• Sonuç bulunamadı

Bayar'ın uzun ömrünün sırrı:İyi beslenme, düzenli yaşama

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Bayar'ın uzun ömrünün sırrı:İyi beslenme, düzenli yaşama"

Copied!
2
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

24 AĞU STO S 198R

%

Bayat'ın aefin yeti tartışması...

Anıtkabir de ğil, Umurbey

M İL L İY E T H A B E R M E R K E Z İ

: I ÜRKİYE’nin 3. Cumhurbaşkanı Celal Bayar'm | ölümü ile ilgili yankılar yurt çapında sürerken Ba- ____ I yar’m nereye gömüleceği konusunda “Devlet Me­ zarlığı- Amtkabir-Umurbey” tartışması ancak dün saat 17.00 sıralarında “Umurbey” üzerinde anlaşılarak sona erdi.

Bayar’ın ailesi, dün sabah erken saatlerde Çiftehavuz- lar'daki evlerinde toplandı ve gazetecilere yapılan açıkla­ mada, Rayar’ın yazık bir vasiyeti olmadığı, ancak sohbet­ lerinde Anıtkabir veya Umurbey'e defnedilmesi istekle­ rinde bulunduğu belirtildi.

Aynı saatlerde Başbakan Turgut Özal, Cumhurbaşka­ nı Kenan Evren Te yaptığı görüşmeden sonra gazetecilere konuyu Evren Te birlikte ele aldıklarını, eski Cumhurbaş- kanı'nın ailesinin başka bir talepte bulunması halinde Atatürk Orman Çiftliği’nde yapımı sürdürülen Devlet Mezarlığı’nda toprağa verileceğini ve büyük bir devlet tö­ reni düzenleneceğini söyledi.

Ozal bu törene, yabancı devlet adamlarının da davet edileceğini açık­ ladı. Başbakan Turgut Özal, şöyle konuştu:

“ Türkiye'nin üçüncü cumhurbaşkanı, büyük devlet adamı, hatta asırlık ve asrın üzerine geçmiş devlet adamı Celal Bayar vefat etmiş bulunuyor. Bu konuyla ilgi? alarak Sayın Cumhurbaşkanı’yla görüş­ me yaptık. Sayın Bayar’m defni konusunu da görüştük. Tabiatıyla, ailesinin arzusuna tabiyiz. Bir büyük devlet merasimi yapılacaktır, dı­ şarıdan gelmek isteyenler de davet edilecektir."

ANITKABİR’İN DURUMU

Bayar’m Anıtkabir’e gömülmesiyle ilgili bir soruyu cevaplandırırken 1981 ’de yürürlüğe giren “ Devlet Mezarkğı Kanunu” nun bazı maddele­ rini okuyan Özal, “ Anıtkabir'in sadece büyük kurtarıcı Atatürk için tesis edildiğini” söyledi ve şöyle devam etti:

“ Ben de bunu Sayın Cumhurbaşkanı’na sordum. Yani dedim ki, fikir şöyle, Anıtkabir sadece Atatürk'e mahsus. Zaten dikkat ederse­ niz, kanundaki ifade de öyle. Rahmetli Gürsel’in mezan da oradan geçici bir madde gereğince Devlet Mezariığı'na kaldırılacak. Irada di­ ğer yatanlar da ailelerine teslim edilip, normal yerlere götürülecek. Bu kanuna göre, bir lek İsmet Paşa kalacak."

" İS M E T PAŞA’NIN K A LM A SI”

Özal, Cumhurbaşkam’yla görüşmesini anlatmaya şöyle devam etti: “ Hatta sordum, dedim ki, İsmel Paşa'nın kalması bile biraz garip değil mi? Sayın Cumhurbaşkanı, ‘Biz o zaman düşündük, İsmet Paşa' yı da ayrı bir yere götürelim diye. Ama sonradan aüesine de sorduk. Neticede İsmet Paşa’yı orada muhafaza etmeye karar verdik. Hadise bu- dur. Ama aslında benim fikrim de orada sadece Atatürk’ün olmasıdır’ dedi.”

GEREKLİ ÖNLEMLER

B.şbakan Turgut Özal, Devlet Mezarlığı’nın önümüzdeki üç-dört ay içinde tamamlanacağını, Bayar’m burada toprağa verilmesi için gerekli

B a y a r'm uzun öm rünün sırrı:

iyi beslenme,

düzenli yaşam a

İS TİH B A R A T SER V İS İ N C E K İ akşam kalp yetmezliğinden vefat eden 104 yaşın­

daki Tüıkiye’nin üçüncü Cumhurbaşkanı Celal Bayar’m çok yaşama nedeni, iyi beslenmesi ve düzenli yaşaması. İs­

tanbul Üniversitesi Rektörü Kardiyoloji Profesörü C em ’i Dem i-

roğlu, B ayar’a yapılan son tahlillerde bile kolestrin ve yağların

çok düşük seviyede olduğunu söyledi. Bayar’m hafızasının son güne

kadar fevkalade olduğunu belirten Demiroğlu, eski cum hurbaşka­

nının bu kadar yıl yaşamasına ailesinin iyi bakmmın yol açtığını

da sözlerine ekledi.

Ö te yandan Sinir Hastalıkları Uzmanı ve Bakırköy Ruh ve Si­

nir Hastalıkları Hastanesi Başhekimi Doktor Yıldınm A ktuna da,

C ebi Bayar’m üstün zihinsel yeteneklere sahip ve hafızası çok güçlü

bir kişi olduğunu söyledi. _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _ _

önlemlerin alındığını bildirdi.

Özal, Milli Savunma Bakanı Zeki Yavuztürk’ün Devlet Mezarlığım­ da inceleme yaptığını, Bayar’m defni ile ilgili çalışmaları yürütmekle gö­ revlendirildiğini de açıkladı.

Hükümet yetkilileri, Bayar’m önce “ geçici bir kabir” e defni, daha sonra da Devlet Mezariığı’na nakli üzerinde duruyorlar.

Bu gelişmeler olurken aralarında kapatılan AP’nin es­ ki Genel Başkanı Süleyman Demirel, DYP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk ve HDP Genel Başkanı Mehmet YazarTn da bulunduğu bazı politik çevreler, Bayar’m Anıtkabir’e gömülmesini istediler.

SHP Genel Başkanı Erdal İnönü de, Bayar’m Anıtkabir’de gömül­ mesine karşı olmadığını, bu konuda milletin sesine kulak verilmesi ge­ rektiğini söyledi.

A İL E K A B U L E T M İY O R

Hükümetin Başbakan Özal tarafından açıklanan bu önerisi Milli Savunma Bakanı Zeki Yavuztürk tarafından Bayar ailesine iletildi. Aile meclisi tekrar toplandı. Bu toplantıya Yavuztürk 1. Ordu Komutanı ve Vali Nevzat Ayaz da katıldılar. Yapılan konuşmalardan sonra ailenin, Hükümet’in önerisini kabul edemeyeceği, Milli Savunma Bakanı Yavuztürk’e bildirildi.

Toplantının bitmesinden sonra gazetecilere bilgi veren hükümet tem­ silcileri, mezar yeriyle ilgili kararın belli olmadğını söylediler. Dr. Ah­ met Gürsoy, kararlarının kesin olduğunu ve Devlet Mezarlığı’nı kabul etmediklerini açıkladı . Gürsoy, “ Önümüzdeki saatlerde Ankara’dan

bilgi bekliyoruz” dedi.

Bu arada, Umurbeyliler de köşkün içinde ve bahçesinde merakla so­ nucu beklediler. Bu arada Yavuztürk’ten önce köşke gelen ANAP İs­ tanbul Milletvekili Leyla Yeniay Köseoğlu gazetecilere, “ Kesin karar hükümetin olacaktır” derken, DYP İstanbul Milletvekili adayı Gökhan Evüyaoğlu, Bayar’m Devlet Mezariığı’na gömülemeyeceğini söyledi. Ye­ niay Köseoğlu ile Evliyaoğlu, kısa bir süre köşkün içinde yüksek sesle tartıştılar. “ Ben de Bayar’m akrabasıyım” diyen Köseoğlu, daha son­ ra köşkten ayrıldı.

Bir saat sonra Milli Savunma Bakanı Zeki Yavuztürk, yanında ANAP Genel Sekreteri Mustafa Taşar olduğu halde tekrar Çiftehavuzlar’daki eve geldi ve Bayar ailesi ile ikinci bir toplantı yaptı. Bakanın aileye yasa gereği es­ ki Cumhurbaşkanı’nm Anıtkabir’e defnedilemeyeceğini, bunun dışında, ailenin istediği yerde büyük bir devlet tö­ reni ile toprağa verileceğini söyledi.

Bir süre sonra Yavuztürk ile Celal Bayar’m kızı Nilü­ fer Gürsoy, gazetecilerin yanına inerek anlaşma sağlandı­ ğını ve eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar’m Umurbey’de toprağa verileceğini açıkladı.

YAS, GÜNLÜK HAYATI ETKİLEMEYECEK

Bakanlar Kurulu, Başbakan Özal başkanlığında dün yaptığı toplan­ tıda eski cumhurbaşkanlarından Celal Bayar’m ölümü üzerine düzenle­ necek tören ve definle ilgili konulan görüştü.

ÇİFTEHAVUZLAH, ARI KOVANI GİBİ

Celal Bayar’m Çiftehavuzlar’daki köşkü, dün aile fertlerine başsağ­ lığı dilemek için gelenlerle dolup taştı. Postacılar, köşke aralıksız olarak binlerce başsağlığı telgrafı taşıdı.

UMURBEY’DEN ÜÇ OTOBÜS

Bayar’m doğum yeri Unıurbey’den, üç otobüs dolusu vatandaş, İs­ tanbul’a gelerek Çiftehavuzlar’daki köşkte, başsağlığı dileklerini sundu­ lar. Umurbeyliler, köşkün kapısı önünde uzun bir kuyruk oluşturarak, Bayar’m kızına tek tek başsağlığı dilediler.

T Ö R E N P R O T O K O L Ü

İstanbul Valisi Nevzat Ayaz, dün saat 19.00’da yaptı­ ğı açıklamada, eski Cumhurbaşkanı Bayar ın cenazesinin 28 Ağustos günü Umurbey’de toprağa verileceğini bildir­ di. AyaZ’m açıklaması şöyle:

“ Eski Cumhurbaşkanlarımızdan Celal Bayar’m cena­ zesi 26 Ağugstos Salı günü saat 16.00 da askeri uçakla Ankara’ya gönderilecek, burada Gülhane Askeri Hastane­ sin e alınacak. 27 Ağustos Çarşamba günü Gülhane Aske­ ri Hastanesi’inden alınacak, cenaze TBMM önüne getirile­ cek ve burada katafalka konacak. 28 Ağustos Çarşamba günü saat 11.00’de katafalktan alınacak. Bayar’m cenaze­ si, resmi kortej eşliğinde Maltepe Camii’ne getirilecek. Burada kılınacak öğle namazından sonra da, toprağa veri­ leceği Umurbey’e törenle gönderilecek.”

M İL L İY E T • 11

Umurbey'deki kuyusundan

çıkan Mahmut Celal, genç

bir veznedar olarak

Ziraat Bankası'na giriyordu

• llhami SOYSAL

|

#Bursa'da papazlardan Fransızca dersleri alan genç ban­

kacı, ufkunu hızla genişletmeyi başarmıştı

N A ŞIN IN kardeşi Kadı M ustafa Şevket’iıı Jön Türkçü görüşleriyle beslenen Mahmut Celal Efendi, Mithat Pa-Şa’nm bu memlekete armağanı Zi­ raat Bankası’nııı M udanya Şubesi için açılan bir memur sınavına gi­ rip kazandığında, 16 yaşım daha ye­ ni bitirmişti.

Sınavı birincilikle kazandı ama bankanın Bursa’daki m üdürü, ata­ masını yapmadı: Mahmul Celal’in yaşı küçüktü. Bir süre bekleyebilir­ di. Bekledi. Sonra bankanın Bursa Şubesine veznedar ahndı: Umurbey’ deki kuyusundan çıkmıştı!

Yatağım-yorganını alıp, Umur- bey’den Bursa’ya geldi. O yıllarda, Hiidavendigâr Vilayeti’nin merke­ zi olan Bursa, Osmanlı İm parator- luğu’nun, İstanbul, Selanik, Şam, Bağdat gibi birkaç önemli merkezin­ den biriydi. Mahmut Celal, Tah- takale’de bir kahvehanenin üst ka­ bada kendine göre bir bekâr odası buldu, yerleşti. Yatağını yere serdi. Bir gaz sandığının üstünü gazetelerle kaplayıp masa yaptı. Beş num ara bir petrol lambası edindi. Kahvenin ve sokağın tüm gürültüsü odasına doluydu ama, genç veznedar bu ses­ lerden rahatsız değildi. Kendisini okumaya verdi. Uzun kış geceleri, tarih, edebiyat konusunda, ne

bu-lursa okuyordu... PAPAZLARDAN DERS

Umurbey’de iken babasının ar­ kadaşı Serkofçalı Abdullah’tan al­ maya başladığı Fransızca dersleri, Bursa’da tavsamıştı. Bu işi ilerlet­ mek için bir çare arandı. Şehirde Collège Français de L’Assoampti- on adlı bir papaz okulu vardı. Bu­ ranın öğretmen papazları, isteyen­ lere akşamları özel Fransızca ders­ leri veriyorlardı. Mahmut Celal bu derslere de devama başladı. İLK TRANSFER

Sokulgan ve çevresine güven ve­ ren bir kişiliği vardı. Ziraat Ban- kası’nda çalışırken, çalışkanlığıyla dikkati çektiği için, Bursa’da bir şu­ besi açılan Deutsche Orientbank’a transfer oldu (1905), Artık imza yet­ kisine de sahip bir bankacıydı. Kal- dor adındaki müdür muavininden pek çok şey öğrendi. Bankanın ka­ pitülasyon haklarından yararlana­ rak getirttiği Le Matin gibi Avru­ pa gazetelerini de izliyor, ufku gi­ derek genişliyordu.

Bu arada, İnegöllü Refet Bey adında bir zatın Reşide adındaki kı­ zıyla evlendi (öl. 1964). 1904 yılın­ da ilk çocuğu Refii dünyaya geldi (öl. 1941). Bunu, 1911 doğumlu Turgut ve 1921 doğumlu Nilüfer ad­ lı oğlu ile kızı izledi.

1908’de İkinci Meşrutiyet ilan olunduğunda, kısa bir süre önce İt­ tihat ve Terakki Cemiyeti’ne girmiş olan Mahmut Celal, Vilayet Mek­ tupçusu Süleyman Nazif ve M ai­ yet Mumuru Hamza Bey’in İstan­ bul’a dönmeleri üzerine, cemiyetin beş kişilik yönetim kurulunda gö­ rev aldı. Bu ara cemiyet, tam ola­ rak legaliteye çıkmadı ama, meş­ ruiyet kazandığı için, her vilayette olduğu gibi, Bursa’da da iki yöne­ ticisinin açığa çıkmasını kararlaştır­ dı. Bu iki kişiden biri Mahmut Ce­ mal oldu. Önce rehber yardımcısı iken, sonra rehberliğe yükseldi. Se­ lanik’te bulunan Merkez-i Umumi’ nin en güvenilir elemanlarından bi­ ri olarak dikkat çekmeye başladı. 31 MART OLAYINDAKİ ROLÜ 13 Nisan 1909’da, 31 M art ola­ yı patlak verdiğinde, İttihat Terakki Cemiyeti Bursa Rahberi olan Mah­ mut Celal Bey, çalıştığı Alman ban­ kasının yöneticilerinin de göz yum­ masıyla, hemen Bursa’da, İstanbul’ daki irtica ayaklanmasını bastırmak için bir “ Gönüllü Bölüğü” topla­ dı. Bursa’daki Redif Fırkası’nm genç subaylarıyla işbirliği yaptı ve İstanbul’a gitmek üzere M udanya’ ya geçti. Bölük, Selanik ve Edirne’ de hazırlanmış Hareket Ordusu em­ rine girmek için Mahmut Şevket P aşa’ya bir telgraf çekti. Emrini beklemeye başladı. Bu arada, İstan­ bul’a giren Hareket Ordusu, ayak­ lanmayı bastırdı.

EKONOMİYE KATKILAR Mahmut Celal, bundan sonra­ ki günlerde giderek partileşen İtti­ hat Terakki Cemiyeti’nin Bursa’ daki sorumlu kişisi olarak Bursa’ nın ekonomik hayatına katkılarda bulunmaya başladı. Belki de Bursa tarihinde ilk kez bir anonim şirket oluşturdu. Hüdavendigâr adlı bu şirket, Mudanya-İstanbul arasında vapur seferleri düzenledi. “ Baş­ langıç” adlı bir vapur ahndı. Ya­ bancı bandıralı taşıma şirketleriyle kıyasıya çekişen bu şirket navlun ve nakliye fiyatlarım düşük tuttuğu hal­ de kâr sağlıyor ve İttihat Terakki’ nin “ Milli İşletme” bilincini geliş­ tirme çabalarına bir katkı oluyordu.

Mahmut Celal Bey bu dönem­ de, Bursa’nın ekonomik bakımdan gelişmesi için, Nilüfer Çayı taşkın­ larının önlenmesi, kozacılığın geliş­ tirilmesi gibi projelerin de peşindeydi ama, bu çalışmaları, Merkez-i Umu- mi’nin dikkatini çektiğinden, bir sü­ re sonra daha önemli bir merkeze, İzmir’e atanması, bu işleri yarım bı­ raktırdı.

İzmir, Selanik gibi, Avrupa’ya fazla açık, azınlıkları ve yabancı konsoloslukları, şirketleri çok bir bölgeydi. İzmir Valiliği’nde, İttihat ve Terakki’nin kurucularından ün­ lü Rahmi Bey bulunuyordu. Kurt bir politikacı ve komiteci olan Rah­ mi Bey, bir uzun süre, Merkez-i Umumi’nin İzm ir’e atadığı bu genç ve adı çok duyulmamış Kâtib-i Me- sul’ünü çok fazla ciddiye almamış, onu tecrübesiz bir genç olarak ke­ narda tutm aya çalışmıştır. Ne var ki, Mahmut Celal Bey de öyle faz­ la kenarda-köşede kalacak bir tip değildi. Başta Talat Paşa olmak üzere, partide Dr. Nazım gibi güç- jü destekçileri vardı.

İLK ÜRETİM KOOPERATİFİ Öncelikle İzm ir ve yöresindeki uyanık ve aydın Türk asıllıları çev­ resinde toplamayı başaran Mahmut Celal Bey, üzüm, incir, pamuk, pa­ lamut, tütün gibi bölgenin özellik­ lerinden gelen toprak ürünlerini, üreticiden ucuza kapatıp dışarıya yüksek fiyatlarla satan Rum, Erme­ ni, Musevi aracıları ortadan kaldır­ mak için, Osmanlı ülkesinin Uk üre­ tim kooperatifinin, İzm ir’de pala­ mut üreticileri için kurulmasını sağ­ ladı. İthalatçı ve ihracatçı Türk fir­ maları kurulması işine önayak ol­ du.

İLK DÜNYA SAVAŞI NDA 1912 yılında büyük bir Milli Kü­ tüphane kurdurdu. Burada parti adına konferanslar verdirdi. Dün­ ya Savaşı’mn kokulan ortalığa ya­ yıldığı sırada, Ege Bölgesi’ndeki tüm demiryollarının yöneticilerinin öte­ sinde çalışanlannın yabancılar ve yerli Rumlar olmasına karşılık, iş­ letmelerde hemen hiç Türk perso­ nel bulunmamasının sakmcalanm sezdiğinden, İzm ir’deki Şimendifer

Bölüğü Komutanı Yüzbaşı İskender (Saymer)’in de yardımı ve Vali Rah­ mi Bey’in de desteği ile Basmane ci­ varındaki Çayırhçeşme’deki eski Amerikan O kulu’nu, “ Şimendifer Personeli Okulu” haline getirdi ve buraya özellikle Türk gençlerini al­ dı (1914).

Savaş sonunda, mütarekede İz- mirde “ Halka Doğru” adıyla bir dergi çıratmaya başladı. Dr. Nazım ve Rahmi Bey’le birlikte “ Halka Doğru” adıyla da bir dernek kur­ du. Bu arada, İttihat ve Terakki’ nin üst düzey yöneticileri, İngiliz- lerin eline düşmemek için yurt dışı­ na kaçmışlar, fırka kendisini feshet­ miş ve yerine Teceddüt Fırkası adıy­ la, eski kadroyla yeni bir fırka ku­ rulmuştu. Mahmut Celal Bey bu yeni fırkanın da kâtib-i mesulü idi. Ama İstanbul’da olduğu gibi İzmir’ de de İtilafçılar ön plana çıkmış­ lardı.

İttihatçı avı sürüyordu. Erme­ ni tehciri nedeniyle Mahmut Celal Bey de, İzm ir’deki Sıkıyönetim Mahkemesi’nde hesap vermek zo­ runda kaldı. Suçlanabileceği somut bir olay yoktu, aklandı.

İslamcı ve fazla otoriter bir vali ve fırka komutanı olan Nureddin Paşa, İttihatçılara sempati duyma­ dığı için, işleri zorlaştırıyordu. P a­ şa ile birlikte, İtilafçılar, Milli Kü- tüphane’nin kapısındaki “ Milli” yazısının kaldırılması için baskı ya­ pıyorlardı. Sonunda İttihat ve Te­ rakki’nin m allarına ve parasına el konulduğu gibi, kütüphaneye, Hal­ ka Doğru dergisine el konuldu.

Tevfik Paşa Hükümeti, Nured­ din Paşa’yı değiştirip, fırka komu­ tanlığına Ali Nadir Paşa’yı, Valili­ ğe de Kambur İzzet Bey’i atadığın­ daysa, eski İttihatçıların tümü gibi, Mahmut Celal Bey’in de tevkifi gündeme geldi.

Eski arkadaştan, Mahmut Ce­ lal Bey’e, İzm ir’de ele geçmemesi­ ni, Anadolu içlerine çekilmesini önerdiklerinde, Celal Bey tereddüt etmedi.

- YARIN - KURTULUŞ SAVAŞI

YILLARI

Devlet M ezarlığı Y a s a s ı

IEVLET Mezarlığı hakkındaki yasa 6 Kasım 1981 tarihinde Milli Güvenlik Konseyi’nce çıkarıldı.

---i Yedi maddelik yasanın amacında cumhurbaşkanları ve devlet başkanları İla Atatürk’ün silah arkadaşları olan istiklal Savaşı ko­ mutanları için Ankara’da bir Devlet Mezarlığı tesis edildiği belirtili­ yor.

Anıtkabir’de sadece Atatürk’ün ve en yakın silah arkadaşı olan ismet İnönü’nün kabirlerinin muhafaza edileceği ve başkaca hiç­ bir kimsenin buraya defnedilemeyeceği kaydediliyor.

Mezarlığın yönetimi Milli Savunma Bakanlığı’ nda bulunuyor. Yasanın geçici maddesinde ise Anıtkabir bahçesine defnedilen Cemal Gürsel’in kabrinin Devlet Mezariığı’na, devrim şehitlerinin ise Ankara’daki Askeri Şehitlik’e nakledilmesi hükme bağlanıyor.

Atatürk Orman Çiftliği arazisi içerisinde Devlet Mezarlığı inşa­ atı halen devam ediyor.

Türkiye’nin ikinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün kabri ise Anıtkabir’de yer alıyor.

25 Aralık 1973 yılında ölen İsmet İnönü’nün naaşı Naim Talu Hükümeti döneminde Bakanlar Kurulu kararıyla Anıtkabir’e

(2)

konul-1 2 • M İL L İY E T

Bayar’ın ölümüne herkes üzüldü

ismet İnönü'nün eşi Mevhibe İnönü, Celal Bayar'ın ölü­ mü nedeni ile yaptıöı açıklamada. "Kıvmetli bir insan­ dı. Paşam ın A ta tü rk 'te n kalan son arkadaşıydı. Bera­

ber çalıştığı günleri hatırlıyorum " dedi

T

' ÜRKİYE Cumhuriyeti’nin üçüncü Cumhurbaşkanı, ilk Meclis’in son üyesi ve dünyanın en yaşlı siyaset adamı --- Celal Bayar’ın önceki gece kalp yetmezliği sonucu 104 yıl­ lık yaşamını yitirmesi büyük üzüntü ile karşılandı.

Siyaset adamları ve Bayar’ın yakın dostları eski Cum hurbaş­ kanı ile ilgili anılarını tazelerlerken, bir yandan da kaybından duy­ dukları üzüntüyü dile getirip özetle şunları söylediler:

“ PA ŞA M IN SON A R KA D A ŞI”

Mevhibe İnönü (İsmet İnönü’nün eşi): “ Muhterem Celal Ba- yar’ın vefatına çok üzüldüm. Kıymetli bir insandı. Paşamdan iki yaş büyük olduğu söylenirdi. Paşamın Atatürk’ten kalan son ar­ kadaşıydı. Beraber çalıştıkları günleri hatırlıyorum. Huzur için­ de yatsınlar.”

Necmettin Karaduman (TBMM Başkam): “ Celal Bayar’ın ölü­ mü ile Türkiye değerli bir devlet adamını ve Ulusal Mücadele’- nin unutulmuz kahramanlarından birini kaybetti. Aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyor, milletimize ve kederli ailesine başsağlı­ ğı diliyorum.”

Erdal İnönü (SHP Genel Başkam): “ Sayın Bayar’ın siyasal fikirlerine katılmazdım. Biliyorsunuz babamla rakiptiler. Uzun yıllar süren mücadeleleri olmuştu. Ancak insanlar mücadele so­ nunda dost kalmaya devam ederler. Mücadele biter, ama dost­ luklar unutulmaz.”

Berin Menderes (Adnan Menderes’in eşi): “ Merhum Celal Ba- yar çok yakından tanıdığım, saydığım ve sevdiğim bir insandı. Kendisiyle ortak, pek çok acı, tatlı hatıramız var. Bütün anılar bir kere daha hafızamda canlandı. Başta kıymetli eşim Adnan Menderes olmak üzere iki evladımın tarifsiz acdarı, bir kere da­ ha içime çöktü.”

Aydın Menderes (Adnan Menderes’in oğlu): “ Bayar, büyük bir devlet adamı ve çok yönlü bir insandı. 1984 yıh

sonbaharın-DENİZLİ

ÇANKAYA

DERSANESİ

ÜNİVERSİTE APATLARI

86 ÜNİVERSİTE SINAVLARINDA:

• D E N İZ L İ B İR İN C İS İ, D E N İZ L İ İK İN C İS İ • T Ü R K İY E 52. c is i, T Ü R K İY E 82.CİSİ

86 FEN LİSESİ SINAVLARINDA:

• D E N İZ L İ 1 .2 . 3 ve 5. c is i

86 ANADOLU LİSELERİ SINAVLARINDA:

• D E N İZ L İ 1 .2 . ve 3 .sü________________

86 PARASIZ YATILI SINAVINDA:

• D E N İZ L İ 1 .si T Ü R K İY E ö .s in i

YETİŞTİRM İŞ OLM ANIN HAKLI

GURURUNU TAŞIYORUZ.

► D E R S A N E M İZ G E N İŞ Ö Ğ R E T İM K A D R O S U Y L A E G E B Ö L G E S İN D E 3 .S IR A Y I A L M A K T A D IR . ) 87 Ü N İV E R S İT E VE A N A D O LU LİSELER İ S IN A V L A R IN D A DA A Y N I ÜSTÜN B A Ş A R IM IZ SÜ R E C E K TİR ._____________________ _ c K A Y IT L A R IM IZ D E V A M E T M E K T E D İR . D E N İZ L İ Ç A N K A Y A D E R S A N E S İ

Esen H an Kat: 5 - 6 Tel: 21 8 3 5 - 15 598

a Adnan M enderes'in eşi Berin M enderes İse, "Bütün r anılar b ir kere daha hafızam da canlandı. Eşimin ve iki evladım ın acıları b ir kere daha içime çöktü" diye rek üzüntüsünü dile g e tird i

da Ankara’ya gelişlerinde annemi ziyaret etmek istediler. İki kat merdiveni çıkmayı göze alarak bize teşrif ettiler. Annemin hali­ ni, hatınnı sorduktan sonra ‘Sizler için, Menderes ailesi için ya­ pabileceğim bir şey var mı?’ diye sordu. Bunu hiç unutmam.” Süleyman Demirel (Eski Başbakan): “ Merhum Bayar bir asırlık ömrünün hemen her anını devlete, millete, memlekete hizmetle geçirmiş mutlu bir fanidir. Yalnız Türkiye’de değil, dünyada eşi­ ne ender rastlanan bir devlet ve siyaset adamıydı.”

Mehmet Yazar (HD P Genel Başkanı): “ Bayar’ı daha yakın­ dan tanımak için 1981 yılında ziyaretine gittik ve yaklaşık 2.5 saat sohbet ettik. Atatürk’e âşıklık derecesinde bağlı olan Ba- yar’ın bizi en çok etkileyen sözü ‘Ben devlet adamını dürüst ve yalan söylemeyen bilirim. Yalan söyleyen devlet adamının değeri yoktur’ oldu.”

Bülent Ecevit (Eski Başbakan): “ Bayar’ın ölümü ile son çağ tarihimizin önemli bir kişiliği ve simgesi hayattan ayrılmış oldu. Celal Bayar üstün yeteneklerini her zaman karşıtlarına kabul et­ tirdi.”

Rahşan Ecevit (DSP Genel Başkanı): "Tarihimizin önemli bir dönemini her yönüyle etkilemiş olan eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar’ın hayattan ayrılışını üzüntü ile karşıladım.”

Prof. Dr. Turhan Feyzioğlu (Eski Başbakan Yardımcısı): “ Ba- yâr demokratik hayatın başlamasında yaptığı önemli katkılarıyla Türk tarihine mal oldu.”

Hayrettin Erkmen: (Eski Bakan): “ Büyük bir millet hadimi daha ölüme yenik düştü. Bayar, zıt cereyanlar ve sathi değerlen­ dirmelere rağmen rotasından hiç şaşmayan büyük kaptandı.” Suphi Karaman (Eski Milli Birlik Komitesi üyesi): “ Atatürk’ün son başbakanlığını ve 1946-50 demokrasi mücadelesi içindeki yerini saygıyla anıyorum. Çok partili demokratik rejimin kuruluşuna etkisi oldu. Fakat 1960 öncesi yıllardaki tutumu ile demokrasi­ nin sağlıklı yerleşememesinin ve Atatürk devrimlerinin geriletil- mesinin de başhca sorumlusudur.”

Gültekin Başak (Bayar’ın Yassıada’daki avukatı): “ Yassıada fazilet mücadelesini Bayar kazanmasaydı, Türkiye'de bugün de­ mokrasiden bahsedilemezdi. Bence yaşayan en büyük liderdi.”

BAŞSAĞLIĞI

Genel M ü d ü rlü ğ ü m ü z Etüd ve Proje Mü­

d ü rlü ğ ü kısım a m irle rin d e n Fatma Gökçal’ın

annesi

E M İN E G Ö K Ç A L 'ııt

v e fa tın ı teessürle ö ğ re nm iş b u lu n u yo ru z. I

M erhum eye Allah’tan rahm et, kederli ailesi ve |

yakınlarına başsağlığı dileriz.

SÜMERBANK GENEL MÜDÜRLÜK

TEŞEKKÜR

O ğlum uz

u .O n u r'u n

d o ğ u m u n d a yakın il-

g ile rin l esirgem eyen

§

Sn.Dr. Süreyya MENTEŞ’e

I

: :: ve A m erikan Hastanesi D oğum Servisi perso- .

n e lin e te şe kkü r ederiz.

i SEYHAN-BIROL ADALI p

i.

‘J"

'

M

2 4 A Ğ U S T O S 1 9 8 6

HABERLER

• Yassıada güvenlik görevlisi Yüzbaşı Rem zi Oral, ilk kez konuştu:

Menderes'i nasıl astık?

D

ÜNYANIN en uzun öm ür­ lü devlet adamı 104’lük Ce­ lal Bayar’ın ölümü, bundan 25 yıl önceki “ ölümden dönüşü” nü yeniden gündeme getirdi.

O dönemde Yassıada’da Milli Birlik Komitesi’nin irtibat subayı olarak görevli bulunan Hava Yüz­ başısı Remzi Oral, Bayar ve Men­ deres’in idamları konusunda şimdi­ ye kadar kamuoyuna yansımayan il­ ginç açıklamalar yaptı.

Hava Kuvvetleri’nde “ Deli Remzi” diye tanınan o zamanki rüt­ besiyle Yüzbaşı Remzi Oral, Yas- sıada’nın güvenlik ve savunması için doğrudan doğruya Milli Birlik Ko­ mitesi tarafından görevlendirilmişti. 13 Kasım iç darbesiyle Orhan Erkanlı’mn yurt dışına gönderilme­ sinden sonra yetkileri artırılan Oral, yazarımız Orsan Öym en’e bugün başlayan “ Bir İhtilal Daha Var” başlıklı yazı dizisi ile ilgili söyleşi sı­ rasında şunları söyledi:

DIŞ BASKI VARDI

GÜRSEL İD A M LA R A KARŞIYDI “ Yassıada kararlarından önce ordunun içinde çeşitli cuntalar oluş­ maya başlamıştı. Yönetim, ‘Silah­ lı Kuvvetler Birliği’ adlı örgütün elindeydi. Bu birliğe Milli Birlik Komitesi’nin havacı kanadı ve Ek­ rem Acuner de dahildi. Bir ara Ek­ rem Acuner acele İstanbul’a geldi. Yassıada Komutanı Tank Güryay ile birlikle benim Suadiye’deki evimde buluşlu. Ada Komutam Ta­ nk Güryay, Başkan Gürsel’in ken­ disini Florya’ya çağırdığını ve Yük­ sek Hâkimler Kurulu üzerinde bas­ kı yapmasını istediğini söyledi. Ada Komutanı Güryay’ın anlattıklanna göre, Gürsel Yassıada’dan idam ce­ zası çıkmasına karşı imiş. Dış bas­ kılar varmış. Hatta idam cezası çı­ kar da Komite bu cezalan onaylar­ sa Milli Birlik Komitesi’ni feshede­ ceğini bile söylemiş Gürsel. Bunun üzerine durumu görüştük. Acuner,

£ Başbakan Adnan M enderes’in id a m ın ın ge­

c ik tirilm e s in i isteyen Cemal G ürsele, "id a m

ya p ıld ı” d iye yanlış b ilg i v e rd ik ve g ö tü rü p

M enderes’i astık

Tarık Güryay’a G ürseli dinleme­ mesini söyledi. Gerekirse karşı dev­ rimcilere karşı yeni bir örgüt oluş­ turulacağını bildirdi.

“ Yassıada’dan idam cezaları çıküktan sonra Ankara’nın ada ko­ mutanı üzerindeki baskıları arttı.

“ Ada Komutam Tank Güryay, o sırada Çankaya'dan gelen tele­ fonlardan tedirgin oluyordu. İdam cezalarının infaz edilmeyeceği yo­ lundaki söylentiler de yoğunlaşmış­ tı. Yassıada’ya ulaşan bu söylenti­ ler, genç subaylar arasında sert tep­ kilere yol açmıştı. O sıralarda Çan­ kaya üzerindeki dış ülke baskdarım biliyorduk. Amerikan Cumhurbaş­ kanı Kennedy, bizzat Komite’ye başvurmuştu. İdam cezalarının Ko- mite'de üçe indirilmesinden sonra, Yassıada’daki hücumbotta topla­ nan subaylar, bir ara cezalann ko­ mite kararma rağmen toplu halde infazını bile önermişlerdi.

“ ‘Biz bu ihtilali niçin yaptık, Yassıada’da gardiyanlık yapmak için mi’ diye söylenenler vardı.

“ Ben arkadaştan yatıştırmaya çalışıyordum:

“ ‘Arkadaşlar’ dedim. ‘Kaba­ dayılıksa, içinizde herhalde en ka­ badayınız benim. Başkaldıracaksa başınıza ben geçerim. Am a komite kararlam a karşı gelip idamlan top­ tan uygulamak, cinayetten başka bir şey değildir. Biz elimizi kana bula­ mayız’.

“ Öfkeler nispeten yatıştı. Ha­ şan Polatkan’la Fatin Rüştü Zor- lu’nun ölüm cezalannı İmralı'da hemen infaz ettik. Başbakan Men­ deres, intihara teşebbüs nedeniyle Yassıada’da hekimlerin gözetimi al­ tındaydı.

“ O sırada Celal Bayar da da­ hil olmak üzere ölüm cezalan mü­ ebbet hapse çevrilen öteki mah­ kûmları İmralı Cezaevi'nin hücre­ lerine elleri arkalanndan kelepçeli olarak teker teker yerleştirdik. Po- latkan ve Zorlu’nun cezalan infaz edilinceye kadar, Celal Bayar’m el­ leri arkadan kelepçeli kaldı. Ke­ lepçeleri sabaha karşı Polatkan ve Zorlu’nun infazından sonra çöz­ dük. Bayar’ın cezasının ömür bo­ yu hapse çevrildiğini bildirdik ve Zorlu ve Polatkan’ın idamından hiç söz etmedik. Bayar, ölümden döndüğüne çok sevindi. Birden he­ yecanlandı.

‘Doğrusu bu karan beklemi­ yordum' dedi.

“ Milli Birlik Kom itesine mu­ habbetlerini iletmemizi istedi. Biz İmralı’dan Yassıada’ya döndük.

“ Tam bu sırada Ankara'dan yeni haberler gelmeye başladı. Menderes’in infazı durdurulacak­ tı. Adadaki subayların öfkesi ye­ niden deşilmiş oldu. Eğer Mende­ res’in cezası uygulanmamış olsay­ dı, adadaki üzücü olaylara engel olamayacaktık.

“ Ada Kumandanlnın Anka­ ra’dan arandığı haberi gelince te­ lefona ben çıktım. Gürsele:

“ ‘Buyurun Komutanım, ben Yüzbaşı Remzi’dedim.

Gürsel telaşlıydı. Hâlâ, ada ku­ m andanıyla konuştuğunu sa­ nıyordu:

“ ‘T an k ’ dedi. ‘Beni dinle, çok önemli!’

Gürsel, Adnan Menderes'in idamını geciktirmemizi istedi.

"Korktuğumuz başımıza gel­ mişti. G ürsele bir kere daha ken­ dimi tanıtıp, ada kumandanının Menderes’i abp İmralı’ya götürdü­ ğünü ve cezasının da büyük bir ih­ timalle infaz edilmiş olabileceğini söylemek zorunda kaldım.

“ Gürsel’in üzüntüsünü ses to­ nundan anladım:

“ ‘Eyvaaah’ diyerek telefonu kapattı!

“ Durumu Ada Komutanı Ta­ nk Güryay’a bildirdim. Adnan Menderes’i alelacele hücumbota bindirip İmrab’ya gönderdik. So­ nu malum. İdam cezalannın saba­ ha karşı uygulanması geleneği de ilk kez Menderes’le bozulmuş ol­ du. Adnan Menderes, saat 14.30’ da idam edildi.”

YA S S IA D A ’YI U Ç U R M A PLANI

27 Mayıs’ın havacı silahşorla­ rından olan Remzi Oral, daha üsteğmen rütbesi taşırken, Dündar Seyhan aracılığı ile ihtilal örgütüne katılmıştı. Kendi deyişiyle “ erkek­ lik uğruna...” D aha sonra Albay Halim Menteş’in izinde “ havacılar cuntasl’nda sürdürmüştü silahşor­ luğunu. Gözünü budaktan esirgeme­ yen bu jet pilotunun elinde ilginç biç “ yetki belgesi” vardı. Yassıada’mn güvenlik ve savunması emirlerinin Remzi O ral’dan alınacağı bildirili­ yordu.

Deli Remzi, bu yetkiyi 13 Ka­ sım operasyonu ile 14’lerin yurt dı­ şına postalanmasından önce almış­ tı. AJmış ve Yassıada’da gizli bir planın hazırlıklarına girişmişti.

Y a ssıa d a ’nın güvenliğinden sorum lu Hava Y üzb aşısı R e m zi O ra l (sağda), Milli Birlik Kom itesi üye si H a y d a r T u n ç k a n a t’ tan emirlerini alıyordu. Fotoğrafta, iki ihtilalci görülüyor.

Neydi bu plan? Kendisinden dinleyelim:

TÜ R K E Ş ’ İN N İYETİ

“ Biz komite içinde havacı ka­ nada bağlıydık. Türkeş’in siyasal bir planından kuşku duyuluyordu. Türkeş’in komitede bir iç darbe yaptıktan sonra Yassıada’daki de­ mokratlan affettirip Demokrat Parti'nin oy tabanı üzerine oturan bir siyasal parti kurma girişimleri söz konusuydu. 27 Mayıs’ı bir si­ yasal parti yörüngesine oturtmak is­ tiyordu.

“ Biz böyle bir olasılığa karşı kendi planımızı yaptık. Yassiada’ daki tüm binalara tahrip kalıplan yerleştirdik. Eğer Türkeş ve ekibi önceden davranıp da bizim ekibi tasfiye etseydi Yassıada’yı havaya uçuracaktık. Tabu kendimiz de bir­ likte uçacaktık.”

On dörtlerin postalanışı ve Men­ deres’in idamından sonra, bu jet pi­ lotunun son uçuşuna da gerek kal­ madı.

Yassıada’yı havaya uçurma pro­ jesi, sadece ufak bir “ tatbikatta” kaldı.

13 Kasım 1960 ya da 6 Haziran 1961 gibi, komite içi sesli ve ses­ siz darbelerden önceye rastlayan bu ufak, am a sesli tatbikatın öyküsü­ nü de, ¡o dönemin rütbesi küçük am a yetkisi büyük komutanı Deli Remzi’den dinleyelim:

“ Yassıada'mn güvenliğinden sorumlu uçaklar Bandırma’da Al­ bay Emin Alpkaya’ya bağlıydı, ama emirleri benden alıyorlardı. Roket ve makineli tüfek mermisi yüklü bu uçaklar, arada bir ada­ nın üzerinde alçak uçuş yapıyorlar­ dı. Bir keresinde şöyle bir emir ver­ dim:

“ ‘Dikkat, dikkat. Akbaşlar!

Hedef Sivriada. Roket ve makineli atışı!’

“ Şimdi ikisi Türk Hava Yolla- n ’nda görevli olan dört pilot Siv- riada’ya doğru dalarak roket ve makineli atışıyla öylesine bir cayırtı kopardılar ki, sesi Çankaya Köş- kü’nde yankılandı. Benim ada gü­ venliği konusundaki özel yetkim­ den İstanbul Sıkıyönetim Komuta- nı’nın da haberi yoktu, Bandırma Üs Komutanı Emin Alpkaya’nın da. Gürültü kopunca Ankara’ya şi­ kâyet edildim.

“ Haber, Çankaya tepesine ga­ rip bir biçimde yansıtıldı: ‘Deli Remzi Yassıada’yı bombardıman ettiriyor’ diye. Gürsel, bu işin asb nedir diye Hava Kuvvetleri Komu­ tanı Tansel’i aramış, o da Bandır- ma’dan Emin Alpkaya’yı. Albay Alpkaya bana veryansın etti.

“ ‘Yahu Remzi, beni mahvettin, emekliye sevkedecekler' diye tir tir titriyordu.

“ Acele Ankara’ya çağırmışlar. Yeşilköv’de buluşup birlikte gittik, komiteden Mucip Ataklı Paşa du­ rumu bildiği için idare etti. Mucip Paşa’nm araya girmesiyle Hava Kuvvetleri Komutanı İrfan Paşa sırtımı sıvazladı. Fakat bu olay, İr­ fan Paşa’ya karşı olanları hareke­ te geçirdi:

“ ‘Yüzbaşı rütbesindeki Deli Remzi’ye böylesine yetki verilir mi’ diyerek Paşa’yı yıpratmaya başla­ dılar.

“ Oysa, yetkimin kaynağı komi­ te idi. Eğer 13 Kasım 1960’ta ko­ mite içindeki temizlik harekâtında olaylar tersine gelişseydi, ben de üzerinde insan yaşayan Sivriada ye­ rine Yassıada'yı bombalalacaktım. O zaman, demokrasiye geçmek de kolay olmayacaktı.”

Taha Toros Arşivi

Referanslar

Benzer Belgeler

Temelinde bilgisayar gibi işleyen bir evrende yaşadığımıza kanıt olarak, sürekli görülen fiziksel olaylara kuantum mekaniksel düzeyde baktığımız- da kesikli bir yapıya

Tatil ile sağlık arasındaki ilişkiye ele al- madan önce Türkiye’nin ve diğer ülkelerin tatil karnesine kısa bir göz atalım: Türkiye resmi tatiller dâhil yılda ortalama 25

• Örnekleme ise evrenin özelliklerini belirlemek, tahmin etmek için onu temsil edecek uygun örnekleri seçmeye yönelik süreci ve bu süreçte gerçekleştirilen tüm

Etkileşim enerjisinin çok yüksek olduğu anda meydana gelen önemli bir süreç, parçacık ve antiparçacıkların eş zamanlı olarak çiftler halinde oluşmasıdır..

100 000 000 000 (yüz milyar !) tane portakal Aralarındaki ortalama uzaklık biraz önce.. bulduğumuz

Tipik durum örneklemesi, yeni bir uygulamanın veya yeniliğin tanıtımında, uygulamanın yapıldığı ya da yeniliğin olduğu bir dizi durum, kişi ve grup arasından en tipik bir

rastgele örnekleme ya da tabakalı rastgele örnekleme yöntemiyle yapılan örnekleme çıkan bireylere ya da ailelere ulaşmak pratik olmayabilir.

Kanaatimizce, Köroğlu ve Ruşen adlarının birlikte kullanılması bir anlamda, “Gök, Yer ve Yeraltı ” şeklindeki evren tasarımının bütüncül bir ifadesi ve aynı zamanda