• Sonuç bulunamadı

Hastane çalışanlarının hastane enfeksiyonları konusundaki bilgi ve davranışlarının değerlendirilmesi

N/A
N/A
Protected

Academic year: 2021

Share "Hastane çalışanlarının hastane enfeksiyonları konusundaki bilgi ve davranışlarının değerlendirilmesi"

Copied!
113
0
0

Yükleniyor.... (view fulltext now)

Tam metin

(1)

i

T.C.

SELÇUK ÜNĐVERSĐTESĐ SAĞLIK BĐLĐMLERĐ ENSTĐTÜSÜ

HASTANE ÇALIŞANLARININ HASTANE ENFEKSĐYONLARI

KONUSUNDAKĐ BĐLGĐ VE DAVRANIŞLARININ

DEĞERLENDĐRĐLMESĐ

Selma ĐNFAL

YÜKSEK LĐSANS TEZĐ

HALK SAĞLIĞI ANABĐLĐM DALI

Danışman

Prof. Dr. Tahir Kemal ŞAHĐN

(2)

S.Ü. SAĞLIK BĐLĐMLERĐ ENSTĐTÜSÜ MÜDÜRLÜĞÜNE

Selma ĐNFAL tarafından savunulan bu çalışma, jürimiz tarafından Halk Sağlığı Anabilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak oy birliği ile kabul edilmiştir. 11.09.2009

Jüri Başkanı Danışman

Selçuk Üniversitesi Selçuk Üniversitesi

Üye

Selçuk Üniversitesi

ONAY

Bu tez, Selçuk Üniversitesi Lisansüstü Eğitim-Öğretim Yönetmenliği'nin ilgili maddeleri uyarınca yukarıdaki jüri üyeleri tarafından uygun görülmüş ve Enstitü

Yönetim Kurulu ... tarih ve ... sayılı kararıyla kabul edilmiştir.

Đmza

Prof.Dr.Orhan ÇETĐN Enstitü Müdürü

(3)

ÖNSÖZ

Geçmişten günümüze halen önemli bir sorun olan hastane enfeksiyonları, tüm korunma ve kontrol çalışmalarına rağmen tamamen engellenememektedir. Bu çalışma Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi’ndeki hastane çalışanlarının konu ile ilgili bilgi ve davranışlarını değerlendirmek, hastanenin hastane enfeksiyonları ile ilgili çalışmalarına katkıda bulunmak amacıyla yapıldı.

Tüm eğitimim boyunca maddi ve manevi olarak beni her zaman destekleyen ve ilgisini esirgemeyen canım aileme, özellikle babam Akif ĐNFAL’e, tezimin her aşamasında öneri, katkı ve her türlü bilimsel desteğini aldığım ve birlikte çalışmış olmaktan onur duyduğum danışman hocam Prof. Dr. Tahir Kemal ŞAHĐN’e, çalışmama katkıda bulunan Prof. Dr. Onur URAL’a, araştırmanın uygulanmasına izin veren hastane yönetimi çalışanlarına, sayamadığım emeği geçen herkese ve araştırmaya katılan tüm arkadaşlara sonsuz teşekkürlerimi sunarım.

(4)

ĐÇĐNDEKĐLER Sayfa ONAY i ÖNSÖZ ii ĐÇĐNDEKĐLER iii ÇĐZELGELER DĐZĐNĐ v SĐMGELER VE KISALTMALAR vi 1. GĐRĐŞ 1

1.1. Hastane enfeksiyonlarının Tanımı ve Kriterleri 5

1.2. Hastane Enfeksiyonlarının Tarihçesi 6

1.3. Hastane Enfeksiyonlarına Neden Olan Mikroorganizmalar 7

1.3.1. Stafilokoklar 8

1.3.2. Enterokoklar 9

1.4. Çoklu Direnç 10

1.5. Hastane Enfeksiyonlarının Tanıları 11

1.6. Hastane Enfeksiyon Epidemilerinin Araştırılması 11 1.7. Hastane Enfeksiyonlarına Epidemiyolojik Bakış 12

1.8. Sürveyans 13

1.9. Kontrol/Koruma 13

1.10. Hastanede Enfeksiyon Kontrolü ve Önlemler 14

1.11. Enfeksiyon Kontrol Komitesi 17

1.12. Đzolasyon Yöntemleri 17

1.13. Elin Bakteriyel Florası 18

1.14. El Yıkama 19

1.15. Hastane Enfeksiyon Kontrolünde Hemşirenin Rolü 19

2. GEREÇ ve YÖNTEM 22

2.1. Araştırmanın Tipi 22

2.2. Araştırmanın Yapıldığı Yer ve Zaman 22

2.3. Araştırma Evreni 22

2.4. Örneklem Hacmi 22

2.5. Araştırmanın Örneklemi 22

2.6. Veri Toplama Araçları 24

(5)

ĐÇĐNDEKĐLER Sayfa

2.8. Ön Deneme 24

2.9. Etik Durum 24

2.10. Araştırmanın Sınırlılıkları 25

2.11. Varsayımlar 25

2.12. Araştırmanın Bağımlı ve Bağımsız Değişkenleri 25

2.13. Verilerin Analizi 25

3. BULGULAR 26

3.1. Hekimlere Đlişkin Bulgular 26

3.2. Hemşirelere Đlişkin Bulgular 35

3.3. Yardımcı Personele Đlişkin Bulgular 46

4. TARTIŞMA 58

4.1. Hekimlerin Hastane Enfeksiyonları Konusundaki Bilgi

Düzeyleri 58

4.2. Hekimlerin Hastane Enfeksiyonları Konusuna Yönelik

Davranışları 60

4.3. Hemşirelerin Hastane Enfeksiyonları Konusundaki Bilgi

Düzeyleri 62

4.4. Hemşirelerin Hastane Enfeksiyonları Konusuna Yönelik

Davranışları 64

4.5. Yardımcı Personelin Hastane Enfeksiyonları Konusundaki Bilgi

Düzeyleri 66

4.6. Yardımcı Personelin Hastane Enfeksiyonları Konusuna Yönelik

Davranışları 68 5. SONUÇ ve ÖNERĐLER 72 6. ÖZET 74 7. SUMMARY 75 8. KAYNAKLAR 76 9. EKLER 82

EK-A. Hekimlere Yönelik Anket Formu 82

EK-B. Hemşirelere Yönelik Anket Formu 89

EK-C. Yardımcı Personele Yönelik Anket Formu 97

EK-D. Etik Kurul Đzni 103

EK-E. S.Ü. Meram Tıp Fakültesi Dekanlığı Đzni 104

EK-F. S.Ü. Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği Đzni 105

(6)

ÇĐZELGELER DĐZĐNĐ Sayfa

Çizelge 2.1. Kliniklere göre çalışan hekim, hemşire ve yardımcı personel sayıları ile örnekleme seçilen personelin kliniklere göre dağılımı

23 Çizelge 3.1. Araştırma Grubuna Katılan Hekimlerin Sosyo-Demografik

Özellikleri ve Çalışma Yaşamına Đlişkin Tanıtıcı Özellikleri (n=82)

26 Çizelge 3.2. Araştırma Grubuna Katılan Hekimlerin Tüm Bilgi

Sorularından Aldıkları Ortalama Toplam Puanların Bağımsız Değişkenler Đle Đlişkisi

27 Çizelge 3.3. Hekimlerin Hastane Enfeksiyonları Konusuna Yönelik Bilgi

Sorularına Verdikleri Doğru Yanıtların Yüzde (%) Dağılımı (n=82)

28 Çizelge 3.4. Hekimlerin Hastane Enfeksiyonları Konusuna Yönelik

Davranış Sorularına Verdikleri Doğru Yanıtların Yüzde (%) Dağılımı (n=82)

31 Çizelge 3.5. Araştırma Grubuna Katılan Hemşirelerin Sosyo- Demografik

Özellikleri ve Çalışma Yaşamına Đlişkin Özellikleri (n=100) 35 Çizelge 3.6. Araştırma Grubuna Katılan Hemşirelerin Tüm Bilgi

Sorularından Aldıkları Ortalama Toplam Puanların Bağımsız Değişkenler Đle Đlişkisi

37 Çizelge 3.7. Hemşirelerin Hastane Enfeksiyonları Konusuna Yönelik

Bilgi Sorularına Verdikleri Doğru Yanıtların Yüzde (%) Dağılımı (n=100)

39 Çizelge 3.8. Hemşirelerin Hastane Enfeksiyonları Konusuna Yönelik

Davranış Sorularına Verdikleri Doğru Yanıtların Yüzde (%) Dağılımı (n=100)

44 Çizelge 3.9. Araştırma Grubuna Katılan Yardımcı Personelin Sosyo-

Demografik Özellikleri ve Çalışma Yaşamına Đlişkin Özellikleri (n=83)

47 Çizelge 3.10. Araştırma Grubuna Katılan Yardımcı Personelin Tüm Bilgi

Sorularından Aldıkları Ortalama Toplam Puanların Bağımsız Değişkenler Đle Đlişkisi

48 Çizelge 3.11. Yardımcı Personelin Hastane Enfeksiyonları Konusuna

Yönelik Bilgi Sorularına Verdikleri Doğru Yanıtların Yüzde (%) Dağılımı (n=83)

50 Çizelge 3.12. Yardımcı Personelin Hastane Enfeksiyonları Konusuna

Yönelik Davranış Sorularına Verdikleri Doğru Yanıtların (%) Dağılımı (n=83)

(7)

SĐMGELER VE KISALTMALAR

ABD Amerika Birleşik Devletleri

AHA American Hospital Association

CDC Centers for Disease Control

CHIP Comprehensive Hospital Infections Project

HE Hastane Enfeksiyonları

HEKK Hastane Enfeksiyonları Kontrol Komitesi

HCV Hepatit C Virüsü

HICPAC Hospital Infection Control Practices Advisory Committee

HIV Human Immunodeficiency Virus

MRSA Methicillin-Resistant Staphylococcus Aureus

NNIS National Nosocomial Infections Study

SENIC Study on the Efficacy of Nosocomial Infection Control

SÜMTF Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi

VRE Vancomycin-Resistant Enterococci

(8)

1. GĐRĐŞ

Hastane enfeksiyonları (HE), hastane ortamından kazanılan enfeksiyonlar olarak tanımlanır. Birçok kaynakta hastane enfeksiyonları yerine nozokomiyal enfeksiyonlar deyimi de kullanılmaktadır. Bu kelimeler Yunanca’dan; nosos: hastalık, komeion: bakım, nosokomeion: hastane sözcüklerinden türetilmiştir (Doğanay 2004).

Hasta hastaneye yattığında inkübasyon döneminde değilse veya o enfeksiyonun belirti ve bulguları yoksa hastanede ortaya çıkan enfeksiyonlar “nozokomiyal “olarak değerlendirilir. Genellikle nozokomiyal enfeksiyonlar hasta hastaneye yattıktan 48-72 saat sonrası ile ve taburcu olduktan sonraki 10 gün içinde gelişir (Uzun 1997, Özdemir ve ark 2004, Ertek 2008, Öztürk 2008, Geyik ve ark 2008).

Nozokomiyal enfeksiyonlar hastanede kalış süresini uzatan ve ek tedavi maliyetleri getiren morbidite ve mortalitesi yüksek enfeksiyonlardır (Akhan ve Hayran 1997, Mutlu ve ark 2001, Şahin ve ark 2003, Töreci 2003, Yaylı ve ark 2003, Ç Şardan 2004, Yalçın 2004, Bayındır 2005, Đlgün ve Ovayolu 2005, Vançelik ve ark 2006, Izquierdo-Cubas et al 2008, Orucu ve Geyik 2008,). Değişik çalışmalarda hastanede ek yatış süresinin 4-33 gün olduğu bildirilmiştir. HE’nin neden olduğu ek mortalite hızlarının ise, % 4 ile % 33 arasında değiştiği saptanmıştır (Vançelik ve ark 2006).

Hastalar, evde veya bir sağlık kuruluşunda çok sayıda sağlık çalışanıyla ve enfeksiyon riskleriyle karşılaşmaktadır (Karabey 2009). Hastane enfeksiyonuna neden olan mikroorganizmalar taburcu olan hastalar, çalışanlar ya da ziyaretçiler yoluyla topluma da yayılabilmektedir (Ertek 2008). Bu yönüyle de HE önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir (Sengupta 2000, Yaylı ve ark 2003, Yalçın 2004, Vançelik ve ark 2006, Yalçın 2006, Ertek 2008).

Hastane enfeksiyonlarına yol açan mikroorganizmaların toplumdakilerden farkı, bunların hastane ortamında yaşamlarını sürdürebilmeleri, hasta ve personelin deri ve mukozalarında kolonize olmaları, hastadan hastaya bulaş sırasında çeşitli yüzeylerde canlılıklarını koruyabilmeleri ve antibiyotik tedavisine, bazen de

(9)

direnç mekanizmalarını edinebilmek, mikroorganizmaya hastane ortamında canlılığını sürdürebilmek için bir üstünlük sağlamaktadır (Gürler 2005). Hastane ortamında enfeksiyon hastalıklarının kaynağı hastalar, ziyaretçiler hastane personeli, tetkik ve tedavi amacıyla kullanılan aletler ile hastane ortamının kendisi olabilir. Hastane personeline enfeksiyon hastalıklarının bulaşması daha çok delici-kesici aletlerle yaralanma, kontamine materyal ile temas sonrası olmakta, solunum yoluyla bulaş ve laboratuvar kaynaklı bulaşlar da sık görülmektedir (Terzi ve ark 2009).

Normal deride, sürekli flora bakterileri tarafından enfeksiyon oluşturulmaz, ancak doğal direnç mekanizmalarından birinde bozukluk meydana gelirse, bu bakteriler patojen hale geçebilirler. Hastanede yatan ve sağlıklı kişilerin floralarından yapılan karşılaştırmalı çalışmalarda; hastanede yatanlarda yüksek oranda antibakteriyel direnç ve bakteriyel florada önemli sayısal değişiklikler tespit edilmiştir (Engin ve Kurukahvecioğlu 1998).

Nozokomiyal enfeksiyonlar sıkılıkla bakteriyel etkenlerle özdeşleşmiş olarak değerlendirilmektedir, ancak son yıllarda, özellikle, insan immünyetmezlik virüsü (HIV), hepatit C virüsü (HCV) gibi kan yolu ile bulaşan virüslerin neden olduğu dramatik komplikasyonlar hastane kaynaklı enfeksiyonlarda viral etkenlere de dikkat çekilmesine neden olmuştur (Kara 2006).

Nozokomiyal enfeksiyonlar hastanede yatan hastaların % 5-15’inde ortaya çıkar. Yoğun bakım ünitelerinde yatan hastaların % 25-33’ünde bu komplikasyon gelişir (Uzel 2004, Tabak ve Aktuğlu 2001, Dossaji ve ark 2008, Đnan ve ark 2004). Nozokomiyal enfeksiyonların gelişmesi konağın patojen veya potansiyel patojen olan mikroorganizmalarla kolonizasyonuna ve konağın savunma mekanizmalarının bozulmasına bağlıdır (Uzel 2004).

Hastanelerde, hemen her zaman düzeltme ve yenileme amacıyla inşaat ve onarım çalışmaları yapılmaktadır. Hastaneler onarım ya da yenileme çalışmaları sırasında hizmete ara verme lüksüne sahip olan kurumlar değildir. Bu nedenle bu çalışmalar sırasında hastalar, hasta yakınları ve personel, başta travma ve gürültü olmak üzere, çeşitli risklere maruz kalırlar. Bu riskler içinde son zamanlara kadar öngörülmemiş olan, ancak son dekadlarda özellikle hastane salgınlarından elde edilen bilgiler doğrultusunda fark edilen bir risk de hastane enfeksiyonlarıdır. Son

(10)

yıllarda yapılan incelemelerde özellikle bazı mikroorganizmalarla gelişen salgınların inşaat ve onarım çalışmaları sırasında ortaya çıktığı belirlenmiştir (Arslan 2006).

HE sadece kritik hastalar arasında değil, sağlıklı kişiler arasında da salgın şeklinde seyredebilir. Sıklıkla fırsatçı bir patojenin kolonize olması, enfeksiyon bulgularının çıkması ve hastalığın duyarlı ve vücut direnci düşmüş olan kişilerde başlayarak yayılması söz konusudur (Akın 1998).

Hastane salgınları genellikle sık tekrarlanan bazı işlemeler veya alet kullanımı ile ilgili teknik hatalar sonucunda ortaya çıkar. Bu ilişkilerin iyi bilinmesi verimli bir salgın incelemesi yapılabilmesi için gerekli olan ön koşuldur (Ç Şardan 2003). Bir salgın incelemesinin öncelikli bir sağlık sorunu olmasının nedeni, hastalığın kontrolü ve önlenmesidir. Salgın kontrol önlemleri ile ayrıntılı incelemeler arasındaki denge, salgın nedeni, kaynağı, etkenin bulaşma yolu hakkında ne kadar bilgi sahibi olunacağına bağlıdır (Akın 1998).

Gelişmekte olan ülkelerde toplam sağlık giderlerinin % 35’i antibiyotiklere harcanmaktadır. Antibiyotikler günümüzde tüm dünyada en çok kullanılan ilaçların başında gelmektedir. Ülkemizdeki ilaç pazarının yaklaşık % 20’sini antibiyotikler oluşturmaktadır (Erol ve ark 2004). Ülkemizde uygunsuz antibiyotik kullanımı; dahili birimlerde % 9-35, cerrahi bölümlerde ise % 39-74.2 olarak tespit edilmiştir (Karahocagil ve ark 2007). Cerrahi alan enfekyionları nozokomiyal enfeksiyonlar arasında daha sıktır ve morbitide, mortalite ve maliyetin artmasına sebep olur (Kivi et al 2008). Bu çalışmalarda antibiyotikler kullanım amacına göre değerlendirildiğinde; tedavi amaçlı uygunsuz antibiyotik kullanımı % 9,1-34, profilaksi amaçlı uygunsuz antibiyotik kullanımı % 44-85 olarak tespit edilmiştir (Karahocagil ve ark. 2007). Antibiyotiklerin uygunsuz kullanımının en sık görüldüğü durumlardan biri de cerrahi profilaksidir (Aktaş 2006). Akılcı antibiyotik kullanımı; morbidite ve mortalitenin azaltılması ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi ile hasta için yatış süresinin ve hastane dışı tedavi süresinin, toplam tedavi maliyetinin azaltılması ve direnç sıklığının düşürülmesi ile sağlık sistemi için, verimliliğin artması ile toplum için vazgeçilmez yararlar sağlamaktadır (Özgüneş 2006).

Hastane enfeksiyon oranı yüksek olan hastanelerde antimikrobiyal kullanım oranı da yüksektir ve doğal olarak direnç öncelikle enfeksiyon oranı yüksek olan

(11)

mikroorganizmalarda antibiyotiklere karşı direnç gelişimi çok önemli bir problemdir. Hastanelerde uygunsuz antibiyotik kullanımının önlenmesi o ülkenin genel sağlık hizmetlerinin bir göstergesi olarak da değerlendirilmektedir. Hastaneye yatan hastaların yaklaşık üçte ikisine antibiyotik verilmektedir. Hastane enfeksiyonlarının en önemli nedenlerinden biri, hastanelerde yaygın, bazen aşırı miktarda antibiyotik kullanımıdır. Uygunsuz antibiyotik kullanımına bağlı olarak da çoğu (% 35-45) üriner sistemde olmak üzere HE gelişmektedir (Gökalpve Mollaoğlu 2003).

Mikroorganizmaların antibiyotiklere direncinde son yıllarda görülen hızlı artış, kanser kemoterapisindeki ilerleme nedeniyle immünokompromize hastaların sayısının artması ve ileri teknoloji sayesinde gelişen enstrumantasyon, hastane enfeksiyonlarının artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle gelecekte hastanede gelişen enfeksiyonların daha da artması beklenebilir. Bu da hastane enfeksiyonlarının kontrolü ve önlenmesi konusunun daha da önemli olmasına neden olacaktır (Akhan ve Hayran 1997).

Hastane enfeksiyon kontrol programları başlangıçta sadece bir sürveyans sistemi olarak görülürken, daha sonraları yapılan çalışmalar ile hastaların klinik sonuçlarını direkt olarak etkileyen önemli bir kalite iyileştirme programı oldukları anlaşılmıştır (Akalın 2003). Enfeksiyon kontrol programının oluşturulması esas olarak enfeksiyon kontrol doktoru ve enfeksiyon kontrol hemşirelerinden oluşan enfeksiyon kontrol ekibinin işidir (Ç Şardan ve Ünal 2004). Enfeksiyon kontrol programı uygulayan hastanelerde hastane enfeksiyonlarının ~% 32 oranında azaldığını kanıtlayan SENIC Projesi, tüm dünyada enfeksiyonların önlenmesinin karlılığına yönelik sağlam bir dayanak oluşturmuştur (Karabey 2006)

Enfeksiyonların önlenmesi ve kontrolü hastane enfeksiyon kontrol komitesinin başarılı çalışmasıyla gerçekleşmektedir. Son yıllarda laboratuvar alanında mikroorganizmaların hızlı tanımlanması ve ayırımında gelişen yeni alet ve teknikler, mikroorganizmaların tiplendirilmesinde gelişen moleküler yöntemler, enfeksiyonların tanısında ve kontrolünde klinik mikrobiyoloji laboratuvarının yerini daha ön plana çıkarmıştır (Töreci 2003).

Klinik hemşiresi hangi durumlarda izolasyon uygulandığını ve hangi izolasyonun neleri kapsadığını bilmelidir. Amaç, enfekte veya kolonize hastalardan diğer hastalara, ziyaretçilere ve sağlık personeline mikroorganizmaların bulaşını

(12)

önlemektir (Doğanay 2004). Bu nedenle hastane enfeksiyonları tıp ve hemşirelik alanında her zaman güncelliğini korumuştur (Şahin ve ark. 2003).

Nozokomiyal üriner sistem enfeksiyonları en sık rastlanan hastane enfeksiyonlarıdır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde hastane enfeksiyonlarının % 40’ının üriner sistem enfeksiyonları oluşturmaktadır. Ülkemizde bu oran % 26,2-49,4 arasında değişmektedir (Arslan ve Gürdoğan 1999, Aydın ve ark 1999, Bakır 1999, Çaylan ve Köksal 1999, Köksal 1999, Leblebicioğlu 1999, Köksal 2000, Elaldı ve ark 2003, Savaş ve ark 2003, Đlgün ve Ovayolu 2005, Gürsoy 2008).

HE sıklık sırasına göre şöyle sıralanır:

1. Hastane kökenli üriner sistem enfeksiyonları,

2. Hastane kökenli pnömoni (Yoğun bakım ünitesinde ilk sıradadır), 3. Cerrahi alan enfeksiyonu,

4. Damar içi kataterin yol açtığı enfeksiyonlar (Akçay ve ark. 2003).

1.1. Hastane Enfeksiyonlarının Tanımı ve Kriterleri

Hasta hastaneye yattığında inkübasyon döneminde değilse veya o enfeksiyonun belirti ve bulguları yoksa hastenede ortaya çıkan enfeksiyonlar “nozokomiyal “olarak değerlendirilir.

Annede hastaneye yatış sırasında enfeksiyon yok ama 48-72 saat sonra doğan bebek enfekte ise bu enfeksiyon nozokomiyal kabul edilir. Transplasental yoldan geçen enfeksiyonlar bu kategoriye alınmaz. Lejyonella veya suçiçeği gibi inkübasyon süresi uzun olan enfeksiyonlar için bu zaman çerçevesi uygun şekilde düzenlenir. Enfeksiyon hastaneye yatış sırasında var olan enfeksiyöz bir olayın komplikasyonu veya uzantısı ise nozokomiyal kabul edilmez. Yenidoğanda nozokomiyal enfeksiyon kriterleri karmaşıktır ve hastanede kalış süresiyle ilişkilidir (Uzun 1997).

1.2. Hastane Enfeksiyonlarının Tarihçesi

Hastane enfeksiyonlarının ve buna karşı önlemler alınması gereğinin fark edilmesi, mikroplarla hastalıklar arasında kesin ilişkinin kurulmasını beklememiştir.

(13)

Hastane enfeksiyonunu bugün de geçerli olan bilimsel yöntemlerle en kesin şekilde ortaya koyan Ignaz Philipp Semmelweis’tir.

Hastane enfeksiyonları açısından Semmelweis’in gözlemleri ve uygulamaları çok önemlidir. Ignaz Philipp Semmelweis, 1844 yılında Viyana Tıp Okulu’ndan mezun oldu. Üç yıl sonra Viyana’da doğum kliniğine asistan olarak göreve başladı. Bu doğum kliniği, tıp öğrencilerinin pratik yaptığı bölüm ve ebelerin eğitim yaptığı bölüm olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Semmelweis, tıp öğrencilerinin eğitim gördüğü klinikte loğusalık humması sonucu ölüm oranının % 10, ebelik öğrencilerinin eğitim yaptığı bölümde ise ölüm oranının % 3 olduğu gözlendi. Tıp öğrencileri otopsi uygulamalarına katılıyorlardı, ebe öğrencileri ise otopsi yapmıyorlardı. Tıp öğrencilerinin elleri ile otopsilerden taşınan materyallerle kadınların hastalandıkları fikri Semmelweis’te oluştu. Bunu test için öğrencilere, otopsi işlemlerinden sonra ellerini koku kalmayıncaya kadar klorlu kireç suyu ile yıkama zorunluluğu koydu. Tıp öğrencilerinin uygulama yaptığı serviste ölüm oranı Nisan 1847’de % 18,3 iken, ellerin yıkanmaya başladığı Mayıs’ta % 12,2’ye yıl sonuna doğruda % 1,3’e düştü (Töreci 2003, Doğanay 2004).

Semmelweis bu gözlemleri kaydederken, adli tıp profesörü bir arkadaşının parmağına otopsi sırasında öğrencisinin bistürisi batar ve profesör gelişen akut bir enfeksiyonla ölür. Onun otopsisindeki bulguların loğusalık hummasından ölen kadınların otopsisindeki bulgulara benzediğini gören Semmelweis arkadaşının, parmaktaki yaradan değil, bu yaranın kadavra materyali ile kontamine olmasından öldüğünü kavrayarak bilmeceyi çözer (Töreci 2003). Semmelweis, önemli bir gözlem daha yaptı. Pis kokulu akıntısı olan, uterus kanserli hastaların muayenesinden sonra muayene edilen 12 gebeden, doğumdan sonra 11’inin loğusalık hummasından öldüğünü gözlemledi. Bu gözlemden sonra, Semmelweis, öğrencilerin yalnızca kliniğe girerken değil, her hasta muayenesi arasında da el yıkamayı zorunlu hale getirdi. Bu el yıkama zorunluluğu, enfeksiyon kontrolünde günümüzde hala önemini koruyan önemli bir uygulamadır (Töreci 2003, Doğanay 2004).

Đlk hastanelerden başlayarak 19. hatta 20. yüzyıla kadar hastaneler, eski Roma devrindeki askeri hastaneler dışında, hemen hepsi sadece fakir, evsiz-barksız, kimsesiz kişilere hizmet vermiştir. Bunlara seyyahlar ve manastırlarca, kiliselerce yönetilen hastanelerdeki keşişler de eklenebilir. Varlıklı olan kişiler evlerinde tedavi

(14)

edilirlerdi. Özellikle doğumlar, hali vakti yerinde olan kişilerce hemen daima evlerde yapılır, hastaneye fakirler veya babasız çocuk doğuracaklar başvururdu. Nitekim Orta Çağ’da hastanelere ait tasvirlerde tedavilerin ve ameliyatların hastaların yattığı salonlarda yapıldığı, hatta ölülerin dahi aynı yerde kefenlendiği veya otopsilerin yapıldığı, bir yatakta 3-4 hastanın yattığı, hasta yataklarının üzerinde farelerin dolaştığını gösteren görüntüler yer almaktadır. Bazı hastanelerde hasta çokluğundan ötürü yatakların hastalarca nöbetleşe kullanıldığı bilinmektedir. Bir askeri hekim olan ve dizanterinin canlı etkenlerle oluştuğunu, ordudaki uyuz salgınlarının hava veya diyet değişikliğinden değil Antony van Leeuwenhoeck’un püstül materyalinde varlığını gösterdiği küçük böceklerle meydana geldiğini ileri süren, Pringle 1740’lı yıllarda “bir orduda hastalıkların ve ölümlerin başlıca nedenleri arasında, kişilerin sağlıkları için başvurduğu hastaneleri sayabilirim” diye yazmakta, camları kırık bir koğuşun daha sağlıklı olduğunu söylemektedir.

18. yüzyılda Hotel-Dieu’nun 1000 yatak kapasiteli olduğu belirtilmekte fakat yatan hasta sayısının hiçbir zaman 2000-3000’den aşağı düşmediği ifade edilmektedir. Hotel Dieu hastanesinde, yaraların günlük olarak bir sünger ile yıkandığı, aynı süngerin diğer hastalarda da kullanıldığı belirtilmekte. Bu işlem sonucu bütün yaraların enfekte oldukları dikkatleri çekmiştir (Doğanay 2004). Aynı dönemde bacak ampütasyonlarından sonra yaraların enfekte olduğu ve hastaların % 60’ının enfeksiyondan kaybedildiği belirtilmektedir (Töreci 2003, Doğanay 2004). Bir lohusalık humması patladığında doğum yapan 20 kadının 19’u ölmüştür (Töreci 2003).

1.3. Hastane Enfeksiyonlarına Neden Olan Mikroorganizmalar

Hastanelerde çoklu dirençli mikroorganizmaların ortaya çıkması ve yayılım göstermesi bir çok hastanede ampirik tedavi protokollerinin değiştirilmesine yol açmaktadır.

1.3.1. Stafilokoklar

Hastane enfeksiyonuna neden olan gram-pozitif bakterilerin başında Staphylococcus aureus gelmektedir. Đnsan deri ve mukozaları başta olmak üzere

(15)

aureus günümüzde hastane ve toplum kaynaklı enfeksiyonların en sık etkenlerinden biridir. Hastane personelindeki taşıyıcılığın da esas olarak hasta bakımı sırasında elde edildiği bildirilmektedir (Hızel ve ark 2005). Stafilakoklar da metsiline direnç ilk kez 1961’de rapor edildi. O zamandan beri metsiline dirençli Stafilakokus dünya çapında tıp alanında önemli bir problem olmuştur (Gürler 2005, Wang et al 2008).

Metisiline dirençli suşlar 1970’li yıllardan başlayarak devamlı artış göstermiş, Avrupa’da bu yıllarda metisiline dirençli suşlarla salgınlar bildirilmeye başlanmıştır. Daha sonraki yıllarda da benzer şekilde ABD’de bu suşlar artış göstermiştir. 1970’li yıllarda ABD’de % 2,4 olarak bildirilen direnç, 1990’lı yılların başında % 29’a ulaşmıştır. 1980’li yıllarda Đskandinav ülkeleri başta olmak üzere gerekli enfeksiyon önlemlerinin alındığı ve antibiyotik kullanımının sıkı kontrol altına alındığı ülkelerde metisiline dirençli suşların sayısı önemli ölçüde azalmış % 0,1-0,3 seviyelerine kadar düşmüştür.

Akdeniz ülkeleri ve doğu Avrupa’daki birçok ülke de ise MRSA suşları günümüzde de yüksek orandadır. Örneğin; metisilin direnci Hırvatistan’da %55, Yunanistan’da % 62,5-67, Polonya’da % 2-80, Đtalya’da % 34,4, Fransa’da % 33,6, Đspanya’da % 30,3-31 olarak bildirilmektedir.

Ülkemizde ise oranlar şehirler ve hastaneler arası farklılık göstermekte, % 25-70 arasında bildirilmektedir. Đstanbul Tıp Fakültesi’nde ise 2000’li yıllarda % 24-50 arasında metisilin direnci tespit edilmiştir.

Hastaların yaşam sürelerinin uzatılması için uygulanan invaziv girişimler, kateterlerin daha yaygın kullanımı deri florasının önemli bir üyesi olan koagülaz-negatif stafilokoklarla enfeksiyonların artışına neden olmuştur. Metisilin direnci bu bakterilerde de oldukça yüksektir. Ancak bu bakteriler S. aureus gibi epidemik yayılım göstermezler ve hastane ortamında çok büyük bir risk oluşturmayabilirler (Gürler 2005).

1.3.2. Enterokoklar

Sindirim sisteminin florasında bulunan enterokoklar, 20 yıl öncesine kadar çok sık enfeksiyon oluşturmayan virülansı düşük mikroorganizmalar olarak bilinmekteydi.

(16)

Enterokoklar, dış ortam koşullarına oldukça dirençli olmaları nedeniyle hastanelerin çeşitli bölümlerinde cihazlar, hastalar veya hastalara bakım veren kişilerin ellerinde dahi bulunabilirler. Enterokokları önemli kılan en önemli özellikleri antimikrobiklere dirençli olmalarıdır ve hatta bu direnci başka mikroorganizmalara aktarmalarıdır. 1980’li yıllarda enterokoklara etkisiz olan veya az etkili olan üçüncü kuşak sefalosporinlerin sıklıkla kullanılması enterokokların enfeksiyon etkeni olarak daha fazla izole edilmesinde etkili olmuştur. Günümüzde enterokoklar hastane enfeksiyonu etkeni olarak ön sıralarda yer almaktadır. Birçok antibiyotiğe de çabuk direnç geliştirirler.

Đlk kez 1986 yılında Avrupa’da Đngiltere’den daha sonra ABD gibi ülkelerden vankomisine dirençli suşlar bildirilmiş, bilhassa 1995 yılından sonra glikopeptidlere dirençli enterokoklarla enfeksiyonlar daha da artmış hatta epidemiler bildirilmeye başlanmıştır.

Avrupa’da VRE rezervuarı hayvan çiftlikleri ve hayvanlardır. Avrupa’da hay-vanların yemlerine ilave edilen bir glikopeptid olan avoparsin vankomisine dirençten sorumludur. ABD’de ise hayvan yemlerine bu gibi maddelerin ilavesi yasak olduğu için söz konusu değildir. ABD’de vankomisinin fazla kullanımı ve VRE kolonizasyonunun artması direnç gelişmesinde önemlidir. Uzun süreli hastanede kalma, uzun süreli geniş spektrumlu antibiyotik kullanımı, ciddi hastalıklar, VRE kolonizasyonu ve enfeksiyonlar için hazırlayıcı nedenlerdir. Sağlıklı bireylerde VRE kolonizasyonu ciddi bir enfeksiyon riski oluşturmaz. Enterokoklarda vankomisin direnci yüksek düzey penisilin ve aminoglikozid direnci ile yakından ilişkilidir. VRE enfeksiyonları ve kolonizasyonunda gittikçe artan risk faktörleri arasında çoğul antimikrobiyal kullanımı, vankomisin kullanımı, immün yetmezlikle batın içi cerrahi girişimler sayılabilir, yoğun bakım üniteleri, onkoloji, hematoloji ve transplantasyon ünitelerinde yatan, üriner veya santral venöz kateter uygulanan hastalar VRE enfeksiyonları açısından risk altındadır.

1989-1993 yılları arasında Avrupa’da VRE’lerin % 0,3’ten % 7,9’a ulaştığı, ABD’de ise bu oranın daha yüksek olduğu gözlenmiştir. ABD’nin kuzey doğusunda % 20,6, güney doğusunda % 11,4, güney batısında % 11,1, kuzey batısında ise % 9,5

(17)

Ülkemizde ise enterokoklarda vankomisin direnci daha geç saptanmış olup ilk kez Antalya’dan 1999 yılında Vural ve arkadaşları tarafından, daha sonra aynı yıl içinde Đstanbul’da Öngen ve arkadaşları tarafından VRE bildirilmiş ve bu suşların sayısı ülkemizde de giderek artmıştır. Hatta 2004 yılında iki üniversite hastanesi çocuk servisinde ciddi sorunlar yaratmıştır.

VRE enfeksiyonlarının önlenmesinde vankomisin kullanımının kontrolü şarttır. Enfeksiyon-kolonizasyon ayrımının yapılması çok önemlidir. Enfekte hastaların izole edilmeleri, bakım veren kişilerin başta el temizliği olmak üzere bazı önlemleri alması gerekir. Hastaya bakım veren kişilerin eldiven giymesi, odadan çıkarken bu eldivenleri çıkarması gerekmektedir (Gürler 2005).

1.4. Çoklu Direnç

Bakterilerde çoklu direnç, “ bakterinin normalde duyarlı olduğu, farklı gruptan iki veya daha fazla sayıda antibiyotiğe dirençli olması“ olarak tanımlanmaktadır. Çoklu dirençli mikroorganizmaların çıkışı ve yayılımında çeşitli faktörler rol oynamaktadır. Bunlar; direnç genlerindeki mutasyonlar ile aktivite spektrumlarının genişlemesi, mikroorganizmalar arasındaki genetik alış veriş sonucunda direnç genlerini yeni konaklara geçişi, dirençli mikroorganizmaların çoğalmasına ve yayılımına yol açacak seleksiyon baskılarının oluşması, çoklu dirençli mikroorganizmaların klonal yayılımı ve antibiyotik duyarlılık testlerinde kullanılan bazı yöntemlerin oluşan direnç fenotiplerini saptayamamasıdır.

Gram – negatif hastane enfeksiyonu etkenleri içinde P. aeruginosa, Escherichia coli, Klebsiella spp., Enterobacter spp., Acinetobacter spp. ve Serratia spp. ilk sıraları almaktadır. Bu mikroorganizmalarda antibiyotiklere çoklu direnç, giderek artan bir sorundur ve genellikle değişik direnç mekanizmalarının genetik determinantlarını taşıyan plazmid ve transpozonların alınmasının bir sonucudur. Buna karşın, son yıllarda gram – negatif bakterilerde çoklu dirence yol açan kromozomal mekanizmaların önemi anlaşılmaya başlanmıştır (Gür 2003).

(18)

1.5. Hastane Enfeksiyonlarının Tanıları

Genel olarak tanımlar, bir enfeksiyonun var olup olmadığını belirlemek veya saptanan enfeksiyonu sınıflandırmak için kullanılmaktadır. Bu tanımların yapılabilmesi için gereken klinik ve diğer tanısal testler hasta dosyasından veya laboratuvardan kolaylıkla elde edilebilir.

Laboratuvar verileri, klinik örneklerin mikroskobik incelemesi, kültür sonuçları ve antijen/antikor saptanmasına yönelik testlerden oluşur. Radyografiler, lökosit sayımı gibi diğer laboratuvar ve tanısal testler destekleyici veriler sağlar. Doktorun enfeksiyon tanısı koyması, tanı için yeterli bir kriterdir.

1.6. Hastane Enfeksiyon Epidemilerinin Araştırılması

Hastane enfeksiyonları sadece kritik hastalar arasında değil, sağlıklı kişiler arasında da salgın şeklinde seyredebilir. Sıklıkla fırsatçı bir patojenin kolonize olması enfeksiyon bulgularının çıkması ve hastalığın duyarlı ve vücut direnci düşmüş olan kişilerde başlayarak yayılması söz konusudur. Sağlık örgütlerinin her salgını incelemesinin çeşitli nedenleri vardır. Bu nedenler arasında, korunma ve kontrol önlemelerinin alınması, araştırma ve eğitim için fırsat yaratılması, hizmet programlarının değerlendirilmesi, halkla ilişkiler, yasal zorunluluklar sayılabilir (Akın 1998).

Hastane salgınlarının en sık ortaya çıktığı yerler yoğun bakım üniteleri, bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların yattığı birimler, organ nakli ve hemodiyaliz üniteleridir. Hastane salgınları genellikle sık tekrarlanan bazı işlemler veya alet kullanımı ile ilgili teknik hatalar sonucunda ortaya çıkar. Bu ilişkilerin iyi bilinmesi, verimli bir salgın incelemesi yapılabilmesi için gerekli olan ön koşuldur. Salgının ortaya çıkışı sağlık personelinin enfeksiyon kontrol önlemlerine yeterince uyum göstermemesi (el yıkama, bariyer önlemlerine uyum vb) ile ilgili olabileceği gibi, konu ile ilgili yazılı standartların bulunmaması ya da yeterli olmaması veya güncellenmemesi ile de ilişkili olabilir (Ç Şardan 2003).

1.7. Hastane Enfeksiyonlarına Epidemiyolojik Bakış

(19)

Bu çalışmada 14 ülkede yer alan 47 farklı hastaneden standart bir protokol kullanılarak veri toplanmıştır. Çalışmaya katılan merkezlerin hepsinin ilgili ülkenin genelini temsil edebilecek bir örnek oluşturmaması ve toplanan verilerin doğruluğunun denetlenememesi gibi önemli bazı eksiklikleri olmakla birlikte elde edilen sonuçları nozokomiyal enfesksiyonların dünya çapındaki önemini göstermesi açısından değer taşımaktadır (Ç Şardan 2004).

Hastane enfeksiyonları bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sağlık sorunu olma özelliğini sürdürmektedir. Bu konu özellikle hastane enfeksiyonlarının kontrolünü sağlık politikaları ve sağlık ile ilgili yasalar aracılığı ile düzenlemiş olan gelişmiş ülkelerde sürekli olarak güncelliğini koruyan bir konudur (Akhan ve Hayran 1997). Amerika’da hastaneye yatırılan her 100 kişiden en az beşinde hastane enfeksiyonu geliştiği tespit edilmiş olup, yılda 88 000 ölüme yol açtığı ve yılda 4,5 milyar dolar ek maliyete neden olduğu gösterilmiştir (Ersoy ve ark 2003).

Ülkemizde hastane enfeksiyonlarının maliyetini araştıran çalışmaların sayısı kısıtlıdır. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi hastanesinde yapılan farmako-ekonomik bir çalışmada, hasta başına maliyetin 1 582 dolar arttığı ve ortalama yatış süresinin 8-20,3 gün arttığı bildirilmiştir (Akhan ve Hayran 1997, Çalangu 1997, Gülay 2007).

Hastane enfeksiyonlarının izlenmesi, enfeksiyon hastalıkları epidemiyolojisinin özel bir bölümü haline gelmiştir. Hastaneler epidemiyolojik yönden bir laboratuvar gibidir. Bu nedenle epidemiyolojinin tüm kuralları geçerlidir. Hastane enfeksiyonlarının izlemi için düzenli veri toplanmasının yanı sıra salgınların ortaya çıkarılabilmesi için bu kurallara gerek vardır.

Epidemiyoloji, sağlık ile ilgili koşulların ve olayların dağılım ve nedenlerinin incelenmesini sağlayan bir bilimdir. Uzun yıllar epidemiyoloji deyimi “salgınlar bilimi” anlamında kullanılmıştır. Bunun en önemli nedeni epidemiyolojinin bulaşıcı hastalıkların incelenmesi sırasında gerekliliği anlaşılmış bir disiplin olmasıdır. Günümüzde epidemiyoloji, sağlık ile ilgili tüm konuları kapsamakla birlikte enfeksiyon hastalıkları ile ilgili yöntemler önemli bir uygulama alanını oluşturur. Enfeksiyon hastalıkları epidemiyolojisi belirli bir toplumda ortaya çıkan enfeksiyon hastalıklarının titiz ve dikkatli bir biçimde tanımlama, sıklıklarını belirleme ve diğer

(20)

toplumlar veya aynı toplum içindeki farklı gruplarınkiler ile kıyaslamayı kapsar. Epidemiyolojik araştırma ve analiz yöntemleri iyi bir gözlem esasına dayanır (Akhan ve Hayran 1997) .

Hastane enfeksiyon riskinin azalması sürveyans çalışmaları ile sağlanmakta, enfeksiyon sürveyansının yapılabilmesi de mikrobiyoloji laboratuarlarında değerlendirilen kültür sonuçları ile gerçekleşmektedir. Bu nedenle, bir hastane enfeksiyon kontrol çalışmalarının başarıya ulaşabilmesi için mikrobiyoloji laboratuarının enfeksiyon kontrol programlarının bütün aşamalarında aktif olarak rol alması gerekmektedir (Hasçelik 1997)

1.8. Sürveyans

Hastane enfeksiyonlarının kontrolü amacıyla verilerin sistematik olarak toplanması, tabulasyonu, analizi ve yorumu “Hastane Enfeksiyonları Sürveyansı” olarak tanımlanabilir (Akhan ve Hayran 1997).

Her hastane sürveyanstan ne beklediğini programı oluşturmadan belirlemeli, sürveyans programı buna göre tasarlanmalıdır. Hastane enfeksiyonları zaman içinde sürekli değişime uğrayan dinamik bir süreçtir ve yürütülmekte olan sürveyans programları da bu kapsamda sürekli gözden geçirilmeli ve güncellenmelidir (Ç Şardan 2004).

1.9. Kontrol/Koruma

Bir salgın incelemesinin öncelikli bir sağlık sorunu olmasının nedeni, hastalığın kontrolü ve önlenmesidir. Eğer vakalar bir salgın düşündürecek şekilde artıyorsa, amaç yeni çıkacak vakaları önlemektir. Bu nedenle salgının yaygınlığı, boyutları, risk altındaki kişiler saptanmalıdır. Çünkü elde edilecek bu bilgilere göre uygun kontrol önlemleri düzenlenip uygulanacaktır.

Sonlanmış bir salgın incelemesinin amacı ise, salgına neden olan risk faktörlerini ortaya koymak ve gerekli önlemleri düzenleyip uygulayarak gelecekteki benzeri salgınların tekrarını önlemektir.

(21)

Salgın kontrol önlemleri ile ayrıntılı incelemeler arasındaki denge, salgın nedeni, kaynağı, etkenin bulaşma yolu hakkında ne kadar bilgi sahibi olunacağına bağlıdır.

Eğer elimizde kaynak ve bulaşma yolları hakkında az bir bilgi mevcutsa kontrol önlemleri alınmadan öncelikle salgın incelemesi yapılmalıdır. Eğer salgının kaynağı ve bulaşma yolu biliniyorsa, öncelikle kontrol önlemleri alınmalıdır. Ancak kaynak ve bulaşma yolu bilindiği halde etken bilinmiyorsa öncelikle etkeni bulmaya yönelik inceleme yapılmalıdır (Akın 1998).

1.10. Hastanede Enfeksiyon Kontrolü ve Önlemler

Türkiye’de enfeksiyon kontrolüne örgütlü bir biçimde 1980’li yılların ortalarına doğru başlanabilmiş, bu da bir-iki üniversite hastanesiyle sınırlı kalmıştır (Karabey 2003). Günümüzde, hastane enfeksiyonlarının önlenme ve kontrolünün temelini, temizlik, dezenfeksiyon, sterilizasyon, aseptik teknikleri içeren asepsi ve el hijyeni, sürveyans, epidemiyolojik yöntemler ve hasta izolasyonu oluşturmaktadır (Bayındır 2005).

Nozokomiyal enfeksiyonların önlenmesi amacıyla alınması gereken standart önlemlere ilaveten, etken patojenin taşınma özelliğine göre ilave önlemler vardır. Standart önlemler; etken patojenin hastadan hastaya yayılmasında en önemli faktör olan sağlık personelinin elleri ile taşınmasının uygun hijyenik koşulların sağlanması yoluyla engellenmesidir. Bu nedenle kan, vücut sekresyonları, kontamine eşya veya yüzeylerle temastan hemen sonra, eldiven giymeden önce ve sonra, hasta ile temastan önce ve aynı hastada temiz ve kontamine vücut bölgeleri arasında temas sırasında mutlaka el hijyeni uygulanmalıdır. Buna ilaveten kan, vücut sekresyonları, kontamine yüzeyler, mukoz membranlar veya yaralar ile temastan önce eldiven kullanılmalıdır. Hastanın kontamine materyalinin, sekresyonlarının sıçrama olasılığı olan durumlarda önlük, maske, koruyucu gözlük gibi bariyer önlemler alınmalıdır. Standart önlemlere ilaveten etken patojenin taşınma özelliğine bağlı olarak ilave önlemler; temas izolasyonu, damlacık önlemleri, hava yolu önlemleri gibi önlemler alınmalı ve hasta izole edilerek izlenmelidir (Çaylan 2006).

Hastane enfeksiyon kontrol programlarının oluşturulması bir çok ülkede yasal bir zorunluluk ve bu programlarda görev alacak kişilerin eğitimi için özel kurslar

(22)

düzenlenmektedir. Ancak oluşturulan kontrol programlarının denetimi genellikle yapılmamaktadır (Ç Şardan 2004). Sümer ve ark (2000)’ı çalışmalarında yalnızca denetim işine önem verilmesi ile bakteri kontaminasyonunu yarıdan fazla oranda azaltmaya yeterli oluğunu tespit etmişlerdir.

Son 25 yılda hastane enfeksiyon kontrol programları oldukça önemli bir rol üstlenmiş ve önemli bir yere gelmiştir. Hastane enfeksiyon kontrol programları başlangıçta sadece bir sürveyans sistemi olarak görülürken, daha sonraları yapılan çalışmalar ile hastaların klinik sonuçlarını direkt olarak etkileyen önemli bir kalite iyileştirme programı oldukları anlaşılmıştır (Akalın 2003).

Hem ülke hem de hastane düzeyinde yöneticileri bu programların gerekliliğine inandırmak için enfeksiyon kontrolünün gerçekte maliyeti arttırmayıp aksine azalttığının, yani “cost effective” olduğu gerçeğinin vurgulanması gerekir. Enfeksiyon kontrol programlarının etkinliği ilk olarak “ Study on the Effical of Nosocomial Infection control (SENIC)” çalışması ile kanıtlanmıştır. Daha sonra birçok çalışmada benzer sonuçlar elde edilmiştir. Enfeksiyon kontrol çalışmaları çoğunlukla içinde hastane yönetimi temsilcilerinin de bulunduğu enfeksiyon kontrol komiteleri tarafından yürütülür. Sürveyans, hastane personelinin devamlı hizmet içi eğitimi, sterilizasyon kontrolü, denetim, antibiyotik kullanımının kontrolü v.b. temel görevler bu komite tarafından belirlenecek iş bölümüne göre yürütülür. Temel görevlerin önemli bir bölümünü enfeksiyon kontrol ekibinin çekirdeğini oluşturan enfeksiyon kontrol hemşireleri ve hastane epidemiyoloğu yürütür. Hastane epidemiyoloğunun bulunmadığı hastanelerde de enfeksiyon kontrolünden sorumlu bir doktorun görevlendirilmesi gereklidir. Bu ekip enfeksiyon kontrol komitesine karşı sorumlu olarak çalışır, sürveyans verilerini inceler, sorunları saptar, temel enfeksiyon kontrol prensiplerini (sterilizasyon – dezenfeksiyon kuralları, solüsyon seçimi, izolasyonlar, hastane temizliği, personel sağlığı v.b.) belirler. Koşullara en uygun süreyans yönteminin belirlenmesi diğer aktivitelere de zaman ayrılabilmesi yönünden büyük önem taşır.

Bu yapılanmayı gerçekleştirebilen merkezlerde enfeksiyon kontrolü ile ilgili sorunların önemli bir bölümünü aşmak mümkündür. Bu sorunların bir kısmı tamamen kısıtlı kaynaklarla ilgili iken (eldiven, önlük vb. bariyerlerin yeterli miktarda bulunmaması gibi), bir kısmı da eğitim ve denetim eksikliğinden

(23)

kaynaklanmaktadır (kateterlerin belirli aralıklarla rutin olarak değiştirilmesi, dezenfektan solüsyonların hatalı kullanımı, sterilizasyon kontrolünün bulunmayışı ya da hatalı uygulanması gibi). Her programın önceliğini el yıkama ve/veya el dezenfeksiyonu oluşturmalı, yeterli olanaklar sağlanıp uyum arttırıldıktan sonra diğer sorunlar sırayla ve öncelik sırasına göre ele alınarak çözümlenmelidir. Bu noktada kısıtlı olan kaynakların doğru yönlendirilmesi çok büyük önem taşımaktadır ve her merkezin bu konuda kendi stratejisini geliştirmesi gereklidir. Enfeksiyon kontrol programları, başarılı bir program için minimum gereksinimleri tanımlayan literatür dikkate alınarak oluşturulmalı ve yürütülmelidir (Ç Şardan 2004).

Enfeksiyon Kontrol Komitelerinin Dirençli Bakterilerle Gelişen Enfeksiyonların Önlenmesi ve Kontrolünde Önemli Olan Uygulamaları

• Bariyer önlemleri • Hijyen kontrolü

• Dezenfeksiyon / sterilizasyon politikaları

• Yoğun bakım üniteleri başta olmak üzere enfeksiyon kontrolü açısından özelliği olan birimlerin yakın takibi

• Yürüttüğü sürveyans çalışmaları ile invazif gereç kullanımı - hastane enfeksiyonu ilişkisini ortaya koyarak invazif gereçlerin kullanımını en aza indirmek

• Hastane enfeksiyonu etkenlerinin antibiyotik duyarlılıklarını izlemek

• Dirençli bakterilerle (MRSA, VRE, çoğul dirençli Gram-negatif basiller) kolonize / enfekte hastaların izolasyonu

• Salgın analizi (Palabıyıkoğlu 2004).

Hastane enfeksiyonlarının önlenmesi bir ekip işidir. Hastane personelinin tek tek en büyük sorumluluğunun kendilerinde olduğu bilincini kazanmaları alınacak her türlü yasal, yönetsel önlemden daha önemlidir. Hasta bakım ekibinin tüm elemanları bu önlemlerin önemini ne denli benimserlerse, önlemlerde o denli başarılı olur. Önlemler, tüm çalışanların enfeksiyonlar konusunda tam ve doğru bilgi almaları, bu bilginin davranışlara yansıması, uygulamalardaki dikkat ve yeterlilik sonucunda amacına ulaşabilir (Ulutaşdemir ve ark 2008).

(24)

1.11. Enfeksiyon Kontrol Komitesi

Enfeksiyon kontrol komiteleri, hastanelerde nozokomiyal enfeksiyonlar ile ilgili sorunları tespit etmek, bu sorunların çözümlerine yönelik faaliyetleri düzenleyip yürütmek ya da hastane düzeyinde alınması gerekli kararları hastane idaresine iletmek amacıyla oluşturulan kurullardır (Ç Şardan ve Ünal 2004).

Hastane enfeksiyon kontrol komitesi, enfeksiyon kontrolü için dezenfeksiyon ve sterilizasyon, antibiyotik kullanımı, hasta izolasyonu, personel sağlığı, temizlik ve atıkların yok edilmesi gibi konularda ana ilkeleri saptar. Tüm bölümlerdeki enfeksiyon sorunları ile ilgilenir. Servisler, teknik hizmet bölümü, mutfak, çamaşırhane, eczane ve temizlik işleri bunlar arasında sayılabilir. Enfeksiyon kaynağı olabilecek diyaliz aygıtı, anestetik maddeler, kan gazları ölçme aygıtı gibi tüm araç gereçlerin alımı ve kullanımı ile ilgilenir. Enfeksiyon risklerine, hastane enfeksiyonu olgularına ilişkin raporları değerlendirir. Bunların sonuçlarına göre ilgili birimleri uyarır ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlar. Diğer önemli bir görevi ise eğitimdir. Her düzeyde personelin enfeksiyon kontrolü konusundaki sorumluluğunun bilincine varmasını sağlar. Bu komitede hastanenin büyüklüğüne ve referans hastanesi olup, olmadığına göre değişen sayıda üye vardır (Akhan ve Hayran 1997).

1.12. Đzolasyon Yöntemleri

Yirminci yüzyılın başında enfeksiyon kontrolünde izolasyon en önemli konulardan birisi olarak karşımıza çıkmıştır. Birçok hastanede hastalığa ya da kategoriye özgü izolasyon önlemleri kullanılmasına karşın, kullanılan önlemler hastaneler ya da kuruluşlar arasında farklılıklar göstermektedir (Usluer ve ark 2006).

Hastaların izolasyonunda amaç, enfekte veya kolonize hastalardan diğer hastalara, hastane ziyaretçilerine ve sağlık personeline mikroorganizmaların bulaşmalarını önlemektir (Töreci 2003). Hastane kaynaklı enfeksiyon riskini azaltıcı politikaların oluşturulması, enfeksiyon kontrol programının önemli bir parçasıdır. Günümüzde dirençli mikroorganizmalarla oluşan enfeksiyonların artması ve antibiyotiklere dirençli mikroorganizmalarla gelişmesi nedeniyle gerek dahiliye servislerinde, gerekse cerrahi servislerde izole edilen hasta sayısında önemli bir artış vardır. Bu nedenle, klinik hemşiresi hangi durumlarda izolasyon uygulandığını ve

(25)

hastalardan diğer hastalara, ziyaretçilere ve sağlık personeline mikroorganizmaların bulaşını önlemektir (Doğanay 2004).

Đzolasyon teknikleriyle ilgili ilk el kitabını 1970 yılında “Centers for Disease Control and Prevention (CDC)” yayınlamıştır. Bu rehber 1975, 1983 ve 1987 yılında revize edilmiş en son düzenleme 1996 yılında CDC ve “Hospital Infection Control Practices Advisory Committee (HICPAC)” tarafından birlikte yapılmıştır. Yeni rehber iki temel yaklaşımla özetlenmiştir; standart önlemler ve buluşma yoluna bağlı önlemlerdir.

Standart önlemler hastaneye başvuran tüm hastaları kapsayan önlemlerdir. Üniversal önlemler olarak adlandırılmaktadırlar. Bulaşma yoluna yönelik önlemler ise, kanıtlanmış veya şüphe edilen enfeksiyonu bulunan ya da bazı mikroorganizmalarla kolonizasyonu olan hastaları kapsamaktadır (Doğanay 2004, Töreci 2003, Çaylan 2005).

Đzolasyon önlemleri hastaya, personele, ziyaretçilere ve hastane idarecilerine bir yük getirir. Çünkü bu önlemler özel malzeme kullanımını, mekanda değişiklik ve kısıtlamaları gerektirir. Özellikle hasta ve yakınları için sosyal ve psikolojik sıkıntıya yol açar. Ancak izolasyon önlemlerinin uygulanması enfeksiyon etkenlerini ve konağa ait faktörleri kontrol etmekten daha kolay ve ucuzdur (Dokuzoğuz 2003)

1.13. Elin Bakteriyel Florası

Ellerde geçici ve kalıcı olmak üzere iki tip mikroorganizma vardır. Geçici olarak yerleşen mikroorganizmalar hastaya ait sekresyonlar ile kontamine araç ve gereçlerden sağlık personelinin eline bulaşarak derinin yüzey kısmına yerleşirler. Bunlar yağ ve kirler arasına ve daha çok da tırnaklar arasına girerek deri yüzeyine gevşekçe tutunurlar. Escherichia coli, Pseudomonas aeruginosa, gram-negatif basiller geçici mikroorganizmalardandır. Ellerin yeterli ve sık yıkanması ile kolaylıkla uzaklaştırılabilirler. Geçici olarak yerleşen mikroorganizmalar çok miktarda ise ve uzun süre eller üzerinde kalırsa, deri üzerinde yerleşerek kalıcı mikroorganizma haline gelir. Böylece eller bu mikroorganizmaların taşıyıcısı olur. Kalıcı mikroorganizmalar ise derinin üst tabakasında yerleşen daimi florasıdır. Propionibacterium ‘lar, Corynebacterium’lar, koagülaz- negatif stafilokoklar kalıcı mikroorganizmalardandır. Ellerden uzaklaştırmak için cerrahi fırçalama gerekir.

(26)

Ancak bu yolla elleri mikroorganizmalardan tamamen arındırmak mümkün değildir (Çopur 2005).

1.14. El Yıkama

Hastane çalışanlarının el hijyeni ve antisepsi, tek başına hastane enfeksiyonlarının yayılımını önlemede kontrol edilebilir en önemli faktördür (Ulutaşdemir ve ark 2008). Ayrıca enfeksiyonlardan korunmada bilinen en ucuz ve en etkili yöntem el yıkamadır (Terzi ve ark 2009). Ancak yapılan pek çok çalışmada, yüksek riskli ünitelerde bile el yıkama uyumunun % 40’ların üzerine çıkmadığı gösterilmiştir. El hijyenine uyumun arttırılması için lavaboların kolay ulaşılabilir yerlerde olması, el yıkamaya alternatif bir uygulama olan antiseptik kullanımının özendirilmesi ve konunun hep canlı, gündemde tutulması gereklidir. Eldiven kullanımının el yıkamanın yerini tutmayacağı, eldiven kullanılsa da ellerin yıkanması gerektiği vurgulanmaktadır (Çaylan 2005).

1.15. Hastane Enfeksiyon Kontrolünde Hemşirenin Rolü

Hastane enfeksiyonları tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli bir sağlık sorunudur. Hemşirelik tarihine bakıldığında Florance Nightingale 1890’lı yıllarda Đngiltere’de aynı tanı ile hastanelerde tedavi olan hastalarda ölüm oranının, hastane dışında kalabalık, kötü çevre koşulları ve yetersiz hemşirelik hizmetlerinden kaynaklanabileceğini dile getirmiştir. Bunun sonucunda hastanelere hijyen ve havalandırma kavramlarını gündeme getirmiştir. Yayınladığı istatistiklerle, olumsuz hastane koşullarında hastane enfeksiyon mortalitesinin çok yüksek olduğunu göstermiştir (Töreci 2003, Şahin ve ark 2003).

Hastane enfeksiyonlarının önlenmesi için bir sistem kurulması gereklidir. Bu sistemin kurulması için bir “Hastane Enfeksiyon Kontrol Komitesi” oluşturulması ilk adımdır. Bundan sonraki adım sürveyans sisteminin oluşturulmasıdır. Bunun için enfeksiyon kontrol hemşirelerinin görevlendirilip, eğitilmesi gereklidir. Hastane enfeksiyonları sürveyansında anahtar kişi “Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi” dir.

1950’li yılların ortalarında hastanelerde stafilokok enfeksiyonlarının ve bu bakterinin penisiline direncinin artması sağlık çalışanları için önemli bir sorun

(27)

(AHA) her hastanede “Hastane Enfeksiyon Kontrol Komiteleri” oluşturulmasının hastane enfeksiyonlarının en düşük düzeye indirilmesi için gerekli olduğunu açıklamıştır. Bunu 1962 yılında Đngiltere’ de ortaya atılan “Enfeksiyon Kontrol

Hemşiresi” (infection control sister) kavramı izlemiştir. Bugün de enfeksiyon

kontrol hemşireleri hastane enfeksiyonlarının kontrolünde en önemli rolü oynamaktadırlar.

Bundan sonra “Centers for Disease Control (CDC)” tarafından pilot çalışmalar başlatılmış ve enfeksiyon kontrol hemşireleri için bir eğitim programı geliştirilmiştir. Bunu izleyen “Comprehensive Hospital Infections Project (CHIP)” ve “National Nosocomial Infections Study (NNIS)” ile temel kavramlar belirlenmiş, hastane enfeksiyonlarının önemi ortaya çıkmıştır. “Hastane Epidemiyoloğu” ve “Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi”nin konumları açıklığa kavuşturmuş. Yine CDC tarafından gerçekleştirilen “Study on the Efficacy of Nosocomial Infection Control (SENIC)” projesi ile hastane enfeksiyon sürveyansı ile ilgili aktivitelerin hastane enfeksiyon oranını % 20 düşürdüğü ortaya çıkmıştır. Bu ve benzeri çalışmalar hastane enfeksiyonlarının kontrolü kavramının bütün dünyaya yayılmasını sağlamıştır (Akhan ve Hayran 1997).

1940’lı yıllarda antibiyotiklerin kullanıma girmesi, enfeksiyon hastalıklarının tedavisini mümkün kılmış ve hastane enfeksiyonlarıyla daha etkin bir savaş başlamıştır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nde 1950’li yılların ortalarında hastanelerde ortaya çıkan stafilokok enfeksiyonları önemli bir sorun olmuştur. Bu salgınların kontrolü için bir organizasyonun gerekliliği tartışılmaya başlanmış ve 1958 yılında “American Hospital Association (AHA)”, her hastanede “Hastane Enfeksiyon Kontrol Komitesi” kurulmasını önermiştir. Amaç nozokomiyal enfeksiyonlarının düşük düzeyde olabilmesi için, bireysel çabalar yerine sistemli enfeksiyon kontrol programları geliştirmektir.

Hastane enfeksiyonlarının önemine paralel olarak gelişen bir diğer kavram da enfeksiyon kontrol hemşireliğidir. Enfeksiyon kontrol hemşireliğinin ABD’de enfeksiyon kontrol programlarına asıl üye olarak yerleşmeleri 1962 yılında gerçekleşmiştir. 1965 yılında ABD’de enfeksiyon kontrol hemşirelerinin eğitim programlarını geliştirmek için pilot çalışmalar başlamıştır. 1975 yılına kadar ABD’deki hastanelerin yarısında hemşirenin sorumluluğunda olan sürveyans

(28)

sistemleri kurulmuş ve her 250 hasta yatağına tam zamanlı bir enfeksiyon kontrol hemşiresi görevlendirilmiştir. Ancak görev analizi yapılmayan enfeksiyon kontrol hemşiresi bu görevlerini diğer görevlerine ek olarak yürütmüştür. Günümüzde ABD’de Enfeksiyon Kontrol Hemşireleri Derneği, formal eğitim programlarını oluşturmuş ve detaylı iş tanımlamalarını yapmıştır. 1987 yılında Đngiltere’de enfeksiyon kontrol hemşirelerinin tek görevinin hastane enfeksiyonlarını önlemek olduğu benimsenmiş ve bölgesel sağlık kurumlarının tamamına bir enfeksiyon kontrol hemşiresi görevlendirilmiştir. Ülkemizde ise ilk kez 1984 yılında Hacettepe Üniversitesi erişkin Hastanesi’nde Hastane Enfeksiyonları Kontrol Komitesi (HEKK) kurulmuş ve ilk enfeksiyon kontrol hemşiresi göreve başlamıştır.

Enfeksiyon kontrol hemşiresi hastane enfeksiyonlarının kontrolü için anahtar özellik taşıyan kişidir. Mesleğin doğasından kaynaklanan bazı özellikleri (eğitim, analiz, sentez, planlama, organizasyon vb.) hemşirenin enfeksiyon kontrol çalışmalarına yatkınlığını artırmakta, bu yetenek enfeksiyon kontrol hemşiresine, enfeksiyon kontrol komitesinin vazgeçilmez bir üyesi olma özelliği kazandırmaktadır (Töreci 2003, Şahin ve ark 2003).

Araştırma, HE kontrol stratejilerinin sağlık hizmeti veren herkesi etkilemesi sebebiyle, hastane çalışanlarının hastane enfeksiyonları konusundaki bilgi ve davranışlarının değerlendirilmesi amacıyla planlanmıştır.

(29)

2. GEREÇ VE YÖNTEM 2.1. Araştırmanın Tipi

Bu çalışma, hastane çalışanlarının hastane enfeksiyonları konusundaki bilgi ve davranışlarının değerlendirilmesine yönelik betimleyici nitelikte bir araştırmadır.

2.2. Araştırmanın Yapıldığı Yer ve Zaman

Araştırma, 2008-2009 yıllarında Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi (SÜMTF) Hastanesi’nde uygulanmıştır.

2.3. Araştırma Evreni

Araştırmanın evrenini, araştırmanın yapıldığı tarihlerde SÜMTF

Hastanesi’nde hizmet veren 279 araştırma görevlisi hekim, 404 hemşire ve 308 yardımcı personel oluşturmuştur.

2.4. Örneklem Hacmi

Hastane çalışanlarının hastane enfeksiyonları konusundaki bilgi ve davranışlarının değerlendirilmesine yönelik % 50 doğru cevap elde etme oranı baz alınarak % 95 güvenle, % 10 hata payı ile 279 hekimden 72 hekim, 404 hemşireden 78 hemşire ve 308 yardımcı personelden 74 yardımcı personel alınacak şekilde örneklem büyüklüğü belirlendi (www. http://www.raosoft.com/samplesize.html).

2.5. Araştırmanın Örneklemi

Çalışma örneklemini, araştırmaya katılmayı kabul eden ve klinikte aktif olarak çalışan SÜMTF Hastanesi personelinden kliniklerdeki personel sayısına göre orantılı olarak basit rastgele yöntemle yapılmıştır (Çizelge 1).

Araştırma grubunu; ön deneme uygulanan personel de ilave edilerek, 82 hekim, 100 hemşire ve 83 yardımcı personel olmak üzere toplam 265 kişi oluşturmuştur.

(30)

Çizelge 2.1. Kliniklere göre çalışan hekim, hemşire ve yardımcı personel sayıları ile örnekleme seçilen personelin kliniklere göre dağılımı, Konya-2008.

KLĐNĐK Hek. Sayısı Örn. Sayısı KLĐNĐK Hemş. Sayısı Örn. Sayısı Pers. Sayısı Örn. Sayısı Acil 18 5 Acil 28 7 25 6 Çocuk Cer. 8 2 Çocuk Cer. 9 2 7 2

Pediatri 36 10 Çocuk Acil 7 2 5 1 Çocuk Đnt. 6 1 5 1 Çocuk Hem. 10 2 6 2 Çocuk YB 6 1 5 1 Genel Pedia. 7 2 5 1 Prematüre 13 3 6 2 Çocuk Kard. 8 2 6 2 Derma. 10 3 Derma. 6 1 3 1 FTR 13 4 FTR 11 3 14 4 Göğ. Hast. 14 4 Göğ. Hast. 21 5 16 4 Göğ. Cer. 6 2 Göğ. Cer. 14 3 8 2 Göz 11 3 Göz 3 1 8 2 Dahiliye 26 7 Dahiliye 27 7 19 5 T. Onkoloji 19 5 8 2 Gast. 10 2 8 2 Đntaniye 9 3 Đntaniye 7 2 6 2 KBB 9 3 KBB 6 1 7 2

Kadın Doğ. 13 4 Kadın Doğ. 18 4 15 4

KDC 9 3 KDC 20 5 17 4

Kardiyoloji 18 5 Kardiyoloji 32 8 15 4 Nöroloji 13 4 Nöroloji 17 4 13 4 Beyin Cer. 7 2 Beyin Cer. 13 3 10 3 Ortopedi 14 4 Ortopedi 11 3 10 3 Özel Katlar 0 0 Özel Katlar 12 3 10 3 Psikiyatri 9 3 Psikiyatri 6 1 7 2 Plastik Cer. 11 3 Plastik Cer. 8 2 8 2 Reanimasyon 3 1 Reanimasyon 15 4 9 2 Üroloji 11 3 Üroloji 12 3 9 2 Genel Cer. 11 3 Genel Cer. 22 5 18 5

(31)

2.6. Veri Toplama Araçları

Anket formunda yer alan sorular, araştırmacı tarafından çeşitli ve çok sayıda konu ile ilgili literatür taranarak hazırlanmıştır. Hekim, hemşire ve yardımcı personelden oluşan gurubun soruları, her grubun kendi mesleki alanlarına giren konulara ayrı ayrı yer verilerek oluşturulmuştur.

Anket formu, konu ile ilgili soruları içeren 2 bölümden oluşmuştur. Sorular doktor, hemşire ve yardımcı personel için ayrı ayrı düzenlenmiştir. Birinci bölüm, araştırmaya katılan kişilerin sosyo-demografik özellikleri ve çalışma durumlarını belirlemeye yönelik veri toplama formu ile ilgili sorulardan oluşmaktadır. Đkinci bölümde ise, hastane enfeksiyonları konusundaki bilgi ve davranışın saptanmasına yönelik sorular yer almaktadır.

2.7. Veri Toplama Tekniği

Veriler, araştırmacı tarafından yüz yüze görüşme yöntemiyle uygulanan anket formları yoluyla toplanmıştır.

2.8. Ön Deneme

10 asistan, 20 hemşire ve 10 yardımcı sağlık personeline ön uygulama yapılmıştır. Ön uygulama sonucunda anket sorularında gerekli düzeltmeler yapılarak son şekli verilmiştir. Ön uygulama anketleri de araştırmaya dahil edilmiştir.

2.9. Etik Durum

Araştırmanın yürütülebilmesi için etik kurula proje sunulup (Tarih: 25-04-2008, Sayı: 2008/084) onayı alınmıştır (Bkz. EK-D ). Araştırma için kurumsal olarak SÜMTF Dekanlığı’ndan (Bkz. EK-E ) ve SÜMTF Hastanesi Başhekimliği’nden (Bkz. EK-F ) resmi izinler alınmıştır. Ayrıca anket uygulanacak bireylerin sözlü onamları alınmıştır. Anket formları uygulanmadan önce hastane çalışanlarına araştırmanın amacı ve formların içeriği hakkında açıklamalarda bulunulup, katılımları için onayları alınmıştır.

(32)

2.10. Araştırmanın Sınırlılıkları

Araştırma kapsamına, veri toplama dönemi olan 2 aylık dönemde klinikte hizmet veren ve araştırmaya katılmayı kabul eden kişiler alınmıştır. Elde edilen sonuçlar sadece SÜMTF Hastanesi ilgili personeline genellenebilir.

2.11. Varsayımlar

Anketlere verilen cevapların doğru olduğu ve örneklemin evreni temsil ettiği varsayılmıştır.

2.12. Araştırmanın Bağımlı ve Bağımsız Değişkenleri

Araştırmada, hastane enfeksiyonları konusundaki bilgi düzeyi ve bu konudaki davranışlar bağımlı değişken olurken; yaş, cinsiyet, çalışma süresi, hastane enfeksiyonları ile ilgili daha önce hizmet içi eğitim alma durumu, aldığı hizmet içi eğitimin süresi, hastane enfeksiyonları ile ilgili kendi bilgi düzeylerini nasıl değerlendirdiği ve çalıştığı bölüm bağımsız değişkenler olmuştur.

2.13. Verilerin Analizi

Araştırmadan elde edilen veriler bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Verilerin istatistiksel olarak değerlendirilmesinde SPSS 15.0 istatistik paket programı kullanılmıştır. Kategorik veriler hasta sayısı (n) ve yüzde (%) olarak, sürekli veriler ise aritmetik ortalama ± standart sapma (SS) olarak sunulmuştur. Kategorik verilerin analizinde ki-kare testi kullanılmıştır. Sürekli verilerin analizinde ise, normal dağılıma uygunluk durumuna ve grup sayısına bağlı olmak üzere; tek yönlü ANOVA (ikincil test olarak Tukey HSD) ve bağımsız gruplarda Student t testi ya da Kruskal Wallis testi ve Mann-Whitney U testi uygulanmıştır. Tüm analizlerde p<0,05 istatistiki olarak önemli kabul edilmiştir.

Hekimlerin, hemşirelerin ve yardımcı personelin hastane enfeksiyonları konusuna yönelik ankette yer alan bilgi puan soruları belirlenerek, bilgi sorularına 100 puan üzerinden (her grup için ayrı ayrı) puan verilmiştir. Her grup kendi içinde tüm bilgi sorularından aldıkları puanların ortalaması hesaplanmıştır. Çalışmamızda ortalama toplam puan kullanılmıştır.

(33)

3. BULGULAR

3.1. Hekimlere Đlişkin Bulgular

Çizelge 3.1’de hekimlerin sosyo-demografik özellikleri ve çalışma yaşamına ilişkin tanıtıcı özellikleri yer almaktadır.

Çizelge 3.1. Araştırma Grubuna Katılan Hekimlerin Sosyo-Demografik Özellikleri ve Çalışma Yaşamına Đlişkin Tanıtıcı Özellikleri (n=82).

ÖZELLĐK %

Yaş 28 yaş ve altı 53,7

29 yaş ve üzeri 46,3

Cinsiyet Kadın 37,8

Erkek 62,2

Çalışma Süresi (Ay)

24 ay ve az 36,6

25-48 ay 29,3

49 ay ve fazla 34,1

Hastane Enfeksiyonları ile ilgili Hizmet içi Eğitim Programına Katılma

Evet 17,1

Hayır 82,9

Hastane Enfeksiyonları ile ilgili Hizmet içi Eğitim Süresi

2 saat ve daha az 57,1 2 saatten fazla 42,9

Hastane Enfeksiyonları ile Đlgili Bilgi Düzeyini Nasıl Değerlendirdiği

Đyi 28,0

Orta 61,0

Az 11,0

Çalıştığı Bölüm Dahili 57,3

Cerrahi 42,7

Araştırmaya katılan hekimlerin yaş ortalaması 28,4 ± 2,9’dur; bunlardan % 53,7’sinin 28 yaş ve daha az, % 46,3’ünün ise 29 yaş ve daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Hekimlerin cinsiyete göre dağılımları incelendiğinde; % 37,8’inin kadın, % 62,2’sinin erkek olduğu saptanmıştır. Meslekte çalışma süreleri incelendiğinde ortalama 45,1 ± 35,8 (min:2; max:216) ay olarak hizmet verdikleri görülmektedir. Hekimlerin; % 36,6’sının 24 ay ve daha az, % 29,3’ünün 25-48 ay, % 34,1’inin ise 49 ay ve daha fazla çalışma süresine sahip olduğu bulunmuştur.

Hekimlerin hastane enfeksiyonları ile ilgili hizmet içi eğitim programına katılma durumları incelendiğinde; % 17,1’i eğitim programına katıldığını, bunlardan da % 57,1’i 2 saat ve daha az eğitim aldığını, % 42,9’u ise 2 saatten daha fazla eğitim aldığı ifade etmiştir.

Hekimlere hastane enfeksiyonları hakkındaki bilgi düzeylerini nasıl değerlendirdikleri sorulduğunda, % 28,0’ı ‘iyi’, % 61,0’ı ‘orta’, % 11,0’ı ise ‘az’

(34)

olarak ifade etmişlerdir. Hekimlerin çalıştıkları birimlere göre dağılımları incelendiğinde, % 57,3’ünün dahili birimlerde, % 42,7’sinin cerrahi birimlerde çalıştığı görülmektedir (Çizelge 3.1).

Hekimlerin tüm bilgi sorularından aldıkları ortalama toplam puanların bağımsız değişkenler ile ilişkisi Çizelge 3.2’de görülmektedir.

Çizelge 3.2. Araştırma Grubuna Katılan Hekimlerin Tüm Bilgi Sorularından Aldıkları Ortalama Toplam Puanların Bağımsız Değişkenler Đle Đlişkisi.

ÖZELLĐK Ortalama±SS Test

değeri P değeri Yaş 28 yaş ve altı 31,93 ± 8,83 t = 0,079 0,937 29 yaş ve üzeri 32,11 ± 10,96 Cinsiyet Kadın 29,00 ± 8,82 t = 2,219 0,029 Erkek 33,84 ± 10,01

Çalışma Süresi (Ay)

24 ay ve daha az 31,47 ± 8,74 F = 0,086 0,917 25-48 ay 32,58 ± 10,69 49 ay ve daha fazla 32,11 ± 10,43 Hastane Enfeksiyonları ile ilgili Hizmet içi Eğitim Programına Katılma Evet 32,79 ± 13,82 t = 0,242 0,812 Hayır 31,85 ± 8,90 Hastane Enfeksiyonları ile ilgili Hizmet içi Eğitim Süresi 2 saat ve daha az 32,75 ± 13,59 t = 0,011 0,992 2 saatten fazla 32,83 ± 15,43 Hastane Enfeksiyonları ile Đlgili Bilgi Düzeyini Nasıl Değerlendirdiği Đyi 32,22 ± 11,13 F = 0,857 0,428 Orta 32,64 ± 9,17 Az 28,00 ± 9,90 Çalıştığı Bölüm Dahili 31,04 ± 10,19 t = 1,038 0,303 Cerrahi 33,31 ± 9,26

Bilgi Sorularından Aldığı Toplam

Puan 32,01 ± 9,81 n= 82

Hekimlerin bilgi sorularından aldıkları toplam puan ortalamasının 32,01 ± 9,81 olduğu saptanmıştır.

Şekil

Çizelge 2.1. Kliniklere göre çalışan hekim, hemşire ve yardımcı personel sayıları  ile örnekleme seçilen personelin kliniklere göre dağılımı, Konya-2008
Çizelge  3.2.  Araştırma  Grubuna  Katılan  Hekimlerin  Tüm  Bilgi  Sorularından  Aldıkları Ortalama Toplam Puanların Bağımsız Değişkenler Đle Đlişkisi
Çizelge  3.3.  Hekimlerin  Hastane  Enfeksiyonları  Konusuna  Yönelik  Bilgi  Sorularına Verdikleri Doğru Yanıtların Yüzde (%) Dağılımı (n=82)
Çizelge 3.5’de hemşirelerin sosyo-demografik özellikleri ve çalışma  yaşamına ilişkin tanıtıcı özellikleri yer almaktadır
+7

Referanslar

Benzer Belgeler

Gereç ve Yöntem: Bin sekiz yüz elli yatak kapasiteli hastanemizde (1,516’sı erişkin, 334’ü pediatrik ve toplam 328’i yoğun bakım yatağı), 23 Aralık 2013’de yatmakta

Bu çalışmada, hastane enfeksiyonlarını önlemede en etkili yöntemlerden biri olan el hijyeni uygulamalarına sağlık çalışanlarının uyumu izlenmiş, haberli

Bu çalışmada Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi (EÜTF) Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nde yatan, yenidoğan servisi dışındaki hastalarda bir yıllık

Altta yatan hastalık ve mortalite arasındaki ilişki de- ğerlendirildiğinde diabetes mellitus ve böbrek yet- mezliği olan hastalarda mortalitenin daha yüksek ol- duğu

• Hasta ile veya çevresindeki cansız yüzeylerle temas ederken steril olmayan temiz eldiven giyilmelidir. • Hasta ile veya odasındaki yüzeylerle temasın fazla

 1970’lerde finansal bilgi sistemleri temelli bir çok hastane bilgi sistemine klinik laboratuvar sistemleri gibi bölüme özgü

amacıyla hasta hakkında doğru, kalıcı ve güncel bilginin doğru kişiye, doğru yerde ve kullanılabilir formatta sağlanması.. Bu da bilginin doğru olarak toplanması,

enformasyonun; hastane enformasyon sistemi, klinik laboratuvar sistemleri, eczane bilgi sistemi, kurumsal sistemler gibi sağlık kurumları için geliştirilmiş bilgi