Topkapı Sarayı gümüş hazinesi

Download (0)

Full text

(1)

l f r r ) j \ Î P l \ ;»»>• T T T l’f'^ ''* 1" T l - I i nww ‘ i .■»'. t .V. tvVi 1 k * ^ j k J

‘•■l‘»‘UtvM

* • > J v .»• V, « » < w * * ** (i>*‘ (kViàvty] V *k * *,im

y*VtjfSl

V < k 4 k > ‘ ,V * ‘ « M ■ ’ I.» |J»A ;V;- V „V /J ^ ’ ut/ja

Î • • V

« J

(2)

On its hilltop site overlooking the Golden Horn and the district o f Galata, the Bosphorus and its Asian shore, the Marmara Sea and its islands, Topkapi Palace guards over one o f the most remarkable collec­

tions of royal treasure in the world. O f these priceless works o f art, silver is only a small part, and is outshone by the quantity o f gold, but in term s o f craftsmanship and beauty these pieces are no less deserving o f remark. Most o f the silveiware in the collection w as made by palace silver­ smiths from the 16th century onwards, and is decorated in diverse techniques, sometimes being set with diamonds and other precious stones. The many silver­ smiths, goldsmiths and jew ellers at the palace were members o f the palace guild of craftsmen, the ehl-i hiref. They worked under the auspices o f the chief treasurer, producing exquisite pieces fo r the sultan and other high- ranking members o f the royal household. The palace also assayed gold and silver ware made by the crafts­ men o f the city, and these w ere struck with the sultan's

H a liç ’e,

Galata’ya, Boğaz’a, Asya yakasına ve Marma­

ra’nın adalara doğru uzanan engin mavisine hâkim ko­

numdaki bir tepeye kurulu Topkapı Sarayı, dünyanın

en zengin hâzinelerinden birini barındırıyor: Hazi-

ne-i Hümayun, yani Saray Hâzinesi. Gümüş eser­

ler koleksiyonu ise Fatih Sultan Mehmed dö­

neminden günümüze gelen bu görkemli hâ­

zinenin ancak küçük bir bölümünü oluştu-

aıyor. Büyük çoğunluğu 16. yüzyıldan iti­

baren ‘Ehl-i hiref örgütüne bağlı sanatçı­

lar ve zanaatkârlar tarafından çeşitli

formlarda yapılan gümüş eserler, sa­

rayda ve saray dışındaki atölyelerde

üretiliyor, çeşitli teknikler kullanılarak

bir mücevher gibi süsleniyor, bazıları­

na elmas gibi değerli taşlar işleniyor- •

du. Ehl-i hiref örgütünde çok sayıda

kuyumcu çalışırdı. Pençik ve devşir­

me oğlanlar arasından seçilen bu za­

naatkârlar, sarayın enderûn teşkilatında

hazinedarbaşının emrindeydi. Zamanla

Ehl-i hiref örgütü dışında da sanatçılar

Üzeri armalı, önden kilitli, gümüş mücevher kutusu, 19. yüzyıl (üstte). Osmanlı gümüş işçiliğinin nadir örneklerinden, Sultan I. Sü­ leyman (1520-1566) tuğralı gümüş tas (sağda). / A 19th century sil­ ver jewellery box with a coat of arms on the lid (above). This silver bowl bearing the monogram of Sultan Süleyman the Magnificent (1520-1566) is a rare example of early Ottoman silverware (right).

40

(3)

monogram to indicate that the gold and silver used was o f the correct purity standard.

The earliest o f all the silver in the palace treasury are a circular tray and bowl bearing the monogram o f Sultan Suleyman the Magnificent (1520-1566). T he collection includes sets o f ewers and basins, rose w ater sprinklers, censers, writing boxes, candlesticks, candle snuffers, food trays, coffee trays, filigree coffee cup holders that belonged to Behice Sultan, the daughter o f Sultan Abdulmecid, a child's rattle and water cup, dessert sets, sherbet jugs, bowls, bra­ ziers, hand and wall mirrors, Koran cases encrusted with dia­ monds, lanterns, dishes o f many shapes and sizes, jew el boxes, and cutlery. Many o f these works o f art bear the m onogram s o f sultans such as A h m ed III, Mahmud II,

Abdulmecid and Abdulaziz.

Among the pieces in the collection which were not made by palace craftsm en are gifts prese n ted to Sultan Abdulhamid II (1876-1909) on the 25th anniversary of his accession to the throne. Some o f them are

jew-Gövdesi ajur tekniğinde hasır örgü süslemeli, 900 ayar gümüşten ya­ pılma karlık; Sultan Abdulmecid tuğralı, SAH damgalı (üstte). 1901 yılında açılan Alman Çeşmesi’nin suyunu imparator II. Wilhelm'e sun­ mak için yaptırılan gümüş testinin eşi (solda). / A 19th century sil­ ver cooling jug with openwork basket decoration bearing the mono­ gram of Sultan Abdülmecid (above). The twin of the silver water bottle presented to Emperor Wilhelm II, who built the German Fountain in Istanbul as a gift to Sultan Abdülhamid II (left).

yetiştirilmeye başlandı. Bunla­

ra özel işler veriliyordu. İs­

tanbul’da gümüş işleriyle

uğraşan kuyumcuların eser­

lerinin kalite kontrolü ise

saray tarafından yapılırdı.

Saraydaki güm üş hâzinesi

içinde en erken tarihli eserler,

Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566)

tuğralı yuvarlak tepsi ve tastır. Günümüze ge­

len gümüş eserler arasında hepsi birer sanat

eseri olan

I I I .

Ahmed,

I I .

Mahmud, Abdülme­

cid, Abdülaziz tuğralı leğen-ibrikler, gülabdan-

buhurdanlar, yazı çekmeceleri, büyük şamdan­

lar, el şamdanları, mum makası, yemek sinileri,

kahve tepsileri, Behice Sultan’a ait hasır örgü

fincan zarfları, çıngırak oyuncağı ve su bardağı,

tatlı takımları, lüle mangalları, şerbet güğümleri,

aşurelikler, el, duvar ve yastık aynaları, elmas

bezemeli Kuran kaplan, fenerler, çerezlikler, ifta­

riyelikler, mücevher kutuları, çeşitli formlarda ka­

paklı sahanlar ve çatal bıçak takımları gibi günlük

ihtiyacı karşılamaya yönelik eşyalar sayılabilir.

Kolek-42

(4)

elled and bear the Ottoman armorial device and inscriptions. Among the most interesting are silver models o f Ottoman monuments, such as the Fountain of Ahmed III and Izmir Clocktow er, and o f an Ottom an ship,

the Şükran.

The German emperor Wilhelm II, who visited Istanbul three times during the reign of Sultan Abdülhamid II, had the G e rm a n Fo un tain e re c te d in Sultanahmet Square as a memorial to his second visit in 1898. A t the inau­ guration o f this fountain in 1901, a large silver vessel in the form o f an aşure jug containing w ater from the foun­ tain was presented to the emperor. The twin o f this jug, with an inscription around the neck, is today on display at Topkapi Palace. The pieces in the silver collection extend to the reign o f

M ehm edV (1909-1918).

Palace records and inventories show that the pieces in the collec­ tion today are only a fraction of what once existed. Th e rea­ son for this depletion is that when the state was pressed for money, either in times of w ar or to meet the expens­ es o f acc e ssio n s and o th e r celeb ratio ns re s o rt w o u ld be made to melting d o w n so m e o f the silver and gold ware in the treasury for minting coins. Most of the silverware on exhibit today consists o f gifts presented to the sultans by members o f the dynasty, statesmen, officers of

siyonda ayrıca, Sultan II. Abdülhamid’in (1876-1909)

tahta çıkışının 25. cülus (tahta çıkış) yıldönümünde ge­

len gümüş hediyeler de bulunuyor. Osmanlı armalı, ki-

tabeli, bazısı kıymetli taşlarla bezeli bu eserlerin en ilgi

çekenleri arasında III. Ahmed Çeşmesi, İzmir Saat Kule­

si, Şükran Gemisi gibi gümüş maketler de var. Sultan II.

Abdülhamid döneminde İstanbul’a üç kez gelen Alman

İmparatoru II. Wilhelm, ikinci ziyaretinin (1898) anısına

Sultanahmet Meydanındaki Alman Çeşmesi’ni yaptırır.

1901 yılında açılışı yapılan çeşmenin suyu, aşurelik for­

munda yapılan gümüş bir testiye konularak imparatora

sunulur. Boyun kısmında kitabesi bulunan testinin bir

eşi de bugün Topkapı Sarayı Müzesi’nde sergileniyor.

Koleksiyonda,

V

Mehmed Reşad

(1909-1918) dönemine ka­

dar olan zaman içinde

çeşitli form ve desen­

lerde üretilen gü­

müş eser örnek­

lerini görm ek

mümkün.

Fransız gümüşünden, 1874 tarihli, ‘Pertevniyal Valide

Sultan’ damgalı sahan (en üstte). Gümüş buhurdan, 19.

yüzyıl (solda). ‘Seyyid Mehmet Ağa Vakfı'na ait...’ kitabeli gümüş buhurdan, 1812 (üstte). / A French dish dated 1874 and marked with the name of the sultan’s mother, Pertevniyal Valide Sultan (top). A 19th century silver censer (left). A sil­ ver censer dated 1812 and bearing the inscription 'The property of the Seyyid Mehmet Ağa Pious Foundation’ (above).

(5)

the court and wealthy citizens on such occasions as religious feast days or accession ceremonies, and as gifts from foreign monarchs presented by ambassadors. There are therefore numerous examples of European silver, particularly French, in the collection.

The Ottoman Turkish love o f flowers is reflected in the dec­ orative arts, and silverware was adorned with similar motifs. O n early pieces dating from the 16th century w e find scroll­ ing branches, humi leaves and chinoiserie blossoms known as hatayi typical o f the period, and on later pieces roses, carna­ tions, tulips, narcissi and other garden flowers, cypresses and pomegranates. From the 17th century onwards W estern influence gradually became apparent in Ottoman art, first in floral bouquets worked in reposéet, and towards the end of the 18th century in the large curving leaves, roses in baskets, garlands, bows and vertical fluting typical o f what is called Turkish rococo style. Characteristic o f the 19th century are small flowers on a matted ground, although the classical period carnations and pomegranates (depict­

ed cracking open) are also still found. Another fre­ q u en t m o tif is fluted lo zenges o v e r a b a s k e t w o r k ground. Repous­ sé, o p e n w o rk , engraving and

Ancak, Enderûn Hâzinesi def­

terlerine bakıldığında tüm bu

sayılanların dışında çok sayıda

gümüş eşyanın da kayıtlı olduğu

görülüyor. Sarayın gümüş koleksiyonun­

da az sayıda eser kalmasının nedeni, Osmanlı

devrinde savaşlar ve cülus bahşişleri nedeniyle

para kalmadığında, akçe basılması için zaman

zaman hâzineden hurda altın ve gümüş eşya se

çilmesiydi.

Günümüzde sergilenen gümüş eserlerin çoğunluğunu

padişahlara sunulan hediyeler meydana getiriyor. Bay­

ramlar, tahta çıkış, elçi kabulleri gibi törenlerde hane­

dan üyeleri, saray ileri gelenleri ve zengin kişilerin pa­

dişahlara gümüş hediyeler getirmesi bir gelenekti. Ko­

leksiyonda bulunan Avmpa gümüşleri ise Avrupa dev­

letlerinin elçileri tarafından sunulan hediyeler ve satın

alınan eserlerden oluşuyor. Bunların içinde Fransız gü­

müşleri çoğunlukta.

OsmanlI’nın doğaya ve çiçeklere olan sevgisini, gümüş

eserlerin üstündeki bezeme ve motiflerden de anlamak

mümkün: 16. yüzyılda erken Osmanlı sanat eserlerinde

görülen kıvrımlı dal ve Uzakdoğu kökenli hatayi çiçek­

ler, rumiler gümüş eserlere de uygulanırdı.

16

. yüzyıl­

dan sonra ise Türk süsleme sanatına gül, karanfil, lale,

sümbül, nergis gibi çiçekler konu olur. 17. yüzyıldan

iti-Sultan II. Abdiilhamid’e 25. cülus hediyesi olarak sunulan güm u; çay takımı seti. Ön yüzleri tuğralı, Rus gümü­ şünden yapılma, 1888 tarihli ve Faber- ge damgalıdır. / A Faberge silver tea set dated 1888 presented as a gift to Sultan AbdUlhamid II on the 25th anniversary of his accession to the throne.

4 6

(6)

baren de Osmanlı sanatının çeşitli dallarında Batı etkisi gö­

rülür. Serviler, narlar madalyon içinde çeşitli çiçek buketle­

ri kabartma olarak işlenir. 18. yüzyıl sonlarına doğru yapı­

lan eserlerde iri kıvrımlı yapraklar, sepetlerde güller, çi­

çekli girlandlar, fiyonklar ve dikey yivlerle Türk rokoko

usulü kendini hissettirir. 19. yüzyılda eserler küçük çiçekli

dallarla süslü, zeminler kumlamadır. Klasik karan­

fil, çatlamış nar motiflerinin devam ettiği görü--

lür. Diğer önemli bir motif, hasırörgü görünü­

mü veren süsleme üstündeki

yivli baklava şekilleridir.

Motifler kabartma, delik

işi, kazıma ve telkari tek­

nikleriyle. yapılmıştır.

Osmanlı İmparatorluğu’nda üretilen

her türlü gümüş esere padişahın

tuğrası basılıyor, 900 ayar olduğu­

nu doğrulamak için ayrıca ‘SAH’

damgası vuruluyordu. Avru­

pa’dan ithal edilen gümüş eşya­

larda ise tuğranın yanında, Av­

rupa ihraç damgası da bulunu­

yordu.

Topkapı Sarayı, 1924 yı­

lında müze olduktan

sonra da bağış ve

satın alma yoluyla

genişletilen ko­

leksiyon, Osmanlı

kültür ve sanatını

yansıtması açısından

da büyük önem taşıyor.

Gümüş lüle mangalı, 19. yüzyıl (üstte solda). Gümüş kuş kafesi, 19. yüzyıl (üstte sağda). Gümüş leğen ve ibrik; tuğralı ve SAH damgalı­ dır, 19. yüzyıl (solda). / A 19th century silver brazier (above left). A 19th century silver birdcage (above right). A 19th century silver basin and ewer bearing the imperial

monogram (left).

filigree were the most usual techniques’ o f sil­ ver ornament.

Assay marks stamped on Ottoman silver to show that the metal was 900 fine consist of both the monogram of the reigning sultan and the mark SA H . Silverw are imported from Europe was similarly checked and stamped by the assayers, so that w e find the im perial monogram n e xt to the

European import marks.

After Topkapı Palace became a museum in 1924, the collection was enlarged by donations and purchases, and today is o f great importance as representing the finest craftsm anship in silver o ve r

more than four centuries. •

* Göksen Sonat, tarihçisi.

gümüş uzmanı ve sanat

* Göksen Sonat is a silver expert and art historian.

48

S K Y L IF E A Ğ U S T O S A U G U S T 2 0 0 3

Kişisel Arşivlerde Istanbul Belleği Taha Toros Arşivi

Figure

Updating...

References

Related subjects :