyle olunca her iki yönteme göre hesaplanan sonuçlar farklı çıkabilmektedir (Özulucan, 2021, s.36). Gerçeğe uygun değer ile oluşturulan finansal raporlar, kullanıcılarının tüm kesimlerinin ihtiyaçlarına daha uygun ve daha güncel bilgiler sunarak şeffaflığı artırıcı bir öneme sahip hale gelmektedir (Bozdemir, 2014, s.105).

Bu nedenle Vergi Kanunlarının yön verdiği MSUGT’de yer alan amortisman uygulamaları (Örneğin bu sistemde üretim miktarı yöntemi, kıst amortisman uygulaması -binek otomobiller hariç- hurda değeri gibi faktörler uygulamada yer almamaktadır) çalışmamızın içeriğini kapsamadığı için bu sistem çalışmanın kapsamı dışında bırakılmıştır.

2. TEKNOLOJİK DEĞİŞMELER KARŞISINDA AMORTİSMAN UYGULAMALARINDA GERÇEĞE UYGUN SUNUM AÇISINDAN DİKKATE ALINMASI GEREKEN HUSUSLAR

İşletmeler tarafından kullanılması günümüzde giderek yaygınlaşan otomasyon sistemi maliyet ve yönetim muhasebesini etkileyen en önemli teknolojik gelişme olmuştur. Üretim işlemlerinde otomasyona gidilmesiyle, en yüksek katma değer meydana getiren işçilik giderleri değil genel üretim giderleridir. Genel üretim giderlerinin üretim maliyetleri içerisindeki payı oransal olarak önemli ölçüde artmıştır. Genel üretim giderlerinin oransal olarak artış göstermesinin en önemli nedeni sabit sermaye yatırımı olan teknolojik makine ve ekipmanın kullanılmasıdır (Karcıoğlu, 2000, s.49).

Üretim ortamının işgücüne dayalı olmaktan ziyade teknolojik makine ve ekipman üretim biçimine geçilmesi direkt işçilik giderlerinin azalmasına karşın

(17)

OCAK - ŞUBAT 2022 17 genel üretim giderlerindeki birikmiş amortisman tutarının da artmasına neden olmaktadır. Buna bağlı olarak teknoloji kullanım gideri olarak amortisman uygulamaları ve bunların gerçeğe uygun sunumu önemli hale gelmektedir.

Gerçeğe uygun şekilde sunum, finansal bilginin kullanıcılara faydalı olabilmesi için ilgili olayları sunması yeterli değildir. Ayrıca açıklamayı amaçladığı ekonomik olayları gerçeğe uygun bir şekilde sunmalıdır. Gerçeğe uygun bir sunumun, tam anlamıyla sağlanabilmesi için üç özelliğe sahip olması gerekir. Buna göre sunum tam, tarafsız ve hatasız olmalıdır. Tam bir sunum;

ekonomik olayın bir kullanıcı tarafından anlaşılması için tanımlamalar ve açıklamalar da dâhil olmak üzere gerekli tüm bilgileri içerir. Tarafsız sunum, finansal bilginin seçiminde ve gösteriminde önyargı taşımamasıdır. Hatasız sunum; ekonomik olayın tanımlanmasında hataların veya ihmallerin olmaması ve raporlanan bilginin elde edilmesinde kullanılan sürecin hatasız olarak seçilmiş ve uygulanmış olması anlamına gelir (TMS-Finansal Raporlamaya İlişkin Kavramsal Çerçeve). Ancak her gerçeğe uygun yapılan finansal tablo sunumlarında hata yapılmadığı anlamına da gelmemektedir.

İşletmedeki maddi duran varlıklar, maddi olmayan duran varlıklar, yatırım amaçlı gayrimenkuller ve özel tükenmeye tabi varlıklar amortisman uygulamasına tabidir. Amortismana tabi varlıklar bir işletmede, mal veya hizmet üretmek, idari amaçlarla kullanmak, bir başkasına kiraya vermek veya sermaye değer artış kazancı sağlamak amacıyla işletmede bulundurulan ekonomik ömürleri bir yıldan daha fazla süreli olan varlıklardır.

Bu amaçla işlemede kullanılan veya kullandırılan (kiraya vermek suretiyle) bu varlıklar belirli kullanım (ya da ekonomik) süre içerinde yıpranmaya, aşınmaya veya teknolojik nedenlerle değer kaybına uğrarlar. Bu nedenle üretime veya hizmet sunumuna katkı sağladıkları kullanım miktarı veya süre içerisinde her dönem maliyet bedelinin (elde edinim bedelinin) belli bir kısmının gider yazılması suretiyle amortismana tabi tutulur. Yani amortisman giderleri, söz konusu varlığın kullanılan süre içerisindeki üretime katılma paylarıdır (Bozdemir, 2016, s.195). Bu ifadeden yola çıkarak üretimde tam anlamıyla kullanılmayan (özellikle üretim miktarı yöntemini dikkate almadan ayrılan amortisman yöntemlerinde) varlıklar için her yıl sabit oranda ayrılan amortisman giderleri gerçeği yansıtabilir mi? sorusu aklımıza gelmektedir.

Amortisman ayırmanın amacı, işletmedeki sabit varlıkların maliyetlerini, kullanıldıkları süreye göre sistemli bir şekilde dağıtarak, her yıla düşen

(18)

OCAK - ŞUBAT 18

kullanım payının ilgili dönemin gideri olarak kaydetmektir. Amortisman uygulaması sonucunda duran varlıklara ilişkin amortismanlar bilanço aktifinde negatif değer olarak gösterildiğinden dönem sonu itibariyle söz konusu varlıklar bilançoda net değeri ile gösterilmiş olmaktadır.

Bir varlığın amortisman tabi olabilmesi için işletmenin varlıkları arasına girmiş olması, tamamlanmış ve hukuken kullanıma hazır olması, işletmede bir hesap döneminden fazla kullanılması, eskimeye, aşınmaya, yıpranmaya maruz kalması, belli bir ekonomik (faydalı) ömrünün olması ve zamanla değer kaybına uğraması gerekir. Bu unsurlardan bir ya da bir kaçışını taşımayan bir varlık için amortisman ayrılmaz. Örneğin varlıklar içerisinde ekonomik ömürleri sınırsız ya da belli olmadığı için arazi ve arsalar ile şerefiye için amortisman ayrılmaz.

Muhasebe standartlarına göre şerefiye, işletmenin diğer varlıklardan ayrıştırılabilir bir değere sahip olmadığı için onlardan ayrı satılamayacağı gibi somut olarak mal ve hizmet üretiminde kullanılabilir özelliğe sahip olmadığı için maddi olmayan duran varlıklardan ayrı olarak finansal durum tablosunda gösterilmektedir.

Bir maddi olmayan duran varlığın muhasebeleştirilmesinde yararlı ömrü dikkate alınır. Sınırlı bir yararlı ömre sahip bir maddi olmayan duran varlık itfaya tabi iken, sınırsız yararlı ömürlü bir maddi olmayan duran varlık itfaya tabi değildir.

Bir maddi duran varlık kaleminin, toplam maliyetine göre önemli bir maliyeti olan her bir parçası ayrı ayrı amortismana tabi tutulur. Bir işletme, maddi duran varlık kaleminin başlangıçta muhasebeleştirilmiş olan tutarını, önemli parçalara ayırır ve her bir parçayı ayrı olarak amortismana tabi tutar. Örneğin, bir uçağın gövdesi ve motoru ister mülkiyete, ister finansal kiralamaya konu olsun, her ikisine de ayrı ayrı amortisman ayırmak uygun olabilir. Benzer bir şekilde, bir işletme, kiraya veren konumunda olduğu faaliyet kiralamasıyla ilgili olarak maddi duran varlık edinmişse, söz konusu kalemin maliyetine yansıtılan ve piyasa koşullarına göre elverişli olan ya da olmayan kiralama sürelerine atfedilebilir tutarların ayrı ayrı amortismana tabi tutulması uygun olabilir (TMS 16, prg. 43-44).

Bu nedenle işletmeler mevcut amortisman uygulamalarının seçiminde veya amortisman ile ilgili muhasebe politikalarının tercihi noktasında elbette farklı tercihlerde bulunabilir. Fakat tercih edilen yöntem hangisi olursa olsun,

(19)

OCAK - ŞUBAT 2022 19 ilgili işletmenin özellikle finansal durumunu ve finansal performansını iç ve dış paydaşlara en doğru şekilde yansıtacak özellikte olması gerekir (Özulucan, 2021, s.38).

Amortisman uygulamalarına yön veren ve gerçeğe uygun sunum açısından finansal tabloları etkileyen unsurlar aşağıda örneklerle açıklanmaktadır.

2.1. Üretim miktarı yönteminin uygulanması

TMS 16 Maddi Duran Varlıklar Standardına göre, bir varlığın amortismana tabi tutarı yararlı ömrü boyunca sistematik olarak dağıtılır. Bir varlığın amortismana tabi tutarının yararlı ömrü boyunca sistematik olarak dağıtmak için çeşitli amortisman yöntemleri kullanılabilir. Bu yöntemler doğrusal amortisman yöntemi, azalan bakiyeler yöntemi ve üretim miktarı yöntemlerini içerir. Doğrusal amortisman yönteminde, varlığın kalıntı değeri değişmediği sürece, amortisman gideri yararlı ömrü boyunca sabittir. Azalan bakiyeler yönteminde, amortisman gideri yararlı ömür boyunca azalır. Üretim miktarı yönteminde beklenen kullanım ya da üretim miktarı üzerinden amortisman ayrılır. İşletme, varlığın gelecekteki ekonomik yararlarının beklenen tüketim biçimini en çok yansıtan yöntemi seçer. Seçilen yöntem gelecekteki ekonomik yararların beklenen tüketim biçiminde bir değişiklik olmadıkça dönemden döneme tutarlı olarak uygulanır (TMS 16, prg. 62).

TMS 16’da yer verilen üretim miktarı yöntemi, vergi mevzuatımızda ise madenlerde amortisman olarak açıklanan özel bir amortisman uygulama şekli olarak düzenlenmiştir (Hatunoğlu ve Kıllı, 2014, s.61).

Söz konusu Standartta yararlı ömürden kasıt “bir varlığın işletme tarafından kullanılabilmesi beklenen süreyi veya işletme tarafından ilgili varlıktan elde edilmesi beklenen üretim sayısı veya benzeri üretim birimini” ifade eder.

Kullanılan amortisman yöntemi, varlığın gelecekteki ekonomik yararlarına ilişkin olarak işletme tarafından uygulanması beklenen tüketim modelini yansıtır. Bu modelin seçimi varlıkların gerçek değeri ile sunulmasında önemli bir etkendir.

Örnek Olay 1: ABC Üretim İşletmesi 20/03/2018 tarihinde üretim hizmetlerinde kullanmak üzere aktifleştirdiği 190.000 maliyet bedelli bir makinenin 20.000 kalıntı değerinin olacağını tahmin etmektedir. Makinenin 8 yıl yararlı ömrü olduğu ve yararlı ömrü boyunca toplam 50.000 adet üretim

(20)

OCAK - ŞUBAT 20

yapabileceği ilk yıl için 8.000 adet üretim yapması durumunda üç farklı amortisman yöntemlerine göre amortisman tutarları aşağıdaki gibidir.

Amortisman ayırmadaki temel amaç, ilgili varlığın kullanımı karşılığında gelir sağlamak için elde edilen faydadır. Başka bir ifadeyle varlığın kullanımı karşılığında tükenmiş faydası ya da faydasının tüketilmiş kısmı amortisman gideridir.

Normal yöntemde, sabit belli bir oran olduğu için varlıktan elde edilen kullanım karşılığı tam olarak yansıtmamaktadır. Ekonomik ömrü sabit görünse bile varlıktan daha fazla kullanım sağlanması durumunda ekonomik ömrü azalacak, daha az kullanım sağlanması durumunda ise ekonomik ömrü artacaktır. (Bu genellemede önceden öngörülemeyen varlığın teknolojik eskimesi gibi hususlar dikkate alınmamaktadır.) Ekonomik ömürdeki bu değişmeler karşısında normal yöntemde hesap edilen amortisman tutarı da değişkenlik gösterecektir.

Azalan bakiyeler yönteminde, işletmeye ilk yıllarda daha fazla gider yazılmak şartıyla vergi avantajı sağlamaktır. Gerçekte ilgili varlıktan daha az fayda sağlanmış olmasına karşın iki kat daha fazla gider yazarak ilk yıllar varlığın defterdeki net değeri daha az, son yıllarda ise daha fazla görünmesine neden olabilir. Bu durum ise varlıkların finansal durum tablosunda gerçeği yansıtmasına engel teşkil etmektedir.

Üretim miktarı yöntemi ise, ilgili varlığın kullanımını tam anlamıyla yansıtmaktadır. Bu yöntemde ekonomik ömrün kullanımında yıl değil, ilgili varlıktan elde edilen üretim sayısının dikkate alınması kullanım değerini ortaya koymaktadır. Örneğin kullanıma göre amortisman yöntemi uygulamasında, amortisman gideri üretim olmadığı zamanlarda sıfır olurken diğer yöntemlerde sabit amortisman gider kaydı yapılmaktadır. 9

boyunca toplam 50.000 adet üretim yapabileceği ilk yıl için 8.000 adet üretim yapması durumunda üç farklı amortisman yöntemlerine göre amortisman tutarları aşağıdaki gibidir.

Amortisman Yöntemi Amortisman Tutarı

Normal (Doğrusal)

Yöntem !"#.###%&#.###

' )*+ = (21.250 12 𝑎𝑎𝑎𝑎)𝑥𝑥10 𝑎𝑎𝑎𝑎 = 17.708,30

Azalan Bakiyeler Yöntemi

190.000 − 20.000

8 𝑎𝑎𝑦𝑦𝑦𝑦 = (21.250 12 𝑎𝑎𝑎𝑎)𝑥𝑥10 𝑎𝑎𝑎𝑎 = 17.708,30 𝑥𝑥𝟐𝟐 = 35.416,60

Üretim Miktarı

Yöntemi !"#.###%&#.###

,#.### -./0 = 3,40𝑥𝑥8.000 𝑎𝑎𝑎𝑎𝑎𝑎𝑎𝑎 = 27.200,00

Amortisman ayırmadaki temel amaç, ilgili varlığın kullanımı karşılığında gelir sağlamak için elde edilen faydadır. Başka bir ifadeyle varlığın kullanımı karşılığında tükenmiş faydası ya da faydasının tüketilmiş kısmı amortisman gideridir.

Normal yöntemde, sabit belli bir oran olduğu için varlıktan elde edilen kullanım karşılığı tam olarak yansıtmamaktadır. Ekonomik ömrü sabit görünse bile varlıktan daha fazla kullanım sağlanması durumunda ekonomik ömrü azalacak, daha az kullanım sağlanması durumunda ise ekonomik ömrü artacaktır. (Bu genellemede önceden öngörülemeyen varlığın teknolojik eskimesi gibi hususlar dikkate alınmamaktadır.) Ekonomik ömürdeki bu değişmeler karşısında normal yöntemde hesap edilen amortisman tutarı da değişkenlik gösterecektir.

Azalan bakiyeler yönteminde, işletmeye ilk yıllarda daha fazla gider yazılmak şartıyla vergi avantajı sağlamaktır. Gerçekte ilgili varlıktan daha az fayda sağlanmış olmasına karşın iki kat daha fazla gider yazarak ilk yıllar varlığın defterdeki net değeri daha az, son yıllarda ise daha fazla görünmesine neden olabilir. Bu durum ise varlıkların finansal durum tablosunda gerçeği yansıtmasına engel teşkil etmektedir.

Üretim miktarı yöntemi ise, ilgili varlığın kullanımını tam anlamıyla yansıtmaktadır. Bu yöntemde ekonomik ömrün kullanımında yıl değil, ilgili varlıktan elde edilen üretim sayısının dikkate alınması kullanım değerini ortaya koymaktadır. Örneğin kullanıma göre amortisman yöntemi uygulamasında, amortisman gideri üretim olmadığı zamanlarda sıfır olurken diğer yöntemlerde sabit amortisman gider kaydı yapılmaktadır.

Bu nedenle bu yöntemler içerisinde gerçeğe uygun sunum esasına en uygun üretim miktarı yönteminin olduğunu söyleyebiliriz. Buna karşın her varlıkta bu yöntemin

(21)

OCAK - ŞUBAT 2022 21 Bu nedenle bu yöntemler içerisinde gerçeğe uygun sunum esasına en uygun üretim miktarı yönteminin olduğunu söyleyebiliriz. Buna karşın her varlıkta bu yöntemin uygulanması aynı zamanda zor olabilir. Diğer yöntemlerde sadece yıl esas alındığı için daha kolaydır.

Başka bir ifadeyle üretim miktarı yönteminde “tahmini yararlı ömrü boyunca üretilmesi tahmin edilen üretim miktarı” esas alınmak zorunda olunduğu için özellikle tarım sektöründe olduğu gibi bazı belirsizliklerin (üretim, fiyat, teknolojik ve politik belirsizlikler) ve risklerin son derece yüksek olduğu sektörlerde, bu yöntemin (örneğin yararlı ömrü 500 yıla kadar çıkabilen ceviz ağaçları gibi) uygulanması çok zor hatta imkansızdır (Özulucan, 2021, s.27).

İşletmeler kendileri için en uygun amortisman hesaplama yöntemini tercih ederek, sahip oldukları duran varlıklarını faydası tükendiği ölçüde amorti etmeli, geçerli bir maliyet dağılımı yapmalı ve böylece sermayelerini korumalıdırlar (Can, Öztürk ve Örs, 2014, s.203).

İşletmeler, faaliyet sonucunu ve varlıkların gerçeğe uygun değerini doğru hesaplayabilmek için, varlığın yıpranma biçimini ve verimini en rasyonel şekilde dikkate alan yöntemi seçmelidirler. Seçilen yöntem, amortisman giderlerini doğru ve gerçeğe uygun biçimde yansıttığı sürece, dönemden döneme tutarlı bir şekilde uygulanabilir (Özulucan, 2021, s.27).

Maddi duran varlıkların kalan faydalı ömürleri ve buna bağlı olarak seçilen amortisman oranlarının her dönem gerçekçiliği test edilmelidir. Sonraki dönemlerde yapılan değer artırıcı harcamalar, bakım ve tamir politikaları varlığın faydalı ömrünü uzatırken, teknolojide veya ürünün piyasasında meydana gelen değişimler varlığın faydalı ömrünü kısaltabilir. Bu durumlar göz önüne alındığında varlığın kalan faydalı ömründe ve amortisman oranlarında değişiklik yapılması gerekir ve belirlenen yeni duruma uygun hale getirilir (Örten, Kaval ve Karapınar, 2010, s.212).

Bu ifadelerden de anlaşılacağı üzere duran varlıkların amortismanları maliyet bedeli, ekonomik ömür ve hurda değeri dikkate alınarak hesap edilmektedir. Maliyet bedeli ilk alışta sabit olsa dahi sonraki dönemlerde yeniden değerlemeğe tabi tutularak değişkenlik gösterebilir. Ekonomik ömür ise duran varlığın kullanım oranına göre artabilir veya azalabilir. Hurda değeri ise yine her yıl piyasa değişkenliği ve paranın zaman değeri açısından da değişkenlik gösterebilir.

(22)

OCAK - ŞUBAT 22

Amortisman uygulamasında sabit olarak kabul edilecek unsurun değerleme yaklaşımı olarak kabul edilen duran varlığın değerinde kullanma, zamanın geçmesi, önemini zamanla yitirme gibi nedenlere bağlı olarak meydana gelen azalmalardır (Sevilengül, 2014, s.419). Değerleme yaklaşımın dikkate alınabilmesi için varlıkların teknolojik ve ekonomik olarak her yıl ne kadar azalabileceğinin sabit olarak tahmin edilmesi gerekir. Ancak bir varlığın gelecekte teknolojik açıdan ne kadar değer kaybına uğrayacağının tespit edilmesi zordur.

2.2. Kıst amortisman uygulaması

Amortismana tabi bir varlığa amortisman ayırma işlemi varlığın aktife girdiği ve kullanıma hazır olduğu yılda başlar. Kıst amortisman uygulamasında varlıklar ilk aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam ay sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılır. Yani, amortisman ayırma işleminde sürenin başlangıcı varlığın aktife girdiği yıl değil ay dikkate alınır.

TMS 16 Maddi Duran Varlıklar Standardına göre maddi duran varlıklarla ilgili olarak paragraf 50’de geçen yararlı ömrün, “sistematik” olarak dağıtılması yönündeki ifadeden anlaşılacağı üzere, tüm maddi ve maddi olmayan duran varlıkların amortisman ayırma biçiminde kıst amortisman uygulamasının varlığı söz konudur. Standart amortismana tabi tüm varlıklar için yıl bazlı değil aylık bazlı olarak amortisman uygulamasını öngörmektedir (Bozdemir, 2016, s.20). VUK’da varlığın aktife girdiği yıl amortisman tam olarak (binek otomobiller hariç) hesap edilir. Yani söz konusu varlık sanki tam yıl kullanılmış gibi amorti edilir.

Yukarıdaki (örnek olay 1) uygulamaya bakıldığında ilk yıl için ayrılan amortisman tutarının 20/03/2018 tarihi itibariyle hesaplandığı ve burada 3.

ay tam kabul edilerek 2018 yılı içerisinde varlığın 10 ay kullanıldığı dikkate alınmıştır. Eğer kıst amortisman uygulaması yapılmayıp ilgili varlığın üretime başlanılan yılın tamamı dikkate alınmış olsaydı yani 20/03/2018 tarihinden önceki kısmı işletmede üretimde kullanılmadığı için bu süreye düşen 2 aylık kısmı (21.250 TL/12 x2=3.541,67 ) amortisman tutarının üretim maliyetlerinde veya dönem gideri değil “680 Çalışmayan Kısım Gider ve Zararları” hesabına aktarılması gerekir (Büyükmirza, 2016, s.187). Bu da hem varlıkların gerçek değeriyle finansal durum tablosunda görünmesini hem de üretim maliyetlerinin daha doğru hesaplanmasını sağlar. Başka bir ifadeyle

(23)

OCAK - ŞUBAT 2022 23 kıst amortisman uygulaması hem finansal analiz açısından hem de maliyet analizi açısından önemli bir faktördür.

2.3. Hurda değerinin tespiti ve bugünkü değer faktörü

Bir varlığın kalıntı (hurda) değeri; Bir varlık tahmin edilen yararlı ömrünün sonundaki durum ve yaşına ulaştığında elden çıkarılması sonucu elde edilmesi beklenen tutardan, elden çıkarmanın tahmini maliyetleri düşülerek ulaşılan tahmini tutardır (TMS 16, prg. 6). Buna karşın VUK açısından faydalı olunan süre sonunda ilgili varlığın kullanılamaz hale geldiği kabul edildiğinden kalıntı-hurda değeri dikkate alınmamaktadır.

Bir varlığın kalıntı değeri ve yararlı ömrü en azından her hesap dönemi sonunda gözden geçirilerek, beklentilerin önceki tahminlerden farklı olması durumunda, değişiklikler “TMS 8 Muhasebe Politikaları, Muhasebe Tahminlerindeki Değişikler ve Hatalar” Standardı uyarınca muhasebe tahmininde değişiklik olarak muhasebeleştirilir (TMS 16, prg.51; TMS 38, prg. 102).

Buna bağlı olarak, hurda değerin tahmin edilerek amortisman hesaplamasına katılması ile “TMS 8 Muhasebe Politikaları, Muhasebe Tahminlerinde Değişiklikler ve Hatalar” standardı uyarınca bir iktisadi kıymetin aktife girdiği tarih itibariyle tahmin edilen hurda değerinin yararlı ömür süresi içerisinde değişmesi yanında paranın zaman değeri de göz önünde bulundurulmalıdır (Can vd., 2014, s.190). Paranın zaman değerini dikkate alarak hurda değerinin tespit edilmesi örneği aşağıdaki gibidir.

Örnek Olay 2: Yukarıdaki aynı örnekteki (örnek olay 1) 8 yılsonunda makinenin hurda değerinin 20.000 TL yıllık faiz oranın %10 olacağı öngörülmektedir. Amortisman oranı %12,5’dir. Buna göre normal amortisman yöntemine göre 2. yıl sonunda ayrılması gereken amortisman tutarı aşağıdaki gibidir.

Hurda değerinin tespitinde paranın zaman değeri dikkate alınmadan amortisman tutarı:

(190.000-20.000)x %12,5=21.250,00

(24)

ÇÖZÜM

MALİ

OCAK - ŞUBAT 24

Hurda değerinin tespitinde paranın zaman değeri dikkate alınarak amortisman tutarı:

Amortisman Farkı: 22.338,75-21.250,00=1.088,75 ’dir.

Her yıl eşit tutarda amortisman ayrılmasını öngören normal yöntemde kalıntı değerinin her yıl yeniden gözden geçirilerek tespit edilmesine ilaveten kalıntı değerinin bugünkü değeri de hesaplanması gerekir. Buna göre ikinci yıl kalıntı değeri 20.000,00 ’den 11.290,00 ’ye düşmesi nedeniyle amortisman tutarı 1.088,75 daha artarak 22.338,75 olduğu görülmektedir.

Bunun sonucunda hesaplanan amortisman tutarının ve buna bağlı olarak da varlığın net değerinin tespit edilmesinde paranın zaman değerinin dikkate alınarak hesap edilmesi işlemlerin hatasız raporlanmasını sağlamaktadır.

2.4. Amortismana tabi tutarın tespitinde yeniden değerleme Amortismana tabi tutar, bir varlığın maliyetinden veya maliyet yerine geçen diğer tutarlardan kalıntı değerin düşülmesiyle bulunan tutarı ifade eder.

Başka bir ifadeyle bir varlığın amortismana tabi tutarı, kalıntı değeri düşülerek belirlenir.

TMS 36 Varlıklarda Değer Düşüklüğü Standardına göre, bu belirlemede kalıntı değerin gerçeği (bugünkü değeri) yansıtmasının yanında maliyet bedelinin tarihi maliyet bedeli ile yerine yeninden değerlemeye tabi tutulmuş bedeli dikkate alınmalıdır. Bir maddi duran varlık kalemi yeniden değerleme işlemine tabi tutulduğunda, varlığın defter değeri yeniden değerlenmiş tutara göre düzeltilir.

Buna karşın bir varlığın satış giderleri düşülmüş gerçeğe uygun değeri ile kullanım değerinden yüksek olanı geri kazanılabilir tutar olarak nitelendirilmekte olup bir varlığın defter değerinin geri kazanılabilir tutarını aşan kısmı değer düşüklüğü zararı olarak nitelendirilir (Gökçen, Ataman ve Çakıcı, 2011, s.569).

12

Bir varlığın kalıntı değeri ve yararlı ömrü en azından her hesap dönemi sonunda gözden geçirilerek, beklentilerin önceki tahminlerden farklı olması durumunda, değişiklikler “TMS 8 Muhasebe Politikaları, Muhasebe Tahminlerindeki Değişikler ve Hatalar” Standardı uyarınca muhasebe tahmininde değişiklik olarak muhasebeleştirilir (TMS 16, prg.51; TMS 38, prg.

102).

Buna bağlı olarak, hurda değerin tahmin edilerek amortisman hesaplamasına katılması ile “TMS 8 Muhasebe Politikaları, Muhasebe Tahminlerinde Değişiklikler ve Hatalar”

standardı uyarınca bir iktisadi kıymetin aktife girdiği tarih itibariyle tahmin edilen hurda değerinin yararlı ömür süresi içerisinde değişmesi yanında paranın zaman değeri de göz önünde bulundurulmalıdır (Can vd., 2014, s.190). Paranın zaman değerini dikkate alarak hurda değerinin tespit edilmesi örneği aşağıdaki gibidir.

Örnek Olay 2: Yukarıdaki aynı örnekteki (örnek olay 1) 8 yılsonunda makinenin hurda değerinin 20.000 TL yıllık faiz oranın %10 olacağı öngörülmektedir. Amortisman oranı

%12,5’dir. Buna göre normal amortisman yöntemine göre 2. yıl sonunda ayrılması gereken amortisman tutarı aşağıdaki gibidir.

Hurda değerinin tespitinde paranın zaman değeri dikkate alınmadan amortisman tutarı:

(190.000 − 20.000)𝑥𝑥 %12,5 = 21.250,00

Hurda değerinin tespitinde paranın zaman değeri dikkate alınarak amortisman tutarı:

Hurdanın Bugünkü Değeri = Hurda Değeri 𝑥𝑥 1 (1 + i)1-+-2 3ü5/

Hurdanın Bugünkü Değeri = 20.000 𝑥𝑥 (!7#,!#)! ! #$%= 20.000x 0,5625= 11.290,00

Yıllık (II. Yıl)Amortisman Tutarı = (190.000 − 11.290)x %12,5 = 22.338,75 Amortisman Farkı: 22.338,75-21.250,00=1.088,75 ’dir.

Her yıl eşit tutarda amortisman ayrılmasını öngören normal yöntemde kalıntı değerinin her yıl yeniden gözden geçirilerek tespit edilmesine ilaveten kalıntı değerinin bugünkü değeri de hesaplanması gerekir. Buna göre ikinci yıl kalıntı değeri 20.000,00 ’den 11.290,00 ’ye

(25)

OCAK - ŞUBAT 2022 25 Gerçeğe uygun değeri güvenilir olarak ölçülebilen bir maddi duran varlık kalemi, varlık olarak muhasebeleştirildikten sonra, yeniden değerlenmiş tutarı üzerinden gösterilir. Yeniden değerlenmiş tutar, yeniden değerleme tarihindeki gerçeğe uygun değerinden, müteakip birikmiş amortisman ve müteakip birikmiş değer düşüklüğü zararlarının indirilmesi suretiyle bulunan değerdir (TMS 36, prg.31).

Değer düşüklüğü zararının muhasebeleştirilmesinin ardından; ilgili varlığın kalıntı değeri (eğer varsa) düşülmüş yeni defter değerinin kalan yararlı ömrü boyunca sistematik olarak dağıtılmasını sağlayacak bir şekilde, varlığa ilişkin amortisman tutarı (itfa payı) gelecek dönemlerde düzeltilir (TMS 36, prg.63).

Varlık için değer düşüklüğü zararı muhasebeleştirilmemiş bile olsa, varlığın değer düşüklüğüne uğramış olabileceğine ilişkin bir belirti bulunması; söz konusu varlığın geriye kalan yararlı ömrünün, amortisman (itfa) yönteminin ve kalıntı değerinin bu Standarda göre gözden geçirilmesi ve düzeltilmesine gerek olduğunu gösterebilir (TMS 36, prg.17).

Örnek Olay 3: Bir işletmenin aktifinde kayıtlı bulunan bir cihazı ile ilgili 31/12/2015 tarihi itibariyle bilgiler aşağıdaki gibidir;

Maliyet Bedeli: 300.000 , Gerçeğe Uygun Değeri: 140.000 , Birikmiş Amortismanı: 180.000 olduğu tespit edilmiştir. Buna göre cihazın yeniden değerleme sonucundaki değeri;

Net Defter Değeri= 300.000-180.000=120.000

Yeniden Değerleme Oranı= (Gerçeğe Uygun Değeri-Net Defter Değeri)/

Net Defter Değeri

= 140.000-120.000/120.000=0,17 Cihazın Yeniden Değerlenmiş Değeri =300.000*0,17=51.000 ,

Yeniden Değerlenmiş B. Amortismanı= 180.000*0,17=30.600 , Maddi Duran Varlık Yeniden Değerleme Artışı = 20.400 ’dir.

Amortisman tabi varlıklar her yıl yeniden değerlemeğe tabi tutularak varsa değer artışları özkaynaklar içerisinde yeniden değerleme artışı fonunda tutulmalıdır. Eğer değer azalışı var ise maddi duran varlıklar içerisinde (-) olarak değer düşüklüğü karşılığı hesabında tutulmalıdır.

(26)

OCAK - ŞUBAT 26

Buna göre yeniden değerlemeğe tabi tutulan varlıklar ve birikmiş amortismanları yeniden değerlenmiş tutarla finansal durum tablosunda net defter değeri ile gerçeğe uygun bir şekilde sunulmuş olacaktır.

3. AMORTİSMAN GİDERLERİNİN MALİYET YÖNETİMİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Amortisman gideri maliyet yönetimi açısından değerlendirilmesinde genel uygulamada sabit gider olarak dikkate alınmaktadır. Ancak amortisman giderleri üretim hacmine bağlı olarak sabit varlıkların kullanım değerinin bir karşılığı olduğu için değişken gider olarak dikkate alınmalıdır. Amortisman giderlerinin değişken gider olarak kabul edilmesinde yönetsel kararlar açısından maliyet hacim kar analizleri (MHK) üzerinde önemli etkiye sahiptir.

Maliyet hacim kar (MHK) analizleri, maliyet hacim ilişkileri ile hacim gelir ilişkilerini bir arada ele alarak ilişkilerdeki değişmelerin elde edilecek kar üzerindeki etkisini ortaya koyan analizlerdir. Bu analizler başabaş noktası (BBN) analizi, maliyet yapısı, faaliyet kaldıracı, kar tahmini ve fonksiyonu gibi alanlarda kullanılmaktadır. İşletmenin kar fonksiyonu sabit giderler, değişken giderler, satış fiyatı ve satış hacmi etkilemektedir.

İşletmelerde maliyet analizi yapılırken giderler faaliyet hacimlerine göre sabit, değişken ve karma gider olarak sınıflandırılmaktadır. Sabit giderler, işletmede belli bir faaliyet aralığında ve belirli bir dönem içinde faaliyet (üretim) hacminin azaltıp, çoğalmasına karşın toplam olarak aynı kalan giderlerdir. Değişken giderler ise, işletmede belli bir dönemde faaliyet hacmindeki değişmelerden etkilenen giderlerdir. Bu tür giderler, faaliyet hacmi artması durumunda artar, azalması durumunda azalış gösterir. Başka bir ifadeyle faaliyet hacmine karşı duyarlı olan ve sürekli toplam olarak değişkenlik gösteren giderlerdir.

Amortisman yönteminin seçiminde eğer normal ve azalan bakiyeler yöntemi seçilmiş ekonomik ömürde ve hurda değerinde bir değişme olmazsa her yıl aynı nispette amortisman ayrılacağı için genellikle amortisman gideri sabit gider olarak kabul edilmektedir. Başka bir ifadeyle üretim hacmine bağlı olmaksızın tercih edilen yöntemlerde amortisman giderleri her yıl belli oranda ve tutarda amortismana tabi tutulmaktadır.

Buna karşın üretim miktarı yönteminin tercih edilmesi durumunda amortisman giderleri üretim hacmine bağlı olduğu için değişkenlik

(27)

OCAK - ŞUBAT 2022 27 göstermektedir. Başka bir ifadeyle üretim hacmi ne kadar artarsa amortisman tutarı da bir o kadar artar. Üretim hacminin azalması durumunda yine azalma gösterir. Bu nedenle amortisman giderleri yönetsel karar açısından değişken gider olarak kabul edilmelidir.

Yine amortisman uygulaması sabit varlık sermaye yatırım unsurlarıyla ilgilidir. Sabit sermaye yatırımları, üretim esnasında şekil değiştirmeden, birden fazla dönem üretime yardımcı olan makinalar, binalar, tesisler gibi varlıklara yapılan yatırımlardır (Türko, 1999, s.295). Sermaye yatırımları işletmenin varlıkları arasında yer alıp kullanılmaya başlanıldığı zaman yapılan bazı giderler sabit ve değişken gider olarak iki kısma ayrılmaktadır.

Örneğin bina ve taşıtların yıllık vergileri sabit gider iken, sabit bir varlığın her türlü bakım, onarım ve işletme giderleri, elektrik, tüp, akaryakıt gibi giderler değişken giderdir. Nasıl ki bir makinanın mamul veya hizmet üretebilmesi için elektrik tüketilmesi değişken gider ise bunun kullanımı sonucunda yıpranma ve aşınması da değişken gider olarak kabul edilmesi gerekir.

Amortisman giderlerinin sabit gider olarak kabul edebilme hususu, varlıkların zamanla teknolojik açıdan değer kaybına uğramalarıdır. Varlıkların teknolojik değer kaybının tahmin ve hesap edilmesi de zor olacağı için çalışmamızda bu kısıt unsuru dikkate alınmamıştır.

Amortisman giderlerinin değişken gider olarak kabul edilmesinin bazı maliyet yönetimi analiz sonuçları üzerinde etkisi vardır. Bunlar aşağıdaki gibi sıralanmaktadır.

a) Başabaş noktasına etkisi; Başabaş noktası (BBN), toplam gelirlerin toplam giderlere eşit olduğu noktadır. Yani işletme yöneticileri kar veya zararın olmadığı düzeyi tespit edebilmek için satış miktarı veya satış tutarı cinsinden başabaş noktasını öğrenmek ister. BBN toplam katkı payı toplam sabit maliyetleri tamamen karşılamakta, ancak henüz kara geçmek için yeterli katkıyı sağlayamamaktadır. Bu nedenle işletme yöneticilerin istedikleri karı sağlayabilmek için ne kadar miktarda veya tutarda ilave satış yapmaları gerektiği hususunu BBN analizi ile karar verilmektedir. BBN analizini etkileyen en önemli unsurlar maliyetlerin sabit ve değişken olarak ayrılmasıdır.

b) Maliyet yapısı üzerindeki etkisi; Maliyet yapısı, bir işletmede sabit ve değişken maliyetlerin göreceli oranı ifade etmektedir. Sabit maliyetlere fazlaca yatırım yapan işletmeler sermaye yoğun işletme, aksi durumda ise emek yoğun işletme olarak ifade edilmektedir (Kartal, 2013, s.68).

(28)

OCAK - ŞUBAT 28

c) Katkı payına etkisi; Bir mamulün veya hizmetin satış fiyatı ile birim değişken maliyet arasındaki fark, satılan her birimin o birime ait değişken maliyeti karşıladıktan sonra geriye bıraktığı paya katkı payı denir. Buna marjinal kar da denilmektedir. Katkı payının satış miktarı ile çarpılmasıyla satılan bütün birimlerin değişken giderleri karşıladıktan sonraki kısmına toplam katkı yapı denir. Bu tutarın sabit maliyetlerden daha fazla olması durumunda kar, daha az olması durumunda zarardır (Büyükmirza, 2016, s.411). Eşit olması durumunda ise, sıfır kar noktası olan başabaş noktasını göstermektedir.

d) Faaliyet kaldıracına etkisi; Faaliyet kaldıracı, bir işletmede sabit maliyetlerin kullanılma kapsamının bir göstergesidir. Satışların verilen bir düzeyinde satış hacmindeki yüzde olarak bir değişmenin kârlar üzerindeki ölçüsü olarak faaliyet kaldıracı derecesi kullanılır. Yüksek sabit maliyetler ve düşük birim değişken maliyetlere sahip işletmelerde faaliyet kaldıracı en yüksek düzeydedir. Aksi durumda, düşük sabit maliyetler ve yüksek birim değişken maliyetlere sahip olan işletmelerde faaliyet kaldıracı en düşüktür (Horngren, Datar ve Rajan, 2003, s.76).

Faaliyet kaldıraç derecesi, toplam katı payının net kara (faaliyet karı) oranıdır. Eğer bir işletme yüksek faaliyet kaldıraç derecesine sahip ise karları satışlardaki değişmelere çok duyarlı olur. Yani satışlardaki küçük artışlar, işletme faaliyet karında büyük artışlara neden olur. Satışlardaki küçük düşüş, işletme faaliyet karında göreceli olarak büyük düşüşe neden olmakta ve işletme kayıpları riskini arttırmaktadır.

Amortisman giderlerinin tespitinde faaliyet hacmine bağlı olarak üretim miktarı yönteminin tercih edilmesi durumunda sabit gider değil değişken gider olarak analize dahil edilecektir. Bu durum ise işletmenin yönetsel kararlarda kullanacağı maliyet yapısı, katkı payı ve faaliyet kaldıraç derecesinde bazı değişmeler neden olacaktır. Bu değişmelerin etkisi aşağıdaki örnekte gösterilmektedir.

Örnek Olay 4: ABC Özel Hastanesi’nin radyoloji biriminden elde edilen gelir 685.000 , cihazlara ait birikmiş amortisman giderleri 110.000 , amortismanlar dahil toplam sabit giderler 380.000 , toplam değişken giderler 275.000 olarak tespit edilmiştir. Buna göre amortisman giderlerinin sabit ve değişken gider olarak kabul edilmesinin söz konunu birimin maliyet yapısına, katkı payına ve faaliyet kaldıracı derecesine etkisini açıklayalım.

(29)

ÇÖZÜM

MALİ

OCAK - ŞUBAT 2022 29

Amortisman Giderlerinin Sabit Gider Olarak Kabul Edilmesi (I.

Alternatif)

Amortisman Giderlerinin Değişken Gider Olarak Kabul Edilmesi (II.

Alternatif)

Satışlar 685.000 685.000

Değişken Giderler 275.000 385.000

Katkı Payı 410.000 300.000

Katkı Oranı 0,59 0,43

Sabit Giderler 380.000 270.000

Kar 30.000 30.000

Faaliyet Kaldıraç Derecesi 13,66 10,00

Toplam maliyetlerin aynı olduğu bir durumunda değişken giderlerdeki bir artışın katkı payı ve oranında azalmaya neden olacaktır. Bu durum ise üretim ve satış hacmindeki herhangi bir değişmenin katkı payı üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır. Böylece sabit giderleri değişken giderlere göre daha düşük olan işlemeler satışlardaki azalmalar karşısında daha az fona ihtiyaç duyarlar.

I. Alternatif BBN(Tutar) =380.000/0,59=644.068 II. Alternatif BBN(Tutar)=270.000/0,43=627.907

Buna göre hastane yöneticileri radyoloji biriminde aynı satış hacminde amortisman giderlerinin sabit gider olarak kabul edilmesinde 644.068 satış yapmaları durumunda BBN noktasına ulaşırlar. Buna karşın amortisman giderlerinin değişken gider olarak öngörülmesi durumunda 627.907 satış yapmaları halinde BBN noktasına ulaşılmış olunur. Bu durumda toplam giderler ve gelirler aynı kalmak şartıyla sabit giderlerdeki azalmaya karşın değişken giderlerin artırılmasında daha düşük bir tutarda BBN noktasına ulaşılmasını sağlamaktadır.

Amortisman giderlerinin değişken gider olarak dikkate alınmasında katkı payı 410.000 ’den 300.000 ’ye, katkı payı oranın %59’dan %43’e düştüğü görülmektedir.

I. Alternatifteki faaliyet kaldıraç derecesi=410.000/30.000=13,66 II. Alternatifteki faaliyet kaldıraç derecesi=300.000/30.000=10,00

olduğu görülmektedir.

17

yönteminin tercih edilmesi durumunda sabit gider değil değişken gider olarak analize dahil edilecektir. Bu durum ise işletmenin yönetsel kararlarda kullanacağı maliyet yapısı, katkı payı ve faaliyet kaldıraç derecesinde bazı değişmeler neden olacaktır. Bu değişmelerin etkisi aşağıdaki örnekte gösterilmektedir.

Örnek Olay 4: ABC Özel Hastanesi’nin radyoloji biriminden elde edilen gelir 685.000 , cihazlara ait birikmiş amortisman giderleri 110.000 , amortismanlar dahil toplam sabit giderler 380.000 , toplam değişken giderler 275.000 olarak tespit edilmiştir. Buna göre amortisman giderlerinin sabit ve değişken gider olarak kabul edilmesinin söz konunu birimin maliyet yapısına, katkı payına ve faaliyet kaldıracı derecesine etkisini açıklayalım.

Amortisman Giderlerinin Sabit Gider Olarak Kabul Edilmesi (I. Alternatif)

Amortisman Giderlerinin Değişken Gider Olarak Kabul

Edilmesi (II. Alternatif)

Satışlar 685.000 685.000

Değişken Giderler 275.000 385.000

Katkı Payı 410.000 300.000

Katkı Oranı 0,59 0,43

Sabit Giderler 380.000 270.000

Kar 30.000 30.000

Faaliyet Kaldıraç Derecesi 13,66 10,00

Toplam maliyetlerin aynı olduğu bir durumunda değişken giderlerdeki bir artışın katkı payı ve oranında azalmaya neden olacaktır. Bu durum ise üretim ve satış hacmindeki herhangi bir değişmenin katkı payı üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır. Böylece sabit giderleri değişken giderlere göre daha düşük olan işlemeler satışlardaki azalmalar karşısında daha az fona ihtiyaç duyarlar.

BBN(Tutar)=!"#$%& (%)*+ ,*-./$./

0%+12 3/%42

I. Alternatif BBN(Tutar) =380.000/0,59=644.068 II. Alternatif BBN(Tutar)=270.000/0,43=627.907

Buna göre hastane yöneticileri radyoloji biriminde aynı satış hacminde amortisman giderlerinin sabit gider olarak kabul edilmesinde 644.068 satış yapmaları durumunda BBN

(30)

OCAK - ŞUBAT 30

Faaliyet kaldıraç derecesinin 13,66’dan 10’a düşmesi karların satışlara karşı daha az duyarlı olduğu anlamına gelmektedir. Yani satışlardaki küçük bir artışın karlar üzerinde büyük bir artışa neden olmayacağı açıktır. Örneğin satışlardaki %10’luk bir artış olması durumunda (değişken giderlerde de

%10’luk bir artış olacaktır) faaliyet kaldıraç derecesi aşağıdaki gibi olacaktır.

Amortisman Giderlerinin Sabit Gider Olarak Kabul Edilmesi (I.

Alternatif)

Amortisman Giderlerinin Değişken Gider Olarak Kabul Edilmesi (II.

Alternatif)

Satışlar 753.500 753.500

Değişken Giderler 302,500 423.500

Katkı Payı 451.000 330.000

Katkı Oranı 0,59 0,43

Sabit Giderler 380.000 270.000

Kar 71.000 60.000

Faaliyet Kaldıraç

Derecesi 6,35 5,50

Birinci alternatifte satışlardaki %10’luk bir artış işletmenin karında %137’lik bir artışa neden olmasına karşın ikinci alternatifte %100’lük bir artış sağlandığı görülmektedir. Yani satışlardaki küçük bir artışın karlar üzerindeki etkisi ikinci alternatifin birinci alternatife göre daha az olduğu görülmektedir. Bunun nedeni satışlardaki artışın aynı zamanda üretim hacmini de artırması (Bu durum MHK analizlerinin varsayımları arasındadır) nedeniyle değişken giderler de aynı oranda bir artış meydana getirdiği için işletmenin karlılığı azalmaktadır.

Faaliyet kaldıraç derecesinin yüksek olması işletmeler açısından iyi bir durum olmasına karşın kriz dönemlerinde veya istenilen satışların yapılamaması durumunda istenmeyen bir durumdur. Satışların artması durumunda değişken maliyetlerde artar. Ancak kazanılan gelir değişken giderlerin altında kalırsa o zaman işletme zarar nedeniyle iflas edebilir (Horngren, vd., 2003,s.78). Başka bir ifadeyle sabit giderleri değişken giderlere oranla daha fazla olan işletmeler kriz dönemlerinde veya satışların düşmesi durumunda finansal açıdan sıkıntı yaşamaları söz konusudur.

4. SONUÇ

Üretim işletmelerinde yaşanan teknolojik ilerlemeler maliyet unsurlarında önemli değişmelere neden olmaktadır. Bu değişme işçilik giderlerinden zamanla amortismanları içerisinde barındıran genel üretim giderlerine doğru bir artış meydana gelmiştir. Son dönemlerdeki bu değişim, yöneticiler

Referanslar

Benzer Belgeler

Sabit sermaye yatırımları, üretim esnasında şekil değiştirmeden, birden fazla dönem üretime yardımcı olan makinalar, binalar, tesisler gibi varlıklara yapılan

Konunun bu yönüyle değerlendirildiği yazımızda yukarıda belirtilen açıklamalara göre yabancı para ile temsil olunan ik- tisadi kıymetlerin, işletmeye dahil edilmesinden

Ayrıca, ücret bordrosu ve gider pusulası açısından VUK’un 359’uncu maddesinin (a)-2 fıkrasındaki muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzen- leme veya kullanma

Göreceli olarak daha basit iş modelleri ve iş süreçleri olan ve daha az riskler ile karşı karşıya bulunan şirketler için daha dü- şük maliyetli ve daha basit

Teknoloji yatırımlarının artırılması ve bunların transfer edilebilmesinin teş- vik edilerek ülkemizin bu alandaki katma değerinin ve uluslararası rekabet gü-

5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi bakımından prim ödenmeksizin geçirilmiş

II-SOSYAL GÜVENLİK KANUNUNA GÖRE HAK SAHİBİ 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe tam manasıyla geçmiş, reform

Diğer taraftan, yukarıda sözü edilen algı sebebiyle, asıl işveren elektrik da- ğıtım şirketlerinden iş alan alt işveren firmaların asıl işverenin işyeri dosyası