Diger yandan bölgede dagınık yerleşim alanları artmış ve buralarda yoğun bir alt yapı yapılması zorunda kalınmıştır.

Tam metin

(1)
(2)

Doğu Karadeniz Bölgesi , topografik yapısı , bitki örtüsü ve ekolojik dengelerin hassasiyeti açısından ülkemizin en önemli bölgelerinden birisidir. Bu bölgede ılıman iklim hakimdir. Bu iklimin bir sonucu olarak bölge bitki örtüsü ve biyolojik çeşitlilik açısından ülkemizin en zengin bölgesidir.

Diğer yandan bölgede yoğun bir nüfus yaşamaktadır. Karadenize paralel olarak uzanan sıradağlar bu bölge insanının yaşamını sürdürecek tarım alanı yapmaya elverişli imkanlar da vermemiştir. Uzun yıllar ellerinde en önemli geçim kaynağı olarak hayvancılık kalan bölge insanı, yüksek dağlardaki meralarda ve orman boşluklarında hayvancılık yapmak zorunda kalmış ve bunun sonucu olarak bölgede yaylacılık ve hayvancılık bir bütün halde yürütülmüştür.

Son yüz yıl içinde ise bölgenin en önemli geçim kaynağı çay ve fındık tarımı olmuş, yaylacılık yavaş yavaş şekil değiştirmeye ve yeni bir yaşam şekli olmaya başlamıştır.

Diger yandan bölgede dagınık yerleşim alanları artmış ve buralarda yoğun bir alt yapı yapılması zorunda kalınmıştır.

(3)

Bu süreçlerin sonucunda son yüz yılda Bölgenin , topoğrafik yapısı ve bitki örtüsünde önemli değişiklikler olmuş bitki örtüsü+ toprak + su arasındaki denge bozulmuş, orman olarak kalması gereken binlerce alan çay ve fındık bahçelerine dönüştürülmüştür.

 Yogunlaşan yerleşim yerleri ile fındık ve çay bahçelerine ulaşmak için yapılan yoğun alt yapılar da bölgenin hassasiyetine uygun yapılmamıştır

Tarım arazisi kazanma ve yerleşme ihtiyacı yanında her türlü yakacak ve yapacak odun ihtiyacının da en yakın ormandan temin etme zorunda kalınması da ormanların tahribatını artırmıştır.

Ormancılar da böylesi baskı altında kalan ormanlara sosyal baskılı ormanlar demiş bu ormanları olabildiğince koruma altına alma ve odun üretimi dışında tutma gereğini duymuşlardır. Ayrıca bu ormanların bir çoğunun arazi sahiplerince de benimsenmesi bu ormanlara teknik müdahaleyi zorlaştırmış ve sonuçta yıllarca bu ormanların bir çoğuna hiçbir teknik müdahale edilememiştir.

,

.

Sel, Taşkın ve Heyelanların Başlıca Nedenleri

(4)

Kalan ormanlara da çeşitli şekillerde usulsüz müdahaleler yapılmış ve bu ormanların bazı ağaç türü kompozisyonları ile birlikte vasfı ve kalitesi de bozulmuştur. Ormanların büyük çogunluğu çay ve fındık bahçeleri arasında küçük parçal halinde kalmış ve orman ekosistemi büyük ölçüde tahrip edilmiştir.

. Bölge insanının geçmişte ana geçim kaynaklarından birisi olan hayvancılık orman içlerinde ve üst zonlarda yaylacılığı zorunlu kılmış ve bunun sonucu ormanlar üstten ve alttan baskı altında kalarak tahrip edilmiştir

Dağınık yerleşim yol su elektirik gibi altyapı hizmetlerinin götürülmesinde ve yaylalara, köylere, mezralara birçok arterden yol yapılması ile arazi çok fazla tahrip olmuştur.(Örnek olarakTrabzon ve Giresun Orman Bölge Müdürlüklerinde bazı köy hudutlarında ortalama yol ağı uzunluğu 150-200 km ye kadar çıkmıştır.

Aşırı kullanım sonucu ormanlarla birlikte meralar da bozulmuş ve bunun sonucu mera topraklarının da su tutma kapasitesi düşmüştür.

Sel, Taşkın ve Heyelanların Başlıca Nedenleri

(5)
(6)

,

.

Mevcut Durum

(7)
(8)
(9)

Orman alanının Türkiye genel

alanına oranı :

% 27,2

Yıllık ortalama yagış miktarı mm/M2 ormansız alanda: 570 ormanlık alanda : 826

mm/m2 dir

. Türki’ye düşen yağışın % 35

i

orman alanlarına düşmektedir.

ORMANLARA NE KADAR YAGIŞ DÜŞMEKTEDİR.

(10)

% 50 Su

Yaprakların

% 65 - 85 Su

Ormanlar nasıl ve ne kadar su kullanır Ağaçlar iki şekilde su kullanırlar

• Kökleri vasıtasıyla topraktan aldıkları suyu buhar halinde atmosfere geri verirler. Bu bir su döngüsüdür.

• Ağaçlar büyümeleri esnasında önemli bir miktarda suyu da bünyelerinde tutarlar

Bunun ikisi yıllık yağışların %30 larına kadar çıkar.

Büyük bir meşe ağacının günde 500 lt su kullandığı tesbit edilmiştir.

1 hektar ormanın yazın en az 60 ton su kullandığı bilinmektedir.

(11)

Ormanın Su Bilançosu

(12)

ORMAN ALANINA

DÜŞEN ORTALAMA YILLIK YAĞIŞ

MİKTARI (Milyar m3)

YILLIK

İNTERSEPSİYON MİKTARI (milyar/m3)

%25-30

YILLIK

TRANSPİRASYON MİKTARI*

(milyar/m3)

%30-35

İNFİLİTRASYONLA TOPRAĞA SIZAN

VE YER ALTI SU KAYNAKLARINI

BESLEYEN (milyar/m3)

%25 -30

YÜZEYSEL AKIŞA GEÇEN

(milyar/m3)

%5-15

175,0 43-52 52-60 43-52 8-25

. Hesaplamalarda m2 düşen yağış miktarı ortalama 826 mm olarak alınmıştır.

Ormanlarımız yağışı nasıl kullanır

(13)

İlk önce intersepsiyonla ağaçların tepelerinde tutulan su toprağa ulaşmadan buharlaşarak atmosfere geri gider. Bu miktar ormanın özelliğine göre önemli ölçüde değişir.

Burada ormanı oluşturan ağaçların kışın yapraklarını döküp dökmemeleri, hatta kabuk yapıları bile intersepsiyonu etkilemektedir.

Bir orman ne kadar sık, ağaçların oluşturduğu yüzey ne kadar fazla ise intersepsiyonda o kadar yüksek olur; transpirasyonla harcanan su da o kadar çok olur.

Orman işletmeciliği tedbirleri ile intersepsiyon ve transpirasyon belli ölçüde (-/+) değiştirilebilmektedir Ormanlar yağışları yavaş yavaş toprağa sızdırarak (infilitrasyon) yağışın yüzeysel akışa geçmesini ve sel oluşumunu engellemektedir.

Ormanlar doğal su depolarıdır.

Ormanlara düşen yağışta ağaçların tepe çatısına ulaşmasından havzadan çıkmasına kadar önemli bir süreç yaşanır:

(14)

Havzada ne kadar meyilli ise meyil enerjisi de o kadar yüksektir. Kuvvetli sağnak yağışın ya da hızlı kar erimesinin ardından topraklar çözülerek su rejimini ve yerleşim yerlerini tehdit etmektedir.

Ormanlar yağışları yavaş yavaş toprağa sızdırarak yağışın yüzeysel akışa geçmesini ve sel oluşumunu engellemektedir.

.

ORMANLARIN EROZYONU ENGELLEMESİ VE SU REJİMİNİ DÜZENLEMESİ

(15)

Yerleşim yerleri ile parçalanmış ormanlar

(16)

Aşırı kullanma ile tahrip edilmiş meralar

(17)
(18)

Bölge İllerinde Orman Durumu

Bölgede orman alanı %42 dir. Bunun % 47 si de bozuktur. . Bu su fazlalığı olan bölgedeki ormanlarda intersepsiyonu, transpirasyonu ve infilitirasyonu önemli ölçüde düşürmektedir. Bu da ormanlarda tutulamayan suyu yüzeysel akışa geçirir.

Bölgede son 10

yılda Orman alanındaki

artış %2,5 Verimli ormandaki

artış %15 olmuştur.

BÖLGE İLLERİNDE ORMAN DURUMU

İL

1997 ORMAN ALANI (Ha) 2009 ORMAN ALANI (Ha)

NORMAL BOZUK TOPLAM NORMAL BOZUK TOPLAM

ARTVİN 191924 198833 390757 205677 196758 402435

GİRESUN 121011 124299 245310 120988 125755 246743

RİZE 44938 113763 158701 65831 93659 159490

TRABZON 108465 74387 182852 143535 47382 190917

TOPLAM 466338 511282 977620 536031 463554 999585

ORMAN ORANLARI (%)

NORMAL BOZUK TOPLAM ORMAN DIŞI

ARTVİN 27 27 54 46

GİRESUN 17 17 34 66

RİZE 12 29 41 59

TRABZON 21 13 34 66

(19)

10%

72%

18%

1937-2005 Yılları Arası Yapılan Kadastro (%10)

2005-2009 Yılları Arası Yapılan Kadastro (%72)

Kadastrosu Yapılmayan Alan (%18)

411.141Ha.

53.539 Ha.

105.099 Ha.

( 2009 YILI SONU İTİBARİYLE)

Trabzon Bölge Müdürlüğü Kadastro Durumu (Trabzon, Rize, Gümüşhane, Bayburt)

ORMAN KADASTROSU DURUMU

(20)

Bozuk orman alanları intersepsiyon oranı yüksek ağaç türleri ile rehabilite edilmelidir.

Bu bölgede geçmişte oranı yüksek olan ladinin bir yandan usulsüz faydalanmalar bir yandan da böcek tahribatıyla oranları düşürülmüştür.

Şu anda böcek zararlıları en aza indirilmiştir. Bu konuda orman teşkilatının gerekli her türlü alt yapısı ve kaynagı vardır. Ancak mülkiyet ve sosyal problemlerle karşılaşılmaktadır.

Ormanların rehabilitasyonunda kesinlikle traşlama yapılmayacak ve orman altındaki diri örtüler kaldırılmayacak ve ocaklarda boylu fidan dikilecektir.

Verimli ormanlar da doğaya yakın bir teknikle ve fonksiyonel planlamalarla işletilecektir. Bu süreç başlatılmış ve uygulamalar geçilmiştir. Bu çalışmalar aksatılmadan sürdürülecektir.

Orman yolu yapımından olabildiğince kaçınılacaktır. Yol yapmak zorunda kalındığında yol inşaatında kesinlikle dozer kullanılmayacak, zorunluluk halinde loderle atıklar taşınmak suretiyle yol inşa edilecektir.

Sel, Taşkın ve Heyelanlara karşı alınması gereken tedbirler

Ormanlık alanlarda

(21)

Orman bakımlarında gögüs yüzeyi yüksek tutulmalıdır. Kazık kök ve sığ kök yapan karışık türlerden oluşan ormanlar teşvik edilmelidir. Böylece toprakların infilitrasyon kapasiteleri artırılmak suretiyle yagışların toprakların derinliklerine ulaşması sağlanmalıdır. 1 m3 orman toprağı toplam 100 km uzunluğundaki ağaç kökleri ile sarılarak erozyondan korunmuş olur .

Ormanlarda ham humus oluşmasına fırsat verilmemelidir. Bunun için karışık ormanlar oluşturulmalı ayrışmış humus oluşumu teşvik edilmelidir. Böylece singerimsi bir ölü örtü tabakası oluşturularak topragın su tutma kapasitesi artırılmalıdır.

Ormanlarda kitlesi ağır ve devrilmeye müsait ağaç bırakılmamalıdır. Bunların devrilmesiyle birlikte heyelanların başlayacagı unutulmamalıdır.

Ormanların rehabilitasyonunda Odun dışı ürün veren ağaç türleri tercih edilerek bölge insanına ek gelir getirecek ormanlar oluşturulmak suretiyle orman halk ilişkileri geliştirilmelidir.

Bölgede yaylacılık her geçen gün gelişmekte ve yaylalar daha cazip hale gelmektedir.

Bu konuda yeni düzenlemeler getirilmelidir.

Sel, Taşkın ve Heyelanlara karşı alınması gereken tedbirler

Ormanlık alanlarda

(22)
(23)

Bölge

ARAZİ YAPISI

Düz Hafif Meyilli Çok Eğimli, Sarp

Erozyon Su rejimi Erozyon Su Rejimi

Su Fazla- lığı Olan Yerde

Tehlike yok:

Yetişme muhiti isteklerine uygun orman işletmecili -ği

Doğaya yakın orman

işletmeciliği uygulanmalı;

Meşcerelere normal müdahale yapılmalı;

Taban suyu verimini yükseltmek için küçük tıraşlama kesimleri ; su baskını yada toprak sıkılaşması durumlarında:

intersepsiyonu artırmak için iğne yapraklı ağaç oranı artırılmalıdır.

Büyük tehlike Yüzeysel akışı engellenmelidir.

intersepsiyonu ve transpirasyon yükseltilmelidir.

Bunun için: mümkün olduğunca iğne

yapraklı orman oranı artırılmalı, ve

olabildigince sık ve sürekli orman örtüsü korunmalıdır.

Toprak yapısına bağlı olarak su verimini artırmak için tepe çatısı dikkatlice açılmalı.

Sürekli orman örtüsü oluşturulmalıdır.

Su fazlalığı durumunda ormanda yapılması gerekenler

(24)

Bölgede heyelanların ilk başladığı yerlerin çogu Fındık ve çay bahçeleridir. Buralar yüksek meyilli yerlerdir. Ve buralarda meyil enerjisi çok yüksektir. Yagan yagışların büyük bir kısmı topragın derinliklerine inemeden yüzeysel akışa geçmektedir. Çünkü toprak gerek suni gübrelemeler ve gerekse çignenmeler dolayısıyla sıkışmış ve kompaktlaşmıştır. Topraklar infilitrasyon kapasitesini önemli ölçüde kaybetmiştir.

Çay ve fındık bahçeleri arasında kalan orman parçaları ve münferit ağaçlar mülkiyet sorunu nedeniyle kesilmekte ve topraklar tamamen örtüsüz ve savunmasız bırakılmak ve yagan yagışlar hemen yüzeysel akışa geçmektedir.

Doğu Karadeniz Bölgesinde Ormanlık alanlar ile çay ve fındık bahçelerinin, eğim sınıfları (% 15,

% 28 ve % 45) aynı olmasına rağmen eğimin yüzeysel akış ve erozyonu önlemedeki etkileri üzerine yapılan bir çalışmada;

Ortalama olarak yüzeysel akışın ormanlık alanda % 1,6, fındıklık ve çaylık alanda ise % 15,3 olduğu belirlenmiştir. Yüzeysel akışa bağlı olarak taşınan toprak miktarlarının yine eğim ortalamaları dikkate alındığında ormanlık alanda çok az olduğu, buna karşın çaylık ve fındıklık alanlarda ise 2.280 ton/ha./yıl olduğu ortaya konulmuştur.

Sel, Taşkın ve Heyelanlara karşı alınması gereken tedbirler

Fındık ve çaylık alanlarda

(25)

Fındık ve çaylık alanlarda

Karadeniz Bölgesi gibi taşkınların sıkça olduğu, erozyon ve özellikle heyelanlara müsait bu bölgede, kızılağacın, fındığa oranla sel oluşumlarını azaltması, erozyonu önemli derecede engellemesi, toprağı ıslah edici özelliğinin olması nedeniyle 700 mt. rakımdan yukarıdaki fındık ve çay alanlarında en riskli havzalardan başlamak üzer ormanlaştırma süreci başlatılmalı ve bölgede orman oranı %70 lere çıkarılmalıdır. Bunun için başta Kızılağaç Ağaçlandırmaları olmak üzere özel ağaçlandırmalar özendirilmeli ve desteklenmelidir.

Bölgede yerleşik bir arazi kullanım düzeni varsa da, arazi kullanımında, arazi yetenek sınıflarına uygun davranılmasına özen gösterilmelidir.

Havzaların yukarı kısımlarındaki erozyon kontrol tedbirleri alınmalı ve alpin meralar ıslah edilmelidir, bu çalışmalara yerel destek sağlanmalıdır.

Erozyon nedeni ile dereler; kum, çakıl ve kayalarla dolduğundan dere yataklarındaki suyun normal akışının sağlanması için sık sık ilgili kurumlarca ıslahı sağlanmalıdır.

Sel, Taşkın ve Heyelanlara karşı alınması gereken tedbirler

(26)

Doğu Karadeniz bölgesinin tamamının sel ve heyelanlar açısından bir master plan çerçevesinde incelenmesi, bölgede heyelan ve taşkınları engellemek için en önemli çözümlerden birinin, bölgeye ait heyelan ve taşkın haritalarının hazırlanması olmalıdır.

Yapılacak köprü, istinat duvarı, kıyı duvarı, topuklu dere kaplamaları gibi su yapıları sağlam temellere oturtturularak, yapı ile ana kaya bağlantısı mutlaka sağlanmalıdır

Dere yataklarında yetişen ya da yatakta sürüklenen ağaç, çalı vb odunsu bitkiler düzenli aralıklarla temizlenmeli, yüksek akışlar sırasında sığ kökleri nedeniyle kolayca devrilen ve su akışını yatak dışına yönlendiren kavak, söğüt vb. ağaçların yataklar içine ya da kenarlarına gelişigüzel dikilmesinden kaçınılmalıdır.

Dere yatakları içinde ve kısmen de kıyı çizgileri üzerinde yapılaşmalar önlenmeli, bu konuda özellikle yerel yönetimlerin imar planlarında yeni düzenlemelere gidilmeli , heyelanlı ya da heyelana yatkın yamaçların yerleşim yerine dönüştürülmesi engellenmeli ,atık sularının yamaca sızdırılması ve heyelanı teşvik etmesi önlenmelidir.

Son olarak tüm bu çalışmalar havza bazında entegre olarak planlanmalı ve uygulanmalıdır.

Alınabilecek diğer önlemler :

(27)

Karadeniz Bölgesindeki 4 İldeki(Artvin,Giresun,Trabzon,Rize) Yıllık Yağış Durumu Dağılımı

Mevcut Durum Toplam Yağışın Dağılımı milyar/m3

Yüzeysel Akışa Geçen milyar/m3 %

Ormanlara Düşen 12,3 0,62 5

Çayır ve Meralara Düşen 6,1 1,53 20-25

Tarım Alanlarına Düşen 4,6 1,84 35-40

Diğer Alanlara Düşen 6,0 5,4 85-90

Toplam 29,0 9,39 30

(28)

Şekil

Updating...

Referanslar

Updating...

Benzer konular :